Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Modernizasyon

Kapsül Haber Ajansı - Modernizasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Modernizasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sikorsky Yeni S-92A+ Helikopterinin Üretimini Artırıyor Haber

Sikorsky Yeni S-92A+ Helikopterinin Üretimini Artırıyor

Lockheed Martin bünyesinde faaliyet gösteren şirket, yeni helikopterlerin üretim ve montajını ABD’nin Connecticut eyaletindeki Stratford ve New York’taki Owego tesislerinde gerçekleştirecek. Yeni S-92A+ helikopterleri ilk olarak devlet başkanlığı taşımacılığı için sipariş veren bir müşteri için üretilecek. Ayrıca offshore enerji sektörü ve diğer devlet müşterilerinden yeni siparişlerin gelmesi bekleniyor. Küresel Talep Artışı Bekleniyor Sikorsky Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Rich Benton, yeni modelin şirketin modernizasyon stratejisinin önemli bir parçası olduğunu söyledi. Benton açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “S-92A+ helikopteri filoyu modernize etme ve geleceğe hazırlanma stratejimizin önemli bir parçası. Beklenen talebi karşılamak için üretim kapasitemizi artırıyoruz. S-92, zorlu hava koşullarında uzun menzilli görevler için en yüksek uçuş süresine sahip helikopter olarak devlet liderleri, offshore enerji şirketleri ve arama-kurtarma ekipleri tarafından tercih ediliyor.” Şirket, devlet başkanlığı taşımacılığı için yeni bir ülkeden iki helikopter siparişi aldığını açıkladı. Böylece S-92 modelini kullanan devlet sayısı 14’e yükseldi. Sikorsky ayrıca bu iki helikoptere ek olarak üç adet daha S-92A+ helikopteri üretmeyi planlıyor. Artan talep doğrultusunda şirketin yıllık 12 helikopter üretim kapasitesine ulaşabileceği belirtiliyor. Üretim ABD’de Yapılacak Helikopterlerin bazı kritik parçaları Sikorsky’nin Stratford tesisinde üretilecek. Burada üretilecek başlıca bileşenler: ana dişli kutusu rotor palaları güç aktarım sistemleri Helikopterlerin montajı ise Owego tesisinde gerçekleştirilecek. Bu tesis daha önce S-92 platformu temel alınarak geliştirilen ABD başkanlık helikopterlerinden 23 adet teslim etmişti. 2025’te Asya ve Orta Doğu’ya Teslimat Yapıldı Sikorsky, 2025 yılında Asya ve Orta Doğu’daki devlet başkanlığı müşterilerine iki adet S-92A helikopteri teslim ettiğini açıkladı. Yeni S-92A+ modelinin ise bu platformun daha gelişmiş versiyonu olduğu belirtiliyor. S-92A+ Yeni Nesil Görevler İçin Tasarlandı S-92 helikopter ailesi uzun yıllardır güvenlik, performans ve çok yönlülük açısından sektörde önemli bir konumda bulunuyor. Yeni S-92A+ modeli, bu platformun en gelişmiş versiyonu olarak geliştirildi. Sikorsky bundan sonra üretilecek tüm S-92 helikopterlerini S-92A+ standardına göre üretmeyi planlıyor. Yeni Phase IV Ana Dişli Kutusu S-92A+ modelinin en önemli yeniliklerinden biri Phase IV ana dişli kutusu. Bu sistemin özellikleri: 6000 saatten fazla operasyon ömrü bakım aralıklarının uzaması gelişmiş güvenlik sistemleri Ayrıca sistemde bulunan yardımcı yağlama sistemi, ana yağ basıncı kaybolsa bile helikopterin uçuşu güvenli şekilde tamamlamasını sağlıyor. Daha Güçlü Motorlar Yeni modelde GE CT7-8A6 motorları kullanılıyor. Motor güncellemeleri sayesinde: yüksek sıcaklık ve yüksek irtifa koşullarında daha güçlü performans artırılmış motor gücü daha yüksek taşıma kapasitesi sağlanıyor. Helikopterin maksimum kalkış ağırlığı13 ton seviyesine çıkarıldı. Bu sayede: 1200 pound daha fazla yük veya yakıt kapasitesi daha güçlü dış yük taşıma kapasitesi (sling load) sunuluyor. Mevcut Helikopterler de Güncellenebilecek Sikorsky ayrıca S-92A+ teknolojisinin mevcut S-92A helikopterlerine retrofit kit olarak uygulanabileceğini açıkladı. Bu kit sayesinde operatörler: yeni dişli kutusu motor yükseltmesi gibi geliştirmeleri mevcut helikopterlerine ekleyebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB Yarım Asırlık İki Devasa Senkron Motoru Yeniledi Haber

