Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Michelin Rehberi

Kapsül Haber Ajansı - Michelin Rehberi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Michelin Rehberi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Formula 1’in Türkiye’ye Dönüşü WTM Londra Turizm Fuarı’nda Tanıtıldı Haber

Formula 1’in Türkiye’ye Dönüşü WTM Londra Turizm Fuarı’nda Tanıtıldı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Londra’da düzenlenen WTM Londra Turizm Fuarı’nda İngiltere pazarına yönelik beklentileri, 2027 sezonunun hazırlıklarını, turizmde ürün ve pazar çeşitliliğini artırmaya yönelik çalışmaları değerlendirdi. Türkiye standı önünde basın mensuplarıyla bir araya gelen Ersoy, kongre ve etkinlik turizminden gastronomiye, kültür varlıklarının iadesinden deprem bölgesindeki turizm çalışmalarına kadar farklı başlıklarda açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin fuardaki katılımına ilişkin bilgi veren Ersoy, şunları söyledi: “WTM Londra’yı, Türkiye’nin turizm zenginliğini uluslararası sektör temsilcileriyle buluşturduğumuz ve gelecek sezonun hazırlıklarını değerlendirdiğimiz önemli bir platform olarak görüyoruz. Bu yıl 909 metrekarelik ana standımız, 255 metrekarelik destinasyon alanımız ve 50 metrekarelik spor turizmi alanımızla, 78 alt katılımcıyla fuarda yer alıyoruz. Kapadokya’nın eşsiz doğal ve kültürel mirasından gastronomiye, spor turizminden kültür turizmine kadar farklı destinasyonlarımızı ve turizm ürünlerimizi aynı çatı altında buluşturduk. Burada âdeta bir Türkiye adası oluşturduk. Sektörümüzle birlikte ülkemizin turizmdeki zenginliğini ve çeşitliliğini uluslararası alanda güçlü biçimde temsil ediyoruz.” Ulaşım maliyetleri ve son dakika rezervasyonları 2027 planlamasında öne çıkıyor İngiltere’nin Rusya ve Almanya’nın ardından Türkiye’nin üçüncü büyük kaynak pazarı olduğunu belirten Ersoy, Birleşik Krallık pazarının güçlü performansını sürdürmesini beklediklerini söyledi. Bölgedeki savaşların enerji fiyatları ve ulaşım maliyetleri üzerindeki etkisine dikkati çeken Ersoy, havacılık sektöründeki yıllık yakıt fiyatı sabitleme işlemleri nedeniyle maliyet artışlarının biletlere ilk aşamada bütünüyle yansımadığını anlattı. Bu dönemlerin sona ermesiyle yükselen petrol fiyatlarının 2027’de uçak bileti fiyatları üzerinde daha belirgin bir etki oluşturmasını beklediklerini ifade etti. Ersoy, üç saat ve üzerindeki uçuşlarda bilet başına ortalama 100 dolarlık ek yük oluşabileceğini öngördüklerini belirtti. Birçok ülkedeki tur operatörleriyle yoğun görüşmeler yürüttüklerini söyleyen Ersoy, erken rezervasyonun payının azaldığı, son dakika rezervasyonlarının ağırlığının arttığı bir döneme girilebileceğine işaret etti. Bu tabloya uygun bir tanıtım ve satış stratejisi izleyeceklerini vurgulayan Ersoy, yıl boyunca tur operatörleri, hava yolu şirketleri ve seyahat platformlarıyla kesintisiz tanıtım ve satış kampanyalarını sürdüreceklerini kaydetti. Üçüncü çeyrekteki toparlanma gelir rekorunu getirdi Turizmde üçüncü çeyrek ve ilk dokuz aylık sonuçları değerlendiren Bakan Ersoy, şubat ayının sonunda başlayan savaşın ikinci çeyreği olumsuz etkilediğini hatırlattı. İkinci çeyrek sonuçlarının açıklandığı dönemde en zor sürecin geride kaldığına ve yoğun tanıtım kampanyalarıyla üçüncü çeyrekte toparlanma sağlanacağına yönelik beklentilerini paylaştıklarını belirten Ersoy, sonuçların bu öngörüyü doğruladığını söyledi. Türkiye’nin üçüncü çeyrek turizm gelirinin yüzde 5 artışla 25 milyar 526 milyon dolara ulaştığını ifade eden Ersoy, bunun bugüne kadar elde edilen en yüksek çeyreklik turizm geliri olduğunu vurguladı. İkinci çeyrekteki olumsuz etkinin de telafi edildiğini belirten Ersoy, ilk dokuz aylık turizm gelirinin yüzde 2,4 artışla 51 milyar 278 milyon dolar olduğunu, aynı dönemde Türkiye’de 49 milyon 132 bin ziyaretçinin ağırlandığını bildirdi. Bölgedeki savaşlara ve jeopolitik risklere rağmen Türkiye’nin süreci başarıyla yönettiğini söyleyen Ersoy, şu değerlendirmede bulundu: “Başta Cumhurbaşkanımızın liderliğinde uygulamış olduğumuz dış politikamız ile ateş çemberinin ortasında tam bir istikrar adası olma pozisyonumuzu koruyoruz. İnşallah bu şekilde de süreci yönetmeye devam edeceğiz.” İngiltere pazarında şehir ve kültür turizmi güçleniyor İngiltere’nin en yoğun tanıtım yapılan ülkeler arasında yer aldığını belirten Ersoy, televizyon kanallarından dijital platformlara, sosyal medyadan kanaat önderlerinin Türkiye’de ağırlandığı programlara kadar bütün iletişim yöntemlerini kullandıklarını söyledi. Bu çalışmaları tur operatörleri, hava yolu şirketleri ve seyahat portallarıyla yürütülen doğrudan satış odaklı tanıtımlarla desteklediklerini ifade etti. İngiliz ziyaretçilerin yalnızca yaz aylarında değil, düşük sezonda ve kış döneminde de Türkiye’nin tatil bölgelerini tercih ettiğine dikkati çeken Ersoy, bu özelliğin İngiltere pazarını turizmin yıl geneline yayılması açısından önemli kıldığını belirtti. Son yıllarda İngiltere’de İstanbul’a yönelik yoğun tanıtım yaptıklarını söyleyen Ersoy, Birleşik Krallık’tan İstanbul’a gelen ziyaretçi sayısında da önemli artışlar görüldüğünü kaydetti. Bu yaklaşımın turizmi 81 ile yayma stratejisinin bir parçası olduğunu vurgulayan Ersoy, İngiltere pazarındaki çalışmaları kıyı destinasyonlarıyla sınırlamadıklarını, şehir ve kültür turizmiyle