Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mühendislik

Kapsül Haber Ajansı - Mühendislik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mühendislik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Castrol ve Komatsu’dan   Stratejik İş Birliği Haber

Castrol ve Komatsu’dan Stratejik İş Birliği

Castrol, Türkiye distribütörlüğü Marubeni Dağıtım ve Servis A.Ş. tarafından yürütülen dünyanın önde gelen iş ve maden makineleri üreticilerinden Komatsu ile madeni yağların geliştirilmesi ve üretimini kapsayan üç yıllık bir iş birliğine imza attı. Anlaşma kapsamında Komatsu markalı madeni yağlar, Castrol’ün Gemlik’teki üretim tesisi ve teknoloji merkezinin altyapısından yararlanılarak geliştirilecek ve üretilecek. İş birliği, madeni yağların üretim ve dolum süreçlerinin ötesine uzanıyor. Komatsu madeni yağlarının formülasyon, ürün geliştirme ve teknik onay süreçlerinde Castrol’ün mühendislik ve teknoloji alanındaki uzmanlığından yararlanılırken, ürünlerin geliştirilmesinde Komatsu’nun global kalite ve performans standartları esas alınıyor. Böylece iki markanın bilgi birikimi, zorlu çalışma koşullarında faaliyet gösteren müşterilere yönelik çözümlerde bir araya geliyor. Castrol’ün Gemlik’teki teknoloji gücü, Komatsu’nun mühendislik standartları ile buluşuyor Castrol’ün Türkiye’deki önemli yatırımlarından olan Gemlik üretim tesisi ve teknoloji merkezi, iş birliğinde önemli bir rol üstleniyor. Madeni yağların geliştirilmesinden üretimine kadar farklı süreçleri bir araya getiren bu altyapı, Komatsu markalı madeni yağların geliştirilmesi ve üretiminde kullanılacak. Üç yıl boyunca devam edecek iş birliğiyle Castrol, formülasyon, teknik onay, mühendislik ve üretim alanlarındaki bilgi birikimini projeye aktarırken, Komatsu'nun yüksek kalite ve performans beklentilerine uygun çözümler geliştirilmesine katkı sağlayacak. Marubeni Dağıtım ve Servis A.Ş. distribütörlüğünde Türkiye’deki faaliyetlerini sürdüren Komatsu ile gerçekleştirilen iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya Genel Müdürü Nilay Tatlısöz, “Castrol olarak dünyanın önde gelen markalarıyla geliştirdiğimiz iş birliklerinde yalnızca üretim kapasitemizle değil, mühendislik ve teknoloji alanındaki uzmanlığımızla da değer yaratıyoruz. Komatsu ve Marubeni Dağıtım ve Servis ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, Gemlik’teki üretim tesisi ve teknoloji merkezimizin yetkinliklerini dünyanın önde gelen iş makinesi markalarından biriyle buluşturuyor. Gemlik’teki üretim tesisimiz ve teknoloji merkezimiz, madeni yağların geliştirilmesinden formülasyon ve teknik onay süreçlerine, üretimden doluma kadar geniş bir yetkinliğe sahip. Bu bilgi birikimimizi ve teknolojik altyapımızı Komatsu madeni yağlarının geliştirilmesi ve üretiminde kullanacak olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu iş birliğinin uzun vadeli ve sürdürülebilir bir değer yaratacağına inanıyoruz” dedi. Komatsu’nun operasyonel verimliliğine katkı sağlayacak iş birliği Marubeni Dağıtım ve Servis A.Ş., Komatsu ile 1983 yılından bu yana sürdürdüğü güçlü iş ortaklığı kapsamında iş ortaklarına sunduğu ürün ve satış sonrası hizmetleri geliştirmeye devam ediyor. Castrol ile gerçekleştirilen stratejik iş birliği, Komatsu’nun yüksek kalite ve performans standartlarını madeni yağ teknolojileri alanındaki uzmanlıkla buluşturuyor. Bu iş birliğiyle zorlu çalışma koşullarında faaliyet gösteren Komatsu müşterilerinin makine performansı, dayanıklılık ve operasyonel süreklilik beklentilerinin desteklenmesi hedefleniyor. Castrol ile olan statejik iş birliği ile ilgili olarak Marubeni Dağıtım ve Servis CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Cevdet Alemdar, “Marubeni Dağıtım ve Servis olarak, Komatsu’nun global kalite ve mühendislik standartlarını güçlü satış sonrası hizmetlerimizle desteklemeyi önceliklerimiz arasında görüyoruz. Castrol ile gerçekleştirdiğimiz bu stratejik iş birliği, iki global markanın teknoloji ve mühendislik alanındaki uzmanlıklarını bir araya getirirken, müşterilerimizin operasyonel verimlilik ve yüksek performans beklentilerine yönelik çözümlerimizi de güçlendirecek. Amacımız yalnızca üstün nitelikli ürünler sunmak değil, iş ortaklarımızın operasyonlarının sürekliliğine ve uzun vadeli başarısına katkı sağlamak. Bu iş birliğinin, müşteri odaklı yaklaşımımızı daha ileri taşıyacağına inanıyoruz” dedi. İş ve maden makinelerinde yüksek performans ve dayanıklılık sunuluyor Türkiye’nin sektörde en uzun süreli distribütörlük ilişkilerinden birini Komatsu ile sürdüren Marubeni Dağıtım ve Servis A.Ş., paletli ekskavatörlerden lastikli yükleyicilere, dozerlerden greyderlere, kaya kamyonlarından kompakt iş makinelerine kadar uzanan geniş ürün gamıyla inşaat, madencilik, enerji ve altyapı sektörlerine hizmet veriyor. Yüksek mühendislik standartları, dayanıklılığı ve ileri teknolojileriyle öne çıkan Komatsu, dijital filo yönetimi çözümleri ve güçlü satış sonrası hizmet altyapısıyla müşterilerinin operasyonel verimlilik hedeflerini destekliyor. Akıllı makine teknolojileri, uzaktan izleme çözümleri ve verimlilik odaklı mühendislik yaklaşımıyla Komatsu, dünya genelinde iş ve maden makineleri sektörünün öncü markası olmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Barajlarda Rekor Doluluk Riskine Dijital İkiz Ve Yapay Zeka Freni Haber

