Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mısır

Kapsül Haber Ajansı - Mısır haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mısır haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SunExpress’ten Türkiye Turizmine Yeni Katkı Haber

SunExpress’ten Türkiye Turizmine Yeni Katkı

Farklı tur operatörlerinin tatil paketi tekliflerini tek çatı altında buluşturan platform, sektöre yeni bir satış kanalı kazandırırken Türkiye’nin turizm potansiyelinin daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlayacak. Temmuz sonu itibarıyla Almanya, Avusturya ve İsviçre’de hizmet vermeye başlayan SunExpress Holidays, tur operatörlerine ilave bir satış ve dağıtım kanalı sağlıyor. Platform ayrıca Avrupa’da yaşayan Türklerin aile ziyaretlerini tatille birleştirebilmelerine imkân tanıyan esnek paket çözümleriyle, pazara yenilikçi bir tatil paketi modeli kazandırıyor. SunExpress CEO’su Marcus Schnabel, SunExpress Holidays’in turistik seyahatlerin yanı sıra Almanca konuşulan ülkeler ile Türkiye arasındaki güçlü aile ve yakın ziyareti trafiğini de destekleyeceğini belirterek şunları söyledi: “SunExpress Holidays’i tur operatörü iş ortaklarımızın ürünleriyle rekabet eden bir yapı olarak değil; onların faaliyetlerini destekleyen ve tamamlayan yeni bir kanal olarak konumlandırıyoruz. Aynı zamanda geliştirdiğimiz yeni tatil paketi modeli ile Avrupa’da yaşayan Türklerin seyahat ihtiyaçlarına yanıt verirken, aile ziyaretlerini tatille esnek biçimde birleştirmelerine ve güvence altına alınmış bir paket tatilin avantajlarından yararlanmalarına olanak sağlıyoruz.” Tur operatörleri için yeni satış ve dağıtım kanalı SunExpress Holidays, yolculara Antalya, Bodrum, Dalaman ve İzmir gibi Türkiye’nin önde gelen tatil destinasyonlarına yönelik, SunExpress uçuşlarıyla birleştirilen tatil paketi seçenekleri sunuyor. Platformda ayrıca SunExpress’in iş ortağı AirCairo’nun uçuşlarıyla Mısır’daki Hurghada ve Marsa Alam’a yönelik tatil paketleri de yer alıyor. SunExpress Holidays, tur operatörü olarak değil, tur operatörü iş ortaklarının tatil paketi ürünlerini daha geniş kitlelerle buluşturan bir satış platformu olarak hizmet veriyor. Seyahatlerin organizasyonu, operasyonu ve destinasyondaki müşteri hizmetleri ilgili tur operatörlerinin sorumluluğunda olmaya devam ediyor. Tatil ve aile ziyareti tek pakette buluşturuyor SunExpress Holidays, klasik tatil paketlerinden farklı olarak yolculara daha esnek bir seyahat planlama imkânı sunuyor. Misafirler, seyahatlerinin bir bölümünü aile ziyaretlerine ayırırken, kalan bölümünü Türkiye’nin farklı destinasyonlarında tatil yaparak değerlendirebiliyor. Uçuş ve otel rezervasyonlarının seyahatin toplam süresinden bağımsız olarak planlanabildiği modele; iç hat uçuşları, araç kiralama ve organize turlar gibi ek hizmetler de dahil edilebiliyor. Paketlerin oluşturulması ve destinasyondaki hizmetler, tur operatörü Bentour Reisen tarafından yürütülüyor ve seyahatler, paket tur kapsamında güvence altına alınıyor. Bentour Reisen CEO’su Deniz Uğur ise şunları söyledi: “Uzun yıllardır müşterilerimizden kişiselleştirilmiş seyahat kombinasyonlarına yönelik talepler alıyoruz. SunExpress Holidays ile bu beklentilere yanıt veren yeni nesil bir seyahat ürünü sunarken, bugüne kadar benzer tatil paketi seçeneklerinin neredeyse hiç bulunmadığı bir pazar segmentine de hitap ediyoruz.” Platformun işletmesini Schmetterling Grubu üstleniyor SunExpress Holidays platformunun operasyonunu, Schmetterling Grubu bünyesinde yeni kurulan Holiday Service şirketi yürütüyor. Schmetterling International CEO’su Ömer Karaca, “Amacımız, tur operatörlerine güçlü ve güvenilir bir satış kanalı sunarken, yolculara da seyahatlerinin her aşamasında uzman destek sağlamak” dedi. SunExpress Holidays'in ilerleyen dönemde Birleşik Krallık ve İrlanda gibi yeni pazarlarda da hizmete sunulması planlanıyor. Platformun ayrıca Türkiye'den Avrupa'ya gerçekleştirilecek seyahatleri de kapsayacak şekilde Türkiye pazarına açılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

6 Ülkeden Üst Düzey Katılımla Bölgesel Göç ve Geri Dönüş Perspektifleri Forumu Ankara'da Gerçekleştirildi Haber

6 Ülkeden Üst Düzey Katılımla Bölgesel Göç ve Geri Dönüş Perspektifleri Forumu Ankara'da Gerçekleştirildi

