Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mevzuat

Kapsül Haber Ajansı - Mevzuat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mevzuat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Perakende ve Kamu TAMPF Perakende Şurası’nda Bir Araya Geldi Haber

Perakende ve Kamu TAMPF Perakende Şurası’nda Bir Araya Geldi

Türkiye’de organize perakende sektörünün çatı kuruluşu olan Türkiye Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu’nun (TAMPF) Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ile 20-21 Ekim 2026 tarihlerinde Sapanca’da düzenlediği Perakende Şurası ile kamu ve özel sektörü aynı çatı altında buluşturdu. Bünyesindeki 6 sektör derneği ile Türkiye organize perakende sektörünü temsil eden TAMPF organizasyonunda gerçekleşen iki günlük şura; sektörün mevcut durumunu, gelecek vizyonunu ve stratejik adımlarını kapsamlı bir şekilde ele aldı. 10 Bakanlık ve 8 Kamu Kurumundan Üst Düzey Katılım Sektörün geleceğine yön verecek kritik konuların masaya yatırıldığı Perakende Şurası, kamu kanadından geniş bir katılımla gerçekleşti. Şurada 10 Bakanlık ve 8 kamu kurumunun üst düzey temsilcileri ile sektörün lider kuruluşların yetkilileri mevzuat, istihdam, yatırım ve sürdürülebilir büyüme odaklı konularına yönelik ortak akıl ve çözüm yolları geliştirildi. TAMPF Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yanıkoğlu: " Çatı kuruluşu olarak temsil ettiğimiz organize perakende sektörü yıllık 7,4 Trilyon TL cirosu ve 1 milyonun üzerinde kişiye sağladığı doğrudan istihdam ile hem kayıtlı ülke ekonomisinin hem de sosyal hayatın önemli bir parçası ve elbette çok önemli konuları var. Perakende Şurası’na hazırlık aşamasında öncelikle sektörümüzü ilgilendiren en önemli konuları detaylı bir ön çalışma ile belirledik. Ardından bu konuların hangi bakanlıklar ve kamu kuruluşlarıyla doğrudan ilgili olduğunu tespit ederek kendilerine davetlerimizi ilettik. Kurumlarımız çok büyük bir teveccühle davetlerimizi kabul ettiler. Bakanlıklarımızın ve kamu kuruluşlarımızın en üst düzey yetkililerini, sektörümüzün en üst düzey yöneticileriyle bir araya getirdik. İki gün boyunca eş zamanlı olarak 6 ayrı salonda süren yoğun çalışmalarda, tüm sorulara cevaplar aramaya, ortak akıl çerçevesinde çözümler üretmeye ve sektörümüzün vizyonuna katkıda bulunmaya gayret eden, oldukça verimli sonuçlar aldığımız bir organizasyonu geride bıraktık." 6 Salonda Eş Zamanlı Çözüm Arayışı Şura kapsamında 6 farklı salonda eş zamanlı olarak yürütülen oturumlarda, organize perakende sektörünün öncelikli gündem maddeleri detaylarıyla ele alındı. Sektör temsilcileri ile bürokrasiyi doğrudan buluşturan bu çalışma modeli sayesinde, sorunların kaynağından tespiti ve çözüm süreçlerinin hızlandırılması adına kritik kararlar alındı. Şura, Ticaret Bakan Yardımcısı Sn. Mahmut Gürcan ’ın kapanış konuşması ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perakende ve Kamu, TAMPF Perakende Şurası’nda Bir Araya Geldi Haber

Perakende ve Kamu, TAMPF Perakende Şurası’nda Bir Araya Geldi

Bünyesindeki 6 sektör derneği ile Türkiye organize perakende sektörünü temsil eden TAMPF organizasyonunda gerçekleşen iki günlük şura; sektörün mevcut durumunu, gelecek vizyonunu ve stratejik adımlarını kapsamlı bir şekilde ele aldı. 10 Bakanlık ve 8 Kamu Kurumundan Üst Düzey Katılım Sektörün geleceğine yön verecek kritik konuların masaya yatırıldığı Perakende Şurası, kamu kanadından geniş bir katılımla gerçekleşti. Şurada 10 Bakanlık ve 8 kamu kurumunun üst düzey temsilcileri ile sektörün lider kuruluşların yetkilileri mevzuat, istihdam, yatırım ve sürdürülebilir büyüme odaklı konularına yönelik ortak akıl ve çözüm yolları geliştirildi. TAMPF Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yanıkoğlu: " Çatı kuruluşu olarak temsil ettiğimiz organize perakende sektörü yıllık 7,4 Trilyon TL cirosu ve 1 milyonun üzerinde kişiye sağladığı doğrudan istihdam ile hem kayıtlı ülke ekonomisinin hem de sosyal hayatın önemli bir parçası ve elbette çok önemli konuları var. Perakende Şurası’na hazırlık aşamasında öncelikle sektörümüzü ilgilendiren en önemli konuları detaylı bir ön çalışma ile belirledik. Ardından bu konuların hangi bakanlıklar ve kamu kuruluşlarıyla doğrudan ilgili olduğunu tespit ederek kendilerine davetlerimizi ilettik. Kurumlarımız çok büyük bir teveccühle davetlerimizi kabul ettiler. Bakanlıklarımızın ve kamu kuruluşlarımızın en üst düzey yetkililerini, sektörümüzün en üst düzey yöneticileriyle bir araya getirdik. İki gün boyunca eş zamanlı olarak 6 ayrı salonda süren yoğun çalışmalarda, tüm sorulara cevaplar aramaya, ortak akıl çerçevesinde çözümler üretmeye ve sektörümüzün vizyonuna katkıda bulunmaya gayret eden, oldukça verimli sonuçlar aldığımız bir organizasyonu geride bıraktık." 6 Salonda Eş Zamanlı Çözüm Arayışı Şura kapsamında 6 farklı salonda eş zamanlı olarak yürütülen oturumlarda, organize perakende sektörünün öncelikli gündem maddeleri detaylarıyla ele alındı. Sektör temsilcileri ile bürokrasiyi doğrudan buluşturan bu çalışma modeli sayesinde, sorunların kaynağından tespiti ve çözüm süreçlerinin hızlandırılması adına kritik kararlar alındı. Şura, Ticaret Bakan Yardımcısı Sn. Mahmut Gürcan ’ın kapanış konuşması ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Binaların Enerji Performansında Yeni Dönem Haber

