Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nato

Kapsül Haber Ajansı - Nato haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nato haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tck By Kıraç'tan Avrupa Savunma Sanayisine Stratejik Hamle Haber

Tck By Kıraç'tan Avrupa Savunma Sanayisine Stratejik Hamle

İstanbul'da düzenlenen SAHA EXPO 2026 kapsamında Norveç merkezli Nordic Deployment AS ile stratejik iş birliği anlaşması imzalayan şirket, şimdi de Avrupa'nın en önemli savunma sanayi organizasyonlarından biri olan HEMUS 2026 Uluslararası Savunma Ekipmanları ve Hizmetleri Fuarı'nda yer alarak Avrupa ve NATO pazarlarına yönelik büyüme hedeflerini uluslararası platformda ortaya koyuyor. Bulgaristan'ın Plovdiv kentinde düzenlenen ve NATO ülkeleri ile Avrupa savunma sanayi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getiren HEMUS 2026 Fuarı'nda Tck By Kıraç AŞ; savunma sanayisine yönelik geliştirdiği yüksek mukavemetli çelik çözümlerini, stratejik üretim altyapısını ve ileri mühendislik kabiliyetlerini uluslararası sektör temsilcileriyle buluşturuyor. "Türk Üretim Gücünü Avrupa Savunma Sanayisinin Merkezine Taşıyoruz" Tck By Kıraç AŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serkan Malçok, şirketin savunma sanayisindeki yeni dönem vizyonuna ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Bugün yalnızca bir fuarda yer almıyoruz. Türk mühendisliğini, Türk üretim gücünü ve ülkemizin sanayi kabiliyetlerini Avrupa savunma sanayisinin merkezine taşıyoruz. Savunma sanayi artık şirketimizin gelecek vizyonunun merkezinde yer alıyor. SAHA EXPO'da attığımız stratejik adımların ardından HEMUS 2026'da yer almak, Avrupa, Balkanlar ve NATO coğrafyasında yeni iş birlikleri geliştirmek adına önemli bir eşiktir. Hedefimiz yalnızca ürün satmak değil; kritik projelerde yer almak, stratejik tedarik zincirlerine dahil olmak ve Türkiye'nin üretim gücünü küresel ölçekte temsil etmektir." Bozüyük'ten Avrupa'ya Uzanan Üretim Gücü Tck By Kıraç AŞ, kısa süre önce Bozüyük Organize Sanayi Bölgesi'nde devreye aldığı 1,35 milyar TL değerindeki yüksek teknoloji üretim tesisiyle üretim kapasitesini önemli ölçüde artırdı. Robotik üretim sistemleri, tam otomasyon altyapısı, sıcak daldırma galvanizleme teknolojileri ve ileri mühendislik uygulamalarıyla donatılan tesis; yol güvenliği sistemleri, enerji altyapı çelikleri, stratejik çelik konstrüksiyonlar ve savunma sanayisine yönelik özel üretim alanlarında faaliyet gösteriyor. Şirket aynı zamanda Bursa Başköy'de hayata geçirmeyi planladığı yeni üretim üssü yatırımıyla büyüme hamlelerini sürdürmeye devam ediyor. Hedef: Avrupa'nın Stratejik Tedarik Zincirinde Yer Almak Gerçekleştirdiği yatırımlar ve uluslararası iş birlikleri sayesinde Avrupa Birliği ülkeleri, Balkanlar ve NATO coğrafyasındaki projelerde daha güçlü şekilde yer almayı hedefleyen Tck By Kıraç AŞ, HEMUS 2026 kapsamında gerçekleştireceği görüşmelerle yeni ihracat fırsatları ve stratejik ortaklıklar geliştirmeyi amaçlıyor. Fuar kapsamında yapılacak temasların şirketin uluslararası büyüme stratejisine önemli katkılar sağlaması ve Avrupa savunma sanayisi ekosistemindeki konumunu güçlendirmesi bekleniyor. Serkan Malçok açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz yalnızca bugünü üretmiyoruz. Geleceğin stratejik altyapılarını, güvenlik sistemlerini ve mühendislik çözümlerini inşa ediyoruz. Hedefimiz Tck By Kıraç'ı bölgesel bir üreticiden çıkararak dünya çapında tanınan bir savunma, enerji ve stratejik altyapı markasına dönüştürmektir. Türkiye'nin üretim gücünü küresel sahnede daha güçlü temsil etmeye devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EFES-2026’da Yerli Teknoloji Hamlesi Haber

