Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Modernizasyon

Kapsül Haber Ajansı - Modernizasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Modernizasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KONE Türkiye’deki 30. Yılını Kutluyor Haber

KONE Türkiye’deki 30. Yılını Kutluyor

Asansör ve yürüyen merdiven sektöründe dünyanın önde gelen şirketlerinden KONE’nin Başkanı ve CEO'su Philippe Delorme, Türkiye’deki 30. yıl kutlamaları kapsamında İstanbul’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Delorme, ziyareti sırasında KONE müşterileri, çalışanları ve iş dünyasından paydaşlarıyla bir araya geldi. KONE’nin Türkiye’deki doğrudan faaliyetlerinin 30. yılına denk gelen bu ziyarette, Türkiye’nin kentsel dönüşüm vizyonu masaya yatırıldı. Hem yeni inşaat projelerinde hem de mevcut binalardaki güvenli, sürdürülebilir ve verimli insan akışı sağlayan dikey taşıma çözümlerinin önemine dikkat çekildi. “Türkiye, stratejik büyüme ve inovasyon merkezimiz” Hızlı şehirleşme oranı ve coğrafi konumuyla Türkiye’nin, KONE’nin Türkiye, Orta Doğu ve Afrika bölgesel stratejisinde kilit bir rol oynadığını belirten Philippe Delorme, yaptığı değerlendirmede, “Türkiye; ekonomik potansiyeli, dinamik şehirleşme yapısı ve devam eden kentsel dönüşüm projeleriyle bizim için vazgeçilmez bir pazar. Buradaki 30. yılımızı kutlarken sadece geçmişe değil, geleceğe de odaklanıyoruz. Türkiye’deki şehirleri daha güvenli, akıllı ve sürdürülebilir kılacak teknolojilerimizle müşterilerimizi desteklemeye kararlıyız.” dedi. Konut projelerine özel verimli çözümler Delorme, KONE’nin küresel stratejisinin Türkiye’nin ihtiyaçlarıyla örtüştüğünü vurgulayarak, “Konut segmentinde liderlik, servis hizmetlerinde dijitalleşme ve modernizasyona odaklanan, ayrıca karbon emisyonlarını azaltmayı hedefleyen stratejimiz, Türkiye’nin ulusal öncelikleriyle birebir uyuşuyor. Konut projelerinin ağırlıkta olduğu bu pazarda, projeye özel, verimli ve erişilebilir çözümler sunuyoruz. Güvenlik ise Türkiye’deki operasyonlarımızın en öncelikli konusu ve yaptığımız her işin merkezinde yer alıyor.” şeklinde konuştu. KONE Türkiye ve Kazakistan Genel Müdürü Bora Tuncer ise, “Türkiye genelinde temel odağımız, ülkemizin asansör işletme ve bakım yönetmeliklerine tam uyumlu, geleceğe hazır asansör ve yürüyen merdiven çözümleri sunmak. KONE’nin küresel uzmanlığını yerel ekibimizin gücüyle birleştirerek, insanların her gün güvenle kullanabileceği binalar için çözümler sunuyoruz.” dedi. İstanbul semalarında KONE imzası: TCMB Kulesi Ziyaret kapsamında Philippe Delorme, KONE’nin yüksek teknolojileriyle donatılan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Kulesi’nin yer aldığı İstanbul Finans Merkezi'ni (İFM) de gezdi. 353,9 metrelik yüksekliğiyle Türkiye’nin en yüksek binası olan TCMB Kulesi’nin, saniyede 9 metre hıza ulaşan asansörler ve gelişmiş ‘çift katlı’ (double-deck) asansör sistemleriyle donatıldığını belirten Delorme, “Bu proje, İstanbul'u yüksek bina teknolojileri liginde dünyanın sayılı şehirleri arasına taşıyor. Bu başarıda emeği geçen yetkin Türkiye ekibimizle gurur duyuyorum,” ifadelerini kullandı. İstanbul Finans Merkezi'nin ana simgesi olan TCMB Kulesi, Türk ekonomisinin büyüme hedeflerini ve uluslararası yatırımcılar için bölgesel bir merkez olma hedefini yansıtıyor. KONE bu proje ile 1995'ten bu yana Türkiye’deki güvenilir iş ortağı olma konumunu da pekiştiriyor. ” Binalarda asansör ve yürüyen merdivenleri modernize ediyoruz.” KONE, yeni projelerin yanı sıra mevcut asansörlerin modernizasyonu ve dijitalleşmesi konusunda da Türkiye’de aktif rol oynuyor. Bu çalışmalar, bina sakinlerinin güvenliğini artırırken enerji verimliliğine de katkı sağlıyor. Modernizasyonun sadece ekipman yenilemekten ibaret olmadığını belirten Delorme, “Modernizasyon; dijital bağlanabilirliği artırmak, performansı yükseltmek ve enerji tüketimini azaltmak demek. Yaşlanan asansörleri yenileyerek bina sakinlerinin günlük yaşam kalitesini artırıyoruz.” dedi. KONE, bina yaşam döngüsü boyunca daha güvenli, daha verimli ve daha sürdürülebilir insan akışı çözümlerini desteklemek için yapay zeka dahil olmak üzere dijital inovasyona yatırım yapmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Sanayide Enerji ve Isıtma Sistemlerini Mercek Altına Aldı Haber

