Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Modüler Sistemler

Kapsül Haber Ajansı - Modüler Sistemler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Modüler Sistemler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Fuarlarda Markalar Artık Standlarıyla Konuşuyor Haber

Küresel Fuarlarda Markalar Artık Standlarıyla Konuşuyor

Uluslararası fuarlarda ürün kalitesi kadar markanın kendisini nasıl sunduğu da ticari başarının belirleyicileri arasına girdi. Bir zamanlar ürünlerin sergilendiği geçici alanlar olarak görülen fuar stantları, bugün ziyaretçi deneyimini yöneten ve şirketin küresel iddiasını ortaya koyan stratejik iletişim merkezlerine dönüşüyor. Türkiye ve Avrupa’da projeler gerçekleştiren Trias Design ise tasarımdan üretime, lojistikten kuruluma kadar uzanan bütünleşik hizmet modeliyle bu dönüşümün dikkat çeken temsilcileri arasında yer alıyor. Uluslararası fuar takviminin yeniden hareketlenmesiyle birlikte şirketler, yeni pazarlara ulaşmak ve küresel iş bağlantıları kurmak için daha yüksek bütçeler ayırmaya başladı. Ancak dünyanın önde gelen fuarlarında yer almak, tek başına görünürlük sağlamaya yetmiyor. Aynı salonda yüzlerce rakibin ziyaretçilerin dikkatini çekmeye çalıştığı organizasyonlarda markaların kendilerini anlatabilmek için yalnızca birkaç saniyesi bulunuyor. Bu kısa süre, fuar standının tasarımını basit bir mimari tercihten çıkararak doğrudan pazarlama stratejisinin parçası haline getiriyor. Sektör temsilcilerine göre artık başarılı stand; yalnızca uzaktan fark edilen değil, ziyaretçiyi içeri alan, ürünle buluşturan ve ticari görüşmeye yönlendiren stand olarak tanımlanıyor. Büyük stant her zaman güçlü etki anlamına gelmiyor Fuar alanlarında en sık karşılaşılan yanılgılardan biri, yüksek metrekarenin otomatik olarak daha güçlü marka algısı oluşturacağı düşüncesi. Oysa iyi planlanmamış büyük bir alan, ziyaretçinin markayla iletişim kurmasını zorlaştırabiliyor. Daha küçük ancak doğru kurgulanmış bir stand ise hedef kitlenin dikkatini çok daha etkili biçimde çekebiliyor. Bu nedenle tasarım sürecine “Stand nasıl görünmeli?” sorusuyla değil, “Marka bu fuarda neyi başarmak istiyor?” sorusuyla başlanması gerekiyor. Yeni müşteri kazanmak, distribütör görüşmeleri yapmak, teknolojik bir ürünü tanıtmak veya marka bilinirliğini artırmak isteyen şirketlerin ihtiyaçları birbirinden ayrılıyor. Ürün sergileme alanları, karşılama noktaları, toplantı odaları ve dijital sunum sistemleri de bu hedefe göre biçimleniyor. Türkiye’de ve Avrupa’da fuar standı projeleri gerçekleştiren Trias Design, tasarım öncesinde markanın hedeflerini, ziyaretçi profilini ve fuarın yapısını birlikte değerlendiriyor. Ortaya çıkan proje böylece yalnızca görsel beklentilere değil, ölçülebilir ticari amaçlara da cevap veriyor. Stand, markanın üç boyutlu kimliğine dönüşüyor Uluslararası fuarlarda ziyaretçilerin önemli bir bölümü, katılımcı şirketle ilk kez standında karşılaşıyor. Şirketin üretim kabiliyeti, teknoloji seviyesi ve kurumsal yapısı hakkındaki ilk izlenim de büyük ölçüde bu alanda oluşuyor. Bu nedenle logonun görünür bir noktaya yerleştirilmesi veya kurumsal renklerin kullanılması, güçlü bir marka deneyimi meydana getirmek için yeterli kabul edilmiyor. Mimari formdan kullanılan malzemeye, aydınlatmadan dijital içeriğe kadar bütün unsurların aynı marka hikâyesini anlatması gerekiyor. Savunma sanayisinde güven, mühendislik ve kontrollü erişim öne çıkarken; medikal alanda hijyen, sadelik ve teknolojik yetkinlik önem kazanıyor. Otomotiv stantlarında hareket ve