Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mustafa Nuri Çomu

Kapsül Haber Ajansı - Mustafa Nuri Çomu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mustafa Nuri Çomu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeni Tek Kullanımlık Plastik Düzenlemesi Sanayide Dönüşümü Başlatıyor: Haber

Yeni Tek Kullanımlık Plastik Düzenlemesi Sanayide Dönüşümü Başlatıyor:

Sıfır Atık yaklaşımı doğrultusunda hazırlanan düzenleme, plastik kullanımını azaltmayı hedeflerken, alternatif malzemelerin önemini de yeniden gündeme taşıyor. Bu dönüşüm sürecinde plastik türleri arasındaki ayrımın doğru yapılması kritik önem taşıyor. Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor. Şirketin geliştirdiği biyoplastik ürünler doğada 180 gün içerisinde tamamen çözünerek özel işleme gerek kalmadan toprağa geri dönüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın planlanan yeni plastik yönetmeliğinde biyobozunur plastiklerin diğer plastiklerden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu bu durumu stratejik bir fırsat olarak paylaştı. “Her plastik aynı değildir” Geleneksel petrol türevi plastikler doğada yüzlerce yıl varlığını sürdürebilirken, oksobozunur plastikler parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak ekosistem üzerinde kalıcı etkiler oluşturuyor. Günümüzde okyanuslarda biriken milyonlarca ton mikroplastik ve insanların haftalık ortalama plastik maruziyeti, sorunun ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını açıkça gösteriyor. Buna karşın, nişasta temelli biyopolimerler gibi yeni nesil malzemeler uygun koşullar altında 90–180 gün içinde biyolojik olarak çözünebiliyor; mikroplastik oluşturmuyor ve yenilenebilir kaynaklardan elde edildikleri için karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Bu çerçevede sektör temsilcileri, plastik konusundaki tartışmaların artık petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve biyoplastikler arasındaki farklar üzerinden ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. "Aynı sepete konması teknik bir hata" Biyobozunur malzemelerin petrol bazlı plastiklerle aynı sepete konmasını ‘teknik bir hata’ olarak değerlendiren Çomu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Planlanan yeni yönetmelik, çevresel etkilerin azaltılması açısından oldukça önemli ve yerinde bir adımdır. Çevresel etki profilleri farklı olan malzemelerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, bazı teknolojik çözümlerin gelişimini sınırlayabilir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerin yerine geçebilecek en güçlü ve en çevre dostu alternatiflerden biridir.” Avrupa yaklaşımı: ayrıştır, teşvik et Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren Packaging and Packaging Waste Regulation ile biyoplastikler ilk kez net bir yasal çerçevede tanımlanıyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler belirli kriterlere göre sınıflandırılıyor ve kullanım alanlarına göre yönlendiriliyor. Özellikle organik atıklarla birlikte toplanabilen ambalajlar, gıda ile temas eden ürünler ve geri dönüşümün zor olduğu alanlarda biyoplastik çözümler teşvik ediliyor. Bu yaklaşım sayesinde hem çevresel etkiler azaltılıyor hem de döngüsel ekonomi hedefleri destekleniyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir ambalajların ne anlama geldiğini belirleyen EN 13432 standardı ise bu süreçte önemli bir referans noktası olarak öne çıkıyor. Türkiye’de petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve bu standarda uygun gerçek biyobozunur malzemelerin net bir şekilde birbirinden ayrılması gerekiyor. Burada temel fark, malzemenin uygun koşullar altında tamamen doğaya geri dönebilme özelliği gösteriyor olması. Bu nedenle düzenlemeye uyumlu ve sertifikalı biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması ve yerli üretimi destekleyecek teşviklerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. “Sunar NP olarak, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği destekliyoruz” Türkiye, nişasta bazlı hammaddeleri ve güçlü üretim altyapısıyla biyoplastik alanında önemli bir potansiyele sahip. Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, 2014 yılında başlattığı Ar-Ge çalışmalarıyla Türkiye’de nişasta bazlı biyopolimer üretimini hayata geçiren ilk şirket. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Mustafa Nuri Çomu, “Biyoplastik, plastik kullanımına sadece bir alternatif değil; doğru malzemenin geleceğe uyarlanmış halidir. Sunar NP olarak, doğaya geri dönebilen biyopolimerlerimizle çevresel etkiyi azaltırken, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği de destekliyoruz. Türkiye’de biyoplastiklerin doğru politikalarla teşvik edilmesi hem çevrenin korunmasına katkı sağlar hem de sanayide katma değer yaratır. Aynı zamanda ithal petrokimya bağımlılığını azaltır ve ülkemizi uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşır” ifadelerini kullandı. Bu açıdan bakıldığında biyoplastikler, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir fırsat alanı olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tek Kullanımlık Plastikler İçin Yol Haritası Yenileniyor Haber

