Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#New York

Kapsül Haber Ajansı - New York haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, New York haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NG Kütahya Seramik, New York’ta Tasarım Dünyasıyla Bir Araya Geldi    Haber

NG Kütahya Seramik, New York’ta Tasarım Dünyasıyla Bir Araya Geldi  

17–19 Mayıs 2026 tarihleri arasında New York Javits Center’da gerçekleştirilen; modern mimarinin, iç mimarlık dünyasının ve endüstriyel tasarım profesyonellerinin en önemli buluşma noktası olan ICFF 2026 Fuarında (Uluslararası Çağdaş Mobilya ve İç Mekân Tasarımı Fuarı) NG Kütahya Seramik rüzgârı esti. Marka; en büyük ebatlı porselen seramik çözümleri, yaşam alanlarına kimlik kazandıran tasarım dili ve yüzey teknolojisindeki son inovasyonlarıyla fuarın en çok ziyaret edilen duraklarından biri oldu. Sergilenen benzersiz koleksiyonlar, yalnızca NG Kütahya Seramik’in vizyonunu değil, aynı zamanda Türk seramik sektörünün ulaştığı üstün tasarım ve üretim kalitesini de uluslararası arenada taçlandırdı. NG STONE: Mutfak ve Yaşam Alanlarında NSF Onaylı Hijyen ve Estetik Mimaride bütünsel yüzey anlayışını bir üst seviyeye taşıyan NG Stone, fuarda özellikle mimarlar ve sektör profesyonellerinden yoğun ilgi gördü. 160x320 cm boyutlarında sergilenen koleksiyon, mutfak tezgâhlarından geniş zemin uygulamalarına kadar mukavemet ve zarafeti tek bir gövdede buluşturuyor. Türkiye’nin ABD menşeili NSF International gıda temas sertifikasına sahip ilk porselen seramik markası olma unvanını elinde bulunduran NG Stone, doğrudan gıda ile temas eden yüzeylerde maksimum hijyen güvenliği sunuyor. Genişleyen ürün gamındaki yeni doğal taş, mermer ve modern beton efektli yüzey alternatifleri; çizilmeye, lekelenmeye ve ani sıcaklık değişimlerine karşı gösterdiği yüksek dirençle fonksiyonelliği ve lüks tasarımı bir araya getiriyor. NG SLIM: Mimari Özgürlük Sunan 3 mm Ultra İnce Teknoloji Fuarın inovasyon odaklı koleksiyonları arasında öne çıkan NG Slim, 3 mm’lik ultra ince yapısı ve bu inceliğe tezat oluşturan yüksek dayanıklılığı ile modern mimaride ezber bozuyor. İki farklı ebat seçeneği ile tasarımcılara sunulan koleksiyon; yapıların dış cephe kaplamalarından mobilya yüzeylerine, kapılardan özel tasarım bölmelere kadar son derece geniş ve yaratıcı bir uygulama alanı sağlıyor. Hafifliği sayesinde binaların statik yükünü azaltan NG Slim; yüksek UV dayanımı, sıfıra yakın su emme oranı ve agresif kimyasallara karşı gösterdiği direnç gibi üstün teknik özellikleriyle geleceğin sürdürülebilir mimari projelerine kapı aralıyor. Küresel Pazarda Stratejik Genişleme ve Sürdürülebilir Liderlik Dünyanın farklı coğrafyalarından binlerce seçkin markayı ve sektör profesyonelini ağırlayarak çağdaş tasarımın gelecekteki yönünü belirleyen ICFF 2026 Fuarı, NG Kütahya Seramik’in küresel arenadaki gücünü bir kez daha tescilledi. Marka, New York’ta gerçekleştirdiği bu gövde gösterisiyle uluslararası pazarlardaki ihracat hacmini ve marka algısını pekiştirecek stratejik adımlara imza attı. İnovasyon odaklı AR-GE yatırımları ve yüksek üretim kapasitesiyle fark yaratan NG Kütahya Seramik; ileri teknoloji vizyonunu yansıtan NG Slim ve NG Stone koleksiyonları ile dünya porselen seramik pazarındaki liderlik hedeflerine emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Efes’ten Döngüsel Ekonomiye “İkinci Hasat” Dokunuşu Haber

