Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mustafa Kemal Atatürk

Kapsül Haber Ajansı - Mustafa Kemal Atatürk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mustafa Kemal Atatürk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nilüfer’de Cumhuriyet Meydanı Çocukların Oldu Haber

Nilüfer’de Cumhuriyet Meydanı Çocukların Oldu

Nilüfer’de sabah saatlerinde Atatürk Anıtı’na sunulan çelenk töreninin ardından bayram coşkusu, öğle saatlerinde Cumhuriyet Meydanı’na taşındı. Programda meydan, çocukların neşesi ve heyecanıyla doldu. “BU BAYRAM SİZİN, BU KENT SİZİN” Şenlik alanında çocuklarla ve ailelerle bir araya gelen Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 23 Nisan’ın Atatürk’ün çocuklara duyduğu eşsiz güvenin simgesi olduğunu vurguladı. Nilüfer’de bayram kutlamalarının bir gelenek olduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Bugün, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sizlere, yani geleceğimize duyduğu eşsiz güvenin bir simgesidir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız hepimize kutlu olsun. Ve Nilüfer’de 23 Nisan’ı yaşamak, her zaman bir başka güzeldir. Biz yıllardır bu meydanda buluşuyor, bayram coşkusunu omuz omuza bir şenliğe dönüştürüyoruz. Geçmiş yıllarda bu meydanı nasıl cıvıl cıvıl yaptıysak, bugün de aynı heyecanı paylaşıyoruz. Sizin gülümsemeniz, bizim geleceğe dair en büyük umudumuzdur” dedi. “Bugün doyasıya eğlenin, koşun, oynayın ve şarkılar söyleyin” diyen Başkan Şadi Özdemir, “Çünkü bu bayram sizin, bu kent sizin, aydınlık yarınlar sizin” sözleriyle çocuklara seslendi. Başkan Şadi Özdemir ayrıca, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnetle andığını belirtti. Nilüfer Kent Konseyi Çocuk Meclisi Başkanı Yasemin Arslan da demokrasinin temellerinin atıldığı ve bugünü tüm Dünya çocuklarına armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla andıklarını söyledi. Türkiye’nin en çocuk dostu kenti Nilüfer’de olduklarını hatırlatan Arslan, “Nilüfer’de bizlerin görüş ve önerilerine saygı duyarak süreçlere dahil olmamızın yolunu açan Başkanımız Şadi Özdemir’e, Nilüfer’in katılımcı çocukları olarak çok teşekkür ediyoruz. Ve siz sevgili arkadaşlarımı Çocuk Meclisimizin çalışmalarına katılmaya davet ediyorum” diye konuştu. SAHNEDE EĞLENCE VE SANAT Program akışında sahne etkinlikleri hız kesmeden devam etti. Tahta bacak gösterisi ve jonglör performansları çocuklardan büyük alkış alırken, Nilüfer Halk Dansları Çocuk Grubu’nun gösterisi meydandakilere görsel bir şölen sundu. Nilüfer Kent Konseyi Müzik Çalışma Grubu’nun dinletisi ve ardından gerçekleştirilen Fit Dans etkinliğiyle çocuklar hareket dolu anlar yaşadı. ATÖLYELERLE DOLU BİR GÜN Cumhuriyet Meydanı sahne gösterilerinin yanı sıra çocukların yaratıcılıklarını sergilediği pek çok atölyeye de ev sahipliği yaptı. Boyama, baskı ve seramik atölyelerinde çocuklar kendi eserlerini üretirken, okçuluk ve oyun olimpiyatları parkurlarında enerjilerini attılar. Nilüfer Belediyesi Gezici Kütüphanesi de meydandaki yerini alarak çocukları en sevilen kitaplarla buluşturdu. FİNAL “DAHA NELER BAND” İLE YAPILDI Günün ilerleyen saatlerinde Nilüfer Çocuk Korosu’nun konseriyle coşkulu anlar yaşayan katılımcılar, finalde sahne alan “Daha Neler Band” grubunun konseriyle bayram kutlamalarını zirveye taşıdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldırım’da Çocukların Bayramı Şölene Dönüştü Haber

Yıldırım’da Çocukların Bayramı Şölene Dönüştü

Yıldırım Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bu yıl da büyük bir coşku ve katılımla kutladı. Yıldırım Belediyesi Etkinlik Alanı’nda düzenlenen kutlama programına katılan çocuklar unutulmaz bir gün geçirdi. Ailelerin de yoğun ilgi gösterdiği kutlamalarda, bayramın neşesi Yıldırım’ın dört bir yanına yayıldı. Etkinlik alanında kurulan özel oyun ve gösteri alanlarında çocuklar; at binme deneyiminden geleneksel sokak oyunlarına, tahta bacak gösterisinden Hacivat ve Karagöz oyununa kadar pek çok aktiviteyle eğlenceli vakit geçirdi. Sirk gösterileri, masal anlatımları ve sahne performanslarıyla adeta bir şenlik havasına bürünen programda, Lemi Abi ve Zuzi Şov’un sahne aldığı anlar ise çocukların en çok ilgi gösterdiği bölümler arasında yer aldı. ‘ÇOCUKLARIMIZ HAZİNEMİZDİR’ Çocukları bu mutlu günde yalnız bırakmayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, etkinlik alanını gezerek miniklerle ve aileleriyle bir araya geldi. Bayram coşkusuna ortak olan Başkan Yılmaz, “23 Nisan, milletimizin bağımsızlık meşalesini yaktığı, egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçtiği müstesna bir gündür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu anlamlı günü çocuklara armağan etmesi, onlara duyulan güvenin ve sevginin en somut göstergesidir. Yıldırım Belediyesi olarak bizler de geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın yüzündeki bir tebessümü her şeyin üstünde tutuyoruz. Çocuklarımız bizim en büyük hazinemiz, yarınlarımızın mimarlarıdır. Onların nitelikli, donanımlı ve mutlu bireyler olarak yetişmesi için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Bugün burada gözlerindeki o parıltıyı görmek bizler için en büyük motivasyon kaynağı. Tüm çocuklarımızın ve milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum” ifadelerini kullandı.

