Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Miras

Kapsül Haber Ajansı - Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Miras haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sigortam.net, DASK’taki Değişiklikleri Yorumladı Haber

Sigortam.net, DASK’taki Değişiklikleri Yorumladı

5 Eylül 2026 itibarıyla yürürlüğe giren Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları değişikliğiyle birlikte konut alım satım ve devir süreçlerinde DASK uygulaması da güncellendi. Yeni düzenlemeyle birlikte özellikle konut satışlarında mevcut poliçenin durumu ve yeni malik adına poliçe düzenlenmesine ilişkin uygulama değişirken, miras ve bağış yoluyla gerçekleşen devirlerde ise farklı bir süreç izlenecek. Sigortam.net CEO’su Ataman Kalkan, yeni düzenlemeyle birlikte özellikle konut alım satım süreçlerinde DASK işlemlerinin önceden planlanmasının önem kazandığını belirterek şöyle konuştu: “5 Eylül itibarıyla DASK uygulamasında önemli bir değişiklik hayata geçti. Özellikle konut satışlarında mevcut poliçenin sona ermesi ve yeni malik adına yeni bir poliçe düzenlenmesi, alıcı ve satıcıların süreci önceden planlamasını önemli hale getiriyor. Konut satın alacak kişilerin tapu işlemlerinden önce kendi adlarına DASK poliçelerini hazırlamaları, evini satanların ise mevcut poliçelerinin kalan süresine ilişkin prim iadesi sürecini takip etmeleri gerekiyor. Miras ve bağış gibi satış dışındaki devirlerde ise mevcut poliçe yeni malik adına güncellenerek devam ediyor. Bu nedenle konut alım satım ve devir süreçlerinde yeni uygulamanın bilinmesi, işlemlerin daha kolay ve sorunsuz ilerlemesine katkı sağlayacaktır. Sigortam.net olarak biz de kullanıcıların ihtiyaç duydukları ürüne kolayca ulaşmalarını sağlıyoruz. DASK’ta yaşanan bu değişikliklerle birlikte de kullanıcılarımızın yeni süreci doğru anlamasını ve işlemlerini kolayca tamamlamasını önceliklendiriyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş’tan 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı Haber

ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş’tan 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı

30 Ağustos 1922’nin, Türk tarihinin en büyük askeri zaferlerinden biri olmanın ötesinde yeni bir devletin ve yeni bir gelecek idealinin önünü açtığını belirten YAVAŞ, şu ifadeleri kullandı: “30 Ağustos, bir milletin kaderinin yeniden yazıldığı gündür. Anadolu’nun işgal edilemeyeceğinin, Türk milletinin bağımsızlığından vazgeçmeyeceğinin bütün dünyaya ilanıdır. Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kazanılan bu tarihi zafer, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yolu açmıştır. Bu nedenle 30 Ağustos’u yalnızca büyük bir askeri başarı olarak okumak eksik kalır. 30 Ağustos, aynı zamanda Cumhuriyetimizin kuruluşuna uzanan tarihsel yürüyüşün en güçlü eşiklerinden biridir.” ATATÜRK’ÜN ASKERİ DEHASI TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİRDİ Büyük Taarruz’un, Mustafa Kemal Atatürk’ün üstün stratejik öngörüsünün, askeri dehasının ve liderlik yeteneğinin en önemli örneklerinden biri olduğuna dikkat çeken YAVAŞ, şöyle devam etti: “Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Taarruz’u planlarken karşısındaki ordunun gücünü olduğu kadar zamanı, coğrafyayı, lojistiği ve psikolojik üstünlüğü de büyük bir ustalıkla değerlendirdi. 26 Ağustos sabahı başlayan harekat, 30 Ağustos’ta kesin bir zafere ulaştı. Bu büyük zaferin arkasında Atatürk’ün askeri dehası kadar Türk milletinin olağanüstü fedakarlığı, Mehmetçiğin cesareti ve bağımsız yaşama iradesi vardır. Kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla bir millet, kendi geleceğine sahip çıkmıştır.” ATATÜRK , ASKERİ ZAFERİ SİYASİ BİR DEVRİME DÖNÜŞTÜRDÜ Atatürk’ün büyüklüğünün savaş meydanlarında kazandığı zaferlerle sınırlı olmadığını belirten YAVAŞ, onun asıl tarihsel farkının askeri başarıyı çağdaş bir devlet projesine dönüştürmesinde görüldüğünü ifade etti: “Mustafa Kemal Atatürk büyük bir komutandı. Fakat onu dünya tarihindeki pek çok başarılı komutandan ayıran çok önemli bir özellik vardı: Kazandığı askeri gücü kişisel iktidarının aracı haline getirmedi. Savaş meydanındaki zaferi millet egemenliğiyle taçlandırdı. Bir asker olmasına rağmen yönetim anlayışının merkezine silahı değil, hukuku ve millet iradesini koydu. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyerek yeni devletin meşruiyetini bir kişinin, bir hanedanın ya da bir zümrenin iradesine değil, doğrudan millete dayandırdı. İşte 30 Ağustos’un ardından gelen Cumhuriyet devriminin büyüklüğü tam da burada yatmaktadır. Savaş kazanıldı, fakat asıl hedef çağdaş, bağımsız, egemenliğin millete ait olduğu yeni bir ülke kurmaktı.” 30 AĞUSTOS’TAN 29 EKİM’E UZANAN BÜYÜK YÜRÜYÜŞ 30 Ağustos 1922’de kazanılan askeri zaferin, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla yeni bir devlet düzenine dönüştüğünü belirten YAVAŞ, sözlerini şöyle sürdürdü: “30 Ağustos bize vatanımız üzerinde bağımsız yaşama imkanını verdi. Cumhuriyet ise bu bağımsızlığın nasıl bir devlet düzeni içinde geleceğe taşınacağının cevabı oldu.” ZAFERİN BİZE YÜKLEDİĞİ SORUMLULUK VAR YAVAŞ, 30 Ağustos’un geçmişi anmanın yanında gelecek kuşaklara karşı sorumlulukları da hatırlatan bir gün olduğunu ifade etti: “Bize düşen görev, 30 Ağustos’u yılda bir kez hatırlanan tarihi bir zafer olarak görmek değildir. O zaferi mümkün kılan bağımsızlık iradesini, akılcılığı, cesareti, dayanışmayı ve ülkeye duyulan sorumluluk bilincini bugünün Türkiye’sine taşımaktır. Cumhuriyet bize bırakılmış bir miras olduğu kadar, gelecek kuşaklara daha güçlü biçimde teslim etmemiz gereken büyük bir emanettir. Bugün ülkemizi bilimde, eğitimde, ekonomide, teknolojide, üretimde ve girişimcilikte ileriye taşımak da Cumhuriyet’e karşı sorumluluğumuzun bir parçasıdır. Çünkü bağımsızlık savaş meydanında kazanılır; ekonomik, bilimsel ve teknolojik güçle kalıcı hale gelir.” “BÜYÜK ZAFERİN 104. YILI KUTLU OLSUN” ANTGİAD Başkanı Ercan YAVAŞ mesajını şu sözlerle tamamladı: “104 yıl önce, yokluklar içerisinde bir millet ayağa kalktı ve kendisine çizilmek istenen kaderi reddetti. Başta Büyük Taarruz’un Başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi sonsuz minnet, rahmet ve saygıyla anıyorum “ 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mirasçıların Yıllardır Beklediği O Kanun Çıktı! Haber

