Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mühendislik

Kapsül Haber Ajansı - Mühendislik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mühendislik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anadolu Isuzu Üst Yapıcı İş Ortaklarıyla Kocaeli Fabrikasında Bir Araya Geldi Haber

Anadolu Isuzu Üst Yapıcı İş Ortaklarıyla Kocaeli Fabrikasında Bir Araya Geldi

Türkiye'nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, sektörün önde gelen üst yapıcıları ile Kocaeli Çayırova'daki fabrikasında bir araya geldi. 60'a yakın firmanın katıldığı üst yapıcılar toplantısında yeni uygulamalar hakkında bilgi verildi. Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, iş ortaklarına yönelik buluşmada, jeopolitik gerilimlerin ve bölgesel çatışmaların etkisiyle belirsizliklerin devam ettiği günümüz dünyasında Anadolu Isuzu'nun kendini sürekli geliştirmeye, dönüştürmeye ve güçlendirmeye devam ettiğini söyledi. Anadolu Isuzu'nun hem yurt içinde hem de yurt dışında müşterileriyle güçlü bağ kuran, yaygın ve güvenilir bir marka konumunda olduğunu belirten Arıkan, "Türkiye genelinde geniş servis ve satış ağımızla sahadayız. Yurt dışında ise 40'ı aşan ülkede faaliyet gösteren yapımızla global bir oyuncu konumundayız. Kısa süre önce Özbekistan'da gerçekleştirdiğimiz SamAuto yatırımı ile yurt dışındaki ilk üretim adımımızı attık. Artık daha görünür, daha etkin bir markayız" diye konuştu. "Kamyon ve kamyonet segmentinde pazardaki varlığımızı daha da güçlendiriyoruz" Üst yapının müşteriye sunulan değerin tamamlayıcı ve belirleyici bir parçası olduğunu dile getiren Tuğrul Arıkan, "Sahadan alınan geri bildirimler, müşterilerin gerçek ihtiyaçları ve beklentileri ürün gelişimimizde son derece kıymetli bir rol oynuyor. Bugün kamyon ve kamyonet segmentinde pazardaki varlığımızı her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Ürünlerimizi sürekli yeniliyoruz, geliştiriyoruz. Üst yapıcı iş ortaklarımızla yaptığımız iş birliğini sadece ürünle sınırlı görmüyoruz. Mühendislik, teknik altyapı, eğitim gibi desteklere, birlikte çözüm üretmeye büyük önem veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Müşterilerimize daha uzun ömürlü ve verimli çözümler sunmaya devam edeceğiz" Araçların her geçen gün daha çevreci ve regülasyonlara uyumlu olması gerektiğine işaret eden Tuğrul Arıkan, "Araçlarımız artık teknolojik olarak daha donanımlı ve bu gelişmeler, iş yapış şeklinin dönüşümünü sağlıyor. Bu kalite anlayışının üst yapı uygulamalarına yansıması aracın toplam değerini yükseltiyor ve iş birliğimizin önemini artırıyor. Bu uyum sayesinde müşterilerimize daha uzun ömürlü ve verimli çözümler sunabiliyoruz, sunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

40 Milyon Nüfuslu Özbekistan’ın Enerji Altyapısı da YEO Teknoloji’ye Emanet Haber

40 Milyon Nüfuslu Özbekistan’ın Enerji Altyapısı da YEO Teknoloji’ye Emanet

Yenilenebilir enerji ve enerji teknolojileri alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren YEO Teknoloji, mühendislik, tedarik ve kurulum (EPC) kabiliyetiyle kritik enerji altyapı projelerinde büyümeye devam ediyor. Dünya Bankası finansmanı ile yürütülecek stratejik proje kapsamında YEO Teknoloji ile Özbekistan Ulusal Elektrik Şebekesi (NEGU) arasında 36,9 milyon ABD Doları tutarında sözleşme imzalandı. Proje kapsamında Özbekistan genelindeki yaklaşık 200 trafo merkezi ve enerji santrali, yüksek siber güvenlik standartlarına sahip merkezi bir yapı üzerinden anlık olarak izlenip yönetilebilir hale getirilecek. Mevcut dağınık ve manuel yapı, merkezi ve dijital bir sisteme dönüştürülecek. Siber risklere karşı güçlenecek Kurulacak altyapı ile yaklaşık 40 milyon nüfusa sahip Özbekistan’da enerji arzı daha güvenli, daha verimli ve daha öngörülebilir hale gelecek. Sistem aynı zamanda siber risklere karşı dayanıklı bir yapı sunacak. Proje ile birlikte enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi, elektrik şebekesinin dijitalleşme seviyesinin artırılması, enerji altyapısının siber güvenlik seviyesinin yükseltilmesi, operasyonel verimliliğin artırılması, güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme entegrasyonunun hızlandırılması hedefleniyor. Kritik enerji altyapılarında uzman YEO Teknoloji, 2019 yılında da 10,5 milyon nüfusa sahip Azerbaycan’ın Ulusal Yük Tevzi Merkezi projesini üstlenmişti. Projeyle ülkenin elektrik şebekesinin merkezi ve dijital olarak yönetilmesini sağlayan altyapıyı başarıyla kurmuştu. Bugün de Özbekistan’daki sözleşmeyle birlikte uluslararası ölçekte kritik enerji altyapılarında güvenilir çözüm ortağı konumunu güçlendiriyor. Proje YEO’nun EPC, enerji yatırımları ve batarya üretimi faaliyetlerinin yanı sıra dijital teknolojiler, siber güvenlik ve ileri mühendislik kabiliyetlerini entegre eden ‘Energy Infrastructure Platform – Enerji Altyapı Platformu’ konumlanmasını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yorglass Üst Üste İkinci Kez İşlenmiş Cam İhracat Şampiyonu Haber

