Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Motivasyon

Kapsül Haber Ajansı - Motivasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Motivasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Unico Sigorta Ailesi,  Yeni Yıla Yüksek Motivasyonla “Merhaba” Dedi Haber

Unico Sigorta Ailesi, Yeni Yıla Yüksek Motivasyonla “Merhaba” Dedi

Güçlü kurum kültürü, yaygın acente ağı ve insan odaklı yaklaşımıyla sektörde fark yaratan Unico Sigorta, ekip arkadaşlarına verdiği değeri ve tüm paydaşlarıyla kurduğu sağlam ilişkileri her fırsatta pekiştirmeye devam ediyor. Unico Sigorta, 19-21 Aralık tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirdiği yeni yıl organizasyonuyla çalışanları ve iş ortaklarıyla 2026 yılına "Merhaba" dedi. Nirvana Cosmopolitan Hotel’de gerçekleştirilen organizasyon ile Unico Sigorta, tüm çalışanları ile Türkiye’nin dört bir yanından katılım sağlayan seçkin acentelerinin yer aldığı, 500 kişilik geniş katılımlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Üç gün süren etkinlik boyunca ekip ruhunu ve birlikte başarma kültürünü güçlendiren aktiviteler öne çıktı. Program kapsamında gerçekleştirilen buluşmalar ve sosyal etkinlikler, Unico Sigorta ailesinin bir araya gelerek deneyim paylaşımında bulunmasına ve aralarındaki bağları daha da kuvvetlendirmesine olanak sağladı. Çalışanlar ve acenteler arasındaki etkileşimi de artıran organizasyon, kurum içi dayanışmayı destekleyen keyifli anlara sahne oldu. Etkinliğin en özel anlarından biri, 20 Aralık akşamı Cosmos Theatre’ın dijital ve görsel sanatların mükemmel uyumuyla harmanlanan atmosferinde düzenlenen yeni yıl partisi oldu. Unico Sigorta ailesi, bu özel gecede yılın yorgunluğunu geride bırakırken; eğlence, müzik ve yüksek enerji eşliğinde unutulmaz anlar yaşadı. Gece kapsamında, Unico Sigorta bünyesinde 5. yıldan 30. yıla kadar kıdeme sahip çalışanlara kıdem ödülleri takdim edilerek, uzun soluklu emek ve kuruma bağlılık onurlandırıldı. Ayrıca geceye özel hazırlanan üç boyutlu video gösterimiyle Unico Sigorta’nın kurumsal videoları, Cosmos Theatre’ın büyüleyici atmosferinde katılımcılarla buluşturuldu. Birlik ve beraberlik ruhunun ön plana çıktığı bu özel gece, Unico Sigorta’nın güçlü kurum kültürünü ve çalışanlarına verdiği değeri bir kez daha gözler önüne serdi. Unico Sigorta, bu özel organizasyonla çalışanları ve acenteleriyle olan bağlarını daha da güçlendirerek, yeni yıla yüksek motivasyon ve ortak başarı vizyonuyla adım attı. Unico Sigorta Genel Müdürü Ender Güzeler, etkinliğe ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Unico Sigorta olarak bugün ulaştığımız noktada, güçlü kurum kültürümüzün temelini; özveriyle emek veren çalışanlarımız ve sahadaki gücümüzü temsil eden değerli acente ağımız oluşturuyor. Bu organizasyon, ekip arkadaşlarımızın yıllara yayılan emeğini onurlandırırken, acentelerimizle kurduğumuz güçlü iş birliğini daha da pekiştirdi. Yılbaşı eğlencesi ise yoğun bir yılın ardından bir araya gelerek başarılarımızı birlikte kutladığımız, motivasyonumuzu tazelediğimiz ve yeni yıla aynı heyecanla adım attığımız çok özel bir buluşma oldu. Birlikte başardıklarımızdan aldığımız güçle, 2026 yılında da çalışanlarımız ve acentelerimizle omuz omuza vererek daha büyük hedeflere ilerlemeye devam edeceğiz.”

