Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Metamfetamin

Kapsül Haber Ajansı - Metamfetamin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Metamfetamin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Bir Kereden Bir Şey Olmaz” Düşüncesine Dikkat! Haber

“Bir Kereden Bir Şey Olmaz” Düşüncesine Dikkat!

Sınav dönemlerinde daha uzun süre çalışmak veya akademik başarıyı artırmak amacıyla başkalarının önerdiği ilaçların kullanılmaması gerektiğini de belirten Doç. Dr. Kızıl, “Reçeteli olarak satılan ilaçlar kişiye özeldir.” uyarısında bulundu. Üsküdar Üniversitesi Adli Kimya ve Adli Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Soner Kızıl, YÖK Bağımlılıkla Mücadele Eylem Planı kapsamında verdiği Bağımlılıkla Mücadele Konferansında, bağımlılık yapıcı maddeler, değişen kullanım biçimleri, sosyal çevrenin etkisi ve korunma yollarını ele aldı. Bağımlılık ne? Bağımlılığın, kişinin yaşamını olumsuz etkilemesine rağmen sürdürebildiği bir kullanım ya da davranış örüntüsü olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Soner Kızıl, “Bağımlılık; bir nesneye, kişiye ya da bir varlığa duyulan önlenemez istek veya bir başka iradenin etkisi altına girme durumudur. Bir kişinin bir şeye aşırı bağlanması ve bu durumdan zarar görmesine rağmen söz konusu madde veya davranışı terk edememesi olarak söylenebilir kısaca.” dedi. Bağımlılığın farklı türleri bulunduğunu belirten Doç. Dr. Kızıl, madde bağımlılığının yanı sıra tütün, alkol, teknoloji ve kumar bağımlılıklarının da ele alınması gerektiğini kaydetti. Elektronik sigarada “Bir kez deneyeyim” yaklaşımına dikkat! Tütün ve sigara kullanımının ciddi sorunlara yol açtığını belirten Doç. Dr. Soner Kızıl, değişen tüketim alışkanlıklarıyla birlikte elektronik sigaraların da yaygınlaştığına dikkat çekti. Bu ürünlerin “daha sağlıklı” veya “daha az zararlı” ifadeleriyle pazarlanmasının riskleri göz ardı ettirebildiğini ifade eden Doç. Dr. Kızıl, “Elektronik sigaralarda şöyle bir davranış görebiliyoruz: Bir kişide cihaz bulunuyor, arkadaşına veriyor ya da arkadaşı ‘Ben de deneyebilir miyim?’ diye soruyor. Ancak bu ürünlerin içeriğinde farklı kimyasallar, bazı durumlarda yasa dışı yollarla eklenmiş uyuşturucu maddeler bulunabiliyor. Kişi, neye maruz kaldığını bilmeden, ‘Sadece bir arkadaşımdan aldım, alt tarafı sigara, ne kadar zararlı olabilir ki?’ diye düşünerek tüketebiliyor.” diye konuştu. Doç. Dr. Kızıl, kullanım biçiminin veya ürünün görünümünün değişmesinin riskleri ortadan kaldırmadığını vurgulayarak, özellikle içeriği ve kaynağı bilinmeyen ürünlere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti. ‘Bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesine dikkat edin Madde kullanımında önemli tehlikelerden birinin, kişinin karşılaştığı ürünün gerçek içeriğini bilmemesi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kızıl, ürünün adı ya da başkalarının verdiği güvencelerin içeriği konusunda güvenilir bir ölçüt oluşturmadığını söyledi. Özellikle arkadaş ortamında sunulan maddelere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Doç. Dr. Kızıl, “‘Bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesine dikkat edin. ‘Bir defa’, ‘İstediğim zaman bırakırım’, ‘Zaten ben herhangi bir şeye bağımlı değilim, yeter ki bırakmak isteyeyim’ tarzı düşünceler hiçbir şekilde işlemez.” uyarısında bulundu. Türkiye’nin konumu bağımlılıkla mücadelede sorumluluğu artırıyor Türkiye’nin uyuşturucu kaçakçılığı rotaları