Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mobilite

Kapsül Haber Ajansı - Mobilite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mobilite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karsan’ın GES Yatırımı Elektrik İhtiyacının Yüzde 25’ini Karşılayacak Haber

Karsan’ın GES Yatırımı Elektrik İhtiyacının Yüzde 25’ini Karşılayacak

“Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde” olma vizyonuyla toplu ulaşımın dönüşümünde öncü rol üstlenen Karsan, sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarına üretim süreçlerinde de hız kesmeden devam ediyor. Elektrikli mobiliteyi yalnızca geliştirdiği ve ürettiği araçlarla değil, üretimde kullandığı enerji kaynaklarıyla da destekleyen Karsan, Bursa’daki üretim tesisinde 3,5 MW DC kurulu güce sahip Güneş Enerji Santrali’ni devreye aldı. Yıllık tüketimin yüzde 25’ini karşılayacak! Yıllık yaklaşık 4,6 milyon kWh yenilenebilir enerji üretim kapasitesine sahip tesis sayesinde Karsan’ın üretim tesisindeki toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 25’i güneş enerjisinden karşılanacak. Yatırımla elde edilecek yenilenebilir enerji miktarı, her yıl yaklaşık 1.000 elektrikli aracın üretim süreçlerinde tüketilen elektriğin güneş enerjisinden karşılanmasına imkân sağlayacak. Böylece Karsan, sıfır emisyonlu mobilite yaklaşımını araçların kullanım aşamasının ötesine taşıyarak üretim süreçlerinin karbon ayak izini azaltma hedefini de güçlendirecek. Sürdürülebilir mobilite üretimden başlıyor! Güneş Enerji Santrali yatırımına ilişkin değerlendirmede yapan Karsan CEO’su Utku Ayyarkın, “Elektrikli ve otonom toplu ulaşım çözümlerimizle mobilitenin dönüşümüne öncülük ederken, sürdürülebilir mobilitenin daha üretim aşamasında başladığına inanıyoruz. Elektrikli araçların yalnızca kullanım sırasındaki çevresel etkilerini değil, üretim süreçlerinden kaynaklanan karbon ayak izini de azaltmayı hedefleyen bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Bu doğrultuda devreye aldığımız 3,5 MW kurulu güce sahip Güneş Enerji Santralimiz, üretim tesisimizin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayacak. Üreteceğimiz enerjiyle her yıl yaklaşık 1.000 elektrikli aracın üretiminde tüketilen elektriği güneş enerjisinden sağlayabilecek olmamız, yatırımımızın çevresel etkisini çok somut biçimde ortaya koyuyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarını yalnızca çevresel sorumluluğumuzun bir parçası olarak değil, aynı zamanda Karsan’ın uzun vadeli büyüme, rekabetçilik ve enerji güvenliği stratejisinin önemli bir unsuru olarak görüyoruz. Bu yatırım, 2030 Net Sıfır Fabrika vizyonumuzun en önemli kilometre taşlarından birini oluşturuyor. Üretim süeçlerimizi daha verimli, dayanıklı ve düşük karbonlu hale getiren yatırımlarımıza kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Yılda yaklaşık 2 bin ton karbon emisyonu önlenecek! Yaklaşık altı ay içerisinde tamamlanan proje kapsamında fizibilite, mühendislik, tedarik, saha uygulaması, test ve devreye alma süreçleri başarıyla yürütüldü. Projenin tüm aşamalarında Karsan’ın üretim operasyonlarının kesintiye uğramadan devam etmesi temel önceliklerden biri olarak ele alındı. Tesiste yüksek enerji verimliliği sağlamak amacıyla son teknoloji yerli üretim TopCon Bifacial 620 Wp güneş panelleri ile yüksek verimliliğe sahip invertörler kullanıldı. Çift yüzeyli yapıya sahip paneller, doğrudan güneş ışığının yanı sıra yüzeylerden yansıyan ışığı da enerji üretiminde değerlendirerek santralin toplam verimliliğine katkı sağlıyor. Yıllık yaklaşık 4,6 milyon kWh yenilenebilir enerji üretim kapasitesine sahip Güneş Enerji Santrali ile her yıl yaklaşık 2.000 ton CO₂ emisyonunun önlenmesi hedefleniyor. Elektrikli araçların toplam karbon ayak izinin yaklaşık yüzde 10 ila 20’sini oluşturabilen üretim kaynaklı emisyonların azaltılması da yatırımın temel motivasyonları arasında yer alıyor. Karsan böylece, elektrikli araçların kullanım aşamasında sunduğu sıfır emisyon avantajını üretim süreçlerinde kullanılan enerjinin dönüşümüyle tamamlamayı amaçlıyor. Karbon düzenlemelerine hazırlıkta stratejik adım! Karsan’ın Güneş Enerji Santrali yatırımı; enerji maliyetlerinin optimize edilmesi, karbon emisyonlarının azaltılması, enerji arz güvenliğinin artırılması ve sürdürülebilir üretim altyapısının güçlendirilmesi hedeflerine doğrudan katkı sağlayacak. Proje aynı zamanda Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve gelecek dönemde devreye alınması beklenen diğer karbon düzenlemelerine hazırlık açısından da stratejik önem taşıyor. Karsan, yenilenebilir enerji kullanım oranını artırarak gelecekte oluşabilecek karbon maliyetlerini ve enerji piyasalarındaki dalgalanmaların üretim süreçleri üzerindeki etkisini azaltmayı hedefliyor. Net Sıfır Fabrika! Güneş Enerji Santrali yatırımı, Karsan’ın üretim faaliyetlerinden kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltmayı amaçlayan 2030 Net Sıfır Fabrika hedefinin önemli kilometre taşlarından biri olarak konumlanıyor. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, kaynakların etkin yönetimi ve düşük karbonlu üretim süreçleri üzerine çalışmalarını sürdüren Karsan, mevcut çatı kapasitesini de değerlendirerek ilerleyen dönemde ilave Güneş Enerji Santrali yatırımlarını gündemine almayı planlıyor. Elektrikli mobilite alanındaki öncü konumunu üretim altyapısında gerçekleştirdiği yatırımlarla destekleyen Karsan, daha temiz, verimli ve sürdürülebilir bir mobilite ekosisteminin oluşturulması için çalışmalarına devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford ve Geely Auto, İspanya’da Güçlerini Birleştiriyor Haber

