Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mobbing

Kapsül Haber Ajansı - Mobbing haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mobbing haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mobbing ve Şiddet Sistemi Zorluyor Haber

Mobbing ve Şiddet Sistemi Zorluyor

Artan iş yükü, baskı ve güvensiz çalışma ortamları, sağlık ve sosyal hizmet sisteminin en kritik unsuru olan insan kaynağını zorlarken; sahadan gelen veriler, sorunun yalnızca bireysel değil, doğrudan sistemin sürdürülebilirliğini tehdit eden yapısal bir krize dönüştüğünü ortaya koyuyor. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları başta olmak üzere kamuda çalışanların maruz kaldığı mobbing ve şiddet vakaları, son dönemde artan yoğunluk ve görünürlükle birlikte sistemin en kritik sorunlarından biri haline geldi. Hizmetin temel taşı olan çalışanların kendilerini güvende hissetmediği bir ortamda, nitelikli ve sürdürülebilir bir yapıdan söz etmek ise giderek zorlaşıyor. Sağlık kurumlarında giderek ağırlaşan mobbing ve şiddet olgusunu tüm yönleriyle ele alan Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-SEN), çevrimiçi bir seminer düzenledi. Sendika yönetimi ve uzman isimlerin katkı sunduğu programda, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yaşadığı görünür ve görünmeyen baskılar çarpıcı örneklerle değerlendirildi. Mobbing Sağlık ve Sosyal Hizmet Sistemini İçten Çökertiyor Sağlık ve sosyal hizmet veren kurumlar başta olmak üzere mobbing, çoğu zaman açık çatışmalarla değil; sistematik baskı, değersizleştirme, dışlama ve görev tanımı dışı yüklemeler üzerinden ilerliyor. Çalışanların sürekli denetlendiği, hatalarının öne çıkarıldığı ve yalnızlaştırıldığı bu süreç, zamanla psikolojik bir yıpranmaya dönüşüyor. Seminerde konuşan SAHİMSEN Engelliler Komisyonu Başkanı Ayşe Sarı, mobbingin sağlık ve sosyal hizmet kurumlarında başta olmak üzere kamuda çoğu zaman görünmez bir şiddet biçimi olarak ilerlediğini ancak etkilerinin derin ve yıkıcı olduğunu vurguladı. Sarı, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının sistematik baskı, dışlanma ve itibarsızlaştırma gibi yöntemlerle yıldırıldığını belirterek, “Mobbing, yalnızca bireyi değil, bulunduğu kurumu da zayıflatan bir süreçtir. Çalışanların yalnızlaştırıldığı, değersizleştirildiği bir ortamda ne verimlilikten ne de sağlıklı bir hizmetten söz edilebilir” değerlendirmesinde bulundu. Görev tanımı dışı yüklemelerden iletişim eksikliklerine, ayrımcılıktan psikolojik baskıya kadar uzanan bu sürecin, çalışanları sessiz bir tükenmişliğe sürüklediğine dikkat çekildi. Sürekli Baskı ve Sessiz Yıpranma Şiddetin Yeni Yüzü Seminerde öne çıkan bir diğer başlık ise sağlık ve sosyal hizmet veren kurumlar başta olmak üzere kamuda şiddetin sadece fiziksel saldırılarla sınırlı olmadığı gerçeği oldu. Günlük işleyiş içinde normalleştirilen baskı, değersizleştirme ve dışlama davranışlarının, özellikle sağlık ve sosyal hizmet çalışanları üzerinde kalıcı izler bıraktığı vurgulandı. Uzman değerlendirmelerinde, bu tür psikolojik şiddetin zamanla tükenmişlik, motivasyon kaybı ve mesleki kopuşa yol açtığı ifade edilirken; çalışanların kendilerini güvende hissetmediği bir ortamda hizmet kalitesinin sürdürülebilir olmadığına dikkat çekildi. “Bu Tablo Artık Bir Meslek Sorunu Değil, Sistem Sorunudur” SAHİMSEN Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık ve sosyal hizmet veren kurumlarda mobbing ve şiddetin ulaştığı noktaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, sorunun ciddiyetine dikkat çekerek net bir çerçeve çizdi. Akarken, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yalnızca mesleklerini icra etmediğini, aynı zamanda sistemsel baskılarla mücadele ettiğini belirterek, “Bugün gelinen noktada bu tabloyu sadece çalışanların sorunu olarak görmek mümkün değildir. Bu doğrudan sistemin sorunudur ve çözüm de sistemsel olmak zorundadır” ifadelerini kullandı. