Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Modernizasyon

Kapsül Haber Ajansı - Modernizasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Modernizasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akçansa’nın Satışları İlk Dokuz Ayda 23,1 Milyar TL’ye Ulaştı Haber

Akçansa’nın Satışları İlk Dokuz Ayda 23,1 Milyar TL’ye Ulaştı

Heidelberg Materials ana hissedarlığında sektör yolculuğuna devam eden Akçansa, 2026 yılı ilk dokuz aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Enflasyon muhasebesi (TMS 29) uygulanarak hazırlanan sonuçlara göre şirketin satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,7 artarak 23,1 milyar TL’ye ulaştı. Aynı dönemde net kâr yüzde 7,1 artışla 677 milyon TL olarak gerçekleşti. Şirketteki yeni dönemle birlikte ortaklık yapısında da değişim yaşandı. Zorunlu pay alım teklifinin tamamlanmasının ardından Heidelberg Materials’ın Akçansa’daki payı yüzde 94,8’e ulaşırken, halka açık ve diğer payların sermayeye oranı yüzde 5,2 oldu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akçansa Genel Müdürü Tayfun Öneş şunları kaydetti: “Yılın üçüncü çeyreğinde yurt içi talep, özellikle faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde güçlü seyretti. Hazır beton satış hacmimizdeki büyümeyi daha doğru ürün karması ve maliyetlerimizdeki katı disiplinimizle destekleyerek operasyonel kârlılığımızı artırdık. Yılın üçüncü çeyreğinde net kârımızı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45,5 oranında artırarak 779 milyon TL’ye yükselttik. Bu dönemde nakit yaratma kabiliyetimizin güçlenmesi de bizim için sevindirici bir sonuç. Fiyat ve maliyet koşullarının öne çıktığı bu dönemde, maliyet ve işletme sermayemizi disiplinli yöneterek kârlılığımızı ve finansal dayanıklılığımızı güçlendirmeye devam ettik.” Akçansa’nın yeni dönem yatırım planları arasında yer alan Samsun Ladik Fabrikası’ndaki modernizasyon projesinde de yeni bir aşamaya geçildi. Pre-kalsinasyon yatırımını da içeren, üretim kapasitesinin artırılması ve enerji verimliliğinin geliştirilmesini hedefleyen proje için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci başlatıldı. Akçansa Genel Müdürü Tayfun Öneş, Heidelberg Materials’ın ana hissedarlığında şekillenen yeni dönemin önceliklerini ise şöyle anlattı: “Heidelberg Materials’ın küresel bilgi birikimi ve deneyimlerini Akçansa’nın yerel gücü ve yetkinlikleriyle bir araya getirirken önceliğimiz, operasyonlarımızı daha verimli hale getirmek, kaynaklarımızı etkin kullanmak ve uzun vadeli rekabet gücümüzü geliştirmek. Rekabet gücümüzü daha da üst seviyeye taşımanın önemli bir parçası da sürdürülebilirlik. İlk dokuz ayda alternatif yakıt kullanım oranımız yaklaşık yüzde 22 seviyesinde gerçekleşirken, CO₂ emisyon yoğunluğumuzu ton başına 691 kilogramdan 674 kilograma düşürdük. Sürdürülebilirliği yalnızca üretim süreçlerimizle sınırlı görmüyor; faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde çevresel ve toplumsal fayda yaratmayı da sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Eğitimden çevrenin korunmasına uzanan farklı alanlarda, yerel ihtiyaçları gözeten ve uzun vadeli değer yaratmayı hedefleyen çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de operasyonlarımızdaki dönüşümü çevresel ve toplumsal etkimizi gözeten bir yaklaşımla ilerletmeye kararlıyız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Autoport’ta kapasite artışı hedefi, Railport’ta Avrupa bağlantısı Haber

Autoport’ta kapasite artışı hedefi, Railport’ta Avrupa bağlantısı

Otomotiv lojistiğine hizmet veren Autoport’ta modernizasyon çalışmaları sürerken, kapasitenin artırılması da yatırım gündeminde bulunuyor. Arkas Holding Liman ve Terminal İşletmeleri Grubu’nun paylaştığı bilgilere göre, yıllık 650 bin CEU araç elleçleme kapasitesine sahip limanın genişleme hedefi için yeni kapasite rakamı ve tamamlanma takvimi açıklanmadı. Grup, Autoport, Railport ve Marport’un operasyonlarına ilişkin bilgileri 7–9 Ekim’de İzmir’de düzenlenen LOGISTECH – 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı’nda sektör temsilcilerine sundu. Yatırım gündeminde otomotiv limanının modernizasyonu, demir yolu bağlantıları ve konteyner limanındaki teknoloji uygulamaları yer aldı. Autoport’ta araç depolama ve teslimat hazırlığı Kocaeli’nin Başiskele ilçesinde bulunan Autoport, otomotiv üreticileri ve distribütörlerine hizmet veriyor. Limanda 15 bin araçlık park alanı bulunuyor. Araçların gemilere yüklenip boşaltıldığı Ro-Ro operasyonlarının yanı sıra depolama, teslimat öncesi kontrol ve dijital terminal yönetimi hizmetleri sunuluyor. Açıklanan 650 bin CEU, standart otomobil eşdeğeriyle ifade edilen yıllık elleçleme kapasitesini gösteriyor; gerçekleşen araç taşıma hacmini ifade etmiyor. Kartepe’den Duisburg’a haftalık tren seferleri Railport’un fuarda paylaşılan faaliyetleri arasında, Kocaeli Kartepe ile Almanya’nın Duisburg kenti arasındaki haftalık tren seferleri öne çıktı. Şirketin açıklamasına göre bu bağlantı, Türkiye’deki üretim merkezlerinin Avrupa demir yolu ağına erişimine hizmet ediyor. 265 bin metrekarelik alanda faaliyet gösteren terminal, demir yolu ve kara yolu taşımacılığını aynı merkezde buluşturuyor. Böylece yüklerin farklı taşıma türleri arasında aktarılabildiği intermodal operasyonlara altyapı sağlıyor. Arkas Holding Liman ve Terminal İşletmeleri Grubu Başkan Yardımcısı Alp Çapa, yatırım yaklaşımını Türkiye’nin dış ticaret kapasitesini desteklemek ve uluslararası ticaret koridorlarıyla bağlantılarını güçlendirmek olarak açıkladı. Çapa, önümüzdeki dönemde teknoloji ve kapasite yatırımlarına odaklanacaklarını belirtti. Marport’ta 2,3 milyon TEU kapasite Bu yıl kuruluşunun 25’inci yılını kutlayan Marport ise İstanbul Ambarlı’da konteyner limanı olarak faaliyet gösteriyor. Grubun verdiği bilgilere göre limanın yıllık elleçleme kapasitesi 2,3 milyon TEU seviyesinde bulunuyor. TEU, konteyner kapasitesini 20 ayaklık standart konteyner üzerinden ifade eden ölçü birimi olarak kullanılıyor. 2001 yılında Arkas Holding ile Terminal Investment Limited ortaklığında kurulan Marport’ta 14 gemi-kıyı konteyner vinci çalışıyor. Limanın tüm rıhtımlarında kullanılan bu vinçler, konteynerlerin gemi ile kıyı arasında yüklenip boşaltılmasını sağlıyor.

