Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Microsoft

Kapsül Haber Ajansı - Microsoft haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Microsoft haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eczacıbaşı’nın Yapay Zeka Programı  Microsoft’un Küresel Vitrininde! Haber

Eczacıbaşı’nın Yapay Zeka Programı Microsoft’un Küresel Vitrininde!

Eczacıbaşı Topluluğu’nun Microsoft teknolojileriyle hayata geçirdiği “Görevimiz: Yapay Zeka / Mission AI” programı, yapay zekâyı günlük iş süreçlerine taşıyor. Tedarikçi risk yönetiminde iki haftaya kadar uzayan karar alma süresini üç günün altına indiren program, doğal kaynaklar operasyonlarında analitik işlem süresini yüzde 90’ın üzerinde azalttı. Belirli operasyonel alanlarda ise aksiyon alma süresi yüzde 75’e kadar kısaldı. Program, Microsoft Global tarafından küresel başarı hikâyeleri arasında gösterildi. Yapı ürünleri, sağlık ve doğal kaynaklar başta olmak üzere farklı sektörlerde faaliyet gösteren topluluk, programı çalışanların gerçek iş ihtiyaçlarına çözüm geliştirmesi ve başarılı uygulamaların kuruluşlar arasında yaygınlaştırılması amacıyla başlattı. Microsoft Copilot Studio ve Microsoft Foundry kullanılarak yürütülen çalışma, yapay zekâ kullanımını ortak bir yapı altında geliştirmeyi ve ölçeklendirmeyi hedefliyor. Konuya ilişkin görüşlerini paylaşan Eczacıbaşı Topluluğu Teknoloji Grup Başkanı Ayşe Kabaş Fıçı, “Yapay zekadan beklediğimiz, çalışanlarımızın günlük işlerinde karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmesi ve kararlarını daha hızlı, daha güçlü bir bilgi temeliyle alabilmelerini sağlaması. ‘Görevimiz: Yapay Zeka’ programında hareket noktamız işi en iyi bilen ekiplerimizin fikirleri oldu. Şimdi önceliğimiz somut fayda sağlayan çözümleri topluluk kuruluşlarımıza yayarak elde ettiğimiz kazanımları büyütmek” dedi. Sekiz haftada 358 fikirden 27 çözüme Üst yönetim sponsorluğunda yürütülen sekiz haftalık programda, topluluk ekiplerinin sunduğu 358 yapay zekâ fikri değerlendirildi. Bu fikirlerin 57’si kuluçka aşamasına taşındı; 27 yapay zekâ ajanı prototipi geliştirildi. Bunların 12’si, topluluk genelinde uygulanabilecek yüksek etkili çözümler olarak öne çıktı. Tedarik zinciri, lojistik, kurumsal iletişim ve pazarlama gibi alanlara odaklanan ekipler, kendi iş süreçlerindeki ihtiyaçlardan yola çıkarak çözümler üretti. Teknik uzmanlığı sınırlı çalışanlar düşük kodlu geliştirme araçları sunan Microsoft Copilot Studio’dan yararlanırken, daha gelişmiş ve özelleştirilebilir ajanlar için Microsoft Foundry kullanıldı. Program, yapay zekâ, analitik ve yazılım çözümlerinde uzman Microsoft çözüm ortağı Mindworks tarafından desteklendi. Karar alma ve analiz süreçlerinde somut kazanımlar Program kapsamında geliştirilen Sentra ajanı, tedarikçi risk yönetiminde iki haftaya kadar uzayan karar alma döngülerini üç günün altına indirdi. Doğal kaynaklar operasyonlarında kullanılan Maden360 ajanı ise analitik işlem süresini yüzde 90’ın üzerinde azalttı. Erken uyarı mekanizmaları, ekiplerin riskleri daha erken görmesine ve sorunlar büyümeden harekete geçmesine yardımcı oldu. Program için öngörülen toplam değer 3,8 milyon avro olarak hesaplanırken, yıllık 5.000 saatlik kapasite açığa çıkarıldı. Geliştirilen çözümlerin topluluk kuruluşlarına uyarlanıp yaygınlaştırılmasıyla bu etkinin büyümesi bekleniyor. Çoğu minimum uygulanabilir ürün aşamasında olan prototiplerin tam devreye alınması için SAP, CRM ve ERP sistemleriyle ileri entegrasyon çalışmaları planlandı. Yapay zekâyı kurumsal bir yetkinliğe dönüştüren iş birliği Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ise programın amacını şöyle değerlendirdi: “Görevimiz: Yapay Zeka programında Microsoft’un temel hedefi, Eczacıbaşı’nda yapay zekayı tekil pilot projelerin ötesine taşımaktı. Yapay zekanın kurumsal ölçekte yönetilen, güvenli ve ölçeklenebilir bir yetkinliğe dönüşmesini amaçladık. Program kapsamında fikirler sistematik biçimde değerlendirildi ve üretime hazır yapay zeka ajanları geliştirildi. Böylece yapay zekanın grup genelinde sürdürülebilir bir işletim modeline dönüşmesi için gerekli yapı kuruldu.” Microsoft, programın tasarım ve uygulama süreçlerine teknoloji altyapısının yanı sıra mimari yönlendirme, yönetişim yaklaşımı ve teknik rehberlikle katkı sağladı. Çalışmada Copilot Studio ve Microsoft Foundry’nin yanı sıra Azure AI Services, Azure OpenAI, Microsoft Power Platform, Microsoft Teams ve SharePoint teknolojilerinden yararlanıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Holding Yönetim Kurulu’na Dr. R. Erdem Erkul ve Neslihan Tonbul Katıldı Haber

