Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mimarlık

Kapsül Haber Ajansı - Mimarlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mimarlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Marble Talks’ta Doğal Taşın Geleceği Konuşuldu Haber

Marble Talks’ta Doğal Taşın Geleceği Konuşuldu

D Hol D-Design Arena sahnesinde gerçekleştirilen oturumlarda mimarlar, iç mimarlar, tasarımcılar ve akademisyenler, doğal taşın mimari projelerdeki kullanımına ilişkin bilgi ve deneyimlerini paylaşıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde. İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble İzmir kapsamında gerçekleştirilen Marble Talks’ın öne çıkan oturumlarından biri, dünya doğal taş sektörünün iki ana aktörü Türkiye ve İtalya’yı aynı sahnede buluşturdu. “Küresel Pazarda Doğal Taş: Yerel Güç ve Değişen Dinamikler” başlıklı oturumda, TÜMMER Yönetim Kurulu Başkanı Hanifi Şimşek ile İtalya Mermer Makineleri Üreticileri Konfederasyonu Onursal Başkanı Flavio Marabelli sektörün mevcut durumu ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel pazarda değer, iş birliği ve rekabet vurgusu Küresel pazara ilişkin veriler paylaşarak katma değerli ürünlerin önemine dikkat çeken Flavio Marabelli, “Taş ocaktan çıkıyor ama asıl değer orada oluşmuyor. Bugün mesele ne kadar ürettiğimiz değil, o ürüne nasıl bir değer kattığımız. Bunda işlenmiş ürünler, teknoloji ve tasarım belirleyici hale gelmiş durumda” ifadelerini kullandı. Küresel ticarette yaşanan gelişmelere de değinen Flavio Marabelli, artan vergiler, ticaret engelleri ve jeopolitik gelişmelerin sektörü doğrudan etkilediğini ifade ederek özellikle ABD ve Körfez ülkeleri pazarlarında yaşanan değişimlerin ticaret akışını ve sektör içindeki ilişkileri zorlaştırdığını dile getirdi. Sektörün, ülke ayrımı olmadan birlikte hareket etmesi gerekliliğine dikkat çeken Marabelli, “Doğal taş sektörü, yapısı gereği zaten uluslararası bir üretim modeliyle ilerliyor. Aynı projede farklı ülkelerden gelen taş, teknoloji ve uygulamalar birlikte bulunabiliyor. Bu zaten birlikte üretimin kendisi. Ülkelerin birbirini rakip olarak konumlandırması doğru bir yaklaşım değil. Asıl mesele, doğal taşı taklit eden ürünlere karşı sektörün ortak hareket etmesi olmalı” diyerek doğal taşın sürdürülebilirliği, kültürel değeri ve özgünlüğünün birlikte anlatılmasının önemini vurguladı. “Sektörün geleceği açısından belirleyici” Hanifi Şimşek ise Türkiye’nin doğal taş sektöründeki konumuna değinerek, ülkemizin zengin rezervleri ve yüksek üretim kapasitesiyle küresel ölçekte güçlü bir tedarikçi olduğunu ifade etti. Şimşek, son yıllarda işlenmiş ürün ihracatını artıran sektörün yol haritasına ilişkin değerlendirmesinde, “Bu gücü artık daha yüksek katma değere dönüştürmemiz gerekiyor. Doğal taşın projelerde daha fazla yer bulması için mimarlar ve tasarımcılarla daha yakın çalışmamız gerekiyor. Ürünün değeri, tasarım sürecine ne kadar dahil olduğuyla doğrudan ilişkili. Marble İzmir’deki bu platformu da bu açıdan çok önemli buluyorum” dedi. Uluslararası iş birliklerine de değinen Şimşek, kısa süre önce kurulan Doğal Taş Stratejik İttifakı’nın (NSSA) önemine dikkat çekerek, farklı ülkelerden sektörde söz sahibi derneklerin bir araya geldiği bu yapının doğal taş sektöründe ortak hareket etme kültürünü güçlendirdiğini belirterek, bu yaklaşımın sektörün geleceği açısından belirleyici olacağını ifade etti. Doğal taşın mimarideki anlatısı Programın diğer oturumlarında ise doğal taşın mimarlık ve tasarım dünyasındaki yeri farklı başlıklar altında ele alındı. “Mimari Projelerde Doğal Taş Hikayeleri” başlıklı oturumda, İzmir Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Onur moderatörlüğünde, Yüksek Mimar Melis Varkal konuşmacı olarak yer aldı. Uğur Onur, Marble İzmir’in uluslararası ölçekte öne çıkan sayılı fuarlardan biri olduğunu belirterek bunun önemli bir gurur kaynağı olduğunu ifade etti. Onur, “Pek çok kişi mermeri soğuk bir malzeme olarak algılıyor ancak ben onu hem sıcak hem de verdiğiniz her şeyi size yansıtan güçlü bir malzeme olarak görüyorum” dedi. Melis Varkal ise projelerindeki doğal taş kullanımına ilişkin bilgi vererek, “Projelerimizde doğal taşı kullanırken bölgesel ölçekte yakınlık, mesafe ve yerellik gibi unsurlar bizim için belirleyici oluyor. Bulunduğumuz coğrafyanın taşını kullanmayı önemsiyoruz” diye konuştu. Değişen tasarım anlayışı ve doğal taş kullanımı İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Can Özcan moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Değişen Zamanlar” oturumunda Selanik Aristoteles Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Despoina Zavraka, Saint Petersburg Stieglitz State Sanat ve Tasarım Akademisi’nden Prof. Dr. Ilia Palaguta, Politecnico di Milano Üniversitesi’nden Prof. Dr. Marinella Ferrara ve Varşova Güzel Sanatlar Akademisi’nden Prof. Michal Stefanowski konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda, doğal taşın tarih boyunca mimarlık ve sanat üretiminde üstlendiği rol ele alınırken, taşın hafıza, anlam ve deneyim üretme kapasitesine dikkat çekildi. Günümüzde bu ilişkinin yeniden tanımlandığı belirtilirken, mimar ve tasarımcıların malzemeye yeni işlevler kazandıran, deneyim odaklı ve araştırmaya dayalı yaklaşımlar geliştirdiği vurgulandı. Doğal taşın mimarlık tarihindeki önemi anlatıldı “Tasarım Yaklaşımında Doğal Taşın Anlamı, İmkanlar ve Sınırlar” başlıklı oturumda ise Mimar Dr. Dürrin Süer moderatörlüğünde; mimarlar Burçin Demirsoy, Derya Akdurak ve Tolga Kezer konuşmacı olarak yer aldı. Dürrin Süer, doğal taşın mimarlık tarihindeki yerine dikkat çekerek, “Doğal taş, mağaralarda insanlığa mekan oluşturan kovuklardan, uygarlıkların, şehirlerin ve ülkelerin sembolü haline gelen anıtsal yapıların ana materyali olmuştur. Mekanı var eden unsur olmuştur” dedi. Oturumda, doğal taşın tasarım yaklaşımındaki yeri, sunduğu olanaklar kapsamlı şekilde ele alındı. Türk doğal taşının küresel potansiyeli “Best Use of Stone with Turkish Stones” başlıklı oturumda ise İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’nden Funda Bekişoğlu moderatörlüğünde; Ege Maden İhracatçıları Birliği’nden Reyhan Sezgin, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği’nden Ahmet Tekin ile Mimar Burak Pekoglu ve Peyzaj Mimarı Dr. Oktan Nalbantoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda, Türkiye’nin doğal taşta sahip olduğu çeşitlilik, kalite ve üretim gücüyle küresel ölçekte önemli bir konumda bulunduğu vurgulanırken, bu potansiyelin tasarım odaklı ve katma değerli projelerle daha görünür hale getirilmesi gerektiği ifade edildi. Yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi veren katılımcılar, doğal taşın uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmak için mimarlar ve tasarımcılarla üretici ve ihracatçılar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin kritik rol oynadığına dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çalışanların %47’si Ofiste Işık Yetersizliği Nedeniyle Yorgun Hissediyor Haber