“Suriye’ye Güvenli ve Sürdürülebilir Dönüş Perspektifleri” temasıyla düzenlenen foruma Türkiye, Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün ve Mısır’dan kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar, üniversiteler, araştırma merkezleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Üç gün süren programda güvenli ve gönüllü geri dönüş, uluslararası hukuk, bölgesel koordinasyon, yeniden imar, toplumsal uyum, sınır yönetimi, insani yardım, kalkınma ve kurumsal işbirliği başlıkları ele alındı. Katılımcılar, ülkelerindeki uygulamaları ve sahada karşılaşılan sorunları farklı oturumlarda değerlendirdi. AÇILIŞTA GÜÇLÜ MESAJLAR VERİLDİ Forumun açılış konuşmalarını Göç ve Diaspora Vakfı Başkanı Recep Seyyar, Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel ve İçişleri Bakan Yardımcısı Dr. Mehmet Cangir yaptı. Göç ve Diaspora Vakfı Başkanı Recep Seyyar, Suriye'de yeni bir dönemin başladığını belirterek, geri dönüş süreçlerinin yalnızca insani değil aynı zamanda bölgesel sahiplenme ve ortak sorumluluk anlayışıyla yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Seyyar, geri dönüş politikalarının ancak ilgili tüm ülkelerin ve özellikle Suriyeli aktörlerin karar alma süreçlerine aktif katılımıyla başarıya ulaşabileceğini vurguladı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel, Türkiye'nin tarih boyunca kitlesel göç hareketlerine insan odaklı bir anlayışla yaklaştığını belirterek, Orta Doğu'da kalıcı barış ve istikrarın ancak bölgesel işbirliği, ortak kalkınma ve uluslararası hukuk temelinde kurulacak yeni bir güvenlik mimarisiyle mümkün olacağını ifade etti. İçişleri Bakan Yardımcısı Dr. Mehmet Cangir ise Suriye krizinin göç yönetiminin uluslararası koordinasyon gerektiren çok boyutlu bir alan olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, Türkiye'nin krizin ilk gününden itibaren meseleyi insani sorumluluk anlayışıyla ele aldığını ve atılan her adımın merkezinde insan onurunun yer aldığını vurguladı. 1. Oturum: ÜST DÜZEYLİ PANELDE BÖLGESEL KOORDİNASYON ELE ALINDI Forumun “Bölgesel Göç Hareketlerinin Geleceği, Bölgesel İstikrar ve Gönüllü Geri Dönüşte Bölgesel Koordinasyon: Ortak Sorumluluk Modelleri” başlıklı ilk oturumu, Göç ve Diaspora Vakfı Başkanı Recep Seyyar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde Türkiye Göç İdaresi Başkanı Muhammed Selami Yazıcı, Suriye Afet Bakan Yardımcısı Ahmed Ekzez, Lübnan Sosyal İşler ve Aile Bakanı Hanin Esseyyid, Irak Göç ve Göçmen Bakan Vekili Dr. Kerim Nuri ile Dışişleri Bakanlığı Göç Politikaları ve Vize İşlemleri Genel Müdür Vekili Reyhan Özgür değerlendirmelerde bulundu. Oturumda güvenli ve onurlu geri dönüş sürecinde devletler arası siyasi mutabakatın güçlendirilmesi, bölgesel sahiplenmenin artırılması ve kriz yönetiminde ortak bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. 2. Oturum: SINIR ÖTESİ YÖNETİŞİM VE KURUMLAR ARASI İLETİŞİM ELE ALINDI Forumun ikinci oturumu, “Sınır Ötesi Yönetişim ve Bölgesel Göçün Yönetiminde Güvenlik Algısı” başlığıyla, Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahman Babacan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde Irak Nehreyn Araştırmalar Merkezi Danışmanlar Kurulu Başkanı Dr. Ali Faris, Ürdün Haşimiye Komisyonu Başkanı Dr. Hüseyin Muhammed Şibli, Mısır El Hayr Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Süheyr Awad ve Suriye Milletvekili Dr. Husam Hamdan görüşlerini paylaştı. Oturumda bölge ülkeleri arasında veri paylaşımının geliştirilmesi, kayıt sistemlerinin uyumlu hâle getirilmesi, sınır geçişlerindeki lojistik süreçlerin kolaylaştırılması ve kriz dönemlerinde kurumlar arasında doğrudan iletişim sağlayacak mekanizmaların oluşturulması ele alındı. ALTI ÜLKEDEN ÜST DÜZEY KATILIM Forum, yalnızca akademik ve sivil toplum çevrelerini değil, karar verici kamu otoritelerini de aynı masa etrafında buluşturdu. Katılımcılar arasında; Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakan Yardımcısı Dr. Mehmet Cangir Türkiye Göç İdaresi Başkanı Muhammet Selami Yazıcı Türkiye AFAD Başkan Yardımcısı Hamza Taşdelen Türkiye Milletvekilleri Dr. Abdurrahman Babacan, Dr. Ravza Kavakçı Kan Göç Politikaları ve Vize İşlemleri Genel Müdür V. Reyhan Özgür Suriye Acil Durum ve Afet Bakan Yardımcısı Ahmed Ekzayez Suriye Dışişleri Bakanlığı Türkiye İkili İlişkiler Genel Müdürü Inas Al Najjar Lübnan Sosyal İşler Bakanı Dr. Hanin Sayyed Lübnan Arap Merkezi Müdürü Nasser Yassine Khaled Irak Göç ve Göçmen Bakan Vekili Dr. Karim al - Nouri Suriye Milletvekilleri Dr. Husam Hamdan, Azzam Hancı Lübnan Başbakan Yardımcısı Danışmanı Sohaib Jawhar Mısır Eğitim ve Kalkınma Kurulu Başkanı Dr. Süheyr Awad Ürdün Haşimiye Komisyonu Başkanı Dr. Hüseyin Muhammed Şibli UNHCR Türkiye Temsilci Yardımcısı Daniela Carmela Cicchella Bölge Ülkelerinin Stratejik Araştırma Merkezleri Başkanları Üniversite Rektörleri Akademisyenler ve Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri yer aldı. Bu üst düzey katılım, forumun bölgesel diplomasi ve göç politikaları açısından taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koydu. ALTI ANA PANELDE ORTAK ÇÖZÜM ARAYIŞLARI Forum kapsamında düzenlenen altı ana oturumda, bölgesel göç yönetiminin siyasi, hukuki, idari, ekonomik ve sosyal boyutları kapsamlı biçimde değerlendirildi. İlk gün gerçekleştirilen Protokol ve Yüksek Düzeyli Panel'de Türkiye, Suriye, Irak ve Lübnan başta olmak üzere bölge ülkelerinin üst düzey temsilcileri; güvenli ve gönüllü geri dönüş, ortak sorumluluk modelleri ve bölgesel koordinasyon mekanizmalarını ele aldı. Ardından düzenlenen Bakanlıklar ve Bürokrasi Paneli'nde sınır ötesi yönetişim, kayıt sistemlerinin entegrasyonu, veri paylaşımı, kriz yönetimi ve kurumlar arası koordinasyon başlıkları değerlendirildi. Bölgesel Göç Yönetimi Tecrübesi oturumlarında ise Türkiye, Ürdün, Irak, Lübnan ve Suriye'den kamu temsilcileri ile araştırma merkezi yöneticileri, ülkelerindeki saha deneyimlerini ve başarılı uygulama örneklerini paylaştı. Forumun ikinci gününde gerçekleştirilen Stratejik Panel'de yeniden imar, güvenli yaşam alanlarının oluşturulması, konut, sağlık ve eğitim altyapısının güçlendirilmesi ile uluslararası finansman mekanizmaları üzerinde duruldu. Devam eden oturumlarda AFAD, UNHCR ve bölge ülkelerinin kamu kurumları ile üniversitelerinden temsilciler; göç yönetiminde kurumsal kapasitenin artırılması, insani yardım mekanizmaları ve ortak politika geliştirme süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. BEŞ YUVARLAK MASA ÇALIŞTAYI DÜZENLENDİ Forum süresince gerçekleştirilen beş ayrı yuvarlak masa çalıştayında; Hukuki ve lojistik engeller, Yeniden imar, Toplumsal uyum, Kamu-sivil toplum iş birliği, Bölgesel göç hareketlerinin geleceği başlıklarında politika önerileri geliştirildi. Araştırma merkezleri, düşünce kuruluşları ve uzmanların katkılarıyla hazırlanan öneriler, forumun sonuç bildirgesine temel oluşturdu. İKİLİ GÖRÜŞMELER VE KURUMLAR ARASI TEMASLAR Forum kapsamında ülkelerden gelen heyetler ile kamu kurumları, araştırma merkezleri, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri arasında ikili görüşmeler gerçekleştirildi. Görüşmelerde kurumlar arası iletişimin güçlendirilmesi, ortak çalışma alanlarının geliştirilmesi ve bölgenin refahına katkı sağlayacak iş birliği imkânları ele alındı. Heyetler, göç yönetimi, gönüllü geri dönüş, yeniden imar, insani yardım ve kalkınma başlıklarında karşılıklı görüş alışverişinde bulunarak önümüzdeki dönemde hayata geçirilebilecek ortak çalışmalar üzerine değerlendirmeler yaptı. ANKARA'DAN İNSAN ONURU VE GÖNÜLLÜLÜK VURGUSU Forum boyunca yapılan değerlendirmelerde; güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüş süreçlerinin ancak uluslararası hukuk ilkeleri doğrultusunda, bölgesel sahiplenme anlayışıyla ve ülkeler arasında güçlü koordinasyon mekanizmaları kurularak sürdürülebileceği ortak görüşü öne çıktı. Katılımcılar ayrıca göçün yalnızca güvenlik boyutuyla değil; insani, sosyal ve kalkınma boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Forum, 23 Temmuz 2026’da tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Göç Ve Diaspora Vakfı Forumu Ankara’da Başladı Haber

