Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nükleer Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Nükleer Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nükleer Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rosatom, Remix Yakıtının Pilot İşletimini Tamamladı Haber

Rosatom, Remix Yakıtının Pilot İşletimini Tamamladı

Rosatom'un Elektrik Enerjisi Bölümü'ne ait Balakovo Nükleer Güç Santrali'nin (NGS) 1. Güç Ünitesi’nde, REMIX yakıt demetlerinin pilot endüstriyel işletiminin üçüncü 18 aylık döngüsü başarıyla tamamlandı. Yenilikçi yakıt çubuklarıyla tamamen dolu altı adet kurşun test demeti (LTA), 2021 yılının sonunda VVER-1000 reaktörüne yerleştirildi. Bu altı demetin kalan üçü, devam eden yakıt ikmali sırasında çekirdekten çıkarıldı. Yakıt demetleri, Rus VVER-1000 reaktörleri için standart bir işletme yakıt ömrü olan üç 18 aylık yakıt döngüsünden geçti ve böylece LTA programı tamamlandı. Işınlanmış yakıt demetleri, ikinci yakıt döngüsünün ardından 2024 yılında çıkarılan diğer üç yakıt demetinin halihazırda depolandığı kullanılmış yakıt havuzuna aktarıldı. REMIX yakıt demetleri daha sonra ışınlama sonrası çalışmalar için Dimitrovgrad'daki Atom Reaktörleri Araştırma Enstitüsü'ne gönderilecek. Benzersiz bir yakıt matrisine sahip REMIX peletleri; standart zenginleştirilmiş doğal uranyum yerine, VVER reaktörlerinin tüketilmiş nükleer yakıtından elde edilen rejenere uranyum ve plütonyum karışımından üretilirler. Bu çözümün uygulanmasının, yalnızca hızlı nötron reaktörlerini değil, aynı zamanda günümüz nükleer enerjisinin omurgasını oluşturan geleneksel hafif su termal reaktörlerini de kapalı bir nükleer yakıt döngüsüne dahil etmesi bekleniyor. Bu, nükleer enerji için kaynak tabanını önemli ölçüde genişletecek ve ışınlanmış yakıtın uzun süreli depolanması yerine yeniden kullanılmasını sağlayacak. Rosatom'un Nükleer Yakıt Bölümü'nün yönetim şirketi TVEL'in Araştırma ve Geliştirme Kıdemli Başkan Yardımcısı Alexander Ugryumov, “Kurşun test çubukları ve ardından kurşun test demetleri programını tamamladıktan sonra, ticari olarak REMIX yakıtının yaklaşık on yıllık işletim deneyimini biriktirdik. Işınlama sonrası çalışmalar, uranyum-plütonyum VVER yakıtını uygulamaya koymamızı ve ilk kez piyasaya sürmemizi sağlayacak. Bir sonraki adım, seyreltilmiş uranyum ve %5'e kadar plütonyum içeren yakıt demetlerinin işletimi olacak. Böylece, rejenere uranyumdan farklı uranyum-plütonyum bileşimlerine kadar dengeli nükleer yakıt döngüsü konseptinde eksiksiz bir ürün yelpazesi geliştiriyoruz” dedi. Balakovo Nükleer Güç Santrali Güvenlik ve Güvenilirlikten Sorumlu Baş Mühendis Yardımcısı Yuri Ryzhkov da şu ifadeleri kullandı: “REMIX yakıtının pilot uygulaması, düzenleyici kurumla sıkı bir koordinasyon içinde ve Rosatom Yakıt Bölümü uzmanlarının gözetiminde yapıldı. Her döngüden sonra, yakıt çubukları ve yapısal elemanlar, yakıt ikmal makinesinin TV kamerası kullanılarak incelendi. Çalışma sırasında herhangi bir sapma tespit edilmedi, nötron-fiziksel ve servis özellikleri tasarım sınırları içinde kaldı.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rusya ve Özbekistan Nükleer ve İlgili Alanlarda İş Birliği İçin Yol Haritası İmzaladı Haber

Rusya ve Özbekistan Nükleer ve İlgili Alanlarda İş Birliği İçin Yol Haritası İmzaladı

