Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mikroorganizmalar

Kapsül Haber Ajansı - Mikroorganizmalar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mikroorganizmalar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nu D-Active, Kapalı Alanlarda Enfeksiyon Riskini Akıllı Teknolojiyle Önlemeye Odaklanıyor Haber

Nu D-Active, Kapalı Alanlarda Enfeksiyon Riskini Akıllı Teknolojiyle Önlemeye Odaklanıyor

İnsanlar zamanlarının büyük bölümünü kapalı alanlarda geçiriyor. Avrupa Çevre Ajansı (EEA) verilerine göre Avrupa’da bu oran yüzde 80-90’a ulaşıyor. Okul, hastane, ofis, AVM gibi yoğun kullanılan kapalı alanlarda insan yoğunluğu, havalandırma koşulları, sıcaklık ve nem gibi değişkenler hava kalitesini ve enfeksiyonların yayılım riskini etkileyebiliyor. Nu Teknoloji, ARTEQ ve DLED bu ihtiyaçtan hareketle, hava kalitesi ve enfeksiyon riskinin izlenmesinden dezenfeksiyona uzanan süreci tek sistem üzerinden yönetebilen Nu D-Active çözümünü geliştirdi. Sistem ortam koşullarını izliyor, elde edilen veriler üzerinden enfeksiyon riskini analiz ediyor ve risk belirlenen seviyeye ulaştığında görünür ışık tabanlı dezenfeksiyon sistemini devreye alabiliyor. Böylece, ölçüm, analiz, karar ve müdahaleden oluşan bütünleşik bir yapıya dönüşüyor. Sistemde Nu Teknoloji’ye ait NuSafe 360 hava kalitesi ve çevresel verileri sürekli izlerken, ARTEQ'in geliştirdiği ClairSense teknolojisi bu veriler üzerinden enfeksiyon riskini hesaplıyor. Nu Teknoloji'nin IoT haberleşme ve yazılım altyapısı ise veriyi, risk eşiklerini ve otomasyon sürecini yönetiyor. Riskin belirlenen seviyeye ulaşması halinde DLED'in dezenfeksiyon sistemi devreye alınıyor. Nu D-Active; hastaneler ve sağlık kuruluşları, okul ve kreşler, üniversiteler, oteller, AVM'ler, ofisler ile gıda üretim ve satış alanları başta olmak üzere insan yoğunluğunun yüksek olduğu farklı kapalı alanlarda kullanılabilecek şekilde geliştirildi. Sistem, kullanım alanının özelliklerine göre risk eşikleri, bildirimler ve dezenfeksiyon senaryolarının yapılandırılmasına olanak sağlıyor. “Ölçüm, analiz ve müdahaleyi aynı yapı içinde buluşturduk” Nu Teknoloji'nin İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, “ARTEQ ile geçen yıl başlattığımız iş birliğinde kapalı alanlardaki hava kalitesini ölçmenin ötesine geçerek, çevresel veriler üzerinden enfeksiyon riskini görünür hale getirmeyi hedeflemiştik. Nu D-Active ile şimdi bu yaklaşımı bir adım ileri taşıyoruz. DLED'in dezenfeksiyon teknolojisini sisteme dahil ederek ölçüm, analiz ve müdahaleyi aynı yapı içinde buluşturduk. Sistem ortamı sürekli takip ediyor, riski değerlendiriyor ve belirlediğimiz eşiklere ulaşıldığında dezenfeksiyon sürecini devreye alıyor. Hedefimiz insanların yoğun olarak bulunduğu kapalı alanların daha sağlıklı ve veriye dayalı bir sistemle yönetilmesini sağlamak” dedi. “Belirli mikroorganizmalar üzerinde %99,999’un üzerinde azalma tespit edildi” DLED Kurucu Ortağı Direnç Özdemir ise görünür ışık teknolojisinin sağladığı farklılığa dikkat çekerek, “DLED'i geliştirirken görünür ışığın mikrobiyal yük üzerindeki etkisini günlük yaşamın akışını bozmadan kullanılabilecek bir teknolojiye dönüştürmeyi hedefledik. Sistem, insanlar ortamdayken de