Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mısır

Kapsül Haber Ajansı - Mısır haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mısır haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi Haber

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi

Yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer elektronik bileşenlerden oluşan geniş ürün portföyüyle kapsamlı teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, uluslararası büyüme stratejisi kapsamında yeni bir adım daha attı. Dubai merkezli olarak kurulan Empa MENA ile şirket, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) pazarındaki faaliyetlerini tek çatı altında daha etkin şekilde yönetmeyi hedefliyor. Yeni yapılanma sayesinde Empa Elektronik, uzun yıllardır faaliyet gösterdiği bölgede müşterilerine daha yakın olacak; satış, teknik destek ve mühendislik hizmetlerini daha hızlı ve etkin biçimde sunabilecek. Empa MENA; başta Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma başta olmak üzere geniş bir alanda iş geliştirme faaliyetleri yürütecek. Şirket, bölgedeki müşterilerine yarı iletkenler, güç kaynakları, elektromekanik bileşenler ve LED aydınlatma çözümlerinin yanı sıra Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi'nin mühendislik kabiliyetlerini de sunarak, bölgeye daha yakın ve daha etkin hizmet vermeyi hedefliyor. "Bölgesel varlığımızı güçlendiriyoruz" Empa Elektronik CEO'su Murat Sarpel, Empa MENA'nın şirketin yeni coğrafyalarda büyüme stratejisinin önemli adımlarından biri olduğunu belirterek, "Empa MENA ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki müşterilerimize çok daha yakın olacağız. Yerleşik bir yapılanmayla bölgede faaliyet göstermek, müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt vermemizi ve iş ortaklarımıza daha etkin destek sunmamızı sağlayacak. Aynı zamanda iş ortaklarımızın bölgedeki büyüme hedeflerine de katkı sağlayacak güçlü bir yapı oluşturuyoruz" dedi. Empa MENA'nın, Empa Elektronik'in küresel büyüme stratejisinde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Sarpel, şunları söyledi: Dijital dönüşüm ve savunma yatırımları bölgeyi öne çıkarıyor "Başta Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan olmak üzere MENA bölgesinde dijital dönüşüm, savunma sanayi ve ileri teknoloji alanlarında son yıllarda çok önemli yatırımlar gerçekleştiriliyor. Bu yatırımların artarak devam etmesi, bölgenin teknoloji ekosistemini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma gibi Empa Elektronik'in güçlü olduğu sektörlerde önemli fırsatlar görüyoruz. Empa Electronics MENA ile Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır başta olmak üzere tüm bölgede bu potansiyeli daha etkin değerlendirmeyi hedefliyoruz." Küresel büyüme stratejisinin yeni halkası Empa Elektronik'in uluslararası büyüme hedefleri doğrultusunda bölgesel yapılanmalarını güçlendirmeye devam ettiğini vurgulayan Murat Sarpel, "Coğrafi etki alanımızı genişletmek stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Daha önce Macaristan merkezli Empa Electronics CEE ile Orta ve Doğu Avrupa'da önemli bir yapılanma oluşturduk. Empa MENA ile bu kez Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki varlığımızı güçlendiriyoruz. Bölgesel etki alanımızın genişlemesi sayesinde yeni pazarlardaki fırsatlara daha kolay erişirken, iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü ilişkileri farklı coğrafyalara taşıyor ve küresel ölçekte daha da sağlamlaştırıyoruz" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın Dört Yanından Tahıl, Yem ve Gıda İşleme Sektörü Liderleri İstanbul’da Buluştu  Haber

Dünyanın Dört Yanından Tahıl, Yem ve Gıda İşleme Sektörü Liderleri İstanbul’da Buluştu 