ABB Yarım Asırlık İki Devasa Senkron Motoru Yeniledi

İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB, Türkiye’nin önde gelen petrokimya şirketlerinden birine ait 7 MW ve 2,65 MW gücündeki iki senkron motorun kapsamlı yenileme ve modernizasyon çalışmalarını başarıyla tamamladı. 1978 yılında imal edilen motorların stator, rotor ve ikaz sistemleri dahil olmak üzere tüm sargıları ve ilgili komponentleri tamamen yenilendi. ABB’nin İzmir’deki tesisinde gerçekleştirilen proje, klasik bir onarım sürecinin ötesine geçerek kapsamlı bir modernizasyon projesi olarak yürütüldü. Toplam 16 haftada tamamlanan projede, servis merkezinde görev yapan ekipler koordineli şekilde çalıştı. Süreç boyunca sürekli olarak sekiz kişilik uzman ekip projede görev alırken, belirli dönemlerde servis merkezindeki tüm ekip projeye destek verdi. ABB Türkiye Hareket Servis Operasyonları ve İzmir Şube Müdürü Tamer Kuzgunkaya, projeye ilişkin değerlendirmesinde, “50 yıla yakın süredir işletmede olan bu motorların, orijinal tasarım ve mühendislik kriterlerine birebir uygun veya daha üstün malzemeler kullanılarak yenilenmesi yüksek teknik uzmanlık ve disiplinli koordinasyon gerektiriyor. Satış ve satın alma süreçlerinden İzmir tesisimizdeki demontaj, ekspertiz ve onarım çalışmalarına; sahadaki demontaj ve montaj operasyonlarına kadar tüm ekiplerimiz tam uyum içinde çalıştı. Bu projeyi başarıyla tamamlamamız, teknik yetkinliğimizin ve organizasyonel gücümüzün somut bir göstergesidir” ifadelerini kullandı. Bu motorlar senkron motor karakteristiğine sahip olmaları ve 214 rpm ile 333 rpm gibi oldukça düşük devirlerde çalışmaları nedeniyle son derece yüksek tork gereksinimine sahip bulunuyor. Bu gereksinim, rotor–stator geometrilerinin boyutlandırılmasından fiziksel hacimlerine kadar birçok mühendislik parametresini doğrudan etkiliyor. Ağırlıkları 75 ve 43 ton olan bu motorların tüm sargı ve komponentlerin tamamen yenilenmiş olması projeyi standart bir bakım çalışmasının ötesine taşıyor. Kapsamlı bir modernizasyonu içeren bu proje, büyük ölçekli senkron motorlarda kapsamlı sargı yenileme ve modernizasyon alanında ABB’nin mühendislik kapasitesini ve servis organizasyonunun koordinasyon gücünü ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Su Stresi Artıyor! Haber

Türkiye’nin Su Stresi Artıyor!