Binaların Enerji Performansında Yeni Dönem

2027’de büyük ölçekli binalarda belge zorunluluğu başlıyor Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nde yapılan değişikliğin 16 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanmasının ardından yapı sektöründe enerji verimliliği ve düşük karbonlu bina yaklaşımını öne çıkaran yeni bir dönem başladı. Düzenlemenin 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek hükümleri doğrultusunda, yapı inşaat alanı 10 bin metrekare ve üzerindeki binalar için yapı kullanma izin belgesi aşamasında Enerji Kimlik Belgesi (EKB) ile birlikte Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi’nin de sunulması gerekecek. Düzenleme, özellikle büyük ölçekli projelerde enerji performansının ve çevresel etkilerin tasarım aşamasından itibaren dikkate alınmasını daha önemli hale getiriyor. Binanın performansı proje aşamasında şekilleniyor Bu yaklaşım, yatırımcıların bina performansını değerlendirirken ilk yatırım maliyetinin yanı sıra uzun vadeli enerji tüketimini, ekipman verimliliğini ve çevresel etkileri de dikkate almasını gerektiriyor. Elektrik ve mekanik sistemlerin proje başlangıcından itibaren birlikte planlanması ise hem işletme giderlerinin kontrol altına alınması hem de binanın performans hedeflerine uygun bir altyapı oluşturulmasını sağlıyor. Yeni dönemde yapı kullanma izin belgesi sürecinde sorun yaşamamak için Enerji Kimlik Belgesi (EKB) ve Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi’nin alınması kritik önem taşıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üçay Mühendislik Elektrik Sistemleri Direktörü Haydar Çatalbaşlı, şunları söyledi: “Yatırımcıların 2027’ye hazırlanırken projelerini ilgili mevzuat doğrultusunda yetkili uzmanlarla değerlendirmesi; elektrik, mekanik ve enerji sistemlerini ortak performans hedefleri doğrultusunda planlaması gerekiyor. Tasarım aşamasında sağlanacak koordinasyon, uygulama sırasında ortaya çıkabilecek revizyonları azaltırken binaların işletme döneminde daha verimli çalışmasına da katkı sağlayacaktır. Bu planlamanın doğru yapılabilmesi içinse yatırımcıların henüz proje aşamasındayken bir dizi unsuru birlikte değerlendirmesi gerekiyor. İlk olarak projenin yönetmelik kapsamına girip girmediği belirlenmeli. Ardından binanın kullanım senaryoları, enerji performansı hedefleri ve elektrik-mekanik yükleri bir bütün olarak değerlendirilmeli. Verimli binalar için sistemlerin uyumu önemli Hastaneler, oteller, ticari kompleksler ve büyük konut projelerinde iklimlendirme, pompa, aydınlatma, otomasyon ve elektrikli araç şarj sistemleri birbirleriyle bağlantılı çalışıyor. Bu sistemlerin birbirinden bağımsız planlanması, elektrik altyapısının gereğinden büyük boyutlandırılmasına, ekipmanların verimsiz çalışmasına veya ihtiyaç duyulan kapasitenin karşılanamamasına neden olabiliyor. Proje ilerledikten sonra yapılan değişiklikler de ek yatırım maliyetleri ve uygulama sürecinde gecikmeler doğurabiliyor. Bu nedenle iklimlendirme ve pompa sistemlerinin kapasite seçiminden bina otomasyonuna, enerji izleme altyapısından yenilenebilir enerji entegrasyonuna kadar pek çok kararın tasarım aşamasında verilmesi, sistemlerin birbiriyle uyumlu çalışmasını ve binanın enerji performansı hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırıyor. Enerji performansı ve çevresel etki birlikte ele alınmalı Enerji Kimlik Belgesi ile Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi’nin farklı amaçlara hizmet etmesi de bu süreçte önem taşıyor. Enerji Kimlik Belgesi binanın enerji performansını ve ilgili sınıflarını ortaya koyarken, yaşam döngüsü analizi yapının farklı aşamalarındaki çevresel etkilerinin değerlendirilmesini sağlıyor. Dolayısıyla binaların performansını değerlendirirken yalnızca enerji tüketimine değil, yapı malzemelerinin üretiminden binanın kullanım ömrünün sonuna kadar uzanan süreçteki çevresel etkilere de odaklanmak gerekiyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çevresel Beyanların Doğru Kullanımı Tüketicilerin Korunması Açısından Önemli Haber