"Hayatına Dokunduğun İnsanların Gelişimine Tanık Olmak En Büyük Motivasyonum" Haber

"Hayatına Dokunduğun İnsanların Gelişimine Tanık Olmak En Büyük Motivasyonum"

Yılmaz, 25 yılı aşkın İK serüvenini, değişen başarı tanımını ve dijital dönüşümün İK'daki yerini samimiyetle paylaştı. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Merhabalar, ben Nevzat YILMAZ, 25 yılı aşkın bir süredir İnsan Kaynakları profesyoneli olarak çalışmaktayım. Kurumsal iş hayatında farklı pozisyonlarda insan kaynakları alanında edindiğim tecrübelerle, şu an Hastavuk A.Ş. İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü olarak görev yapıyorum. Evli ve bir kız çocuk babasıyım. İnsan Kaynakları alanının dışında Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir ünvanına sahibim. Bir dönem Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak İnsan Kaynakları Bilirkişisi olarak da görev yaptım. İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürlüğü dışında; İKAYDER (İnsan Kaynakları Yöneticileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürütmekteyim. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Serbest Muhasebeci Mali Müşavir hedefiyle yola çıktığım kariyer hayatımın ilk yıllarında; o yıllarda şirketlerin çoğunda İnsan Kaynakları yapılanması bulunmadığından, muhasebe departmanı içinde kendine yer edinmiş Personel Özlük İşleri ve Bordrolama Operasyonları ile tanıştım. Açıkçası, neredeyse insana dair herşeyi barındırdığından muhasebeden daha fazla ilgimi çekti ve bu alana yöneldim. 2000 yılların başlarından itibaren personel departmanı, insan kaynakları fonksiyonlarının gelişmesiyle birlikte, İnsan Kaynakları Bölümü yapılanması haline geldi. Sadece kariyerimin değil, tüm şirketlerin de en önemli dönüm noktası bence buydu. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Mesleğe ilk başladığım gençlik yıllarımda başarı, ünvan ve para kazanmaktı. Sonra başarının anlamı benim için çok değişti. Üretken olmak, katma değer yaratmak ve insana dair her konuda materyalist düşünceden uzaklaşarak, sadece birlikte çalıştığınız değil, çevrenizdeki insanların da gelişimine katkıda bulunmak ve bunların olumlu etkilerini somut olarak gözlemlemek, benim tek motivasyon kaynağım haline geldi. Hayatına dokunduğunuz insanların başarılarını görmek gerçekten çok motive edici. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Çalışma hayatı için bahsedecek olursak, odağımız insan ve insana dair herşey olduğundan, süreç dışında yönetemediğiniz durumlarla karşılaşabiliyorsunuz maalesef. Hızlı çözüm üretmek, ani kararlar almak güçlü bir öngörü gerektirmekte her daim hazır olmanız gerekmekte. Yaşanılan olaylardan aldığım referanslarla stratejiler belirlemek ve prensiplerinizde tutarlı olmak başarıyı da beraberinde getirmekte. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle insanın gerçekten kendini tanıması gerekiyor. Bu mesleği yapmak, başarılarla dolu bir iş hayatı geçirmek istiyorsanız, öncelikle yaptığınız işi sevmeniz ve ötesinde sabırlı ve tutkulu olmanız gerekiyor. Sonrasında empati yetkinliğinizin gelişmesi, güçlü iletişim becerileri ile insanların güvenini kazandığınızda başarı basamaklarını emin adımlarla çıkacaklarından kuşkum yoktur. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Tek kelime ile GÜVEN. Gerek iş hayatında gerekse karakteristik olarak ekibime güven vermek ve güven duymak isterim. Çünkü ekip çalışmalarımızda hedefimizi net olarak belirler ve bu doğrultuda tüm arkadaşlarımın insiyatif almasını sağlar ve desteklerim. Böylelikle ekibimdeki her bireyin mesleki ve ahlaki olarak gelişimlerine katkıda bulunduğumu düşünürüm. Kısacası ekibimdeki herkesi derinden önemserim. Anlık yapıcı geri bildirimler ile yaptıkları çalışmaların ne kadar değerli olduğunu açık bir şekilde ifade ederim. Tabi ki başarının ardından ödül, kaçınılmaz olur bizim ekipte. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Dünya markası olma vizyonu ve bunun için sürekli gelişmek ve geliştirmek misyonu ile donatılmış şirketimizde, İnsan Kaynakları departmanı olarak öncelikle şirketimizin yapacağı yeni yatırımlarla daha fazla istihdam olanağı, mevcut çalışanlarımızın mesleki ve kişisel gelişimlerine daha fazla katkıda bulunmak hiç sönmeyen arzumuzdur. 2026 yılı içerisinde özellikle İK alanında dijital dönüşümün her odağında yer almak istiyor ve buna göre süreçlerimizi şekillendiriyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz? Günümüzde sektör ayırmaksızın her şirketin karşılaştığı gibi ekonomik belirsizlikler ve hiç bitmeyen bir rekabet ile bizde karşılaşmaktayız, fakat bizi ayıran özellik, yönetim ekibimizin güçlü öngörü ve rekabet ortamında dahi çalışanlarımızın potansiyellerini pik seviyeye çıkarmanın ne denli önemli olduğunun bilincinde olmasıdır. Bu farkındalık sayesinde kalite ve verimlilik ile ilgili rekabeti en aza indirgeyebiliyorsunuz. Bir de doğru pozisyonlanma ile yerel ve uluslararası pazarda farkınız kendiliğinden ortaya çıkıyor. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirlik konusu oldukça derin, üretici – tüketici demeden tüm dünyanın, tüm insanlığın seferber olması gereken bir konu olarak görüyorum. Lokal olarak yakın geçmişte şehrimizde yaşadığımız planlı su kesintileri buna en somut örnek. Global anlamda bu tarz bir durumun yaşandığını düşünmek bile istemem. O sebeple sadece hammadde, enerji, işgücü gibi üretim veya hizmet şirketlerini kapsamaktan çok öte bir konu. Tüm yaşamsal kaynakların sürdürülebilirliği ile ilgili ülkelerin, siyasi yöneticilerin, halkların, kaynaklarını etkin kullanmaları ile ilgili politikalar geliştirmesi, stratejilerin belirlenmesi farkındalığın tabana kadar yayılması gerekli. Hastavuk A.Ş. olarak da “Sıfır Atık” – “Biyoenerji” gibi alanlarda oldukça ileri projeler üretiyoruz. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Dijitalleşme ve yapay zekâ, işimize yardımcı “bot”lar. Doğru kullanıldığında harika işler çıkarabiliyorlar. En önemlisi zamanınız size kalıyor ve gelişim yolculuğunda operasyondan uzaklaşarak stratejiler oluşturmanıza yardımcı oluyorlar. İnsan Kaynaklarının her alanında dijital ürünlerin hepsini yakından tanımaya çalışıyoruz. En iyi uygulamaları inceleme imkânı bulmaya çalışıyoruz. Böylelikle çalıştığım şirketimde ve sektörel bazda en iyi iş modelini tasarlamaya çalışıyoruz. Süreçlerimizin çoğunu dijital ortama taşıdık, kurumsal kaynak kullanımının verimli hale gelmesi için şirketimizde ERP sistemi hayata geçirildi. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Bizim jenerasyonumuz için bilgiye ulaşmak, bizden önceki dönemde tecrübe kazanmış kişilere ulaşmak anlamına geliyordu. Şimdi ise durum değişti. Artık bilgi her yerde, elimizdeki cihazlara kadar geldi. İnsan Kaynakları alanında çalışmak isteyen gençler öncelikle bilgi sahibi olacaklar, her alanda kendilerini geliştirecekler, sosyalleşecekler, iletişim becerilerini geliştirecekler. Mübalağa etmek istemem fakat oldukça rekabetçi bir ortamdalar ve onları ön plana çıkaran temel yetkinliklerini en iyi şekilde sergilemeleri gerekiyor. Yabancı dil ve teknoloji becerileri ise artık kaçınılmaz.

