Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mutluluk

Kapsül Haber Ajansı - Mutluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mutluluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CCN Holding Çalışanları, 350’den Fazla Çocuğun Dileklerini Gerçekleştirdi Haber

CCN Holding Çalışanları, 350’den Fazla Çocuğun Dileklerini Gerçekleştirdi

Bu dayanışma girişimine beş yıldır aralıksız destek sunan CCN Holding ve çalışanları, 2025 yılı Ağrı etabında 350’den fazla çocuğun dileklerinin gerçeğe dönüşmesine katkı sağladı. CCN Holding, İbrahim Çeçen Vakfı’nın hayata geçirdiği Mutluluk Harekâtı ile bu yıl da çocukların hayatına dokundu. CCN Holding ve çalışanları, 2025 yılında aralıksız desteklerle 350’den fazla çocuğun kişisel dileklerini gerçeğe dönüştürerek bu iyilik hareketinin bir parçası oldu. “Dilekler gerçek olsun” anlayışıyla 2018 yılında başlatılan Mutluluk Harekâtı kapsamında, gönüllüler Türkiye'nin dezavantajlı bölgelerindeki çocukların hayallerini gerçekleştiriyor. Bugüne dek 14 bin gönüllünün katıldığı bu girişimde CCN Holding çalışanları da her geçen gün artan bir ilgiyle yer alıyor. Bu kapsamda bu yıl Ağrı’da yer alan bir köy okulu öğrencilerinin yarıyıl hediyelerini CCN Holding çalışanları hazırladı. Öncelikle öğrencilerin hayalleri tek tek dinlendi. Ardından çocukların dilek listesi CCN çalışanlarıyla paylaşıldı. Çalışanlar, gönüllü olarak seçtikleri hediyeleri temin ederken, CCN Holding İnsan Kaynakları ekibi de bu hediyelerin çocuklara ulaştırılmasını sağladı. Dayanışmayla güçlenen sosyal etki Mutluluk Harekâtı, paylaşarak büyüyen, dayanışmayla güçlenen uzun soluklu bir sosyal sorumluluk yaklaşımı. Küçük bir dokunuşun bir çocuğun dünyasında büyük bir güvene ve güce dönüşebileceği fikriyle hareket eden İbrahim Çeçen Vakfı ve CCN Holding, eğitimi ve çocukların hayallerini desteklemeyi toplumsal sorumluluklarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Çocukların hayallerine bire bir temas eden Mutluluk Harekâtı, gönüllülük kültürünü güçlendirirken toplumsal dayanışmanın da somut bir örneğini sunuyor. CCN Holding çalışanlarının gönüllü katılımıyla büyüyen bu hareket, mutluluğun paylaşıldıkça çoğaldığını bir kez daha görünür kılıyor. “Çocukların hayallerine dokunmaya ve mutluluğu paylaşarak çoğaltmaya devam edeceğiz” CCN Holding İnsan ve Kültür Grup Başkanı Pınar Akbulut, Mutluluk Harekâtı için şunları söyledi: “Mutluluk Harekâtı’nı bir yardım kampanyasından öte, birlikte büyüyen ve güçlenen bir dayanışma hareketi olarak görüyoruz. Beş yıldır aralıksız devam eden bu yolculukta, 2025 yılında 350’den fazla çocuğun hayaline dokunabilmiş olmak bizim için tarifsiz bir mutluluk ve gurur kaynağı. Bu projeyi, CCN Holding çalışanlarımızın gönüllü katılımı ve samimi sahiplenmesiyle hayata geçirmek, kurum kültürümüzün en değerli yansımalarından biri. Çünkü inanıyoruz ki küçük bir dokunuş, bir çocuğun dünyasında büyük bir mutluluğa ve özgüvene dönüşebiliyor. İbrahim Çeçen Vakfı’nın öncülüğünde yürütülen Mutluluk Harekâtı kapsamında, eğitimi ve çocukların hayallerini desteklemeyi uzun soluklu bir sosyal sorumluluk anlayışının parçası olarak görüyoruz. Çalışanlarımızla birlikte, çocukların hayallerine dokunmaya ve mutluluğu paylaşarak çoğaltmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Mutluluk Oranının Yükselmesinde Aile Çok Önemli! Haber

Türkiye’de Mutluluk Oranının Yükselmesinde Aile Çok Önemli!