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Sanayide Enerji ve Isıtma Sistemlerini Mercek Altına Aldı

Üretim süreçlerinin yanı sıra tesis genelinde kullanılan enerji altyapılarının da denetim kapsamına alınmasıyla birlikte, dolaylı emisyonların önemli bir bölümünü oluşturan ısıtma sistemleri, sanayideki dönüşüm sürecinin merkezine yerleşti. Sanayi tesisleri, ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya Avrupa Birliği'nin 'Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması' (SKDM), 1 Ocak itibarıyla tam olarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile birlikte demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik üretimi gibi alanlarda faaliyet gösteren ve AB'ye ihracat yapan sanayi tesisleri, karbon bazlı ürünlerin üretiminde ortaya çıkan karbon emisyonları için ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya kaldı. Sanayinin Avrupa pazarındaki rekabet gücünü zayıflatıyor SKDM'ye uyum sağlayamayan sanayi tesislerinde karbon maliyetleri, ürün fiyatlarına yansıyor. Bu durum, Avrupa pazarında rekabet gücünü zayıflatırken alıcıların daha düşük karbon ayak izine sahip alternatiflere yönelmesine neden oluyor. Bu tablo, sanayi tesisleri için doğrudan sipariş kaybı anlamına geliyor. Yatırım ve modernizasyon baskısı oluşturuyor Öte yandan SKDM, sanayi kuruluşları üzerinde ciddi bir yatırım ve modernizasyon baskısı da oluşturuyor. Firmalar enerji tüketimini azaltmaya, verimsiz sistemleri yenilemeye ve düşük emisyonlu teknolojilere geçmeye zorlanıyor. Bu süreçte yalnızca üretim hatları değil; ısıtma sistemleri, elektrik altyapısı ve üretim prosesleri de denetim kapsamına giriyor. Türkiye'de sanayide tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 50'sinin verimsiz ısıtma ve soğutma sistemlerinde harcandığı düşünüldüğünde, enerji verimliliği yüksek çözümler artık kaçınılmaz hale geliyor. Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın sanayi tesisleri için kapsamlı bir dönüşüm sürecini beraberinde getirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi: Doğrudan emisyonlar ve dolaylı emisyonlar ayrı ayrı hesaplanıyor "SKDM kapsamında denetimler, klasik tesis kontrollerinden ziyade veriye dayalı raporlama ve doğrulama sistemi üzerinden yürütülüyor. Avrupa Birliği, AB'ye ihracat yapan firmalardan ürünlerin üretimi sırasında oluşan karbon emisyonlarını ürün bazında hesaplamalarını ve bu verileri düzenli olarak bildirmelerini talep ediyor. Bu kapsamda firmalar, her bir ürünün üretimi sırasında ortaya çıkan doğrudan emisyonları (yakıt kullanımı ve proses kaynaklı emisyonlar) ile dolaylı emisyonları (elektrik ve ısı tüketiminden kaynaklanan emisyonlar) ayrı ayrı hesaplıyor. Hesaplamalarda üretim hattı, kullanılan enerji miktarı ve üretim süresi temel kriterler olarak esas alınıyor. Sanayide GES yatırımları da hızla artıyor Ayrıca üretimde ve tesis genelinde kullanılan enerjinin kaynağı, miktarı ve hangi proseslerde kullanıldığına ilişkin detaylı raporlama isteniyor. Bu nedenle sanayi tesislerinde güneş enerjisi (GES) yatırımları da hızla artıyor. Elektrikli ısıtıcı pazarında ciddi bir talep artışı yaşanıyor Sanayide GES yatırımlarındaki hızlı büyüme, elektrifikasyon eğilimini güçlendirirken elektrikli ısıtıcı pazarında da ciddi bir talep artışını beraberinde getiriyor. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin ısıtma sistemlerinde daha etkin kullanılabilmesi, hem emisyon azaltımı hem de karbon maliyetlerinin kontrol altına alınması açısından kritik önem taşıyor. Yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor Çukurova Isı olarak, bu dönüşüm sürecine Goldsun Vega elektrikli ısıtıcı ürünümüz ile katkı sağlıyoruz. Goldsun Vega, özel reflektör teknolojisi sayesinde ampulden çıkan ışınların tamamını cisimlere yönlendirerek ısıtma verimini yüzde 28 oranında artırıyor. Yüksek yoğunluklu halojen ampul teknolojisi ise standart rezistanslı ısıtıcılara kıyasla yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor. Bu donanımsal özellikler sayesinde Goldsun Vega, endüstriyel tesislerde enerji tüketimini optimize ederken karbon emisyonlarını ve buna bağlı karbon maliyetlerini de önemli ölçüde azaltıyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM’den Suüstü ve Sualtı Platformlarında Küresel Güç Gösterisi Haber