çeşitlendirdiklerini ifade etti. “60’tan fazla ürünle pazara çıkmış durumdayız” Türkiye’nin 2018’den itibaren turizmde strateji değişikliğine gittiğini belirten Bakan Ersoy, geçmişte ağırlıklı olarak deniz, kum, güneş ve arkeolojiyle öne çıkan turizm anlayışının çok daha geniş bir ürün çeşitliliğine ulaştığını söyledi. Ersoy, “Şimdi 60’tan fazla ürünle biz pazara çıkmış durumdayız.” diyerek GoTürkiye üzerinden bu çeşitliliğin yoğun biçimde tanıtıldığını ifade etti. Tanıtım kampanyalarını hem destinasyon hem de ürün temelinde yürüttüklerini belirten Ersoy, gastronominin bu yaklaşımda önemli bir yer tuttuğunu kaydetti. Michelin Rehberi’nin Türkiye’ye gelmesinin ve destinasyonların kendilerine özgü ürünlerinin öne çıkarılmasının gastronomi turizmine katkı sağladığını söyledi. Kültür Yolu Festivalleri kapsamında gastronomiye ayrı bir yer verdiklerini anlatan Ersoy, şehirlerin unutulmaya yüz tutmuş yöresel reçetelerinin menülere dâhil edilmesini sağladıklarını ve “Lezzet Noktaları” oluşturduklarını belirtti. Formula 1’den büyük zirvelere etkinlik turizmi Ürün çeşitlendirme çalışmalarına etkinlik turizmini de eklediklerini belirten Ersoy, 2027 itibarıyla Formula 1’in Türkiye’ye dönüşünün yanı sıra uluslararası futbol organizasyonları, konserler ve büyük ölçekli etkinliklerin bu alandaki önemine dikkati çekti. Türkiye’nin uluslararası zirvelere ev sahipliği yapma kapasitesinin de geliştiğini ifade eden Ersoy, NATO ve Antalya’da düzenlenecek COP31 gibi organizasyonların bu kapasiteyi ortaya koyduğunu söyledi. TGA bünyesinde MICE birimi oluşturuluyor Kongre ve toplantı turizmine ilişkin yeni çalışmalarını da açıklayan Ersoy, TGA bünyesinde toplantı, teşvik seyahati, kongre ve fuar organizasyonlarını kapsayan MICE alanına yönelik bir birim oluşturduklarını bildirdi. Bundan sonraki dönemde yalnızca devletler arası kongrelere değil, uluslararası şirketlerin büyük organizasyonlarına da teklif vermeyi hedeflediklerini belirten Ersoy, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi ile COP31’in gerçekleştirileceği alanın bu süreçte önemli rol üstleneceğini söyledi. Lütfi Kırdar’ın Kültür ve Turizm Bakanlığına devri ile COP31 alanının etkinlik sonrasındaki birkaç ay içinde Bakanlığa devredilmesine yönelik süreci anlatan Ersoy, bu iki alanla birlikte küresel şirketlerin organizasyonlarını Türkiye’ye kazandırmak için çalışacaklarını ifade etti. Ersoy, Türkiye’nin bu ölçekteki etkinlikler için ülke olarak teklif sunmaya başlayacağını ve uluslararası organizasyonları daha yoğun biçimde ağırlamayı hedeflediklerini kaydetti. Gastronomide hedef, şehirleri uluslararası çekim merkezine dönüştürmek Türk gastronomi markalarının Londra pazarındaki varlığına ilişkin soruyu da yanıtlayan Bakan Ersoy, bu gelişmenin Türkiye’nin ürünlerinin tanıtımı açısından önemli olduğunu söyledi. Nitelikli gastronomi ürünlerine sahip olmakla bir gastronomi şehri olmanın farklı kavramlar olduğuna dikkati çeken Ersoy, uluslararası mutfakların doğru biçimde sunulduğu ve bu birikimin etkinliklerle desteklendiği şehirlerin güçlü birer gastronomi merkezi hâline gelebildiğini ifade etti. Türkiye açısından önceliklerinin şehirlerin bu niteliğe ulaşması olduğunu vurgulayan Ersoy, İstanbul’a bu doğrultuda önemli yatırımlar yaptıklarını ve sonuçlarını aldıklarını belirtti. İstanbul’un dünyanın önde gelen gastronomi şehirlerinden biri hâline geldiğini söyleyen Ersoy, elde edilen sonuçların yeni çalışmalar için motivasyon sağladığını kaydetti. Kültür varlıklarının iadesinde 14 ülkeyle iş birliği ABD’den 100 kültür varlığının Türkiye’ye iadesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ersoy, yurt dışına kaçırılan eserlerin tespit edilmesi ve mümkün olan en kısa sürede ülkeye kazandırılmasının en hassas oldukları konular arasında yer aldığını söyledi. Son sekiz yılda kaçakçılıkla mücadelede kurumsal kapasiteyi güçlendirdiklerini belirten Ersoy, ilgili yapıyı daire başkanlığı seviyesine çıkararak daha geniş bir kadroyla çalışmaya başladıklarını anlattı. Aralarında ABD’nin de bulunduğu 14 ülkeyle ikili protokol imzaladıklarını ifade eden Ersoy, bu iş birliklerinin iade süreçlerine olumlu yansıdığını vurguladı. Ersoy, geçmişte sekiz-dokuz yıl süren süreçlerin artık yedi-sekiz ay gibi sürelerde sonuçlanabildiğini söyledi. İadelerin arkasında çok sayıda kurum ve uzmanın katkı sunduğu yoğun bir uluslararası çalışma bulunduğunu belirten Ersoy, Manhattan Bölge Savcılığı ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi (HSI) ile yürütülen iş birliğine dikkati çekti. Kazı kayıtları, tanıklıklar ve bilimsel araştırmaların eserlerin kökeninin ve kaçırılma süreçlerinin ispatında belirleyici olduğunu anlatan Ersoy, Türkiye’nin bu alanda önemli bir uzmanlık kazandığını, başka ülkelerin de Türkiye’den danışmanlık aldığını ifade etti. “Kaçak malın ayıplı mal olarak kabul edilmesi lazım” Kültür varlığı kaçakçılığının önlenmesinde uluslararası anlayışın değişmesinin önemine işaret eden Ersoy, kaçak eserlere yönelik talebin ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Ersoy, “Artık dünyada bu bir kabul olması lazım. Yani kaçak mal, ayıplı mal olarak kabul edilmesi lazım. Herkes tarafından dışlanması lazım.” dedi. Bu yaklaşımın yaygınlaşmasının kaçak eserlerin alıcı bulmasını engelleyeceğini ve kaçak kazıları caydıracağını belirten