Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Merkez Bankaları

Kapsül Haber Ajansı - Merkez Bankaları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Merkez Bankaları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul, Küresel İslam Ekonomisinin Geleceğine Ev Sahipliği Yapacak Haber

İstanbul, Küresel İslam Ekonomisinin Geleceğine Ev Sahipliği Yapacak

İslam ekonomisinin geleceğine yön veren karar alıcılar, uluslararası liderler, ekonomi otoriteleri, yatırımcılar, finans kuruluşları, akademisyenler ve sektör temsilcileri, 3-6 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek olan “3. Global İslami Ekonomi Zirvesi” kapsamında bir araya gelecek. Bu yıl “İslam Ekonomisinde Sermaye: Sürdürülebilir Kalkınma İçin Servetin Yapılandırılması” temasıyla gerçekleştirilecek zirvede; etik finans, reel ekonomi, sürdürülebilir kalkınma ve kapsayıcı ekonomik büyüme ekseninde küresel ölçekte önemli tartışmalara ev sahipliği yapılacak. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu tarafından, AlBaraka Summits Türkiye kapsamında organize edilen 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Türkiye Varlık Fonu, İstanbul Finans Merkezi, İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) ve İbn Haldun Üniversitesi stratejik ortaklığında gerçekleştirilecek. AlBaraka Group’un Global Partner, Halkbank’ın Host Partner, Türk Hava Yolları’nın Official Carrier, Anadolu Ajansı ve Demirören Medya’nın ise Global Communication Partner olarak yer aldığı zirve, Türkiye’nin küresel İslami finans ve ekonomi ekosistemindeki stratejik konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Zirve, 3-6 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Finans Merkezi (İFM) Halkbank Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirilecek. Küresel Ekonomik Dönüşümün Yeni Boyutları İstanbul’da Ele Alınacak Küresel ekonomi ve finans sistemlerinde yaşanan dönüşümler, sermayenin yapısını ve kullanım biçimlerini yeniden şekillendirirken; İslam ekonomisi yaklaşımı sermayeyi yalnızca finansal bir araç olarak değil, etik sorumluluk, toplumsal fayda ve üretken ekonomik faaliyetlerle bütünleşen bir değer olarak ele alıyor. Bu perspektifle hazırlanan 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, İslam ekonomisi çerçevesinde sermayenin rolünü; temel ilkeler, stratejik yaklaşımlar ve sektörel uygulamalar üzerinden kapsamlı şekilde incelemeyi amaçlıyor. Zirvede ayrıca üretken sermaye dolaşımının güçlendirilmesi, kapsayıcı ekonomik katılımın artırılması ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen etik finans modellerinin yaygınlaştırılması gibi başlıklar öne çıkacak. Zirveye ilişkin değerlendirmede bulunan AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Sayın Abdullah Saleh Kamel şunları söyledi: “3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, sermayenin daha yüksek bir amaca hizmet etmesi gerektiğine dair inancımızı yansıtıyor: üretken büyüme, toplumsal denge ve sürdürülebilir kalkınma. Türkiye; servet, sorumluluk ve reel ekonomik değer üzerine yürütülen bu küresel diyaloğu ileri taşımak adına güçlü bir zemin sunuyor.” AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Sayın Yousef Hassan Khalawi ise şu ifadeleri kullandı: “Bu zirve, tartışmaların ötesine geçerek somut çıktılar üretmek amacıyla tasarlandı. Kurumların ortak öncelikleri belirleyebileceği, iş birlikleri geliştirebileceği ve sermayenin üretken, etik ve dayanıklı