Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mimari

Kapsül Haber Ajansı - Mimari haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mimari haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Folkart, İzmir’de Bilinirlik ve Güvende Açık Ara Lider Haber

Folkart, İzmir’de Bilinirlik ve Güvende Açık Ara Lider

Folkart’ın İzmir’deki marka algısını ölçmek amacıyla gerçekleştirilen araştırmada, şirket bilinirlik ve güven başlıklarında rakiplerinden önemli ölçüde ayrıştı. Folkart yüzde 96,3’lük bilinirlik oranıyla ilk sırada yer alırken, en yakın rakibi yüzde 26,7 seviyesinde kaldı. Böylece Folkart ile en yakın rakibi arasında 69,6 puanlık fark oluştu. Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, araştırma sonuçlarının Folkart’ın yıllar içinde oluşturduğu marka değerinin güçlü bir karşılığı olduğunu belirterek “Folkart olarak yalnızca yapılar üretmiyoruz; verdiğimiz söz, ortaya koyduğumuz kalite ve insanlara yaşattığımız deneyimle güven inşa ediyoruz. Bugün ulaştığımız yüksek bilinirlik, güven, tercih ve itibar düzeyi, yıllar boyunca ortaya koyduğumuz çalışmaların güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu sonuçların arkasında tasarımdan şantiyeye, satıştan müşteri deneyimine kadar büyük bir ortak emek var. Folkart’ın marka değerini her gün daha ileriye taşıyan tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İzmir’e değer katmaya ve bize duyulan güveni daha da güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi. GÜVENDE 70 PUANLIK FARK Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri güven alanında ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 95,9’u Folkart’ı güvenilen bir marka olarak değerlendirirken, en yakın rakibin oranı yüzde 25,8 oldu. Folkart böylece güven alanında da en yakın rakibinin 70,1 puan önünde yer aldı. Araştırma, yüksek bilinirlik ve güvenin tercih davranışına da yansıdığını gösterdi. Katılımcıların yüzde 94,1’i Folkart’ı tercih edeceğini belirtti. İZMİR’E KATKI ALGISI YÜZDE 95,6 Folkart’ın kentle kurduğu güçlü bağ da araştırmanın öne çıkan sonuçları arasında yer aldı. Katılımcıların yüzde 95,6’sı Folkart’ın İzmir’e katkı sağladığını ifade etti. Bu katkı; mimari, prestij, ekonomi, kentsel gelişim, sosyal yaşam ve istihdam gibi farklı alanlarla ilişkilendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Contemporary’de Çocuklar Sanat, Oyun ve Yaratıcılıkla Buluşuyor Haber

Borusan Contemporary’de Çocuklar Sanat, Oyun ve Yaratıcılıkla Buluşuyor

Çağdaş sanatın ilham verici dünyasını çocuklarla buluşturan Borusan Contemporary, ekim ayı boyunca Perili Köşk’te gerçekleşecek kapsamlı bir atölye programına ev sahipliği yapıyor. Atölyeler, müzenin güncel sergileri “Olivo Barbieri: Zaman Mekân Geometri” ile “Perili”den ilham alıyor. Program, Borusan Hikâye Evi’nin anlatı odaklı pedagojik yaklaşımını ve atölyepikolo’nun disiplinlerarası üretim anlayışını bir araya getiriyor. Sergi gezileriyle başlayan atölyelerde çocuklar, birer izleyici olmanın ötesine geçerek eserleri doğrudan deneyimleme imkânı buluyor. Program boyunca renk, doku, şehir, doğa ve mimari gibi temel kavramlar; yaratıcı drama, dans, suluboya, kolaj ve üç boyutlu tasarım gibi farklı ifade biçimleriyle ele alınıyor. Daniel Canogar’ın “250 K” isimli yerleştirmesinden Olivo Barbieri’nin kent fotoğraflarına, Alpler’in karlı zirvelerinden Efes’in antik sahnesine kadar uzanan geniş bir yelpazede çocuklar, kendi sorularını sorarak özgün fikirlerini sanatsal eserlere dönüştürüyor. Atölye Programı ve Etkinlik Detayları: Uzat, Kıvır, Birleştir: Geleceğin Hatıralarını Çağır 24 Ekim 2026, Cumartesi, 11.00 4-6 yaş arası çocuklar için (yetişkin eşliğinde) Atölye, Daniel Canogar’ın “250 K” eserindeki kabloların dinamik formlarından ilham alıyor. Katılımcılar, esnek malzemelerle geçmiş, şimdi ve gelecek arasında bağ kuran yaratıcı heykeller inşa ediyor. Şehrin İçinden, Şehrin Üstünden 24 Ekim 2026, Cumartesi, 13.15 6-8 yaş arası çocuklar için Sanatçı Olivo Barbieri’nin kent fotoğraflarından yola çıkan bu atölyede şehirlerin mimarisi ve sokakların dokusu; havadan bakış açısı, kolektif kolaj ve haritalama gibi yöntemlerle yeniden ele alınıyor. Mikro Doğa 25 Ekim 2026, Pazar, 12.00 6-8 yaş arası çocuklar için Atölye, Perili Köşk’ü saran doğadan ve sergilerdeki organik yapılardan ilham alıyor. Doğadaki mikro detaylar, inceleme, çizim ve suluboya teknikleriyle yaratıcı formlara dönüştürülüyor. Antik Sahnenin Sırrı 25 Ekim 2026, Pazar, 14.00 8-12 yaş arası çocuklar için Atölyede çocuklar, yaratıcı drama ve hikâye anlatımından maket tasarımına uzanan çalışmalarla Efes’in antik tiyatrosunu ve tarihî yapılarını keşfederek geçmişe doğru yaratıcı bir yolculuğa çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara Kültür Yolu Festivali Başladı Haber