çalışabiliyor ve aydınlatma ile sürekli dezenfeksiyonu aynı yapıda buluşturuyor. Nu D-Active ile bu teknoloji artık bağımsız çalışan bir sistem olmaktan çıkarak ortamın risk seviyesine göre devreye girebilen akıllı bir yapının müdahale katmanına dönüşüyor. Sistem UV içermiyor, ozon üretmiyor ve ışığa maruz kalan hava ve yüzeylerde mikrobiyal yükün azaltılmasına yönelik olarak çalışıyor. Bu yönde Akdeniz Üniversitesi Ar-Ge ve Biyosidal Ürün Analiz Laboratuvarı'nda yapılan testlerde, belirli mikroorganizmalar üzerinde* %99,999’un üzerinde azalma tespit edildi” dedi. “Risk bilgisi ekranda kalmıyor” ARTEQ Kurucu Ortağı ve CTO'su Tayyip Ensar Özkaya da “Enfeksiyon riski doğrudan gözle görülebilen bir parametre değil. ClairSense, hava kalitesi ve çevresel verileri analiz ederek bu riski ölçülebilir bir göstergeye dönüştürüyor. Nu D-Active'in önemli farkı ise elde edilen risk bilgisinin yalnızca bir raporda veya ekranda kalmaması. Nu Teknoloji'nin altyapısıyla karar mekanizmasına bağlanan veri, DLED entegrasyonuyla gerektiğinde fiziksel müdahaleye dönüşebiliyor” diye konuştu. *Akdeniz Üniversitesi Ar-Ge ve Biyosidal Ürün Analiz Laboratuvarı'nda gerçekleştirilen testlerde E. coli, Staphylococcus aureus, Enterococcus hirae ve Pseudomonas aeruginosa üzerinde, belirlenen laboratuvar koşullarında 5 log'un üzerinde mikrobiyal azalma raporlandı. Bu değer söz konusu test koşullarında yüzde 99,999'un üzerinde azalmaya karşılık geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığında Doğru Alışkanlıkların Önemi Haber

Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığında Doğru Alışkanlıkların Önemi

Çocuklarda diş fırçalama yalnızca ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik bir rutin olarak değerlendirilmemelidir. Diş fırçalama, çocukluk döneminden itibaren önem arz eden, diş tedavilerinin ilk adımıdır. Düzenli ve doğru şekilde idame ettirilen ağız bakımı alışkanlıkları, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek birçok problemin önlenmesine yardımcı olur. İlk süt dişleri genellikle bebekliğin 6–12. ayları arasında çıkmaya başlar. Bu dönemden itibaren ağız hijyeni rutinleri bir alışkanlık olarak devam ettirilmelidir. Ortalama 2,5–3 yaş civarında tamamlanan 20 süt dişi, düzenli olarak temizlenmediğinde çürük ve enfeksiyon açısından ciddi risk oluşturabilir. Süt dişleri nasıl olsa değişecek düşüncesi doğru değildir. Süt dişlerinin sağlıklı olması; çocuğun beslenmesi, konuşma gelişimi, çene gelişimi ve ileride çıkacak olan daimi dişlerin sağlıklı sürmesi ve dizilimi açısından büyük önem taşır. Çocuklarda diş fırçalama alışkanlığı nasıl kazandırılmalı? Çocukların alışkanlık kazanmasında ebeveynlerin rolü çok büyük. Çocuklar özellikle erken yaşlarda ailelerini gözlemleyerek öğrenir. Bu nedenle anne ve babaların diş fırçalamayı birlikte yapılan keyifli bir rutin haline getirmesi önemlidir. Diş fırçalama bir zorunluluk veya ceza gibi değil, günlük yaşamın doğal bir parçası olarak aktarılmalıdır. Ebeveynlerin bu sürece aktif katılım göstermesi, çocukların ağız bakımını benimsemesini ve sürdürülebilir bir alışkanlık haline getirmesine yardımcı olur. Daimi dişlerin tamamlandığı zamana kadar, dişler mutlaka ebeveyn kontrolünde fırçalamalıdır. Süt dişlerinin yerlerin daimi dişlere bırakmaya başladığı karma dişlenme dönemlerinde, yeterli ağız hijyeninin sağlanması ve dişlerin sürmelerini sağlıkla tamamlaması ilerleyen dönemlere taşınabilecek büyük problemlerin önlenebilmesi için önemlidir. Çocuklarda diş macunu kullanımı nasıl olmalı? Çocuklarda kullanılan diş macununun miktarı yaşa göre belirlenmelidir. 