Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Meme Kanseri

Kapsül Haber Ajansı - Meme Kanseri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Meme Kanseri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Onkoloji Alanındaki Güncel Gelişmeler Ele Alındı Haber

Onkoloji Alanındaki Güncel Gelişmeler Ele Alındı

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen ALIS26 – Oncoverse: Horizons in Cancer Kongresi, dünyanın önde gelen bilim insanlarını ve yüzlerce tıp öğrencisini İstanbul’da bir araya getirdi. Türkiye’nin en büyük öğrenci organizasyonlu tıp kongrelerinden biri olarak gösterilen etkinlikte, kanser araştırmalarındaki son gelişmeler, yeni nesil tedavi yöntemleri ve geleceğin onkoloji yaklaşımları ele alındı. Mayıs ayında Acıbadem Üniversitesi’nde gerçekleştirilen kongre, bu yıl “onkoloji evreni” temasıyla düzenlendi. İmmünoterapi, yapay zeka destekli tanı sistemleri, mikrobiyom araştırmaları, organoid teknolojileri, radyoterapi, CAR-T hücre tedavileri ve kişiselleştirilmiş kanser tedavileri gibi başlıkların öne çıktığı kongreye, Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden öğrenciler ve araştırmacılar da yoğun ilgi gösterdi. MIT’den Doç. Dr. Canan Dağdeviren, Fox Chase Cancer Center’dan Prof. Dr. Lorenzo Galluzzi, MD Anderson Cancer Center’dan Prof. Dr. James W. Welsh ve King’s College London’dan Prof. Dr. John Maher’in de aralarında bulunduğu çok sayıda uluslararası bilim insanı, kongrede güncel çalışmalarını ve bilimsel öngörülerini paylaştı. Bağışıklık hücrelerini “akıllı savaşçılara” dönüştüren çalışmalar Kongrenin dikkat çeken isimlerinden biri olan King’s College London öğretim üyesi Prof. Dr. John Maher, modern CAR-T hücre tedavilerinin gelişiminde öncü rol oynayan bilim insanları arasında yer alıyor. Yaklaşık 25 yıldır kanser immünoterapisi alanında çalışmalar yürüten Prof. Dr. John Maher, bağışıklık hücrelerinin genetik olarak yeniden programlanarak kanser hücrelerini hedef almasını sağlayan yenilikçi yaklaşımlarıyla tanınıyor. Özellikle CD28 temelli ikinci nesil CAR-T teknolojisinin geliştirilmesindeki çalışmalarıyla dikkat çeken Prof. Dr. John Maher’in araştırmaları, bugün lösemi ve bazı kan kanserlerinde umut verici sonuçları olan tedavilerin temelini oluşturuyor. Prof. Dr. John Maher ayrıca kurucu bilimsel direktörlüğünü yürüttüğü Leucid Bio aracılığıyla laboratuvar ortamında geliştirilen teknolojilerin gerçek hastalarda uygulanabilmesi için klinik çalışmalara da öncülük ediyor. Prof. Dr. John Maher, “Kanser tedavisinde artık yalnızca tümörü hedef alan yöntemlerden söz etmiyoruz. Hastanın kendi bağışıklık sistemini yeniden eğiterek çok daha güçlü ve hassas tedaviler geliştirebiliyoruz. Klasik kemoterapiden farklı olarak doğrudan bağışıklık sistemini kansere karşı harekete geçiriyoruz. Yeniden programlanan hücreler, kanser hücrelerini hedef alarak etkili sonuçlar sağlayabiliyor” diyor. Gelecekte akciğer, meme, beyin, pankreas, prostat kanseri gibi birçok kanserde kullanılacak Prof. Dr. John Maher, CAR-T tedavisinin özellikle bazı kan kanserlerinde son yılların en dikkat çekici başarı hikayelerinden biri olduğunu belirterek, “Geçmişte tedavi seçeneklerinin oldukça sınırlı olduğu bazı lösemi ve lenfoma hastalarında CAR-T uygulamalarıyla uzun süreli ve güçlü yanıtlar elde edilmeye başlandı” diyor. Prof. Dr. John Maher, bu yöntemin bağışıklık sistemini doğrudan tümöre