STM’den Suüstü ve Sualtı Platformlarında Küresel Güç Gösterisi

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı öncülüğünde, çalışmalarını sürdüren STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., yaklaşık 35 yıllık tecrübesiyle Türkiye’nin askeri gemi inşa alanında attığı adımlarda stratejik bir rol üstlenerek, milli denizcilik kabiliyetlerinin gelişimine yön vermeye devam ediyor. STM; korvet, fırkateyn, lojistik destek gemileri, hücumbot, denizaltı tasarım ve modernizasyon projeleri ile otonom sualtı sistemleri gibi geniş bir yelpazede, hem Türk Donanması’na hem de müttefik donanmalara hizmet veriyor. Askeri gemi inşa alanında 300’e yakın nitelikli mühendis kadrosuyla Türkiye’nin bu alandaki en yetkin şirketi olan STM, çeşitli deniz platformları için dizayndan teslime kadar inşa ve modernizasyon projelerinin her aşamasını yönetiyor. Mavi Vatan’da pek çok kritik sistemin millileştirilmesi ve yerlileştirmesini de imkân sağlayan STM, askeri gemi inşa sanayiindeki güçlü ekosistemi ile pek çok kritik sistemde dışa bağımlılığa da son verdi. Dünyada 11 Farklı Tersanede 44 Askeri Gemi Platformu Türkiye’nin milli savaş gemisi programı MİLGEM ile denizcilik alanındaki uzmanlığı başlayan ve dünya donanmalarının güvenilir ortağı olan STM, bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında 11 farklı tersanede 44 proje yürüttü. Türk Donanması’nın yanı sıra Portekiz, Ukrayna, Malezya ve Pakistan için suüstü ve denizaltı platformları geliştiren STM, gemi inşa ve modernizasyon projelerinde Türkiye’deki yetkin tersanelerle birlikte, müşteri ülkelerin tersanelerinde de çalışabilme esnekliği sunarak yerel katkıyı en üst seviyeye taşıyor. Suüstü ve Sualtı Projelerinde Geniş Yelpaze STM’nin suüstü platformlarında korvet kapsamında; 4 adet ADA Sınıfı Korvet, 3 adet Malezya Korveti, 2 adet Ukrayna Korveti, Test ve Eğitim Gemisi TCG UFUK; Fırkateyn projesinde ise 8 adet MİLGEM İstif Sınıfı Fırkateyn bulunuyor. Türkiye’nin ilk milli fırkateyni TCG İSTANBUL, 2024 yılında Türk Donanması’na teslim edilirken, 7 milli fırkateynin üretimi ise STM-TAİS OG İş Ortaklığında inşası sürüyor. STM ayrıca, Türk Donanması için Türkiye’nin ilk milli hücumbotunun tasarımını tamamlayarak inşa sürecini başlattı. AB ve NATO Ülkesine İlk Askeri Gemi İhracatı Lojistik destek gemileri alanında öncü projelere imza atan STM, Türk Donanması için 2 adet Lojistik Destek Gemisi ile Pakistan Donanması için Denizde İkmal Tankeri teslimatlarını gerçekleştirdi. STM, Portekiz Donanması için geliştirdiği 2 adet Lojistik Destek Gemisi projesiyle, Türkiye’nin Avrupa Birliği ve NATO üyesi bir ülkeye gerçekleştirdiği ilk askeri gemi ihracatına imza attı. Denizaltı Mühendisliğinde Milli Güç Denizaltı tasarım, inşa ve modernizasyon alanlarında Türkiye’de öncü çalışmalar yapan STM; Gölcük Askeri Tersanesi’nde inşa edilen 6 adetlik Reis Sınıfı Denizaltıların üretimine mühendislik ve yerlileştirme desteği veriyor. Türkiye’nin özel harekât ve hücum maksatlı ilk milli denizaltısı STM500’ü geliştiren şirket; Türk Donanması’ndaki Ay (2), Preveze (4) ve Gür Sınıfı (4) denizaltıların modernizasyonunda yer alarak, denizaltıların ömürlerini milli ve modern sistemlerle uzatılmasını sağlıyor. Pakistan Agosta90B sınıfı denizaltılar ile Türkiye’nin ilk denizaltı modernizasyonu ihracatına imza atan STM, üç denizaltıdan ikisinin modernizasyonu Pakistan’da tamamladı. STM NETA Otonom Sualtı Aracı ile de geleceğin deniz harekât konseptlerine yönelik çözümler geliştiriliyor. Güleryüz: Küresel Ölçekte Güvenilir Bir Askeri Denizcilik Şirketiyiz STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Deniz Kuvvetlerimizle birlikte çalışarak kazanılan mühendislik tecrübesi ve Savunma Sanayii Başkanlığımızın stratejik öncülüğü sayesinde STM’nin denizcilik serüveni MİLGEM projesiyle başlamış; bu yolculuk, Türkiye’de milli deniz platformları ve denizcilik ekosisteminin gelişimine yön veren önemli adımları beraberinde getirmiştir. STM olarak, Türk Donanması’nın ihtiyaçlarını ileri mühendislik çözümleriyle karşılamanın yanı sıra, dost ve müttefik ülkelerin deniz kuvvetlerine yönelik ihracat projeleriyle küresel ölçekte güçlü bir konumdayız. Savunma Sanayii Başkanlığımızın ve Deniz Kuvvetlerimizin öncülüğünde Türkiye’de şu an 40’ın üstünde askeri gemi projesi yürütülüyor. STM olarak bizler de, eş zamanlı şekilde şu anda 8 farklı tersanede bu 28 farklı gemi inşasının merkezinde yer alıyoruz. Toplamda ise bugüne kadar 11 farklı tersanede 44 askeri gemi platformunu başarıyla yönettik. Onlarca suüstü ve sualtı projesini yönetebilmek; sahip olduğumuz sistem mühendisliği yetkinliğinin, proje yönetimi kabiliyetimizin ve güçlü ekosistemimizin bir göstergesi. Önceliğimiz, Donanmamıza yenilikçi ve güçlü platformlar kazandırmak. Bu doğrultuda özellikle insansız deniz araçları alanındaki ürün ailemizi genişletmeyi, sürü ve tekil halde görev yapabilen otonom deniz araçları geliştirmeyi hedefliyoruz. Milli mühendislik birikimimizi de ihracata dönüştürerek, Türkiye’nin denizcilik alanındaki caydırıcılığını ve uluslararası itibarını artırmaya devam ediyoruz. Verdiğimiz güven, esnek mühendislik çözümlerimiz, hızlı teslimat, NATO standartlarındaki üretim kabiliyetimiz ve teslim sonrasındaki sürekli hizmetlerimiz ile tercih ediliyoruz. Önümüzdeki dönemde de STM’yi, küresel ölçekte tercih edilen bir denizcilik ve savunma mühendisliği markası olarak daha ileri taşıyacağız.”