Seğmen Su Ürün Yelpazesini Genişletiyor Haber

Seğmen Su Ürün Yelpazesini Genişletiyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan ve ambalajlı su sektöründe faaliyet gösteren Seğmen Su AŞ, üretim altyapısında gerçekleştirdiği kapsamlı yenileme ve modernizasyon çalışmalarının ardından ürün portföyünü genişletti. 0,33 ve 0,75 litrelik cam şişe ile 0,20 litrelik bardak su ürünleri raflarda yerini aldı. SEĞMEN SU’DA YENİ ÜRÜNLER TÜKETİCİYLE BULUŞTU Seğmen Su, fabrika yenileme çalışmaları kapsamında üretim altyapısını güncel teknolojilerle güçlendirerek, üretim kapasitesini de artırdı. Yeni ürün çalışmaları kapsamında ise 0,33 litre ve 0,75 litre cam şişe ile 0,20 litre bardak su ürünleri tüketicilerin beğenisine sunuldu. Yeni ürünlerde kalite, estetik ve kullanım kolaylığının bir arada değerlendirilmesiyle günlük tüketimin yanı sıra farklı hizmet ve ikram alanlarında kullanılabilecek alternatifler oluşturuldu. ÜRETİM SÜRECİ BAŞTAN SONA KONTROLLÜ Büyükyağcı ve Güzelcekale olmak üzere iki üretim tesisi bulunan Seğmen Su’yun tesisleri; İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik kapsamında İl Sağlık Müdürlüğü tarafından denetlenirken, yıl boyunca alınan su numuneleri ilgili laboratuvarlarda analiz edilerek düzenli kalite kontrolleri gerçekleştiriliyor. Seğmen Su AŞ Genel Müdürü Merih Demirdelen, Sağlık Bakanlığı’nın haftalık, aylık ve yıllık periyotlarla denetlendiklerinin altını çizerek, “Ürünlerimiz piyasaya sunulmadan önce mikrobiyolojik ve kimyasal testlerden günlük olarak geçirilmektedir. Mevcut makine parkurumuzda Seğmen Su kaynaktan çıkıp şişelenene kadarki süreçte hiçbir şekilde el değmeden hijyenik ortamda ambalajlanmaktadır. Ayrıca ambalajlanan ürünler her gün düzenli olarak mikrobiyolojik ve kimyasal testlere tabi tutulmaktadır"diye konuştu. ÜRETİM KAPASİTESİ SAATTE 40 BİN ŞİŞEYE ULAŞIYOR Demirdelen, Haymana Büyükyağcı’da bulunan üretim tesisinin 22 bin metrekarelik alanda faaliyet gösterdiğini ve tesisin 10 bin metrekaresinin kapalı, 12 bin metrekaresinin ise açık alandan oluştuğunu söyledi. Demirdelen, üretim kapasitesine ilişkin şu bilgileri verdi: “Üretim teknolojisi açısından saatte 40 bin şişe 0,5 litre ürün üretebilmektedir. Yine saatte 20 bin şişe 1,5 litre ürün üretilebilmektedir. Aynı fabrikada 5 litre ürünlerimiz saatte 6 bin şişe olarak şişelenmektedir. Bu yönüyle de baktığımızda Seğmenler Pınarı yüksek teknoloji ve yüksek kapasitesi ile İç Anadolu’daki en büyük tesislerden bir tanesidir.” SEĞMEN SU ARTIK DOĞAL MİNERALLİ SU RUHSATIYLA ÜRETİM YAPIYOR Seğmen Su’yun üretim altyapısında yapılan yatırımlarla birlikte ürünlerin ruhsatlandırma yapısında da değişikliğe gidildiğini söyleyen Demirdelen, şöyle konuştu: "2024 yılına kadar ürünlerimiz içme suyu ruhsatıyla piyasaya sunulmaktaydı. Yapmış olduğumuz altyapı yatırımlarıyla artık Seğmen Su doğal mineralli ruhsatı ile tüketicilerimize hizmet vermektedir. İçme suyuyla doğal mineralli ürünlerin farkı; doğal mineralli ürünlerde ürünün yapısı bozulmadan doğadan çıktığı saflıkta ve yüksek mineral kapasitesiyle doğrudan hijyenik olarak tüketicilerimize sunulmaktadır. Bu yönüyle Seğmen Su’yun piyasadaki diğer markalardan farkı, çok yüksek bir mineral kapasitesine sahip olmasıdır. Özellikle kalsiyum, bikarbonat noktasında Seğmen Su'yun yüksek mineral içeriği tüketicilerin sağlığına pozitif olarak etki etmektedir." ANKARA’DAN DÜNYA PAZARINA İhracat çalışmalarının da sürdüğünü belirten Demirdelen,"Seğmen Su AŞ Ankara'nın her bölgesinde tüketicilerimizin rahatça ulaşabileceği noktalarda tüketicilerimizin beğenisine sunulmaktadır. Ulusal marketlerde, yerel marketlerde, bakkallarda, büfelerde ve geniş damacana dağıtım ağıyla tüketicilerimize Ankara ve çevresi illerde hizmet vermektedir. Buna ilave olarak Seğmen Su 2023-2024 yılından itibaren ihracat pazarında da rol almaktadır. Ürünlerimiz İngiltere'de, Almanya'da, Belçika'da. 2027 yılından itibaren de Arap ülkelerinde de ürünlerimiz satışa sunulacaktır." dedi. ÜRETİM MALİYETLERİNDEKİ DÜŞÜŞ FİYATLARA YANSITILIYOR Gerçekleştirilen altyapı yatırımlarıyla üretim kapasitesinin artırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesine de katkı sağladı. Seğmen Su’yun rekabetçi fiyat politikasını sürdürmeyi hedeflediğini belirten Demirdelen, 2024 ve 2025 yıllarında gerçekleştirilen altyapı yatırımlarıyla kapasitenin yükselmesi sonucu azalan üretim maliyetlerinin fiyatlara yansıtıldığını söyledi. DOĞAL AFETLERDE GÜNLÜK 30 TIR’A KADAR SEVKİYAT KAPASİTESİ Deprem ve sel gibi afetlerde altyapı sistemlerinin zarar görmesi durumunda su ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayabileceklerini belirten Demirdelen, “Seğmen Su, deprem, sel gibi doğal afetler sırasında bir sigorta misyonunu da üstlenmektedir. Altyapı tesislerinin, altyapı sistemlerinin zarar görmesi durumunda, günlük 30 TIR’a kadar ürün üretip sevk edebilme kapasitesine sahibiz." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TAYRAŞ, İleri Otomasyon ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor    Haber

