Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Muğla

Kapsül Haber Ajansı - Muğla haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Muğla haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de Akvaryum ve Süs Balıkları Yetiştiriciliği: En Karlı Türler, Şehirler ve Yatırım Rehberi Haber

Türkiye'de Akvaryum ve Süs Balıkları Yetiştiriciliği: En Karlı Türler, Şehirler ve Yatırım Rehberi

Türkiye'de akvaryum ve süs balıkları yetiştiriciliği, son yıllarda düşük alan ihtiyacı ve yüksek kâr potansiyeli sayesinde girişimcilerin dikkatini çekiyor. Özellikle ihracat fırsatları, bu sektörü küçük sermaye ile başlanabilecek en cazip iş modellerinden biri haline getiriyor. Akvaryum ve Süs Balıkları Yetiştiriciliği Neden Karlı? Süs balıkları yetiştiriciliği, diğer hayvancılık türlerine göre daha az alan ve düşük başlangıç maliyeti gerektirir. Ayrıca ürünlerin birim satış fiyatı yüksek olduğu için kârlılık oranı oldukça yüksektir. Düşük alan ihtiyacı Hızlı üretim döngüsü İhracat potansiyeli Yüksek katma değer En Karlı Akvaryum ve Süs Balıkları Türleri 1. Lepistes (Guppy) Hızlı üreme özelliği sayesinde en karlı türlerden biridir. Başlangıç için idealdir. 2. Beta Balığı Tekli yaşamı sayesinde üretimi kolaydır. Görsel olarak çok rağbet görür. 3. Discus Yüksek fiyatlı premium türler arasında yer alır. Profesyonel üretim gerektirir. 4. Melek Balığı Türkiye’de en çok satılan süs balıkları arasındadır. 5. Japon Balığı Dayanıklı yapısı sayesinde yeni başlayanlar için uygundur. 6. Neon Tetra Renkli görünümü nedeniyle akvaryum severler arasında popülerdir. 7. Karides Türleri (Shrimp) Son yıllarda ciddi talep artışı göstermiştir ve yüksek kar marjı sunar. Türkiye’de Süs Balığı Üretimi Yapılabilecek İller Üretim için en önemli faktörler; su kalitesi, iklim ve lojistik avantajlardır. Öne Çıkan İller: İzmir: İhracat altyapısı güçlü Antalya: Ilıman iklim avantajı Muğla: Su kaynakları açısından zengin İstanbul: Büyük pazar avantajı Bursa: Lojistik ve üretim dengesi Sakarya: Su kalitesi yüksek Akvaryum Balığı Yetiştiriciliği Kurulum Maliyeti Yatırım maliyetleri ölçeğe göre değişir ancak ortalama başlangıç giderleri şu şekildedir: Gider Kalemi Ortalama Maliyet (TL) Akvaryum Sistemleri 30.000 – 100.000 Filtrasyon Sistemleri 10.000 – 50.000 Isıtma ve Aydınlatma 5.000 – 20.000 Damızlık Balıklar 10.000 – 40.000 Toplam 55.000 – 210.000 TL Aylık Giderler Elektrik: 2.000 – 10.000 TL Yem: 1.500 – 5.000 TL Su ve bakım: 1.000 – 3.000 TL Kar Marjı ve Gelir Potansiyeli Küçük ölçekli bir üretici bile aylık 20.000 – 100.000 TL arasında gelir elde edebilir. Özellikle ihracata yönelen işletmeler çok daha yüksek kazanç sağlayabilir. Başarılı Üretim İçin İpuçları Su kalitesini sürekli kontrol edin Doğru filtrasyon sistemi kurun Türlere göre ayrı akvaryum kullanın Hastalıkları erken tespit edin Devlet Destekleri ve Teşvikler Tarım ve Orman Bakanlığı, su ürünleri yetiştiriciliğine destekler sunmaktadır. Ayrıca KOSGEB üzerinden girişimcilik destekleri alınabilir. Daha fazla bilgi için Tarım ve Orman Bakanlığı sitesini ziyaret edebilirsiniz. Sıkça Sorulan Sorular Akvaryum balığı yetiştiriciliği karlı mı? Evet, düşük maliyet ve yüksek satış fiyatı nedeniyle oldukça karlıdır. En kolay üretilen balık hangisi? Lepistes ve Japon balığı en kolay türlerdir. Ne kadar sürede kazanç sağlanır? Ortalama 3-6 ay içinde ilk gelir elde edilebilir. Evde yapılabilir mi? Evet, küçük ölçekli üretim ev ortamında yapılabilir. İhracat yapılabilir mi? Evet, özellikle Avrupa ve Orta Doğu’ya ihracat mümkündür. Su kalitesi neden önemli? Balık sağlığı ve üreme başarısı doğrudan su kalitesine bağlıdır. Sonuç Türkiye'de akvaryum ve süs balıkları yetiştiriciliği, doğru planlama ile oldukça karlı bir yatırım fırsatıdır. Doğru tür seçimi, uygun şehir tercihi ve iyi bir sistem kurulumu ile kısa sürede yüksek gelir elde edilebilir.