Son yıllarda sıcaklık artışı, düzensizleşen yağışlar ve kuraklık dalgaları tarımsal üretimde öngörülebilirliği zayıflatıyor. Üretim planı suya göre şekillenirken, suyun miktarı ve zamanı değiştikçe verim ve kalite üzerindeki baskı da artıyor. TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası), iklim değişikliğinin tarım ve su ekseninde ele alınmasının gıda arz güvenliği açısından kritik olduğunu vurgulayarak konuyu gündeme taşıdı. 2025’te yağışlar %29 azaldı “İklim değişikliğini konuşmak gıdanın geleceğini, üretimin sürekliliğini ve ülkemizin su güvenliğini konuşmak anlamına geliyor” diyen TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, “Ülkemiz 2024 yılında ortalama 15,6°C ile son yılların en sıcak dönemini yaşamıştı. 2025 su yılında da ne yazık ki yağışlar önceki yıla nazaran %29 oranında düştü. Bu durum tarladan sofraya uzanan zincirin en başında yani toprakta ve suda riskin arttığı anlamına geliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1.300 metreküp bandında. Bu seviye, uluslararası göstergelere göre ‘su stresi’ olarak tanımlanan aralığın içinde bulunuyor. Üstelik kullanılan suyun yaklaşık %77’si tarımsal sulamada değerlendiriliyor. Yani suyu tarımda daha verimli yönetmeden, gıda sisteminde kalıcı bir dayanıklılıktan söz edemeyiz” dedi. “Tarımsal sulamada modernizasyon hızlanmalı” Sidar, iklim riskine karşı atılacak adımların üç alanda yoğunlaşması gerektiğini dile getirdi: “Öncelikle tarımsal sulamada verimliliği artıracak modernizasyon hamlelerini hızlandırmalı, üretim planlarını su varlığıyla uyumlu kurmalıyız. Tedarik zincirinde üretici-sanayici hattında riski daha dengeli paylaşan, veriye dayalı ve kaybı en başta azaltan modelleri güçlendirmeliyiz. Sanayi tarafında da su ayak izi ve geri kazanım gibi başlıklarda düzenli ölçüm ve iyileştirmeye dayalı yatırımların artması önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa'nın dev markasından 'son model' fabrika atağı! 4,6 milyar TL'lik projeye onay çıktı... Haber

Bursa'nın dev markasından 'son model' fabrika atağı! 4,6 milyar TL'lik projeye onay çıktı...

Türkiye gıda sektörünün öncülerinden olan ve 31 Mart 1955 tarihinde Bursa'da kurulan Tamek Sagra Grup Gıda, Karacabey ilçesi Tavşanlı Mahallesi'ndeki tesislerinde tarihi dönüşüm için geri sayıma geçti. Şirketin kapasite artışı, deprem güvenliği ve modernizasyon için hazırladığı dev proje, Bursa Valiliği'nden gelen 'ÇED Olumlu' kararıyla resmiyet kazandı. 70 BİN METREKARELİK DEV KOMPLEKS Toplam 170 bin metrekarelik alan üzerinde kurulu olan tesiste kapsamlı bir inşaat süreci başlayacak. Mevcut üretim binalarının 36 bin metrekarelik bölümü depreme dayanıklı hale getirilecek. 33 bin metrekarelik ilave üretim ve depo binaları inşa edilecek. Çalışmalar bittiğinde tesisin toplam kapalı alanı 70 bin metrekareye ulaşacak. 4,6 MİLYAR TL'LİK BÜTÇE: ASLAN PAYI MAKİNEYE Projenin toplam yatırım bedeli 4 milyar 605 milyon 240 bin TL olarak açıklandı. Yatırımın 4,1 milyar liralık en büyük kısmı, tesisin teknolojik altyapısını modernize edecek olan makine ve ekipman alımına ayrıldı. İnşaat maliyetleri ise 488 milyon TL olarak hesaplandı. ÜRETİM 12 AYA YAYILIYOR, 'DICED' DOMATES GELİYOR Yatırımla birlikte fabrikada ürün yelpazesi de genişleyecek. Yeni eklenecek olan 'Diced' (doğranmış domates) üretim hattıyla çeşitlilik artarken, sadece hasat sezonunda yoğunlaşan üretim faaliyetleri artık yılın 12 ayına yayılacak. 280 personelin istihdam edileceği dev tesiste üretim, 3 vardiya sistemiyle aralıksız sürecek. NELER ÜRETİLECEK? Kapasite artışıyla birlikte tesiste; alkolsüz içecekler, salça, konserve, ketçap-mayonez-sos, reçel, hazır yemek ve dondurulmuş gıda gibi geniş bir yelpazede üretim yapılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Toroslar EDAŞ Gaziantep’in Artan Enerji Talebini Yatırımlarıyla Karşılıyor Haber