Barajlarda Rekor Doluluk Riskine Dijital İkiz Ve Yapay Zeka Freni

Ülke genelinde etkili olan aşırı yağışlar ve ani sel baskınları hayatı olumsuz etkilerken, su kaynaklarındaki ani ve büyük artışlar barajları dolup taşırma noktasına getirdi. Özellikle son dönemdeki yağış dalgalarıyla birlikte İstanbul başta olmak üzere birçok bölgede baraj doluluk oranları son 10 yılın rekor seviyelerine tırmandı. Su seviyelerinin kısa süre içinde bu denli yüksek oranlara ulaşması, milyonların hayatını emanet ettiği su yapılarının güvenli, esnek ve akıllı bir şekilde yönetilmesi gerektiği gerçeğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Barajlar Yapay Zeka ve Dijital İkiz Sayesinde Kendi Güvenliğini Sağlıyor İklim krizinin ve ani hava olaylarının su yapıları üzerindeki riskleri artırdığına dikkat çeken SU-YAPI Mühendislik Genel Müdürü Ayşegül Gültekin Durgut, hayata geçirilen yenilikçi dijital izleme yaklaşımının kritik önemine vurgu yaptı. Dar Group ile birlikte Türkiye ve dünyada hayata geçirdikleri büyük projelerle su mühendisliğine yön verdiklerini belirtirken, klasik denetim yöntemleri ile akıllı dijital sistemler arasındaki farkı vurgulayan Durgut, süreci şu sözlerle anlattı: "Son 10 yılın rekor seviyelerine ulaşan baraj doluluk oranları geleceğin barajlarının, kendi durumları hakkında sürekli veri sağlayan akıllı altyapılar olması gerektiğini gözler önüne seriyor. Yusufeli Barajı, Çetin Barajı veya Aşağı Kaleköy Barajı gibi devasa su yapılarında mühendisliğin sınırlarını zorluyoruz. Geçmişte bu devasa su depolarının güvenliği ve doluluk yönetimi, dönemsel fiziki gözlemlere ve sınırlı manuel ölçümlere dayanıyordu. Bugün ise barajların farklı noktalarındaki sensörlerden elde edilen su sızıntısı, basınç, titreşim ve yapısal değişim verilerini merkezi bir dijital platformda bir araya getiriyoruz. Yapay zeka ve gelişmiş analiz yöntemleriyle farklı ölçümler birlikte değerlendirilerek olağan dışı değişimler anında belirleniyor ve olası riskler çok daha güvenilir biçimde analiz ediliyor. Sensör verilerinin geçmiş denetim sonuçları, bakım kayıtları ve mühendislik modelleriyle birlikte incelenmesi ise öngörücü bakım anlayışını öne çıkarıyor. Böylece bakım ve müdahale ihtiyaçlarının altyapının gerçek durumuna göre önceliklendirilmesi, olası sorunların büyümeden ele alınması ve beklenmedik işletme kesintilerinin azaltılması hedefleniyor." Dijital Su Yönetimi Vizyonu COP31 Sinerjisiyle Buluşuyor Baraj güvenliğinde dijital teknolojilerin kullanımına ve su altyapılarının iklim direncine odaklanan SU-YAPI, bu alandaki öncü yaklaşımını 11 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek zirveye taşıyor. Dünya çapında 70'ten fazla ülkede 55.000’i aşkın çalışanıyla faaliyet gösteren, mühendislik, mimarlık ve danışmanlık alanında dünyanın önde gelen şirketlerini bünyesinde bulunduran Sidara tarafından Miracle Resort Otel'de gerçekleştirilecek “Kritik Altyapıların Geliştirilmesinde Zamanla Yarış” başlıklı zirvede; Dar, Perkins&Will, TYLin, Currie & Brown, Wood ve SU-YAPI gibi uluslararası mühendislik, mimarlık ve danışmanlık devleri bir araya gelecek. Zirve kapsamında düzenlenecek “Su Güvenliği Konusu Neden Daha Fazla Bekleyemez?” oturumunda, suyun ve altyapıların geleceği masaya yatırılacak. Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Ayşegül Gültekin Durgut, "Su güvenliği, iklim değişikliği karşısında ertelenemeyecek kadar önemli bir konu. Bu alanda geliştirilen dijital çözümlerin ve mühendislik yaklaşımlarının paylaşılmasını, geleceğe yönelik ortak adımlar atılması açısından değerli buluyoruz. COP31’in sinerjisiyle 11 Kasım'da düzenlenecek zirvemizde bu konuları daha ayrıntılı ele alacağız. İlgili tüm paydaşlarımızı su altyapılarının geleceğini birlikte değerlendirmeye davet ediyoruz" çağrısında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ŞA-RA Enerji’den 9,5 Milyar TL’lik Satış Geliri Haber

ŞA-RA Enerji’den 9,5 Milyar TL’lik Satış Geliri

Enerji iletim ve dağıtım altyapısına yönelik üretim, mühendislik ve anahtar teslim proje hizmetleri sunan ŞA-RA Enerji İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., 30 Eylül 2026 tarihli konsolide olmayan finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımladı. Şirketin 2026 yılının ocak–eylül dönemindeki satış geliri, geçen yılın aynı döneminde kaydedilen 5,91 milyar TL’ye kıyasla yüzde 60,8 artarak 9,51 milyar TL oldu. Brüt kârı yüzde 53,5 yükselişle 2,14 milyar TL’ye ulaşan ŞA-RA Enerji’nin net dönem kârı 949,6 milyon TL olarak gerçekleşti. Şirketin paylaştığı hesaplamaya göre dokuz aylık faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı (FAVÖK) ise 1,63 milyar TL oldu. Şirketin işletme faaliyetlerinden nakit akışı, geçen yılın aynı dönemindeki eksi 1,49 milyar TL seviyesinden 796,8 milyon TL pozitife döndü. Yurt İçi Sözleşme ve Siparişlerle İş Portföyünü Genişletti ŞA-RA Enerji, yılın üçüncü çeyreğinde yurt içi pazarda yeni sözleşme ve siparişler duyurdu. Şirket, ağustos ayında yaklaşık 318,8 milyon TL tutarında yurt içi satış siparişi ve yaklaşık 2,94 milyar TL değerinde yurt içi elektrik iletim hattı inşaatı sözleşmesi açıkladı. Eylül ayında ise grup şirketi Şa-Ra Teknoloji Tesis A.Ş.’nin yurt içinde üstlendiği enerji iletim hattı inşaatı projesi kapsamında 950,6 milyon TL tutarında enerji iletim hattı malzeme siparişi alındığını duyurdu. Bu siparişe ilişkin teslimatların 2028 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanıyor. Moldova ve Mısır’da Yeni Sözleşmelerle Uluslararası Proje Portföyünü Genişletti ŞA-RA Enerji, uluslararası faaliyetleri kapsamında temmuz ayında grup şirketiyle kurduğu iş ortaklığı bünyesinde, Moldova Elektrik İletim Sistemi Operatörü Moldelectrica ile yaklaşık 17,6 milyon Euro tutarında Balti–Suceava 400 kV Enerji İletim Hattı Projesi sözleşmesi imzaladı. Avrupa Birliği, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Avrupa Yatırım Bankası’nın (EIB) finansman desteğiyle hayata geçirilecek projenin 2028 yılında tamamlanması planlanıyor. Üçüncü çeyrek sonrasında, ekim ayında açıklanan yeni iş ilişkisiyle şirketin uluslararası proje portföyüne Mısır’da bir sözleşme daha eklendi. ŞA-RA Enerji’nin grup şirketiyle oluşturduğu iş ortaklığı bünyesinde imzalanan yüksek gerilim elektrik iletim hattı inşaatı sözleşmesinin bedeli yaklaşık 31 milyon Euro olarak açıklandı. Sözleşmenin duyuru tarihindeki TL karşılığı yaklaşık 1,73 milyar TL olup projenin 2028 yılında tamamlanması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den Düz Çatı GES Uygulamalarına Yenilikçi Montaj Sistemi Haber