TAYRAŞ, İleri Otomasyon ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor  

Sürdürülebilir endüstriyel proseslere ve döngüselliğe yönelik talep artarken petrokimya sektöründeki şirketler, yüksek ürün kalitesini ve operasyonel performansı korurken atıkları azaltmanın yollarını arıyor. TAYRAŞ, kullanılmış yağlama yağlarını (KYY) ileri yeniden rafinasyon teknolojileriyle yüksek katma değerli Grup II ve Grup II+ baz yağlara dönüştürerek bu ihtiyaca yanıt veriyor. Türkiye merkezli şirket, ileri yeniden rafinasyon teknolojileri sayesinde kullanılmış yağlama yağlarından yüksek kaliteli baz yağ üretiyor. Böylece kullanılmış yağların değerini artırırken ham petrolden üretilen yeni baz yağlara olan ihtiyacı azaltmayı ve baz yağ üretiminin karbon ayak izini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Kullanılmış yağları geri kazanarak yeniden işleyen TAYRAŞ, üretimde döngüsel bir modeli destekliyor; atık yağların bertarafından ve ham petrolden baz yağ üretiminden kaynaklanan çevresel etkinin azaltılmasına katkı sağlıyor. Zorluk Modern bir baz yağ rafinerisinin işletilmesi; güvenilir proses kontrolünü, tesis genelindeki tüm süreçlerin kapsamlı biçimde izlenebilmesini ve güvenli, verimli üretimin uzun vadede sürdürülebilmesini gerektiriyor. TAYRAŞ, gelişmiş hidro-proses teknolojisiyle birlikte çalışan dört aşamalı bir damıtma prosesi kullanıyor. Bu zorlu operasyonları etkin biçimde yönetebilmek için şirketin; tesis genelindeki süreçlerin tek merkezden izlenmesini sağlayan, üretim sürekliliğini destekleyen, kullanım ömrü boyunca etkin biçimde yönetilebilen ve üst düzey güvenlik gerekliliklerini karşılayan son derece güvenilir bir otomasyon mimarisine ihtiyacı vardı. Sistemin aynı zamanda gelecekteki modernizasyon ve kapasite artışı çalışmalarına güçlü bir temel oluşturması gerekiyordu. Çözüm TAYRAŞ, rafinerinin kuruluş aşamasında uzun vadeli teknoloji iş ortağı olarak Rockwell Automation’ı seçti. İki şirket, mevcut operasyonel gereksinimleri karşılayacak ve gelecekteki büyümeyi destekleyecek entegre bir otomasyon mimarisini birlikte hayata geçirdi. Çözüm; Allen-Bradley® ControlLogix®, FactoryTalk® View Site Edition Server tabanlı dağıtık kontrol sistemi (DCS)/SCADA mimarisi, FactoryTalk® görselleştirme ve operatör arayüzü çözümleriyle operasyonel verilerin toplanması ve analizi için FactoryTalk® Historian altyapısı dahil olmak üzere birçok Rockwell Automation teknolojisini bir araya getirdi. Uzun vadeli başarı için teknolojinin tek başına yeterli olmadığından hareket eden TAYRAŞ, Rockwell Automation ile beş yıllık hizmet ve destek anlaşması da imzaladı. Önleyici bakım, yıllık sistem durum değerlendirmeleri, TechConnect℠ desteği, saha hizmetleri ve yaşam döngüsü yönetimini kapsayan anlaşma, rafinerinin otomasyon sistemlerinde güvenilirliğin ve yüksek performansın korunmasına yardımcı oluyor. Rafineri, operasyonel mükemmellik hedefi doğrultusunda daha sonraki dönemde bir DCS modernizasyon projesi için de Rockwell Automation ile iş birliği yaptı. Bu çalışma; FactoryTalk® View SE yükseltmelerini, yedekli HMI sunucu mimarisinin devreye alınmasını, Historian altyapısının genişletilmesini, proses ve tank sahası sistemleri arasındaki entegrasyonun iyileştirilmesini, ViewPoint yetkinliklerinin yeniden etkinleştirilmesini ve operasyonel verilerin daha kapsamlı biçimde izlenebilmesini kapsadı. Sonuçlar İleri otomasyon teknolojisi, modernizasyon çalışmaları ve yaşam döngüsü hizmetlerinin bir araya gelmesi, TAYRAŞ’ın operasyonlarına somut ve ölçülebilir katkılar sağladı. Uygulanan çözüm, rafinerinin operasyonel güvenilirliğini ve sistem sürekliliğini artırarak tesisin istikrarlı biçimde çalışmasına katkıda bulundu. 7 gün 24 saat kesintisiz çalışması gereken bu tür tesislerde yaşanabilecek herhangi bir arıza, uzun ve maliyetli duruşlara yol açabiliyor. Sistemin devreye girmesinden sonraki dört yıllık süreçte TAYRAŞ, otomasyon kaynaklı hiçbir kritik veya plansız duruş yaşamadan operasyonlarına devam etti. Proseslerin daha kapsamlı izlenebilmesi ve gelişmiş raporlama olanakları, operasyonel bilgilere erişimi kolaylaştırarak izleme ve karar alma süreçlerini güçlendirdi. Modernizasyon çalışmaları, gelecekteki kapasite artışları için daha güçlü bir dijital temel oluştururken TAYRAŞ, aldığı kesintisiz destek sayesinde Rockwell Automation’ın uzmanlığından yararlanmaya devam etti. Bu iyileştirmeler, TAYRAŞ’ın sürdürülebilir ve çevreye duyarlı üretim anlayışını güçlendirirken kullanılmış yağlama yağlarını yeni ve değerli kaynaklara dönüştürme misyonuna da katkıda bulunuyor. Son proses optimizasyonları ve iyileştirmeler sayesinde tesisin KYY işleme kapasitesi yüzde 25 artışla 75 bin tona, baz yağ üretim kapasitesi ise yüzde 15’in üzerinde artışla 52 bin tona ulaştı. TAYRAŞ projesi, proses endüstrilerinde başarılı bir dijital dönüşüm için otomasyon teknolojisini devreye almanın tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Uzun vadeli başarı; ölçeklenebilir kontrol sistemlerinin, planlı modernizasyon çalışmalarının, güçlü veri erişiminin ve yaşam döngüsü desteğinin bir arada sunulmasını gerektiriyor. TAYRAŞ Rafineri Müdürü Ertuğrul Kılıç, “TAYRAŞ’ın yeniden rafinasyon operasyonları, en ileri damıtma ve hidro-arıtma ünitelerine dayanıyor. Operasyonel güvenlik, süreklilik ve ürün kalitesi; proses kontrolü ve otomasyon sistemlerine son derece duyarlı. Bu nedenle yüksek erişilebilirlik sunan ve proses kararlılığını güvence altına alan bir otomasyon altyapısına ihtiyaç duyuyoruz. Tesisimizde kurulan Rockwell Automation sistemi, tüm süreçler açısından kritik öneme sahip yüksek seviyede proses güvenilirliği sağladı” açıklamasında bulundu. Teknoloji yatırımlarının uzun vadeli değer yaratabilmesi için güçlü iş birlikleri ve kesintisiz desteğin önemini vurgulayan Rockwell Automation Türkiye Ülke Müdürü Fatih Üzümcü, “TAYRAŞ ile rafinerinin ilk aşamalarından bu yana yürüttüğümüz iş birliğinde yalnızca otomasyon teknolojilerimizi sunmakla kalmadık; modernizasyon, veri görünürlüğü ve yaşam döngüsü hizmetlerimizle sistemin güvenilirliğini, sürdürülebilirliğini ve gelecekteki büyüme ihtiyaçlarına uyumunu destekledik. Rockwell Automation olarak ölçeklenebilir kontrol altyapımız ve uzmanlığımızla TAYRAŞ’ın kesintisiz, verimli ve çevreye duyarlı üretim hedeflerine katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi. Rafinerinin kuruluş aşamasında başlayan güçlü iş birliğini sistem modernizasyonu ve destek hizmetleriyle sürdüren TAYRAŞ, hem operasyonel mükemmelliği hem de gelecekteki büyümesini destekleyecek sağlam bir otomasyon altyapısı oluşturdu. Proje, modern otomasyonun verimli, güvenilir ve çevreye duyarlı üretim süreçlerini mümkün kılarak sürdürülebilirlik hedeflerine nasıl katkıda bulunabileceğini de ortaya koyuyor. Rockwell Automation; otomasyon teknolojisi, modernizasyon hizmetleri ve uzun vadeli yaşam döngüsü desteğini bir araya getirerek TAYRAŞ’ın yüksek kaliteli baz yağ üretimi, döngüsel ekonomiye katkı ve çevresel etkinin azaltılmasına yönelik hedeflerini gerçekleştirmesine destek olmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Malezya’nın Yeni Deniz Gücü MPMS-1 DESAN İmzasıyla Suya İndi Haber