Çalışanların %47’si Ofiste Işık Yetersizliği Nedeniyle Yorgun Hissediyor

Global araştırmalar; mekânın, ruh hâli, motivasyon ve üretkenlik üzerinde doğrudan etkisi olduğunu gösteriyor. Özellikle doğal ışık alan ve ferah ofislerin, çalışanların motivasyonunu artırdığı ve psikolojik iyi hâllerini desteklediği öne çıkıyor. Buna karşılık dar, sıkışık ve ışık almayan ofisler kaygı ve stres seviyelerini yükseltebiliyor. Harvard Üniversitesi’nin 2021 tarihli araştırmaları, doğal ışık alan ofis ve yaşam alanlarının çalışanların odaklanmasını ve verimliliğini olumlu etkilediğini ortaya koyuyor; benzer şekilde ışık ve ferahlık eksikliği, motivasyon kaybı ve stres üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor… 1.614 çalışan üzerinde yapılan araştırmaya göre; çalışanların yüzde 47’si ofis ortamında doğal ışık olmamasından dolayı kendilerini yorgun hissettiğini, yüzde 43'ü de ışık yetersizliğinden dolayı çalışma ortamlarının kasvetli olduğunu belirtiyor. Araştırma, doğal ışığa erişimi yüksek olan çalışanların performanslarının çok daha iyi olduğunu gösteriyor. MİMARLIKTA PSİKOLOJİK ETKİLERİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURAN TASARIMLAR Türk Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Aura Design Kurucu Mimarı Filiz Cingi Yurdakul, mimarlığın yalnızca estetik değil, kullanıcı deneyimini merkeze alan bir disiplin olduğunu ifade ediyor. Yurdakul, ofislerin kalitesinin sadece alan büyüklüğü veya malzeme seçimleriyle değil, ışığın mekân içindeki hareketi, kullanıcının mekândaki deneyimi ve zihinsel durumuyla belirlendiğini belirtiyor. Yapılan araştırmaların, doğal ışık alan ofislerin çalışanların odaklanma ve üretkenliğini artırdığını ortaya koyduğunu aktaran Yurdakul, dar ve sıkışık alanların fark edilmeden stres ve motivasyon kaybına yol açtığını ifade ediyor. Doğal ışığın yalnızca bir aydınlatma unsuru değil, biyolojik ritmi düzenleyen ve mekâna derinlik kazandıran bir araç olduğunu belirten Yurdakul, iyi tasarlanmış ofislerin kullanıcıya hem fiziksel hem de zihinsel konfor sunduğunu vurguluyor. Yurdakul, ofislerin doğal ışığı derinlemesine alan, ferah ve akışkan mekân kurgularına sahip, farklı çalışma senaryolarına izin veren ve çalışan sağlığını gözeten alanlar olarak tasarlanması gerektiğini ifade ediyor. Mimarlık ve psikolojinin kesişiminde gelişen bu anlayışın, ofisleri yalnızca üretim alanları olmaktan çıkarıp, insanların daha verimli, daha rahat ve kendilerini daha iyi hissettikleri yaşam alanlarına dönüştürdüğünü belirtiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gezi İstanbul İçin Kayıtlar Başladı Haber