Yorglass Üst Üste İkinci Kez İşlenmiş Cam İhracat Şampiyonu

Yerli üretim gücü ve dünyaya yayılan ihracat ağıyla her geçen yıl büyümesini sürdüren Yorglass, başarılarına yenilerini eklemeye devam ediyor. 6 kıtada 60’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştirerek uluslararası pazarlarda güçlü bir konum elde eden şirket, Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği tarafından bu yıl 8’incisi düzenlenen ‘İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde çifte başarıya imza attı. 2025 yılında gerçekleştirdiği ihracat performansıyla işlenmiş cam sektöründe “En Fazla İhracat Gerçekleştiren Firma” kategorisinde 1’incilik ödülünü kazanan Yorglass, düz cam sektöründe ise “En Fazla İhracat Gerçekleştiren Firma” kategorisinde 2’ncilik ödülüne layık görüldü. Bu başarıyla birlikte şirket, üst üste ikinci kez işlenmiş cam ihracat şampiyonu olarak sektöründeki liderliğini bir kez daha tescilledi. Camı değere dönüştüren bir üretim anlayışı benimsiyor Kazandıkları ödüllerin ihracat hacmini göstermenin ötesinde, katma değer odaklı üretim anlayışlarını da ortaya koyduğunu söyleyen Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, “Üst üste ikinci kez Türkiye’nin işlenmiş cam ihracat lideri seçilmemiz, Yorglass’ın disiplininin bir tescilidir. Yorglass olarak camı yalnızca işlenen bir malzeme olarak görmüyor, camı değere dönüştüren bir üretim anlayışıyla hareket ediyoruz. Bugün dünyanın dört bir yanına ihraç ettiğimiz ürünlerimiz Türkiye’nin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini ve küresel pazardaki güvenilir imzasını temsil eden stratejik bir değer taşıyor. Zirvedeki yerimizi korumak, sorumluluğumuzu daha da artırıyor” dedi. “Cam üretirken geleceği de şekillendiriyoruz” Rekabetin her geçen gün zorlaştığı küresel arenada fark yaratmanın yolunun ‘katma değerli ihracat’ olduğunu vurgulayan Yorgancılar, “Biz standart üretim anlayışının ötesine geçerek katma değeri yüksek olanı, yani emeğimizi ve uzmanlığımızı dünyaya sunuyoruz. Ham maddeyi ürüne, ürünü ise dünyaya yön veren bir değere dönüştürmeye odaklanıyoruz. Bugün 6 kıtada Yorglass imzası varsa, bu güçlü cam işleme kabiliyetimizin ve değer odaklı büyüme stratejimizin doğal bir sonucudur. Yarım asrı aşan tecrübemizle Türkiye’nin üretim gücünü ve mühendislik kabiliyetini uluslararası pazarlarda daha görünür kılmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ülkemizin bayrağını küresel arenada en üstte tutmaya ve camın ötesindeki potansiyeli dünyaya sunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch Üretim Çözümleri’nin Bursa’daki Merkezi, Bosch Türkiye’nin Beşinci Ar-Ge Merkezi Olarak Tescillendi Haber

Bosch Üretim Çözümleri’nin Bursa’daki Merkezi, Bosch Türkiye’nin Beşinci Ar-Ge Merkezi Olarak Tescillendi