ekonomileri desteklemedeki rolünü güçlendirecek girişimler oluşturabileceği bir platform olacak.” Finans, Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Aynı Platformda Buluşacak Zirveye katılması beklenen önemli Türk ve uluslararası isimler arasında; Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi Finansmanı Özel Temsilcisi Prof. Dr. Mahmoud Mohieldin, T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Malezya Merkez Bankası Başkanı Abdul Rasheed Ghaffour, Filistin Para Otoritesi Başkanı Yahya Jawdat Hafez Shunnar, Suudi Arabistan Kraliyet Divanı Danışmanı ve Mescid-i Haram İmamı Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye Varlık Fonu CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Salim Arda Ermut, İstanbul Finans Merkezi CEO’su Ahmet İhsan Erdem ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan yer alıyor. Dört gün sürecek zirve boyunca; merkez bankaları, ekonomi yönetimleri, uluslararası yatırım kuruluşları, küresel bankacılık grupları, akademisyenler ve finansal teknoloji liderlerinin katılımıyla çok sayıda panel, oturum ve stratejik toplantı gerçekleştirilecek. Zirvenin öne çıkan başlıkları arasında şunlar yer alıyor: • Küresel ekonomi ve sermaye akışları • İslami bankacılık ve katılım finansı • İslami sermaye piyasaları ve sukuk • Vakıf sistemleri ve sosyal finans • Yapay zekâ ve dijital finans teknolojileri • Fintek ve İslami dijital yatırım araçları • Sürdürülebilir kalkınma ve etik yatırım modelleri • Girişimcilik ve KOBİ finansmanı • Uluslararası ekonomik entegrasyon modelleri Program kapsamında ayrıca; Merkez Bankaları ve Bakanlar Düzeyi Paneli, İslami Bankacılık Grupları CEO Paneli, Sermaye Oluşumu ve İslami Sermaye Piyasaları Paneli, Vakıf ve Sürdürülebilir Sermaye Paneli ile Dijital Sermaye ve Finansal İnovasyon Paneli gibi üst düzey oturumlar gerçekleştirilecek. Zirvenin dikkat çeken başlıklarından biri de AlBaraka Stratejik İslam Ekonomisi Raporu’nun lansmanı olacak. İslam ekonomisinin farklı boyutlarını tek bir bütüncül vizyonda bir araya getiren kapsamlı stratejik referans niteliğindeki rapor, ilk kez kamuoyuyla paylaşılacak. Katılımcılar ayrıca “Sermaye Ne İnşa Eder?” başlıklı açılış filmini izleme fırsatı bulacak. Filmde, İslami finansın sermayeyi reel ekonomiyle nasıl buluşturduğu; altyapı, istihdam ve uzun vadeli istikrar üzerinden somut etkiye nasıl dönüştürdüğü anlatılacak. Zirve kapsamında Wahed tarafından kurumsal bir çalıştay, İbn Haldun Üniversitesi tarafından ise kurumsal sunum gerçekleştirilecek. Ayrıca İslam Bankaları ve Finans Kuruluşları Genel Konseyi (CIBAFI) iş birliğiyle sektör strateji diyaloğu, İslam Ekonomisi Stratejik Düşünce Merkezi tarafından çalıştay ve Orta Asya’da İslam Ekonomisi ve Helal üzerine yuvarlak masa toplantısı düzenlenecek. Toplam 1 milyon Suudi Riyali ödül değerine sahip ve sektörün en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen Saleh Kamel İslam Ekonomisi Ödülü (SKIEA) himayesinde; yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin araştırmalarını ve akademik projelerini sunabilecekleri etkileşimli akademik bir girişim de program kapsamında yer alacak. Stratejik İş Birlikleri ve Uluslararası Katılım Dikkat Çekiyor Zirve, akademik ve sektörel tartışmaların ötesinde; uluslararası ekonomik iş birliklerinin geliştirilebileceği stratejik bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Program kapsamında düzenlenecek mutabakat zaptı (MoU) imza törenleriyle