Gezi İstanbul İçin Kayıtlar Başladı

İBB’nin gençler tarafından yoğun ilgi gören Gezi İstanbul Projesi, İstanbul’un tarihini, kültürel mirasını ve geleneksel yaşam kodlarını gençlerle buluşturmaya bu yılda devam ediyor. İBB Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nce başlatılan bugüne kadar 4 bin 500’den fazla katılımcının dahil olduğu projeye, eğitim için şehir dışından İstanbul’a gelen ya da İstanbul’da ikamet ettiği halde şehirle diyalogu sınırlı olan 18 – 29 yaş arası gençler katılabilecek. 7 KATEGORİDE 80 GEZİ YAPILACAK Proje kapsamında bu dönem kültür tarihi ve mimarlık tarihi gezileri ile monografik semt gezileri, arkeolojik alan gezileri, müze gezileri, gastronomi gezileri ve doğa gezileri olmak üzere 7 farklı kategoride geziler düzenlenecek. Her kategoride kendine özel rotaya sahip ola projede bu yıl 80 farklı gezi yapılacak. Bu gezilerde şehrin kültür ve inanç odakları, müzeleri, anıt eserleri, meydanları ve İstanbul ile bütünleşmiş birçok alan ziyaret edilecek. ŞEHRİ YAKINDAN TANIMA FIRSATI Yıl boyunca haftalık periyotlarla ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek olan gezi programlarında ziyaret edilecek tüm alanları akademisyenler ya da profesyonel rehberler gençlere anlatacak. İstanbul’u yakından tanımaları için gençlere eşsiz bir fırsat sunan proje, turistik bir şehir turu olmanın ötesine geçiyor. Gezi İstanbul mimarlık, sanat tarihi, arkeoloji, şehircilik, tarih, güzel sanatlar gibi bölümlerde üniversite eğitimi alan gençler için ayrıcalıklı bir mesleki deneyime dönüşürken, İstanbullu tüm gençler için ayrıntılı bir kent panoraması sunuyor. İLK GEZİ 2 NİSAN’DA, BAŞVURULAR BAŞLADI 18 – 29 yaş aralığında olan, İstanbul’da ikamet eden ve geçerli bir müze kartı olan tüm gençlerin katılabileceği projenin Nisan ayı gezileri için başvurular başladı. Projenin ilk gezisi 2 Nisan’da “Mihmandara Konuk Olmak” temasıyla Eyüpsultan’da yapılacak. Nisan ayı programına katılmak isteyen gençler için başvurular https://genclikspor.ibb.istanbul/ adresinden alınıyor. Gezilerin her biri 30 ile 50 kişi arasında değişen kontenjanlarla düzenlenecek ve kontenjan dolduğunda başvurular sona erecek. Gezi İstanbul Nisan Ayı Programı: 2 Nisan 2026 Perşembe Saat: 09.00-17.00 Mihmandara Konuk Olmak: Eyüp 7 Nisan 2026 Salı Saat: 09.00-17.00 Altın Şehir; Üsküdar 9 Nisan 2026 Perşembe Saat: 09.00-17.00 Nişantaşı, Teşvikiye, Maçka 16 Nisan 2026 Perşembe Saat: 09.00-18.00 Surlar Boyu İstanbul; Edirnekapı'dan Balıklı Ayazma'ya 20 Nisan 2026 Pazartesi Saat: 10.00-16.00 Devir Devir Osmanlı Mimarisi: Yavuz Selim'den Nuruosmaniye'ye 22 Nisan 2026 Çarşamba Saat: 10.00-16.00 Devir Devir Osmanlı Mimarisi: İki Yaka Bir Sinan 24 Nisan 2026 Cuma Saat: 16.30-22.30 Konstantinopolis'in Kuruluş Mitleri ve Saray Seremonileri (Gece Gezisi) 28 Nisan 2026 Salı Saat: 10.00-16.00 Kariye'den Fethiye Cami'sine Mimari, Resim ve Temsil 30 Nisan 2026 Perşembe Saat: 10.00-17.00 Fener, Balat, Ayvansaray Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğal taş ihracatında katma değerli sıçrama VI. AMORF ile gerçekleşiyor Haber