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının kendini güvende hissetmediği bir yapıda, toplum sağlığını korumanın mümkün olmadığını vurgulayan Akarken, her şiddet ve mobbing vakasının hizmete doğrudan zarar verdiğini belirtti. Çözüm Net! Güçlü Politika, Etkin Koruma, Sıfır Tolerans SAHİMSEN, sağlık ve sosyal hizmet veren kurumlar başta olmak üzere kamuda mobbing ve şiddetle mücadelede daha güçlü ve kararlı adımlar atılması gerektiğini vurguluyor. Çalışma ortamlarının daha güvenli hale getirilmesi, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının hak arama süreçlerinin etkinleştirilmesi ve yönetsel yaklaşımların iyileştirilmesi, çözümün temel başlıkları arasında yer alıyor. Sendika, başta sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının korunmasının yalnızca meslek grubu açısından değil, toplum sağlığı açısından da kritik olduğunu belirterek, bu alandaki farkındalık çalışmalarını ve savunuculuk faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Çalışanları Yapısal Sorunlar Nedeniyle Tükenmişlik Yaşıyor Haber

Sağlık Çalışanları Yapısal Sorunlar Nedeniyle Tükenmişlik Yaşıyor

Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN), sahadan gelen veriler ve çalışanların yaşadığı sorunlar doğrultusunda, sistemin sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye’de sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyan çalışanlar, artan iş yükü, kronik personel eksikliği ve uzun süredir çözüme kavuşturulamayan yapısal sorunlar nedeniyle ciddi bir tükenmişlik sürecine sürükleniyor. Sağlık kurumlarından sosyal hizmet birimlerine, hastanelerden çocuk evleri siteleri ve huzurevlerine kadar geniş bir alanda görev yapan emekçiler; uzayan çalışma saatleri, fazla mesailer, belirsiz görev tanımları, şiddet, mobbing vakaları altında kamu hizmetini ayakta tutmaya çalışıyor. Sağlık ve sosyal hizmet alanında görev yapan çalışanlar; uzayan çalışma saatleri, artan hasta ve hizmet yükü, fazla mesailer, görev tanımı belirsizlikleri ve şiddet vakaları nedeniyle mesleklerini ağır bedeller ödeyerek icra etmeye çalışıyor. Bu tablo, yalnızca çalışanları değil, doğrudan kamusal sağlık ve sosyal hizmetin niteliğini de tehdit ediyor. Sosyal Hizmet Alanında Alarm Zilleri Çalıyor Özellikle Çocuk Evleri Siteleri ve huzurevleri başta olmak üzere sosyal hizmet alanında görev yapan personelin ciddi bir personel eksikliğiyle çalıştığını vurgulayan SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, fazla mesailerin artık istisna değil, rutin hale geldiğini belirterek, “Sağlık kadar sosyal hizmet alanında çalışanlarımız da sistemin görünmeyen yükünü taşıyor. Çocuk Evleri Siteleri’nde, huzurevlerinde görev yapan personelimiz uzun saatler boyunca, yetersiz kadrolarla hizmet üretmeye çalışıyor. Sürekli fazla mesaiyle yürüyen bir sistem ne çalışanı korur ne de hizmet kalitesini sürdürülebilir kılar,” dedi. Görev Tanımları 5 Yıldır Güncellenemiyor Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan birçok meslek grubunun görev tanımlarının yaklaşık beş yıldır güncellenemediğine dikkat çeken Özlem Akarken, bu durumun sahada ciddi karmaşaya yol açtığını ifade ederek, “Görev tanımları güncellenecek denileni beş yıl oldu çalıştaylar yapıldı derneklerin görüşleri alındı ancak somut bir adım olarak çalışmalar bitti üst kurula sevk edilecek deniliyor ama ne zaman resmi gazetede yerini alacak belli değil. Eğitim Araştırma Hastaneleri nde öğretim elemanı olan hekimler başta olmak üzere sağlık personelleri eğitimlerinin karşılığını göremiyor. Liyakat tek istenilen konu. Her sağlık çalışanı görevini net biçimde bilmek, yetki ve sorumluluk çerçevesinde kamu hizmetini layıkıyla yapmak istiyor. Belirsiz görev tanımları hem çalışanı yıpratıyor hem de hizmet sunumunda aksamalara neden oluyor. Yardımcı hizmetler sınıfı kamunun kanayan yarası ilke imza atacak yerlerden biri Sağlık Bakanlığı ama görmezden gelinen her işi yapar modunda kullanılan personel. Yardımcı hizmetler sınıfı eğitim öğretimlerine göre sınıf değişikliği bekliyorlar yıllardır. Ve