Roca Grup’tan Türkiye ve Global Pazarlarda Güçlü Büyüme Hamlesi Haber

Roca Grup’tan Türkiye ve Global Pazarlarda Güçlü Büyüme Hamlesi

Bu yatırımı, sürdürülebilir ve dengeli büyümenin temel kaldıraçlarından biri olarak konumlandıran Roca Türkiye Genel Müdürü Dr. Murat Özyamanoğlu, 2026 hedeflerini ve yatırımlarını açıkladı. Banyolar için inovasyonu odağına alarak armatür, lavabo, klozet ve duş sistemleri gibi çözümler geliştiren Roca, 2025 yılında üretim altyapısı için gerçekleştirdiği yatırımlarla ve yeni bayi açılışlarıyla Türkiye pazarındaki güçlü büyümesini sürdürdü. 2026 yılında da istikrarlı büyüme hedefleri doğrultusunda yeni yatırımlar gerçekleştirmeyi planladıklarını belirten Roca Türkiye Genel Müdürü Dr. Murat Özyamanoğlu, özellikle yeşil dönüşüm, modernizasyon ve gömme rezervuar kapasitesini arttırmaya odaklanacaklarını ifade etti. “2025’e dair öngörülerimiz hedeflerimize ulaşmamızı sağladı” 2025 yılının konut kredilerindeki daralma, kur ve enflasyon dalgalanmaları nedeniyle zorlu bir yıl olduğuna dikkat çeken Roca Türkiye Genel Müdürü Dr. Murat Özyamanoğlu, “Yıl içerisinde hem ülke genelinde hem de global ölçekte artan belirsizlikler, yönetilmesi gereken riskleri de beraberinde getirdi. Biz de 2025’e başlarken bu çerçevede hazırladığımız senaryo projeksiyonları doğrultusunda ilerledik ve yılı beklentilerimizle uyumlu bir şekilde tamamladık. Bu noktada, sektörümüzün dünya lideri bir grubunun parçası olmak bize önemli bir öngörülebilirlik ve stabilite sağladı” dedi. ‘’Global’de ve Türkiye’deki tesislerimizde yatırımlar yaptık” Yeni yatırımlar ve bayilerle giderek artan bir büyüme gerçekleştirdiklerini vurgulayan Özyamanoğlu, “Şu anda dünya genelinde 78 üretim tesisi ve 20 binden fazla çalışanımızla seramik sağlık gereçleri alanında lider konumda olan bir grup olarak, 2026 yılında da istikrarlı büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda, İtalyan banyo tasarımının ikonik markalarından Antonio Lupi Design’ın çoğunluk hissesini satın almak üzere anlaşmaya vardık; Orta Asya’daki büyümemizi ise Nosag, IneoCare ve Idral’ın ardından Kazakistan Kızılorda’da hayata geçireceğimiz yeni üretim tesisleriyle destekleyeceğiz. 2025 yılında Türkiye pazarında yeni bayilerle yerel ağımızı güçlendirdik. Bunlarla birlikte, çevre dostu ve enerji verimli üretim süreçlerine odaklanarak grup olarak üretim altyapımızı da güçlendirdik. Türkiye’de devreye aldığımız, Yeni Alçak Basınç Döküm Hattımız bu yaklaşımın somut örneklerinden biri oldu” diye konuştu. “Çevresel etkileri minimize etmeye yönelik çözümler geliştiriyoruz” Grup hedefleri kapsamında enerji tasarrufu ve yeşil dönüşüm yatırımlarına da büyük bir önem verdiklerini belirten Özyamanoğlu, “Su arıtma sistemleri, güneş enerjisi uygulamaları ve diğer çevre dostu projeler bu taahhütlerimizin önemli örneklerini oluşturuyor. Grup olarak bu alanda öncü adımlar atarken, faaliyet gösterdiğimiz pazarlardaki müşterilerimizin de aynı gelecek sorumluluğunu paylaştığını görmek bizi oldukça memnun ediyor. Bu eğilimler doğrultusunda yalnızca üretim süreçlerimizde değil, nihai ürün tasarımımızda da doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına öncelik veriyoruz ve çevresel etkilerimizi minimize etmeye yönelik çözümler geliştiriyoruz” ifadelerini kullandı. 2026 için %10’luk bir büyüme hedefliyor 2026 yılında yeşil dönüşümün yanı sıra, modernizasyon ve özellikle kapasite arttırmaya yönelik yatırımları önceliklendirmeyi planlayan Roca Grup, 2025 yılını bütçenin %4 üzerinde tamamlamayı öngörüyor. Zorlu piyasa koşulları dikkate alındığında, bu performansı önemli bir başarı olarak değerlendirilen şirket, 2026 bütçesi için enflasyon ve kur farkından arındırılmış %10’luk bir büyüme hedefliyor.