Anadolu Efes’ten Döngüsel Ekonomiye “İkinci Hasat” Dokunuşu

Sürdürülebilirliği çevresel bir sorumluluk alanı olmanın ötesinde iş yapış biçimlerini ve değer yaratma modelini şekillendiren temel bir yaklaşım olarak ele alan Anadolu Efes, tarım ve döngüsel ekonomi odağındaki çalışmalarını sürdürüyor. Şirketin bu yıl “Derinleşen Etki” odağıyla yayımladığı ikinci Entegre Faaliyet Raporu ise yaratılan değerin yalnızca finansal sonuçlarla değil, paydaşlar ve toplum üzerindeki kalıcı etkisiyle değerlendirilmesine odaklanıyor. Kalıcı, kapsayıcı ve dönüştürücü etki anlayışıyla şekillenen bu yaklaşımın sahadaki en somut örneklerinden biri de “İkinci Hasat” projesi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye ortaklığında yürütülen projede, arpa hasadının ardından tarlada kalan sapların yaratıcı endüstriler için yeniden değerlendirilmesine odaklanılıyor. İkinci Hasat kapsamında Adıyaman merkezli Eliyaman Kadın Girişimi Kooperatifi, Fortuna Kadın Girişimci Kooperatifi ve MILKist Sosyal Tasarım Merkezi ile birlikte çalışılıyor. Gönüllü tasarımcı ve sanatçıların da destek verdiği projede, tarımsal atık olarak görülen arpa sapları kadın emeği ve tasarımla buluşturularak yeniden üretim döngüsüne dahil ediliyor. Ayrıca, proje dönemi boyunca farklı sanatçılar ve eserlerle bölüm bölüm ilerleyen süreçte ortaya çıkan sanat eserlerinden elde edilen gelirin online açık artırma yoluyla satışa sunularak kooperatiflere aktarılması hedefleniyor. “Yarattığımız Etkinin Kalıcı Olmasını Önemsiyoruz” Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir dönüşüm alanı olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:. “Bugün küresel ekonomi hâlâ büyük ölçüde ‘al, üret, tüket ve at’ modeliyle ilerliyor. Ancak kaynakların giderek kritik hale geldiği günümüzde döngüsel ekonomi yaklaşımı sürdürülebilirlik açısından her zamankinden daha önemli. Circle Economy’nin Circularity Gap Report 2026 verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık 25,4 trilyon Euro’luk değer kaybı yaşanıyor. Bu tablo, şirketlerin ürünlerini yeniden tasarlayan, atığı üretim süreçlerine yeniden dahil eden ve değer kaybını azaltan sistemler kurmaya odaklanmasını gerekli kılıyor. Anadolu Efes olarak atık yönetimi ve döngüsel ekonomiyi öncelikli odak alanlarımız arasında görüyor; bu yaklaşımı hem kendi operasyonlarımızda hem de tedarik zincirimiz boyunca yaygınlaştırmak için çalışıyoruz. Yarattığımız etkinin yalnızca büyümesini değil, kalıcı olmasını da önemsiyoruz. “Derinleşen Etki” yaklaşımımızın temelinde de bu anlayış yer alıyor. Bizim hikâyemiz toprakta başlıyor. Dört ana ham maddemizin ikisini doğrudan topraktan alıyoruz. Bu nedenle tedarik zincirimizin en önemli parçalarından biri olan tarımı; ekolojik, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla bütünsel bir yaklaşımla ele alıyoruz. Arpa hasadı sonrasında tarlada kalan arpa saplarını döngüsel ekonomi modeliyle yeniden ekonomiye kazandırırken, bu süreci kadınların güçlenmesini destekleyen bir yapıyla buluşturuyoruz. UNDP Türkiye ortaklığında hayata geçirdiğimiz İkinci Hasat projesiyle tarımsal yan ürünlerin yeniden değere dönüşümüne yönelik ölçeklenebilir bir model ortaya koymayı amaçlıyoruz.” Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ekonomik Büyüme ve Rekabetçilik Portföy Yöneticisi Ceyda Alpay ise projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “UNDP olarak Anadolu Efes ile sürdürülebilirlik alanında yaklaşık 17 yıla dayanan güçlü bir iş birliğimiz bulunuyor. “İkinci Hasat”, tarımsal yan ürünlerin yeniden değerlendirilmesini kadınların güçlenmesi ve yerel kalkınmayla bir araya getiren çok değerli bir model sunuyor. Kadınların üretim süreçlerinde merkezde yer aldığı bu yaklaşımın farklı bölgelerde ve farklı tarımsal ürünlerle yaygınlaşabileceğine inanıyoruz. Önemli olan yaklaşımın kendisi: yerelde var olan bir kaynağı yeniden görmek, kadınların emeğini ve bilgisini merkeze almak, tasarım ve pazar bağlantılarıyla katma değeri artırmak ve bunu çevresel faydayla birlikte düşünmek. İkinci Hasat aslında bize güçlü bir şeyi hatırlatıyor: Bir hasat bittikten sonra yeni bir hasat başlayabilir. İlk hasat tarımdan gelir; ikinci hasat ise kadınların emeğinden, yaratıcılıktan ve birlikte kurulan yeni değer zincirlerinden doğar. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla sosyal faydayı bir araya getiren bu modelin farklı bölgeler için de ilham verici bir örnek oluşturacağına inanıyoruz.” MILKIst Sosyal Tasarım Merkezi Kurucu Direktörü Birnur Temel Birtane, “İkinci Hasat, yalnızca tarımsal atığın ikincil ham maddeye dönüşümüne odaklanan bir proje değil; toprağın bilgisini, yerel üretim kültürünü ve tarımın farklı sektörler için başlangıç noktası olduğunu görünür kılan çok katmanlı bir süreç. Bu projede kadınlar yalnızca üretici değil, aynı zamanda bilgiyi taşıyan ve geleceğe aktaran paydaşlar haline geliyor. Tarım ile tasarım arasında yeni bağlar kurarken, farklı disiplinlerden sanatçılar ve tasarımcılarla birlikte daha sürdürülebilir üretim modelleri geliştirmeyi amaçlıyoruz.” diye konuştu. MILKist Sosyal Tasarım Merkezi, Adıyamanlı kadınlarla birlikte arpa sapını sanat ve tasarım için kullanılabilecek yüzeylere dönüştürüyor. Gönüllü sanatçı ve tasarımcıların desteğiyle yürütülen proje kapsamında, dekorasyon malzemelerinden aksesuarlara uzanan sanat eserleri ortaya çıkıyor. Projenin Diğer İllere de Taşınması Hedefleniyor Baskıdan nakışa, heykelden çizim, kolaj ve dijital sanata kadar farklı disiplinlerde ve ebatlardaki 16 sanat eseri ile projeyi güçlendiren sanatçılar arasında Cansu Sönmez, Deniz Eroğlu, Elif Acar, Ezra Tuba, Gülçin Uzun, Nergiz Yeşil, Pınar Yeğin, Reyhan Polat, Rozelin Akgün, Şeyma Canik yer alıyor. Türkiye’nin önde gelen tasarımcılarından Arzu Kaprol, Başak Cankeş ve Simay Bülbül ise tekstil tasarımı odaklı rehberlikleriyle arpa sapı Ar-Ge sürecine yön veriyor. “İkinci Hasat” kapsamında önümüzdeki dönemde kadın kooperatifleriyle saha çalışmalarının genişletilmesi, yeni tasarım ürünlerinin geliştirilmesi ve Adıyaman’da kalıcı bir üretim/atölye modelinin oluşturulması hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde ise bu modelin üretim yapılan diğer illere de taşınarak etkinin artırılması hedefleniyor. Adıyaman’dan New York’a Kurulan Köprü Aynı zamanda, Adıyaman’daki kadın kooperatiflerinin hikâyeleri, malzeme bilgileri, üretim teknikleri ve kültürel mirasları; uzaktan eğitimler ve üretim sürecine dahil olan kadınlar tarafından çekilen videolar gibi açık erişimli kaynaklar aracılığıyla uluslararası araştırma süreçlerine dahil edilecek. Eylül ayında New York’taki Fashion Institute of Technology (FIT) bünyesinde düzenlenecek “Topraktan Yüzeye” sergisi ise toprağa dayanan bir malzemenin yaratıcı üretim süreçlerindeki dönüşümünü görünür kılacak. Adıyaman ile New York arasında kurulan bu karşılıklı öğrenme modeli, yerel üretim bilgisini akademik ve araştırma temelli tasarım pratikleriyle buluştururken, “İkinci Hasat” projesi de tarımsal üretim, tasarım ve sosyal faydayı bir araya getiren kapsayıcı bir iş birliği modeli ortaya koyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Moda Endüstrisi İki Koldan Pazarlama Atağına Geçti Haber