Bu yılki iş birliği hedefi 1 milyar dolar olarak belirlenen fuarı düzenleyen HAGE Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Ali Kalkan, açılış töreninde “Bugün burada yalnızca bir fuarın açılışını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda dünya tahıl, un, yem ve değirmencilik teknolojileri sektörünün geleceğini şekillendirecek yeni iş birliklerinin, yeni yatırımların ve yeni fırsatların kapısını birlikte aralıyoruz” dedi. 25-27 Haziran tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen İDMA İstanbul 2026; un, yem, mısır, irmik, pirinç, bulgur, bakliyat, makarna ve bisküvi teknolojileri başta olmak üzere tahıl ve gıda işleme endüstrisinin tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturuyor. Bu yıl fuarda 1 milyar dolarlık iş birliği hacmine ulaşılması hedefleniyor. İDMA İstanbul 2026’nın açılış törenine sektör temsilcileri, kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen profesyoneller yoğun ilgi gösterdi. Küresel gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim ve değirmencilik teknolojilerindeki dönüşümün ele alındığı fuar, aynı zamanda sektörün geleceğine yön veren önemli bir platform olarak öne çıkıyor. 23 senede 34 milyar dolar ihracat kazandıran sektör Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal da açılışa yaptığı konuşmada, şu an hasat döneminde olunduğunu bildirerek, "Türk üreticisinin emeğini katma değere dönüştüren sektörlerin hepsi burada, temsilcileri burada. Sektör, Türkiye'ye son 23 senede 34 milyar dolar ihracat katma değeri kazandırdı"dedi. Güldal, "Değerli ihracatçılarımızı, sanayicilerimizi; ülkemizin istihdamına, iş gücüne, ekonomisine, ihracatına verdikleri katkıdan dolayı tebrik ediyorum. Bu fuarı, kalite ve teknolojinin güncellendiği, ticaretin, transferlerin yapıldığı bir ortam, platform olarak görüyoruz ve çok değerli olduğunu hissediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Sektörün ortak aklı buluşarak geleceğe yön veriyor Açılış töreninde konuşan HAGE Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Ali Kalkan, küresel gıda arzı, tahıl ticareti ve işleme teknolojilerinin geleceğine odaklanan İDMA İstanbul 2026’nın bugün geldiği noktada, yalnızca bir fuar değil, küresel tahıl ekonomisinin en önemli buluşma platformlarından biri haline dönüştüğünü belirtti. Kalkan, “İDMA yalnızca bir fuar değil; sektörümüzün ortak aklının, ortak vizyonunun ve uluslararası iş birliğinin buluşma noktasıdır. Bugün burada yalnızca bir fuarın açılışını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda dünya tahıl, un, yem ve değirmencilik teknolojileri sektörünün geleceğini şekillendirecek yeni iş birliklerinin, yeni yatırımların ve yeni fırsatların kapısını birlikte aralıyoruz” dedi. 120’den fazla ülkeden 10 binin üzerinde ziyaretçi bekleniyor Kalkan sözlerine şöyle devam etti; “Bu yıl 11'incisini gerçekleştirdiğimiz İDMA İstanbul'da, 400'ün üzerinde markayı sektör profesyonelleriyle buluşturuyoruz. Fuarımız boyunca 120'den fazla ülkeden 10 binin üzerinde profesyonel ziyaretçiyi ağırlıyoruz. Bu rakamlar yalnızca bir fuarın büyüklüğünü değil, aynı zamanda sektörümüzün küresel ölçekteki gücünü, dinamizmini ve İDMA markasına duyulan güveni de göstermektedir. Türkiye bugün değirmencilik teknolojileri alanında dünyanın lider ülkelerinden biridir. Ancak günümüz dünyasında başarı artık yalnızca üretmekle değil, birlikte üretmekle mümkündür. Bu nedenle İDMA'nın en büyük gücü; sergilenen teknolojilerin yanı sıra yıllar içerisinde oluşturduğu uluslararası iş birlikleri, dostluklar ve güven ortamıdır. Bugün bu salonda Avrupa'dan, Afrika'dan, Orta Doğu'dan, Asya'dan ve Amerika kıtasından gelen çok değerli misafirlerimizi ağırlıyoruz. Gıda arz güvenliği artık yalnızca ekonomik bir konu değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluktur. Artan dünya nüfusu, iklim değişikliği, enerji maliyetleri ve değişen tüketim alışkanlıkları sektörümüzü daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha teknolojik çözümler üretmeye yönlendirmektedir. İşte İDMA tam da bu dönüşümün merkezinde yer almaktadır. Bugün burada yalnızca makineleri ve teknolojileri sergilemiyoruz; aynı zamanda geleceğin gıda sistemlerini, uluslararası iş birliklerini ve sektörümüzün ortak vizyonunu da birlikte inşa ediyoruz.” Küresel tahıl ekonomisinin kalbi İstanbul’da atmaya başladı Üç günlük bir program çerçevesinde düzenlenen İDMA İstanbul 2026’da dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılar; yeni teknolojileri yakından inceleme, uluslararası iş birlikleri geliştirme ve küresel tahıl, yem ve gıda işleme sektörünün geleceğine ilişkin stratejik konuları değerlendirme fırsatı buldu. Ayrıca 60’tan fazla ülkeden delegasyon ve binlerce B2B görüşmeye ev sahipliği yapan İDMA İstanbul 2026, yeni ihracat bağlantıları geliştirmek, uluslararası iş ağlarını büyütmek ve yeni pazarlara erişim açısından önemli fırsatlar sundu. İDMA Global Grain & Milling Forum’da kritik başlıklar İDMA kapsamında eş zamanlı düzenlenen İDMA Global Grain & Milling Forum’da; gıda güvenliği, küresel tahıl ticareti, yeni nesil değirmencilik teknolojileri, yapay zekâ ve otomasyon, sürdürülebilir üretim, yem teknolojileri ve tedarik zinciri dayanıklılığı gibi kritik başlıklar ele alındı. Otomasyon ve sürdürülebilirlikten dijitalleşme ve izlenebilirliğe kadar tahıl ve yem endüstrisini şekillendiren tüm teknoloji paydaşları İstanbul’da bir araya geldi. Ayrıca fuar kapsamında, uluslararası sektör oturumları, teknoloji lansmanları, networking etkinlikleri, BBM Kitchen deneyim alanı, uluslararası iş görüşmeleri ve satın alma heyeti organizasyonları planlandı. Yükselen pazarlarda gıda güvenliği yatırımları hızlanıyor Uluslararası Tahıl Konseyi (IGC) verilerine göre dünya un ticaretinde yeniden büyüme beklentisi dikkat çekerken; özellikle Afrika, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya gibi yükselen pazarlarda gıda güvenliği yatırımları hız kazanıyor. Değişen tüketim alışkanlıkları, kentleşme ve stratejik gıda yatırımları; ileri işleme teknolojilerine yönelik talebi artırıyor. Tüm dünyada yıllık 570 milyon tonun üzerinde buğday işleniyor Dünya genelinde 12 binden fazla endüstriyel un değirmeni faaliyet gösterirken, yıllık 570 milyon tonun üzerinde buğday işleniyor. Sektörde artık yalnızca üretim kapasitesi değil; enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, dijital proses yönetimi, izlenebilirlik ve tedarik zinciri dayanıklılığı da rekabetin temel belirleyicileri arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Artan Maliyetler Üretim Haritasını Yeniden Çiziyor  Haber

