Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#New York

Kapsül Haber Ajansı - New York haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, New York haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Gıda Sektörü ABD'de 5 Milyar Dolar İhracat Hedefi İçin Atağını Sürdürüyor Haber

Türk Gıda Sektörü ABD'de 5 Milyar Dolar İhracat Hedefi İçin Atağını Sürdürüyor

Ege İhracatçı Birlikleri koordinasyonunda ve Ticaret Bakanlığı'nın onayıyla gerçekleştirilen Türkiye Milli Katılım Organizasyonu kapsamında, 28-30 Haziran 2026 tarihleri arasında New York'ta düzenlenen Summer Fancy Food Show 2026 Fuarında Türk gıda ürünleri yoğun ilgi gördü. Bu yıl 70'incisi düzenlenen ve ABD'nin en prestijli uluslararası gıda fuarlarından biri olarak kabul edilen Summer Fancy Food Show’da Türkiye, 49 firmanın yer aldığı milli katılım organizasyonuyla, İHBİR UR-GE Kümesi'nden katılan 13 firma ile birlikte toplam 62 katılımcıyla güçlü bir şekilde temsil edildi. Türkiye pavilyonu, Javits Center'da iki ayrı katta toplam 836 metrekarelik alanda ziyaretçileri ağırlarken, Turkish Tastes Projesi kapsamında oluşturulan 74 metrekarelik canlı mutfak ve tadım alanı, fuarın en yoğun ilgi gören bölümlerinden biri oldu. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, ABD’nin yıllık 240 milyar dolarlık gıda ithalatı yapan dünyanın en büyük pazarlarından biri olduğunu söyleyerek, “Türk gıda sektörü olarak bu dev pazardan aldığımız payı daha da artırmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin ABD’ye Ocak-Haziran döneminde su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatı 79 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu ihracatın yüzde 70’ini temsil eden 56 milyon dolarlık kısmı ise yüzde 5 artışla Birliğimiz tarafından gerçekleştirildi. Hedefimiz ABD'ye Türkiye geneli gıda ihracatımızı 5 milyar dolar seviyesine taşımak. 2019 yılından bu yana Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altında faaliyet gösteren altı Gıda Birliğimizle yürüttüğümüz Turkish Tastes Projemiz başlamasından bu yana proje kapsamındaki ürün gruplarında ABD'ye ihracatımız her yıl artış gösterdi. Son beş yılda ABD'ye toplam gıda ihracatımızı yüzde 121 artırarak 781 milyon dolardan 1 milyar 727 milyon dolara çıkardık. Bu başarı, doğru tanıtım stratejileri ve sürdürülebilir pazarlama faaliyetlerimizin sonucudur." dedi. Turkish Tastes deneyimi büyük ilgi gördü Başkan Demir, fuarda Türk mutfağını deneyimleten kapsamlı bir tanıtım organizasyonu gerçekleştirdiklerini ifade ederek şöyle değerlendirdi; "Turquality desteğiyle yürüttüğümüz Turkish Tastes Projemiz kapsamında beş ünlü şef, bir şarap uzmanı ve bir zeytinyağı uzmanıyla üç gün boyunca canlı mutfak gösterileri düzenledik. Türk kahvesinden zeytinyağına, kuru meyvelerden deniz ürünlerine, bakliyattan baharatlara kadar geniş ürün yelpazemizi profesyonel alıcılara tattırdık. Tadım etkinliklerinin firmalarımızın yeni ticari bağlantılar kurmasında son derece etkili olduğunu memnuniyetle gözlemledik. Turkish Tastes Projemiz kapsamında ABD pazarında gerçekleştirilen tanıtım faaliyetleri önümüzdeki dönemde de artarak devam edecek. Türk gıda ürünlerinin kalite, sürdürülebilirlik ve güvenilir tedarik gücüyle ABD pazarında daha güçlü bir konuma ulaşacağına inanıyoruz.” Türkevi'nde Türk lezzetleri buluşması Summer Fancy Food Show ile eş zamanlı olarak New York Türkevi'nde düzenlenen özel resepsiyonda; üst düzey şefler, satın alma yöneticileri, ithalatçılar, distribütörler, brokerlar, sektör temsilcileri ve uluslararası basın mensupları ağırlandı. New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Nazal ile Ticaret Ataşeleri de Türkiye pavilyonunu ziyaret ederek katılımcı firmalarla bir araya geldi ve ABD pazarı hakkında değerlendirmelerde bulundu. "Ne yaparsanız yapın, nasıl yaparsanız yapın Türk gıda ürünlerini kullanın" Turkish Tastes Projesi kapsamında altı Gıda İhracatçı Birliğini temsilen New York Türkevi'nde konuşan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Bedri Girit, projenin temel felsefesini "Ne yaparsanız yapın, nasıl yaparsanız yapın Türk gıda ürünlerini kullanın." sözleriyle özetledi. Girit, "Turkish Tastes ile hedefimiz yalnızca Türk gıda ürünlerini tanıtmak değil, onları dünya mutfaklarının doğal ve vazgeçilmez bir parçası haline getirmektir. Şeflerden restoran zincirlerine, otellerden perakende sektörüne kadar gıda ekosisteminin tüm paydaşlarına Türk ürünlerinin kalite, güvenilirlik ve sürdürülebilir üretim gücünü anlatıyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun, hazırlanan her tabakta Türk gıda ürünlerinin yer almasını istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki Türk ürünleri yalnızca lezzetiyle değil; izlenebilir üretim altyapısı, zengin ürün çeşitliliği ve uluslararası kalite standartlarıyla da fark yaratıyor." dedi. Fuar süresince gerçekleştirilen şarap, zeytinyağı ve Türk kahvesi tadımları ile canlı mutfak gösterileri, sosyal medya üzerinden #TurkishTastes etiketiyle influencer iş birlikleri sayesinde on binlerce kişiye ulaştı. Türkiye'nin zengin ürün çeşitliliği sergilendi Türkiye pavilyonunda; Zeytin ve zeytinyağı, Kuru meyveler, Kuruyemiş, Deniz ürünleri, Bakliyat, Konserve ürünler, Meyve suları, Makarna, Dondurulmuş gıdalar, Baharatlar, Tatlı ve pastacılık ürünleri başta olmak üzere geniş ürün gamı uluslararası alıcılara tanıtıldı. Canlı mutfak gösterilerinde hazırlanan özel menüler sayesinde ziyaretçiler Türk ürünlerini uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı bulurken, katılımcı firmalar çok sayıda yeni iş görüşmesi gerçekleştirdi. 62 firma Türkiye'yi temsil etti Türkiye Milli Katılım Organizasyonu kapsamında 49 firma fuarda yer aldı. Ayrıca İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği'nin UR-GE Kümesi'nden katılan 13 firmayla birlikte toplam katılım 62'ye ulaştı. Fuarda Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Başkan Yardımcısı Bedri Girit, Yönetim Kurulu Üyeleri Mesut Ergül, Keskin Keskinoğlu, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Moiz Hemsi, Yönetim Kurulu Üyeleri Burak Hucuptan, Efe Beşe ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Davut Er, Türk gıda sektörünü uluslararası ziyaretçilere aktardı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Futbol Dünyasının En Güçlü Sesleri Bir Arada Haber