yeni iş birliklerinin kurulması beklenirken; VIP networking buluşmaları, özel resepsiyonlar ve gala programları da uluslararası katılımcıları İstanbul’da bir araya getirecek. Zirve kapsamında ayrıca; İslam Bankaları ve Finans Kuruluşları Genel Konseyi (CIBAFI) ile İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi (OIC-AC), Saleh Kamel İslam Ekonomisi Ödülü ile İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu ile İslam İşbirliği Teşkilatı Yayıncılık ve Televizyon Birliği (OSBU) ve son olarak İbn Haldun Üniversitesi ile Malezya Sermaye Piyasası Kurulu arasında stratejik mutabakat zaptları imzalanacak. İslam Ekonomisinin Dünyadaki Önde Gelen Platformlarından Biri Daha önce İstanbul, Londra ve Medine gibi önemli şehirlerde düzenlenen AlBaraka Summits, İslam ekonomisi ve katılım finansı alanlarında dünyanın önde gelen uluslararası platformları arasında gösteriliyor. Her yıl dünyanın dört bir yanından üst düzey kamu temsilcileri, merkez bankaları, finans kuruluşları, yatırım fonları, akademisyenler ve medya kuruluşlarını bir araya getiren zirve; İslam ekonomisinin küresel ekonomik dönüşüm süreçlerindeki görünürlüğünü daha da artırmayı amaçlıyor. Güçlü Sponsor Desteği Üçüncü Global İslami Ekonomi Zirvesi, seçkin sponsorların desteğiyle gerçekleştiriliyor. Zirvede; Ziraat Katılım Bankası Platinum Sponsor, Türkiye Katılım Sigorta, Takasbank, Fuzul ve Emlak Katılım Gold Sponsor, Yıldız Holding Silver Sponsor, Kalyon İnşaat Bronze Sponsor, Ayhan Hukuk 7. Panel Sponsoru ve Halal 360 ise Yuvarlak Masa Toplantısı Sponsoru olarak yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Yatırım’dan 2026 Perspektifi Haber

Garanti BBVA Yatırım’dan 2026 Perspektifi

Türkiye tarafında ise dezenflasyon süreci ve reel faiz avantajı TL varlıkları destekliyor. Garanti BBVA Yatırım, 2026 yılına ilişkin strateji raporunu yayımladı. Küresel ekonomide değişen dengeler, yapay zekâ temalı yatırımların sorgulanma süreci, merkez bankalarının politika yönelimleri ve Türkiye’de devam eden dezenflasyon süreci, Garanti BBVA Yatırım Araştırma ve Yatırım Danışmanlığı ekibinin hazırladığı raporun temel konularını oluşturuyor. Uluslararası Piyasalar, Türkiye Ekonomisi, TL Varlıklar ve BIST Stratejisi konuları, 4 ana başlık şeklinde raporda yer alıyor. Garanti BBVA Yatırım Genel Müdürü Hülya Türkmen, Strateji Raporu ile ilgili şu açıklamayı yaptı: “Garanti BBVA Yatırım olarak Strateji Raporumuzu, uzun yıllardır yatırımcılarımıza değişen küresel ve yerel dinamikleri bütüncül bir bakış açısıyla sunmak amacıyla her yıl başında hazırlıyoruz. Makroekonomik görünümden sektör analizlerine, küresel temalardan Türkiye’ye özgü fırsat alanlarına kadar geniş bir perspektifte çalışıyor; güçlü araştırma altyapımız sayesinde müşterilerimizin yatırım kararlarını veriye dayalı ve disiplinli bir zeminde şekillendirmelerine katkı sağlıyoruz.” Küresel Piyasalar: Beklentiler Mercek Altında 2026 Strateji Raporu’nda, 2025’te fiyatlanan yapay zekâ temalı büyüme hikâyesinin 2026’da kârlılık ve nakit akışı üzerinden daha yakından test edileceği vurgulanıyor. Güçlü bilanço yapısına sahip, yatırım geri dönüşü netleşmiş şirketlerin ayrışabileceği belirtiliyor. Garanti BBVA Yatırım yatırımcılarına hem ABD hem de Avrupa için öngördüğü yatırım temalarını 2 ayrı model portföyde sunuyor: ABD model portföyünde teknoloji, enerji, sağlık ve sanayi sektörleri dengeli bir dağılımla öne çıkarken; Avrupa tarafında teknoloji ve