Yıldız Holding Yönetim Kurulu’na Dr. R. Erdem Erkul ve Neslihan Tonbul Katıldı

Yıldız Holding’in sürdürülebilir büyüme hedefleri ve kurumsal yönetim yaklaşımı doğrultusunda Yönetim Kurulu’na iki yeni üye katıldı. Yapay zekâ, dijital dönüşüm ve teknoloji yatırımları alanlarındaki birikimiyle Dr. R. Erdem Erkul; uluslararası finans, kurumsal yönetim ve aile şirketleri alanlarındaki deneyimiyle Neslihan Tonbul, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi oldu. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, yeni Yönetim Kurulu üyelerine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yıldız Holding’de farklı alanlardan gelen bilgi ve uzmanlığın Yönetim Kurulumuzun çalışmalarına katkısını önemsiyoruz. Erdem Bey ve Neslihan Hanım’ın farklı sektör ve coğrafyalarda edindikleri birikimin Yönetim Kurulumuza farklı bakış açıları kazandıracağına inanıyorum. Kendilerine aramıza hoş geldiniz diyor, yeni görevlerinde başarılar diliyorum.” Dr. R. Erdem Erkul hakkında Dr. R. Erdem Erkul, lisans eğitimini işletme, yüksek lisans eğitimini Kamu Yönetimi ve Yönetim Bilimleri alanında tamamladı. Doktorasını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Yönetim Bilimi ve e-Devlet alanında yaptı. Akademik çalışmaları kapsamında University of Massachusetts bünyesindeki National Center for Digital Government’da doktora araştırmacısı olarak bulundu; Harvard Kennedy School’da kamu politikaları, inovasyon ve girişimcilik alanlarında eğitimlere katıldı. London School of Economics’te (LSE) Technological Disruption programını tamamladı. Profesyonel kariyerinde Microsoft Türkiye ve Microsoft Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nde çeşitli üst düzey görevler üstlenen Erkul, 2014-2018 yılları arasında Samsung Electronics Türkiye’de Kamu Sektörü ve Dış İlişkiler Direktörü ve şirket sözcüsü olarak görev yaptı. Kariyeri boyunca teknoloji yatırımları, dijital dönüşüm, inovasyon, kamu-özel sektör iş birlikleri ve uluslararası teknoloji ekosistemleri üzerine çalışmalar yürüttü. 2021 yılında yapay zekâ ve yeni nesil teknolojiler alanında faaliyet gösteren Cerebrum Tech’i kuran Erkul, şirketin Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapıyor. Aynı zamanda Yataş Grup’ta Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi olan Erkul, DEİK Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanlığı görevini yürütüyor ve DEİK Yönetim Kurulu’nda yer alıyor. Türkiye Bilişim Vakfı’nda yönetim görevleri bulunan Erkul, Forbes Technology Council üyesi. Mayıs 2024’ten bu yana Kore Cumhuriyeti’nin Sivas Fahri Konsolosu olarak görev yapan Erkul, DIGITALEUROPE’da Türkiye’nin teknoloji ekosistemini temsil ediyor. Neslihan Tonbul hakkında Neslihan Tonbul, Rutgers Üniversitesi’nden Ekonomi ve Siyasal Bilgiler alanında en yüksek dereceyle mezun oldu. Yüksek lisansını The Fletcher School of Law and Diplomacy - Tufts Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler ve Kalkınma Ekonomisi alanlarında tamamladı. 1983-2008 yılları arasında The Irving Trust Company, The Bank of New York ve BNY Mellon gibi uluslararası finans kuruluşlarında New York ve İstanbul’da üst düzey yöneticilik görevleri üstlenen Tonbul, son olarak Orta Doğu ve Türk Cumhuriyetleri’ni kapsayan Bölge Müdürü olarak görev yaptı. 2008 yılından bu yana Türkiye’nin önde gelen holding ve kurumlarında yönetim kurulu üyelikleri üstlenen Tonbul, kurumsal yönetim ve finans alanlarındaki çalışmalarını sürdürüyor. Yeni Zelanda Kalkınma Ajansı’na (NZTE) danışmanlık yapan Tonbul, Harvard Business School’da eğitim aldı ve Boston merkezli CFEG ile aile şirketleri yönetimi konusunda uzmanlaştı. 2017 yılından bu yana Koç Üniversitesi Ekonomi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi olarak aile şirketleri yönetimi ile etki yatırımcılığı ve sürdürülebilirlik konularında ders veriyor. Tonbul ayrıca EBRD bünyesinde kadın girişimcilere mentorluk yapıyor ve Yönetim Kurulunda Kadın Derneği kapsamında genç kadınların şirket yönetim kurullarına hazırlanmasına destek veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

RAM Krizinden Yapay Zekâ Devrimine: Yeni Nesil Konsollar Neler Vadediyor? Haber

RAM Krizinden Yapay Zekâ Devrimine: Yeni Nesil Konsollar Neler Vadediyor?