Artan Maliyetler Üretim Haritasını Yeniden Çiziyor 

Türkiye’yi nitelikli ve katma değerli üretim merkezi olarak konumlandırırken, Mısır’da devreye aldığı yeni fabrikasıyla maliyet ve hacim avantajı sağlayan çok merkezli üretim modelini hayata geçiren MISIRLI Underwear & Socks, toplam üretim kapasitesini 95 milyon çift seviyesine taşıdı. Tekstil ve hazır giyim sektörü, hem Türkiye’de hem küresel pazarlarda maliyet ve rekabet baskısının arttığı bir dönemden geçiyor. Türkiye’de yüksek faiz ve maliyet baskısı imalat sanayini zorlarken, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe son üç yılda imalat sanayinde yaklaşık 560 bin istihdam kaybı yaşandığını; hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerin 2026’da da baskı altında kalacağını belirtiyor. Bu durum, üreticiler açısından kapasiteyi, maliyeti ve rekabet gücünü aynı anda yöneten daha esnek üretim modellerini zorunlu kılıyor. MISIRLI Underwear & Socks Yönetim Kurulu Üyesi Murat Eren Taşçı’nın değerlendirmelerine göre Türkiye’de işçilik maliyetlerinin vergilerle birlikte 1200 dolar bandına yaklaşması, düşük fiyatlı ürünlerde küresel rekabeti zorlaştırıyor. Taşçı, son beş yılda maaşların yaklaşık yüzde 500 artarken, döviz kurundaki artışın ihracatçı açısından yüzde 200 bandında kaldığını; bu nedenle daha önce 500-600 dolar seviyesinde olan ortalama işçilik maliyetinin ikiye katlandığını belirtiyor. Aynı değerlendirmede Mısır’da nitelikli işçilik maliyetinin 200-250 dolar bandında seyrettiğini vurgulayan Taşçı, bu farkın tekstil üreticileri için çok merkezli üretim stratejilerini daha cazip hale getirdiğini ifade ediyor. Küresel tedarik tarafında da benzer bir yönelim güçleniyor. Küresel hazır giyim markaları Çin ağırlıklı üretim operasyonlarından daha çeşitli ve bölgesel üretim ağlarına yöneliyor; Türkiye, Mısır, Ürdün ve Fas gibi üretim merkezleri Avrupa’ya yakın tedarik açısından önemini artırıyor. Mısır ekonomisinin 2024-25 mali yılında yüzde 4,5 büyümesi ve bu büyümede imalat aktivitesindeki artışın etkili olması da ülkenin bölgesel bir üretim üssü olarak konumunu sağlamlaştırmaya başladığını gösteriyor. Türkiye Kalite Üssü, Mısır Hacim Merkezi MISIRLI Underwear and Socks, bu yeni rekabet denkleminde Türkiye’deki üretim gücünü korurken, Mısır operasyonunu maliyet ve hacim avantajı sağlayan tamamlayıcı üretim merkezi olarak devreye aldı. Türkiye’deki akıllı üretim tesislerinde yıllık 65 milyon çift çorap üretim kapasitesine sahip olan marka, Mısır’daki operasyonuyla yıllık 30 milyon çift ek üretim kapasitesi kazandı ve toplam üretim kapasitesini 95 milyon çift seviyesine taşıdı. 19 aylık yatırım sürecinin ardından son 7 aydır üretim yapan Mısır operasyonu, markanın küresel fiyat rekabetine daha esnek yanıt verebilmesini sağlıyor. MISIRLI Underwear and Socks’ın çok merkezli üretim modelinde Türkiye; üretim tecrübesi, kalite standardı, tasarım kabiliyeti, sürdürülebilirlik yatırımları ve yüksek katma değerli ürünlerin merkezi olarak konumlanıyor. Mısır ise hacim, maliyet esnekliği ve küresel fiyat rekabeti açısından tamamlayıcı bir rol üstleniyor. Böylece MISIRLI, tek bir üretim merkezinin maliyet baskısına bağlı kalmadan, farklı pazar ihtiyaçlarına daha dengeli ve çevik yanıt verebilen bir modelle küresel rekabet gücünü artırıyor. Yeni Rekabet Alanı Katma Değerli Üretim Türkiye’de işçilik maliyetlerinin Avrupa seviyelerine yaklaşması, özellikle düşük fiyatlı ürün gruplarında rekabet baskısını artırıyor. Bu tabloda Türkiye için rekabet avantajı; düşük fiyatlı ürünlerden ziyade kaliteli, sürdürülebilir, hızlı teslim edilebilen ve yüksek katma değer taşıyan ürünlerde oluşuyor. Taşçı’ya göre Türkiye tekstilinin çıkış yolu, ucuz ürün gruplarında rekabeti sürdürmek yerine daha iyi ürünlere, yüksek kaliteye ve katma değerli üretime odaklanmaktan geçiyor. Sürdürülebilirlik yatırımları da bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. İlk etapta maliyet yaratan enerji ve su verimliliği yatırımları, orta vadede işletmelere rekabet gücü ve maliyet avantajı kazandırıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan MISIRLI Underwear & Socks Yönetim Kurulu Üyesi Murat Eren Taşçı, şunları söyledi: “Bugün tekstilde maliyet rekabetini tek bir ülke üzerinden yönetmek giderek zorlaşıyor. Türkiye bizim için kalite, tecrübe, sürdürülebilirlik ve katma değerli üretimin merkezi olmaya devam ediyor. Mısır fabrikamızı ise Türkiye’deki operasyonlarımızı tamamlayan, maliyet ve hacim avantajı sağlayan bir üretim merkezi olarak devreye aldık. Bu sayede Türkiye’de nitelikli üretimi güçlendirirken, küresel fiyat rekabetine de daha esnek yanıt verebiliyoruz. Türkiye tekstili için önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek olan, her üretim merkezini en doğru değer önerisiyle konumlandırabilmek olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rosatom ve Mısır Nükleer Tıp Merkezi İnşası İçin Anlaşma İmzaladı Haber