Bursa'daki Ünlü Fabrikadan 4 Milyar TL'lik Yatırım! Yeni Hat Kurulacak... Haber

Bursa'daki Ünlü Fabrikadan 4 Milyar TL'lik Yatırım! Yeni Hat Kurulacak...

Bursa'nın Karacabey ilçesi Tavşanlı Mahallesi'nde faaliyet gösteren ünlü gıda devi Tamek Sagra Grup Gıda, mevcut tesislerinde kapsamlı yenileme sürecini başlattı. Bu kapsamda dev şirketin kapasite artışı ve modernizasyon için hazırladığı proje, incelemenin ardından ÇED sürecine girdi. Proje kapsamında, toplam 170 bin metrekarelik alan üzerinde kurulu olan tesiste, mevcut üretim binalarının 36 bin 514 metrekarelik bölümü depreme dayanıklı hale getirilecek. Mevcut altyapıya ek olarak, depreme dayanıklı şekilde 33 bin 486 metrekarelik ilave yeni üretim ve depo binaları inşa edilecek. Yapılacak yenilemeler ve ilave binalar sonucunda toplam kapalı alan 70 bin metrekareye ulaşacak. 4,6 MİLYAR LİRALIK DEV BÜTÇE Projenin toplam yatırım bedeli 4 milyar 605 milyon 240 bin TL olarak açıklandı. Bu bütçenin aslan payını 4,1 milyar TL ile makine ve ekipman modernizasyonu oluştururken, inşaat maliyetleri için 488 milyon TL ayrıldı. "DICED" DOMATES GELİYOR Ayrıca tesise yeni eklenecek olan "Diced" (doğranmış domates) üretim hattı, mevcut sisteme entegre edilerek ürün çeşitliliğini artıracak. YILIN TAMAMINA YAYILACAK Mevcut durumda ağırlıklı olarak Ağustos ve Eylül aylarındaki domates hasat sezonunda yoğunlaşan üretim faaliyetleri, bu yatırımla birlikte yıl geneline yayılacak. Tesiste toplam 280 personelin çalışmaya devam etmesi planlanırken üretim, 3 vardiya sistemiyle devam edecek.

AIRO ve Nord-Drone, Savaş Alanında Test Edilmiş İHA’ları ABD ve NATO’ya Sunacak! Haber

AIRO ve Nord-Drone, Savaş Alanında Test Edilmiş İHA’ları ABD ve NATO’ya Sunacak!

AIRO Group Holdings bünyesindeki AIRO Drone, LLC ve Nord-Drone LLC'nin iştiraki Nord Drone Group, savunma sanayinde çığır açacak bir ortaklığa imza attı. İki şirket, AIRO Nord-Drone, LLC adıyla, transatlantik bir savunma ortak girişimi kurmak üzere kesin anlaşmayı imzaladı. Bu ortaklık, AIRO’nun ABD merkezli üretim ve tedarik uzmanlığı ile NDG'nin savaş alanında kanıtlanmış teknolojilerini ve Avrupa üretim kapasitesini birleştiriyor. Ortak girişimin temel amacı, mevcut altyapıyı kullanarak ABD ve NATO’nun operasyonel gereksinimlerini destekleyen insansız hava araçlarının (İHA) konuşlandırılmasını hızlandırmak. Nord-Drone'un Muharebe Gücü Nord-Drone şirketler grubu, şu anda ayda yaklaşık 4.000 İHA üretiyor. Ürün yelpazesi, FPV saldırı üniteleri, gezinen mühimmatlar ve çok rollü bombardıman uçaklarını içeriyor. Şirketin amiral gemisi modelleri olan NORD-10 ve NORD-15, 15 km'ye kadar menzil ve 4,5 kg'a kadar faydalı yük taşıma kapasitesi sunuyor. Bu sistemler, gelişmiş GPS/GLONASS/BeiDou navigasyonu ve tescilli kontrol sistemleriyle donatılmış durumda. Stratejik Hedef: Acil İhtiyaçlara Hızlı Yanıt AIRO Nord-Drone; AIRO’nun ileri düzey havacılık ve uzay üretim yeteneklerini, NDG’nin yüksek hacimli ve muharebe tecrübesi olan platformlarıyla birleştirerek, NATO savunma direktiflerini doğrudan destekleyen İHA'ların hızlı üretimine ve dağıtımına öncelik verecek. Ortak girişim, taktik keşif, gezinen mühimmat ve ileri düzey muharebe operasyonları için birlikte çalışabilir, göreve hazır çözümler sunmayı hedefliyor. AIRO İcra Kurulu Başkanı Dr. Chirinjeev Kathuria, "Bu ortak girişim, müttefiklerimize en çok ihtiyaç duydukları anda kanıtlanmış teknolojiyi sunmada önemli bir kilometre taşını temsil ediyor. Birlikte, acil operasyonel gereksinimleri hızla karşılayabilecek transatlantik bir savunma platformu oluşturuyoruz," dedi. NDG CEO'su Dr. Yevgen Kotukh ise, "AIRO ile ortaklığımız, savaşta kanıtlanmış teknolojilerimizi ABD ve NATO savunma kuvvetlerine yaymak için güçlü bir çerçeve oluşturuyor," şeklinde konuştu. Ortak girişim, başta Amerika Birleşik Devletleri, Ukrayna ve NATO üye ülkeleri olmak üzere kilit savunma pazarlarındaki acil operasyonel ihtiyaçlara hizmet edecek. Bu işbirliği, hem mevcut çatışmalara anında yanıtı hem de modernizasyon girişimlerini destekleyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosna Hersek Kakanj Santrali Emisyonsuz Hale Geliyor Haber