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom ile Özbekistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu'na bağlı Atom Enerjisi Ajansı (Uzatom Ajansı) arasında nükleer ve ilgili alanlarda iş birliği için yol haritası Özbekistan’ın başkenti Taşkent'te imzalandı. Nükleer güç santral inşaatı sözleşmesine ek bir anlaşma daha yapıldı. Belgeleri, Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev ve Uzatom Ajansı Direktörü Azim Akhmedkhadzhaev imzaladı. Yol haritası, personel eğitimi, modern nükleer teknolojiler hakkında kamuoyunun bilinçlendirmesi ve santralin yanında kurulacak geleceğin nükleer kentinin geliştirilmesi dahil nükleer güç santrali inşası projesi kapsamındaki tüm temel iş birliği alanlarını kapsıyor. Yol haritasının belirlenmesi, Rusya ve Özbekistan arasındaki nükleer sektördeki ortaklığın kapsamlı olduğunu gösterirken, nükleer endüstri de yaşamın birçok alanının gelişmesine ivme kazandırıyor. Aynı zamanda, Cizzak Bölgesi'nin Fariş ilçesindeki nükleer güç santrali inşaat sahasında, RITM-200N reaktörlü küçük ölçekli bir nükleer enerji ünitesinin inşası kapsamında betonlama çalışmaları başladı. Betonlama çalışmalarının başladığını, Rosatom’un mühendislik bölümüne bağlı Atomstroyexport A.Ş. Özbekistan Cumhuriyeti Nükleer Güç Santrali İnşaat Projesi Başkan Yardımcısı ve Proje Direktörü Pavel Bezrukov ile Özbekistan Cumhuriyeti Nükleer Güç Santrali İnşaat Müdürlüğü Direktörü Abdizhamil Kalmuratov açıkladı. Nisan 2026'da tamamlanması planlanan reaktör binasının beton temelinin hazırlanması çalışmaları kapsamında yaklaşık 900 metreküp beton dökülecek. Bu aşamanın tamamlanmasının ardından, reaktör binasının temel tabanı düzleştirilecek ve su yalıtımı ile topraklama sistemleri kurulacak. İnşaat sahasındaki bir sonraki önemli aşama, reaktör binasının temel döşemesi için ilk betonun dökülmesi olacak. Betonlama çalışmalarına başlamadan önce, her biri RITM-200N reaktör ünitesiyle donatılmış iki güç ünitesinin yerleştirilmesi için saha kullanım izni alındı. Bu önemli karar, seçilen sahanın resmileştirilmesini ve onaylanmış birleşik nükleer güç santrali konfigürasyonuna göre küçük modüler nükleer güç santralinin tam ölçekli inşaatına başlanmasını mümkün kılıyor. İzin, ulusal düzenlemelere ve uluslararası güvenlik standartlarının gerekliliklerine uygun olarak verildi. Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev konuyla ilgili açıklamasında, “Entegre nükleer güç santrali inşaatına ilişkin yol haritası ve anlaşmanın imzalanması ile hemen ardından sahada ilk betonlama çalışmalarının başlaması, Özbekistan'ın küresel nükleer enerji endüstrisinde ön saflara girişini işaret ediyor. Özbekistan, sosyo-ekonomik büyümeye katkıda bulunacak ve önümüzdeki on yıllar boyunca teknolojik egemenliğini güçlendirecek benzersiz bir projeye imza atıyor. Rosatom için Özbekistan'daki proje, küresel nükleer enerjinin geliştirilmesinde ve stratejik ortaklarımızla dostane ilişkilerin güçlendirilmesinde önemli bir adımı daha teşkil ediyor” dedi. Yol haritasıyla birlikte imzalanan sözleşmeye ek anlaşma, nükleer güç santralinin yeni bir entegre konfigürasyonunu öngörüyor. Proje, 3+ nesil VVER-1000 reaktörlerine dayalı iki büyük kapasiteli güç ünitesi ve her biri 55 MW kapasiteli RITM-200N reaktörlerine sahip iki güç ünitesi içerecek. Nükleer güç santrali tam kapasiteye ulaştığında, yılda yaklaşık 17,2 milyar kWh elektrik üretecek ve Özbekistan'ın toplam elektrik tüketiminin %14'ünü karşılayacak. Projenin hayata geçirilmesi, iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini derinleştirmede önemli bir adım olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Nükleer Teknolojiler Geliştirme Hamlesinde Kritik Eşik Haber