Moda Endüstrisi İki Koldan Pazarlama Atağına Geçti

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Londra’da 28-29 Nisan 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Fashion SVP Fuarı’na Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yaparken, aynı tarihlerde hedef pazar olarak belirledikleri Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracatı artırmak için Los Angeles’te 21 firmanın katılımıyla “Sektörel Ticaret Heyeti” gerçekleştirecek. 2026 yılına 6 fuara Milli Katılım Organizasyonu yapma hedefiyle girdikleri bilgisini veren Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, New York’ta 13-14 Ocak tarihlerinde düzenlenen PV Manufacturing New York Fuarı’na 12 firmayla, 3-5 Şubat 2026 aralığında Fransa’da Premiere Vision Manufacturing Paris Fuarı’na 22 firmayla Türkiye Milli Katılım Organizasyonu düzenlediklerini, 28-29 Nisan 2026 tarihinde Londra’da gerçekleşecek olan Fashion SVP Fuarı’na da 10 firmanın katılımıyla Milli Katılım Organizasyonu yapacaklarını dile getirdi. İngiltere’nin hazır giyim ithalatı artıyor İngiltere’nin toplam hazır giyim ithalatının 2025 yılında yüzde 14’lük artışla 22,2 milyar dolardan 25 milyar dolara çıktığının altını çizen Bağcı, “İngiltere’nin hazır giyim ithalat pazarı büyüyor. Türkiye’nin hazır giyim ihracatında da Almanya, Hollanda ve İspanya’dan sonra 4.sırada yer alıyor. Sektör olarak ülkemizin kendi iç dinamiklerinden kaynaklı olarak 3 yıldır ihracatımızda düşüşler yaşadık. 2026 yılından itibaren ihracatta gerilemenin sona ermesi için çabalıyoruz. Yakın coğrafyamızda yaşanan savaşlar sonrasında uluslararası tedarik zincirleri Türkiye’nin güvenli tedarikçi olduğu gerçeğini tekrar hissettiler. Türk hazır giyim sektörüne verdikleri siparişlerde artışları görüyoruz. 2026 yılının ikinci çeyreğinden itibaren bu siparişler ihracat rakamlarımıza olumlu yansıyacak ve ihracattaki düşüşü tersine çevireceğiz” şeklinde konuştu. Los Angeles’te 21 Türk firması 60 ABD’li alıcıyla görüşecek Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği olarak Los Angeles’e ilk kez “Sektörel Ticaret Heyeti” düzenleyeceklerinin altını çizen Başkan Bağcı, 12’si İzmir’den, 7’si İstanbul’dan ve 2’si Denizli’den 21 Türk firmasının 60 ABD’li ithalatçıyla ikili iş görüşmeleri yapacağını belirtti. ABD’yi 2026 yılında hedef pazar olarak seçtiklerini hatırlatan Başkan Bağcı, “ABD, 2025 yılında 100 milyar dolarlık giyim ithalatıyla dünyanın uzak ara en büyük giyim ithalatçısı konumunda. Türk hazır giyim sektörümüz için Avrupa'dan sonraki en büyük pazarımız. Ancak dünyanın en büyük pazarından yeterince pay aldığımızı söyleyemeyiz. 2025 yılında 1 milyar dolar ihracatımız oldu. Bu pazara yoğunlaşarak orta vadede ihracatımızı 2 milyar dolara çıkarabiliriz” ifadelerini kullandı. EHKİB Başkanı Çağlar Bağcı, ABD pazarına yönelik 2026 yılında üçüncü pazarlama faaliyetlerinin 14-15 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek olan PV New York Yaz Fuarı’na Türkiye Milli Katılım Organizasyonu olacağını sözlerine ekledi. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin Los Angeles’taki “Sektörel Ticaret Heyeti”ne EHKİB Başkanı Çağlar Bağcı, Başkan Yardımcıları Gizem Batur ve Tuğba Hazar ile Dış Pazar Stratejileri Geliştirme Komitesi Başkanı Seray Seyfeli katılırken, Londra Fashion SVP Fuarı’nda EHKİB Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Aslan heyette yer alacak. Kapsül Haber Ajansı