3 yaşına kadar pirinç tanesi büyüklüğünde, 3–6 yaş arasında ise bezelye tanesi büyüklüğünde diş macunu kullanılması önerilir. Dişlerin günde iki kez, doğru teknikle fırçalanması ağız ve diş sağlığının temelini oluşturur. Bunun yanında düzenli diş hekimi kontrolleri de erken dönemde oluşabilecek problemlerin ilerlemeden tespit edilmesi açısından önemlidir. Probiyotiklerin ağız ve diş sağlığı üzerinde nasıl bir etkisi bulunuyor? Dünya Sağlık Örgütü probiyotikleri, “yeterli miktarda alındığında sağlık yararı sağlayan canlı mikroorganizmalar” olarak tanımlıyor. Güncel araştırmalar, belirli probiyotik suşlarının diş çürüğüne neden olan bazı bakterilerin seviyesini azaltabileceğini gösteriyor. Bunun yanında probiyotiklerin tükürük akış hızını artırması, tükürüğün pH dengesini ve tamponlama kapasitesini desteklemesi, ağız ortamının çürüğe karşı daha dirençli hale gelmesine katkı sağlayabiliyor. Ancak probiyotiklerin diş fırçalama ve düzenli ağız bakımının yerine geçmediğini özellikle belirtmek gerekir. Sağlıklı bir ağız için temel yaklaşım; doğru fırçalama, dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleridir. Diş sağlığı ile genel sağlık arasında nasıl bir ilişki bulunuyor? Ağız sağlığı, vücudun genel sağlığından bağımsız olarak değerlendirilmemelidir. Diş enfeksiyonlarının önlenmesi yalnızca ağız ve diş sağlığı açısından değil, genel sağlık açısından da önem taşır. Düzenli diş fırçalama, diş eti problemlerinin ve enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olur. Ağızda oluşan enfeksiyonların kontrol altında tutulması, özellikle kalp sağlığı gibi hayati önem taşıyan durumlar açısından da önemlidir. Çocuklarda ekran karşısında yemek yemek neden risk oluşturuyor? Günümüzde tablet ve telefon kullanımı çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası haline geldi. Ancak ekran karşısında yemek yemek, ağız ve diş sağlığı açısından göz ardı edilmemesi gereken riskler oluşturabiliyor. Ekran karşısında yemek yerken çiğneme süresi istemsiz olarak uzayabilir veya çocuklarda gıdaları ağız içerisinde bekletme alışkanlığı gelişebilir. Özellikle karbonhidrat ve şeker içeren besinlerin ağızda uzun süre kalması, çürük oluşum riskini artırabilir. Ayrıca ekran karşısında yemek sırasında çocuğun yemeğe odaklanmaması, ağız açık şekilde yemek yeme alışkanlığı kazanmasına sebebiyet vererek çenelerin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ekran kullanımında duruş bozuklukları da çocukların ağız ve diş gelişimini etkileyebilir mi? Evet, uzun süre tablet veya telefon kullanımı sırasında oluşan duruş bozuklukları çocukların gelişimini etkileyebilir. Özellikle cihazların göz hizasının altında tutulması, başın sürekli öne eğik pozisyonda kalmasına neden olur. Bu durum zaman içerisinde boyun postürünü, solunum fonksiyonlarını ve çene gelişimini etkileyebilir. Çocuklarda uzun süreli yanlış