Ersoy, ABD’den getirilen 100 kültür varlığının çok değerli eserler olduğunu söyledi. Eserlerin İstanbul Arkeoloji Müzelerinde sergilendiğini ifade eden Ersoy, ziyaretçileri bu kültür varlıklarını görmeye davet etti. Uzak pazarlarda ulaşım kapasitesi artırılıyor 2027’ye yönelik yeni pazar hedeflerine ilişkin soruyu yanıtlayan Ersoy, son sekiz yıldır kaynak pazar çeşitliliğini artırmaya odaklandıklarını belirtti. Kaynak pazarların çeşitlenmesinin turizm sektörünün krizlere karşı dayanıklılığını güçlendirdiğini vurgulayan Ersoy, yakın pazarlardaki güçlü konumlarını korurken uzak pazarlara öncelik verdiklerini söyledi. ABD, Kanada ve Çin’e yönelik çalışmalara değinen Ersoy, Kanada ile karşılıklı uçuş imkânlarının artırılmasına yönelik kararların ve Çin pazarındaki kapasite artışının bu açıdan önem taşıdığını ifade etti. Çin’de kapasitenin 21’den 49’a çıkarılmasına ilişkin kararın ardından ek uçuş imkânlarının eylül itibarıyla devreye girmeye başladığını belirten Ersoy, bu gelişmenin önümüzdeki dönemde pazardaki büyümeyi desteklemesini beklediklerini söyledi. Türk Hava Yollarıyla yakın çalıştıklarını belirten Ersoy, uzun menzilli uçakların teslimatlarının da uzak pazarlara erişimi güçlendireceğini kaydetti. Yeni Zelanda gibi uzun mesafeli uçuş noktalarına yönelik planlamalara değinen Ersoy, uzak pazarlar başta olmak üzere ulaşım ağını genişletmeyi hedeflediklerini ifade etti. “Deprem bölgesi öncelikli noktalarımızdan biri” Kahramanmaraş’a yönelik kültür ve turizm çalışmaları dolayısıyla teşekkür eden bir basın mensubuna da yanıt veren Bakan Ersoy, deprem bölgesinin öncelikleri arasında yer almaya devam edeceğini vurguladı. Şehirlerin yeniden ayağa kaldırılmasının yanı sıra ticaretin ve ekonominin canlandırılmasının da önemine dikkati çeken Ersoy, turizmin bu süreçte önemli bir katkı alanı olduğunu belirterek, “Biz de üzerimize düşeni en büyük fedakârlıkla yapacağız.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 24. Durağı İzmir Haber

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 24. Durağı İzmir

Festivalin 24. durağı olan İzmir’de Bornova Kültür ve Sanat Merkezi’nden İzmir Kültür Sanat Fabrikası’na, Tarihi Alsancak Tren Garı’ndan Gündoğdu Meydanı’na uzanan etkinlikler, kenti dokuz gün boyunca kültür ve sanatla süsleyecek. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “İzmir’in köklü gastronomi kültürünü ve özgün değerlerini, kültür ve sanatla bütünleştirerek uluslararası ölçekte görünür kılmayı hedefliyoruz.” dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “İzmir’in kültür ve sanatla kurduğu güçlü bağ, kentin tarihinden, yaşam biçiminden ve köklü geleneklerinden besleniyor. Gastronomi de bu kültürel birikimin en özgün parçalarından biri. Biz İzmir Kültür Yolu Festivali ile kentin sahip olduğu bu zenginliği farklı disiplinlerle bir araya getiriyor, yerel değerleri daha kapsamlı bir kültür-sanat programı içinde ele alıyoruz. İzmir mutfağının geleneksel lezzetlerinden çağdaş gastronomi yaklaşımlarına uzanan seçkimizle yemek kültürünü yalnızca bir lezzet deneyimi olarak değil, tarih, üretim, gelenek ve toplumsal hafızayla şekillenen bir kültürel miras olarak değerlendiriyoruz. Bu zenginliği uluslararası ölçekte de görünür kılarak İzmir’in özgün kültürel kimliğinin daha geniş çevrelerce tanınmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Şehirlerimizin kendi değerlerinden beslenen bu yaklaşımımızla kültürel mirasın korunmasını, yaşatılmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını destekliyoruz.” dedi. ZEYTİNYAĞLI LEZZETLERDEN BOYOZA, İZMİR MUTFAĞI FESTİVAL SOFRALARINDA Gastronomi programı kapsamında Michelin yıldızlı şef Osman Sezener, Michelin rehberinde yer alan şef Ahmet Güzelyağdöken ve gastronomi yazarı Müge Akgün, İzmir’in farklı rotalarına ev sahipliği yapacak. Her rota, İzmir’in kendine özgü lezzet birikimini, kültürel çeşitliliğini ve mutfak hafızasını farklı bir perspektiften ele alacak. Ev sahiplerine, Michelin yıldızlı şefler Atilla Heilbronn, Osman Serdaroğlu, Ozan Kumbasar, Aret Sahakyan, Michelin Rehberinde yer alan şef Çiğdem Seferoğlu, Sinem Özler, Erkan Özdemir, Birkan Erköylü, Uluç Sakarya, şefler Sinem Çapraz ve Sinan Karaahmet, girişimci Teoman Ünal, yemek kültürü ve tarihçisi Prof. Özge Samancı, Diyetisyen Hatice Nur Ege, yemek fotoğrafçısı Aydan Üstkanat, yemek kültürü araştırmacısı Gamze İneceli ve yemek kültürü yazarı Aylin Öney Tan eşlik edecek. Konuklar lezzet noktalarını gezerek İzmir’e özgü yemekleri tadacaklar. İzmir mutfağı, Ege’nin bereketli topraklarından gelen mevsimlik ürünleri, yenilebilir otları, zeytinyağlıları ve deniz lezzetlerini aynı sofrada buluşturan zengin bir gastronomi kültürü sunuyor. Şevketibostan, arapsaçı, cibez ve deniz börülcesi gibi otlar; enginar ve kabak çiçeği dolmasıyla birlikte bu mutfağın doğayla kurduğu güçlü bağı yansıtıyor. Boyoz ve gevrekle başlayan kahvaltılar, kumru ve söğüş gibi sokak lezzetleriyle gün boyu devam ederken, İzmir köfte ve taze deniz ürünleri sofraları çeşitlendiriyor. Kemeraltı’nda şambali, paylaşılan lokmalar ve Çeşme’nin sakızlı tatlıları ise bu lezzet yolculuğunu tamamlıyor. Geleneksel Ege yemeklerinden İzmir’in meşhur sokak lezzetlerine uzanan seçki 80’den fazla Lezzet Noktası’nda keşfedilebilecek. İzmir merkez, Çeşme, Urla, Tire ve Ödemiş’in öne çıktığı