Ankara Kültür Yolu Festivali Başladı

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin bu yılki 19’uncu durağı Ankara oldu. Başkent, 19-27 Eylül tarihleri arasında konserlerden sergilere, söyleşilerden sahne performanslarına, çocuk etkinliklerinden atölyelere ve gastronomi etkinliklerine uzanan programla beşinci kez Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Ankara Kültür Yolu Festivali’nin açılışını CSO Ada Ankara’da dört sergiyi ziyaret ederek gerçekleştiren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, başkentin tarihini ve mimarisini ressamların gözünden yeniden gördüklerini, genç tasarımcıların Ankara’ya bakışını afiş tasarımları üzerinden keşfettiklerini söyledi. Ersoy, Türk ve Kore kültürlerinin geleneksel sanatlarında buluştuklarını, teknolojik üretimden geriye kalan malzemelerin sanatla nasıl yeni bir değer kazanabildiğine tanıklık ettiklerini ifade etti. Ersoy, program kapsamında “Ankara Resimleniyor”, “Genç Sanat: 7. Afiş Tasarım Yarışması”, “Renklerin Buluşması ve İki Kültürün Diyaloğu” ile ASELSAN’ın “İleri Dönüşen Bir Gelecek Vizyonu” sergilerini ziyaret etti. Bakan Ersoy, festival rotasındaki “Renklerin Buluşması ve İki Kültürün Diyaloğu” sergisinin açılışını Kore Cumhuriyeti Büyükelçisi Sukjong Boo ile birlikte gerçekleştirdi. Ersoy, ziyaretleri sırasında yaptığı değerlendirmelerde, bu dört serginin Türkiye Kültür Yolu Festivali ile oluşturmak istedikleri kültür ve sanat ortamını çok güzel anlattığını söyledi. Ankara’nın Kültürel Hafızası Tuvale Taşındı İkinci kez gerçekleştirilen “Ankara Resimleniyor” projesinin başkentin kültürel hafızasına sanat yoluyla önemli bir katkı sunduğunu belirten Ersoy, farklı sanat anlayışlarına sahip ressamların Ankara’nın tarihî yapılarını, mimari zenginliğini ve değişen kent yaşamını kendi yorumlarıyla tuvale taşıdıklarını söyledi. Her eserde aynı şehrin farklı bir yönünü ve farklı bir hikâyesini görmenin mümkün olduğunu kaydeden Ersoy, Ankara’nın 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti olması vesilesiyle bu çalışmaya ayrı bir önem verdiklerini ifade etti. Başkentin Türk dünyasındaki tarihî ve kültürel yerini vurgulamayı, mimari mirasını sanat aracılığıyla ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtmayı amaçladıklarını belirten Ersoy, ortaya çıkan eserlerin Ankara’nın bugününe tanıklık ederken gelecek kuşaklara da şehrin kimliğini anlatan birer belge niteliği taşıdığını söyledi. Genç Tasarımcılar “Başkent Ankara”yı Yorumladı Başkenti sanatla anlatan bir diğer çalışma ise “Başkent Ankara” konulu “Genç Sanat: 7. Afiş Tasarım Yarışması” oldu. Ersoy, Ankara’nın 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti olması kapsamında düzenlenen yarışmayla Anadolu’nun ve Millî Mücadele’nin kalbinde yer alan şehre dikkat çekmeyi, turizm başkenti kimliğine ilişkin farkındalığı artırmayı ve genç tasarımcıları desteklemeyi amaçladıklarını söyledi. Gençlerin Ankara’yı kendi tasarım anlayışlarıyla yorumlamalarını ve şehrin tanıtımına yaratıcı fikirleriyle katkıda bulunmalarını çok kıymetli bulduğunu ifade eden Ersoy, onların üretimlerini görünür kılmanın ve sanatseverlerle buluşturmanın kültür ve sanat alanındaki çalışmaların önemli bir parçasını oluşturduğunu belirtti. Yarışmanın sergisi, CSO Ada Ankara Alt Fuaye Salonu’nda 19 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek. Minhwa ile Minyatür Aynı Sergide Buluştu Bakan Ersoy, “Renklerin Buluşması ve İki Kültürün Diyaloğu” sergisinde iki köklü kültürün sanat aracılığıyla kurduğu bağın görüldüğünü söyledi. Kore Cumhuriyeti Büyükelçiliğinin geleneksel Kore halk sanatı Minhwa eserlerini festivalde sergileme önerisini memnuniyetle karşıladıklarını belirten Ersoy, bu öneriyi Minhwa ile minyatür sanatını bir arada sunacak bir buluşmaya dönüştürdüklerini ifade etti. Farklı tarihî ve toplumsal birikimlerden doğan iki resim geleneğinin renklerin taşıdığı anlamlar, hikâye anlatma biçimleri ve kompozisyon anlayışlarıyla birbirine yakınlık gösterdiğini kaydeden Ersoy, her iki geleneğin kendi kültürünün