Malezya’nın Yeni Deniz Gücü MPMS-1 DESAN İmzasıyla Suya İndi

T.C. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Malezya İçişleri Bakanı Datuk Seri Saifuddin Nasution bin Ismail, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, iki ülkenin Sahil Güvenlik teşkilatlarından üst düzey temsilciler, KAPTANOĞLU ailesi, DESAN ve ATLAS tersaneleri üst yönetimi ve sektörün önde gelen temsilcilerinin katılım gösterdiği tören; Kocaeli Serbest Bölgesi’nde bulunan ve DESAN bünyesinde faaliyet gösteren ATLAS Tersanesi’nde 2 Ekim’de gerçekleştirildi. İstiklal Marşı ve protokol konuşmalarıyla başlayan törende, Türkiye ile Malezya arasında deniz güvenliği ve savunma sanayisi alanında gelişen iş birliğinin ve ortak projelerin önemine dikkat çekildi. Konuşmaların ardından gerçekleştirilen denize indirme seremonisiyle MPMS-1 suyla buluştu. Gemi inşa sürecinin kritik eşiklerinden biri olan denize indirme, MPMS-1’in su üzerindeki donatım, entegrasyon ve test aşamasına geçişini ifade ediyor. Bu aşamaların tamamlanmasının ardından kabul ve teslim faaliyetleri gerçekleştirilecek olan MPMS-1’in Ocak 2027’de, yani sözleşme yükümlülüğünden iki ay önce Malezya’ya teslim edilmesi hedefleniyor. Kaptanoğlu: “Sözümüzü yerine getirmek, Malezya’nın DESAN’a duyduğu güvene karşı en büyük sorumluluğumuzdur” Törende konuşan DESAN Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı Cenk İsmail Kaptanoğlu, geminin denize indirilmesinden duydukları memnuniyeti şu sözlerle ifade etti: “Projemizin başlangıcında, Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Malezya Başbakanı ve Sayın İçişleri Bakanımızın huzurunda gerçekleştirilen törende bir söz vermiştik: Sözleşmede öngörülen 24 aylık teslim süresini iki ay öne çekerek gemiyi 22 ayda teslim edecektik. Bugün, bu sözümüzü yerine getirme yolunda önemli bir aşamayı geride bırakıyor ve gemimizi denize indiriyoruz. Kalan çalışmalarını ve testlerini tamamlayarak inşallah Ocak 2027’de gemiyi teslim edeceğiz. İkinci gemimizi ise 22 aydan da daha kısa sürede teslim etmeyi hedefliyoruz. Sözümüzü yerine getirmek, Malezya’nın DESAN’a duyduğu güvene karşı en büyük sorumluluğumuzdur.” Kaptanoğlu, teslimin ardından MPMS-1’in 20–24 Nisan 2027 tarihlerinde Langkawi’de düzenlenecek LIMA’27 Fuarı’nda yer almasını arzu ettiklerini belirterek; geminin insansız hava araçları, süratli müdahale botları ve helikopter operasyon yeteneğinin, ikinci gemiyle birlikte teslim edilecek mobil izleme radarı ve insansız deniz aracını da kapsayan görkemli bir gösteriyle sergilenmesini hedeflediklerini ifade etti. 30 gün kesintisiz seyir kabiliyeti MPMS-1, dört hızlı müdahale botu, dikey iniş-kalkış yapabilen iki HAVELSAN BOZBEY insansız hava aracı, ASELSAN 30 mm uzaktan komutalı silah sistemi ve 11 ton kapasiteli helikopter platformuyla çok yönlü görev yapabilecek şekilde donatılıyor. Gemide ayrıca revir ve sağlık hizmetleri altyapısı ile 45 kişilik gözaltı alanı bulunuyor. 70 personel ve 30 yolcu kapasitesine sahip gemi, ikmal yapmadan 30 güne kadar kesintisiz seyir gerçekleştirebilecek. Malezya’nın deniz yetki alanlarında uzun süreli görev yapabilecek şekilde geliştirilen MPMS-1; deniz güvenliğinin sağlanması, kaçakçılık, yasa dışı balıkçılık ve sınır aşan suçlarla mücadele gibi farklı operasyonel ihtiyaçlara yanıt verecek. Malezya ile iş birliği MPMS-2 ve tersane yatırımıyla devam ediyor MPMS-1’de kaydedilen ilerlemenin ardından DESAN ile Malezya arasında aynı sınıftaki ikinci gemi MPMS-2 için de anlaşma imzalandı. İkinci geminin kızağa koyma töreni 25 Haziran 2026’da gerçekleştirildi. MPMS-2, ilk gemideki kabiliyetlere ek olarak mobil izleme radarı ile insansız/otonom su üstü aracı (USV) ile donatılacak. Böylece DESAN, proje kapsamında insansız deniz aracı ihracatı da gerçekleştirecek. Her biri 99 metre uzunluğundaki MPMS-1 ve MPMS-2, tamamlandıklarında Malezya Sahil Güvenlik Komutanlığı envanterindeki en büyük platformlar arasında yer alacak. DESAN, Malezya ile denizcilik alanındaki iş birliğini ilk yurt dışı tersane yatırımıyla da genişletiyor. Malakka Eyaleti’nde inşa edilecek tesiste askeri ve ticari gemi inşasının yanı sıra bakım, onarım ve modernizasyon faaliyetleri yürütülecek. 171 dönümlük alan üzerinde iki safhada hayata geçirilecek tersanenin ilk fazının 2027 yılında tamamlanması planlanıyor. Denize indirme seremonisine ayrıca sembolik bir anlam katıldı. Geleneksel şişe kırma seremonisinde kullanılan şişeye, MPMS-1’in uzun yıllar görev yapacağı Malakka Boğazı’ndan getirilen deniz suyu konuldu. Böylece geminin gövdesine ilk değen deniz suyunun, hizmet edeceği Malezya sularından gelmesi sağlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tayraş, İleri Otomasyon Ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor Haber