yönlendirdiğini vurgulayarak, bu teknolojinin her yıl daha da geliştiğini belirtti. Prof. Dr. John Maher, “Bugün yalnızca kan kanserlerinde değil, gelecekte akciğer kanseri, meme kanseri, beyin tümörleri, pankreas kanseri, prostat kanseri, karaciğer kanseri ve kolon kanseri gibi en yaygın katı tümörlerde de etkili olabilecek yeni nesil CAR-T yaklaşımları üzerinde çalışıyoruz. Bu alan, kişiselleştirilmiş kanser tedavilerinin en umut verici başlıklarından biri haline geldi” diye konuşuyor. Radyoterapi artık yalnızca ‘ışın tedavisi’ değil Kongrede öne çıkan bir diğer isim ise MD Anderson Cancer Center’dan Prof. Dr. James Welsh oldu. Torasik onkoloji, yani akciğer kanseri, yemek borusu kanseri ve göğüs boşluğu tümörleri gibi göğüs bölgesi kanserleri alanındaki çalışmalarıyla uluslararası düzeyde tanınan Prof. Dr. James Welsh, radyoterapi ile immünoterapiyi bir araya getirerek, kanser tedavisinin etkisini artırdığı klinik yaklaşımların öncü araştırmacıları arasında gösteriliyor. Prof. Dr. James Welsh’in çalışmaları, radyoterapinin yalnızca tümörü küçültmekle kalmadığını, aynı zamanda bağışıklık sistemini aktive ederek vücudun kansere karşı daha güçlü bir yanıt oluşturmasına yardımcı olabileceğini ortaya koyuyor. Özellikle akciğer kanseri gibi tedavisi zor kanser türlerinde, radyoterapi ve immünoterapinin birlikte kullanımına yönelik yürüttüğü klinik çalışmalar bilim dünyasında geniş yankı uyandırdı. 16 binden fazla bilimsel atıfa sahip olan Prof. Dr. James Welsh, immüno-radyoterapi alanının klinik uygulamaya taşınmasında etkili isimlerden biri olarak kabul ediliyor. Araştırmaları sayesinde bugün doktorlar, her hastaya standart tedavi uygulamak yerine, tümörün yapısına ve bağışıklık sisteminin özelliklerine göre daha kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturabiliyor. Prof. Dr. James Welsh, “Radyoterapiyi artık yalnızca ışın tedavisi olarak değerlendirmiyoruz. Radyasyonun bağışıklık sistemine ‘kanser burada’ sinyali verebildiğini görüyoruz. Bu durum, immünoterapiyle birlikte kullanıldığında çok daha etkili ve uzun süreli sonuçlar sağlayabiliyor” diye konuşuyor. Gelecekte multidisipliner yaklaşımların daha da önem kazanacağını belirten Prof. Dr. James Welsh, “Kanser tedavisinin geleceği kişiselleştirilmiş tıpta yatıyor. Her hastanın tümör biyolojisi farklı ve tedavi stratejileri de buna göre şekillenmeli. Yapay zeka, immünoterapi ve radyoterapi kombinasyonları önümüzdeki dönemde onkolojinin yönünü belirleyecek” ifadelerini kullanıyor. Genç doktor adayları dünya bilim insanlarıyla buluştu Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve yakın coğrafyadaki uluslararası tıp fakültelerinden öğrencilerin katıldığı kongrede düzenlenen bilimsel oturumlar, paneller ve interaktif sunumlar yoğun ilgi gördü. Katılımcılar, alanında öncü bilim insanlarıyla birebir iletişim kurma ve kanser araştırmalarındaki güncel gelişmeleri yakından takip etme fırsatı buldu. ALIS26 Kongresi, yalnızca bilimsel içerikleriyle değil, genç doktor adaylarını dünya çapındaki araştırmacılarla buluşturan yapısıyla da dikkat çekti. Organizasyon kapsamında öğrenciler, geleceğin onkoloji tedavilerine yön veren çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi edinirken, bilimsel araştırmaların klinik uygulamalara nasıl dönüştüğünü de yakından gözlemleme imkanı elde etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor Haber