dünyaya bakışını yansıttığını ve birlikte sergilendiklerinde birbirini anlamak için yeni imkânlar sunduğunu söyledi. Türkiye ile Kore arasındaki dostluğun kültür ve sanat alanındaki bu tür buluşmalarla daha da güçlenmesini önemsediklerini belirten Ersoy, sanatçıların birbirlerinin birikimlerini tanımalarını, birlikte üretmelerini ve yeni iş birlikleri geliştirmelerini desteklediklerini ifade etti. Ersoy; Kore Cumhuriyeti Büyükelçisi Sukjong Boo’ya, Kore Uluslararası Minhwa Derneği Başkanı ve Kyung Hee Üniversitesi Profesörü Lee Kyu-wan’ın şahsında Koreli sanatçılara, Kore Kültür Merkezi Sanat Grubu’na ve minyatür geleneğini yaşatan sanatçılara teşekkür etti. Teknolojik Üretimden Kalan Malzemeler Sanata Dönüştü ASELSAN’ın “İleri Dönüşen Bir Gelecek Vizyonu” sergisinin son derece anlamlı bir çalışma olduğunu belirten Bakan Ersoy, ülkenin teknolojik bağımsızlığı için kritik teknolojiler geliştiren ASELSAN’ın üretim gücünü sanat ve çevre duyarlılığıyla buluşturduğunu söyledi. İşlevini tamamlamış elektronik ve endüstriyel malzemelerin farklı ülkelerden sanatçıların ellerinde yeni bir anlam ve estetik değer kazandığını ifade eden Ersoy, at, kedi, albatros, keçi ve kurt figürlerinden oluşan beş eserin, atık olarak görülen malzemelerin yaratıcılıkla nasıl yeniden değerlendirilebileceğini gösterdiğini kaydetti. Ersoy, bu yaklaşımı kaynakların daha bilinçli kullanılması ve gelecek nesillere karşı sorumluluğun hatırlatılması bakımından kıymetli bulduğunu belirtti. Festival kapsamında daha önce Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi ve Bursa Merinos Atatürk Kültür Merkezi’nde sergilenen eserlerin Ankara’nın ardından İstanbul Atatürk Kültür Merkezi, İzmir Kültür Sanat Fabrikası ve Antalya’da da ziyaretçilerle buluşacağını bildirdi. Bakan Ersoy, bütün Ankaralıları ve başkenti ziyaret eden misafirleri CSO Ada Ankara’daki dört sergiyi görmeye ve Ankara Kültür Yolu Festivali’nin etkinliklerine katılmaya davet etti. Ankara’da 42 Mekânda 518 Etkinlik Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında 42 farklı mekânda 518 etkinlik düzenlenecek. Festival programında 50’den fazla “Lezzet Noktası” da yer alacak. Dokuz günlük programda 37 konserin 9’u ana sahnede gerçekleştirilecek. Festivalde ayrıca 1 bale temsili, 2 müzikal, 1 opera temsili, 3 dans gösterisi, 1 dinleti, 7 çocuk oyunu, 24 sergi ve yerleştirme, 2 sergi tanıtımı ve söyleşi ile 12 söyleşi yer alacak. Çocuklar için 8 farklı başlıkta etkinlik, yetişkinler ve çocuklar için ise 42 farklı başlıkta atölye düzenlenecek. Festival, kongre, konferans, panel, fotoğrafçılık, film gösterimi, rehberli tur, gezi, belgesel film gösterimi, masal canlandırma ve simülatör etkinliği gibi başlıklarda 20 farklı etkinlik de programda bulunuyor. Başkent Millet Bahçesi’nde kurulacak ana sahnede Gökhan Türkmen, Hakan Altun, Derya Uluğ, Poizi, Sefo, Serkan Kaya, Ceza, Ebru Yaşar ve Özcan Deniz sahne alacak. Aynı alanda çocuklar için bir “Çocuk Köyü” kurulacak. Dünyaca Ünlü Topluluklar Başkentte Sahne Alacak Festivalin öne çıkan etkinliklerinden biri, Müzik Direktörü Michael Ibrahim yönetimindeki Ulusal Arap Orkestrası ile Filistinli vokalist Nai Barghouti’nin CSO Ada Ankara’da vereceği konser olacak. Orkestra, Arap dünyasının müzik geleneklerini ve seçkin repertuvarını Ankara’da sanatseverlerle buluşturacak. Şef Vasily Petrenko yönetimindeki dünyaca ünlü Royal Philharmonic Orchestra da piyanist Elisabeth Leonskaja’yı ağırlayacağı konserle Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında sahne alacak. Ankara Devlet Opera ve Balesi, Wolfgang Amadeus Mozart’ın “Don Giovanni” operasını piyanolu konser versiyonuyla sahneleyecek. “İki Devlet Bir Sahne ‘Kardeş Ezgiler" konseri ise Türkiye ile Azerbaycan’ın ortak kültür mirasını sanatın birleştirici gücüyle buluşturacak. Program, Azerbaycan klasik müzik geleneğinin kurucusu Üzeyir Hacıbeyli’nin doğum günü anısına gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savunma Sanayisinde Büyüyen Yatırımlar Yeni Projeleri Beraberinde Getiriyor Haber