Göç Ve Diaspora Vakfı Forumu Ankara’da Başladı

Göç ve Diaspora Vakfı ev sahipliğinde düzenlenen Bölgesel Göç ve Geri Dönüş Forumu 21 Temmuz 2026’da Ankara’da başladı. Türkiye, Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Mısır’dan üst düzey kamu temsilcileri, akademisyenler ve STK’ların katıldığı forumda, Suriyelilerin güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşü için bölgesel iş birliği ve ortak sorumluluk vurgusu öne çıktı. Açılış oturumunda protokol konuşmalarının ardından; güvenli, onurlu ve sürdürülebilir geri dönüş perspektifleri çerçevesinde bölgesel iş birliği ve ortak sorumluluk anlayışının önemi öne çıktı. Gün boyunca gerçekleştirilen üç oturumda sırasıyla protokol ve yüksek düzeyli panel, bakanlıklar ve bürokrasi paneli ile bölgesel göç yönetimi tecrübesi özel oturumu ele alındı. Panellerin ardından düzenlenen yuvarlak masa çalıştaylarında; geri dönüşün önündeki hukuki ve lojistik engeller, bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, sınır ötesi koordinasyon ve göçün sosyo-ekonomik boyutu üzerine kapsamlı istişarelerde bulunuldu. İlk gün, geri dönüş süreçlerinin yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini de şekillendireceğine dikkat çeken değerlendirmelerle tamamlandı. Forumun açılışını yapan Göç ve Diaspora Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı *Recep Seyyar*, geri dönüşün ancak bölgesel iş birliği ve ortak politika üretimiyle mümkün olacağını söyledi. Seyyar, “Suriyeli sığınmacıların gönüllü dönüşü, Suriye’nin karar verici aktörlerinin sürece aktif katılımına bağlıdır” dedi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Özel: “İnsan Odaklı Yaklaşım Sürüyor Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel, açılış oturumundaki konuşmasında Türkiye'nin tarih boyunca göç hareketlerine insan odaklı bir anlayışla yaklaştığını belirterek, bölgesel barış, güvenlik ve refahın ancak iş birliği, ortak kalkınma ve bölgesel sahiplenme temelinde inşa edilebileceğini ifade etti. Ortak sınamalar karşısında dost ve kardeş ülkelerin birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çeken Özel, Türkiye'nin uluslararası hukuk çerçevesinde koruma politikalarını sürdürürken küresel insani çabalara da katkı sunmaya devam ettiğini kaydetti. Özel, göç yönetiminde kalıcı çözümlerin ancak göçün temel nedenlerine odaklanan, iş birliği ve ortak sorumluluk anlayışını esas alan politikalarla mümkün olacağını vurguladı. Çatışma, istikrarsızlık ve yoksulluk gibi göçü tetikleyen unsurlarla mücadelede bölgesel dayanışmanın önemine değinen Özel; uluslararası hukuk, insan onuru ve adil yük paylaşımı ilkelerinin göç politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini belirtti. İçişleri Bakan Yardımısı Cangir: “Merkezde İnsan Onuru Var” Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakan Yardımcısı Dr. Mehmet Cangir ise Suriye'de son 15 yılda yaşanan gelişmelerin, göç yönetiminin uluslararası dayanışma ve koordinasyon gerektiren çok boyutlu bir mesele olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Suriye krizinin milyonlarca insanı yerinden ettiğini ve komşu ülkelere önemli sorumluluklar yüklediğini belirten Cangir, Türkiye'nin sürecin ilk gününden itibaren meseleyi insani bir sorumluluk olarak ele aldığını vurguladı. Açık kapı politikası ve geçici koruma uygulamalarıyla milyonlarca Suriyeliye güvenli bir yaşam alanı sunulduğunu belirten Cangir, atılan her adımın merkezinde insan onurunun yer aldığını dile getirdi. Göç yönetiminin yalnızca koruma politikalarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Cangir, eğitimden istihdama uzanan çeşitli uyum politikalarıyla toplumsal uyumun güçlendirilmesi için önemli adımlar atıldığını, uluslararası kuruluşlarla yürütülen iş birliklerinin de bu sürece katkı sağladığını kaydetti. Yüksek Düzeyli Panelde Ortak Mesaj: Bölgesel Koordinasyon Vakıf Başkanı Recep Seyyar moderatörlüğünde yapılan Protokol ve Yüksek Düzeyli Panel’de 5 ülkeden bakan ve bakan yardımcıları aynı masaya oturdu. Panelde; güvenli geri dönüş, sınır ötesi koordinasyon ve kriz yönetiminde ortak sorumluluk modelleri tartışıldı. Panele katkı sunan Göç İdaresi Başkanı Muhammed Selami Yazıcı, Suriye Afet Bakan Yardımcısı Ahmed Ekzez, Lübnan Sosyal İşler Bakanı Hanin Esseyyid, Irak Göç ve Göçmen Bakan Vekili Dr. Kerim Nuri ve Dışişleri Genel Müdür Vekili Reyhan Özgür’e teşekkür plaketi takdim edildi. Panel sonrası düzenlenen “Hukuki ve Lojistik Engelleri Aşmak” çalıştayında bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi ve sınır ötesi koordinasyon ağlarının kurulması masaya yatırıldı. Kurumsal Boyut ve Saha Tecrübesi Masaya Yatırıldı Bakanlıklar ve Bürokrasi Paneli’nde Prof. Dr. Abdurrahman Babacan moderatörlüğünde; Irak’tan Dr. Ali Faris, Ürdün’den Dr. Hüseyin Muhammed Şibli, Mısır’dan Dr. Süheyr Awad ve Suriye’den Dr. Husam Hamdan konuştu. Panelde veri paylaşımı, kayıt sistemleri entegrasyonu ve kurumlar arası iş birliği mekanizmaları ele alındı. Bölgesel Göç Yönetimi Tecrübeleri Paylaşıldı Prof. Dr. Veysel Kurt’un moderatörlüğünü yaptığı Bölgesel Göç Yönetimi Tecrübesi Oturumu’nda bölge ülkelerinin saha deneyimleri masaya yatırıldı. Oturumda Uluslararası İslam Hayır Kurumu Ürdün Direktörü Dr. Mustafa Avvad, Irak Enki Stratejik Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Ali El Mamuri, Lübnan Arap Merkezi Müdürü Nasır Yasin ve Suriye Afet Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Genel Müdürü Dr. Eymen El-Akkad konuşmacı olarak yer aldı. “Sürdürülebilir Dönüş İçin Kalkınma Formülleri” çalıştayında ise geri dönüş bölgelerinde istihdam, bölgesel fon yönetimi ve ev sahibi ülkelerin yükünü hafifletecek modeller tartışıldı. Forum, bölgesel göç yönetiminde ortak vizyon ve somut iş birliği adımlarının atılması hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AIRCAIRO Tüm İstanbul Operasyonlarını İGA’ya Taşıyor  Haber