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor

Onkolojik rehabilitasyonun yararlarından söz eden Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon; meme kanseri cerrahisi sonrası her beş hastadan birinde görülen lenfödem riskinin azaltılmasında büyük fayda sağlıyor. Erken dönemde başlanan koruyucu egzersiz ve manuel terapi uygulamaları ile bu risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Onkolojik rehabilitasyon ayrıca akciğer kanseri sonrasında solunum kapasitesinin korunmasında, kolon ve rektum kanseri ameliyatlarından sonra karın kaslarının güçlendirilmesinde, prostat kanseri sonrası pelvik taban fonksiyonlarının desteklenmesinde ve beyin tümörü cerrahileri sonrasında denge ve koordinasyonun yeniden kazandırılmasında büyük önem taşıyor” diyor. Amaç Sadece Hayatta Kalmak Değil, Kaliteli Yaşamak Yapılan çalışmalar, düzenli rehabilitasyon programına katılan kanser hastalarında hastanede yatış süresinin kısaldığını, tedaviye uyumun arttığını ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca depresyon ve anksiyete oranlarında azalma, denge ve koordinasyon kaybında iyileşme ve kas gücünde artış gözlemleniyor. Örneğin Journal of Clinical Oncology’de yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analiz, kanser hastalarında uygulanan yapılandırılmış egzersiz programlarının kanser ile ilişkili yorgunluğu anlamlı düzeyde azalttığını ve fiziksel fonksiyonları belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde The Lancet Oncology’de yayımlanan bir başka çalışma, tedavi sürecinde uygulanan egzersiz ve rehabilitasyon programlarının yaşam kalitesini artırdığını ve psikolojik iyilik halini güçlendirdiğini bildiriyor. Uzmanlara göre bu veriler, onkolojik rehabilitasyonun destekleyici bir uygulama değil, kanser tedavisinin bilimsel temele dayanan tamamlayıcı bir bileşeni olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon hastanın yalnızca fiziksel değil, psikolojik dayanıklılığını da artırır. Amaç yalnızca hayatta kalmak değil, kaliteli yaşamak olmalıdır” diyerek rehabilitasyonun yaşam kalitesine olan katkısını da vurguluyor. Evde Yapılabilecek Basit Ama Etkili Egzersizler Uzman kontrolünde planlanmak kaydıyla, hastaların evde sürdürebileceği bazı temel egzersizler tedavi sürecine önemli katkı sağlıyor. Günlük 20–30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dayanıklılığı artırarak kas kaybını azaltmaya yardımcı olurken; derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise özellikle akciğer kapasitesinin korunmasında etkili oluyor. Meme kanseri cerrahisi sonrası omuz eklem hareket açıklığını korumak ve artırmak amacıyla üst ekstremiteye, şiddeti ve süresi hastalığın evresine göre değişen kuvvetlendirme ve germe hareketleri öneriliyor. Bu şekilde hem eklem hareket açıklığının sağlanmasına hem de kas kuvveti kaybının önlenmesine katkı sağlanıyor. Sandalyeden kontrollü şekilde oturup kalkma egzersizi, alt ekstremite kas gücünü destekliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Egzersiz ilaç gibidir; doğru dozda ve kişiye özel uygulanmalıdır. Her hasta için program farklı planlanmalı ve mutlaka uzman kontrolünde ilerlenmelidir” diyor. Kanser Hastalarında Egzersiz Kronik Yorgunluğu Azaltıyor Kanser hastalarının yüzde 70 ila 80’i tedavi sürecinde, özellikle dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk yaşıyor. Bu tablo, hastaların günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayabiliyor ve psikolojik olarak da yıpratıcı olabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Paradoks gibi görünse de kontrollü egzersiz yorgunluğu azaltıyor. Haftada birkaç gün yapılan hafif ve orta şiddette aerobik ve dirençli egzersizlerin, yorgunluğu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü bilimsel veriler var” diyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre özellikle düşük yoğunluklu, sürdürülebilir egzersizler bu süreçte büyük önem taşıyor. Örneğin günde 15–20 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dolaşımı artırarak enerji düzeyini yükseltebiliyor. Aynı şekilde sandalyede oturur pozisyonda yapılan kalça ve diz eklemine yönelik basit egzersizler ve kontrollü otur-kalk egzersizleri, kas gücünü desteklerken aşırı efor gerektirmiyor. Derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise hem akciğer kapasitesini korumaya yardımcı oluyor hem de gevşeme sağlayarak stres düzeyini azaltabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Burada önemli olan yoğunluk değil, egzersizlerin düzenli yapılmasıdır. Hastalar kendilerini tüketmeden, kontrollü ve planlı şekilde hareket etmeli. Egzersiz, doğru uygulandığında yorgunluğu artırmaz; tam tersine azaltır” ifadelerini kullanıyor. Onkolojik rehabilitasyon, kanser tedavisini yalnızca hastalığı kontrol altına alan bir süreç olmaktan çıkarıp, hastayı yeniden hayatın içine kazandırmayı hedefliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre doğru zamanda başlanan ve düzenli sürdürülen rehabilitasyon programları, kanserle mücadelede hem fiziksel hem de ruhsal gücü artırarak hastalara daha kaliteli bir yaşam sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IF Wedding Fashion İzmir 20 Ocak’ta Kapılarını Açıyor Haber