Babadağ Zirvesinde Büyük Final Haber

Babadağ Zirvesinde Büyük Final

Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık tarafından ilan edilen Gençlik Yılı kapsamında düzenlenen organizasyon, spor, doğa ve adrenalin dolu anları bir araya getirdi. Yerli ve yabancı sporcuların yoğun katılımıyla gerçekleşen etkinlik, renkli görüntülere sahne oldu. Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Rusya, Belçika, Ukrayna, Norveç, Polonya, İspanya, Bermuda, Avusturya ve Finlandiya başta olmak üzere toplam 15 ülkeden yaklaşık 100 yabancı sporcunun yer aldığı maraton, iki gün boyunca 1000’den fazla sporcuyla uluslararası bir spor şöleni atmosferi oluşturdu. Babadağ Ultra Maratonu, yalnızca profesyonel sporcuların değil, her yaştan katılımcının ilgisini çekti. Sabah saat 09.00 itibariyle başlayan 5K Ölüdeniz Run ve 14K Kayaköy History Run kategorilerinin ardından 23 Nisan’a özel düzenlenen Çocuk Koşusu ile etkinlik alanı adeta festival havasına büründü. Babadağ Ultra Maratonu Bölgeye Değer Katmaya Devam Ediyor Muğla Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanı Mustafa Özpoyraz, Babadağ Ultra Maratonu’nun bölgeye hem sportif hem de turistik açıdan önemli katkılar sağladığını belirtti. Özpoyraz, organizasyonun her geçen yıl daha fazla ilgi gördüğünü vurgulayarak, bu yıl da artan sporcu katılımıyla başarılı bir etkinliğe daha imza atıldığını ifade etti. Babadağ’ın eşsiz doğasında gerçekleştirilen maratonun yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesine geçtiğini dile getiren Özpoyraz, etkinliğin bölgenin tanıtımına, turizm hareketliliğine ve spor kültürünün yaygınlaşmasına önemli katkı sunduğunu söyledi. Ayrıca organizasyonda emeği geçen tüm kurum ve paydaşlara teşekkür ederek, bu tür uluslararası etkinliklerin sürdürülebilir şekilde devam etmesinin hedeflendiğini kaydetti. BABADAĞ ULTRA MARATONDA SPOR VE DAYANIŞMA BİRARADA Babadağ Ultra Maratonu Genel Koordinatörü Sadık Özdemir, maratona sadece sportif bir kimlik kazandırmakla kalmadıklarını, aynı zamanda sosyal sorumluluk yönünü de güçlendirdiklerini söyledi. Organizasyon kapsamında kadın girişimciler tarafından hazırlanan yöresel lezzetlerin katılımcılara sunulduğunu belirten Özdemir, bu satışlardan elde edilen gelirin DMD kas hastası Yusuf Eymen yararına kurulan stantlar aracılığıyla bağışa dönüştürüldüğünü aktardı. Özdemir, bu yönüyle etkinliğin yalnızca bir spor organizasyonu değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma ve farkındalık oluşturan önemli bir platform haline geldiğini vurguladı. Öte yandan Özdemir, spor turizmi kapsamlarında bu tarz organizasyonlar yapmaya devam edeceklerini dile getirdi. Babadağ Ultra Maratonu’nda Eşsiz Parkurlar, Unutulmaz Deneyimler Babadağ Yarış Direktörü Mustafa Kızıltaş, organizasyonun hem sportif hem de destinasyon tanıtımı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, yarışın geçtiği parkurların dünyaca ünlü Likya Yolu’nun eşsiz dokusunu sporla buluşturduğunu ifade etti. Kızıltaş, Babadağ’ın sadece bir yarış alanı değil, aynı zamanda doğa, tarih ve manzaranın iç içe geçtiği özel bir deneyim sunduğunu vurguladı. Farklı mesafe ve zorluk derecelerine sahip parkurlar hazırladıklarını belirten Kızıltaş, “Her seviyeden sporcunun kendine uygun bir rota bulabileceği bir organizasyon oluşturduk. Katılımcılar, koşu boyunca hem fiziksel sınırlarını zorluyor hem de Likya Yolu’nun büyüleyici atmosferinde unutulmaz bir deneyim yaşıyor” dedi. BABADAĞ ULTRA MARATON İKİNCİ GÜN SONUÇLARI 5K Ölüdeniz Run kategorisinden Erkekler de Emre Sevinç birinciliği alırken, Mehmet Aydıngör ikinci ve Yiğit Berk Kurular üçüncü oldu. Kadınlarda ise birinci Elif Karabulut Dağdelen, ikinci Gökçe Bakar ve üçüncü Zehra Seda Yıldız oldu. 14K Kayaköy History yarışında finali gören ilk isim Gökhan Gündoğan olurken, yarışı Uğur Pehlivan ikinci, Ramis Nuraliev ise üçüncü sırada tamamlandı. Kadınlarda ise birinci Elmira Ravilova, ikinci Esra İlik üçüncü ise Ayşe Elifnaz Erbilgin oldu. BABADAĞ MARATONU’NUN EN RENKLİ SİMALARI 2 AYLIK BEBEĞİYLE KOŞAN ASLAN BEBEK VE ANNESİ Maratona katılan 41 yaşındaki Gülay İşlek, koşuya olan tutkusuna değinerek “İki yıldır koşuyorum. Son bir yıldır ise bebeğimizle birlikte koşuyoruz. Hamileliğimin 32. haftasına kadar koşmaya devam ettim. Öncesinde de koşu geçmişim vardı. Doktor tavsiyesi alarak süreci ilerlettik. Çok şükür bugün de ilk yarışımızı Babadağ’da gerçekleştirdik. Bir Fethiyeli olarak burada koşmak benim için çok özel. Bugün 5K parkurunu iki aylık bebeğimizle birlikte tamamladık.” dedi. 7’den 70’e geniş bir katılımcı kitlesine ev sahipliği yapan Babadağ Ultra Maratonu, sporun birleştirici gücünü ve doğayla iç içe yaşamın önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Organizasyon, hem yarışmacılar hem de izleyiciler için unutulmaz anlara sahne oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu için İl Koordinasyon Toplantıları Başladı Haber

