Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nato Zirvesi

Kapsül Haber Ajansı - Nato Zirvesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nato Zirvesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı Haber

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı

Küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği kritik bir dönemde uluslararası iş dünyasının güçlü temsilcilerini bir araya getiren ACE BPSC 2026 Zirvesi, Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da devam etti. “İnovasyon, Yatırım, Teknoloji ve Ticaret için Girişimcilik: Daha Güçlü Bir Transatlantik Gelecek İnşa Etmek” başlığıyla düzenlenen zirvenin ikinci gününde de "NATO Zirvesi Sonrası Ticari ve Siyasi Gelişmeler" başlıklı panel gerçekleştirildi. TABA AmCHAM BAŞKAN YARDIMCISI DERİNKÖK: “GÜVENLİK POLİTİKALARI İLE EKONOMİ POLİTİKALARI BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ” 30 ülkeden 70 AmCham lideri ve Türkiye’den çok sayıda iş insanının katıldığı panelin açılış konuşmasını TABA-AmCham Başkan Yardımcısı H. Eren Derinkök yaptı. Derinkök, bugün artık güvenlik politikaları ile ekonomi politikalarını birbirinden bağımsız değerlendirmenin mümkün olmadığını ifade ederek, “Jeopolitik gelişmeler; ticaret yollarını, enerji güvenliğini, tedarik zincirlerini, teknoloji yatırımlarını, savunma sanayiini ve dolayısıyla doğrudan iş dünyasının kararlarını etkiliyor. NATO Zirvesi sonrasında ortaya çıkan gelişmeleri de bu geniş perspektiften değerlendirmek gerekiyor. Özellikle Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki transatlantik ilişkilerin geleceği, Avrupa'nın güvenlik ve savunma alanındaki öncelikleri, artan savunma yatırımları ve bunların üretim, teknoloji ve ticaret üzerindeki etkileri önümüzdeki dönemin önemli başlıkları arasında yer alıyor.” dedi. AMCHAMS IN EUROPE (ACE) BAŞKANI VODNIK: “İSTİKRAR OLMADAN EKONOMİK BÜYÜME MÜMKÜN DEĞİL” Amchams in Europe (ACE) Başkanı Ajša Vodnik de konuşmasında güvenliğin yalnızca hükümetlerin ve orduların yetki alanında olmadığını ifade ederek, “İş dünyası olarak bizler; istikrar olmadan ekonomik büyümenin, inovasyonun ve küresel ticaretin var olamayacağını kabul etmeliyiz. Savaş ve çatışmalar tedarik zincirlerini bozar, pazarları yok eder ve hayatları mahveder.” diye konuştu. CONGAR: TRANSATLANTİK İŞ BİRLİĞİNDE HUKUKİ GÜVENCELERİN ÖNEMİ TABA-AmCham İngiltere Temsilcisi Av. Cem Congar da güvenlik alanındaki tercihlerin, enerji erişimi, teknoloji paylaşımı, yatırım ve ticaret kararlarında karşılık bulduğunu belirterek, “NATO'nun Ankara zirvesinde öne çıkan Transatlantik iş birliği ve sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleri bu ilişkinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde siyasi iradenin ekonomik hayata nasıl yansıyacağını ve bu dönüşümün hangi hukuki güvencelerle destekleneceğinin üzerine birlikte düşünmemiz gerekmekte” dedi. Açılış konuşmalarının ardında panele geçildi. T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel ve DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan yeni dönemdeki bölgesel ve küresel gelişmeleri iş dünyası perspektifinden değerlendirdi. TÜRKİYE’NİN UZUN VADELİ YATIRIM POTANSİYELİNE VURGU Panelin moderatörlüğünü üstlenen Bekir Polat, Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar açısından sunduğu fırsatlara ve uzun vadeli yatırım perspektifinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye, son 20 yılda yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüyerek geçen yıl itibarıyla 1,8 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştı ve son 20 yılda yaklaşık 300 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım aldı. Genç, dinamik nüfusu ile yine jeostratejik konumunu güçlendiren son 25 yıldaki 300 milyar doları aşan altyapı ve üst yatırımlarıyla ve kuvvetli bir reform ajandasıyla hala büyümeye devam ediyor. Özellikle uluslararası ortaklıklardaki uzun vade perspektifini çok önemsiyoruz. Bununla ilgili vermiş olduğum her zaman çok somut bir örnek var. Çok büyük bir Alman firmasının bir genişleme yatırımı vardı yakın bir zamanda. Sağ olsunlar açılış için davet etmişlerdi ve gittiğimizde sordum Alman firmaya siz kaç yıllık bir firmasınız? Biz 160 yıllık bir firmayız. Peki Türkiye'de ne zamandan beri faaliyetindesiniz? 116 yıldır Türkiye'deyiz dedi. Cumhuriyetimizden daha önce gelmişler. Bu önemli bir gösterge. Ülkenin şu anki resmine bakarak karar vericiler çok daha geniş bakıyorlar. Biz de ülkenin 5-10-15 yıllık aslında büyük resimde ülkemizin sunmuş olduğu fırsatları anlatmaya çalışıyoruz.” DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI ÖZEL: “PARA GÜVENLİ BÖLGE ARAR” Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel de konuşmasında NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin uluslararası konumuna etkilerini değerlendirdi. Özel, güvenlik ve yatırım arasındaki ilişkiye, çok taraflı iş birliklerine ve Türkiye’nin diplomatik kapasitesine vurgu yaparak şunları kaydetti: “Bazı siyasi gelişmeler ve söylemler sonrası NATO'ya bakışın da bazı noktalarda değiştiği bir dönemde bu zirvenin Türkiye'de yapılması hakikaten çok büyük bir ehemmiyet taşıyor. Bu zirve sonrası NATO biraz daha tek vücut haline geldi. NATO 3 olarak isimlendirilen bir söylemi vardı. Ve bu da sonuçlarını çok etkili kıldı. İşte bütün NATO üyesi ülkeleriyle birlikte NATO'nun gücü aslında biraz bu zirveyle beraber, söylemlerle ve uygulamalarla da upgrade olmuş oldu. NATO, 1950’li yıllarda Kore Harbi’nden sonra kurulmuş bir güvenlik organizasyonu. Peki iş adamlarının NATO ile ne ilişkisi var? Malum, para güvenli bölge arar. Güvensiz bölgelerden güvenli bölgelere para akışı geçer. 21. yüzyılda çatışmaların arttığı bir dönemde bu ilişki daha sık bir ilişki haline geldi. Bunu çok görüyoruz. Daha girift hale geldi. Bu bağlamda NATO zirvesi Ankara deklarasyonuyla beraber yapılan açıklamalar, 50 milyar dolarlık bir hedef konması, bunlar son derece önemli. Bu bakımdan ben öyle ümit ediyorum ki kısa ve orta vadede uzun vadedeki etkilerinin çok daha büyük olacağını düşünüyorum. Ülkemize siyasi, ticari, ekonomik ve diğer konular hatta kültürel açıdan çok büyük etkilerinin olacağını bekliyoruz. Biz hemen NATO zirvesi sonrasında yaptığımız ikili görüşmelerde bunun nasıl bir momentuma sahip olduğunu gerçekten açık ve net gördük. Onu ifade edeyim. Çünkü 32 tane NATO üyesi ülke var. Bir de bu ülkelerin birlikte çalıştığı dünyada başka ülkeler var. Yani bunların hepsini büyük resmi gördüğümüzde bir çarpan etkisi yapmak suretiyle katma değere dönüşeceğini umuyorum.” TİCARET BAKAN YARDIMCISI TUZCU: “TÜRKİYE’Yİ MERKEZE ALMAYAN HİÇBİR YAKLAŞIM GÜVENLİ BİR TİCARET ZEMİNİ OLUŞTURAMAYACAK” Küresel ticaretin değişen yapısına, tedarik zincirlerinin güvenliğine ve Türkiye’nin transatlantik ekonomik ilişkilerindeki rolüne değinen Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu da NATO Zirvesi sonrasında üretim ve savunma sanayisinde ortaya çıkan fırsatları şu