Çevresel Beyanların Doğru Kullanımı Tüketicilerin Korunması Açısından Önemli

ÇEVKO Vakfı, T.C. Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlediği seminerde, markaların çevresel iddialarını tüketiciye aktarırken uyması gereken kuralları gündeme taşıdı. 19 Ekim 2026’da gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer yaptı. T.C. Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Ticaret Uzmanı Şeyma Gülay Koç ise çevresel beyanlara ilişkin mevzuat değişikliklerini ve Reklam Kurulu’nun farklı sektörlerde verdiği kararları paylaşarak, yeşil aklamaya yol açan uygulamaları örneklerle anlattı. Mete İmer: Çevresel Beyanların Güvenilirliği Önem Kazanıyor Kurumların sürdürülebilirlik çalışmalarını tüketicilere ulaştırmasında çevresel beyanların önemli bir yer tuttuğunu belirten Mete İmer, bu iletişimin güvenilirliğine dikkat çekti. İmer, “Tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi ve yanıltılmaması açısından bu beyanların güvenilir olması, birtakım kurallara bağlı olması gittikçe önem kazandı” dedi. Türkiye’de ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması ve geri dönüştürülmesi için çalışan ÇEVKO Vakfı’nın, çevresel beyanların doğru kullanımı konusunda da farkındalık çalışmaları yürüttüğünü aktaran İmer, Ticaret Bakanlığı’nın 2022 sonunda yayımladığı “Çevreye İlişkin Beyanlar İçeren Reklamlar Hakkında Kılavuz”un tanıtılması amacıyla 2023 yılından bu yana etkinlikler düzenlediklerini söyledi. İmer, aynı yıl ÇEVKO Vakfı’nın bir üniversite iş birliğiyle kurduğu Geri Kazanım Test ve Araştırma Merkezi’nde Türkiye’de ilk kez, çevresel beyanları kanıtlamaya yönelik “geri dönüştürülebilirlik”, “geri dönüştürülmüş malzeme içeriği” ve “biyobozunurluk” testleri yapılmasına olanak sağlandığını belirtti. AB’de de 27 Eylül 2026’dan itibaren üye devletlerin çevresel beyanlarla ilgili tüketicileri koruyan birtakım kurallara uyması gerektiğini, bu kuralların AB 2024/825 numaraları Yeşil Geçişte Tüketicilerin Güçlendirilmesi adlı direktiften kaynaklandığını sözlerine ekledi. Geri Dönüştürülmüş İçerik Kanıtlandı, Reklam Yanıltıcı Bulundu Şeyma Gülay Koç’un paylaştığı Reklam Kurulu kararları, çevresel iddiaların doğruluğu kadar tüketiciye nasıl sunulduğunun da denetlendiğini gösterdi. Bu yaklaşımın dikkat çekici örneklerinden biri, yüzde 85 geri dönüştürülmüş plastikten üretilen bir kredi kartının reklamı oldu. Reklam Kurulu’nun 16 Ocak 2025 tarihli toplantısında değerlendirilen reklamda, “Hem sizi hem doğayı düşünen kart!” ifadesi kullanılmıştı. Kartın geri dönüştürülmüş içeriği belgelenmesine rağmen, bu özelliğin sağladığı çevresel faydanın abartıldığı değerlendirilerek reklam yanıltıcı bulundu. Koç, bu örnek üzerinden, bir ürünün belirli bir özelliğinde sağlanan iyileşmenin daha geniş bir çevrecilik iddiasına dönüştürülmesinin yanıltıcılığa yol açabildiğine dikkat çekti. Ürünün bir parçasına veya belirli bir üretim aşamasına ait faydanın, ürünün ya da faaliyetin tamamını kapsıyormuş gibi sunulmaması gerektiğini vurguladı. “Çevre Dostu” İfadesi Açıklamasız Kullanılamıyor Koç, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nde 1 Ağustos 2026’da yürürlüğe giren değişikliklerle, daha önce kılavuzda yer alan bazı hükümlerin yönetmeliğe aktarıldığını açıkladı. Buna göre, “doğa dostu”, “çevre dostu” ve “eko” gibi genel ifadeler, açıklama yapılmadan veya tüketicide belirsizlik yaratacak biçimde kullanılamıyor. Çevresel beyanın, ürünün hangi bölümüne ya da yaşam döngüsünün hangi aşamasına ilişkin olduğunun reklamda açıkça belirtilmesi gerekiyor. Reklamlarda yer verilen sertifika ve onayların da yetkili kurum ve kuruluşlardan, üniversitelerin ilgili bölümlerinden veya akredite ya da bağımsız araştırma, test ve değerlendirme kuruluşlarından alınan belgelerle ispatlanması zorunlu. Koç, çevresel etkilerin ölçüm ve değerlendirme yöntemlerine ilişkin açıklamaların ise reklamda veya reklamdan yönlendirilen bir internet sayfası ya da açılır ekranda tüketiciye sunulması gerektiğini belirtti. Elektrikli Araç Reklamlarında Kapsam Farkı Kararı Değiştirdi Beyanın kapsamının açıkça belirtilmesinin önemi, elektrikli araç reklamlarına ilişkin kararlarda da öne çıktı. Reklam Kurulu’nun 11 Eylül 2025 tarihli toplantısında değerlendirilen bir reklamda kullanılan “Artık hayatınızda karbon salınımı yok” ifadesi, aracın üretim, kullanım ve bertaraf süreçlerinin hiçbirinde karbon salımı olmadığı izlenimini yarattığı için yanıltıcı bulundu. Aynı toplantıda incelenen başka bir elektrikli araç reklamında ise çevresel iddianın kullanım aşamasına ilişkin olduğunun açıkça anlaşılması nedeniyle mevzuata aykırılık tespit edilmedi. Koç, bu kararların, çevresel faydanın yaşam döngüsünün hangi aşamasında sağlandığının tüketiciye açık biçimde anlatılması gerektiğini ortaya koyduğunu belirtti. Çevresel İddia, Kanıtlanan Özelliğin Sınırlarını Aşmamalı Çevresel beyanın kapsamının açıkça belirtilmesi gerektiğini vurgulayan Koç, bir ıslak mendilin yalnızca kumaş kısmı için elde edilen biyobozunurluk kanıtının ürünün tamamına genellenemeyeceğini söyledi. Bu tür beyanlarda, hangi bölümün biyobozunur olduğunun yanı sıra bozunmanın hangi koşullarda ve ne kadar sürede gerçekleştiğinin de açıklanması gerektiğini belirtti. Koç, “yüzde 30 daha az plastik” gibi karşılaştırmalı ifadelerde de önceki ambalajın mı, yoksa piyasadaki başka bir ürünün mü esas alındığının tüketiciye açıkça söylenmesi gerektiğini kaydetti. Sürdürülebilirlik raporlarındaki verilerin reklamlarda kullanımına da değinen Koç, bir bilginin raporda yayımlanmış olmasının, reklamda kullanıldığında ispat yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını belirtti. Karbon azaltımı gibi performans verilerinin tüketiciye yönelik reklamlara taşınması hâlinde çevresel beyan olarak incelenebileceğini söyleyen Koç, bu değerlendirmede önceki ve güncel verilerin karşılaştırılacağını, iddiayı destekleyen belgelerin inceleneceğini aktardı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kozmetik Alışverişinde Etiket ve Üretici Bilgilerine Dikkat Haber