61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu için İl Koordinasyon Toplantıları Başladı

Türkiye’nin en prestijli uluslararası spor organizasyonlarından biri olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu (Tour of Türkiye), 2026 yılında 61. kez düzenlenerek dünya bisikletinin önemli takımlarını Türkiye’de buluşturmaya hazırlanıyor. T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın destekleriyle Türkiye Bisiklet Federasyonu tarafından gerçekleştirilecek olan 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 26 Nisan – 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Çeşme’den başlayarak Aydın, Marmaris, Kıran, Fethiye, Patara, Kemer ve Antalya etaplarının ardından Ankara’da sona erecek 8 etaplık parkuruyla uluslararası bisiklet dünyasının dikkatini bir kez daha Türkiye’ye çevirecek. 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu İl Koordinasyon Toplantıları başladı 26 Nisan – 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Çeşme’den başlayarak Ankara’da sona erecek 8 gün, 8 etap ve toplam 1133.5 kilometrelik parkurda düzenlenecek olan 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu öncesinde İl Koordinasyon Toplantıları Muğla ve İzmir’de gerçekleştirilirken, Antalya’da da yapılacak toplantıyla devam edecek. Muğla Valisi Sayın İdris Akbıyık, İzmir Valisi Sayın Süleyman Elban ve Antalya Valisi Sayın Hulusi Şahin başkanlığında gerçekleştirilen koordinasyon toplantılarına, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, Yol Bisikletinden Sorumlu Asbaşkan Metin Cengiz ile ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri katılım sağladı. Toplantılarda organizasyonun tüm operasyonel hazırlıkları masaya yatırılırken; parkur güvenliği, trafik düzenlemeleri, ulaşım, sağlık ve acil durum planlamalarına ilişkin süreçler detaylı şekilde değerlendirildi. Geçtiği illerde yüksek organizasyon kalitesiyle hayata geçirilmesi hedeflenen etaplar için tüm kurumların eşgüdüm içerisinde çalıştığı vurgulanırken, organizasyonun sorunsuz şekilde gerçekleştirilmesine yönelik kararlılığın altı çizildi. İl koordinasyon toplantıları, 8 Nisan’da Ankara Valisi Sayın Vasip Şahin başkanlığında Ankara’da gerçekleştirilecek toplantıyla tamamlanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MICHELIN Rehberi Tüm Türkiye’yi  Kapsayacak Şekilde Genişliyor  Haber

MICHELIN Rehberi Tüm Türkiye’yi  Kapsayacak Şekilde Genişliyor 

MICHELIN Rehberi, bu yıl ilk kez Türkiye geneline yayılıyor ve ülke genelindeki varlığında yeni bir sayfa açıyor. Büyük şehirlerin hareketli sokaklarından şirin kasabalara kadar uzanan bu gelişme Türkiye’nin gastronomi dünyasında artan dinamizmini, çeşitliliğini ve uluslararası çekiciliğini yansıtıyor. 2023 yılında MICHELIN Rehberi İstanbul’un tanıtılmasının ardından İzmir, Muğla ve Kapadokya’nın eklenmesiyle Rehber’in coğrafi kapsamı kademeli olarak genişlemişti. Bu yıl Türkiye’nin tamamını kapsayacak bu yeni genişleme ile birlikte seçki, Türkiye’nin zengin gastronomik mirasını bütüncül biçimde temsil edecek ve ülkenin ilk ulusal seçkisi 2026 yılı sonuna kadar duyurulacak. Türkiye’yi tanıtma konusunda önemli bir rol oynayan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), MICHELIN Rehberi’nin Destinasyon Ortağı olarak uluslararası pazarlama kampanyalarını desteklemeye ve gastronomi temelli hikâye anlatımıyla ülkenin etkili bir şekilde tanıtılmasına katkı sunmaya devam ediyor. Öte yandan Michelin müfettişlerinin inceleme ve seçim süreçleri, Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleştirilen hiçbir iş birliğinden etkilenmeksizin, her zaman olduğu gibi tamamen bağımsız şekilde yürütülmeye devam ediyor ve tüm süreçler yalnızca MICHELIN Rehberi tarafından, kendi yöntemleri doğrultusunda gerçekleştiriliyor. Anonim ve tam bağımsızlık ilkeleri doğrultusunda çalışan MICHELIN Rehberi müfettişleri, Türkiye ulusal seçkisini yalnızca mutfakların sunduğu kaliteyi esas alarak kademeli biçimde oluşturuyor ve değerlendirme süreci, beş evrensel kritere dayanıyor; ürünlerin kalitesi, pişirme tekniklerine hakimiyet, lezzetlerin uyumu, şefin kişiliğinin mutfağa yansıması ve zaman içindeki tutarlılık. MICHELIN Rehberi Uluslararası Direktörü Gwendal Poullennec, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “MICHELIN Rehberi’nin Türkiye’nin tamamını kapsayacak şekilde genişlemesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Türk mutfağı; çeşitliliği, köklü gelenekleri ve dikkat çekici yaratıcılığıyla öne çıkıyor. Ülkenin dört bir yanında şefler, bölgesel mirası yeniden yorumlarken canlı ve çağdaş bir yeme‑içme sahnesi inşa etmeye devam ediyor.” MICHELIN Rehberi, restoran seçkisinin yanı sıra Türkiye’deki ve dünyanın dört bir yanındaki tüm bölgelerde yer alan özenle seçilmiş otellerden oluşan özel bir listeyi de paylaşmakta. 2024 yılında tanıtılan MICHELIN Anahtarları, Rehber’in otel seçkisindeki en seçkin tesisleri ödüllendirmekte. Restoranlar için verilen MICHELIN Yıldızları ile benzer bir anlayışla sunulan MICHELIN Anahtarı; tasarımı, mimarisi, sunduğu hizmet ve karakteriyle öne çıkan otelleri vurguluyor. Rehber’de yer alan tüm oteller, MICHELIN Rehberi’nin internet sitesi ve mobil uygulaması üzerinden doğrudan rezerve edilebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MICHELIN Rehberi Tüm Türkiye’yi Kapsayacak Şekilde Genişliyor Haber