tabii ki de atanamayan mezun gençler ya da aldıkları eğitim göz ardı edilen üstelik sağlık idareci meslek tanımı varken sağlık yönetimi mezunu olup büro personeli olarak atanıp bürolar idari birimler dışında çalıştırılan personeller, bu personellerde görev tanımlarını bekleniyor. Tıbbi sekreterler tıbbi birimler dışında her yerde kullanılan personeller. Ve sağlık ordusunun yükünü omuzlarında taşıyan hemşireler ,teknisyenler teknikerler aynı kurumda çalışıp aynı işi yapıp ek ödemede bile katsayılarla ayrıştırılanlar. Kan Merkezleri, laboratuvar hizmeti verdiği acile hizmet ettiği gözardı edilen ,patoloji kimyasallarla uğraşıp ama etkin bir yıpranma ya da ek ödeme farkı alamayan birimler. Sorunlar bitmiyor çözüm ise belli. Şiddet, Artan İş Yükü ve Tükenmişlik Artan hasta yükü, yetersiz istihdam ve uzun çalışma saatlerinin sağlık çalışanlarını fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da yıprattığını vurgulayan SAHİM-SEN, şiddet vakalarının da tükenmişliği derinleştiren en önemli başlıklardan biri olduğuna dikkat çekti. Akarken, “Şiddetin önlenemediği, dinlenme hakkının korunmadığı, emeğin karşılığının verilmediği bir sistemde tükenmişlik kaçınılmazdır. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanı tükenirse sistem çöker,” ifadelerini kullandı. Askeri Hastaneler ve İade-i İtibar Çağrısı Askeri hastanelerin yeniden açılmasının gündemde olduğuna da değinen Özlem Akarken, bu sürecin yalnızca fiziki yapılar üzerinden değil, insan kaynağı ve özlük hakları boyutuyla ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Bir kurumu kapatmak kolaydır, ancak diriltmek zaman alır. Askeri tabiplerimiz, sağlık astsubaylarımız ve sivil memurlarımız geçmişte TSK da , mesai mefhumu gözetmeden hizmet verdiler. Üstelik çoğu askeri okulları bitirerek görevlerini yerine getirdiler. Şimdi ise Sağlık Bakanlığı bünyesinde kamu hizmetini yerine getiriyorlar çok kırgınlar devrolan personelin iade-i itibarlarının sağlanması ve hukuki yollarla almaya çalıştıkları özlük haklarının teslim edilmesi artık ertelenmemelidir,” dedi. Akarken, güçlü bir ordunun güçlü bir sağlık sistemiyle desteklenmesi gerektiğini belirterek, nitelikli sağlık hizmeti için geçmişte yapılan yanlışların cesaretle düzeltilmesi çağrısında bulundu. “Yanlışlar Bir An Önce Doğruya Evrilmeli” “Devletimiz büyüktür, ordumuz şanlıdır. Ancak nitelikli sağlık ve sosyal hizmeti; planlama, liyakat, net görev tanımları ve çalışanını koruyan politikalarla mümkündür. Sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyanlar daha fazla görmezden gelinmemeli. Yanlışlar bir an önce doğruya evrilmelidir,” diyen Akarken, yetkilileri kalıcı ve kapsayıcı çözümler üretmeye davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mobbing en fazla sağlık sektöründe gözlemleniyor! Haber

Mobbing en fazla sağlık sektöründe gözlemleniyor!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü’nden Doç. Dr. Serkan Yılmaz, mobbing olgusunun iş ortamlarından başlayarak toplumun geniş dinamiklerine kadar nasıl yayıldığını ve olumsuz etkilerini değerlendirdi. Mobbing, özellikle iş ortamında sıklıkla karşılaşılan bir olgu haline geldi Mobbingin, duygusal taciz, bezdiri ya da yıldırma anlamına gelen ve toplumda özellikle iş ortamında sıklıkla karşılaşılan bir olgu olduğunu kaydeden İnsan Kaynakları Yönetimi uzmanı Doç. Dr. Serkan Yılmaz, “Mobbing uygulamaya yatkın bir kişiliği aile içinden başlayarak, yaşadığı mahalle, eğitim gördüğü kurumlar, toplumsal ilişkiler ile toplumun ve örgütlerin yönetim biçimine kadar uzanan dinamikler besler. Baskıcı bir aile ortamında yetişen bireyler, olumsuz duygularını diğer aile bireyleri ile mahalle ve okul ortamlarında ilişki kurdukları diğer bireylere yansıtmaktadırlar.” dedi. Sağlık çalışanları hem mobbinge hem şiddete uğruyor Çalışma hayatında mobbingin en yaygın görüldüğü sektörler veya meslek grupları olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapan Doç. Dr. Serkan Yılmaz, “Esasında çalışma