Rosatom ve Mısır Nükleer Tıp Merkezi İnşası İçin Anlaşma İmzaladı

Anlaşmaya, LLC Rosatom Yapı Teknolojileri’nin Ekonomi, Finans ve Yatırımdan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı David Makharashvili ile Mısır Sağlık Hizmetleri Kurumu CEO'su Dr. Amir El-Telwany imza attı. Rosatom’un öncelikli hedefleri arasında hayat kurtaran tıbbi teknolojilere, ekipmanlara ve ilaçlara erişimi Rusya içinde ve dışındaki hastalar için genişletmek yer alırken, bu sağlık merkezinin inşası ile di Mısır'da ileri teknoloji sağlık hizmetlerine erişimi iyileştirilmesi ve ülkenin sağlık turizmi için cazip bir merkez konumuna gelmesi hedefleniyor. Modern Nükleer Tıp Merkezi'nin temel konfigürasyonu, kendi siklotron kompleksiyle donatılmış bir radyofarmasötik üretim sahasını içerecek. Merkez ayrıca, yılda 30 bine kadar tanısal görüntüleme yapılmasına imkân sağlayacak PET/CT ve SPECT/CT tarayıcılarına sahip bir moleküler görüntüleme bölümünün yanı sıra yılda 400'e kadar hastanın tedavi edilebileceği bir radyonüklid tedavi bölümünü de kapsayacak. Rosatom Yapı Teknolojileri CEO'su Ilya Vergizaev konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, "Mısır ile imzalanan bu anlaşma, uluslararası sağlık iş birliğinin genişletilmesinde hayati bir dönüm noktasına işaret ediyor. Modern bir tıbbi tesisin kurulması, yalnızca en ileri nükleer tıp teknolojilerini hayata geçirmekle kalmayacak, aynı zamanda bu alanın ülke genelinde ilerlemesi için güçlü bir itici güç sağlayacak. Bu projenin, sağlık hizmetlerinin kalitesinin iyileştirilmesine ve halk sağlığının güçlendirilmesine anlamlı bir katkı sunacağına inanıyoruz. Rosatom Yapı Teknolojileri olarak, Mısır'daki Nükleer Tıp Merkezi'nin en yüksek uluslararası standartları karşılaması ve tüm sektör için başlıca büyüme motoru olarak hizmet vermesi için kararlılıkla çalışacağız” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayraktar’dan Enerji Güvenliği İçin Çeşitlendirme Vurgusu Haber