Toroslar EDAŞ Gaziantep’in Artan Enerji Talebini Yatırımlarıyla Karşılıyor

‘Herkes için daha iyi bir gelecek’ vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nden Toroslar EDAŞ, Gaziantep’teki 11 bin 147 trafo ve 26 bin 989 kilometreyi bulan enerji hattı üzerinde, enerji arzının sürekliliğini sağlamak amacıyla bakım, modernizasyon ve yatırım çalışmalarına sürdürdü. Sanayi tesisleriyle Türk ekonomisinin önemli üretim merkezlerinden biri olan Gaziantep’te, Toroslar EDAŞ, kesintisiz ve güçlü enerji sağlamak için şebeke kapasitesini artırdı. Sanayi bölgesindeki enerji altyapısına yapılan yatırımlar, üretimin aksamadan devam etmesini sağlayarak ekonomik canlılığa katkı sundu. Turizm ve Sanayi Bölgelerine Kesintisiz Enerji Desteği 2024 yılında en çok yatırım yapan 3 elektrik dağıtım şirketinden biri olan Toroslar EDAŞ 2025 yılı için belirlediği yatırım hedeflerini başarıyla gerçekleştirdi. Meşhur baklava ustaları, fıstık bahçeleri, tarihi çarşıları ve yıl boyunca düzenlenen gastronomi turizmi ile ünlü Gaziantep’in enerji altyapısını yatırımlarıyla güçlendirdi. Şehrin ekonomik ve turizm açısından kritik öneme sahip bölgeleri olan Tarihi Kapalı Çarşı ve Zeugma Mozaik Müzesi’nin olduğu yerlerde bakım ve güçlendirme çalışmaları yapıldı. 2025 yılında 11 bin 295 aydınlatma armatürünün bakımı tamamlandı. Bunun yanı sıra, 222 trafo merkezi, 164 dağıtım merkezi, 165 saha dağıtım kutusu ile 1.397 kilometrelik hattın bakımı gerçekleştirilerek şehir genelinde aydınlatma ve enerji sürekliliğini güvence altına aldı. Gaziantep’te hizmet verdiği 968 binden fazla müşteriye daha kesintisiz ve kaliteli enerji sunabilmek adına yatırımlar kapsamında 968 kilometrelik yeni kablo tesisi ile 5 bin 302 yeni aydınlatma armatürünün montajını tamamlayan şirket, ayrıca, 481 yeni elektrik panosu ve 234 trafo kurarak altyapısını güçlendirdi. Zorlu kış şartları için hazırlıklara devam edildi Toroslar EDAŞ, Gaziantep’te kış mevsimi öncesinde enerji arzının sürekliliğini sağlamak amacıyla kapsamlı hazırlık çalışmalarına devam ediyor. Şirket, olumsuz hava koşullarının etkilerini en aza indirmek için yıl boyunca sürdürdüğü bakım, onarım ve yenileme faaliyetlerini artırarak kent genelindeki altyapı dayanıklılığını güçlendirdi. Kritik şebeke unsurlarında gerçekleştirilen önleyici bakım ve kontrol çalışmalarıyla arıza risklerinin önüne geçilmesi hedeflenirken, saha ekipleri, yoğun yağış ve fırtına gibi zorlu kış koşullarında da enerji sürekliliğini sağlamak için 7/24 esasına göre görev başında olacak. Toroslar EDAŞ, kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir enerji hedefi doğrultusunda Gaziantep’in tamamında altyapı yatırımlarını güçlendirerek, müşterilerine kaliteli hizmet sunma kararlılığını sürdürüyor. Enerjide Güç, iletişimde Hız Operasyonel iş süreçlerini daha verimli hale getirebilmek için dijital dönüşümüne ağırlık veren Enerjisa Dağıtım Şirketleri kullanıcı memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmak için çalışmalarını sürdürüyor. 7/24 hizmet sunan www.toroslaredas.com.tr, Web ChatVolt, Toroslar 186 Mobil Uygulaması, WhatsApp İhbar Hattı ve 186 Çağrı Merkezi ile her kanaldan müşterilerine ulaşıyor. Sosyal medya üzerinden gelen talepleri de hızlıca karşılayarak Gazianteplilerin yanında olmayı sürdürüyor. Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nin AYEDAŞ ve Başkent EDAŞ ile birlikte elektrik dağıtımındaki 3 şirketinden biri olan Toroslar EDAŞ, Gaziantep’teki enerji altyapısını güçlendirmek için yatırımlarına kararlılıkla devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu Haber

ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu

Günümüzde endüstriyel operasyonlar; hızla değişen pazar koşulları, siber güvenlik tehditleri, mevzuat baskıları ve sürekli değişen bir iş gücü yapısı gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. ABB’nin dünyanın en büyük DCS kurulu tabanındaki uzun süreli sektör liderliği ve proses otomasyonundaki vizyonu üzerine inşa edilen Automation Extended programı da bu zorluklara yanıt vererek çevik ve hızlı bir inovasyonla üretimde kesinti yaşatmadan gelişmiş analitik ve IoT entegrasyonunu destekleyerek ve farklı yetkinlik seviyelerine sahip çalışanlar için operasyonları sadeleştirerek bu konulara çözüm sağlıyor. Operatörler; ABB Ability™ System 800xA®, ABB Ability™ Symphony® Plus ve ABB Freelance gibi halihazırda kullandıkları güvenilir ABB sistemleriyle çalışmaya devam ederken, yeni teknolojileri operasyonda kesinti olmadan kademeli olarak devreye alabiliyor. Böylece hem süreklilik korunurken inovasyon gerçekleştirilebiliyor hem de modernizasyon süreci yapılandırılarak düşük riskle yönetiliyor. ABB Otomasyon İş Kolu Başkanı Peter Terwiesch, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hizmet verdiğimiz endüstrilerin çoğu, hayati öneme sahip kaynakları sağlayan büyük ve karmaşık altyapılar işletiyor. Bu sektörlerde müşterilerimiz, operasyonel kesinti olmadan modernizasyona ihtiyaç duyuyor. Automation Extended ise tam olarak bunu sunuyor: Bu program, güvenlik ve birlikte çalışabilirliği merkeze alarak, müşterilerimizin bildiği ve güvendiği sistemlere geleceğe hazır yetenekleri kazandırıyor” ifadelerini kullandı. Automation Extended programı; birlikte çalışabilirlik, ölçeklenebilirlik ve endüstriyel alanlar arasında sorunsuz entegrasyon sağlamak üzere tasarlanmış modern, açık ve modüler bir mimari üzerine kurulu şekilde çalışıyor. Görev ayrımı prensiplerine dayanan bu otomasyon ekosistemi, birbirinden farklı ancak güvenli biçimde birbirine bağlı iki ayrı ortamdan oluşuyor: Kontrol ortamı, yazılım tanımlı ve sürekli güncel kalan yapısıyla kritik süreçlerin sağlam, güvenilir ve deterministik bir şekilde kontrolünü sağlıyor. Dijital ortam ise kontrol katmanına güvenli bir şekilde bağlanarak gelişmiş uygulamaları, edge zekâsını ve gerçek zamanlı analitikleri etkinleştiriyor. Bu yapı, kanıtlanmış kontrol mimarilerini etkilemeden karar destek süreçleri