sözlerle değerlendirdi: “Küresel ticarette aslında bir azalma yok. Ama coğrafya ve sektörlerde bir değişim var. Artık küresel ticaret daha Asya'ya, daha doğuya doğru gitmeye başladı. Burada şunu özellikle ifade etmek istiyorum ki geçtiğimiz yıl küresel ticaret hacmi düşmedi. Peki değişen ne? Aslında küresel dünya daha da entegre haline geldi. Ama oyuncular ve sektörler değişti. Burada kendisini daha iyi konumlayanlar, daha düşük konumlayanlar ayrışmaya başladılar. Avrupa, bunun soru işaretlerini yaşıyor. Avrupa Birliği ülkeleri büyümelerinde, ihracatlardaki yükseltmede, verimlilikte kendileri ile ilgili olarak bir öz eleştiriye, sanayiyi tekrar toparlayacak yeni programlara, planlara girişmeye başladılar. Fakat son dönemde ıskalanan bir şey var. Bu da artık küresel ticaretin güvenlikle tam anlamıyla örtüşmesi. Bir ticaretteki varlığımız artık sadece tarifelerin düşürülmesi değil, sadece liberalizasyon değil, artık hem tedarik güvenliği, hangi ürünü kimden alacağımız, bu tedariğin güvenli olarak devam edip etmeyeceği, hem lojistik koridorların güvenli olarak devam edip etmeyeceği, verinin kendisi kimde kalacağı, bu verinin kimlerle paylaşılacağı, bunlar tekrar sorgulanmaya başladı. Bu sorgulamanın temelinde pandemi bir etkendi. Pandemiden sonra savaşlar, Rusya-Ukrayna ile başlayan savaş ve sonrasında devam eden savaşlar ve özellikle belli kritik hammaddelerin belli coğrafyalarda kalmış olması ülkelerin hem kritik hammaddelere hem veriye hem teknolojiye hem ticarete bakışını değiştirdi. Bugün Avrupa Birliği kritik hammaddeler yasasını çıkardı biliyorsunuz. 2030 yılına kadar Avrupa Birliği kritik hammaddelerin en az %10'unu kendisinden çıkarılmasının %35'inin de kendisine işlenmesini hedefliyor. Bununla beraber de bunu tek başına yapamayacak. Bunun da en büyük perspektifini bizlere veren NATO oldu. NATO aslında ortaya çıkardı ki bizim hem savunmada ama aynı zamanda üretimde bir araya gelip planlamalarımızı birlikte ve bir uyum içerisinde yapmamız gerekiyor. Türkiye burada çok kritik bir oyuncu. Ben G20 toplantısında şunu gördüm ki tüm ülkeler hem bağlantısallık için lojistik ve enerji koridorlarının sağlanması için Türkiye'ye çok ihtiyaçları var. Tüm koridorlar Türkiye üzerinden geçiyor. Enerji koridorları da lojistik koridorları da Türkiye ülkelerinin üzerinden geçiyor ve çok ihtiyaçları var. Ve G20 toplantılarında da ortaya çıktı ki Türkiye'yi bir merkeze almayan hiçbir yaklaşım güvenli bir ticaret ve sanayi zemini ortaya çıkartmayacak.” TÜRKİYE-ABD TİCARETİNDE 100 MİLYAR DOLARLIK HEDEF Tuzcu, ABD ve Türkiye arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret vizyonunun gerçekleşmesinin önünde bir engel olup olmadığına ilişkin soruyu da şöyle yanıtladı: “Bu soruya engel yok diyemeyeceğiz tabii ki. Bu engellerin bir kısmı Türkiye'nin karşı karşıya olduğu engeller. Bir kısmı da Amerika'nın ticaretteki yeni kural seti ile ilgili engeller. Ancak şunu ifade edeceğim. 100 milyar dolarlık hedefi çok gerçekçi bir hedef. Amerika yaklaşık 32 trilyon dolarlık bir gayrisafi yurt içi hasılası var. 3 trilyonluk bir ithalatı var. Çok büyük bir ithalat pazarı var ve bu pazar içerisinde aslında karşılıklı ticari 100 milyar dolar olması çok yönlendirilebilir. Fakat Amerika'nın 2018 sonrası ortaya koyduğu vizyon içerisinde korumacılık belirleyici ve Amerika içerisine yatırımı önceleyen bir değerlendirme var ve bu değerlendirmenin de iki tane temel sorunu ortaya çıkardığını görüyoruz. Bir tanesi tarifelere aşırı yüklenme ve vergileri özellikle belli sektörlerde çok fazla arttırma. Daha büyük bir maliyet oluşturacak bir sorun da öngörülemezlik. Yatırımla ilgili olarak hem bizim firmalarımızın Amerika'da yapacağı yatırımlarda hem Amerikan firmalarının Türkiye'de yapacağı yapımlarda da, bu öngörülmezlik sorunu bir son bulacak. Biz Amerikalı muhataplarımızla çok yakın bir içerisindeyiz.” ÇETİNDOĞAN: “İŞ DÜNYASI AÇISINDAN KARAR VERİRKEN SADECE SİYASİ HAVAYA BAKMAK YETELİ DEĞİL” DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan da Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde oluşan olumlu atmosferin kalıcı yatırımlara dönüşebilmesi için yatırımcı güveni, öngörülebilirlik ve doğru ortaklık modellerinin önemine işaret etti. Çetindoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkilerde olumlu bir atmosfer var. Fakat iş dünyası açısından karar verirken sadece siyasi havaya bakmak yeterli değil. Örneğin gümrük tarifeleri, savunma sanayi üzerindeki kısıtlamalar, finansmana erişim, yatırım mevzuatı, yaptırımlar, ihracat kontrolleri mutlaka masada olması gerekiyor. Özellikle sınır ötesi ortaklıklarda teknoloji transferi ve ihracat izinleri de çok önem arz ediyor. Bir diğer konu da jeopolitik belirsizlik. Bugün Amerika-Çin ilişkilerinden Rusya-Ukrayna savaşına, enerji güvenliğinden bölgesel çatışmalara kadar birçok gelişen ticaretin birçok gelişme ticaretin yönünü değiştirebiliyor. Dolayısıyla şirketlerin yalnızca bugünkü tabloya değil farklı senaryolara da hazırlıklı olması gerekiyor. Türkiye'nin burada önemli bir avantajı var. Biz farklı güç merkezleriyle aynı anda ilişki kurulabilen bir ülkeyiz. Bu nedenle Türkiye'nin dengeli dış politika yaklaşımının İş dünyası açısından önemli bir güven unsuru olduğu da muhakkak. Şirketler açısından baktığımızda en önemli risklerden biri siyasi yakınlaşmayı otomatik olarak ticari fırsat olarak düşünmek. Bir ülke ile ilişkilerin iyi olması, her sektör için yatırım ortamının yatırım ortamının aynı ölçüde uygun olduğu anlamına gelmiyor. Her şirket kendi sektörünün risklerini, finansman maliyetini, kur riskini, gümrük koşullarını ve mevzuatı ayrı ayrı değerlendirmek zorunda. Ben bu nedenle şirketlerin büyük ve geri dönüşümü zor yatırımlardan önce daha esnek modellerle başlamasını doğru buluyorum. Bir yatırımın arkasında çok iyi bir finansal plan olabilir ama o planı hayata geçirecek doğru ekip yoksa sürdürebilirliği zor oluyor. Bu nedenle ben uluslararası ortaklıklarda bu konulara ehemmiyet veriyorum. Birincisi doğru ortak. Sadece finansal gücü değil, vizyonu ve iş yapma kültürü de birbirine yakın ortaklıklar seçilmeli. İkincisi yerel bilgi. Girdiğimiz pazarı gerçekten anlamadan sadece dışarıdan bakarak karar vermemek gerekiyor. Üçüncüsü uzun vadeli perspektif. Her yatırımın ilk sonuç vermesini beklememek gerekiyor. Dördüncüsü ise esneklik ki bu çok önemsediğim bir alan. Dünya çok hızlı değişiyor. Dolayısıyla yatırım modellerinin de değişen koşullara uyum sağlayacak şekilde tasarlanması gerekebiliyor. Benim için uluslararası iş birliğinin en değerli tarafı da aslında burada. Birlikte sadece sermaye koymak değil, birbiri deneyiminden, teknolojisinden ve pazar bilgisinden faydalanmak. Türkiye'nin bu anlamda sadece yatırım alan değil, yatırım yapan, ortaklık kuran ve bilgi üreten bir ülke konumunda olmasını ve bu şekliyle güçlenmesini arzu ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Taba-AmCham Küresel İş Dünyasını İstanbul’da Buluşturuyor Haber