Mutluluğun en önemli kaynağının aile olduğunu dile getiren Prof. Dr. Doğan, “Aile kurumu ülkemizde huzur ve mutluluğun teminatı olarak görülmelidir. Aile kurumunu yıkmaya ya da ona zarar vermeye yönelik girişimler bertaraf edilmelidir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan, geçtiğimiz günlerde açıklanan TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarını değerlendirdi. Araştırmaya göre, Türkiye’de mutluluk oranı yüzde 53,3’e yükseldi. Mutluluk oranının yüzde 75’lerin üzerine çıkması gerekli Türkiye’nin uzun yıllardır gerek yerel gerekse uluslararası araştırmalarda orta düzeyde mutlu olarak görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Doğan, “Bu araştırmadaki sonuçlar şaşırtıcı değildir. Yalnız mutlulukta bir yükseliş trendinin görülmesi önemlidir. Çünkü özellikle pandemi, yaşadığımız deprem ve ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz, insanımızın mutluluk düzeylerinde düşüşe neden olmuştu. Bu bakımdan söz konusu artış olumlu olarak değerlendirilse de istenen düzeyde olduğu söylenemez. Şahsen mutluluk oranının yüzde 75’lerin üzerine çıkması gerektiği kanısındayım. Bunun için de hem bireysel hem toplumsal hem de yönetim açısından yapılması gereken çok şey var. Bireysel anlamda daha sağlıklı beslenmek, kişilerarası ilişkilerimizi geliştirmek, yaşamda bir anlam ve amaç bulmak gibi yapabileceğimiz şeyler var. Toplumsal olarak ise dayanışmayı artırmak, sosyal-duygusal destek vermek ve dürüstlüğü artırarak daha güvenilir olmak gibi yapılabilecek pek çok şey bulunmaktadır. Bazı konularda ise devletin ve yöneticilerin inisiyatif alması gerekmektedir. Ekonominin iyileştirilmesi, şehirlerde yeşil alan oranının artırılması, şehirlerimizi insan dostu şehirlere dönüştürme ve toplumsal adaleti ve güvenliği sağlama gibi konular, mutluluğu artırmak için devletimizin yapabileceği şeylerdir.” diye konuştu. Evli bireyler bekar ve boşanmış olanlara göre daha mutlu Araştırmada evli bireylerin daha mutlu olduğunun ortaya çıkmasının aile kurumunun önemine işaret ettiğini belirten Prof. Dr. Doğan, şunları söyledi: “Mutlulukla ilgili neredeyse tüm araştırmalarda, evli bireylerin bekar ve boşanmış olanlara göre daha mutlu oldukları ortaya çıkmaktadır. Evli bireylerin yalnızlık duygusunu daha az yaşamaları, daha iyi beslenmeleri, ekonomik durumlarının daha iyi olması ve düzenli cinsel yaşamlarının olması gibi etkenler daha mutlu olmalarına katkı sağlamaktadır. Bunun dışında aile, çoluk-çocuk sahibi olmak insanların hayatına önemli düzeyde anlam katmaktadır. Yani aile en güçlü anlam kaynaklarından biridir. Tüm bunlar bir araya gelince de evli bireylerin mutluluk düzeyleri artmaktadır. Aile kurumu ülkemizde huzur ve mutluluğun teminatı olarak görülmelidir. Aile kurumunu yıkmaya ya da ona zarar vermeye yönelik girişimler bertaraf edilmelidir. Bununla birlikte daha bilinçli anne-baba ve eş olabilmeleri için bireyler eğitilmeli, bilgilendirilmeli ve aydınlatılmalıdır.” Aile ve akrabalık bağlarının güçlü olması büyük bir avantaj Araştırmada mutluluğun en önemli kaynağı olarak yüzde 69 oranıyla aile gösterilmesini değerlendiren Prof. Dr. Doğan, “Biz kolektif kültürün hâkim olduğu, sıcakkanlı insanların yaşadığı bir