Mirasçıların Yıllardır Beklediği O Kanun Çıktı!

Yeni düzenlemeye göre, miras yoluyla intikal eden ve tamamı mirasçılara ait olan taşınmazlarda satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi hâlinde, ilk açık artırma yalnızca mirasçılar arasında gerçekleştirilecek. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Özge Özmen Korkut, düzenlemenin özellikle aile konutları ve miras kalan taşınmazların korunması bakımından önemli sonuçlar doğuracağını belirtti. AİLE FERTLERİNE ÖNCELİK Bugüne kadar ortaklığın giderilmesi davalarında yapılan ihalelere üçüncü kişiler de katılabiliyor, bu nedenle aileye ait taşınmazlar ilk ihalede dışarıdan alıcılara geçebiliyordu. Yeni düzenleme ile birlikte, mirasçılara taşınmazı kendi aralarında muhafaza edebilmek için öncelik tanınmış oldu. “MİRASÇI OLMAYAN BİR KİŞİNİN PAYI BULUNUYORSA…” Avukat Özge Özmen Korkut, düzenlemeye ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Aile bireyleri arasında yıllarca kullanılan evlerin veya tarım arazilerinin, ilk ihalede üçüncü kişilere geçmesi uygulamada önemli mağduriyetlere neden olabiliyordu. Yeni düzenleme, mirasçılara taşınmazı aile içinde tutabilmeleri için önemli bir fırsat sunuyor. Ancak bu uygulama yalnızca taşınmazın tamamının mirasçılara ait olduğu durumlarda geçerli olacak. Taşınmaz üzerinde mirasçı olmayan bir kişinin payı bulunuyorsa bu usul uygulanmayacaktır." “İLK ARTIRMA YALNIZCA MİRASÇILARDAN” Yeni sistemde ilk artırmada yalnızca mirasçılar teklif verebilecek. İlk artırmada satış gerçekleşmemesi hâlinde ise ikinci artırma mevcut icra satış hükümlerine göre yapılacak ve diğer istekliler de ihaleye katılabilecek. Böylece hem mirasçıların korunması hem de satış sürecinin tamamlanması arasında bir denge kurulması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Isparta'da "Yaşayan Miras Şöleni" Coşkusu Haber