Bosna Hersek Kakanj Santrali Emisyonsuz Hale Geliyor

Bosna Hersek devlete ait elektrik kuruluşu Elektroprivreda BiH (EPBiH), Kakanj Termik Santrali'nin 6 ve 7 numaralı ünitelerinde kritik bir kükürt giderme (desülfürizasyon) projesine imza atıyor. 62.8 milyon avro değerindeki bu yatırım ile kükürt dioksit (SO₂) emisyonlarının yaklaşık %98.5 oranında azaltılması hedefleniyor. Projenin tamamlanmasıyla, şu anda metreküp başına 9.000 miligram (mg/Nm³) civarında olan SO₂ emisyonları, yasal limit olan 150 mg/Nm³'ün altına, yani neredeyse 60 kat daha düşük bir seviyeye inecek. Bu hamle, Batı Balkanlar'da kömür santrallerinin neden olduğu yüksek kirlilik sorununa karşı atılmış en önemli adımlardan biri olarak görülüyor. AB Direktiflerine Uyum ve Toplumsal Fayda EPBiH, projenin 2027 sonrasında termik ünitelerin desülfürizasyon ve denitrifikasyon sistemleri olmadan çalışmasını yasaklayan Enerji Topluluğu direktifleri ve Bosna Hersek'in Ulusal Emisyon Azaltma Planı (NERP BiH) ile uyumlu olduğunu belirtti. EPBiH Genel Müdürü Sanel Buljubašić, projenin en önemli faydasının, operasyonel sürekliliğin ötesinde, doğrudan hissedilecek olan yaşam kalitesinin iyileşmesi olacağını vurguladı: "Daha temiz hava, halk sağlığını ve çevreyi korumada kilit bir faktördür ve yerel toplulukla ilişkimizi de güçlendirir. Aynı zamanda, santrale kömür sağlayan madenlerimizin de faaliyetine devam etmesini sağlıyoruz." Toz Emisyonu: Daha önce kurulan hibrit filtreler sayesinde toz emisyonları zaten NERP BiH limitlerinin oldukça altına, 10 mg/Nm³'ün altına indirilmişti. NOx Giderme (Denitrifikasyon): Şirket ayrıca nitrojen oksit (NOₓ) emisyonlarını da tamamen uyumlu hale getirmek için 28.1 milyon avro değerinde bir denitrifikasyon tesisi kurmayı planlıyor. Kakanj ve Tuzla Santrallerinde Kapsamlı Modernizasyon 62.8 milyon avroluk desülfürizasyon projesi EPBiH'nin öz kaynaklarıyla finanse ediliyor. Desülfürizasyon çalışmalarının yıl sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. Bu çalışmalarla paralel olarak, 80 milyon BAM (40.9 milyon avro) değerindeki 7 Numaralı Ünite Revitalizasyonu da sürüyor. Mayıs 2026'ya kadar tamamlanacak bu revizyon, ünitenin ömrünü 15 yıl daha uzatacak. Tüm bu projelerin tamamlanmasıyla Kakanj santrali, AB direktiflerine tamamen uyumlu hale gelerek önümüzdeki yirmi yıl boyunca çalışmaya hazır olacak. EPBiH, Tuzla Termik Santrali için de benzer bir kükürt giderme projesinin hazırlıklarını yapıyor. 86.9 milyon avro olarak tahmin edilen bu yatırım için ihale süreçleri devam ediyor. EPBiH'nin nihai hedefi, mevcut üniteleri modernize ederek ve yenilenebilir enerji üretimini artırarak, 2050 yılına kadar genel emisyonları %80'e kadar azaltmak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Çimento Sektöründe Oyak ve Sintek’ten Önemli İş Birliği Haber