CW Enerji’den Düz Çatı GES Uygulamalarına Yenilikçi Montaj Sistemi

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen enerji şirketlerinden CW Enerji, güneş enerjisi sektöründeki mühendislik tecrübesini fotovoltaik montaj sistemlerine taşıyarak, düz çatı uygulamalarına yönelik geliştirdiği yeni nesil montaj sistemini sektörün kullanımına sundu. CW Enerji’nin mühendisleri ve alanında deneyimli teknik ekip tarafından geliştirilen sistem; 5.400 Pa kar yükü ve 2.400 Pa rüzgâr yüküne dayanım sağlayacak şekilde tasarlanarak, özellikle yüksek mekanik dayanım gerektiren projelerde güvenilir bir altyapı çözümü sunmayı hedefliyor. Balastlı ve Ankrajlı Uygulama Tek Sistemde Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, geliştirdikleri yeni sistemin yalnızca teknik bir yenilik olmadığını, aynı zamanda güneş enerjisi projelerinde verimliliği, esnekliği ve uygulama kolaylığını artırmaya yönelik mühendislik yaklaşımlarının bir sonucu olduğunu belirtti. Sarvan, “CW Enerji olarak, güneş enerjisi sektörünün değişen ihtiyaçlarını yakından takip ediyor, Ar-Ge ve mühendislik gücümüzle sektöre katma değer sağlayan yenilikçi çözümler geliştirmeye devam ediyoruz. Bizim için önemli olan yalnızca yeni bir ürün ortaya koymak değil, aynı zamanda yatırımcılarımızın ve uygulayıcılarımızın ihtiyaçlarına cevap veren, proje süreçlerini kolaylaştıran ve uzun vadeli değer oluşturan sistemler geliştirmek. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz yeni sistemimiz, balastlı ve ankrajlı uygulamaları tek bir platformda bir araya getirerek farklı çatı tiplerine ve proje gereksinimlerine uyum sağlayabiliyor. Böylece proje tasarımından ürün tedariğine, stok yönetiminden saha uygulamalarına kadar pek çok aşamada esneklik sunmayı amaçlıyoruz. Üretim ve mühendislik alanındaki bilgi birikimimizi, güneş enerjisi yatırımlarının her aşamasında değer oluşturan çözümlere dönüştürmeyi sürdüreceğiz.” dedi. Zemini Koruyan ve Titreşimi Azaltan Kauçuk Taban Tasarımı CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, geliştirdikleri yeni düz çatı sisteminde yalnızca kurulum kolaylığına değil, yapıların korunmasına, sistem bütünlüğüne ve uzun vadeli kullanım ihtiyaçlarına da odaklandıklarını belirtti. Sarvan, “CW Enerji olarak geliştirdiğimiz her yeni teknolojide, yüksek mühendislik standartlarını sahadaki gerçek ihtiyaçlarla buluşturmayı önemsiyoruz. Güneş enerjisi yatırımlarında verimlilik kadar, sistemlerin kuruldukları yapılara uyumu ve uzun vadeli kullanım süreçleri de büyük önem taşıyor. Bu anlayışla geliştirdiğimiz yeni düz çatı sistemimizde, özel kauçuk taban tasarımı sayesinde çatı yüzeyi ile metal konstrüksiyon arasındaki doğrudan teması azaltmayı ve oluşabilecek titreşimlerin zemine aktarımını sınırlandırmayı amaçladık. Bununla birlikte, kablo kanalını sisteme entegre ederek harici kablo taşıma çözümlerine duyulan ihtiyacı azaltmayı ve daha düzenli bir kablo yönetimi sağlamayı hedefledik. Bizim için yenilikçilik, yalnızca ürünün teknik özelliklerini geliştirmek değil, bir güneş enerjisi yatırımını oluşturan tüm bileşenleri bir bütün olarak ele alabilmektir. Bu doğrultuda, mühendislik kabiliyetlerimizi daha güvenli, daha işlevsel ve sürdürülebilir enerji altyapılarının geliştirilmesi için kullanmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Farklı panel ölçülerine uyarlanabilir yapı CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, güneş enerjisi teknolojilerindeki hızlı gelişimin, montaj sistemlerinde de esnek ve değişen ihtiyaçlara uyum sağlayabilen çözümleri gerekli kıldığını belirtti. Sarvan, “Güneş enerjisi sektörü her geçen gün gelişiyor, panel teknolojileri ve uygulama ihtiyaçları sürekli değişiyor. Biz de CW Enerji olarak yalnızca bugünün gereksinimlerine değil, geleceğin teknolojik gelişmelerine de uyum sağlayabilecek sistemler geliştirmeye önem veriyoruz. Bu anlayışla tasarladığımız yeni düz çatı montaj sistemimiz, farklı panel tiplerine ve ölçülerine uyarlanabilen esnek yapısıyla öne çıkıyor. Panel sabitleme noktalarında kullanılan özel kanal yapısı ve bağlantı elemanları sayesinde montaj konumları proje ihtiyaçlarına göre düzenlenebiliyor. Amacımız, farklı proje gereksinimlerine cevap verebilen, uygulama süreçlerini kolaylaştıran ve yatırımcılara uzun vadeli kullanım avantajı sunan çözümler geliştirmek. Güneş enerjisinin daha geniş alanlarda kullanılabilmesi için yalnızca panel teknolojilerinin değil, bu teknolojileri destekleyen tüm altyapı sistemlerinin de gelişmesi gerektiğine inanıyoruz. CW Enerji olarak mühendislik gücümüzle sektörün dönüşümüne katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi. Yarı montajlı teslimat ile sahada daha hızlı kurulum GES projelerinde toplam yatırım maliyetini etkileyen unsurların yalnızca malzeme maliyetleriyle sınırlı olmadığını dile getiren Sarvan, sahadaki işçilik, montaj süresi ve uygulama kolaylığının da projenin verimliliğinde önemli rol oynadığını söyledi. Sarvan, bu nedenle yeni düz çatı sisteminin yarı montajlı olarak sevk edilebilecek şekilde geliştirildiğini belirterek, “Sahada gerçekleştirilecek işlem sayısının azaltılması sayesinde daha hızlı kurulum, daha düşük işçilik ihtiyacı ve montaj hatalarının azaltılması hedefleniyor. Sistemin modüler zemin profili ve bağlantı yapısı da saha kurulumunun belirli ve tekrarlanabilir adımlarla gerçekleştirilmesine imkan veriyor.” diye konuştu. CW Enerji mühendisliğinin sahadaki tecrübeyle buluşması Sistemin dikkat çeken yeniliklerinden birinin de topraklama barası yuvasının doğrudan konstrüksiyona entegre edilmiş olması olduğunu ifade eden Sarvan, bu çözüm sayesinde topraklama altyapısının sonradan sisteme eklenen bağımsız bir detay olmaktan çıkarılarak montaj sisteminin tasarım aşamasında dikkate alınan bir bileşen haline getirildiğini kaydetti. Yeni düz çatı sisteminin CW Enerji’nin güneş enerjisi sektöründeki saha deneyimi ile mühendislik ve ürün geliştirme kabiliyetinin bir araya getirilmesiyle tasarlandığını belirten Sarvan, geliştirme sürecinde yalnızca mekanik dayanım değil; kurulum hızı, saha işçiliği, lojistik, kablo yönetimi, topraklama, çatı yüzeyinin korunması ve farklı projelere uyarlanabilirlik gibi GES projelerinin uygulama aşamasında karşılaşılan ihtiyaçların birlikte değerlendirildiğini söyledi. Sarvan, böylece ortaya yalnızca panelleri taşıyan bir konstrüksiyon değil; mekanik ve elektriksel ihtiyaçların aynı platform üzerinde ele alındığı bütünleşik bir düz çatı GES montaj çözümü çıktığını ifade ederek, şunları kaydetti: “5.400 Pa kar ve 2.400 Pa rüzgâr yüküne dayanım, balastlı ve ankrajlı kullanım imkânı, titreşim azaltmaya yardımcı kauçuk taban, entegre kablo kanalı, entegre topraklama barası yuvası, farklı panel ölçülerine uyarlanabilir yapı ve yarı montajlı hızlı kurulum özellikleriyle yeni CW Enerji düz çatı sistemi; GES projelerinde güvenlik, uygulama kolaylığı ve sistem bütünlüğünü aynı tasarım altında bir araya getiriyor. CW Enerji, geliştirdiği yeni nesil montaj çözümleriyle güneş enerjisi yatırımlarında yalnızca enerji üretimine değil, sistemin üzerinde yükseldiği altyapının mühendisliğine de değer katmayı hedefliyor.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, 2010 yılında Antalya’da kurulmuş, güneş enerjisi teknolojileri alanında üretim, mühendislik ve uçtan uca enerji çözümleri sunan bir solar enerji teknolojileri şirketidir. Yıllık 1,8 GW güneş paneli üretim kapasitesine sahip CW Enerji; alüminyum, EVA, wafer, ingot dilimlemeden itibaren güneş hücresi ve panel üretimine uzanan yatırımlarıyla ham maddeden nihai ürüne kadar güneş enerjisi değer zincirinin farklı aşamalarındaki yatırımları ve faaliyetleriyle entegre üretim yapısını güçlendirmektedir. 2025 yılında CW SolarCell bünyesinde devreye alınan ingot dilimleme ve güneş hücresi üretim tesisiyle üretim gücünü ileri taşıyan şirket, Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı doğrultusunda yüksek verimli TOPCon hücre ve panel teknolojilerinin geliştirilmesine, yerli üretimin güçlendirilmesine ve katma değerli üretimin artırılmasına katkı sağlamaktadır. CW Enerji, güneş panellerinden On Grid, Off Grid ve hibrit sistemlere, konutsal ve endüstriyel enerji depolamadan inverter çözümlerine, elektrikli araç şarj sistemlerinden ısı pompalarına ve yeni nesil enerji teknolojilerine kadar geniş bir ürün gamı sunmaktadır. Aynı zamanda projelendirme, mühendislik, finansman danışmanlığı, anahtar teslim GES kurulumu, işletme, bakım ve teknik destek süreçlerini tek yapı altında yönetmektedir. Üretimden mühendisliğe, hücreden panele, projelendirmeden enerji depolamaya kadar uçtan uca çözüm gücüyle CW Enerji, sürdürülebilir enerjiyi hayatın her alanına taşımaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Titra Teknoloji, İlk Kez Düzenlenen TURNAs-2026 Tatbikatı'nda Dumrul İle Yer Aldı Haber