IF Wedding Fashion İzmir 20 Ocak’ta Kapılarını Açıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından ve Ege Giyim Sanayicileri Derneği iş birliğinde düzenlenen IF Wedding Fashion İzmir – 19. Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı; üç gün boyunca ticari görüşmelerden defilelere, tasarım yarışmasından sektörel buluşmalara uzanan yoğun bir program sunacak. Fuarın, modanın ve gelinliğin başkenti İzmir’de 20 binin üzerinde sektör profesyonelini ağırlaması bekleniyor. Bu yıl IF Wedding Fashion İzmir’de, 11 şehirden 185’i yerli, 8 ülkeden 18’i yabancı olmak üzere toplam 203 firma yer alacak. Fuar süresince gerçekleştirilecek ikili görüşmelerle katılımcı firmalar ile yerli ve yabancı profesyoneller arasında doğrudan temas kurulacak. Fuar, sektöre yeni pazarlara açılma ve uluslararası iş birliklerini geliştirme imkânı sunacak. 2027 koleksiyonları podyumda IF Wedding Fashion İzmir’in öne çıkan başlıklarından defile programları kapsamında, 2027 yılı koleksiyonları ilk kez sunulacak. Ünlü mankenler eşliğinde düzenlenen 12 defilede, sektöre yön veren markaların koleksiyonlarının yanı sıra genç tasarımcıların çalışmaları da podyuma taşınacak. Defile programlarının fuar süresince yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Moda ile farkındalık yaratacaklar Defile programlarının yanı sıra IF Wedding Fashion İzmir, bu yıl da sosyal sorumluluk odaklı özel bir tasarım sergisine ev sahipliği yapacak. Geçen yıl kadına yönelik şiddete dikkat çekmeyi hedefleyen siyah gelinlik çalışmasıyla toplumsal farkındalık yaratan İzmir Moda Tasarımcıları Derneği, bu yıl ise meme kanseri farkındalığı için yeni bir projeyi fuar kapsamına taşıyacak. Dernek Başkanı Esin Özyiğit, meme kanserine dikkat çekmek amacıyla pembe tonlarında 18 özel tasarım kıyafet hazırlandığını belirterek, bu tasarımların IF Wedding Fashion İzmir süresince sergileneceğini ifade etti. Modanın, estetik kaygının ötesinde toplumsal farkındalık yaratma gücü taşıyan bir ifade alanı olduğuna dikkat çeken Özyiğit, tasarlanan kıyafetlerin fuar sonrasında bir derneğe bağışlanarak sosyal sorumluluk projesine gelir sağlanmasının hedeflendiğini söyledi. Genç tasarımcılar final gecesine hazırlanıyor Fuar kapsamında bu yıl 16’ncısı düzenlenen Gelinlik Tasarım Yarışması, genç tasarımcıları sektöre kazandırmaya devam ediyor. Yarışmada finale kalan 15 genç tasarımcı, 19 Ocak’ta gerçekleştirilecek final defilesi için koleksiyonlarının dikim sürecini tamamlamak üzere yoğun bir hazırlık döneminden geçiyor. İzmir Moda Tasarımcıları Derneği üyesi mentörler eşliğinde yürütülen bu süreçte, finalistler, tasarımlarını üretimden sunuma kadar tüm aşamalarıyla hayata geçiriyor. Final gecesinde podyuma çıkacak tasarımlar, sektör temsilcileri ile profesyonel ziyaretçilerle buluşacak ve dereceye girecek isimler belirlenecek. Geçen yılın birincisi performans defilesiyle podyumda 2025 yılında Gelinlik Tasarım Yarışması’nı kazanan Öztürk Yıkılmaz, bu yıl IF Wedding Fashion İzmir podyumunda performans defilesi ile yer alacak. “Sessiz Asalet” temasıyla hazırlanan ve 20 parçadan oluşan koleksiyon, abiye ağırlıklı tasarımların yanı sıra gelinlikleri de içeriyor. Yarışmayı kazanmasının ardından kendi adını taşıyan bir performans defilesi hazırlamanın kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirten Yıkılmaz, “Para ödülünden ziyade benim için asıl ödül IF Wedding Fashion İzmir podyumunda yer almak. Kendi adınızla, böyle büyük bir organizasyonun sahnesinde koleksiyonunuzu sergilemek çok başka bir duygu. Bir yıl önce böyle bir defilem olacağını hayal bile edemezdim. İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZFAŞ ekibi, mentörüm, atölyedeki herkes bu süreçte hep yanımdaydı. Bu podyum, genç bir tasarımcı için gerçekten çok büyük bir fırsat” dedi. Koleksiyonunun çıkış noktasını geçmişle bugün arasında kurduğu bağ üzerinden anlatan Yıkılmaz, “Koleksiyonu oluştururken geçmişteki romantik kadını bugüne taşımak istedim. Bugün daha güçlü, daha sakin, daha asil bir duruş ortaya çıkmasını amaçladım. Göze batmak yerine daha sessiz, sade ama daha etkili bir duruşu tercih ettim. Kumaş ve renk seçimlerinde 2027 trendlerinden yola çıkarak pastel tonlar ve parlak satenler kullandım” diye konuştu. Sektörün ticari zemini güçlenecek Bu yıl üç güne yayılarak 20 Ocak Salı, 22 Ocak Perşembe günleri arasında düzenlenecek IF Wedding Fashion İzmir, kentin moda, gelinlik, damatlık ve abiye alanındaki konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Ticari boyutunun yanı sıra yarışma ve yeni koleksiyonların beğeniye sunulacağı defilelerin yer alacağı fuar, tasarımı görünür kılarken sektör için güçlü bir ticaret zemini de oluşturacak. Yerli ve yabancı profesyonel ziyaretçilerle gerçekleştirilecek görüşmelerin ise yeni pazarlar yaratması ve ihracat bağlantılarına katkı sağlaması hedefleniyor. IF Wedding Fashion İzmir; T.C. Ticaret Bakanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçı Birlikleri, İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği, Moda ve Hazır Giyim Federasyonu, Mimar Kemalettin Moda Merkezi Derneği, Moda Tekstil Konfeksiyoncuları Derneği, İzmir Terziler ve Konfeksiyoncular Odası ile İzmir Moda Tasarımcıları Derneğinin destekleriyle gerçekleştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allianz Türkiye, 19 Ödülle Felis’e Damga Vurdu Haber