Kozmetik Alışverişinde Etiket ve Üretici Bilgilerine Dikkat

Bunlardan 7’sinin sağlık riski taşıdığı, 50’sinin ise teknik düzenlemelere uymadığı belirlenirken, uygunsuzluklar nedeniyle toplam 11 milyon 256 bin 681 lira idari para cezası uygulandı. KÜAD’ı temsilen açıklamalarda bulunan Belgin Sile, denetim sonuçlarının kozmetik ürün seçiminde bilinçli tüketimin önemini ortaya koyduğunu belirterek tüketicilere etiket ve üretici bilgilerini kontrol etmeleri, alışverişlerinde güvenilir satış kanallarını tercih etmeleri çağrısında bulundu. Şampuan, saç kremi, saç boyası ve kolonya gibi ürünleri kapsayan denetimlerde belirlenen uygunsuzluklar; ürün içeriği, üretici bilgileri ve güvenilir satış kanallarının önemini ortaya koydu. KOZMETİK ÜRÜNLERDE GÜVENİLİR SATIŞ KANALI UYARISI KÜAD’ı temsilen açıklamalarda bulunan Belgin Sile, tüketicilerin kozmetik ürün satın alırken ambalaj üzerindeki bilgilere dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Sile: “Kozmetik ürün satın alırken ambalaj üzerindeki ürün adı, kullanım amacı, içerik bilgisi, kullanım talimatı ve uyarıların incelenmesi önem taşıyor. Ürünün sorumlu kişi veya üretici bilgileri ile adresinin etikette yer alması; parti ya da seri numarası gibi izlenebilirlik bilgilerine ulaşılabilmesi gerekiyor. Açıldıktan sonra kullanım süresi veya son kullanma tarihi bulunan ürünlerde bu bilgilerin de kontrol edilmesi öneriliyor. Sahte, kaçak veya merdiven altı üretimle piyasaya sunulan ürünlerde ambalaj ve etiket bilgileri eksik, yanıltıcı ya da tutarsız olabiliyor. İzinsiz üretim koşulları ve kontrolsüz içerik, ürünün güvenliğine ilişkin değerlendirme yapmayı da güçleştiriyor. Ürünün fiyatının piyasa ortalamasının çok altında olması, satıcı bilgilerinin açıkça paylaşılmaması ya da ürünün güvenilir olmayan kanallardan sunulması temkinli yaklaşılması gereken işaretler arasında yer alıyor” dedi. KOZMETİK ÜRÜNLERDE GÜVENLİ KULLANIM UYARISI Ürünlerin güvenliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sile, “Bir kozmetik ürünün kullanımı sonrasında kızarıklık, kaşıntı, yanma veya şişlik gibi beklenmeyen bir durum ortaya çıkarsa ürünün kullanımına ara verilmesi ve sağlık profesyoneline danışılması gerekiyor. Ürünün ambalajını, parti numarasını ve satın alma bilgilerini saklamak, olası inceleme ve bildirim süreçlerinde yardımcı olabilir. Özellikle içeriği veya kaynağı belli olmayan ürünlerin kullanımı, ürünün güvenliğine ilişkin değerlendirme yapmayı güçleştirebilir. Denetlenen 95 kozmetik ürünün 57’sinde uygunsuzluk belirlenmesi, ürün güvenliğinin üretimden tüketiciye ulaşana kadar her aşamada gözetilmesi gerektiğini gösteriyor. Tüketicilerin kullandıkları ürünün içeriği, kullanım amacı ve üretici bilgileri hakkında doğru ve anlaşılır bilgiye ulaşabilmesi büyük önem taşıyor. Ürünlerin güvenilir kanallardan temin edilmesi, etiket bilgilerinin incelenmesi ve kaynağı belirsiz ürünlere karşı dikkatli olunması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Kozmetik sektöründe güvenlik, mevzuat ve yenilikçi ürün geliştirme başlıklarının ele alındığı Uluslararası Kozmetik Kongresi (UKK), KÜAD tarafından her yıl düzenleniyor. Bu yıl 10’uncusu 14–16 Aralık 2026 tarihlerinde Antalya Titanic Deluxe Belek’te gerçekleştirilecek kongrede; skinification yaklaşımı, aktif içerikler, çok işlevli formüller, kişiselleştirme, saç derisi ve vücut bakımına yönelik serumlar, mevzuat, sürdürülebilirlik ve inovasyon konuları sektör paydaşlarıyla değerlendirilecek. KÜAD Kongre Başkanı Serdar Mutaf, kongrenin önemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Kozmetik ürün güvenliği, üretimin her aşamasında mevzuata uygunluk ve etkin denetim kadar tüketicinin güvenilir ürüne erişmesiyle de yakından ilişkili. Merdiven altı ve kaçak üretimle mücadelede doğru bilginin paylaşılması, izlenebilirliğin güçlendirilmesi ve tüketici farkındalığının artırılması büyük önem taşıyor. Her yıl sektörün farklı paydaşlarını bir araya getiren UKK’de güvenli üretimden yenilikçi formülasyonlara uzanan başlıkları birlikte ele alarak sektörün ortak bilgi birikimine katkı sunuyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kozmetik Pazarı 3,3 Milyar Dolarlık Hacmiyle Yükselişte Haber