Dijital oyun ve e-pin alışverişlerinin güvenilir adresi Oyunfor, konsol pazarındaki teknolojik durgunluğun ardından donanım sınırlarının nasıl aşılacağına ve sektörün yeni nesil beklentilerine dair bir öngörü raporu hazırladı. Raporda, pazardaki büyümenin ve konsol teknolojilerindeki dönüşümün artık yalnızca daha gelişmiş grafik teknolojileriyle değil; oyun içi yapay zekâ entegrasyonu ve mevcut donanım darboğazlarını aşmayı hedefleyen yeni mimarilerle şekilleneceği belirtiliyor. Pazar analizlerine göre, PS5 ve Xbox Series X gibi mevcut nesil konsolların kâğıt üzerindeki gücüne rağmen günümüzün büyük ölçekli yapımlarının teknik açıdan beklenen sıçramayı gerçekleştirememesi önemli ölçüde donanımsal darboğazlardan kaynaklanıyor. Özellikle Unreal Engine 5 gibi gelişmiş oyun motorlarının beraberinde getirdiği yüksek doku ve işlem yükleri, mevcut konsolların bellek (RAM) kapasitelerini sınırlarına yaklaştırıyor. Bazı sektör yorumlarında “RAM krizi” olarak tanımlanan bu durum, geliştiricileri oyun çözünürlüklerini önemli ölçüde düşürmeye yöneltiyor. Sektör temsilcileri, mevcut donanımların gerçek sınırlarının Grand Theft Auto VI ve geliştirilmekte olan Intergalactic: The Heretic Prophet gibi büyük bütçeli yapımlarla tam anlamıyla test edilebileceğini; bu eşiğin de yeni bir donanım ekosistemine duyulan ihtiyacı daha belirgin hâle getireceğini vurguluyor. Sektörel öngörüler ve donanım üreticilerinin yeni stratejileri, önümüzdeki yıllarda hayatımıza girmesi beklenen yeni neslin konsol dünyasında köklü bir dönüşüm yaratacağına işaret ediyor. Oyun deneyimini yeniden şekillendirecek bu teknolojik dönüşümün odak noktaları ise şöyle: Hibrit Ekosistemler ve "El Konsolu" Dönemi Geleneksel “sadece televizyona bağlanan kutu” anlayışı yerini giderek daha esnek ve hibrit oyun ekosistemlerine bırakıyor. Sony’nin PSSR teknolojilerinden yararlanacağı öne sürülen yeni bir el konsolu üzerinde çalıştığına dair söylentiler dikkat çekerken, Microsoft ise Project Helix ile tek bir konsolun ötesine geçen geniş bir “cihaz ailesi” yaklaşımını benimsiyor. Şirketin uzun vadeli donanım stratejisinde el konsollarının da yer alması, taşınabilir oyun deneyimini yeni neslin en önemli unsurlarından biri hâline getiriyor. İşlemci Darboğazına Yeni Çözüm: "Work Graphs" Mimarisi Yeni neslin en büyük teknolojik sıçramalarından birinin, Microsoft cephesinde gündeme gelen GPU tabanlı “Work Graphs” mimarisi olabileceği belirtiliyor. Bu sistem sayesinde grafik işlemcilerin, ana işlemciye (CPU) olan bağımlılığı azaltarak kendi iş yüklerini gerçek zamanlı olarak oluşturabilmesi hedefleniyor. Microsoft, Project Helix ile ışın izleme (Ray Tracing) performansı ve kapasitesinde 10 kata varan bir artış hedefliyor. PC ile Konsol Arasındaki Sınırlar Eriyor Yeni dönemin bir diğer belirleyici unsuru ise konsol ile PC arasındaki sınırların giderek belirsizleşmesi olacak. Yeni nesil Xbox donanımının hem Xbox hem de PC oyunlarını çalıştıracak şekilde tasarlanması, iki platform arasındaki ayrımı önemli ölçüde azaltacak. Bununla birlikte, optimize edilmiş yeni nesil NVMe teknolojilerinin yükleme sürelerini önemli ölçüde azaltarak çok daha büyük ve detaylı açık dünyaların kesintisiz şekilde işlenmesine olanak sağlaması bekleniyor. Yapay Zekâ ile "Yaşayan" Oyun Dünyaları Yeni neslin yalnızca grafiksel bir sıçramayla sınırlı kalmayarak yapay zekâyı da oyun deneyiminin merkezine taşıması bekleniyor. Önceden yazılmış senaryolara bağlı karakterlerin yerini, kendi kararlarını alabilen ve oyuncuların eylemlerine dinamik tepkiler verebilen gelişmiş yapay zekâ destekli karakterlerin (NPC) alması, oyun dünyalarını çok daha canlı ve etkileşimli hâle getirebilir. Yapay zekâ destekli emülasyon teknolojileri ise eski oyunların yeni nesil donanımlara uyarlanmasında daha büyük bir rol üstlenerek geçmiş oyun kütüphanelerinin modernize edilmesini kolaylaştırabilir. Fiziksel Medyanın Geleceği: "Dijital Dönüşüm" ve "Disc-to-Digital" Fiziksel oyun disklerinin yeni nesildeki konumu, sektörün en çok tartışılan konularından biri olmaya devam ediyor. Sony’nin Ocak 2028 itibarıyla yeni çıkacak PlayStation oyunları için fiziksel disk üretimini durdurarak dijital dağıtıma ağırlık verecek olması, bu dönüşümün en net örneklerinden birini oluşturuyor. Microsoft cephesinde ise oyuncuların mevcut fiziksel arşivlerini dijital ekosisteme taşımasına olanak tanıyan daha hibrit bir yaklaşım benimseniyor. Xbox Insiders kapsamında test edilmeye başlanan diskten dijitale dönüşüm sistemi sayesinde kullanıcılar, desteklenen fiziksel oyun disklerini disk sürücülü Xbox konsollarında doğrulayarak bu oyunlar için dijital kullanım hakkı elde edebiliyor. Böylece fiziksel oyun kütüphanelerinin gelecekte disk sürücüsü bulunmayan cihazlarda da kullanılabilmesinin önü açılıyor. Yeni nesil donanımların pazar dinamiklerini ve oyuncu beklentilerini nasıl şekillendireceğine dair Oyunfor Genel Müdürü Mehmet Dumanoğlu şu değerlendirmede bulundu: “Sektörel beklentileri ve teknolojik gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimizde, yeni neslin yalnızca daha güçlü donanımlardan ibaret olmayacağını görüyoruz. GPU tabanlı yeni mimariler, yapay zekâ destekli dinamik karakterler ve taşınabilir hibrit cihazların yaygınlaşması, oyunların nasıl tasarlandığını ve deneyimlendiğini önemli ölçüde değiştirebilir. Fiziksel medyanın ağırlığını kaybetmesi, dijital dağıtımın hızlanması ve konsol ile PC arasındaki sınırların giderek belirsizleşmesi de bu dönüşümün önemli parçaları olacak. Önümüzdeki nesil, oyunculara yalnızca daha iyi grafikler değil; daha canlı, dinamik ve kişiselleştirilmiş oyun dünyaları sunma potansiyeli taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Setur ve Move’dan Seyahat Teknolojilerinde Stratejik İş Birliği Haber