Türkiye’nin Nükleer Teknolojiler Geliştirme Hamlesinde Kritik Eşik

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2025 yılı eylül ayında başlatılan ve Türkiye’nin nükleer teknolojilerde önemli bir üs olarak konumlanmasını hedefleyen “Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Projesi” çağrısına yanıt, IC Holding grup şirketlerinden IC Nükleer ve Endüstri’den (ICN) geldi. IC Holding, Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS başta olmak üzere enerji güvenliği, karbon nötr hedefi ve teknolojik bağımsızlık vizyonu doğrultusunda nükleer faaliyetlerini ICN çatısı altında topladığını duyurmasının ardından “Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Projesi” için İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile iş birliği anlaşması imzaladı. Ülkemizde ilk, dünyada ise aynı anda dört reaktörün birden inşa edildiği ilk nükleer santral olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ana yüklenicisi olmayı sürdüren IC Grubu, bu alandaki mühendislik ve uygulama deneyimini bir üst seviyeye taşıyarak İTÜ’de yerli nükleer reaktör üretimi (SMR) için kurulacak teknoparkın ilk özel sektör destekçisi oldu. İş birliği, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ve IC Holding CEO’su Can Çaka tarafından imzalanan anlaşmayla resmiyet kazandı. Türkiye’nin nükleer enerji vizyonu doğrultusunda atılan bu adım, yalnızca bir enerji yatırımı olarak değil; aynı zamanda bilim, teknoloji ve sanayide bağımsızlığı güçlendirecek stratejik bir dönüşümün parçası olarak değerlendiriliyor. ICN’nin İTÜ ile kurduğu iş birliği ile şekillenen bu yeni dönem, Türkiye’nin nükleer teknolojilerde küresel ölçekte söz sahibi olma hedefini somutlaştırırken, ülkemizin nükleer teknolojilerde yalnızca uygulayıcı değil, tasarlayan, geliştiren ve üreten bir ülke olma hedefinde de kritik bir eşik olacak. Can Çaka: “Anahtar teslim nükleer oyuncu olmayı hedefliyoruz” Türkiye’nin nükleer çağında oyun kurucu bir rol üstlenmeyi hedeflediklerini aktaran IC Holding CEO’su Can Çaka, şirketin nükleer alandaki vizyonunu şu sözlerle ortaya koydu: “Dünya enerji ve teknoloji alanında yeni bir kırılma noktasından geçiyor. Nükleer teknoloji, bu dönüşümün en kritik bileşenlerinden biri haline geliyor. Biz IC Holding olarak bu dönüşümün sadece bir parçası olmayı değil, yön veren oyuncularından biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda yalnızca teknolojiyi kullanan değil, aynı zamanda onu geliştiren ve üreten bir pozisyona geçiyoruz. Nükleer endüstrinin güçlü ve kalıcı bir parçası olmayı; kendi ülkemizde özellikle odaklanacağımız 4. nesil hızlı reaktörlerin imalatını yapmayı ve bu kabiliyeti zaman içinde küresel ölçekte de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde edindiğimiz EPC deneyimiyle bu alanda önemli bir yetkinlik kazandık. Bugün geldiğimiz noktada ise hedefimiz bunun ötesine geçmek. Artık yalnızca projelerin yüklenicisi değil; tasarımından mühendisliğine, üretiminden uygulamasına kadar tüm süreci yöneten, anahtar teslim nükleer projeler geliştirebilen entegre bir yapı kuruyoruz. İTÜ ile başlattığımız iş birliği, bu vizyonun en somut adımlarından biri. Akademi ile sanayiyi bir araya getirerek Türkiye’de gerçek anlamda bir nükleer teknoloji ekosistemi oluşturuyoruz. Amacımız yalnızca projeler geliştirmek değil; Türkiye’yi nükleer teknolojilerde üretici, ihracatçı ve küresel ölçekte referans bir ülke konumuna taşımak.” İTÜ’de nükleer teknopark: Çok paydaşlı bir ekosistem kuruluyor Nükleer enerji teknolojileri, küçük modüler reaktörler (SMR) ve ilgili mühendislik çözümleri geliştirmek amacıyla hayata geçirilen İTÜ nükleer teknopark, Türkiye’nin bu alandaki ilk yapılanması olacak. İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ise konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: “Küresel ölçekte iklim değişikliği, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve yapay zeka ekseninde şekillenen dönüşümle birlikte jeopolitik ve jeoekonomik dengeler yeniden tanımlanıyor. Bu çok katmanlı yapı içinde; enerji güvenliği, ülkelerin sürdürülebilir kalkınması açısından stratejik bir zorunluluk haline gelirken; enerji üretiminden dağıtımına kadar tüm sürecin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını gerektiriyor. Nükleer teknolojilerde söz sahibi olmak, enerji üretmekten öte; geleceği tasarlama sorumluluğuna ve iradesine sahip olmaktır. Bu çerçevede meseleye, enerjiye erişimin ötesinde; bu teknolojileri geliştirme, tasarlama ve yön verebilme kapasitesini inşa etme perspektifiyle yaklaşıyoruz. Küçük modüler reaktörler (SMR) ise küresel ölçekte yeni nesil enerji sistemlerinin merkezinde yer alırken, bu alanda geliştirilen bilgi ve teknoloji