Taba-AmCham Küresel İş Dünyasını İstanbul’da Buluşturuyor

Küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, uluslararası iş dünyasının güçlü temsilcilerinin buluşma noktası İstanbul olacak. T.C. Ticaret Bakanlığı’nın himayelerinde ve TABA-AmCham’in ev sahipliğinde organize edilen ACE BPSC 2026, 7-9 Ekim tarihlerinde Swissôtel The Bosphorus Istanbul’da gerçekleştirilecek. Zirve, “İnovasyon, Yatırım, Teknoloji ve Ticaret için Girişimcilik: Daha Güçlü Bir Transatlantik Gelecek İnşa Etmek” vizyonuyla küresel ekonomiye yön verecek dev bir platform sunuyor. ZİRVE, BAKANLARIN VE KÜRESEL LİDERLERİN KATILIMIYLA AÇILACAK Etkinliğin ilk günü olan 7 Ekim’de düzenlenecek "AmCham Leadership & Gala Dinner" programı, üst düzey devlet yetkilileri ile küresel iş dünyası liderlerini bir araya getirecek. Swissôtel The Bosphorus Asuka Salonu'nda saat 19:00'da başlayacak olan özel gala yemeğinin açılış konuşmaları; T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Valisi Davut Gül, AmChams in Europe (ACE) Başkanı Ajša Vodnik ve TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı tarafından gerçekleştirilecek. NATO ZİRVESİ SONRASI TÜRKİYE’NİN TİCARİ VE SİYASİ KONUMU MASAYA YATIRILACAK Zirvenin en kritik oturumlarından biri, 8 Ekim tarihinde "NATO Zirvesi Sonrası Ticari ve Siyasi Gelişmeler" başlığıyla düzenlenecek. TABA-AmCham Başkan Yardımcısı H. Eren Derinkök'ün açılış konuşmasıyla başlayacak olan panelin moderatörlüğünü, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat üstlenecek. Gerçekleşecek olan bu stratejik oturumda; T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı H. Ali Özel ve DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan yeni dönemdeki bölgesel ve küresel gelişmeleri iş dünyası perspektifinden değerlendirecek. ACE BPSC 2026’NIN FİNAL ADRESİ İSTANBUL BOĞAZI OLACAK Etkinliğin son günü olan 9 Ekim’de zirvenin kapanış programı “Creative Network Awards & Bosphorus Closing” ile gerçekleştirilecek. TABA-AmCham Başkan Yardımcısı Erdem İpekçi ile TABA-AmCham Yönetim Kurulu Üyeleri Elvan H. Boz ve Av. Zeynep Hilal Doy’un açılış konuşmalarını yapacağı etkinlik, saat 16.00’da başlayacak ve İstanbul Boğazı’nın eşsiz atmosferinde düzenlenecek özel programla zirvenin finalini yapacak. 30 ülkeden 70 AmCham lideri ve 250 küresel CEO’nun buluşacağı ACE BPSC 2026, İstanbul’dan dünyaya uzanan yeni iş birliklerinin temellerini daha da güçlendirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ACE BPSC 2026 Zirvesi İçin Geri Sayım Başladı Haber

ACE BPSC 2026 Zirvesi İçin Geri Sayım Başladı

Küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, uluslararası iş dünyasının güçlü temsilcilerinin buluşma noktası İstanbul olacak. T.C. Ticaret Bakanlığı’nın himayelerinde ve TABA-AmCham’in ev sahipliğinde organize edilen ACE BPSC 2026, 7-9 Ekim tarihlerinde Swissôtel The Bosphorus Istanbul’da gerçekleştirilecek. Zirve, “İnovasyon, Yatırım, Teknoloji ve Ticaret için Girişimcilik: Daha Güçlü Bir Transatlantik Gelecek İnşa Etmek” vizyonuyla küresel ekonomiye yön verecek dev bir platform sunuyor. ZİRVE, BAKANLARIN VE KÜRESEL LİDERLERİN KATILIMIYLA AÇILACAK Etkinliğin ilk günü olan 7 Ekim’de düzenlenecek "AmCham Leadership & Gala Dinner" programı, üst düzey devlet yetkilileri ile küresel iş dünyası liderlerini bir araya getirecek. Swissôtel The Bosphorus Asuka Salonu'nda saat 19:00'da başlayacak olan özel gala yemeğinin açılış konuşmaları; T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Valisi Davut Gül, AmChams in Europe (ACE) Başkanı Ajša Vodnik ve TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı tarafından gerçekleştirilecek. NATO ZİRVESİ SONRASI TÜRKİYE’NİN TİCARİ VE SİYASİ KONUMU MASAYA YATIRILACAK Zirvenin en kritik oturumlarından biri, 8 Ekim tarihinde "NATO Zirvesi Sonrası Ticari ve Siyasi Gelişmeler" başlığıyla düzenlenecek. TABA-AmCham Başkan Yardımcısı H. Eren Derinkök'ün açılış konuşmasıyla başlayacak olan panelin moderatörlüğünü, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat üstlenecek. Gerçekleşecek olan bu stratejik oturumda; T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı H. Ali Özel ve DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan yeni dönemdeki bölgesel ve küresel gelişmeleri iş dünyası perspektifinden değerlendirecek. ACE BPSC 2026’NIN FİNAL ADRESİ İSTANBUL BOĞAZI OLACAK Etkinliğin son günü olan 9 Ekim’de zirvenin kapanış programı “Creative Network Awards & Bosphorus Closing” ile gerçekleştirilecek. TABA-AmCham Başkan Yardımcısı Erdem İpekçi ile TABA-AmCham Yönetim Kurulu Üyeleri Elvan H. Boz ve Av. Zeynep Hilal Doy’un açılış konuşmalarını yapacağı etkinlik, saat 16.00’da başlayacak ve İstanbul Boğazı’nın eşsiz atmosferinde düzenlenecek özel programla zirvenin finalini yapacak. 30 ülkeden 70 AmCham lideri ve 250 küresel CEO’nun buluşacağı ACE BPSC 2026, İstanbul’dan dünyaya uzanan yeni iş birliklerinin temellerini daha da güçlendirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NATO Zirvesi Sonrası Türkiye’nin Stratejik Konumuna 360° Bakış Haber