MICHELIN Rehberi Tüm Türkiye’yi Kapsayacak Şekilde Genişliyor

MICHELIN Rehberi, bu yıl ilk kez Türkiye geneline yayılıyor ve ülke genelindeki varlığında yeni bir sayfa açıyor. Büyük şehirlerin hareketli sokaklarından şirin kasabalara kadar uzanan bu gelişme Türkiye’nin gastronomi dünyasında artan dinamizmini, çeşitliliğini ve uluslararası çekiciliğini yansıtıyor. 2023 yılında MICHELIN Rehberi İstanbul’un tanıtılmasının ardından İzmir, Muğla ve Kapadokya’nın eklenmesiyle Rehber’in coğrafi kapsamı kademeli olarak genişlemişti. Bu yıl Türkiye’nin tamamını kapsayacak bu yeni genişleme ile birlikte seçki, Türkiye’nin zengin gastronomik mirasını bütüncül biçimde temsil edecek ve ülkenin ilk ulusal seçkisi 2026 yılı sonuna kadar duyurulacak. Türkiye’yi tanıtma konusunda önemli bir rol oynayan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), MICHELIN Rehberi’nin Destinasyon Ortağı olarak uluslararası pazarlama kampanyalarını desteklemeye ve gastronomi temelli hikâye anlatımıyla ülkenin etkili bir şekilde tanıtılmasına katkı sunmaya devam ediyor. Öte yandan Michelin müfettişlerinin inceleme ve seçim süreçleri, Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleştirilen hiçbir iş birliğinden etkilenmeksizin, her zaman olduğu gibi tamamen bağımsız şekilde yürütülmeye devam ediyor ve tüm süreçler yalnızca MICHELIN Rehberi tarafından, kendi yöntemleri doğrultusunda gerçekleştiriliyor. Anonim ve tam bağımsızlık ilkeleri doğrultusunda çalışan MICHELIN Rehberi müfettişleri, Türkiye ulusal seçkisini yalnızca mutfakların sunduğu kaliteyi esas alarak kademeli biçimde oluşturuyor ve değerlendirme süreci, beş evrensel kritere dayanıyor; ürünlerin kalitesi, pişirme tekniklerine hakimiyet, lezzetlerin uyumu, şefin kişiliğinin mutfağa yansıması ve zaman içindeki tutarlılık. MICHELIN Rehberi Uluslararası Direktörü Gwendal Poullennec, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “MICHELIN Rehberi’nin Türkiye’nin tamamını kapsayacak şekilde genişlemesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Türk mutfağı; çeşitliliği, köklü gelenekleri ve dikkat çekici yaratıcılığıyla öne çıkıyor. Ülkenin dört bir yanında şefler, bölgesel mirası yeniden yorumlarken canlı ve çağdaş bir yeme‑içme sahnesi inşa etmeye devam ediyor.” MICHELIN Rehberi, restoran seçkisinin yanı sıra Türkiye’deki ve dünyanın dört bir yanındaki tüm bölgelerde yer alan özenle seçilmiş otellerden oluşan özel bir listeyi de paylaşmakta. 2024 yılında tanıtılan MICHELIN Anahtarları, Rehber’in otel seçkisindeki en seçkin tesisleri ödüllendirmekte. Restoranlar için verilen MICHELIN Yıldızları ile benzer bir anlayışla sunulan MICHELIN Anahtarı; tasarımı, mimarisi, sunduğu hizmet ve karakteriyle öne çıkan otelleri vurguluyor. Rehber’de yer alan tüm oteller, MICHELIN Rehberi’nin internet sitesi ve mobil uygulaması üzerinden doğrudan rezerve edilebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Bölgesi’nin İhracatı 2 Ayda 496 Milyon Dolar Eridi Haber