Titra Teknoloji, İlk Kez Düzenlenen TURNAs-2026 Tatbikatı'nda Dumrul İle Yer Aldı

Savunma sanayiinden bilişim teknolojilerine uzanan geniş bir alanda faaliyet gösteren Pasifik Teknoloji, yerli mühendislik kabiliyetleriyle ileri teknoloji çözümleri geliştiriyor. Şirketin savunma sanayii iştiraki TİTRA Teknoloji, yerli ve millî insansız hava sistemleri geliştirerek Türkiye’nin savunma teknolojileri alanındaki çalışmalarına katkı sağlıyor ve ürünlerinin kabiliyetlerini ulusal ve uluslararası organizasyonlarda sergiliyor. TİTRA Teknoloji, 19–26 Ekim 2026 tarihleri arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ilk kez düzenlenen TURNAs-2026 Tatbikatı’na DUMRUL insansız helikopteriyle katıldı. Portekiz’in Lizbon kentinde gerçekleştirilen REPMUS organizasyonunda uçuş gerçekleştiren DUMRUL, bu organizasyonun ardından TURNAs-2026 Tatbikatı’nda da yer aldı. DUMRUL’un kabiliyetleri TURNAs-2026 Tatbikatı’nda sergilendi Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından düzenlenen tatbikat kapsamındaki faaliyetlerde DUMRUL’un kabiliyetleri sahada sergilendi. DUMRUL’un REPMUS’un ardından TURNAs-2026 Tatbikatı’na da katılması, TİTRA Teknoloji’nin geliştirdiği insansız sistemlerin kabiliyetlerini farklı organizasyonlarda sahada ortaya koyma çalışmalarında önemli bir adım olarak öne çıktı. Tatbikat kapsamında DUMRUL’un yanı sıra TİTRA Teknoloji’nin insansız hava sistemleri alanında geliştirdiği diğer ürünler de katılımcıların incelemesine sunuldu. Katılımcılar, şirketin ürün ailesini yakından inceleme ve sistemlerin kabiliyetleri hakkında bilgi alma fırsatı buldu. TİTRA Teknoloji üst düzey isimleri ağırladı TURNAs-2026 Tatbikatı kapsamında Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve Millî Savunma Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı, TİTRA Teknoloji’nin ürünlerinin sergilendiği alanı ziyaret etti. Ziyaretlerde şirketin geliştirdiği insansız sistemler ve ürün ailesi hakkında bilgi paylaşıldı. TİTRA Teknoloji, yerli ve millî insansız hava sistemleri geliştirme çalışmalarını sürdürürken ürünlerinin ulusal ve uluslararası organizasyonlarda sergilenmesine, farklı platform ve faaliyetlerde kabiliyetlerinin ortaya konulmasına devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pozitif Teknoloji’den Ankara Üniversitesi’nin Yeni Nesil Teknoloji Laboratuvarına Destek Haber

Pozitif Teknoloji’den Ankara Üniversitesi’nin Yeni Nesil Teknoloji Laboratuvarına Destek

Beşevler 10. Yıl Yerleşkesi’nde bulunan Ankara Üniversitesi Araştırma ve İnovasyon Merkezi (ANKARAİM) bünyesinde kurulan Ankara Üniversitesi Apple Teknolojileri Laboratuvarı, Pozitif Teknoloji ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında üniversiteye kazandırıldı. Laboratuvarda yer alan bilgisayarların yanı sıra akademik ve profesyonel çalışmalarda kullanılacak yazılım altyapısı da üniversitenin Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından hazırlandı. Laboratuvarın açılışı, Ankara Üniversitesi araştırmacılarının yayın potansiyellerini artırmak ve akademik üretim süreçlerine katkı sağlamak amacıyla Araştırma Dekanlığı koordinasyonunda düzenlenen Makale Kampı kapsamında gerçekleştirildi. Fen, Sağlık ve Sosyal Bilimler alanlarından araştırmacıların katıldığı program, 12-16 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlendi. Açılış törenine Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kaan Orhan, Araştırma Dekanı Prof. Dr. Esin Ebru Onbaşılar, akademisyenler ve davetliler katıldı. Açılışta konuşan Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, üniversitenin araştırma kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmalara dikkat çekerek yeni laboratuvarın bu hedef doğrultusunda önemli bir adım olduğunu ifade etti. Üniversitenin daha fazla araştırma laboratuvarına ihtiyaç duyduğunu belirten Ünüvar, Pozitif Teknoloji ile kurulan laboratuvarın devamının gelmesini temenni ettiklerini söyledi. Ünüvar konuşmasında, “PT Teknoloji ile kurduğumuz laboratuvarımızı bugün açıyoruz. Devamını da getireceğiz. Tabii ki iş sadece donanımı kurmakla bitmiyor. Aynı zamanda yazılımı da kurmamız gerekiyor. Bu kapsamda önemli yazılımları da üniversitemize kazandırdık. Üniversitemizi daha iyi noktalara taşıyacağız.” ifadelerini kullandı. Ayrıca laboratuvarın kurulmasına sağladığı katkı nedeniyle Pozitif Teknoloji’ye teşekkür eden Ünüvar, teknoloji altyapısının üniversitenin araştırma ve akademik üretim hedefleri açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Apple ekosistemi temelinde hayata geçirilen yeni nesil teknoloji laboratuvarı, farklı akademik disiplinlerin ihtiyaçlarına yönelik profesyonel yazılım çözümlerini bir araya getiriyor. Yapay zeka destekli teknolojilerin sunduğu yeni olanaklarla birlikte bu altyapı; öğrencilerin ve araştırmacıların veri analizi, mühendislik, tasarım, içerik üretimi ve bilimsel araştırma süreçlerini daha verimli, yaratıcı ve yenilikçi bir yaklaşımla yürütmelerine katkı sağlamayı hedefliyor. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kaan Orhan da laboratuvardaki çalışmaların açılışın ardından Scopus AI gibi yenilikçi eğitimlerle başlayacağını ifade etti. Araştırma Dekanı Prof. Dr. Esin Ebru Onbaşılar ise laboratuvarın hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Pozitif Teknoloji, eğitim kurumlarının dijital dönüşüm süreçlerine sunduğu teknoloji çözümleriyle üniversitelerde modern öğrenme ve araştırma ortamlarının geliştirilmesine katkıda bulunmayı sürdürüyor. Ankara Üniversitesi’nde hayata geçirilen yeni laboratuvar da güncel teknolojilerin akademik süreçlerle buluşturulmasına yönelik çalışmaların önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Pozitif Teknoloji Genel Müdürü Gazanfer Başel, projeye ilişkin değerlendirmesinde, “Üniversitelerde teknolojiye erişimin güçlendirilmesini, öğrencilerin ve akademisyenlerin gelişen dijital dünyaya uyum sağlamaları açısından çok değerli buluyoruz. Ankara Üniversitesi’nde hayata geçirilen Yeni Nesil Teknoloji Laboratuvarı’nın eğitim ve araştırma süreçlerine katkı sağlayacak önemli bir adım olduğuna inanıyoruz. Pozitif Teknoloji olarak eğitim kurumlarının teknolojik gelişimine katkı sunmaya ve akademik dünyayı yeni nesil çözümlerle buluşturmaya devam edeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eskişehir’de Su Yüklemede Dijital Dönem Başladı Haber

