Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Milli Güvenlik

Kapsül Haber Ajansı - Milli Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ender Güzeler, Orta Vadeli Programı Sigortacılık Perspektifinden Değerlendirdi Haber

Ender Güzeler, Orta Vadeli Programı Sigortacılık Perspektifinden Değerlendirdi

“2027-2029 OVP hedeflerinin; yüksek sigorta penetrasyonu, çeşitlendirilmiş ürün yapısı ve riskleri gerçekleşmeden önce yönetmeye odaklanan daha güçlü bir sigorta ekosistemi açısından önemli bir dönüm noktası olması bekleniyor” diyen Ender Güzeler, OVP’ye ilişkin değerlendirmelerine şöyle devam etti: “OVP, sektöre bazı ödevler çıkartırken beraberinde bazı fırsat alanlarını da göstermekle birlikte “istikrar” ve “dayanıklılık” çerçevesinde rolü ve önemini vurguluyor. Bu vurgu sektörün 2030 Vizyonu ile de örtüştüğü şeklinde okuyoruz. Sektöre verilen ödevler Tüm afet tehlikelerini kapsayan zorunlu afet sigortası mekanizmasının geliştirilip yaygınlaştırılması, beyan/ödeme takibinin etkinleştirilmesi ve dolaysıyla afet ve bakım sigortası gibi yeni/genişleyen ürünlere aktüeryal kapasite ve reasürans kapasitesi ayırmak.Uzun dönemli bakım sigortasının altyapısının kurulması. Yaşlanan nüfus/bakım ekonomisi politikasının ürün ve aktüerya tasarımı sektöre bırakılıyor.Devlet Destekli Alacak Sigortası'nın etkinliğinin artırılması ve Eximbank ihracat kredi sigortalarının güçlendirilmesine yönelik, alacak sigortası ve ihracat kredi sigortası tarafında kamu programlarıyla (Eximbank, KGF) entegre dağıtım kurmak.BES (Bireysel Emeklilik Sistemi) /OKS (Otomatik Katılım Sistemi)'nin fon çeşitliliği ve cazibesinin artırılmasına paralel olarak, Yatırım fonlu ve birikimli hayat sigortalarının yaygınlaştırılması için hayat sigortası ürünlerini BES/OKS reformuyla uyumlu, yatırım fonlu/birikimli yapıya göre yeniden tasarlamak. Fırsatlar alanları Afet sigortasının zorunlu kapsamının genişlemesi, tarihsel olarak düşük penetrasyonlu bir branşta hacim artışı potansiyeli sunuyor. Afet sigortasının yaygınlaşması, erken yatırım yapan (fiyatlama, risk modelleme) şirketler için rekabet avantajı.Bakım ekonomisi ve uzun dönemli bakım sigortası, tamamen yeni bir ürün kategorisi ve prim havuzu ile ilk giren şirketler için marka konumlandırma ve pazar payı fırsatı getiriyor.Yurt içi tasarruf artırma hedefi, hayat sigortacılığına doğrudan siyasi destek sağlıyor; BES / OKS büyümesiyle birlikte hayat sigortasında çapraz satış ve yeni müşteri kazanımı için ürün satışı imkânı.Alacak sigortası ve ihracat kredi sigortasının kamu destekli genişlemesi, KOBİ ve ihracatçı tabanının genişlemesiyle ticari hat büyümesi. Ortaya çıkabilecek yeni ürün türleri Değer bazlı geri ödeme mantığına uyumlu ağ bazlı ve ko-ödemeli TSS paketleriBakım ekonomisi çerçevesinde yaşlı/engelli bakımını kapsayan hibrit sağlık-bakım sigortasıUzaktan sağlık hizmetleri altyapısına entegre tele-sağlık destekli sigorta paketleriAfet sigortasında parametrik/geniş kapsamlı yeni nesil ürünlerTamamen yeni olan “Uzun dönemli bakım sigorta”Hayat + Sağlık + Bakım bileşenlerini birleştiren ürünler. (BES /OKS ile çapraz satış imkânı) Bu ürün ve konsantrasyonların pazarı büyütme potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Sigorta Sektörünün “istikrar” ve “dayanıklılık” çerçevesinde plandaki rolü: Ekonomik katkı ve kapsayıcılık zemini Sektör paydaşları açısından program, özel sigortacılığı hem büyüme (tasarruf, ticari sigorta) hem toplumsal kapsayıcılık (afet, bakım) eksenlerinde genişletecek