performans, enerji sektöründe ise yenilikçilik ve sürdürülebilirlik daha belirgin hale geliyor. Trias Design’ın projelerinde de hazır bir tasarım kalıbını farklı şirketlere uygulamak yerine sektör, ürün ve marka karakterine göre özgün bir mimari dil oluşturulması amaçlanıyor. Ziyaretçinin izleyeceği rota önceden belirleniyor Başarılı fuar tasarımının görünmeyen tarafını ziyaretçi akışı oluşturuyor. Standın kaç cephesinin açık olduğu, ana koridorun yönü, komşu stantların yüksekliği ve ürünlerin hangi açıdan görüleceği tasarımın temel kararlarını etkiliyor. Ziyaretçinin önce markayı fark etmesi, ardından standın içine yönelmesi ve ürünle temas kurması gerekiyor. Bu yolculuğun son aşamasında ise marka temsilcileriyle görüşme yapılabilecek doğru ortamın hazırlanması önem taşıyor. Dar geçişler, gereğinden fazla mobilya, görünürlüğü azaltan kapalı yüzeyler ve yanlış konumlandırılmış toplantı alanları ziyaretçi deneyimini zayıflatabiliyor. Tasarımın yalnızca bilgisayar ekranında etkileyici görünmesi bu nedenle yeterli olmuyor; alanın fuar süresince nasıl çalışacağının da önceden hesaplanması gerekiyor. Her ürüne aynı sergileme yöntemi uygulanamıyor Küresel fuarlarda yaşanan yoğun rekabet, şirketleri daha fazla ürün göstermeye yöneltebiliyor. Ancak sınırlı alanda çok sayıda ürün ve mesaj kullanılması, ziyaretçinin dikkatini dağıtma riski taşıyor. İyi planlanmış bir stantta ziyaretçinin kısa sürede üç soruya cevap bulabilmesi bekleniyor: Şirket ne sunuyor, rakiplerinden nasıl ayrılıyor ve bu markayla neden görüşülmeli? Büyük bir sanayi makinesinin sergileneceği alan ile hassas bir medikal cihazın tanıtılacağı standın teknik ihtiyaçları aynı değil. Benzer şekilde savunma sanayisine yönelik bir ürünle tüketiciye dönük bir ürünün sunum dili de farklılaşıyor. Ürün ölçüleri, güvenlik mesafeleri, taşıma kapasitesi, elektrik bağlantıları, aydınlatma ve demonstrasyon koşullarının tasarım başlamadan belirlenmesi gerekiyor. Ürünün sonradan standa yerleştirilmesi yerine, mimarinin doğrudan ürünün çevresinde geliştirilmesi daha etkili bir sunum sağlıyor. Dijital ekranlar gösterişten çok işleve hizmet etmeli LED ekranlar, interaktif yüzeyler, artırılmış gerçeklik uygulamaları ve holografik sunumlar, yeni nesil fuar stantlarında giderek daha fazla kullanılıyor. Ancak uzmanlar, teknolojik donanımın tek başına yenilikçi bir deneyim oluşturmadığı görüşünde. Ekranların yanlış konumlandırılması, uzun videolar veya aynı anda verilen çok sayıda mesaj iletişim karmaşasına yol açabiliyor. Dijital içeriğin mimari tasarımla birlikte planlanması ve ziyaretçiyi belirli bir eyleme yönlendirmesi gerekiyor. Fuar alanına taşınması mümkün olmayan büyük üretim hatlarının dijital ortamda gösterilmesi, ürünlerin çalışma prensiplerinin animasyonlarla anlatılması ve ziyaretçinin farklı modelleri interaktif olarak inceleyebilmesi, teknolojinin işlevsel kullanım örnekleri arasında bulunuyor. Tasarım kadar üretim ve operasyon da belirleyici Yurt dışındaki fuar projeleri, estetik kararların yanında ciddi bir operasyon yönetimi gerektiriyor. Her fuar merkezinin yükseklik sınırları, yangın güvenliği kuralları, elektrik standartları, kurulum saatleri ve malzeme şartları farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle etkileyici bir projenin hazırlanmış olması, standın aynı kalitede uygulanacağı anlamına gelmiyor. Tasarımın üretilebilir olması, parçaların lojistiğe uygun hazırlanması ve kurulumun belirlenen sürede tamamlanması gerekiyor. Kendi üretim altyapısına sahip olan Trias Design; tasarım, teknik