liste; boyoz, gevrek, kumru, söğüş, şambali ve lokma gibi İzmir’le özdeşleşen lezzetlerden Ege’nin ev yemeklerine, balık ve deniz ürünlerinden çağdaş şef restoranlarına uzanıyor. Tarihi boyoz fırınları, şambaliciler gibi yerel lezzet duraklarının yanı sıra Michelin Rehberi’nde yer alan restoranlar da bu çeşitliliği zenginleştiriyor. GÜNDOĞDU MEYDANI’NDA DOKUZ AKŞAM MÜZİK ŞÖLENİ YAŞANACAK İzmir Kültür Yolu Festivali kapsamında Gündoğdu Meydanı’nda düzenlenecek konserlerde Demet Akalın, Derya Uluğ, Sefo, Özcan Deniz, Hakan Altun, Ceza, Murat Boz, Serkan Kaya ve Simge müzikseverlerle buluşacak. Farklı müzik türlerini bir araya getiren konser programı, festival boyunca İzmir’de müzik dolu akşamlar yaşatacak. Festivalin konser programında popüler müziğin sevilen isimlerinin yanı sıra farklı müzik türlerine ve kültürel mirasa odaklanan özel performanslar da yer alacak. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Konseri, Cumhuriyet’in ilanının yıl dönümünü müzikle kutlayacak. Türk Dünyasında Ezgiler, Sonbahar Esintileri, Zeki Müren Şarkıları, Romantik Aryalar ve Mozart Akşamı gibi konserler de sanatseverlerle bir araya gelecek. Donanma Komutan Yardımcılığı Bandosu ile Ege Ordusu Bölge Bando Komutanlığı’nın performansları da festivalin müzik programına renk katacak. İzmir’in farklı kültür ve sanat mekanlarında gerçekleşecek buluşmalar, klasik müzikten sevilen eserlere, bando performanslarından farklı müzikal yorumlara uzanan geniş bir seçki sunacak. İZMİR’İN SOKAKLARI FOTOĞRAF KARELERİNE, MEYDANLARI ÇOCUKLARA AÇILIYOR İzmir Kültür Yolu Festivali, sergi ve atölye programlarıyla kentin kültürel birikimini farklı yönleriyle ziyaretçilere sunacak. İzmir Kültür Sanat Fabrikası Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi ziyaretçilerle buluşurken, “Yaşayan Miras: İzmir Sergisi” geleneksel sanat ve zanaatların örneklerini görünür kılacak. İzmir Kültür Sanat Fabrikası Resim ve Heykel Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda yer alacak “Sır” sergisi ile Tarihi Alsancak Tren Garı’nda sanatseverlerin ziyaretine açılacak “Arayış” adlı kişisel resim sergisi de programda yer alacak. Ayrıca İzmir Kültür Sanat Fabrikası Resim ve Heykel Müzesi’nde düzenlenecek “Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Sergisi”, sanatın iyileştirici gücünü yansıtan eserleri bir araya getirecek. Festival boyunca geleneksel el sanatlarından çağdaş sanat uygulamalarına uzanan atölyeler, söyleşiler ve kültürel etkinlikler de gerçekleştirilecek. İzmir’in tarihini, edebiyatını ve kültürel mirasını ele alan buluşmaların yanı sıra opera, tiyatro ve müzikal gösterileri de farklı yaş gruplarından sanatseverlerle buluşacak. Fotoğraf tutkunları için düzenlenecek FotoMaraton İzmir ve FotoMaraton Çocuk etkinliklerinde katılımcılar, kentin sokaklarını, tarihi yapılarını ve özgün atmosferini kendi kadrajlarından yansıtma fırsatı bulacak. Gündoğdu Meydanı Çocuk Köyü’nde gerçekleştirilecek Çocuk Köyü Etkinlikleri ise oyun alanları, yaratıcı çalışmalar ve farklı aktivitelerle minik ziyaretçilere eğlenceli anlar yaşatacak. 24 Ekim–1 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek İzmir Kültür Yolu Festivali, konserlerden opera ve tiyatro gösterilerine, sergilerden atölyelere, fotoğraf etkinliklerinden çocuk programlarına uzanan içeriğiyle İzmir’in farklı noktalarını dokuz gün boyunca kültür ve sanatın buluşma alanına dönüştürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MICHELIN Rehberi'nin Türkiye Genelini Kapsayan İlk Seçkisi 3 Aralık 2026'da Açıklanacak Haber

MICHELIN Rehberi'nin Türkiye Genelini Kapsayan İlk Seçkisi 3 Aralık 2026'da Açıklanacak

2027 MICHELIN Rehberi Türkiye Seçkisi, İstanbul'daki Divan Kuruçeşme'de düzenlenecek Michelin Rehberi Töreni kapsamında açıklanacak.MICHELIN Rehberi Türkiye seçkisi, ilk kez ülkenin gastronomi sahnesini ulusal ölçekte kapsayacak.MICHELIN Rehberi müfettişleri, Türkiye genelindeki keşiflerini sürdürerek hem köklü gastronomi adreslerini hem de yükselen yeme içme noktalarını belirlemeye devam ediyor. Michelin, 2027 MICHELIN Rehberi Türkiye Ulusal Seçkisi'nin 3 Aralık 2026 Perşembe günü, İstanbul'daki Divan Kuruçeşme'de düzenlenecek Tören ile açıklanacağını duyurdu. Michelin Rehberi'nin Türkiye genelinde adım adım genişleyen yolculuğunun bir sonraki aşamasını simgeleyen tören, Michelin Rehberi Türkiye'nin ilk kez ülke çapında hazırlanan seçkisinde yer alma başarısı gösteren restoranları kutlayacak. Etkinlik sırasında, konukseverlik alanındaki seçkin profesyonelleri ve gastronomi dünyasının yeteneklerini takdir eden çeşitli Özel Ödüller de takdim edilecek. Michelin Rehberi'nin 2022 yılında İstanbul'da başlayan ve daha sonra İzmir, Muğla ile Kapadokya'ya uzanan yolculuğu boyunca, Rehber'in müfettişleri Türkiye'nin gastronomik kimliğine ilişkin bilgi ve birikimlerini derinleştirmeyi sürdürdü. Yakında açıklanacak ülke çapındaki seçki, Michelin Rehberi adına önemli bir kilometre taşını işaret ederken, Türkiye'nin dört bir yanında sunulan gastronomik deneyimlerin zenginliğini, çeşitliliğini ve dinamizmini gözler önüne serecek. Michelin Rehberi Uluslararası Direktörü Gwendal Poullennec konula ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Türkiye'deki ilk adımlarımızdan bu yana, ülkenin sunduğu olağanüstü gastronomik zenginliğe duyduğumuz hayranlık giderek arttı. Köklü yöresel geleneklerden gastronominin çağdaş yorumlarına uzanan yapısıyla Türkiye, dikkat çekici bir çeşitlilik ve yaratıcılık sunuyor. Müfettişlerimiz ülke genelindeki keşiflerini sürdürürken, yeni ve dikkat çekici restoranları ve mutfak dünyasının yeteneklerini ortaya çıkarmaya yönelik heyecanlarını da koruyor. MICHELIN Rehberi Türkiye'nin ilk kez ülke çapında hazırlanan seçkisi, bu çeşitliliği daha kapsamlı bir şekilde yansıtmamıza ve gezginlere Türkiye'yi dünyanın önde gelen gastronomi destinasyonlarından biri olarak daha geniş bir perspektiften tanıtmamıza olanak sağlayacak.” 