Isparta'da "Yaşayan Miras Şöleni" Coşkusu

Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarına ve sanatseverlere ev sahipliği yapan, yaşayan mirasımızın parçası geleneksel el sanatlarımızı desteklemeyi, sanatları ve sanatçıları tanıtmayı ve bu eşsiz mirası gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan “Isparta Yaşayan Miras Şöleni” başladı. Isparta Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleşen açılış törenine; Isparta Valisi Sayın Abdullah Erin, Isparta Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Uğur Büyükçulcu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak katıldı. Isparta Valisi Abdullah Erin: “Kültür, Bir Milletin Olmazsa Olmazıdır” Isparta Valisi Abdullah Erin yaptığı açıklamada kültürel değerlerin gelecek nesillere aktarılmasının hayati önemine dikkat çekerek; "Bugün, Yaşayan Miras Şölenimizin ikincisini güller diyarı Isparta’da gerçekleştiriyor olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. 27-29 Mart tarihleri arasında devam edecek olan bu şölenin; kültürümüzün, geleneğimizin, örf ve adetlerimizin ve bütün birikimimiz olan mirasımızın yaşamasına yaşatılmasına vesile olmasını diliyorum." dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürüttüğü projelere değinen Vali Erin, "Bakanlığımız bir taraftan turizm sektöründe milletimizin gelirini zenginliğini arttırmaya çaba sarfederken, diğer taraftan kültürümüzü yaşatmaya gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarmaya yönelik çok önemli projelere imza atıyor. Bu vesileyle Kültür ve Turizm Bakanımıza, Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğümüze ve emeği geçen tüm arkadaşlara Isparta’dan teşekkürlerimizi sunuyoruz." ifadelerini kullandı. Kültürün bir milletin temel yapı taşı olduğunu vurgulayan Vali Abdullah Erin; "Yaşayan Miras olarak nitelendirdiğimiz ve milletimizin binlerce yıllık geçmişinden bugüne aktardığı birikimimizi hatırlamak, hatırlatmak ve bu konudaki farkındalığı artırmak sorumluluğumuzdur. Özellikle gençlerimizin ve çocuklarımızın; özüne, geleneğine ve sanatına uygun, bilinçli bireyler olarak yetişmelerini sağlamak amacıyla bu etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Kültür bir milletin olmazsa olmaz esas unsurlarından biridir. Kültürünü koruyan ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktaran toplumlar başarılı olur." diye konuştu. Isparta’nın somut olmayan kültürel miras alanında zengin bir potansiyele sahip olduğunu belirten Vali Erin, "Şölen boyunca birçok ilimizden 35’e yakın sanatçımız bizimle birlikte olacak. Ürettiklerini ve Ustalarından devraldıkları mirası bizlere ve yeni çıraklara aktarmak için burada bizlerle olacaklar. Isparta’mızda somut olmayan kültürel miras alanında 60’ın üzerinde unsurumuz ve 22 sanatçımız bulunuyor. Bu mirasın devamını sağlamak için usta-çırak ilişkisinin korunması ve desteklenmesi önceliğimizdir." ifadelerini kullandı. Isparta Belediye Başkan Yardımcısı Uğur Büyükçulcu: “Yaşayan miras; sadece hafızalarda kalan değil; yaşatılan, üretilen ve nesilden nesile aktarılan değerlerimizin tümüdür.” Isparta Belediye Başkan Yardımcısı Uğur Büyükçulcu yaptığı konuşmada; “Hızla değişen ve gelişen dünyada bugün burada; geçmişten günümüze uzanan köklü değerlerimizi yaşatmak, kültürümüzün izlerini geleceğe taşımak ve bu anlamlı açılışta bir arada olmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Yaşayan miras dediğimiz kavram; sadece hafızalarda kalan değil; yaşatılan, üretilen ve nesilden nesile aktarılan değerlerimizin tümüdür. Bu miras; bir ustadan çırağa, bir anneden evlada, bir sanatçıdan başka bir sanatçıya aktarılarak toplumun ortak hafızasında hayat bulmaktadır.” ifadelerini kullandı. Kültürel mirası koruma sorumluluğuna vurgu yapan Büyükçulcu; “Bizler kültürel mirasımızı korumak, ona sahip çıkmak ve gelecek nesillerimize aktarmakla sorumluyuz. Unutmamalıyız ki; köklerinden kopan toplumlar geleceğe sağlam adımlarla yürüyemez. Bu nedenle kültürel değerlerimize sahip çıkmak, onları yaşatmak, korumak ve geliştirmek hepimizin ortak görevidir.” dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak: “Halk Kültürü Bir Milletin Hafızasıdır” Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak konuşmasında Halk kültürünün bir milletin en temel hafıza kaydı olduğunu vurgulayarak ‘’geleneklerin, el sanatlarının, müziğin ve tiyatronun toplumsal kimliği oluşturan en kıymetli değerler olduğunu belirtti. “Halk kültürü, bir milletin hafızasıdır. Geleneklerimiz, el sanatlarımız, geleneksel müziğimiz ve tiyatromuz bizi biz yapan en kıymetli değerlerdir. Genel Müdürlüğümüz; bu değerlerin belgelenmesi, kayıt altına alınması ve nesiller arasında aktarılması amacıyla Yaşayan Miras Şölenleri gibi pek çok etkinliğin yanı sıra alan araştırmaları yoluyla belgeleme ve tespit çalışmaları da yürütmektedir.” ifadelerini kullandı. Isparta özelindeki verileri paylaşan Pervin Oymak, kentin kültürel zenginliğine dikkat çekerek, “Bu çalışmalar kapsamında Halk Kültürü Bilgi ve Belge Merkezi'nde Isparta'ya ait toplam 2174 belge, 22 somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı ve ulusal envanterde kayıtlı 60 unsur bulunmaktadır.” diye konuştu. Yaşayan Miras Şölenleri’nin sanatçıları desteklemek ve geleneksel sanatları yaşatmak adına kritik bir rol oynadığını belirten Pervin Oymak; “2025 yılında toplam 10 ilde gerçekleştirdiğimiz şölenlerimize büyük bir heyecanla Isparta'dan başlamıştık. Bu yıl da 15 ilimizde yapılması planlanan şölen takvimimize yine Türkiye'nin gül bahçesi Isparta'dan başlamanın mutluluğu ve heyecanı içerisindeyiz. Misafirlerimiz, şölenimiz boyunca Isparta'dan ve ülkemizin diğer şehirlerinden gelen sanatçılarımızın el emeği göz nuru geleneksel el sanatları eserlerini yakından görme, kültürümüzün renklerini ve inceliklerini deneyimleme fırsatı bulacaklardır” dedi. Şölenin sadece sergilerden ibaret olmadığını, aynı zamanda birleştirici bir eğlence atmosferi sunduğunu kaydeden Oymak, “Konserlerimizle müziğin birleştirici gücünü hep birlikte hissederek neşemizi ve coşkumuzu paylaşacağız. Elbette, asırlardır güldüren, düşündüren ve öğreten geleneksel sahne sanatlarımızdan Karagöz ve kukla gösterilerimizle hem çocuklarımız hem de içindeki çocuğu yaşatan herkesle keyifli anlar yaşayacağız.” diye konuştu. Protokol ve beraberindeki heyet açılış töreninin ardından El Sanatları Stantlarında sanatçıların performanslarını izleyip Geleneksel Çocuk Oyunları Alanı ve Türk Süsleme Sanatları Sergileri’nin açılışına katıldı. DOLU DOLU FESTİVAL Zengin sanatsal ve kültürel birikimiyle Yaşayan Miras Şöleni’ne ikinci defa ev sahipliği yapan Isparta’da; Deri İşleme, Keçecilik, Ahşap Oymacılığı, Folklorik Giysili Bebek Yapımı, Bıçakçılık, Ahşap Oyuncak Yapımı, Çini, Kemik ve Boynuz İşçiliği, Gılamık Bezi Dokuma, İpek Dokuma, Yumurta Kabuğu Oyma Sanatı, Cam İşleri, Ahşap Baskı/Yazmacılık, İğne Oyacılığı, Geleneksel Türk Okçuluğu, Hakkak, Dival İşleme (Maraş işi), Gümüş Kazaziye, Çömlekçilik, Çarpana Dokuma, Mücevher Sâdekârlığı gibi geleneksel el sanatlarının usta temsilcileri, Isparta Belediyesi Kültür Merkezi’nde kendileri için hazırlanan stantlarda eserlerini tanıtıyor. Isparta Yaşayan Miras Şöleni; Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarının farklı birçok etkinliğinin yanısıra Türk Süsleme Sanatları Sergileri’ne de evsahipliği yapıyor. Aynur Demir’in Minyatür, Menel Hüzmeli’nin Mozaik, Havva Genç’in Ebru, Senay Şeyranlı’nın Tezhip sergileri sanatseverlerle buluşurken, ayrıca çocuklara yönelik olarak Bahadır Bıyıklı Kukla ve Karagöz gösterisiyle minik ziyaretçilerle bir araya geliyor. Mangala, Topaç Çevirme, Seksek, Dokuztaş gibi oyunların yer aldığı alanlar da festival kapsamında minik ziyaretçileri geleneksel çocuk oyunlarıyla tanıştırıyor. Şölen kapsamında; Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak ve sanatçı Oğuz Aksaç, geleneksel el sanatları stantlarını gezerek sanatçılardan bilgi alıp katılım belgelerini sundu. Isparta Yaşayan Miras Şöleni’nde Akordeon sanatçısı Dr. Evrim Kaşıkçı ‘’Kökler, Kadın ve Göç’’ temalı müzikli söyleşisi ile ziyaretçilerle bir araya gelecek. Şölenin ilk gün akşamında ülkemizin tanınmış sanatçılarından Oğuz Aksaç ve 28 Mart Cumartesi akşamı Türk Halk Müziği sanatçıları Salih Gündoğdu ve Eren Can Yıldız ücretsiz halk konserlerinde sanatseverlerle buluşacak. Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal envanterine kayıtlı 60 unsur ve Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı 22 sanatçı bulunan Isparta’da, Şölen kapsamında geleneksel el sanatları ve sanatçıları da yer alıyor. 10 ilden toplam 35 Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı’nın katıldığı ve birçok sanat dalının tanıtıldığı Isparta Yaşayan Miras Şöleni 29 Mart Pazar gününe kadar Isparta Belediyesi Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Ramazan’a Hazır Haber

