Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nesnelerin Interneti

Kapsül Haber Ajansı - Nesnelerin Interneti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nesnelerin Interneti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Innovation Campus Programı Mezunlarından Toplumsal Sorunlara Teknolojik Çözümler  Haber

Innovation Campus Programı Mezunlarından Toplumsal Sorunlara Teknolojik Çözümler 

Programın 2025 yılı mezunlarının ürettiği projeler arasında toplumsal cinsiyet eşitsizliği, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklar ve dijital yaşamın ergen gençler üzerindeki psikolojik etkisi gibi sorunlara yenilikçi çözümler öneren projeler öne çıkıyor. Samsung Electronics Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye iş birliği ile 2019 yılından bu yana yürüttüğü “Innovation Campus” programı, gençleri hem dijital hem de sosyal becerilerle donatarak geleceğe hazırlamaya ve istihdama katkı sağlamaya devam ediyor. Program, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda projeler geliştirme fırsatı sunarak toplumsal sorunlara çözüm üretmeyi de teşvik ediyor. Katılımcılar, eğitimlerini tamamladıktan sonra kendi projelerini geliştiriyor. Programın 2025 yılı mezunlarının geliştirdiği projeler de küresel çapta toplumsal sorunları odağına alarak bu sorunlara yenilikçi ve bütüncül çözümler öneriyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine analitik bir çerçeve 2025 yılı mezunlarından Beyza Fidangül, Buket Hocaoğulları, Doğa Bolcan, Miray Irmak ve Neda Esmaeilzadeh’in hayata geçirdiği “Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin İnsani Gelişme Üzerindeki Etkisinin Analizi” isimli proje; UNDP’nin Gender Inequality Index (GII) ve Human Development Index (HDI) verilerini birlikte analiz ederek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ülkelerin insani gelişmişlik düzeyi üzerindeki etkisini ortaya koymayı hedefliyor. Böylece eğitim, sağlık, yaşam beklentisi ve ekonomik katılım gibi alanlarda cinsiyet temelli eşitsizliklerin kalkınma üzerindeki yapısal etkileri veri temelli olarak görünür kılınıyor. Proje küresel çapta sosyal bir problem olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini çok boyutlu veri göstergeleriyle birlikte ele alarak, politika yapıcılar ve karar vericiler için karşılaştırmalı, analitik bir çerçeve sunmasıyla öne çıkıyor. Sağlık hizmetlerine erişimde yapay zekâ ile kişiselleştirilmiş öneriler Mezun projelerinin arsından öne çıkan bir diğer proje ise Mustafa Guruş, Hasan Ali Özgür, İpek Özgür Yalçın, Mustafa Uras İplikçi ve Muhammed Said Mirza Bal’ın “Yapay Zeka Destekli Hastane Randevusu Bulma ve Öneri Sistemi” isimli projesi. Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorlukları azaltmak amacıyla yapay zekâ destekli bir hastane randevu bulma ve yönlendirme sistemi öneren bu proje, kullanıcıların konum, ihtiyaç, yoğunluk ve uygunluk gibi kriterlerine göre en uygun sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Sağlık gibi temel ihtiyaçlara erişim problemini odağına alan proje, AI tabanlı akıllı yönlendirme algoritmalarıyla kullanıcıya kişiselleştirilmiş öneriler sunmasıyla