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından sertifikalandırılan merkez, 16 yılı aşkın süredir Bursa’da faaliyet gösteren iş kolunun artan yetkinliklerinin ve genişleyen sorumluluklarının bir yansıması olarak önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Hem dünya hem de Türkiye’deki sanayinin dönüşümü için tasarlayan ve üreten Bosch Üretim Çözümleri’nin Ar-Ge Merkezi sertifikası almasıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada Bosch Türkiye ve Orta Doğu Başkanı Daniel Korioth, Bosch’un Türkiye’deki güçlü mühendislik birikimine dikkat çekti: “İnovasyona olan bağlılığımızın ifadesi olan ‘Yaşam için teknoloji’ mottomuz bize tüm faaliyetlerimizde yol gösteriyor. Türkiye’deki beşinci Ar-Ge merkezimiz aynı zamanda sanayi teknolojileri alanındaki mühendislik yetkinliğimizin de bir tescilidir.” Küresel bir endüstriyelleşme ortağı ve üretim ekipmanları ile otomasyon için özel makine ve montaj hattı sağlayıcısı olan Bosch Üretim Çözümleri, 30 yılı aşkın bir süredir dört kıtada 17 farklı lokasyonda faaliyetlerine devam ediyor. Bosch Üretim Çözümleri Türkiye, küresel mühendislik ağıyla entegre yapısı sayesinde, Bosch’un üretim teknolojilerindeki deneyimini dijital mühendislik ve ileri üretim çözümleriyle birleştirerek danışmanlık ve tasarımdan tedariğe, üretimden eğitim ve teknik servise kadar uçtan uca hizmet sağlıyor. Başta mobilite olmak üzere dayanıklı tüketim malları, enerji ve iklimlendirme gibi pek çok farklı sektördeki zorlu üretim süreçlerine uygun, müşteriye özel çözümler geliştiren iş kolu, mevcut makine parklarının modernizasyonuna da katkı sağlıyor. Bosch Üretim Çözümleri Bursa Teknik Müdürü Ersin Uçan, Ar-Ge merkezi sertifikasıyla inovasyon kapasitelerini uluslararası standartlara taşıdıklarını belirterek şunları söyledi: “Makine, mekatronik, bilgisayar ile elektrik-elektronik mühendisliği disiplinlerinden oluşan 100 kişilik Ar-Ge ekibimizle, tasarım, proses geliştirme, yazılım ve donanım alanlarında çalışmalar yürütüyoruz. Güçlü mühendislik birikimimizle Türk sanayisine katma değerli çözümler kazandırırken, Ar-Ge çalışmalarımızla müşterilerimizin üretim hatlarını daha verimli, esnek, sürdürülebilir ve rekabetçi hale getirmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaleseramik Coverings 2026’da Geniş Üretim Gücü Dikkat Çekti Haber