bir zemin sunuyor. Ürün portföyünün bu iki ekseni birlikte karşılayacak şekilde (bireysel tasarruf odaklı + toplumsal risk odaklı) tasarlanması, hem kârlılık hem sektörün ekonomideki görünürlüğü açısından öne çıkan fırsat alanı. OVP'de "dayanıklılık" kavramı hem makroekonomik (dış şoklara karşı) hem toplumsal-fiziksel (afet, demografik dönüşüm) hem de sektörel (tedarik zinciri, imalat sanayii) düzeyde defalarca vurgulanıyor. Özel sigortacılığın bu çerçeveye katkısını dört ayrı kanaldan okumak mümkün. Mali/finansal istikrar kanalı Program, dış şoklara dayanıklılığın temelini "yurt içi tasarrufların artırılması" ve "TL cinsinden tasarruf ve yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi"ne bağlıyor. Hayat sigortası (birikimli/yatırım fonlu ürünler) ve BES / OKS burada doğrudan araç konumunda: uzun vadeli, TL bazlı, sabit getirili tasarrufu sisteme çekerek hem cari açığı fonlayarak döviz talebini azaltıyor hem de finansal sistemin şoklara karşı tampon kapasitesini büyütüyor. Sigorta şirketleri aynı zamanda kurumsal yatırımcı olarak sermaye piyasalarının derinleşmesine (Yatırımcı Risk Merkezi, pay piyasası reformları) katkı sunuyor. Bu da finansal istikrarın kurumsal ayağını güçlendiriyor. Fiziksel/toplumsal dayanıklılık kanalı “Ailenin güçlendirilmesi, toplumsal ve fiziki dayanıklılığın artırılması" başlığı altında şehirlerin afetlere karşı dayanıklılığı ve kentsel dönüşüm doğrudan yer alıyor; bunun mali karşılığı ise kamu maliyesi bölümündeki zorunlu afet sigortası mekanizması. Burada özel sigortacılığın rolü açık: afet riskini kamu bütçesinden özel sigorta/reasürans havuzuna kaydırarak, büyük bir depremde devletin mali dayanıklılığını koruyan bir şok emici işlevi görüyor. Bu, belgenin "çoklu şoklara karşı direnç" hedefiyle doğrudan örtüşen, sigortanın en somut katkı alanı. Dış ticaret ve tedarik zinciri dayanıklılığı kanalı Program, "tedarik zincirlerinin dayanıklılığı ve çeşitliliği" ile "dış şoklara karşı dayanıklılık"ı sanayi ve dış ticaret bölümlerinde tekrar tekrar vurguluyor. Alacak sigortası ve Eximbank ihracat kredi sigortaları burada ihracatçı/KOBİ'nin tahsilat riskini (yurt dışı alıcı iflası, kur şoku, jeopolitik kesinti) sigortalı hale getirerek firma düzeyinde dayanıklılığı artırıyor. Böylelikle toplamda sanayi sektörünün "dış şoklara karşı dayanıklılığının artırılması" hedefine mikro düzeyden katkı demek. Demografik dayanıklılık kanalı Nüfus artış hızının düşmesi ve bakım ekonomisi vurgusu, uzun dönemli bakım sigortasının altyapısını gerekli kılıyor. Bu, belgenin "demografik dönüşüme karşı dayanıklılık" hedefinin sosyal güvenlik sisteminin tek başına karşılayamayacağı bir yükü özel sigortacılığa devretmesi anlamına geliyor. Sistemin mali sürdürülebilirliğini korurken bakım ihtiyacının karşılanmasını sağlayan tamamlayıcı bir mekanizma olarak ortaya konuyor. Özetle OVP, özel sigortacılığı ekonomik dayanıklılığın "arka planda çalışan" ama kritik bir bileşeni olarak konumlandırıyor: tasarrufu besleyerek finansal istikrara, afet riskini paylaşarak mali dayanıklılığa, ticari riski teminat altına alarak dış ticaret dayanıklılığına ve bakım yükünü karşılayarak demografik dayanıklılığa katkı sunuyor. Belgede sektöre bu rol açıkça "sigortanın milli güvenlik/dayanıklılık unsuru" diye adlandırılmıyor, ama dört ayrı politika hattının kesişimi bu sonucu ortaya çıkardığını belgenin doğrudan ifadesi olmamakla birlikte bu şekilde sentezliyorum. Bu bir kamu politikası belgesi olduğu için buradaki değerlendirmeler sektörel çıkarım niteliğindedir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yumaklı: 2026’da 5 Organize Tarım Bölgesini Daha Üretime Kazandıracağız Haber