Bursa Büyükşehir Meclisi’nde Söz  Çocukların Oldu Haber

Bursa Büyükşehir Meclisi’nde Söz  Çocukların Oldu

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM’nin açılışının yıl dönümü kutlamaları kapsamında ‘Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Çocuk Oturumu’, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba’nın katılımıyla gerçekleşti. Programın başında konuşan Metehan Geçin isimli öğrenci, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlamak amacıyla bir araya gelmekten büyük heyecan duyduğunu söyledi. 23 Nisan’ın, Türk Milleti’nin bağımsızlık iradesinin tüm dünyaya ilan edildiği çok önemli bir gün olduğunu söyleyen Geçin, “23 Nisan’ı daha da özel yapan ise bu önemli günün çocuklara armağan edilmiş olmasıdır. Çünkü çocuklar; sevginin, umudun, kardeşliğin ve güzel yarınların temsilcisidir. Biz çocuklara güvenen bir milletin geleceği, daima aydınlık olacaktır. Bugünün çocukları olan bizler, yarın ülkesine hizmet edecek doktorlar, mühendisler, sanatçılar, sporcular ve yöneticiler olacağız. Çünkü güçlü bir ülke; mutlu çocuklar ve iyi yetişmiş nesillerle kurulur. Bize bu güzel bayramı armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, vatanımız için emek veren tüm kahramanlarımızı saygı, sevgi ve hürmetle anıyorum. Başta ülkemiz olmak üzere dünyadaki tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum” diye konuştu. “SİZLER, BİZİM GELECEĞİMİZİN TEMİNATISINIZ” Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba da meclise katılan tüm çocuklara teşekkür etti. 23 Nisan’ın Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı gün olduğunu vurgulayan Başkan Vekili Biba, “23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, bağımsızlığımızın ve milli irademizin simgesidir. Sevgili çocuklar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bugünü armağan ederek sizlere ne kadar güvendiğini ve sizleri ne kadar önemsediğini gösterdi. Sizler bizim geleceğimizin teminatısınız. Oturduğunuz bu koltukların da asıl sahiplerisiniz. Eğitimden spora, sağlıktan sanata, farklı alanlarda bu ülkeye hizmet edecek çok önemli görevler üstleneceksiniz. Atacağınız her adımda ülkemizi daha da ileri götürecek ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize armağan ettiği bu ülkenin bayrağını daha yükseğe kaldırmak için mücadele edeceksiniz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı tebrik ediyor, hepinizi gözlerinizden öpüyorum” ifadelerini kullandı. Öğrenci Yusuf Mirza’nın okuduğu 23 Nisan temalı şiirin ardından Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, koltuğunu temsili Meclis Başkanı Merve Nur Uçkan’a bıraktı. Minik Başkan Merve Nur Uçkan, çocuklar adına oturum başlangıç konuşmasını gerçekleştirerek sözü meclis üyesi çocuklara verdi. Oturumda, mahallelerdeki çocuk oyun alanlarının artırılması, sokakların çocukların oyun oynamasına uygun şekilde düzenlenmesi, daha temiz bir çevre için farkındalık çalışmaları yapılması, çocuklara yönelik kültür, sanat ve spor etkinliklerinin artırılması, kütüphane ve çalışma alanlarının geliştirilmesi, şehirde yaşayan tüm çocukların erişilebilir ve eşit haklara sahip olması ve her türlü şiddetin son bulması gibi kararlar alındı. Çocuk Meclisi oturumunun ardından Başkan Vekili Şahin Biba ve Uluslararası Balkan Dernekleri Federasyonu’ndan Kosova, Makedonya ve Gürcistan’ı temsil eden çocuklar arasında hediyeleşme merasimi gerçekleştirildi. Program, Başkan Vekili Biba ve tüm çocukların toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Topluluğu 100 Yaşında Haber