Kaleseramik Coverings 2026’da Geniş Üretim Gücü Dikkat Çekti

Türkiye'nin lider, Avrupa ve dünyanın sayılı seramik üreticilerinden Kaleseramik, Coverings 2026'da estetik yüzeylerin ötesine geçen mühendislik gücünü dünya sahnesinde bir kez daha kanıtladı. Amerika pazarının, Kaleseramik’in global büyüme stratejisinde son derece kritik bir konuma sahip olduğunu belirten Kaleseramik Genel Müdürü Timur Karaoğlu, “Coverings 2026’da sergilediğimiz yeni nesil ürünlerimiz ve mühendislik gücümüz, Amerika pazarında büyük ilgi gördü. 2 mm’den 20 mm’ye uzanan üretim kabiliyetimiz ve ürün çeşitliliğimiz hem mimari hem de endüstriyel projelerde fark yaratıyor. Yenilikçi teknolojilerimiz ve sürdürülebilirlik vizyonumuzla global pazarda güçlü bir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz” dedi. Mühendislik ve Performansta Geniş Ürün Skalası Supera üretim hattı ve modernize edilen tesislerindeki ileri teknoloji yatırımlarıyla dikkat çeken Kaleseramik, 2 mm inceliğindeki süper ince porselen plakalardan, mutfak tezgâhı gibi yüksek performans gerektiren 20 mm porselen plakalara kadar uzanan ürün gamını ziyaretçilerin beğenisine sundu. Bu kalınlık aralığı, iç ve dış mekânlara yönelik farklı kullanım senaryoları ile geniş bir çözüm seti olarak sergilendi. “İyi Bak Dünyana” yaklaşımı ve yenilikçi üretim teknolojileriyle daha az hammadde kullanılarak üretilen porselen plakalar, fuarda hem teknik performansları hem de kaynak verimliliği odaklı üretim anlayışıyla ziyaretçilere aktarıldı. Panorama Koleksiyonu ile Bütünsel Tasarım Deneyimi Kalebodur'un üstün yüzey teknolojileriyle üretilen ve bu yıl fuarda ilk kez sunulan Panorama Koleksiyonu; Borgogna Stone, Calacatta Unique, Industrial, Calcario ve Intonaco gibi farklı serileri tek bir çatı altında buluşturdu. Koleksiyon, geniş ebat seçenekleriyle tasarımcılara bütüncül ve kesintisiz mekân kurguları oluşturma imkânı sundu. V-Intech Teknolojisi ile Gerçekçi Yüzeyler Kalebodur'un 7 farklı üstün yüzey teknolojisinden biri olan V-Intech, fuar boyunca ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Bu teknoloji, doğal taşın homojen dokusunu ve mermerin ikonik damar sürekliliğini yalnızca yüzeyde değil, porselen plakanın gövdesi boyunca da koruyarak kesim ve kenar detaylarında görsel süreklilik sunuyor. Tezgâh ve mobilya gibi detay işçiliği gerektiren uygulamalarda kusursuz bir bütünlük sağlayan V-Intech, mimarlara sınırları ortadan kaldıran tasarım özgürlüğü kazandırmasıyla ön plana çıktı. Tasarım Ödüllü Mayfair ile Uluslararası Vizyon Archiproducts Design Awards 2025'te aldığı ödülle Kalebodur'un estetik vizyonunu uluslararası arenada da tescilleyen Mayfair; V-Intech teknolojisi sayesinde doğal mermerin eşsiz estetiğini porselenin üstün dayanıklılığıyla bir araya getirdi. Ziyaretçiler, ürünü stant alanında raflar, masalar, dolap kapakları ve duvar yüzeyleri gibi farklı uygulamalarda deneyimleme fırsatı buldu. Cephe Uygulamalarında Hafif ve Dayanıklı Çözümler Kaleseramik, Coverings 2026'da mevcut cephe ve iç mekân çözümlerinin yanı sıra yeni cephe uygulamalarını da tanıtarak porselen yüzeylerin çağdaş mimarideki rolüne dikkat çekti. 3 mm kalınlığındaki hafif porselen plakalar kullanılarak geliştirilen bu çözümler, büyük ölçekli dış cephe uygulamalarının yapıya ekstra yük bindirmeden hayata geçirilmesine olanak tanıdı. Aynı zamanda iç mekândaki tasarım dilinin dış cepheye kesintisiz taşınmasıyla da ön plana çıktı. Kalebodur'un ileri teknolojisi, geniş ürün portföyü ve estetikten ödün vermeyen çok yönlü uygulama olanakları sayesinde Kaleseramik; tezgâh, zemin, duvar ve cephe gibi farklı kullanım alanları için kapsamlı bir çözüm ortağı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung Solve for Tomorrow Programının Yeni Dönem Başvuruları Başladı Haber

Samsung Solve for Tomorrow Programının Yeni Dönem Başvuruları Başladı

2021 yılından bu yana Habitat Derneği iş birliğiyle başarıyla yürütülen program, öğrencilerin STEM beceri ve yetkinliklerini artırmayı, inovatif ve tasarım odaklı düşünme potansiyellerini güçlendirmeyi hedefliyor. Samsung Electronics’in dünya genelinde yürüttüğü Samsung Solve for Tomorrow programı, gençlerin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarında yaratıcı düşünmelerini desteklemeyi ve geliştirdikleri projelerle topluma fayda sağlayan çözümler üretmelerini amaçlıyor. Dünya genelinde 68 ülkede uygulanan ve bugüne kadar 2,9 milyondan fazla öğrencinin katıldığı program, 2021 yılından bu yana Habitat Derneği iş birliğiyle Türkiye’de de yürütülüyor. Program bugüne dek ülkenin dört bir yanından 7500’den fazla öğrenciye ulaştı. Programa 8–12. sınıf öğrencileri başvurabiliyor Samsung Solve for Tomorrow programı, Türkiye genelinde 8, 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencilerinin başvurularını bekliyor. Katılımcılar, en az 2 en fazla 4 kişilik ekipler halinde başvurarak projelerini geliştirebiliyor. Program, gençleri sadece fikir üretmeye değil, bu fikirleri somut çözümlere dönüştürmeye teşvik eden bir öğrenme ve uygulama platformu sunuyor. Kapsamlı bir gelişim yolculuğu Samsung Solve for Tomorrow programı birçok aşamadan oluşan kapsamlı bir yapıda kurgulandı. Başvuran projeler arasından seçilen ve llk tura kalan 30 takıma, Samsung’un global eğitim müfredatında yer alan Tasarım Odaklı Düşünme Eğitimi veriliyor. Empati kurma, problemi tanımlama, fikir geliştirme, prototip oluşturma ve test etme gibi 5 adımlık bir süreçten oluşan bu atölyelerle, öğrencilerin yaratıcı ve pratik fikirler geliştirmesine destek olunuyor. Programın ikinci turunda seçilen 10 takıma ise Samsung ve Habitat Derneği tarafından mentörlük desteği veriliyor. Öğrenciler ayrıca İletişim ve Sunum Teknikleri Eğitimi gibi eğitimlerle de kendilerini ifade etme becerilerini artırma şansı buluyor. Finale kalan başarılı projeler, Türkiye sürecinin ardından bölgesel ve küresel yarışmalarda da projelerini tanıtma ve Türkiye’yi temsil etme fırsatı yakalıyor. Türkiye’den global başarı hikâyeleri çıkıyor Program kapsamında Türkiye’den seçilen projeler, uluslararası platformlarda da dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye’den iki ekip, geliştirdikleri yenilikçi çözümlerle Samsung Solve for Tomorrow Küresel Elçileri arasında yer aldı. Samsung Solve for Tomorrow programı kapsamında Türk öğrenciler bugüne kadar 900’den fazla STEM projesi geliştirdi. Başarılı projeler Samsung tarafından verilen uluslararası sertifika ve çeşitli ödüllerin de sahibi oluyor. Samsung Solve for Tomorrow programı hakkında detaylı bilgiye ve başvuru formuna https://www.samsung.com/tr/solve-for-tomorrow/ adresinden ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM’nin Milli Teknolojileri Latin Amerika Sahnesine Çıkıyor Haber