Tek Kullanımlık Plastikler İçin Yol Haritası Yenileniyor

Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor. Şirketin geliştirdiği biyoplastik ürünler doğada 180 gün içerisinde tamamen çözünerek özel işleme gerek kalmadan toprağa geri dönüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın planlanan yeni plastik yönetmeliğinde biyobozunur plastiklerin diğer plastiklerden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu bu durumu stratejik bir fırsat olarak paylaştı. “Her plastik aynı değildir” Geleneksel petrol türevi plastikler doğada yüzlerce yıl varlığını sürdürebilirken, oksobozunur plastikler parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak ekosistem üzerinde kalıcı etkiler oluşturuyor. Günümüzde okyanuslarda biriken milyonlarca ton mikroplastik ve insanların haftalık ortalama plastik maruziyeti, sorunun ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını açıkça gösteriyor. Buna karşın, nişasta temelli biyopolimerler gibi yeni nesil malzemeler uygun koşullar altında 90–180 gün içinde biyolojik olarak çözünebiliyor; mikroplastik oluşturmuyor ve yenilenebilir kaynaklardan elde edildikleri için karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Bu çerçevede sektör temsilcileri, plastik konusundaki tartışmaların artık petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve biyoplastikler arasındaki farklar üzerinden ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. "Aynı sepete konması teknik bir hata" Biyobozunur malzemelerin petrol bazlı plastiklerle aynı sepete konmasını ‘teknik bir hata’ olarak değerlendiren Çomu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Planlanan yeni yönetmelik, çevresel etkilerin azaltılması açısından oldukça önemli ve yerinde bir adımdır. Çevresel etki profilleri farklı olan malzemelerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, bazı teknolojik çözümlerin gelişimini sınırlayabilir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerin yerine geçebilecek en güçlü ve en çevre dostu alternatiflerden biridir.” Avrupa yaklaşımı: ayrıştır, teşvik et Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren Packaging and Packaging Waste Regulation ile biyoplastikler ilk kez net bir yasal çerçevede tanımlanıyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler belirli kriterlere göre sınıflandırılıyor ve kullanım alanlarına göre yönlendiriliyor. Özellikle organik atıklarla birlikte toplanabilen ambalajlar, gıda ile temas eden ürünler ve geri dönüşümün zor olduğu alanlarda biyoplastik çözümler teşvik ediliyor. Bu yaklaşım sayesinde hem çevresel etkiler azaltılıyor hem de döngüsel ekonomi hedefleri destekleniyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir ambalajların ne anlama geldiğini belirleyen EN 13432 standardı ise bu süreçte önemli bir referans noktası olarak öne çıkıyor. Türkiye’de petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve bu standarda uygun gerçek biyobozunur malzemelerin net bir şekilde birbirinden ayrılması gerekiyor. Burada temel fark, malzemenin uygun koşullar altında tamamen doğaya geri dönebilme özelliği gösteriyor olması. Bu nedenle düzenlemeye uyumlu ve sertifikalı biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması ve yerli üretimi destekleyecek teşviklerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. “Sunar NP olarak, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği destekliyoruz” Türkiye, nişasta bazlı hammaddeleri ve güçlü üretim altyapısıyla biyoplastik alanında önemli bir potansiyele sahip. Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, 2014 yılında başlattığı Ar-Ge çalışmalarıyla Türkiye’de nişasta bazlı biyopolimer üretimini hayata geçiren ilk şirket. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Mustafa Nuri Çomu, “Biyoplastik, plastik kullanımına sadece bir alternatif değil; doğru malzemenin geleceğe uyarlanmış halidir. Sunar NP olarak, doğaya geri dönebilen biyopolimerlerimizle çevresel etkiyi azaltırken, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği de destekliyoruz. Türkiye’de biyoplastiklerin doğru politikalarla teşvik edilmesi hem çevrenin korunmasına katkı sağlar hem de sanayide katma değer yaratır. Aynı zamanda ithal petrokimya bağımlılığını azaltır ve ülkemizi uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşır” ifadelerini kullandı. Bu açıdan bakıldığında biyoplastikler, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir fırsat alanı olarak öne çıkıyor. “Doğru regülasyon ile Türkiye lider konumda olabilir” Planlanan yeni yönetmelik, çevresel etkileri azaltma açısından önemli bir adım olsa da malzemeler arasındaki ayrım konusunda geliştirilmeye açık görünüyor. Özellikle petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerle, çevresel etkileri farklı olan biyoplastiklerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, sürdürülebilir alternatiflerin önünü kesme riski taşır. Sunar NP, biyoplastiklerin GEKAP’tan ayrıştırılarak özel regülasyon ve teşviklerle desteklenmesini öncelikli bir strateji olarak ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, çevresel sorumluluk ve ekonomik sürdürülebilirliği bir arada sağlayarak Türkiye’nin küresel biyoplastik pazarındaki rekabet gücünü artırıyor. Çomu konuya ilişkin açıklamasını şu sözlerle tamamladı, “Türkiye’nin COP31 sürecinde çevre ve sürdürülebilirlik alanında atacağı adımlar uluslararası ölçekte büyük önem taşıyor. Biyoplastiklerin doğru şekilde tanımlandığı ve desteklendiği bir düzenleme çerçevesi, ülkemizi bu alanda öncü konuma taşıyabilir. Bu sürecin, tüm paydaşların katkısıyla birlikte şekillendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.” Sektörde öne çıkan görüş ise oldukça net; sorunun kendisi plastik değil, yanlış malzeme tercihidir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklere kıyasla daha temiz ve güçlü bir alternatif olarak görülürken, doğru malzemenin doğru yerde kullanılması durumunda hem çevrenin korunabileceği hem de sanayinin gelişebileceği vurgulanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım’dan GEKAP’a Düzenleme Çağrısı Haber