Allianz Türkiye, 19 Ödülle Felis’e Damga Vurdu

Şirketin, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken tanının önemine dikkat çeken kampanyası Elle Muayene biri Jüri Büyük Ödülü ve Yılın Fark Yaratan İşi ödülleri olmak üzere farklı kategorilerde 18 ödülün sahibi oldu. Yılın Fark Yaratan İşi kategorisi Felis ödüllerinin 20 yıllık tarihinde bir ilk olma özelliği taşıyor. Ayrıca Allianz Türkiye’nin Koruncuklu kız çocuklarını yaşam boyu desteklemeyi amaçlayan Bir Kız Gelecek programı için ‘Türkiye’nin En Güçlü Kadın CEO’su + 1 Kız Gelecek’ uygulaması da Social Responsibility & Sustainability kategorisinde Felis Ödülü’ne layık görüldü. Allianz Türkiye, üç güne yayılan ödül programıyla bu yıl 20’nci kez yaratıcılığı ödüllendiren Felis Ödülleri’ne 19 ödülle damgasını vurdu. 19 ödülün, başta Jüri Büyük Ödülü ve Yılın Fark Yaratan İşi ödülü olmak üzere toplam 18’i, Allianz Türkiye’nin meme kanseri ile mücadelede erken tanının önemine dikkat çeken Elle Muayene farkındalık kampanyasına verildi. ELLE Dergisi iş birliği ile gerçekleştirilen Allianz Türkiye’nin bu yaratıcı kampanyasıyla; Craft Felis, Media Felis, Integrated Felis, Print & Publishing Felis, Entertainment Felis, Creative Commerce Felis, Social Responsibility & Sustainability Felis, Design Felis ve Healthcare & Welness Felis kategorilerinde ödülleri topladı. Allianz Türkiye, Elle Muayene kampanyasıyla global çapta etkili kampanyaların arkasındaki yaratıcı stratejileri ve stratejistleri onurlandırmayı amaçlayan Curious Felis Ödülleri’nde de iki Altın Ödül’ün sahibi oldu. Allianz Türkiye’nin 2023 yılında Koruncuklu kız çocuklarının yaşam boyu destekçisi olma hedefiyle Koruncuk Vakfı iş birliğiyle hayata geçirdiği kurumsal sosyal sorumluluk programı Bir Kız Gelecek de Social Responsibility & Sustainability kategorisinde Felis Ödülü’ne layık oldu. Bir Kız Gelecek programı Ekonomist dergisi ile birlikte her yıl düzenlenen “50 En Güçlü Kadın CEO” zirvesine bu yıl ismini vererek zirveyi “50+1”e dönüştürmüştü. “Önceliğimiz toplumsal farkındalığı artırmak” Felis’ten aldıkları ödülleri değerlendiren Allianz Türkiye Pazarlama ve Dijital Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Onur Kırcı, “Allianz olarak müşterilerimizin ve toplumun ihtiyaç duyduğu her yerde, yaşam boyu yol arkadaşı olma vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu vizyonu temel alarak hayata geçirdiğimiz tüm iletişim ve pazarlama kampanyalarında da toplumsal farkındalığı artırmaya öncelik veriyoruz. Elle Muayene ve Bir Kız Gelecek programını da bu doğrultuda yaratıcı ve etkili kampanyalara dönüştürerek daha geniş kitlelere ulaşmalarını hedefledik. Bu amaçla hayata geçirdiğimiz projelerimiz ve kampanyalarımızla aldığımız bu değerli ödüller bizi gururlandırıyor. Kampanyalarımıza emeğini, yenilikçi fikirlerini ve yaratıcılığını katan tüm ekimize ve iş ortaklarımıza da gönülden teşekkür ederiz” dedi.

Mamografi, MR’dan Bir Adım Önde Haber

Mamografi, MR’dan Bir Adım Önde