Setur ve Move’dan Seyahat Teknolojilerinde Stratejik İş Birliği

Turizm sektöründeki değişen müşteri beklentilerine teknoloji yatırımlarıyla yanıt veren Setur, dünyadaki AI ve TravelTech dönüşümünü yalnızca takip etmekle kalmıyor; global teknoloji ortaklıklarıyla Türkiye'ye taşıyor ve acentelerini bu dönüşümün bir parçası haline getiriyor. Dijital dönüşümü müşteri deneyiminin ve gelecekteki büyümenin temel bileşeni olarak konumlandıran şirket; çalışanlarının yapay zekâ yetkinliklerinin geliştirilmesine yaptığı yatırımlar, kurum içinde oluşturulan "AI-first" (yapay zekâ öncelikli) çalışma kültürü ve Microsoft başta olmak üzere alanında öncü teknoloji şirketleriyle kurduğu iş birlikleriyle bu stratejiyi destekliyor. Setur, bu güçlü vizyonun en yeni adımı olarak, global TravelTech lideri Move ile hayata geçirdiği "holidayheroes" projesiyle dünyanın öncü seyahat teknolojilerini yetkili acentelerinin kullanımına sunuyor. "Düşünceden Rezervasyona" (From Intent to Booking) yeni dönem Günümüzde seyahat edenlerin davranışları hızla değişiyor. Tüketiciler artık yalnızca belirli bir uçuş veya otel aramaktan ziyade; kişiselleştirme, hız ve esneklik bekliyor. "Şu tarihte Paris'e gitmek istiyorum" şeklindeki geleneksel talepler, yerini "Sonbaharda bütçeme uygun kısa bir Avrupa tatili yapmak istiyorum" gibi ani ilhamlarla başlayan henüz netleşmemiş fikirlere bırakıyor. İşte tam bu noktada devreye giren holidayheroes by Setur, seyahat planlamasını geleneksel bir rezervasyon platformu olmanın ötesine taşıyor. Platform, müşterinin henüz tam olarak şekillenmemiş, spontane gelişmiş tatil fikrini akla ilk düştüğü andan itibaren ele alıyor; yapay zekâ destekli keşiften ulaşım ve konaklama seçeneklerinin taranmasına, dinamik paketlemeden kişiselleştirilmiş canlı tekliflere kadar her aşamayı kolaylaştırarak, bu süreci gerçek zamanlı ve doğrudan sonuca götüren bir seyahat deneyimine dönüştürüyor. holidayheroes by Setur ile acentelerin satış gücü büyüyor Setur, dijital dönüşümü yalnızca kendi organizasyonunda gerçekleştirmiyor, iş ortaklarıyla birlikte büyütüyor. Holidayheroes by Setur ile Move'un global teknoloji yetkinliği; Setur'un seyahat uzmanlığı, pazar bilgisi ve dağıtım gücüyle birleşiyor. Bu güçlü formül; acentelerin yeni nesil teknolojilere erişimini kolaylaştırıyor, satış yetkinliklerini geliştiriyor ve müşterilerine sundukları kişiselleştirilmiş deneyimle rekabet güçlerini artırıyor. holidayheroes’un Setur’un yetkili acente ağı içerisinde hayata geçirilmesi, Setur ve Move arasındaki stratejik iş birliğinde önemli bir kilometre taşını temsil ediyor. Tek seferlik bir ürün iş birliğinin ötesinde, iki şirket; yapay zekâ destekli seyahat teknolojilerinin daha fazla değer yaratabileceği yeni kullanım alanlarını, yetkinlikleri, kanalları ve fırsatları birlikte değerlendirerek iş birliklerini geliştirmeyi hedefliyor. Bu iş birliği; pazar dinamikleri, müşteri ihtiyaçları ve seyahat ekosisteminde ortaya çıkan yeni fırsatlar doğrultusunda gelişmeye devam etmesi amaçlanıyor. Sektörü bir adım ileri taşıyacak uzun soluklu bir yolculuğun başlangıcı Move ile başlayan iş birliğini değerlendiren Setur Genel Müdür Yardımcısı Koray Küçükyılmaz süreci şu sözlerle anlattı: “Seyahat sektörünün geleceğinin, insan uzmanlığı ile teknolojinin birlikte yarattığı deneyimde şekilleneceğine inanıyoruz. Setur olarak yapay zekâ ve dijital dönüşümü yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, büyüme stratejimizin merkezinde görüyoruz. holidayheroes by Setur ile bu vizyonu acente ekosistemimize de taşıyoruz. Move’un global teknoloji yetkinliğini; Setur’un köklü seyahat uzmanlığı, Türkiye pazarındaki deneyimi ve güçlü dağıtım ağıyla bir araya getirerek acentelerimizin yeni nesil seyahat satışına hazırlanmasını hedefliyoruz. Müşterilerimize daha hızlı, kişiselleştirilmiş ve zengin bir deneyim sunmamızı sağlayacak bu iş birliğini, sektörde dönüştürücü etki yaratacak uzun vadeli bir yolculuğun başlangıcı olarak görüyoruz.” İş birliğinin teknoloji ortağı Move CEO’su Erez Bousso ise Türkiye pazarının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye’nin son derece dinamik ve güçlü seyahat pazarı, Setur’un derin sektörel deneyimi ve geniş acente ağı ile birleştiğinde holidayheroes için güçlü bir ortam oluşturuyor. Setur ile ortak vizyonumuz; yapay zekâ destekli teknolojileri seyahat profesyonellerinin günlük satış deneyiminin doğal bir parçası haline getirerek global TravelTech yetkinliklerini yerel uzmanlıkla buluşturmak ve seyahat deneyimini birlikte ileri taşımak.” İlk lansman İstanbul Turizm Fuarı'nda Setur’un teknoloji yatırımlarının ve Move ile kurulan stratejik iş birliğinin detayları, ilk olarak 24-25 Eylül tarihlerinde düzenlenecek olan İstanbul Turizm Fuarı'nda sektörle paylaşılacak. Fuarın ilk gününde Setur Genel Müdür Yardımcısı Koray Küçükyılmaz ve Holidayheroes (Move) yetkililerinin katılımıyla özel bir oturum gerçekleştirilecek. Yeni nesil seyahat platformu, ardından 26-28 Ekim tarihlerinde Antalya Turizm Fuarı’nda da sektör profesyonellerine tanıtılmaya devam edecek. SETUR HAKKINDA 1965 yılında Koç Topluluğu bünyesinde kurulan Setur, turizm alanında yurt içi ve yurt dışına dönük tur operatörlüğü ile otel satışı, IATA uçak bileti satışı, vize hizmetleri, kongre ve seminer organizasyonları ve yurt dışı eğitim başlıklarında hizmetler sunuyor. Duty Free işletmeciliğinde Türkiye’nin lider ve en yaygın markası olan Setur Duty Free, kara sınırları, deniz limanları ve havalimanlarıyla 25 bölgeye yayılan yaklaşık 22 bin metrekarelik alanda, 64 mağaza işletmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve ABD İş Dünyası New York’ta Buluştu Haber