Futbol Dünyasının En Güçlü Sesleri Bir Arada

18 Temmuz'da EA SPORTS YouTube kanalı ve Spotify'da yayımlanacak EA SPORTS™ Presents Icons of Football, Alex Aljoe moderatörlüğünde samimi, senaryosuz ve geniş kapsamlı bir sohbet sunuyor. Hayranlar ilk kez Beckham, Zidane ve Zlatan'ı bir arada dinleyecek; üç efsane yalnızca kendilerinin aktarabileceği hikâyeleri, içgörüleri ve bakış açılarını paylaşacak. Futbol kültürünü Beckham, Zidane ve Zlatan kadar şekillendiren çok az oyuncu var. Üçü de sahada mükemmelliğin ölçüsünü yeniden belirlerken oyunun etkisini sahanın çok ötesine taşıdı. EA SPORTS Presents Icons of Football ile bir araya gelen üç efsane, yalnızca EA SPORTS'un hayata geçirebileceği bir sohbette kariyerlerine damga vuran anları, futbolun nasıl değiştiğini ve futbolu bundan sonra nelerin beklediğini anlatıyor. Bilmeniz Gerekenler Ne: EA SPORTS™ Presents Icons of Football Kimler: David Beckham, Zinédine Zidane, Zlatan Ibrahimović Moderatör: Alex Aljoe Ne zaman: 18 Temmuz 2026 Nerede: EA SPORTS YouTube ve Spotify https://www.instagram.com/p/DavLxDjBo-M/ EA SPORTS™ Presents Icons of Football, spor dünyası açısından tarihi bir hafta sonunda sporcuları, ünlüleri, içerik üreticilerini ve küresel futbol topluluğunun üyelerini New York'ta bir araya getiren özel buluşma EA SPORTS™ Presents House of Football with Sports Illustrated kapsamında kaydedilecek. EA SPORTS, hayranların futbolla her gün yeni yollarla bağ kurmasına yardımcı oluyor. Dünyanın dört bir yanındaki taraftarlar bu yaz bir araya gelirken EA SPORTS Presents House of Football ve Icons of Football; futbol kültürüne ilham veren hikâyeleri ve anları hayranlara yaklaştırarak oyuna duyulan tutkuyu, topluluk ruhunu ve ortak sevgiyi kutluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tiens, New York'ta Merkez Ofis Açtı Haber

Tiens, New York'ta Merkez Ofis Açtı

. Sağlık, wellness ve girişimcilik alanlarında faaliyet gösteren şirket, 224 ülke ve bölgede 57 milyondan fazla üyesiyle faaliyetlerini sürdürürken, ABD pazarını uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak konumlandırıyor. 1991 yılında Çin'in Tianjin kentinde kurulan TIENS, takviye edici gıdalardan kişisel bakım ürünlerine, sağlıklı yaşam çözümlerinden eğitim ve girişimcilik programlarına uzanan geniş bir ekosistemle faaliyet gösteriyor. Sağlık ve wellness alanında bütünsel bir yaklaşım benimseyen şirket, doğrudan satış modeliyle iyi yaşam anlayışını daha fazla kişiyle buluşturmayı hedefliyor. 2001 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren TIENS, 2017 yılında büyüme stratejisini Türkiye’nin tüm şehirlerine yayarak ülke genelindeki yapılanmasını güçlendiriyor. Küresel deneyimini yerel pazarlara taşıyan şirket, bireylerin yaşam kalitesini artırmayı ve sürdürülebilir başarı fırsatları sunmayı hedefliyor. Yeni rotası Kuzey Amerika TIENS'in 2026 yılında attığı en önemli adımlardan biri, New York'ta merkez ofisini hayata geçirmek oldu. Şirket, sağlık ve wellness sektöründe dünyanın en gelişmiş pazarlarından biri olan Amerika Birleşik Devletleri'ni uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak görüyor. 2026 itibarıyla faaliyete geçen merkez ofis ile Kuzey Amerika pazarındaki varlığını güçlendiren TIENS, ilk etapta takviye edici gıda, kişisel bakım ve wellness kategorilerinde faaliyet göstermeyi planlıyor. TIENS Kurucusu Li Jinyuan, New York açılımına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "TIENS'i kurarken hedefimiz, sağlıklı yaşam anlayışını daha fazla insanla buluştururken bireylerin gelişimine katkı sağlayan küresel bir ekosistem oluşturmaktı. New York'ta attığımız bu adım, yalnızca yeni bir pazara giriş değil; sağlık, wellness ve girişimcilik alanlarındaki uzun vadeli vizyonumuzun önemli bir yansımasıdır. Farklı kültürler arasında köprüler kurarak daha fazla insana ulaşmaya ve yaşam kalitesini desteklemeye devam edeceğiz." TIENS, Türkiye'deki distribütörlerini küresel deneyimlerle buluşturuyor Türkiye, TIENS'in küresel yapılanması içerisinde stratejik öneme sahip pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Şirket, Eylül ayında Türkiye'den yaklaşık 300 kişinin katılımıyla Çin'e geniş kapsamlı bir ziyaret programı düzenlemeyi planlıyor. Program kapsamında katılımcılar, TIENS Uluslararası Sağlık Endüstri Parkı'nı ziyaret ederek şirketin küresel operasyonlarını yakından tanıma fırsatı bulacak. Aynı zamanda ziyaretin, Türkiye ile Çin arasında iş dünyası ve kültürel etkileşimin güçlenmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Küresel büyümesini yeni pazarlara açılarak sürdüren TIENS, 2026 yılında hayata geçirdiği stratejik adımlarla sağlık ve wellness alanındaki uluslararası konumunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TIENS New York'ta Merkez Ofis Açtı Haber