Bayraktar’dan Enerji Güvenliği İçin Çeşitlendirme Vurgusu

Bakan Bayraktar, Bakü Enerji Haftası marjında “Dirençli ve Çeşitlendirilmiş Bir Enerji Geleceği için Uluslararası İş Birliği” temasıyla gerçekleşen Bakanlar Oturumu’na iştirak etti. Çeşitlendirme ve Bağlantısallık Son yıllarda dünyanın çok sayıda krizle karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Bakan Bayraktar, mevcut tablonun "yeni normal" olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Krizler ve belirsizlikler çağında yaşıyoruz. Kendimizi bu yeni normale ve bu gelişmelere hazırlamamız gerekiyor." diye konuştu. Bu süreçte enerji güvenliğinin sağlanabilmesi için iki temel unsurun öne çıktığını ifade eden Bakan Bayraktar, "Bu durumu yönetebilmek için iki şeye ihtiyacımız var, çeşitlendirme ve bağlantısallık. Çeşitlendirme ve daha fazla enterkoneksiyon bir arada yürütülmeli." dedi. Kapasiteler Artabilir Mevcut enerji altyapısının daha etkin kullanılmasının önemine vurgu yapan Bakan Bayraktar, Trans Anadolu Boru Hattı'nın (TANAP) halen önemli ölçüde kullanılmayan kapasiteye sahip olduğunu dile getirdi. Sınırlı yatırımlarla mevcut hatların kapasitesinin artırılabileceğine işaret eden Bakan Bayraktar, Kerkük'ten Basra'ya uzanacak ilave bağlantılarla Irak-Türkiye Boru Hattı'nın tam kapasiteyle kullanılabileceğini belirtti. Güçlü Siyasi İrade, Kararlılık ve Güçlü Liderlik Yeni altyapı ve enterkoneksiyon projelerinin de enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu dile getiren Bakan Bayraktar; Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve Bulgaristan arasında planlanan elektrik enterkoneksiyon projesine işaret etti. Söz konusu projenin gelecekte Orta Asya'ya kadar uzanabileceğini ifade eden Bayraktar, bunun bölgesel ölçekte elektrik ticaretini ve enerji güvenliğini güçlendireceğini kaydetti Enerji alanındaki projelerin hayata geçirilmesi için siyasi kararlılığın önemli olduğuna dikkati çeken Bakan Bayraktar, "İhtiyacımız olan tek şey; güçlü siyasi irade, kararlılık ve güçlü liderliktir." açıklamasını yaptı. Azerbaycan ile Örnek İş Birliği Bakan Bayraktar, Forum’da basın mensuplarına açıklamalarda da bulundu. Bakan Bayraktar, dünyada yaşananların enerji güvenliğini daha da ön plana çıkardığını ve dünyanın zorlu bir süreçten geçtiğini belirtti. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki enerji iş birliğinin örnek teşkil ettiğine işaret eden Bakan Bayraktar, “Boru hatları gibi projelerle Türkiye ve Azerbaycan hakikaten örnek iş birliği yapıyor. Enerjide uzun dönemli iş birliklerinin temelinde üretici, taşıyıcı ve tüketici ülkelerin dengeli bir şekilde bu süreci paylaşması yatıyor. Türkiye, Azerbaycan ile birlikte hem kendi arz güvenliğine hem de Avrupa'nın arz güvenliğine önemli katkı sunuyor." dedi. Hem Doğal Gaz Hem Elektrikte Forum kapsamında yeni projelerin de ele alındığını ifade eden Bakan Bayraktar, Türkmenistan gazının Türkiye'ye ulaştırılmasına yönelik imza töreninin önemli olduğuna vurgu yaptı. Türkiye'nin bir yandan arz güvenliğini sağlamaya yönelik anlaşmalar yaptığını, diğer yandan da komşu ülkelerle enerji bağlantılarını güçlendirmeye çalıştığını ifade eden Bayraktar, "Avrupa'yla bağlantımızı güçlendirip hem doğal gazda hem elektrikte bunu artırmaya çalışıyoruz." dedi. TANAP’ın Elektrik Versiyonu Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve Bulgaristan arasında planlanan elektrik bağlantı projesine de değinen Bakan Bayraktar, "Ben ona ‘TANAP'ın elektrik versiyonu’ diyorum. TANAP projesi gibi gazı değil, buradaki elektrik kaynaklarını, Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya götürme projesini önümüzdeki haftalarda ve aylarda daha yoğun şekilde duyacaksınız." dedi. Türkmenistan Gazı Bakan Bayraktar, "Türkmen gazının artık Azerbaycan üzerinden Türkiye'ye ve Avrupa'ya gitmesinin zamanının geldiği noktasında ifadeler oldu. Bütün mevkidaşlarımız bu konulara son derece ilgili. Belki zamanlama olarak da artık herkesin 'evet' diyeceği bir zamandayız." ifadelerini kullandı. Türkiye Hazır Şu anda dünyanın arz güvenliği ve enerji kaynaklarına erişimle alakalı çok önemli bir süreç yaşadığına dikkati çeken Bakan Bayraktar, "Türkiye bu konuda hazır. Bugüne kadar yaptığımız projeler ve sunduğumuz katkılarla bunu ortaya koyduk. Geçtiğimiz yıldan bu yana Nahçıvan Boru Hattı'nı devreye aldık, Suriye'ye doğal gaz vermeye başladık. Bunlar, bunun küçük örnekleri. İnşallah bunu artırarak devam etmeyi hedefliyoruz." diye konuştu Kurulu Gücün Yüzde 60'tan Fazlası Yenilenebilir Kaynaklardan Bakan Bayraktar, 31. Bakü Enerji Forumu kapsamında Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) tarafından düzenlenen "Orta Asya'da Yenilenebilir Enerji Odaklı Enerji Dönüşümünün Teşvik Edilmesi" başlıklı panelde de değerlendirmelerde bulundu. Orta Asya'nın tarihi bir kavşakta bulunduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, bölgenin sahip olduğu yüksek yenilenebilir enerji potansiyelinin, enerji dönüşümü hedeflerine ulaşılması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Türkiye'nin enerji dönüşüm sürecinde aktif rol üstlendiğini belirten Bakan Bayraktar, "Mart ayı itibarıyla toplam kurulu gücümüz 125 gigavatı aşmıştır ve bunun yüzde 60'tan fazlası yenilenebilir kaynaklardan oluşmaktadır." bilgisini verdi. Rüzgâr ve güneş enerjisindeki gelişimin cesur politikaların somut sonucu olduğuna vurgu yapan Bakan Bayraktar, Türkiye'nin güneş enerjisi ekipmanlarında yüzde 75, rüzgâr enerjisi ekipmanlarında da yüzde 70'in üzerinde yerlilik oranına ulaştığını dile getirdi. Bakan Bayraktar, "Bu kurumsal uzmanlığımızı, deneyimimizi, ihale modellerimizi ve sanayi altyapımızı komşu ülkelerimizle paylaşmaya tamamen hazırız." dedi. İkili Görüşmeler Bakan Bayraktar, Bakü’deki temasları kapsamında Ukrayna Başbakan Birinci Yardımcısı ve Enerji Bakanı Denys Shmyhal, Özbekistan Enerji Bakanı Jurabek Mirzamahmudov ve Mısır Petrol ve Maden Kaynakları Bakanı Karim Badawi ile görüşmeler de gerçekleştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, Mısırın Potansiyelini Geleceğe Taşıyor Haber

Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, Mısırın Potansiyelini Geleceğe Taşıyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı, sektöründe ilk ve tek olan Ar-Ge Merkezine yatırımlarını her geçen gün artırarak inovasyon çalışmalarını sürdüren şirket, üretim tesisine giren her mısır tanesini yüzde 100 değerlendirerek, ürettiği mısır nişastası ve türevleriyle gıda sektörü dışında da ürünün kullanımını destekliyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuya ilişkin açıklamasında; “İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor” dedi. Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor. Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürütüyor. Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç eden Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı. Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezi bir rol oynuyor. Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimya Sektöründen Nisan Ayında Yüzde 19,3’lük Güçlü Artış  Haber

Kimya Sektöründen Nisan Ayında Yüzde 19,3’lük Güçlü Artış 

Türkiye’nin ihracatta öncü sektörlerinden biri olan kimya sektörü, 2026 yılı Nisan ayında güçlü performansını sürdürdü. Sektör, nisan ayında gerçekleştirdiği 3 milyar doları aşan ihracat ile Türkiye’nin en çok ihracat yapan ikinci sektörü oldu. Kimya sektörünün ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19,3 oranında artış kaydetti. Yılın ilk dört ayına bakıldığında da kimya sektörünün istikrarlı büyümesini sürdürdüğü görülüyor. Sektörün Ocak-Nisan döneminde toplam ihracatı 11 milyar dolara yaklaşırken, sektör küresel ekonomik belirsizliklere rağmen ihracat gücünü korumayı başardı. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı V. İbrahim Aracı, Nisan ayı ihracat performansına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: “Kimya sektörümüz, 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaparak ihracattaki istikrarlı büyümesini Nisan ayında da sürdürdü. Yüzde 19,3’lük artış, sektörümüzün küresel zorluklara rağmen rekabet gücünü koruduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ocak-Nisan döneminde ulaştığımız yaklaşık 11 milyar dolarlık ihracat değeri, yıl sonu hedeflerimiz açısından da önemli bir gösterge niteliğinde. Bununla birlikte Cumhurbaşkanımızın açıkladığı yeni destekler de sektöre yine bir moral olacaktır. İKMİB olarak gayretimiz her zaman ihracatımızı, katma değerli ürünleri artırma yönünde olacak. Önümüzdeki süreçte katma değerli üretime, sürdürülebilirlik odaklı dönüşüme, yeni pazarlara erişime ve ihracata dair yabancı yatırımların ülkemize kazandırılmasına yönelik çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz. Kimya sektörü olarak Türkiye’nin ihracat hedeflerine en güçlü katkıyı sunmaya devam edeceğiz.” Nisan ayında en çok “plastikler ve mamulleri” ihracatı gerçekleştirildi Nisan ayında kimyevi maddeler ve mamulleri ürün gruplarında plastikler ve mamulleri 1 milyar 27 milyon 166 bin dolarla kimya ihracatında ilk sırada yer aldı. İkinci sırada 724 milyon 134 bin dolarlık ihracatla mineral yakıtlar, mineral yağlar ve ürünler ihracatı yer alırken, anorganik kimyasallar ihracatı 271 milyon 673 bin dolarla üçüncü sırada yer aldı. ‘Anorganik kimyasallar’ı takiben ilk onda yer alan diğer sektörler ise; ‘uçucu yağlar, kozmetikler ve sabun’, ‘kauçuk, kauçuk eşya’, ‘boya, vernik, mürekkep ve müstahzarları’, ‘eczacılık ürünleri’, ‘muhtelif kimyasal maddeler’, ‘yıkama müstahzarları’ ve ‘organik kimyasallar’ oldu. İtalya nisan ayında en çok ihracat yapılan ülke oldu Nisan ayında en çok ihracat yapılan ülke 221 milyon dolar ile İtalya oldu. Nisan ayında en çok ihracat yapılan ilk on ülke İtalya, İspanya, Romanya, Almanya, Hollanda, ABD, Rusya, Mısır, İngiltere ve Polonya oldu. Nisan ayında ilk 20 ülke arasında en çok artış yüzde 159,42 ile Fas’ta oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Marble İzmir’e 50 Bini Aşkın Ziyaretçi Haber