için yapay zeka (AI) ve makine öğrenmesini (ML) kullanıyor. Bu farklı teknoloji ortamlarının yönetimi ve bakımı, ekosistem yaşam döngüsü yönetimi ve optimizasyonu için tüm sistemi kapsayan tek, bütünleşik ve kapsamlı bir servis yaklaşımıyla yürütülüyor. Açık Platform İletişimi Birleşik Mimari (Open Platform Communications Unified Architecture-OPC UA) omurgası ve her iki ortamın yönetimine yönelik Bulut‑Yerel (Cloud‑Native) mimarisi gibi yeni teknolojilerin; konteynerizasyon, orkestrasyon ve modüler servislerden yararlanacak şekilde entegre edilmesiyle ekosistem geniş kapsamlı bir iyileştirme yelpazesi sunmaktadır. Bu iyileştirmeler, süreç anormalliklerinin proaktif olarak tespit edilip düzeltilmesinden, kritik varlıkların sürekli durum izleme yoluyla bakım stratejilerinin optimize edilmesine ve çeşitli donanım platformlarında uygulanmaya hazır verimli modüler yaklaşımlarla mühendislik süreçlerinin geliştirilmesine kadar uzanmaktadır. Bu mimari, performansı güvence altına alırken ölçeklenebilirlik ve çeviklik sağlamaktadır. Automation Extended; ABB Ability™ System 800xA®, ABB Ability™ Symphony® Plus ve ABB Freelance proses otomasyon sistemlerinin bir sonraki sürümleriyle birlikte kullanıma sunulacak. ABB daha sürdürülebilir ve kaynaklar açısından verimli bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri sunan global bir teknoloji lideridir. ABB, mühendislik ve dijitalleşme alanlarındaki uzmanlığını birleştirerek endüstrilerin yüksek performansta çalışırken daha verimli, üretken ve sürdürülebilir hale gelmesine katkıda bulunmaktadır. ABB’de biz buna ‘Engineered to Outrun’ diyoruz. ABB, 140 yılı aşkın geçmişe ve dünya çapında yaklaşık 110.000 çalışana sahiptir. Şirketin hisseleri SIX İsviçre Borsası (ABBN) ve Nasdaq Stockholm’de (ABB) işlem görmektedir. www.abb.com ABB Otomasyon iş kolu; enerji, su ve hammadde temininden ürünlerin üretilmesine ve pazara ulaştırılmasına kadar geniş bir yelpazedeki temel ihtiyaçlara yönelik endüstriyel operasyonları otomatize eder, elektrifikasyonunu sağlar ve dijitalleştirir. Yaklaşık 26.000 çalışanı, lider teknolojileri ve servis uzmanlığı ile ABB Otomasyon iş kolu; proses, hibrit ve denizcilik endüstrilerinin daha yalın ve daha temiz bir şekilde önde gitmesine yardımcı olur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KONE Türkiye’deki 30. Yılını Kutluyor Haber