duruş alışkanlıkları, çene eklemi sağlığı açısından da risk oluşturabilir. Çene eklemi ve ağız solunumu açısından aileler nelere dikkat etmeli? Diş sıkma, travmalar ve postür bozuklukları çene eklemi problemlerinde sık karşılaşılan nedenler arasında yer alıyor. Zaman içerisinde çene hareketlerinde kısıtlılık, çiğneme sırasında zorlanma veya eklemden ses gelmesi gibi belirtiler görülebiliyor. Bunun yanında uzun süreli ekran kullanımı bazı çocuklarda ağızdan nefes alma alışkanlığını da tetikleyebilir. Ağızdan nefes alma; dilin doğru pozisyonda konumlanmasını engelleyerek üst çene gelişimini etkileyebilir. Erken dönemde fark edilmeyen bu durumlar, ilerleyen süreçte çene darlıkları, kapanış bozuklukları ve yüz gelişimiyle ilgili problemlere yol açabilir. Bu nedenle çocukların yalnızca diş sağlığı değil, nefes alma şekli, duruşu ve genel ağız gelişimi de bütüncül olarak değerlendirilmelidir. Ebeveynlere son olarak ne önerirsiniz? Çocuklarda sağlıklı bir ağız yapısının temeli erken yaşlarda atılır. Düzenli diş fırçalama, doğru ürün kullanımı, dengeli beslenme, ekran kullanım alışkanlıklarının kontrol edilmesi ve düzenli diş hekimi kontrolleri çocukların yaşam boyu ağız sağlığını destekleyecek olan ilk ve en önemli adımlardır. Ağız ve diş sağlığı yalnızca estetik bir konu değil; çocuğun genel sağlığının, gelişiminin ve yaşam kalitesinin önemli bir parçasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Tatilinde Lens Kullananlar Dikkat! Haber

Yaz Tatilinde Lens Kullananlar Dikkat!

Uzmanlar; deniz, havuz ve hatta duş sırasında kontakt lens kullanımının göz enfeksiyonları açısından önemli riskler oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Taşar, özellikle yaz aylarında artan su teması nedeniyle kontakt lens kullanıcılarının daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Su ve Kontakt Lens Bir Araya Geldiğinde Risk Artabiliyor Kontakt lensler kornea yüzeyine doğrudan temas eden tıbbi ürünlerdir. Bu nedenle kullanım kurallarına uyulmaması durumunda enfeksiyon gelişme riski artabilmektedir. Deniz, havuz veya duş suyunda bulunabilen bazı mikroorganizmalar lens yüzeyine tutunarak göz dokusuna ulaşabilir. Op. Dr. Ahmet Taşar konu hakkında şu açıklamalarda bulunuyor: "Kontakt lensler mutlaka önerilen sürelerde kullanılmalı, gece uyumadan önce çıkarılmalı ve uygun solüsyonlarla saklanmalıdır. Lenslerle denize veya havuza girildiğinde su içerisindeki mikroorganizmalar lens ile kornea arasında kalabilir ve enfeksiyon gelişmesi için uygun bir ortam oluşabilir." Basit Bir Rahatsızlık Gibi Başlayıp Ciddi Sonuçlara Yol Açabilir Lens kullanımına bağlı gelişen enfeksiyonlar başlangıçta hafif belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak gerekli değerlendirme ve tedavi süreci geciktiğinde daha ciddi tablolar ortaya çıkabilmektedir. Gözde kızarıklık, batma, sulanma, bulanık görme ve ışığa karşı hassasiyet gibi şikâyetler enfeksiyonun ilk belirtileri arasında yer alabilir. İlerleyen süreçte kornea dokusunu etkileyen keratit gibi daha ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Bu nedenle özellikle deniz veya havuz sonrasında ortaya çıkan göz şikâyetlerinin ihmal edilmemesi önem taşımaktadır. Deniz ve Havuz Sonrasında Bu Belirtilere