Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Menzil

Kapsül Haber Ajansı - Menzil haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Menzil haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nissan Qashqai e-POWER’den Guinness Dünya Rekoru: Tek Depoyla 1980 km Haber

Nissan Qashqai e-POWER’den Guinness Dünya Rekoru: Tek Depoyla 1980 km

Nissan, kendine özgü hibrit teknolojisi e-POWER için yeni bir dönüm noktasına imza attı. Türkiye pazarındaki güçlü konumuyla dikkat çeken ve ülkemizde yaklaşık 250 bin, Avrupa genelinde ise dört milyon satış başarısına ulaşan Nissan Qashqai, Temmuz ayı rakamlarıyla Türkiye'nin en çok satan ilk 5 SUV aracından biri olma başarısını sürdürürken, şimdi de küresel alanda adını rekora yazdırdı. Yeni nesil e-POWER ile donatılan Nissan Qashqai, harici şarj veya yakıt ikmali yapılmadan, şarj kablosuz menzil artırıcılı elektrikli bir SUV'un kat ettiği en uzun yolculuk için Guinness Dünya Rekorları unvanını kazandı. Tek depoyla 1.980 kilometre kat edilen rekor sürüş, Nissan'ın e-POWER teknolojisinin verimliliğini, menzil güvenini ve gerçek dünya performansını gözler önüne serdi. Rekor yolculuk nerede gerçekleşti? Yolculuk, 14-17 Temmuz 2026 tarihleri arasında Kolombiya'da, Bogotá'dan Karayip kıyılarına uzanan ve çok çeşitli yol, trafik ve sürüş koşullarını kapsayan bir güzergâhta gerçekleştirildi. Denemenin her aşaması Guinness Dünya Rekorları hakemleri tarafından bağımsız olarak izlendi ve detaylı bir inceleme sürecinin ardından onaylandı. Bu başarı Nissan'ın küresel e-POWER hikâyesi için neden önemli? Bu rekor sürüş, Nissan'ın küresel e-POWER yolculuğundaki en son kanıt niteliğinde. Birleşik Krallık ve Tazmanya'daki başarılı uzun mesafe denemelerinin ardından gelen bu Guinness Dünya Rekorları başarısı, e-POWER'ın farklı arazi, iklim ve gerçek dünya sürüş koşullarında tutarlı biçimde verimlilik, uzun menzil kapasitesi ve elektrikli araç benzeri bir sürüş deneyimi sunduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Elektrik motoru odaklı performansı geleneksel yakıt ikmalinin kolaylığıyla birleştiren Nissan'ın e-POWER teknolojisi, sürücülere şarj ihtiyacı olmadan elektrikli sürüşün avantajlarını sunarak elektrifikasyonu günlük kullanım için daha erişilebilir hale getirmeye yardımcı oluyor. Nissan Kurumsal Yöneticisi (Aile, Ürün ve Bileşen Stratejisi) Richard Candler, bu başarının en yeni nesil e-POWER teknolojisinin kapasitesini bir kez daha ortaya koyduğunu ve Qashqai e-POWER'ın gerçek müşteri ihtiyaçları etrafında şekillenen verimlilik, rafine sürüş hissi ve EV benzeri performans sunduğunu belirtti. Candler, bu başarının sürücülerin tam elektrikli bir geleceğe geçişte elektrikli sürüşün faydalarını deneyimlemesine yardımcı olarak Nissan'ın elektrifikasyon yolculuğunda önemli bir rol oynadığını da sözlerine ekledi. e-POWER, şarj olmadan nasıl EV benzeri bir sürüş sunuyor? Geleneksel hibrit sistemlerin aksine, bir e-POWER aracında tekerlekler yalnızca elektrik motoru tarafından tahrik edilir; bu da elektrikli araçlara özgü anlık tepki, rafine sürüş hissi ve pürüzsüz hızlanma sağlar. Yüksek verimli bir benzinli motor ise ihtiyaç duyulduğunda elektrik üreterek, geleneksel bir aracın sunduğu kolaylık ve esnekliği korurken harici şarj ihtiyacını ortadan kaldırır. En yeni nesil e-POWER, Nissan'ın gelişmiş 5'i 1 arada modüler güç aktarma sistemini kullanıyor; bu sistem elektrik motorunu, jeneratörü, invertörü, redüktörü ve artırıcıyı kompakt ve yüksek verimli tek bir pakette birleştiriyor. Rejeneratif fren teknolojisiyle birlikte çalışan sistem, sürüş keyfinden ödün vermeden enerji kullanımını sürekli olarak optimize ediyor. Bugün e-POWER teknolojisi dünya genelinde birçok pazarda sunuluyor ve müşterilerin EV benzeri performansı günlük pratiklikle birleştiren bir çözümle elektrikli sürüşe geçiş yapmasına yardımcı oluyor. Bu son başarı, Nissan'ın elektrifikasyonu daha erişilebilir kılan ve daha sürdürülebilir bir geleceğe geçişi hızlandıran yenilikçi teknolojiler sunma taahhüdünü bir kez daha güçlendiriyor. Not: Guinness Dünya Rekoru’na konu olan sürüş, günlük kullanım koşullarını veya standart test yöntemlerini yansıtmayan özel bir deneme sürüşüdür. Bu nedenle elde edilen sonuçlar, aracın resmi yakıt tüketimi ve menzil değerleri olarak değerlendirilmemelidir. Nissan Qashqai e-POWER’ın resmi WLTP birleşik yakıt tüketimi 4,4 l/100 km, WLTP menzili ise 1.250 km’dir. Gerçek kullanımda yakıt tüketimi ve menzil; sürüş tarzına, yol ve trafik koşullarına, hava durumuna ve araçtaki yüke bağlı olarak değişebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni IONIQ 6 Türkiye’de Haber

