Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Merhamet

Kapsül Haber Ajansı - Merhamet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Merhamet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocuklukta Hayvana Şiddet Göz Ardı Edilmemeli! Haber

Çocuklukta Hayvana Şiddet Göz Ardı Edilmemeli!

Tekrarlayan ve kasıtlı hayvan şiddetinin özellikle çocuk ve ergenlerde önemli bir uyarı işareti olabileceğine dikkat çeken Klinik Psikolog Seren Doğantekin, “Özellikle çocuk ve ergenlerde hayvana zarar verme davranışı ‘çocukluk yaramazlığı’ olarak küçümsenmemeli. Bu davranış bazen çocuğun yaşadığı travma, şiddete tanıklık etme, şiddetin normalleştirildiği bir çevrede büyüme veya duygu ve davranışlarını düzenlemekte zorlanmasıyla ilişkili olabilir.” dedi. Hayvana yönelik şiddet ile kişilerarası şiddet arasında ilişki bulunduğunu dile getiren Doğantekin, çocukların hayvanlarla kurduğu sağlıklı ilişkilerin empati, sorumluluk ve bakım verme becerilerini destekleyebileceğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Seren Doğantekin, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü kapsamında hayvana yönelik şiddetin psikolojik ve sosyal açıdan hangi etkenlerle ilişkili olabileceği, insanlara yönelik şiddetle bağlantısı ve çocuklarda hayvanlara karşı sağlıklı bir yaklaşımın empati ve sorumluluk gelişimine katkısı hakkında açıklamalarda bulundu. Hayvana yönelik şiddet, güç ve kontrol kurmanın bir aracı olarak da kullanılabiliyor! Hayvana yönelik şiddeti tek bir psikolojik nedene bağlamanın doğru olmadığını ifade eden Klinik Psikolog Seren Doğantekin, “Araştırmalar; düşük empati, öfke kontrolünde güçlük, dürtüsellik, saldırgan davranış örüntüleri, şiddete maruz kalma veya şiddete tanıklık etme gibi pek çok etkenin rol oynayabileceğini gösteriyor.” dedi. Özellikle kişinin karşısındaki canlının acısını fark etme ve onun açısından değerlendirebilme kapasitesinin düşük olmasının, şiddet davranışının ortaya çıkmasını kolaylaştırabildiğini aktaran Doğantekin, “Bazı durumlarda şiddet, yalnızca öfkenin dışavurumu değildir; güç ve kontrol kurmanın bir aracı olarak da kullanılabilir. Özellikle aile veya partner şiddetinin bulunduğu ortamlarda hayvana zarar verme ya da zarar vermekle tehdit etmenin, diğer kişiyi korkutmak ve kontrol etmek amacıyla kullanılabildiğini gösteren çalışmalar bulunur.” şeklinde konuştu. Tekrarlayan ve kasıtlı hayvan şiddeti önemli bir uyarı işareti olabilir! Hayvana şiddeti yalnızca hayvana zarar veren tekil bir davranış olarak değerlendirmenin de eksik kalabileceğine işaret eden Doğantekin, “Özellikle tekrarlayan ve kasıtlı şiddet davranışları; kişinin öfke kontrolü, empati, dürtü kontrolü ve kişilerarası ilişkileri açısından değerlendirilmesi gereken önemli bir işaret olabilir.” dedi. Özellikle çocuk ve ergenlerde hayvana zarar verme davranışının ‘çocukluk yaramazlığı’ olarak küçümsenmemesi gerektiğini vurgulayan Doğantekin, “Bu davranış bazen çocuğun yaşadığı travma, şiddete tanıklık etme, şiddetin normalleştirildiği bir çevrede büyüme veya duygu ve davranışlarını düzenlemekte zorlanmasıyla ilişkili olabilir. Bu nedenle tekrarlayan ve kasıtlı hayvan şiddeti, çocuğun içinde bulunduğu çevrenin ve ruhsal durumunun değerlendirilmesini gerektiren bir uyarı işareti olarak ele alınmalı.” uyarısında bulundu. Hayvana yönelik şiddet ile kişilerarası şiddet arasında ilişki bulunuyor! Hayvana şiddet uygulayan kişilerin daha sonra insanlara yönelik şiddet uygulama olasılığının yüksek olduğunun bilindiğini hatırlatan Seren Doğantekin, şunları söyledi: “Bilimsel literatürde hayvana yönelik şiddet ile kişilerarası şiddet arasında dikkate değer bir ilişki bulunur. Çocukluk dönemindeki hayvan şiddetini inceleyen araştırmalar, bu davranış ile insanlara yönelik şiddet arasında anlamlı ilişkiler bildirmiştir. Daha geniş bir literatür taramasında incelenen 96 çalışmanın 94’ünde hayvan istismarı ile insanlara yönelik şiddet arasında bir tür ilişki bildirilmiştir; özellikle aile içi şiddet bağlamında iki şiddet türünün birlikte görülmesine ilişkin önemli bulgular vardır. Ancak bu bulguları ‘hayvana zarar veren herkes ileride insana zarar verir’ şeklinde yorumlamak doğru değildir. Burada söz konusu olan kesin bir neden-sonuç ilişkisi değil, risk faktörlerinin ve şiddet örüntülerinin birbiriyle kesişebilmesidir.” Hayvan sevgisinin temelinde, başka bir canlının yaşamına ve sınırlarına saygı duymak var! Çocukların hayvanlarla kurdukları sağlıklı ilişkinin yalnızca ‘hayvan sevgisi’ açısından değil; empati, sorumluluk alma, bakım verme ve başka bir canlının ihtiyaçlarını fark edebilme becerilerinin gelişmesi açısından değerli olduğuna dikkat çeken Doğantekin, “Çocukların evcil hayvanlarla kurduğu bağ üzerine yapılan araştırmalarda güçlü ve olumlu bağların empati, yaşam kalitesi ve bazı olumlu baş etme becerileriyle ilişkili olduğu görülür.” dedi. Ebeveynin hayvanlardan korkması durumunda ise çocuğa ‘hayvanlardan korkmamalısın’ mesajını vermekten çok, hayvana saygılı ve güvenli yaklaşmayı öğretmenin önemli olduğunun altını çizen Doğantekin, sözlerini şöyle tamamladı: “Çocuğun mutlaka bir hayvana dokunması, onu sevmesi ya da evde hayvan beslemesi gerekmez. Sokaktaki bir hayvana zarar vermemek, ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak, uygun koşullarda su veya mama bırakmak ve hayvanların da korku, stres ve acı yaşayabilen canlılar olduğunu anlatmak dahi çocuğun merhamet ve sorumluluk anlayışını destekleyebilir. Burada ebeveynin model olması da oldukça önemlidir. Çocuklar yetişkinlerin yalnızca söylediklerini değil, davranışlarını da gözlemleyerek öğrenirler. Bu nedenle ebeveyn hayvandan korksa bile onu aşağılayan, tehdit eden ya da şiddeti normalleştiren ifadeler kullanmak yerine, ‘ben biraz korkuyorum ama ona zarar vermiyoruz, mesafemizi koruyoruz’ şeklinde bir tutum sergileyebilir. Böylece çocuk hem kendi sınırlarını korumayı hem de kendisinden daha savunmasız bir canlının sınırlarına saygı göstermeyi öğrenir. Hayvan sevgisinin temelinde de aslında yalnızca sevmek değil; başka bir canlının yaşamına, sınırlarına ve acısına saygı duyabilmek vardır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Darülaceze’de Vefa Buluşması Haber