Ford ve Geely Auto, İspanya’da Güçlerini Birleştiriyor

Ford Motor Company ve Geely Automobile Holdings, bugün Ford’un Valencia, İspanya’daki üretim merkezinde Avrupa odaklı bir iş ortaklığı kurmak üzere anlaşmaya vardıklarını duyurdu. Yeni iş ortaklığı, Avrupa pazarı için Ford ve Geely markalı çoklu enerji teknolojilerine sahip binek araçların üretimini üstlenecek. Böylece Avrupa pazarına daha fazla ürün seçeneği ve daha güçlü bir değer önerisi sunulması hedefleniyor. Avrupa, bugün küresel otomotiv endüstrisinin en yoğun rekabet alanlarından biri konumunda. Sıkılaşan regülasyonlar, yüksek operasyonel maliyetler ve yeni nesil küresel rakipler; üretim maliyeti, araç teknolojisi ve yazılım deneyimi alanlarında sektörün rekabet ölçütlerini yeniden şekillendiriyor. Ford ve Geely, üretim hacimlerini bir araya getirerek Valencia fabrikasının kapasitesini en verimli şekilde kullanmayı, burada üretilecek araçların maliyetlerini rekabetçi seviyelere taşımayı ve sektörün yeni maliyet standardında rekabet etmeyi hedefliyor. Bu süreçte dünya standartlarında çoklu enerji teknolojilerine sahip araçlar sunulurken, Valencia ekonomisinin de güçlendirilmesi amaçlanıyor. Gerekli resmi onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından, ortaklığın 2027 yılının ilk yarısında faaliyete geçmesi; ilk yeni araçların ise 2028’de üretim hattından çıkması planlanıyor. Ford Valencia fabrikası bu süreçte kesintisiz olarak Ford Kuga üretimine devam edecek. Geely Auto Group Başkan Yardımcısı Alex Nan, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ford ile Avrupa’da hayata geçirmeyi planladığımız bu ortaklık, büyüme stratejimizin bir parçası olarak açık ve iş birliğine dayalı ürün geliştirme yaklaşımımıza verdiğimiz önemi ortaya koyuyor. Bu adımla Avrupa’daki yerel varlığımızı güçlendirirken, müşterilerimize olan bağlılığımızı da daha ileri taşıyoruz. Avrupalı müşterilerin yalnızca markasıyla değil; gelişmiş özellikleri, yüksek kalitesi ve Avrupa’nın yeşil geleceğine sunduğu katkıyla tercih edeceği araçlar üretmeyi hedefliyoruz. En yalın ifadeyle, güvenilir bir iş ortağıyla birlikte Avrupa için Avrupa’da otomobil üretiyoruz.” Ford’un Geely ile iş birliği, iki şirket arasında uzun yıllara dayanan güven ve karşılıklı saygı temeline dayanıyor. Bu ilişkinin geçmişi, Ford’un 2010 yılında Volvo Cars’ı Geely’ye devretmesine ve Geely’nin markayı koruyarak yeniden güçlendirmesine uzanıyor. Her iki şirket de kalite, maliyet etkin tedarik ve sürekli iyileştirme konularında ortak bir anlayışı paylaşırken, müşterilerin enerji dönüşümünde kendi tercihlerini yapabilmesi gerektiğine inanıyor. Valencia’yı Düşük Emisyonlu Mobilite İçin Güçlü Bir Üretim Merkezine Dönüştürmek Bu iş ortaklığı, halihazırda Avrupa’nın en verimli ve gelişmiş üretim tesislerinden biri olan Ford Valencia fabrikasını, sektörün yeni küresel maliyet standardında rekabet edebilecek ortak ve yüksek teknolojili bir üretim merkezine dönüştürecek. Yaklaşık 500.000 araçlık yıllık potansiyel kapasiteye sahip fabrika, 1976 yılında üretime başladığından bu yana Avrupa pazarının öncü üretim merkezleri arasında yer aldı. Ford’un ilk global önden çekişli otomobili ve markanın önemli başarı hikâyelerinden biri olan orijinal Ford Fiesta da bu fabrikada üretildi. Ford, Valencia’da üretim yapan ilk İspanyol olmayan otomotiv üreticisi