AIRCAIRO Tüm İstanbul Operasyonlarını İGA’ya Taşıyor 

İGA İstanbul Havalimanı’na ilk uçuşunu 23 Temmuz tarihinde gerçekleştiren AIRCAIRO, Kahire-İstanbul hattında haftanın her günü karşılıklı sefer düzenleyecek. Stratejik iş birliği kapsamında, Mısır’ın Şarm El-Şeyh şehrine uçuşlar 26 Ekim, Hurgada’ya ise 26 Aralık 2026 itibarıyla başlayacak. İstanbul’dan Mısır’ın üç önemli noktasına düzenlenecek bu uçuşlarla AIRCAIRO, İstanbul’daki tüm operasyonlarını İGA İstanbul Havalimanı üzerinden yürütecek ve 2026 yıl sonu itibarıyla toplam haftalık 11 frekans ile hizmet verecek. AIRCAIRO, Kahire, Şarm El-Şeyh ve Hurgada uçuşları için bilet satışına başladı. Dünyanın dört bir yanından misafirlerine sundukları kesintisiz, konforlu ve eşsiz seyahat deneyimini her geçen gün daha da geliştirmek, İGA’nın küresel liderliğini sürdürülebilir kılmak için çalıştıklarının altını çizen İGA İstanbul Havalimanı Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Server Aydın sözlerini şöyle sürdürdü: “İGA İstanbul Havalimanı olarak, küresel havacılıktaki öncü rolümüzü her geçen gün pekiştiriyor ve ‘Dünyanın buluşma merkezi’ özelliğimizi yeni yatırımlarla sürekli ileriye taşıyoruz. Bu kapsamda yürüttüğümüz stratejimizin ve kararlı faaliyetlerin en son halkası olan AIRCAIRO’nun tüm İstanbul operasyonlarını İGA İstanbul Havalimanı’na taşıması çok kıymetli. Böylece, Türkiye ile Mısır arasındaki hava yolu bağlantıları güçlenirken iki ülke arasındaki turizme, ticarete ve kültürel alışverişe de çok yönlü bir katkı sağlanacak.” 2003 yılında kurulan ve 90’dan fazla destinasyona ulaşan AIRCAIRO, konforlu ve bütçe dostu seyahat alternatifleriyle tanınıyor. Mısır’ın bayrak taşıyıcı hava yolu EgyptAir’in iştiraki olan şirket, uluslararası uçuş ağına sahip. AIRCAIRO Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hussein Sherif iş birliğini şu sözlerle değerlendirdi: “İstanbul, bölgenin en önemli havacılık kapılarından biri ve AIRCAIRO’nun tüm operasyonlarının İGA İstanbul Havalimanı’na taşınması, büyüme stratejimizde ve dünya standartlarındaki havalimanlarıyla iş birlikleri yoluyla uluslararası ağımızı genişletme taahhüdümüzde önemli bir kilometre taşını temsil ediyor. Bu adım, müşterilerimize daha güçlü bağlantı, daha yüksek operasyonel verimlilik ve gelişmiş bir seyahat deneyimi sunmamızı sağlıyor. Kahire, Şarm El-Şeyh ve Hurgada’ya direkt erişim sunarak Mısır ve Türkiye arasındaki güçlü bağları daha da pekiştirmekten de memnuniyet duyuyoruz.” Sherif ayrıca, AIRCAIRO’nun genişleyen ağının İstanbul-Kahire pazarındaki mevcut kapasiteyi tamamlayacağını ve yeni seferlerin yolcu trafiğinde önemli bir artışa katkı sağlayarak Mısır’ın Kızıldeniz destinasyonlarına yönelik turizm için önemli fırsatlar yaratacağını belirtti. Misafirlerine daha fazla frekans seçeneği, esneklik ve fiyat alternatifi sunmak için yatırımlarına devam eden İGA İstanbul Havalimanı, dünyanın dört bir yanından önemli hava yolu şirketlerini bünyesine katarak lider küresel aktarma merkezi (hub) konumunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım'dan Sürdürülebilir Tarım Hamlesi: Verimlilikte Rekor Artış Haber