İstanbul Ramazan’a Hazır

Ramazan ayı boyunca iftar programları, sosyal destek uygulamaları, kültür-sanat etkinlikleri ve ek ulaşım hizmetleriyle İstanbulluların yanında olunacak. Sosyal Destek İstanbulkart kapsamında aylık 200 bin haneye 2.000 TL destek sağlanmaya devam edilecek. İETT gece hatları ile Metro İstanbul’un gece metrosu uygulaması Ramazan süresince hizmet vermeyi sürdürecek. Ayrıca vapur ve iskelelerde, metro istasyonlarında iftar saatinde yolculara ikram yapılacak. SOSYAL DESTEKLER VE GIDA YARDIMLARI İBB, Ramazan ayı boyunca iftar çadırları, kent lokantaları, sosyal tesisler ve mobil dağıtım noktaları aracılığıyla toplam 500 bin kişiye iftar hizmeti sunmayı hedefliyor. Sosyal Destek İstanbulkart kapsamında aylık 200 bin haneye 2.000 TL destek sağlanırken;100 bin haneye 2.000 TL tutarında Ramazan Kupon Desteği, 23 bin ihtiyaç sahibine günlük Ramazan pidesi desteği, Halk Ekmek desteği, bebek destek paketleri, öğrencilere beslenme desteği, emeklilere pazar yardımları uygulamaya alınacak. Ramazan Kupon Desteğinde; şiddet mağduru kadınlar, bakım veren kadınlar, kronik hastalığı bulunanlar, tek yaşayan kadınlar ve ağır engelli yakınına bakanlar öncelikli gruplar arasında yer alıyor. İFTAR ORGANİZASYONLARI İBB Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından Bağcılar, Eminönü, Üsküdar ve Sancaktepe meydanlarında günlük 1.500 kişilik kapasiteyle toplam 174 bin kişiye iftar verilmesi planlanıyor. Beykoz’da ise iki çadır ile günlük 2.000 adet kumanya dağıtımı gerçekleştirilecek. Kent genelinde 10 adet 3x3 iftar çadırı ve 15 mobil büfe aracılığıyla toplam 25 bin adet iftar kumanyası 25 farklı noktada vatandaşlara ulaştırılacak.Kent Lokantalarında Ramazan boyunca toplam 58 bin iftar yemeği sunulması planlanırken, her akşam 2 bin kumanya dağıtımı yapılacak. Hastane acil servislerinde görev yapan sağlık çalışanları ve hasta yakınlarına günlük 4 bin sahur paketi ulaştırılacak; ay boyunca toplam 116 bin sahur hizmeti sunulacak. Ayrıca Üsküdar ve Kadıköy’den hareket eden teknelerde günlük 250 kişiye iftar yemeği verilecek; ay boyunca 2.500 kişi bu hizmetten yararlanacak. ÖĞRENCİLERE VE GENÇLERE YÖNELİK HİZMETLER İBB yurtlarında kalan öğrenciler için sahur ve iftar yemek hizmeti sunulacak; iftar saatinde hurma, zeytin, peynir ve pide içeren iftariyelik tabak verilecek. Hayat Boyu Öğrenme Şubelerinde eğitim gören kursiyerlere de program saatlerine uygun şekilde iftarlık kumanya dağıtımı yapılacak. Gençlik Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından gençlik merkezleri ile Sahnebüs ve Sinebüs araçları aracılığıyla çocuklara ve gençlere yönelik kültürel etkinlikler düzenlenecek. SOSYAL TESİSLERDE ONLINE REZERVASYON İBB, sosyal tesislerde iftar hizmetleri için online rezervasyon sistemini devreye aldı. Vatandaşlar, tesislerrezervasyon.ibb.istanbul adresi üzerinden rezervasyon oluşturabilecek. Rezervasyonlar haftalık ve kademeli olarak açılacak; her rezervasyon en fazla 10 kişi ile sınırlı olacak ve aynı hafta içinde tekrar rezervasyon yapılamayacak. Bu uygulamayla daha fazla vatandaşın eşit şekilde hizmetten yararlanması hedefleniyor. TARİHİ CAMİLER İBADETE HAZIR İBB Miras ekipleri, Ramazan ayı boyunca İstanbul’un tarihî camilerinde bakım ve temizlik çalışmalarını sürdürüyor. Aralarında Eyüpsultan Camii, Süleymaniye Camii, Fatih Camii ve Sultanahmet Camii’nin de bulunduğu 44 camide uzman ekipler tarafından hizmet veriliyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile imzalanan protokol kapsamında yürütülen çalışmalarla, ibadetlerin huzurlu bir ortamda gerçekleştirilmesi amaçlanıyor. RAMAZAN’A ÖZEL KÜLTÜR-SANAT PROGRAMLARI Ramazan etkinlikleri Bağcılar, Üsküdar ve Beykoz meydanlarında kurulacak çadırlarla gerçekleştirilecek. Kültür merkezlerinde konserler, söyleşiler, tiyatrolar ve çocuk etkinlikleri düzenlenecek. Artİstanbul Feshane, Sultanahmet Turşucuzade Konağı ve çeşitli kültür merkezlerinde tasavvuf dinletileri, geleneksel gösteriler ve atölyeler Ramazan boyunca İstanbullularla buluşacak. İBB Orkestraları, konser programlarıyla Ramazan atmosferine katkı sunacak. KÜLTÜR A.Ş. VE RADAR TÜRKİYE ETKİNLİKLERİ İBB iştiraki Kültür A.Ş. tarafından yürütülen program kapsamında, Yerebatan Sarnıcı ve Şerefiye Sarnıcı belirli günlerde ücretsiz olarak ziyarete açılacak. Panorama 1453 Tarih Müzesi’nde çocuklara yönelik atölyeler ve gösteriler düzenlenecek. Şerefiye Sarnıcı’nda tasavvuf dinletileri gerçekleştirilecek; İstanbul Kitapçısı şubelerinde söyleşiler ve indirim kampanyaları yapılacak. İBB, Ramazan ayı boyunca sosyal destek, kültür-sanat etkinlikleri ve ibadet alanlarına yönelik hizmetleriyle İstanbul’un manevi iklimine katkı sunmayı sürdürecek. Dayanışma ve paylaşma ruhunun güçlenmesi amacıyla hazırlanan programlarla, Ramazan’ın huzur ve bereketinin tüm İstanbullulara ulaşması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Maratonu’nda Eğitim İçin Koşan Yorglass Adını İPK Gurur Listesi’ne Yazdırdı  Haber

İstanbul Maratonu’nda Eğitim İçin Koşan Yorglass Adını İPK Gurur Listesi’ne Yazdırdı 