EFES-2026’da Yerli Teknoloji Hamlesi

⁠Dünya genelindeki muadillerine kıyasla birçok alanda avantajlar sunan Bertuğ yazılımı, NATO dahil ulusal ve uluslararası katılımcıların yer aldığı çok sayıda bilgisayar destekli harp oyunu ve tatbikatta kullanıldı. ⁠Kutup Yıldızı-Bertuğ ürün ailesi ile birlikte "gerçek dünya" durumlarını temsil eden sanal bir ortamda paydaşların göreve hazırlık ve karar alma kabiliyetleri artırılıyor. Türk savunma sanayisi bünyesinde geliştirilen birçok yerli ve milli ürünün ilk kez kullanıldığı EFES-2026 Birleşik, Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı'nın dijital kısmında da bir yerli yazılım sahne aldı. HAVELSAN katkısı ile ETE Teknoloji tarafından ulusal düzeyde bir harbe hazırlık, kriz yönetimi deneyleme ve karar destek sistemi geliştirdi. Bertuğ isimli sistem, “milli gücün” tüm unsurlarına hizmet ediyor. Bertuğ'un da içerisinde yer aldığı Kutup Yıldızı-Bertuğ ürün ailesi; Bilgisayar Destekli Harp Oyunu, Bilgisayar Destekli Tatbikat, Kriz Yönetimi Tatbikatı, Bilgisayar Destekli Deneyleme metodolojileri ile simülasyon araçları ve alana özel eğitimler için kapsamlı bir çözüm sunuyor. Çözüm, modelleme ve simülasyon, yapay zeka, veri analitiği gibi teknolojiler üzerine inşa edildi. Ürün ailesi; silahlı kuvvetler, diplomasi, dışişleri, ekonomi ve finans, istihbarat ve bilgi operasyonları, kolluk kuvvetleri ve iç güvenlik, sivil acil durum ve afet müdahale kuruluşları, bakanlıklar, polis, acil servisler, insani yardım kuruluşları, ticari işletmeler, kritik altyapı şirketleri ve kar amacı gütmeyen kuruluşlar da dahil olmak üzere geniş bir paydaş yelpazesini hedefliyor. Operasyonlara Kapsamlı Yaklaşım (Comprehensive Approach to Operations) stratejisi doğrultusunda, hem devlet aktörleri hem de devlet dışı aktörler paydaşlar arasında alıyor. Ürün ailesi, teknoloji değerlendirme harp oyunları, konsept ve doktrin geliştirme / test etme, jeostratejik öngörü tahmini, hareket tarzı analizi, stratejik savunma incelemeleri / savunma planlaması, yetenek geliştirme ve yönetimi, kriz müdahale planlaması, afetlere yönelik kriz yönetimi, eğitim ve öğretim, değerlendirme ve sertifikasyon gibi çeşitli dönüşümsel ve operasyonel süreçleri destekliyor. Analizden eyleme dönüştürülebilir öngörüler Gelişmiş yapay zeka (AI) ve veri analitiğinden yararlanan Kutup Yıldızı-Bertuğ ürün ailesi; büyük veri kümelerini işleme, karmaşık analizler gerçekleştirme ve taktik uygulamadan stratejik planlamaya kadar çeşitli karar alma seviyelerinde uygulanabilir, eyleme dönüştürülebilir öngörüler üretme yeteneklerine sahip bulunuyor. Sistem, gelişmiş karar desteği sağlamak ve askeri karar alma sürecini desteklemek amacıyla canlı veri akışları, ulusal / uluslararası seviyedeki komuta-kontrol sistemleri, sensör ağları ve simülasyonlar ile entegre ediliyor. Bu çözümün temel kabiliyetini Bertuğ Hibrit Çoklu Alan Operasyonları Taktik Strateji Simülasyon Sistemi oluşturuyor. Bertuğ, ulusal ve uluslararası düzeydeki kriz ve/veya harp durumlarına yönelik olarak yapay zeka ve veri analizini süreçlerine entegre eden, mevcut veri analitiği ve karar alma mekanizmalarını dönüştüren söz konusu durumlara karşı hazırlık, deneyimleme ve karar destek imkanı sunan entegre bir sistem olarak görev yapıyor. Farklı veri kaynaklarından elde edilen mevcut durum bilgisi ve ileri dönük projeksiyonlar ışığında olası senaryolar oluşturularak simülasyonda koşuluyor. Elde edilen sonuçlar karar verici kadro tarafından karar destek amaçlı kullanılıyor. Gerçek dünyayı sanal ortama taşıyor Bertuğ; kara, hava, deniz, uzay ve siber alanların fiziksel, sanal ve bilişsel boyutlarda faaliyet gösterdiği hibrit ortamlardaki çoklu alan operasyonlarını ve süreçlerini destekliyor. Dünya genelindeki muadillerine kıyasla birçok alanda avantajlar sunan Bertuğ yazılımı, NATO dahil ulusal ve uluslararası katılımcıların yer aldığı çok sayıda bilgisayar destekli harp oyunu ve tatbikatta kullanıldı. Gelecek nesil modelleme ve simülasyon aracı olarak değerlendirilen Bertuğ birden fazla alan ve seviyede askeri deneylemeleri, tatbikatları ve harp oyunlarını destekleyen mikro ajan tabanlı (micro agent-based) yapısal (constructive) bir simülasyon platformu olarak oluşturuldu. Bertuğ simülasyon sistemi ile "gerçek dünya" durumlarını temsil eden sanal bir ortamda paydaşların göreve hazırlık ve karar alma kabiliyetleri artırılıyor. Son olarak EFES-2026 Tatbikatının Simülasyon Destekli Komuta Yeri Safhası, İstanbul’daki Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığı’nda ilk kez yerli ve milli yazılım çözümü Bertuğ kullanılarak icra edildi. Bertuğ, komuta yeri safhasının tatbikat yönetimi, harekat simülasyonu ve analiz fonksiyonlarında başarıyla kullanıldı.⁩ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KJ Power Generator SAHA Expo 2026'da Yeni Nesil Saha Enerji Teknolojilerini Tanıttı Haber

KJ Power Generator SAHA Expo 2026'da Yeni Nesil Saha Enerji Teknolojilerini Tanıttı