TIENS New York'ta Merkez Ofis Açtı

1991 yılında Çin'in Tianjin kentinde kurulan TIENS, takviye edici gıdalardan kişisel bakım ürünlerine, sağlıklı yaşam çözümlerinden eğitim ve girişimcilik programlarına uzanan geniş bir ekosistemle faaliyet gösteriyor. Sağlık ve wellness alanında bütünsel bir yaklaşım benimseyen şirket, doğrudan satış modeliyle iyi yaşam anlayışını daha fazla kişiyle buluşturmayı hedefliyor. 2001 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren TIENS, 2017 yılında büyüme stratejisini Türkiye’nin tüm şehirlerine yayarak ülke genelindeki yapılanmasını güçlendiriyor. Küresel deneyimini yerel pazarlara taşıyan şirket, bireylerin yaşam kalitesini artırmayı ve sürdürülebilir başarı fırsatları sunmayı hedefliyor. Yeni rotası Kuzey Amerika TIENS'in 2026 yılında attığı en önemli adımlardan biri, New York'ta merkez ofisini hayata geçirmek oldu. Şirket, sağlık ve wellness sektöründe dünyanın en gelişmiş pazarlarından biri olan Amerika Birleşik Devletleri'ni uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak görüyor. 2026 itibarıyla faaliyete geçen merkez ofis ile Kuzey Amerika pazarındaki varlığını güçlendiren TIENS, ilk etapta takviye edici gıda, kişisel bakım ve wellness kategorilerinde faaliyet göstermeyi planlıyor. TIENS Kurucusu Li Jinyuan, New York açılımına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "TIENS'i kurarken hedefimiz, sağlıklı yaşam anlayışını daha fazla insanla buluştururken bireylerin gelişimine katkı sağlayan küresel bir ekosistem oluşturmaktı. New York'ta attığımız bu adım, yalnızca yeni bir pazara giriş değil; sağlık, wellness ve girişimcilik alanlarındaki uzun vadeli vizyonumuzun önemli bir yansımasıdır. Farklı kültürler arasında köprüler kurarak daha fazla insana ulaşmaya ve yaşam kalitesini desteklemeye devam edeceğiz." TIENS, Türkiye'deki distribütörlerini küresel deneyimlerle buluşturuyor Türkiye, TIENS'in küresel yapılanması içerisinde stratejik öneme sahip pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Şirket, Eylül ayında Türkiye'den yaklaşık 300 kişinin katılımıyla Çin'e geniş kapsamlı bir ziyaret programı düzenlemeyi planlıyor. Program kapsamında katılımcılar, TIENS Uluslararası Sağlık Endüstri Parkı'nı ziyaret ederek şirketin küresel operasyonlarını yakından tanıma fırsatı bulacak. Aynı zamanda ziyaretin, Türkiye ile Çin arasında iş dünyası ve kültürel etkileşimin güçlenmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Küresel büyümesini yeni pazarlara açılarak sürdüren TIENS, 2026 yılında hayata geçirdiği stratejik adımlarla sağlık ve wellness alanındaki uluslararası konumunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NG Kütahya Seramik, New York’ta Tasarım Dünyasıyla Bir Araya Geldi    Haber