Dayanışmayı, gönüllülüğü ve eğitimi toplumsal gelişimin temel unsurları olarak gören Yorglass, bu yıl İstanbul Maratonu’nda kurumsal değerlerini sahaya taşıdı. Sosyal sorumluluk bilincini çalışanlarından başlayarak toplum geneline yaymayı hedefleyen şirket, yalnızca üretim alanında değil, sosyal yaşamda da fark yaratmaya devam ediyor. Maratonda eğitimde fırsat eşitliğini desteklemek için koşan Yorglass ekibi, attığı her adımla gençlerin geleceğine umut olmayı hedefledi. Eğitim için atılan her adım geleceğe umut oldu Şirket olarak bu yıl İstanbul Maratonu’nda anlamlı bir amaç için bir araya geldiklerini belirten Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, “Türkiye’nin beş farklı lokasyonundan gelen 22 kişilik çalışma arkadaşımızla oluşturduğumuz kurumsal takımımız, Yönetim Kurulu Üyemiz Hakan Yorgancılar’ın kaptanlığında, Türkiye Eğitim Vakfı (TEV) iş birliğiyle ‘Eğitimde Dur Durak Yok!’ diyerek gençlerin eğitimine destek olmak için koştu. Takım kaptanımız Hakan Yorgancılar, İlk 100 Kurumsal Koşucu arasında en çok bağış toplayan 17’nci kişi oldu. Etkinlik kapsamında toplamda 495 bin 300 TL bağış toplayarak İyilik Peşinde Koş (İPK) Platformu Gurur Listesi’nde ilk 30’a giren ekibimiz, maraton boyunca ‘Bir Adımla Hayat Değişir!’ ve ‘Senin Adımın Bir Gencin Yarını Olabilir!’ mesajlarımızla hem parkurlarda hem de sosyal medyada geniş bir farkındalık yarattı. Toplanan bağışların, maddi imkânı sınırlı öğrencilerin öğrenimlerini sürdürmelerine katkı sağlayacak olması bizler için büyük bir mutluluk kaynağı oldu. Çünkü Yorglass’ta, üretim kadar toplumsal fayda yaratmanın da geleceğe bırakılacak en değerli miras olduğuna inanıyoruz” dedi. “İyilik hareketini gelenekselleştiriyoruz” İstanbul Maratonu’nun kendileri için dayanışmanın, gönüllülüğün ve birlikte değer yaratmanın güçlü bir sembolü olduğuna dikkat çeken Semavi Yorgancılar, “Camın ötesinde değer yaratma anlayışımız doğrultusunda toplumsal faydayı işimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. İstanbul Maratonu, bu yaklaşımımızın sahadaki en anlamlı yansımalarından biriydi. Çalışanlarımızın bu ruhla koşması ekip ruhunu, aidiyet duygusunu ve sosyal sorumluluk bilincini daha da pekiştirdi. Biz, attığımız her adımla yalnızca parkuru değil, gençlerin geleceğini de aydınlattığımıza inanıyoruz. Önümüzdeki yıllarda da bu iyilik hareketini gelenekselleştirerek sporu, dayanışmayı ve gönüllülüğü bir araya getiren projelerde yer almayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Yorglass’ta iyiliğin gücü kurum kültüründe yaşıyor Dayanışmanın kurum kültürlerinde yer alan önemli bir değer olduğunu vurgulayan Yorglass İnsan Kaynakları Direktörü Ayşe Doğruöz ise şunları söyledi: “Yorglass olarak çalışanlarımızın topluma katkı sunan bireyler olarak güçlenmelerini önemsiyoruz. Bu doğrultuda sosyal sorumluluk projelerini, kurum kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyoruz. İstanbul Maratonu, bu yaklaşımımızın en güzel yansımalarından biri oldu. Ortak bir hedefe inanmak, ekip ruhuyla hareket etmek ve iyiliği çoğaltmak bizim için büyük bir anlam taşıyor. Çalışma arkadaşlarımız, gençlerin eğitimine destek olmak için omuz omuza koşarken aidiyet duygumuzu ve gönüllülük bilincimizi de pekiştirdiler. Her bir adımın bir gencin geleceğine umut olacağı düşüncesi bizler için güçlü bir motivasyon kaynağı oldu. Önümüzdeki dönemde de çalışanlarımızın toplumsal fayda sağlayan projelerde aktif rol almasını teşvik ederek bu iyilik hareketini daha geniş kitlelere taşımayı sürdüreceğiz.”

Coğrafi İşaret Tescilli Ürünlerde Öncelikli Kriter “Güven” Haber

Coğrafi İşaret Tescilli Ürünlerde Öncelikli Kriter “Güven”