ülkeyiz. Aile ve akrabalık bağlarının güçlü olması büyük bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Çünkü bu durum toplumda ihtiyaç duyan insanlara önemli düzeyde sosyal-duygusal destek verilmesine yardımcı olmaktadır. İnsanlar bu sayede kendilerini sahipsiz, kimsesiz, yalnız ve değersiz hissetmemektedirler. Oysaki bireyselliğin hâkim olduğu toplumlarda çok ciddi anlamda bir yalnızlık ve anlam krizi yaşanmaktadır.” diye konuştu. Mutlu olmak sağlıklı olmaktır Araştırmada sağlığın mutluluk kaynakları arasında ilk sırada yer almasını da değerlendiren Prof. Dr. Doğan, şöyle devam etti: “Sağlık, mutluluğun en üst düzey formu olarak nitelendirilebilir. Mutlu olmak sağlıklı olmaktır. Filozof Arthur Schopenhauer, ‘sağlıklı bir dilenci, hasta bir kraldan daha mutludur. Ahmaklıkların en büyüğü, iş, eğitim, şöhret, terfi, şehvet ya da anlık zevkler olmak üzere her ne için olursa olsun, sağlığını feda etmektir’ der. Sağlık iyi olduktan sonra mutluluğun önündeki diğer sorunlar bir şekilde halledilebilir. Günümüzde daha fazla insan sağlık konusunda bilinçli davranmaya çalışmaktadır. İnsanlar eskiye göre daha sağlıklı beslenmekte, egzersiz yapanların sayısı geçmişe göre artmakta ve insanlar sağlık kontrollerine daha sık gitmektedir. Bununla birlikte, maalesef ülkemizde sigara kullanımı, paketli gıda tüketimi, karbonhidrat ağırlıklı beslenme ve hareketsizlik oldukça yaygındır. Hatta bir karşılaştırma yapacak olursak sağlık davranışlarını sergileyenlerin, sağlıksız yaşayanlara göre oldukça küçük bir azınlığı oluşturduğunu söyleyebiliriz. Ancak yine de bu konuda umutluyum. Giderek daha fazla insanımız sağlıklı yaşama yönelmektedir.” Mutluluk ve para ilişkisi Araştırmada hayat pahalılığının en önemli toplumsal sorun olarak öne çıkmasını değerlendiren Prof. Dr. Doğan, “Mutluluk ve para ilişkisi en çok merak edilen konulardan biridir. Para ve ekonomik durumun iyi olması mutluluk açısından önemli bir avantajdır. Ekonomik durumunuz iyi olduğunda, pek çok açıdan kendinizi güvende hissedersiniz, daha iyi beslenirsiniz, sağlık hizmetlerinden daha iyi faydalanırsınız, başarılı olduğunuz duygusunu yaşarsınız ve yoksulluğun sebep olabileceği stres ve sıkıntılardan kurtulursunuz. Tüm bunlar mutluluk açısından büyük avantajdır. Zaten araştırmalar da sosyo-ekonomik düzeyi yüksek bireylerin daha mutlu olduklarını gösteriyor. Ancak finansal durumu oldukça iyi olmasına rağmen pek çok mutsuz insan da var. Bu neden böyledir? Birincisi para tek belirleyicisi değildir. İkincisi, insanlar zengin olmaya da alışabiliyorlar. Bir süre sonra parasal anlamda iyi durumda olmak onların mutluluğuna bir katkı sağlayamayabiliyor. Buna hedonik adaptasyon adını veriyoruz. Yani başlangıçta bizi mutlu eden şeylerin bir süre sonra bu etkilerini kaybetmeleri durumudur. Üçüncüsü sonradan para sahibi olan kişiler parayla ne yapacaklarını da bilemeyebiliyorlar.” şeklinde konuştu. Paranın nasıl harcandığı da önemli Paranın nasıl harcanacağının da mutluluk açısından önemli göründüğünü kaydeden Prof. Dr. Doğan, “Parayla zaman satın alıyor ve bazı sıkıcı işleri yapmaktan kurtuluyorsanız, paranızı diğer insanlarla paylaşıyorsanız (yardımseverlik) ve paranızı nesnelerden çok eylemlere