NG Kütahya Seramik, New York’ta Tasarım Dünyasıyla Bir Araya Geldi  

17–19 Mayıs 2026 tarihleri arasında New York Javits Center’da gerçekleştirilen; modern mimarinin, iç mimarlık dünyasının ve endüstriyel tasarım profesyonellerinin en önemli buluşma noktası olan ICFF 2026 Fuarında (Uluslararası Çağdaş Mobilya ve İç Mekân Tasarımı Fuarı) NG Kütahya Seramik rüzgârı esti. Marka; en büyük ebatlı porselen seramik çözümleri, yaşam alanlarına kimlik kazandıran tasarım dili ve yüzey teknolojisindeki son inovasyonlarıyla fuarın en çok ziyaret edilen duraklarından biri oldu. Sergilenen benzersiz koleksiyonlar, yalnızca NG Kütahya Seramik’in vizyonunu değil, aynı zamanda Türk seramik sektörünün ulaştığı üstün tasarım ve üretim kalitesini de uluslararası arenada taçlandırdı. NG STONE: Mutfak ve Yaşam Alanlarında NSF Onaylı Hijyen ve Estetik Mimaride bütünsel yüzey anlayışını bir üst seviyeye taşıyan NG Stone, fuarda özellikle mimarlar ve sektör profesyonellerinden yoğun ilgi gördü. 160x320 cm boyutlarında sergilenen koleksiyon, mutfak tezgâhlarından geniş zemin uygulamalarına kadar mukavemet ve zarafeti tek bir gövdede buluşturuyor. Türkiye’nin ABD menşeili NSF International gıda temas sertifikasına sahip ilk porselen seramik markası olma unvanını elinde bulunduran NG Stone, doğrudan gıda ile temas eden yüzeylerde maksimum hijyen güvenliği sunuyor. Genişleyen ürün gamındaki yeni doğal taş, mermer ve modern beton efektli yüzey alternatifleri; çizilmeye, lekelenmeye ve ani sıcaklık değişimlerine karşı gösterdiği yüksek dirençle fonksiyonelliği ve lüks tasarımı bir araya getiriyor. NG SLIM: Mimari Özgürlük Sunan 3 mm Ultra İnce Teknoloji Fuarın inovasyon odaklı koleksiyonları arasında öne çıkan NG Slim, 3 mm’lik ultra ince yapısı ve bu inceliğe tezat oluşturan yüksek dayanıklılığı ile modern mimaride ezber bozuyor. İki farklı ebat seçeneği ile tasarımcılara sunulan koleksiyon; yapıların dış cephe kaplamalarından mobilya yüzeylerine, kapılardan özel tasarım bölmelere kadar son derece geniş ve yaratıcı bir uygulama alanı sağlıyor. Hafifliği sayesinde binaların statik yükünü azaltan NG Slim; yüksek UV dayanımı, sıfıra yakın su emme oranı ve agresif kimyasallara karşı gösterdiği direnç gibi üstün teknik özellikleriyle geleceğin sürdürülebilir mimari projelerine kapı aralıyor. Küresel Pazarda Stratejik Genişleme ve Sürdürülebilir Liderlik Dünyanın farklı coğrafyalarından binlerce seçkin markayı ve sektör profesyonelini ağırlayarak çağdaş tasarımın gelecekteki yönünü belirleyen ICFF 2026 Fuarı, NG Kütahya Seramik’in küresel arenadaki gücünü bir kez daha tescilledi. Marka, New York’ta gerçekleştirdiği bu gövde gösterisiyle uluslararası pazarlardaki ihracat hacmini ve marka algısını pekiştirecek stratejik adımlara imza attı. İnovasyon odaklı AR-GE yatırımları ve yüksek üretim kapasitesiyle fark yaratan NG Kütahya Seramik; ileri teknoloji vizyonunu yansıtan NG Slim ve NG Stone koleksiyonları ile dünya porselen seramik pazarındaki liderlik hedeflerine emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Efes’ten Döngüsel Ekonomiye “İkinci Hasat” Dokunuşu Haber