Hayal Panosu ve Manifest Etmek Bilimsel mi, Efsane mi? Haber

Hayal Panosu ve Manifest Etmek Bilimsel mi, Efsane mi?

Hayal panolarının hedefleri görselleştirerek davranışları harekete geçirebildiğini aktaran Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Araştırmalar, hedeflerini görselleştiren kişilerin motivasyonunda ve hedefe götüren davranışlarında artış olduğunu gösteriyor.” dedi. Ancak bu yöntemlerin tek başına mucizevi sonuçlar doğurmadığını vurgulayan Aytop, hayal panosu ve manifest çalışmalarının, gerçekçi hedefler ve somut adımlarla desteklendiğinde işlevsel olabileceği, aksi durumda ise beklenti ve hayal kırıklığının artabileceği uyarısında bulundu. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, vision board (hayal panosu) ve manifest uygulamalarının psikolojik etkileri, faydaları ve sınırları hakkında bilimsel bir bakış açısıyla değerlendirmelerde bulundu. Hayal panosu hedefleri görselleştirmeyi sağlıyor! Son günlerde özellikle sosyal medyada ‘vision board’ yani hayal panosu ritüeli ile sıkça karşılaşıldığını aktaran Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Hayal panosu özellikle yılın son aylarında hazırlanıyor. Kişi, yeni yılda gerçekleşmesini istediği dilek, beklenti ve hedeflerini temsil eden çeşitli görselleri, sembolleri ve motive edici sözleri kullanarak bir pano oluşturuyor.” dedi. Hayal panolarının zihni ve motivasyonu nasıl etkilediğine değinen Aytop, “Bu panolar hedefleri sadece düşünmekle kalmayıp, onları görselleştirmemizi sağlıyor. Araştırmalar, hedeflerini görselleştiren kişilerin motivasyonunda ve hedefe götüren davranışlarında artış olduğunu gösteriyor.” şeklinde konuştu. Hayal panosunu sık görmek, hedeflere yönelik davranışı motive edebilir! Görselleştirmenin, beynin motor korteksinde gerçek davranışa benzer bir aktivasyon yaratabileceğini dile getiren Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Panoyu sık sık görmek, beynimizi bu hedeflere ‘hazır hâle’ getirebilir ve bizi adım atmaya motive ederek hedeflerimizle daha uyumlu davranışlar sergilememize yardımcı olabilir.” dedi. Buna ek olarak, hayal panolarının pozitif duyguların deneyimlenmesine, geleceğe umutla bakabilmeye ve hedeflere ulaşmada yeterlilik inançlarının güçlenmesine katkıda bulunabileceğini ifade eden Aytop, “Ayrıca, bu aktivite tek başına ya da sevdiklerinizle birlikte yapılabilecek, yeni yıl öncesi keyifli ve yaratıcı bir etkinlik olarak da düşünülebilir.” açıklamasını yaptı. Manifestin tek başına mucizevi bir uygulama olduğu iddia edilemez! ‘Manifest’ kavramının, kişinin ulaşmak istediği hedefleri ya da hayatında görmek istediği değişimleri zihinsel ve duygusal olarak desteklemeyi amaçlayan bir uygulama olarak tanımlandığını kaydeden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu yaklaşımda, kişinin düşüncelerini ve dikkatini belirli bir hedefe yöneltmesinin, o hedefe ulaşma sürecini destekleyebileceği düşünülmektedir.” dedi. Manifest etmenin gerçekten etkili mi, yoksa kişinin etkili olduğuna tam inanç göstermesiyle ortaya çıkan bir plasebo etkisi mi olduğu konusunda değerlendirme yapan Aytop, şunları söyledi: “Zamanla kişi, farkında olarak ya da olmadan davranışlarını, tutumlarını ve kararlarını manifestlediği hedeflerle uyumlu hâle getirebilir. Bu açıdan manifest, kişinin bilişsel ve duygusal kaynaklarını belirlediği hedefe odaklaması yoluyla, kararlı ve motive bir şekilde o yolda ilerlemesini destekleyen bir araç olarak düşünülebilir. Ancak tek başına mucizevi bir uygulama olduğu iddia edilemez. Bir hayalin