projelendirme, üretim, nakliye, kurulum ve söküm aşamalarını tek bir operasyon zinciri içinde yönetiyor. Bu model, şirketlerin farklı tedarikçiler arasında koordinasyon sağlamak zorunda kalmasını önlerken tasarım ile uygulama arasındaki olası farklılıkları da azaltıyor. Trias Design Kurucu Ortağı Ferdi Yılmaz, şirketlerin fuar standını geçici bir dekorasyon olarak görmemesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bir şirket küresel fuarda yalnızca ürünlerini sergilemez; üretim kültürünü, kalite anlayışını ve gelecek vizyonunu da ziyaretçiye sunar. Standın bütün unsurları markanın uluslararası pazardaki iddiasını desteklemelidir.” Sürdürülebilir stantlara ilgi artıyor Şirketlerin çevresel hedefleri ve maliyet yönetimi, yeniden kullanılabilir fuar sistemlerine yönelik ilgiyi de artırıyor. Tek kullanımlık uygulamalar yerine farklı metrekarelere uyarlanabilen, parçaları tekrar değerlendirilebilen ve lojistik avantaj sağlayan sistemler tercih ediliyor. Ancak bu noktada her marka için tek bir doğru çözüm bulunmuyor. Özel tasarım ahşap stantlar özgün bir mimari kimlik sunarken, Maxima ve modüler sistemler farklı organizasyonlarda yeniden kullanılabilmeleriyle öne çıkıyor. Doğru sistemin belirlenebilmesi için markanın yalnızca katılacağı ilk fuarın değil, yıllık organizasyon takviminin de değerlendirilmesi gerekiyor. Katılım sıklığı, hedef ülkeler, stand ölçülerindeki değişiklikler, depolama koşulları ve nakliye maliyetleri seçimi doğrudan etkiliyor. En düşük teklif, en ekonomik proje olmayabilir Fuar standı seçiminde yalnızca başlangıç fiyatına bakılması, şirketleri uygulama aşamasında ek maliyetlerle karşı karşıya bırakabiliyor. Malzeme kalitesi, teknik hizmetler, elektrik uygulamaları, nakliye, kurulum ve sökümün teklif kapsamında olup olmadığı her zaman net biçimde incelenmeli. Fuarın açılışına yetişmeyen, onaylanan tasarımdan farklı üretilen veya teknik sorunlar yaşanan bir standın şirkete vereceği zarar, ilk aşamada elde edilen fiyat avantajından çok daha yüksek olabiliyor. Alan kirası, ulaşım, konaklama, personel, lojistik ve tanıtım harcamaları birlikte düşünüldüğünde stand, toplam fuar yatırımının ziyaretçiye görünen en önemli yüzünü oluşturuyor. Bu nedenle kararın metrekare fiyatından çok yatırımın sağlayacağı ticari geri dönüş üzerinden verilmesi gerekiyor. Trias Design, markaların küresel vitrinini tasarlıyor 2023 yılında kurulan Trias Design; fuar standı tasarımı ve üretimindeki çalışmalarını Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’daki organizasyonlara da taşıyor. Şirket, özel tasarım ahşap stantların yanında Maxima ve modüler sistemlerle farklı bütçe ve kullanım ihtiyaçlarına yönelik projeler hazırlıyor. Otomotivden enerjiye, savunma sanayisinden medikale, makineden gıdaya kadar farklı sektörlere çözüm geliştiren Trias Design, her projeyi ilgili sektörün sergileme koşullarına göre ele alıyor. Tasarımın dikkat çekmesi kadar işlevsel, uygulanabilir ve marka stratejisiyle uyumlu olması da öncelikler arasında tutuluyor. Küresel fuarlarda rekabetin giderek arttığı bir dönemde şirketin sunduğu yaklaşım, “stand yaptırmak” ile “marka deneyimi tasarlamak” arasındaki farkı ortaya koyuyor. Çünkü günümüzde doğru fuar standı yalnızca ürünleri sergilemiyor. Markayı görünür kılıyor, ziyaretçiyi yönlendiriyor, nitelikli ticari temasları destekliyor ve şirketin uluslararası pazardaki konumuna ilişkin güçlü bir mesaj veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küçük Eczanelerde Alan Optimizasyonu Nasıl Yapılır? | Çağla Dizayn Haber