fark yaratıyor. Ergen gençlerin dijital dünyayla daha dengeli ilişki kurması için bütüncül yaklaşım Sudenur Şenol, Sedanur Çalı, Oğuzhan Bayrakçı ve İkranur Sayım’ın hayata geçirdiği “Dijital Yaşam Asistanı” isimli proje de günümüz problemlerine yenilikçi bir bakış açısı sunan projelerden biri olarak göze çarpıyor. Proje, sosyal medya kullanımının ergen gençlerin stres düzeyi, psikolojik anlamda iyi oluşu ve dijital alışkanlıkları üzerindeki etkisini analiz ediyor. Böylece dijital yaşamda sağlıklı kullanım farkındalığı oluşturmak ve gençlerin dijital dünyayla daha dengeli bir ilişki kurmasına katkı sağlamak amaçlanıyor. Proje; dijital davranış verileri ile psikolojik iyi oluş göstergelerini birlikte ele alarak, dijital refah (digital well-being) kavramına odaklanan bütüncül bir yaklaşım sunmasıyla dikkat çekiyor. Program bugüne dek 688 mezun verdi 18-29 yaş aralığındaki iş arayışındaki gençleri hedefleyen Innovation Campus programına 5 yılda 81 il, 200 üniversiteden 25 binden fazla kişi başvurdu. Programdan bugüne dek 688 genç mezun oldu. Mezunların yüzde 90'ı istihdama katılırken geri kalanı da öğrenimine devam etti. Kapsamlı ve çok katmanlı tasarlanan eğitim programı 350 saat yapay zekâ, 240 saat nesnelerin interneti, 87 saat kodlama ve programlama gibi ileri teknolojileri içeriyor. Öğrencilere dijital eğitimlerin yanında sosyal beceriler de kazandırmayı amaçlayan program kapsamında işe hazırlık sürecine yönelik eğitimler de veriliyor. BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 6’sını doğrudan kapsayan programda eğitim alan öğrenciler, bugüne dek tüm amaçlara hizmet eden 100’ü aşkın bitirme projesi hazırladı. Samsung Türkiye ve UNDP Türkiye profesyonelleri, katılımcılara bitirme projelerini desteklemek amacıyla mentörlük desteği de sağlıyor. Mentörlük süreci gençlerin bireysel ihtiyaç ve beklentilerine göre tasarlanıyor. Samsung çalışanları da gençlerin kariyerlerini şekillendirmelerine destek veriyor. Eğitimi başarıyla tamamlayan gençler, uluslararası geçerliliği olan bir sertifikayla ödüllendiriliyor. Sektör Kampüste Programıyla birlikte üniversitelere yayılıyor Son olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilen Milli Teknoloji Akademisi’nin dijital öğrenme platformu Sektör Kampüste Programı’nın paydaşı olan Innovation Campus Programı, yapay zekâ eğitimlerini daha fazla üniversite kampüsüne taşıyor. Bu iş birliği ile program 2026 yılında da Yıldız Teknik Üniversitesi’nde kapılarını yeni öğrencilere açmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu Haber

ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu

Günümüzde endüstriyel operasyonlar; hızla değişen pazar koşulları, siber güvenlik tehditleri, mevzuat baskıları ve sürekli değişen bir iş gücü yapısı gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. ABB’nin dünyanın en büyük DCS kurulu tabanındaki uzun süreli sektör liderliği ve proses otomasyonundaki vizyonu üzerine inşa edilen Automation Extended programı da bu zorluklara yanıt vererek çevik ve hızlı bir inovasyonla üretimde kesinti yaşatmadan gelişmiş analitik ve IoT entegrasyonunu destekleyerek ve farklı yetkinlik seviyelerine