Yumaklı: 2026’da 5 Organize Tarım Bölgesini Daha Üretime Kazandıracağız

Bakan Yumaklı programda yaptığı konuşmada, ​​Türkiye'nin hem gıda arz güvenliği hem de gıda ürünleri ihracatı açısından dünyada saygın bir konuma geldiğini söyledi. ​Bakan Yumaklı, tarımın stratejik bir sektör olduğunun bütün ülkeler tarafından ifade edildiğini hatta milli güvenlik meselesi olarak tanımlanmasının da doğru olacağını belirtti. Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı tarımsal altyapının geliştirilmesi noktasında birçok yatırım yapıldığını, "Bugün geldiğimiz noktada hem gıda arz güvenliği hem de gıda ürünleri ihracatı açısından ülkemiz, bütün dünyada saygın bir konuma gelmiş durumda. Birkaç gün önce Dünya Bankası tarafından açıklanan 2025 yılı sonuçlarına göre ülkemiz, 83,2 milyar dolar tarımsal hasılayla Avrupa'da 1'inci, dünyada 7'nci sırada yerini almış durumda. Bunların hepsi Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğindeki yatırımların sonucu." diye konuştu. BU YIL 5 ORGANİZE TARIM BÖLGESİ DAHA ÜRETİME KAZANDIRILACAK Bakan Yumaklı, organize tarım bölgelerini iklim değişikliği başta olmak üzere üretim yapılan alanların tüketim yerlerine yakınlığı ve doğal kaynaklar gibi birçok konuyu dikkate alarak stratejik alanlar olarak belirlediklerini vurguladı. "42 ilde 61 organize tarım bölgesi gerçekleştiriyoruz." diyen Yumaklı, şöyle devam etti: "Bunlardan 46'sında tüzel kişilik gerçekleşti. 20'sinin altyapı yatırımları tamamlandı, 15'inde de üretime başlandı. Şu ana kadar üretime başlanan yerlerde 10 bin istihdam gerçekleşti. 60 bin ton üretim gerçekleşti ve 160 bin büyükbaş hayvan üretimi ki organize tarım bölgelerinin bazıları hayvansal üretimi yapacak şekilde dizayn edildi. Toplam itibarıyla bir hesap yapacak olursak ekonomiye katkıları yıllık 20 milyar liraya ulaştı. 2026 yılında 5 organize tarım bölgesini daha üretime kazandırmış olacağız inşallah." Yatırım aşamasındaki organize tarım bölgelerinin de bulunduğuna dikkati çeken Bakan Yumaklı, "Özellikle altyapı inşaatları için güncel fiyatlarla 10 milyar liralık bir bütçeyi de ayırmış durumdayız. Şu anda harcamaya devam ediyoruz. Peki 46 organize tarım bölgesi yani tüzel kişilik kazananlar, üretime geçtiğinde ne olacak? Yaklaşık 1,1 milyon tonluk bir bitkisel karşılığı üretim yapmış olacaklar. 600 bin büyükbaş hayvanın üretimi buralarda gerçekleşecek ve 1 milyar dolarlık bir ihracatı inşallah yakalamış olacağız bunlarla." dedi. Banaz Jeotermal Sera Organize Tarım Bölgesi'nin 12 milyar liralık yatırımla hayata geçirileceğini söyleyen Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, 1300 dekarlık sera alanı ve 400 dekarlık tarımsal sanayi alanı olmak üzere toplamda yaklaşık 1700 dekarlık alanı bu iş için ayırdıklarını anlattı. Yumaklı, yatırımın yapıldığı alanda 70 derece sıcaklığında su çıktığını, bu sayede 12 ay üretim gerçekleştirileceğini dile getirerek, "Yaklaşık 65 bin ton domates karşılığı üretim yapılacak. Ekonomiye faaliyete geçtikten sonraki katkısı, yıllık yaklaşık 5 milyar lira olacak. 2 bin 500 kişilik bir istihdamı öngörüyoruz burada. Bunların da yüzde 75'ini kadın olarak öngörüyoruz. Dolayısıyla hem bulunduğu bölge hem de bizim tarımsal üretimde gençlerin ve kadınların yer alması açısından son derece önemli bir sonuç getirecek bize." ifadelerini kullandı. Bakan Yumaklı, Manisa Salihli Jeotermal Organize Tarım Bölgesi'nin de tüzel kişilik kazanan bölgelerden olduğunu sözlerine ekledi.​ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siber Kariyer Programı İlk Mezunlarını Verdi Haber