2027 MICHELIN Rehberi Türkiye Ulusal Seçkisi'ne ilk kez giren restoranların şefleri ile Michelin Yıldızı alan restoranların şefleri, başarılarını kutlamak üzere Tören'de bir araya gelecek. Törenin hemen ardından, MICHELIN Rehberi Türkiye 2027 seçkisinin tamamı MICHELIN Rehberi'nin internet sitesi ve mobil uygulamasında yayımlanacak. MICHELIN Rehberi’nin Metodolojisi Hakkında MICHELIN Rehberi, seyahat eden sürücülere rehberlik etmek ve otomobille yolculuk kültürünü teşvik etmek amacıyla 1900 yılında Michelin tarafından oluşturuldu. Kurulduğu günden bu yana, gezginleri en iyi restoranlarla buluşturma, dikkat çekici gastronomi destinasyonlarını ön plana çıkarma ve dünya genelinde seyahat kültürünü destekleme misyonunu sürdürmektedir. Mutfağın kalitesi, yalnızca evrensel olarak uygulanan beş kriter doğrultusunda değerlendirilir: Malzemelerin kalitesiPişirme tekniklerindeki ustalıkLezzetlerin uyumuŞefin mutfağına yansıyan kişiliğiMenünün tamamında ve zaman içinde gösterilen tutarlılık MICHELIN Rehberi seçkisi, Michelin’in anonim müfettişlerinin bağımsız değerlendirmeleri ve dünya genelinde uygulanan metodolojisi doğrultusunda, yalnızca mutfak kalitesine göre seçilen restoranları öne çıkarır. MICHELIN Rehberi, restoran seçkisinin yanı sıra Türkiye'de ve dünyanın dört bir yanında özenle hazırlanmış bir otel seçkisine de yer veriyor. Michelin Anahtarları, bu seçki içerisinde yer alan en seçkin konaklama adreslerini ödüllendiriyor. Restoranlara verilen Michelin Yıldızları ile aynı anlayış doğrultusunda takdim edilen bu dereceler; tasarımları, mimarileri, hizmet kaliteleri ve kendilerine özgü karakterleriyle olağanüstü konaklama deneyimleri sunan otelleri öne çıkarıyor. Seçkide yer alan tüm otellere, doğrudan MICHELIN Rehberi'nin internet sitesi ve mobil uygulaması üzerinden rezervasyon yapılabiliyor. Michelin Hakkında: Michelin, yaşamı dönüştüren kompozit malzemeler ve deneyimler alanında dünya lideri bir üretici olma vizyonuyla faaliyet göstermektedir. Mühendislik ürünü malzemeler alanında 130 yılı aşkın süredir öncü olan Michelin, insanlığın ilerlemesine ve daha sürdürülebilir bir dünyanın inşasına önemli katkılarda bulunmak için benzersiz bir konuma sahiptir. Polimer kompozitler konusundaki derin uzmanlığından güç alan Michelin; mobilite, inşaat, havacılık, düşük karbonlu enerji çözümleri ve sağlık gibi yüksek performans gerektiren alanlar için yüksek kaliteli lastikler ve bileşenler geliştirmeye yönelik inovasyon çalışmalarını aralıksız sürdürmektedir. Michelin, ürünlerine gösterdiği özen ve müşterilerine ilişkin kapsamlı bilgi birikiminden aldığı ilhamla, en üst düzey deneyimleri sunmayı hedeflemektedir. Bu yaklaşım, profesyonel filolar için veri ve yapay zekâ destekli bağlantılı çözümler sunmaktan, MICHELIN Rehberi tarafından önerilen seçkin restoran ve otelleri tavsiye etmeye kadar uzanmaktadır. Merkezi Fransa'nın Clermont-Ferrand kentinde bulunan Michelin, 175 ülkede faaliyet göstermekte ve 129.800 kişiye istihdam sağlamaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Liman İstanbul, Niğde Mutfağını İstanbul’a Taşıyor Haber

Liman İstanbul, Niğde Mutfağını İstanbul’a Taşıyor

Liman İstanbul, farklı mutfak kültürlerini bir araya getiren yaklaşımıyla bu kez Niğde’nin zengin gastronomi mirasına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. “Niğde’nin Sofrası İstanbul’da” adıyla 1 Ekim’de gerçekleşecek özel gecede, Niğde Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Tabal Gastronomi Evi’nin yöresel tariflerinden hazırlanan özel bir tadım menüsü sunulacak. Aralık 2025’te açıklanan MICHELIN Rehberi Türkiye 2026 seçkisinde Bib Gourmand ile ödüllendirilen Tabal Gastronomi Evi, bu başarıya ulaşan dünyadaki ilk belediye işletmesi oldu. İyi mutfağı ulaşılabilir fiyatlarla sunan restoranları öne çıkaran Bib Gourmand seçkisinde Türkiye’den 39 restoran yer alıyor. Niğde’den İstanbul’a Uzanan Sofra Niğdeli şeflerin hazırlayacağı özel tadım menüsü, bölgenin mutfak hafızasını farklı tatlar üzerinden İstanbul’a taşıyacak. Menü, Sirken Cibun ve Mangır Çorbası ile başlayacak. Ardından Niğde köy patatesi, haşlama içli köfte ve Tabal Mavisi Pide servis edilecek. Niğde Dermason kuru fasulyesi, kuzu gerdanlı keşkek, Bor Söğürme ve Niğde Tava ise gecenin ana lezzetleri arasında yer alacak. Menünün finalinde davetlileri özel bir sürpriz bekleyecek. Adını Niğde’nin tarihi mirasının önemli parçalarından Tyana Antik Kenti’nden alan Tyana, ilk kez bu gece sunulacak. Niğde mavisi, geven balı, haşhaş ve kuru meyvelerin bir araya geldiği tatlı, Tabal mutfağının yerel ürünleri çağdaş bir yorumla ele alan yaklaşımını yansıtacak. Niğde’den İstanbul’a Uzanan Özel Bir Bağ Doğuş Grubu’nun kurucusu Ayhan Şahenk’in doğduğu