oldu; bu adım, Ford’un İspanya ve İspanya halkıyla bugün de güçlü şekilde devam eden iş birliğinin başlangıcını oluşturdu. Önerilen ortaklık yapısına göre Ford, yeni kuruluşun yüzde 66’sına; Geely Auto ise yüzde 34’üne sahip olacak. Yeni Araç Portföyü Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, açıklamasında şunları söyledi: “Valencia, yaklaşık 50 yıldır Ford tarihinin en sevilen otomobillerinden bazılarına ev sahipliği yaptı. Bugün ise bu köklü üretim gücünü Ford’un Avrupa’daki geleceğini şekillendirecek yeni bir döneme taşıyoruz. Geely Auto gibi güçlü bir iş ortağıyla esnek, verimli ve maliyet açısından rekabetçi bir endüstriyel yapı kurmamızın nedeni de bu. Birlikte, nitelikli iş gücüne sahip, sınıfının en iyi tesislerinden birinin potansiyelini tam olarak kullanabilir ve sektörün yeni maliyet standardında rekabet edebiliriz. Bu adım; Ford’un Avrupalı sürücülere ralli ruhundan gelen sürüş karakterini, gerçek arazi kabiliyetini ve çoklu enerji teknolojilerini Ford DNA’sıyla sunma vizyonunun bir parçası.” Ortak girişim, dünyanın önde gelen iki otomotiv şirketinin mühendislik, üretim ve geliştirme bilgi birikimini bir araya getirerek hem Ford hem de Geely markalı düşük ve sıfır emisyonlu binek araçlar üretecek. Avrupa’daki sürücüler için özel olarak geliştirilecek araçlar, farklı güç aktarma seçeneklerinin yanı sıra güçlü dijital deneyimler de sunacak. Ford Modelleri: • Ford Kuga: Avrupa’nın en çok tercih edilen plug-in hibrit modellerinden biri olan Ford Kuga’nın üretimi Valencia’da kesintisiz devam edecek. • Bronco ailesinin yeni üyesi: Valencia, global Bronco ailesinin yeni bir üyesini de üretecek. Avrupa yolları için geliştirilen güçlü, kompakt ve maceraya hazır SUV modelinin üretiminin 2028’de başlaması planlanıyor. • Tamamen yeni crossover: Ford tarafından tasarlanan ve Geely ile birlikte geliştirilecek çoklu enerji teknolojisine sahip aile crossover modeli 2028’de pazara sunulacak. Ford’un imza niteliğindeki kabiliyetleri ve sürüş dinamikleriyle geliştirilen model, 2029 yılına kadar Avrupa’ya beş yeni çoklu enerji teknolojisine sahip araç getirmeyi hedefleyen ürün atağının bir parçası olacak. Geely Modelleri: • Elektrikli SUV modelleri: Geely Auto, Avrupa odağını ve büyüme stratejisini desteklemek üzere Valencia fabrikasında iki elektrikli SUV üretmeyi planlıyor. Bu ortak girişim kapsamında üretilecek ilk Geely markalı modellerin 2028’de üretim hattından çıkması bekleniyor. Bu girişim, Geely Auto’nun yılın ilk yarısında ulaştığı 474.228 adetlik yurt dışı satış performansının ardından uluslararası büyümesini desteklerken; Ford’un Avrupa’da hız, verimlilik ve ölçekle rekabet etmek için stratejik ortaklıklardan yararlanma yaklaşımını da ileri taşıyor. Jim Baumbick, kamu-özel sektör iş birliğinin önemine de dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu ortaklık, otomotiv üreticilerinin Avrupa’nın sanayi altyapısını güçlendirmek için nasıl yeni iş birlikleri geliştirebileceğini gösteriyor. Ancak bunu tek başımıza başaramayız. Valencia’da, İspanya’nın ulusal ve bölgesel yönetimlerinin devam eden desteğiyle ortaya koyduğumuz model, Avrupa’nın geri kalanı için de örnek teşkil eden güçlü bir kamu-özel sektör iş birliği niteliği taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Mobilite Lastik Teknolojilerinin Geleceğini Şekillendiriyor Haber