harcıyorsanız sizi daha mutlu edebilir. Bugün almış olduğunuz bir kazak ya da telefonun on yıl sonra bir önemi kalmayacaktır. Geçmişe dönüp bunları hatırladığınızda da muhtemelen mutlu hissetmeyeceksiniz. Ancak paranızı eylemlere harcadığınızda durum farklı olacaktır. Yaşadığınız güzel anılar, bir seyahat, arkadaşlarınızla ya da sevdiğiniz kişilerle gerçekleştirdiğiniz bir etkinlik hafızanıza kazınacaktır ve yıllar sonra bile hatırladığınızda sizi mutlu edecektir. Zaten bir bakıma mutluluk güzel anılar biriktirmektir. Geçmişe ilişkin olumlu anılarınız ne kadar çoksa o kadar mutlusunuz demektir.” dedi. Para mutluluk açısından önemli ama her şey değil Prof. Dr. Doğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Gelir durumunuz mutluluk açısından önemlidir ancak para her şey değildir. Temel ihtiyaçlarımız karşılandıktan sonra, bireysel gelişime ve kendini gerçekleştirmeye önem vermeliyiz. Bu da ‘sahip olma’ anlayışından çıkarak ‘olma’ anlayışına geçmekle mümkündür. Ancak bu yolla, dışsal koşullara bağlı olmayan ve şartlara göre değişmeyen daha kalıcı ve gerçek bir mutluluk elde edilebilir. Olma anlayışı içerisinde sürekli olarak kendimizi geliştirmeli, içsel kalemizi güçlendirmeli ve daha umutlu, affedici, iyimser, özgüven sahibi, öz-değeri yüksek, sevgi dolu, anlamlı ve amaçlı yaşayan ve derin, doyurucu, sağlıklı ilişkiler kurabilen bir birey olmak için çabalamalıyız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Büyükşehir’den 13 İlçede 60 Bin Çocuğa Bayram Hediyesi Haber

Mersin Büyükşehir’den 13 İlçede 60 Bin Çocuğa Bayram Hediyesi

Mersin Büyükşehir Belediyesi, Ramazan Bayramı arifesinde çocukların yüzünü güldürdü. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde, çocuklara içinde bayram şekerleri ve satranç takımı bulunan özel kutular hediye edildi. Büyükşehir Belediyesi’nin 13 ilçede toplam 60 bin çocuğa ulaştırdığı bayram hediyeleri hem çocukları hem de ailelerini mutlu etti. Büyükgürses: “Çocuklarımız için hem tatlı bir bayram sürprizi hem de kalıcı bir hediye sunduk” Mersin Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görevli Sosyolog Nazire Büyükgürses, bu yıl dağıtılan şeker paketlerini çocuklar için daha özel hale getirdiklerini belirtti. Büyükgürses, “Klasik paketler yerine çocuklarımızın severek kullanacağı satranç kutularının içine şekerlerimizi yerleştirdik. Bu sayede çocuklarımız için hem tatlı bir bayram sürprizi hem de düşünme becerilerini geliştirebilecek kalıcı bir hediye sunmuş olduk” dedi. Büyükgürses ayrıca çocukların mutluluğunun kendileri için de bayram sevincine dönüştüğünü ifade ederek tüm vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutladı. Oğuz: “Büyükşehir, mahallemin çocuklarına bayram sevinci yaşattı” Akbelen Mahalle Muhtarı Merve Meral İnce Oğuz ise Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin tüm mahallelerde yürüttüğü çalışmalardan memnuniyet duyduklarını belirterek, “Büyükşehir Belediyesi mahallemize o kadar güzel şeyler yapıyor ki, bugün de özellikle çocuklarımızı mutlu etti. Bizleri hiç yalnız bırakmıyorlar. Bayramı da güzel ve doğru yaşayalım. Mutluluk ve huzur içinde hep beraber olalım” dedi. Oğuz, mahalle çocuklarının bayram sevincine katkı