Anadolu Efes’ten Döngüsel Ekonomiye “İkinci Hasat” Dokunuşu

Sürdürülebilirliği çevresel bir sorumluluk alanı olmanın ötesinde iş yapış biçimlerini ve değer yaratma modelini şekillendiren temel bir yaklaşım olarak ele alan Anadolu Efes, tarım ve döngüsel ekonomi odağındaki çalışmalarını sürdürüyor. Şirketin bu yıl “Derinleşen Etki” odağıyla yayımladığı ikinci Entegre Faaliyet Raporu ise yaratılan değerin yalnızca finansal sonuçlarla değil, paydaşlar ve toplum üzerindeki kalıcı etkisiyle değerlendirilmesine odaklanıyor. Kalıcı, kapsayıcı ve dönüştürücü etki anlayışıyla şekillenen bu yaklaşımın sahadaki en somut örneklerinden biri de “İkinci Hasat” projesi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye ortaklığında yürütülen projede, arpa hasadının ardından tarlada kalan sapların yaratıcı endüstriler için yeniden değerlendirilmesine odaklanılıyor. İkinci Hasat kapsamında Adıyaman merkezli Eliyaman Kadın Girişimi Kooperatifi, Fortuna Kadın Girişimci Kooperatifi ve MILKist Sosyal Tasarım Merkezi ile birlikte çalışılıyor. Gönüllü tasarımcı ve sanatçıların da destek verdiği projede, tarımsal atık olarak görülen arpa sapları kadın emeği ve tasarımla buluşturularak yeniden üretim döngüsüne dahil ediliyor. Ayrıca, proje dönemi boyunca farklı sanatçılar ve eserlerle bölüm bölüm ilerleyen süreçte ortaya çıkan sanat eserlerinden elde edilen gelirin online açık artırma yoluyla satışa sunularak kooperatiflere aktarılması hedefleniyor. “Yarattığımız Etkinin Kalıcı Olmasını Önemsiyoruz” Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir dönüşüm alanı olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:. “Bugün küresel ekonomi hâlâ büyük ölçüde ‘al, üret, tüket ve at’ modeliyle ilerliyor. Ancak kaynakların giderek kritik hale geldiği günümüzde döngüsel ekonomi yaklaşımı sürdürülebilirlik açısından her zamankinden daha önemli. Circle Economy’nin Circularity Gap Report 2026 verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık 25,4 trilyon Euro’luk değer kaybı yaşanıyor. Bu tablo, şirketlerin ürünlerini yeniden tasarlayan, atığı üretim süreçlerine yeniden dahil eden ve değer kaybını azaltan sistemler kurmaya odaklanmasını gerekli kılıyor. Anadolu Efes olarak atık yönetimi ve döngüsel ekonomiyi öncelikli odak alanlarımız arasında görüyor; bu yaklaşımı hem kendi operasyonlarımızda hem de tedarik zincirimiz boyunca yaygınlaştırmak için çalışıyoruz. Yarattığımız etkinin yalnızca büyümesini değil, kalıcı olmasını da önemsiyoruz. “Derinleşen Etki” yaklaşımımızın temelinde de bu anlayış yer alıyor. Bizim hikâyemiz toprakta başlıyor. Dört ana ham maddemizin ikisini doğrudan topraktan alıyoruz. Bu nedenle tedarik zincirimizin en önemli parçalarından biri olan tarımı; ekolojik, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla bütünsel bir yaklaşımla ele alıyoruz. Arpa hasadı sonrasında tarlada kalan arpa saplarını döngüsel ekonomi modeliyle yeniden ekonomiye kazandırırken, bu süreci kadınların güçlenmesini destekleyen bir yapıyla buluşturuyoruz. UNDP Türkiye ortaklığında hayata geçirdiğimiz İkinci Hasat projesiyle tarımsal yan ürünlerin yeniden değere dönüşümüne yönelik ölçeklenebilir bir model ortaya koymayı amaçlıyoruz.” Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ekonomik Büyüme ve Rekabetçilik Portföy Yöneticisi Ceyda Alpay ise projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “UNDP olarak Anadolu Efes ile sürdürülebilirlik alanında yaklaşık 17 yıla dayanan güçlü bir iş birliğimiz bulunuyor. “İkinci Hasat”, tarımsal yan ürünlerin yeniden değerlendirilmesini kadınların güçlenmesi ve yerel kalkınmayla bir araya getiren çok değerli bir model sunuyor. Kadınların üretim süreçlerinde merkezde yer aldığı bu yaklaşımın farklı bölgelerde ve farklı tarımsal ürünlerle yaygınlaşabileceğine inanıyoruz. Önemli olan yaklaşımın kendisi: yerelde var olan bir kaynağı yeniden görmek, kadınların emeğini ve bilgisini merkeze almak, tasarım ve pazar bağlantılarıyla katma değeri artırmak ve bunu çevresel faydayla birlikte düşünmek. İkinci Hasat aslında bize güçlü bir şeyi hatırlatıyor: Bir hasat bittikten sonra yeni bir hasat başlayabilir. İlk hasat tarımdan gelir; ikinci hasat ise kadınların emeğinden, yaratıcılıktan ve birlikte kurulan yeni değer zincirlerinden doğar. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla sosyal faydayı bir araya getiren bu modelin farklı bölgeler için de ilham verici bir örnek oluşturacağına inanıyoruz.” MILKIst Sosyal Tasarım Merkezi Kurucu Direktörü Birnur Temel Birtane, “İkinci Hasat, yalnızca tarımsal atığın ikincil ham maddeye dönüşümüne odaklanan bir proje değil; toprağın bilgisini, yerel üretim kültürünü ve tarımın farklı sektörler için başlangıç noktası olduğunu görünür kılan çok katmanlı bir süreç. Bu projede kadınlar yalnızca üretici değil, aynı zamanda bilgiyi taşıyan ve geleceğe aktaran paydaşlar haline geliyor. Tarım ile tasarım arasında yeni bağlar kurarken, farklı disiplinlerden sanatçılar ve tasarımcılarla birlikte daha sürdürülebilir üretim modelleri geliştirmeyi amaçlıyoruz.” diye konuştu. MILKist Sosyal Tasarım Merkezi, Adıyamanlı kadınlarla birlikte arpa sapını sanat ve tasarım için kullanılabilecek yüzeylere dönüştürüyor. Gönüllü sanatçı ve tasarımcıların desteğiyle yürütülen proje kapsamında, dekorasyon malzemelerinden aksesuarlara uzanan sanat eserleri ortaya çıkıyor. Projenin Diğer İllere de Taşınması Hedefleniyor Baskıdan nakışa, heykelden çizim, kolaj ve dijital sanata kadar farklı disiplinlerde ve ebatlardaki 16 sanat eseri ile projeyi güçlendiren sanatçılar arasında Cansu Sönmez, Deniz Eroğlu, Elif Acar, Ezra Tuba, Gülçin Uzun, Nergiz Yeşil, Pınar Yeğin, Reyhan Polat, Rozelin Akgün, Şeyma Canik yer alıyor. Türkiye’nin önde gelen tasarımcılarından Arzu Kaprol, Başak Cankeş ve Simay Bülbül ise tekstil tasarımı odaklı rehberlikleriyle arpa sapı Ar-Ge sürecine yön veriyor. “İkinci Hasat” kapsamında önümüzdeki dönemde kadın kooperatifleriyle saha çalışmalarının genişletilmesi, yeni tasarım ürünlerinin geliştirilmesi ve Adıyaman’da kalıcı bir üretim/atölye modelinin oluşturulması hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde ise bu modelin üretim yapılan diğer illere de taşınarak etkinin artırılması hedefleniyor. Adıyaman’dan New York’a Kurulan Köprü Aynı zamanda, Adıyaman’daki kadın kooperatiflerinin hikâyeleri, malzeme bilgileri, üretim teknikleri ve kültürel mirasları; uzaktan eğitimler ve üretim sürecine dahil olan kadınlar tarafından çekilen videolar gibi açık erişimli kaynaklar aracılığıyla uluslararası araştırma süreçlerine dahil edilecek. Eylül ayında New York’taki Fashion Institute of Technology (FIT) bünyesinde düzenlenecek “Topraktan Yüzeye” sergisi ise toprağa dayanan bir malzemenin yaratıcı üretim süreçlerindeki dönüşümünü görünür kılacak. Adıyaman ile New York arasında kurulan bu karşılıklı öğrenme modeli, yerel üretim bilgisini akademik ve araştırma temelli tasarım pratikleriyle buluştururken, “İkinci Hasat” projesi de tarımsal üretim, tasarım ve sosyal faydayı bir araya getiren kapsayıcı bir iş birliği modeli ortaya koyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Moda Endüstrisi İki Koldan Pazarlama Atağına Geçti Haber