ve Şahenk ailesinin köklerinin uzandığı Niğde, Grubun geçmişinde özel bir yere sahip. Doğuş Grubu’nun kültürel mirasın korunması, yerel değerlerin yaşatılması ve gastronomi kültürünün gelecek nesillere aktarılması amacıyla uzun yıllardır yürüttüğü çalışmalar, bu özel buluşmayla bir kez daha hayata geçiyor. Kentin köklü gastronomi mirasını Liman İstanbul’un sofrasına taşıyan gece, Niğde mutfağının özgün lezzetlerini İstanbul’la buluştururken kentin kültürel zenginliğini ve yerel değerlerini de görünür kılmayı amaçlıyor. Niğde lezzetleri 1 Ekim’deki özel gecenin ardından 2 ve 3 Ekim’de Liman İstanbul’un menüsünde yer almaya devam ederek daha geniş bir gastronomi kitlesiyle buluşacak. İstanbul’da başlayacak bu gastronomi yolculuğu, ardından yeniden Niğde’ye uzanacak. Buluşma aynı zamanda 2–11 Ekim tarihleri arasında Niğde’de düzenlenecek 6. Niğde Gastronomi Festivali’nin İstanbul’daki habercisi olacak. Yerel ürünlerden geleneksel tariflere uzanan Niğde mutfağının zenginliği, festival boyunca farklı etkinliklerle gastronomi tutkunlarıyla buluşmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ordu, İlk Kez Türkiye Kültür Yolu Festivali’nde  Haber

Ordu, İlk Kez Türkiye Kültür Yolu Festivali’nde 

Dokuz gün boyunca konserlerden atölyelere, sergilerden söyleşilere, çocuk etkinliklerinden gastronomi etkinliklerine uzanan geniş bir programla Ordu’nun tarihi ve kültürel değerleri ziyaretçilerle buluşacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ilk kez ev sahipliği yapan Ordu’da açılış programı Taşbaşı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Ordu Valisi Muammer Erol, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk, Türkiye Kültür Yolu Festivali Genel Direktörü Selim Terzi, il protokolü ve çok sayıda sanatsever katıldı. Festival açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, ilk kez Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapan Doğu Karadeniz Bölgesi’nin kapısı konumunda bulunan, mavi ve yeşilin kucaklaştığı, muhteşem koy ve kumsalların bulunduğu kıyılarıyla, uçsuz bucaksız yaylaları ve eşsiz doğal güzellikleriyle Ordu’nun hayranlık uyandırdığını dile getirdi. Doğal güzellikleri, köklü tarihi, kültürel çeşitliliği, zengin gastronomisi ve yaşayan mirasıyla Ordu’nun, bakanlık tarafından yürütülen titiz çalışmalar neticesine kültürel mirası koruma yolunda da çok önemli ivme yakaladığını ifade eden Alpaslan, şehrin Somut Olmayan Kültürel Miras Türkiye Ulusal Envanteri’ne kayıtlı unsurlarından da söz etti. Ordu Kültür Yolu Festivali’nin tam 8 farklı noktada 165 etkinlikle gerçekleştirileceğini ifade eden Alpaslan, konserlerden sergi ve atölyelere, söyleşilerden çocuk etkinliklerine uzanan kapsamlı programın gerçekleştirileceğini dile getirerek, “Kültür merkezlerimiz, kütüphanelerimiz ve açık alanlarımız dokuz gün boyunca sanatseverlerin ortak adresi olacaktır.” dedi. ORDU’NUN EŞSİZ LEZZETLERİ FESTİVALİN ÖNE ÇIKANLARI ARASINDA Bu yıl Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin merkezine aldıkları en önemli yeniliklerden birinin gastronomi olduğunu ifade eden Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, kurulan danışma kurulu eşliğinde Ordu genelinde 42 Lezzet Noktası belirlendiğini söyledi. Karadeniz’in taze deniz ürünleri ile iç kesimlerin mısır, fasulye ve yabani otlara dayalı zengin tarımsal üretiminin Ordu mutfağında buluştuğunu belirten Alpaslan, hamsi turşusundan Ordu pidesine, tirmit mantarından kaldirik kavurmasına kadar uzanan eşsiz lezzetlerin tüm ziyaretçilere tanıtılacağına dikkat çekti. Festivalin gastronomi programına ilişkin de bilgi veren Alpaslan, ev sahibi olarak Michelin Rehberi Tavsiye Listesi’nde bulunan şef Necati Yılmaz’ın yer alacağını belirtti. Michelin Rehberi Tavsiye Listesi’nde yer alan Ömer Bozyap, şef Araz Aknam, TV programcısı ve yazar Elif Korkmazel ile gastronomi yazarı Talip Bayram gibi değerli isimlerle birlikte Ordu mutfağının özgün hikayesini ve gastronomi kültürünü tüm dünyaya açacaklarını dile getirdi. Açılış programının ardından protokol üyeleri, Taşbaşı Kültür Merkezi’nde festival boyunca ziyaretçilerini ağırlayacak “Yaşayan Miras: Ordu Sergisi” ve Ordu Büyükşehir Belediyesi Binası Fuaye Alanı’nda yer alan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergilerini ziyaret etti. ORDU ÜNLÜ SANATÇILARIN KONSERLERİYLE MÜZİK DOLU AKŞAMLAR SUNACAK Ordu Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenecek ücretsiz konserlerde Türkiye’nin sevilen sanatçıları dokuz gün boyunca müzikseverlerle buluşacak. Festivalin konser programında Mert Demir, Ferhat Göçer, Merve Özbey, Kıraç, Poizi, Sagopa Kajmer, Murat Boz, Ebru Yaşar ve Buray sahne alacak. Festival boyunca sergiler, tiyatro gösterileri, sempozyumlar, geleneksel sanat atölyeleri, söyleşiler, FotoMaraton etkinlikleri ve çocuk programları da kentin farklı noktalarında ziyaretçilerle buluşacak. Ordu Kültür Yolu Festivali, 30 Ağustos’a kadar kentin tarihi mekanlarından kültür sanat merkezlerine uzanan programıyla Orduluları ve kenti ziyaret eden misafirleri ağırlamaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İlk 9 Aylık Turizm Gelirinde Cumhuriyet Tarihinin Zirvesinde Haber

Türkiye İlk 9 Aylık Turizm Gelirinde Cumhuriyet Tarihinin Zirvesinde