kapasitesi ülkelerin rekabet gücünü doğrudan belirleyen unsurlar arasında bulunuyor. Bu nedenle, İTÜ olarak konuyu, 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde yer alan “Yerli Modüler Nükleer Reaktör Geliştirme” hedefiyle doğrudan örtüşen bir çerçevede ele alıyoruz. Nükleer bilimi, teknolojisi ve mühendisliği konusunda en fazla ihtiyaç ise insan kaynağı odaklı. İTÜ olarak bu kapsamda lisans, yüksek lisans ve doktora olmak üzere her düzeyde katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Prof. Dr. Hasan Mandal, şöyle devam etti: “Türkiye’nin enerji alanında ilklerine ve enlerine imza atan bir üniversite olarak, nükleer teknolojilerdeki akademik birikimimizi ileri araştırma ve teknoloji geliştirme süreçleriyle bütünleştiriyoruz. Türkiye’nin ilk araştırma reaktörü olan İTÜ TRIGA MARK II Eğitim ve Araştırma Reaktörü’ne ev sahipliği yapıyor. Ülkemizin ilk Enerji Enstitüsü’nü kurmuş bir kurum olarak bu alandaki kurumsal sürekliliğimizi güçlendirirken aynı zamanda nükleer teknolojilerde akademik liderliği üstlenmenin sorumluluğunu taşıyoruz. Bu süreçte IC Nükleer ve Endüstri ile başlattığımız iş birliği, akademi ve sanayinin birlikte etkiyi büyüten ve süreci hızlandıran bir çarpan etkisi olmasının yanı sıra, ülkemizin nükleer teknolojilerde üretme kapasitesini güçlendiren stratejik bir adım niteliğinde. Bu iş birliğini iki kurum arasında sadece kurulan bir yapı olarak görmekle kalmayıp farklı üniversitelerin, araştırma merkezlerinin ve sanayi paydaşlarının dahil olduğu çok paydaşlı bir ekosistemin parçası olarak ele alıyoruz. Nükleer teknolojilerde geçmişten gelen birikimimiz ile süreci reaktif bir yaklaşımın ötesinde proaktif bir anlayışla ele alıyor; akademik birikimimizden ve tabandan gelen gelişim (bottom-up) ile beslenen organik bir yapı kuruyoruz. Enerji Enstitümüz bünyesinde yürüttüğümüz çalışmalarla nükleer teknolojileri üniversitemizin öncelikli araştırma alanları arasında konumlandırırken, Türkiye’nin ilk Nükleer Teknoloji Geliştirme Parkı ile akademi ve sanayinin eş zamanlı üretim yaptığı, araştırmadan tasarıma, mühendislikten üretime uzanan bütüncül bir yapıyı hayata geçiriyoruz. Bu yapıyı, bilginin doğrudan uygulamaya dönüştüğü ve disiplinler arası etkileşimin süreklilik kazandığı bir ekosistem olarak kurguluyoruz. “Gençlerimizin nükleer alanına yönelik artan ilgisi ve motivasyonu, oluşturduğumuz ekosistemin sürdürülebilirliği ve derinleşmesi açısından önemli bir potansiyel sunuyor.” “Birlikte Öğrenme Laboratuvarlarımız ile farklı disiplinlerden araştırmacılar ve öğrencileri ortak problem alanları etrafında bir araya getiriyor; birlikte öğrenme, birlikte geliştirme ve birlikte başarma yaklaşımını somut çıktılarla güçlendiriyoruz. Gençlerimizin nükleer alanına yönelik artan ilgisi ve motivasyonu, oluşturduğumuz ekosistemin sürdürülebilirliği açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Mükemmeliyet merkezimiz, lisansüstü programlarımız ve Türkiye’de ilk kez açılan “Nükleer Mühendislik” Yenilikçi Yandal Programımız ile bu alanda nitelikli insan kaynağını sistematik bir şekilde yetiştiriyor; araştırma kapasitemizi insan kaynağı gelişimiyle eş zamanlı olarak ileri taşıyoruz. Nükleer teknolojilerde söz sahibi olmak, enerji üretmekten öte; geleceği tasarlama sorumluluğuna ve iradesine sahip olmaktır. İTÜ olarak bu anlayışla hareket ediyor; akademi ve sanayinin birlikte ürettiği bu ekosistemi kalıcı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürerek ülkemizin küresel ölçekte rekabet gücüne katkı sağlamak adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ICN’nin İTÜ ile başlattığı bu iş birliği, yalnızca iki kurum arasında kurulan bir ortaklık değil; farklı akademik kurumların da dahil olduğu geniş bir bilgi ve araştırma ağına dayanıyor. Başta Hacettepe Üniversitesi olmak üzere nükleer alanda çalışan farklı üniversitelerden akademisyenlerin de dahil olacağı bu yapı, disiplinler arası bir yaklaşımla ilerleyecek. Proje kapsamında insan kaynağı geliştirme hedefi doğrultusunda her yıl en az 10 öğrenciye araştırma bursu verilmesi planlanırken, çalışmanın yaklaşık 4 ila 8 yıl arasında bir sürede olgunlaşması öngörülüyor. Kurulacak nükleer teknopark ile yerli reaktör tasarımından mühendislik geliştirme süreçlerine, insan kaynağı yetiştirilmesinden nükleer sınıf üretim altyapısının oluşturulmasına kadar geniş bir ekosistem inşa edilmesi hedefleniyor. Akademi ile özel sektörü aynı çatı altında buluşturan bu yapı, Türkiye’nin nükleer teknolojilerde kalıcı bir bilgi birikimi ve üretim kapasitesi geliştirmesinin de temelini oluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MİA Teknoloji’den Türkiye’nin Enerji Geleceğine Stratejik Adım Haber