Savunma Sanayisinde Büyüyen Yatırımlar Yeni Projeleri Beraberinde Getiriyor

Endüstriyel tesisler ve yüksek teknoloji yatırımlarında anahtar teslim projeler üstlenen Sintek Heavy Industries, Ankara’da hayata geçirilecek yeni bir teknoloji yatırımı için savunma sanayisinde faaliyet gösteren, Türkiye’nin önde gelen kuruluşları arasında yer alan bir şirketle sözleşme imzaladı. Savunma sanayisinde faaliyet gösteren, Türkiye’nin önde gelen kuruluşları arasında yer alan bir şirketle imzalanan sözleşme kapsamında Sintek Heavy Industries; inşaat, mimari, mekanik, elektrik ve havalandırma işlerinden oluşan taahhüdünü anahtar teslim olarak üstlenecek. 14 ayda tamamlanması planlanan proje, savunma sanayisine yönelik yeni teknoloji yatırımının altyapısına katkı sağlayacak. Yüksek mühendislik disiplini, endüstriyel tesis deneyimi ve güçlü saha uygulama kabiliyetiyle faaliyetlerini sürdüren Sintek Heavy Industries, bu projeyle birlikte stratejik sektörlerdeki konumunu daha da pekiştiriyor. Şirket, Türkiye’de geliştirdiği mühendislik ve taahhüt birikimini; yüksek hassasiyet, güçlü proje yönetimi ve disiplinler arası koordinasyon gerektiren savunma sanayi yatırımlarına taşıyarak, yüksek katma değerli alanlarda çözüm ortağı olma hedefini güçlendiriyor. SAVUNMA SANAYİ YATIRIMLARINDA YENİ SÖZLEŞME Haziran ayı sonu itibarıyla, ülkemizin önde gelen savunma sanayi kuruluşlarından biriyle yeni teknoloji yatırımı kapsamında sözleşme imzalayan Sintek Heavy Industries, 14 ay içerisinde tamamlanması planlanan projeyle Türkiye'nin gelişmekte olan savunma sanayisine katkı sunmayı hedefliyor. Şirket; inşaat, mimari, mekanik, elektrik ve havalandırma işlerinden oluşan taahhüdünü anahtar teslim olarak hayata geçirecek. SİNTEK HEAVY INDUSTRIES SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ VARLIĞINI GÜÇLENDİRİYOR Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sintek Heavy Industries Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özkan, "Savunma sanayisi yalnızca üretim kapasitesiyle değil; mühendislik yetkinliği, kalite standartları, zaman yönetimi ve disiplinler arası koordinasyon açısından da yüksek uzmanlık gerektiren stratejik alanların başında geliyor. Farklı sektörlerde edindiğimiz mühendislik, uygulama ve taahhüt deneyimini, savunma sanayisindeki bu projeyle birlikte stratejik yatırımlara aktarıyoruz. Özellikle yüksek hassasiyet gerektiren yatırımlarda; inşaat, mekanik ve elektrik altyapılarını eş zamanlı planlayabilen ve uygulayabilen, anahtar teslim proje yönetimi gerçekleştirebilen bir yapıya sahibiz. Türkiye'de büyüyen savunma sanayisi ekosisteminin ihtiyaç duyduğu yeni yatırım ve altyapı projelerinde yer almayı, yüksek katma değerli alanlarda çözüm ortağı olmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de mühendislik gücümüzü, proje yönetimi kabiliyetimizi ve uluslararası uygulama deneyimimizi savunma sanayisi başta olmak üzere stratejik sektörlerde üstleneceğimiz yeni projelerle büyütmeyi sürdüreceğiz" ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ermaş Madencilik’in Patara Bej Taşı NATO Zirvesi’nde Göz Kamaştırdı Haber