Elektrikli Mobilite Lastik Teknolojilerinin Geleceğini Şekillendiriyor

Geleneksel içten yanmalı motorlara sahip araçlarla kıyaslandığında yapısal olarak farklılaşan elektrikli ve hibrit otomobiller, yolla temas eden tek nokta olan lastiklerden çok daha fazlasını talep ediyor. Bataryaların yarattığı ağırlık artışı zemin üzerindeki baskıyı artırırken, anlık hızlanma gücü de yüzey aşınmasını hızlandıran temel faktörler arasında yer alıyor. Bu durum, yeni nesil bileşenlerin geliştirilmesini ve mühendislik çözümlerinin bu dinamiklere göre sıfırdan tasarlanmasını zorunlu kılıyor. “Mobilitedeki dönüşüm, lastik teknolojilerine yön veriyor” Elektrikli araçların yaygınlaşmasının lastik endüstrisinin Ar-Ge önceliklerini de değiştirdiğini belirten AKO Grup Yönetim Kurulu Üyesi S. Safa Özcan, “Elektrikli mobilite, bugüne kadar alışılagelmiş performans kriterlerinin çok ötesinde bir mühendislik yaklaşımı gerektiriyor. Daha yüksek yük taşıma kapasitesi, optimize edilmiş dönme direnci, sessiz sürüş konforu ve maksimum aşınma direnci artık yeni dönemin temel standartları haline geldi. Lastik, günümüzde yalnızca aracı taşıyan bir parça olmaktan çıkıp; menzil optimizasyonunu, yolcu güvenliğini ve çevresel sürdürülebilirliği doğrudan belirleyen stratejik bir teknoloji bileşenine dönüştü. AKO Grup olarak, küresel trendleri ve değişen kullanıcı beklentilerini yakından takip ediyor; güçlü yerli üretim altyapımızla yarının teknolojilerini bugünden yollara kazandırmak için çalışıyoruz.” dedi. Elektrikli araçlar lastiklerden daha fazlasını bekliyor Elektrikli araçlar çevre dostu ve yüksek verimli sürüş avantajları sunarken, bu araçların karakteristik özelliklerine uygun lastik seçimi büyük önem taşıyor. Motor gürültüsünün olmaması nedeniyle kabin içine yansıyabilecek yol sesini en aza indiren akustik teknolojiler, menzili doğrudan etkileyen düşük yuvarlanma direnci tasarımları ve ağır yüklere karşı mukavemet gösteren yeni nesil hamur bileşikleri, modern lastik üretiminin odağını oluşturuyor. AKO Grup, bu doğrultuda geliştirdiği çözümlerle hem sürücü konforunu maksimuma çıkarmayı hem de karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Araçlar Dijital Kimlik Kazanıyor Haber