Rolls-Royce’dan yepyeni bir vizyon: Coachbuild Koleksiyonu Haber

Rolls-Royce’dan yepyeni bir vizyon: Coachbuild Koleksiyonu

Küresel müşteri taleplerine yanıt olarak Rolls-Royce Motor Cars, Coachbuild Koleksiyonu’nu sunuyor. Bu koleksiyon, süper lüks dünyasında tamamen yeni bir vizyon olup, gerçek bir coachbuild otomobil ile olağanüstü, yıllara yayılan deneyim programının tek bir bütün olarak tasarlandığı benzersiz bir yapıdan oluşuyor. Her bir Coacbuild Koleksiyonu nadir ve seçkin olurken, asla tekrarlanmıyor, tamamı Rolls-Royce tarafından tasarlanıyor ve tamamen yeni bir zemin üzerinde yaratılıyor. Markaya özel bir yakınlık ve bağlılık hisseden müşteriler, yalnızca davet yoluyla Rolls-Royce’un küresel Private Office ağı üzerinden programa katılmaya davet ediliyor. Dünyanın farklı noktalarında, lüksün zirvesini arayan ve Rolls-Royce tasarımına olağanüstü bir tutku ile bağlı olan müşterilerle tanışma fırsatını bulduğunu belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars), sözlerine şöyle devam etti: “Müşterilerin, Rolls-Royce’un tamamen kendi hayal gücüne bırakıldığında ve coachbuilding’in sunduğu özgürlükle neler yaratabileceğini görmek istediklerini ve aynı zamanda bu yaratım yolculuğunu her aşamada deneyimlemek istediklerini açıkça gördüm. Coachbuild Koleksiyonu bu vizyonun bir sonucu. Bu, süper lüks dünyasında daha önce benzeri görülmemiş bir şey. Bu programın deneyimi, otomobilden ayrı düşünülemez; her ikisi de ilham kaynağı olan koleksiyonerlerin ve Rolls-Royce’un kendisinin mirasına yakışır bir özen ve vizyonla hayata geçirilecek.” Eşi benzeri görülmemiş bir Coachbuilding mirası Coachbuilding, marka kurulduğundan bu yana Rolls-Royce’un merkezinde yer alıyor. İlk yıllarda, şasi platformu uzman coachbuilder’lara teslim edilirdi. Bu ustalar, müşterinin en ince detayına kadar belirlenmiş talepleri doğrultusunda neredeyse sınırsız gövde formlarında tasarlar ve inşa ederdi – tıpkı Savile Row’da özel dikim bir takım elbise ya da Parisli bir haute couture atölyesinde tasarlanan bir elbise gibi. Charles Rolls ve Henry Royce, tek ve kritik bir kural getirdi: radyatör etrafında tanımlanan sabit oranlar, her otomobilin tartışmasız bir Rolls-Royce olarak kalmasını sağladı. Bu disiplin bugün de varlığını sürdürürken, 120 yılı aşkın bir süredir şekillenen kimliği koruyor ve yaratıcı özgürlüğe alan açıyor. Dünyanın tasarım konusunda en sofistike koleksiyonerleri Goodwood döneminde tanıtılan eşsiz coachbuild otomobiller – 2017’de Sweptail, 2021’de Boat Tail ve 2023’te Droptail – dünyanın en etkili koleksiyonerlerinin Rolls-Royce tasarımına uzun süredir beslediği derin bağlılığı daha da güçlendirdi. Aralarındaki önemli ve giderek artan bir kesim için bu hayranlık, zamanla çok daha derin bir duyguya dönüştü. Bu grubu farklı kılan, sahip oldukları vizyonun niteliğiydi, tasarım sürecini doğrudan yönlendirmeyi amaçlamıyorlardı. Bunun yerine, Rolls-Royce’a tamamen kendisine ait bir eseri yaratması için güven duyma fikrine ilgi duydular ve markanın tasarım prensiplerini coachbuilding’in tam özgürlüğüyle ifade ettiğinde ortaya çıkacak olanı görmek istediler. Yıllar ve farklı coğrafyalar boyunca sürdürülen bu diyalog, Coachbuild Koleksiyonu’nun temelini oluşturdu. Coachbuild Koleksiyonu programı Bir Coachbuild Koleksiyonu programı, Rolls-Royce’un Coachbuild departmanı tarafından tasarlanan, inşa edilen ve tamamen el işçiliği ile hayata geçirilen, bütünüyle benzersiz bir gövdeye sahip gerçek bir coachbuild otomobille başlıyor. Bu otomobiller tamamen homolog edilmiş, yasal olarak trafiğe uygun ve sürmeye hazır üretilmiş oluyorlar. Her Coachbuild Koleksiyonu, sayıca kesin olarak sınırlı olup asla tekrarlanmıyor. Rolls-Royce markasına özel bir yakınlığı olduğu bilenen ve markanın böylesine olağanüstü bir projenin parçası olmaktan etkileneceğine inandığı müşteriler, programa markanın küresel Private Office ağı aracılığıyla davet ediliyor – Private Office’ler Dubai, Seul, Şanghay, New York ve Goodwood’daki Rolls-Royce merkezinde bulunan benzersiz, yaratıcı ve sosyal alanlardan oluşan lokasyonlardır. Rolls-Royce, bu konsepte ilgi duyan koleksiyonerlerin aynı zamanda eşsiz deneyimlerin de koleksiyonerleri olduğunu fark ederek, bu anlayışı yansıtan, büyük bir özenle kurgulanmış bir program tasarladı. İlk Coacbuild Koleksiyonu kapsamında müşterilere, kapalı test tesislerine özel erişim imkânı sunularak otomobilin performans ve zorlu iklim koşullarındaki geliştirme sürecine doğrudan tanıklık etme imkânı veriliyor. Ayrıca, bu otomobilin hikayesiyle derin bir bağa sahip seçilmiş destinasyonlara özel yolculuklar gerçekleştiriliyor. Rolls-Royce içindeki en özel tasarım stüdyolarına nadir ve ayrıcalıklı erişim hakkı veriliyor. Süper lüks dünyasının farklı disiplinlerinden usta zanaatkârların atölyelerine kabul edilirlerken, bu zanaatkârların mükemmelliğe olan bağlılığı, Rolls-Royce’un kendi bağlılığıyla aynı değerde bulunuyor. Müşteriler ayrıca dünyanın en arzu edilen destinasyonlarında, her Coachbuild Koleksiyonu’nun arkasındaki tasarımcıların, projeyi şekillendiren ilham kaynaklarını ve tasarım felsefelerini paylaşacağı seçkin ve özenle kurgulanmış özel etkinliklerde bir araya geliyor. İlk Coachbuild Koleksiyonu Bir Rolls-Royce Coachbuild Koleksiyonu’nun tasarım ve mühendislik yaklaşımı – ayrıca üretilen otomobil sayısı, içindeki özellikler ve katılımın sunduğu deneyimler – sabit olmayıp her koleksiyonun benzersiz vizyonunu yansıtacak şekilde küratörlükle belirleniyor. İlk Rolls-Royce Coachbuild Koleksiyonu, tamamen elektrikli bir otomobil olacak ve birçok müşterinin tamamen elektrikli bir Rolls-Royce’a duyduğu tutkuyu da yansıtacak. Coachbuild Collections programına ilham veren koleksiyonerlerin çoğu, elektrikli güç aktarma sisteminin Rolls-Royce deneyimini nasıl yükselttiğini kutlayan mevcut Spectre sahiplerinden oluşuyor. Bu kişiler için ilk Coachbuild Koleksiyonu’nun nasıl güçlendirileceği sorusunun tek cevabı vardı. Dünyanın en titiz koleksiyonerlerinin bu şekilde yanıt vermesi, Rolls-Royce’un elektrifikasyonla elde ettiği başarının en gerçek göstergesi oldu. Coachbuild Koleksiyonu müşterilerinin, Rolls-Royce zanaatının mutlak zirvesini deneyimlemek istediğini belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars), sözlerine şöyle devam etti; “Nisan ayında açıklayacağımız şey, çağdaş Rolls-Royce coachbuilding’in zarif, dingin ve olağanüstü bir ifadesi olacak.” İlk Coachbuild Koleksiyonu, derinlemesine kurgulanmış bir ilk ifade niteliğinde olup, koleksiyonerlerin vizyonu ve inançları kadar markanın kendi felsefesi tarafından da şekillendirildi. Daha fazla detay Nisan 2026’da açıklanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KAGİDER Türk İş Kadınlarını New York’ta Bir Araya Getirdi Haber