Doğal taş ihracatında katma değerli sıçrama VI. AMORF ile gerçekleşiyor

Ege Maden İhracatçıları Birliği (EMİB) tarafından düzenlenen AMORF Doğal Taş Proje Tasarım Yarışması’nın altıncı dönemi için başvurular 5 Haziran 2026 tarihinde sona erecek. Türkiye’nin doğal taş potansiyelini tasarım gücüyle buluşturmayı hedefleyen yarışma, bu yıl “Taşın Dönüştürücü ve İyileştirici Doğası” temasıyla genç tasarımcıları üretilebilir, katma değerli ve ihracata dönük projeler geliştirmeye davet ediyor. Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, “Birliğimizin Türkiye’nin doğal taş ihracatında tasarım odaklı dönüşümü destekleme vizyonuyla hayata geçirdiği AMORF, sektöre yeni fikirler kazandırmanın yanı sıra Türk doğal taşının uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor. Yarışmamızın altıncı dönemi için başvurular başladı. Genç tasarımcıların yenilikçi fikirleriyle şekillenecek projeler, hem sektörün dönüşümüne hem de ülke ekonomisine katkı sunacak.” dedi. Ülkemizin gururu tasarımcılarımız, yarışmalarımızdan yetişerek sektöre kazandırılıyor Her yıl dereceye giren yarışmacıların tasarımlarını EİB desteğiyle üretme fırsatı elde ettiğini vurgulayan İbrahim Alimoğlu, şu değerlendirmede bulundu; “Yarışmacılarımız dünyanın önde gelen okullarında yurt dışı eğitim bursu kazanma şansı da yakalıyor. Nakdi ödüllerin ötesinde, sağlanan yurt dışı eğitim bursu genç tasarımcılarımızın gelecekleri açısından büyük önem taşıyor. Bu süreçte elde edilen uluslararası deneyim ve tecrübe aktarımı, yarışmacıların hem networklerini genişletmelerine hem de kariyerlerinde önemli bir sıçrama yapmalarına katkı sağlıyor. Nitekim bugün Türkiye’yi uluslararası platformlarda başarıyla temsil eden ve ülkemizin gururu olan pek çok tasarımcı, bu yarışmalarımızdan yetişerek sektöre kazandırılıyor.” Doğal taş, insanın iyi olma hâlini destekleyen bir tasarım bileşeni olarak ele alınacak Projelerin özellikle iç mekân kullanım senaryoları üzerinden; üretilebilirlik, sürdürülebilirlik ve yaygınlaştırılabilirlik kriterleri gözetilerek geliştirilmesi öngörüldüğünü söyleyen Başkan Alimoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Milyonlarca yıllık oluşum süreciyle taş, yalnızca bir yapı malzemesi değil; zamanın, dayanıklılığın ve sürekliliğin sembolüdür. Bu yılki tema kapsamında yarışmacılardan; doğal taşı estetik bir yüzey malzemesi olmanın ötesinde, mekânsal, duyusal ve yapısal özellikleriyle insanın iyi olma hâlini destekleyen bir tasarım bileşeni olarak ele almaları bekleniyor. Doğal taşın fiziksel özellikleri, yüzey işleme teknikleri, mekânsal potansiyeli ve uzun ömürlü performansı tasarım kararlarının merkezinde yer alacak. Doğal taş sektörü, Türkiye’nin geleneksel ve güçlü ihracat kalemlerinden biri olmasına rağmen, küresel pazarlarda artan rekabet katma değerli ürün geliştirmeyi zorunlu kılıyor.” AMORF sektörün geleceğine yatırım niteliği taşıyor İbrahim Alimoğlu, AMORF’un tasarım ve marka değeri yüksek ürün ihracatına geçişi teşvik ettiğinin altını çizerek, “Genç mimar ve tasarımcıları sektörle buluşturarak iş birliklerini güçlendiriyor, Birliğimize üye olarak ihracata başlıyor, üretilebilir ve ticarileşebilir projelerle firmaların ürün portföyünü geliştiriyor, sürdürülebilirlik, atık değerlendirme ve inovasyon odaklı yaklaşımlarla yeşil dönüşüme katkı sağlıyor, Türk doğal taşının uluslararası platformlarda görünürlüğünü artırıyor. Bu yönüyle yarışma, yalnızca bir tasarım platformu değil; aynı zamanda sektörün geleceğine yatırım niteliği taşıyor.” diye konuştu. VI. AMORF’a Dair Tüm Detaylar Yarışma; mimarlık, iç mimarlık, tasarım ve ilgili disiplinlerden dört yıllık lisans mezunları ile yüksek lisans ve doktora öğrencilerine açık. Katılımcılar bireysel ya da en fazla üç kişilik ekipler halinde başvurabiliyor. Projelerin özgün, daha önce ticari olarak üretilmemiş ve başka bir yarışmada ödül almamış olması gerekiyor. Tasarımlar 0,8 m³ hacmi geçmemeli. Katılımcılar; simge yapı (landmark), kent mobilyası, iç ve dış mekân mobilyaları, bölücü elemanlar, kaplama sistemleri, aksesuar tasarımları, mermer artıklarının değerlendirilmesine yönelik projeler ve doğal taş odaklı deneysel-sürdürülebilir tasarım çalışmaları başlıklarında proje geliştirebilecek. Temmz 2026’da jüri değerlendirmesi gerçekleştirilecek; kazanan projeler ise Eylül 2026’da düzenlenecek ödül gecesinde kamuoyuna açıklanacak. Tüm duyurular ve süreç bilgilendirmeleri www.amorf.org adresi üzerinden paylaşılacak. Ödüller Yarışmada birinciye 300.000 TL, ikinciye 180.000 TL ve üçüncüye 120.000 TL para ödülü verilecek. Bunun yanı sıra, finale kalan projeler arasından seçilecek tasarımlar sponsor firma iş birliğiyle üretilerek ticarileştirme imkânı bulabilecek. Ticaret Bakanlığı onayı doğrultusunda dereceye giren tasarımcılara yurt dışı eğitim desteği sağlanabilecek ve finalist projeler EMİB tarafından belirlenecek uluslararası fuar ve etkinliklerde tanıtım hakkı elde edebilecek. Seçici Kurul Alanında uzman mimar, tasarımcı, akademisyen ve sektör temsilcilerinden oluşan jüri; projeleri çok yönlü bir bakış açısıyla değerlendirecek. Seçici kurulda; Amorf Yarışma Komitesi Başkanı Reyhan Sezgin, Deniz Aslan, Şebnem Buhara, Hakan Demirel, Kurtul Erkmen, İnan Gökçek, Oben İnceler, Sinan Kafadar, Uğur Onur, Günnur Özsoy, Melis Varkal ve Aydan Volkan gibi isimler yer alırken Heval Zeliha Yüksel de seçici kurulda Danışman Jüri olarak yer alıyor. Başvurular ve detaylı şartname için; www.amorf.org Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı Haber