Ege Bölgesi’nin İhracatı 2 Ayda 496 Milyon Dolar Eridi

Ege Bölgesi'nin ihracatı şubat ayında ise; yüzde 6,5'luk azalışla 3 milyar 374 milyon dolardan 3 milyar 155 milyon dolara indi. Ege Bölgesi ihracatındaki keskin düşüşün yüzde 93’e tekabül eden 462 milyon dolarlık büyük kısmı Ege Bölgesi ihracatının yüzde 70’ine imza atan İzmir ve Manisa ihracatındaki kayıplar kaynaklı oldu. Afyonkarahisar’ın ihracatı da iki ayda 68 milyon dolar eridi. Ocak ayında ihracatta yüzde 8’lik kan kaybı yaşayan Ege Bölgesi, şubat ayında yüzde 6,5’luk gerilemeye engel olamadı. Türkiye’nin ihracatına en çok katkı sağlayan ikinci bölge olan Ege Bölgesi ocak ayında 286 milyon dolarlık ihracat kaybı yaşarken, şubat ayındaki ihracat azalışı 210 milyon dolar şeklinde kayıtlara geçti. Türkiye imalat sektörünün ana ihracat pazarlarındaki faaliyet koşullarını ölçen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi, şubat ayında 52,1 düzeyinde gerçekleşti. Endeks yılın ilk çeyreğinin ortasında imalatçıların ihracat pazar ikliminde ılımlı iyileşmenin sürdüğüne işaret etsede, dünya genelinde talep koşullarındaki güçlenme Ege Bölgesi ihracat verilerine yansımadı. İki aylık dönemde Türkiye’nin ihracat kaybı yüzde 1 olurken, Ege Bölgesi’nin ihracatı 2026 yılının ocak ve şubat aylarında yüzde 7’ye ulaştı. İzmir dördüncü sıraya geriledi Türkiye’de en çok ihracat yapan üçüncü şehir olan İzmir, şubat ayında yüzde 8,3’lük ihracat kaybıyla 1 milyar 747 milyon dolardan 1 milyar 601 milyon dolara düştü. İzmir’in ihracatındaki bu azalış sıralamada da Bursa’nın gerisinde kalmasına yol açtı. İzmir, şubat ayında en çok ihracat yapan iller sıralamasında dördüncü basamağa tutundu. İzmir’in ihracatı, 2026 yılının ilk iki aylık döneminde 3 milyar 649 milyon dolardan 3 milyar 301 milyon dolara gerilerken, ihracattaki eksilme yüzde 9,5 oldu. Manisa’nın ihracattaki kayıpları derinleşiyor Ege Bölgesi’nin ihracatına en büyük ikinci katkıyı veren Manisa’nın ihracatta son dönemdeki kayıpları şubat ayında da sürdü. 2025 yılı şubat ayında Türkiye’ye 611 milyon dolar döviz kazandıran Manisalı ihracatçılar, 2026 yılı şubat ayında yüzde 8’lik azalışla 561 milyon dolara indiler. Şubat ayında Ege Bölgesi illeri arasında en dramatik düşüşü Afyonkarahisar yaşadı. 2025 şubatında 130 milyon dolarlık ihracat performansı ortaya koyan Afyonkarahisar, 2026 yılının aynı ayında 62,3 milyon dolar ihracat seviyesinde kaldı. Afyonkarahisar’ın ihracattaki kaybı yüzde 52’ye ulaştı. Denizli ihracatını yüzde 9,3’lük artışla 343 milyon dolardan 375 milyon dolara çıkarırken Ege Bölgesi illeri arasında ihracatını en çok artıran il olmayı başardı. Ocak ayında Ege Bölgesi’nde ihracatını en çok artıran il olan Muğla, şubat ayında da ihracatını yüzde 9’luk artışla 98,7 milyon dolardan 107,5 milyon dolara taşıdı ve ihracat artışındaki istikrarını korudu. Balıkesir, 190,8 milyon dolarlık ihracatla 2025 yılı şubat ayındaki performansını tekrarlarken, Aydın yüzde 1’lik ihracat azalışıyla 153 milyon dolardan 151 milyon dolara geriledi. Kütahya’nın ihracatı yüzde 8’lik artışla 70 milyon dolardan 75,4 milyon dolara çıkarken, Uşak yüzde 1’lik ihracat artışıyla 30,4 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. İhracat tablosu ihracatçıların reel kur baskısı ve maliyet artışı nedeniyle rekabette zorlandıklarını ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de Tohumlar Geleceğe Emanet Haber