Türkiye Çimento Sektöründe Oyak ve Sintek’ten Önemli İş Birliği

Bu kapsamda OYAK Çimento Fabrikaları A.Ş.’nin İskenderun Tesisi’nde inşaatı süren 120 t/h kapasiteli çimento değirmeni projesinin taahhüt işlerini Sintek Group başarıyla yürütüyor. Proje kapsamında Sintek Group; fore kazık, hafriyat, inşaat, mekanik işler, topraklama, yardımcı ekipman tedariği ve proje yönetimini üstlenerek, tesisin modernizasyon ve kapasite artış sürecine önemli katkı sağlıyor. Yer tesliminin ardından 12 ay 21 gün içerisinde, 1. aşama kapsamında katkı besleme hatları, yardımcı tesisler ve 2 bin ton kapasiteli çelik çimento silosu; 2. aşama kapsamında ise 20 bin ton kapasiteli betonarme çimento silosunun tamamlanması hedefleniyor... Sintek Group, Türkiye çimento sektöründeki önemli projelerden biri olan OYAK Çimento İskenderun Tesisi Çimento Değirmeni inşaatında kritik görev üstleniyor. İnşaat kapsamında bugüne kadar yaklaşık 22 bin m³ beton döküldü ve 4 bin 800 ton demir kullanıldı. 20 bin ton kapasiteli çimento silosu, kayar kalıp yöntemiyle inşa edildi. Tüm ünitelerin inşaat işleri tamamlanırken, yol ve saha düzenleme çalışmaları ise devam ediyor. Mekanik işlerde bugüne kadar 2 bin 617 ton ekipmanın montaj ve demontajı, 1.623 ton çelik montajı başarıyla yapıldı. Proje kapsamında; çimento değirmeni, taşıma hatları, katkı besleme alanı, 2 bin tonluk çelik silo ve 20 bin tonluk betonarme silo, yollar, istinat duvarları, kompresör binası ve elektrik odasının yapımı Sintek Group tarafından yürütülüyor. Projenin sistem filtreleri, havalı bant, bunker, boru imalatları vb. ekipmanlar Sintek’in Ankara’daki atölyesinde üretiliyor. Diğer teknolojik ve mekanik ekipmanların bir kısmı da yerel üretimle sağlanıyor. Kamyon besleme bunkeri, çimento değirmeni besleme ve nakil hatlarının test ve devreye alımını yapan Sintek Group, her aşamasında mühendislik gücünü ve tecrübesini ortaya koyduğu OYAK Çimento İskenderun Tesisi Çimento Değirmeni projesini planlanan süre içerisinde tamamlamayı hedefliyor.