STM’nin Milli Teknolojileri Latin Amerika Sahnesine Çıkıyor

Türkiye’nin “tam bağımsız savunma sanayii” hedefleri doğrultusunda, küresel pazarda ihracat odaklı büyümesini sürdüren STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş, milli teknolojilerini yurt dışına taşımaya devam ediyor. STM, Latin Amerika’nın en prestijli savunma buluşmalarından biri olan, 33 farklı ülkeden 300’den fazla katılımcıyı ağırlayacak Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı, FIDAE 2026’ya katılarak, bölgedeki stratejik varlığını pekiştirmeyi ve yeni iş birliği kapılarını aralamayı hedefliyor. 7-12 Nisan tarihleri arasında Şili’nin başkenti Santiago’da düzenlenecek fuarda STM; askeri denizcilik alanında; ana yüklenicisi olduğu ve Türk Donanması’na teslimini gerçekleştirdiği, MİLGEM İstif Sınıfı projesinin ilk gemisi, Türkiye’nin ilk milli fırkateyni TCG İSTANBUL (F-515), Pakistan Donanması için inşa edilen ve 2018’de teslim edilen Pakistan Denizde İkmal Tankeri (PNFT), STM-MPAC Hücumbot ve İnsansız Otonom Sualtı Aracı STM NETA’nın maketlerini fuarda katılımcıların beğensine sunacak. Taktik insansız hava araçlarında ise; dört farklı kıtada 15 ülkeye ihraç edilen Türkiye’nin ilk milli vurucu İHA’sı KARGU, Türkiye’nin envanterinde bulunan ve ihraç edilen; Gözcü İHA TOGAN ve Mühimmat Bırakan İHA BOYGA da Şili’de olacak. Güleryüz: 44 Askeri Gemi Projesindeki Tecrübemizi Latin Amerika’ya Taşıyoruz STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, Türkiye’nin savunma sanayiindeki yetkinliğini ekonomik bir katma değere dönüştüren ihracat başarılarına dikkat çekerek şunları kaydetti: “STM olarak, ciromuzun önemli bir kısmını ihracat başarılarımızla şekillendirirken, Türk mühendisliğinin gücünü dünyanın dört bir yanına taşımaya devam ediyoruz. Latin Amerika, büyüme hedeflerimiz arasında yer alan ve teknolojik çözümlerimize ilginin her geçen gün arttığı stratejik bir bölge. Şili’de düzenlenen FIDAE 2026’yı, sadece ürünlerimizi sergilediğimiz bir platform olarak değil; aynı zamanda bölge ülkeleriyle teknoloji transferi ve yerel üretim odaklı, uzun vadeli ortaklıklar kuracağımız bir organizasyon olarak görüyoruz. Bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında; 11 farklı tersanede 44 askeri gemi platformunun inşasını ve yönetimini gerçekleştiren STM, küresel arenadaki rüştünü Portekiz, Ukrayna, Malezya ve Pakistan gibi stratejik pazarlarda kanıtlamıştır. Bu derin tecrübeyi ve NATO standartlarındaki mühendislik kabiliyetimizi, Latin Amerika’nın savunma ihtiyaçlarına yönelik yeni iş birliği kapılarını aralamak için Şili’ye taşımayı amaçlıyoruz.” STM – FIDAE - 2026 Stand Bilgileri: Stant No: D-116 Tarih: 7-12 Nisan 2026 Yer: Santiago, Şili Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sensofusion Atol Aviation’ı Satın Aldı: Hava Tabanlı Drone Tespit Sistemleri Geliyor Haber