sahip çalışanlar için operasyonları sadeleştirerek bu konulara çözüm sağlıyor. Operatörler; ABB Ability™ System 800xA®, ABB Ability™ Symphony® Plus ve ABB Freelance gibi halihazırda kullandıkları güvenilir ABB sistemleriyle çalışmaya devam ederken, yeni teknolojileri operasyonda kesinti olmadan kademeli olarak devreye alabiliyor. Böylece hem süreklilik korunurken inovasyon gerçekleştirilebiliyor hem de modernizasyon süreci yapılandırılarak düşük riskle yönetiliyor. ABB Otomasyon İş Kolu Başkanı Peter Terwiesch, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hizmet verdiğimiz endüstrilerin çoğu, hayati öneme sahip kaynakları sağlayan büyük ve karmaşık altyapılar işletiyor. Bu sektörlerde müşterilerimiz, operasyonel kesinti olmadan modernizasyona ihtiyaç duyuyor. Automation Extended ise tam olarak bunu sunuyor: Bu program, güvenlik ve birlikte çalışabilirliği merkeze alarak, müşterilerimizin bildiği ve güvendiği sistemlere geleceğe hazır yetenekleri kazandırıyor” ifadelerini kullandı. Automation Extended programı; birlikte çalışabilirlik, ölçeklenebilirlik ve endüstriyel alanlar arasında sorunsuz entegrasyon sağlamak üzere tasarlanmış modern, açık ve modüler bir mimari üzerine kurulu şekilde çalışıyor. Görev ayrımı prensiplerine dayanan bu otomasyon ekosistemi, birbirinden farklı ancak güvenli biçimde birbirine bağlı iki ayrı ortamdan oluşuyor: Kontrol ortamı, yazılım tanımlı ve sürekli güncel kalan yapısıyla kritik süreçlerin sağlam, güvenilir ve deterministik bir şekilde kontrolünü sağlıyor. Dijital ortam ise kontrol katmanına güvenli bir şekilde bağlanarak gelişmiş uygulamaları, edge zekâsını ve gerçek zamanlı analitikleri etkinleştiriyor. Bu yapı, kanıtlanmış kontrol mimarilerini etkilemeden karar destek süreçleri için yapay zeka (AI) ve makine öğrenmesini (ML) kullanıyor. Bu farklı teknoloji ortamlarının yönetimi ve bakımı, ekosistem yaşam döngüsü yönetimi ve optimizasyonu için tüm sistemi kapsayan tek, bütünleşik ve kapsamlı bir servis yaklaşımıyla yürütülüyor. Açık Platform İletişimi Birleşik Mimari (Open Platform Communications Unified Architecture-OPC UA) omurgası ve her iki ortamın yönetimine yönelik Bulut‑Yerel (Cloud‑Native) mimarisi gibi yeni teknolojilerin; konteynerizasyon, orkestrasyon ve modüler servislerden yararlanacak şekilde entegre edilmesiyle ekosistem geniş kapsamlı bir iyileştirme yelpazesi sunmaktadır. Bu iyileştirmeler, süreç anormalliklerinin proaktif olarak tespit edilip düzeltilmesinden, kritik varlıkların sürekli durum izleme yoluyla bakım stratejilerinin optimize edilmesine ve çeşitli donanım platformlarında uygulanmaya hazır verimli modüler yaklaşımlarla mühendislik süreçlerinin geliştirilmesine kadar uzanmaktadır. Bu mimari, performansı güvence altına alırken ölçeklenebilirlik ve çeviklik sağlamaktadır. Automation Extended; ABB Ability™ System 800xA®, ABB Ability™ Symphony® Plus ve ABB Freelance proses otomasyon sistemlerinin bir sonraki sürümleriyle birlikte kullanıma sunulacak. ABB daha sürdürülebilir ve kaynaklar açısından verimli bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri sunan global bir teknoloji lideridir. ABB, mühendislik