Koç Topluluğu 100 Yaşında

Bu özel yıl için hazırlanan “Unutulmaz Yüzlerle Dolu Bizim 100’ümüz” filminin lansmanının yapıldığı Vehbi Koç Ödül Töreni’nde konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Topluluğun Cumhuriyet ile şekillenen köklü birikimini, kalkınma ve müşterek refah anlayışını ve ikinci yüzyıla taşınan değerlerini vurguladı. Törende Halit Ergenç ve Alança Oskay, orkestra eşliğinde filmi sahnede canlı seslendirdi. 25. Vehbi Koç Ödülü’nün bu seneki kazananı ise Kültür alanında Canan Tolon oldu. Tolon göç, yıkım ve zaman gibi temalar üzerinden günümüzün toplumsal gerçekliklerine işaret ediyor. 1926 yılında merhum Vehbi Koç tarafından temelleri atılan Koç Topluluğu, 100. yaşını kutluyor. Topluluk, 100. yılına, 25. Vehbi Koç Ödül Töreni kapsamında düzenlenen gecede, bu özel yıl için hazırlanan filmle adım attı. Halit Ergenç ve Alança Oskay’ın sahnede orkestra eşliğinde canlı seslendirdiği “Unutulmaz Yüzlerle Dolu Bizim 100’ümüz” filmi izleyicilerden büyük alkış aldı. Divan Kuruçeşme’de gerçekleştirilen törende, Topluluğun geçmişten bugüne uzanan hikâyesi ve ikinci yüzyıla dair perspektifi aktarıldı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, sözlerine “Bu yıl 25’incisini düzenlediğimiz Vehbi Koç Ödül Töreni bizim için her zamankinden daha anlamlı ve özel. Zîrâ bu sene kurucumuz merhûm Vehbi Bey’in temellerini attığı Koç Topluluğu’nun 100’üncü yaşını idrâk ediyoruz” diye başladı. “100. yıl filmimizde de vurguladığımız gibi; asırlık tarihimizi sâdece unutulmaz hikâyeler değil, bu hikâyeleri mümkün kılan yüzler de oluşturuyor. İşte bu sebeple bizim yüz yılımız unutulmaz yüzlerle dolu” diye devam eden Koç, sahada, fabrikalarda, ofislerde sorumluluk alan çalışma arkadaşları, bayileri, iş ortaklarının emekleri neticesinde 100. yaşlarını büyük bir gurur ve sevinçle kutladıklarını dile getirdi. Ömer Koç: “Topluluğumuz 100 yıllık hikâyesinde yatırımı ve istihdâmı kalkınmanın ve müşterek refahın en önemli unsurları olarak görmüştür” Topluluğun, Millî Mücâdele’den yeni çıkmış bir memlekette, Cumhuriyet’in ilânı ile şekillenen parlak bir istikbâl tasavvurunun içinde doğduğunu hatırlatan Ömer Koç, “Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, küllerinden doğan bir ulusa istikâmet çizerek bir medeniyet ve aydınlanma projesi inşâ etmiştir. Bu şartlar içerisinde kurulmuş olan Topluluğumuz; Cumhuriyet’in fikir ve ilkelerini samîmiyetle benimsemiş, değerlerini kendisine rehber edinmiştir” dedi. Topluluğun bir asırlık yolculuğunda sanayileşme, kalkınma ve kurumsallaşmanın öncülerinden olduğuna dikkat çeken Koç, bu süreçte pek çok alanda ilkleri gerçekleştirdiklerini belirtti. Kuşaklar boyunca inşâ edilen birikim neticesinde bugün 60’ın üzerinde ülkede 120 binden fazla çalışanla faaliyet gösteren uluslararası bir teşkilât hâline geldiklerini anlatan Koç, Topluluğun büyüme anlayışına dair ise şunları söyledi: “Topluluğumuz eğitime, bilime, kültüre ve sanâta katkıyı sorumluluğunun ayrılmaz bir parçası addetmiştir. Bu anlayışın bir yansıması olarak, 57 yıl önce Vehbi Koç Vakfı kurulmuştur. Vehbi Bey’in ‘insânî ve millî bir vazîfe’ olarak târif ettiği hayır işleri, kurumlara ilâve olarak hayata geçirilen projeler, burs programları ve sivil topluma verilen desteklerle yürütülmeye devam etmektedir.” Ömer Koç: “Kültür ve sanâta katkıyı bir tercih değil, insanımıza ve Cumhuriyetimize borç ve vazgeçilmez bir mesûliyet olarak değerlendiriyoruz” Ömer Koç her sene dönüşümlü olarak eğitim, kültür ve sağlık alanlarında Türkiye’nin ve Türk insanının gelişimine katkı sunan kıymetli isimlere verilen Vehbi Koç Ödülü’nün de bu çerçevede önemli bir rol üstlendiğine değindi. Bu seneki ödülün “kültür” sahasında verildiğine dikkat çeken Koç, “Bu yılki ödüle layık görülen sanatçı da; alışılmış kalıpların ötesine geçen, düşünmeye dâvet eden bir yaklaşımı temsîl ediyor. Sanatın en kıymetli tarafı alışılmışı sorgulatması ve değişimi teşvik etmesidir. Bundan dolayı kültür ve sanâta katkıyı bir tercih değil, insanımıza ve Cumhuriyetimize borç ve vazgeçilmez bir mesûliyet olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu. Ömer Koç: “Gelecek 100 yılın eşiğindeyiz. Aynı inanç, aynı vizyon, aynı vatan sevgisiyle, yılmadan yorulmadan yolumuza devam edeceğiz” Ömer Koç, konuşmasına şöyle devam etti: “İkinci yüzyılına adım atmış bir Topluluk olarak; tecrübemizden aldığımız güçle ve değerlerimizin işâret ettiği istikâmete doğru yolumuza devâm edeceğiz. Değişen dünyâyı isâbetle okuyan, bilimi ve aklı rehber edinen, değerlerinden taviz vermeyen bir anlayışla hareket edeceğiz. İlk yüzyılımızda olduğu gibi, gelecekte de yalnız yürümeyeceğimizi biliyoruz. Çalışma arkadaşlarımız, bayilerimiz, iş ortaklarımız; en büyük güvencemiz olmaya devâm edecek. Ortak başarılarla dolu bir 100 yılı geride bıraktık, gelecek 100 yılın eşiğindeyiz. Aynı inanç, aynı vizyon ve aynı vatan sevgisiyle yılmadan yorulmadan yolumuza devam edeceğiz.” Bu yılki Vehbi Koç Ödülü’ne Canan Tolon layık görüldü 25.Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi Canan Tolon ise sözlerine “Vehbi Koç Vakfı’nın bugün verdiği bu ödül benim için geleceğe dönük bir destek ve aynı zamanda bir cesaret kaynağı. Beni bu değerli ödüle layık gören Vehbi Koç Vakfı’na ve Seçici Kurul üyelerine çok teşekkür ediyorum” diye başladı. “Çocukken, ‘İstediğin her şey olabilirsin’ mottosu benim için hiç geçerli değildi. Hatta biraz ürkütücü de geliyordu. Bunları erken yaşta bilmek garip bir şekilde benim için bir özgürlük oldu. Ve hayal kurmak için bir engel değildi” diyen Tolon, sanat üretimini ‘yalnız ama zihinsel olarak kalabalık bir süreç’ olarak tanımladı ve şöyle ekledi: “Sanat üretimi çok yalnız bir süreçtir; ama zihinde bir kalabalıkla birlikte yaratılır, üretilir ve oluşur. Size yakın olanlar, henüz tanımadıklarınız, ya da hiçbir zaman tanışmayacaklarınız… Onlarla bir diyalog kurduğunuzu hayal edersiniz. Hayal kurmak bir güçtür.” Tolon göç, yıkım ve zaman gibi temalar üzerinden günümüzün toplumsal gerçekliklerine işaret ediyor Tolon, insan deneyimi, değişim ve hafıza etrafında şekillenen çalışmalarıyla didaktik bir dil kurmak yerine sorular soran, izleyiciyi düşünmeye davet eden bir yaklaşım benimsiyor. Göç, yıkım ve zaman gibi temalar üzerinden günümüzün toplumsal gerçekliklerine işaret ederken, mekânı parçalayarak ve katmanlayarak kurduğu çok boyutlu anlatımıyla dikkat çekiyor. Tolon bu ödüle, Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu’nun yanı sıra Prof. Dr. Zeynep Çelik, Prof. Dr. Ayla Ödekan, Kerem Kabadayı, Murathan Mungan ve Sadık Karamustafa’dan oluşan Seçici Kurul’un önerdiği üç aday arasından seçilerek layık görüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de 23 Nisan Coşkusu Dolu Dolu Yaşanacak Haber