KAGİDER Türk İş Kadınlarını New York’ta Bir Araya Getirdi

Küresel ölçekte güçlü bir dayanışma ve iş birliği ağı oluşturma hedefiyle kurulan KAGİDER Global Platformu, bu vizyon doğrultusundaki ilk iş odaklı networking buluşmasını New York’ta düzenledi. Tarihi Penn Club’ın etkileyici atmosferinde gerçekleşen etkinlik, yaklaşık 80 katılımcıyı bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den katılan KAGİDER üyeleri ile New York ve New Jersey’de yaşayan Türk girişimci kadınlar, üst düzey yöneticiler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri bir araya gelerek, özellikle kadın girişimciler açısından Türkiye ile ABD arasındaki iş birliği ve ticaret fırsatlarını değerlendirdi. KAGİDER Global Platformu’nun temelleri Mart 2025’te New York’ta atılmış, ardından Mayıs 2025’te Londra’da yaklaşık 100 Türk iş kadınının katılımıyla ikinci buluşma gerçekleştirilmişti. Eylül 2025’te ise Brüksel’de, Avrupa Birliği nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi Büyükelçi Faruk Kaymakcı’nın ev sahipliğinde düzenlenen üçüncü buluşma ile platform uluslararası ölçekte büyümesini sürdürdü. KAGİDER Global, 2026 yılı içerisinde Hırvatistan, Hollanda ve Almanya’da düzenlenmesi planlanan yeni buluşmalarla etki alanını daha da genişletmeyi hedefliyor. Dördüncü buluşmanın yeniden New York’ta gerçekleştirilmesi, platformun küresel ölçekte istikrarlı büyümesini ve uluslararası kadın dayanışmasını güçlendirme vizyonunu ortaya koydu. Farklı sektörlerden katılımcıların yer aldığı etkinlik, deneyim paylaşımı ve yeni iş bağlantılarının kurulması açısından güçlü bir zemin sundu. Katılımcılar, dünyanın farklı noktalarında yaşayan Türk kadınlarının bir araya gelmesinin, yeni iş birlikleri ve ortak projelerin gelişmesine önemli katkı sağladığını vurguladı. Etkinlikte ayrıca kadın liderliğinin güçlendirilmesi, uluslararası iş ağlarının geliştirilmesi ve kadın girişimciliğinin küresel ölçekte desteklenmesine yönelik fırsatlar da ele alındı. Katılımcılar, farklı coğrafyalarda yaşayan Türk kadınlarının bilgi ve deneyim paylaşımının yalnızca bireysel başarıları görünür kılmakla kalmadığını, aynı zamanda güçlü ve sürdürülebilir bir küresel etki yarattığını ifade etti. “KAGİDER Global, uluslararası iş birliklerinin filizlendiği güçlü bir ekosisteme dönüşüyor” KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, etkinlik kapsamında yaptığı konuşmada KAGİDER Global’in ulaştığı noktaya ve gelecekteki hedeflerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Geçtiğimiz yıl New York’ta başlattığımız KAGİDER Global Platformu’nun bugün yeniden aynı şehirde, ancak çok daha geniş ve güçlü bir katılımla bir araya gelmesi, bu girişimin kısa sürede nasıl etkili bir yapıya dönüştüğünü açıkça gösteriyor. Londra ve Brüksel’de gerçekleştirdiğimiz buluşmalarla büyüyen bu ağ, bugün artık yalnızca bir iletişim platformu değil; farklı ülkelerde yaşayan Türk kadınlarının birbirine değer kattığı, somut iş birliklerinin filizlendiği güçlü bir ekosisteme dönüşmüş durumda. KAGİDER Global ile amacımız, dünyanın neresinde olursa olsun Türk kadınlarının birbirleriyle bağ kurabildiği, bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği ve birlikte üretim yapabildiği sürdürülebilir bir küresel ağ inşa etmek. Girişimcilerden kurumsal liderlere, akademisyenlerden sivil toplum temsilcilerine kadar geniş bir yelpazede kadınları bir araya getiren bu yapı, uluslararası ölçekte yeni fırsatların kapısını aralıyor. Önümüzdeki dönemde farklı ülkelerde gerçekleştireceğimiz buluşmalarla bu etkiyi daha da büyüteceğimize ve çok daha güçlü iş birliklerine zemin hazırlayacağımıza inanıyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KAGİDER ve Garanti BBVA, Kadın Girişimciliğinde 20 Yıllık İş Birliğini Birleşmiş Milletler’de Anlattı Haber