Küçük Eczanelerde Alan Optimizasyonu Nasıl Yapılır? | Çağla Dizayn

Sektörün dinamiklerini yakından takip eden eczacılar, dar alanların yarattığı kasvetli havayı dağıtmak ve hem şık hem de ferah bir çalışma ortamı yaratmak için profesyonel çözümlere ihtiyaç duyarlar. Bursa başta olmak üzere Türkiye'nin birçok noktasında gerçekleştirdiği yenilikçi projelerle tanınan Çağla Dizayn, kısıtlı alanları maksimum verimlilikle buluşturan vizyonu sayesinde "eczane tasarımı" denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olmayı başarıyor. Küçük bir eczaneyi dekore ederken yapılan en büyük hatalardan biri, alanı daha da daraltacak standart ve hantal mobilyalar tercih etmektir. Oysa modern iç mimari trendleri, modüler sistemler ve çok amaçlı gizli depolama çözümleri sayesinde en dar mekanları bile geniş ve davetkar birer yaşam alanına dönüştürebiliyor. Küçük metrekareli alanları verimli ve modern mekanlara dönüştürüyor Çağla Dizayn, projelendirme aşamasından anahtar teslim sürecine kadar her adımı titizlikle planlayarak, reçete bekleme alanlarından dermokozmetik stantlarına kadar her bölümü stratejik bir şekilde konumlandırıyor. Özellikle Bursa'da hizmet veren eczaneler için geliştirdiği fonksiyonel çözümlerle, küçük metrekareli alanları verimli ve modern mekanlara dönüştürüyor. Müşteri sirkülasyonunun tıkanmasını önleyen doğru yönlendirme şemaları ve gözü yormayan modern aydınlatma teknikleri sayesinde, küçük eczaneler dahi son derece ferah, kurumsal ve modern görünümlü eczaneler haline geliyor. Bu dönüşüm, sadece estetik bir başarı getirmekle kalmıyor, aynı zamanda eczane çalışanlarının ilaçlara ve OTC ürünlerine saniyeler içinde ulaşmasını sağlayarak iş yükünü de hafifletiyor. Bir iç mimarlık projesinin kâğıt üzerindeki kusursuzluğu, sahada hayat bulmadığı sürece ticari bir başarıya dönüşemez. Sektörde güvenilir bir eczane tasarım firması bulmanın zorlaştığı günümüzde, Çağla Dizayn’ı zirveye taşıyan en temel unsur projelerinde asla taviz vermediği kaliteli işçilik oluyor. İlaç bankolarının dayanıklılığından raf sistemlerinin keskin hatlarına, kullanılan ahşap ve metal detayların uyumundan laboratuvar alanlarının mevzuata uygunluğuna kadar her detay birinci sınıf malzeme ve kusursuz bir işçilikle üretiliyor. Dar alanlarda milimetrik hesaplamalarla üretilen özel mobilyalar, eczanenin kimliğine sanatsal bir değer katarken, uzun yıllar boyunca ilk günkü şıklığını ve sağlamlığını korumayı garanti ediyor. Eczane açma, taşıma veya mevcut mekânı modernize etme süreçleri, resmi mevzuatlar ve zaman kısıtlamaları sebebiyle oldukça stresli ve yönetilmesi zor dönemlerdir. Bu süreçte alanında uzmanlaşmış, sadece sağlık mekanlarına odaklanmış bir eczane tasarım firması Bursa ve çevresindeki eczacılar için en büyük şans haline geliyor. Geleceğin eczanelerini bugünden inşa ediyor Bu süreçte alanında uzmanlaşmış bir eczane tasarım firması, Bursa'daki eczacılar için önemli bir çözüm ortağı haline geliyor. Süreci baştan sona tek elden yöneterek tüm yükü eczacının omuzlarından alan Çağla Dizayn, küçük metrekareleri avantaja çeviren akıllı tasarımlarıyla geleceğin eczanelerini bugünden inşa ediyor. Siz de eczanenizde alan optimizasyonunu en doğru şekilde sağlamak, estetik ile fonksiyonelliği kaliteli işçilik çatısı altında buluşturmak istiyorsanız, Çağla Dizayn’ın uzman kadrosuyla hemen iletişime geçebilir ve mekanınızdaki büyük değişimi başlatabilirsiniz.