Yeni IONIQ 6 Türkiye’de

Hyundai Motor Türkiye, elektrikli mobilite alanındaki yatırımlarını ve ürün gamını büyütmeye devam ediyor. Markanın dünyanın birçok ülkesinde büyük beğeni toplayan tamamen elektrikli modeli IONIQ 6, kapsamlı tasarım ve teknoloji güncellemeleriyle yenilenerek Türkiye’deki kullanıcılarla buluşuyor. Sahip olduğu şık ve sportif aerodinamik tasarımı, düşük enerji tüketimi, yüksek menzili ve gelişmiş elektrikli sürüş teknolojileriyle dikkat çeken IONIQ 6, makyajlanan versiyonunda da hem görsel hem de teknik anlamda önemli geliştirmeler sunuyor. Hyundai’nin “Pure Flow, Refined” tasarım yaklaşımı doğrultusunda geliştirilen model, daha sade, daha modern ve daha premium bir karakter kazanırken, aerodinamik verimliliğini de daha ileri seviyeye taşıyor. Yeni IONIQ 6’nın geliştirme sürecinde yalnızca tasarım değil; sürüş konforu, dijital kullanıcı deneyimi, bağlantı özellikleri ve güvenlik sistemleri de kapsamlı şekilde yeniden ele alındı. Böylece yeni model, elektrikli otomobil kullanıcılarının günlük beklentilerine daha iyi cevap verecek şekilde güncellendi. Daha rafine ve daha aerodinamik tasarım Yeni IONIQ 6, ilk neslin karakteristik akıcı siluetini korurken çok daha modern detaylarla yeniden yorumlandı. Ön bölümde kullanılan ince LED gündüz farları ve tampon içine entegre edilen gizli ana farlar otomobile daha geniş ve daha dinamik bir görünüm kazandırıyor. Yeniden şekillendirilen ön tampon hava akışını iyileştirirken aynı zamanda aerodinamik sürtünmeyi azaltıyor. İlk neslinde aerodinamizmiyle adından oldukça söz ettiren IONIQ 6 yenilenen versiyonunda da 0,21 Cd’lik sürtünme katsayısıyla oldukça iddialı. Yan profilde dikkat çeken uzun dingil mesafesi, coupe benzeri tavan çizgisi ve akıcı omuz hattı korunurken, gövde yüzeylerinde yapılan ince dokunuşlar sayesinde otomobil çok daha sade ve premium bir görünüm sunuyor. Arka bölümde ise: Yeni tasarımlı arka tamponDaha sade arka spoiler yapısıParametrik Pixel LED aydınlatmalarYeniden şekillendirilen difüzörİyileştirilen hava akışı sayesinde hem estetik hem de aerodinamik verimlilik artırılıyor. Hyundai mühendisleri gövde üzerindeki hava akışını yeniden optimize ederek yüksek hızlarda daha stabil sürüş karakteri ve daha düşük enerji tüketimi elde edilmesini sağladı. Kullanıcı odaklı tamamen yenilenen iç mekân Yeni IONIQ 6’nın iç mekânında kullanıcı geri bildirimleri doğrultusunda önemli geliştirmeler yapıldı. Sürücü odaklı kokpit anlayışı korunurken; Yeni tasarımlı direksiyon simidiGeliştirilen kapı içi malzemelerYeniden düzenlenen orta konsolDaha ergonomik kullanım alanları günlük kullanım konforunu önemli ölçüde artırıyor. Yüksek çözünürlüklü iki adet 12,3 inçlik dijital gösterge ve bilgi-eğlence ekranı, sürücüye hem net bir görüntü deneyimi hem de araç fonksiyonlarını pratik ve kolay bir şekilde yönetme imkânı sunuyor. Kablosuz Apple CarPlay ve Android Auto desteği sayesinde akıllı telefon entegrasyonu çok daha pratik hale geliyor. Orta konsolda bulunan USB-C bağlantıları daha yüksek şarj hızı sunarken farklı cihazların aynı anda kullanılmasına da imkan tanıyor. Elektrikli platformun sunduğu düz zemin yapısı sayesinde özellikle ön ve arka yolcular için oldukça ferah bir yaşam alanı oluşturuluyor. Elektrikli sürüşte yüksek verimlilik Yeni IONIQ 6’nın Advance ve Progressive donanım paketleri, sırasıyla 125 kW ve 160 kW maksimum güç ve 350 Nm maksimum tork üreterek hem şehir içi hem de uzun yol sürüşlerinde güçlü ve dengeli bir performans sunuyor. 185 km/s maksimum hıza ulaşabilen IONIQ 6, Advance paketiyle 0’dan 100 km/s hıza 8,3 sn’de, Progressive paketiyle ise 7,4 saniyede çıkarak segmentindeki verimliliğini daha da belirginleştiriyor. Advance donanım seviyesinde 63 kWh, Progressive’de ise 84 kWh’lık bir bataryaya yer veriliyor. Her iki bataryada da NMC pil teknolojisi tercih ediliyor. Böylece hızlı şarj imkanı elde edilirken aynı zamanda yüksek performans ve verimlilik de ön planda tutuluyor. Hyundai’nin E-GMP mimarisi üzerine geliştirilen Yeni IONIQ 6, yüksek verimlilik sağlayan elektrik motorları ve gelişmiş batarya teknolojileriyle dikkat çekiyor. 