ve dijitalleşme alanlarındaki uzmanlığını birleştirerek endüstrilerin yüksek performansta çalışırken daha verimli, üretken ve sürdürülebilir hale gelmesine katkıda bulunmaktadır. ABB’de biz buna ‘Engineered to Outrun’ diyoruz. ABB, 140 yılı aşkın geçmişe ve dünya çapında yaklaşık 110.000 çalışana sahiptir. Şirketin hisseleri SIX İsviçre Borsası (ABBN) ve Nasdaq Stockholm’de (ABB) işlem görmektedir. www.abb.com ABB Otomasyon iş kolu; enerji, su ve hammadde temininden ürünlerin üretilmesine ve pazara ulaştırılmasına kadar geniş bir yelpazedeki temel ihtiyaçlara yönelik endüstriyel operasyonları otomatize eder, elektrifikasyonunu sağlar ve dijitalleştirir. Yaklaşık 26.000 çalışanı, lider teknolojileri ve servis uzmanlığı ile ABB Otomasyon iş kolu; proses, hibrit ve denizcilik endüstrilerinin daha yalın ve daha temiz bir şekilde önde gitmesine yardımcı olur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Dünyada Bedava Yok, Takas Var Haber

Dijital Dünyada Bedava Yok, Takas Var

Üsküdar Üniversitesi Kurumsal Büyük Veri Koordinatörü Hakan Özdemir, 28 Ocak Veri Koruma Günü kapsamında verinin yalnızca toplanmasının değil, doğru şekilde anlamlandırılmasının da hayati önemde olduğunu anlattı. Veri, dijital çağın yeni petrolü Verinin neden “yeni petrol” olarak tanımlandığını açıklayan Hakan Özdemir, “Sanayi devriminde petrol, makineleri çalıştıran ve ekonomiyi büyüten ana güçtü. Dijital devrimde ise bu güç ‘veri’dir. Ancak veriyi petrolden ayıran önemli bir fark vardır. Petrol kullanıldıkça tükenir, veri ise kullanıldıkça çoğalır ve değerlenir. Günümüzde finans, sağlık, e-ticaret ve ulaşım gibi sektörlerin tamamı, kararlarını artık sezgilerle değil, işlenmiş verilerle alıyor. Ham veri değersiz bir sayı yığınıdır; ancak işlendiğinde ‘bilgiye’ ve ‘içgörüye’ dönüşerek şirketlere ve ülkelere rekabet üstünlüğü sağlar.” dedi. Asıl veri, farkında olmadan ürettiklerimiz Bireylerin büyük kısmının yalnızca sosyal medyada paylaşım yaptığında veri ürettiğini düşündüğünü ifade eden Hakan Özdemir, “Biz sadece fotoğraf paylaştığımızda veya mesaj attığımızda veri ürettiğimizi sanıyoruz. Oysa ‘pasif veri’ dediğimiz devasa bir trafik var. Akıllı saatimizden kalp ritmimiz, navigasyondan hızımız, e-ticaret sitelerinde fareyi hangi ürünün üzerinde ne kadar beklettiğimiz bile kaydediliyor. Özellikle ‘Nesnelerin İnterneti’ (IoT) dediğimiz akıllı ev cihazlarının yaygınlaşmasıyla, dijital ayak izimiz artık evimizin içine kadar girdi. Ürettiğimiz verinin büyük çoğunluğu, biz ekranı kapattıktan sonra arka planda akmaya devam ediyor.” diye konuştu. Miktar değil, anlam önemli Veriyi değerli kılan unsurun miktar değil anlam olduğunu vurgulayan Hakan Özdemir, “Geçmişte ‘Ne kadar çok verimiz varsa o kadar iyi’ anlayışı (Big Data) hakimdi. Bugün ise ‘Doğru ve temiz veri’ (Smart Data) dönemi başladı. Milyarlarca gereksiz veri satırı, sistemi yavaşlatmaktan başka işe yaramaz. Önemli olan, veriler arasındaki ilişkileri kurabilmek ve bir sonraki adımı öngörebilmektir. Bir marketin milyonlarca fiş bilgisine sahip olması değil; o fişlerden yola çıkarak müşterinin bebeğinin doğduğunu anlayıp ona uygun teklif sunabilmesi