NATO Zirvesi Sonrası Türkiye’nin Stratejik Konumuna 360° Bakış

Türk Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham), NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin değişen küresel dengelerdeki konumunu güvenlik ve ekonomi ekseninde değerlendirmek üzere iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile alanında uzman isimleri İstanbul’da bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’nin güvenlik politikaları ve savunma sanayiinden ekonomik görünümüne, yatırım fırsatlarından finansal gelişmelere ve dış ticarete uzanan gündem çok boyutlu olarak ele alındı. Türkiye-ABD ilişkilerinin iş dünyasına yansımaları ve yeni iş birliği fırsatları da etkinliğin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Sarıyer Foreya Lifepark’ta gerçekleştirilen “TABA-AmCham 360° Perspektif: NATO Zirvesi Sonrası Türkiye – Güvenlik, Finans, Yatırım ve Türkiye-ABD İlişkileri Paneli, Üye Buluşması & İş Birliği Seremonisi”, iş dünyasının farklı sektörlerinden temsilcileri ve alanında uzman isimleri bir araya getirdi. Sunuculuğunu TABA-AmCham Executive Direktörü Kenan Taban’ın üstlendiği program, TABA-AmCham üyeleri arasındaki iletişimin ve iş bağlantılarının geliştirilmesine yönelik networking buluşmasıyla başladı. Program kapsamında TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı S. Mert Ünsal ve TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı İlker Küçüker katılımcılara hitap etti. Konuşmalarda Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin, yeni iş birliklerinin oluşturulmasının ve üyeler arasındaki ticari bağların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekildi. GÜVENLİK, EKONOMİ VE TEKNOLOJİ AYNI DENKLEMDE TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, NATO Zirvesi sonrasında güvenlik kavramının ekonomi, teknoloji ve yatırımla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Günümüzde güvenlik yalnızca askeri bir konu değildir. Enerji, kritik altyapılar, siber güvenlik, tedarik zincirleri, teknoloji, finans ve savunma sanayii artık aynı denklem içerisindedir. NATO Ankara Zirvesi’nde 50 milyar doların üzerinde yeni savunma tedariki açıklandı. Hava ve füze savunması, insansız sistemler, istihbarat ve ileri teknolojiler öne çıktı. Önümüzdeki beş yıl için drone karşıtı kabiliyetlere 40 milyar doların üzerinde, enerji altyapısının modernizasyonuna ise 27 milyar avroluk yatırım yaklaşımı ortaya konuldu. 2025 Lahey Zirvesi’nde ise NATO ülkeleri, 2035 yılına kadar GSYH’lerinin yüzde 5’ini savunma ve savunmayla bağlantılı güvenlik yatırımlarına ayırma hedefi belirledi. Bu dönüşüm, savunma ve güvenlik ekonomisinde büyük bir fırsat alanı yaratıyor.” dedi. “HEDEF, TRANSATLANTİK TEDARİK ZİNCİRLERİNİN PARÇASI OLMAK” Türkiye’nin artık yalnızca savunma ürünü satın alan değil; tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olduğuna işaret eden Sanlı, şöyle konuştu: “Savunma ve havacılık ihracatımız 2025 yılında 10.054 milyar dolarla tarihi rekor kırdı. 2002 yılında 248 milyon dolar olan ihracatımızın bugün 10 milyar dolar seviyesini aşması önemli bir dönüşümün göstergesidir. 2026’nın ilk dört ayında ise ihracatımız 2,871 milyar dolara ulaşarak yüzde 28 arttı. NATO’nun “NATO Front Door for Industry” platformu ve “NATO Engine” yapılanması da Türk şirketleri açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Artık hedef yalnızca NATO’ya ürün satmak değil; ortak üretim yapmak, Ar-Ge ve inovasyon projelerine katılmak ve transatlantik tedarik zincirlerinin parçası olmaktır. Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’ya yakınlığı ve güçlü sanayi altyapısı bu fırsatları daha da değerli hale getiriyor. TABA-AmCham olarak biz de bu noktada Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya devam ediyoruz.” “TÜRKİYE, BİRLİKTE YATIRIM YAPILABİLECEK STRATEJİK BİR ORTAK” Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinde çok önemli bir potansiyel bulunduğuna işaret eden Sanlı, “İki ülke arasındaki mal ve hizmet ticareti 2024 yılında yaklaşık 43 milyar dolara, yalnızca mal ticareti ise 2025 yılında 36,8 milyar dolara ulaştı. ABD’nin Türkiye’deki doğrudan yatırım stoku 6,6 milyar dolar, Türkiye’nin ABD’deki doğrudan yatırım stoku ise 2,3 milyar dolar seviyesinde. Ancak hedefimiz yalnızca mevcut rakamları büyütmek değil; ticareti ve yatırımları teknoloji, savunma sanayii, enerji, finans, ileri imalat ve dijital ekonomi gibi yüksek katma değerli alanlara taşımaktır. Türkiye yalnızca yatırım yapılabilecek bir ülke değil; birlikte yatırım yapılabilecek stratejik bir ortaktır.” dedi. NEW JERSEY, İSTANBUL VE BAKÜ’DE ÜÇ STRATEJİK BULUŞMA TABA-AmCham Başkanı Sanlı, derneğin önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği uluslararası organizasyonlara ilişkin de bilgi verdi. Sanlı; 21 Eylül’de New Jersey’de Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile kamu ve iş dünyasından üst düzey isimlerin katılımıyla TABA-AmCham Global Business Summit 2026’nın, 6–10 Ekim’de İstanbul’da 30 ülkeden 70’in üzerinde Amerikan Ticaret Odası Başkanı ve heyetinin katılımıyla ACE BPSC 2026’nın ve 22 Ekim’de Bakü’de TABA-AmCham Eurasia Investment & Networking Summit 2026’nın düzenleneceğini belirterek, “TABA-AmCham olarak Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya, yeni bağlantılar oluşturmaya ve iş dünyamız için yeni fırsatlar üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. NATO ZİRVESİ SONRASI TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU ELE ALINDI Etkinliğin ana gündemini oluşturan “NATO Zirvesi Sonrası 360° Güvenlik, Finans, Yatırım ve Dış Ticaret Perspektifi” başlıklı panelde; NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin güvenlik politikaları, savunma sanayii, ekonomik görünümü, yatırım fırsatları, finansal gelişmeler ve dış ticaret perspektifi çok boyutlu olarak değerlendirildi. Panelin moderatörlüğünü TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı ve Ulukartal Holding A.Ş. İcra Kurulu Başkanı S. Mert Ünsal üstlendi. Panelde; İstanbul Rumeli Üniversitesi Öğretim Üyesi, Emekli Kurmay Albay Doç. Dr. Süleyman Özmen; Emekli Albay, Savunma Politikaları ve Stratejik Planlama Uzmanı Dr. Haldun Koçak; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Savunma ve Havacılık Sanayi Analisti Bora Balçay; TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı, Chelsea Financial Solutions Finansal Çözümler A.Ş. ve Happynuts Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İlker Küçüker ile TABA-AmCham Üyesi, İntegral Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Usul Sever konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun ardından TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı ve Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (RUBASAM) Başkanı Süheyl Çobanoğlu, panelde öne çıkan başlıklara ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. TABA-AMCHAM ÜYELERİNE YÖNELİK YENİ İŞ BİRLİKLERİ Programın önemli bölümlerinden biri olan İş Birliği Seremonisi kapsamında TABA-AmCham üyelerine yönelik yeni avantajlar ve iş birliği fırsatları tanıtıldı. Ardından etkinlik kapsamında Harvard Alumni Entrepreneurs (HarvardAE) sertifika takdim töreni gerçekleştirildi. Aslı Usul Sever, Benan Aksoy, Ege Delimollaoğlu, İbrahim Taşdoğan, İlker Küçüker, Kadir Cenk Ulukartal, Mehmet Eren Özdemir, Saffet Ülker, Serdar Mert Ünsal, Kenan Taban ve Firdevs Gül Lafçı sertifikalarını aldı. Programın devamında TABA-AmCham’a yeni katılan üyelerin üyelik sertifikaları ve plaketleri takdim edildi. TÜRKİYE-ABD İŞ DÜNYASI ARASINDAKİ BAĞLAR GÜÇLENİYOR Organizasyonun kapanışında yapılan değerlendirmede TABA-AmCham’ın, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik, ticari ve kurumsal bağların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Programın gerçekleştirilmesine sunduğu katkılar dolayısıyla TABA-AmCham Başkan Yardımcısı Erdem İpekçi’ye teşekkür edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Güvenlik ve Ekonomi Gündemi TABA-AmCham’da Ele Alındı Haber