sunan Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve belediye ekiplerine teşekkür etti. Büyükşehir’in bayram hediyesi çocukların yüzünü güldürdü Bayram hediyesini alan çocuklardan Selim Akalp, “Kutunun içinde satranç takımı ve şekerler var, çok mutluyum. İyi bayramlar” diye konuştu. Mete Tavlan da hediyesini aldıktan sonra mutlu olduğunu ifade ederek, “Bugün çok mutluyum, herkese iyi bayramlar” dedi. Bayram öncesinde böyle bir hediye aldığı için heyecanlı olduğunu dile getiren Ahmet Miran Erdeveci ve kardeşi ise “Herkese mutlu bayramlar diliyorum” dedi. Veliler de çocukların bayram öncesi böyle bir sürprizle mutlu edilmesinden duydukları memnuniyeti ifade ederek Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Yasemin Korkmazer, çocuklar adına çok mutlu olduklarını belirterek, “Çok mutluyuz, çocuklar adına biz de çok mutlu olduk” diyerek Başkan Vahap Seçer’e teşekkür etti. Derya Çolak da dağıtılan hediyelerin çocuklar için neşeli bir sürpriz olduğunu söyleyerek, Başkan Seçer’e teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Dutlulu Manisalıların Bayramını Kutladı Haber

Başkan Dutlulu Manisalıların Bayramını Kutladı

Ramazan ayı boyunca kurulan gönül sofralarına değinen Başkan Dutlulu, “Sevgi ve saygının hakim olduğu bir toplum inşa etmek için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Ramazan Bayramı nedeniyle kutlama mesajı yayımladı. Mesajında bayramların birleştirici gücüne dikkat çeken Başkan Dutlulu, geride bırakılan Ramazan ayında Manisa’da sergilenen büyük dayanışma örneğinin bayramla taçlandığını ifade etti. “Gönülleri Birleştirdik” Ramazan ayı boyunca Manisa’nın 17 ilçesinde dayanışma ruhunu en üst seviyeye çıkardıklarını belirten Başkan Dutlulu, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Sevgi, hoşgörü ve paylaşmanın yüce duygularının yaşandığı mübarek Ramazan Bayramı’na kavuşmuş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ramazan ayı boyunca 17 ilçemizde kurduğumuz iftar sofralarında yaklaşık 160 bin hemşehrimizle lokmamızı paylaştık, toplam 10 bin ihtiyaç sahibi vatandaşımıza sıcak yemek ulaştırdık. Sosyal incelemelerimiz sonucu belirlediğimiz 22 bin ailemizin yanında olduk. Bayramlar, bu yardımlaşma ve dayanışma duygularını pekiştirmek, kırgınlıkları bir kenara bırakarak sevgi ve kardeşlikle kucaklaşmak için en özel günlerdir.” Mezarlıklarda Huzurlu Ziyaret Hazırlığı Vatandaşların bayram ibadetlerini ve ziyaretlerini sorunsuz bir şekilde gerçekleştirmesi için belediye ekiplerinin sahada olduğunu da sözlerine ekleyen Başkan Dutlulu, “Hemşehrilerimizin ebediyete göç eden yakınlarını ve aziz şehitlerimizi huzur içerisinde ziyaret edebilmeleri adına, ilimiz genelindeki tüm mezarlıklarda temizlik, bakım ve onarım çalışmalarını titizlikle tamamladık. Manisa’mız her yönüyle bayrama hazır” dedi. Bayramda Ulaşım Ücretsiz Bayram ziyaretlerinin her noktaya kolayca ulaştırılması için ulaşım müjdesini de paylaşan Başkan Dutlulu, bayram süresince toplu taşımanın ücretsiz olacağını belirtti. Başkan Dutlulu, “Bayramda birbirimize ulaşmak, sevdiklerimizle kucaklaşmak engel tanımasın istiyoruz. Bu düşünceyle Ramazan Bayramı boyunca Büyükşehir Belediyemize ait toplu taşıma araçlarımız, MANULAŞ otobüslerimiz ve kooperatif araçlarımız, ilçeler arası ulaşım hariç olmak üzere, hemşehrilerimizin hizmetinde olacak. Bayramın birinci gününden son gününe kadar tüm vatandaşlarımız ulaşım hizmetimizden ücretsiz olarak yararlanabilir.” ifadelerini kullandı. Birlik ve Beraberlik Vurgusu Bayramın toplumsal bağları güçlendirmek için en büyük fırsat olduğunu ifade eden Başkan Besim Dutlulu, “Yoksul ve muhtaç durumdaki komşularımızı hatırlamak, başımızın tacı yaşlılarımızı ve hastalarımızı ziyaret ederek bayram sevincini onlarla paylaşmak, bizi biz yapan en güzel erdemlerimizdir. Bu bayramda da hiçbir hemşehrimizin kendini yalnız hissetmemesi için sevgi ve kardeşlik duygularıyla kucaklaşmalıyız” dedi. “Mutlu Bayramlar Manisa” Mesajını birlik ve beraberlik temennileriyle sonlandıran Başkan Besim Dutlulu, “Birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirerek, sevgi ve saygının hakim olduğu bir toplum inşa etmek için hep birlikte çalışacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle tüm hemşehrilerimin Ramazan Bayramı’nı kutluyor; sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir bayram diliyorum. Mutlu bayramlar Manisa” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyada 600 Milyondan Fazla, Türkiye’de ise Yaklaşık 10 Milyon Kedi İnsanlarla Birlikte Yaşıyor Haber

Dünyada 600 Milyondan Fazla, Türkiye’de ise Yaklaşık 10 Milyon Kedi İnsanlarla Birlikte Yaşıyor

Dünyada 600 milyondan fazla, Türkiye’de ise yaklaşık 10 milyon kedi insanlarla birlikte yaşıyor. Bu veriler, kedilerin yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ortaya koyuyor. Son yıllarda yaşanan kedi sahipliğindeki artış eğilimi ile birlikte, modern yaşam dinamiklerine de uyum sağlayabilen kediler, yalnızca yaşamlarımızı, yaşam alanlarımızı birleştirdiğimiz canlılar değil; aynı zamanda duygusal, psikolojik ve sosyal iyilik halinin de önemli bir parçası haline geliyor. Bilimsel araştırmalar, kedilerin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini net biçimde ortaya koyuyor. Kedilerle etkileşim, beynin dopamin ve serotonin salgılamasını tetikleyerek stres seviyesini düşürüyor, mutluluk ve sakinlik hissini artırıyor. Uzun süreli araştırmalar, kedi sahiplerinin kalp krizi ve kardiyovasküler hastalıklardan kaynaklı ölüm risklerinin, hiç kedi sahibi olmayan bireylere kıyasla anlamlı derecede daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda kedilerin, kan basıncını düşürdüğü, stresi azalttığı ve bağışıklık sistemini destekleyen hormonların salgılanmasına katkı sağladığı bilimsel olarak doğrulanıyor. Öte yandan kedi sahipliği, kaygı ve depresyonla mücadelede önemli bir rol oynuyor. Araştırmalar, hayvan sahiplerinin daha yüksek benlik saygısına, olumlu öz-imaja ve daha düşük yalnızlık düzeyine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle gençlerde ve yaşlı bireylerde, kedilerle kurulan bağın bir "amaç duygusu" kazandırdığı; sosyal izolasyonu azalttığı ve ruh sağlığını iyileştirdiği gözlemleniyor. İnsan-Hayvan Bağı Araştırma Enstitüsü (HABRI) tarafından yapılan bir ankete göre, aile hekimlerinin yüzde 87’si hayvanların hastalarının ruh hâline olumlu katkı sağladığını belirtiyor. Ancak bu güçlü bağın sürdürülebilirliği, sorumlu