Eskişehir’de Su Yüklemede Dijital Dönem Başladı

ESKİ’nin kendi mühendislik ve Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirdiği yerli ve milli sistem, 2026 Eskişehir Yılı kapsamında kentin dijital dönüşümüne önemli bir katkı sunacak. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların günlük yaşamını kolaylaştıran ve belediye hizmetlerinde dijitalleşmeyi güçlendiren çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. ESKİ Genel Müdürlüğü tarafından yerli ve millî imkânlarla geliştirilen ES2026 Yeni Nesil Su Sayacı ve Online Ödeme Sistemi ile ön ödemeli su yükleme işlemlerinde yeni bir dönem başladı. Yeni sistem sayesinde vatandaşlar, su yüklemek için fiziksel yükleme noktalarına gitmek zorunda kalmadan işlemlerini mobil uygulama üzerinden gerçekleştirebilecek. ESKİ Genel Müdürlüğü İçme Suyu Arıtma Tesislerinde gerçekleştirilen lansmana Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Vekili M. Recai Erdir, ESKİ Genel Müdür Vekili Niyazi Solak, daire başkanları, belediye bürokratları ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Lansmanda, dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda geliştirilen yeni nesil sayaç teknolojisi, online ödeme altyapısı ve abonelik yönetim sisteminin ayrıntıları paylaşıldı. “TÜM ÇALIŞMA ARKADAŞLARIMIN EMEĞİNE, YÜREĞİNE SAĞLIK” Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin olağan genel kurulu için Fransa’nın Strazburg kentinde bulunan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, lansmana gönderdiği video mesajla katıldı. Başkan Ünlüce, Eskişehirlilere kilometrelerce uzaktan seslendiği mesajında, yeni nesil sayaç sisteminin ESKİ çalışanlarının Ar-Ge ve mühendislik çalışmalarıyla hayata geçirildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bugün bizim için çok önemli ve 26 Ekim’de sizlere ESKİ Genel Müdürlüğümüz çalışanları tarafından Ar-Ge ve mühendislik hizmetleriyle hayata geçirilen yeni nesil su sayacı modelimizi tanıtacağız. Aynı zamanda su yüklemede de online sisteme geçeceğiz. Çalışma arkadaşlarım bununla ilgili sizlere ayrıntılı bilgi verecekler ve sizler aracılığıyla Eskişehirlilerin, hemşehrilerimizin bu hizmeti daha iyi tanımasına vesile olacaklar. Ben buradan, kilometrelerce uzaktan sizlere sevgilerimi ve saygılarımı gönderiyorum. Bu önemli toplantıya katıldığınız için hepinize teşekkür ediyorum. Emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımın emeğine, yüreğine sağlık.” “GÜÇLÜ BİR EKİP ANLAYIŞI İLE ÇALIŞTIK” Lansmanda konuşan ESKİ Genel Müdürü Niyazi Solak, ESKİ bünyesinde yürütülen çalışmaların güçlü bir ekip anlayışına dayandığını belirtti. Solak, yeni nesil sayaç sisteminin geliştirilmesinde emeği geçen çalışma arkadaşlarına teşekkür ederek şöyle konuştu: “Burası çok büyük ve güçlü bir organizasyon. Ben de bu organizasyonun bir parçası olduğum için tüm çalışma arkadaşlarıma buradan teşekkür ediyorum. Yapmaktan daha önemli olan, yaptığımız şeyin devamlılığını sağlayabilmektir. Ön ödemeli sayaç sistemi 2000 yılından beri Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından sürdürülüyor. 2000 yılından günümüze kadar ön ödemeli sayaç sistemini başarıyla yürüten arkadaşlarımıza burada bir kez daha teşekkür ediyorum.” SU YÜKLEME İŞLEMLERİ ARTIK CEP TELEFONUNDAN YAPILABİLECEK Lansmanda, ES2026 Yeni Nesil Sayaç ve Online Ödeme Sistemi’nin teknik özellikleri ve kullanım kolaylıkları paylaşıldı. ESKİ bünyesinde geliştirilen sistemle birlikte vatandaşların su yükleme işlemlerini daha hızlı, kolay ve erişilebilir biçimde gerçekleştirmesi hedefleniyor. Yeni sistemin öne çıkan özellikleri şöyle: Mobil uygulamayla uzaktan su yükleme: Vatandaşlar, yeni nesil sayaçları sayesinde su yükleme işlemlerini cep telefonları üzerinden gerçekleştirebilecek. “Yakın Abonelik Ekleme” özelliğiyle aile bireylerinin aboneliklerine de uzaktan yükleme yapılabilecek. Komisyonsuz işlem: Mobil uygulama üzerinden yapılan su yüklemelerinde herhangi bir komisyon veya ek kesinti uygulanmayacak. Yerli ve milli tasarım ve kurum içi yazılım: Sayacın donanımı, kart tasarımı ve yazılımı ESKİ bünyesinde geliştirildi. Böylece yerli ve milli tasarımda dışa bağımlılığın azaltılması ve maliyetlerin kontrol altında tutulması amaçlandı. Kredi takibi ve otomatik bildirim: Sistem, günlük ortalama tüketime göre tahmini kalan kredi miktarını ve suyun bitebileceği tarihi gösterecek. Kredinin bitmesine bir hafta kala kullanıcılara otomatik uyarı gönderilecek. En güncel tüketim ve kredi bilgileri için kartın telefona okutulması gerekecek. Daha pratik üretim ve bakım: Yeni tasarımla sayaçtaki vida sayısı 22’den 6’ya düşürüldü. Üretim kapasitesinin iki katına çıkarılmasıyla bakım, onarım ve üretim süreçlerinin hızlandırılması hedeflendi. Yüksek üretim kapasitesi: İlk aşamada yaklaşık 5-6 bin abonenin talebini karşılayabilecek hazırlık yapıldığı, yıllık üretim kapasitesinin ise 80 bin sayaca ulaşabileceği belirtildi. TÜRKİYE’DE BİR İLK Sistemin AR-GE çalışmaları kapsamında geliştirilen özel bir ek modül sayesinde, iOS işletim sistemine sahip telefonlarda da su yükleme işlemi yapılabilmesi sağlandı. Benzer sistemlerde Apple’ın teknik kısıtlamaları nedeniyle yaşanan sorunlar, teknolojinin kurum bünyesinde geliştirilmesiyle aşıldı. Android cihazlarda ise bu konuda herhangi bir sorun yaşanmıyordu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve ESKİ Genel Müdürlüğü AR-GE ekibi tarafından geliştirilen bu çözümle, iOS cihazlardan da su yüklenebilmesi sağlanarak Türkiye’de bir ilke imza atıldı. YENİ YAPILARA YENİ SAYAÇ Nisan ayında saha testlerine başlanan yeni nesil sayaç sistemi, inşaatı tamamlanarak kullanıma açılan yeni yapılarda devreye alınırken, mevcut aboneler de talepleri doğrultusunda sayaçlarını yenileyerek bu yenilikçi hizmetten yararlanabilecek. MEVCUT SAYAÇLAR KULLANILMAYA DEVAM EDECEK Yeni sistemle birlikte mevcut sayaçların kullanımına ilişkin süreç de açıklandı. Yeni aboneliklerde yeni nesil sayaçlar kullanılacak. Mevcut sayacını değiştirmek isteyen vatandaşlar, mobil uygulama üzerinden başvuruda bulunabilecek. Eski sistemle devam etmek isteyen aboneler ise mevcut sayaçlarını kullanmayı sürdürebilecek. Öte yandan, mevcut su yükleme noktaları da hizmet vermeye devam edecek. Sistemin kullanımını kolaylaştırmak amacıyla tanıtım videoları ve PDF formatında bilgilendirme dokümanlarının hazırlanacağı, böylece vatandaşların yeni uygulamaya kolaylıkla uyum sağlamasının hedeflendiği ifade edildi. YENİ NESİL SAYAÇLARIN ÜRETİM MERKEZİ GEZİLDİ Lansmanın ardından ESKİ Genel Müdürlüğü yetkilileri ve Ar-Ge ekibi, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Ferhan Battal ve Fatih Kurt’un yer aldığı Ar-Ge ekibi ile ilgili Genel Müdür Yardımcısı Erdem Uslu, Bilgi İşlem Daire Başkanı Aylin Yeşil, Yazılım Şube Müdürü Uğur Kapucuoğlu, EKS Şube Müdürü Batur Yaşaroğlu sayaçların geliştirilme süreci, teknik altyapısı, mobil uygulamanın kullanımı ve üretim kapasitesi hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Programın devamında basın mensupları, bürokratlar ve Ar-Ge ekibiyle birlikte ES2026 Yeni Nesil Sayaçların üretildiği merkezi gezerek üretim aşamalarını yerinde inceledi. ES2026 Yeni Nesil Sayaç ve Online Ödeme Sistemi’ni kullanmak isteyen vatandaşlar, ESKİ mobil uygulamasını indirerek başvurularını gerçekleştirebilecek. Yeni uygulamayla birlikte Eskişehirlilerin su yükleme işlemlerinde zaman kazanması, abonelik hizmetlerine daha kolay erişmesi ve belediye hizmetlerinde dijital dönüşümün güçlenmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı Haber