Elektrikli Araçlar Dijital Kimlik Kazanıyor

İstanbul Elektrikli araç şarjında kart, QR kod veya farklı uygulamalar arasında geçiş yapma ihtiyacını azaltacak yeni dönem Avrupa’da şekilleniyor. Uyumlu araç ve şarj altyapılarında Plug & Charge teknolojisi sayesinde kullanıcı kabloyu taktığında araç kendisini güvenli biçimde tanıtabiliyor, bağlı olduğu sözleşme üzerinden yetkilendiriliyor ve şarj ile ödeme süreci otomatik olarak başlayabiliyor. Avrupa Birliği’nin alternatif yakıt altyapısına ilişkin teknik düzenlemesi, 8 Ocak 2026’dan itibaren yeni kurulan veya yenilenen halka açık AC ve DC şarj noktaları için EN ISO 15118 iletişim standardını zorunlu kılıyor. 1 Ocak 2027’den itibaren EN ISO 15118-20 standardı yeni veya yenilenen halka açık noktaların yanı sıra özel Mode 3 ve Mode 4 şarj noktalarını da kapsayacak. Otomatik kimlik doğrulama sunan halka açık Plug & Charge noktalarının ise EN ISO 15118-2 ve EN ISO 15118-20’yi birlikte desteklemesi gerekecek. Yeni rekabet alanı: kimlik, yetki ve birlikte çalışabilirlik Bu takvim teknik bir güncellemeden daha fazlasını ifade ediyor. Yapının ilk katmanında, uyumlu aracın teknik sertifikası ve araç–şarj noktası iletişimi ISO 15118 standartlarına dayanıyor. İkinci katmanda ise teknik olarak tanımlanan aracın doğrulanmış kullanıcı, sözleşme, işlem yetkisi ve ödeme hesabıyla güvenli biçimde ilişkilendirilmesi gerekiyor. Spark Connect, bu unsurları hizmet sağlayıcılarıyla birlikte tek ve kesintisiz bir deneyimde buluşturmayı hedefliyor. KOBIL Trusted SuperApp teknolojisi ile geliştirilen mobilite platformu Spark Connect’e göre, elektrikli mobilitenin bir sonraki rekabet alanı soket sayısından önce güven ve birlikte çalışabilirlik olacak. Spark; şarj ağı operatörleri, ödeme sistemleri, otomotiv üreticileri, enerji şirketleri ve farklı mobilite hizmetlerini kapalı bir yapı içinde toplamak yerine, kullanıcının bunlara tek ve güvenilir bir deneyim üzerinden erişmesini sağlayan bir orkestrasyon katmanı geliştiriyor. “Elektrikli mobilitenin ilerlemesi yalnızca istasyon sayısıyla kazanılmayacak. Asıl değer; aracı, kullanıcıyı, sözleşmeyi ve ödemeyi güvenli biçimde birbirine bağlayabilmekte. Spark, sektör oyuncularının yerine geçmek için değil, onları tek ve kesintisiz bir kullanıcı deneyiminde buluşturmak için var. KOBIL’in yaklaşık 40 yıllık dijital güven birikimi, bu birleştirici katmanın temelini oluşturuyor.” Bankacılıkta güçlü kimlik doğrulama, uygulama güvenliği ve işlem yetkilendirme teknolojileriyle başlayan yaklaşık 40 yıllık KOBIL deneyimi; KOBIL Trusted SuperApp Platform ile kimlik, güvenli iletişim, elektronik imza, ödeme ve farklı dijital hizmetleri ortak bir mimaride buluşturan hizmet yapılarına taşındı. Spark Connect, KOBIL’in kimlik, yetkilendirme ve güvenli işlem teknolojilerini mobiliteye genişletiyor. Aracın teknik sertifikası ile doğrulanmış kullanıcıyı, sözleşmeyi, işlem yetkisini ve ödeme hesabını güvenli bir hizmet deneyiminde buluşturmayı hedefliyor. Elektrikli araç şarjı, otopark, sigorta, filo, araç kiralama, mikro mobilite ve şehir hizmetleri bu bütünleşik deneyimin farklı bileşenlerini oluşturuyor. GIREVE OCPI 2.2.1 birlikte çalışabilirlik altyapısı da Türkiye’deki şarj ağlarını Avrupa’daki roaming yapısıyla buluşturmak için teknik zemin sağlıyor. Araç, enerji sisteminin de aktif oyuncusuna dönüşüyor Avrupa Komisyonu’nun Akıllı Enerji Uzman Grubu ve Sürdürülebilir Ulaşım Forumu ile Almanya tarafından kurulan Avrupa Çift Yönlü Şarj Koalisyonu, 20 Mayıs 2026’da akıllı ve çift yönlü şarj için veri paylaşımını kolaylaştırmayı amaçlayan ortak önerilerini açıkladı. Avrupa Komisyonu, elektrik ve e-mobilite sektörünün pazar organizasyonu ile standartlar, dijital kimlik, işleyiş ilkeleri ve yönetişimi kapsayan ortak birlikte çalışabilirlik gereksinimlerinde aynı yönde buluşmasını Avrupa ölçeğinde bir dönüm noktası olarak tanımladı. Çift yönlü şarjın uygulandığı bir sistemde araç yalnızca enerji tüketmiyor; bataryasındaki elektriği eve, binaya veya şebekeye geri aktarabiliyor. Uygun pazar ve mevzuat koşullarında enerji satabilen bir varlığa dönüşmesi ise aracın hangi kullanıcıya, sözleşmeye ve ödeme hesabına bağlı olduğunun güvenli biçimde doğrulanmasını zorunlu kılıyor. Bu nedenle dijital kimlik, enerji işleminin yanında sunulan ek bir özellik değil; işlemin güvenli biçimde gerçekleşmesinin ön koşulu haline geliyor. Türkiye için fırsat: mobilitenin güven katmanını kurmak Türkiye’de elektrikli araç gündemi ağırlıklı olarak araç satışları, istasyon sayısı, soket kapasitesi, şarj gücü ve fiyatlandırma üzerinden ilerliyor. Yeni dönemde rekabet; araç sertifikalarının hangi güven zincirine bağlandığı, işlem yetkilerinin nasıl yönetildiği, farklı hizmetlerin ne ölçüde birlikte çalışabildiği ve ortaya çıkan verilerin hangi hukuki çerçevede işlendiği üzerinden şekillenecek. Spark Connect, bu hedef doğrultusunda şarj ağı operatörlerini, otomotiv ve enerji şirketlerini, finans kuruluşlarını, mobilite hizmet sağlayıcılarını ve şehirleri ortak bir güven ve birlikte çalışabilirlik katmanında buluşturmayı amaçlıyor. Bu mimaride başarı, kullanıcıyı tek bir kapalı ağda tutmakla değil; farklı ağlara ve hizmetlere tek, güvenli ve kesintisiz bir deneyimle erişebilmesini sağlamakla ölçülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Üretim’in Filoda Tercihi Kia Haber