Moda Endüstrisi İki Koldan Pazarlama Atağına Geçti

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Londra’da 28-29 Nisan 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Fashion SVP Fuarı’na Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yaparken, aynı tarihlerde hedef pazar olarak belirledikleri Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracatı artırmak için Los Angeles’te 21 firmanın katılımıyla “Sektörel Ticaret Heyeti” gerçekleştirecek. 2026 yılına 6 fuara Milli Katılım Organizasyonu yapma hedefiyle girdikleri bilgisini veren Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, New York’ta 13-14 Ocak tarihlerinde düzenlenen PV Manufacturing New York Fuarı’na 12 firmayla, 3-5 Şubat 2026 aralığında Fransa’da Premiere Vision Manufacturing Paris Fuarı’na 22 firmayla Türkiye Milli Katılım Organizasyonu düzenlediklerini, 28-29 Nisan 2026 tarihinde Londra’da gerçekleşecek olan Fashion SVP Fuarı’na da 10 firmanın katılımıyla Milli Katılım Organizasyonu yapacaklarını dile getirdi. İngiltere’nin hazır giyim ithalatı artıyor İngiltere’nin toplam hazır giyim ithalatının 2025 yılında yüzde 14’lük artışla 22,2 milyar dolardan 25 milyar dolara çıktığının altını çizen Bağcı, “İngiltere’nin hazır giyim ithalat pazarı büyüyor. Türkiye’nin hazır giyim ihracatında da Almanya, Hollanda ve İspanya’dan sonra 4.sırada yer alıyor. Sektör olarak ülkemizin kendi iç dinamiklerinden kaynaklı olarak 3 yıldır ihracatımızda düşüşler yaşadık. 2026 yılından itibaren ihracatta gerilemenin sona ermesi için çabalıyoruz. Yakın coğrafyamızda yaşanan savaşlar sonrasında uluslararası tedarik zincirleri Türkiye’nin güvenli tedarikçi olduğu gerçeğini tekrar hissettiler. Türk hazır giyim sektörüne verdikleri siparişlerde artışları görüyoruz. 2026 yılının ikinci çeyreğinden itibaren bu siparişler ihracat rakamlarımıza olumlu yansıyacak ve ihracattaki düşüşü tersine çevireceğiz” şeklinde konuştu. Los Angeles’te 21 Türk firması 60 ABD’li alıcıyla görüşecek Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği olarak Los Angeles’e ilk kez “Sektörel Ticaret Heyeti” düzenleyeceklerinin altını çizen Başkan Bağcı, 12’si İzmir’den, 7’si İstanbul’dan ve 2’si Denizli’den 21 Türk firmasının 60 ABD’li ithalatçıyla ikili iş görüşmeleri yapacağını belirtti. ABD’yi 2026 yılında hedef pazar olarak seçtiklerini hatırlatan Başkan Bağcı, “ABD, 2025 yılında 100 milyar dolarlık giyim ithalatıyla dünyanın uzak ara en büyük giyim ithalatçısı konumunda. Türk hazır giyim sektörümüz için Avrupa'dan sonraki en büyük pazarımız. Ancak dünyanın en büyük pazarından yeterince pay aldığımızı söyleyemeyiz. 2025 yılında 1 milyar dolar ihracatımız oldu. Bu pazara yoğunlaşarak orta vadede ihracatımızı 2 milyar dolara çıkarabiliriz” ifadelerini kullandı. EHKİB Başkanı Çağlar Bağcı, ABD pazarına yönelik 2026 yılında üçüncü pazarlama faaliyetlerinin 14-15 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek olan PV New York Yaz Fuarı’na Türkiye Milli Katılım Organizasyonu olacağını sözlerine ekledi. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin Los Angeles’taki “Sektörel Ticaret Heyeti”ne EHKİB Başkanı Çağlar Bağcı, Başkan Yardımcıları Gizem Batur ve Tuğba Hazar ile Dış Pazar Stratejileri Geliştirme Komitesi Başkanı Seray Seyfeli katılırken, Londra Fashion SVP Fuarı’nda EHKİB Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Aslan heyette yer alacak. Kapsül Haber Ajansı