Nilüfer’de Tohumlar Geleceğe Emanet

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen 11. Tohum Takas Şenliği’nde yerel tohumlar toprakla buluşmak üzere vatandaşlarla paylaşıldı. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) ve Nilüfer Kent Konseyi iş birliğinde düzenlenen 11. Tohum Takas Şenliği, Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde gerçekleştirildi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği şenliğe Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan yardımcıları, Meclis üyeleri, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ve farklı şehirlerin yerel yönetim temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri katıldı. Şenlik, Nilüfer Belediyesi Halk Dansları Topluluğu’nun gösterisiyle başladı. Etkinlikte vatandaşlar, Nilüfer Belediyesi tarafından üretilen yerel tohumlardan oluşan paketleri alarak tohum takasına katıldı. “TOHUM YAŞAMIN TA KENDİSİDİR” Şenlikte konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, yerel tohumların korunmasının hem tarımsal üretim hem de gıda güvenliği açısından büyük önem taşıdığına dikkati çekti. Tohumun yaşamın başlangıç noktası olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Tohum, yaşamın ta kendisidir. Tarımsal üretimin ilk halkasıdır. Bitki sağlığının, gıda güvencesinin ve güvenliğinin temelidir. Tohumsuz tarım olmaz, tarımsız hayat olmaz. Bu nedenle yerel tohumları korumak ve çoğaltmak, geleceğe bırakacağımız en değerli miraslardan biridir. Bundan 11 yıl önce küçük bir adımla yola çıktık. Yaklaşık 500 metrekarelik bir alanda birkaç çeşit yerel tohumla başladığımız bu yolculuk, bugün Ürünlü Mahallesi’nde yaklaşık 6 dekarlık kent bostanlarına dönüştü. Kent bostanlarımızda 70 parselde yüzlerce çeşit yerel tohumu üretiyor ve çoğaltıyoruz. Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifimiz ile birlikte bu tohumları büyük bir özenle koruyor, çoğaltıyor ve yeniden toprakla buluşmasını sağlıyoruz. Bu çalışmalar yalnızca Nilüfer için değil, Türkiye’de yerel tohumların korunması açısından da önemli bir dayanışma hareketine dönüştü.” YEREL TOHUMLAR TÜRKİYE’YE YAYILIYOR Nilüfer’de başlayan bu hareketin İzmir’den Eskişehir’e, Edirne’den Çanakkale’ye, Kırklareli’nden Muğla’ya kadar pek çok kente ilham verdiğini söyleyen Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer’de ektiğimiz tohumlar Türkiye’nin dört bir yanında filizlenmeye devam ediyor” diyerek şöyle konuştu: “Bu yıl şenliğimizde 30 farklı yerel çeşitten 15 bin paket tohumu sizlerle buluşturuyoruz. Bakla, bezelye, biber, domates, fasulye, kavun, karpuz, patlıcan ve daha birçok yerel çeşit kendi kent bostanlarımızda üretildi ve çimlenme testlerinden geçirilerek toprakla buluşmaya hazır hale getirildi. Üstelik burada yalnızca tohum dağıtmıyoruz, aynı zamanda bir dayanışma zinciri kuruyoruz. Sizler bu tohumları ekip çoğaltacak, komşularınızla ve yakınlarınızla paylaşacaksınız. Böylece yerel tohumlarımız nesilden nesle aktarılmaya devam edecek. Tohum Takas Şenliği sadece bir tarım etkinliği değil; aynı zamanda doğayla kurduğumuz bağın, paylaşmanın ve dayanışmanın bir simgesidir. Bugün burada atölyeler, etkinlikler ve buluşmalarla hep birlikte doğanın bereketini kutluyoruz.” Açılış konuşmalarında söz alan Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın ile Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kayın, geçmişin mirasını geleceğe aktaran, coğrafyamızın en değerli hazinesi olan tohumların geleceğe aktarılması adına bu etkinliğin çok önemli olduğunu belirttiler. Şenlik kapsamında vatandaşlar gün boyunca düzenlenen etkinliklere katıldı. Konserlerin yanı sıra Tohum Ekim Atölyesi, Tohum Topu Atölyesi, Atık Yağlardan Sabun Yapım Atölyesi ve Ağaç Kardeşliği Atölyesi gibi etkinlikler gerçekleştirildi. Vatandaşlar hem yerel tohumlarla buluştu hem de doğa dostu üretim konusunda bilgi edinme fırsatı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Watsons Türkiye’den 500 Bin Fidan Bağışı Haber