MİA Teknoloji’den Türkiye’nin Enerji Geleceğine Stratejik Adım

Dört yıllık kapsamlı bir geliştirme takvimi, en az %51 yerli katkı hedefi ve güçlü yatırım vizyonuyla şekillenen proje; yalnızca bir enerji yatırımı olmanın ötesinde, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yön veren stratejik bir adım niteliği taşıyor. MİA Teknoloji, “Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda enerji teknolojileri alanında güçlü ve kalıcı bir konum elde etmeyi hedeflerken, SMR yatırımı ile küresel ölçekte şekillenen yeni nesil enerji ve teknoloji değer zincirinde erken konumlanmayı amaçlıyor. Bu girişim, Türkiye’nin ileri teknoloji üretim kapasitesini artırırken aynı zamanda yerli sanayinin küresel rekabet gücünü de destekleyecek bir kaldıraç görevi görüyor. Küresel iş birliği ile ileri nükleer teknoloji MİA Teknoloji, ileri nükleer teknolojiler alanında uluslararası ölçekte öncü konumda bulunan bir teknoloji sağlayıcı ile teknik iş birliği sürecini başlattı. Bu iş birliği kapsamında geliştirilen çözümler; entegre basınçlı su reaktörü (iPWR) temelli, modüler yapıya sahip ve farklı kurulum senaryolarına uyum sağlayabilecek esneklikte tasarlanıyor. Bu yaklaşım, hem teknolojik derinliği hem de uygulama çeşitliliğini artırarak projeyi küresel standartlara taşıyor. Yapay zeka çağının enerji altyapısı Dijitalleşmenin hız kazandığı, yapay zeka ve veri merkezi yatırımlarının katlanarak arttığı günümüzde, kesintisiz ve düşük karbonlu enerji arzı stratejik bir gereklilik haline geldi. MİA Teknoloji’nin geliştirdiği SMR modeli; organize sanayi bölgeleri ve yüksek işlem gücü gerektiren veri merkezleri için yerinde, ölçeklenebilir ve güvenilir enerji üretimi sağlayarak Türkiye’nin dijital ekonomisini destekleyecek güçlü bir altyapı sunuyor. Yerli sanayi, teknoloji transferi ve entegre ekosistem Proje, yalnızca enerji üretimini değil, aynı zamanda Türkiye’de kapsamlı bir SMR ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Bu doğrultuda yerli sanayinin değer zincirine entegrasyonu, teknoloji transferi süreçlerinin etkin şekilde yönetilmesi ve mühendislik kapasitesinin geliştirilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Planlanan çalışmalar kapsamında üniversitelerle akademik iş birliklerinin geliştirilmesi, nükleer enerji alanındaki kurum ve kuruluşlarla teknik koordinasyonun sağlanması ve uluslararası uzmanlarla bilgi ve deneyim paylaşımına dayalı ortak çalışmaların yürütülmesi hedefleniyor. Ayrıca proje, çok paydaşlı ve entegre bir yapı içerisinde ilerliyor. Lider Sistem Teknolojileri A.Ş. tarafından kritik tesis güvenliği ve akıllı tehdit tespiti, Global X A.Ş. tarafından regülasyon, lisanslama ve mevzuat süreçleri, Link Bilgisayar A.Ş. tarafından dijital altyapı, entegre yönetim sistemleri ve enerji yazılımları geliştirilecek. Bu bütünleşik yaklaşım ile nükleer enerji projelerine özgü güvenlik, regülasyon, dijitalleşme ve operasyonel süreçlerin uçtan uca, sürdürülebilir ve yüksek standartlarda yönetilmesi hedefleniyor. Düşük karbonlu gelecek ve enerji bağımsızlığı SMR teknolojileri, küresel iklim hedefleri ve enerji arz güvenliği açısından her geçen gün daha stratejik bir rol üstleniyor. MİA Teknoloji’nin bu yatırımı, Türkiye’nin karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine doğrudan katkı sağlarken, aynı zamanda enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik güçlü bir adım olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin enerji geleceğinde yeni sayfa MİA Teknoloji’nin başlattığı bu stratejik süreç ileri teknoloji kazanımı, yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir enerji altyapılarının geliştirilmesi açısından kritik bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Şirket, bu vizyoner yatırımla Türkiye’nin enerji dönüşümünde aktif rol almayı ve küresel ölçekte rekabetçi bir teknoloji oyuncusu olmayı kararlılıkla sürdürüyor. “En yüksek güvenlik ve kalite standartlarında yürüteceğiz” MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gökhan Beltekin konuya ilişkin değerlendirmesinde, “SMR teknolojileri, küresel enerji dönüşümünün en stratejik bileşenleri arasına girmiş durumda. MİA Teknoloji olarak bu alana yaptığımız yatırım, sektörel bir tercihten öte, ülkemizin teknoloji bağımsızlığına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine duyduğumuz sorumluluğun somut ifadesidir. Uluslararası iş birliklerimiz ve entegre ekosistem yapımızla bu süreci en yüksek güvenlik ve kalite standartlarında yürüteceğiz. Bu yaklaşım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin enerji ve teknoloji dinamiklerine de yanıt verecek şekilde tasarlanmıştır” ifadelerini kullandı. “Bu proje mühendislik kabiliyetlerimizi ileri taşıyacak” Beltekin konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hayata geçirdiğimiz SMR projesi, Türkiye’nin enerji üretim paradigmasını dönüştürme potansiyeline sahip bütüncül bir vizyonun ürünüdür. Yerli sanayimizin bu sürece aktif katılımını sağlayarak, sadece bir enerji yatırımı değil, aynı zamanda yüksek katma değerli bir teknoloji ekosistemi inşa ediyoruz. Bu proje ile mühendislik kabiliyetlerimizi ileri taşıyacak, bilgi birikimimizi derinleştirecek ve ülkemizi nükleer teknolojiler alanında söz sahibi ülkeler arasına taşıyacak güçlü bir zemin oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde enerji, teknoloji ve dijitalleşmenin kesişim noktasında şekillenecek yeni dünya düzeninde, güçlü altyapılara sahip ülkeler öne çıkacak. MİA Teknoloji olarak biz, bu dönüşümün yalnızca bir parçası değil, aynı zamanda yön vericilerinden biri olmayı hedefliyoruz. Attığımız bu adım; sürdürülebilirlik, güvenlik ve verimlilik ekseninde Türkiye’nin geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırımdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akkuyu NGS’nin İkinci Güç Ünitesinde Kutup Vinci Kuruldu Haber