Coğrafi İşaret tescilli ürünlerin ne olduğunu katılımcıların %72’sinin bildiğini ve %34’ünün tercih ettiğini ortaya koyan araştırmada öne çıkan en önemli kavram “güven” oldu. Bu kavram bir yandan ürüne atfedilen “değer”, “mükemmellik” ve “mirası”ı tanımlarken diğer yandan özellikle yanlış etiket uygulamaları nedeniyle duyulan endişeleri ve ürüne ulaşılan kanala güveni ortaya koydu. Metro Türkiye, TURYİD ve FutureBright iş birliğiyle gerçekleştirdiği “Coğrafi İşaretli Ürünler Araştırması” ile yerel ve Coğrafi İşaret tescilli ürünlere yönelik bilinirlik, tercih motivasyonları ve özellikle güven kavramının bu tercihlerdeki belirleyici rolünü ortaya çıkaran kapsamlı bir tabloyu sektörle paylaştı. Türk mutfağının geleceğinin, yerel ürünlerin korunmasına bağlı olduğuna inanan ve bu doğrultuda çalışmalar yürüten Metro Türkiye, bu araştırma ile alandaki liderliğini bir kez daha pekiştirerek sektöre yeniden öncülük etti. Tüketici, üretici ve yeme içme sektörü profesyonellerini kapsayan 18-60 yaş aralığındaki 600 kişiyle yapılan görüşmeler ile hazırlanan araştırma; Coğrafi İşaret tescilli ürünlere dair bilgi düzeyleri, algıları ve karşılaştıkları temel sorunları bütüncül bir çerçevede ele alıyor. Amaçlarının, Türk mutfak kültürünü ve değerlerini korumak ve gelecek nesillere aktarmak olduğunu hatırlatan Metro Türkiye CEO’su David Antunes, “Bunun ancak ürünü yaşatmakla mümkün olabileceğini biliyor; tam 35 yıldır, yerli ürünü koruma ve üreticiyi destekleme konusunda çalışmalar yapıyoruz. 2012 yılında, 'Yerli ürün sürdürülebilir olmazsa, Türk mutfağı sürdürülebilir olamaz anlayışıyla' bu konunun kamu gündemine ilk kez taşınmasını sağlayan Coğrafi İşaretler projesini hayata geçirdik. Projemizle üreticilere ürünün nasıl yetiştirileceğini, tohumun nasıl saklanacağını, sürdürülebilirliğin nasıl sağlanacağını anlatıyoruz. Tescil başvurusu ve ihracat gibi konularda onlara rehberlik ediyoruz. Bu ürünlerin mutfaklarda daha fazla yer alması için de çalışıyor, ayrıca kamuoyunda farkındalık yaratacak çalışmalara imza atıyoruz. Bugünse bu yöndeki çalışmalarımızı bir adım daha öteye taşıyarak, TURYİD ve Future Bright iş birliğinde gerçekleştirdiğimiz araştırmayla Coğrafi İşaretlerin üreticiler, tüketiciler ve sektör profesyonelleri nezdinde karşılığını ölçmeye odaklandık. Bu ürünler ne kadar biliniyor, tanınıyor sorularının yanıtlarını bulmaya çalışarak tüketim ve kullanım alışkanlıklarını değerlendirmeyi, ekonomik, kültürel, toplumsal boyutlarda etkisini ortaya koymayı amaçladık. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda yine sektöre ışık tutacak ve öncülük edecek çalışmalara imza atacağız. Bu konuda gelişim noktaları neler, bunlara odaklanarak süreçleri iyileştirme adına neler yapabileceğimize odaklanacağız” dedi. ‘Ürünün kimliği, genç çiftçinin geleceği’ Coğrafi işaretlerin kültürel bir güç olduğuna dikkat çeken FutureBright Kurucusu Akan Abdula; ‘’Coğrafi işaretler birer ekosistem yaratıcısıdır. Harekete geçtiklerinde yalnızca bir üretim biçimini değil, bir yaşam biçimini de dönüştürürler. Her şeyi radikal biçimde etkilerler: toprağın değerini, köyün umudunu, sofranın anlamını. Kolektiflerleri yaratırlar. Üreticisini rekabetten beraberliğe taşırlar. Tüketicisine yalnızca ürün değil, kültür tükettirirler. Ama benim için en önemlisi genç çiftçiler. Son on yılda pek çoğu toprağını bırakıp büyük şehirlere göç etti. Oysa coğrafi işaretlerin bu gençleri köylerinde tutma potansiyeli çok yüksek. Bu ürünler, sadece geçmişi korumakla kalmaz, geleceği de yeniden yeşertir. Türkiye’nin tarım sorununu çözmede en umut verici alanlardan biri burası. Savunmalıyız. Desteklemeliyiz. Çünkü ürünün kimliği, genç çiftçinin geleceğidir’’ açıklamasında bulundu. Günümüzde tüketicilerin menülerde Coğrafi İşaret tescilli ürünlerin adını görmenin yanı sıra şeflerden ürünün hikayesini dinlemeyi de talep ettiklerine dikkat çeken TURYİD Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Koralı ise ‘’İki açıdan coğrafi işaretler kullanımını çok önemli buluyorum. Bunlardan ilki; fark yaratma. Bölgenin toprağı, iklimi, suyu ve insanının yarattığı, taklit edilemez benzersiz bir aroma ve lezzet profili, Coğrafi İşaretlerin en önemli kriteridir. Şefler mükemmeli kullanmak ister, en iyi lezzeti yakalamak için çalışırlar. Coğrafi İşaretler, şeflere ve restoranlara belgeli, denetimli ve standart kalitede bir hammadde sunar. Her coğrafi işaretli ürünün ardında ait olduğu yörenin bir kültür, tarih ve üretim hikayesi var ve restoranlar, bu