Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nükleer Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Nükleer Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nükleer Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bayraktar: Gençlerin Enerjisi Türkiye’yi Geleceğe Taşıyacak Haber

Bayraktar: Gençlerin Enerjisi Türkiye’yi Geleceğe Taşıyacak

Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Bakan Bayraktar, bir Küçük Modüler Reaktör Kanunu hazırladıklarını belirterek “Bunun taslağı hazır. Bütçe görüşmeleri sonrasında Meclis'imizin gündemine getirmeyi hedefliyoruz. Yani bu yasama yılında. Onu kanunlaştırdığımızda bunun hukuki altyapısını da güçlü bir şekilde kurmuş olacağız. Orada bu konunun gelişimini sağlayacak, finansmanını sağlayacak, güvenlikle alakalı alınacak tedbirleri ortaya koyacak bir çerçeveyi oluşturacağız. Bu, SMR'ın önünü açacak.” dedi. Bakan Bayraktar, Şanlıurfa'da düzenlenen dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST Güneydoğu’ya iştirak etti. Festival Alanını Gezdi TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı ve T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar ile festival alanını gezen Bakan Bayraktar, daha sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından kurulan standı ziyaret etti. Takım Sayısı Her Geçen Sene Artıyor Burada gençlerle bir araya gelen Bakan Bayraktar, TEKNOFEST 2026 kapsamında bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması’na katılan gençlere seslendi. Yarışmanın kendileri için çok önemli olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, yarışmaya katılan takım sayısının her geçen sene artığını belirterek, bu sene 192 takım takımın yarıştığını belirtti. Motivasyon Kaynağı TEKNOFEST TEKNOFEST'in Türkiye'de bir özgüven devrimi gerçekleştirdiğini söyleyen Bakan Bayraktar, “TEKNOFEST, Türkiye'nin yenilikçi ruhunun yüksek teknolojiye giden yoldaki en önemli itici güçlerinden, motivasyon kaynaklarından bir tanesi. Dünya büyük bir dönüşüm yaşıyor. Bu yeni dönüşümün adı ‘yapay zekâ çağı.’ Bu yeni yapay zekâ çağında bildiğimiz her şey değişecek. Onun için çok daha farklı hazırlıklara girmemiz lazım. İşte TEKNOFEST bunun platformunu oluşturuyor” dedi. Türkiye'nin 2040 Enerji Vizyonunu Yeni yapay zekâ çağında öne çıkan en önemli unsurlardan birinin de enerji olduğunu belirten Bakan Bayraktar, “Enerji olmadan aslında yapay zekadan bahsetmek mümkün değil. Enerjiyi kesintisiz bir şekilde sağlayabilmemiz önemli. Bu alanda da önümüzde hem çok önemli fırsatlar var hem de çok önemli sınamalar var. Bunlara hazır olmamız gerekiyor. Özellikle Antalya'daki COP31 toplantısını da düşünerek 2026 yılını hazırlık yılı ilan ettik ve Türkiye'nin 2040 enerji vizyonunu çalışıyoruz. Önümüzdeki birkaç hafta içerisinde bunu dünyaya ilan edeceğiz. Bu yeni enerji vizyonumuzda nihai bir hedefimiz var: Türkiye'yi enerjide bağımsız kılmak.” diye konuştu. Nükleer Olmazsa Olmaz Bir Alan Nükleerin Türkiye için olmazsa olmaz bir alan olduğunu belirten Bakan Bayraktar, “Türkiye'nin mutlaka nükleer enerjiye sahip olması lazım. Yapay zekâ çağına, dijital dünyaya bizim mutlaka nükleerle beraber girmemiz lazım. İnşallah birkaç ay içerisinde Akkuyu'da nükleer santralimizi devreye alacağız ve Türkiye ilk kez nükleerden elektrik üretmeye başlayacak. 70 yıllık bir rüya adeta gerçeğe dönüşecek.” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Sizler Sayesinde Nükleerin İkinci Çağını Iskalamayacak Nükleerin yeni çağının Küçük Modüler Reaktör (SMR) çağı olduğunu kaydeden Bakan Bayraktar, “SMR işine çok inanıyoruz. Onun için TEKNOFEST çatısı altında bu Nükleer Enerji Teknolojileri Yarışması çok önem arz ediyor ve her geçen sene büyüyor. Ortaya koyduğunuz performans, ortaya koyduğunuz projeler hakikaten her geçen sene daha güzel hale geliyor. Ben inanıyorum ki Türkiye sizler sayesinde nükleerin bu ikinci çağını ıskalamayacak. Türkiye bu teknolojiye sahip, bu teknolojiyi kendisi üreten ve inşallah ihraç eden bir ülke haline gelecek. Bunu başardığımızda, enerjide bağımsız Türkiye hedefini de yakalamış olacağız.” ifadelerini kullandı. Türkiye'de Nükleer Büyüyerek, Gelişerek Devam Edecek Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu’nun (TENMAK) Çekmece Yerleşkesinde bulunan TR-2 Araştırma Reaktörü ile ilgili de bilgi veren Bakan Bayraktar, “Çekmece'deki araştırma reaktörümüzü tekrar çalıştırmaya başlıyoruz. Çok uzun yıllar sonra nihayet lisanslama çalışmalarımız bitti. Nükleer Düzenleme Kurumumuz izinlerimizi verdi ve artık orası bilimsel araştırma yapacak. Malzeme teknolojileri, nükleer tıp, izotop üretimi; bütün bu alanlarda çalışmayı yapacak bir yer olacak. Orayı da sizlere açacağız. İnşallah Türkiye'de nükleer büyüyerek, gelişerek devam edecek.” dedi. Türkiye, Sizlerle Çok Daha Kuvvetli Bir Ülke Haline Gelecek Bakan Bayraktar, “İnanıyorum ki sizlerin katkıları ve buradaki bu dinamizm, heyecan ve enerji, bizleri çok daha aydınlık bir Türkiye'ye doğru taşıyacak. İnanıyorum ki Türkiye, sizlerle beraber enerjide bağımsız bir ülke olacak ve çok daha güçlü, çok daha kuvvetli bir ülke haline gelecek.” diye konuştu. Hedef Nükleerde 20 Bin Megavatlık Kurulu Güç Bakan Bayraktar, daha sonra gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Türkiye’nin 2050’de 20 bin megavatlık bir nükleer kurulu güce ulaşmayı hedeflediğini anımsatan Bakan Bayraktar, bunun için güçlü bir siyasi iradeye ve ayrıca insan kaynağına ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek, “Bu, onlarca yıl isteyen, çok büyük bir emek isteyen bir konu. Arkasında güçlü bir milli ve siyasi irade olması lazım. Bu, Cumhurbaşkanımızın sayesinde var. Bir taraftan da insan kaynağına ihtiyacımız var. Her yıl artarak büyük bir talep oluyor. Gençlerimiz, çocuklarımız nükleer alanın büyüyeceğini, bu alanda geleceğe dair çok önemli fırsatlar olduğunu gördükleri için şimdi bu alana çalışmaya başladılar. İnsan kaynağı ihtiyacımız, işte buralardan inşallah yetişecek.” dedi. Dünyanın birçok farklı ülkesine eğitim için öğrenci gönderdiklerini anlatan Bakan Bayraktar, TENMAK eliyle bu alanda çalışan öğrencilere aylık 13.750 lira burs verdiklerini de belirtti. Kanun Taslağı Hazır Türkiye’nin SMR’ler ile ilgili çalışmalarına ilişkin soruya da cevap veren Bakan Bayraktar, şunları söyledi: “Bir Küçük Modüler Reaktör Kanunu hazırlıyoruz şu anda. Bunun taslağı hazır. Bütçe görüşmeleri sonrasında Meclis'imizin gündemine getirmeyi hedefliyoruz. Yani bu yasama yılında. Onu kanunlaştırdığımızda bunun hukuki altyapısını da güçlü bir şekilde kurmuş olacağız. Orada bu konunun gelişimini sağlayacak, finansmanını sağlayacak, güvenlikle alakalı alınacak tedbirleri ortaya koyacak bir çerçeveyi oluşturacağız. Bu, SMR'ın önünü açacak.” Bakanlık Standına Üst Düzey Ziyaret Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının TEKNOFEST Güneydoğu’da kurduğu stand binlerce vatandaşı ağırladı. Ayrıca, Milli savunma bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Selçuk Bayraktaroğlu ile kuvvet komutanları, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ile TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı ve T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar da Bakanlık standını ziyaret etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Düzenlediği Uluslararası Balıkçılık Turnuvası’nın 4’üncüsü Yapıldı  Haber