Türkiye’nin Güvenlik ve Ekonomi Gündemi TABA-AmCham’da Ele Alındı

Türk Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham), NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin değişen küresel dengelerdeki konumunu güvenlik ve ekonomi ekseninde değerlendirmek üzere iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile alanında uzman isimleri İstanbul’da bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’nin güvenlik politikaları ve savunma sanayiinden ekonomik görünümüne, yatırım fırsatlarından finansal gelişmelere ve dış ticarete uzanan gündem çok boyutlu olarak ele alındı. Türkiye-ABD ilişkilerinin iş dünyasına yansımaları ve yeni iş birliği fırsatları da etkinliğin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Sarıyer Foreya Lifepark’ta gerçekleştirilen “TABA-AmCham 360° Perspektif: NATO Zirvesi Sonrası Türkiye – Güvenlik, Finans, Yatırım ve Türkiye-ABD İlişkileri Paneli, Üye Buluşması & İş Birliği Seremonisi”, iş dünyasının farklı sektörlerinden temsilcileri ve alanında uzman isimleri bir araya getirdi. Sunuculuğunu TABA-AmCham Executive Direktörü Kenan Taban’ın üstlendiği program, TABA-AmCham üyeleri arasındaki iletişimin ve iş bağlantılarının geliştirilmesine yönelik networking buluşmasıyla başladı. Program kapsamında TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı S. Mert Ünsal ve TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı İlker Küçüker katılımcılara hitap etti. Konuşmalarda Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin, yeni iş birliklerinin oluşturulmasının ve üyeler arasındaki ticari bağların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekildi. GÜVENLİK, EKONOMİ VE TEKNOLOJİ AYNI DENKLEMDE TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, NATO Zirvesi sonrasında güvenlik kavramının ekonomi, teknoloji ve yatırımla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Günümüzde güvenlik yalnızca askeri bir konu değildir. Enerji, kritik altyapılar, siber güvenlik, tedarik zincirleri, teknoloji, finans ve savunma sanayii artık aynı denklem içerisindedir. NATO Ankara Zirvesi’nde 50 milyar doların üzerinde yeni savunma tedariki açıklandı. Hava ve füze savunması, insansız sistemler, istihbarat ve ileri teknolojiler öne çıktı. Önümüzdeki beş yıl için drone karşıtı kabiliyetlere 40 milyar doların üzerinde, enerji altyapısının modernizasyonuna ise 27 milyar avroluk yatırım yaklaşımı ortaya konuldu. 2025 Lahey Zirvesi’nde ise NATO ülkeleri, 2035 yılına kadar GSYH’lerinin yüzde 5’ini savunma ve savunmayla bağlantılı güvenlik yatırımlarına ayırma hedefi belirledi. Bu dönüşüm, savunma ve güvenlik ekonomisinde büyük bir fırsat alanı yaratıyor.” dedi. “HEDEF, TRANSATLANTİK TEDARİK ZİNCİRLERİNİN PARÇASI OLMAK” Türkiye’nin artık yalnızca savunma ürünü satın alan değil; tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olduğuna işaret eden Sanlı, şöyle konuştu: “Savunma ve havacılık ihracatımız 2025 yılında 10.054 milyar dolarla tarihi rekor kırdı. 2002 yılında 248 milyon dolar olan ihracatımızın bugün 10 milyar dolar seviyesini aşması önemli bir dönüşümün göstergesidir. 2026’nın ilk dört ayında ise ihracatımız 2,871 milyar dolara ulaşarak yüzde 28 arttı. NATO’nun “NATO Front Door for Industry” platformu ve “NATO Engine” yapılanması da Türk şirketleri açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Artık hedef yalnızca NATO’ya ürün satmak değil; ortak üretim yapmak, Ar-Ge ve inovasyon projelerine katılmak ve transatlantik tedarik zincirlerinin parçası olmaktır. Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’ya yakınlığı ve güçlü sanayi altyapısı bu fırsatları daha da değerli hale getiriyor. TABA-AmCham olarak biz de bu noktada Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya devam ediyoruz.” “TÜRKİYE, BİRLİKTE YATIRIM YAPILABİLECEK STRATEJİK BİR ORTAK” Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinde çok önemli bir potansiyel bulunduğuna işaret eden Sanlı, “İki ülke arasındaki mal ve hizmet ticareti 2024 yılında yaklaşık 43 milyar dolara, yalnızca mal ticareti ise 2025 yılında 36,8 milyar dolara ulaştı. ABD’nin Türkiye’deki doğrudan yatırım stoku 6,6 milyar dolar, Türkiye’nin ABD’deki doğrudan yatırım stoku ise 2,3 milyar dolar seviyesinde. Ancak hedefimiz yalnızca mevcut rakamları büyütmek değil; ticareti ve yatırımları teknoloji, savunma sanayii, enerji, finans, ileri imalat ve dijital ekonomi gibi yüksek katma değerli alanlara taşımaktır. Türkiye yalnızca yatırım yapılabilecek bir ülke değil; birlikte yatırım yapılabilecek stratejik bir ortaktır.” dedi. NEW JERSEY, İSTANBUL VE BAKÜ’DE ÜÇ STRATEJİK BULUŞMA TABA-AmCham Başkanı Sanlı, derneğin önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği uluslararası organizasyonlara ilişkin de bilgi verdi. Sanlı; 21 Eylül’de New Jersey’de Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile kamu ve iş dünyasından üst düzey isimlerin katılımıyla TABA-AmCham Global Business Summit 2026’nın, 6–10 Ekim’de İstanbul’da 30 ülkeden 70’in üzerinde Amerikan Ticaret Odası Başkanı ve heyetinin katılımıyla ACE BPSC 2026’nın ve 22 Ekim’de Bakü’de TABA-AmCham Eurasia Investment & Networking Summit 2026’nın düzenleneceğini belirterek, “TABA-AmCham olarak Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya, yeni bağlantılar oluşturmaya ve iş dünyamız için yeni fırsatlar üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. NATO ZİRVESİ SONRASI TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU ELE ALINDI Etkinliğin ana gündemini oluşturan “NATO Zirvesi Sonrası 360° Güvenlik, Finans, Yatırım ve Dış Ticaret Perspektifi” başlıklı panelde; NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin güvenlik politikaları, savunma sanayii, ekonomik görünümü, yatırım fırsatları, finansal gelişmeler ve dış ticaret perspektifi çok boyutlu olarak değerlendirildi. Panelin moderatörlüğünü TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı ve Ulukartal Holding A.Ş. İcra Kurulu Başkanı S. Mert Ünsal üstlendi. Panelde; İstanbul Rumeli Üniversitesi Öğretim Üyesi, Emekli Kurmay Albay Doç. Dr. Süleyman Özmen; Emekli Albay, Savunma Politikaları ve Stratejik Planlama Uzmanı Dr. Haldun Koçak; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Savunma ve Havacılık Sanayi Analisti Bora Balçay; TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı, Chelsea Financial Solutions Finansal Çözümler A.Ş. ve Happynuts Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İlker Küçüker ile TABA-AmCham Üyesi, İntegral Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Usul Sever konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun ardından TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı ve Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (RUBASAM) Başkanı Süheyl Çobanoğlu, panelde öne çıkan başlıklara ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. TABA-AMCHAM ÜYELERİNE YÖNELİK YENİ İŞ BİRLİKLERİ Programın önemli bölümlerinden biri olan İş Birliği Seremonisi kapsamında TABA-AmCham üyelerine yönelik yeni avantajlar ve iş birliği fırsatları tanıtıldı. Ardından etkinlik kapsamında Harvard Alumni Entrepreneurs (HarvardAE) sertifika takdim töreni gerçekleştirildi. Aslı Usul Sever, Benan Aksoy, Ege Delimollaoğlu, İbrahim Taşdoğan, İlker Küçüker, Kadir Cenk Ulukartal, Mehmet Eren Özdemir, Saffet Ülker, Serdar Mert Ünsal, Kenan Taban ve Firdevs Gül Lafçı sertifikalarını aldı. Programın devamında TABA-AmCham’a yeni katılan üyelerin üyelik sertifikaları ve plaketleri takdim edildi. TÜRKİYE-ABD İŞ DÜNYASI ARASINDAKİ BAĞLAR GÜÇLENİYOR Organizasyonun kapanışında yapılan değerlendirmede TABA-AmCham’ın, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik, ticari ve kurumsal bağların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Programın gerçekleştirilmesine sunduğu katkılar dolayısıyla TABA-AmCham Başkan Yardımcısı Erdem İpekçi’ye teşekkür edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ATO'dan Gümrük Birliği Çağrısı Haber