Darülaceze’de Vefa Buluşması

Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam’ın ev sahipliğindeki iftar programına, Darülaceze İdare Meclisi Üyesi Bilal Erdoğan, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank ve İstanbul Valisi Davut Gül katıldı. SPOR DÜNYASININ RAKİPLERİ BULUŞTU Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Fenerbahçe Başkanı Saadettin Saran, Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı ve Trabzonspor Başkan Yardımcısı Nevzat Kaya ve Kasımpaşa Spor Kulübü Başkanı Davut Dişli’nin yanı sıra; Kasımpaşa Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, Milli Okçu Mete Gazoz, Milli Voleybolcu Zehra Güneş, Milli Güreşçi Rıza Kayaalp ile çok sayıda milli sporcu da bu anlamlı buluşmaya iştirak etti. SANAT CAMİASI BİR ARAYA GELDİ Ahmet Özhan, Hülya Avşar, Sinan Akçıl, Burak Kut, Serkan Çağrı, Resul Dindar ve Uğur Işılak programda sanat camiasını temsil eden isimlerden oldu. ÜNLÜ OYUNCULAR DARÜZACEZE’DE Sinema ve dizi oyuncuları Özgür Ozan, Ebru Cündübeyoğlu, Görkem Sevindik, Serkan Çayoğlu, Taner Ölmez, Burç Kümbetlioğlu, Ceren Benderlioğlu, Aleyna Solaker, Kenan Çoban, Merve Üçer, Yıldıray Şahinler, Erdem Şanlı, Ava Yaman, Zeynep Atılgan, Erdem Şanlı, Gürkan Uygun ile minik oyuncu Kuzey Gezer de iftarın konukları arasındaydı. ŞEFLER DE GELDİ Acun Medya Yönetim Kurulu Başkanı Acun Ilıcalı ile TV8’in heyecan dolu yemek yarışması MasterChef’in ünlü şefleri Danilo Zanna ve Mehmet Yalçınkaya programda yerini aldı. Ayrıca sosyal medyada hatırı sayılır takipçi sayılarıyla ön plana çıkan çok sayıda dijital içerik üreticisi de iftara katılım gösterdi. VEFA VE MERHAMET Darülaceze Başkanlığı Okmeydanı Yerleşkesi’nde gerçekleşen program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dua ile başladı. Farklı toplumsal kesimlerin buluşmasına sahne olan iftar; vefa ve merhamet duygularının güçlü bir şekilde hissedildiği anlamlı bir akşama dönüştü. SUNUCULUĞU PELİN ÇİFT YAPTI Sunuculuğunu gazeteci ve televizyon programcısı Pelin Çift’in üstlendiği etkinlikte ilk olarak Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam bir konuşma yaparak davetlilere katılımlarından dolayı teşekkür etti. PAYLAŞMA VE ŞÜKÜR Daha sonra kürsüye gelen Darülaceze İdare Meclisi Üyesi Erdoğan, Ramazan’ın yalnızca bir ibadet süreci değil aynı zamanda insanın kendisi, çevresi ve toplumla kurduğu bağları yeniden hatırladığı bir dönem olduğunu ifade etti. Erdoğan, günlük hayatın yoğunluğu içinde çoğu zaman fark edilemeyen paylaşma, şükür ve dayanışma duygularının Ramazan ayında daha görünür hale geldiğini belirterek özellikle Darülaceze gibi kurumların bu değerlerin en güçlü şekilde hissedildiği yerler olduğunu dile getirdi. HAYRET VE GIPTAYLA Müslüman bir ülkede doğup büyüyen insanlar olarak Ramazan'ın hakkını bazen veremediklerini kaydeden Erdoğan, “Hani demişler ya eskiler; ‘O mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler.’ Yani o balıklar ne kadar engin bir denizde olduklarını fark etmeden yaşarlar. Yurt dışında yaşadığım dönemde Ramazan'da herkesin birbirine yardım ettiğini, ihtiyaç sahiplerine ulaştığını yabancılara anlattığımız zaman, hayretle ama aynı zamanda gıptayla hep mukabele ettiklerine şahitlik etmişimdir.” dedi. GÜZEL ŞENLENDİRDİK Erdoğan, bir kasidede “Şu mübarek, iki ay olsa bari” denildiğini anımsatarak “Gerçekten bu güzel ayı, bu sene memleketimizde belki uzun yıllardır olmadığı kadar güzel karşıladık. Okullarımızda, sokaklarımızda, mahallelerimizde güzel süslemelerle Ramazan'ı eskilerin tabiriyle çok güzel şenlendirdik. Ve bu nesiller arası aktarım için de güzel bir vesile oldu. Bu bakımdan eskiden bizim çocukluğumuzda hep büyükler derdi ki; ‘Nerede o eski Ramazanlar?’ Galiba bu Ramazan'da onu çok duymadık. Onun için de ayrıca mutluyum.” diye konuştu. İSTİKRAR ADASI İran’da yaşanan savaşa işaret eden Erdoğan, “Ülkemiz, maalesef 50 yıldır bölgesindeki bu istikrarsızlıklarla imtihan oluyor. 70'lerde de bir petrol krizi olmuştu. 80'lerde İran-Irak Savaşı oldu. 90'larda Amerika Körfez'e girdi. 2000'lerde yine Irak'ta sıkıntılar. Suriye'de iç savaş yaşandı. Hepsinde etkilendik, etkileniyoruz. Kuzeyimizde Ukrayna-Rusya Savaşı yine etkilendik, etkileniyoruz. Ama şu dersi çıkarıyoruz inşallah toplum olarak biz bu bölgede bir istikrar adası olarak kalmaya devam ediyoruz.” değerlendirmesini yaptı. KENETLENMELİYİZ Erdoğan, Türkiye’nin bölgesine nizam vermekle ilgili de bir sorumluluğu olduğunun altını çizerek “Yani bize ne Suriye'den, Irak'tan, İran'dan, Gürcistan'dan, Ermenistan'dan, Azerbaycan'dan, Yunanistan'dan, Bulgaristan'dan deme lüksümüz kesinlikle yok. Kudretimizle, merhametimizle bütün bu bölge ülkelerinin selameti için Türkiye'nin çalışması, daha güçlü olması, kenetlenmesi ve birliğini daha da güçlendirmesi lazım.” ifadelerini kullandı. MERHAMETİ BU TOPRAKLARDA YEŞERTELİM Küresel ölçekte merhamet ve adalet duygusunun zayıfladığını kaydeden Erdoğan, “Gerçekten insanoğlu eskisi kadar birbirini sevmiyor. İnsanoğlu eskisine göre çok daha gaddar, çok daha az merhamet sahibi. Dünyanın böyle bir geleceğe yürüdüğü bu düzlemde bu milletin yaşatmaya devam etmeyi başardığı bu merhamet duygusunu bizim yaşatmaya ihtiyacımız var. Biz bunu bu topraklardan yeniden yeşertebiliriz.” dedi. TİCARET BAKANIYLA GÖRÜŞTÜRDÜ Vera Ezgileri müzik grubunun kısa bir dinleti sunduğu programın ardından davetliler, Darülaceze sakinleri ile bir araya gelerek sohbet etti. Sohbet sırasında Darülaceze sakinlerinden Nedim Fuzuli Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’la görüşmek istediğini ifade etti. Bunun üzerine AK Parti Bursa Milletvekili Varank, Bakan Bolat’ı telefonla arayarak iki ismi görüştürdü. Bakan Bolat'ın, Nedim Fuzuli Şimşek’in Darülaceze’de kalmasına yardımcı olduğu öğrenildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.