Sunar Yatırım’dan GEKAP’a Düzenleme Çağrısı

Resmi Gazete’de açıklanan Geri Kazanım Katkı Payı (GEKAP) artışıyla birlikte plastik ambalaj ve taşıma ürünlerinde birim maliyetleri yükseldi. Mısır nişastasından biyobozunur plastik hammadde üreten Sunar NP’yi çatısı altında barındıran Sunar Yatırım’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, son gelişmeleri yorumladı. GEKAP’ın çevreyi koruma amacıyla hayata geçirildiğini ancak mevcut uygulamanın biyoplastikler açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çomu, “GEKAP artışı, çevreye zarar veren plastikler için caydırıcı bir araç olabilir. Ancak biyobozunur ve kompostlanabilir biyoplastikleri de petrol bazlı plastiklerle aynı kapsamda değerlendirmek ve GEKAP’ı biyoplastiklere yüklemek, çevreci ürün kullanmanın maliyetlerini artırırken çevresel faydayı gölgeleyen bir sonuç doğuruyor” diye konuştu. AB biyoplastikleri yasal zemine taşıdı Bununla beraber Avrupa Birliği, Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü ile biyoplastikleri ilk kez bağlayıcı ve net bir mevzuat çerçevesine aldı. Yeni düzenleme, biyobazlı ve biyobozunur ambalajların hangi koşullarda kullanılabileceğini tanımlarken geri dönüştürülmüş içerik kullanımının teknik olarak mümkün olmadığı alanlarda biyoplastikleri alternatif olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşımın yalnızca çevresel değil aynı zamanda ekonomik bir rasyonalite içerdiğine dikkat çeken Mustafa Nuri Çomu, “AB, biyoplastikleri doğru yerde kullanan bir sistem kuruyor. Bu sayede hem geri dönüşümün işlerliği korunuyor hem de sanayi için öngörülebilir bir yatırım ortamı oluşturuluyor” dedi. “Biyoplastikler GEKAP’tan ayrıştırılmalı” Sunar Yatırım, biyoplastiklerin petrol bazlı plastiklerle aynı mevzuata tabi tutulmasının, yerli biyoplastik yatırımlarını yavaşlattığını ve ithal hammaddelere bağımlılığı artırdığını savunuyor. Bu durumun cari açık üzerinde de dolaylı bir baskı oluşturduğunu vurgulayan Mustafa Nuri Çomu, “Biyoplastiklerin GEKAP’tan muaf tutulması, çevreyi korurken maliyetleri dengeleyen bir adım olur. Aynı zamanda yerli üretimi teşvik eder, ithal petrokimyasallara olan bağımlılığı azaltır ve cari açığın kontrolüne katkı sağlar” bilgisini verdi. COP31, çevreyle uyumlu üretimde önemli bir eşik Bu yıl Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapmasının, çevre ve iklim politikaları açısından önemli sorumlulukları da beraberinde getirdiğini vurgulayan Mustafa Nuri Çomu, biyoplastiklere yönelik mevzuat düzenlemesinin bu süreçte kritik bir gösterge olacağını ifade etti. Çomu, “COP31 gibi küresel ölçekte bir iklim zirvesine ev sahipliği yaparken çevreyle uyumlu üretim modellerini destekleyen somut uygulamaları artırmamız gerekiyor. Biyoplastiklerin doğru bir mevzuat çerçevesiyle ayrıştırılması, Türkiye’nin bu platformda örnek gösterebileceği uygulamalar geliştirmesi açısından da önemli bir adım olacaktır” dedi. Ekonomi ve çevre birlikte kazanabilir Sunar Yatırım’a göre doğru mevzuatla biyoplastikler hem çevresel hedeflere ulaşmada hem de sanayide katma değer inşa etmede önemli bir araç olabilir. GEKAP artışının tartışıldığı bu dönemde, biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması gerektiğinin altını çizen Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, “Bugün tartışmamız gereken konu, poşetin fiyatı değil doğru malzemeyi doğru düzenlemeyle buluşturup buluşturamadığımızdır. AB bu dengeyi kurdu. Türkiye’nin de çevreyle uyumlu ama ekonomik olarak rasyonel bir yol çizmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.