Siber Kariyer Programı İlk Mezunlarını Verdi

Siber güvenlik alanındaki nitelikli insan kaynağı ihtiyacına katkı sunmayı amaçlayan programın ilk mezunları, düzenlenen törenle sertifikalarını aldı. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ile Barikat Siber Güvenlik iş birliğiyle hayata geçirilen “Siber Kariyer Programı”, ilk mezunlarını verdi. Programın ilk dönemini 28 öğrenci başarıyla tamamladı. Türkiye’de üniversite-sektör iş birliğinin güçlü örneklerinden biri olarak geliştirilen program, öğrencilerin mezuniyet öncesinde gerçek iş dünyası deneyimi kazanarak teknik yetkinliklerini geliştirmelerini hedefledi. 60 saati aşkın eğitimden oluşan 14 haftalık program, teorik dersleri uygulamalı çalışmalar ve mentorlukle bir araya getirdi. Öğrenciler süreç boyunca CTF (Capture the Flag) yarışmaları, konu bazlı ödevler ve bitirme projesiyle edindikleri bilgileri gerçek senaryolar üzerinde test etme imkânı bularak profesyonel hayata güçlü bir şekilde hazırlandı. İlk mezunlarını veren programın, önümüzdeki dönemlerde yeni öğrencilerle devam ederek Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu nitelikli siber güvenlik uzmanlarının yetiştirilmesine katkı sunması hedefleniyor. Törene Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halit Yaşar, Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Numan Çelebi, Siber Güvenlik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Özçelik, EPDK Bilgi İşlem Daire Başkanı Mehmet Yılmazer, Tera Yatırım Teknoloji Holding CEO’su Dr. Cebrail Taşkın, Barikat Siber Güvenlik ve TRA Bilişim yöneticileri, akademisyenler ve programı başarıyla tamamlayan öğrencilerin yanı sıra yeni dönem programları için ilgi duyan çok sayıda öğrenci katıldı. Siber Güvenlikte İnsan Kaynağına Yatırım Siber Kariyer Programı’nın ilk mezunları için düzenlenen törende, üniversite ve özel sektör temsilcileri öğrencilerle bir araya geldi. Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Prof. Dr. Halit Yaşar “Üniversite-sektör iş birliğinin en somut, en verimli ve en gurur verici meyvelerinden biri olan Siber Kariyer Programı sertifika töreninde büyük bir mutluluk duyduğunu ifade ederek, “İçinde bulunduğumuz çağda dijital dönüşüm hayatın her alanını yeniden şekillendirirken veri güvenliği ve siber savunma artık sadece teknik bir konu olmaktan çıkmış, milli güvenlik stratejilerinin en kritik unsuru haline gelmiştir. Üniversitemiz siber güvenlik alanında köklü bir geçmişe, akademik birikime ve bu alanda sektöre yön veren güçlü bir tematik alan hafızasına sahiptir. Bugüne kadar siber güvenlik ekosistemine kazandırdığımız nitelikli insan kaynağı ve ürettiğimiz projeler bu alandaki öncü rolümüzün en net göstergeleri olarak önümüzde durmaktadır. Bugün mezuniyetini kutladığımız bu önemli program, siber güvenlik sektörünün lider ve öncü kuruluşu olan Barikat Siber Güvenlik firmasıyla gerçekleştirdiğimiz ortaklığın değerli bir çıktısıdır. Bu vesileyle üniversitemizin vizyonuna ortak olan ve öğrencilerimize tecrübelerini aktaran Barikat firmasının kıymetli yöneticilerine ve uzman kadrosuna şükranlarımızı sunuyorum” dedi. Törende öğrencilere de seslenen Yaşar, “Sizler bu yoğun program kapsamında sadece teorik bilgiler kazanmakla kalmadınız, siber güvenliğin mutfağına girerek pratik bilgilerle de