KAGİDER ve Garanti BBVA, Kadın Girişimciliğinde 20 Yıllık İş Birliğini Birleşmiş Milletler’de Anlattı

Kadın girişimciliğini destekleyerek kadınların ekonomik hayatta daha güçlü bir yer edinmesini amaçlayan Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun (CSW) 70. oturumu kapsamında New York’ta Garanti BBVA ile önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. 12 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen “Kadın Girişimciler İçin Eşit Fırsatlar ve Eşit Erişim Yaratmak: Yirmi Yıllık Bir Yolculuk” başlıklı etkinlikte, kadınların iş dünyasına erişimini ve ekonomik hayattaki varlığını güçlendirmeye yönelik projeler ve iş birlikleri ele alınırken; KAGİDER ve Garanti BBVA’nın 2006 yılından bu yana kadın girişimciliğini desteklemek amacıyla yürüttüğü çalışmaların yarattığı etki ve kazanımlar da paylaşıldı. Etkinliğin onur konuğu ise T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş oldu. Etkinlikte KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu ve Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya konuşmacı olarak yer aldı. Açılış konuşmalarını ise açılış konuşmalarını ise GlobeWomen Yönetim Kurulu Başkanı Irene Natividad ve UN Women Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond gerçekleştirdi. Panelin moderatörlüğünü August Leadership Ortağı, Beba Foundation Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Ümran Beba üstlenirken; KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi Beyza Berkol, Garanti BBVA Girişim Bankacılığı Müdürü Selin Öz, IFC (International Finance Corporation) “Banking on Women” Programı Küresel Başkanı Jessica Schnabel ve Dünya Bankası Grubu Kıdemli Özel Sektör Kalkınma Uzmanı Julia Constanze Braunmiller panelist olarak yer aldı. Etkinlikte bir konuşma gerçekleştiren T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ‘’Kadın girişimciliğine yapılan her yatırım, yalnızca ekonomik büyümeye değil, aynı zamanda ailelerin güçlenmesine, yerel kalkınmanın desteklenmesine ve daha kapsayıcı bir geleceğin inşasına katkı sunmaktadır. Kadınların girişimcilik becerilerine yapılan her yatırım, ülke kalkınmasına yapılan bir yatırımdır. Çünkü kadın girişimcilerin hayata geçirdiği her işletme, ekonomik hareketliliği artırırken ailelerin güçlenmesine de katkı sunmaktadır. Aynı zamanda şehirlerin sosyal ve ticari canlılığını beslemekte, yerel değerlerin yaşatılmasına imkân tanımakta ve yeni fırsatların önünü açmaktadır.’’ ifadelerini kullandı. “20 Yıllık İş Birliği Kadın Girişimciliğinde Güçlü Bir Model Yarattı” KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, konuşmasında KAGİDER’in 2011 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) nezdinde Özel Danışmanlık Statüsü’ne sahip olduğunu ve 2012 yılından itibaren Kadının Statüsü Komisyonu (CSW) toplantılarında Türkiye’de hayata geçirilen iyi uygulama örneklerini uluslararası platformlara taşıdıklarını belirtti. Kadın girişimciliğinin güçlenmesinde çok paydaşlı iş birliklerinin kritik rol oynadığını vurgulayan Bezircioğlu, Garanti BBVA ile yirmi yıldır sürdürülen iş birliğinin kadınların ekonomik hayata katılımını destekleyen güçlü ve sürdürülebilir bir model oluşturduğunu ifade etti. Bezircioğlu, KAGİDER ve Garanti BBVA’nın uzun yıllardır kadın girişimcilerin görünürlüğünü artırmak, işlerini büyütmelerine katkı sağlamak ve yeni fırsatlara erişimlerini desteklemek amacıyla birçok projeyi hayata geçirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Garanti BBVA ile 20 yıldır sürdürdüğümüz güçlü iş birliği sayesinde kadın girişimciliğini destekleyen pek çok projeyi hayata geçirdik. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması ile kadın girişimcilerin başarı hikâyelerini görünür kılarak rol model olmalarını sağlarken, Ticaretin Kadınları Platformu ile kadın girişimcilerin ürün ve hizmetlerini daha geniş pazarlara ulaştırmalarını destekliyoruz. Kadınların girişimcilik yolculuğunda karşılaştıkları engelleri azaltmak, finansmana erişimlerini kolaylaştırmak ve işlerini büyütebilmeleri için gerekli bilgi, ağ ve görünürlük fırsatlarını artırmak büyük önem taşıyor. Bu nedenle yürüttüğümüz çalışmalar girişimciliği teşvik etmekle sınırlı kalmıyor; kadınların işlerini sürdürülebilir şekilde büyütebilmeleri, yeni pazarlara açılabilmeleri ve daha güçlü bir iş ağına dahil olabilmeleri için kapsamlı bir destek mekanizması da sunuyor. Kadın girişimcilerin güçlenmesi, ekonomik kalkınmanın daha kapsayıcı ve dengeli bir yapıya kavuşmasına da katkı sağlıyor. Bu anlayışla geliştirdiğimiz projeler; eğitim, mentorluk, görünürlük ve iş birliği fırsatları aracılığıyla kadınların iş dünyasında daha güçlü bir şekilde var olmalarına destek oluyor. Aynı zamanda kadın girişimcilerin birbirleriyle ve farklı sektörlerle bağlantı kurabilecekleri, deneyim paylaşımında bulunabilecekleri bir ekosistemin gelişmesine de katkıda bulunuyoruz. Kadınların ekonomik olarak güçlenmesi bireysel başarı hikâyeleri yaratmakla kalmaz; daha kapsayıcı, daha kapsayıcı, daha yenilikçi ve daha dirençli bir ekonomi için de kritik bir unsurdur.Bu nedenle kadın girişimciliğini destekleyen her adımın, sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal refah açısından uzun vadeli bir etki yarattığına inanıyoruz.” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya konuşmasında, kadın girişimciliğinin güçlenmesinin yalnızca eşitlik meselesi olmadığını, aynı zamanda daha güçlü ve kapsayıcı ekonomilerin anahtarı olduğunu vurguladı. Kaya, “Garanti BBVA olarak bankacılığı yalnızca finansman sağlamak olarak görmüyoruz; yol arkadaşlığı, rehberlik ve uzun vadeli ortaklık olarak tanımlıyoruz. Bu anlayışla 2006 yılından bu yana KAGİDER ile birlikte kadın girişimciler için eşit fırsatlar ve eşit erişim yaratma hedefiyle çalışıyoruz. Kadın girişimcileri finansmana erişim, eğitim, cesaretlendirme ve yeni pazarlara erişim olmak üzere dört temel alanda destekliyoruz. Son beş yılda kadın girişimcilere sağladığımız finansman 350 milyar TL’yi aştı. Bu deneyimimizi UN Women başta olmak üzere uluslararası kurumlarla paylaşmak ve kadın girişimciliğini güçlendiren modelleri küresel ölçekte görünür kılmak bizim için büyük önem taşıyor. Kadınların ekonomiye eşit katılımı sağlandığında yalnızca bireysel başarı hikâyeleri değil, toplumsal dönüşüm de mümkün oluyor,” dedi. Kadın Girişimciliğini Destekleyen Bütüncül Bir Yaklaşım Etkinlikte ayrıca Women, Business and the Law 2024 (WBL 2024) raporunun ortaya koyduğu veriler ışığında kadınların ekonomik güçlenmesinin önündeki yapısal engeller de ele alındı. Rapora göre kadınların ekonomik hayata katılımını etkileyen başlıca alanlar; kadınların yasal hakları, bu hakların uygulanmasını destekleyen politika araçları ve bu hakların uygulamada hayata geçirilme düzeyi olarak öne çıkıyor. Panelde, kadın ve erkek arasında iş fırsatları açısından yasal eşitliğe daha fazla yaklaşan ülkelerde kadın girişimci oranlarının da daha yüksek olduğuna dikkat çekilerek; politika yapıcılara yönelik farkındalık ve savunuculuk çalışmalarından kapasite geliştirme programlarına, kadın girişimcileri teşvik eden uygulamalardan somut sonuçlara kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımın nasıl hayata geçirildiğine ilişkin deneyimler paylaşıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TAGG Kurucusu Gökay Gündoğdu, Ülkemizi Birleşmiş Milletler'de Temsil Edecek Haber

TAGG Kurucusu Gökay Gündoğdu, Ülkemizi Birleşmiş Milletler'de Temsil Edecek

Tasarım dili güçlü bir kreatif lider ve TAGG’in kurucusu Gökay Gündoğdu, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun (CSW70) 70. Oturumu kapsamında 18 Mart günü, New York’ta bulunan Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde, kadının güçlendirilmesi üzerine bir konuşma gerçekleştirecek. Kadınların ekonomik ajandasının güçlendirilmesi, yapısal eşitsizliklerin giderilmesi ve sürdürülebilir kalkınma politikalarının ele alındığı programda, kadınların yalnızca ekonomik sistemlere dahil edilmesinin değil, karar alma süreçlerinde etkin rol üstlenmesinin önemi vurgulanıyor. Gökay Gündoğdu’nun konuşmasının tamamı Türkiye saati ile 19 Mart Perşembe 00:15-02:00 https://webtv.un.org/en/schedule üzerinden canlı olarak izlenebilecek. “Kadını bir obje olarak değil, kendi alanını kuran bir özne olarak görmek; tasarım anlayışımın temelidir. Güçlü bir kadın imgesi yaratmak, güçlü bir ekonomik ve toplumsal zemin yaratmanın ilk adımıdır.” diyerek 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi, kadının güçlendirilmesi alanındaki hassasiyetini Birleşmiş Milletler konuşması haberiyle duyuran Gökay Gündoğdu, ayrıca temsilcisi olduğu Haluk Akakçe Vakfı çatısı altında hayata geçirilen yaratıcı sosyal etki projelerinin ilkini de paylaşmış olacak. Üç aylık periyotlarla yıl boyu sürecek proje kapsamında deprem bölgesi Hatay’da, genç kızlara profesyonel fotoğraf ekipmanları sağlanarak fotoğraf atölye çalışmalarına başlandı. Katılımcılar kendi yaşamlarını belgeleyerek hem kişisel ifade alanı kazanıyor hem de üretimlerini sergileme ve satışa sunma imkânı elde ediyor. Proje sonunda seçilecek eserler sergilenecek ve elde edilen gelirin tamamı kız çocuklarının eğitimine aktarılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Otelcilik Sektöründen Küresele Güçlü Bir Adım Haber