Watsons Türkiye’den 500 Bin Fidan Bağışı

Proje kapsamında dikilen 500 bin fidanın 150 bini, başta Çanakkale, Hatay, Adana, Denizli, Muğla, İzmir, Mersin, Osmaniye, Bolu ve Aydın olmak üzere yangınlardan etkilenen orman alanlarının yeniden yeşertilmesi için gerçekleştirilen ağaçlandırma çalışmalarında kullanıldı. Watsons Türkiye, sürdürülebilirlik misyonu doğrultusunda hayata geçirdiği Watsons İyilik Hareketi ile yalnızca çevresel etki yaratmayı değil, kolektif bir iyilik zinciri oluşturmayı hedefliyor. 2030’a kadar 1 milyon fidana ulaşmayı hedefleyen Watsons Türkiye, projeyi 100’ün üzerinde markanın desteğiyle büyütmeye devam ederken; tüm çalışanlarını, müşterilerini, iş ortaklarını ve üretici firmalarını bu yolculuğun bir parçası olmaya davet ediyor. 100’ÜN ÜZERİNDE MARKA İLE YARIM MİLYON FİDANA ULAŞILDI Watsons Ormanları için bugüne kadar 100’ün üzerinde markayla iş birliği gerçekleştiren Watsons Türkiye, marka ortaklıklarına sürdürülebilir değer yaratan yeni bir vizyon kazandırıyor. Bu iş birliği modeli sayesinde bugüne kadar 500 bin fidan bağışına ulaşılırken, güçlü dayanışma sistemi ile sürdürülebilirliği yalnızca kurumsal bir taahhüt olmaktan çıkararak ekosistemin tüm paydaşlarını kapsayan bir harekete dönüştürüyor. 2030 HEDEFİ: 1 MİLYON FİDAN Watsons Türkiye, 2030 yılına kadar 1 milyon fidana ulaşma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Her yıl artan marka katılımı ile büyüyen proje, ormansızlaşmayla mücadeleye katkı sağlıyor. Tüketicilerin sürdürülebilirlik konusundaki farkındalığı ve vizyonu da bu yolculuğun görünürlüğünü ve etkisini güçlendiriyor. Watsons Türkiye Genel Müdürü Mete Yurddaş konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Watsons İyilik Hareketi ile sürdürülebilirliği tüm değer zincirimizin merkezine konumlandırıyoruz. Bugün ulaştığımız 500 bin fidan, yalnızca bir sayı değil; markalarımız, müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla birlikte yarattığımız ortak sorumluluğun somut bir göstergesidir. 100’ün üzerinde markanın katkı sunduğu bu kolektif hareket, sektörümüzde örnek bir dayanışma modeli oluşturuyor. 2030 hedefimiz olan 1 milyon fidana emin adımlarla ilerlerken, herkesi sürdürülebilir bir geleceği birlikte inşa etmeye davet ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.