Sunar Yatırım'dan Sürdürülebilir Tarım Hamlesi: Verimlilikte Rekor Artış

Sunar Yatırım, sürdürülebilirlik yaklaşımını tarımsal değer zincirinin tamamına yayılan bütüncül bir üretim modeli olarak benimsiyor. Ayçiçeği, mısır ve buğday üretimine odaklanan şirket, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla elde ettiği her ham maddeyi döngüsel ekonomi anlayışıyla değerlendirerek farklı sektörler için katma değerli ürünlere dönüştürüyor. Entegre üretim yapısı sayesinde üretim süreçlerinde ortaya çıkan yan ürünler yeniden değerlendirilerek kaynak verimliliği artırılırken, doğal kaynakların korunmasına ve gıda güvenliğine katkı sunuluyor. Bu bütüncül üretim modeliyle Sunar Yatırım, global ölçekte üstlendiği stratejik sorumluluk doğrultusunda geleceğe yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Sürdürülebilirliği stratejik bir sorumluluk olarak değerlendiren Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, hasat dönemine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Tarım tüm faaliyetlerimizin temelinde yer alıyor. Sürdürülebilir tarım da kuruluşumuzdan bu yana tüm üretim felsefemizin temelinde yer alan en önemli değerlerimizden biri. Biz üretimi yalnızca ham madde elde etmek olarak değil, döngüsel ekonomi anlayışıyla değer üreten entegre bir ekosistem olarak görüyoruz. Bir mısır tanesi bizim için yalnızca bir ürün değil; gıda, yem, ilaç, kozmetik ve sanayi başta olmak üzere onlarca farklı sektöre değer üreten döngüsel bir ekonomi zincirinin başlangıç noktası. Tüm üretim tesislerimizde ortaya çıkan her yan ürünü yeniden değerlendiriyor, hiçbir kaynağın israf edilmediği bir sistemle ham maddelerimizi ekonomiye tekrar kazandırıyoruz. Böylece sürdürülebilir tarımla elde ettiğimiz her ürün, farklı sektörlere değer üreten yeni bir kaynağa dönüşüyor. Bu anlayışla sürdürülebilir tarım uygulamalarımızda toprak analizi, sözleşmeli üretim ve izlenebilir tedarik zinciri başta olmak üzere birçok alanda çiftçilerimizle birlikte çalışıyor; verimliliği artırırken doğal kaynakları koruyan uygulamaları yaygınlaştırıyoruz. Hasat döneminin tüm çiftçilerimiz için bereketli geçmesini diliyorum” dedi. Sürdürülebilir tarımda toprak yönetimi ve atık dönüşümü merkezi rol oynuyor Sunar Yatırım’ın, toprak analizine dayalı üretim planlamasıyla gereksiz gübre kullanımı azaltılarak üretim daha doğru girdilerle şekilleniyor. Böylece verimlilik artışı destekleniyor. Anız yönetimi uygulamalarıyla tarımsal atıklarda yaklaşık yüzde 50 oranında azalma sağlanıyor. Bu atıklar toprağa geri kazandırılarak doğal gübre etkisi oluşturuyor. Sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye alım garantisi sunularak üretim güvenliği artırılıyor. Sürdürülebilir tarım programı kapsamında ayçiçeği ve mısır üretiminde oluşturulan toplam üretim hacmi, binlerce tonluk bir büyüklüğe ulaşarak şirketin sürdürülebilir ham madde tedarikine önemli katkı sağlıyor. Bu kapsamda, sürdürülebilir tarım ekosistemi güçleniyor. Ar-Ge odaklı yaklaşım, tarımda geleceğin üretim modelini şekillendiriyor İklim değişikliği, su stresi ve artan küresel sağlıklı gıda talebi tarım sektöründe yeni üretim modellerini zorunlu hale getiriyor. Sunar Yatırım bu dönüşümde Ar-Ge merkezli bir yaklaşım benimsiyor. Daha az kaynakla daha yüksek verim sağlayan üretim modelleri geliştiriliyor, veri temelli tarımsal planlama yaygınlaştırılıyor. Veri temelli tarım uygulamalarının sonuçları rakamlara da yansıyor. Ayçiçeğinde dekar başına verim 10 yılı aşkın uygulanan sürdürülebilir tarım modeliyle 103 kg’dan 202 kg’a yükselirken, mısırda ise son bir yılda sürdürülebilir tarım uygulamalı üretim alanı yüzde 43 oranında arttı. Hassas tarım uygulamaları üretim süreçlerine entegre edilerek iklim dirençli üretim sistemleri güçleniyor. Böylece, sofralara sunulan gıdaların sağlıklı olduğundan emin olunuyor. Su yönetimi ve yağmur hasadı gibi uygulamalar geleceğin tarım modelinde kritik rol oynuyor. Şirket teknolojiyi, doğal kaynakları daha verimli kullanmayı sağlayan stratejik bir araç olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım, Mısırda Sürdürülebilir Uygulamalı Tarım Alanlarını 1 Yılda Yüzde 43 Artırdı Haber

Sunar Yatırım, Mısırda Sürdürülebilir Uygulamalı Tarım Alanlarını 1 Yılda Yüzde 43 Artırdı