Özellikle meme kanserinde erken tanı ile başarı oranının neredeyse yüzde yüze ulaştığını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Sarıca, “Tümör küçükken yakalanan bir meme kanserinde 100 hastadan 95’i 20 yıldan uzun süre yaşayabiliyor. Bu hastalarda çoğu zaman meme korunuyor, kemoterapiye gerek kalmayabiliyor. Tam da bu nedenle düzenli taramaları aksatmamak çok kıymetli. Özellikle mamografi, MR’ın gösteremediği mikrokalsifikasyonları saptayabildiği için erken tanıda vazgeçilmez” dedi. Mamografi, tümör oluşmadan önce süt kanallarında biriken ve MR’ın göremediği çok küçük kireçlenmeleri ortaya çıkarır. Bu sayede kanser henüz başlamadan tespit edilebilir. Bu nedenle MR’ın, mamografinin yerini alamayacağını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Sarıca, “Meme kanseri taramasında kullanılan ultrason, mamografi ve MR yöntemleri farklı avantajlar sunar. Bu üç yöntem farklı bulguları ortaya koyduğu için birlikte kullanıldığında kanseri tespit etme olasılığı belirgin şekilde artar. Örneğin ultrason tek başına kullanıldığında dört-beş kanserden biri gözden kaçabilir. Ultrason ve mamografi birlikte uygulandığında ise saptama oranı yüzde 80–85’e ulaşır. Aynı yıl içinde bu taramalara MR da eklenirse aynı oran 95’e kadar çıkar. Bu üç yöntemin bir arada kullanılması, en güvenilir sonucu elde etmemizi sağlar” şeklinde konuştu. Yoğun meme dokusu varsa mamografi yeterli değil Taramada hangi yöntemin, hangi sıklıkta uygulanacağının; yaşa, meme yapısına ve kişisel risk faktörlerine göre değiştiğini vurgulayan Sarıca, “Örneğin genel olarak 40 yaşından itibaren her kadının yılda bir kez mamografi yaptırması önerilir. Yüksek risk grubundaki kadınlarda buna ek olarak MR tercih edilirken, yoğun meme dokusu olanlarda kontrastlı mamografi veya tomosentez kullanılabilir. Tomosentez, klasik mamografiden farklı olarak memeyi farklı açılardan çok sayıda ince kesit halinde görüntüler; bu kesitler daha sonra bilgisayar tarafından üç boyutlu bir görüntüye dönüştürülür. Bu sayede, yoğun meme dokusunun oluşturduğu üst üste binen görüntüler ayrıştırılır ve dokuların arasında ‘saklanan’ küçük lezyonlar veya kitleler tek tek seçilebilir hale gelir” dedi. Mamografiyle ilgili yaygın korkular gerçeği yansıtmıyor Mamografi konusunda toplumda hâlâ yanlış bilinen bazı noktalar olduğunu belirten Sarıca, “Meme implantı olan kadınlar da güvenle mamografi yaptırabilir; implantın patlama riski yoktur, olası hasar genellikle zamanla silikon sızıntısı şeklinde gelişir. Radyasyonla ilgili endişeler ise artık geçerliliğini yitirmiştir. Modern dijital mamografilerdeki radyasyon miktarı oldukça düşüktür” dedi. Dijital mamografi daha az radyasyon demek Klasik mamografinin geliştirilmiş ve bilgisayar destekli bir versiyonu olan dijital mamografide, görüntülerin film yerine dijital ortamda elde edilmesinin hem tanı doğruluğunu hem de hasta konforunu artırdığına değinen Sarıca, “Dijital mamografi daha az radyasyon içeriyor, görüntü kalitesi daha yüksek ve çekim süresi çok daha kısa. En önemli farklardan biri ise dijital arşivleme imkânı. Mamografide, önceki yılın görüntüsüyle yenisini yan yana karşılaştırmak büyük önem taşıyor çünkü en küçük değişiklik bile erken evre bir kanserin habercisi olabilir. Dijital sistemler de bu karşılaştırmayı çok daha kolay ve güvenilir hale getiriyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Horoz Lojistik’ten “Pembe Ekip” ile Erken Teşhise Vurgu Haber