Türk mühendisler tarafından geliştirilen ürün portföyü; askeri operasyonlar, mobil üs bölgeleri, saha haberleşmesi, lojistik destek faaliyetleri ve kritik altyapı uygulamaları için kesintisiz, taşınabilir ve verimli enerji çözümleri sunmaktadır. Şirketin SAHA Expo'da sergilediği kompakt askeri jeneratör sistemleri, hafif mobil jeneratörler, şaft jeneratör teknolojileri, DC jeneratör çözümleri ve plugin ışık kuleleri; mobilite, çevresel dayanıklılık ve akıllı enerji yönetimi alanlarında öne çıktı. Şirket, ürün portföyünün yanı sıra UL (Underwriters Laboratories) sertifikasyonu, devam eden yeni nesil fabrika yatırımı ve NATO ve BM tedarikçi kayıt sürecindeki gelişmelerle uluslararası savunma ekosistemindeki konumunun derinleştiğini duyurdu. Ekstrem koşullara dayanıklı kompakt askeri jeneratör KJ Power Generator'ın savunma sanayine yönelik öne çıkan çözümlerinden KJB110 Askeri Tip 110 kVA Kompakt Jeneratör, kritik operasyonlarda kesintisiz enerji ihtiyacını karşılamak üzere geliştirildi. Sistem, −35°C ile +55°C arasındaki ekstrem iklim koşullarında çalışacak şekilde tasarlandı. Helikopterle aktif durumda taşınabilen LVAD sertifikasyon süreçlerini tamamlamis, kompakt tasarımlı KJB110, operasyon bölgesine doğrudan indirilebilme özelliği ile birliklere hızlı enerji desteği sağlıyor. Yere bırakıldıktan sonra dış desteğe ihtiyaç duymadan 8 saate kadar kesintisiz çalışabilen sistem, ani konuşlanma, geçici üs kurulumu ve operasyonel sürdürülebilirlik ihtiyaçları açısından stratejik bir alternatif sunuyor. Dört personelle taşınabilen hafif mobil jeneratör KJY13 Hafif Mobil Jeneratör, sahadaki ani elektrik ihtiyaçlarına hızlı müdahale amacıyla geliştirildi. Alüminyum kabin yapısı ve optimize edilmiş motor bileşenleri sayesinde 130 kilogramın altına indirilen sistem, dört personel tarafından elle taşınabilecek şekilde tasarlandı. Çöl ve yoğun tozlu ortamlar için geliştirilen özel radyatör modifikasyonu, farklı coğrafi koşullarda güvenilir performans sağlıyor. Bağımsız motoru olmayan şaft jeneratör sistemi KJ Power Generator'ın yenilikçi teknolojileri arasında yer alan Şaft Jeneratör Sistemi, üzerinde bağımsız bir motor bulunmadan elektrik üretebilmesi nedeniyle dikkat çekiyor. Tank, kamyon veya benzeri araçların mekanik hareketinden yararlanan sistem, aracın şaftına entegre edilerek enerji üretimi sağlıyor. Yakıt verimliliği, bakım kolaylığı ve operasyonel sürdürülebilirlik açısından önemli avantajlar sunan teknoloji; araç üstü savunma sistemleri ve mobil operasyonlar için bağımsız bir enerji alternatifi oluşturuyor. Akıllı modüler enerji yönetimi: DC jeneratörler Telekomünikasyon, kritik altyapı ve stratejik saha uygulamaları için geliştirilen DC Jeneratör Serisi, 100 kilogramın altındaki kompakt yapısıyla 7 kW ve 11 kW güç seçenekleri sunuyor. Elektronik yük yönetimi sayesinde yalnızca ihtiyaç duyulan enerjiyi üreten sistem, yakıt tüketimini optimize ediyor. Yazılım tabanlı senkronizasyon altyapısı, birden fazla cihazın ek bir senkronizasyon panosuna ihtiyaç duymadan paralel çalışabilmesine olanak tanıyor. Motorsuz ve sessiz aydınlatma: plugin ışık kulesi Motor veya akü gerektirmeyen tamamen elektrik destekli yapısıyla Plugin Işık Kulesi, sessiz çalışma, hafiflik ve kolay taşınabilirlik özellikleriyle saha operasyonlarına esneklik kazandırıyor. 4x300W LED projektörleri ile geniş alan aydınlatması sunan sistem, 400W projektör opsiyonu ile yüksek aydınlatma ihtiyaçlarına da yanıt veriyor. Birden fazla kule tek bir enerji kaynağı üzerinden paralel bağlanabiliyor; kamera anons sistemi, rüzgâr şiddet ölçer, pan-tilt motor ve hibrit batarya desteği opsiyonel olarak sunuluyor. Askeri hibrit jeneratör Askeri operasyonlardan şantiye, etkinlik, maden ve afet bölgelerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip KJ Power Askeri Hibrit Jeneratör, batarya ve dizel hibridi sayesinde tek dolumla uzun çalışma süresi sunuyor. 13 kVA standby ve 11,8 kVA prime güç kapasitesi, 3000 rpm çalışma hızı, 231 V gerilim değeri ve endüstriyel su soğutmalı yapısıyla sistem; mobil üs bölgeleri, haberleşme altyapıları ve kritik saha uygulamaları için yüksek verimlilik sağlıyor. Yönetim açıklaması KJ Power Generator Yönetim Kurulu Başkanı Musa Kürkçü, fuara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Otuz yılı aşkın süredir Türkiye'de enerji teknolojileri üreten bir şirket olarak, savunma sanayisine yönelik kabiliyetimizi yerli mühendislik ile inşa ettik. SAHA Expo'da gördüğümüz ilgi, ürünlerimizin yalnızca Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değil, müttefik ordularımızın da operasyonel ihtiyaçlarına cevap verebildiğini gösteriyor. Bu yön, KJ Power'ın önümüzdeki dönemde stratejik önceliği olmaya devam edecek." Yerli mühendislik, uluslararası sahaya hazır portföy KJ Power Generator, savunma sanayii başta olmak üzere kritik altyapı, telekomünikasyon ve mobil saha uygulamalarında rekabetçi, dayanıklı ve verimli enerji teknolojileri geliştirmeyi sürdürüyor. Şirket, SAHA Expo 2026'da tanıttığı yeni ürün ailesinin ulusal ve uluslararası savunma projelerinde aktif rol üstlenmesini hedeflediğini açıkladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otokar, Romanya’daki Yatırımı için Satın Alma Sözleşmesini İmzaladı Haber