Ermaş Madencilik’in Patara Bej Taşı NATO Zirvesi’nde Göz Kamaştırdı

Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde bulunan kütüphane, sergi ve yemek alanlarında kullanılan Patara Bej, sıcak bej tonları, doğal damar yapısı ve sofistike görünümüyle mekânların mimari bütünlüğüne değer kattı. Doğadan aldığı eşsiz karakteri modern mimariyle buluşturan ürün, zarafetin ve sadeliğin güçlü bir temsilcisi olarak öne çıkıyor. Patara Bej’in hikâyesi yalnızca Türkiye ile sınırlı değil. Sınırlı rezervi ve özgün yapısı sayesinde dünyanın dört bir yanında seçkin projelerde tercih edilen bu özel doğal taş İzmir’deki Swissôtel projesinden Meksika’nın turizm merkezi Cancun’daki otellere, Boston’daki Wyndham Beacon Hill Hotel’den Singapur Havalimanı’na kadar birçok prestijli yapıda tercih edilen ürün; Amerika’daki Mormon Kilisesi projesinde, Abu Dabi’de, Florida’da ve çeşitli lüks konut ile otel yatırımlarında da kullanıldı. Mimarların ve yatırımcıların tercihinde ilk sıralarda yer alan Patara Bej, yalnızca estetik görünümüyle değil, aynı zamanda uzun ömürlü performansı ve doğal taşın sunduğu kalıcı değer ile de fark yaratıyor. Her plakasında doğanın milyonlarca yıllık izlerini taşıyan ürün, kullanıldığı projelere benzersiz bir kimlik kazandırıyor. Ermaş Madencilik’in 40 yılı alan doğal taş uzmanlığının önemli temsilcilerinden biri olan Patara Bej, bugün dünya liderlerinin ağırlandığı organizasyonlardan uluslararası otel zincirlerine, havalimanlarından seçkin yaşam alanlarına kadar uzanan geniş bir prestij ağı içinde yer alıyor. Türk doğal taşının dünya çapındaki başarı hikâyesini temsil eden Patara Bej, özgünlüğü, zarafeti ve doğal karakteriyle geleceğin prestij projelerinde de yer almaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başladı! Haber

Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başladı!