Marble İzmir’e 50 Bini Aşkın Ziyaretçi

Marble İzmir, ortaya çıkardığı ticaret hacminin yanı sıra tasarım, sanat ve bilgi paylaşımını bir araya getiren yapısıyla dikkat çekti. Önümüzdeki yıl 13-16 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilecek 32. Marble İzmir için ise çalışmalar şimdiden başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından bu yıl 31. kez düzenlenen Marble İzmir, 14-17 Nisan tarihleri arasında dünyanın dört bir yanından sektör profesyonellerini İzmir’de ağırladı. Marble İzmir, her yıl olduğu gibi bu yıl da hem sektöre hem de ekonomisine önemli katkılar sağladı. Türkiye’nin 41 ilinden, 28 farklı ülkeden katılımcıyla 150 bin metrekareyi aşan alanda gerçekleştirilen Marble İzmir’de, Ege Maden İhracatçıları Birliği ve İZFAŞ koordinasyonunda düzenlenen alım heyeti programları, B2B görüşmelerle farklı ülkelerden gelen alıcılar katılımcı firmalarla buluşturularak binlerce nitelikli iş görüşmesi yapıldı. Fuar hem mevcut ticari ilişkilerin güçlendirildiği hem de yeni pazarlara açılma fırsatlarının değerlendirildiği bir platform olarak öne çıktı. Gerçekleştirilen ticari görüşmelerin sektöre milyonlarca dolar hacminde katkı sunması öngörülüyor. Tasarım, sanat ve ticaret D-esign Arena’da buluştu D Holü, bu yıl "D-esign Arena" konseptiyle yeniden düzenlendi ve fuarın en dinamik alanlarından biri haline geldi. Tasarım, sanat ve ticaretin buluştuğu bu alanda mimar, akademisyen ve sektör temsilcilerinin katılımıyla Marble Talks oturumları, iş görüşmeleri ve etkinlikler gerçekleştirildi. 31. yıla özel açılış performansı ve paneller büyük ilgi gördü. 50'yi aşkın uzman, deneyimlerini paylaştı. Heykel Çalıştayı'nda üretilen eserler fuar boyunca sergilendi ve İzmir’in çeşitli noktalarına yerleştirildi. 8. Uluslararası Doğal Taş Tasarım Yarışması'na 67 üniversiteden 724 proje katıldı, 19 tasarım finale kaldı ve ödüller sahiplerini buldu. “Gelecek yıl için çalışmalarımıza şimdiden başladık” Fuarın ardından değerlendirmede bulunan İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Marble İzmir’in sektörle birlikte büyüyen güçlü yapısına dikkat çekerek, “Marble İzmir’i başarıyla tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. 31 yıldır Marble İzmir sektörü büyütürken, sektör de fuarı büyütmeye devam ediyor. Türkiye’nin sahip olduğu doğal taş rezervleri, fuarı küresel ölçekte güçlü kılıyor. Yabancı katılımcı ve ziyaretçilerimizin, burada yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın dört bir yanından taş çeşitliliğini bir arada görme fırsatı bulduklarını ifade etmeleri bizim için büyük bir memnuniyet kaynağı. Bu yılki organizasyon, küresel ölçekte yaşanan zorluklara rağmen bir araya gelmenin ve iş birliği üretmenin her zamankinden daha önemli hale geldiğini bir kez daha gösterdi. Bine yakın katılımcı ve 50 bini aşkın ziyaretçiyle Marble İzmir, artık sadece bir ticaret platformu değil; fikirlerin buluştuğu, iş birliklerinin geliştiği ve sektörün geleceğinin şekillendiği güçlü bir buluşma noktası olduğunu bir kez daha kanıtladı. Marble İzmir gerçekten çok güçlü bir fuar ve bu güç, sektöre doğrudan yansıyor. Önümüzdeki yıl bu gücü daha da büyüterek sürdürmek istiyoruz. Gelecek yıl için çalışmalara şimdiden başladık” dedi. Nitelikli alıcı vurgusu TÜMMER Yönetim Kurulu Başkanı Hanifi Şimşek ise Marble İzmir’in sektörel açıdan verimli geçtiğini belirterek, organizasyonun hem ulusal hem de uluslararası düzeyde güçlü bir iş birliğiyle yürütüldüğünü söyledi. Şimşek, “Türkiye ile ticaret yapmak isteyen herkes buradaydı. Yoğunluk vardı, ama daha önemlisi nitelikli bir katılım vardı. Aldığımız geri bildirimler de fuarın geçen seneye göre daha iyi geçtiğini gösteriyor. 