Rolls-Royce’dan yepyeni bir vizyon: Coachbuild Koleksiyonu Haber

Rolls-Royce’dan yepyeni bir vizyon: Coachbuild Koleksiyonu

Küresel müşteri taleplerine yanıt olarak Rolls-Royce Motor Cars, Coachbuild Koleksiyonu’nu sunuyor. Bu koleksiyon, süper lüks dünyasında tamamen yeni bir vizyon olup, gerçek bir coachbuild otomobil ile olağanüstü, yıllara yayılan deneyim programının tek bir bütün olarak tasarlandığı benzersiz bir yapıdan oluşuyor. Her bir Coacbuild Koleksiyonu nadir ve seçkin olurken, asla tekrarlanmıyor, tamamı Rolls-Royce tarafından tasarlanıyor ve tamamen yeni bir zemin üzerinde yaratılıyor. Markaya özel bir yakınlık ve bağlılık hisseden müşteriler, yalnızca davet yoluyla Rolls-Royce’un küresel Private Office ağı üzerinden programa katılmaya davet ediliyor. Dünyanın farklı noktalarında, lüksün zirvesini arayan ve Rolls-Royce tasarımına olağanüstü bir tutku ile bağlı olan müşterilerle tanışma fırsatını bulduğunu belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars), sözlerine şöyle devam etti: “Müşterilerin, Rolls-Royce’un tamamen kendi hayal gücüne bırakıldığında ve coachbuilding’in sunduğu özgürlükle neler yaratabileceğini görmek istediklerini ve aynı zamanda bu yaratım yolculuğunu her aşamada deneyimlemek istediklerini açıkça gördüm. Coachbuild Koleksiyonu bu vizyonun bir sonucu. Bu, süper lüks dünyasında daha önce benzeri görülmemiş bir şey. Bu programın deneyimi, otomobilden ayrı düşünülemez; her ikisi de ilham kaynağı olan koleksiyonerlerin ve Rolls-Royce’un kendisinin mirasına yakışır bir özen ve vizyonla hayata geçirilecek.” Eşi benzeri görülmemiş bir Coachbuilding mirası Coachbuilding, marka kurulduğundan bu yana Rolls-Royce’un merkezinde yer alıyor. İlk yıllarda, şasi platformu uzman coachbuilder’lara teslim edilirdi. Bu ustalar, müşterinin en ince detayına kadar belirlenmiş talepleri doğrultusunda neredeyse sınırsız gövde formlarında tasarlar ve inşa ederdi – tıpkı Savile Row’da özel dikim bir takım elbise ya da Parisli bir haute couture atölyesinde tasarlanan bir elbise gibi. Charles Rolls ve Henry Royce, tek ve kritik bir kural getirdi: radyatör etrafında tanımlanan sabit oranlar, her otomobilin tartışmasız bir Rolls-Royce olarak kalmasını sağladı. Bu disiplin bugün de varlığını sürdürürken, 120 yılı aşkın bir süredir şekillenen kimliği koruyor ve yaratıcı özgürlüğe alan açıyor. Dünyanın tasarım konusunda en sofistike koleksiyonerleri Goodwood döneminde tanıtılan eşsiz coachbuild otomobiller – 2017’de Sweptail, 2021’de Boat Tail ve 2023’te Droptail – dünyanın en etkili koleksiyonerlerinin Rolls-Royce tasarımına uzun süredir beslediği derin bağlılığı daha da güçlendirdi. Aralarındaki önemli ve giderek artan bir kesim için bu hayranlık, zamanla çok daha derin bir duyguya dönüştü. Bu grubu farklı kılan, sahip oldukları vizyonun niteliğiydi, tasarım sürecini doğrudan yönlendirmeyi amaçlamıyorlardı. Bunun yerine, Rolls-Royce’a tamamen kendisine ait bir eseri yaratması için güven duyma fikrine ilgi duydular ve markanın tasarım prensiplerini coachbuilding’in tam özgürlüğüyle ifade ettiğinde ortaya çıkacak olanı görmek istediler. Yıllar ve farklı coğrafyalar boyunca sürdürülen bu diyalog, Coachbuild Koleksiyonu’nun temelini oluşturdu. Coachbuild Koleksiyonu programı Bir Coachbuild Koleksiyonu programı, Rolls-Royce’un Coachbuild departmanı tarafından tasarlanan, inşa edilen ve tamamen el işçiliği ile hayata geçirilen, bütünüyle benzersiz bir gövdeye sahip gerçek bir coachbuild otomobille başlıyor. Bu otomobiller tamamen homolog edilmiş, yasal olarak trafiğe uygun ve sürmeye hazır üretilmiş oluyorlar. Her Coachbuild Koleksiyonu, sayıca kesin olarak sınırlı olup asla tekrarlanmıyor. Rolls-Royce markasına özel bir yakınlığı olduğu bilenen ve markanın böylesine olağanüstü bir projenin parçası olmaktan etkileneceğine inandığı müşteriler, programa markanın küresel Private Office ağı aracılığıyla davet ediliyor – Private Office’ler Dubai, Seul, Şanghay, New York ve Goodwood’daki Rolls-Royce merkezinde bulunan benzersiz, yaratıcı ve sosyal alanlardan oluşan lokasyonlardır. Rolls-Royce, bu konsepte ilgi duyan koleksiyonerlerin aynı zamanda eşsiz deneyimlerin de koleksiyonerleri olduğunu fark ederek, bu anlayışı yansıtan, büyük bir özenle kurgulanmış bir program tasarladı. İlk Coacbuild Koleksiyonu kapsamında müşterilere, kapalı test tesislerine özel erişim imkânı sunularak otomobilin performans ve zorlu iklim koşullarındaki geliştirme sürecine doğrudan tanıklık etme imkânı veriliyor. Ayrıca, bu otomobilin hikayesiyle derin bir bağa sahip seçilmiş destinasyonlara özel yolculuklar gerçekleştiriliyor. Rolls-Royce içindeki en özel tasarım stüdyolarına nadir ve ayrıcalıklı erişim hakkı veriliyor. Süper lüks dünyasının farklı disiplinlerinden usta zanaatkârların atölyelerine kabul edilirlerken, bu zanaatkârların mükemmelliğe olan bağlılığı, Rolls-Royce’un kendi bağlılığıyla aynı değerde bulunuyor. Müşteriler ayrıca dünyanın en arzu edilen destinasyonlarında, her Coachbuild Koleksiyonu’nun arkasındaki tasarımcıların, projeyi şekillendiren ilham kaynaklarını ve tasarım felsefelerini paylaşacağı seçkin ve özenle kurgulanmış özel etkinliklerde bir araya geliyor. İlk Coachbuild Koleksiyonu Bir Rolls-Royce Coachbuild Koleksiyonu’nun tasarım ve mühendislik yaklaşımı – ayrıca üretilen otomobil sayısı, içindeki özellikler ve katılımın sunduğu deneyimler – sabit olmayıp her koleksiyonun benzersiz vizyonunu yansıtacak şekilde küratörlükle belirleniyor. İlk Rolls-Royce Coachbuild Koleksiyonu, tamamen elektrikli bir otomobil olacak ve birçok müşterinin tamamen elektrikli bir Rolls-Royce’a duyduğu tutkuyu da yansıtacak. Coachbuild Collections programına ilham veren koleksiyonerlerin çoğu, elektrikli güç aktarma sisteminin Rolls-Royce deneyimini nasıl yükselttiğini kutlayan mevcut Spectre sahiplerinden oluşuyor. Bu kişiler için ilk Coachbuild Koleksiyonu’nun nasıl güçlendirileceği sorusunun tek cevabı vardı. Dünyanın en titiz koleksiyonerlerinin bu şekilde yanıt vermesi, Rolls-Royce’un elektrifikasyonla elde ettiği başarının en gerçek göstergesi oldu. Coachbuild Koleksiyonu müşterilerinin, Rolls-Royce zanaatının mutlak zirvesini deneyimlemek istediğini belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars), sözlerine şöyle devam etti; “Nisan ayında açıklayacağımız şey, çağdaş Rolls-Royce coachbuilding’in zarif, dingin ve olağanüstü bir ifadesi olacak.” İlk Coachbuild Koleksiyonu, derinlemesine kurgulanmış bir ilk ifade niteliğinde olup, koleksiyonerlerin vizyonu ve inançları kadar markanın kendi felsefesi tarafından da şekillendirildi. Daha fazla detay Nisan 2026’da açıklanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KAGİDER Türk İş Kadınlarını New York’ta Bir Araya Getirdi Haber