ya da hedefin aksiyon almadan gerçekleşmesi gerçekçi değildir. Kişi manifestlediği şeyi bir hedef olarak ele alıp onu gerçekçi bir zemine oturtur, somut ve ulaşılabilir parçalara ayırır; zamanını, enerjisini, dikkatini ve özverisini bu yola verir; engellerle karşılaştığında sebatkâr bir tutumla ilerlemeye devam ederse hedeflenen şey daha ulaşılabilir hâle gelebilir. Çünkü bu durumda manifest, yalnızca zihinsel bir çaba olmaktan çıkar ve fiziksel bir boyut kazanır.” Yalnızca olumlu düşünmeye çalışmak sağlıklı değil! İnsanın olumlu düşünebilmesinin çok değerli bir yetenek olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu yetenek öğrenilebilir, geliştirilebilir bir kapasitedir. Olumlu düşünen kişinin kendisiyle, başkalarıyla ve dünyayla daha pozitif bir ilişkisi olur. İçsel ve dışsal kaynaklarını, güçlü yanlarını daha verimli şekilde amaçları ve hedefleri doğrultusunda kullanabilir. Geleceğe umutla bakabilir ve zorlukların üstesinden daha kararlı bir şekilde gelebilir. Hem kendi hayatında hem de çevresinde pozitif dokunuşlarda bulunabilir.” dedi. Ancak hayatın içinde zorlu deneyimler, düşünceler ve duygular da olduğunun unutulmaması gerektiğine işaret eden Aytop, “Kişinin yaşadığı olumsuzlukları görmezden gelmesi, onları yok sayarak yalnızca olumlu düşünmeye çalışması sağlıklı bir yaklaşım değildir. Çünkü bastırılan ya da görmezden gelinen duygular zamanla büyüyerek kişiyi içten içe yıpratır; bireyin hem kendisiyle hem de ilişkileriyle olan bağlarına zarar verebilir. Bu noktada kişinin yaşananlara dair farkındalık geliştirmesi, olan biteni kabul etmesi, deneyimlerinden ders çıkararak onları dönüştürmesi son derece önemlidir. Hayatımızdaki zorlu olayların, onlara yüklediğimiz anlamların ve bu anlamlarla ortaya çıkan zorlayıcı duyguların, yapılması gereken değişiklikler konusunda bizi motive ettiğini ve güç verdiğini unutmamak gerekir. Düşüncelerimize denge ve esneklik kazandırmak, onlara eşlik eden duygularımızı fark edebilmek; duygusal farkındalık ve duygusal regülasyon becerilerinin gelişmesi açısından büyük önem taşır.” ifadelerini kullandı. Vision board ve manifest çalışmaları, destekleyici bir motivasyon aracı! Hayatta kontrol sahibi olduğumuz, kontrolümüzün sınırlı olduğu ya da hiç olmadığı alanların varlığını hatırlatan Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Kişinin bu farkındalıkla yola çıkması, hayal ettiği ya da hedeflediği değişimleri gerçekleştirebilmesi açısından kritiktir.” dedi. Beklentilerin kontrol alanıyla uyumlu olmasının, kişinin içsel ve dışsal kaynaklarının farkında olması ve bunları etkin şekilde kullanabilmesinin, sebatkâr davranması, zaman ve emek harcaması, gerektiğinde bazı fedakârlıklar yapabilmesinin ve süreci denge içinde sürdürebilmesinin önemli olduğunun altını çizen Aytop, sözlerini söyle tamamladı: “Vision board ya da manifest çalışmalarını, destekleyici bir motivasyon aracı olarak görmek, onlara gereğinden fazla anlam ve beklenti yüklememek daha işlevsel bir yaklaşım sunar. Ancak gerekli farkındalık, duygusal düzenleme, davranışsal çaba ve bilişsel esneklik olmadığında; gerçekleşmesi mümkün olmayan hedeflere takıntılı biçimde odaklanıldığında; vision board ya da manifest çalışmaları zihinde sihirli bir araç gibi büyütüldüğünde ve kişi er ya da geç gerçeklerle yüzleştiğinde yoğun bir hayal kırıklığı yaşayabilir. Bu durum üzüntü, stres ve öfke gibi duyguların artmasına yol açabilir. Böyle bir süreçte kişi fiziksel, psikolojik ve sosyal sorunlar yaşayabilir ya da mevcut sorunların şiddeti artabilir.”