Sensofusion Atol Aviation’ı Satın Aldı: Hava Tabanlı Drone Tespit Sistemleri Geliyor

Finlandiya merkezli savunma teknolojisi şirketi Sensofusion, uçak üreticisi Atol Aviation’ı satın alarak hava tabanlı drone tespit sistemleri alanındaki çalışmalarını yeni bir aşamaya taşıdı. Gerçekleştirilen stratejik satın alma ile Sensofusion, hava araçları üretim kabiliyeti ve insansız hava platformları konusundaki uzmanlığı bünyesine kattı. Şirketten yapılan açıklamaya göre satın alma sayesinde Sensofusion, hava-yer sensör gözetim çözümleri geliştirme kapasitesini artırırken, yeni ürünlerini Finlandiya’daki eski bir hava kuvvetleri üssünde bulunan üretim tesisinde pazara sunmaya hazırlanıyor. Atol Aviation, Finlandiya’nın Halli bölgesinde faaliyet gösteriyor. Şirket, burada Atol Aurora amfibik uçağı ile güvenlik ve savunma amaçlı geliştirilen Atol Protector hava aracını tasarlayıp üretiyor. Bu üretim altyapısının Sensofusion grubuna katılmasıyla birlikte, şirketin geniş alan gözetimi ve hava tabanlı keşif çözümlerinde önemli bir avantaj elde etmesi bekleniyor. Hava tabanlı drone tespit sistemleri, kara konuşlu çözümlere göre çok daha geniş alanların izlenmesine imkan tanıyor. Özellikle arazi yapısı, ormanlık bölgeler ve binalar nedeniyle sinyal yayılımının sınırlanabildiği durumlarda, hava platformlarına entegre edilen sensör sistemleri izleme kapasitesini önemli ölçüde artırıyor. Bu da geniş alan güvenliği ve hızlı değişen operasyonel sahalarda ciddi bir performans avantajı sağlıyor. Sensofusion, Atol Aviation tesislerinde yeni ürünlerin üretimine başlamayı, operasyonlarını büyütmeyi ve ek istihdam oluşturmayı planlıyor. Şirket, yeni ürünlerine ilişkin daha fazla detayı Haziran 2026’da açıklayacağını duyurdu. Sensofusion Kurucusu ve CEO’su Tuomas Rasila, hava-yer operasyonlarının şirket için yeni bir alan olmadığını belirterek, birçok Airfence müşterisinin ürünlerini halihazırda helikopterler, uçaklar ve drone’lar üzerine entegre ettiğini ifade etti. Rasila, sinyal hakimiyetinin yalnızca yerden sağlanamayacağını, radyo vericilerinin havadan çok daha etkin biçimde tespit edilebildiğini vurguladı. Atol Aviation Kurucusu ve CEO’su Anssi Rekula ise bu satın almanın şirket için önemli bir adım olduğunu belirtti. Rekula, Sensofusion ile mühendislik bilgisi ve uygulama kabiliyeti açısından gerçek bir sinerji yakaladıklarını, her iki şirketin de Finlandiya mühendisliğiyle yüksek nitelikli ürünler tasarlayıp ürettiğini söyledi. Taraflar, satın alma bedeline ilişkin herhangi bir finansal detay paylaşmadı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Nükleer Teknolojiler Geliştirme Hamlesinde Kritik Eşik Haber