veriyi değerli kılar.” şeklinde konuştu. Siber hijyen eksikliğine dikkat! Kişisel verilerin en çok risk altında olduğu alanlara da dikkat çeken Hakan Özdemir, şöyle devam etti: “En büyük risk, kaynağı belirsiz mobil uygulamalar ve açık Wi-Fi ağlarında. Özellikle son dönemde popüler olan, fotoğrafınızı yükleyip sizi farklı karakterlere dönüştüren eğlence uygulamaları, aslında dünyanın en büyük biyometrik veri havuzlarını oluşturuyor. Bireylerin en sık yaptığı hata ise ‘siber hijyen’ eksikliğidir; yani doğum tarihi gibi tahmin edilebilir şifreler kullanmak ve her uygulamaya düşünmeden kamera/rehber erişim izni vermektir.” Dijital dünyada bedava yok, takas var! Ücretsiz uygulamaların işleyişine dair önemli bir hatırlatmada bulunan Hakan Özdemir, “Dijital ekonomide ‘bedava’ diye bir kavram yoktur, ‘takas’ vardır. Bir navigasyon uygulamasını ücretsiz kullanırsınız, karşılığında konum verinizi ve sürüş alışkanlıklarınızı verirsiniz. Bir mesajlaşma uygulamasını ücretsiz kullanırsınız, kiminle ne sıklıkla konuştuğunuzun bilgisini verirsiniz. Bu platformlar, kullanıcıyı bir ‘müşteri’ olarak değil, reklam verenlere sunulacak bir ‘hedef kitle’ olarak görür. Kısacası, hizmetin bedelini kredi kartımızla değil, mahremiyetimizle ödüyoruz.” Veri okuryazarlığı artık temel bir yurttaşlık becerisi Deepfake videolar ve sahte haberlerin yayılma hızına da değinen Hakan Özdemir, “Veri okuryazarlığı, dijital dünyada karşımıza çıkan bilginin kaynağını sorgulama, nasıl üretildiğini anlama ve bir grafiğin veya istatistiğin bizi yanıltıp yanıltmadığını fark etme becerisidir. Bugün deepfake (yapay kurgu) videoların ve sahte haberlerin bu kadar hızlı yayılmasının sebebi, teknolojik yetersizlik değil, toplumsal veri okuryazarlığının düşük olmasıdır. Manipüle edilmemek ve dijital haklarımızı savunabilmek için bu yetkinlik artık okuma-yazma bilmek kadar elzemdir.” dedi. Veri toplamak bir arşivcilik, veriyi anlamlandırmak ise dedektiflik Geleceğe yönelik riskleri değerlendiren Hakan Özdemir, “Veri toplamak bir arşivcilik, veriyi anlamlandırmak ise dedektifliktir. Elinizde binlerce parçalık bir yapboz kutusu olduğunu düşünün; parçaları kutuda biriktirmek veri toplamaktır. O parçaları birleştirip manzarayı ortaya çıkarmak ise anlamlandırmaktır. Teknoloji dünyası artık veri depolamayı aştı; şu anki büyük yarış, bu veriden kimin daha hızlı ve isabetli ‘sonuç’ çıkaracağı üzerine kurulu. Dijital sistemler ve algoritmaların, insanlar tarafından ve geçmiş verilerle eğitildiğini kaydeden Hakan Özdemir, “Eğer geçmiş verilerde toplumsal bir önyargı varsa (örneğin; belirli bir meslek grubunda sadece erkekler çalışmışsa), algoritma bunu bir kural zannedebilir ve gelecekteki kadın adayları eleyebilir. Teknoloji tarafsız gibi görünse de verinin kendisi kirliyse veya yanlıysa, çıkan sonuç da ayrımcı olabilir. Bu, dijital etiğin en büyük tartışma konularından biridir.” diye konuştu. En büyük tehlike veri manipülasyonu Veri ihlallerinin (şifre çalınması, kart kopyalanması) maddi hasar vereceğini ve bunun da telafi edilebilir olduğunu anlatan Hakan Özdemir, “Ancak veri manipülasyonu çok daha tehlikeli bir boyuta evriliyor. Özellikle