Asgari Ücret Çalışan Bağlılığını Ne Düzeyde Etkileyecek? Haber

Asgari Ücret Çalışan Bağlılığını Ne Düzeyde Etkileyecek?

Konuyla ilgili görüşlerini aktaran Neotalent Kurucusu ve İnsan ve Kültür Strateji Uzmanı Zeynep Mete, “Asgari ücretin yüzde 27 artışla 28 bin 75 lira olarak belirlenmesi, sadece taban gelir grubunu değil; özel sektördeki ücret dağılımını, zam bütçelerini ve çalışan bağlılığını da doğrudan etkileyen stratejik bir karar.” dedi. Milyonların beklediği karar açıklandı. Asgari ücret 2026 yılı için yüzde 27 artışla 28 bin 75 lira olarak açıklandı. Kararın iş dünyasına ve çalışan bağlılığına olan etkisini değerlendiren Neotalent Kurucusu ve İnsan ve Kültür Strateji Uzmanı Zeynep Mete, Türkiye’de asgari ücretin birçok sektörde taban ücret olmanın ötesinde, yıllık ücret artışlarının da başlangıç eşiği ve referans noktası olarak kullanıldığını, bu nedenle yapılan artışın, yalnızca asgari ücretli çalışanları değil, asgari ücret bandının hemen üzerinde yer alan geniş çalışan gruplarını da etkilediğini söyledi. Asgari Ücret 2026 Ücret Politikalarını da Etkiledi Konuyla ilgili görüşlerini aktarmaya devam eden Mete, “Bu artış, taban gelir grubu için bir rahatlama sağlasa da; asgari ücret ile asgari ücretin hemen üzerinde ücret alan çalışanlar arasındaki fark yeniden daraldığı için, şirketler açısından ücret politikalarında dengeleme-düzeltme zammı ihtiyacını gündeme taşıdı. Özellikle saha çalışanları, operasyon rolleri ve genç profesyoneller gibi gruplarda ücret adaleti ve motivasyonun korunması daha da önem kazanacak.” dedi. İşveren tarafında bu kararın, 2026 zam politikalarını tek seferlik yüksek artıştan çok, daha seçici ve farklılaşan bir yapıya yönlendirmesini beklediklerini de söyleyen Mete, “Kritik ve kaybı riskli rollerde yeteneği elde tutmak amacıyla asgari ücret artış oranının üzerinde zamlar görülebilir. Diğer roller için daha temkinli bir artış yaklaşımı öne çıkacaktır. Bu çerçevede performans, yan haklar ve bağlılık programları ücret politikasının önemli tamamlayıcıları haline gelecek.” diye konuştu. Çalışan bağlılığı açısından da konuyu değerlendiren Mete şunları aktardı: “Taban gelirdeki artış kısa vadede rahatlama sağlasa da; ücret dengesinin bozulduğu yapılarda motivasyon ve adalet algısını zayıflatabilir. Bu nedenle 2026, şirketler için sadece maliyet yönetimi değil; adil ücret politikası, şeffaf iletişim ve kültür politikalarıyla birlikte ele alınması gereken bir yıl olarak öne çıkıyor. Bunun orta ve uzun vadede kalıcı etki, ücret artışından çok; çalışanların değer gördüğünü hissettiren bütünsel insan ve kültür yaklaşımlarıyla mümkün olacak.”