Türk Otelcilik Sektöründen Küresele Güçlü Bir Adım

Hilton, Accor, Kempinski, Wyndham ve Hyatt gibi dünyanın önde gelen global otel gruplarında üç kıtada yedi ülkede görev alan Koçak; ticari dönüşüm, varlık performansı ve marka konumlandırması alanlarında elde ettiği deneyimi bağımsız ve yatırım odaklı bir platformda buluşturuyor. Regulus Collective, uzun vadeli değer üreten, ölçeklenebilir ve stratejik temeli güçlü turizm ve otelcilik markaları geliştirmeyi hedefliyor. Platform aynı zamanda turizm yatırımı danışmanlığına daha bütüncül ve veri odaklı bir perspektif kazandırmayı amaçlıyor. New York merkezli yapı; yatırımcılar ve mülk sahipleri ile projenin en erken aşamasından itibaren birlikte çalışarak finansal mimariyi, marka konumlandırmasını ve operasyonel ticari kurguyu eş zamanlı tasarlıyor. Böylece kısa vadeli performansın ötesine geçen, sürdürülebilir ve yatırım disiplinine dayalı bir değer modeli oluşturuluyor. Regulus Collective ile küresel pazarlarda yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermeyi değil, geleceğin stratejik dinamiklerini merkeze alan konseptler geliştirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Deniz Dorbek Kocak, Regulus Collective’in yaklaşımını şu şekilde ifade ediyor: “Geleneksel turizm anlayışı artık yalnızca operasyonel mükemmeliyetle tanımlanmıyor. Sektörümüz; sermaye disiplinini özgün marka vizyonuyla aynı stratejik çerçevede buluşturabilen ve geleceği okuyabilen yapılara ihtiyaç duyuyor. Regulus Collective’i, yatırımın disiplinini ve yatırım yaşam döngüsünün tüm evrelerini tek bir entegre sistem içinde tasarlamak için kurduk. Amacımız; yalnızca büyümek değil, sektörde değer üretme biçimini yeniden tanımlamak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mastercard Türkiye, İki Üst Düzey Atamayla Müşteri Yönetimi Ekibini Güçlendiriyor Haber

Mastercard Türkiye, İki Üst Düzey Atamayla Müşteri Yönetimi Ekibini Güçlendiriyor

Ödeme teknolojileri alanında dünyanın önde gelen kuruluşlarından Mastercard, Türkiye operasyonlarında üst düzey yönetim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Yapılan açıklamaya göre Mastercard Türkiye’de gerçekleşen iki önemli atama ile Ömer Tuğlu ve Burcu Altun, Müşteri Yönetiminden Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevlerine getirildi. İkili, Mastercard’ın Türkiye’deki ticari büyümesine ve stratejik iş ortaklıklarına liderlik edecek. Ömer Tuğlu: Danışmanlıktan satış liderliğine Mastercard bünyesine 2019 yılında Yönetici Danışman olarak katılan Ömer Tuğlu, şirketin bölgedeki pek çok stratejik projesine liderlik etti. 2023 yılında Müşteri Yönetimi ekibine geçiş yaparak Direktörlük görevini üstlenen Tuğlu, bu süreçte kilit müşteri ilişkilerinin güçlendirilmesinde ve stratejik iş birliklerinin hayata geçirilmesinde kritik rol oynadı. Ocak 2026 itibarıyla yeni görevine başlayan Tuğlu, Mastercard Türkiye Müşteri Yönetimi ekibine eş liderlik ederek, finansal ve finansal olmayan kurumlar nezdinde yeni fırsatların yaratılmasına ve ticari büyümeye yön verecek. Burcu Altun: Strateji, finans ve ödeme sistemlerinde 20 yıla yakın deneyim Satış, stratejik planlama, yönetim ve finansal danışmanlık alanlarında 20 yıla yakın tecrübesiyle Mastercard’a katılan Burcu Altun, kariyerine New York’ta Ernst & Young Kurumsal Finansman Danışmanlığı’nda başladı. Ardından A.T. Kearney Yönetim Danışmanlığı, Turkcell ve Oger Telecom gibi önde gelen kurumlarda çeşitli yöneticilik rolleri üstlendi. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği lisans ve Lehigh Üniversitesi Yönetim Bilimleri yüksek lisans derecelerine sahip olan Burcu Altun, sahip olduğu derin sektörel tecrübesiyle Mastercard Türkiye Müşteri Yönetimi ekibine liderlik edecek. Mastercard Türkiye, bu iki stratejik atama ile ödeme sistemleri dünyasındaki yenilikçi çözümlerini yaygınlaştırmayı ve iş ortaklarına sunduğu değeri artırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.