Enerjisa Üretim’in Filoda Tercihi Kia

Yenilikçi ürün gamı, gelişmiş teknolojileri ve sürdürülebilir mobilite vizyonuyla dikkat çeken Kia, kurumsal filo alanındaki güçlü iş birliklerine yenilerini eklemeye devam ediyor. 1996’dan bu yana Türkiye’nin enerji dönüşümüne yön veren Enerjisa Üretim, filosunu Kia EV3 ve Sportage modelleriyle genişleterek operasyonel kapasitesini ve verimliliğini artırdı. Enerjisa Üretim’in tercih ettiği karma filo yapısı, farklı operasyonel ihtiyaçlara yönelik esnek ve verimli bir çözüm sunuyor. Filoda yer alan Kia EV3 modelleri, şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlarken; Sportage modelleri ise üstün sürüş konforu, ileri teknolojileri ve çok yönlü kullanım özellikleriyle saha operasyonlarında yüksek performans sunuyor. Dünyada “Yılın Otomobili” seçilen Kia EV3, şehir içi kullanımda 604 kilometreye varan menziliyle elektrikli mobilite alanında dikkat çekerken; Sportage ise modern tasarımı, geniş iç hacmi ve gelişmiş sürüş destek sistemleriyle kurumsal kullanıcıların beklentilerine güçlü bir şekilde yanıt veriyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Çelik Motor Genel Müdürü Şafak Savcı şunları söyledi: "Türkiye’nin enerji sektöründeki en güçlü markalarından biri Enerjisa Üretim’in Kia’yı tercih etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. EV3 ve Sportage modellerimizin bir arada yer aldığı bu filo yatırımı, Kia’nın farklı ihtiyaçlara cevap verebilen geniş ürün gamının önemli bir göstergesidir. İş ortaklarımızın operasyonel verimlilik, maliyet optimizasyonu ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceğiz." Enerjisa Üretim’in tercihi, Kia’nın Türkiye kurumsal filo pazarındaki güçlü konumunu pekiştirirken, markanın farklı kullanım senaryolarına uygun çözümler sunabilen güvenilir bir mobilite ortağı olarak öne çıktığını bir kez daha ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tripy Robotaxi Türkiye’de Yol Testlerine Hazırlanıyor Haber