sanayi şirketleri ağırlık kazanıyor. Merkez Bankaları ve Yeni Ticaret Düzeni Yüksek borç stokları ve tahvil faizleri, merkez bankalarını enflasyon ile finansal istikrar arasında zor bir dengeye itiyor. Jeopolitik gelişmeler ve ticaret anlaşmalarındaki değişimler ise küresel ticaret mimarisini yeniden şekillendiriyor. Rapora göre 2026’da para politikası adımları ve yeni ticaret dengeleri piyasa fiyatlamalarında belirleyici olacak. Türkiye: Dezenflasyon Süreci ve Reel Faiz Avantajı Türkiye tarafında ise sıkı para politikasının makro dengelerde iyileşme sağladığı, enflasyonda kademeli düşüş sürecinin devam ettiği belirtiliyor. Yıl sonunda enflasyonun %25 seviyesine gerilemesi, politika faizinin ise kademeli düşüşle %32 seviyesine inmesi bekleniyor. Kurdaki stabilitenin de etkisiyle TL tarafında reel faiz getirisinin cazibesini koruyacağı, yatırımcıların portföy dağılımlarında TL varlıkların artabileceği dile getiriliyor. BIST ve Sektörel Tercihler Garanti BBVA Yatırım, 2026 hisse stratejisini faiz indirim süreci, iç talepte dengelenme ve TL’nin reel değer kazanımının yavaşlayarak sürmesi temaları üzerine kuruyor. Bankacılık, GYO, havacılık ve perakende sektörleri öne çıkan alanlar arasında yer alıyor. Garanti BBVA Yatırım Araştırma ve Yatırım Danışmanlığı ekibi, derinlikli analiz altyapısı ve makrodan mikroya bütüncül yaklaşımı sayesinde yatırımcılarına değişen piyasa koşullarında uygun ürün ve varlık dağılımı önerileri sunmayı sürdürüyor. 2025 yılında model portföy performansının %27,5 getiriyle BIST endeksinin 11,3 puan üzerinde gerçekleşmiş olması, disiplinli ve dinamik analiz yaklaşımının somut sonuçlarından biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Menkul Değerler, Değerli Metalleri Mercek Altına Aldı Haber

Global Menkul Değerler, Değerli Metalleri Mercek Altına Aldı

Bültende belirlenen 5 değerli metalin temel, teknik ve ETF görünümleri incelenirken, yatırımcıların güvenli bir yol haritası oluşturmaları için öngörüler paylaşıldı. Global Menkul Değerler, değerli metallerin temel ve teknik görünümlerine yönelik Emtia Bülteni yayınladı. Altın, gümüş, bakır, platin ve paladyum için gelecek dönem beklentilerine ışık tutan Global Menkul Değerler, yatırımcıların güvenli stratejiler oluşturabilmesi için bu metallerin temel, teknik, ETF görünümlerini ele aldı. Bültende altın için 2025 yılının fiyatlama dinamikleri açısından istisnai bir dönem olarak öne çıktığına dikkat çekilirken, 2026 yılında da fiziki altın talebinin merkez bankaları öncülüğünde güçlü seyrini sürdürmesinin beklendiği belirtildi. Artan alımlar sonucunda altının, yaklaşık 30 yıl sonra ABD Hazine tahvillerini geride bırakarak dünyanın en büyük resmi rezerv varlığı konumuna yükseldiği hatırlatılan bültende, destekleyici para politikası beklentileri, jeopolitik belirsizlikler ve güçlü fiziki talep dikkate alındığında, altın fiyatının 2026 yılı sonunda 5.400 USD/ons seviyesinde dengelenmesinin beklendiği aktarıldı. Global Menkul Değerler, 2026 strateji yaklaşımlarında altını; agresif getiri beklentisinden ziyade makro belirsizliklere karşı sigorta, reel getiri döngüsünde dengeleyici unsur ve portföy volatilitesini azaltan stratejik varlık olarak konumlandırdığını belirtti. Gümüşte 80-90 dolar arasında trende devam eder Bültende 2025 yılının, gümüş için altına kıyasla daha güçlü bir performans sergileyerek kıymetli metaller içerisinde belirgin biçimde ayrıştığı bir dönem olduğu hatırlatıldı. Bu