Nilüfer’de 23 Nisan Coşkusu Dolu Dolu Yaşanacak

Nilüfer Belediyesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında geniş kapsamlı bir şenlik düzenliyor. Çocukların bayram sevincini doya doya yaşaması ve aileleriyle birlikte keyifli vakit geçirmesi amacıyla planlanan Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenecek “Nilüfer Çocuk Şenliği”, gün boyu sürecek etkinliklerle kentte bayram coşkusu yaşatacak. SAHNE HİÇ BOŞ KALMAYACAK Şenlik programı, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve Nilüfer Kent Konseyi Çocuk Meclisi Yasemin Arslan’ın açılış konuşmalarıyla başlayacak. Sahne etkinlikleri, Nilüfer Çocuk Korosu’nun vereceği mini konserin ardından alana yayılacak bando takımının performansıyla devam edecek. Gün boyunca sahne alacak olan Nilüfer Belediyesi Müzik Eğitim Çalışmaları Öğretmenleri, Nilüfer Kent Konseyi Müzik Çalışma Grubu ve Nilüfer Halk Dansları Çocuk Grubu, katılımcılara müzik ve dans dolu anlar yaşatacak. Tülay Hoca eşliğinde yapılacak zumba etkinliğiyle enerjinin yükseleceği şenlikte, “Daha Neler Band” grubu sahneye çıkarak konser verecek. SANAT, SPOR VE EĞLENCE BİR ARADA Alanda kurulan stantlarda çocuklar ilgi alanlarına göre farklı atölyelere katılarak becerilerini geliştirme fırsatı bulacak. Alanda; seramik broş, serbest boyama, çanta baskı, rüzgargülü ve 23 Nisan temalı yaka rozeti yapımı gibi faaliyetler yer alacak. Hareket etmeyi seven çocuklar için ise okçuluk, badminton ve speedball gibi sportif etkinliklerinin yanı sıra özel oyun olimpiyatları düzenlenecek. Şenlik alanı tahta bacak, jonglör ve palyaço gösterileriyle renklenirken; tırmanma dağı, bungee run, engelli parkur gibi oyun alanlarıyla çocuklar enerjilerini atacak. Etkinlikte, çocukları kitaplarla buluşturacak Gezici Kütüphane de yer alacak. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR’DEN DAVET Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, çocukların bayram coşkusunu paylaşmak için tüm hazırlıkları tamamladıklarını belirterek “Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dünya çocuklarına armağan ettiği bu anlamlı günü, Nilüfer’de çocuklarımıza yakışır bir şekilde kutluyoruz. Onların neşesi, heyecanı ve gülümsemesi bizim geleceğe ve ülkemize dair en büyük umudumuzdur. Tüm çocuklarımızı ve ailelerini, onlar için özenle hazırladığımız bu şenlikte bayramın tadını çıkarmaya davet ediyorum” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Hekimleri İlk Adımı Attı Haber