Özellikle süregelen ayçiçeği ve mısır üretiminde, çiftçilerle birlikte geliştirdiği model sayesinde verimliliği artırmaya ve kaynak kullanımını optimize etmeye devam ediyor. Sunat Yatırım, sürdürülebilir uygulamalı tarım alanlarında ayçiçeğinde dekar başına verimi 8 yılda yüzde 96, mısırda ise son bir yılda sürdürülebilir tarım uygulamalı üretim alanını yüzde 43 oranında artırdı. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuyla ilgili açıklamasında “Sürdürülebilir tarım, şirketimizin kuruluşundan bu yana en temel önceliği. Tüm üretim felsefemizin temelinde yatan bu olgu, çalışmalarımızı döngüsel ekonomi yaklaşımı üzerine inşa etmemizi sağlıyor. Çiftçilerimizle birlikte geliştirdiğimiz kaynağı israfa değil, yeniden değere dönüştüren yaklaşımımız sayesinde hem üretimde verimliliği artırıyor hem de toprağın, tarımın, üretimin ve çiftçi ailelerimizin geleceğini güvence altına alıyoruz.” dedi. Sunar Yatırım, sürdürülebilirlik yaklaşımını tarımsal değer zincirinin tamamına yayılan bütüncül bir üretim modeli olarak benimsiyor. Ayçiçeği, mısır ve buğday üretimine odaklanan şirket, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla elde ettiği her ham maddeyi döngüsel ekonomi anlayışıyla değerlendirerek farklı sektörler için katma değerli ürünlere dönüştürüyor. Entegre üretim yapısı sayesinde üretim süreçlerinde ortaya çıkan yan ürünler yeniden değerlendirilerek kaynak verimliliği artırılırken, doğal kaynakların korunmasına ve gıda güvenliğine katkı sunuluyor. Bu bütüncül üretim modeliyle Sunar Yatırım, global ölçekte üstlendiği stratejik sorumluluk doğrultusunda geleceğe yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Sürdürülebilirliği stratejik bir sorumluluk olarak değerlendiren Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, hasat dönemine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Tarım tüm faaliyetlerimizin temelinde yer alıyor. Sürdürülebilir tarım da kuruluşumuzdan bu yana tüm üretim felsefemizin temelinde yer alan en önemli değerlerimizden biri. Biz üretimi yalnızca ham madde elde etmek olarak değil, döngüsel ekonomi anlayışıyla değer üreten entegre bir ekosistem olarak görüyoruz. Bir mısır tanesi bizim için yalnızca bir ürün değil; gıda, yem, ilaç, kozmetik ve sanayi başta olmak üzere onlarca farklı sektöre değer üreten döngüsel bir ekonomi zincirinin başlangıç noktası. Tüm üretim tesislerimizde ortaya çıkan her yan ürünü yeniden değerlendiriyor, hiçbir kaynağın israf edilmediği bir sistemle ham maddelerimizi ekonomiye tekrar kazandırıyoruz. Böylece sürdürülebilir tarımla elde ettiğimiz her ürün, farklı sektörlere değer üreten yeni bir kaynağa dönüşüyor. Bu anlayışla sürdürülebilir tarım uygulamalarımızda toprak analizi, sözleşmeli üretim ve izlenebilir tedarik zinciri başta olmak üzere birçok alanda çiftçilerimizle birlikte çalışıyor; verimliliği artırırken doğal kaynakları koruyan uygulamaları yaygınlaştırıyoruz. Hasat döneminin tüm çiftçilerimiz için bereketli geçmesini diliyorum” dedi. Sürdürülebilir tarımda toprak yönetimi ve atık dönüşümü merkezi rol oynuyor Sunar Yatırım’ın, toprak analizine dayalı üretim planlamasıyla gereksiz gübre kullanımı azaltılarak üretim daha doğru girdilerle şekilleniyor. Böylece verimlilik artışı destekleniyor. Anız yönetimi uygulamalarıyla tarımsal atıklarda yaklaşık yüzde 50 oranında azalma sağlanıyor. Bu atıklar toprağa geri kazandırılarak doğal gübre etkisi oluşturuyor. Sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye alım garantisi sunularak üretim güvenliği artırılıyor. Sürdürülebilir tarım programı kapsamında ayçiçeği ve mısır üretiminde oluşturulan toplam üretim hacmi, binlerce tonluk bir büyüklüğe ulaşarak şirketin sürdürülebilir ham madde tedarikine önemli katkı sağlıyor. Bu kapsamda, sürdürülebilir tarım ekosistemi güçleniyor. Ar-Ge odaklı yaklaşım, tarımda geleceğin üretim modelini şekillendiriyor İklim değişikliği, su stresi ve artan küresel sağlıklı gıda talebi tarım sektöründe yeni üretim modellerini zorunlu hale getiriyor. Sunar Yatırım bu dönüşümde Ar-Ge merkezli bir yaklaşım benimsiyor. Daha az kaynakla daha yüksek verim sağlayan üretim modelleri geliştiriliyor, veri temelli tarımsal planlama yaygınlaştırılıyor. Veri temelli tarım uygulamalarının sonuçları rakamlara da yansıyor. Ayçiçeğinde dekar başına verim 10 yılı aşkın uygulanan sürdürülebilir tarım modeliyle 103 kg’dan 202 kg’a yükselirken, mısırda ise son bir yılda sürdürülebilir tarım uygulamalı üretim alanı yüzde 43 oranında arttı. Hassas tarım uygulamaları üretim süreçlerine entegre edilerek iklim dirençli üretim sistemleri güçleniyor. Böylece, sofralara sunulan gıdaların sağlıklı olduğundan emin olunuyor. Su yönetimi ve yağmur hasadı gibi uygulamalar geleceğin tarım modelinde kritik rol oynuyor. Şirket teknolojiyi, doğal kaynakları daha verimli kullanmayı sağlayan stratejik bir araç olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi Haber

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi

Yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer elektronik bileşenlerden oluşan geniş ürün portföyüyle kapsamlı teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, uluslararası büyüme stratejisi kapsamında yeni bir adım daha attı. Dubai merkezli olarak kurulan Empa MENA ile şirket, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) pazarındaki faaliyetlerini tek çatı altında daha etkin şekilde yönetmeyi hedefliyor. Yeni yapılanma sayesinde Empa Elektronik, uzun yıllardır faaliyet gösterdiği bölgede müşterilerine daha yakın olacak; satış, teknik destek ve mühendislik hizmetlerini daha hızlı ve etkin biçimde sunabilecek. Empa MENA; başta Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma başta olmak üzere geniş bir alanda iş geliştirme faaliyetleri yürütecek. Şirket, bölgedeki müşterilerine yarı iletkenler, güç kaynakları, elektromekanik bileşenler ve LED aydınlatma çözümlerinin yanı sıra Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi'nin mühendislik kabiliyetlerini de sunarak, bölgeye daha yakın ve daha etkin hizmet vermeyi hedefliyor. "Bölgesel varlığımızı güçlendiriyoruz" Empa Elektronik CEO'su Murat Sarpel, Empa MENA'nın şirketin yeni coğrafyalarda büyüme stratejisinin önemli adımlarından biri olduğunu belirterek, "Empa MENA ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki müşterilerimize çok daha yakın olacağız. Yerleşik bir yapılanmayla bölgede faaliyet göstermek, müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt vermemizi ve iş ortaklarımıza daha etkin destek sunmamızı sağlayacak. Aynı zamanda iş ortaklarımızın bölgedeki büyüme hedeflerine de katkı sağlayacak güçlü bir yapı oluşturuyoruz" dedi. Empa MENA'nın, Empa Elektronik'in küresel büyüme stratejisinde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Sarpel, şunları söyledi: Dijital dönüşüm ve savunma yatırımları bölgeyi öne çıkarıyor "Başta Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan olmak üzere MENA bölgesinde dijital dönüşüm, savunma sanayi ve ileri teknoloji alanlarında son yıllarda çok önemli yatırımlar gerçekleştiriliyor. Bu yatırımların artarak devam etmesi, bölgenin teknoloji ekosistemini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma gibi Empa Elektronik'in güçlü olduğu sektörlerde önemli fırsatlar görüyoruz. Empa Electronics MENA ile Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır başta olmak üzere tüm bölgede bu potansiyeli daha etkin değerlendirmeyi hedefliyoruz." Küresel büyüme stratejisinin yeni halkası Empa Elektronik'in uluslararası büyüme hedefleri doğrultusunda bölgesel yapılanmalarını güçlendirmeye devam ettiğini vurgulayan Murat Sarpel, "Coğrafi etki alanımızı genişletmek stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Daha önce Macaristan merkezli Empa Electronics CEE ile Orta ve Doğu Avrupa'da önemli bir yapılanma oluşturduk. Empa MENA ile bu kez Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki varlığımızı güçlendiriyoruz. Bölgesel etki alanımızın genişlemesi sayesinde yeni pazarlardaki fırsatlara daha kolay erişirken, iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü ilişkileri farklı coğrafyalara taşıyor ve küresel ölçekte daha da sağlamlaştırıyoruz" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın Dört Yanından Tahıl, Yem ve Gıda İşleme Sektörü Liderleri İstanbul’da Buluştu  Haber