Akkuyu NGS’nin İkinci Güç Ünitesinde Kutup Vinci Kuruldu

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Mersin’de inşa ettiği Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) ikinci güç ünitesinin reaktör binasında, kutup vincinin ana bileşeni olan 282 ton ağırlığındaki köprü tasarım konumuna yerleştirildi. Büyük boyutlu yapı, yüksek taşıma kapasiteli mobil paletli vinç kullanılarak 38,5 metre yükseklikte monte edildi. Reaktör binasının temel ekipmanlarından biri olan dairesel köprü vinci ya da diğer adıyla kutup vinci, nükleer güç santralinin tüm yaşam döngüsü boyunca kullanılıyor. Güç ünitesinin işletme sürecinde vinç, reaktör tesisinin bakımına yönelik taşıma ve teknolojik operasyonların yapılmasında görev alıyor. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Birinci güç ünitesinde devreye alma öncesi çalışmalar sürerken, Akkuyu NGS’nin diğer ünitelerinde de inşaat, montaj ve mekanik kurulum çalışmaları yoğun bir şekilde devam ediyor. Kısa süre önce, iç koruma kabuğunun beşinci katmanının betonlama işlemi tamamlandı. Yaklaşık altı saat süren bu operasyon kapsamında, kesintisiz olarak 240 metreküp beton döküldü. Yapının gerekli dayanıklılığı kazanmasının ardından, kutup vincinin köprü metal konstrüksiyonlarının montajını yaptık. Bu vinç, yüksek güvenilirlik düzeyi ve kaldırma mekanizmalarının yedekli yapısıyla öne çıkıyor ve bu özellikler nükleer güvenlik standartlarının sağlanması açısından kritik önem taşıyor.” Kutup vincinin kurulumu ve güvenlik sistemlerine ait tankların “Open Top” teknolojisiyle montajının devam etmesi, Akkuyu NGS ikinci güç ünitesi reaktör binasının iç koruma kabuğu kubbesinin inşasına yönelik hazırlık çalışmalarının başlatılmasına imkân sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nükleer Enerji Zirvesi: 22 Ülkeden 25 Sektör Kuruluşundan Ortak Bildiri Haber