ses ve görüntü kopyalama teknolojilerinin gelişmesiyle, ‘gerçeklik algımızın’ manipüle edilmesi riskiyle karşı karşıyayız. İnsanların söylemedikleri sözleri söylemiş gibi gösteren, olayları çarpıtan içerikler, sadece bireyleri değil, toplumun güven duygusunu ve toplumsal hayatı tehdit eder hale gelecektir.” ifadesinde bulundu. ‘Saklayacak bir şeyim yok’ çağın en büyük yanılgısı… “Benim verimden ne olur ki?” düşüncesinin büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayan Hakan Özdemir, sözlerini şu uyarıyla tamamladı: "Ben önemli biri değilim, saklayacak bir şeyim yok" düşüncesi dijital çağın en büyük yanılgısıdır. Sizin veriniz tek başına anlamsız gelebilir ama milyonlarca kişinin verisiyle birleştiğinde toplumsal davranışları yönlendirmek için kullanılır. Ayrıca bireysel olarak da; sesiniz, yüzünüz veya kimlik bilgileriniz kopyalanarak adınıza suç işlenebilir veya yakınlarınız dolandırılabilir. Verinizi korumak, dijital dünyadaki ‘benliğinizi’ ve itibarınızı korumaktır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’deki Yapay Zeka Girişimleri 457’ye Yükseldi Haber

Türkiye’deki Yapay Zeka Girişimleri 457’ye Yükseldi

Ocak 2026 itibarıyla haritaya 40 yeni girişim eklenirken, 2 girişim haritadan çıkarıldı ve Türkiye’deki toplam yapay zeka girişimi sayısı 457’ye ulaştı. Güncellemenin öne çıkan başlığı haritaya eklenen her üç girişimden birinin Agentic AI kategorisinde yer alması oldu. 2025 yılında ise ekosistem yaklaşık yüzde 20 büyüdü. Türkiye’de yapay zeka ekosisteminin gelişimini izlemek ve görünür kılmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), yapay zeka alanında faaliyet gösteren yerli girişimleri düzenli olarak haritalandırmaya devam ediyor. 2017 yılında 24 olan yapay zeka girişim sayısı, Ocak 2026 itibarıyla haritaya eklenen 40 yeni girişimle birlikte 457’ye ulaştı. Aynı dönemde exit, kapanma veya çözümlerini güncelleme gerekçeleriyle 2 girişim haritadan çıkarıldı. Haritaya eklenen her üç girişimden biri Agentic AI kategorisinde yer aldı Ocak 2026 güncellemesinde haritaya eklenen girişimlerin kategori dağılımı, Agentic AI’nin açık biçimde öne çıktığını ortaya koydu. Bu dönemde haritaya dahil edilen her üç girişimden biri Agentic AI kategorisinde konumlandı. Toplam 12 girişim ile Agentic AI, eklenen girişimler arasında en yüksek paya sahip kategori oldu. Agentic AI çözümleri; bir görevi anlayan, gerektiğinde insan onayıyla ilerleyen ve çıktıyı ölçülebilir şekilde teslim eden yapılarıyla otomasyon ve karar destek senaryolarını daha görünür hale getirirken, ekosistemin “öneren asistanlar”dan işi baştan sona tamamlayan sistemlere doğru ilerlediğini ortaya koydu. Bu alanda faaliyet gösteren girişimlerin ağırlıklı olarak sektör agnostik yapıda olduğu görüldü. Agentic AI’yi, Diyalogsal Yapay Zeka (5) kategorisi izledi. Makine Öğrenmesi (3), Görüntü İşleme (3), HealthTech (3) ve Öngörü ve Veri Analitiği (3) alanlarında da eşit sayıda girişim haritaya eklendi. Altyapı ve Operasyonlar/Servis (2), LegalTech (2) ve Optimizasyon (2) kategorileri ise eklenen girişimler arasında diğer öne çıkan alanlar oldu. Bunun yanı sıra Doğal Dil İşleme (1), EdTech (1), Nesnelerin