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı

Yılın Fotoğrafçısı ödülü, 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek prestijli gala töreninde sahiplerini bulacak. 2026 sergisi ise 17 Nisan – 4 Mayıs tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’da sanatseverlerle buluşacak. Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri, 2026 Profesyonel Yarışma kapsamında 30 finalisti ve 65’in üzerinde kısa liste adayını bugün açıkladı. Çağdaş fotoğrafçılığın sınırlarını zorlayan güçlü görsel anlatıları bir araya getiren yarışma, görsel hikaye anlatımının en çarpıcı örneklerini uluslararası platformda görünür kılıyor. Yaklaşık yirmi yıllık köklü mirasıyla öne çıkan Profesyonel Yarışma; teknik ustalığı güçlü bir anlatı vizyonuyla buluşturan, cesur ve bütünlüklü projeler üreten fotoğrafçıları desteklemeyi sürdürüyor. Bu yıl 200’ü aşkın ülke ve bölgeden 430 binin üzerinde fotoğraf başvurusu alındı. 10 kategorinin kazananları, 30 finalist arasından seçilerek 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek özel törende açıklanacak. Prestijli Yılın Fotoğrafçısı unvanının sahibi, kategori kazananları arasından seçilerek aynı gece açıklanacak. Kazanan; 25.000 ABD doları para ödülünün yanı sıra çeşitli Sony Digital Imaging ekipmanları ve çalışmalarını gelecek yıl Londra’da düzenlenecek sergide kişisel bir sunumla sergileme fırsatı elde edecek. Kazananlar ve finalistler ayrıca, sektörün önde gelen isimleriyle özel oturumların gerçekleştirileceği ve kariyer gelişimlerine yönelik uzman rehberliği sunan “Insights” programı kapsamında Londra’ya davet edilecek. Finalist ve kısa listeye kalan fotoğrafçıların eserlerinden oluşan seçki ise ilk olarak 17 Nisan – 5 Mayıs 2026 tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’ta düzenlenecek Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Sergisi kapsamında ziyaretçilerle buluşacak; sergi daha sonra farklı lokasyonlarda sanatseverlerle bir araya gelecek. Seçici kurul adına değerlendirmede bulunan Jüri Başkanı Monica Allende, şunları söyledi: “Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorisinde finale kalan ve kısa listeye seçilen çalışmalar, fotoğraf pratiğindeki dikkat çekici gelişimi ve fotoğrafın güçlü bir hikaye anlatım aracı olarak benimsenmesine yönelik derin bağlılığı ortaya koyuyor. Değerlendirdiğimiz pek çok seri boyunca; sevginin, nezaketin ve çoğu zaman zorlu gerçekliklere dokunan sessiz direncin kutlanışıyla insan deneyiminin farklı katmanlarından derin biçimde etkilendim. En güçlü karelerin birçoğu, gündelik yaşamın içinde saklı kalan samimi anlara ve küçük kahramanlıklara odaklanarak, sıradan akışın içinde varlığını sürdüren gücü ve ruhu görünür kılıyor.” Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorilerinin her birinde finale kalan üç proje ise şöyle sıralanıyor: MİMARLIK VE TASARIM André Tezza’nın (Brezilya) Everyday Structures adlı projesi, Güney Brezilya’daki mahalle bakkallarının mütevazı mimarisine ışık tutuyor. Joy Saha’nın (Bangladeş) Homes of Haor çalışması ise Bangladeş’in Haor bölgesindeki yerel mimariyi belgeliyor; bu bölgede evler, muson döneminde adalara dönüşen yükseltilmiş toprak yığınları üzerine inşa ediliyor. Chen Liang’ın (Çin Ana Karası) serisi ise Çin’in Guangdong Eyaleti’ndeki Jiangmen kentinde bulunan gözetleme kulelerini mercek altına alarak, Çin ve uluslararası mimari etkilerin özgün bir birleşimini ortaya koyuyor. YARATICI Pablo Ramos’un (Meksika) The Black Album adlı projesi, arşiv fotoğraflarından kesilen siluetler aracılığıyla Meksika’daki kayıpları ele alıyor ve görüntüleri yokluğun çarpıcı bir kolektif portresine dönüştürüyor. Ben Brooks (Birleşik Krallık) The Palm, On Piru serisinde Güney Los Angeles’tan rap sanatçılarının ruhani bağlarını ve kolektif kimliklerini yansıtıyor. Citlali Fabian (Meksika) ise Bilha, Stories of My Sisters adlı çalışmasında portreler ile dijital illüstrasyonları bir araya getirerek Güney Meksika’daki ilham verici kadınların hikayelerine hayat veriyor; projede bölgedeki yerli topluluklardan aktivistler ve sanatçılarla iş birliği yapıyor. BELGESEL PROJELERİ Santiago Mesa’nın (Kolombiya) Under the Shadow of Coca adlı projesi, geçimini bu yasa dışı ekonomiye bağlı olarak sürdüren çiftçileri ve Kolombiya’daki kokain ticaretini kontrol eden silahlı grubu takip ediyor. Alexandre Bagdassarian (Fransa), Sixteen and a Half: Eight Months in a Juvenile Prison çalışmasında Fransa’daki bir çocuk cezaevinde tutuklu bulunan gençlerin gündelik yaşamlarını belgeliyor. Colin Delfosse’un (Belçika) Restitution serisi ise Afrika maskelerinin Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ile Belçika arasındaki yolculuğunu, özgün kullanım amaçlarından müzelerdeki sergilenme süreçlerine kadar izleyerek iade tartışmalarını mercek altına alıyor. ÇEVRE Shane Hynan’ın (İrlanda) Beneath | Beofhód adlı serisi — İrlandaca’da “toprağın altındaki yaşam” anlamına geliyor — Kelt geleneğinde bataklıkların ilkel ve köklü