KAGİDER Türk İş Kadınlarını New York’ta Bir Araya Getirdi

Küresel ölçekte güçlü bir dayanışma ve iş birliği ağı oluşturma hedefiyle kurulan KAGİDER Global Platformu, bu vizyon doğrultusundaki ilk iş odaklı networking buluşmasını New York’ta düzenledi. Tarihi Penn Club’ın etkileyici atmosferinde gerçekleşen etkinlik, yaklaşık 80 katılımcıyı bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den katılan KAGİDER üyeleri ile New York ve New Jersey’de yaşayan Türk girişimci kadınlar, üst düzey yöneticiler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri bir araya gelerek, özellikle kadın girişimciler açısından Türkiye ile ABD arasındaki iş birliği ve ticaret fırsatlarını değerlendirdi. KAGİDER Global Platformu’nun temelleri Mart 2025’te New York’ta atılmış, ardından Mayıs 2025’te Londra’da yaklaşık 100 Türk iş kadınının katılımıyla ikinci buluşma gerçekleştirilmişti. Eylül 2025’te ise Brüksel’de, Avrupa Birliği nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi Büyükelçi Faruk Kaymakcı’nın ev sahipliğinde düzenlenen üçüncü buluşma ile platform uluslararası ölçekte büyümesini sürdürdü. KAGİDER Global, 2026 yılı içerisinde Hırvatistan, Hollanda ve Almanya’da düzenlenmesi planlanan yeni buluşmalarla etki alanını daha da genişletmeyi hedefliyor. Dördüncü buluşmanın yeniden New York’ta gerçekleştirilmesi, platformun küresel ölçekte istikrarlı büyümesini ve uluslararası kadın dayanışmasını güçlendirme vizyonunu ortaya koydu. Farklı sektörlerden katılımcıların yer aldığı etkinlik, deneyim paylaşımı ve yeni iş bağlantılarının kurulması açısından güçlü bir zemin sundu. Katılımcılar, dünyanın farklı noktalarında yaşayan Türk kadınlarının bir araya gelmesinin, yeni iş birlikleri ve ortak projelerin gelişmesine önemli katkı sağladığını vurguladı. Etkinlikte ayrıca kadın liderliğinin güçlendirilmesi, uluslararası iş ağlarının geliştirilmesi ve kadın girişimciliğinin küresel ölçekte desteklenmesine yönelik fırsatlar da ele alındı. Katılımcılar, farklı coğrafyalarda yaşayan Türk kadınlarının bilgi ve deneyim paylaşımının yalnızca bireysel başarıları görünür kılmakla kalmadığını, aynı zamanda güçlü ve sürdürülebilir bir küresel etki yarattığını ifade etti. “KAGİDER Global, uluslararası iş birliklerinin filizlendiği güçlü bir ekosisteme dönüşüyor” KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, etkinlik kapsamında yaptığı konuşmada KAGİDER Global’in ulaştığı noktaya ve gelecekteki hedeflerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Geçtiğimiz yıl New York’ta başlattığımız KAGİDER Global Platformu’nun bugün yeniden aynı şehirde, ancak çok daha geniş ve güçlü bir katılımla bir araya gelmesi, bu girişimin kısa sürede nasıl etkili bir yapıya dönüştüğünü açıkça gösteriyor. Londra ve Brüksel’de gerçekleştirdiğimiz buluşmalarla büyüyen bu ağ, bugün artık yalnızca bir iletişim platformu değil; farklı ülkelerde yaşayan Türk kadınlarının birbirine değer kattığı, somut iş birliklerinin filizlendiği güçlü bir ekosisteme dönüşmüş durumda. KAGİDER Global ile amacımız, dünyanın neresinde olursa olsun Türk kadınlarının birbirleriyle bağ kurabildiği, bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği ve birlikte üretim yapabildiği sürdürülebilir bir küresel ağ inşa etmek. Girişimcilerden kurumsal liderlere, akademisyenlerden sivil toplum temsilcilerine kadar geniş bir yelpazede kadınları bir araya getiren bu yapı, uluslararası ölçekte yeni fırsatların kapısını aralıyor. Önümüzdeki dönemde farklı ülkelerde gerçekleştireceğimiz buluşmalarla bu etkiyi daha da büyüteceğimize ve çok daha güçlü iş birliklerine zemin hazırlayacağımıza inanıyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.