Türkiye ve ABD İş Dünyası New York’ta Buluştu

Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yıl dönümünde gerçekleşen üst düzey toplantı, iki ülke arasındaki ticari diplomasiye yeni bir ivme kazandırdı. New York’ta düzenlenen oturumda havacılık, savunma, teknoloji, enerji, küresel finans, sağlık, lojistik ve hızlı tüketim sektörlerinde faaliyet gösteren dev Amerikan şirketlerinin karar vericileri Türk özel sektörünün temsilcileriyle stratejik ortaklık fırsatlarını ele aldı. Havacılık ve savunma sanayi alanında Boeing, teknoloji alanında Microsoft ve Amazon, küresel finans alanında Mastercard ve J.P. Morgan, lojistik alanında FedEx ve otomotiv sektöründe Ford gibi küresel şirketlerin üst düzey yöneticileri toplantıda yer aldı. Toplantıda, küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı bu dönemde Türkiye’nin dinamik üretim altyapısı, stratejik lojistik konumu ve genç insan kaynağının Amerikan iş dünyası için sunduğu somut yatırım imkânları kapsamlı biçimde değerlendirildi. Kamu ve özel sektör liderleri arasındaki doğrudan diyaloğa imkân sağlayan buluşma, ileri imalat, dijital dönüşüm ve üçüncü ülkelerdeki ortak yatırımlar başta olmak üzere yeni yüzyılın ekonomik yol haritasına yön vermeyi hedefliyor. ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hamdi Ulukaya, toplantının ardından yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki köklü müttefikliğin en güçlü taşıyıcı sütunu, iki ülkenin özel sektörleri arasında kurulan güven ve ortak üretim iradesidir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle gerçekleştirdiğimiz bu üst düzey yuvarlak masa toplantısı, iki ülke yönetiminin işaret ettiği 100 milyar dolarlık ticaret vizyonunun sahadaki kararlı adımlarla nasıl gerçeğe dönüştüğünü bir kez daha ortaya koydu. ABD ve Türkiye arasındaki ilişkilerin 100. yılını kutladığımız bu dönemde, New York’ta küresel sermayeyi, ileri teknolojiyi ve Türk girişimcisinin eşsiz kabiliyetini aynı vizyonda buluşturmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Masada temsil edilen sektörlerin ortaya koyduğu somut yatırım iradesi yalnızca ikili ticaretimizi ikiye katlamakla kalmayacak, her iki toplumun ortak refahını, istihdamını ve inovasyon gücünü yeni yüzyıla taşıyacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNET, Yeni Girişimcilerle Güçlendiği,  28’inci Yaşını Kutluyor Haber