ATO'dan Gümrük Birliği Çağrısı

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Türkiye'nin 1996 yılından bu yana dahil olduğu Gümrük Birliği'nin hizmetler, tarım, kamu alımları ve dijital ticareti kapsayacak şekilde güncellenmesinin Türkiye'nin rekabet gücünü artıracağını belirterek, "Ticaret Bakanlığımızın Gümrük Birliği'nin güncellenmesine yönelik çalışmalarını çok kıymetli buluyor, sürecin en kısa sürede tamamlanmasını temenni ediyoruz" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, ATO Başkan Yardımcısı Temel Aktay, ATO Yönetim Kurulu Üyeleri Nihat Uysallı, Ahmet Akça, Ali Yıldız, Adem Ali Yılmaz, Ali İhsan Güçlü, Halil İlik ve Yasin Özyolu ile birlikte Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat'ı makamında ziyaret etti. Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar'ın da yer aldığı görüşmede, ATO üyelerinin gündeminde yer alan konular değerlendirilerek, iş dünyasının talep ve beklentileri iletildi. -GÜMRÜK BİRLİĞİ, VİZE ENGELİ VE TAŞIMACILIKTAKİ KOTA SORUNU- Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olduğunu ve Türkiye'nin AB ile geçen yılki ticaret hacminin 233 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Baran, Türkiye'nin 1996 yılından bu yana dâhil olduğu Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin önemine dikkat çekti. Ticaret Bakanlığı'nın Gümrük Birliği'nin güncellemesine yönelik çalışmalarını desteklediklerini kaydeden Baran, Ticaret Bakanı Bolat'ın Brüksel'de gerçekleştirdiği temaslarda Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize kolaylığı ve taşımacılıkta yaşanan kota sorunlarını gündeme taşımasının reel sektör açısından son derece önemli olduğunu ifade etti. Baran, "1959'da AB üyeliği için başvuruda bulunmuştuk. 1996 yılında Gümrük Birliği'ne dâhil olduk. Bu kadar uzun geçmişimiz olmasına karşın bugün geldiğimiz noktada vize konusunda sorun yaşıyoruz, taşımacılıkta kota sorunuyla karşı karşıyayız. Tüm bunların üzerine Avrupa Birliği'nin yeni sanayi stratejisi 'Made in EU' yaklaşımı da ayrıca bir gündem olarak önümüzde duruyor. Gümrük Birliği'nin hizmetleri, tarımı, kamu alımlarını ve dijital ticareti kapsayacak şekilde güncellenmesi gerektiği kanaatindeyiz. Kendi ekonomik güvenliğini arayan Avrupa Birliği, yanı başında yer alan, güçlü ve güvenilir üretim ortağı Türkiye ile daha güçlü ekonomik entegrasyonu kendi çıkarları açısından değerlendirmelidir" diye konuştu. -KAMU ALIMLARINDA YERLİ MALI TERCİHİ YAYGINLAŞTIRILMALI- Baran, küresel rekabetin giderek arttığı bir dönemde yerli üretimin desteklenmesinin ekonomik bağımsızlık açısından kritik önem taşıdığını belirterek, kamu satın alma politikalarında yerli malı ürünleri önceleyen uygulamaların kapsamının genişletilmesi gerektiğini söyledi. Kamu alımlarında yerli üretimi teşvik eden yaklaşımın yalnızca üreticiyi desteklemekle kalmayacağını ifade eden Baran, bunun aynı zamanda yatırımın, istihdamın, teknolojik dönüşümün ve sürdürülebilir kalkınmanın da önünü açacağını kaydetti. -FİNANSMANA ERİŞİM KOLAYLAŞTIRILMALI- Enflasyonla mücadele programını desteklediklerini kaydeden Baran, üretimin, yatırımın ve ihracatın ivmesini koruyabilmesi için reel sektörün finansmana erişiminin kolaylaştırılmasının önemine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan sanayicilere yönelik finansman programını memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Baran, "İşletmelerimizin finansmana erişimini kolaylaştıracak, nakit akışını rahatlatacak ve yatırım iştahını artıracak destek mekanizmalarının güçlendirilmesinin büyümenin sürdürülebilirliği açısından kritik önemde olduğuna inanıyoruz" diyerek, ticaret ve hizmet sektörünün de benzer destek mekanizmalarına ihtiyaç duyduğunu belirtti. -TİCARİ KREDİ KARTLARINDA TAKSİTLENDİRME KOŞULLARI ESNETİLMELİ- Baran, özellikle KOBİ'lerin ve ticari işletmelerin günlük faaliyetlerini sürdürebilmeleri açısından ticari kredi kartlarının önemli bir finansman aracı haline geldiğini belirterek, bu kartlara yönelik taksitlendirme sınırlamalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ticari kredi kartlarında taksit imkânlarının genişletilmesinin işletmelerin nakit akışını rahatlatacağını ifade eden Baran, üretim, ticaret ve istihdamın sürdürülebilirliği açısından işletmelerin kısa vadeli finansman ihtiyacını karşılayacak daha esnek uygulamaların hayata geçirilmesinin faydalı olacağını kaydetti. -MİLLİ KATILIMLI FUAR DESTEĞİ İÇİN TEŞEKKÜR- Ankara Ticaret Odası'nın ticaret ve ihracatı geliştirmek üzere yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi veren Baran, Ticaret Bakanlığı'nın desteğiyle iki kez milli katılımlı fuar düzenlediklerini anlattı. Baran, "Ticaret Bakanlığımızdan aldığımız "Milli Katılımlı Fuar Düzenleme" yetkisiyle ilk olarak, hizmet sektöründe, Riyad'da düzenlenen Dünya Sağlık Fuarı 2025'e katılım sağlamıştık. İkinci kez de Rotterdam'da düzenlenen Breakbulk Europe 2026, lojistik sektörü fuarına katıldık. Buraya Ankara'dan 4, İstanbul'dan 4 firmamız ile Hizmet İhracatçıları Birliği ve Ankara Lojistik Üssü'nü götürdük ve başarılı bir fuar gerçekleştirdik. Ticaret Bakanlığımıza üyelerimizin dünya pazarlarına açılmaları için verdikleri destek için teşekkür ediyoruz" diye konuştu. -ANKARA'YA SERBEST BÖLGE TALEBİ- Ankara'nın ihracatını ve uluslararası yatırım çekme kapasitesini artırma konusunda görüş ve önerilerini paylaşan Baran, bu konuda atılabilecek en önemli adımın Başkent'te bir Serbest Bölge kurulması olduğunu söyledi. Savunma sanayii, ileri teknoloji, sağlık teknolojileri ve yazılım alanlarında faaliyet gösteren firmaların uluslararası rekabet gücünü artıracak bir serbest bölgenin Ankara'yı bölgesel ticaret merkezi haline getireceğini ifade eden Baran, "Lojistik altyapısı, üniversiteleri, teknokentleri ve güçlü üretim yapısıyla Ankara, serbest bölge yatırımı için en güçlü aday durumunda" dedi. -ESENBOĞA'YA YENİ UÇUŞLAR MEMNUNİYET VERİCİ- Baran, Esenboğa Havalimanı'nın uluslararası uçuş ağının genişletilmesine yönelik son dönemde atılan adımların Başkent adına sevindirici olduğunu belirterek, St. Petersburg, Saraybosna ve Üsküp'e başlatılan direkt uçuşların Ankara'nın ticari ve ekonomik ilişkilerine önemli katkı sağlayacağını söyledi. -NATO ZİRVESİ ANKARA İÇİN TARİHİ BİR FIRSAT OLDU- Baran, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'nin başarıyla gerçekleştirilmesinin Başkent Ankara'ya önemli katkılar sağladığını söyledi. Zirveyle birlikte dünya liderleri, uluslararası kuruluşlar, diplomasi çevreleri ve iş dünyasının dikkatinin Ankara'ya yöneldiğini ifade eden Baran, "Dünya'nın şehrimize yönelik bu dikkati dağılmadan, Ankara'yı kongre ve fuar turizminden daha fazla pay alan, diplomasi, teknoloji, kültür ve gastronomi alanlarında uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapan, yabancı yatırımcılar için cazibesini sürekli artıran küresel bir başkent haline getirmeliyiz" dedi. Baran, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'nin başarıyla gerçekleştirilmesinde irade koyan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, organizasyonda görev alan tüm bakanlıklara, kamu kurumlarına, güvenlik güçlerine ve katkı sunan herkese teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NATO Zirvesi’nde NG Dokunuşu Haber