hikayeleri menülerine taşıyarak sadece bir yemek değil, bir deneyim de sunuyor. Bu, restoranın kimliğini ve felsefesini güçlendiriyor. İkinci olarak; tüketiciyi bilgilendirme noktasında restoranlar büyük bir farkındalık yaratıyor. Müşteriler eline menüye baktığında ürünle tanışıyor. Müşteriler restoranda Coğrafi işaretli ürünün lezzete olan katkısını deneyimleyebiliyor. Coğrafi işaret, tüketici ile ürün arasında güçlü bir güven bağı kuruyor, güven ve şeffaflık, emeğe saygı ve katma değerli bir ürüne sahip olmak gibi farklı açılardan tatmin sağlıyor’’ diye konuştu. Bilinirlik oranı %72 Gerçekleştirilen araştırma, ürünlerin geleceği açısından çok değerli sonuçları ortaya koydu. Buna göre tüketicilerin %72'si Coğrafi İşaret tescilli ürünün ne demek olduğunu bildiğini belirtse de 10 kişiden sadece 2’si doğru tanım yapabiliyor. Her 100 kişiden 34’ü ise Coğrafi İşaret tescilli ürünleri özellikle tercih ettiğini ifade ediyor. İlk akla gelen tescilli ürün Antep Baklavası Coğrafi işaret tescilli ürün denildiğinde tüketicilerin %58'sinde daha çok yemek, tatlı, hamur işi kategorisi çağrışım yapıyor. Bunu %37 ile meyve - sebze, %29 ile bal, şeker, kuruyemiş ürünleri takip ediyor. Antep Baklavası ise katılımcıların %26'sının aklına ilk gelen Coğrafi İşaret tescilli ürün olarak öne çıkıyor. Bunu %14 ile Malatya Kayısısı, %9 ile baklava, %8 ile Adana Kebap, %7 ile Antep Fıstığı, %6 ile fındık, Kayseri Pastırması ve Aydın İnciri ve %5 oranla Kars Kaşarı, Antakya-Hatay Künefesi ve Edirne Ciğeri takip ediyor. Yerel ürün denildiğinde ise akla ilk fındık, peynir, çay ve zeytin geliyor. Tüketici Coğrafi İşaretlerde güven arıyor Tüketiciler yerel ve Coğrafi İşaret tescilli ürünleri kültürel bir “miras” olarak algılarken, sektör profesyonelleri ise bu ürünleri "mükemmellik" unsuru olarak değerlendiriyor. Bunların karşılığında ise ortaya “güven” kavramı çıkıyor ancak güven, Coğrafi İşaret tescilli ve yerel ürünlerin en büyük gücü olsa da tüketiciler ve profesyoneller, pazardan markete her yerde Coğrafi İşaret etiketiyle karşısına çıkabilen ürünlerin kalitesine, denetimine karşı soru işaretleri de yaşayabiliyor. Tescil ve denetimler sonucunda elde edilmemiş ‘yanlış etiket’ marka değerine zarar verebiliyor. İşte bu noktada ürüne ulaşılan kanala güven ön plana çıkıyor. Metro Türkiye, sezonuna bağlı olarak kalite ve gıda güvenliği denetimlerinin ardından raflarına taşıdığı gıda ve gıda dışı 750’ye yakın Coğrafi İşaret tescilli ve aday ürünle hem yeme içme sektörü hem de son tüketiciler için ciddi bir sorumluluk üstleniyor. Küçük bütçelerle büyük fırsatlar kaçıyor Araştırmaya göre üreticilerin ürüne ayırabilecekleri bütçelerin kısıtlı oluşu, üretim faaliyetlerinin gelişimi ve genişlemesi için gerekli altyapı yatırımlarının yapılamamasına yol açıyor. Üretici gerekli lojistik koşullarını yerine getiremediği gibi, yetersiz altyapı bazı ürünlerin kalite standartlarını da riske atabiliyor. Bu da sektör profesyonelleri nezdinde bir güvensizlik yaratıyor. Metro Türkiye, sadece üretim aşamasında değil ürünlerin lojistiğinden market raflarında yer aldığı süre boyunca gerçekleştirdiği analizlerle hem üreticilere hem de tüketici ve sektör profesyonelleri için fayda yaratmaya odaklanıyor. Üreticinin sesini duyurmasında destek şart Araştırma üreticilerin, çoğu zaman ürünlerinin tanıtımını yeterli yapamadığını da gösteriyor. Sürecin diğer tarafında olan sektör profesyonelleri, üreticilerle ancak sektörden alınan referanslar ve sosyal medya ile buluşabiliyor. Bu durum, üretici ve ilgili paydaşları buluşturacak çözümlere gereksinimi ortaya koyuyor. Üstlendiği sorumlulukla Metro Türkiye, üreticiler ile en büyük iş ortaklarından biri olduğu profesyoneller arasında köprü kurarak ürünlerin tanıtılmasına ve mutfaklarda kullanılmasına önemli bir destek sağlıyor. Elde edilen sonuçlar “iş birliği”ne işaret ediyor Coğrafi İşaret tescilli ve yerel ürünlerin geleceğine ışık tutmak amacıyla gerçekleştirilen araştırma, bu ürünlerin üretimlerinin devamlılığının sağlanabilmesi için iş birliklerinin can suyu niteliği taşıdığını ortaya koyuyor. Tüketiciden yöneticilere her ferdin vereceği destek ve doğru paydaşların bir araya gelmesiyle, süreçte yaşanılan bilgi boşluklarının, iletişimsizlerin ve yetersizliklerin aşılabileceği belirtiliyor. Araştırma sonucu elde edilen veriler ışığında sorunlara çözümler üretmeyi hedefleyen Metro Türkiye, gerekli iyileştirmelerin yapılmasını, iş birliklerin kurulmasını sağlayarak bu ürünleri geleceğe taşımaya kararlı.