Türkiye Kozmetik Pazarı 3,3 Milyar Dolarlık Hacmiyle Yükselişte

Tüketici bilincinin artması, “skinimalism” trendinin yükselmesi ve cilt sağlığının bütünsel güzellik anlayışının merkezine yerleşmesiyle “Skinification”, küresel kozmetik pazarını şekillendiren temel dinamiklerden biri hâline geliyor. Sektördeki bu dönüşüm, Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği (KÜAD) tarafından bu yıl 10. kez düzenlenecek Uluslararası Kozmetik Kongresi’nin ana gündemini oluşturacak. Bilim insanlarını, üreticileri ve sektör profesyonellerini buluşturacak kongre, 14–16 Aralık tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Kozmetik sektörü, değişen tüketici beklentileri ve cilt bakımına yönelik artan ilgiyle yeni bir büyüme dönemine giriyor. Cilt bakımının yanı sıra saç bakımı, makyaj, vücut bakımı ve kişisel bakım ürünlerinde de aktif içeriklerin, çok işlevli formüllerin ve bilimsel fayda iddialarının öne çıkması, ürün geliştirme süreçlerini yeniden şekillendiriyor. BİLİMSEL YAKLAŞIM SEKTÖRÜN REKABET GÜCÜNÜ BELİRLEYECEK Kozmetik sektöründeki büyümenin Türkiye açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan: “Dünya kozmetik pazarı büyürken tüketicilerin ürünlerden beklediği faydalar da çeşitleniyor. Çift haneli büyümesini sürdüren Türkiye kozmetik pazarının önümüzdeki yıllarda hacmini önemli ölçüde artırması öngörülüyor. Skinification yaklaşımı, güzellik ve bakım kategorileri arasındaki sınırları yeniden şekillendirirken bilimsel kanıtları, güvenliği ve şeffaflığı ürün geliştirme süreçlerinin merkezine taşıyor. Türkiye’nin güçlü üretim altyapısını Ar-Ge yatırımları, yenilikçi aktif maddeler ve yüksek katma değerli formülasyonlarla desteklemesi, küresel pazardaki rekabet gücümüzü artıracaktır. Kongremizde sektörün bu dönüşüme nasıl hazırlanması gerektiğini bilimsel ve ticari boyutlarıyla değerlendireceğiz” açıklamalarında bulundu. KOZMETİK PAZARINDA BİLİMSEL FAYDA DÖNEMİ BAŞLIYOR KÜAD Kongre Başkanı Serdar Mutaf ise kongrenin sektörün bu dönüşüme hazırlanmasında önemli bir buluşma noktası olacağını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: ““Skinification of Cosmetics” ana temasıyla gerçekleştireceğimiz kongremizde skinification yaklaşımının küresel ve yerel pazara etkileri, cilt bakımı aktiflerinin farklı ürün gruplarına entegrasyonu, çok işlevli formülasyonlar, dermokozmetik ürünlerde yeni nesil etken maddeler, sürdürülebilir formülasyonlar, değişen tüketici beklentileri, kişiselleştirilmiş bakım, mevzuat ve güvenlik değerlendirmeleri ele alınacak. Skinification yalnızca cilt bakımını değil; makyajdan saç bakımına, vücut bakımından kişisel bakıma kadar tüm kategorileri dönüştürüyor. Aktif maddeler, çok işlevli formüller ve skinimalism yaklaşımı artık ürün geliştirme süreçlerinin merkezinde yer alıyor. Kongremizde bu dönüşümü bilimsel, ticari ve mevzuata ilişkin boyutlarıyla ele alacak; akademi ile sektör arasında yeni bilgi ve iş birliği alanları oluşturacağız”dedi. Alanında öncü akademisyenlerin bilimsel sunumları ve uluslararası konukların konuşmalarının yer alacağı kongre; paneller, uygulamalı atölyeler, Ar-Ge ve formülasyon çalışmaları ile sektör temsilcilerini buluşturacak networking etkinliklerine ev sahipliği yapacak. Katılımcılar, üç gün boyunca uzmanlık alanlarına göre farklı oturumları takip ederek bilgi ve deneyim paylaşımında bulunabilecek. 14–16 Aralık tarihlerinde Titanic Deluxe Belek’te düzenlenecek kongre; kozmetik üreticilerini, ham madde ve ambalaj firmalarını, akademisyenleri, araştırmacıları, mevzuat profesyonellerini ve genç bilim insanlarını bir araya getirecek. Bilimsel bildiriler, yenilikçi projeler ve yeni iş birlikleri de kongrenin gündeminde yer alacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilirlik İçin Bütçe Var, Yetenek Yok Haber