Türkiye’nin Nükleer Teknolojiler Geliştirme Hamlesinde Kritik Eşik

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2025 yılı eylül ayında başlatılan ve Türkiye’nin nükleer teknolojilerde önemli bir üs olarak konumlanmasını hedefleyen “Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Projesi” çağrısına yanıt, IC Holding grup şirketlerinden IC Nükleer ve Endüstri’den (ICN) geldi. IC Holding, Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS başta olmak üzere enerji güvenliği, karbon nötr hedefi ve teknolojik bağımsızlık vizyonu doğrultusunda nükleer faaliyetlerini ICN çatısı altında topladığını duyurmasının ardından “Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Projesi” için İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile iş birliği anlaşması imzaladı. Ülkemizde ilk, dünyada ise aynı anda dört reaktörün birden inşa edildiği ilk nükleer santral olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ana yüklenicisi olmayı sürdüren IC Grubu, bu alandaki mühendislik ve uygulama deneyimini bir üst seviyeye taşıyarak İTÜ’de yerli nükleer reaktör üretimi (SMR) için kurulacak teknoparkın ilk özel sektör destekçisi oldu. İş birliği, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ve IC Holding CEO’su Can Çaka tarafından imzalanan anlaşmayla resmiyet kazandı. Türkiye’nin nükleer enerji vizyonu doğrultusunda atılan bu adım, yalnızca bir enerji yatırımı olarak değil; aynı zamanda bilim, teknoloji ve sanayide bağımsızlığı güçlendirecek stratejik bir dönüşümün parçası olarak değerlendiriliyor. ICN’nin İTÜ ile kurduğu iş birliği ile şekillenen bu yeni dönem, Türkiye’nin nükleer teknolojilerde küresel ölçekte söz sahibi olma hedefini somutlaştırırken, ülkemizin nükleer teknolojilerde yalnızca uygulayıcı değil, tasarlayan, geliştiren ve üreten bir ülke olma hedefinde de kritik bir eşik olacak. Can Çaka: “Anahtar teslim nükleer oyuncu olmayı hedefliyoruz” Türkiye’nin nükleer çağında oyun kurucu bir rol üstlenmeyi hedeflediklerini aktaran IC Holding CEO’su Can Çaka, şirketin nükleer alandaki vizyonunu şu sözlerle ortaya koydu: “Dünya enerji ve teknoloji alanında yeni bir kırılma noktasından geçiyor. Nükleer teknoloji, bu dönüşümün en kritik bileşenlerinden biri haline geliyor. Biz IC Holding olarak bu dönüşümün sadece bir parçası olmayı değil, yön veren oyuncularından biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda yalnızca teknolojiyi kullanan değil, aynı zamanda onu geliştiren ve üreten bir pozisyona geçiyoruz. Nükleer endüstrinin güçlü ve kalıcı bir parçası olmayı; kendi ülkemizde özellikle odaklanacağımız 4. nesil hızlı reaktörlerin imalatını yapmayı ve bu kabiliyeti zaman içinde küresel ölçekte de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde edindiğimiz EPC deneyimiyle bu alanda önemli bir yetkinlik kazandık. Bugün geldiğimiz noktada ise hedefimiz bunun ötesine geçmek. Artık yalnızca projelerin yüklenicisi değil; tasarımından mühendisliğine, üretiminden uygulamasına kadar tüm süreci yöneten, anahtar teslim nükleer projeler geliştirebilen entegre bir yapı kuruyoruz. İTÜ ile başlattığımız iş birliği, bu vizyonun en somut adımlarından biri. Akademi ile sanayiyi bir araya getirerek Türkiye’de gerçek anlamda bir nükleer teknoloji ekosistemi oluşturuyoruz. Amacımız yalnızca projeler geliştirmek değil; Türkiye’yi nükleer teknolojilerde üretici, ihracatçı ve küresel ölçekte referans bir ülke konumuna taşımak.” İTÜ’de nükleer teknopark: Çok paydaşlı bir ekosistem kuruluyor Nükleer enerji teknolojileri, küçük modüler reaktörler (SMR) ve ilgili mühendislik çözümleri geliştirmek amacıyla hayata geçirilen İTÜ nükleer teknopark, Türkiye’nin bu alandaki ilk yapılanması olacak. İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ise konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: “Küresel ölçekte iklim değişikliği, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve yapay zeka ekseninde şekillenen dönüşümle birlikte jeopolitik ve jeoekonomik dengeler yeniden tanımlanıyor. Bu çok katmanlı yapı içinde; enerji güvenliği, ülkelerin sürdürülebilir kalkınması açısından stratejik bir zorunluluk haline gelirken; enerji üretiminden dağıtımına kadar tüm sürecin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını gerektiriyor. Nükleer teknolojilerde söz sahibi olmak, enerji üretmekten öte; geleceği tasarlama sorumluluğuna ve iradesine sahip olmaktır. Bu çerçevede meseleye, enerjiye erişimin ötesinde; bu teknolojileri geliştirme, tasarlama ve yön verebilme kapasitesini inşa etme perspektifiyle yaklaşıyoruz. Küçük modüler reaktörler (SMR) ise küresel ölçekte yeni nesil enerji sistemlerinin merkezinde yer alırken, bu