Otokar, Romanya’daki Yatırımı için Satın Alma Sözleşmesini İmzaladı

Türkiye'nin kara sistemleri ihracatındaki lider ismi Otokar, Romanya Milli Savunma Bakanlığı ile gerçekleştirilen rekor düzeydeki ihracat projesi kapsamında stratejik bir yatırıma imza attı. Ocak ayında start alan sürecin neticesinde, Automecanica SA şirketinin sermayesinin yüzde 96,77'sine karşılık gelen payların yaklaşık 85 milyon Euro bedelle devralınmasına dair sözleşmeler 29 Nisan 2026 tarihinde imzalandı. Satın alma işleminin, yerel yasal izinlerin tamamlanmasının ardından neticelendirilmesi bekleniyor. Otokar, bu hamleyle Avrupa Birliği içerisinde kendi askeri üretim altyapısını kurmuş olacak. ÜRETİM HAZIRLIKLARI TAMAM, ÜRETİMİN İLK AŞAMALARI BAŞLADI Romanya Milli Savunma Bakanlığı tarafından açılan ihaleyi kazanan Otokar, bu çerçevede Türkiye'de üretilen ilk COBRA II araçlarının teslimatlarını gerçekleştirmiş; 270'ten fazla araç geçtiğimiz aylarda Romanya'da hizmete girmişti. Satın alma müzakereleri yürütülürken proje eş zamanlı olarak devam etti. Bu doğrultuda, Romanya Mediaş'taki teknik personel ve işçilerin görev başı eğitimleri başarıyla tamamlandı. Mediaş şehrinde 140 bin metrekarelik bir alan üzerine kurulu fabrikada, COBRA II araçlarının kesimden kaynağa, boyadan montaja kadar tüm üretim süreçleri yürütülebilecek. Hazırlıkları bitirilen tesise NATO standartlarında, modern bir altyapı kazandırıldı. Üretimin ilk evreleri fabrikada başlamış olup, montaj hattının Haziran ayı itibarıyla faaliyete geçmesi öngörülüyor. "DOST VE MÜTTEFİK ÜLKELER İÇİN GÜVENİLİR BİR İŞ ORTAĞIYIZ" Şirketin Avrupa savunma sanayii pazarındaki yeni dönemine ilişkin açıklamalarda bulunan Otokar Genel Müdürü Aykut Özüner şunları kaydetti: “Küresel büyüme stratejilerimiz doğrultusunda attığımız bu stratejik adımla, artık Avrupa Birliği sınırları dahilinde zırhlı araç üreten bir şirket konumuna geliyoruz. Romanya'daki yatırımımız, sözleşmeden doğan yükümlülüklerimizin çok daha ötesinde bir anlam ifade ediyor. Savunma sanayiinde ülkelerin, yerli üretim kabiliyetlerini artırmayı ve teknoloji kazanımını önceliklendirdiğini gözlemliyoruz. Biz de Otokar olarak dost ve müttefik ülkeler için sadece bir tedarikçi olmakla kalmayıp, yerel iş birlikleri ve teknoloji transferiyle mühendislik kapasitelerini geliştiren güvenilir bir iş ortağı olmayı hedefliyoruz. Otokar’ın Romanya Silahlı Kuvvetleri’ne hizmet sunmasının yanı sıra, her iki ülkenin ekonomisine uzun yıllar değer katacağına inanıyoruz." TÜRKİYE'NİN TEK KALEMDEKİ EN BÜYÜK ZIRHLI ARAÇ İHRACATI Romanya Savunma Bakanlığı'nın düzenlediği 1.059 adetlik 4x4 taktik tekerlekli hafif zırhlı araç ihalesi sonucunda, 27 Kasım 2024 tarihinde KDV hariç yaklaşık 4,26 milyar RON (yaklaşık 857 milyon Euro) değerinde bir sözleşme imzalanmıştı. Türkiye'nin tek kalemde gerçekleştirdiği en büyük zırhlı araç ihracatı olma özelliğini taşıyan bu proje, aynı zamanda Avrupa'nın en önemli askeri araç alımlarından biri olarak görülüyor. Savunma sanayii sektöründe NATO ve Birleşmiş Milletler onaylı tedarikçi olan Otokar; dünya genelinde farklı iklimlerde ve riskli bölgelerde başarıyla hizmet sunmaya devam ediyor. Şirketin ürettiği 33 binden fazla askeri araç, bugün 9'u Avrupa ülkesi olmak üzere toplam 50'ye yakın ülkede ve 80'i aşkın son kullanıcının envanterinde aktif olarak görev yapıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hamdi Ulukaya: “ABD ile Türkiye Arasında 100 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefine İnancımız Tam” Haber

Hamdi Ulukaya: “ABD ile Türkiye Arasında 100 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefine İnancımız Tam”

ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı ve Chobani CEO’su Hamdi Ulukaya başkanlığında, toplam pazar değerleri 3 trilyon doları aşan Uber, Amazon, Google gibi 25 dev Amerikan şirketinin temsilcilerinden oluşan üst düzey heyet, Türkiye’deki resmi temaslarının ikinci gününde kritik görüşmelerini sürdürüyor. Ziyaretin 20 Nisan’daki ilk gününde savunma sanayisi odaklı toplantılar gerçekleştiren heyet; bugün ise ekonomi, enerji, ticaret ve teknoloji başlıkları altında Türkiye’nin ekonomi yönetimiyle bir araya geliyor. Savunma sanayisinde NATO vurgusu ve TOBB ile stratejik akşam Heyet, Ankara temaslarına dün Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantısıyla başladı. Toplantıda, bölgesel belirsizliklere rağmen Türkiye’nin NATO içindeki stratejik önemi ve savunma sanayisinde yerli üretim odaklı iş birliği fırsatları ele alındı. Akşam saatlerinde ise heyet, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla düzenlenen yemekte Türk iş dünyasıyla buluştu. Yemekte, Türkiye’nin 12. Kalkınma Planı çerçevesinde sunduğu yatırım fırsatları ve ABD’li yatırımcıların Türkiye’nin makroekonomik istikrar programına duyduğu güven vurgulandı. Ticaretteki engelleri kaldırma ve 100 milyar dolar hedefi Heyet, bugün sabah saatlerinde Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile bir araya geldi. Görüşmede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından belirlenen 100 milyar dolarlık ikili ticaret hedefi ana gündem maddesiydi. E-ticaret düzenlemeleri, fikri mülkiyet hakları ve gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması gibi ticari engellerin kaldırılmasına yönelik somut adımlar masaya yatırıldı. Hamdi Ulukaya: “Türkiye’nin başarısı bizim için çok kıymetli” Temaslara ilişkin değerlendirmede bulunan ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hamdi Ulukaya, şunları söyledi: “Burada 25 büyük şirketin lideriyle bulunmamız, Türkiye’nin potansiyeline duyduğumuz sarsılmaz inancın en somut göstergesidir. Biz buraya sadece iyi niyet mesajları ile değil, yatırım ajandaları ve iş birliği planlarıyla geldik. Türkiye’nin ekonomik istikrar programının meyvelerini verdiğini görüyoruz ve Amerikan iş dünyası olarak bu başarı hikâyesinin bir parçası olmaya kararlıyız. 100 milyar dolarlık hedef sadece bir rakam değil; bu hedef, müttefiklik ruhuyla atacağımız somut adımların bir sonucudur.” Öğleden sonra yoğun diplomasi trafiği Heyetin öğleden sonraki temasları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile başlayacak. Bu kritik görüşmede LNG, yenilenebilir enerji ve enerji güvenliği konuları öncelikli olarak ele alınacak. Ardından heyet, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile bir araya gelerek makro-ekonomik görünüm ve doğrudan yabancı yatırım teşvikleri üzerine kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirecek. Programın devamında, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile 5G altyapısı ve dijital ulaşım ağları üzerine bir toplantı yapılması planlanıyor. Günün son resmi temasında ise heyet, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile yapay zekâ, Ar-Ge teşvikleri ve teknoloji bölgeleri üzerine düzenlenecek yuvarlak masa toplantısında buluşacak. Heyetin Ankara temaslarının ardından, Türkiye’nin teknoloji, enerji ve savunma gibi öncelikli sektörlerinde milyar dolarlık yeni yatırım fırsatlarının takibi için çalışma gruplarının oluşturulması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otokar, Asya-Pasifik’teki İddiasını DSA 2026’da Pekiştiriyor Haber