donandınız ve bizzat projeler geliştirerek rüştünüzü ispatladınız. Öğrencilerimizin her birinin ortaya koyduğu bu emek, geleceğe dair umutlarımızı artırmaktadır. Siber dünyada artık her biriniz Sakarya Üniversitesi’nin ve Barikat Siber Güvenlik firmasının ortak imzasını taşıyan birer marka elçilerisiniz. Bu vesileyle hepinizi yürekten kutluyor, başarılarınızın devamını diliyorum” dedi. Sakarya Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Numan Çelebi, siber güvenliğin günümüzde herkes için stratejik bir gereklilik haline geldiğine dikkat çekerek, “Günümüzde siber güvenlik, yalnızca bilişim sektörünün değil, kamu kurumlarından özel sektöre, kritik altyapılardan bireysel kullanıcılara kadar herkesin öncelikli gündem maddelerinden biri haline gelmiştir. Kısaca siber güvenlik, her fert ve her kurum için artık stratejik bir gerekliliktir. Bu olgudan hareketle, üniversitelerin görevi yalnızca teorik bilgi üretmek değil, aynı zamanda öğrencilerini ve mezunlarını sektörün ihtiyaç duyduğu güncel yetkinliklerle donatarak geleceğe hazırlamaktır. Üniversite ve sektör arasındaki güçlü iş birliklerinin ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesine kritik öneme sahip olduğunu biliyoruz, inanıyoruz. dedi.” ifadelerini kullandı. Tera Yatırım Teknoloji Holding CEO’su Dr. Cebrail Taşkın, programın siber güvenlik alanında nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine sağlayacağı katkılara dikkat çekti. Taşkın; “Siber güvenlik, yalnızca bugünün değil, yarının da mesleği. Yapay zekânın, bulut teknolojilerinin, nesnelerin internetinin, dijital ödeme sistemlerinin ve bağlı altyapıların hızla yaygınlaştığı bir dünyada, bu sistemleri güvenli kılacak insan kaynağına her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Global siber güvenlik pazarı büyüklüğü 300 milyar dolara yaklaştı Türkiye’de ve Dünyada siber güvenlik alanında nitelikli insan gücüne olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Siber güvenlik; merak eden, araştıran, sorgulayan, pes etmeyen ve sürekli öğrenmeye açık insanlar için çok özel bir alan. Çünkü bu alanda bilgi hiçbir zaman sabit kalmıyor. Tehditler değişiyor, teknolojiler değişiyor, saldırı yöntemleri değişiyor; dolayısıyla bu alanda çalışan herkesin kendini sürekli geliştirmesi gerekiyor. 2008 yılından bu yana kamu, özel sektör, akademi, finans, telekom, enerji ve e-ticaret gibi stratejik sektörlerde binden fazla müşteriye hizmet veren Barikat; bugün 200’ün üzerinde çalışanı 40’tan fazla global teknoloji ortağıyla, Türkiye’nin lider siber güvenlik şirketidir. Siber Kariyer Programının amacı; gençlerimizin siber güvenlik alanıyla erken aşamada tanışmasını sağlamak, onlara gerçek sektör dinamiklerini göstermek ve bu alanda kariyer yapmak isteyen öğrenciler için güçlü bir başlangıç noktası oluşturmaktır” dedi. Sertifika takdim töreninin ardından gerçekleştirilen “14 Haftalık Siber Kariyer Yolculuğu” oturumunun moderatörlüğünü aynı zamanda Siber Kariyer Programı’nın eğitmeni olan Uygar Köroğlu üstlendi. Oturumda programın en başarılı öğrencileri eğitim süreci boyunca edindikleri deneyimleri ve programın kendilerine sağladığı katkıları aktardı. Program sonunda öğrenciler, katılımcı kurumların yöneticileriyle, sektörün geleceği ve kariyer gelişimi üzerine birebir sohbet etme ve hayallerini paylaşma fırsatı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güvenli Gıda İçin Esnaf ve Vatandaşlar Bilgilendirildi Haber

Güvenli Gıda İçin Esnaf ve Vatandaşlar Bilgilendirildi