Tayraş, İleri Otomasyon Ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor

Sürdürülebilir endüstriyel proseslere ve döngüselliğe yönelik talep artarken petrokimya sektöründeki şirketler, yüksek ürün kalitesini ve operasyonel performansı korurken atıkları azaltmanın yollarını arıyor. TAYRAŞ, kullanılmış yağlama yağlarını (KYY) ileri yeniden rafinasyon teknolojileriyle yüksek katma değerli Grup II ve Grup II+ baz yağlara dönüştürerek bu ihtiyaca yanıt veriyor. Türkiye merkezli şirket, ileri yeniden rafinasyon teknolojileri sayesinde kullanılmış yağlama yağlarından yüksek kaliteli baz yağ üretiyor. Böylece kullanılmış yağların değerini artırırken ham petrolden üretilen yeni baz yağlara olan ihtiyacı azaltmayı ve baz yağ üretiminin karbon ayak izini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Kullanılmış yağları geri kazanarak yeniden işleyen TAYRAŞ, üretimde döngüsel bir modeli destekliyor; atık yağların bertarafından ve ham petrolden baz yağ üretiminden kaynaklanan çevresel etkinin azaltılmasına katkı sağlıyor. Zorluk Modern bir baz yağ rafinerisinin işletilmesi; güvenilir proses kontrolünü, tesis genelindeki tüm süreçlerin kapsamlı biçimde izlenebilmesini ve güvenli, verimli üretimin uzun vadede sürdürülebilmesini gerektiriyor. TAYRAŞ, gelişmiş hidro-proses teknolojisiyle birlikte çalışan dört aşamalı bir damıtma prosesi kullanıyor. Bu zorlu operasyonları etkin biçimde yönetebilmek için şirketin; tesis genelindeki süreçlerin tek merkezden izlenmesini sağlayan, üretim sürekliliğini destekleyen, kullanım ömrü boyunca etkin biçimde yönetilebilen ve üst düzey güvenlik gerekliliklerini karşılayan son derece güvenilir bir otomasyon mimarisine ihtiyacı vardı. Sistemin aynı zamanda gelecekteki modernizasyon ve kapasite artışı çalışmalarına güçlü bir temel oluşturması gerekiyordu. Çözüm TAYRAŞ, rafinerinin kuruluş aşamasında uzun vadeli teknoloji iş ortağı olarak Rockwell Automation’ı seçti. İki şirket, mevcut operasyonel gereksinimleri karşılayacak ve gelecekteki büyümeyi destekleyecek entegre bir otomasyon mimarisini birlikte hayata geçirdi. Çözüm; Allen-Bradley® ControlLogix®, FactoryTalk® View Site Edition Server tabanlı dağıtık kontrol sistemi (DCS)/SCADA mimarisi, FactoryTalk® görselleştirme ve operatör arayüzü çözümleriyle operasyonel verilerin toplanması ve analizi için FactoryTalk® Historian altyapısı dahil olmak üzere birçok Rockwell Automation teknolojisini bir araya getirdi. Uzun vadeli başarı için teknolojinin tek başına yeterli olmadığından hareket eden TAYRAŞ, Rockwell Automation ile beş yıllık hizmet ve destek anlaşması da imzaladı. Önleyici bakım, yıllık sistem durum değerlendirmeleri, TechConnect℠ desteği, saha hizmetleri ve yaşam döngüsü yönetimini kapsayan anlaşma, rafinerinin otomasyon sistemlerinde güvenilirliğin ve yüksek performansın korunmasına yardımcı oluyor. Rafineri, operasyonel mükemmellik hedefi doğrultusunda daha sonraki dönemde bir DCS modernizasyon projesi için de Rockwell Automation ile iş birliği yaptı. Bu çalışma; FactoryTalk® View SE yükseltmelerini, yedekli HMI sunucu mimarisinin devreye alınmasını, Historian altyapısının genişletilmesini, proses ve tank sahası sistemleri arasındaki entegrasyonun iyileştirilmesini, ViewPoint yetkinliklerinin yeniden etkinleştirilmesini ve operasyonel verilerin daha kapsamlı biçimde izlenebilmesini kapsadı. Sonuçlar İleri otomasyon teknolojisi, modernizasyon çalışmaları ve yaşam döngüsü hizmetlerinin bir araya gelmesi, TAYRAŞ’ın operasyonlarına somut ve ölçülebilir katkılar sağladı. Uygulanan çözüm, rafinerinin operasyonel güvenilirliğini ve sistem sürekliliğini artırarak tesisin istikrarlı biçimde çalışmasına katkıda bulundu. 