Otokar, Asya-Pasifik’teki İddiasını DSA 2026’da Pekiştiriyor

Türkiye'nin kara araçları ihracat lideri Otokar, kara sistemleri alanındaki ürün ve kabiliyetlerini küresel ölçekte sergilemeye devam ediyor. Malezya Savunma Bakanlığı'nın ev sahipliğinde 20–23 Nisan tarihlerinde Kuala Lumpur'daki Malezya Uluslararası Ticaret ve Sergi Merkezi'nde (MITEC) gerçekleşecek DSA 2026’da Otokar, dünyaca tanınan 4x4 Taktik Tekerlekli Komuta Kontrol Zırhlı Aracı COBRA II’nin sağdan direksiyonlu versiyonunu ve ARMA 6x6 Zırhlı Muharebe Aracı'nı sergileyecek. Uzun yıllardır NATO ve Birleşmiş Milletler’in kara araçları tedarikçileri arasında yer alan Otokar’ın 33 binden fazla askeri aracı, yaklaşık 50 ülkede 80’in üzerinde son kullanıcının envanterinde aktif olarak görev yapıyor. Farklı coğrafyalarda elde ettiği deneyimi araç geliştirme çalışmalarına yansıtan Otokar, Asya-Pasifik bölgesindeki varlığını artırmayı hedefliyor. "MALEZYA İÇİN HAZIRIZ" Asya-Pasifik bölgesinin Otokar için stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Askeri Araçlar Genel Müdür Yardımcısı Sedef Vehbi; “Küresel ölçekteki bilgi birikimimizi Malezya'nın savunma gereksinimlerine en uygun şekilde yansıtmak için hazırız. Askeri araçlarımız halihazırda dünya genelinde yaklaşık 50 ülkede görev yapıyor; bu deneyimi bölgenin güvenliğine değer katacak çözümlere dönüştürmeye kararlıyız" dedi. Otokar'ın modüler yapıya sahip geniş ürün gamı ve güçlü Ar-Ge kabiliyetiyle Asya-Pasifik bölgesindeki beklentileri karşılayabileceğini vurgulayan Sedef Vehbi şöyle konuştu: "İleri teknolojiye sahip kara platformlarımız, sahada kendini kanıtlamış yetkinliğimizin yanı sıra teknoloji transferi ve yerelleştirme kabiliyetimizle bölgedeki varlığımızı artırmayı hedefliyoruz. Yerel iş ortağımız Boustead Holdings Berhad ile güçlü bir sinerji oluşturacağımıza inanıyoruz. Malezya Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya hazırız." COBRA II: FARKLI GÖREVLER İÇİN MODÜLER PLATFORM Türkiye'de ve ihracat pazarlarında; sınır güvenliği, iç güvenlik ve barışı koruma operasyonları dahil olmak üzere birçok görevde başarıyla kullanılan ve dünya genelinde 20’den fazla son kullanıcı envanterinde aktif olarak görev yapan COBRA II, yüksek koruma seviyesi, üstün hareket kabiliyeti, geniş iç hacmi ve yüksek taşıma kapasitesiyle öne çıkıyor. COBRA II, balistik, mayın ve EYP tehditlerine karşı yüksek seviyede koruma sağlıyor. En zorlu arazi ve iklim koşullarında yüksek performans sunan araç, farklı görev ihtiyaçlarına etkin şekilde uyum sağlıyor. Geniş silah sistemi entegrasyonu ve görev ekipmanı opsiyonları ile öne çıkan COBRA II, modüler yapısı sayesinde Zırhlı Personel Taşıyıcı, Silah Platformu, Keşif ve Gözetleme Aracı, Komuta Kontrol Aracı, İç Güvenlik/Devriye Aracı ve Zırhlı Ambulans gibi farklı görevlerde kullanılabiliyor. DSA 2026 süresince COBRA II’nin sağdan direksiyonlu versiyonu sergilenecek. MODÜLER GÜÇ: ARMA 6x6 Otokar'ın çok tekerlekli zırhlı muharebe aracı ARMA 6x6, üstün hareket kabiliyeti ile yüksek seviyede mayın ve balistik korumayı bir arada sunarken, orta ve yüksek kalibre silah sistemlerinin entegrasyonuna imkân sağlayan modüler bir platform. En zorlu arazi ve iklim koşullarında etkin şekilde görev icra edebilen ARMA, operasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda farklı silah sistemleri ile konfigüre edilebiliyor. Araç; zırhlı personel taşıyıcı, zırhlı muharebe aracı, komuta kontrol ve KBRN keşif aracı gibi farklı görevlerde kullanılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin KKTC’ye F-16 Gönderme Hamlesi Güçlü ve Zamanında Bir Yanıt! Haber

Türkiye’nin KKTC’ye F-16 Gönderme Hamlesi Güçlü ve Zamanında Bir Yanıt!