Nilüfer Belediyesi, Bursa Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (BESOB) ve TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, toplum sağlığını korumak ve gıda işletmecilerini bilinçlendirmek amacıyla bir seminer düzenledi. Karaman Dernekler Yerleşkesi’ndeki “Gıda Güvenliği Eğitimi”nde, tarladan sofraya güvenilir gıdaya ulaşmanın yolları ve gıda kaynaklı riskler ele alındı. ESNAFIMIZ EN ÖNEMLİ PAYDAŞIMIZ Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, güvenilir gıdaya ulaşmanın öncelikli olduğunu belirterek, “Vatandaşımıza güvenilir gıdayı ulaştırmak için denetim ve desteklerimizi sürdürürken, gıda mühendislerimiz ve esnafımızla birlikte yol almak bizim için çok kıymetli" dedi. BİLİNCİ YAYGINLAŞTIRACAĞIZ BESOB Başkan Vekili Fahrettin Tüccaroğlu ise öğrenmenin yaşı olmadığını ifade etti. Tüccaroğlu, “Esnafımızın bu eğitimlere katılımını çoğaltmayı kendimize görev biliyoruz. Gelecek eğitimlerde daha büyük salonları doldurarak bu bilinci yaygınlaştıracağız” diye konuştu. GIDA KAYNAKLI HASTALIKLARLA MÜCADELE EDİLİYOR Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Serkan Durmuş, dünyada her yıl milyonlarca insanın gıda kaynaklı hastalıklarla mücadele ettiğini hatırlattı. Nilüfer Belediyesi ile yapılan protokol çerçevesinde işletmelerin saha analizlerini ve teknik değerlendirmelerini yaptıklarını belirten Durmuş, bu iş birliğinin halk sağlığı adına artarak devam etmesini diledi. MİLLİ GÜVENLİK SORUNU Seminerde sunum yapan Gıda Mühendisi Didem Salman ise gıda güvenliğinin sadece bireysel değil, toplumsal bir mesele olduğunu dile getirdi. Salman, “Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 1,5 milyon insan güvenli olmayan gıda nedeniyle hayatını kaybediyor. Gıda güvencesi dünya için bir tehlike ve milli güvenlik sorunudur” dedi. Konuşmaların ardından Nilüfer Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürü Emine Aksoy, Salman’a teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Enerji Dönüşümünde Yeni Dönem Haber

Türkiye'nin Enerji Dönüşümünde Yeni Dönem

Törende yaptığı konuşmada Türkiye'nin enerji talebinin son 20 yılda iki katına çıktığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, elektrik talebinin ise 2035 yılına kadar yüzde 50 artmasının beklendiğini belirtti. Enerjide dışa bağımlılığın halen yüzde 57 seviyelerinde olduğuna dikkat çeken Erdoğan, Türkiye'nin her yıl 60 ila 100 milyar dolar arasında enerji ithalat faturası ödediğini ifade etti. HÜRMÜZ KRİZİ ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİNİN ÖNEMİNİ BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında enerji arz güvenliğini milli güvenlik meselesi olarak tanımlamasını değerlendiren Arı-Es Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı: "Rusya-Ukrayna savaşı ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmeler, enerji arz güvenliğinin ülkeler açısından ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Enerji artık yalnızca ekonomik büyümenin değil, aynı zamanda ulusal güvenliğin de temel unsurlarından biri haline geldi. Bu nedenle yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımların artırılması, dışa bağımlılığın azaltılması ve enerji altyapısının güçlendirilmesi stratejik önem taşıyor. Türkiye'nin enerji alanında attığı her yeni adım, ekonomik dayanıklılığımızı ve enerji güvenliğimizi güçlendiriyor" dedi. 120 BİN MW HEDEFİ SEKTÖRÜN YENİ YOL HARİTASINI ORTAYA KOYUYOR Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın COP29'da açıklanan ve törende de vurgulanan 2035 