800 Volt mimarisi sayesinde araç ultra hızlı DC şarj istasyonlarında yaklaşık 18 dakika içerisinde bataryasını yüzde 10’dan yüzde 80 seviyesine kadar şarj edebiliyor. Batarya ön koşullandırma sistemi sayesinde özellikle düşük hava sıcaklıklarında şarj performansı optimize ediliyor.Yeni enerji yönetim sistemi ise farklı sürüş koşullarına göre batarya kullanımını sürekli analiz ederek maksimum verimlilik sağlıyor. Rejeneratif frenleme sistemi sürüş sırasında oluşan kinetik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürerek menzilin artırılmasına katkıda bulunuyor. Direksiyon arkasındaki kulakçıklar sayesinde sürücüler rejeneratif frenleme seviyesini manuel olarak ayarlayabiliyor. Akıllı i-Pedal sistemi ise tek pedalla sürüş deneyimini destekleyerek özellikle şehir içi kullanımda sürüş konforunu artırıyor. Gelişmiş bağlantı teknolojileri Yeni IONIQ 6 yalnızca elektrikli bir otomobil değil, Bluelink hizmetiyle aynı zamanda sürekli güncellenebilen akıllı bir mobilite platformu olarak geliştirildi. Modelde sunulan bağlantı teknolojileri arasında; Kablosuz Yazılım Güncellemesi (OTA)Hyundai Dijital Anahtar 2Akıllı telefon üzerinden araç erişimiDijital anahtar paylaşımıUzaktan araç kontrolüBulut tabanlı navigasyonGerçek zamanlı rota optimizasyonuŞarj istasyonu planlaması yer alıyor. Araç, rota planlaması sırasında batarya seviyesini analiz ederek uygun şarj noktalarını otomatik olarak öneriyor. Araçtan cihaza enerji aktarımı Yeni IONIQ 6, Hyundai’nin Vehicle-to-Load (V2L) teknolojisini de sunmaya devam ediyor. Bu sistem sayesinde araç içerisindeki yüksek kapasiteli batarya; Elektrikli bisikletDizüstü bilgisayarKamp ekipmanlarıKahve makinesiKüçük ev aletleri gibi birçok elektronik cihaz için taşınabilir enerji kaynağı olarak kullanılabiliyor. Hyundai SmartSense güvenlik teknolojileri Yeni IONIQ 6, Hyundai’nin en güncel aktif güvenlik sistemlerini bünyesinde barındırıyor. Sürüş Destek Sistemleri Akıllı Hız Limiti AsistanıAdaptif Hız SabitleyiciŞerit Takip AsistanıŞerit Hizalama Asistanı Çarpışma Önleme Sistemleri Ön Çarpışma Önleme AsistanıKör Nokta Çarpışma Önleme AsistanıArka Çapraz Trafik Çarpışma Önleme AsistanıGüvenli Çıkış Asistanı Park Destek Sistemleri Çevre Görüş MonitörüKör Nokta Görüntü MonitörüAkıllı Park Yardım AsistanıÖn, arka ve yan park çarpışma önleme asistanı Bu sistemler sürüş güvenliğini artırırken şehir içi ve uzun yol kullanımında sürücünün yükünü önemli ölçüde azaltıyor. Yeni IONIQ 6 öne çıkan teknik özellikleri Hyundai E-GMP platformu800 Volt elektrik mimarisiUltra hızlı DC şarj (yaklaşık %10-80 / 18 dakika)Uzun menzil sağlayan yüksek verimli bataryaOptimize edilmiş aerodinamik gövdeParametric Pixel LED aydınlatmaÇift 12,3 inç dijital ekranKablosuz Apple CarPlay ve Android AutoOTA yazılım güncellemeleriHyundai Dijital Anahtar 2V2L (Vehicle-to-Load)i-Pedal tek pedalla sürüş sistemiAkıllı rejeneratif frenlemeGelişmiş Hyundai SmartSense güvenlik paketi Yeni Hyundai IONIQ 6, aerodinamik tasarımı, yüksek enerji verimliliği, gelişmiş dijital teknolojileri ve kapsamlı güvenlik donanımlarıyla elektrikli mobilitede yeni bir standart belirlemeyi sürdürüyor. Günlük kullanımda sunduğu konfor, uzun yolculuklarda sağladığı verimlilik ve geleceğin mobilite anlayışını bugünden sunan teknolojileriyle Yeni IONIQ 6, Hyundai’nin elektrifikasyon vizyonunu en güçlü şekilde temsil eden modellerden biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Araç Alırken Nelere Dikkat Edilmeli? Doğru Seçim İçin Bilmeniz Gerekenler Haber