Gastronomi ve Sinemanın Buluşması Kars’ta Festivalin ilk etkinliği öncesinde açılış konuşmasını gerçekleştiren Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF) Kurucu Direktörü Gülper Ergün, “Bu yola çıkarken, Anadolu'nun zengin kültürel mirasını gastronomi ekseninde sinemanın güçlü anlatım diliyle uluslararası arenaya taşıyıp, hak ettiği değeri dünya vitrininde buluşturmayı hedefledik. Tabii ki bu yolculuğu düşünürken en önemli lokasyonlarımızdan biri Kars'tı. Şu anda yakından keşfettiğimiz ve bulunduğumuz için çok mutlu olduğumuz bir lokasyondayız. Kars’ın katman katman bir kültürü ve kültürel mirası var. O yüzden bizim için çok anlamlı bir lokasyon. Buradan çok beslenerek gideceğimize inanıyoruz. Ve umuyoruz ki geçen nisan ayında Londra'da olduğu gibi Kars'ı değişik uluslararası lokasyonlarda da tanıtabilme şerefine nail oluruz.” dedi. İlk Gün Dolu Dolu Etkinliklerle Sürdü Festivalin ilk etkinliği olan “Gastro Sınıf: Mutfağın Vicdanı: Gastronomide Etik ve Sürdürülebilirlik”te Efe Çetin ve Yalçın İnam festival katılımcılarıyla buluştu. Efe Çetin, Kars gastronomisinin yalnızca kaz, gravyer ve diğer yöresel ürünlerden ibaret olmadığını, bu ürünlerin gerçek değerini doğru işleyen, doğru tanıtan ve hikâyesini misafirlere doğru şekilde aktaran şeflerin belirlediğini ifade etti. Çetin, Kars mutfağının en önemli unsurlarından birinin ise üreticilerin yıllara yayılan emeği, sabrı ve özverisi olduğunu vurguladı. Yalçın İnam ise festival fikrini ilk kez dört yıl önce duyduğunda büyük heyecan yaşadığını belirterek, "Festivalin birçok edisyonunda destekçi oldum. Kars'ta böyle bir organizasyonun hayata geçmesi için de elimden gelen katkıyı sundum. Kars'ı çok seviyorum ve böylesine kültürel bir etkinliği memleketimize kazandırmayı kendimize bir sorumluluk olarak gördük." dedi. Etkinliğin ardından UGFF Uluslararası Yarışma Kısa Belgesel Seçkisi kapsamında “Salyangozun Yolculuğu, The Table ve Agop'un Kazı” belgesellerinin gösterimleri gerçekleştirildi. Günün bir diğer etkinliği olan UGFF Söyleşisi “Ustalık, Zanaat ve Hikâye: Bir Yemeği Kültüre Dönüştüren Nedir?” kapsamında ise Derya Oruçoğlu’nun moderatörlüğünde Cüneyt Asan, Hazer Amani, Suat Yılmaz ve Süleyman Tarakçı festival katılımcılarıyla bir araya geldi. Etkinlikte konuşan Suat Yılmaz, “Babamı kaybettikten sonra, dokuz kardeşli bir ailenin en büyük erkek çocuğu olarak sorumluluğu üstlenmek zorunda kaldım; İstanbul'da mutfakta ve bulaşıkta başlayan yolculuğum, bugün Beylerbeyi ve Göztepe'de yaklaşık 22 yıldır hizmet veren iki restoranla devam ediyor. Biz yalnızca balık servis etmiyoruz; her tabağın bir hikaye taşıdığına inanıyor, Çıldır Gölü'nün balığını ve Kars'ın zengin gastronomi kültürünü misafirlerimizle buluşturmaktan büyük gurur duyuyoruz.” dedi. Cüneyt Asan ise “Her şey çocuklukta başlıyor. Hikayeniz yoksa hikaye olursunuz. Coğrafya kaderdir derler genel de değil mi? Aslında değiştirmezseniz kaderdir ama coğrafyanızı değiştirirseniz eğer kader olmaktan çıkar. Gerçek emektir, dünyanın en kutsal teri alın teridir. Yeterince koyduğunuzda hak olarak mutlaka size geri gelir. İşte bizdeki hikayede bu, biz mecburen hikaye yazmak zorunda olanlardanız. Bugün binlerce çocuk yetiştirdim, etle ilgili tüm devrimleri yaptım, sildim ve yeni baştan etin hikâyesini yazdım.” dedi. Hazer Amani de “Hayatınızda para harcayarak zengin olabileceğiniz tek şey tatil yapmak. Ama kültür tatili yapmak. Benim her yaptığım tatilde tamam bütün kazandığım parayı yaptığım bu tatillere, yaptığım bu gezilere ve seyahatlere harcadım. Ama her gittiğim ülkeden de her gittiğim şehirden de bir sürü şey kattım kendime. Onlar benim silahlarım oldu. Sırtımda onlara taşımaya başladım.” dedi. Süleyman Tarakçı ise “İnsanların yerleşik hayata geçtiği andan itibariyle yerine sahip çıkan, geliri koruyan, doğurgan olan ve yönetmen olan hep kadın oldu. Dolayısıyla yine bir bölge kalkınacaksa, yine bizim kadınımızın eliyle kalkınacağına inanıyorum. Yöresel mutfakların markalaşması ve sürdürülebilirliği, kültür emperyalizmine karşı bir dirençtir.” dedi. Kars’ta Söyleşilerle Dolu Bir Gün Festivalin ilk günü Singapurlu Mimar Kay Ngee Tan’ın gerçekleştirdiği “UGFF Söyleşi: Hikayeler Anlatan Mekanlar Tasarlamak” ile devam etti. Kay Ngee Tan, Kars’ta olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Orhan Pamuk’un Kar kitabını okuduğunu da belirten Tan, bundan yıllar önce Kars’ta Ani’ye geldiğini ve buranın doğal güzelliğinin kendisine birçok şey anlattığını söyledi. Tan, Singapur’un tarihi ve mimari yapısından örneklerle söz etti ve şu ana kadarki çalışmalara dair örnekler ile gelecek dönem planlarını aktardı. Tan