Legrand Türkiye Grubu, Modern Ofislerin Altyapı İhtiyaçlarına Kesintisiz Çözüm Sunuyor Haber

Legrand Türkiye Grubu, Modern Ofislerin Altyapı İhtiyaçlarına Kesintisiz Çözüm Sunuyor

Bu gereklilikten yola çıkan Legrand Türkiye Grubu, geliştirdiği yeni döşeme altı buat sistemleri ile beton veya yükseltilmiş döşeme fark etmeksizin tüm zemin tiplerinde maksimum uyum ve performans sunuyor. Hızla evrimleşen iş dünyasında artan teknolojik cihaz kullanımı, ofislerde enerji ve veri akışının güvenli, erişilebilir ve estetik bir şekilde yönetilmesini zorunlu kılıyor. Özellikle açık ofis sistemleri ve esnek mekan tasarımlarında, kablo yönetimi artık sadece teknik bir detay değil, mimari bütünlüğün önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Legrand’ın mühendislik tecrübesiyle tasarlanan bu modüler sistemler, ofislerden ticari alanlara, hastanelerden eğitim kurumlarına kadar geniş bir kullanım alanında enerji ve veri dağıtımını kullanıcıların ayağına kadar getiriyor. İhtiyaca göre şekillenebilen yapısı sayesinde, çalışma alanlarındaki yerleşim değişikliklerine hızla adapte olabilen sistem, mekanın hem bugünkü hem de gelecekteki ihtiyaçlarına cevap verecek bir altyapı esnekliği sağlıyor. Her Zemine Uyum Sağlayan Akıllı Tasarım Legrand’ın yeni döşeme altı buat sistemleri, teknik bir çözüm olmanın ötesinde, mekanın dekorasyonuna entegre olan estetik bir tamamlayıcı olarak öne çıkıyor. Farklı kapak seçenekleri ve derinlik ayarları sayesinde parke, seramik, granit veya halı gibi çeşitli zemin kaplamalarıyla kusursuz bir bütünlük oluşturuyor. Özellikle minimum yükseklik gerektiren renovasyon projelerinde dahi kolaylıkla uygulanabilen ince ve ergonomik yapısı, mimarlar ve proje yöneticileri için büyük bir uygulama kolaylığı sunuyor. Montajda Hız Kullanımda Güvenlik Ürün grubunun en dikkat çekici özelliklerinden biri olan hızlı montaj teknolojisi, kurulum sürelerini önemli ölçüde kısaltarak iş gücü maliyetlerinden tasarruf edilmesini sağlıyor. Aletsiz montaj imkânı sunan geçmeli yapısı ve geniş kablo giriş hacimleri, elektrik teknisyenlerine rahat bir çalışma alanı yaratıyor. Dayanıklı gövde yapısı ve yüksek yük dayanımı sayesinde yoğun insan trafiğinin olduğu alanlarda bile formunu koruyan buatlar, özel kilit mekanizmalarıyla yetkisiz erişimleri engelliyor. Ergonomi ve İşlevsellik Bir Arada Kullanıcı deneyimini merkeze alan tasarım anlayışıyla geliştirilen kapak mekanizmaları, kolay açılıp kapanabilen ergonomik yapısıyla günlük kullanımı pratik hale getiriyor. Geniş iç hacim, priz ve veri modüllerine erişimi kolaylaştırıyor. Bu yapı kablo karmaşasını önleyerek çalışma ortamlarının daha düzenli ve verimli olmasını sağlıyor. Legrand Türkiye Grubu, yeni döşeme altı buat sistemleriyle yalnızca bir elektrik altyapı ürünü sunmuyor. Aynı zamanda modern çalışma alanlarının dinamizmine uyum sağlayan, güvenli, estetik ve sürdürülebilir bir çözüm vadediyor. Ürünlerin enerji ve kaynak verimliliğini artıran tasarımı, Legrand Türkiye Grubu’nun KSS hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir ve çevre dostu altyapı çözümlerinin yaygınlaşmasına destek oluyor.