Sürdürülebilirlik İçin Bütçe Var, Yetenek Yok

Yeşil dönüşümün önündeki en büyük engelin finansman kaynaklı olmaktan öte, yetenek açığına dönüştüğü görülüyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun beş kıtadan 103 sürdürülebilirlik yöneticisiyle yaptığı araştırmaya göre yöneticilerin yüzde 68’i, bu alanda iş gücündeki yetkinlik açığını önlerindeki en büyük engel olarak gösteriyor. Dış piyasadaki yetenek açığına bir de şirket içindeki algı sorunu ekleniyor. Yöneticilerin yüzde 65'i kendi kurumlarında sürdürülebilirliğin hâlâ sadece bir uyum ve mevzuat başlığı olarak görüldüğünü belirtiyor, sürdürülebilirliği şirkete kazanç getiren bir alan olarak gören kurumların oranı yüzde 41’de kalıyor. Şirketler hedef koyuyor ve bütçe ayırıyor, ancak o hedefi hayata geçirecek insanı ne dışarıda bulabiliyor ne de içeride yetiştirebiliyor. Yeşil İşler Ekonominin İki Katı Hızla Büyüyor, Yetkinlik Yetişmiyor LinkedIn’in 84 ülkede bir milyar üyenin verisini inceleyen son Yeşil Beceri Raporu’na göre yeşil yetkinlik gerektiren işe alımlar son bir yılda yüzde 7,7 artarken bu yetkinliklere sahip çalışanların payı yalnızca yüzde 4,3 arttı. Talep, arzın neredeyse iki katı hızla büyüyor. Bu yetkinliğe sahip olanlar iş bulmakta da açık ara önde. İşe alınma oranları sektör genelinden yüzde 46,6 daha yüksek. Üstelik bu kişilerin yarıdan fazlası, yüzde 53’ü, sürdürülebilirlikle doğrudan ilgisi olmayan pozisyonlara alınıyor. İlgi tarafında ise bir eksiklik görülmüyor. Çalışanların yüzde 43’ü iklim veya enerji dönüşümüne katkı sağlayan bir işte çalışmak istiyor, Z kuşağında bu oran yüzde 60’a çıkıyor. Bu ilginin en somut göstergesi yakın zamanda Türkiye’de görüldü. 5 bin kişilik kontenjanı olan COP31 Gönüllülük Programı’na 154 ülke ve 2.438 üniversiteden 45 binden fazla başvuru geldi, her koltuğa dokuz aday düşüyor. Şirketler yetenek, gençler fırsat arıyor, ancak aradaki beceri boşluğunu henüz kimse dolduramıyor. “Geleceğin Meslekleri Kapıda, Çalışanlar Henüz Yolda” İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, yeşil dönüşümün bir finansman konusu olarak konuşulmasına rağmen, insan kaynağı tarafındaki engelin çok önemli olduğunu vurguluyor. “İklim tartışması yıllardır yatırım üzerinden yürüyor, oysa veriler bugün asıl darboğazın nitelikli insan kaynağında olduğunu gösteriyor. Geleceğin mesleklerinin önemli bir bölümü henüz üniversite müfredatlarında, kariyer haritalarında ve şirketlerin görev tanımlarında yok. Karbon muhasebesi, tedarik zinciri sürdürülebilirliği ve iklim riski analizi birer meslek haline geldi ama bu rolleri dolduracak insanlar çoğu zaman işi, işte öğreniyor. Gençlerin ilgisi beklenenin çok üzerinde. Bu ilgiyi kurumların ihtiyaç duyduğu ilgili yeteneğe dönüştürecek yapı ise henüz kurulmadı. Sürdürülebilirliği tek bir departmanın işi olmaktan çıkarmak gerekiyor. Yeşil beceriler artık yalnızca sürdürülebilirlik ekibinden beklenmiyor, finans, tedarik, ürün ve insan kaynakları gibi farklı departmanların ekiplerinden de bekleniyor. Dolayısıyla çözüm, dışarıda hazır uzman aramak yerine bu becerileri kurum içinde geliştirmekten geçiyor. Mevcut çalışanını geliştiren, gençlere erken kariyer programlarıyla kapı açan ve sürdürülebilirlik hedeflerini performans sistemine bağlayan kurumlar bu dönüşümde öne geçecektir. COP31’in Türkiye’de toplanmasını bir fırsat olarak değerlendirmek gerekir. Ev sahibi ülke olarak yeşil dönüşümün insan kaynağına da liderlik edebiliriz.” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ATO’da 47 Aylık Çalışma Dönemi Masaya Yatırıldı Haber