QNET, Yeni Girişimcilerle Güçlendiği,  28’inci Yaşını Kutluyor

Doğrudan satış sektörünün önde gelen markalarından QNET, küresel ölçekte 28’inci kuruluş yılını kutlarken Türkiye’de de 16 yılı geride bırakıyor. Türkiye pazarına girdiği 2010 yılından bu yana doğrudan satış modelini yerel girişimcilik dinamikleriyle buluşturan şirket; eğitimden dijital altyapıya, finansal okuryazarlıktan çevresel sürdürülebilirliğe uzanan çalışmalarıyla uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor. QNET’in Türkiye’deki 16 yıllık yolculuğunda, dijitalleşen pazar koşullarına uyum sağlayarak ticaretini ve operasyonunu küresel bilgi birikimiyle dönüştürdü. QNET, dijital yetkinliklerini geliştirirken ürün portföyünü de tüketicilerin farklılaşan ihtiyaçları doğrultusunda çeşitlendirdi. Girişimcilerini dijital araçlarla destekleyen, Microsoft ile dijital dönüşüm projesi yürüten, dijital içerik platformunu ve ürün katalogunu sürekli güncelleyen QNET, doğrudan satış sektöründe öncü rol oynamayı sürdürüyor. Türkiye’de Finansal Okuryazarlığa Yatırım Dijitalleşmeyle birlikte QNET, RYTHM felsefesine uygun Türkiye’de de sosyal etki çalışmalarına ağırlık veriyor. QNET için önemli kilometre taşlarından biri olan FinGreen programı 2023 yılından beri Türkiye’de hayata geçirildi. Özellikle kadınların ve gençlerin finansal okuryazarlık düzeylerinin geliştirilmesini amaçlayan projeyle bugüne kadar 600’ü aşkın kişiye ulaşıldı. QNET, program kapsamında Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) ve Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı (TOÇEV) ile iş birlikleri gerçekleştirdi. Düzenlenen eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla katılımcıların bütçe yönetimi, tasarruf ve finansal planlama konularında bilgi edinmeleri desteklendi. Program, günlük yaşamda daha bilinçli finansal kararlar alınmasına katkı sağlamanın yanı sıra özellikle kadınların ve gençlerin ekonomik açıdan güçlenmesini hedefledi. Sürdürülebilirliğe Türkiye’den Katkı… Çevresel sürdürülebilirlik de QNET’in Türkiye’deki yaklaşımının önemli başlıklarından birini oluşturuyor. Şirketin EcoMatcher iş birliğiyle 2021 yılında başlattığı ‘Green Legacy’ programı kapsamında, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 11 ülkede bugüne kadar toplam 20 bin 200 ağacın dikilmesine katkı sağlandı. Kenya, Filipinler, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Cezayir, Türkiye, Mısır, Fas, Azerbaycan, Irak ve Malezya’yı kapsayan program, çevresel etkinin uluslararası iş birlikleriyle büyütülmesini amaçlıyor. QNET, bu yaklaşımını çevre dostu uygulamaları ve vegan ürün alternatifleriyle de destekliyor. “Güçlü ve uzun soluklu planlarla başarıyı elde ettik” QNET Türkiye ve Orta Asya Bölge Genel Müdürü Cem Geyik, şirketin Türkiye’deki 16 yıllık yolculuğuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “QNET’i bugün bulunduğu noktaya taşıyan en önemli unsurlardan biri, temel değerlerimizden ödün vermeden değişen ihtiyaçlara uyum sağlama becerimiz oldu. Türkiye’de faaliyet göstermeye başladığımız 2010 yılından bu yana doğrudan satış modelimizi yerel girişimcilik dinamikleriyle buluşturarak güçlü ve uzun soluklu bir vizyon oluşturduk. Değişen tüketici beklentilerine uyum sağlarken dijital altyapımızı, eğitim olanaklarımızı ve ürün portföyümüzü de geliştirmeyi sürdürdük” dedi. Başarının yalnızca büyüme rakamlarıyla ölçülemeyeceğini belirten Geyik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’deki yolculuğumuzu yalnızca ticari bir faaliyet olarak görmüyoruz. İnsanların hayatına dokunan ve uzun vadeli değer yaratan çalışmalar, yaklaşımımızın önemli bir parçasını oluşturuyor. FinGreen programını 2023 yılında Türkiye’ye taşıyarak KEDV ve TOÇEV iş birliğiyle kadınlara ve gençlere finansal okuryazarlık alanında destek sunduk. Bütçe yönetimi, tasarruf ve finansal planlama konularında farkındalık yaratırken özellikle kadınların ekonomik açıdan güçlenmesine katkı sağlamayı amaçladık. Türkiye’yi de kapsayan Green Legacy programımızla çevresel sürdürülebilirlik alanındaki sorumluluğumuzu somut adımlarla destekledik. Önümüzdeki dönemde de girişimcilik, eğitim, finansal farkındalık ve sürdürülebilirlik ekseninde Türkiye’ye değer katmaya devam edeceğiz.” Küçük Bir Ekipten Küresel Organizasyona 1998 yılında Hong Kong’da küçük bir ekiple kurulan QNET, bugün Asya, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da faaliyet gösteren küresel bir organizasyon olarak çalışmalarını sürdürüyor. Şirket, 28 yıllık küresel yolculuğu boyunca operasyonlarını, ürün portföyünü ve dijital yetkinliklerini değişen tüketici beklentilerine göre geliştirdi. QNET’in RYTHM felsefesi kapsamında yürüttüğü sosyal etki çalışmaları ise eğitim, sağlık, çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomik güçlenme alanlarına odaklanıyor. Şirket, küresel ölçekte 28’inci, Türkiye’de ise 16’ncı yılını geride bırakırken bireylerin uzun vadeli gelişimine katkı sağlayan ve potansiyellerini gerçekleştirmelerine yardımcı olan projeleri büyütmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekânın Kazandırdığı Zaman Nereye Gidiyor? Haber

Yapay Zekânın Kazandırdığı Zaman Nereye Gidiyor?