Geleceğin Hekimleri İlk Adımı Attı

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi 2025-2026 Akademik Yılı 1. sınıf öğrencileri, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen törenle hekimlik mesleğinin simgesi olan beyaz önlüklerini giydi. Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerine yeni başlayan geleceğin hekimleri, kutsal mesleklerine ilk adımı atmanın gururunu yaşadı. Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirilen "14 Mart Tıp Bayramı ve Beyaz Önlük Giyme Töreni", akademi dünyasını ve geleceğin doktorlarını bir araya getirdi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “İyi hekim olmanın yolu önce iyi insan olmaktan geçer” Ailelerin de ilgi gösterdiği törende konuşan Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hekimlik mesleğinin yalnızca bilimsel bilgiye dayalı bir alan olmadığını, aynı zamanda etik değerler, insanlık ve iletişim becerileriyle şekillenen bir meslek olduğunu vurguladı. Beyaz önlük giyme töreninin hekim adaylarının hayatında unutulmaz bir dönüm noktası olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan hayatında unutulmayacak bazı günler vardır. Beyaz önlük giyme töreni de bu açıdan çok önemli bir gün. Öğrencilerimizin meslek hayatları boyunca hatırlayacakları anlamlı bir başlangıçtır.” dedi. Hekimliğin hem bir bilim hem de bir sanat olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Hekimlik sadece bir meslek değildir; aynı zamanda bir sanattır ve bilimle birlikte yürür. Bu nedenle iyi hekim olmadan önce iyi insan olmak gerekir. İyi insan olmayı başaramayan bir kişinin iyi hekim olması mümkün değildir.” diye konuştu. Prof. Dr. Tarhan, hekimliğin dünyada etik kuralları en erken gelişmiş mesleklerden biri olduğunu belirterek, meslek hayatında etik ilkelere bağlı kalmanın önemine dikkat çekti ve “Meslek hayatında sizi en güçlü şekilde koruyacak kalkan etik ilkelerdir. Küçük bir yanlış ya da küçük bir yalan zamanla büyük hatalara dönüşebilir. Büyük kötülükler çoğu zaman küçük bir hatayla başlar.” ifadesinde bulundu. “Bilimsel merakınızı kaybetmeyin” Prof. Dr. Tarhan, tıp alanında bilginin hızla değiştiğini belirterek genç hekim adaylarının sürekli öğrenmeye açık olması gerektiğini ifade ederek, “Bilginin yarı ömrü eskiden 30 yıldı, bugün 3 yıla kadar düştü. Bu nedenle bilimsel merakınızı kaybetmemek çok önemli. Hastaya zarar vermenin yollarından biri de onu tedavisiz bırakmaktır. Yeni bilgileri takip etmek, literatürü sürekli güncel tutmak gerekir.” şeklinde konuştu. “Tevazu ve eleştiriye açıklık hekimi geliştirir” Başarılı bir hekim olmanın önemli özelliklerinden birinin tevazu olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Tevazu, insana ‘Ben hata yapabilirim’ duygusunu verir. Bu duygu eleştiriye açık olmayı sağlar. Araştırmalar tevazu sahibi kişilerin daha az hata yaptığını ve karar mekanizmalarını daha sağlıklı kullandığını gösteriyor.” dedi. “İletişim, bazen ilaçtan daha etkilidir” Prof. Dr. Tarhan, hekim-hasta ilişkisinde iletişimin önemine dikkat çekerek, “İlaçtan daha etkili bir yöntem vardır; iletişim. Hastayla kurulan güven ilişkisi tedavinin başarısını doğrudan etkiler.” diye konuştu. Plasebo etkisinin de bu güven ilişkisini gösteren bilimsel bir örnek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, hastanın hekime güvenmesi durumunda tedavi sürecinin daha olumlu ilerleyebildiğini söyledi. “Hastayı vaka değil insan olarak görmek gerekir” Prof. Dr. Tarhan, hekimlikte yapılan en büyük hatalardan birinin hastayı yalnızca bir “vaka” olarak görmek olduğunu dile getirerek, “Hastayı vaka olarak değil insan olarak görmek gerekir. Hastayı dinlemek, onun duygularını anlamak tanı koymada ve tedavide büyük fark yaratır.” ifadesinde de bulundu. Konuşmasında İbn-i Sina’nın hekimlik anlayışına da değinen Tarhan, “İbn-i Sina’nın dediği gibi; ‘Hekim bazen tedavi eder, çoğu zaman teselli eder.’ Hekimin görevi sadece tedavi etmek değil, aynı zamanda hastaya umut ve güven verebilmektir.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Tarhan, konuşmasının sonunda hekimliğin insan hayatına doğrudan dokunan çok özel bir meslek olduğunu belirterek, “Hekimin eli kutsaldır denirken aslında insanın varoluşuna ve hayatına dokunabilen bir meslekten söz edilir. Bu mesleğin size sunduğu fırsatı etik değerler ve insan sevgisiyle değerlendirmenizi diliyorum.” dedi. Prof. Dr. Hikmet Koçak: “Hekimlik bir meslek değil, bir yaşam tarzıdır” 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen beyaz önlük giyme töreninde konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Koçak, hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı olduğunu vurgulayarak tıp öğrencilerini tebrik etti ve “İnsan hayatında önemli aşamalar vardır. Bunlardan biri de liseden sonra meslek seçme dönemidir. Belki bazılarınız kendi isteğiyle, bazılarınız da ailelerinin yönlendirmesiyle bu yolu seçti. Ancak sonuçta en kıymetli mesleklerden biri olan hekimliği tercih ettiniz. Hepinizi tebrik ediyorum, hayırlı olsun.” dedi. “Beyaz önlük güven ve sorumluluğun sembolüdür” Prof. Dr. Koçak, beyaz önlüğün hekimlik mesleğinde önemli bir sembol olduğunu belirterek, “Beyaz önlüğü giydiğinizde karşınızdaki hastaya aslında şu mesajı veriyorsunuz: ‘Bana güvenebilirsiniz. Ben sizin dertlerinize çare bulmak için kendimi bu mesleğe adadım.’ Aynı zamanda hekimlik, hastanın sırlarını korumayı da gerektirir. Çünkü hekim ile hasta arasında güçlü bir güven ilişkisi vardır.” ifadesinde bulundu. “Steteskop sadece bir araç değil, emeğin sembolüdür” Hekimliğin bir diğer önemli simgesinin steteskop olduğunu ifade eden Prof. Dr. Koçak, “Steteskop sadece bir kalbi dinlemek için kullanılan bir araç değildir. Gençliğinizi, hayallerinizi ve emeğinizi temsil eden bir semboldür. Beyaz önlük ve steteskop bir araya geldiğinde karşınızdaki insana güven veren bir hekim kimliği ortaya çıkar.” dedi. “Tıp geçmişten gelen bir birikimin devamıdır” Konuşmasında tıp tarihine de değinen Prof. Dr. Koçak, hekimliğin geçmişten bugüne birikerek gelen bir bilgi ve deneyim alanı olduğunu vurguladı. Bu kapsamda Hikmet Boran’ın Kurtuluş Savaşı dönemindeki rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Koçak, ayrıca Osmanlı döneminde radyoloji alanında öncü çalışmalar yapan hekimleri de anarak, Esad Feyzi’nin Türkiye’de ilk röntgen ışınlarını getiren hekimlerden biri olduğunu, İbrahim Vasıf Çınar’ın ise röntgen uygulamalarında öncü çalışmalarıyla tanındığını ifade etti. Prof. Dr. Koçak, “Hekim, geçmişten bugüne kadar oluşan bütün birikimi üzerinde taşıyan kişidir. Bugün burada aldığınız eğitim, geçmişte bu mesleğe emek vermiş insanların katkıları sayesinde mümkün olmuştur.” diye konuştu. Konuşmasının sonunda sağlığın insan hayatındaki değerine değinen Prof. Dr. Koçak, Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” ünlü dizelerini hatırlattı. Prof. Dr. Haydar Sur: “Beyaz önlük törenleri hekimlik yolculuğunun unutulmaz anlarıdır” Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, törende yaptığı konuşmada, hekimlik mesleğinin değerlerinin kuşaktan kuşağa aktarılan bir emanet olduğunu vurguladı ve “Törenler aslında çok önemlidir; çünkü hayatımızın ilkelerinin görünür hale geldiği anları yaşarız. Öğrencilerimizin bugün yaşayacağı bu beyaz önlük giyme töreni, onların meslek hayatları boyunca unutamayacakları anlardan biri olacaktır.” dedi. “Hekimlik değerleri bir emanettir” Akademisyenlerin öğrencileri yetiştirme sorumluluğunu büyük bir onurla taşıdıklarını ifade eden Prof. Dr. Sur, hekimlik mesleğinin temel ilkelerinin geçmişten bugüne aktarıldığını söyledi ve “Bizler burada akademik önlüklerimizle, öğrencilerimizi yetiştirmek için şerefle karşınızdayız. Bu ilkeler bize gökten inmedi; bizden önceki hocalarımızın bize bıraktığı emanetlerdi. Biz de bu emaneti kendi öğrencilerimize devrediyoruz. Eminim ki öğrencilerimiz bu emaneti bizden daha iyi sahiplenip bir sonraki kuşaklara aktaracaklar. Böylece bilim ilerleyecek, insanlığa daha iyi hizmet sunulacaktır” diye konuştu. “Öğrencilerimizi gördükçe umutlanıyoruz” Konuşmasında dünyada yaşanan savaşlar ve haksızlıklara da değinen Prof. Dr. Sur, bu durumların kendisini derinden üzdüğünü ifade etti ve “Dünyadaki savaşlar, haksızlıklar ve mazlumların yaşadığı acılar karşısında içim kan ağlıyor. Dünya hüzün içinde olabilir; ancak öğrencilerimizi gördüğümüz zaman içimiz umutla doluyor.” şeklinde konuştu. Tıp öğrencisi Yusuf Alpay: “Hekimlik yalnızca bir meslek değil, ömür boyu süren bir öğrenme yolculuğu” Tıp Fakültesi Türkçe 1. Sınıf Temsilcisi Yusuf Alpay, hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını atmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, tıp eğitiminin yalnızca bilgi değil aynı zamanda insan hayatına dokunma sorumluluğu taşıdığını vurguladı ve “Tıp ailesinin en genç üyeleri olarak yıllarca hayalini kurduğumuz hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını attığımız bu dönemde böylesine köklü ve onurlu bir ailenin parçası olmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi. Beyaz önlük sadece bir kıyafet değil Tıp fakültesine başlamanın yalnızca akademik bir süreç olmadığını vurgulayan Alpay, “O bembeyaz önlükleri omuzlarımıza geçirirken aslında sadece bir önlük giymediğimizi çok iyi biliyorduk. O önlük şifayı, umudu, merhameti ve insan hayatına duyulan derin saygıyı temsil ediyordu. Steteskoplarımız şimdilik çoğu zaman kendi heyecanlı kalp atışlarımızı dinliyor. Hücrenin, dokunun ve insan bedeninin o muazzam düzenini yeni yeni keşfediyoruz. Ancak biliyoruz ki bugün bu sıralarda öğrendiğimiz her bilgi, yarın bir insanın hayatına dokunacaktır.” ifadesinde bulundu. 14 Mart aynı zamanda bir direnişin sembolü Alpay, 14 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını belirterek, “1919 yılında İstanbul işgal altındayken Tıbbiyeli öğrenciler okulun iki kulesi arasına devasa bir Türk bayrağı asarak bağımsızlık ateşini yakmışlardı. Tıbbiyeli Hikmet Boran ve arkadaşlarının ortaya koyduğu cesaret yalnızca bir bayrak asma eylemi değil; bilimin, özgürlüğün ve vatan sevgisinin güçlü bir sembolüdür.” dedi. Tıp öğrencisi Emre Aydın: “Beyaz önlük yalnızca bir kumaş değil, büyük bir sorumluluğun simgesidir” 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen törende konuşan İngilizce Tıp 1. sınıf öğrenci temsilcisi Emre Aydın da hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını atmanın gururunu yaşadıklarını belirterek beyaz önlüğün sadece bir sembol değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluğun ifadesi olduğunu vurguladı. Aydın, öğrencilerin bu noktaya büyük fedakârlıklarla geldiğini ifade ederek, “Bugün giyeceğimiz bu beyaz önlüğün her bir parçasında geçmişteki uykusuz gecelerimizin, verdiğimiz emeklerin ve döktüğümüz alın terinin izleri var. Kimimiz uykusundan, kimimiz sosyal hayatından, kimimiz de gençliğinin en güzel anlarından feragat ederek bu noktaya geldi.” dedi. Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe verdiği öneme de değinen Aydın, “Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe yürümeye söz veriyoruz. ‘Bütün ümidim gençliktedir’ sözüne layık bireyler olarak aklın, vicdanın ve bilimin rehberliğinde mesleğimizi icra edeceğiz.” ifadesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Sigorta’ya Ulusal ve Uluslararası   Altı Ödül Birden Haber