"Doğru İşe Doğru İnsanı Koymak, En Pahalı Alarm Sisteminden Daha Etkilidir" Haber

"Doğru İşe Doğru İnsanı Koymak, En Pahalı Alarm Sisteminden Daha Etkilidir"

16 yıllık İK birikimini güvenlik sektörüne taşıyan Arven Özel Güvenlik'in Kurucusu Melike Çalışır'ın, disiplinler arası liderlik hikayesi ile sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Merhaba, ben Melike Çalışır 1986 Tarsus doğumluyum. Kariyerime 2004 yılında Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri eğitimiyle başladım ve tam 16 yıl boyunca İnsan Kaynakları alanında çalıştım. Bu süreçte binlerce çalışanın motivasyonunu, gelişimini ve başarısını yönettim. Ancak bir noktada fark ettim ki, en değerli kaynağımız olan insanı koruma misyonunu, doğrudan iş modelinin kalbine taşımalıyım. İşte bu vizyonla, son 4 yıldır Arven Özel Güvenlik' in kurucusu olarak, insan kaynakları prensiplerini güvenlik sektörünün liderliğine entegre ediyorum. Amacım: “Sadece tesisleri değil, oradaki insanı güvence altına almaktır." Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Arven Özel Güvenlik'in kurucusu olmadan önce, stratejik İK deneyimimi Kafkas Kestane Şekeri ve Güneş İnsan Kaynakları gibi köklü markalarda olgunlaştırdım. Bu süreçte öğrendiğim en büyük ders, en iyi operasyonel başarının bile temelinde yüksek nitelikli ve motive edilmiş insan kaynağı olduğu gerçeğiydi. Kafkas'ın yüz yıllık mirasından gelen kalite hassasiyeti ve Güneş İK'dan gelen stratejik personel planlama yetkinliği sayesinde, güvenlik sektöründeki geleneksel İK sorunlarını (düşük motivasyon, yüksek sirkülasyon) çözmeye odaklandım. Bugün Arven'de uyguladığımız insan odaklı güvenlik modeli, işte bu köklü ve çapraz disiplinli İK geçmişimin bir ürünüdür ve bizi sektörde farklılaştıran temel güçtür. "Kendi şirketimi kurmak ise en büyük dönüm noktamdı. Bugün geriye dönüp baktığımda, bu adımın kariyerimdeki en doğru karar olduğunu açıkça söyleyebilirim. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı, sadece finansal hedeflere ulaşmak değil, sektör standartlarını yukarı çeken kalıcı bir değişim yaratmak ve bu değişimi etik insan sermayesiyle gerçekleştirmektir. Beni diğerlerinden farklı kılan ve başarımı garantileyen temel strateji, İK disiplinini, girişimcilik çevikliği ve operasyonel hassasiyetle birleştirmemdir. Yani Rakiplerim operasyonel riskleri teknik veya fiziki boyutta yönetirken, ben önce personel riskini yönetirim. Güneş İnsan Kaynakları'nda öğrendiğim gibi, doğru işe doğru insanı koymak ve onu yüksek motive tutmak, en pahalı alarm sisteminden daha etkilidir. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Kariyerimde karşılaştığım en büyük zorluk, kurumsal dünyanın stratejik İK uzmanlığından, özel güvenlik sektöründe sıfırdan bir girişimci olmaya geçiş yapmaktı. Çünkü Güvenlik sektörüne adım attığımda gördüm ki, sektördeki yaygın bakış açısı, güvenlik personelinin düşük ücretli, yüksek sirkülasyonlu ve genellikle son çare olarak görülen bir iş gücü olmasıydı. Güneş İK'da öğrendiğim yetenek yönetimi prensiplerini uyguladım. İşe alım süreçlerimizi, sadece fiziki yeterliliğe değil, iletişim, problem çözme ve kriz yönetimi becerilerine odaklanacak şekilde yeniden yapılandırdım. İK uzmanlığımı kurucu vizyonuyla birleştirerek ve insan kalitesine tavizsiz yatırım yaparak aştım. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Kendinizi tanıyıp ne istediğinizi biliyor olmanız ilk önerim olabilirim. Çünkü İnsanın olduğu her yerde önce iletişim sonra sabır devreye giriyor bunu bilerek yaşamınızı şekillendirmeniz diyebilirim. İkinci önerimse; "Her şeyi biliyorum" fikrinden vazgeçin. Değişen ve gelişen hayata karşı direnmeyin. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlik anlayışımı, Dönüştürücü ve Hizmetkar Liderlik modellerinin birleşimi olarak tanımlayabilirim. Dönüştürücü Liderlikten amacım, sadece görevleri dağıtmak değil, vizyon yaratmak ve bu vizyonu takip edenleri ilham vererek yetkilendirmektir. Sürekli öğrenme ve gelişim kültürünü teşvik ederim. Hizmetkar Liderlikten amacımsa ekibimin (altyapımın) başarılı olması için gereken tüm kaynakları, bilgiyi ve engelleri ortadan kaldırmaktır. Ben, ekibimin başarısının bir kolaylaştırıcısıyım. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Bölgesinde ve ulusal çapta, teknoloji, proaktif risk yönetimi ve insan kaynağının kusursuz entegrasyonuyla tanınan, sektörde güvenilirliğin mutlak standardı olmakla birlikte değişen ve karmaşıklaşan tehdit profillerine karşı sadece fiziksel koruma sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda stratejik risk danışmanlığı sunarak onların iş sürekliliğini, huzurunu ve itibarını garanti altına almak. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz? Küresel ekonomik belirsizlikler ve yoğun rekabet, güvenlik sektöründe maliyet hassasiyetini ve aynı zamanda risk yönetimi ihtiyacını artırmaktadır. Arven olarak, bu ortamda kendimizi maliyet etkin, teknoloji odaklı ve proaktif risk ortağı olarak konumlandırıyoruz. Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için; Arven olarak hem maliyet baskılarına yanıt veriyor hem de güvenlikte teknoloji ve insan kalitesini birleştirerek üstün bir değer teklifi sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Arven Özel Güvenlik olarak, sürdürülebilirliği sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda uzun vadeli iş sürekliliğinin ve itibar yönetiminin temel bir direği olarak görüyoruz. İş dünyasının sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusundaki sorumluluğunu sadece bir zorunluluk değil, varoluşsal bir gereklilik olarak görüyoruz. İş dünyası, kaynakları tüketen değil, yenileyen ve toplumu güçlendiren bir kuvvet olarak hareket etmelidir. Arven olarak biz de güvenlik hizmetlerimizi bu bakış açısıyla tasarlamaya devam edeceğiz. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Dijitalleşme ve Yapay Zekâ (YZ), özel güvenlik sektörünü reaktif (olay sonrası müdahale) bir modelden, proaktif (olay öncesi önleme) bir modele dönüştürüyor. Arven için bu, sadece yeni kameralar almak değil, hizmetin ve personelimizin niteliğini yeniden tanımlamak anlamına geliyor. Bu köklü değişime adapte olmak için üç aşamalı stratejik bir yol haritası izliyoruz: Yetenek ve Zihniyet Dönüşümü, Teknolojik Pilot Uygulamalar ve Ölçeklendirme, Sürekli Araştırma ve İş Birliği. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Bugünkü dinamik ve belirsizliklerle dolu iş dünyasında kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmek isteyen gençlere vereceğim en kritik tavsiyeler, geleneksel yetkinliklerin ötesine geçen, adaptasyon ve kalıcı öğrenmeye odaklanan üç ana prensipte tavsiye verebilirim. 1-"T Şekilli" Olun, Tek Bir Alanla Yetinmeyin Artık sadece bir alanda uzmanlaşmak yetmiyor; uzmanlığınızı çevrenizdeki diğer disiplinlerle bağlayabilmeniz gerekiyor. 2- "Öğrenmeyi Öğrenin" ve Hızla "Unutun" Bilgi ve teknoloji hızla eskidiği için, bir şeyi ne kadar bildiğiniz değil, ne kadar hızlı yeni bir şey öğrenebildiğiniz önemlidir. 3-"Değer Yaratmaya ve İletişime Odaklanın" Teknik yetkinlikler sizi işe sokar, ancak iletişim ve değer yaratma yeteneği sizi zirveye taşır.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.