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı

Bursa’daki Tofaş Fabrikası’nda, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Koç Holding CEO’su ve Tofaş Yönetim Kurulu Başkanı Levent Çakıroğlu, Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan, FIAT CEO’su Arnaud Belloni ve Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu'nun yanı sıra bayi ve tedarikçi temsilcileri ile Tofaş çalışanlarının katıldığı törenle banttan indirilen ilk model; Türkiye hafif ticari araç pazarının en önemli modellerinden biri olan Fiat Dobló oldu. K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. İstihdam hedefi 1.000 kişi olan ve 100'e yakın yerel tedarikçiyi bir araya getiren proje, Türkiye otomotiv sanayiinin üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü artıran önemli bir yatırım hamlesi olarak öne çıkıyor. Türk otomotiv sanayiinin öncü kuruluşu Tofaş, Koç Holding ve Stellantis ortaklığının yeni dönemini simgeleyen stratejik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Eylül 2025'te Stellantis ile imzalanan anlaşma kapsamında hayata geçirilen K9 projesi, 26 Ekim 2026, Pazartesi günü Tofaş Fabrikası'nda düzenlenen törenle seri üretim aşamasına geçti. Tören, Türk otomotiv sanayiinin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunu tahkim eden tarihi bir adıma sahne oldu. Tofaş'ta yeni dönemin simgesi, Fiat Dobló oldu K9 projesinin üretime başlangıç töreninin en anlamlı anlarından birini, Fiat Dobló'nun yeniden Tofaş üretim bandından inmesi oluşturdu. İlk kez 2000 yılında Bursa'da üretilmeye başlanan ve 2023 yılına kadar Tofaş'ta üretimi devam eden Fiat Dobló, Türk otomotiv sanayiinde olduğu kadar ticari araç pazarında önemli bir başarı elde etti. Türkiye'de 26 yılda 600 bin adedin üzerinde satışa ulaşan model, farklı nesilleri ve gövde seçenekleriyle ticari hayatın en tanınan araçlarından biri haline geldi. Üç yıllık aranın ardından yeniden Bursa'da üretilecek Dobló'nun K9 projesi kapsamında banttan inen ilk araç olması, Tofaş'ın üretim mirasını geleceğe taşıyan simgesel bir başlangıç olarak öne çıktı. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Peugeot Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. K9 projesinin devreye girmesi ve mevcut K0 projesinin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasiteyle üretime devam etmesiyle Tofaş'ın yıllık bitmiş araç üretim hacminin 230-250 bin adet seviyelerine ulaşması öngörülüyor. K9 kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık 660 bin adet aracın üretilmesi hedefleniyor. Böylece Tofaş, Stellantis'in bölgesel üretim ağı içerisindeki stratejik konumunu güçlendirirken, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki iddiasını da ileri taşıyacak. Dört farklı markayı kapsayan K9 projesiyle Tofaş, hafif ticari araç üretimindeki çok markalı yapısını daha da güçlendirecek. Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri, ticari taşımacılığa yönelik kargo ve yolcu taşımacılığına uygun kombi versiyonlarıyla üretilecek. Çoklu enerji platformuna uygun üretim altyapısı ise ilerleyen dönemde elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a ilave üretim esnekliği sağlayacak. K9 projesiyle yaklaşık 1.000 kişilik istihdam ve yüzde 50 yerlilik hedefi K9 projesi, üretim kapasitesinin yanı sıra istihdam, yerlilik ve mühendislik alanlarında da önemli katkılar sağlayacak. Proje kapsamında Tofaş Fabrikası’nda yaklaşık 1.000 kişilik istihdam öngörülürken, 100’e yakın yerli tedarikçi firma üretim sürecine dahil edildi. Projede yüzde 50 mertebesinde yerlilik oranı hedefleniyor. Tofaş Ar-Ge Merkezi’nin mühendislik ve teknik geliştirme süreçlerinde görev aldığı projede, 300’ün üzerinde mühendis ve teknik personel çalıştı. Araçların performans, dayanıklılık, güvenlik ve kalite gerekliliklerine yönelik doğrulama ve onay testleri de Tofaş Ar-Ge Merkezi tarafından yürütüldü. K9’un Tofaş’ın sürdürülebilir büyümesine katkısının yanı sıra Türkiye’nin Avrupa’da hafif ticari araç üretimindeki liderlik iddiasını desteklemesi bekleniyor. Türkiye iç pazarındaki toplam satışlarda yerli üretim araçların payı yaklaşık yüzde 35 seviyesindeyken, K9 projesinin bu oranı yaklaşık 10 puan artırması öngörülüyor. Proje kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık toplamda 660 bin adet araç üretilmesi hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır: “Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum.” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tören esnasında yaptığı konuşmasında “2002’den bu yana Avrupa ekonomisinin yılda sadece %1,4 büyürken, Türkiye’nin büyümesinin %5,3 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Otomotiv sektörünün Türk sanayisinin yüz akı olmaya devam ettiğini söyleyen Bakan Kacır “2000’lerin başında yılda ancak 300 bin aracın satıldığı Türkiye’de şimdi yılda 1,5 milyon araç satılabiliyor. Avrupa’nın yapması gereken inovasyonu hızlandırmak, verimliliği yükseltmektir” diye konuştu. 300 milyon ABD doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin Tofaş’ın üretim yolculuğunda yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır sözlerine “Küresel rakipleriyle yarışta olan Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum. K9 Projesi'nin Bursa'mızın ve ülkemizin üretim, istihdam ve ihracatına önemli katkılar sunmasını; yeni yatırımlara, başarılara ve iş birliklerine vesile olmasını temenni ediyorum” diyerek son verdi. AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ise törendeki konuşmasında “Avrupa'nın giderek daha da korumacı hale gelen politikalarını, sanayi hızlandırma yasası ve Made in EU yaklaşımıyla net bir şekilde görebiliyoruz” diye konuştu. Bakan Varank, Böyle bir dönemde yeni bir modelin Bursa’da üretilmesinin kararının alınması, aslında bu ülkeye bu ülkenin insanına üretim kabiliyetine duyulan güvenin ve aynı zamanda karşılıklı kazan kazan anlayışının somut bir göstergesidir” dedi. Ömer Koç: “Son 5 yılda Tofaş'a 1 milyar dolar yatırım yaptık” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Topluluğu'nun 100'üncü yaşında Tofaş'ın yeni bir stratejik yatırımı hayata geçirmesinin ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Tofaş'ın Türkiye otomotiv sanayiindeki öncü rolüne ve Koç Holding ile Stellantis arasındaki güçlü ortaklığa dikkat çeken Ömer Koç, “Otomotiv sektöründeki kurallar tüm dünyada ve bilhassa önemli bir parçası olduğumuz Avrupa'da yeniden yazılırken, ülkemize çekebildiğimiz her yatırımın son derece kıymetli olduğu kanaatindeyim” dedi. Son 5 yılda Tofaş'a yapılan yatırımın 1 milyar dolar mertebesine ulaştığını kaydeden Koç, “Memnuniyetle ve gururla belirtmek isterim ki, bu yatırımın yarısı Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarımıza yöneliktir. Şirketimiz, Stellantis'in önde gelen üretim ve Ar-Ge merkezleri arasındadır” diye konuştu. Geçtiğimiz yıl K0 projesinin başarıyla devreye alındığını hatırlatan Koç, 300 milyon dolar yatırımla hayata geçen K9 projesiyle yıllık 100 bin adet üretim hedeflendiğini dile getirdi. Koç, “Bu yeni modelin Citroen, FIAT, Opel ve Peugeot markalarımız için üretilecek olmasını Tofaş’ın sürdürülebilir büyüme yolculuğu açısından çok kıymetli bir adım olarak görüyoruz” dedi. Koç, otomotivde artan uluslararası rekabete dikkat çekerek, böyle bir dönemde K9 modelinin Türk otomotiv sanayiinin Avrupa’daki ticari araç üretim liderliğini daha da güçlendireceğini söyledi. Koç, “Tofaş'ın yetkinliklerini ve kapasitesini âzâmî şekilde kullanıp müşterilerimize daha fazla yerli model sunabilmeyi, böylece memleketimizin cârî dengesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, başka yeni modeller konusunda ortağımızla görüşmeleri sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu. Ömer Koç, Made in EU politikasıyla Avrupa’nın 30 senelik Gümrük Birliği ilişkisini hiçe sayma basiretsizliğine düşebileceğine işaret ederek” “Bilhassa otomotiv sektörümüzde büyük emeklerle tesis edilmiş olan üretim ve mühendislik kapasitesinin muhafaza edilebilmesi için mütekabiliyet çerçevesinde bazı adımların atılması