üzerindeki konumuna dikkat çeken Doç. Dr. Soner Kızıl, “Türkiye, uyuşturucu taşınmasında merkezi konumda bulunan bir ülke. Bu da bağımlılığın önlenmesi açısından ne kadar önemli çalışmalar yapmamız gerektiğini ve sorumluluğumuzun büyüklüğünü gösteriyor. Türkiye, metamfetamin ve captagon yakalamalarının yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor.” dedi. Maddeyle kolaylaştırılmış suçlara karşı farkındalık önemli Eğlence ortamlarında kişilerin bilgisi dışında içeceklerine madde eklenebildiğini belirten Kızıl, alkol veya uyuşturucu maddelerin kişinin cinsel aktiviteye bilinçli biçimde rıza verme yetisini etkileyebildiğini söyledi. Bu durumun maddeyle kolaylaştırılmış cinsel saldırılarda olduğunu ifade eden Doç. Dr. Kızıl, şöyle konuştu: “Bir eğlence ortamında, kişi başını çevirdiği anda içeceğine madde eklenebiliyor veya kendisine bir içecek ikram edilebiliyor. Bunu yapan kişi her zaman bir yabancı olmayabiliyor; ne yazık ki kişinin yakın çevresinden biri de olabiliyor. Burada yalnızca bireysel farkındalık açısından değil, bir bilim insanı olarak da düşünmemiz gerekiyor: Bu suçları nasıl önleyebiliriz?” Başvurunun gecikmesi maddelerin tespitini zorlaştırabiliyor Madde etkisi altında cinsel saldırıya maruz kalan kişilerin korku, utanç veya yaşadıklarından emin olamama nedeniyle yardım istemekte zorlanabildiğini dile getiren Doç. Dr. Kızıl, gecikmenin toksikolojik incelemeleri güçleştirebildiğine dikkat çekerek, “Kişiler ilk başta utanıyor, çekiniyor, söyleyemiyor, korkuyor ya da emin olamıyor. Cesaretini toplaması için üç-dört gün geçebiliyor. Bu süre geçtiğinde maddenin veya metabolitlerinin vücutta, kanda ve diğer biyolojik örneklerde tespit edilmesi zorlaşabiliyor. Bu nedenle hızlı hareket edilmesi ve kişinin çevresindekilerin de bu konuda bilinçli olması önem taşıyor.” dedi. Kolay ulaşılması, alkolün risklerini ortadan kaldırmıyor Alkolün kolay temin edilebilmesinin zararsız olduğu algısını oluşturmaması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Kızıl, “Alkol, kolayca temin edilebildiği için sorun yokmuş gibi görülebiliyor ancak ciddi tehlikeleri bulunuyor. Alkol tüketiminin düşmesi de insanların artık bağımlılık yapıcı maddeler kullanmadığı anlamına gelmeyebilir. Farklı eğilimler ortaya çıkabilir; daha kısa sürede etki gösteren başka maddelere yönelim olabilir.” ifadelerini kullandı. “Önceden bir ‘hayır’ planımız olmalı” Bağımlılıkla mücadelede bireyin karşılaşabileceği tekliflere nasıl yanıt vereceğini önceden düşünmesinin önemine işaret eden Doç. Dr. Kızıl, “Önceden bir ‘hayır’ planımız olmalı. Kısa ve kararlı bir şekilde ‘Hayır, kullanmıyorum.’ Ve kullanılan bir ortamsa gerektiğinde ortamı terk edebilmeli. Kullanmak zorunda değil, öyle bir talebi yok, kullanmıyor, diyebilmeli.” diye konuştu. Madde kullanımı açısından risk taşıyan ortamlardan uzak durulması gerektiğini de dile getiren Doç. Dr. Kızıl, “Uyuşturucuyu bulabileceğimiz ortamlardan uzak durmamız lazım. Eğer o şüpheli bir ortamsa, karşılaşabileceğiniz bir ortamsa herhangi bir şekilde maruz kalmasanız bile orada bulunmamalısınız.” dedi. Arkadaş çevresi kullanım baskısını artırabiliyor Arkadaş seçimlerinin öğrencilerin gelecekleri üzerinde de etkili olabileceğini belirten Kızıl, “Arkadaş çevresi burada tabii en önemlilerinden bir tanesi. Sürekli madde kullanımının olduğu sosyal ortamlar kullanma baskısını artırabilmektedir. O yüzden seçtiğiniz arkadaş ortamı tüm hayatınızı belirleyecektir, kariyerinizi