hayvan sahipliği anlayışıyla mümkün. Sorumlu sahiplik; doğru beslenme, düzenli veteriner hekim kontrolleri, fiziksel ve sosyal ihtiyaçların karşılanması, güvenli yaşam alanları oluşturulması ve yaşam boyu bakım sorumluluğunu kapsayan bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor. Bu yaklaşım, hayvan refahını yalnızca bireysel duyarlılık değil; bilimsel, etik ve sistematik bir süreç yönetimi olarak ele almayı gerektiriyor. Royal Canin’den “Sorumlu Hayvan Sahipliği” vurgusu Royal Canin Avrasya Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Tuba Güven Saraçoğlu konu ile ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Royal Canin olarak hayvan sağlığını, yaşam boyu süren bütünsel bir süreç olarak ele alıyoruz. Bilimsel araştırmalar, veteriner hekim iş birlikleri ve önleyici sağlık yaklaşımıyla geliştirdiğimiz beslenme çözümlerimiz, kedilerin yalnızca bugününü değil, tüm yaşam döngüsünü korumayı hedefliyor. Sorumlu hayvan sahipliği; bilinç, bilgi ve sürdürülebilir bakım anlayışıyla mümkündür. Dünya Kediler Günü vesilesiyle bu bilinci birlikte büyütmenin önemine inanıyoruz. Yarım asrı aşan bir süredir sahip olduğumuz tüm bilgi birikimi ve deneyimimizi, onları daha iyi anlayabilmek ve onlara daha iyi bir dünya sunabilmek için çeşitli kanallar aracılığıyla tüm paydaşlarımıza açıyoruz. Her bir kedi eşsiz ve buna paralel her birinin farklı beslenme ve bakım ihtiyaçları bulunuyor. Bu ihtiyaçları anlayıp ona göre çözümler üretmek kurulan bu bağın ve yaratılan değerin daha da büyümesine katkı sağlayacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Gıda Kuzey Amerika’nın Hızlı Büyüyen Protein Bar Markası Trubar’ı Satın Aldı! Haber

Eti Gıda Kuzey Amerika’nın Hızlı Büyüyen Protein Bar Markası Trubar’ı Satın Aldı!

Türkiye’de gıda ve atıştırmalık sektörünün öncü ve lider markası ETi, küresel konumlanmasını daha da güçlendirme yolunda önemli bir adım attı. ETi Gıda, tatlılardan ilham alan, lezzetten ödün vermeyen ve temiz içerikleriyle tanınan, hızla büyüyen protein bar markası TRUBAR’ın %100’ünü 173 milyon USD bedelle satın aldı. Satın alma, TRUBAR’ın büyüme yolculuğunda kritik bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Bu adım, markanın Kuzey Amerika genelinde daha da ölçeklenmesini sağlarken, yeni uluslararası pazarlara açılmasının da önünü açıyor. 65 yıldır tüketicilerine lezzetli ve inovatif ürünler sunan ETi de bu satın alma ile genç, dinamik ve önemli bir markayı bünyesine katarak uluslararası pazarlardaki iddiasını artırdı. “Bu satın alma uluslararası pazarlardaki varlığımızı güçlendirecek” ETi’nin sektörel uzmanlığı ve operasyonel gücü ile TRUBAR’ın temiz içerikli ürünler alanındaki deneyimleri ve pazar penetrasyonundaki çevikliğinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğunu vurgulayan ETi Yönetim Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı satın alma ile ilgili olarak şunları söyledi: “65 yıldır insanlığın mutluluğu için çalışan ETi, atıştırmalık sektöründe önemli bir uzmanlığa, güçlü markalara ve Türkiye’de farklı kategorilerde pazar liderliğine sahip. TRUBAR gibi dinamik ve hızlı büyüyen bir markanın ETi bünyesine katılmasından mutluluk duyuyorum.” dedi. Küresel bir