kaçınılmaz olabilir” dedi. Koç, iç pazarın büyümesine yatırımların cazibesini artıracak uygun mekanizmalarla katkı sağlanmasının şart olduğuna dikkat çekti. Samir Cherfan: “K9, Tofaş’ın Stellantis üretim ağındaki stratejik konumunu güçlendiriyor” K9 projesinin Tofaş ve Stellantis için önemine vurgu yapan Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan konuşmasında “Koç Topluluğu’nun 100’üncü kuruluş yıl dönümünde Bursa’da yeni bir projeyi hayata geçirmenin ve bu dönüm noktasını birlikte kutlamanın, Stellantis açısından büyük bir ayrıcalık olduğuna değinerek başladı. Cherfan; 2000–2023 yılları arasında Bursa’da üretilen ve Türkiye’de 600 binden fazla müşterinin tercihi olan Doblo’nun, Tofaş ile FIAT adını dünyaya taşıdığını aktardı. Doblò, Fiorino ve Egea’nın Tofaş Fabrikası’nın en önemli başarı hikâyelerinden olduğunun altını çizen Samir Cherfan, ayrıca üç yıl sonra Doblò’nun evine dönmesinin, Tofaş için önemli bir gelişmeyi temsil ettiğini vurguladı. Samir Cherfan “K9 projesi kapsamında Fiat Doblò, Citroën Berlingo, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner olmak üzere dört markanın beş modeli için yıllık 100 bin araçlık üretim kapasitesi planlanıyor. Çoklu enerji seçeneklerini destekleyen ve elektrikli hafif ticari araç üretimine hazır olan bu platform, Türkiye’nin bölgesel üretimdeki rolünü daha da güçlendiriyor. Bu projenin temelinde, Koç Topluluğu ile yarım asrı aşan güçlü ortaklığımız, eylül 2025’te imzaladığımız stratejik anlaşmayla daha da güçlendi. Stellantis’in markalarını, platformlarını ve küresel erişimini; Koç’un liderliği ve Tofaş’ın üretim ve mühendislik yetkinlikleriyle bir araya getiren bu ortaklık vesileysiyle Tofaş, bugün Stellantis’in dünya çapındaki en önemli üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri konumunda” diye konuştu. Doblò’nun güçlü mirası üzerine inşa edilen K9 projesinin, Stellantis’in Orta Doğu ve Afrika bölgesine yönelik FaSTLane 2030 stratejisinin de somut bir adımı olduğunu sözlerine ekleyen Cherfan “Bu strateji kapsamında, çift haneli faaliyet kâr marjımızı koruyarak gelirlerimizi yüzde 40 artırmayı ve yerel, bölgesel ve Asya kaynaklı tedarikin payını yüzde 30’dan yüzde 90’a çıkarmayı hedefliyoruz. Bölgede, bölge için üretim yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verirken rekabet gücümüzü ve dayanıklılığımızı artırıyoruz. K9 projesi, yıllık 100 bin araçlık planlanan üretim kapasitesiyle Tofaş’ın bu stratejideki rolünü pekiştiriyor ve bölge pazarlarına rekabetçi koşullarda hizmet sunma kabiliyetimizi güçlendiriyor” diyerek sözlerine son verdi. Cengiz Eroldu: “K9 ve K0 ile yıllık üretimimiz 250 bin adede ulaşacak” Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu ise törende yaptığı konuşmada, Tofaş'ın 60 yıla yaklaşan üretim geçmişinde Türk otomotiv sanayiine yön veren birçok projeye imza attığını belirterek, K9 projesinin şirketin yeni büyüme dönemindeki en önemli yatırımlardan biri olduğunu söyledi. Cengiz Eroldu, Tempra ile Avrupa pazarlarına gerçekleştirilen ilk seri otomobil ihracatından Dobló'nun hafif ticari araç pazarındaki başarısına, Egea'nın üst üste 10 yıl Türkiye'nin en çok tercih edilen otomobili olmasına kadar uzanan üretim geçmişinin yeni projelere güçlü bir temel oluşturduğunu ifade etti. Stellantis ile Eylül 2025'te imzalanan stratejik anlaşma kapsamında Citroën, FIAT, Opel ve Peugeot markaları için üretilecek K9 modellerinin seri üretime başlamasından ötürü büyük gurur duyduklarını belirten Eroldu, Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'ya dönüşünün de Tofaş için özel bir anlam taşıdığını söyledi. Eroldu, 2000-2023 yılları arasında Tofaş'ta üretilen ve uzun yıllar Türkiye hafif ticari araç pazarının en çok tercih edilen modellerinden biri olan Dobló'nun K9 projesiyle yeniden üretim programına alınmasının şirketin köklü üretim mirasını devam ettirdiğini vurguladı. K9 projesinin üretim ve ihracat hedeflerini açıklayan Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu, “300 milyon ABD Dolarlık yatırımla hayata geçirdiğimiz K9 projesinde, yıllık 100 bin adetlik üretim kapasitesini hayata geçiriyoruz. Üretilecek K9 modelinin yaklaşık yüzde 20'sini ihraç edeceğiz” dedi. Yeni projenin Tofaş'ın toplam üretim hacmine sağlayacağı katkıya dikkat çeken Eroldu, K9'un devreye girmesi ve mevcut K0 üretiminin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasitesiyle devam etmesiyle birlikte Tofaş Fabrikası'nın yıllık bitmiş araç (CBU) üretim hacminin 250 bin adet seviyelerine ulaşacağını belirtti. K9 projesinin yalnızca üretim ve ihracat rakamlarıyla değil, Türkiye'nin otomotiv sanayiindeki rekabet gücüne sağlayacağı katkıyla da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Eroldu, “Projenin Tofaş'a kazandırdıkları tabii ki rakamlarla sınırlı değil. Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlamasının yanı sıra, ülkemizin hafif ticari araç üretim üssü olma iddiasını da destekleyecek olması bizim için ayrı bir gurur vesilesi” dedi. Tofaş’ın Ar-Ge gücü 600’ü aşkın çalışanla büyüyor K9 projesinin Tofaş'ın üretim altyapısının yanı sıra mühendislik ve teknoloji alanındaki birikimini de yansıttığını belirten Cengiz Eroldu, şirketin yaklaşık 20 yıldır cirosunun yüzde 3'ünü Ar-Ge faaliyetlerine ayırdığını söyledi. Stellantis'in önde gelen Ar-Ge merkezlerinden biri konumundaki Tofaş Ar-Ge Merkezi'nin 600'ün üzerinde çalışanıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Eroldu, patent başvuru sayısının da 300'e yaklaştığını ifade etti. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç geliştirme ile üretim yetkinliklerini bir arada bulunduran Tofaş'ın, üniversiteler ve tedarikçilerle yürüttüğü iş birlikleriyle güçlü bir mühendislik ekosistemi oluşturduğuna dikkat çeken Cengiz Eroldu, K9 projesinin bu ekosistemin daha da geliştirilmesine katkı sağlayacağını vurguladı. Özellikle yüksek teknoloji içeren araç bileşenlerinin yerlileştirilmesinin ve yan sanayiinin ihracat potansiyelinin artırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Cengiz Eroldu, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunun bu tür yeni projelerle daha da ileri taşınacağını ifade etti. Çoklu enerji platformuna uygun K9 üretim altyapısının elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a üretim esnekliği sağlayacağını belirten Eroldu, yeni modellerle birlikte fabrikanın gelecekteki üretim ihtiyaçlarına da yanıt verebilecek bir yapıya kavuşacağını söyledi. Tofaş'ın ulaştığı başarının arkasında çalışanların, mühendislerin, tedarikçilerin ve iş ortaklarının emeği bulunduğunu vurgulayan Cengiz Eroldu, K9 projesinin hayata geçirilmesine katkı sağlayan tüm ekiplere teşekkür etti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın projeye verdiği desteğin önemine de değinen Eroldu, Tofaş'ın ülkeye ve tüm paydaşlarına değer yaratacak yeni projeleri hayata geçirmeye devam edeceğini belirtti. Tofaş'ta yeni dönem, yerli üretim ve ihracatla güçlenecek Türkiye otomotiv sanayiinin gelişiminde yaklaşık 60 yıldır önemli bir rol üstlenen Tofaş, K0 projesinin ardından devreye aldığı K9 yatırımıyla çok markalı üretim yapısını daha da güçlendiriyor. Koç Holding ve Stellantis'in ortak üretim ve mühendislik kabiliyetlerini bir araya getiren yeni dönem, Bursa'daki üretim merkezinin hem Türkiye hem de uluslararası pazarlar açısından stratejik önemini artırıyor. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin yıllık 100 bin araçlık kapasitesi, yaklaşık yüzde 20'lik ihracat hedefi ve yaklaşık 100 bin adetlik K0 üretimiyle birlikte yıllık bitmiş araç üretim hacminin 250 bin adet seviyesine ulaşması, Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme yolculuğundaki yeni dönemin temelini oluşturuyor. Bir dönem Türkiye'den farklı pazarlara ihraç edilen ve 26 yılda 600 binden fazla kullanıcıyla buluşan Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'da üretilmesi ise Tofaş'ın geçmişten geleceğe uzanan üretim başarısının en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fergani’nin Altıncı Uydusu Uzayda Haber