Horoz Lojistik’ten “Pembe Ekip” ile Erken Teşhise Vurgu

Horoz Lojistik, Ekim ayı boyunca tüm dünyada “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında farkındalık yaratmaya yönelik anlamlı bir etkinliğe imza attı. “Pembe Ekip” temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte, Medipol Bahçelievler Hastanesi’nden Doç. Dr. Sina Ferahman’ın katılımıyla “Meme Kanseri Farkındalığı ve Erken Tanının Önemi” konulu bir seminer düzenlendi. Seminerde, erken teşhisin hayat kurtarıcı önemi ve meme kanserine karşı düzenli kontrollerin gerekliliği üzerinde duruldu. Katılımcılara, hastalıkla ilgili risk faktörleri, belirtiler ve tarama yöntemleri hakkında güncel bilgiler aktarıldı. Horoz Lojistik çalışanları, bu özel gün kapsamında kadın-erkek fark etmeksizin pembe kıyafetler giyerek farkındalığa ortak oldu. “Pembe Ekip” temasıyla bir araya gelen çalışanlar, çektikleri fotoğraflarla da sosyal farkındalık mesajını güçlendirdi. Horoz Lojistik Kurumsal İletişim ve Pazarlama Direktörü Hece Özyaman, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Horoz Lojistik olarak toplumsal farkındalığı artıran her adımı çok önemsiyoruz. Meme kanserinde erken teşhisin hayat kurtardığı gerçeğini bir kez daha hatırlatmak ve çalışanlarımızla bu bilinci paylaşmak bizim için çok değerliydi. Pembe Ekim kapsamında düzenlediğimiz bu etkinlik hem çalışanlarımız arasında birlik duygusunu güçlendirdi hem de sağlıklı yaşam bilincine katkı sundu.” Toplumsal konularda farkındalık yaratmayı kurumsal kültürünün bir parçası haline getiren Horoz Lojistik, bu etkinlikle hem çalışanları arasında bilinç oluşturmayı hem de toplumda erken teşhisin önemine dikkat çekmeyi hedefledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uludağ Elektrik’ten Meme Kanserine Karşı “Pembe Farkındalık” Haber

Uludağ Elektrik’ten Meme Kanserine Karşı “Pembe Farkındalık”

Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova’da 5 milyondan fazla nüfusa hizmet veren Uludağ Elektrik, kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olan meme kanserine yönelik farkındalık çalışmalarını bu yıl da sürdürüyor. Pembe faturalarla, “40-69 yaş aralığındaki kadınların, meme kanseri taraması için aile hekimine, KETEM’e (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) veya SHM’ye (Sosyal Hizmet Merkezleri) başvurabilecekleri” mesajını veren şirket, erken teşhisin hayat kurtardığını vurguluyor. Meme Kanserine Dikkat Her 8 kadından birinde görülen meme kanseri riski, dünya genelinde giderek artıyor. Özellikle ileri yaşlarda görülme olasılığı daha yüksek olan bu hastalıkta, 20’li yaşlardan itibaren düzenli kontrollerle erken teşhis büyük önem arz ediyor. Uludağ Elektrik farkındalık yaratmak amacıyla işlem merkezlerinde pembe kurdelelerle müşterilerini karşılayarak her Ekim ayında logosunu ve faturalarını pembe renge dönüştürüyor. Fatura altı mesajlarıyla farkındalık bilincini her haneye ulaştıran Uludağ Elektrik, sosyal medya ve dijital platformlarda yürüttüğü iletişim çalışmalarıyla kampanyayı daha geniş kitlelere taşıyor. Pembe Fatura Kutuları ile Farkındalık Büyüyor Faturalarınız iyiliğiniz için vurgusuyla hayata geçirilen pembe fatura kutuları aracılığıyla kamu kurumları ve kuruluşlarıyla iş birliği gerçekleştiriliyor. Hazırlanan bu kutuların, vali, kaymakam ve muhtarlar gibi kadın yöneticilere ulaştırılmasıyla farkındalık zincirinin daha da genişletilmesi hedefleniyor. Kutuların üzerinde, kadınların kendi sağlıklarını koruyabilmeleri için düzenli muayene ve erken tanının önemi anlatılıyor. Kutuların içinde pembe kurdele, farkındalık kartları ve sembolik objeler bulunuyor. Arslan: “Toplumun Sağlığına ve Geleceğine Katkı Sağlamak Bizim İçin Öncelikli Bir Sorumluluk” Şirketin toplumsal sorumluluk bilinciyle yürüttüğü projelere dikkat çeken Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, “Enerji sektöründe hizmet vermek kadar, toplumun sağlığına ve geleceğine katkı sağlamak da bizim için öncelikli bir sorumluluk. Uludağ Elektrik olarak, kadın çalışan oranı yüksek enerji şirketlerinden biri olmanın verdiği hassasiyetle, Ekim ayı boyunca hem kadın çalışanlarımızı bilinçlendirmeyi hem de müşterilerimizde farkındalık oluşturmayı görev edindik. Bugün yüzde 54 kadın çalışan oranımızla sektörde örnek bir konumdayız; kadın istihdamına verdiğimiz önem, toplumsal sorumluluk anlayışımızın da en güçlü yansımalarından biri. Meme kanseri farkındalığını artırmaya yönelik ‘Pembe Fatura’ projemiz bu anlayışın bir yansıması. Ekim ayı boyunca logolarımızı ve faturalarımızı pembeye dönüştürerek, işlem merkezlerimizde pembe kurdelelerle müşterilerimizi karşılıyor ve kurumlarla yaptığımız iş birlikleriyle farkındalık zincirini büyütüyoruz. Fatura altı mesajlarımız ve dijital iletişim çalışmalarımız sayesinde bu bilinci milyonlarca insana ulaştırıyoruz. Gelecek yıllarda da bu farkındalık hareketini daha geniş kitlelere taşımaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu. Yerel Yönetimlerden Destek Bu yıl proje kapsamında, kadın sağlığına yönelik farkındalık çalışmalarında öncülük eden yerel yöneticiler ve kanaat önderleri ziyaret edilerek toplumsal bilincin yaygınlaştırılması amaçlandı. Bu doğrultuda Yalova Valisi Sayın Dr. Hülya Kaya ve Yalova Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Duygu Bayar Öksüz gibi önemli isimlerle bir araya gelinerek “Pembe Fatura Projesi”nin amacı ve önemi paylaşıldı. Gerçekleştirilen bu ziyaretlerle, yerel yönetimlerin desteğiyle farkındalık zincirinin güçlendirilmesi ve projenin daha geniş kitlelere ulaşması hedeflendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.