Elektrikli Araç Alırken Nelere Dikkat Edilmeli? Doğru Seçim İçin Bilmeniz Gerekenler

Elektrikli araç alırken dikkat edilmesi gereken en önemli kriterlerin başında batarya kapasitesi ve aracın tek şarjla sunabildiği menzil geliyor. Üreticilerin açıkladığı WLTP menzil değerleri önemli bir referans olsa da gerçek kullanım koşullarında hava sıcaklığı, yol yapısı, sürüş tarzı, klima kullanımı ve taşıma yükü gibi etkenler menzili değiştirebiliyor. Bu nedenle günlük kullanım alışkanlıklarının iyi analiz edilmesi gerekiyor. Şehir içinde kısa mesafelerde kullanılan bir araç ile sık sık uzun yol yapan kullanıcıların ihtiyaç duyduğu menzil birbirinden farklı olabiliyor. Şarj teknolojisi de elektrikli araç seçiminde belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Günümüzde birçok model hem AC hem de DC hızlı şarj desteği sunarken, araçların desteklediği maksimum şarj gücü modeller arasında farklılık gösterebiliyor. Özellikle uzun yolculuk yapan kullanıcılar için hızlı şarj özelliği büyük avantaj sağlıyor. Araç satın almadan önce bataryanın yüzde 20'den yüzde 80'e ne kadar sürede dolduğu ve aracın hangi şarj altyapılarını desteklediği mutlaka incelenmeli. Elektrikli araç kullanımında şarj altyapısının yaygınlığı da önemli bir kriter olarak öne çıkıyor. Son yıllarda Türkiye genelinde şarj istasyonu sayısı hızla artsa da kullanıcıların yaşadıkları bölgede ve sık kullandıkları güzergâhlarda yeterli sayıda şarj noktası bulunup bulunmadığını araştırmaları gerekiyor. Ayrıca mobil uygulama desteği sunan şarj ağı işletmecileri, kullanıcıların en yakın istasyonları kolayca bulmalarına ve şarj işlemlerini daha pratik şekilde gerçekleştirmelerine yardımcı oluyor. Elektrikli otomobillerde en yüksek maliyetli bileşen batarya olduğu için garanti kapsamı da satın alma sürecinde dikkat edilmesi gereken konular arasında yer alıyor. Birçok üretici bataryalar için uzun süreli garanti sunarken, garanti kapsamında batarya kapasitesinin hangi seviyeye kadar korunduğu ve olası arızalarda hangi şartların geçerli olduğu detaylı şekilde incelenmeli. Güçlü garanti politikaları, kullanıcıların uzun vadede daha güvenli bir yatırım yapmalarını sağlıyor. Satış sonrası hizmetler ve servis ağı da elektrikli araç tercihinde göz ardı edilmemesi gereken faktörlerden biri. Yetkili servis sayısının fazla olması, yedek parça temin süreçlerinin hızlı ilerlemesi ve yazılım güncellemelerinin düzenli olarak sunulması kullanıcı memnuniyetini artırıyor. Özellikle elektrikli araçlarda yazılım güncellemeleri performans, güvenlik ve enerji verimliliği açısından önemli avantajlar sağlayabiliyor. Elektrikli araç satın almayı düşünen kullanıcıların evde şarj imkânlarını da önceden planlamaları gerekiyor. Müstakil evlerde veya uygun altyapıya sahip site otoparklarında kurulabilecek duvar tipi şarj üniteleri (wallbox), günlük kullanımda büyük kolaylık sağlıyor. Evde gece saatlerinde yapılan şarj işlemleri hem zaman tasarrufu sunuyor hem de enerji maliyetlerini düşürmeye yardımcı oluyor. Araçların enerji tüketim değerleri de satın alma kararında önemli rol oynuyor. Aynı batarya kapasitesine sahip iki farklı model arasında enerji verimliliği açısından önemli farklar bulunabiliyor. Daha düşük enerji tüketen araçlar, tek şarjla daha uzun mesafe kat edebiliyor ve kullanım maliyetlerini azaltıyor. Bu nedenle yalnızca batarya büyüklüğüne değil, 100 kilometrede tüketilen elektrik miktarına da dikkat edilmesi gerekiyor. Yeni nesil elektrikli otomobiller, gelişmiş yazılım ve akıllı teknolojileriyle de öne çıkıyor. Uzaktan araç kontrolü, mobil uygulama entegrasyonu, kablosuz yazılım güncellemeleri, batarya yönetim sistemleri ve akıllı navigasyon çözümleri kullanıcı deneyimini önemli ölçüde geliştiriyor. Bu teknolojiler sayesinde araçlar zaman içinde yeni özellikler kazanabiliyor ve performanslarını artırabiliyor. Elektrikli araç satın alırken yalnızca ilk satın alma maliyetine odaklanmak yerine toplam sahip olma maliyetini değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Elektrik tüketimi, bakım giderleri, sigorta, kasko, lastik maliyetleri ve uzun vadeli işletme giderleri birlikte hesaplandığında elektrikli araçların birçok kullanıcı için ekonomik avantaj sunduğu görülüyor. Ayrıca elektrikli motorların daha az hareketli parçaya sahip olması bakım ihtiyacını da önemli ölçüde azaltıyor. Güvenlik donanımları da seçim sürecinde mutlaka değerlendirilmesi gereken kriterler arasında bulunuyor. Adaptif hız sabitleyici, şerit takip sistemi, otomatik acil frenleme, kör nokta uyarısı, trafik işareti tanıma ve 360 derece kamera gibi gelişmiş sürüş destek sistemleri hem sürüş güvenliğini artırıyor hem de kullanıcı konforuna katkı sağlıyor. Sonuç olarak elektrikli araç satın almak, uzun vadeli bir yatırım kararı olarak değerlendirilmeli. Doğru seçim yapılırken fiyatın yanı sıra batarya teknolojisi, menzil, şarj süresi, enerji verimliliği, servis ağı, garanti kapsamı ve güvenlik donanımları birlikte ele alınmalı. İhtiyaçlara uygun özelliklere sahip bir elektrikli araç tercih etmek, hem ekonomik kullanım avantajı sunuyor hem de sürdürülebilir ulaşımın geleceğine katkı sağlayarak kullanıcılarına uzun yıllar güvenli ve konforlu bir sürüş deneyimi vadediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alpine'in Elektrikli Spor Fastback Modeli A390 Türkiye'de Haber