ayrıca, mevcut olanı üzerinden değiştirip, kullanılabilir bir hale getirdiklerini söyledi. Festival, Taşkın Çağatay Yamen’in moderatörlüğünde Aliona Palazhchenko, Deniz Zeyrek’in katılımıyla gerçekleştirilen “UGFF Söyleşi: Sofradan Perdeye; Kars'ın Kültürel Hafızası” etkinliği ile sürdü. Aliona Palazhchenko, uzun süre önce Rusya’dan Türkiye’ye geldiğini ve Ankara’da yaşadığını belirtti. Palazhchenko, uzun yıllardır gazetecilik mesleğini devam ettirdiğini, Türkiye’de aynı zamanda kültür sanat alanına yöneldiğini belirtti. Kars’a ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Palazhchenko, yöresel lezzetlerle ilgili sürekli olarak yurt dışındaki arkadaşlarına bilgiler verdiğini ve bu lezzetleri aktardığını söyledi. Aliona Palazhchenko’dan sonra söz alan Deniz Zeyrek, “Benim aklımda sinemayla, yemek arasında bir bağlantı var. Her zaman bunu söylerim. Bir şehri tanımak istiyorsanız önce mutfağına bakın. Sonra hikayelerine bakın. O şehri daha iyi tanımak istiyorsanız yemeklerinin hikayesine bakın. Gerçekten de baktığımız zaman bizim kültürümüzde yemek sadece karın doyuran, açlığı gideren bir şey değil. Hepsi bir geçmişe, bir hikayesi ve bir anlamı var. İşte sinemada böyle bir şey.” dedi. Festivalde Sine Sınıf etkinlikleri kapsamında İnan Ercan’ın moderatörlüğünde, Ertuğrul Karslıoğlu, Faruk Hacıhafızoğlu ve Reis Çelik’in katılımlarıyla “Kars Filmleri Üzerine” etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Reis Çelik, “1973'ten beri belgesel yapmaya çalışıyorum. İlk yola çıktığım belgesellerin başında süregelen kültür geliyor. Kars geliyor. Neden Kars geliyor? Çünkü bir az önceki arkadaşlarımızın söylediği gibi bu coğrafya; tarihin, kültürün ve sanatın ciddi olarak birbirine geçtiği enteresan bir kent. Yani burada çekilen bütün filmlerin hepsi bana göre aynı zamanda belgesel.” dedi. Reis Çelik de Kars’ın çok farklı bir yapısının olduğunu vurguladı. Çelik, “Bana göre ki öyle de yemek kültürü, sanatı, müziği... Bir sadeleşme kültürü var burada. Çok şehirde rastlamayacağınız bir sadeleşme kültürü var. Bu kültürün bu kadar sadeleşmiş söylem konusunda da kendisini ifade etmek konusunda da Türkiye'den çok ayrılan bir özelliği var. Hikaye anlatma geleneği burada oldukça gelişmiş. Herhangi bir köylüde, herhangi bir sıradan bir insanda... Bir edebiyatçı gibi bakar olaya ve anlatmaya başlar. Biz tarlaya yoğurt götürüyorduk diye... Ne götürüyorsun diye sorduğun zaman... Evdeki olaydan başlar, yoğurdu oraya gelmesine... Gittiğinde neler olacağını hepsine çok güzel bir şekilde anlatır.” dedi. Faruk Hacıhafızoğlu ise: “Kars'ta film yapmak böyle bir şey oldu. Ama çok güzel oldu. Neden çok güzel oldu? Çünkü hiçbir şeyi esirgemedik Kars'ta. Yani Kars'ta 100 yıllık tarihin en azından ben 50 yıllık tarihime dair kimisinin ismini verdik, kimisinin türküsünü, kimisinin ezanını. Bir şehirde geçmişiyle beraber boşluk bıraktığımız bir şey kalmadı. O yüzden biz şehrin filmini yaptık. Hikayesini ona göre kurduk. Oyuncularda, şehrin kendisi bir karakter oldu. Çocukluk arkadaşlarım bir karakter oldu.” dedi. Festivalde ayrıca Rıza Sönmez’in yönetmenliğini üstlendiği "Orhan Pamuk'a Söylemeyin Kars'ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var" filminin gösterimi yapıldı. Gösterim sonrasında Sönmez, festival katılımcılarının sorularını yanıtladı. Filmde 130’dan fazla Kars’tan insanın oynadığını vurgulayan Sönmez, filmin isminde reklamcılık kalıplarını kullandıklarını, Orhan Pamuk’un isminin geçmesinin filme büyük katkı sunduğunu söyledi. Sönmez ayrıca filmde, Orhan Pamuk’un Kar ve Masumiyet Müzesi romanlarına göndermeler olduğunu söyledi. Festivalde ilk gün, Stephen Chbosky yönetmenliğini üstlendiği Nonnas (Büyükanneler Restoranı) filminin açık hava gösterimiyle son buldu. Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nde Heyecan Devam Ediyor! Festivalin ikinci günü Boğatepe’de devam edecek. Festivalde ikinci gün kültürel miras, eğitim ve sinemayı buluşturan etkinlikler gerçekleştirilecek. Müze açılışları, belgesel gösterimleri, yönetmen söyleşileri ve eğitim odaklı panellerle bölgenin tarihi ve kültürel birikimi farklı yönleriyle değerlendirilecek. Günün sonunda ise Kars Merkez’de düzenlenecek açık hava gösterimiyle sinemaseverler bir araya gelecek. Festivalin son gününde katılımcılar, Ani’de düzenlenecek kültürel gezi programında bir araya gelecek. Tarihi mirasın yerinde deneyimleneceği programla festival, Kars’ın tarihini, gastronomisini ve sinema kültürünü bir araya getiren bütüncül bir deneyimle sona erecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Düzce'de Tarihi Yapıda Restorasyon Çalışmaları Hız Kesmeden Sürüyor Haber