Boston Consulting Group'un (BCG) 14 ülkede yaklaşık 12 bin çalışan, yönetici ve liderle gerçekleştirdiği İşyerinde Yapay zekâ 2026 araştırması, iş dünyasında yeni bir sorunun oluştuğuna dikkat çekiyor. Yapay zekânın verimliliği artırdığı artık bilinen bir gerçek, ancak asıl soru ortaya çıkardığı zamanın nereye gittiğidir. Araştırmaya göre yapay zekâyı düzenli kullananların %42'si haftada sekiz saate varan tasarruf sağlıyor. Bu oran, pazarlama departmanlarında %60'a, bilgi teknolojilerinde %53'e, insan kaynaklarında %50'ye çıkıyor. Buna karşılık çalışanların %66'sı bu zamanı nasıl kullanacağına dair sınırlı yönlendirme aldığını ya da hiç almadığını, yarısından fazlası ise kazandığı zamanı daha stratejik işlere aktarmadığını söylüyor. Aldığı eğitimi yeterli bulanların oranı ise yalnızca %36. Kazanılan zamanın ne kadar çok olduğu, yaygınlaşmanın hızıyla doğru orantılı. Düzenli yapay zekâ kullanan çalışan oranı bir yılda 23 puan artarak %74'e, yapay zekâ ajanlarını iş akışına entegre eden şirketlerin oranı %13'ten %30'a yükseldi. Kullanım yaygınlaştıkça işin niteliği de değişti. Çalışanların %47'si, artık işi bizzat yapmaktan çok, yapay zekânın çıktısını kontrol etmeye ve yönlendirmeye zaman ayırdığını belirtiyor.Bu durumda beyaz yakanın rolü üretmekten denetlemeye kayarken, bu kaymanın açtığı alan tanımsız kalıyor. Kazanılan Zaman, Nereye Gidiyor? Yönlendirilmeyen zamanın kendiliğinden stratejik işe dönüşmediği görülüyor. Net bir çerçeve tanımlanmadığında, kazanılan süre çoğu zaman toplantılara, e-postalara ve operasyonel işlere geri akıyor. Bu da kurumlar açısından çelişkili bir sonuç doğuruyor. Yapay zekanın çalışana kazandırdığı zaman ölçülebiliyor, ancak bu zamanın şirkete ne kazandırdığı bilinmiyor. Planlanmayan zaman gün içinde dağılıyor ve ne çalışanın gelişimine ne de şirketin önceliklerine hizmet eden verimsiz bir boşluğa dönüşüyor. Microsoft'un 2026 Work Trend Index raporu’na göre de, yapay zekâ kullanıcılarının %66'sı yapay zeka sayesinde daha yüksek katma değerli işlere zaman ayırabildiğini söylerken, %45'i işi yeniden tasarlamak yerine mevcut hedeflere odaklanmayı daha güvenli buluyor. Rapora göre yapay zekadan elde edilen faydada kurumsal faktörlerin etkisi, bireysel çabanın iki katından fazla olduğudur. Bu veriler, kazanılan zamanın nasıl kullanılacağının bireysel bir tercih olmaktan çok, kurumsal bir strateji konusu olduğunu gösteriyor. Kazanılan Zaman, Yeni Bir Yönetim Alanı İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting Kurucusu Jilda Bal, yapay zekânın kazandırdığı zamanın beyaz yaka için yeni bir yönetim alanı haline geldiğini vurguluyor: “Uzun yıllar boyunca beyaz yakanın temel sorunu zaman bulamamaktı. Yapay zekâ sayesinde ilk kez tersi bir durumla karşı karşıyayız. Zaman kazanılıyor, ancak bu zamanın ne için kullanılacağı tanımlanamıyor. Çalışan, gününün bir bölümünü geri kazandığında bunu gelişimine, derin düşünmeye ya da daha stratejik işlere ayırabileceğini bilmiyor, çünkü kurum ona bu çerçeveyi sunmuyor. Yönlendirilmeyen zaman ise kısa sürede yeni toplantılarla ve operasyonel işlerle doluyor.” Bal'a göre bu dönemde sorumluluk yalnızca çalışanda değil, aynı zamanda kurumlarda: “Yapay zekânın kazandırdığı zamanı değere dönüştürmek, çalışanın bireysel sorumluluğu olmamalı. Şirketlerin yeni stratejiler oluşturması gerekiyor. Hangi işler yapay zekâya devredilecek, boşalan zaman hangi önceliklere ayrılacak, çalışanların hangi yetkinlikleri geliştirmesi bekleniyor? Bu sorulara net yanıt veren kurumlar, verimlilik artışını hem iş sonuçlarına hem de çalışan gelişimine yansıtabilecek. Kazanılan zamanın öğrenmeye, üretkenliğe ve daha nitelikli işlere yönlendirilmesi, önümüzdeki dönemin en önemli rekabet avantajlarından biri olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Softtech ve Microsoft’tan Stratejik İş Birliği Haber

Softtech ve Microsoft’tan Stratejik İş Birliği

Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden Softtech, kurumların dijital dönüşüm yolculuklarına daha güçlü katkı sunmak amacıyla Microsoft ile stratejik bir iş birliği gerçekleştirdi. Bu anlaşma ile Softtech’in bankacılık, finans ve farklı sektörlerdeki derin deneyimi ile Microsoft’un global ölçekte lider teknoloji çözümleri bir araya gelerek kurumların teknoloji dönüşüm süreçlerinde güvenilir bir iş ortaklığı modeli uygulanacak. Bu kapsamda kurumların Microsoft ekosistemi üzerinde hayata geçirmek istedikleri projelerde uçtan uca danışmanlık, mimari tasarım, entegrasyon, uygulama geliştirme ve sürdürülebilir destek hizmetleri sağlanacak. Özellikle yapay zekâ, veri ve otomasyon alanlarında kurumların rekabet avantajı kazanmasına katkı sunulması hedefleniyor. İş birliği çerçevesinde Microsoft’un üretken yapay zekâ çözümleri, Copilot ekosistemi, Azure AI servisleri, müşteri ilişkileri ve iş süreçleri yönetiminde Dynamics 365 CRM & ERP çözümleri, veri platformlarında Microsoft Fabric ve low-code geliştirme ile agentic otomasyon alanında Power Platform çözümleri kullanılarak kurumların dijital dönüşüm projeleri hayata geçirilecek. “Stratejik iş ortağı olmayı hedefliyoruz” Softtech Genel Müdürü M. Bülent Özçengel konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: "Softtech olarak 20 yılı aşkın süredir başta bankacılık ve finans olmak üzere enerji, ulaşım, perakende gibi farklı sektörlerde edindiğimiz birikimimizi, Microsoft'un global teknoloji liderliğiyle bir araya getiriyoruz. Bu iş birliğinin amacı, kurumların Microsoft ekosisteminde hayata geçirmek istedikleri dönüşüm yolculuğunda güvenilir ve stratejik bir iş ortağı olarak eşlik etmek. Teknoloji buna hazır, şimdi sıra bu gücü doğru yapıyla ölçeklendirmekte.” Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ise şunları söyledi: “Yapay zekâ çağında kurumların başarısı yalnızca doğru teknolojiye değil, güçlü iş ortaklıkları ve sektörel uzmanlığa da bağlı. Softtech ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, kurumların üretken ve agentic yapay zekâdan daha hızlı değer üretmelerini ve rekabet avantajı elde etmelerini sağlarken, Türkiye'de güvenli ve ölçeklenebilir yapay zekâ dönüşümünü hızlandırma hedefimizin de önemli bir parçasını oluşturuyor.” Softtech Finans ve Profesyonel Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Muzaffer Özmen ise “Softtech olarak deneyimli danışman kadromuzla kurumların en kritik dönüşüm projelerini uçtan uca başarıyla hayata geçirecek uzmanlığa sahibiz. Bu projeleri, Microsoft'un sunduğu dört temel katman üzerinden ele alıyoruz: CRM ve iş süreçleri, veri platformu, yapay zekâ servisleri ve Agentic AI. Bundan sonraki aşama, bu teknolojileri doğru senaryolarla iş süreçlerine entegre ederek yüksek katma değer ve sürdürülebilir iş sonuçları üretmek.” “Yapay zekâyı kurumlar için somut değere dönüştürmeyi hedefliyoruz” Microsoft Türkiye Ticari Çözüm Satış Lideri ve Genel Müdür Yardımcısı Cüneyt Batmaz ise iş birliği hakkında şunları söyledi: “Softtech'in güçlü IT kaynağını, 20 yıllık teknoloji üretim deneyimini ve başta bankacılık olmak üzere finanstan birçok farklı sektöre uzanan derin birikimini; Microsoft'un global yapay zekâ ve bulut teknolojileriyle bir araya getiren bu iş birliği, kurumların dijital dönüşümünü Copilot, Azure AI, Dynamics 365, Microsoft Fabric ve Power Platform üzerinde uçtan uca hayata geçirmelerini sağlayacak. Hedefimiz; bu güçlü teknoloji altyapısını ve sektörel uzmanlığı, kurumların üretken ve agentic yapay zekâyı somut iş değerine dönüştürmesi için güvenilir bir iş ortağı olarak buluşturmak." Softtech ve Microsoft iş birliğiyle hayata geçirilecek projelerin, kurumların operasyonel verimliliklerini artırması, karar alma süreçlerini hızlandırması ve yeni nesil iş modellerine geçişlerini kolaylaştırması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EY, ‘Future of Audit. Now.’ ile denetim hizmetlerinde teknoloji destekli yeni bir yaklaşımı hayata geçiriyor Haber