Alpine'in Elektrikli Spor Fastback Modeli A390 Türkiye'de

Alpine’in tamamen elektrikli “Dream Garage” serisinin ikinci modeli olan ve “Takım elbiseli yarış otomobili” olarak adlandırılan Alpine A390, Türkiye’de satışa sunuldu. GT versiyonuyla satışa sunulan Alpine A390, 6.300.000 TL'den başlayan fiyatıyla kullanıcılarıyla buluşuyor. Alpine markasına özgü sürüş keyfini üst seviyede yaşatacak olan bu yeni "spor fastback" model, markanın DNA'sını ve A110'un heyecan verici sürüş deneyimini daha fazla işlevsellikle bir araya getiriyor. GTS versiyonun ise yıl sonunda satışa sunulması planlanıyor. A390, Fransa'da markanın tarihi Dieppe fabrikasında üretiliyor. MAİS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin TATOĞLU: “Alpine markası, gerek sahip olduğu motor sporları ruhuyla gerekse sunduğu premium dünyasıyla kullanıcılara bambaşka bir deneyim sunuyor. Uzun yıllara dayanan pist tecrübesi, elektrifikasyonun gücünü arkasına alan Dream Garage serisi ile birlikte tüm motor sporları meraklılarının bu tecrübeyi yaşayabilmelerine olanak tanıyor. Bu serinin ilk modeli olan Alpine A290, kullanıcıları tarafından çok sevildi. A390 ise, spor fastback tasarımıyla hem sürüş dinamizmini hem de şehirli bir SUV deneyimini bir arada sunuyor. A390 gibi özel bir model ile Alpine'in eşsiz sürüş karakterini Türkiye'deki otomobil tutkunlarıyla buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi. Takım Elbiseli Yarış Otomobili Tasarımı Özgün bir karaktere sahip, şık bir "spor fastback" olarak tasarlanan A390, ikonik hatlarının akıcı ve sportif çizgilerini beş yolcu kapasiteli davetkar bir iç mekânla bir araya getiriyor. Uzunluğu 4.615 mm, genişliği 1.885 mm, yüksekliği 1.532 mm olan model, Alpine için benzersiz cömert boyutlar ortaya koyuyor. Alpine A390’ın tasarımı, Alpine ruhunu ve A110’un köklü mirasını en iyi yansıtacak şekilde ince ve özel detaylarla dizayn edildi. Coupe oranlarına sahip, model karakteristik silueti sayesinde uzaktan dahi kolayca ayırt edilebiliyor. Kask vizörü şeklindeki arka cam ve kompakt cam yüzeyler dengeli görünüme katkı sağlıyor. Yakından bakıldığında, entegre kapı kollarıyla arka kapılara hareket katan heykelsi çizgi, gövde çizgisinin omuz bölgesindeki hassas işçilik ve aerodinamik akışları yönlendirmek üzere havanın geçmesine izin veren kaput çizgisi göze çarpıyor. Ön bölümde, Alpine’e adını veren Alplerden esinlenen üçgen şekilli ön tampon ve hava perdesi oluşturan açıklıklar öne çıkıyor. Ön cephede "Kozmik Toz" adı verilen ışıklı üçgenler kümesi, atmosferi delen bir kuyruklu yıldız görüntüsü oluşturuyor ve kullanıcı A390’a yaklaştığında karşılama animasyonu ile canlanıyor. Alpine logosunun kar taneleriyle çevrili bir yansıması ise zemin seviyesinde yatay olarak hizalanıyor. Arka cephedeki parçalı üçgenler, arkadan aydınlatmalı Alpine logosunu çevreliyor. Ön ve arka bölümdeki ince LED ışık imzası tasarımı daha aydınlık ve ışıltılı bir görüntü yaratıyor. Elektrikli menzilin en önemli unsurlarından biri olan aerodinamik özellikler, ön kaputtan arka tampona kadar her ayrıntıda dikkatlice ele alındı. 17 derecelik tavan açısı, havayı yönlendiren tekerlek kanalları ve Le Mans Daytona h (LMDh) prototiplerinden esinlenerek tasarlanan 8 derecelik difüzör açısı gibi ayrıntılar tasarımı zenginleştirirken işlevselliği de artırıyor. Bu spor fastback gövdenin arka taraftaki aerodinamik özellikleri, arka camın alt noktasına entegre edilen siyah bir spoyler ile tamamlanıyor. Alpine A390'ın altı adet gövde rengi bulunuyor: Noir Profond, Bleu Abysse, Bleu Alpine Vision, Argent Mercure, Blanc Topaze ve Gris Tonnerre mat (Atelier). Tavan rengi, versiyona bağlı olarak gövdeyle aynı renkte veya kontrast yaratacak şekilde siyah renkte olabiliyor. Alpine A390, donanım seviyesine bağlı olarak, dayanıklılık yarışlarından esinlenen özel aerodinamik kristal jantlarla donatılıyor. Jantlar, elmas kesimli 20 inç parlak siyah veya Atelier kataloğundan mat siyah renk seçenekleriyle sunuluyor. 21 inç jantlar ise Alpine’in kar tanesi tasarımını yeniden yorumluyor ve elmas kesim forged (GTS) veya mat siyah forged (Atelier kataloğu) gibi farklı renk seçenekleriyle sunuluyor. İç Tasarım: 5 Kişilik Sportif Bir Koza A390 iç mekânıyla tamamen sportifliğe adanmış bir dünya sunuyor. Deri kaplı ön konsol, orta konsol ve kapı panelleri kalite vurgusunu güçlendiriyor. Mavi renk temalı sofistike aydınlatma atmosferi, Alpine ruhunu burada da yansıtıyor. Sürücü odaklı olarak tasarlanan kokpitte; 12,3 inç ve 12 inç yüksek çözünürlüklü ekranlar kullanıcıyı Alpine evrenine çekiyor. Fiziksel iklimlendirme paneli, sürücünün gözlerini yoldan ayırmadan ayarları değiştirmesine olanak tanıyor. Nappa deri, ısıtmalı spor direksiyon; sürüş modları, sürüş yardımcıları, telefon, sesli asistan ve gösterge paneli ekran modlarına ait kontrolleri içeriyor. Formula 1 dünyasından esinlenerek tasarlanan iki özel renkli alüminyum düğme, tek pedal moduna kadar ulaşan rejenerasyon seviyesini (mavi RCH düğmesi) ve sollama ile kalkış kontrolü için kullanılan Boost (kırmızı OV düğmesi) işlevlerini kontrol ediyor. A110'un ikonik tasarımından ilham alan yüksek orta konsol, iki ayrı özelleştirilebilir kanatla öne çıkan Alpine RND şanzıman kontrollerini bünyesinde barındırıyor. A390'da spor otomobillerde sıklıkla kullanılan Alcantara mikrofiber gibi döşeme malzemelerinden üretilen, ek destek ve konfor sağlayan elektrikli ve ısıtmalı Alpine Spor koltuklar bulunuyor. A390 ürün gamının en üst versiyonunda, Sabelt® imzalı mavi ve gri tonlarında Nappa deri kaplı Alpine Spor Bucket koltuklar yer alıyor. Bu koltukların arka bölümü, isteğe bağlı olarak ön konsol ve merkezi konsolda da tercih edilebilen Forged ve Serged karbon detaylarıyla donatılabiliyor. Devialet yüksek kaliteli ses sistemi, opsiyonel mikrofiber tavan döşemesi ve Atelier Alpine imzalı çok sayıda kişiselleştirme seçeneği (fren kaliperi rengi, koltuklar, jantlar, vb.) ayrıcalıklı bir dünyanın kapılarını aralıyor. Alpine A390 beş kapılı gövdesiyle erişim kolaylığı sağlıyor. 