NATO Zirvesi’nde NG Dokunuşu

7–8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen ve dünya liderlerini bir araya getiren 36. NATO Zirvesi kapsamında, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın talebiyle NG Phaselis Bay ekibi organizasyonda görev alarak ülkemizin misafirperverliğini ve hizmet anlayışını uluslararası platformda başarıyla temsil etti. Dünyanın en önemli diplomatik buluşmalarından biri olarak kabul edilen NATO Zirvesi, uluslararası güvenlik politikalarının ele alındığı ve dünya liderlerinin bir araya geldiği prestijli bir organizasyon olmasının yanı sıra, Türkiye'nin organizasyon kabiliyetini ve turizm sektöründeki hizmet kalitesini de uluslararası platformda sergileme fırsatı sundu. NG Phaselis Bay'den görevlendirilen çalışma arkadaşları, zirve boyunca üstlendikleri görevlerde profesyonel yaklaşımları, çözüm odaklı hizmet anlayışları ve yüksek operasyonel standartlarıyla organizasyonun başarılı bir şekilde yürütülmesine katkı sağladı. Turizm sektöründe edindikleri deneyim ve misafir memnuniyeti odaklı yaklaşımlarıyla görev alan ekip, Türkiye'nin uluslararası alandaki temsil gücüne değer kattı. NG Phaselis Bay'de yıllardır sürdürülen eğitim ve gelişim odaklı kurum kültürü, çalışanların yalnızca otel operasyonlarında değil, uluslararası ölçekte gerçekleştirilen organizasyonlarda da tercih edilen profesyoneller arasında yer almasını sağlıyor. Bu başarı, markanın insan kaynağına yaptığı yatırımın ve hizmet kalitesine verdiği önemin en güçlü göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Misafir memnuniyetini her zaman önceliği olarak gören, çalışan gelişimine yatırım yapan ve uluslararası standartlarda hizmet anlayışını benimseyen NG Phaselis Bay, sahip olduğu nitelikli insan kaynağıyla yalnızca turizm sektöründe değil, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı prestijli organizasyonlarda da başarıyla temsil edilmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NATO Zirvesi'nde Diplomasi Masada Değil, Sofrada da Kuruldu! Haber

NATO Zirvesi'nde Diplomasi Masada Değil, Sofrada da Kuruldu!

Doğru kurgulanmış bir menünün kalıcı bir etki bırakabileceğini, sofrada sunulan her ürünün, ev sahibi ülkenin kültürel hafızasını, değerlerini ve misafirlerine verdiği önemi temsil ettiğini kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Bazen diplomasi bir cümlede, bazen de aynı sofrayı paylaşmanın oluşturduğu ortak deneyimde hayat bulur.” diye konuştu. Türkiye, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne 22 yıl sonra yeniden ev sahipliği yaparken, zirvenin diplomatik gündemi kadar liderlere sunulan resmi akşam yemeği de uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, uluslararası ilişkilerde gastronominin üstlendiği rolü değerlendirdi. “Sofra diplomasisi” uluslararası ilişkilerin sessiz ama güçlü araçlarından biri Uluslararası ilişkiler literatüründe "table diplomacy" ya da "sofra diplomasisi" kavramının giderek daha fazla önem kazandığını ifade eden Prof. Dr. Müge Arslan, şöyle devam etti: “Uluslarası zirvede diplomasi, yalnızca toplantı salonlarında yürütülmez, bazen sofrada da şekillenir. Örneğin; 4-17 Eylül 1978 – Camp David Anlaşmaları; Jimmy Carter, Enver Sedat ve Menahem Begin, ABD’deki Camp David Başkanlık Kampı’nda 13 gün boyunca birlikte yemekler yedi ve gayri resmi sohbetler gerçekleştirdi. Bu samimi ortam, 17 Eylül 1978’de imzalanan anlaşmaların ve sonrasında 1979 Mısır-İsrail Barış Antlaşması’nın temelini oluşturdu. 28-29 Haziran 2019 – G20 Osaka Zirvesi Liderlerin çalışma yemekleri sırasında Donald Trump ile Şi Cinping arasındaki temaslar, ABD-Çin ticaret savaşında geçici yumuşamaya katkı sağladı. Bu tarz yemekler oldukça önemli olup, Uluslararası ilişkilerdeki ‘sofra diplomasisi’ (table diplomacy) açısından oldukça önem taşır.” Menü seçimi yalnızca yemek belirlemek değildir Prof. Dr. Arslan, diplomatik sofralarda hazırlanan menülerin tesadüfi tercihlerden oluşmadığına işaret ederek, “Bu tarz sofralarda yapılan menü seçimleri de oldukça önemlidir. Sofra diplomasisinde menü seçimi yalnızca ikram edilecek yemeklerin belirlenmesi değildir; ev sahibi ülkenin kültürünü, değerlerini ve misafirlerine verdiği önemi yansıtan stratejik bir unsurdur. Bunun önemli olmasının başlıca nedenleri şunlardır: Kültürel kimliği temsil eder, misafire verilen değeri gösterir, samimi bir iletişim ortamı oluşturur, ülke imajına katkı sağlar ve sembolik mesajlar içerir.” diye konuştu. 2026 NATO Zirvesi menüsü Türkiye'nin gastronomik haritasını dünyaya sundu Prof. Dr. Müge Arslan, NATO Zirvesi'nde tercih edilen menünün Türkiye'nin farklı bölgelerini aynı sofrada buluşturan özel bir kurgu taşıdığına dikkat çekerek, şöyle devam etti: “2026 NATO Zirvesi’nde konuklara sunulan menü, Türk mutfağının zenginliğini ve kültürel mirasını dünyaya tanıtan önemli bir unsur oldu. Liderlere sunulan her lezzet, yalnızca bir yemek değil; aynı zamanda Türkiye’nin misafirperverliğini, gastronomi kültürünü ve yerel değerlerini yansıtan bir diplomasi aracı niteliği taşıdı. Çünkü doğru seçilmiş bir menü, ülkelerin hafızasında kalan en güçlü ayrıntılardan biridir. 2026 NATO Zirvesi’nin resmi akşam yemeği için açıklanan menüde, Türkiye’nin farklı bölgelerinden seçilen ürün ve yemeklerin yer aldı. Menüde; Taş fırın pide, Kayseri mantısı, deniz levreği veya dana kaburga, sütlü Nuriye, Maraş dondurması, Trabzon tereyağı, Hizan karakovan balı, Urla sakız enginarı, Tokat yaprağı ve firik pilavı gibi lezzetler tercih edildi.” Tek bir bölge değil, bütün Anadolu aynı sofrada buluştu Prof. Dr. Arslan, bu tercihin bilinçli bir gastronomi stratejisi olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Çok ince düşünülerek hazırlanan bu menü; Gastronomi şölenin yanı sıra siyaset diplomasisinde verilen önemki sembolik mesajlar içeriyordu. Bu durumu bir nevi ‘Gastronomi Diplomasisi’ olarak da değerlendirebiliriz. Gastronomi diplomasisinde verilen bu mesajlar şöyle; Türkiye’nin kültürel çeşitliliği: Menü tek bir bölgeyi değil; Karadeniz, İç Anadolu, Ege, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’dan ürünleri bir araya getirerek Türkiye’nin zengin gastronomik mirasını temsil ediyor. Yerel üretim ve coğrafi kimlik: Trabzon tereyağı, Hizan karakovan balı, Urla sakız enginarı ve Tokat yaprağı gibi yöresel ürünlerin seçilmesi, yerel üretime ve Anadolu’nun tarımsal çeşitliliğine vurgu yapıyor. Gelenek modern sunumla buluşturuldu Gelenek ile modernliğin buluşması: Kayseri mantısı ve Sütlü Nuriye gibi geleneksel yemekler, modern sunum teknikleriyle servis edilerek Türk mutfağının hem köklü hem de çağdaş yönü öne çıkarıldı. Misafir odaklı yaklaşım: Ana yemekte hem balık hem de kırmızı et alternatifi sunulması, farklı damak zevkleri ve beslenme tercihlerine saygıyı gösteren diplomatik bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Gastrodiplomasi ülkelerin yumuşak gücünü artırıyor Gastronominin günümüzde ülkelerin kamu diplomasisinin önemli unsurlarından biri hâline geldiğini belirten Prof. Dr. Müge Arslan, “Yumuşak güç (soft power): Zirve öncesinde Türkiye, Türk mutfağını bir kamu diplomasisi aracı olarak tanıtan ‘gastrodiplomasi’ etkinlikleri düzenledi. Yetkililer, ortak sofraların resmî belgelerin bazen sağlayamadığı karşılıklı anlayışı geliştirebildiğini vurguladı. Bu da menünün yalnızca ikram değil, Türkiye’nin kültürel kimliğini ve misafirperverliğini anlatan bir iletişim aracı olarak kurgulandığını gösteriyor. Bazen diplomasi bir cümlede, bazen de aynı sofrayı paylaşmanın oluşturduğu ortak deneyimde hayat bulur.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkent EDAŞ’tan NATO Zirvesi İçin Kesintisiz Enerji Hazırlığı Haber