ATO’da 47 Aylık Çalışma Dönemi Masaya Yatırıldı

ATO Başkanı Gürsel Baran, dört yıl önce koronavirüs pandemisinin etkilerinin sürdüğü bir dönemde göreve geldiklerini hatırlatarak, aradan geçen sürede dünya ve Türkiye ekonomisinin önemli bir dönüşümden geçtiğini söyledi. Pandeminin ardından yaşanan jeopolitik gelişmelerin yanı sıra, enerji ve emtia fiyatlarındaki artışlar ile küresel ticaret ve tedarik zincirlerindeki değişimin ekonomik dengeleri yeniden şekillendirdiğini belirten Baran, bu gelişmelerin Türkiye ekonomisi ve reel sektörü de etkilediğini kaydetti. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası sürecinde reel sektörün finansmana erişiminin zorlaştığını, üretim ve ticaret maliyetlerinin yükseldiğini, işletmelerin sermaye ihtiyacının arttığını belirten Baran, bununla birlikte enflasyondaki gerilemeyi önemli bir kazanım olarak gördüklerini söyledi. Fiyat istikrarı sağlanırken üretim, yatırım, istihdam ve ticaret kapasitesinin korunması gerektiğini vurgulayan Baran, "Her fırsatta ve her ortamda dile getirdiğimiz üzere, enflasyonla mücadele ederken reel sektörün, üretimin, yatırımın, ticaretin ve ihracatın ihmal edilmemesi gerekiyor" dedi. -VADELİ SATIŞLARDA KDV İÇİN ERTELEME ÖNERİSİ- İşletmelerin finansmana erişim ve işletme sermayesi konusunda yaşadığı sorunlara dikkat çeken Baran, ticaretin büyük ölçüde vadeli gerçekleştirildiği bir dönemde, satış bedeli tahsil edilmeden KDV ödenmesinin işletmelerin sermayesi ve nakit akışı üzerinde ilave yük oluşturduğunu ifade etti. Baran, "Ticaretin yaklaşık yüzde 90'ı vadeli yapılırken KDV'yi peşin ödemek işletme bilançolarını sıkıntıya sokuyor. Vadeli satışlarda hesaplanan KDV'nin ödeme süresinin ticari işlemin tahsilat vadesi dikkate alınarak belirlenmesi ve satış bedeli henüz tahsil edilmemiş işlemlerde KDV ödeme yükümlülüğünün 3 ay veya 6 ay süreyle ertelenmesine imkân sağlayacak bir düzenleme yapılmasını öneriyoruz" diye konuştu. -ATO'NUN 47 AYLIK ÇALIŞMA BİLANÇOSU- ATO Başkanı Baran, 47 aylık Meclis döneminin sonuna geldiklerini belirterek, yaklaşık dört yıllık süreçte Meslek Komiteleri ve Meclis üyeleriyle birlikte sektörlerin sorunlarının çözümü için yoğun çalışma yürüttüklerini anlattı. Kasım 2022'den bu yana ATO meslek komitelerinin 4 bin 950, komisyonların ise 249 toplantı gerçekleştirdiğini bildiren Baran, bu toplantılarda sektörleri ilgilendiren konuların ele alınarak toplam 8 bin 39 karara imza atıldığını kaydetti. Meslek Komiteleri ve komisyonların taleplerini ilgili makamlara taşıdıklarını ifade eden Baran, "Sizler çalıştınız, talep ettiniz. Bizler de sizlere öncülük ettik. Birlikte hareket ederek sektörlerimizin sorunlarını ilgili kurum ve kuruluşlara doğrudan aktardık" dedi. Baran, yaklaşık dört yıllık dönemde meslek komiteleri ve komisyonların talepleri doğrultusunda 100'e yakın ziyaret gerçekleştirdiklerini, 163 sektörle istişare toplantısı düzenlediklerini ve 45 sektörel eğitim faaliyeti gerçekleştirdiklerini bildirdi. Meslek Komitelerinin ülkenin ekonomik yol haritasına katkı sağlayacak 350'den fazla tespit ve çözüm önerisini içeren dosya ve raporlarını ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlara ilettiklerini belirten Baran, üyeleri ilgilendiren yaklaşık 5 bin güncel gelişme