Tripy Robotaxi Türkiye’de Yol Testlerine Hazırlanıyor

MİA Teknoloji A.Ş.'nin tamamına sahip olduğu Tripy Mobility, geliştirdiği Robotaxi projesini Türkiye'de hayata geçirmek için geri sayıma geçti. Çin'de kapsamlı test süreçlerinden geçen tam otonom araç filosunun, önümüzdeki dönemde Türkiye yollarında test edilmesi planlanıyor. Şirket, yalnızca sürücüsüz araç geliştirmeyi değil, aynı zamanda yapay zekâ tabanlı yeni nesil mobilite ekosistemini oluşturmayı hedefliyor. Tripy Mobility'nin yürüttüğü proje, Türkiye'nin otonom ulaşım teknolojilerindeki konumunu güçlendirmesi açısından dikkat çekici adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Tripy Robotaxi ile Türkiye'de Otonom Ulaşım Süreci Başlıyor Dünya genelinde hız kazanan sürücüsüz ulaşım teknolojileri, artık yalnızca teknoloji devlerinin değil, mobilite şirketlerinin de öncelikli yatırım alanları arasında yer alıyor. Bu dönüşümün Türkiye ayağında önemli rol üstlenmeye hazırlanan Tripy Mobility, tam otonom sürüş teknolojisine sahip Robotaxi filosunu yerli operasyonlara adapte etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Şirket tarafından geliştirilen sistem, L4 seviyesinde otonom sürüş kabiliyetine sahip araçlardan oluşuyor. Bu teknoloji sayesinde araçlar, belirli operasyon bölgelerinde herhangi bir sürücü müdahalesine ihtiyaç duymadan yolcu taşıyabilecek şekilde tasarlandı. Yapay zekâ algoritmaları sayesinde çevresini sürekli analiz eden sistem, trafik koşullarını, yayaları, diğer araçları ve olası riskleri gerçek zamanlı değerlendirerek güvenli sürüş kararları alabiliyor. Yapay Zekâ Destekli Altyapı Milyonlarca Satır Kodla Çalışıyor Tripy Robotaxi projesinin arkasındaki en önemli güçlerden biri gelişmiş yazılım altyapısı. Araçlarda çalışan yapay zekâ sistemi, milyonlarca satırlık yazılım mimarisiyle sürekli veri işliyor. Çok sayıda kamera, radar ve sensörden elde edilen bilgiler, gelişmiş sensör füzyon teknolojisiyle tek merkezde birleştirilerek milisaniyeler içinde analiz ediliyor. Bu yapı sayesinde araç, yalnızca bulunduğu yolu değil çevresindeki tüm hareketliliği eş zamanlı takip ederek sürüş stratejisini anlık olarak oluşturuyor. İnsan refleksine ihtiyaç duymadan çalışan bu sistem, otonom mobilite teknolojilerinin ulaştığı noktayı ortaya koyuyor. Uluslararası Ortaklıklarla Geliştirilen Robotaxi Projesi Dikkat Çekiyor Tripy Mobility'nin yürüttüğü çalışmalar, uluslararası teknoloji iş birlikleriyle destekleniyor. Proje kapsamında Çin merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiren Calmcar ile ortak çalışmalar yürütülürken, elektrikli araç üreticisi SAIC'in MIFA 7 modeli de Robotaxi platformuna dönüştürüldü. Uzun süren mühendislik çalışmalarının ardından geliştirilen araçlar, Çin'de gerçekleştirilen test programlarını başarıyla tamamladı. Test süreçlerinde elde edilen sonuçlar doğrultusunda sistemin farklı trafik senaryolarında güvenli şekilde çalışabildiği görüldü. Bu başarının ardından projenin yeni aşaması olarak Türkiye'deki saha testleri planlandı. Yüz Binlerce Kilometrelik Deneyim Türkiye'ye Taşınıyor Tripy Robotaxi filosu, yurt dışındaki operasyon öncesi testlerde önemli bir deneyim elde etti. Gerçek trafik koşullarında uzun süreli testlerden geçen araçlar, farklı iklim ve yol şartlarında performansını kanıtladı. Şirketin yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmayan küresel büyüme planları da bulunuyor. Avrupa pazarına yönelik çalışmalar kapsamında İngiltere'de de sürücüsüz taksi hizmeti sunabilmek için gerekli resmi süreçlerin başlatıldığı açıklandı. Böylece Tripy, geliştirdiği teknolojiyi uluslararası pazarlarda da konumlandırmayı hedefliyor. Robotaxi Teknolojisi Ulaşım Alışkanlıklarını Değiştirebilir Uzmanlara göre yapay zekâ destekli sürücüsüz taksi sistemleri yalnızca yeni bir ulaşım modeli sunmuyor. Aynı zamanda şehir içi ulaşım planlaması, trafik güvenliği, enerji verimliliği ve sürdürülebilir mobilite açısından da önemli fırsatlar oluşturuyor. Elektrikli altyapıyla çalışan Robotaxi araçlarının, sürüş sırasında insan kaynaklı hata riskini azaltması ve trafik akışını daha verimli hale getirmesi bekleniyor. Bunun yanında paylaşım ekonomisini destekleyen yeni ulaşım modelleriyle bireysel araç sahipliği anlayışının da zaman içinde değişebileceği değerlendiriliyor. Türkiye Otonom Mobilite Alanında Yeni Bir Döneme Hazırlanıyor Tripy Mobility CEO'su Dr. Ali Onuralp Ünal, otonom sürüş teknolojilerinin otomotiv sektörünün ötesinde, doğrudan yapay zekâ ekonomisinin önemli bir parçası haline geldiğini belirterek şirketin bu alandaki vizyonuna dikkat çekti. Ünal, elektrikli araç dönüşümünün ardından ulaşım sektöründe en büyük değişimin otonom sürüş sistemleriyle yaşanacağını ifade ederken, geliştirilen Robotaxi platformunun güvenlik, erişilebilirlik ve operasyonel verimlilik açısından önemli avantajlar sağlayacağını vurguladı. Türkiye'de başlayacak yol testlerinin yalnızca teknik bir süreç olmadığını dile getiren Ünal, bunun aynı zamanda ülkenin küresel otonom mobilite yarışındaki iddiasını güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu söyledi. Türkiye'de gerçekleştirilecek testlerin başarıyla tamamlanması halinde Tripy Robotaxi'nin şehir içi ulaşımda yeni bir dönemin kapısını aralaması bekleniyor. Yapay zekâ, elektrikli mobilite ve otonom sürüş teknolojilerini aynı platformda buluşturan proje, geleceğin ulaşım sistemlerinin Türkiye'deki en önemli örneklerinden biri olma potansiyeli taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Martı Türkiye'de Yapay Zeka ile Çalışan Sürücüsüz Paylaşımlı Araç Dönemini Başlatıyor Haber

Martı Türkiye'de Yapay Zeka ile Çalışan Sürücüsüz Paylaşımlı Araç Dönemini Başlatıyor