ayrışmanın temelinde, gümüşün yalnızca bir değer saklama aracı değil; güneş enerjisi, elektrifikasyon, elektronik ve yeşil dönüşüm odaklı teknolojilerde yoğun biçimde kullanılan stratejik bir endüstriyel metal olmasının yer aldığına dikkat çekilen bültende, 2026’ya ilişkin görünümde, gümüşün endüstriyel talep ağırlıklı yapısı sayesinde altına kıyasla göreli güçlü seyrini korumasının beklendiği vurgulandı. İşlem stratejisi açısından, gümüşün USD80–90 bandı civarında tutunmaya devam ettiği sürece, trend yönünde pozisyon almak isteyen yatırımcılar için temkinli ve kademeli alım yaklaşımının öne çıktığını belirten Global Menkul Değerler, buna karşın USD76–77 altına sarkma durumunda risklerin belirgin biçimde artacağının unutulmaması gerektiği ve zarar-kes disiplininin korunmasının önem taşıdığını vurguladı. Şirket, yukarı yönlü işlemlerde ise 93–95 bandına yaklaşan hareketlerde kâr realizasyonu yapılmasının, risk–getiri dengesini korumak açısından daha sağlıklı olacağını belirtti. Bakırda 5.90 üstü yeni bir hikaye Bakırın, küresel elektrifikasyonun omurgası olarak önümüzdeki 15 yılda yapısal bir talep artışıyla karşı karşıya olacağının anlatıldığı bültende, “S&P Global çalışması, küresel bakır talebinin 2025’te yaklaşık 28mn tondan 2040’ta 42mn tona ulaşarak %50 artacağını ortaya koyuyor. Bu artış yalnızca enerji dönüşümüyle sınırlı değil; kentleşme, sanayi, savunma harcamaları ve özellikle son yıllarda hızlanan yapay zeka ve veri merkezi yatırımları bakır talebini çok boyutlu ve kalıcı hale getiriyor. Yapay zeka özelinde bakıldığında, artan elektrik ihtiyacı ve altyapı yatırımları, bakırı doğrudan değil ama güçlü bir ikinci tur talep etkisiyle büyüme hikayesinin merkezine yerleştiriyor. Arz tarafında ise tablo belirgin biçimde daha kırılgan. Mevcut madenlerin yaşlanması, düşen cevher tenörleri, artan CAPEX ve OPEX baskısı ile uzun ve belirsiz izin süreçleri nedeniyle birincil bakır arzının 2030 sonrası yapısal bir düşüş eğilimine girmesi bekleniyor. Bu durum, bakırın yalnızca bir emtia değil, aynı zamanda stratejik ve politik bir varlık olarak ele alınmasını beraberinde getiriyor; nitekim birçok ülkenin bakırı “kritik mineral” ilan etmesi bu yaklaşımın somut bir yansıması. Bakırın TL bazlı haftalık grafiği, orta–uzun vadede yukarı yönlü ana trendin net biçimde korunduğunu ve son haftalarda ivmenin yeniden hızlandığını göstermektedir. Son fiyatlamada bakırın 5,80–5,90 bandının üzerine yerleşmesi, önceki yatay direnç alanının aşılması açısından önemli bir eşik olarak öne çıkmaktadır. Bu bölge üzerinde kalıcılık sağlanması, yükselişin psikolojik ve teknik olarak yeni bir faza geçebileceğini göstermektedir” ifadelerine yer verildi. AB’deki yumuşama platini destekliyor Bültende, platin piyasasının 2025’e, önceki yıllardaki arz fazlasının tersine, belirgin bir arz açığıyla girildiğine dikkat çekilerek, Ocak 2026 itibarıyla platin fiyatı yaklaşık USD2.688/ons seviyesinde olup, 2025 yılından beri fiyatının %190’nın üzerinde artış gösterdiği kaydedildi. Piyasanın 800 bin onsun üzerinde bir arz açığına geçmesinde, özellikle Güney Afrika’daki üretim kesintilerinin belirleyici olduğu belirtilerek, “Arz tarafındaki bu daralmaya karşın, mücevherat, sanayi ve otomotiv kaynaklı talep güçlü seyrini korumaktadır. Talep tarafında otomotiv sektörü öne çıkmaktadır. Tam elektrikli araçlara geçiş uzun vadede aşağı yönlü bir risk oluştursa da, hibrit araçlar ve hidrojen yakıt hücreleri platin talebini desteklemeye devam etmektedir. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 2035 içten yanmalı motor yasağına ilişkin tutumunu yumuşatması ve daha sıkı emisyon standartlarını koruması, araç başına platin kullanım miktarını artırıcı bir etki yaratmaktadır” denildi. Paladyumda arz tarihsel ortalamaların altında Bültende paladyum için ise şu ifadelere yer verildi: “Paladyum da 2025’e arz açığıyla giren metaller arasında yer almakta olup, fiyatlar Ocak 2026 itibarıyla yaklaşık USD2.047/ons seviyesinde ve yıl başından beri %25 civarında artış göstermektedir. Arz tarafında Rusya üretiminin tarihsel ortalamaların altında seyretmesi ve Güney Afrika’daki düşük üretim, piyasadaki sıkılığı artırmaktadır. Paladyum talebi büyük ölçüde otomotiv katalizörlerine dayanmaktadır. Ancak artan maliyetler ve arz riskleri nedeniyle, üreticilerin belirli uygulamalarda paladyumdan platine geçişi hızlandırdığı görülmektedir. Bu eğilim, orta vadede paladyum talebi açısından sınırlayıcı bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Buna karşın, ABD’nin paladyumu kritik mineraller listesine dahil etmesi, fiziki piyasalarda savunmacı stoklamayı artırmış ve kısa vadede fiyatları desteklemiştir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜGİAD BURSA’da “Dünya ve Türkiye Ekonomisine” Yakından Bakış Haber

TÜGİAD BURSA’da “Dünya ve Türkiye Ekonomisine” Yakından Bakış

TÜGİAD Bursa Şubesi’nin geleneksel hale gelen “Ekonomi Buluşmaları” tüm hızıyla sürüyor. Üyelerinin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, küresel ekonomik eğilimler, enflasyon ve faiz politikalarının olası etkileri, Türkiye’nin büyüme potansiyeli ve sektör bazlı fırsatlar üzerine önemli değerlendirmeler paylaşıldı. İş Bankası İktisadi Araştırmalar Birim Müdürü H. Erhan Gül, özellikle 2025-2026 döneminde finansal istikrar, yatırım ortamı ve dış ticaret dengesi konularında öngörülerde bulunarak katılımcılara güncel ekonomik veriler ışığında kapsamlı bir perspektif sundu. “CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINDA ÜLKEMİZE DEĞER KATMAYA DEVAM EDİYORUZ” Selamlama konuşmasını gerçekleştiren TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Selim Baykal, Cumhuriyetin 102. yılını büyük bir gururla kutladıklarını belirterek, “Türkiye İş Bankası iş birliğiyle çok değerli bir programda bir araya geldik. Başta TÜGİAD ailesinin kıymetli üyeleri olmak üzere, İş Bankası çalışanlarına ve tüm misafirlerimize katılımlarından dolayı teşekkür ediyorum. Cumhuriyetimizin 102 yılı dile kolay… Bu yüzyıl içinde ülkemiz büyük mücadelelerden geçti, çok önemli kazanımlar elde etti. Türkiye hiçbir dönemde kolay bir ülke olmadı; her zaman zorluklarla karşılaştı ama her defasında güçlenerek yoluna devam etti. Bizler de bu mirası geleceğe taşıyacak genç iş insanları olarak, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında ülkemize değer katmaya devam ediyoruz.” dedi. “AMERİKA’DAKİ HOUSTON ŞUBEMİZİ AÇTIK” TÜGİAD olarak ismimizin başında “Türkiye” ifadesini taşımanın sorumluluğunu hem yurt içinde hem yurt dışında büyük bir gururla üstlendiklerini ifade eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüm şubelerimizle ülkemizin dört bir yanında iş fırsatlarını geliştirmek, üyelerimizin ticari ağlarını güçlendirmek için çalışıyoruz. Aynı zamanda yurt dışında da Türk iş insanlarını yeni pazarlara açmak için önemli adımlar atıyoruz. Bu yıl yurt dışı yapılanmamızda çok önemli