belirleyecektir. Çevresel ortamda bulunduğunuz, maruz kaldığınız her şey sizi etkileyecektir. Bu iyi yönden bakarsanız etkili, verimli bir şeyse sizi tabii ki pozitif anlamda etkileyecektir.” şeklinde konuştu. Sınav başarısı için bilinçsiz ilaç kullanmayın! Öğrencilerin sınav dönemlerinde yoğun bir akademik baskı hissedebileceğine değinen Doç. Dr. Kızıl, daha iyi odaklanmak veya başarıyı artırmak amacıyla başkalarının önerdiği ilaçlara yönelmenin risklerine dikkat çekti. Bir ilacın eczanede satılıyor olmasının herkes tarafından kullanılabileceği anlamına gelmediğini vurgulayan Doç. Dr. Kızıl, “Çok yoğun bir ders baskısı hissedebilirsiniz, çok farklı durumlar üst üste gelebilir ama sınav veya akademik başarıyı artırmak amacıyla çeşitli maddeler kullanmak, daha odaklı çalışmak amacıyla ‘Şöyle bir ilaç varmış, zaten eczanede satılıyor, çok iyi’ diye düşünüp başkalarından kimyasallar almayınız. Reçeteli olarak satılan ilaçlar kişiye özeldir. Doktorun tanısıyla birlikte belirlenir. Eczanede olması, bir yerde rahatlıkla temin ediliyor olması onun iyi olduğu anlamına gelmez. Çünkü o ilaç kişiye özeldir.” dedi. “Bugün verdiğiniz karar tüm hayatınızı etkileyecek” Konuşmasının sonunda öğrencilere üniversite yaşamının başlangıcında yaptıkları seçimlerin önemini hatırlatan Doç. Dr. Kızıl, sözlerini şöyle tamamladı: “Unutmayın; bugün, şu anda verdiğiniz, birinci sınıfta, ikinci sınıfta verdiğiniz karar sizin tüm kariyerinizi etkileyecek, tüm hayatınızı etkileyecektir. Bu sebeple de şu an attığınız en ufak adım, temelinizi güçlü olarak oluşturmanıza katkı sağlayacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Paranoya Sadece Şüphecilik Değil! Haber

Paranoya Sadece Şüphecilik Değil!

Bu yanlış inancın sıklıkla bir fenalık görme veya takip edilme ile ilgili olduğunu kaydeden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, “Kişi Tanrı, peygamber ya da ermiş olduğuna, vahiy aldığına inanabilir. Çevresine bir cemaat de toplayabilir. Çok da tutarlı olmadığı hâlde bunun aksini ispat edemezsiniz.” dedi. Paranoyanın şizofreniden farklı olarak kişinin yaşamının diğer alanlarında işlevselliğini koruyabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tan, paranoid kişilik ile paranoyanın da birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, paranoyanın belirtileri, şizofreni ve paranoid kişilikten farkları, olası risk faktörleri ve tedavi sürecinde yaşanan güçlükleri hakkında açıklamalarda bulundu. Paranoyanın temel belirtisi hezeyandır! Paranoyanın, tek belirtisi hezeyan (sanrı) olan bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Oğuz Tan, “Hezeyan ya da sanrı, mantıklı tartışmayla düzeltilemeyen yanlış inançtır. Yani kişi yanlış bir şeye inanır ve katiyen aksini ispat edemezsiniz. Ne yaparsanız yapın, bu düşünceyi değiştiremezsiniz.” dedi. Bu yanlış inancın sıklıkla bir fenalık görme veya takip edilme ile ilgili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tan, “Kişi, ‘birileri beni takip ediyor, beni öldürecekler’, ‘evime kameralar yerleştirdiler’, ‘televizyonda geçen altyazılar beni tehdit ediyor’, ‘insanlar bana zarar vermeye, beni delirtmeye çalışıyor’ diye düşünebilir. Katiyen aksini ispat edemezsiniz. Kişi buna inanır. Bu yanlış inanç mistik alanda da olabilir. Kişi Tanrı, peygamber ya da ermiş olduğuna, vahiy aldığına inanabilir. Çevresine bir cemaat de toplayabilir. Çok da tutarlı olmadığı hâlde bunun aksini ispat edemezsiniz. Ya da İstanbul'un