önemini, kültürel ve çevresel gerekliliklerin etkileşimi üzerinden ele alıyor. Matteo Trevisan’ın (İtalya) Jinê Land: Where Women Keep the Earth Alive projesi ise Suriye’nin Rojava bölgesinde, kadınların öncülüğünde yürütülen ekolojik ve toplumsal yeniden inşa sürecini belgeliyor; toplulukların geleceğe dair deneysel bir vizyon etrafında bir araya gelişini yansıtıyor. Isadora Romero’nun (Ekvador) Notes on How to Build a Forest çalışması ise ormanları, zaman içinde insan ve insan dışı pek çok topluluğun birlikte şekillendirdiği kültürel alanlar olarak inceliyor. MANZARA Dafna Talmor’un (Birleşik Krallık) Constructed Landscapes adlı çalışması, sanatçının kişisel arşivinden yola çıkarak elde basılmış ve kolajlanmış renkli negatifleri soyut peyzaj temsillerine dönüştürüyor. Andreas Secci’nin (Almanya) serisi, Fransa’nın Normandiya ve Bretanya kıyılarındaki istiridye çiftliklerinin havadan görünümlerinden oluşan soyut manzaralar sunuyor. Michael Blann (Birleşik Krallık) ise fotopolimer gravür tekniğini kullanarak Avrupa’nın ikonik dağ yollarını tasvir ediyor. PERSPEKTİF Hayate Kurisu’nun (Japonya) Living Photographs adlı çalışması, fotoğrafçının ve eşinin ölü doğumla sonuçlanan bir kaybın ardından yaşadıkları deneyimi ve kremasyon öncesinde aile olarak birlikte geçirdikleri günleri belgeliyor. Fredrik Lerneryd (İsveç), Country Music in Kenya projesinde Nairobi’de düzenlenen Uluslararası Kovboy Günü festivalini görüntüleyerek Kenya’daki country müzik tutkunları için önemli bir etkinliği yansıtıyor. Seungho Kim’in (Kore Cumhuriyeti) Sunny Side Up: A Portrait of the Most Average K-Parenting Today serisi ise fotoğrafçının kendi ailesine odaklanarak ebeveynler, köpek ve bebeğin bir araya geldiği ev yaşamının keyifli kaosunu gözler önüne seriyor. PORTRE FOTOĞRAFÇILIĞI Federico Borella (İtalya), Özbekistan’daki Koryo-saram topluluğunu belgeliyor; ‘K-Wave’in etkisi altındaki yeni kuşak Kore kimliklerini yeniden sahipleniyor. Jean-Marc Caimi ve Valentina Piccinni’nin (İtalya) The Faithful adlı çalışması, bir papanın ölümü ile yenisinin seçilmesi arasındaki süreçte Vatikan’daki Aziz Petrus Meydanı’nda toplanan kalabalıklardan portreler sunuyor; adeta hayranlık kültürüne dönüşen bir hac yolculuğunu yansıtıyor. Marisa Reichert’in (Almanya) be:longing serisi ise Endonezya’nın Java Adası’ndaki Yogyakarta’da yaşayan ileri yaşlardaki Müslüman trans bireylerin yaşamlarını belgeliyor; inanç, kimlik ve toplumsal beklentiler arasında kurmaya çalıştıkları dengeyi gözler önüne seriyor. SPOR Todd Antony’nin (Yeni Zelanda) serisi, Farsça’da kelime anlamıyla ‘Buzkashi’ (keçi çekme) anlamına gelen ve Tacikistan’ın sert ve köklü sporlarından biri olan Buzkashi’ye odaklanıyor. Rob Van Thienen (Belçika), It’s a Dog’s Life çalışmasında tazı eğitim seanslarını izleyerek, pistte yapay bir tavşanı kovalayan köpeklerin hareket halindeki dinamik görüntülerinden oluşan bir seri ortaya koyuyor. Morgan Otagburuagu’nun (Nijerya) Beneath the Bridge projesi ise Nijerya’nın Lagos kentinde, profesyonel ringlerin ışıltısından uzak bir noktada amatör boksörlerin antrenman yaptığı derme çatma bir spor salonunu belgeliyor. NATÜRMORT Daniele Vita’nın (İtalya) The Bronte Pistachio adlı çalışması, Sicilya’nın Antep fıstıklarını uzun soluklu bir araştırma kapsamında ele alıyor; her birini tek tek fotoğraflayarak özgün niteliklerini yakından ortaya koyuyor. Gargi Sharma’nın (Hindistan) Experiments in Stillness serisi, nesne ile izleyici arasındaki diyaloğu keşfederek çoklu yorumlara ve dinginlik anlarına alan açıyor. Vilma Taubo’nun (Norveç) Talking Without Speaking projesi ise gündelik nesnelerin protesto sembollerine dönüşmesini konu alan fotoğraflardan oluşuyor. YABAN HAYATI VE DOĞA Wolfgang Duerr’in (Almanya) WILD adlı serisi, hareket sensörleriyle tetiklenen bir kamera aracılığıyla çekildi; siyah beyaz karelerde farklı yaban hayvanları hareket halinde görüntüleniyor. Anita Pouchard Serra’nın (Arjantin) serisi ise Buenos Aires’teki özel bir yerleşim alanında mahallede yaşayan kapibaralar ile site sakinleri arasındaki çatışmayı ele alıyor. Will Burrard-Lucas’ın (Birleşik Krallık) Crossing Point projesi, Kenya’daki Maasai Mara Ulusal Rezervi’nde yaban hayatını görüntülüyor; nesli tehlike altındaki siyah gergedanları izlemek amacıyla kurulan uzaktan kamera tuzağı, sonunda ormanlık nehir geçidinde toplanan çok sayıda hayvanı ortaya çıkarıyor. 2026 Profesyonel Yarışma jürisi şu isimlerden oluşuyor: Monica Allende, Bağımsız Küratör ve Fotoğraf Danışmanı, Jüri BaşkanıDaniel Brena, Direktör, Centro de las Artes de San Agustín, MeksikaYumi Goto, Bağımsız Küratör, Editör, Araştırmacı ve Yayıncı, JaponyaZack Hatfield, Yönetici Editör, Aperture dergisi, ABDPaul Ninson, Kurucu ve İcra Direktörü, Dikan Center, GanaBindi Vora, Sanatçı ve Kıdemli Küratör, Autograph, Birleşik Krallık Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YASED: 2025 Yılında Türkiye’ye 13,1 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi Haber