KONE Türkiye’deki 30. Yılını Kutluyor

Asansör ve yürüyen merdiven sektöründe dünyanın önde gelen şirketlerinden KONE’nin Başkanı ve CEO'su Philippe Delorme, Türkiye’deki 30. yıl kutlamaları kapsamında İstanbul’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Delorme, ziyareti sırasında KONE müşterileri, çalışanları ve iş dünyasından paydaşlarıyla bir araya geldi. KONE’nin Türkiye’deki doğrudan faaliyetlerinin 30. yılına denk gelen bu ziyarette, Türkiye’nin kentsel dönüşüm vizyonu masaya yatırıldı. Hem yeni inşaat projelerinde hem de mevcut binalardaki güvenli, sürdürülebilir ve verimli insan akışı sağlayan dikey taşıma çözümlerinin önemine dikkat çekildi. “Türkiye, stratejik büyüme ve inovasyon merkezimiz” Hızlı şehirleşme oranı ve coğrafi konumuyla Türkiye’nin, KONE’nin Türkiye, Orta Doğu ve Afrika bölgesel stratejisinde kilit bir rol oynadığını belirten Philippe Delorme, yaptığı değerlendirmede, “Türkiye; ekonomik potansiyeli, dinamik şehirleşme yapısı ve devam eden kentsel dönüşüm projeleriyle bizim için vazgeçilmez bir pazar. Buradaki 30. yılımızı kutlarken sadece geçmişe değil, geleceğe de odaklanıyoruz. Türkiye’deki şehirleri daha güvenli, akıllı ve sürdürülebilir kılacak teknolojilerimizle müşterilerimizi desteklemeye kararlıyız.” dedi. Konut projelerine özel verimli çözümler Delorme, KONE’nin küresel stratejisinin Türkiye’nin ihtiyaçlarıyla örtüştüğünü vurgulayarak, “Konut segmentinde liderlik, servis hizmetlerinde dijitalleşme ve modernizasyona odaklanan, ayrıca karbon emisyonlarını azaltmayı hedefleyen stratejimiz, Türkiye’nin ulusal öncelikleriyle birebir uyuşuyor. Konut projelerinin ağırlıkta olduğu bu pazarda, projeye özel, verimli ve erişilebilir çözümler sunuyoruz. Güvenlik ise Türkiye’deki operasyonlarımızın en öncelikli konusu ve yaptığımız her işin merkezinde yer alıyor.” şeklinde konuştu. KONE Türkiye ve Kazakistan Genel Müdürü Bora Tuncer ise, “Türkiye genelinde temel odağımız, ülkemizin asansör işletme ve bakım yönetmeliklerine tam uyumlu, geleceğe hazır asansör ve yürüyen merdiven çözümleri sunmak. KONE’nin küresel uzmanlığını yerel ekibimizin gücüyle birleştirerek, insanların her gün güvenle kullanabileceği binalar için çözümler sunuyoruz.” dedi. İstanbul semalarında KONE imzası: TCMB Kulesi Ziyaret kapsamında Philippe Delorme, KONE’nin yüksek teknolojileriyle donatılan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Kulesi’nin yer aldığı İstanbul Finans Merkezi'ni (İFM) de gezdi. 353,9 metrelik yüksekliğiyle Türkiye’nin en yüksek binası olan TCMB Kulesi’nin, saniyede 9 metre hıza ulaşan asansörler ve gelişmiş ‘çift katlı’ (double-deck) asansör sistemleriyle donatıldığını belirten Delorme, “Bu proje, İstanbul'u yüksek bina teknolojileri liginde dünyanın sayılı şehirleri arasına taşıyor. Bu başarıda emeği geçen yetkin Türkiye ekibimizle gurur duyuyorum,” ifadelerini kullandı. İstanbul Finans Merkezi'nin ana simgesi olan TCMB Kulesi, Türk ekonomisinin büyüme hedeflerini ve uluslararası yatırımcılar için bölgesel bir merkez olma hedefini yansıtıyor. KONE bu proje ile 1995'ten bu yana Türkiye’deki güvenilir iş ortağı olma konumunu da pekiştiriyor. ” Binalarda asansör ve yürüyen merdivenleri modernize ediyoruz.” KONE, yeni projelerin yanı sıra mevcut asansörlerin modernizasyonu ve dijitalleşmesi konusunda da Türkiye’de aktif rol oynuyor. Bu çalışmalar, bina sakinlerinin güvenliğini artırırken enerji verimliliğine de katkı sağlıyor. Modernizasyonun sadece ekipman yenilemekten ibaret olmadığını belirten Delorme, “Modernizasyon; dijital bağlanabilirliği artırmak, performansı yükseltmek ve enerji tüketimini azaltmak demek. Yaşlanan asansörleri yenileyerek bina sakinlerinin günlük yaşam kalitesini artırıyoruz.” dedi. KONE, bina yaşam döngüsü boyunca daha güvenli, daha verimli ve daha sürdürülebilir insan akışı çözümlerini desteklemek için yapay zeka dahil olmak üzere dijital inovasyona yatırım yapmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Sanayide Enerji ve Isıtma Sistemlerini Mercek Altına Aldı Haber

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Sanayide Enerji ve Isıtma Sistemlerini Mercek Altına Aldı