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Düzenlediği Uluslararası Balıkçılık Turnuvası’nın 4’üncüsü Yapıldı 

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından bu yıl 4'üncüsü düzenlenen Uluslararası Balıkçılık Turnuvası, Rusya’nın Tver Bölgesi’nde bulunan Udomlya şehrinde gerçekleştirildi. Turnuvaya, Rosatom’un nükleer enerji alanında projesi bulunan ve proje hazırlığı olan 11 partner ülkeden 22 amatör sporcu ile 28 gazeteci ve uzman katıldı. Türkiye’nin yanı sıra Bangladeş, Belarus, Macaristan, Vietnam, Mısır, Hindistan, Endonezya, Malezya, Özbekistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nden de katılımcıların yer aldığı etkinlikte, Kalinin Nükleer Güç Santrali’nin çevre koruma ve radyasyon kontrol servisi temsilcileri de görev aldı. Turnuva kapsamında tutulan balıkların tartımı sırasında özel ekipmanlarla dozimetrik kontrol gerçekleştiren uzmanlar, bölgedeki balıkların güvenli olduğunu teyit etti. “En Büyük Balık” kategorisinde 1 kilo 700 gram ağırlığında bir sudak yakalayan Malezya takımı birinci oldu. Macaristan takımı “Mücadele Ruhu” kategorisinde ödüle layık görülürken, Rusya’yı temsil eden takım ise Udomlya Gölü’nde yaşayan en fazla balık türünü yakalayarak “En Büyük Av” kategorisinin kazananı oldu. Turnuva programı kapsamında katılımcılar için Kalinin NGS’ye teknik gezi düzenlendi. Konuklar, 3. ve 4. Güç Ünitelerinin makine dairelerini ve ünite kontrol odalarını ziyaret etti, soğutma kulelerini inceledi ve santralde görev yapan mühendislerle bir araya geldi. Etkinlik katılımcıları için ayrıca Moskova’daki Halk Ekonomisi Başarıları Sergisi VDNH’de bulunan Atom Müzesi’nin yanı sıra NGS’nin bulunduğu bölgedeki tarihi mekanları ve Udomlya Yerel Tarih Müzesi’ni kapsayan zengin bir kültür programı düzenlendi. Rosatom Uluslararası Ağı Özel Kuruluşu İletişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Aleksandra Yustus, turnuvaya ilişkin şunları söyledi: “Uluslararası Balıkçılık Turnuvası, nükleer enerjinin çevreyle uyumunu ortaya koymamıza imkân sağlayan Rosatom’un öncü bilgilendirme etkinliklerinden biri haline geldi. Yabancı konuklarımız, nükleer güç santrallerinin çevre üzerinde olumsuz bir etki oluşturmadığını, aksine bulundukları bölgelerin gelişimine katkı sağlayan önemli bir unsur olduğunu kendi gözleriyle görebiliyor. Bu tür etkinlikler aynı zamanda Rosatom’un açıklık ilkesini ortaya koyuyor ve kendi nükleer projelerini hayata geçirmeye başlayan ülkelerde yaşayan insanlarla güvene dayalı bir diyalog kurulmasına katkı sağlıyor.” Kalinin NGS Başmühendisi Ruslan Alıyev ise şunları kaydetti: “Çok sayıda ülkeden temsilcinin nükleer güç santralimizin faaliyetlerini yakından tanımak, kullanılan teknolojilerin güvenliğini yerinde görmek ve işletmenin çevre koruma çalışmalarına ilişkin ayrıntılı bilgi edinmek amacıyla bölgemize gelmesi nedeniyle bu etkinliğe ev sahipliği yapmak Kalinin NGS için büyük bir onur olduğu kadar önemli bir sorumluluktu.” Türkiye’yi turnuvada temsil eden balıkçılardan Veli Bıçak da, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Turnuva bizim için oldukça keyifli geçti. Biz normalde deniz balıkçılığı yapıyorduk, turnuva ile ilk kez bir tatlı su gölünde