Modüler İnşa Teknikleri Proje Maliyetini Azaltıyor Haber

Modüler İnşa Teknikleri Proje Maliyetini Azaltıyor

Consera Kurucusu ve Türk Yapısal Çelik Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, “Maraş depreminden sonra gördük ki tüm imkânlara sahip olunsa bile işçi bulmak büyük bir sorun, nitelikli personelin azlığı mevcut personel maliyetlerini de artırıyor. Bu paralelde inşaat sektöründe bir dönüşüm yaşanmakta. İnşaatlara artık birer ürün gözüyle bakılıyor ve modern inşa yöntemleri arasında modüler yapılar öne çıkıyor. Bir projede sadece modüler banyo ve mutfak podlarının kullanılması bile toplam maliyeti yüzde 20 azaltıyor.” diyor. Nitelikli personelin yetişemediği sektörde önümüzdeki dönemde usta bulmanın daha da zorlaşacağı öngörülüyor. Personel maliyetlerini artıran bu durum beraberinde sektörde bir dönüşüme yol açıyor. Modüler sistemler maliyetleri yüzde 20 azaltıyor Nitelikli personelin az bulunması nedeniyle aktif olarak çalışan ustaların maliyetini karşılamanın da gittikçe zorlaştığını belirten Melih Şimşek, “Büyük çaplı projelerde bu maliyetin altından kalkılması oldukça güç bir hale geldi. Küçük çaplı banyo veya mutfak inşasında minimum 2’şer kişiden oluşan 8-10 kişilik bir usta ekibinin çalışması gerekiyor, bu da maliyetleri daha da artıyor. Bu paralelde inşaat sektöründe bir dönüşüm yaşanıyor ve modüler inşa teknikleri son dönemde daha çok tercih ediliyor. Bir projede; sadece modüler banyo ve mutfak podlarının kullanılması bile toplam maliyeti yüzde 20 azaltıyor. Bu yöntemle inşaatta hem işler hem de maliyet daha kontrollü gerçekleştiriliyor. İnşaat sahasında her koşulda vardiyalı çalışmak mümkün değil, buna karşın modüler yapılar 7/24 fabrika ortamında üretilebiliyor.” dedi. Süreci yüzde 40'a varan oranda kısaltıyor Modüler inşaat, geleneksel yöntemlerden farklı olarak, 2 veya 3 boyutlu modüllerin fabrikalarda üretilip şantiyede birleştirilmesini içeriyor. Bu yöntem, inşaat sürecini hızlandırırken iş gücü ihtiyacını da azaltıyor. Modüler teknikler, inşaatın planlama, tasarım ve montaj aşamalarını eş zamanlı yürüterek, geleneksel yöntemlere göre süreci yüzde 40'a varan oranda kısaltıyor. Endüstriyel ve modüler yapı sistemlerinin sağladığı birçok avantaj var. Bu sistemler sayesinde; beklenmeyen maliyet artışları önlendiği gibi, çoğu işin fabrikada gerçekleştirilmesi nedeniyle iklim gibi olumsuz durumların yaratacağı gecikmeler ve sürpriz harcamaların da önüne geçiliyor. Üretimin fabrikada yapılarak alanda birleştirildiği “off-site construction”, sahadaki inşaatlarda karşılaşılabilecek insan hatalarını ortadan kaldırıyor. Modüler yapıların yapı fiziğine olumlu katkılarının başında gelen enerji verimliliğini de unutmamak gerekiyor. Yapılan araştırmalar modüler inşaat sektörünün dünyada 2040 yılına kadar yüzde 6’yla yüzde 10 arasında yıllık büyümeyle 1,1 trilyon dolarlık bir pazar büyüklüğüne ulaşabileceğini gösteriyor. Modüler tekniklerin yaygınlaştırılması büyük miktarda istihdam yaratabilir Depremlerde yıkılmayacak yapıların inşa edilmesinin can ve mal kayıplarını önlemesinin yanında büyük ekonomik kayıpların da önüne geçeceğinin altını çizen Şimşek, “Bir senede 300 bin konut üretebilmek için 2 milyon ton yapısal çelik gerekiyor. Ülkemizin kapasitesi ise 50 milyon ton. Bu üretim için 72 bin adet insan gücüne ihtiyaç var. Ülkemizin tüm bu ihtiyacı karşılayacak çelik malzeme üretimine sahip olduğunun altını çizmek isterim. Ayrıca, bu miktarda bir üretim gerçekleştirmek için yaklaşık 72 bin mavi yaka insan kaynağına ihtiyacımız bulunmakta, bu da büyük miktarda bir istihdam yaratmak anlamına geliyor. Çelik yapıların gelişip yaygınlaşması için kamuya da büyük iş düşüyor. Kamu, çelik yapıların gelişimi ve kullanımı teşvik ederek bu konuya destek olabilir.” şeklinde sözlerini sürdürdü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.