yılına kadar güneş ve rüzgâr kurulu gücünün 120 bin MW'a çıkarılması hedefinin sektör açısından son derece önemli olduğunu belirten Arıcı: "Bugün açılışı yapılan 8.313 MW'lık kapasite son derece değerli olmakla birlikte, sektör açısından asıl dikkat çekici konu Türkiye'nin önüne koyduğu 120 bin MW'lık güneş ve rüzgâr enerjisi hedefidir. Bu hedef yalnızca yeni santral yatırımlarını değil; iletim altyapısından depolama sistemlerine, şebeke modernizasyonundan bölgesel enerji entegrasyonuna kadar çok boyutlu bir dönüşümü gerekli kılıyor. Türkiye'nin yenilenebilir enerji alanındaki kararlılığını ortaya koyan bu vizyon, aynı zamanda enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması açısından da stratejik önem taşıyor." 30 MİLYAR DOLARLIK ŞEBEKE YATIRIMI KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR Bakan Bayraktar'ın yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyümeyi desteklemek amacıyla yaklaşık 30 milyar dolarlık yatırımla 30 bin kilometre uzunluğunda yeni elektrik iletim hattı kurulacağını açıklamasının sektör açısından önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Arıcı: "Yenilenebilir enerji yatırımlarının sürdürülebilir şekilde büyüyebilmesi için yalnızca üretim kapasitesinin artırılması yeterli değil. Üretilen elektriğin sisteme etkin şekilde entegre edilmesi, güçlü bir iletim altyapısı ve gelişmiş şebeke yatırımlarıyla mümkün olabilir. Bu nedenle açıklanan 30 milyar dolarlık iletim altyapısı yatırım programı, Türkiye'nin enerji dönüşümünün en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışın sağlıklı şekilde yönetilebilmesi için şebeke yatırımları, enerji depolama sistemleri ve sınır ötesi enerji bağlantılarının eş zamanlı olarak geliştirilmesi gerekiyor." 2035 HEDEFLERİ İÇİN HIZLI İZİN SÜREÇLERİ ŞART Türkiye'nin 2035 hedeflerine ulaşabilmesi için yatırım süreçlerinin hızlandırılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Arıcı: "Önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarındaki izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, depolama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve iletim altyapısının güçlendirilmesi sektörün büyümesini destekleyecek temel unsurlar olacaktır. Türkiye'nin sahip olduğu yüksek güneş ve rüzgâr potansiyelinin daha etkin değerlendirilebilmesi için yatırım ortamının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ayvalık’ta Tarihi Buluşma Haber

Ayvalık’ta Tarihi Buluşma

Kuzey Ege’nin üretim gücü, tarım vizyonu ve zeytincilik mirası Ayvalık’ta aynı çatı altında buluştu. Bölgenin ilk ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan AGROAYVALIK 2026 Ayvalık Tarım ve Hayvancılık Fuarı, görkemli bir törenle kapılarını açarken, eş zamanlı düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi de sektörün en önemli buluşma platformlarından biri oldu. 15-18 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek organizasyonun açılış törenine siyasetçiler, belediye başkanları, iş insanları, akademisyenler, üreticiler ve sektör temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Açılışa katılımın yüksek olması, AGROAYVALIK’ın daha ilk yılında bölgesel sınırları aşan güçlü bir organizasyon haline geldiğini ortaya koydu. “AGROAYVALIK önemli bir ticaret merkezi olacak” Açılışta konuşan Kare Fuarcılık İcra Kurulu Başkanı Ercüment Er, Kuzey Ege’de düzenlenen ilk ihtisas fuarını hayata geçirmenin gururunu yaşadıklarını söyledi. Fuarda tarım ve hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren firmaların ürün ve hizmetlerini sergileme imkânı bulacağını belirten Er, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale’den çok sayıda heyetin fuarı ziyaret edeceğini ifade etti. Eş zamanlı düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi’nin de üretici, akademisyen ve ihracatçıları bir araya getirerek sektörün ihtiyaçlarının konuşulacağı önemli bir platform olacağını dile getiren Er, AGROAYVALIK’ın gelecek yıllarda da büyüyerek devam edeceğini kaydetti. “Altınova üretimin merkezi” Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar ise konuşmasında Altınova’nın tarım açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bölgeye “Altınova” adını verdiğini hatırlatan Uçar, bu bereketli toprakların modern tarım teknikleriyle daha ileri taşınması gerektiğini söyledi. Tarım ve hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda milli bağımsızlık ve gıda güvenliği açısından stratejik bir alan olduğunu belirten Uçar, teknoloji, markalaşma ve sürdürülebilir üretim vurgusu yaptı. Uçar ayrıca fuarların kent ekonomisine büyük katkı sunduğunu belirterek, fuar turizminin Ayvalık’ın marka değerini artıracağını ifade etti. “Tarım Ayvalık’ın kalbinin atışı” Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin de Ayvalık’ın tarih boyunca üretimle anılan özel bir kent olduğunu söyledi. Tarım ve hayvancılığın yalnızca bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda kültür ve yaşam biçimi olduğunu belirten Ergin, zeytin ve zeytinyağının ilçenin kimliğini yansıttığını ifade etti. İklim krizi ve artan maliyetler nedeniyle tarımda yeni teknolojilerin önem kazandığını vurgulayan Ergin, AGROAYVALIK 2026’nın sektör temsilcileriyle üreticileri buluşturarak önemli bir vizyon ortaya koyduğunu söyledi. “Tarım milli güvenlik meselesidir” İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ise konuşmasında tarım ve hayvancılığın siyaset üstü bir konu olduğunu belirterek, üretimin milli güvenlik meselesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin tarım ve zeytincilik potansiyeline rağmen üreticinin artan maliyetlerle mücadele ettiğini dile getiren Çömez, çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Tarım sektörünün stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çömez, AGROAYVALIK’ın bölge ekonomisine ve üreticilere önemli katkılar sağlayacağını kaydetti. 156 firma katıldı Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından açılış kurdelesi kesildi ve katılımcı stantları ziyaret edildi. Altınova Kapalı Pazaryeri’nin 8 bin 600 metrekarelik alanında düzenlenen fuarda 156 firma ve firma temsilciliği yer aldı. Fuarda yeni nesil traktörler, tarım makineleri, akıllı sulama sistemleri, dijital tarım teknolojileri, hayvancılık ekipmanları, yem teknolojileri, sera çözümleri ve yenilenebilir enerji uygulamaları yoğun ilgi gördü. Ayvalık zeytinciliğin karar merkezi oluyor AGROAYVALIK 2026’yı farklı kılan en önemli unsur ise aynı çatı altında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi oldu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede; üretimden ihracata, coğrafi işaretten lisanslı depoculuğa kadar sektörün kritik başlıkları ele alınıyor. Yerel yönetimlerin tarım politikaları, üreticilerin maliyet sorunları, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve kadın üreticilerin kırsal kalkınmadaki rolü gibi konuların masaya yatırıldığı zirvenin, sektör adına önemli çözüm önerileri ve iş birliklerine zemin hazırlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.