Anadolu Sigorta’ya Ulusal ve Uluslararası Altı Ödül Birden

“100 Yıllık İmza – Anadolu Sigorta 100. Yıl Gala Gecesi” ve prestij kitabı ile kurumsal hafızasını geleceğe taşıyan şirket, “Ormanın Gözleri” projesiyle de risk yönetimi uzmanlığını çevresel sorumlulukla buluşturarak ikinci yüzyılına güçlü bir iletişim performansıyla adım attı. Anadolu Sigorta’nın ulusal ve uluslararası arenada elde ettiği iletişim başarıları, şirketin 100. yıl vizyonunu yalnızca bir kutlama süreci olarak değil; itibar yönetimi, toplumsal fayda ve stratejik dönüşüm ekseninde kurguladığını ortaya koydu. Şirket, hem küresel ölçekte düzenlenen Mercury Excellence Awards’ta iki ayrı kategoride Bronz ödül kazanarak uluslararası başarıya imza attı hem de PRİDA İletişim Ödülleri’nde dört ayrı kategoride ödüle layık görülerek iletişim alanındaki bütüncül yaklaşımını tescilledi. Uluslararası arenada çifte başarı Anadolu Sigorta, iletişim, pazarlama ve kurumsal itibar alanlarında bağımsız bir değerlendirme sistemi olan Mercury Excellence Awards’ta iki ödül kazandı. Şirket, 100. yılına özel olarak hayata geçirdiği “100 Yıllık İmza – Anadolu Sigorta 100. Yıl Gala Gecesi” ile “Özel Etkinlikler: Diğer/Çeşitli – Yıldönümü” kategorisinde; sürdürülebilirlik vizyonunu yansıtan “Ormanın Gözleri” projesi ile ise “Kampanyalar: Kurumsal Sosyal Sorumluluk Uygulamaları” kategorisinde Bronz ödüle layık görüldü. PRİDA’da dört ayrı kategoride ödül Anadolu Sigorta’nın 100. yıl iletişim çalışmaları, Türkiye’de de önemli bir başarı elde etti. Şirket, İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği (İDA) tarafından düzenlenen PRİDA İletişim Ödülleri’nde dört ayrı kategoride ödül kazandı. “Anadolu Sigorta 100. Yıl İletişim Çalışmaları” İtibar Yönetimi kategorisinde PRİDA ödülünü alırken; “100 Yıllık İmza – Anadolu Sigorta 100. Yıl Gala Gecesi” Etkinlik İletişimi kategorisinde BAŞARI ödülü kazandı. Şirketin bir asırlık yolculuğunu belgeleyen “Yüzyıllık İmza” prestij kitabı, Kurumsal Yayın ve Raporlar kategorisinde BAŞARI ödülüne layık görülürken, Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen “Ormanın Gözleri” projesi de Kurumsal Sosyal Sorumluluk İletişimi kategorisinde BAŞARI ödülü aldı. Sahnede ödüller Anadolu Sigorta adına, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Birim Müdürü Ayça Albayrak Sezgin’e takdim edildi. “100. yılımız kapsamında yürüttüğümüz çalışmalar bir kutlama sürecinin çok ötesine geçti” Anadolu Sigorta Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik ve Afet Yönetimi Koordinatörü Berna Semiz Ergüntan, söz konusu ödüllerin şirketin iletişim stratejilerinin ve toplumsal fayda odaklı projelerinin ulusal ve uluslararası standartlarda değer ürettiğinin güçlü bir göstergesi olduğunu vurguladı. Ergüntan, şirketin başarısıyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “100. yıl kapsamında yürüttüğümüz çalışmalar, bir kutlama sürecinin çok ötesine geçti. Neredeyse Cumhuriyet’le yaşıt şirketimizin tarihsel birikimini, kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla başlayan yolculuğumuzu ve geleceğe dönük hedeflerimizi bütüncül bir anlatıyla ortaya koyduk. “100 Yıllık İmza – Anadolu Sigorta 100. Yıl Gala Gecesi” kurumsal hafızamızı sahne performansları ve güçlü bir içerik kurgusuyla buluşturdu. Bu sürecin önemli parçalarından biri olan “Yüzyıllık İmza” prestij kitabımız ise şirketimizin bir asırlık serüvenini sigortacılığın tarihini de kayıt altına alarak kurumsal mirası kalıcı hale getirdi. Ayrıca yine Mercury Excellence Awards’ta ve PRİDA’da ödüllendirilen “Ormanın Gözleri” projemiz ise Anadolu Sigorta’nın risk yönetimi uzmanlığını çevresel sorumlulukla buluşturan örnek bir model olarak öne çıkıyor. 2022 yılından bu yana Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürüttüğümüz projemizde insansız ve yeni nesil yangın gözetleme kuleleriyle yüz binlerce hektarlık alan gözetim altına alıyoruz. Ormanın Gözleri projesi yangınların erken tespitine katkı sunarken kaçak kesim, yasa dışı yapılaşma ve yaban hayatının korunması gibi alanlarda da önemli bir işlev üstleniyor. “ İletişimde bütüncül başarı Anadolu Sigorta’nın ulusal ve uluslararası ölçekte kazandığı bu ödüller, şirketin 100. yıl iletişimini yalnızca geçmişe dönük bir anlatı olarak değil, itibar, sürdürülebilirlik, toplumsal fayda ve stratejik dönüşüm odağında kurguladığını gösteriyor. Kurumsal yayınlardan gala gecesine, sosyal sorumluluk projelerinden itibar yönetimine uzanan geniş bir yelpazede elde edilen başarılar, Anadolu Sigorta’nın ikinci yüzyılına güçlü bir iletişim altyapısı ve küresel ölçekte kabul gören projelerle adım attığını ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’in Şampiyon Kızları Kupaları Başkan Şadi Özdemir’e Getirdi Haber