YASED: 2025 Yılında Türkiye’ye 13,1 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Ödemeler Dengesi İstatistiklerinin açıklanmasının ardından Rakamlarla Uluslararası Doğrudan Yatırımlar Bültenini yayımladı. 13 Şubat 2026’da paylaşılan güncel resmi verilere göre, Aralık ayı verisiyle birlikte, 2025 yılı toplam UDY girişi 13,1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu tutar, 2024 yılına kıyasla yüzde 12’lik bir artışa işaret ederken 2003 yılından itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 288 milyar doları aştı. Yılın 12 ayındaki toplam UDY girişi 13,1 milyar dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 9,7 milyar doları yatırım sermayesi şeklindeydi. Yıl içerisindeki toplam UDY’nin 2,8 milyar doları borçlanma araçları, 2,3 milyar doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Yatırım tasfiyelerinin 1,7 milyar dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle yıl toplamındaki UDY girişi 13,1 milyar dolar oldu. En fazla yatırım toptan ve perakende ticaret, gıda imalatı ve BİT sektörlerinde 2025 yılı içerisinde gerçekleşen 9,7 milyar dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 3 milyar dolarlık yatırım girişi ile toptan ve perakende ticaret, yüzde 32’lik bir pay aldı. Gıda, içecek ve tütün ürünleri imalatı ve bilgi ve iletişim de sırasıyla yüzde 14’erlik paylarıyla geçmiş kümülatif performanslarının üzerinde bir performans sergileyerek yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. 2025’te en fazla uluslararası yatırım Hollanda, Lüksemburg ve Kazakistan’dan geldi 2003-2024 dönemi toplamında yüzde 58’lik pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2025 yılında yüzde 66’lık bir pay aldı. Spesifik olarak 2,9 milyar dolarlık yatırımı ile Hollanda yüzde 30’luk bir pay aldı. Ülkeler özelinde Hollanda’yı, yüzde 12 ile Lüksemburg, yüzde 12 ile Kazakistan, yüzde 8 ile Almanya ve yüzde 6’lık payı ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) takip etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