marka olma yolunda organizasyonel ve operasyonel bakımdan önemli adımlar attıklarını ifade eden Kanatlı, ETi’nin TRUBAR’ı bünyesine katması ile dünyada yükselen bir tüketici trendine yatırım yaptıklarının da altını çizdi. Firuzhan Kanatlı, “Kuzey Amerika, atıştırmalık tüketiminde geleceğin trendlerini belirleyen en önemli pazarlar arasında yer alıyor. Bu alanda Türkiye’deki liderliğimizi global ölçeğe taşımak için TRUBAR gibi güçlü bir markaya yatırım yapmak bizim için stratejik bir öneme sahip. Bu yatırım ETi için sadece coğrafi bir genişleme değil; aynı zamanda küresel ölçekte yeni bir konumlanmanın da başlangıcı niteliğindedir. ETi’nin yüksek standartlardaki kalite ve inovasyon anlayışı, sektörel uzmanlığı ve 65 yıllık bilgi birikimi TRUBAR markasını yeni zirvelere taşıyacaktır. Bu satın almanın, ETi’nin 65. kuruluş yıldönümünde gerçekleşmesi bizleri ayrıca mutlu eden ve gururlandıran bir açılımdır. Değerli babam Firuz Kanatlı’nın annemle birlikte kurduğu, iki ablama ve bana emanet ettiği ETi’yi geleceğe taşımak için çalışmaya, kaliteli ve güvenilir ürünlerimizle dünyanın her yerinde tüketici dostu bir marka olmaya devam edeceğiz.” TRUBAR Kurucusu ve CEO’su Erica Groussman ise şu açıklamayı yaptı: “ETi ailesine katılarak kimliğimizi değiştirmiyoruz, aksine onu daha da güçlendiriyoruz. Ürünlerimiz, ekip arkadaşlarımız ve değerlerimiz yaptığımız her işin merkezinde kalmaya devam edecek. Değişen tek şey, daha hızlı inovasyon yapma ve daha fazla tüketiciye ulaşma gücümüz olacak. Bu ortaklık, TRUBAR’ın Kuzey Amerika’daki büyümesini destekleyecek önemli kaynaklar sağlarken, markanın yeni uluslararası pazarlara açılma sürecini de hızlandıracaktır. ETi Gıda yalnızca bir atıştırmalık şirketi değil, insanların büyürken hayatlarının doğal bir parçası haline gelen bir marka. Bu marka nesiller boyunca tüketicilerle mutluluk ve güvenle beslenen güçlü bir bağ kurarak günlük hayattaki anlamlı anlara eşlik etti. ‘Mutluluk denince akla gelen marka’ olma fikri benim yaklaşımımla derinden örtüşüyor ve küresel ölçekte büyürken bu ruhu TRUBAR’a taşımaktan büyük heyecan duyuyorum.” Kapı kapı satış yapan bir anneden, yaklaşık 100 milyon USD gelir ve 20.000’i aşkın satış noktasına! TRUBAR, girişimci ve anne Erica Groussman tarafından kuruldu. Groussman, ailesine ve başkalarına temiz içerikli ama gerçekten lezzetli atıştırmalıklar sunma misyonundan ilham aldı. Groussman 2018 yılında TRUBAR’ı kurarak yoluna daha profesyonel bir şekilde devam etti. Ürünlerin arkasındaki samimi kurucu öyküsü ve Erica Groussman’ın çok çalışarak başarılı olan anne kimliği markayla tüketici arasında duygusal bir bağ oluştururken, TRUBAR markası da mutfaktan çıkıp ulusal market raflarına taşındı. TRUBAR bir “protein bar markası” olmanın ötesine geçerek modern yaşam tarzının eğlenceli bir parçası haline geldi. 2025 yılında yaklaşık 100 milyon USD brüt gelir elde eden TRUBAR, son bir yıl içinde 20.000’i aşkın satış noktasına ulaşarak perakende ağını hızla genişletti. Markanın ürünleri küçük ve bağımsız satış noktalarında olduğu gibi, Costco, Target ve Walmart gibi büyük perakende zincirlerinin mağazalarında ve Amazon’da da bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.