Dikkat Deniz veya havuz sonrasında; Gözde belirgin kızarıklık,Ağrı veya batma hissi,Bulanık görme,Yoğun sulanma,Işığa karşı hassasiyet, gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa göz hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi önerilmektedir. Yaz Aylarında Lens Kullanıcıları Nelere Dikkat Etmeli? Yaz döneminde kontakt lens kullanan bireylerin hijyen kurallarına daha fazla özen göstermesi gerekir. Enfeksiyon riskinin azaltılmasına yardımcı olabilecek bazı önlemler şunlardır: Lenslerin önerilen kullanım süresi aşılmamalıdır.Lensler düzenli olarak değiştirilmeli ve bakım ürünleri uygun şekilde kullanılmalıdır.Lenslerle duş alınmamalı, mümkünse yüzme sırasında lens kullanılmamalıdır.Gözlerde kuruluk hissi oluşması durumunda göz hekiminin önerdiği ürünler kullanılmalıdır.Lens kapları düzenli aralıklarla yenilenmelidir. Kontakt Lens Kullanımına Alternatif Seçenekler Değerlendirilebilir Kontakt lens kullanımı birçok kişi için güvenli ve etkili bir görme düzeltme yöntemi olsa da bazı bireyler gözlük veya lens kullanımına alternatif seçenekleri merak edebilmektedir. Günümüzde miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının düzeltilmesinde farklı refraktif cerrahi yöntemler kullanılabilmektedir. Yapılan detaylı göz muayenesi sonrasında uygun adaylarda Excimer Lazer veya ReLEx SMILE Pro gibi yöntemler hekim tarafından değerlendirilmektedir. Uygulanabilecek yöntemin belirlenmesinde kornea yapısı, göz numarası, göz sağlığı ve kişinin genel tıbbi durumu birlikte ele alınmalıdır. Op. Dr. Ahmet Taşar, konuyla ilgili şu bilgileri paylaşıyor: "Yaz aylarında göz sağlığını korumanın temel yolu, kontakt lenslerin doğru kullanımı ve hijyen kurallarına uyulmasıdır. Görme kusurlarının düzeltilmesine yönelik güncel teknolojiler farklı seçenekler sunabilse de her yöntem her birey için uygun olmayabilir. Bu nedenle göz sağlığıyla ilgili kararların ayrıntılı göz muayenesi ve tıbbi değerlendirme sonrasında verilmesi önemlidir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sokak Lezzetleri Besin Zehirlenmesi Riskini Artırıyor! Haber

Sokak Lezzetleri Besin Zehirlenmesi Riskini Artırıyor!

Nev Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Özel, özellikle yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte sokak lezzetlerinin besin zehirlenmesi riskini önemli ölçüde yükselttiğini belirterek vatandaşları uyardı. Özel, son dönemde yaşanan ve ölümle sonuçlanabilen ciddi vakalara dikkat çekerek, “Hızlı, ekonomik ve lezzetli olması nedeniyle tercih edilen sokak lezzetleri; uygun olmayan saklama koşulları ve hijyen yetersizliği nedeniyle tehlikeli hâle gelebilir” dedi. “Besin zehirlenmesi ciddi bir klinik tablo” Besin zehirlenmesinin, mikroorganizmalar veya toksinlerle kontamine olmuş gıdaların tüketilmesi sonucu ortaya çıkan bir klinik durum olduğunu belirten Dr. Özel, en sık rastlanan etkenleri şöyle sıraladı: “Salmonella, Staphylococcus aureus toksinleri, E. Coli, Clostridium perfringens, Norovirüs, Vibrio türleri (özellikle deniz ürünlerinde.” “Herkes risk altında ancak bazı gruplar daha savunmasız” Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin besin zehirlenmesine karşı daha hassas olduğunu vurgulayan Özel, “5 yaş altı çocuklar, 