532 litre bagaj hacmi bulunan model, bagajını daha da modüler hale getiren opsiyonel iki katlı ayarlanabilir bagaj zeminine de sahip. Alpine Uzmanlığıyla Birleşen Donanım ve Teknoloji Alpine A390, düşük ağırlık merkeziyle önde %49, arkada ise %51 ile ideal ağırlık dağılımına sahip. Bu sayede çok dengeli ve eğlenceli bir sürüş için ideal bir temel oluşturuyor. Arka taraftaki iki motor, Fransa'da üretilen özel bir alüminyum braket içerisinde yer alıyor. Bu konfigürasyon, bagaj tabanının alçak olmasını ve bagaj hacminin maksimuma çıkmasına olanak tanıyor. Üç motorun sağladığı dört tekerlekten çekiş sistemi sayesinde A390, her türlü yol koşulunda üstün bir yol tutuşuna sahip. GTS versiyonu toplam 470 hp güç ve 824 Nm'ye varan tork değeriyle, 0'dan 100 km/sa hıza sadece 3,9 saniyede ulaşarak sınıfının en iyi performans seviyesini sunuyor. Bu, Alpine A110 R ile eşdeğer bir hızlanma değeri. Arkadaki iki motor, A390'ın sürüş dinamiklerinde önemli rol oynayan Alpine Aktif Tork Vektörleme sistemini harekete geçiriyor. Şasi ayarı, Alpine ürün gamının referans modeli olan A110'un çevikliğini, hafifliğini ve dengesini en iyi şekilde yansıtıyor. A390, konfor ve yol tutuşu arasında en iyi dengeyi sağlamak üzere hidrolik sönümleyicili özel bir süspansiyona sahip. Frenlerin hissi, dayanıklılığı ve fren gücü A390'ın yüksek performansıyla bir araya geliyor. Ön bölümde, Alpine için bir ilk olan 6 pistonlu kaliperlere sahip 365 mm'lik diskler bulunuyor. Alpine A390, aracın çevresini gerçekçi bir şekilde gösteren ekranla birlikte en güncel gelişmiş sürüş destek sistemleri (ADAS) ile donatıldı. Kademeli acil durum freni ile sürücü dikkat dağınıklığı izleme işlevi, ileri vitesten geri vitese kadar genişletilen otomatik acil durum freni, yanal yardımlara ek olarak yörünge düzeltmesi ve park anında yolcular için güvenli çıkış gibi yeni özellikler geleneksel yardımcıları tamamlıyor. Sürücü, direksiyonun sol tarafında bulunan My Safety butonunu kullanarak ADAS ayarlarını tek dokunuşla seçebiliyor ve bunların aktif mi, pasif mi olacağını, ne kadar sert müdahale edeceğini ve sesli uyarı verilip verilmeyeceğini belirleyebiliyor. Son olarak A390, standart olarak Dur & Kalk işlevine sahip adaptif hız sabitleme sistemi ile donatılıyor. Sürdürülebilir Bir Anlayış Alpine A390, batarya dahil toplam kütlesinin dörtte birini oluşturan döngüsel malzemelerden üretilmiş olup, onu piyasadaki en iyi elektrikli araçlardan biri yapıyor. Model, plastik kullanımında ise sektör ortalaması olan %9'un üzerinde, %14'lük (yaklaşık 39 kg) bir geri dönüşüm oranına ulaşıyor. Orta konsol %54 oranında geri dönüştürülmüş plastikten üretiliyor. GT versiyonundaki 20 inç kristal jantlar da %40 geri dönüştürülmüş alüminyumdan üretildikleri için bu yaklaşımı destekliyor. Güç-Aktarma Sistemleri: Performans ve Aktif Tork Dağılımı Alpine A390, özel bir üç motorlu mimariye sahip. Arkadan itişli araçlara benzer bir düzende; önde senkron motor ve arkada her bir tekerlekte birer adet olmak üzere iki adet özel sabit mıknatıslı senkron motorla dört tekerlekten çekiş sağlıyor. Arkadaki iki motor bağımsız tekerlek kontrolü sağlıyor ve Alpine Aktif Tork Vektörleme sistemini kullanıyor. Alpine Aktif Tork Vektörleme sistemi, milisaniyeler içinde hareket ederek son derece hassas tepkiler veriyor. Alpine Aktif Tork Vektörleme sisteminin dinamik yapısı, Alpine Tork Pre-Control adında üst düzey bir tork yönetim sistemi ile tamamlanıyor. Böylece A390'ın 824 Nm'ye varan oldukça yüksek tork daha etkin bir şekilde yola aktarılabiliyor ve kontrol edilebiliyor. Alpine A390, iki farklı güç seviyesine sahip iki versiyon olarak yollara çıkıyor: - GT, 400 hp gücüyle 0'dan 100 km/sa hıza 4,8 saniyede ulaşıyor. - GTS, 470 hp güç ve 824 Nm'ye kadar tork değeriyle 0'dan 100 km/sa hıza 3,9 saniyede ulaşıyor. Sürüş deneyimini ve tepkiyi iyileştirmek için istenildiğinde kapatılabilen, farklı frekans ve yoğunluklarda iki Alpine Drive Sound tonu oluşturuldu. İki ses tipinden yoğun olan "Sport" daha derin olup tork zirvelerine daha fazla vurgu sağlıyor. İkinci ses olan "Alternative" ise daha hafif ve yumuşak olup günlük sürüşe eşlik ediyor. Ayrıca kalkış kontrolü ve "Boost" işlevlerine özel sesler de yer alıyor. Yüksek Performanslı Batarya Alpine A390, üç motoru besleyen ve 345 kW değerine kadar güç üretebilen bir bataryaya sahip. Bu 400V bataryanın tüm mimarisi, özel olarak boyutlandırılmış bir soğutma sistemi ve yüksek nikel içeriği ile yüksek enerji yoğunluğuna sahip NMC kimyasıyla yeniden tasarlandı. A390, 89 kWsa gibi oldukça yüksek batarya kapasitesi sayesinde 20 inç jantlar ve Michelin PS EV lastiklerle 555 km'ye kadar (WLTP döngüsü), 21 inç jantlar ve Michelin PS 4S lastiklerle ise 503 km'ye kadar (WLTP döngüsü) menzil sunuyor. Tüm donanım seviyelerinde standart olarak bir ısı pompası bulunuyor ve iç sıcaklığı optimize ederek menzili koruyor. GT versiyonda DC hızlı şarj 150 kW güce, GTS versiyonda ise 190 kW güce ulaşıyor. A390'ın bataryası, %15 ile %80 arasındaki mükemmel ortalama şarj performansıyla uzun süre yüksek şarj gücünü koruyabiliyor. Şarj öncesinde batarya sıcaklığı, otomatik veya multimedya üzerinden manuel olarak optimum seviyeye getirilebiliyor. Bu sayede A390, GT versiyonda 29 dakikadan kısa sürede ve GTS versiyonda 25 dakikadan kısa sürede %15-80 şarj edilebiliyor. 11 kW entegre şarj cihazı standart olup opsiyon olarak 22 kW seçilebiliyor. Ayrıca opsiyonel adaptörle V2L uyumlu çift yönlü şarj özelliğini destekliyor. Google Haritalar destekli GPS navigasyon ve elektrikli araçlar için rota planlama özelliği tüm ürün gamında standart olarak sunuluyor. My Alpine akıllı telefon uygulaması; konum, kilometre, kalan menzil, şarj seviyesi ve kalan şarj süresi gibi bağlı araç verilerine uzaktan erişim sağlıyor. Kullanıcı şarj ihtiyacına bağlı olarak rota planlayabiliyor, şarj veya iç ön koşullandırmayı programlayabiliyor, korna ve farları uzaktan etkinleştirebiliyor. Alpine Telemetrik özelliği A290'dan alınarak güncellendi ve kullanıcıya A390'da üç ana hizmet kategorisine erişim sağlanıyor: canlı veri, koçluk ve zorluklar. Ayrıca Alpine Aktif Tork Vektörleme sisteminin çalışma şekliyle ilgili açıklamalar da içeriyor. Birden fazla profil kullanılabiliyor ve sıfırlanabiliyor. Alpine A390, kullanıcılara eşsiz bir sürüş deneyimi sunmak için tüm bu özelliklerini kullanıcılarla buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Tatili Yolculuklarında Şarj Planı Öne Çıktı Haber