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu hamle, garantörlük hakkının kullanılması, enerji güvenliğinin sağlanması ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin temini açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye’nin hem kendi güvenliğini hem de KKTC’nin varlığını korumak için sahada olmayı sürdüreceği açıktır.” dedi. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğini artırmaya yönelik planlamalar kapsamında 6 F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemlerinin adaya konuşlandırıldığını açıkladı. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketlilik ve bunun Kıbrıs meselesine yansımalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. İran meselesi küresel düzenin kritik düğüm noktalarından biri Prof. Dr. Havva Kök Arslan, İran merkezli gerilimin Doğu Akdeniz’de yeni bir güvenlik mimarisinin oluşmasına neden olduğunu belirterek, “İran meselesi, yalnızca bir güvenlik veya nükleer program tartışması olmanın ötesinde, küresel düzenin enerji, finans ve jeopolitik yapısında kritik bir düğüm noktası haline gelmiştir. Bu düğümün çözülmeye çalışıldığı sahalardan biri de Doğu Akdeniz’dir. ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilimin genişlemesi, Kıbrıs adasında askeri yığınağın artmasına neden olmuştur. Avrupa Birliği ülkelerinin bölgeye savaş gemileri ve uçaklar göndermesi ile Yunanistan’ın GKRY’ye askeri takviye yapması, tansiyonu yükselten başlıca etkenlerdir.” dedi. Türkiye’nin KKTC’ye F-16 göndermesi çok katmanlı bir stratejik hamle Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) 6 adet F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemleri konuşlandırmasının bölgesel dengeler açısından kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arslan, şöyle devam etti: “Bu kritik dönemde, Türkiye’nin KKTC’ye 6 F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemi göndermesi, bölgesel ve küresel dengeler açısından önemli bir hamle olarak değerlendirilmektedir. Peki, bu adımın arkasındaki stratejik mantık nedir? Bölgesel ve küresel güçler (ABD, AB ülkeleri, Yunanistan, İran) bu süreçte hangi pozisyonları almış, ne tür hamleler yapmıştır? Türkiye’nin 6 F-16 ve hava savunma sistemlerini KKTC’ye konuşlandırması, çok katmanlı ve zamanında bir stratejik hamledir. Türkiye, 1959 Londra ve Zürih Antlaşmaları ile 1960 Kıbrıs Anayasası çerçevesinde, yalnızca KKTC değil, tüm Kıbrıs adasının garantörüdür. Uzmanlar, bu hamlenin olası bir çatışma ortamında adanın bütünlüğünü ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğini koruma yükümlülüğünün bir gereği olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle belirsizlik ortamında, mevcut anayasal düzeni bozma veya toprak kazanma amaçlı girişimlere karşı caydırıcı bir güç oluşturmak hedeflenmiştir.” Doğu Akdeniz’deki güç dengesi hızla değişiyor Prof. Dr. Arslan, Doğu Akdeniz’de birçok küresel ve bölgesel aktörün aynı anda askeri varlık gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti: “Bölgede halihazırda önemli bir askeri varlık bulunmaktadır. ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda ve Yunanistan, İran tehdidine karşı olduklarını belirterek bölgeye savaş gemileri ve uçaklar göndermiştir. Türkiye de bu ortamda ‘sahada olmak’ ve bölgesel bir güç olarak pozisyon almak durumundadır. Bu hamle, aynı zamanda Türkiye’nin KKTC’nin yanında durduğunu göstermesi açısından da önem taşımaktadır.” Enerji güvenliği Türkiye için stratejik önemde Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları açısından taşıdığı öneme de dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, “Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları ve ticaret yolları Türkiye için stratejik öneme sahiptir. Bu adım, enerji arz güvenliği ile ilgili potansiyel sorunlarda Türkiye’nin sahada bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” ifadesinde bulundu. GKRY’nin NATO üyeliği girişimi Türkiye açısından kritik bir risk Prof. Dr. Arslan, Batı dünyasının İran tehdidini gerekçe göstererek GKRY’yi NATO’ya dahil etme girişimlerinin gündeme gelebileceğini de ifade ederek, “Bazı yorumcular, Batı dünyasının İran tehdidini bahane ederek GKRY’yi NATO’ya dahil etme girişiminde bulunabileceğini belirtmektedir. Türkiye’nin onayı olmadan GKRY’nin NATO’ya üyeliği, Türkiye’yi çevreleme ve KKTC’nin varlığını göz ardı etme riski taşıyacaktır. Bu hamle, söz konusu planları önden engellemeyi hedeflemektedir.” dedi. Yunanistan bölgedeki en aktif askeri aktörlerden biri Bölgede Yunanistan’ın askeri hareketliliğinin dikkat çektiğini belirten Prof. Dr. Arslan, “Yunanistan’ın F-16 ve savaş gemisi göndermesi, Avrupa ülkelerinin askeri yığınağı ve GKRY’ye Patriot füzeleri konuşlandırması, Türkiye’de bir tehdit algısı oluşturmuştur. Türkiye, bu algıya yanıt vererek hem caydırıcılığını artırmış hem de olası sürpriz gelişmelere hazırlık göstermiştir.” diye konuştu. Doğu Akdeniz uzun süre kriz potansiyeli taşıyacak Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Doğu Akdeniz’in, farklı aktörlerin karmaşık bir satranç tahtası haline geldiğini ifade ederek, “ABD, İran’a yönelik operasyonları başlatan taraf olarak görülmekte ve bölgede stratejik bir çıkış planının eksikliği nedeniyle önemli yıkımlar yaşanmaktadır. Uzun vadede ise ABD, doların rezerv para statüsünü koruma çabasıyla jeopolitik sertliğini artırmaktadır. İsrail ise doğrudan bir çatışmadan kaçınmakta, ancak Kıbrıs ile askeri iş birliği yaparak dolaylı bir güvenlik şemsiyesi oluşturmayı sürdürmektedir.” şeklinde konuştu. Fransa, İngiltere, İtalya, Hollanda ve İspanya’nın İran tehdidini gerekçe göstererek Doğu Akdeniz’deki askeri varlıklarını artırdığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Bu hamlelerin temel stratejileri şunlardır: Enerji ve ticaret güvenliğini sağlamak, AB üyesi GKRY’yi olası saldırılara karşı korumak, İsrail’in dolaylı güvenliğini desteklemek, NATO içinde bağımsız bir güvenlik rolü üstlenmek, Fransa ve İngiltere’nin Kıbrıs merkezli operasyon alanları oluşturduğu dikkat çekmektedir.” ifadesinde bulundu. Yunanistan GKRY’ye 4 F-16 ve savaş gemisi gönderdi Yunanistan’ın bölgedeki en aktif aktörlerden biri olarak, GKRY’ye 4 F-16 ve savaş gemisi gönderdiğini söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Bazı generaller, Ege Adaları’nın silahlandırılması ve olası bir çatışmada AB ve ABD desteği olacağını varsayarak hareket etmektedir.” dedi. ABD-İsrail saldırılarının hedefi olan İran’ın, karşılık vererek bölgesel yayılma riskini artırdığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “İngiliz üslerine düzenlenen dron saldırısı Doğu Akdeniz’i de etkilemiştir. Uzun vadede İran meselesi, dolar merkezli küresel finans sistemine meydan okuma niteliği taşımakta ve yalnızca bölgesel değil, küresel düzenin geleceğini de ilgilendirmektedir.” şeklinde konuştu. Kıbrıs artık Avrupa’nın ileri savunma platformlarından biri Kıbrıs Adasının artık yalnızca diplomatik veya enerji temelli bir rekabet alanı olmadığını dile getiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Ada, artık yalnızca enerji veya diplomasi sahası olmaktan çıkmış, jeostratejik bir düğüm noktası ve Avrupa’nın ileri savunma platformu haline gelmiştir. Bölgede üç ana askeri eksen oluşmaktadır. Kuzey Eksen: Türkiye kıyıları, KKTC ve Türk donanması, Orta Eksen: Kıbrıs Adası, İngiliz üsleri (Akrotiri ve Dikelya) ve Avrupa unsurları, Güney Eksen: İsrail kıyıları, Levant havzası ve ABD müttefik unsurları.” Beklenmedik hamleler doğrudan çatışma riskini artırabilir Bölgedeki askeri yığılmanın çeşitli riskleri de beraberinde getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, geleceğe dair riskleri şöyle sıraladı: “Doğrudan Çatışma: Yunanistan’ın Ege Adaları veya Kıbrıs’ta beklenmedik hamleleri doğrudan bir çatışmayı tetikleyebilir. GKRY’nin NATO Üyeliği: Batı’nın bu girişimi, Türkiye için kırmızı çizgiyi oluşturabilir ve ittifak içinde kriz yaratabilir. Uzun Vadeli Askeri Yığınak: Bölgeye konuşlandırılan silah ve gemiler, tehdit ortadan kalktıktan sonra da kalabilir; bu durum Türkiye için risk yaratabilir. Bölgesel Rekabetin Derinleşmesi: Avrupa ülkelerinin kalıcı askeri varlığı, Doğu Akdeniz’deki güç rekabetini artırabilir. Küresel Düzenin Test Edilmesi: İran merkezli kriz, sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel ekonomik ve güvenlik düzeninin sınandığı bir durumdur.” F-16 gönderilmesi zamanında ve güçlü bir yanıt Türkiye’nin KKTC’ye F-16 gönderme hamlesinin, artan askeri yığınağa karşı verilen güçlü ve zamanında bir yanıt olarak değerlendirilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu hamle, garantörlük hakkının kullanılması, enerji güvenliğinin sağlanması ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin temini açısından kritik öneme sahiptir. Önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz, enerji rekabeti ve büyük güçlerin güvenlik stratejilerinin kesiştiği bir kriz alanı olmaya devam edecektir. Türkiye’nin hem kendi güvenliğini hem de KKTC’nin varlığını korumak için sahada olmayı sürdüreceği açıktır.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Teknoloji Ekosisteminde Stratejik Birleşme Haber