Dünyanın Dört Yanından Tahıl, Yem ve Gıda İşleme Sektörü Liderleri İstanbul’da Buluştu 

Bu yılki iş birliği hedefi 1 milyar dolar olarak belirlenen fuarı düzenleyen HAGE Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Ali Kalkan, açılış töreninde “Bugün burada yalnızca bir fuarın açılışını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda dünya tahıl, un, yem ve değirmencilik teknolojileri sektörünün geleceğini şekillendirecek yeni iş birliklerinin, yeni yatırımların ve yeni fırsatların kapısını birlikte aralıyoruz” dedi. 25-27 Haziran tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen İDMA İstanbul 2026; un, yem, mısır, irmik, pirinç, bulgur, bakliyat, makarna ve bisküvi teknolojileri başta olmak üzere tahıl ve gıda işleme endüstrisinin tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturuyor. Bu yıl fuarda 1 milyar dolarlık iş birliği hacmine ulaşılması hedefleniyor. İDMA İstanbul 2026’nın açılış törenine sektör temsilcileri, kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen profesyoneller yoğun ilgi gösterdi. Küresel gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim ve değirmencilik teknolojilerindeki dönüşümün ele alındığı fuar, aynı zamanda sektörün geleceğine yön veren önemli bir platform olarak öne çıkıyor. 23 senede 34 milyar dolar ihracat kazandıran sektör Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal da açılışa yaptığı konuşmada, şu an hasat döneminde olunduğunu bildirerek, "Türk üreticisinin emeğini katma değere dönüştüren sektörlerin hepsi burada, temsilcileri burada. Sektör, Türkiye'ye son 23 senede 34 milyar dolar ihracat katma değeri kazandırdı"dedi. Güldal, "Değerli ihracatçılarımızı, sanayicilerimizi; ülkemizin istihdamına, iş gücüne, ekonomisine, ihracatına verdikleri katkıdan dolayı tebrik ediyorum. Bu fuarı, kalite ve teknolojinin güncellendiği, ticaretin, transferlerin yapıldığı bir ortam, platform olarak görüyoruz ve çok değerli olduğunu hissediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Sektörün ortak aklı buluşarak geleceğe yön veriyor Açılış töreninde konuşan HAGE Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Ali Kalkan, küresel gıda arzı, tahıl ticareti ve işleme teknolojilerinin geleceğine odaklanan İDMA İstanbul 2026’nın bugün geldiği noktada, yalnızca bir fuar değil, küresel tahıl ekonomisinin en önemli buluşma platformlarından biri haline dönüştüğünü belirtti. Kalkan, “İDMA yalnızca bir fuar değil; sektörümüzün ortak aklının, ortak vizyonunun ve uluslararası iş birliğinin buluşma noktasıdır. Bugün burada yalnızca bir fuarın açılışını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda dünya tahıl, un, yem ve değirmencilik teknolojileri sektörünün geleceğini şekillendirecek yeni iş birliklerinin, yeni yatırımların ve yeni fırsatların kapısını birlikte aralıyoruz” dedi. 120’den fazla ülkeden 10 binin üzerinde ziyaretçi bekleniyor Kalkan sözlerine şöyle devam etti; “Bu yıl 11'incisini gerçekleştirdiğimiz İDMA İstanbul'da, 400'ün üzerinde markayı sektör profesyonelleriyle buluşturuyoruz. Fuarımız boyunca 120'den fazla ülkeden 10 binin üzerinde profesyonel ziyaretçiyi ağırlıyoruz. Bu rakamlar yalnızca bir fuarın büyüklüğünü değil, aynı zamanda sektörümüzün küresel ölçekteki gücünü, dinamizmini ve İDMA markasına duyulan güveni de göstermektedir. Türkiye bugün değirmencilik teknolojileri alanında dünyanın lider ülkelerinden biridir. Ancak günümüz dünyasında başarı artık yalnızca üretmekle değil, birlikte üretmekle mümkündür. Bu nedenle İDMA'nın en büyük gücü; sergilenen teknolojilerin yanı sıra yıllar içerisinde oluşturduğu uluslararası iş birlikleri, dostluklar ve güven ortamıdır. Bugün bu salonda Avrupa'dan, Afrika'dan, Orta Doğu'dan, Asya'dan ve Amerika kıtasından gelen çok değerli misafirlerimizi ağırlıyoruz. Gıda arz güvenliği artık yalnızca ekonomik bir konu değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluktur. Artan dünya nüfusu, iklim değişikliği, enerji maliyetleri ve değişen tüketim alışkanlıkları sektörümüzü daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha teknolojik çözümler üretmeye yönlendirmektedir. İşte İDMA tam da bu dönüşümün merkezinde yer almaktadır. Bugün burada yalnızca makineleri ve teknolojileri sergilemiyoruz; aynı zamanda geleceğin gıda sistemlerini, uluslararası iş birliklerini ve sektörümüzün ortak vizyonunu da birlikte inşa ediyoruz.” Küresel tahıl ekonomisinin kalbi İstanbul’da atmaya başladı Üç günlük bir program çerçevesinde düzenlenen İDMA İstanbul 2026’da dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılar; yeni teknolojileri yakından inceleme, uluslararası iş birlikleri geliştirme ve küresel tahıl, yem ve gıda işleme sektörünün geleceğine ilişkin stratejik konuları değerlendirme fırsatı buldu. Ayrıca 60’tan fazla ülkeden delegasyon ve binlerce B2B görüşmeye ev sahipliği yapan İDMA İstanbul 2026, yeni ihracat bağlantıları geliştirmek, uluslararası iş ağlarını büyütmek ve yeni pazarlara erişim açısından önemli fırsatlar sundu. İDMA Global Grain & Milling Forum’da kritik başlıklar İDMA kapsamında eş zamanlı düzenlenen İDMA Global Grain & Milling Forum’da; gıda güvenliği, küresel tahıl ticareti, yeni nesil değirmencilik teknolojileri, yapay zekâ ve otomasyon, sürdürülebilir üretim, yem teknolojileri ve tedarik zinciri dayanıklılığı gibi kritik başlıklar ele alındı. Otomasyon ve sürdürülebilirlikten dijitalleşme ve izlenebilirliğe kadar tahıl ve yem endüstrisini şekillendiren tüm teknoloji paydaşları İstanbul’da bir araya geldi. Ayrıca fuar kapsamında, uluslararası sektör oturumları, teknoloji lansmanları, networking etkinlikleri, BBM Kitchen deneyim alanı, uluslararası iş görüşmeleri ve satın alma heyeti organizasyonları planlandı. Yükselen pazarlarda gıda güvenliği yatırımları hızlanıyor Uluslararası Tahıl Konseyi (IGC) verilerine göre dünya un ticaretinde yeniden büyüme beklentisi dikkat çekerken; özellikle Afrika, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya gibi yükselen pazarlarda gıda güvenliği yatırımları hız kazanıyor. Değişen tüketim alışkanlıkları, kentleşme ve stratejik gıda yatırımları; ileri işleme teknolojilerine yönelik talebi artırıyor. Tüm dünyada yıllık 570 milyon tonun üzerinde buğday işleniyor Dünya genelinde 12 binden fazla endüstriyel un değirmeni faaliyet gösterirken, yıllık 570 milyon tonun üzerinde buğday işleniyor. Sektörde artık yalnızca üretim kapasitesi değil; enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, dijital proses yönetimi, izlenebilirlik ve tedarik zinciri dayanıklılığı da rekabetin temel belirleyicileri arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Artan Maliyetler Üretim Haritasını Yeniden Çiziyor  Haber