Yaz Tatili Yolculuklarında Şarj Planı Öne Çıktı

TÜİK verilerine göre, 2026 yılının Ocak-Mayıs döneminde trafiğe kaydı yapılan otomobiller arasında hibrit ve elektrikli araçların toplam payı yüzde 50,6’ya ulaştı. VavaCars Ticari Grup Başkanı Serdıl Gözelekli, elektrikli araçlarda rota ve şarj planlamasının önemini koruduğunu, hibrit araçların ise kullanım esnekliğiyle tüketici tercihlerinde güçlü bir alternatif olarak öne çıktığını belirtiyor. Türkiye’nin önde gelen online ikinci el araç platformlarından VavaCars, yaz döneminde artan şehirler arası seyahat planlarıyla birlikte elektrikli ve hibrit araçlara yönelik değişen beklentileri değerlendirdi. TÜİK verilerine göre, 2026 yılının Ocak-Mayıs döneminde trafiğe kaydı yapılan elektrikli otomobiller geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,8 artarak 70.554 adede, hibrit otomobiller ise yüzde 0,8 artarak 123.159 adede ulaştı. Aynı dönemde benzinli otomobiller yüzde 24,5 gerileyerek 155.526 adede, dizel otomobiller ise yüzde 28,7 gerileyerek 29.753 adede indi. Bu tablo, araç tercihlerinde elektrikli ve hibrit modellere yönelik ilginin artmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Elektrikli araç sayısı artıyor, şarj ağı genişliyor EPDK’nın Nisan 2026 Şarj Hizmeti Piyasası Aylık İstatistikleri’ne göre, Türkiye’de toplam elektrikli araç sayısı Nisan 2026 itibarıyla 427.486’ya ulaştı. Elektrikli araç sayısındaki artışa paralel olarak ticari faaliyet yürüten toplam şarj soketi sayısı da 43.009 oldu. Bu soketlerin 24.468’i AC, 18.541’i ise DC hızlı şarj noktalarından oluştu. Şarj soketi sayısındaki bu artış, elektrikli araç kullanımını destekleyen altyapının büyümeye devam ettiğini gösteriyor. Özellikle DC hızlı şarj noktalarının artışı, şehirler arası yolculuklarda şarj süresi ve rota planlaması açısından daha fazla önem kazanıyor. Uzun yol planlarında hızlı şarj noktaları önem kazanıyor Elektrikli araç kullanıcıları için uzun yol deneyiminde yalnızca menzil değil, rota üzerindeki hızlı şarj noktalarının erişilebilirliği de belirleyici hale geliyor. Sürüş süresi, şarj molaları ve bekleme süreleri birlikte ele alındığında, DC hızlı şarj noktalarının konumu yolculuk planlamasında belirleyici unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu nedenle yaz aylarında şehirler arası seyahat planı yapan kullanıcıların, yola çıkmadan önce rota üzerindeki şarj noktalarını ve hızlı şarj imkânlarını kontrol etmesi önem taşıyor. EPDK verilerine göre DC şarj noktası sayısı Nisan 2025’te 12.265 iken Nisan 2026’da 18.541’e ulaştı. DC hızlı şarj noktalarındaki bu artış, elektrikli araçların şehir içi kullanımın yanı sıra uzun yol planlarında da günden güne daha fazla tercih edilebilir bir alternatif haline gelmesini destekleyen önemli göstergelerden biri olarak öne çıkıyor. Daha yüksek güç kapasitesine sahip ultra hızlı şarj noktalarının yaygınlaşmaya başlaması ise daha kısa sürede şarj imkânı sunarak elektrikli araçların uzun yolculuklarda daha pratik ve planlanabilir şekilde kullanılmasına katkı sağlıyor. Şarj kullanımı büyük şehirlerde yoğunlaşıyor EPDK’nın Nisan 2026 verileri, şarj istasyonlarındaki elektrik tüketiminin büyük şehirlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Nisan ayında şarj istasyonlarındaki elektrik tüketiminde İstanbul yüzde 31,87 payla ilk sırada yer aldı. İstanbul’u yüzde 15,26 ile Ankara, yüzde 5,85 ile İzmir, yüzde 4,99 ile Bursa ve yüzde 3,59 ile Antalya takip etti. Bu veriler, elektrikli araç kullanımının büyük şehirlerde ve yoğun seyahat hareketliliğine sahip bölgelerde daha görünür hale geldiğini ortaya koyuyor. “Tüketici tercihlerinde elektrikli ve hibrit araçlar güçleniyor” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan VavaCars Ticari Grup Başkanı Serdıl Gözelekli, şunları söyledi: “Elektrikli ve hibrit araçlara yönelik ilgi artık yalnızca şehir içi kullanım veya yakıt ekonomisiyle sınırlı değil. TÜİK verilerine göre, hibrit ve elektrikli otomobillerin trafiğe kaydı yapılan otomobiller içindeki toplam payının yüzde 50’nin üzerine çıkması, tüketici tercihlerindeki dönüşümün giderek daha görünür hale geldiğini gösteriyor. Elektrikli araçlarda rota ve şarj planlaması önemini korurken, hibrit araçlar da kullanım esnekliğiyle güçlü bir alternatif olarak öne çıkıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yenilenen Fiat Topolino Türkiye’de Haber

Yenilenen Fiat Topolino Türkiye’de

FIAT’ın şehir içi mobiliteye farklı bir bakış açısı getiren tamamen elektrikli modeli Topolino, yenilenen versiyonuyla Türkiye yollarına çıktı. İlk kez 2024 yılında pazara sunulan ve bugüne kadar 1.748 adetlik satış başarısına ulaşan model, yeni serisinde daha canlı, daha sezgisel ve daha dikkat çekici bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Kompakt ölçüleri ve ikonik tasarım diliyle öne çıkan Fiat Topolino, şehir içi ulaşımda pratikliği ön plana çıkarırken, tamamen elektrikli yapısıyla çevreci karakterini sürdürüyor. Günlük kullanım ihtiyaçlarına uyum sağlayan model, özellikle kısa mesafeli yolculuklar için erişilebilir bir mobilite çözümü sunuyor. Yeni Topolino, Türkiye’de 584.900 TL’den başlayan kampanyalı fiyatlarla satışa sunuluyor. Topolino Plus versiyonu ise 629.900 TL’den başlayan avantajlı fiyatlarla yeni sahiplerini bekliyor. Bununla birlikte kullanıcılar, 250.000 TL’ye kadar 12 ay vadeli yüzde 0 faizli kredi imkanından yararlanabiliyor. Daha renkli ve kullanıcı dostu bir deneyim Yenilik operasyonuyla birlikte Topolino’nun karakterini güçlendiren güncellemeler dikkat çekiyor. Bu yeniliklerin başında gelen Mercan Turuncusu (Corallo) renk seçeneği, modelin enerjik ve sıcak tasarımını daha belirgin hale getirirken, şehir içinde kolayca ayırt edilmesine katkı sağlıyor. Mevcut renk seçeneklerine eklenen bu yeni ton, Topolino’nun kişiselleştirme olanaklarını da artırıyor. Modelde öne çıkan bir diğer gelişme ise yenilenen dijital gösterge paneli oluyor. Daha büyük, daha yalın ve daha anlaşılır bir yapıya kavuşan panel, hız, batarya durumu, menzil ve şarj bilgileri gibi temel verileri sürücüye daha net bir şekilde aktarıyor ve kullanım deneyimini ileri taşıyor. Model, tasarımının yanında, Türkiye'de B1 ehliyetiyle 16 yaşından itibaren kullanılabilmesiyle, şehir içi ulaşımda ideal çözümü sunuyor, ailelerin de ulaşım ihtiyaçlarını karşılamalarına olanak sağlıyor. Şehir içi mobiliteye pratik ve sürdürülebilir çözüm Tamamen elektrikli Topolino, şehir içi kullanım odaklı teknik altyapısıyla dikkat çekmeye devam ediyor. 5,4 kWh kapasiteli lityum-iyon bataryasıyla yaklaşık 75 kilometre menzil sunan model, günlük kullanım senaryolarında yeterli bir performans ortaya koyuyor. 45 km/saat azami hıza ulaşabilen araç, kompakt yapısı sayesinde dar sokaklarda kolay hareket kabiliyeti sağlıyor. Batarya ise uygu koşullarda yaklaşık 3,5 saatte yüzde 80 doluluğa ulaşabiliyor. Tamamen elektrikli yapısı, pratik kullanımı ve ulaşılabilir fiyat avantajıyla öne çıkan FIAT Topolino, şehir içi ulaşımda yeni bir alternatif oluştururken, sürdürülebilir mobilite anlayışını daha geniş kitlelerle buluşturmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mercedes-Benz VLE Türkiye Yolunda mı? Yeni Elektrikli Lüks MPV İsveç’te Satışa Çıktı Haber

Mercedes-Benz VLE Türkiye Yolunda mı? Yeni Elektrikli Lüks MPV İsveç’te Satışa Çıktı