EY, ‘Future of Audit. Now.’ ile denetim hizmetlerinde teknoloji destekli yeni bir yaklaşımı hayata geçiriyor

Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY; denetim süreçlerini teknoloji ve yapay zekâ ile destekleyen yeni küresel denetim dönüşüm programı “Future of Audit. Now.” ile denetimdeki çalışma yaklaşımını ileri bir aşamaya taşıyor. EY’ın küresel “All in” stratejisi kapsamında yürütülen bu program, yılda yaklaşık 1,4 trilyon muhasebe kaydını işleyen EY Canvas platformuna doğrudan entegre şekilde çalışıyor. Bu entegrasyon, 150’den fazla ülkede görev yapan 130.000’den fazla denetim profesyonelinin denetim çalışmalarını kapsayan iş akışlarını modernize ederek denetim kalitesini destekliyor, süreçleri sadeleştiriyor ve risk değerlendirmelerinin daha dinamik şekilde ele alınmasına katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, EY’ın denetim kalitesi, teknoloji kapasitesi ve insan kaynağına yönelik uzun vadeli yatırımlarının bir parçasını oluşturuyor. Daha kapsamlı analiz ve daha güçlü güvence EY’ın bu yeni yaklaşımı, denetim süreçlerinde modern teknolojilerin kullanımını temel alırken; denetimin merkezinde yer alan bağımsızlık, mesleki şüphecilik ve profesyonel değerlendirme ilkelerinin korunmasını esas alıyor. Yapay zekâ, denetimin ilgili aşamalarında denetçilerin analiz ve sorgulama süreçlerini destekleyen bir unsur olarak konumlandırılıyor ve nihai denetim muhakemesinin her zaman insan profesyoneller tarafından yapılması temel ilke olarak korunuyor. EY’ın güncellenmiş metodolojisi ve sorumlu yapay zekâ ilkeleriyle uyumlu olarak yürütülen bu dönüşüm, denetim sürecinde daha geniş veri setleri üzerinden değerlendirme yapılmasına olanak tanıyarak denetimin güvence değerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Şirketlerin dönüşüm süreçlerine yapılandırılmış destek Şirketlerin yapay zekânın potansiyelini değerlendirmeye çalıştığı bir dönemde güncellenen EY denetim metodolojisi ve çerçeveleri, yapay zekâya ilişkin yönetişim ve güvence uygulamalarının gelişmekte olduğu bir ortamda denetim süreçlerine daha fazla yapı ve tutarlılık kazandırmayı hedefliyor. EY, sunduğu yapay zekâyı tanımlama, yönetme, risk değerlendirmesi ve kontrolleri kapsayan güvence odaklı hizmet seti ile şirketlerin yapay zekâya yönelik risklerini anlamalarına, mevcut yönetişim yapıları içinde değerlendirmelerine ve modernleşme süreçlerini ölçülebilir ve hesap verebilir şekilde ele almalarına yardımcı olmayı amaçlıyor. Microsoft ile gerçekleştirilen stratejik iş birliği ve kapsamlı test süreçleriyle desteklenen bu teknoloji yaklaşımı, aynı zamanda küresel ölçekte yürüttüğü eğitim programlarıyla denetim ve teknoloji risk ekiplerinin yapay zekâ yetkinliklerini güçlendirmeye devam ediyor. EY Europe Central Güvence Hizmetleri Bölüm Başkanı Damla Harman, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Teknolojnin gelişmesi, verinin hızla artması ve yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması, şirketlerin iş yapış biçimlerini sürekli olarak gözden geçirmelerini gerektiriyor. EY olarak insan odaklı ve sorumlu yapay zekâ altyapılarına yatırım yapmayı sürdürüyoruz. Küresel dönüşüm sürecimizin bir parçası olarak hayata geçirdiğimiz Future of Audit. Now. programı ile denetimde teknolojiyi, insan uzmanlığını ve profesyonel muhakemeyi destekleyen bir araç olarak konumlandırıyoruz. Microsoft teknolojileriyle entegre çalışan bu yaklaşım, karmaşık denetim süreçlerini daha yapılandırılmış hale getirirken, denetçilerin sorgulama ve değerlendirme yetkinliklerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu doğrultuda hem denetim ekiplerimizin verimliliğini desteklemeyi hem de müşterilerimizin risk yönetimi ve karar alma süreçlerine daha tutarlı bir güvence perspektifi sunmayı hedefliyoruz. Yapay zekâyı, denetimde nihai sorumluluğun her zaman insan profesyonellerde olduğu bir çerçeve içinde; güven, şeffaflık ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bir unsur olarak ele alıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.