Artan Maliyetler Üretim Haritasını Yeniden Çiziyor 

Türkiye’yi nitelikli ve katma değerli üretim merkezi olarak konumlandırırken, Mısır’da devreye aldığı yeni fabrikasıyla maliyet ve hacim avantajı sağlayan çok merkezli üretim modelini hayata geçiren MISIRLI Underwear & Socks, toplam üretim kapasitesini 95 milyon çift seviyesine taşıdı. Tekstil ve hazır giyim sektörü, hem Türkiye’de hem küresel pazarlarda maliyet ve rekabet baskısının arttığı bir dönemden geçiyor. Türkiye’de yüksek faiz ve maliyet baskısı imalat sanayini zorlarken, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe son üç yılda imalat sanayinde yaklaşık 560 bin istihdam kaybı yaşandığını; hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerin 2026’da da baskı altında kalacağını belirtiyor. Bu durum, üreticiler açısından kapasiteyi, maliyeti ve rekabet gücünü aynı anda yöneten daha esnek üretim modellerini zorunlu kılıyor. MISIRLI Underwear & Socks Yönetim Kurulu Üyesi Murat Eren Taşçı’nın değerlendirmelerine göre Türkiye’de işçilik maliyetlerinin vergilerle birlikte 1200 dolar bandına yaklaşması, düşük fiyatlı ürünlerde küresel rekabeti zorlaştırıyor. Taşçı, son beş yılda maaşların yaklaşık yüzde 500 artarken, döviz kurundaki artışın ihracatçı açısından yüzde 200 bandında kaldığını; bu nedenle daha önce 500-600 dolar seviyesinde olan ortalama işçilik maliyetinin ikiye katlandığını belirtiyor. Aynı değerlendirmede Mısır’da nitelikli işçilik maliyetinin 200-250 dolar bandında seyrettiğini vurgulayan Taşçı, bu farkın tekstil üreticileri için çok merkezli üretim stratejilerini daha cazip hale getirdiğini ifade ediyor. Küresel tedarik tarafında da benzer bir yönelim güçleniyor. Küresel hazır giyim markaları Çin ağırlıklı üretim operasyonlarından daha çeşitli ve bölgesel üretim ağlarına yöneliyor; Türkiye, Mısır, Ürdün ve Fas gibi üretim merkezleri Avrupa’ya yakın tedarik açısından önemini artırıyor. Mısır ekonomisinin 2024-25 mali yılında yüzde 4,5 büyümesi ve bu büyümede imalat aktivitesindeki artışın etkili olması da ülkenin bölgesel bir üretim üssü olarak konumunu sağlamlaştırmaya başladığını gösteriyor. Türkiye Kalite Üssü, Mısır Hacim Merkezi MISIRLI Underwear and Socks, bu yeni rekabet denkleminde Türkiye’deki üretim gücünü korurken, Mısır operasyonunu maliyet ve hacim avantajı sağlayan tamamlayıcı üretim merkezi olarak devreye aldı. Türkiye’deki akıllı üretim tesislerinde yıllık 65 milyon çift çorap üretim kapasitesine sahip olan marka, Mısır’daki operasyonuyla yıllık 30 milyon çift ek üretim kapasitesi kazandı ve toplam üretim kapasitesini 95 milyon çift seviyesine taşıdı. 19 aylık yatırım sürecinin ardından son 7 aydır üretim yapan Mısır operasyonu, markanın küresel fiyat rekabetine daha esnek yanıt verebilmesini sağlıyor. MISIRLI Underwear and Socks’ın çok merkezli üretim modelinde Türkiye; üretim tecrübesi, kalite standardı, tasarım kabiliyeti, sürdürülebilirlik yatırımları ve yüksek katma değerli ürünlerin merkezi olarak konumlanıyor. Mısır ise hacim, maliyet esnekliği ve küresel fiyat rekabeti açısından tamamlayıcı bir rol üstleniyor. Böylece MISIRLI, tek bir üretim merkezinin maliyet baskısına bağlı kalmadan, farklı pazar ihtiyaçlarına daha dengeli ve çevik yanıt verebilen bir modelle küresel rekabet gücünü artırıyor. Yeni Rekabet Alanı Katma Değerli Üretim Türkiye’de işçilik maliyetlerinin Avrupa seviyelerine yaklaşması, özellikle düşük fiyatlı ürün gruplarında rekabet baskısını artırıyor. Bu tabloda Türkiye için rekabet avantajı; düşük fiyatlı ürünlerden ziyade kaliteli, sürdürülebilir, hızlı teslim edilebilen ve yüksek katma değer taşıyan ürünlerde oluşuyor. Taşçı’ya göre Türkiye tekstilinin çıkış yolu, ucuz ürün gruplarında rekabeti sürdürmek yerine daha iyi ürünlere, yüksek kaliteye ve katma değerli üretime odaklanmaktan geçiyor. Sürdürülebilirlik yatırımları da bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. İlk etapta maliyet yaratan enerji ve su verimliliği yatırımları, orta vadede işletmelere rekabet gücü ve maliyet avantajı kazandırıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan MISIRLI Underwear & Socks Yönetim Kurulu Üyesi Murat Eren Taşçı, şunları söyledi: “Bugün tekstilde maliyet rekabetini tek bir ülke üzerinden yönetmek giderek zorlaşıyor. Türkiye bizim için kalite, tecrübe, sürdürülebilirlik ve katma değerli üretimin merkezi olmaya devam ediyor. Mısır fabrikamızı ise Türkiye’deki operasyonlarımızı tamamlayan, maliyet ve hacim avantajı sağlayan bir üretim merkezi olarak devreye aldık. Bu sayede Türkiye’de nitelikli üretimi güçlendirirken, küresel fiyat rekabetine de daha esnek yanıt verebiliyoruz. Türkiye tekstili için önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek olan, her üretim merkezini en doğru değer önerisiyle konumlandırabilmek olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.