Mercedes-Benz VLE, markanın yeni nesil elektrikli lüks MPV modeli olarak sahneye çıktı. Tanıtımından sadece bir ay sonra İsveç’te satışa sunulan model, sunduğu teknoloji, menzil ve konfor özellikleriyle dikkat çekiyor. 700 Km’ye Varan Menzil ve Ultra Hızlı Şarj Yeni Mercedes-Benz VLE, 800 volt mimarisi sayesinde üst düzey performans sunuyor. Araç, tek şarjla 700 kilometrenin üzerinde menzil sunabiliyor. Hızlı şarj tarafında da iddialı olan model, 300 kW şarj desteği ile sadece 15 dakikada yaklaşık 350 kilometre menzil kazanabiliyor. Lüks ve Esneklik Bir Arada Mercedes-Benz VLE, klasik MPV anlayışını tamamen değiştiriyor. Araç, hem lüks hem de çok yönlü kullanım sunacak şekilde tasarlandı. 5, 6 veya 7 koltuk seçeneği İlerleyen dönemde 8 koltuk seçeneği Modüler koltuk yapısı Koltuk düzeni, kullanıcı ihtiyacına göre tamamen değiştirilebiliyor. İlk Model: VLE 300 Electric İsveç’te satışa çıkan ilk versiyon VLE 300 electric oldu. Araç iki farklı donanım seviyesiyle sunuluyor: Advance Plus Premium Plus Fiyatı Ne Kadar? Mercedes-Benz VLE’nin başlangıç fiyatı 947.700 İsveç kronu olarak açıklandı. Premium Plus paketi tercih edildiğinde fiyat yaklaşık 122.000 kron artıyor. Donanım Özellikleri Dikkat Çekiyor Advance Plus Donanımı 19 inç jantlar Havalı süspansiyon Yarı otonom sürüş sistemleri Panoramik cam tavan Ortam aydınlatması Arka aks yönlendirme Premium Plus Donanımı Dijital farlar (projeksiyonlu) Masajlı ve havalandırmalı koltuklar Burmester 3D ses sistemi 20 inç jantlar MBUX Superscreen Artırılmış gerçeklik head-up display Esnek Oturma Seçenekleri Kullanıcılar isteğe bağlı olarak: 7 koltuk için ekstra koltuk (5.190 kron) 6 koltuklu VIP düzen (11.150 kron) 8 koltuklu versiyonun ise yıl içinde satışa çıkması bekleniyor. Daha Fazla Versiyon Yolda Mercedes-Benz, VLE için gelecekte: Dört tekerlekten çekiş (4MATIC) Farklı donanım seviyeleri Daha uzun aks mesafesi Yeni renk ve opsiyonlar sunmayı planlıyor. Türkiye’ye Ne Zaman Gelecek? Modelin ilk teslimatları İsveç’te sonbaharda başlayacak. Türkiye’ye geliş tarihi henüz açıklanmadı ancak premium segmentte önemli bir alternatif olması bekleniyor. Sıkça Sorulan Sorular Mercedes VLE elektrikli mi? Evet, tamamen elektrikli bir modeldir. Menzili ne kadar? 700 kilometreye kadar çıkabiliyor. Hızlı şarj süresi ne kadar? 15 dakikada yaklaşık 350 km menzil eklenebiliyor. Kaç kişilik? 5, 6, 7 ve ileride 8 kişilik seçenekler sunulacak. Fiyatı ne kadar? 947.700 İsveç kronundan başlıyor. Türkiye’ye gelecek mi? Henüz resmi açıklama yok, ancak gelmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni BMW i7 ile Lüks ve Teknoloji Yeniden Tanımlanıyor Haber

Yeni BMW i7 ile Lüks ve Teknoloji Yeniden Tanımlanıyor

1977’den bu yana 7 Serisi her jenerasyonunda bir tür vitrini temsil etti. Güvenlikten sürüş destek sistemlerine kadar pek çok yenilik ilk kez bu modelde karşımıza çıktı. Yeni i7 de bu geleneği sürdürüyor. BMW’nin bugüne kadar yaptığı en kapsamlı güncellemelerden biri olarak tanımlanan model, sadece elektrikli bir alternatif değil, aynı zamanda markanın gelecekteki yönünü de gösteriyor. Tasarım tarafında BMW’nin son dönemde iyice keskinleşen dili burada da kendini belli ediyor. Ön bölümde aydınlatmalı “Iconic Glow” böbrek ızgara ve ince formda kristal detaylı farlar ilk bakışta dikkat çekiyor. Gövde genelinde daha sade, monolitik bir yaklaşım benimsenmiş. İki tonlu özel boya seçenekleri ve 22 inçe kadar uzanan jant alternatifleriyle kişiselleştirme tarafı da güçlü tutulmuş. İç mekânda ise BMW’nin odağı net: teknoloji ve deneyim. Yeni Panoramic iDrive sistemi ve Operating System X ile birlikte dijital kullanım daha merkezi hale getirilmiş. Ön yolcu için sunulan ekran artık standart ve içerik tarafında oldukça geniş; video, streaming ve hatta oyun mümkün. Tabii sürücünün dikkatini dağıtmaması için gerekli güvenlik önlemleri de düşünülmüş. Asıl dikkat çekici bölüm ise arka koltuklar. 31,3 inçlik 8K çözünürlüklü Theatre Screen, i7’yi klasik bir otomobilden çıkarıp hareketli bir yaşam alanına dönüştürüyor. Buna Bowers & Wilkins imzalı, Dolby Atmos destekli ses sistemi eşlik edince ortaya gerçekten iddialı bir atmosfer çıkıyor. Teknik tarafta BMW’nin altıncı nesil eDrive sistemi görev yapıyor. Yeni silindirik hücre yapısına sahip bataryalar sayesinde menzil 700 kilometrenin üzerine taşınmış durumda. İlk etapta sunulacak i7 xDrive50 versiyonu 455 beygir güç ve 660 Nm tork üretiyor. 112,5 kWh batarya kapasitesi, 250 kW hızlı şarj desteğiyle birleştiğinde yüzde 10’dan 80’e dolum yaklaşık yarım saat sürüyor. BMW, maksimum menzili ise 728 kilometreye kadar çıkarıyor (WLTP). Üretim, Almanya’daki Dingolfing tesisinde 2026 yazında başlayacak. Avrupa ile birlikte Danimarka’da temmuz ayında teslimatlar planlanıyor. Farklı motor ve donanım seçeneklerinin ise ilerleyen dönemde gelmesi bekleniyor. Kısacası BMW i7, sadece elektrikli bir 7 Serisi değil. Markanın “bundan sonra nasıl otomobiller yapacağını” anlatan güçlü bir işaret. Lüks, teknoloji ve elektrikli mobilitenin kesişim noktasında duruyor. BMW’nin bu modelle nasıl bir karşılık alacağı ise asıl merak edilen konu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.