65 yaş üzeri bireyler, hamileler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaçları kullananlar daha ağır seyirli tabloyla karşılaşabilir” ifadelerini kullandı. “Gıda zehirlenmesi bulaşıcıdır” Gıda kaynaklı enfeksiyonların bulaşıcı olduğuna dikkat çeken Dr. Özel, kusma ve dışkı yoluyla mikroorganizmaların çevreye kolayca yayılabileceğini, bu nedenle kapalı alanlarda hızlı bulaşma görüldüğünü belirtti. Sokak lezzetlerinde risk neden artıyor? Uzm. Dr. Mustafa Özel’e göre sokak lezzetlerinde riskin daha fazla olmasının başlıca sebepleri şunlar: Uygun Olmayan Saklama Koşulları “Et, tavuk ve deniz ürünleri tezgâhlarda uzun süre açıkta bekleyebiliyor. 5–60°C arası bizim ‘tehlikeli sıcaklık bölgesi’ dediğimiz aralıktır; bakteriler bu sıcaklıklarda hızla çoğalır.” 2. Hijyen Eksikliği “Satıcıların el hijyeni, kullandıkları bıçak, tahta ve ekipmanların temizliği kritik öneme sahiptir. Çiğ ve pişmiş gıdaların aynı ekipmanla hazırlanması ciddi risk oluşturur.” 3. Denetim Eksikliği “Sokak satıcılarının bir kısmı düzenli gıda güvenliği denetimlerinden geçmediği için risk fark edilmeden artabilir.” 4. Su Kaynaklı Riskler “Özellikle midye gibi ürünlerde deniz suyu temizliği çok önemlidir. Kirli sularda toplanan midyelerde ağır metal ve mikroorganizma riski yüksektir. Salata ve soslarda kullanılan suyun temiz olmaması da zehirlenmeye davetiye çıkarır.” En yüksek risk taşıyan sokak lezzetleri Uzm. Dr. Özel, en riskli besinleri şöyle sıraladı: Midye dolma / midye tava: Vibrio ve Salmonella riski yüksek. Tavuk döner / et döner: Yetersiz pişirme ve uzun süre sıcaklıkta bekleme nedeniyle tehlikeli. Kokoreç: İç organ temelli kontaminasyon ve hijyen sorunları. Kumpir ve garnitürlü ürünler: Mayonez ve salataların oda sıcaklığında beklemesi büyük risk. Balık ekmek ve kızartmalar: Çok kullanılan yağ ve çapraz bulaşma tehlikesi. Belirtiler genellikle 1–72 saat içinde başlıyor Belirtilerin çoğunlukla birkaç saat içinde ortaya çıktığını belirten Özel, şikâyetleri şöyle sıraladı: “Bulantı, kusma, karın ağrısı, kramp, sulu ishal, ateş, halsizlik ve nadiren kanlı ishal.” Ne zaman doktora başvurmalı? Dr. Özel, şu belirtilerin görüldüğü durumlarda gecikmeden hastaneye başvurulması gerektiğini de vurguladı: “24-48 saatten uzun süren kusma veya ishal, kanlı ishal, 38.5°C üzeri ateş, aşırı halsizlik, bayılma hissi, dehidratasyon bulguları (ağız kuruluğu, çökük gözler) ve risk grubundaki bireylerde herhangi bir belirti ortaya çıktığında.” “Basit önlemlerle kendinizi koruyabilirsiniz” Uzm. Dr. Mustafa Özel, sokak lezzetlerini seven vatandaşlara şu önerilerde bulundu: “Satıcı seçimine dikkat edin. Kalabalık ve sirkülasyonu yüksek tezgâhları tercih edin. Yemeğin hazırlığını gözlemleyin. Kullanılan ekipmanların temizliğine bakın. Sıcak-soğuk zincirine dikkat edilmeli. Sıcak yemek sıcak, soğuk yemek soğuk tüketilmelidir. Tezgâhta uzun süre beklemiş yiyeceklerden kaçının. El hijyeni çok önemli. Eller mutlaka yıkanmalı, mümkün değilse dezenfektan kullanılmalıdır. Midye, tavuk ve et ürünlerinde ekstra özen gösterilmeli. Kaynağı belli olmayan midyelerden uzak durulmalı. Tavuk ve et ürünlerinin tamamen pişmiş olduğuna dikkat edilmeli.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.