hayatının her alanında mobbing olgusu kendini gösterir. Bununla birlikte mobbingi en fazla sağlık sektöründe gözlemlemekteyiz. Bunun nedenleri arasında, sağlık çalışanlarının, bir taraftan iyi yönetilemeyen bir sağlık sisteminin sonucu olarak, giderek ağırlaşan koşullarda sağlık hizmeti sunmaya zorlanması, diğer taraftan aynı sistemin mağduru olan hasta yakınları tarafından mobbingin de ötesine geçen şiddete uğraması olarak gösterilebilir.” diye konuştu. Kadın erkeğe göre mobbinge karşı daha savunmasız  Toplumumuzda genel olarak kadınlar aleyhine var olan cinsiyet eşitsizliğinin açık bir gerçek olduğunu da söyleyen Doç. Dr. Serkan Yılmaz, “Ataerkil ya da erkek egemen bir kültürle beslenen yetiştirme tarzı ileriki yaşamda kadının erkeğe göre mobbinge karşı daha savunmasız bırakmaktadır. Bununla birlikte mobbinge maruz kalan bireylerin zarar görme oranı, cinsiyetten bağımsız olarak, kişilik özelliklerine göre de farklılık gösterebilir. Örneğin, bütün olumsuz toplumsal koşullara rağmen, güçlü bir kişilik ve sağlam duygusal dayanıklığa sahip bir kadının bu anlamda daha zayıf olan bir erkeğe göre mobbingden daha az etkileneceği beklenebilir.” ifadesinde bulundu. Mobbingin yaygın olduğu toplumlar bireylerin ruh sağlığını bozuyor Mobbingin yaygın olduğu toplumlarda bireylerin sürekli tedirgin bir ruh haliyle yaşamlarını sürdürdüklerini de anlatan Doç. Dr. Serkan Yılmaz, şöyle devam etti: “Bu olumsuz ruh hali, bireylerin kimi zaman şiddetli, genelde yaygın olarak kronik yani düşük düzeyde ama sürekli stres yaşamalarına neden olur. Özellikle kronik stres kişinin diğer toplum bireyleriyle besleyici ilişkiler kurmasının önünde engel oluşturur. Kişinin olumsuz ruh hali iletişim içinde olduğu diğer bireylere bulaşır, böylelikle hem özel hem de iş yaşantısına kaçınılmaz olarak yansır. Kişisel ve sosyal ilişkilerinde mobbinge maruz kalan bir bireyin çalışma yaşamında yüksek verimlilik göstermesi beklenemez. Çünkü olumsuz ruh hali kişiyi hem fiziksel hem de bilişsel olarak felce uğratır; kişi ne düzgün davranabilir ne de düzgün düşünebilir. Beynimizin yapısı gereği duygu, düşünce ve davranışlarımız bir bütün olarak çalışır ve birbirlerini güçlü biçimde etkiler. Huzursuz toplum bireyleri huzursuz örgütlerin de bir parçası olurlar. Kimden nasıl bir duygusal taciz geleceğini öngöremeyen bireylerin birbirlerine güven duymaları beklenemez.” Uzaktan çalışma modelleri çalışan üzerinde duygusal baskı oluşturuyor! Birçok olumlu yönü olmakla birlikte uzaktan çalışmanın, kişinin iş yaşam dengesi kurmasını zorlaştırdığını kaydeden Yılmaz, “Çalışma saatleri uzadı ve belirsizleşti. Pratik olması nedeniyle çevrimiçi yapılan toplantıların sayısı ve süresi arttı. Aynı işyerinde çalışan bireyler arasındaki iletişimin kalitesi düştü. Sürekli ulaşılabilir olmak ve evde işe ayırılan zamanın yöneticiler tarafından sürekli denetlenme gereksinimi, doğrudan mobbing olarak tanımlanamasa da uzaktan çalışan örgüt bireyleri üzerinde duygusal bir baskı oluşturduğu açıktır.” şeklinde konuştu. Mobbing kişide kronik strese neden olabiliyor Çalışan bireylerin yaşamlarının önemli bir bölümünü iş yerinde geçirdiklerini ve iş yerlerinin kişinin sadece geçimini sağlamak için ücret karşılığı çalıştığı bir yerin ötesinde anlamı olan yapılar olduğunu dile getiren Doç. Dr. Serkan Yılmaz, “Kişi, günün en verimli saatlerini geçirdiği kurumun duygusal ve sosyal gereksinimlerini karşılayacağı bir ortam olmasını da bekler. Bu doğal insani gereksinimlerini karşılamak bir yana, üstüne bir de mobbinge maruz kalıyorsa, bu kişinin olumsuz ruh halini sosyal ilişkilerine ve aile yaşantısına yansıtmamakta çok zorlanır. Çünkü duygular bulaşıcıdır. Sürekli maruz kaldığı mobbing kişide kronik strese neden olabilir. Bu durum, kişinin ruh halini bozduğu gibi fiziksel sağlığını da bozabilir. Günümüzde kronik stres birçok hastalığın nedenleri arasında sayılmaktadır.” şeklinde sözlerini tamamladı. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.