balık tutmak bizim için farklı bir tecrübe oldu. Özellikle de bu suyun bir nükleer santralin soğutma sisteminde kullanılıyor olması bizim açımızdan çok ilgi çekiciydi. Bununla birlikte, santralin bölgenin ekosistemi üzerinde olumsuz bir etkisinin bulunmadığını hem yarışma sırasında yaptığımız gözlemlerle hem de yakalanan balıklar üzerinde gerçekleştirilen dozimetrik analizlerin sonuçlarıyla bizzat görme fırsatı bulduk. Şehrin sakinliği, insanların birbirine saygısı ve kurallara uyumu da dikkatimizi çekti. Seyahatimizin başından sonuna kadar çok iyi ağırlandık. Bu güzel organizasyon için Rosatom’a çok teşekkür ediyorum.” Turnuvada Türkiye’yi temsil eden bir diğer balıkçı Hasan Artırık ise turnuvaya davet edilmekten dolayı büyük mutluluk duyduklarını ifade ederek şunları kaydetti: “Konaklamadan etkinliklere kadar programın her aşamasından memnun kaldık. Daha önce denizde edindiğimiz balıkçılık deneyimini bu kez nükleer santral çevresindeki bir gölde değerlendirme fırsatı bulduk. Alışık olmadığımız coğrafya ve hava koşulları bizi biraz zorladı. Özellikle göl üzerindeki sis, turnuvanın aklımızda kalan anlarından biri oldu. Bu koşullarda balık tutmak bize yeni beceriler kazandırdı. Program kapsamında Kalinin Nükleer Güç Santrali’ni de ziyaret ettik. Santralin mühendisliği, inşaatı ve mimarisinin yanı sıra uygulanan güvenlik önlemleri de bizi etkiledi. Bu ziyaret ile Kalinin NGS sahasındaki çalışma disiplinin yüksek seviyede olduğunu açıkça gözlemleme fırsatı bulduk. Faaliyette olan bir nükleer güç santralinin hemen yakınında böylesine gelişmiş bir şehir görmek de bizim için oldukça dikkat çekiciydi. Ülkemizde Akkuyu NGS’nin inşa ediliyor olmasından gurur duyduk. Akkuyu NGS işletmeye alındığında da bulunduğu bölgeye benzer şekilde olumlu katkılar sağlamasını içtenlikle temenni ediyoruz.” Kalinin NGS, çevre üzerindeki etkilere ilişkin belirlenen standartlara uyulması ve sucul biyolojik kaynakların korunması da dahil olmak üzere çevresel gerekliliklerin yerine getirilmesine yönelik çalışmaları düzenli olarak sürdürüyor. Santral yalnızca 2025 yılında dört ayrı balıklandırma çalışması gerçekleştirdi. Pesvo ve Udomlya göllerindeki balık stoku yaklaşık 740 ton seviyesinde bulunuyor. Kalinin NGS ayrıca 2025 yılı sonuçlarına göre Rosatom işletmeleri arasında her yıl düzenlenen “Nükleer Sektörün Çevresel Açıdan Örnek Kuruluşu” yarışmasında birincilik elde etti. Çevresel izleme sonuçları, Kalinin NGS’nin bulunduğu bölgede çevresel dengenin korunduğunu ortaya koydu. İşletmenin yüzey ve yer altı suları, toprak, atmosferin bileşimi ve radyasyon seviyesi de dahil olmak üzere çevresel unsurlar üzerindeki etkisi asgari düzeyde bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Ventures, Deniz Üstü Nükleer Enerji Sistemleri Geliştiren Bluecore Energy’ye Yatırım Yaptı Haber

Borusan Ventures, Deniz Üstü Nükleer Enerji Sistemleri Geliştiren Bluecore Energy’ye Yatırım Yaptı

Borusan Grubu’nun kurumsal girişim sermayesi şirketi Borusan Ventures, enerji alanındaki yeni teknolojilere yönelik yatırımlarını Bluecore Energy ile sürdürüyor. Şirketin Silverton Partners liderliğinde gerçekleşen 50 milyon dolarlık yatırım turunda Borusan Ventures’ın yanı sıra Slauson & Co, Harlem Capital Partners, Precursor Ventures, LMNT Ventures ve diğer VC’lerle melek yatırımcılar yer aldı. Yüzer platformlara modüler nükleer reaktörler geliştiren Bluecore, elektrik şebekesinin artan talebi karşılamakta yetersiz kaldığı bölgelerde kesintisiz ve düşük karbonlu enerji