Türkiye’nin Elektrik Dağıtımında Yeni Dönem Haber

Türkiye’nin Elektrik Dağıtımında Yeni Dönem

Rapor, net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda yalnızca enerji üretiminde değil, dağıtım sisteminde de köklü bir dönüşümün zorunlu olduğunu vurguluyor. Dağıtık yenilenebilir enerji kaynaklarının artışıyla birlikte tüketim profilleri değişirken, arz-talep dengesi çift yönlü hale geliyor. Bu durum, dağıtım sistemlerinin esneklik, izleme ve kontrol yeteneklerinin geliştirilmesini zorunlu kılıyor. SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ Güllü, dağıtım sektörünün enerji dönüşümündeki kritik rolüne dikkat çekerek şunları söyledi: “Dağıtık enerji kaynaklarının yaygınlaşmasıyla enerji sistemi karbonsuzlaşırken, enerjinin tüketim noktasına yakın üretilmesi sayesinde sistem kayıpları azalıyor, gerilim ve enerji kalitesi artıyor, şebeke yatırımları daha verimli planlanabiliyor. Önümüzdeki dönemde elektrikli araçlar, ısı pompaları ve benzeri sistemlerle elektrifikasyon hızlanacak. Bu da dağıtım sisteminin salt enerji taşıyan bir altyapı olmaktan çıkıp aktif ve tarafsız bir piyasa platformuna dönüşmesini gerektiriyor. Dolayısıyla şebekelerin geliştirilmesi, yönetimi ve işletilmesinde esnek, dijital ve etkileşimli bir yapının benimsenmesi büyük önem taşıyor.” Dönüşüm için orta ve alçak gerilim şebekelerinde yeni yatırımlara ihtiyaç duyulacağı gibi mevcut altyapının da modernize edilmesi gerektiğini vurgulayan Güllü, dağıtım sistemlerinin modernizasyonu için dijitalleşmenin hızlandırılması, veri odaklı planlama süreçlerinin geliştirilmesi ve dağıtım sistemi operatörlerinin (DSO) yeni görev ve sorumluluklarının açık biçimde tanımlanması gerektiğini de vurguladı. Dağıtık Üretimin Yükselişi Yeni Altyapı Yatırımlarını Zorunlu Kılıyor Türkiye’nin toplam kurulu gücü, Haziran 2025 itibarıyla 119.647 megavata (MW) ulaştı. Bunun 21.345 MW’ı (yüzde 18) lisanssız elektrik üretim santrallerinden oluşuyor ve bu kapasitenin yüzde 96,5’i güneş enerjisi santrallerine ait. T.C Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 2035 yılı için güneş ve rüzgar enerjisi kurulu güç hedefini 120 GW olarak açıkladı. Bu yeni hedef, 2022 Ulusal Enerji Planı’nda öngörülen 82,5 GW’lık kapasiteye kıyasla yaklaşık yüzde 50 artış anlamına geliyor. Özellikle dağıtım seviyesinden bağlanacak ve büyük ölçüde güneş enerjisine dayalı kaynakların artmasıyla birlikte, sistem esnekliğinin sağlanabilmesi için tüketim tarafının enerji sisteminde daha aktif bir rol üstlenmesi gerekiyor. Bu doğrultuda, tüketim noktalarına yakın konumlandırılmış dağıtık üretim tesislerinin yaygınlaştırılması ve şebekede çift yönlü enerji akışını sağlayacak yenilikçi yaklaşımların hayata geçirilmesi önem taşıyor. Aksi halde, gerilim regülasyonundaki dalgalanmalar, reaktif güç dengesizlikleri, ani yük ve üretim değişimlerine karşı yetersizlik, koruma sistemlerinde uyumsuzluk ve güç kalitesinde bozulma gibi teknik sorunların görünme olasılığı ve sıklığı artabilir. Raporda sanayi, bina ve ulaşım gibi enerjinin yoğun tüketildiği sektörlerde, enerjinin üretildiği yerde tüketilmesini sağlayan invertör tabanlı dağıtık kaynakların ve temiz elektrifikasyon uygulamalarının yaygınlaşması gerektiği vurgulanıyor. Bu konuda dağıtım sistemi operatörlerinin daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Modernizasyon İçin Öncelikli Teknoloji ve Uygulama Alanları Raporda Türkiye’nin dağıtım sisteminde öncelikli olarak ele alınması gereken teknoloji ve uygulama alanları şu şekilde sıralanıyor: 1. Operasyonel sistem verimliliğini artıran teknolojilerin kullanımı 2. Altyapının dağıtık üretimi destekleyecek şekilde dijitalleşmesi (akıllı sayaçlar, mikro-şebekeler vb.) ve planlanması 3. Siber güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi 4. Enerji kooperatiflerinin yaygınlaştırılması 5. Bölgesel enerji ticareti platformlarının ve bölgesel esneklik piyasalarının kurulumu 6. Dağıtık üretimin entegrasyonunu teşvik eden tarifelerin yaygınlaştırılması Dönüşümün planlanabilmesi için neler yapılabileceği ise şöyle anlatıldı: “DSO’nun gelecekteki altyapı ihtiyaçlarını öngörebilmeleri için yenilenebilir ve dağıtık enerji kaynaklarının bölgesel dağılım hedeflerinin belirlenmesi büyük önem taşıyor. Bu sayede DSO’lar, bölgesel hedefleri dikkate alarak ileri veri analitiği uygulamalarıyla tüketim tahminleri yapabilir ve öncelikli yatırım alanlarını net bir şekilde tanımlayabilir. Ayrıca ileri veri analizi ve gerçek zamanlı veri izleme gibi işlevlerin etkin biçimde kullanılabilmesi için, dağıtım seviyesinde akıllı sayaç ve akıllı şebeke altyapısına yönelik yatırım planlarının hazırlanması da dönüşümü hızlandıracak.” Bu süreçte, izin ve onay mekanizmalarının mevzuat düzenlemeleriyle sadeleştirilmesi, hızlandırılması ve dijitalleştirilmesi, uygulama etkinliğini artıracak önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Ayrıca, planlanan yatırımların öngörülen takvimlerde devreye alınabilmesi için yenilikçi finansman araçlarının değerlendirilmesi öneriliyor. Tüm bu adımların hayata geçirilmesiyle, dağıtım şebekesinin daha verimli ve dayanıklı şekilde işletilmesi mümkün olacak; DSO’lar arızalara ve bölgesel kısıtlara daha hızlı müdahale edebilecek. Dönüşüm Üç Aşamalı Bir Yol Haritası Gerektiriyor Rapor, dağıtım sisteminin dönüşüm sürecini üç dönemde ele alıyor: Kısa vade (2025-2030): Mevcut durumun değerlendirilmesi, dönüşüm için öncelikli alanların belirlenmesi ve temel altyapının hazırlanması Orta vade (2030-2040): Artan talep ve üretim kapasitesine paralel olarak şebeke dayanıklılığını artıracak teknolojilerin yaygınlaştırılması Uzun vade (2040-2053): Yerel enerji ticaretini destekleyecek piyasa koşullarının oluşturulması Raporda, dağıtık enerji kaynaklarının şebeke ve piyasalara entegrasyonunun güçlenmesiyle enerji sisteminin karbonsuzlaşma sürecinin hızlanacağı, bununla birlikte gerilim ve enerji kalitesinin iyileşeceği vurgulandı. Ayrıca, artan dağıtık yenilenebilir enerji kapasitesi sayesinde yüksek maliyetli fosil yakıt santrali yatırım harcamalarına olan ihtiyacın azalarak ithal yakıt maliyetlerinde düşüş sağlanabileceği belirtildi. Dağıtık enerji kaynaklarının sağladığı sistem verimliliği ile şebeke kayıplarının azalması ve iletim ile dağıtım altyapısı harcamalarının düşmesi de dönüşümün diğer olumlu sonuçları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.