7 gün 24 saat kesintisiz çalışması gereken bu tür tesislerde yaşanabilecek herhangi bir arıza, uzun ve maliyetli duruşlara yol açabiliyor. Sistemin devreye girmesinden sonraki dört yıllık süreçte TAYRAŞ, otomasyon kaynaklı hiçbir kritik veya plansız duruş yaşamadan operasyonlarına devam etti. Proseslerin daha kapsamlı izlenebilmesi ve gelişmiş raporlama olanakları, operasyonel bilgilere erişimi kolaylaştırarak izleme ve karar alma süreçlerini güçlendirdi. Modernizasyon çalışmaları, gelecekteki kapasite artışları için daha güçlü bir dijital temel oluştururken TAYRAŞ, aldığı kesintisiz destek sayesinde Rockwell Automation’ın uzmanlığından yararlanmaya devam etti. Bu iyileştirmeler, TAYRAŞ’ın sürdürülebilir ve çevreye duyarlı üretim anlayışını güçlendirirken kullanılmış yağlama yağlarını yeni ve değerli kaynaklara dönüştürme misyonuna da katkıda bulunuyor. Son proses optimizasyonları ve iyileştirmeler sayesinde tesisin KYY işleme kapasitesi yüzde 25 artışla 75 bin tona, baz yağ üretim kapasitesi ise yüzde 15’in üzerinde artışla 52 bin tona ulaştı. TAYRAŞ projesi, proses endüstrilerinde başarılı bir dijital dönüşüm için otomasyon teknolojisini devreye almanın tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Uzun vadeli başarı; ölçeklenebilir kontrol sistemlerinin, planlı modernizasyon çalışmalarının, güçlü veri erişiminin ve yaşam döngüsü desteğinin bir arada sunulmasını gerektiriyor. TAYRAŞ Rafineri Müdürü Ertuğrul Kılıç, “TAYRAŞ’ın yeniden rafinasyon operasyonları, en ileri damıtma ve hidro-arıtma ünitelerine dayanıyor. Operasyonel güvenlik, süreklilik ve ürün kalitesi; proses kontrolü ve otomasyon sistemlerine son derece duyarlı. Bu nedenle yüksek erişilebilirlik sunan ve proses kararlılığını güvence altına alan bir otomasyon altyapısına ihtiyaç duyuyoruz. Tesisimizde kurulan Rockwell Automation sistemi, tüm süreçler açısından kritik öneme sahip yüksek seviyede proses güvenilirliği sağladı” açıklamasında bulundu. Teknoloji yatırımlarının uzun vadeli değer yaratabilmesi için güçlü iş birlikleri ve kesintisiz desteğin önemini vurgulayan Rockwell Automation Türkiye Ülke Müdürü Fatih Üzümcü, “TAYRAŞ ile rafinerinin ilk aşamalarından bu yana yürüttüğümüz iş birliğinde yalnızca otomasyon teknolojilerimizi sunmakla kalmadık; modernizasyon, veri görünürlüğü ve yaşam döngüsü hizmetlerimizle sistemin güvenilirliğini, sürdürülebilirliğini ve gelecekteki büyüme ihtiyaçlarına uyumunu destekledik. Rockwell Automation olarak ölçeklenebilir kontrol altyapımız ve uzmanlığımızla TAYRAŞ’ın kesintisiz, verimli ve çevreye duyarlı üretim hedeflerine katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi. Rafinerinin kuruluş aşamasında başlayan güçlü iş birliğini sistem modernizasyonu ve destek hizmetleriyle sürdüren TAYRAŞ, hem operasyonel mükemmelliği hem de gelecekteki büyümesini destekleyecek sağlam bir otomasyon altyapısı oluşturdu. Proje, modern otomasyonun verimli, güvenilir ve çevreye duyarlı üretim süreçlerini mümkün kılarak sürdürülebilirlik hedeflerine nasıl katkıda bulunabileceğini de ortaya koyuyor. Rockwell Automation; otomasyon teknolojisi, modernizasyon hizmetleri ve uzun vadeli yaşam döngüsü desteğini bir araya getirerek TAYRAŞ’ın yüksek kaliteli baz yağ üretimi, döngüsel ekonomiye katkı ve çevresel etkinin azaltılmasına yönelik hedeflerini gerçekleştirmesine destek olmayı sürdürüyor. TAYRAŞ Hakkında: TAYRAŞ, Türkiye’de kullanılmış yağlama yağlarını (KYY) geri kazanmak ve yeniden rafine etmek amacıyla 2011 yılında kuruldu. Rafineri 2022 yılında faaliyete geçti ve Ocak 2022’den bu yana tam kapasiteyle çalışıyor. Türkiye’de 50 milyon doların üzerinde yatırımla hayata geçirilen tesis, yaklaşık 300 kişiye istihdam sağlıyor ve 105 bin metrekarelik bir alanda faaliyet gösteriyor. Daha önce yılda 60 bin ton kullanılmış yağlama yağı işleme ve 45 bin ton baz yağ üretme kapasitesine sahip olan tesisin kapasitesi, son proses optimizasyonları ve iyileştirmelerle birlikte 75 bin ton KYY işleme ve 52 bin ton baz yağ üretim seviyesine yükseldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karel, Azerbaycan’da Bütünleşik Taktik Haberleşme Çözümlerini Tanıtıyor Haber