sağlamayı hedefliyor. Defne Kocabıyık Narter: “Enerjinin geleceğini şekillendiren girişimleri destekliyoruz” Borusan Ventures Kurucusu ve Başkanı Defne Kocabıyık Narter, yatırımla ilgili şunları söyledi: “Sanayinin dönüşümü ve yapay zekânın yaygınlaşması, güvenilir ve düşük karbonlu enerjiye duyulan ihtiyacı artırıyor. Bu ihtiyacı karşılayabilecek farklı teknolojileri yakından takip ediyoruz, enerjiye erişimde yeni olanaklar sunan girişimleri destekliyoruz. Bluecore, uzun yıllardır kullanılan nükleer reaktör teknolojisini denizcilik altyapısıyla buluşturarak enerjiyi doğrudan ihtiyaç duyulan noktalara taşıyan yeni bir yaklaşım sunuyor. Borusan Grubu’nun endüstriyel deneyimi ve küresel iş ağının, bu tür teknolojilerin gelişimi için değerli bir kaynak olduğuna inanıyoruz. Bluecore yatırımımızı da enerji alanındaki dönüşümü erken aşamada izleme ve bu dönüşümde rol alma yaklaşımımızın bir parçası olarak görüyoruz.” Bluecore Energy’nin Kurucusu ve CEO’su Kofi Asante ise şirketin yaklaşımını şu sözlerle anlattı: “70 yılı aşkın süredir kullanılan su soğutmalı nükleer reaktör teknolojisinden yararlanıyoruz. Ekibimizle bu teknolojiyi daha küçük bir ölçeğe uyarlayıp bir mavna üzerine taşıyoruz. Suda hızla devreye alınabilecek küçük modüler reaktörlerin seri üretimiyle, temiz enerjiyi çok daha geniş bir kesime ulaştırabileceğimize inanıyoruz.” Silikon Vadisi merkezli Borusan Ventures, ABD ve Avrupa’da enerji, mobilite, lojistik, tedarik zinciri ve endüstriyel teknolojiler gibi alanlardaki erken aşama girişimlere yatırım yapıyor. Borusan Ventures, Borusan Grubu’nun 82 yıllık endüstriyel deneyiminden yararlanarak global başarı ve uzun vadeli etki hedeflediği girişimlere stratejik destek sağlıyor, yeni pazarlara erişim imkânı sunarak büyüme fırsatları yaratıyor. İhtiyaç duyulan noktaya taşınabilen kesintisiz enerji Bluecore’un geliştirdiği sistem, küçük modüler reaktörlerin mavna gibi yüzer platformlar üzerinde konumlandırılmasına dayanıyor. Böylece enerji üretim üniteleri deniz yoluyla ihtiyaç duyulan bölgelere taşınabiliyor ve kıyıya yanaştırılarak elektrik sağlıyor. İlk sistemin yaklaşık 10 megavat kesintisiz güç üretmesi ve yakıt ikmali gerektirmeden yıllarca çalışabilmesi hedefleniyor. Tesislerin artan elektrik ihtiyacına göre yeni üniteler eklenerek kapasitesi artırılabiliyor. Girişimin öncelikli hedefleri arasında limanlar, kıyıdaki sanayi tesisleri ve yapay zekâ veri merkezleri bulunuyor. Bu yaklaşım, yüksek miktarda ve kesintisiz elektriğe ihtiyaç duyan tesislere kendi enerji kaynaklarını sağlama imkânı sunarken, çevredeki şebekeler üzerindeki talep baskısını da azaltmayı amaçlıyor. Bluecore, daha uzun vadede yük gemilerine enerji sağlamayı da hedefliyor. Bluecore’un geliştirdiği teknolojinin ilk uygulama sahası ABD’deki Long Beach Limanı olacak. İlk mavnasını ve test reaktörünü limana taşıyan şirket, mühendislik ve test çalışmalarını burada sürdürüyor. Yük elleçleme ekipmanları ve diğer liman operasyonlarının elektrifikasyonu nedeniyle önümüzdeki yıllarda elektrik ihtiyacının önemli ölçüde artması beklenen Long Beach Limanı, Bluecore’un deniz üstü nükleer enerji sisteminin gerçek operasyon koşullarında geliştirilmesi ve ölçeklenmesi açısından önemli bir başlangıç noktası konumunda bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABD ile Nükleerde Yeni İş Birliği Haber

ABD ile Nükleerde Yeni İş Birliği