Başkent EDAŞ’tan NATO Zirvesi İçin Kesintisiz Enerji Hazırlığı

‘Herkes için daha iyi bir gelecek’ vizyonu doğrultusunda sürdürülebilir projeleri hayata geçiren Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nden Başkent EDAŞ, Ankara’da yapılacak NATO zirvesi için kapsamlı çalışmalarını sürdürüyor. 3,3 milyondan fazla abonenin yaşadığı başkentte gerçekleştirilecek zirve öncesinde düzenli bakım, onarım ve yenileme çalışmalarını tamamlayan şirket, etkinlik boyunca enerji arzının güvenli ve kesintisiz bir şekilde sağlanması için faaliyet yürütüyor. 2025 yılında en çok yatırım yapan 4 elektrik dağıtım şirketinden biri olan ve yine 2025 yılında Ankara’ya 8,8 milyar TL yatırım gerçekleştiren Başkent EDAŞ, yaklaşık 23 bin trafo ve 70 bin kilometreden fazla enerji hattında yürüttüğü çalışmalarla, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi gibi uluslararası ölçekte gerçekleştirilecek organizasyonlarda ihtiyaç duyulan yüksek güvenilirliği destekleyen önemli bir altyapı oluşturuyor. 2021-2025 dönemini kapsayan 5 yıllık süreçte Ankara’da 34,2 milyar TL yatırımı hayata geçirerek şehrin altyapısını güçlendiren şirket, başkentin altyapısını geleceğin ihtiyaçlarına göre tasarlıyor. Başkentin enerji altyapısı NATO zirvesine hazır Başkent EDAŞ tarafından Ankara Valiliği ve Ankara Büyükşehir Belediyesi ile koordinasyon içerisinde yürütülen çalışmalar sonucunda zirve için kritik öneme sahip bulvar, cadde ve sokaklarda aydınlatma bakım faaliyetleri tamamlandı. NATO üyesi ülkelerin büyükelçilik çevrelerinde bulunan enerji ve aydınlatma altyapıları gözden geçirilirken, ihtiyaç duyulan bakım ve yenileme çalışmaları planlanan takvim doğrultusunda gerçekleştirildi. Zirve güzergâhlarında bulunan çeşitli enerji tesislerinde de kapsamlı teknik kontroller yapıldı. Ayrıca enerji altyapısının sürekliliğini destekleyecek çok sayıda teknik çalışma da hayata geçirildi. Kent Güvenliği Yönetim Sistemi kapsamında kurulan ilave kameraların enerji bağlantıları tamamlanırken, Protokol Havalimanı'nda yürütülen genişleme çalışmaları kapsamında enerji altyapısı yeni ihtiyaçlara uygun şekilde yeniden düzenlendi. Aynı süreçte kritik dağıtım tesisleri bakım programına alınarak şebekenin güvenilirliği daha da güçlendirildi. Zirve öncesinde tamamlanan teknik hazırlıkların ardından operasyon planlaması da güncellendi. Kritik bölgelerde ilave ekipler görevlendirilirken enerji altyapısı sürekli izleme programına alındı. Zirve süresince Ankara merkez ilçelerinde planlı elektrik kesintisi uygulanmaması için gerekli çalışmalar yapılırken, olası arızalar ve ihtiyaçlara karşı saha ekipleri ve araçlar göreve hazır olacak. Oğuzhan Özsürekci: NATO zirvesi öncesi hazırlıklarımızı tamamladık NATO zirvesi için Ankara’da yürütülen enerji altyapı çalışmalarına değinen Enerjisa Enerji CEO’su ve Enerjisa Dağıtım Şirketleri Genel Müdürü Oğuzhan Özsürekci şu mesajları verdi: "Başkent EDAŞ olarak Ankara’da yıllardır sürdürdüğümüz şebeke yatırımlarımızla şehrin enerji altyapısını sürekli güçlendirdik. Altyapımızı geleceğin ihtiyaçlarını karşılayacak seviyeye çıkartırken, dijital teknolojilerle desteklediğimiz operasyon merkezlerimiz sayesinde şebekemizi 7/24 izliyor ve olası risklere çok daha hızlı müdahale edebiliyoruz. NATO zirvesi öncesinde de ilgili tüm kurumlarımızla koordinasyon içinde bakım, kontrol ve operasyon planlamalarımızı tamamladık. Yıllardır sürdürdüğümüz şebeke yatırımlarımız, dijital dönüşüm çalışmalarımız ve operasyonel mükemmeliyet anlayışımız sayende zirve boyunca 7 gün 24 saat esasına göre görev yaparak enerji arzını kesintisiz, kaliteli ve sürdürülebilir bir şekilde sürdüreceğiz. Enerjisa Dağıtım Şirketleri olarak geleceğin enerji ihtiyaçları için çalışmaya devam ederken, şebeke yatırımlarımız ve deneyimli ekiplerimizle ülkemize güvenilir enerji altyapımızla katkı sunmayı sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.