Düzce'de Tarihi Yapıda Restorasyon Çalışmaları Hız Kesmeden Sürüyor

Akçakoca’da uzun yıllardır atıl durumda bulunan tarihi cezaevi binası, Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün projesiyle bilginin ve kültürün yeni adresi olmaya hazırlanıyor. Özgün mimarisi korunarak kütüphane ve kafe olarak yeniden işlevlendirilecek tarihi yapıda restorasyon çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün vizyon projeleri arasında yer alan ve Akçakoca’da uzun yıllardır atıl durumda bulunan tarihi cezaevi binasının kütüphaneye dönüştürülmesi için başlatılan restorasyon çalışmaları aralıksız sürüyor. Kocaeli Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanan proje kapsamında, tarihi dokusu ve özgün mimari kimliği titizlikle korunan yapı, kütüphane ve sosyal yaşam alanı olarak yeniden işlevlendiriliyor. Akçakoca Osmaniye Mahallesi’nde bulunan ve 340 metrekare kapalı alana sahip tarihi yapıda yürütülen restorasyon kapsamında, yapının iç duvarlarında yürütülen temizlik çalışmalarının yaklaşık yüzde 80’i tamamlanırken, temel altında tespit edilen boşlukların güçlendirilmesi amacıyla enjeksiyon uygulamasına başlandı. Temel altındaki iki kat sıva çalışması tamamlanırken, drenaj çukuru açılarak atıksu bağlantıları da gerçekleştirildi. Yapının uzun yıllar güvenli şekilde hizmet verebilmesi amacıyla enjeksiyon çalışmalarının ardından yalıtım uygulamalarına geçildi. Borulama işlemlerinin tamamlanmasının ardından mıcır altına toprak serimi gerçekleştirilecek. Çevre düzenleme kapsamında yapı çevresinde zemin tesviyesi yapılırken, güvenlik amacıyla kamera sistemleri de kuruldu. Tarihi yapının çatı bölümündeki temizlik çalışmaları ise aralıksız devam ediyor. Tamamlandığında kütüphane ve kafe olarak hizmet verecek binada; bireysel ve grup çalışma alanları, okuma salonları, kitaplık bölümleri, sergi odası ile farklı yaş gruplarına hitap edecek sosyal alanlar yer alacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savunma Sanayisinde Büyüyen Yatırımlar Yeni Projeleri Beraberinde Getiriyor Haber

Savunma Sanayisinde Büyüyen Yatırımlar Yeni Projeleri Beraberinde Getiriyor

Savunma sanayisinde faaliyet gösteren, Türkiye’nin önde gelen kuruluşları arasında yer alan bir şirketle imzalanan sözleşme kapsamında Sintek Heavy Industries; inşaat, mimari, mekanik, elektrik ve havalandırma işlerinden oluşan taahhüdünü anahtar teslim olarak üstlenecek. 14 ayda tamamlanması planlanan proje, savunma sanayisine yönelik yeni teknoloji yatırımının altyapısına katkı sağlayacak. Yüksek mühendislik disiplini, endüstriyel tesis deneyimi ve güçlü saha uygulama kabiliyetiyle faaliyetlerini sürdüren Sintek Heavy Industries, bu projeyle birlikte stratejik sektörlerdeki konumunu daha da pekiştiriyor. Şirket, Türkiye’de geliştirdiği mühendislik ve taahhüt birikimini; yüksek hassasiyet, güçlü proje yönetimi ve disiplinler arası koordinasyon gerektiren savunma sanayi yatırımlarına taşıyarak, yüksek katma değerli alanlarda çözüm ortağı olma hedefini güçlendiriyor. SAVUNMA SANAYİ YATIRIMLARINDA YENİ SÖZLEŞME Haziran ayı sonu itibarıyla, ülkemizin önde gelen savunma sanayi kuruluşlarından biriyle yeni teknoloji yatırımı kapsamında sözleşme imzalayan Sintek Heavy Industries, 14 ay içerisinde tamamlanması planlanan projeyle Türkiye'nin gelişmekte olan savunma sanayisine katkı sunmayı hedefliyor. Şirket; inşaat, mimari, mekanik, elektrik ve havalandırma işlerinden oluşan taahhüdünü anahtar teslim olarak hayata geçirecek. SİNTEK HEAVY INDUSTRIES SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ VARLIĞINI GÜÇLENDİRİYOR Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sintek Heavy Industries Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özkan, "Savunma sanayisi yalnızca üretim kapasitesiyle değil; mühendislik yetkinliği, kalite standartları, zaman yönetimi ve disiplinler arası koordinasyon açısından da yüksek uzmanlık gerektiren stratejik alanların başında geliyor. Farklı sektörlerde edindiğimiz mühendislik, uygulama ve taahhüt deneyimini, savunma sanayisindeki bu projeyle birlikte stratejik yatırımlara aktarıyoruz. Özellikle yüksek hassasiyet gerektiren yatırımlarda; inşaat, mekanik ve elektrik altyapılarını eş zamanlı planlayabilen ve uygulayabilen, anahtar teslim proje yönetimi gerçekleştirebilen bir yapıya sahibiz. Türkiye'de büyüyen savunma sanayisi ekosisteminin ihtiyaç duyduğu yeni yatırım ve altyapı projelerinde yer almayı, yüksek katma değerli alanlarda çözüm ortağı olmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de mühendislik gücümüzü, proje yönetimi kabiliyetimizi ve uluslararası uygulama deneyimimizi savunma sanayisi başta olmak üzere stratejik sektörlerde üstleneceğimiz yeni projelerle büyütmeyi sürdüreceğiz" ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.