Üretim süreçlerinin yanı sıra tesis genelinde kullanılan enerji altyapılarının da denetim kapsamına alınmasıyla birlikte, dolaylı emisyonların önemli bir bölümünü oluşturan ısıtma sistemleri, sanayideki dönüşüm sürecinin merkezine yerleşti. Sanayi tesisleri, ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya Avrupa Birliği'nin 'Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması' (SKDM), 1 Ocak itibarıyla tam olarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile birlikte demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik üretimi gibi alanlarda faaliyet gösteren ve AB'ye ihracat yapan sanayi tesisleri, karbon bazlı ürünlerin üretiminde ortaya çıkan karbon emisyonları için ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya kaldı. Sanayinin Avrupa pazarındaki rekabet gücünü zayıflatıyor SKDM'ye uyum sağlayamayan sanayi tesislerinde karbon maliyetleri, ürün fiyatlarına yansıyor. Bu durum, Avrupa pazarında rekabet gücünü zayıflatırken alıcıların daha düşük karbon ayak izine sahip alternatiflere yönelmesine neden oluyor. Bu tablo, sanayi tesisleri için doğrudan sipariş kaybı anlamına geliyor. Yatırım ve modernizasyon baskısı oluşturuyor Öte yandan SKDM, sanayi kuruluşları üzerinde ciddi bir yatırım ve modernizasyon baskısı da oluşturuyor. Firmalar enerji tüketimini azaltmaya, verimsiz sistemleri yenilemeye ve düşük emisyonlu teknolojilere geçmeye zorlanıyor. Bu süreçte yalnızca üretim hatları değil; ısıtma sistemleri, elektrik altyapısı ve üretim prosesleri de denetim kapsamına giriyor. Türkiye'de sanayide tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 50'sinin verimsiz ısıtma ve soğutma sistemlerinde harcandığı düşünüldüğünde, enerji verimliliği yüksek çözümler artık kaçınılmaz hale geliyor. Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın sanayi tesisleri için kapsamlı bir dönüşüm sürecini beraberinde getirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi: Doğrudan emisyonlar ve dolaylı emisyonlar ayrı ayrı hesaplanıyor "SKDM kapsamında denetimler, klasik tesis kontrollerinden ziyade veriye dayalı raporlama ve doğrulama sistemi üzerinden yürütülüyor. Avrupa Birliği, AB'ye ihracat yapan firmalardan ürünlerin üretimi sırasında oluşan karbon emisyonlarını ürün bazında hesaplamalarını ve bu verileri düzenli olarak bildirmelerini talep ediyor. Bu kapsamda firmalar, her bir ürünün üretimi sırasında ortaya çıkan doğrudan emisyonları (yakıt kullanımı ve proses kaynaklı emisyonlar) ile dolaylı emisyonları (elektrik ve ısı tüketiminden kaynaklanan emisyonlar) ayrı ayrı hesaplıyor. Hesaplamalarda üretim hattı, kullanılan enerji miktarı ve üretim süresi temel kriterler olarak esas alınıyor. Sanayide GES yatırımları da hızla artıyor Ayrıca üretimde ve tesis genelinde kullanılan enerjinin kaynağı, miktarı ve hangi proseslerde kullanıldığına ilişkin detaylı raporlama isteniyor. Bu nedenle sanayi tesislerinde güneş enerjisi (GES) yatırımları da hızla artıyor. Elektrikli ısıtıcı pazarında ciddi bir talep artışı yaşanıyor Sanayide GES yatırımlarındaki hızlı büyüme, elektrifikasyon eğilimini güçlendirirken elektrikli ısıtıcı pazarında da ciddi bir talep artışını beraberinde getiriyor. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin ısıtma sistemlerinde daha etkin kullanılabilmesi, hem emisyon azaltımı hem de karbon maliyetlerinin kontrol altına alınması açısından kritik önem taşıyor. Yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor Çukurova Isı olarak, bu dönüşüm sürecine Goldsun Vega elektrikli ısıtıcı ürünümüz ile katkı sağlıyoruz. Goldsun Vega, özel reflektör teknolojisi sayesinde ampulden çıkan ışınların tamamını cisimlere yönlendirerek ısıtma verimini yüzde 28 oranında artırıyor. Yüksek yoğunluklu halojen ampul teknolojisi ise standart rezistanslı ısıtıcılara kıyasla yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor. Bu donanımsal özellikler sayesinde Goldsun Vega, endüstriyel tesislerde enerji tüketimini optimize ederken karbon emisyonlarını ve buna bağlı karbon maliyetlerini de önemli ölçüde azaltıyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.