Turknet, Atatürk’e En Sevdiği Çiçek Kasımpatı ile Teşekkür Ediyor Haber

Turknet, Atatürk’e En Sevdiği Çiçek Kasımpatı ile Teşekkür Ediyor

Emre Kınay’ın seslendirdiği, Batu Şener’in düzenlemesiyle “Bülbülüm Altın Kafeste” türküsünün eşlik ettiği 30 saniyelik film; Atatürk’le kurduğumuz bağın hiç solmayan gücünü #AydınlığınlaAnıyoruz mesajıyla vurguluyor. Turknet, bu özel filmle birlikte Türkiye’nin farklı bölgelerindeki çalışanlarıyla Atatürk anıtlarına beyaz kasımpatılar bırakarak saygısını sunuyor. Marka ayrıca bu anlamlı günde herkesi, Atatürk’ü anma noktalarına kasımpatı bırakma ve sevdiklerine kasımpatı gönderme hareketine davet ediyor. Turknet, 10 Kasım’a özel hazırladığı filmle, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamlarımızda filizlenen etkisini ve gelecek nesillere uzanan mirasını O’nun en sevdiği çiçek olan kasımpatı metaforuyla anlatıyor. Filmde, Atatürk’ün en sevdiği türkülerden “Bülbülüm Altın Kafeste”nin Batu Şener’in yorumladığı piyano versiyonu kullanılıyor, anlatımı ise ünlü sanatçı Emre Kınay üstleniyor. Turknet Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gül Sağır Aydın "Turknet için beyaz kasımpatı, yalnızca bir anma sembolü olmanın ötesinde, Atatürk’ün bize emanet ettiği aydınlık geleceğin de ta kendisi. Bu yaklaşımla 10 Kasım, sadece bir anma günü olarak değil; O’nun mirasını, öğretilerinin ışığında hep birlikte büyütme ve geleceği bu değerlerle şekillendirme sorumluluğumuzu da hatırladığımız bir gün. Filmimizde kullandığımız beyaz kasımpatı metaforu ile yeniden yeşertmek ve çoğaltmak istedik” dedi. Filmde beyaz kasımpatı, zarafeti, sadeliği ve kararlılığıyla Atatürk’ün değerlerini temsil ediyor. “Işığının değdiği her an, yarına bırakılan bir miras. #AydınlığınlaAnıyoruz” temasıyla hazırlanan film, geçmişe değil, geleceğe uzanan bir teşekkür hikayesi anlatıyor. Filmin prodüksiyonu HAM! Creative Works tarafından gerçekleştirildi Turknet bu özel filmle birlikte Türkiye’nin farklı bölgelerindeki çalışanları ve iş ortakları ile Atatürk anıtlarına beyaz kasımpatılar bırakarak saygısını sunuyor. Şirket, herkesi şehirlerindeki Atatürk anıtlarına beyaz kasımpatı bırakarak ona duyduğumuz sevgi, minnet ve özlemi paylaşmaya; bize bıraktığı aydınlık gelecek için kalpten teşekkür etmeye davet ediyor. Turknet, bu yaklaşımıyla “bağlanmak” kavramını yalnızca teknolojiyle değil; ışığa, bilime, sanata ve umuda uzanan bir anlamla yeniden tanımlıyor. HAM! Creative Works tarafından hazırlanan filmin bir diğer özelliği ise bir bölümünün yapay zeka teknolojisi ile hazırlanmış olması.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.