üçte birinin kendisinin olduğuna, büyük bir icat yaptığına veya 500 tane patent hakkı bulunduğuna inanabilir. Tamamen gerçek dışı olduğu ve herkese gerçek dışı geldiği hâlde kişi buna inanır ve kendi içinde tutarlı birtakım kanıtlarla bunu savunur.” şeklinde konuştu. Fazla bilgiye maruz kalmak, kişinin paranoyaya olan yatkınlığını ortaya çıkarıcı bir rol oynayabilir! Yapay zekâ ile üretilen içeriklerin yanıltıp paranoyaya sebep olduğuna dair henüz bir bulgu olmadığını aktaran Prof. Dr. Oğuz Tan, “Tabii bunu kesin olarak bilemeyiz. Ancak şunu söyleyebiliriz; paranoya hastaları vardır, bir de paranoyaya yatkın olanlar vardır. Fazla bilgiye maruz kalmak, fazla araştırma yapmak ve fazla soruşturmak kişinin paranoyaya olan yatkınlığını besleyip ortaya çıkarıcı bir rol oynayabilir.” dedi. En önemli faktörlerden birinin madde kullanımı olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Tan, “Esrar dâhil metamfetamin ve kokain çok sıklıkla paranoya durumuna yol açar. Uzun süre alkol kullanımı da paranoya gelişimine yol açabilir.” ifadelerini kullandı. Paranoyada kişinin hayatındaki diğer bütün alanlar normaldir! Paranoya yaşayan kişinin, gerçekle düşünceyi birbirinden ayırt edemediğine işaret eden Prof. Dr. Tan, “Düşüncelerinin gerçek olduğuna inanır ve çevresinden kanıt toplar.” dedi. Paranoya ile şizofreni arasındaki farklara değinen Prof. Dr. Tan, şunları söyledi: “Şizofrenide de hezeyanlar görülür. Fakat şizofreni hastası kanıt toplamaz ve tutarlı olma kaygısı gütmez. Paranoyada ise kişi kanıt toplar ve tutarlı olma kaygısı güder. Üstelik paranoyada kişinin hayatındaki diğer bütün alanlar normaldir. Kişi işini başarıyla devam ettirir, ailevi sorumluluklarını yerine getirir, çevresiyle ilişkilerini sürdürür. Düzgün konuşur, düzgün anlatır ve dinler. Bu yüzden aile hastalığın şiddetinin farkında olsa da, kişinin hayatındaki diğer alanlar normal olduğu için bazı insanları da kendisine inandırabilir.” Paranoya ile paranoid kişilik aynı şey değil! Paranoya ile aşırı şüphecilik, yani paranoid eğilim ya da paranoid kişiliğin aynı şey olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Tan, “Paranoyada tek bir alanda kesin bir inanç vardır. Örneğin ‘beni takip ediyorlar, öldürecekler’, ‘eşim beni aldatıyor’ ya da ‘ben Tanrıyım, peygamberim’ gibi gerçek dışı ama kesin bir inanç söz konusudur.” dedi. Paranoid eğilimde ise daha çok kuşkuculuk olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tan, “Kişi insanların kötü niyetli olduğuna, kendisine kötülük istediklerine inanır ve buluttan nem kapar. Tek bir belirli alanda gerçek dışı bir inanç yoktur; hayatın her alanında ve her gün kuşkuculuk vardır. Mesela ‘eşim beni aldatıyor’ diye düşünmez ama ‘Neredeydin?, Ne yapıyordun?, Bir yere mi gittin?, Neden bana yalan söyledin?’ gibi kuşkucu düşünceler taşır.” açıklamasını yaptı. Kişi hasta olduğuna inanmaz! Paranoid düşüncelerin tedavisinin olduğunu belirten Prof. Dr. Oğuz Tan, sözlerini şöyle tamamladı: “Hastaların önemli bir kısmı tedaviye iyi cevap verir. Tabii maalesef tedaviye cevap vermeyenler de vardır. Tedavi şarttır çünkü kişi durduk yere, tedavi görmeden düzelmez. En büyük problem, paranoya hastalarında içgörünün olmamasıdır. Kişi hasta olduğuna inanmaz. ‘Siz yanlış biliyorsunuz. Kesinlikle bunun doğru olduğuna inanıyorum’ der. Hastaların büyük bölümü tedaviye inanmadığı için onları ikna etmek ve tedavi etmek zordur.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.