Fergani’nin Altıncı Uydusu Uzayda

Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar tarafından kurulan Fergani Uzay Teknolojileri, milli mühendislik kabiliyetiyle geliştirdiği altıncı deneme uydusu olan FRG-100D4’ü, 20 Ekim 2026 günü Türkiye saati ile (TSİ) 14.04’de ABD’nin Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri Üssü’nden uzaya gönderdi. SpaceX’in Bandwagon-5 görevi kapsamında fırlatılan uydu, fırlatmadan yaklaşık 63 dakika sonra, TSİ 15.07 itibarıyla fırlatma aracından başarıyla ayrılarak 590 km irtifadaki hedef yörüngesine yerleşti. UYDUDA YENİ MİLLİ DONANIMLAR FRG-100D4, Fergani tarafından daha önce fırlatılan uydulara kıyasla barındırdığı teknolojik yeniliklerle önemli bir gelişmeyi temsil ediyor. Uydu üzerinde Fergani bünyesinde tamamen milli olarak geliştirilen, tepki tekeri, manyetik tork çubuğu, manyetometre, IMU, GNSS alıcısı, yönlenebilir güneş panelleri, batarya paketi, rejeneratif modem ve faz dizili anteni gibi kritik bileşenler kullanıldı. Bunun yanında, uydu bünyesinde ileri görevler için yapay zekâ destekli bir bilgisayar da yer alıyor. Fergani mühendisleri tarafından geliştirilen bu milli aviyonik ekipmanların uzayda doğrulanması ve bu teknolojilere uzay tarihçesi kazandırılması, Türkiye'nin uzay teknolojilerindeki tam bağımsızlığı açısından önem taşıyor. ULUĞ BEY TAKIM UYDU PROJESİNDE YENİ AŞAMA Fergani tarafından geliştirilen en yüksek güç üretim kapasitesine sahip uydu olan FRG-100D4, ekipman ve alt sistemlerin yerlileştirilmesi açısından çok önemli bir aşamayı ifade ediyor. 160 kg kütleye sahip FRG-100D4 uydusu, daha yüksek yerlilik oranına sahip ekipmanları, geliştirilmiş navigasyon ve genişbant haberleşme faydalı yükleri ile Uluğ Bey Takım Uydu sisteminin hayata geçirilmesi yolunda en önemli adım olarak bugün uzaya gönderildi. Fergani Uzay önümüzdeki 5 yıl içerisinde 200’den fazla uydudan oluşacak Uluğ Bey Takım Uydu Sistemi’ni tamamen öz kaynaklarıyla tamamlamayı hedefliyor. Bu takım uydu sistemi hayata geçtiğinde Türkiye, kendi bağımsız navigasyon ve haberleşme ağına sahip olarak bu kritik yetkinliği dost ve kardeş coğrafyalarla paylaşabilecek. Bir yandan takım uydular tamamlanırken, diğer yandan milli fırlatma aracının geliştirme çalışmaları da devam ediyor. İKİ YILDA 6 UZAY ARACI FRG-100D4 ile uzaya altıncı uydusunu gönderen Fergani Uzay, 2025 yılının başından bu yana yapılan çalışmalarla uzaydaki rolünü pekiştirmeye devam ediyor. Fergani’nin uzay serüveni, Ocak 2025'te serinin ilk uydusu FGN-100-D1'in fırlatılmasıyla başlamış, ardından 2 Kasım 2025 tarihinde FGN-100-D2 yörüngedeki yerini almıştı. Bu süreci 28 Kasım 2025 tarihinde hibrit itki sistemine sahip Yörünge Transfer Aracı’nın (FGN-TUG-S01) uzaya gönderilmesi takip etti. Sahip olduğu yenilikçi hibrit motor teknolojisi ile uzayda ilk yörünge yükseltme manevrasını gerçekleştiren ve taşıdığı FRG-10D1 küp uyduyu başarılı bir şekilde ayıran FGN-TUG-S01, Türkiye’nin uzay içi lojistik kabiliyeti için önemli bir adım oldu. Fergani tarafından geliştirilen beşinci uzay aracı olan FGN-100-D3 ise 29 Mart 2026 tarihinde uzaya gönderildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.