Karel, Azerbaycan’da Bütünleşik Taktik Haberleşme Çözümlerini Tanıtıyor

İletişim teknolojilerindeki 40 yıllık mühendislik birikimini savunma alanının değişen ihtiyaçlarına taşıyan Karel, kara platformlarına yönelik geliştirdiği yeni mimaride 5G Özel Mobil Ağ (COM-BAT), Araç İçi Entegre İletişim Ağ Geçidi (COM-LINE) ve Operasyonel Başlık Takımı (MOBAT) çözümlerini bir araya getiriyor. Şirket, iletişim teknolojilerindeki yetkinliklerini sivil, kamu ve askeri kullanım alanlarının ihtiyaçlarına yönelik çözümlerle geliştirmeyi sürdürüyor. Bütünleşik Taktik Haberleşme yaklaşımı, modern operasyon ortamlarında farklı haberleşme ve görev sistemlerinin birbiriyle entegre, güvenli ve merkezi olarak yönetilebilir bir yapı içinde çalışmasını hedefliyor. Böylece farklı sistemler arasında kesintisiz iletişimin sağlanması ve sahadaki operasyonel ihtiyaçların tek bir haberleşme mimarisi üzerinden karşılanması amaçlanıyor. Karel’in fuarda oluşturduğu interaktif deneyim alanında ziyaretçiler, bu sistemlerin birlikte nasıl çalıştığını ve 5G altyapısının taktik sahaya kazandırdığı hız, esneklik ve operasyonel kapasiteyi yakından inceleme fırsatı buluyor. Karel, ADEX 2026’da kara platformlarına yönelik bütünleşik iletişim çözümlerinin yanı sıra hava platformları için geliştirdiği Yedek Uçuş Gösterge Sistemi BFI ile deniz platformlarına yönelik AD103 Modüler Alarm ve Genel Seslendirme Sistemini de sergiliyor. Şirket böylece kara, hava ve deniz platformlarına uzanan mühendislik ve sistem entegrasyonu kabiliyetlerini ADEX’te bir arada sunuyor. Azerbaycan’da teknoloji iş birliğini ileri taşıma hedefi Azerbaycan, Karel açısından yalnızca yeni iş fırsatlarının değerlendirildiği bir pazar değil, geliştirdiği savunma haberleşme çözümlerinin halihazırda sahada kullanıldığı bir ülke konumunda. Karel’in sahra santralleri Azerbaycan Kara Kuvvetleri envanterinde yer alırken, şirketin çözümleri askeri havaalanlarının kule haberleşme sistemlerinde de kullanılıyor. Karel, bu mevcut iş birliğini önümüzdeki dönemde yeni teknoloji alanlarına taşımayı; teknoloji ve bilgi paylaşımı, ortak üretim, yerel sanayiyle iş birliği ve mühendislik yetkinliklerinin geliştirilmesini kapsayan daha geniş bir teknoloji ortaklığına dönüştürmeyi hedefliyor. Şirket ayrıca Azerbaycan Hava Kuvvetleri’ne ait SU-25 uçaklarının modernizasyon çalışmalarında aviyonik sistemleriyle yer almayı amaçlıyor. Karel’in uluslararası büyüme yaklaşımının temelinde bulunduğu pazarlarda yalnızca ürün sunmak yerine, mühendislik ve sistem entegrasyonu kabiliyetini yerel ihtiyaçlarla buluşturmak yer alıyor. Know-how paylaşımı, teknik destek, yerel iş birlikleri ve ortak geliştirme modelleri bu yaklaşımın temel unsurlarını oluşturuyor. ADEX 2026’yı Azerbaycan’daki mevcut ilişkilerini geliştirmek, yeni iş birlikleri için ihtiyaçları doğrudan değerlendirmek ve bütünleşik haberleşme yaklaşımını bölgedeki karar vericilerle buluşturmak için önemli bir platform olarak değerlendiren Karel, Azerbaycan’da uzun vadeli ve yerel ekosisteme katkı sağlayan bir teknoloji ortağı olarak konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fırat EDAŞ Hizmet Kalitesini Artırmak Amacıyla Saha Etkinliklerine Devam Ediyor Haber

Fırat EDAŞ Hizmet Kalitesini Artırmak Amacıyla Saha Etkinliklerine Devam Ediyor

Bu kapsamda son olarak Malatya ve Bingöl’deki muhtarlarla bir araya gelen şirket yetkilileri, mahalle ve köylerin altyapı gereksinimlerini ilk ağızdan dinledi. Sahadan gelen bu doğrudan geri bildirimler, Fırat EDAŞ'ın bölgedeki yeni yatırım ve modernizasyon projelerine yön veriyor. Sorumluluk bölgesinde sürdürülebilir, kesintisiz ve yüksek kalitede enerji arzı sağlamak hedefiyle operasyonlarını yürüten Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), yerel yönetimlerin en önemli yapı taşlarından olan muhtarlarla iş birliğini güçlendirmeye devam ediyor. Her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen "Muhtar Buluşmaları" kapsamında, Elazığ ve Tunceli ayaklarının tamamlanmasının ardından şirketin uzman ekipleri bu kez Malatya ve Bingöl’deki muhtarlarla bir araya geldi. Geniş bir katılımla düzenlenen toplantılarda, Malatya ve Bingöl genelindeki mahalle ile köylerin enerji altyapısına ilişkin mevcut durumları masaya yatırıldı. Muhtarların bölgesel ihtiyaçları, şebeke yenileme talepleri, aydınlatma, kapasite artırımı ve arıza yönetimi süreçlerine yönelik önerileri tek tek not edildi. "Sahadan Gelen Talepler Yatırımlarımıza Yön Veriyor" "Sahadan gelen taleplerin yatırım planlamasına yön vermesi" ilkesini operasyonlarının merkezine koyan Fırat EDAŞ, bu buluşmalar sayesinde bölgedeki enerji ihtiyaçlarını yerinde tespit ediyor. Şirket yetkilileri, muhtarlar tarafından iletilen tüm altyapı taleplerinin uzman teknik ekiplerce sahada incelenerek öncelik sırasına göre yatırım bütçelerine dahil edileceğini belirtti. Dinamik planlama modeliyle yatırım bütçelerini doğrudan bölge halkının ve muhtarların öncelikli ihtiyaçlarına göre şekillendiren Fırat EDAŞ, yerel yönetim temsilcileriyle kurduğu bu güçlü iletişim ağı sayesinde müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmayı amaçlıyor. Hizmet bölgesindeki tüm illerde enerji altyapısını güçlendirmek adına saha çalışmalarına aralıksız devam eden şirket, muhtarlardan gelen geri bildirimler doğrultusunda şebeke yenileme ve kapasite artırımı yatırımlarını hızlandırmayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gübretaş İskenderun Limanı’na 190 Milyon Dolarlık Yatırım Haber