Bugün Türkiye'nin 20 şehrinde faaliyet gösteren Martı, geniş mobilite ağıyla milyonlarca kullanıcıya hizmet veriyor. Güçlü saha operasyonları ve gelişmiş teknolojik altyapısı ile Martı, otonom araç teknolojilerinin Türkiye'de hayata geçirilmesi için güçlü bir platform sunuyor. 2016 yılında Silikon Vadisi'nde kurulan Tensor, hem bireysel sahiplik hem de profesyonel filo operasyonları için sıfırdan tasarlanmış Seviye 4 otonom araç geliştiren ilk şirkettir. Otonom araç teknolojileri alanında yaklaşık on yıllık deneyime sahip olan ve Kaliforniya'da sürücüsüz yolcu taşıyan araçlar için verilen, eyalet tarihindeki ikinci tam sürücüsüz test iznini elinde bulunduran Tensor, Ağustos 2025'te dünyanın ilk kişisel Robocar'ını tanıttı. Bireysel sahiplik için geliştirilen bu araç platformu, yerleşik araç paylaşımı özellikleri sayesinde profesyonel filo operasyonları için de tam işlevsel olarak kullanılabiliyor ve küresel otonom mobilite ağlarına sorunsuz şekilde entegre edilebiliyor. “Yapay zeka ile çalışan sürücüsüz paylaşımlı araçları kullanıcılarımıza sunmayı hedefliyoruz” İş birliğini değerlendiren Martı kurucusu Oğuz Alper Öktem, şunları söyledi: “Martı olarak bugüne kadar teknoloji odaklı ulaşım çözümlerini Türkiye'de kullanıcılarla buluşturmaya öncülük ettik. Tensor ile gerçekleştirdiğimiz bu stratejik iş birliği sayesinde, yapay zeka ile çalışan sürücüsüz paylaşımlı araçları kullanıcılarımıza sunmayı hedefliyoruz. Yapay zeka ve otonom sürüş teknolojilerinin şehir içi ulaşımın geleceğini şekillendireceğine inanıyoruz.” Tensor CEO'su Dr. Jay Xiao, "Martı ile gerçekleştirdiğimiz bu stratejik iş birliği, otonom sürüş teknolojisini daha geniş kitlelere ulaştırma ve Martı platform kullanıcılarına üst düzey bir otonom mobilite deneyimi sunma misyonumuz açısından önemli bir adım. ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Avrupa'da duyurduğumuz iş birliklerinin ardından Martı ile hayata geçirdiğimiz bu ortaklık, güvenli, verimli ve ölçeklenebilir otonom mobilitenin sunduğu ayrıcalıklı deneyimi küresel ölçekte yaygınlaştırma kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyuyor. Martı ile birlikte, ulaşım teknolojilerindeki en ileri yenilikleri Türkiye genelindeki platform kullanıcılarıyla buluşturacak olmaktan büyük heyecan duyuyoruz." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa'nın otomotiv devinde sürpriz görev değişimi! Yeni isim belli oldu... Haber

Bursa'nın otomotiv devinde sürpriz görev değişimi! Yeni isim belli oldu...

Türkiye otomotiv sanayisinin öncü kuruluşlarından Karsan'da üst yönetimde görev değişimi yaşandı. Şirketin CEO'su ve Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Okan Baş, profesyonel yaşamında yeni bir döneme odaklanma kararı doğrultusunda görevlerinden ayrıldı.Okan Baş, son on yılda Karsan'ın global bir mobilite markasına dönüşüm sürecine liderlik ederek, şirketin elektrikli ve otonom toplu ulaşım çözümleriyle uluslararası pazarlarda daha görünür ve güçlü bir konuma ulaşmasında önemli rol üstlendi. Görev süresi boyunca Karsan'ın global mobilite vizyonunun güçlenmesine, dönüşüm stratejisinin hayata geçirilmesine ve sürdürülebilir büyüme yolculuğuna önemli katkılar sundu. Karsan Yönetim Kurulu, şirkete sağladığı katkılar dolayısıyla Okan Baş'a teşekkür etti. Okan Baş'ın görevlerinden ayrılmasının ardından, Karsan Yönetim Kurulu tarafından Kıraça Holding Grup CEO'su ve Karsan Yönetim Kurulu Üyesi Utku Can Ayyarkın, Karsan Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi ve CEO'su olarak atandı. Lojistik sektöründe 22 yıllık deneyime sahip olan Utku Can Ayyarkın, sahadan başlayarak üst yönetime uzanan güçlü liderlik birikimi, operasyonel yetkinliği ve stratejik yönetim deneyimiyle; Karsan'ın yeni döneminde şirketin büyüme stratejisine, dönüşüm vizyonuna ve sürdürülebilir başarı yolculuğuna liderlik edecek. Karsan, Utku Can Ayyarkın liderliğinde; 60 yıllık köklü mirasından aldığı güçle elektrikli ve otonom mobilite alanında global bir marka olma yolculuğunu yeni başarılarla büyütmeye, uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirmeye ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerlemeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.