Nükleer Enerji Zirvesi: 22 Ülkeden 25 Sektör Kuruluşundan Ortak Bildiri

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (International Atomic Energy Agency – IAEA) himayelerinde Fransa’nın ev sahipliğinde Paris’te düzenlenen Nükleer Enerji Zirvesi’nde, Türkiye’den Nükleer Sanayi Derneği’nin de aralarında bulunduğu 25 ulusal ve uluslararası nükleer sanayi derneği, ortak bir bildiriye imza attı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi’nin açılışını yaptığı zirvede yayımlanan bildiride, nükleer enerjinin sürdürülebilir, güvenli ve dayanıklı enerji sistemlerinin temel bileşenlerinden biri olduğu vurgulandı. Fransız Nükleer Enerji Endüstrisi Grubu (GIFEN) liderliğinde başlatılan bu girişim; Avrupa, Asya ve Amerika’dan 22 ülkede nükleer enerji alanında faaliyet gösteren sektör kuruluşlarını bir araya getirdi. Küresel enerji talebinin hızla arttığı ve iklim krizinin etkilerinin derinleştiği günümüzde, nükleer enerjinin düşük karbonlu enerji dönüşümünde kritik rol oynadığı bu ortak seferberlik ile yeniden teyit edildi. Nükleer enerji, ekonomik kalkınma ve egemenliğin motoru Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, bildiriyle ilgili şunları paylaştı: “Küresel Nükleer Enerji Zirvesi’nde imzalanan ortak bildiri, nükleer enerjinin ekonomik kalkınma ve enerji egemenliği açısından oynadığı kritik rolü bir kez daha ortaya koyuyor. Bildiriyle birlikte sektör temsilcileri, 2050 yılına kadar küresel nükleer kapasitenin üç katına çıkarılması hedefini desteklediklerini yineledi. Bölgemizde yaşanan gelişmeler de gösteriyor ki güvenilir ve temiz enerji kaynaklarına erişim, ekonomik kalkınma, sanayi rekabetçiliği ve enerji bağımsızlığı için temel bir ön koşul. Nükleer enerji elektrik fiyatlarının istikrarına katkıda bulunur, enerji egemenliğini güçlendirir ve tüm değer zinciri boyunca yüksek nitelikli istihdam sağlanmasını destekler.” Çiftçi, nükleer enerjinin yalnızca enerji güvenliği açısından değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma ve sanayi ekosisteminin gelişimi açısından da stratejik bir rol oynadığını vurguladı. Çiftçi sözlerine şöyle devam etti: “Büyük ölçekli reaktörlerin yanı sıra SMR (Küçük Modüler Reaktörler) ve AMR (Gelişmiş Modüler Reaktörler) gibi yeni teknolojiler, enerji sistemlerine esneklik kazandırırken yerel ihtiyaçlara uygun çözümler de sunarak inovasyon alanını genişletiyor. Ayrıca nükleer enerji artık yalnızca elektrik üretimiyle sınırlı değil; düşük karbonlu hidrojen üretimi, endüstriyel ısıtma, deniz suyunun tuzdan arıtılması, nükleer tıp ve radyoizotop üretimi gibi alanlarda da önemli fırsatlar sunuyor.” Düşük karbonlu elektriğe talep dünya genelinde artıyor GIFEN Başkanı Xavier Ursat da bildiriyle ilgili şöyle konuştu: “Bu ortak bildiri aracılığıyla küresel nükleer endüstrisi Paris’te; ülkelerin enerji ve ekonomik egemenliğine katkıda bulunma ve iklim eylemini destekleme yönündeki ortak taahhüdünü bir kez daha teyit ediyor. Düşük karbonlu elektriğe olan talep dünya genelinde artmaya devam ederken, nükleer enerji giderek daha fazla geleceğin enerjisi olarak öne çıkıyor.” Nükleer endüstrinin önde gelen liderleri ayrıca nükleer enerji programlarının güvenli ve sürdürülebilir şekilde genişlemesini sağlamak için eğitim, beceri geliştirme ve operasyonel mükemmeliyete yatırım yapılmasının ve nükleer altyapının gerektirdiği yüksek sermaye gereksinimi için öngörülebilir finansman çerçevelerinin oluşturulmasın önemini vurguladı. Bildiriye imza atan kurumlar: GIFEN (Fransa), Nükleer Sanayi Derneği (Türkiye), NIA (Birleşik Krallık), Belgian Nuclear Forum (Belçika), FinNuclear (Finlandiya), AIN (İtalya), IGEOS Nuclear (Polanya), ABDAN (Brezilya), OCNI (Kanada), CNA (Kanada), SAF et NSS (Slovenya), Nucleair Nederland (Hollanda), UNF (Ukrayna), BulAtom (Bulgaristan), Swiss NuklearForum (İsviçre), KAIF (Güney Kore), Foro Nuclear (İspanya), JAIF (Japonya), FICCI (Hindistan), ROMATOM (Romanya), NNA (Norweç), NuclearSweden (İsveç), CNEA (Çin), Nucleareurope (Avrupa Nükleer Endüstri Birliği) ve World Nuclear Association (Dünya Nükleer Birliği). Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akkuyu NGS’de Dünya Kadınlar Günü Etkinliği Düzenlendi Haber