2027’nin çok daha iyi olacağını düşünüyorum. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Dr. Cemil Tugay’a özellikle teşekkür etmek istiyorum. Fuara çok büyük destek veriyor. Aynı şekilde İZFAŞ Genel Müdürümüz Tuğçe Cumalıoğlu ile çok uyumlu bir çalışma yürütüyoruz. Bu güçlü iş birliği sayesinde fuar her yıl daha da gelişiyor” diye konuştu. Marble İzmir doğal taş için bölgesel bir merkez olmaya devam ediyor İtalya Mermer Makineleri Üreticileri Konfederasyonu ile yapılan iş birliği çerçevesinde fuarda yer alan Konfederasyon’un Onursal Başkanı Flavio Marabelli ise organizasyonun küresel ölçekteki konumuna dikkat çekerek, “Bu fuara en başından beri katılıyorum, hatta fuar şehir merkezindeyken de buradaydım. Bu özel ve harika fuar alanının kuruluşuna tanıklık ettim. Son katılımımdan beş yıl sonra yeniden burada olmak benim için önemli. Dünyada uluslararası durum oldukça karmaşık, ancak buna rağmen bu fuarda çok sayıda ziyaretçi gördüm ve Türk şirketlerinin katılımı oldukça başarılı ve memnuniyet vericiydi. Bu, fuarın doğal taş için bölgesel bir merkez olmaya devam ettiğinin göstergesi. Marble İzmir yalnızca Türkiye için değil, farklı coğrafyalar için de önemli bir platform” ifadelerini kullandı. “Türkiye, doğal taş ticareti yapan herkes için merkezi bir nokta” Fuara Hindistan’dan katılan Toshniwal Stones temsilcisi Akhil Toshniwal, Marble İzmir’in doğal taş sektöründeki güçlü konumuna ve uluslararası etkisine dikkat çekerek, “Bu yıl gerçekten çok iyi. Çok farklı ülkelerden çok sayıda insan görüyorum. Özellikle Orta Doğu’dan ve Rusya’dan yoğun katılım var. O kadar yoğunduk ki öğle yemeği yiyecek vaktimiz bile olmadı. Burada olduğumuz ve katıldığımız için çok mutluyuz. Türkiye, doğal taş ticareti yapan herkes için merkezi bir nokta. Çünkü herkes Türk taşıyla çalışıyor. Her yıl yeni mermerler ve yeni taşlar görüyoruz. Bu işi yapan herkesin Türkiye’ye, bu fuara gelmesi gerekir” dedi. “Marble İzmir bizim için vazgeçilmez bir buluşma noktası” Aslanlar Mermer temsilcisi Deniz Fazlılar ise fuarın hem ticari hem de marka değeri açısından önemini vurgulayarak, “İzmir firması olduğumuz için burada olmak bize ayrı bir avantaj sağladı. İzmir Fuarı bizim için hem satış hem prestij hem de tanıtım açısından çok önemli bir nokta. Yaklaşık 15 yıldır katılıyoruz, pandemi dışında her yıl buradayız ve genel olarak çok memnunuz. Bu yıla baktığımızda ziyaretçi sayısından çok niteliğin arttığını düşünüyoruz. Bu yıl gelenler daha net, ne istediğini bilen, daha hızlı karar alabilen ve işi sonuca götürebilen kişilerdi. Bu da özellikle bizim gibi butik çalışan ocaklar ve fabrikalar için büyük bir avantaj oldu” şeklinde konuştu. “23 yıldır, Marble İzmir’e geliyoruz” Mısır’dan fuara katılan Alex Tiles & Alex Marmo temsilcisi Yasser Rashed de “23 yıldır Marble İzmir’e geliyoruz. Bizim için burası dünyanın en iyi yerlerinden biri. Bu sektörde çalışan herkes için çok önemli olduğu için biz de her zaman burada olmayı tercih ediyoruz. Fuar, uluslararası ticaret açısından bize ve tüm katılımcılara önemli katkı sağlıyor. Burada çok farklı ülkelerden alıcılarla bir araya geliyoruz. Özellikle Orta Doğu’dan gelen ziyaretçiler için önemli bir buluşma noktası. Türk mermeri ve taş çeşitliliği bizim için çok değerli. Türkiye ve İzmir’in bu zenginliğini görmekten memnunuz. Burada kurduğumuz karşılıklı ilişkiler, ticaretimizi geliştiriyor, önümüzdeki yıllarda da burada olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.