13. Mimari Doğal Taş Yarışması Başvurulara Açıldı! Haber

13. Mimari Doğal Taş Yarışması Başvurulara Açıldı!

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB), T.C. Ticaret Bakanlığı desteğiyle düzenlenen 13. Mimari Doğal Taş Yarışması ile Türk doğal taşlarının mimarlık ve tasarım alanlarındaki çağdaş, nitelikli ve yenilikçi kullanımını desteklemeyi sürdürüyor. Yarışma, doğal taşın estetik, yapısal ve kültürel potansiyelini farklı ölçeklerde üretilmiş projeler aracılığıyla görünür kılmayı amaçlıyor. Bu yıl itibarıyla kapsamı yeniden ele alınan yarışma, önceki dönemlerden farklı olarak mimarlık ve mekansal tasarım odaklı bir yapıyla yeniden kurgulandı. Güncel edisyonunda odağını mimarlık, iç mimarlık, kentsel tasarım ve ilişkili tasarım disiplinlerine genişleten yarışma, doğal taşın güncel mimari pratikler içindeki rolünü, uygulamaya geçmiş projeler ve mekânsal tasarım önerileri üzerinden ele almayı hedefliyor. Türkiye’nin 650’nin üzerinde renk ve desen çeşitliliğine sahip doğal taş zenginliğini mimarlık, iç mimarlık, kentsel tasarım, peyzaj, koruma ve restorasyon projeleriyle buluşturmayı teşvik eden yarışma; doğal taşı yalnızca bir yapı malzemesi olarak değil, tasarımın belirleyici bir bileşeni olarak ele alan tamamlanmış projeleri odağına alıyor. Bu doğrultuda yarışma, yapı kültürüne katkı sunan, doğal taş kullanımını estetik ve işlevsel açıdan bütüncül biçimde ele alan nitelikli tasarımları ödüllendirmeyi amaçlıyor. Yarışmada, Kategori Ödülleri, mimarlık ve tasarım disiplinlerinde üretilmiş ve 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren tamamlanmış projeler arasından seçilecek uygulamalar üzerinden değerlendirilecek. Mimari, İç Mimari, Kentsel Tasarım / Kamusal Alan Tasarımı, Peyzaj Tasarımı, Koruma / Restorasyon ve Yeniden İşlevlendirme kategorilerinde; Türk doğal taşlarının kullanıldığı, hayata geçmiş projeler yarışma kapsamına dahil ediliyor. Böylece doğal taşın güncel mimari üretim içindeki yeri, uygulamaya geçmiş örnekler üzerinden ele alınıyor. Yarışmanın ikinci ana başlığını oluşturan En İyi Stant Tasarımı Ödülü ise yarışmaya özel olarak tasarlanmış projelere odaklanıyor. Bu kategori kapsamında, Türkiye’nin doğal taş çeşitliliğini temsil edecek şekilde, yalnızca bu yarışma için geliştirilmiş özgün stant tasarımı önerileri değerlendirilmeye alınacak. Stant Tasarımı Ödülü, doğal taşın sergileme, anlatım ve mekânsal temsil potansiyelini araştıran yenilikçi yaklaşımları teşvik etmeyi hedefliyor. Kategori Ödülleri kapsamında yarışmaya dahil edilecek projelerde, başvurunun projeyi hayata geçiren proje müellifi tarafından yapılması ve müellifliğin başvuru sürecinde beyan edilmesi beklenirken En İyi Stant Tasarımı Ödülü üniversitelerin Mimarlık, İç Mimarlık, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı, Peyzaj Mimarlığı, Kentsel Tasarım ile Koruma ve Restorasyon lisans veya yüksek lisans programlarından mezun tasarımcılara açık. Yarışma, mimarlık ve tasarım alanlarında farklı disiplinlerden gelen üretimleri bir araya getirerek doğal taşın çok yönlü kullanımına dair zengin bir perspektif sunmayı amaçlıyor. Bağımsız mimar ve tasarımcılardan oluşan Seçici Kurul tarafından yapılacak değerlendirmeler sonucunda yarışmanın Kategori Ödülleri bölümünde ödül alan tasarımcıların İMİB tarafından katılım sağlanan ulusal ve uluslararası etkinliklere davet edilmesi planlanıyor. En İyi Stant Tasarımı Ödülü’ne layık görülen projenin ise İMİB’in katılacağı ulusal ve/veya uluslararası organizasyonlarda uygulanması söz konusu olabilecek. 13. Mimari Doğal Taş Yarışması Takvimi şu şekilde açıklandı: Proje Son Teslim Tarihi: 13 Şubat 2026 Seçici Kurul Değerlendirmesi: 20 Şubat 2026 Sonuçların Açıklanması: 28 Şubat 2026 Ödül Töreni: 23 Mart 2026 Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SALT Araştırma Fonu 2026 Başvuruları için Son İki Hafta Haber

SALT Araştırma Fonu 2026 Başvuruları için Son İki Hafta

Garanti BBVA tarafından kurulan Salt’ın bilgi üretimi ve paylaşımını desteklemek üzere 2013’ten bu yana her yıl düzenlediği Salt Araştırma Fonları’nın 2026 başvuruları, 16 Şubat Pazartesi saat 18.00’e kadar devam ediyor. Salt Araştırma Fonları ile 19. yüzyıldan günümüze Türkiye’de kent, toplum ve ekonomi ile 1950 sonrası sanat, mimarlık, tasarım alanlarında özgün belge edinimi ve araştırma hedefli projeler teşvik ediliyor. Bu yıl, Garanti BBVA’nın iki ek fonuyla birlikte toplam sekiz proje destekleniyor. Garanti BBVA Ekonomi Tarihi Fonu’yla, ekonomi tarihi alanındaki araştırmalara sürdürülebilir bir katkı sunulması amaçlanıyor. İki aşamada tamamlanacak başvuru süreci sonucunda seçilen araştırma projelerinin her birine 90.000 TL’lik fon desteği sağlanacak. Ön başvurular ile konu, dönem ve araştırma alanı bakımından içeriğin uygunluğu değerlendirilecek. Bu aşamayı geçen aday projeler için son başvuru tarihi 16 Mart Pazartesi; sonuçların duyuru tarihi 21 Nisan Salı’dır. Bu yılki değerlendirme süreci Dr. Özge Gençel (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi), Dr. Emre Gönlügür (İzmir Ekonomi Üniversitesi), Doç. Dr. Kıvanç Karaman (Boğaziçi Üniversitesi), Doç. Dr. Ayşe Ozil (Sabancı Üniversitesi), Sezin Romi (Salt) ve Lorans Tanatar Baruh’un (Salt) yer aldığı Seçici Kurul tarafından yürütülecek. Desteklenen projelerin çıktıları, Aralık ayında düzenlenecek sunumlarla kamunun yorum ve katkılarına açılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.