Nilüfer’in Şampiyon Kızları Kupaları Başkan Şadi Özdemir’e Getirdi

Bursa’da düzenlenen basketbol turnuvaların önemli başarılara imza atan Nilüfer Belediyespor Basketbol Kız Takımı, iki farklı kategoride birden şampiyonluk sevinci yaşadı. Sporcular, U16 ve U18 kategorilerinde elde ettikleri Bursa şampiyonluğu kupalarını Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ile paylaştı. Nilüfer Belediyesi Halk Evi’ndeki başkanlık makamında gerçekleşen ziyarete; Nilüfer Belediyespor Kulübü As Başkanı Mehmet İlker Şener, kulüp yöneticileri, teknik ekip ve şampiyon sporcular katıldı. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR’DEN ŞAMPİYON SPORCULARA TEBRİK Şampiyon sporcuları ve teknik heyeti tek tek kutlayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sporun sadece kazanmaktan ibaret olmadığını vurguladı. Galibiyetin keyifli olduğunu ancak asıl değerin fair-play ruhunda yattığını belirten Başkan Şadi Özdemir, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” sözünü hatırlattı. Başkan Şadi Özdemir genç sporculara şu tavsiyelerde bulundu: “Başarılarınızdan dolayı hepinizi tebrik ediyorum. Ancak hayat sadece spordan ibaret değil. Eğitim hayatınızı aksatmadan, derslerini ihmal etmeden sporu sürdürmelisiniz. Hem okulda hem de sahada başarılı olmanız bizim için çok değerli.” SPORCULARA DESTEK SÖZÜ Nilüfer Belediyesi’nin kadın sporculara yönelik desteğinin devam edeceğini belirten Başkan Şadi Özdemir, “Her zaman ‘Nilüfer bir kadın şehridir’ diyoruz. Böyle bir şehirde belediye de spor yapan kız çocuklarının ve kadınların yanında olmalı. Biz her zaman sizin destekçiniz olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. “KENDİLERİNDEN BÜYÜK RAKİPLERİ YENDİLER” Ziyarette konuşan Nilüfer Belediyespor Kulübü As Başkanı Mehmet İlker Şener de, elde edilen başarının önemine dikkat çekti. Şener, sporcuların kendilerinden yaşça büyük ekiplere karşı mücadele ettiklerini belirterek, “Oyuncularımız hem U16 hem de U18 kategorilerinde finalde Bursa Büyükşehir Belediyespor Kulübü’nü yenerek kupayı kulübümüze kazandırdı” dedi. Ziyaret, Başkan Şadi Özdemir’in sporculara ve teknik ekibe hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Atatürk ve Cumhuriyet’in Bursa’daki İzleri Nilüfer’de Konuşuldu Haber

Atatürk ve Cumhuriyet’in Bursa’daki İzleri Nilüfer’de Konuşuldu

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Tematik Buluşmalar” söyleşisinin bu ayki konuğu, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan oldu. Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen “Atatürk Bursa’sında Modernleşme: Lider ve Şehir” başlıklı söyleşide Arslan, Atatürk’ün Bursa’ya gerçekleştirdiği ziyaretlerin arka planını ve kentin sosyal, ekonomik ve kültürel değişimini katılımcılara aktardı. “CUMHURİYET BURSA’YI YENİDEN AYAĞA KALDIRDI” Bursa’nın genellikle “Osmanlı’nın ilk başkenti” kimliğiyle ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, kentin Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemindeki stratejik öneminin de en az Osmanlı dönemi kadar kritik olduğunu vurguladı. 19’uncu yüzyıl sonunda Bursa’nın kozmopolit yapısı ve ipek ticaretine dayalı güçlü ekonomisinin, savaşlar ve Yunan işgaliyle büyük bir yıkıma uğradığını anımsatan Arslan, “İşgal, meclis kürsüsüne siyah örtü örtülmesine neden olacak kadar derin bir yastı. Ancak Cumhuriyet, yangın yeri olan bu şehri yeniden ayağa kaldırdı” diye konuştu. ATATÜRK’ÜN BURSA ZİYARETLERİ Atatürk’ün Bursa’yı 17 kez ziyaret ettiğini ve bu gezilerin sıradan geziler olmadığını ifade eden Arslan, şu detayları paylaştı: “Atatürk, Mudanya Mütarekesi’nden hemen sonra, henüz saltanatı kaldırmadan Bursa’ya gelerek nabız yoklamıştır. Bursa, devrimlerin, özellikle de Şapka İnkılâbı’nın toplumsal kabulü açısından bir laboratuvar işlevi görmüştür. Henüz kanun çıkarılmadan Bursalılar, Atatürk’ü şapkalarıyla karşılayarak değişime destek vermiştir. Atatürk, protokol kurallarından hoşlanmaz, halkın, esnafın, öğrencinin içine karışırdı. Bu samimiyet, devrimlerin tabana yayılmasını sağladı.” SANAYİ HAMLESİ Arslan, söyleşide, Cumhuriyet öncesi el tezgahlarına dayalı ipek üretiminin, Cumhuriyet ile birlikte Merinos ve Gemlik Suni İpek gibi fabrikalarla endüstriyel bir boyuta taşındığına dikkat çekti. Arslan, bu fabrikaların sadece üretim yeri değil; sineması, spor alanları ve sosyal tesisleriyle kente modern yaşam kültürünü getiren merkezler olduğunu belirtti. Doç. Dr. Arslan, konuşmasının sonunda 1923 ile 1938 yılları arasındaki değişimin o dönemin tanıkları tarafından “hayal edilemez” olarak nitelendirildiğini söyledi. Arslan, “Savaştan çıkmış, nüfusunu ve sermayesini kaybetmiş bir şehirden; sanayisiyle, eğitimli kadınlarıyla, sosyal hayatıyla modern bir kent yaratıldı. Bu dönüşümün mimarı Mustafa Kemal Atatürk, Bursa’nın her sokağında iz bırakmıştır” ifadelerini kullandı. Söyleşide katılımcıların sorularını da yanıtlayan Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan’a günün anısına hediye verildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.