ve mevzuat konusunu da sektörel olarak filtreleyerek üyelerle paylaştıklarını söyledi. Baran, "Bu süreçte bizleri kabul ederek, iş dünyamızın meselelerini dinleyen ve çözüm arayışlarımıza destek veren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz'a, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu'na, bakanlarımıza, bürokratlarımıza, kamu kurum ve kuruluşlarımızın yöneticilerine teşekkür ediyorum" dedi. -BARAN'DAN SAĞDUYU VE UZLAŞI İÇİNDE SEÇİM ÇAĞRISI- Konuşmasının sonunda dört yıllık görev dönemine ilişkin duygu ve düşüncelerini de paylaşan ATO Başkanı Gürsel Baran, bu süreçte atılan her adımda Ankara Ticaret Odası üyelerinin hak ve menfaatlerini gözetmeye, Başkent ve ülkenin kalkınma sürecine katkı sağlamaya gayret ettiklerini söyledi. ATO çatısı altında Ankara'nın ve Türkiye'nin ticaret ve ekonomisine hizmet etmekten büyük onur duyduğunu ifade eden Baran, "Bu kürsüden dört yıl boyunca pek çok kez konuştum. Yoğun gündem içerisinde birbirimizi kırdığımız, üzdüğümüz zamanlar olmuş olabilir. Görev süremiz içerisinde bilerek ya da bilmeyerek kırdığımız, üzdüğümüz bir arkadaşımız olduysa hakkını helal etsin. Benim hakkım varsa, benden yana sonuna kadar helal olsun." dedi. 10 Ekim'de gerçekleştirilecek Komite ve Meclis üyeliği seçimlerine de değinen Baran, seçimlerin ATO için hayırlı olması temennisinde bulunarak, "Seçim sürecinin sağduyu ve karşılıklı saygı içinde ve Ankara Ticaret Odası'nın kurumsal itibarını her şeyin üzerinde tutan bir anlayışla yürütülmesini temenni ediyorum" diye konuştu. -ÜYELERE PLAKET- Toplantının sonunda ATO organ üyelerine, Oda faaliyetlerine sundukları katkılardan dolayı plaket takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Katılımevim’in Emlak Katılım’a Pay Devrinde Resmî İzin Süreci Başladı Haber

Katılımevim’in Emlak Katılım’a Pay Devrinde Resmî İzin Süreci Başladı

Katılımevim Tasarruf Finansman A.Ş. tarafından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Katılımevim Tasarruf Finansman A.Ş. paylarının, Türkiye Emlak Katılım Bankası A.Ş.’ye devrine ilişkin süreçte ilerleme kaydedilmiştir. Bu kapsamda, ilgili mevzuat uyarınca gerekli resmî izin ve onayların alınması amacıyla Türkiye Emlak Katılım Bankası A.Ş. tarafından yetkili kurumlara başvurular yapılmıştır. İzin ve onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından pay devri işlemlerinin mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılması hedeflenmektedir. Katılımevim Tasarruf Finansman A.Ş., faaliyetlerini kesintisiz şekilde sürdürmektedir. Tasarruf sahiplerinin mevcut sözleşmeleri, ödeme planları ve teslimat süreçleri geçmişte olduğu gibi bugün de planlandığı şekilde devam etmekte; şirket, müşterilerine karşı yükümlülüklerini aynı kararlılık ve sorumluluk anlayışıyla yerine getirmektedir. Katılımevim, tasarruf finansman alanındaki birikimiyle tasarruf sahiplerinin ev, araç ve iş yeri hedeflerine eşlik etmeyi sürdürecektir. Pay devrinin tamamlanmasının ardından Emlak Katılım’ın 100 yıllık köklü tecrübesinden güç alarak geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlemeyi hedeflemektedir. Devir sürecine ilişkin gelişmeler, resmî açıklamalar doğrultusunda kamuoyuyla paylaşılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.