gelişmeler yaşandı. Nisan ayında Çin Şubemizi, Ekim ayında ise Amerika’daki Houston Şubemizi açtık. Çin’de daha çok devlet kurumlarıyla ortak projelere odaklanırken, Houston’da tamamen farklı bir iş modeliyle ilerliyoruz. Houston’ı özellikle tercih etmemizin sebebi, sanayi yapısının Bursa’ya benzemesi ve üretim, lojistik, yatırım anlamında ciddi potansiyel taşıması. Teksas, hem Amerika içinde göç alan ve büyüyen bir eyalet olması hem de iş dünyasına sunduğu avantajlarla bizim için stratejik bir merkez niteliğinde.” “TÜRK İŞ İNSANLARINA YENİ KAPILAR AÇMAK İSTİYORUZ” Atılan adımlarla Türk iş insanlarını dünyada daha görünür kılmak ve onlara yeni kapılar açmak istediklerini ifade eden Baykal, “Önümüzdeki dönemde de bu vizyonla hareket edeceğiz. Ocak ayında Türk Cumhuriyetleri’nde benzer bir şubeleşme çalışmasına başlamayı planlıyoruz. Avrupa, Amerika, Çin ve Orta Asya gibi bölgelerde oluşturduğumuz yapılarla her biri kendi dinamiği içinde üyelerimize yeni fırsatlar sunacağız. Bizim hedefimiz, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da üretimi, ihracatı ve girişimciliği güçlendirerek Türkiye’yi global iş dünyasında hak ettiği noktaya taşımak. Bayrağımızı hem yurt içinde hem de yurt dışında gururla dalgalandırmaya devam edeceğiz.” diyerek sözlerini tamamladı. GÜL, “MERKEZ BANKALARI FAİZ İNDİRİMİNE TEMKİNLİ YAKLAŞIYOR” Program, İş Bankası İktisadi Araştırmalar Birim Müdürü H. Erhan Gül’ün sunumu ile devam etti. Dünya ekonomisi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan H. Erhan Gül, “Küresel ekonomi pandemi, tedarik zinciri, enerji krizi, yüksek enflasyon ve yüksek faiz ortamından çıkmaya çalışıyor” dedi. Gül sözlerine şöyle devam etti: “ABD ekonomisi özellikle iş gücü piyasasındaki güçlü seyir ve tüketim harcamalarının etkisiyle resesyona girmeden yumuşak iniş gerçekleştirdi. Avrupa’da büyüme oldukça zayıf kaldı, özellikle Almanya sanayi üretimindeki düşüşle dikkat çekti. Küresel enflasyon düşme eğiliminde ancak hizmet enflasyonu hâlâ katı. Merkez bankaları faiz indirimine temkinli yaklaşıyor.” “ENFLASYON YÜKSEK SEVİYELERDE KALACAK” H. Erhan Gül, Türkiye ekonomisindeki gelişmelere ilişkin olarak ise, “Yılın ilk yarısında iç talep oldukça güçlüydü. Sıkı para politikası adımlarıyla birlikte kredi büyümesinde yavaşlama görüldü. İthalatın gerilemesi ve ihracatın artışıyla cari dengede iyileşme başladı. Döviz rezervlerinde artış eğilimi devam ediyor. Kur tarafında daha istikrarlı bir seyir izleniyor. Enflasyon yılın son çeyreğinde baz etkisiyle düşüşe geçecek ancak hâlâ yüksek seviyelerde kalacak” değerlendirmesinde bulundu. “FİNANSAL İSTİKRAR GÜÇLENİYOR” Konuşmasında finansal istikrara da değinen Gül, “Risk primi ve enflasyon beklentilerinde gerileme yaşanıyor. Yabancı sermaye girişlerinin artmasıyla birlikte finansal istikrar güçleniyor. Türkiye ekonomisi dengelenme sürecinde, büyüme kompozisyonu daha sağlıklı bir yapıya evriliyor” dedi. Programda ayrıca, küresel risklerin özellikle jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatları kaynaklı olarak yakından izlenmesi gerektiği vurgulandı. H. Erhan Gül, “Ekonomi politikalarında öngörülebilirlik ve istikrarın korunması, fiyat istikrarının kalıcı hale gelmesi için kritik önemde” diyerek konuşmasını tamamladı. Konuşmaların ardından, soru cevap kısmına geçildi. Program, hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile son buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.