Akkuyu NGS’de Dünya Kadınlar Günü Etkinliği Düzenlendi

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Mersin’de inşa ettiği Akkuyu NGS sahasında, Dünya Kadınlar Günü etkinliği düzenlendi. Etkinliğe, Rus üniversitelerinde uzmanlık eğitimi almış kadın mühendisler ile Türk uzmanlar katıldı. Uzmanlar ve AKKUYU NÜKLEER A.Ş.’nin mühendislik ve üretim birimlerinde görevli kadın çalışanları, santralin inşaat sahasındaki etkinlikte kadınların projenin hayata geçirilmesinde sundukları katkıları ve toplumsal cinsiyet eşitliğine dair konuları değerlendirdi. Etkinlikte konuşan AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, katılımcılarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Kadınların Akkuyu NGS projesinin yapım sürecindeki katkılarına dikkati çeken Butckikh, şunları söyledi: “Akkuyu NGS sahasında 3 binden fazla kadın çalışıyor ve AKKUYU NÜKLEER A.Ş. bünyesinde kadın istihdam oranı %30 civarında. Bir nükleer güç santrali inşa eden ve gelecekte işletmecisi olacak bir şirket için bu oran, dünya ortalamasının üzerindedir. Cinsiyet farkı gözetmeksizin her uzmana kariyer ve mesleki gelişim için eşit fırsatlar sunmaya öncelik veriyoruz. Hemen her birimde görevli kadın çalışanlarımız, nitelikli birer uzman ve yöneticidir. NGS’nin güvenliği için her gün önemli kararlar alıyorlar; onlarla gurur duyuyoruz!” AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Lisanslama Destek Birimi Baş Uzmanı Elif Uğur da şu ifadeleri kullandı: “Lisanslama bir formalite değil, güvenliğin temelidir. İnşaat ve işletme hazırlığının her aşaması ulusal ve uluslararası standartlara göre denetleniyor. Mesleki gelişimim, bu sorumluluğu taşımaktan geçiyor. Santralin daha işletmeye alınmadan en katı güvenlik kriterlerine uygun olmasını sağlıyoruz.” Etkinlik kapsamında, santralin 4 ünitesini gören panoramik manzaralı seyir terasında, katılımcılar için geleneksel Rus Hohloma sanatı üzerine bir atölye çalışması da düzenlendi. Bu sanatsal atölye çalışması ile projenin önemli kilometre taşlarından olan ve 2025 Kasım ayında yapılan “Akkuyu NGS sahasına Dördüncü Güç Ünitesi için reaktör basınç kabının ulaştırılması” işlemine de atıfta bulunulmuş oldu. Basınç kabı, sevkiyat sırasında Hohloma motifleri içeren dekoratif süslemeli bir örtüyle taşınmıştı. Katılımcıları yönlendiren atölye eğitmeni, Rus Hohloma desenleri ile geleneksel Türk Tezhip sanatı arasındaki benzerliğe de vurgu yaptı. Bu benzerlik, etkinliğe kültürel bir derinlik kattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akkuyu NGS’nin Su-kimya Laboratuvarı Bağımsız Uzman Değerlendirmesinden Geçti Haber

Akkuyu NGS’nin Su-kimya Laboratuvarı Bağımsız Uzman Değerlendirmesinden Geçti

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un inşa ettiği Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) kimya bölümüne bağlı Su-Kimya Laboratuvarı, yüksek ölçüm kalitesi ve uzmanlık seviyesini bağımsız bir değerlendirmeyle doğruladı. Laboratuvar uzmanları, nükleer güç santralinin işletme döneminde kullanılacak suyun yanı sıra güç ünitelerinin devreye alınması hazırlıkları kapsamında ekipman temizleme süreçlerinde kullanılacak suyun yüksek hassasiyetli analizlerini yapıyorlar. Uluslararası karşılaştırmalı laboratuvar değerlendirmesi sonucunda Akkuyu NGS Su-Kimya Laboratuvarı, uluslararası düzeyde “En İyi Uygulama Laboratuvarı” olarak tanındı. Bağımsız denetim sürecinin başarıyla tamamlanması, üretim kaynaklı çevresel kontrol alanında uluslararası TS EN ISO/IEC 17025:2017 “Deney ve Kalibrasyon Laboratuvarlarının Yeterliliği için Genel Şartlar” standardına uygun olarak akreditasyon hazırlıkları açısından önemli bir aşamayı oluşturdu. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bir nükleer güç santrali için su, teknolojik sistemler kadar stratejik öneme sahiptir. Su-Kimya Laboratuvarımızın ölçümlerine ilişkin bağımsız değerlendirme sonuçları, kalite kontrol sistemimizi dünya çapındaki en iyi uygulamalar seviyesinde yapılandırdığımızı gösteriyor. Bu sonuç, Akkuyu NGS’de güvenlik kültürünün santralin işletmeye alınmasına hazırlık sürecinde etkin biçimde oluşturulduğunun bir başka göstergesidir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.