İnterneti (1), Otonom Sistemler (1) ve Görsel Üretim – Visual AI (1) kategorilerinde de yeni girişimler haritada yer aldı. 2025 yılında ekosistem yaklaşık yüzde 20 büyüdü Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI) Girişim Haritası, 2025 yılı boyunca düzenli güncellemelerle izlenen istikrarlı bir büyüme çizgisi ortaya koydu. Yıla Ocak 2025’te 379 girişimle başlayan harita, bu dönemde 19 girişimin eklenmesi ve 2 girişimin çıkarılmasıyla net +17 artış kaydetti. Nisan 2025 güncellemesinde 15 yeni girişim eklenip 1 girişim çıkarıldı ve net +14 artışla toplam girişim sayısı 393’e ulaştı. Haziran 2025 itibarıyla 20 girişim eklenmesi ve 2 girişimin çıkarılmasıyla net +18 artış sağlandı; böylece ekosistem 411 girişimle ilk kez kalıcı biçimde 400+ bandına taşındı. Üçüncü çeyrekte (Eylül 2025) toplam girişim sayısı 419’a yükselirken, bu dönemin asıl kritik gelişmesi haritanın kategori yapısının yenilenmesi oldu. Bu kapsamda Üretken Yapay Zeka (GenAI) alanı; Agentic AI, Diyalogsal Yapay Zeka ve Görsel Üretim alt kırılımlarına ayrıldı ve girişimler yeni yapı doğrultusunda yeniden konumlandırıldı. Bu güncelleme, ekosistemin yalnızca ne kadar büyüdüğünü değil, aynı zamanda nasıl evrildiğini de daha net ve ölçülebilir biçimde ortaya koydu. Bu sürecin ardından Ocak 2026 güncellemesinde 40 yeni girişimin eklenmesi ve 2 girişimin çıkarılmasıyla toplam girişim sayısı 457’ye ulaştı. Son 12 aylık dönemde 78 yeni girişimin haritaya dahil edilmesiyle ekosistem yaklaşık %20 büyüme kaydederken, ortaya çıkan tablo Türkiye’de yapay zeka girişimciliğinin düzenli güncellemelerle izlenebilen, yeni oyuncularla genişleyen ve süreklilik gösteren bir yapı sergilediğini ortaya koydu. “Girişimlerin süreci sahiplenen ve sonuç üreten yapılara yöneldiğini görüyoruz” Türkiye yapay zeka ekositeminin her yıl daha da büyüdüğüne dikkat çeken TRAI Genel Müdürü Can Sinemli, güncel verileri şöyle değerlendirdi: “TRAI Girişim Haritası’nda izlediğimiz tablo, Türkiye’de yapay zeka girişimciliğinin artık teknoloji başlığı etrafında değil, gerçek iş ihtiyaçlarına dokunan, uçtan uca çözümler üreten yapılar etrafında şekillendiğini gösteriyor. Kategori yapısında yapılan güncellemelerle birlikte ekosistemin yalnızca büyüklüğünü değil, olgunlaşma yönünü de daha net izleyebiliyoruz. Bu da Türkiye yapay zeka ekosisteminin daha sürdürülebilir, daha ölçülebilir ve küresel rekabet açısından daha güçlü bir zemine oturduğunu gösteriyor.” 457 girişimle TRAI yapay zeka ekosistemi büyüyor TRAI Girişim Haritası’na eklenen girişimler, ekosistemde görünürlük kazanırken yatırımcılar, kurumsal şirketler ve potansiyel iş ortaklarıyla doğru temas noktalarına daha hızlı erişme fırsatı yakalıyor. Yatırımcılar için yeni fırsat alanlarını daha net hale getiren bu dinamik yapı; özel sektör açısından da doğru iş birliklerini, gerçek kullanım senaryolarını ve ölçeklenebilir çözümleri daha erişilebilir kılıyor. Her çeyrekte güncellenen TRAI Girişim Haritası, bu dönüşümü ölçülebilir ve karşılaştırılabilir bir çerçevede izlemek isteyen tüm paydaşlar için güncel bir referans olmayı sürdürüyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.