Gübretaş İskenderun Limanı’na 190 Milyon Dolarlık Yatırım

Uzun yıllardır faaliyet gösteren İskenderun Limanı, 6 Şubat depremlerinden önce de altyapısının yaşı, ekonomik ve teknik işletme ömrünün sonuna yaklaşması ve ihtiyaç duyulan modernizasyon yatırımları nedeniyle potansiyelinin altında bir kapasiteyle faaliyet gösteriyordu. Limanın altyapı ve üstyapısının yenilenmesi, kapasitesinin artırılması ve günümüz limancılık standartlarına uygun hale getirilmesi için kapsamlı bir yatırım ihtiyacı bulunuyordu. 6 Şubat depremlerinin yol açtığı ilave hasar ise bu ihtiyacı daha da artırdı. İskenderun Limanı modernizasyonla geleceğe hazırlanıyor Proje kapsamında Alport tarafından İskenderun Limanı’nda yaklaşık 190 milyon ABD doları tutarında yatırım gerçekleştirilecek. Limanın altyapı ve üstyapısı kapsamlı biçimde yenilenecek, operasyonel kapasitesi artırılarak modern, rekabetçi ve yüksek kapasiteli bir liman yapısına kavuşturulacak. İşletmeci firmanın belirlenmesinde yatırımın büyüklüğünü karşılayabilecek finansal yeterliliğin yanı sıra liman işletmeciliği deneyimi, operasyonel kapasite ve teknik yetkinlik kriterleri birlikte değerlendirildi. Yurt içinde ve yurt dışında toplam 8 limanın işletilmesinden gelen tecrübeye sahip Alport’un, İskenderun Limanı’nda öngörülen bu ölçekteki yatırım ve dönüşüm projesini gerçekleştirebilecek finansal ve operasyonel kapasitesi de seçim sürecinde dikkate alındı. Anlaşma kapsamında ayrıca GÜBRETAŞ’ın İskenderun’daki gübre faaliyetlerinde kullanılmak üzere 30 bin metrekarelik alanda yeni altyapı ve üstyapı yatırımları Alport tarafından gerçekleştirilecek. Yatırım süresince GÜBRETAŞ’ın bölgedeki gübre üretim faaliyetleri kesintisiz şekilde devam edecek. GÜBRETAŞ yaklaşık 350 milyon dolar gelir elde edecek İşletme modeli, GÜBRETAŞ’ın uzun vadeli ekonomik menfaatlerini gözeten sabit ve performansa bağlı bir gelir yapısı üzerine kuruldu. GÜBRETAŞ, 35 yıllık sözleşme süresince yıllık sabit işletme ücretinin yanı sıra limanın cirosundan da pay alacak. Sözleşme dönemi boyunca GÜBRETAŞ’ın yaklaşık 350 milyon ABD doları toplam gelir elde etmesi öngörülürken, limanın rehabilitasyonu, geliştirilmesi ve kapasite artışı için gerekli yatırım finansmanı Alport tarafından karşılanacak. “GÜBRETAŞ kaynaklarını kullanmadan önemli bir varlığımızın değerini artırıyoruz” GÜBRETAŞ Genel Müdürü Musa Goral, anlaşmanın yalnızca bir işletme hakkı devri olmadığını belirterek şunları söyledi: “İskenderun Limanımız, depremden önce de altyapısının yaşı ve ekonomik işletme ömrünün sonuna yaklaşması nedeniyle kapsamlı bir modernizasyon ve kapasite artışı yatırımına ihtiyaç duyuyordu. 6 Şubat depremlerinin yol açtığı hasar bu ihtiyacı daha da artırdı. Hayata geçirdiğimiz modelle yaklaşık 190 milyon dolarlık yatırım GÜBRETAŞ kaynakları kullanılmadan işletmeci tarafından gerçekleştirilecek; ayrıca gübre faaliyetlerimiz için 30 bin metrekarelik alanda yeni altyapı ve üstyapı yatırımları yapılacak. Böylece önemli bir varlığımızı yenilerken kapasitesini ve uzun vadeli ekonomik değerini de artırıyoruz.” “35 yılda yaklaşık 350 milyon dolar gelir öngörüyoruz” Goral, limanın mülkiyetinin GÜBRETAŞ’ta kalmaya devam edeceğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “İşletme süresince sabit işletme ücretinin yanı sıra limanın cirosundan da pay alacağız. 35 yıllık sözleşme döneminde yaklaşık 350 milyon dolarlık gelir öngörüyoruz. Dolayısıyla bu model; yatırım, kapasite artışı ve uzun vadeli gelir yaratma hedeflerini birlikte karşılıyor.” İskenderun ve bölge ekonomisine katkı Projenin tamamlanmasıyla İskenderun Limanı’nın kapasitesinin ve operasyonel kabiliyetlerinin önemli ölçüde artırılması, bölgenin üretim, ticaret ve lojistik altyapısına daha güçlü katkı sağlaması hedefleniyor. Yatırımın bölgesel önemine de değinen Goral, “İskenderun; sanayi, tarım, dış ticaret ve lojistik açısından ülkemizin stratejik bölgelerinden biri. Bu yatırımla uzun yıllardır bölge ekonomisine hizmet eden limanımızı yeni bir döneme taşıyoruz. Hedefimiz, mevcut yatırım ihtiyacını ve deprem sonrası ortaya çıkan gereksinimleri birlikte karşılayarak İskenderun Limanı’nı modern ve yüksek kapasiteli bir altyapıya kavuşturmak.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.