Türkiye Teknoloji Ekosisteminde Stratejik Birleşme

Şirket, teknoloji çözümleri geliştiren Lider Sistem Teknolojileri A.Ş.’yi devralma yoluyla birleşmek üzere Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) başvuruda bulundu. MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gökhan Beltekin, “Birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte sermayemiz yaklaşık 986,5 milyon TL’ye yükselecek. Mühendislik ve Ar-Ge kapasitesini büyüterek savunma teknolojileri alanında daha güçlü bir yapı oluşturacağız” dedi. Borsa İstanbul’da işlem gören MİA Teknoloji, Yönetim Kurulu’nun 6 Mart 2026 tarihli kararı doğrultusunda Lider Sistem Teknolojileri ile yürütülen birleşme sürecinde yeni bir aşamaya geçti. Planlanan işlem kapsamında Lider Sistem Teknolojileri’nin MİA Teknoloji’ye devrolması öngörülüyor. Birleşme işlemi, Sermaye Piyasası Kurulu’nun onayı ve genel kurulda birleşme sözleşmesinin kabul edilmesi şartıyla tamamlanacak. Şirket sermayesi 986,5 milyon TL’ye yükselecek Birleşme kapsamında MİA Teknoloji’nin sermayesinin 492,5 milyon TL artırılarak yaklaşık 986,5 milyon TL’ye çıkarılması planlanıyor. Bu doğrultuda Lider Sistem Teknolojileri ortaklarına tahsis edilmek üzere yaklaşık 492,5 milyon adet MİA Teknoloji payı ihraç edilecek. Uzman kuruluş raporuna göre her 1 TL nominal değerli Lider Sistem Teknolojileri payına karşılık 2,9316 TL nominal değerinde MİA Teknoloji payı verilmesi öngörülüyor. Savunma teknolojileri ekosistemi oluşturma hedefi Şirket, NATO projelerinden yapay zekâ destekli güvenlik sistemlerine kadar uzanan geniş bir teknoloji portföyüyle küresel ölçekte rekabet edebilecek bir savunma teknolojileri ekosistemi oluşturmayı amaçlıyor. MİA Teknoloji açısından birleşme süreci, bu stratejik vizyonun önemli bir parçasını oluşturuyor. MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gökhan Beltekin, Lider Sistem Teknolojileri ile planlanan birleşmenin yalnızca iki şirketin birleşmesi olmadığını, Türkiye’de savunma ve güvenlik teknolojileri alanında daha güçlü bir mühendislik ekosisteminin oluşmasına katkı sağlayacağını vurguladı. Beltekin konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda yeni bir eşiğe geldiğimize inanıyoruz. MİA Teknoloji ile Lider Sistem Teknolojileri arasında başlattığımız bu birleşme süreci yalnızca iki kurumun organizasyonel birleşimi değildir; Türkiye’nin savunma teknolojileri, kritik kamu savunma projeleri ve ileri mühendislik kapasitesini tek bir vizyon altında buluşturma kararlılığının somut bir göstergesidir. Bu adım sayesinde Ar-Ge gücümüzü, mühendislik yetkinliklerimizi ve saha deneyimimizi konsolide ederek daha büyük ölçekli, daha entegre ve daha yüksek katma değer üreten teknoloji projelerine imza atabilecek bir yapı oluşturuyoruz.” “Küresel ölçekte güçlü bir Türk savunma teknolojileri markası inşa ediyoruz.” Savunma ve güvenlik teknolojilerinin artık yalnızca bir sektör olmadığına değinen Beltekin, şöyle konuştu: “Savunma ve güvenlik teknolojileri, ülkelerin stratejik bağımsızlığını belirleyen en kritik alanlardan biridir. Bugün attığımız adım yalnızca ölçek büyütmek için değildir; küresel rekabette güçlü bir Türk savunma teknolojileri markası oluşturmak içindir. NATO projeleri ve uluslararası iş birlikleri sayesinde kazandığımız güveni, daha büyük bir teknoloji ekosistemine dönüştürmeyi hedefliyoruz. Türkiye’den doğan, yüksek mühendislik kabiliyetiyle dünyaya teknoloji ihraç eden ve stratejik alanlarda küresel ölçekte söz sahibi olan bir marka inşa etmek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.