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) tarafından İstanbul'da düzenlenen Aylık Bilgilendirme Toplantısı ve Geleneksel Öğle Yemeği’ne katıldı. Bakan Ersoy burada yaptığı konuşmada 2025 yılının ilk 9 ayında turizm sektörünün yaklaşık 50 milyon ziyaretçi ağırlayarak geçen yıla oranla yüzde 1,6 oranında artış kaydettiğini, kişi başı ortalama harcamanın 103 dolara yükseldiğini ve turizm gelirlerinin ise 50 milyar doları aştığını açıkladı. Rekor Gelirle Gelen Küresel Başarı Cumhuriyet tarihinin ilk 9 aylık en yüksek turizm gelirlerine ulaşıldığının altını çizen Bakan Ersoy, şunları kaydetti:“2024 yılında kırdığımız rekorların ardından, 2025 yılının ilk 9 ayında ülkemiz genelinde yaklaşık 50 milyon ziyaretçi ağırlanmıştır. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,6 artış yaşanmıştır. Kişi başı ortalama harcama 103 dolar seviyesine çıkarken, turizm gelirlerimiz yılın üçüncü çeyreği itibarıyla yaklaşık 50 milyar dolar seviyesini aşmıştır. 2025 yılı başında koyduğumuz 64 milyar dolarlık turizm geliri hedefimizi tutturacağız. Tüm bu rakamlar ışığında Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre, geçtiğimiz yıl ziyaretçi sayısında dünya genelinde 4. sıraya yükselmiştik. Bu başarı, Türkiye olarak turizmdeki küresel bir oyuncu olduğumuz gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu hedeflerin gerçekleşmesinde siz değerli sektör paydaşlarının katkıları çok değerli ve önemli. Bu sebeple sizlere de katkı ve emekleriniz için teşekkür ediyorum.” Bu rakamların yalnızca turizmdeki başarıyı değil, aynı zamanda Türkiye'nin ekonomik kalkınmasını da yansıttığını belirten Ersoy, İstanbul’un aynı dönemde 14 milyon 158 bin yabancı ziyaretçiyle dünya turizminin yükselen yıldızı hâline geldiğini ifade etti. Ziyaretçi Tercihlerinde Kalite Belirleyici Rolde Ersoy, dünya turizmindeki trendler dikkate alındığında bir destinasyonun tercih edilmesinde yalnızca doğal ve kültürel özelliklerin yeterli olmadığını, farklı parametrelerin de bu tercihleri doğrudan etkilediğini belirtti. Ziyaretçi davranışlarının konaklama kalitesinin önemini açıkça ortaya koyduğunu vurgulayan Ersoy, Türkiye’nin bu alanda hep birlikte uyum içinde yürütülen çalışmalar sayesinde bugün konaklama kalitesinde bir marka haline geldiğini ifade etti. Sektörle Geliştirilen Ortak Stratejiler Başarıyı Getirdi Ersoy, Türk turizminin bugün dünyada bir yıldız gibi parlamasında sektörü merkeze alan yeni yaklaşımın belirleyici olduğunu belirterek, hiçbir zaman masa başında sektör gerçeklerinden uzak kararlar almadıklarını, tüm adımları sektörün içindeki aktörlerle birlikte attıklarını ifade etti. Küresel ve bölgesel krizlere karşı bağışıklığı artırmak, nitelikli turist çekmek ve gelir hedeflerini büyütmek amacıyla pazar çeşitliliğine öncelik verdiklerini vurgulayan Ersoy konuşmasını şöyle sürdürdü: “Söz konusu çeşitliliği yaratmak için üç kademeli bir stratejiyle yol alıyoruz. Ülkemizin mevcut ürünlerini daha fazla pazarda tanıtıyor, yeni ürünler geliştirerek ürün çeşitliliğimizi artırıyor, turizmi 12 aya ve Türkiye’nin 81 iline yayıyoruz. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla yaptığımız bütün tanıtım çalışmalarını da bu doğrultuda yürütüyoruz. 6 yıl önce kurduğumuz Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansımız sayesinde ülkemizin tanıtımını çok daha profesyonel bir biçimde gerçekleştiriyoruz. Bugün itibarıyla dünyanın en etkili ve yoğun tanıtım yapan ülkesi haline geldiğimizi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Dergi ve gazete ilanları, TV reklamları, tanıtım filmleri ve reklam çalışmalarının yanı sıra sosyal medya uygulamalarıyla; basın mensuplarına, influencer ve tur operatörlerine yönelik ağırlamalarımızla; dijital ve de konvansiyonel iletişim araçlarıyla ülkemizin köklü tarihini, doğal güzelliklerini, kültürümüzü tanıtıyoruz. 200’e yakın ülkeye ulaşan özel tanıtım kampanyaları yürütüyoruz. Bu sayede bugüne kadar ülkemizi tanıma fırsatı bulamamış insanlara da Türkiye’nin pek çok alanda görülmeye değer bir ülke olduğunu kanıtlıyoruz. Biliyorsunuz, turizmde pek çok avantaja sahibiz. Deniz-kum-güneşin yanı sıra kültür ve sanattan gastronomiye, toplantı ve inanç turizmine, arkeolojiden spor turizmine kadar geniş bir yelpazede, tüm beklentilere uygun olarak 81 ili ve 4 mevsimi hedefleyen bir turizm çeşitliliğini ön plana çıkartıyoruz. 10 dilde yayın yapan GoTürkiye internet sitesinde bugün 60’a yakın ürün mevcut. Öte yandan Go Türkiye sosyal medya hesaplarındaki toplam takipçi sayısı ise 21 milyonu aşmış durumda.” Festivallerle Kültür ve Turizm Birlikte Yükseliyor Kültür turizminin, ürün çeşitliliği içinde en önemli başlıklardan biri olduğuna dikkat çeken Bakan Ersoy, 2021 yılında İstanbul Beyoğlu’nda başlatılan Kültür Yolu Festivali projesinin bu yıl 20 şehirde organize edildiğini aktardı. 