alanda geliştirilen bilgi ve teknoloji kapasitesi ülkelerin rekabet gücünü doğrudan belirleyen unsurlar arasında bulunuyor. Bu nedenle, İTÜ olarak konuyu, 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde yer alan “Yerli Modüler Nükleer Reaktör Geliştirme” hedefiyle doğrudan örtüşen bir çerçevede ele alıyoruz. Nükleer bilimi, teknolojisi ve mühendisliği konusunda en fazla ihtiyaç ise insan kaynağı odaklı. İTÜ olarak bu kapsamda lisans, yüksek lisans ve doktora olmak üzere her düzeyde katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Prof. Dr. Hasan Mandal, şöyle devam etti: “Türkiye’nin enerji alanında ilklerine ve enlerine imza atan bir üniversite olarak, nükleer teknolojilerdeki akademik birikimimizi ileri araştırma ve teknoloji geliştirme süreçleriyle bütünleştiriyoruz. Türkiye’nin ilk araştırma reaktörü olan İTÜ TRIGA MARK II Eğitim ve Araştırma Reaktörü’ne ev sahipliği yapıyor. Ülkemizin ilk Enerji Enstitüsü’nü kurmuş bir kurum olarak bu alandaki kurumsal sürekliliğimizi güçlendirirken aynı zamanda nükleer teknolojilerde akademik liderliği üstlenmenin sorumluluğunu taşıyoruz. Bu süreçte IC Nükleer ve Endüstri ile başlattığımız iş birliği, akademi ve sanayinin birlikte etkiyi büyüten ve süreci hızlandıran bir çarpan etkisi olmasının yanı sıra, ülkemizin nükleer teknolojilerde üretme kapasitesini güçlendiren stratejik bir adım niteliğinde. Bu iş birliğini iki kurum arasında sadece kurulan bir yapı olarak görmekle kalmayıp farklı üniversitelerin, araştırma merkezlerinin ve sanayi paydaşlarının dahil olduğu çok paydaşlı bir ekosistemin parçası olarak ele alıyoruz. Nükleer teknolojilerde geçmişten gelen birikimimiz ile süreci reaktif bir yaklaşımın ötesinde proaktif bir anlayışla ele alıyor; akademik birikimimizden ve tabandan gelen gelişim (bottom-up) ile beslenen organik bir yapı kuruyoruz. Enerji Enstitümüz bünyesinde yürüttüğümüz çalışmalarla nükleer teknolojileri üniversitemizin öncelikli araştırma alanları arasında konumlandırırken, Türkiye’nin ilk Nükleer Teknoloji Geliştirme Parkı ile akademi ve sanayinin eş zamanlı üretim yaptığı, araştırmadan tasarıma, mühendislikten üretime uzanan bütüncül bir yapıyı hayata geçiriyoruz. Bu yapıyı, bilginin doğrudan uygulamaya dönüştüğü ve disiplinler arası etkileşimin süreklilik kazandığı bir ekosistem olarak kurguluyoruz. “Gençlerimizin nükleer alanına yönelik artan ilgisi ve motivasyonu, oluşturduğumuz ekosistemin sürdürülebilirliği ve derinleşmesi açısından önemli bir potansiyel sunuyor.” “Birlikte Öğrenme Laboratuvarlarımız ile farklı disiplinlerden araştırmacılar ve öğrencileri ortak problem alanları etrafında bir araya getiriyor; birlikte öğrenme, birlikte geliştirme ve birlikte başarma yaklaşımını somut çıktılarla güçlendiriyoruz. Gençlerimizin nükleer alanına yönelik artan ilgisi ve motivasyonu, oluşturduğumuz ekosistemin sürdürülebilirliği açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Mükemmeliyet merkezimiz, lisansüstü programlarımız ve Türkiye’de ilk kez açılan “Nükleer Mühendislik” Yenilikçi Yandal Programımız ile bu alanda nitelikli insan kaynağını sistematik bir şekilde yetiştiriyor; araştırma kapasitemizi insan kaynağı gelişimiyle eş zamanlı olarak ileri taşıyoruz. Nükleer teknolojilerde söz sahibi olmak, enerji üretmekten öte; geleceği tasarlama sorumluluğuna ve iradesine sahip olmaktır. İTÜ olarak bu anlayışla hareket ediyor; akademi ve sanayinin birlikte ürettiği bu ekosistemi kalıcı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürerek ülkemizin küresel ölçekte rekabet gücüne katkı sağlamak adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ICN’nin İTÜ ile başlattığı bu iş birliği, yalnızca iki kurum arasında kurulan bir ortaklık değil; farklı akademik kurumların da dahil olduğu geniş bir bilgi ve araştırma ağına dayanıyor. Başta Hacettepe Üniversitesi olmak üzere nükleer alanda çalışan farklı üniversitelerden akademisyenlerin de dahil olacağı bu yapı, disiplinler arası bir yaklaşımla ilerleyecek. Proje kapsamında insan kaynağı geliştirme hedefi doğrultusunda her yıl en az 10 öğrenciye araştırma bursu verilmesi planlanırken, çalışmanın yaklaşık 4 ila 8 yıl arasında bir sürede olgunlaşması öngörülüyor. Kurulacak nükleer teknopark ile yerli reaktör tasarımından mühendislik geliştirme süreçlerine, insan kaynağı yetiştirilmesinden nükleer sınıf üretim altyapısının oluşturulmasına kadar geniş bir ekosistem inşa edilmesi hedefleniyor. Akademi ile özel sektörü aynı çatı altında buluşturan bu yapı, Türkiye’nin nükleer teknolojilerde kalıcı bir bilgi birikimi ve üretim kapasitesi geliştirmesinin de temelini oluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.