5 Nisan’da Adana’da başlayan Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin, 9 Kasım’a kadar sürecek olan Antalya etabıyla tamamlanacağını belirten Ersoy, “Türkiye Kültür Yolu Festivali gelecek yıl 26, 2027 yılında ise 32 şehirde düzenlenecek.” sözleriyle projeye dair genişleme planlarını paylaştı. Bu yıl Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde 5 farklı şehirde hayata geçirilen Bir Anadolu Şenliği’nin, 2026 itibarıyla 9 ile yayılacağını bildirerek, bu festivaller sayesinde kültür ile turizmin birbirini besleyen bir yapıya dönüştüğünü dile getirdi. Haydarpaşa ve Sirkeci garlarının restorasyon süreci tamamlandığında ise bu iki tarihî yapının yalnızca ulaşım noktası olarak değil, İstanbul’un her iki yakasında da kültür ve sanatın odak noktası hâline geleceğini sözlerine ekledi. Gastronomiden Dizi İhracatına Kültürel Tanıtım Ürün çeşitliliği kapsamında gastronomi alanında da önemli çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Ersoy, 2022 yılında İstanbul’un dünyaca ünlü Michelin Rehberi’ne dahil edildiğini, ardından İzmir, Bodrum, Muğla ve Kapadokya’nın da bu listeye katıldığını hatırlattı. Kültürel tanıtımda etkili bir başka unsurun ise dizi ve film ihracatı olduğunu vurgulayan Ersoy, Türk dizilerinin bugün 170’e yakın ülkede bir milyardan fazla izleyiciye ulaştığını, bu yapımlar aracılığıyla Türkiye’nin kültürel değerleri, yaşam biçimi ve estetik anlayışının tüm dünyada tanınır hâle geldiğini söyledi. Hatta bu ilgiden ötürü Türkçeyi öğrenmeye başlayan binlerce yabancı izleyici bulunduğunu kaydeden Ersoy, Bakanlık olarak dizilerin bu etkisini uluslararası tanıtım stratejilerinin merkezine yerleştirdiklerini belirtti. Bu doğrultuda Türkiye Tanıtım ve Geliştirme Ajansı tarafından hazırlanan Antalya ve İstanbul temalı iki mini dizinin, hedef ülkelerde tanınmış oyuncularla hayata geçirilen etkileyici bir tanıtım projesi olduğunu ifade etti. “Bu yapımlar hem kültürel diplomasi hem de destinasyon tanıtımı açısından büyük ses getirdi ve toplamda 2,43 milyar gösterim, 876 milyondan fazla izlenme elde etti. Bu başarının ardından önümüzdeki dönemde farklı temalarda, yine ülkemizi ve şehirlerimizi öne çıkaran yeni projelerle dünyada ses getirmeye devam edeceğiz.” diyen Ersoy, turizmi yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil, aynı zamanda kültürel bir etkileşim alanı olarak gördüklerini vurguladı. Her bir ziyaretçinin Türkiye’nin değerlerini ve misafirperverliğini temsil eden birer kültür elçisi olarak ağırlandığını söyleyen Bakan Ersoy, paylaştığı rakamların ve aktardığı çalışmaların birer başarı özeti olduğunu; esas hedeflerinin ise sürdürülebilir, yenilikçi ve kapsayıcı bir turizm ekosistemi inşa etmek olduğunu belirtti. “İnşallah geliştirdiğimiz bu güçlü vizyon ile bu yolda birlikte çalışarak hedeflerimize de ulaşacağımıza yürekten inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamlayan Ersoy, toplantının TÜROB ailesi için verimli geçmesini diledi. “Turizm sektörü ekonomimize güçlü desteğini sürdürüyor” TÜROB Başkanı Müberra Eresin ise yaptığı konuşmada turizm sektörünün zaman zaman dışsal etkenlerle sarsılsa da, Türkiye ekonomisine, istihdamına ve kalkınmasına güçlü desteğini sürdürmeye kararlı olduğunu söyledi. Eresin, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un bu sabah Atatürk Kültür Merkezi’nde yaptığı açıklamalara atıfta bulunarak, Eylül sonu itibarıyla ülkemize gelen ziyaretçi sayısındaki artışın devam ettiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Michelin Key Ödüllerinde Kapadokya’nın Büyük Başarısı Haber

Michelin Key Ödüllerinde Kapadokya’nın Büyük Başarısı

Misafirlerine yalnızca konaklama değil, duygusal bağ kurulan, özgün ve unutulmaz deneyimler sunan otellere verilen bu prestijli ödüllerde Kapadokya, çarpıcı bir başarıya imza attı. 2025 yılı değerlendirmelerinde Kapadokya, dokuz oteliyle bu önemli listeye girmeyi başardı. Bu otellerden ikisi Türkiye’nin en iyi dört oteli arasında yer alarak, bölgenin dünya turizmindeki yükselişini bir kez daha kanıtladı. Kapadokya’nın MICHELIN Key Zaferi Tarihi atmosferi, kaya otelleri ve zamansız mimarisiyle dünya turizminin en özgün destinasyonlarından biri olan Kapadokya'da, MICHELIN Key 2025 listesine giren oteller ve aldıkları dereceler şöyle: Argos in Cappadocia – Uçhisar (İki MICHELIN Anahtarı) Museum Hotel – Uçhisar (İki MICHELIN Anahtarı) Ariana Sustainable Luxury Lodge – Uçhisar (Bir MICHELIN Anahtarı) Hezen Cave Hotel – Ortahisar (Bir MICHELIN Anahtarı) Exedra Hotel Cappadocia – Ortahisar (Liste seçkisi) Kayakapı Premium Caves – Ürgüp (Liste seçkisi) Sacred House – Ürgüp (Liste seçkisi) Tafoni Houses Cave Hotel – Ortahisar (Liste seçkisi) Taşkonaklar Hotel – Uçhisar (Liste seçkisi) Kapadokya Yöresel Alan Yönetimi Derneği (KAPYAD) Başkanı ve Museum Hotel Kurucusu Ömer Tosun, elde edilen başarıyla ilgili büyük bir gurur duyduklarını belirtti. Tosun,“ Türkiye’nin en iyi dört MICHELIN Key otelinden ikisinin Kapadokya’da yer alması ve toplamda dokuz otelimizin bu prestijli listede bulunması, hepimiz için büyük bir gurur kaynağı. Kurucusu olduğum Museum Hotel’in de iki MICHELIN Key alarak bu seçkide yer alması elbette mutluluk verici; ancak asıl beni gururlandıran Kapadokya’nın başarısı oldu. Bu liste aslında beni şaşırtmadı; çünkü bu bölge, özgün mimarisi, misafirperverliği ve kültürel derinliğiyle zaten MICHELIN’in ‘karakteri olan, deneyim odaklı oteller’ felsefesiyle mükemmel bir uyum içinde. Önümüzdeki yıllarda Kapadokya’nın, lüks turizmin en seçkin destinasyonları arasında daha da öne çıkacağına inanıyorum” dedi. MICHELIN Key ödüllerindeki bu başarı, Kapadokya'nın kültürel mirası, sürdürülebilir lüks anlayışı ve özgün misafirperverliğiyle sadece bir turistik bölge olmanın ötesine geçerek, dünya turizminin en özel destinasyonlarından biri haline geldiğini bir kez daha kanıtladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.