Anlaşmayı değerlendiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 2053 net sıfır emisyon ve enerjide tam bağımsızlık hedefleri doğrultusunda, enerji sepetini çeşitlendirmekte kararlı olduklarını bildirerek “Büyük ölçekli nükleer santrallerimizin yanı sıra ülkemizin ihtiyaçlarına en uygun alternatifleri titizlikle çalışarak güçlü ve modern bir enerji altyapısı inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi. Türkevi’nde Tören Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’na katılmak üzere bulunduğu New York, Türkiye ile ABD arasında nükleer alanında yeni bir iş birliğine sahne oldu. TÜNAŞ ve USTDA arasında proje bazlı bir anlaşma imzalandı. Türkevi’nde gerçekleştirilen imza törenine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar refakat ederken TÜNAŞ Genel Müdürü Dr. Necati Yamaç ve USTDA Direktör Yardımcısı Thomas R. Hardy imzaları attı. Çeşitli Açılardan Değerlendirilecek Varılan anlaşma ile 4 ABD’li şirketin SMR tasarımları ve ABD’li şirketlerin 5 farklı 4’üncü nesil reaktör tasarımları; teknik, ekonomik, mevzuat ve lisanslama açılarından değerlendirilecek. Teknik Çalışmada Neler Var? Yapılacak teknik çalışmada; söz konusu reaktörlerin tasarımsal özellikleri, maliyetler, lisanslama durumu, tedarik zinciri ve SWOT analizi, finansman kaynakları ve finans modelleri incelenecek. Yetkilendirme, acil durum, tasarım güvenliği, saha seçimi ve yasal çerçeve noktasında da değerlendirmeler yapılacak. En Az Bir Yıl Sürecek Tüm bu analizlerin ardından teknik raporlar hazırlanacak. Yaklaşık 2 milyon dolar bütçeli anlaşma kapsamında en az bir yıl sürecek teknik çalışmayı USTDA karşılayacak. Güçlü ve Modern Bir Enerji Altyapısı Anlaşmaya ilişkin sosyal medyadan bir açıklama yapan Bakan Bayraktar, “ABD temaslarımız kapsamında Türkevi’nde, Türkiye Nükleer Enerji A.Ş. (TÜNAŞ) ile ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) arasında Küçük Modüler Reaktörler (SMR) ve 4. Nesil Reaktörlere yönelik Hibe Anlaşması İmza Töreni'ne katıldık. Şahitlik ettiğimiz bu anlaşma sayesinde yeni nesil nükleer teknolojilerin ülkemiz için teknik, ekonomik ve mevzuat boyutlarındaki uygulanabilirliğini kapsamlı bir şekilde değerlendireceğiz. 2053 Net Sıfır Emisyon ve enerjide tam bağımsızlık hedeflerimiz doğrultusunda, enerji sepetimizi çeşitlendirmekte kararlıyız. Büyük ölçekli nükleer santrallerimizin yanı sıra ülkemizin ihtiyaçlarına en uygun alternatifleri titizlikle çalışarak güçlü ve modern bir enerji altyapısı inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Temelleri Geçen Yıl Atıldı Bakan Bayraktar, geçen yıl 25 Eylül’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği görüşmede ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile birlikte Stratejik Sivil Nükleer İşbirliği Mutabakat Zaptı’nı imzaladı. Söz konusu çerçeve anlaşma, bu alanda Türkiye ile ABD’li şirketler arasındaki olası iş birliklerini destekler nitelikteydi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rosatom Dünya Nükleer Birliği'nin 51. Sempozyumu'na Katıldı Haber

Rosatom Dünya Nükleer Birliği'nin 51. Sempozyumu'na Katıldı

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom temsilcileri, Dünya Nükleer Birliği'nin (World Nuclear Association, WNA) 51. yıllık sempozyumuna katıldı. Bu yıl "Taahhütten Eyleme" temasıyla düzenlenen etkinlikte, dünya genelinde nükleer enerjinin gelişimini hızlandırmak için atılması gereken somut adımlar ele alındı. Rosatom Sürdürülebilir Kalkınma Direktörü Polina Lion ile Rosatom Latin Amerika Bölge Merkezi Direktör Yardımcısı Ruan Nunes de Souza etkinliğe katılan isimler arasında yer aldı. Polina Lion, sempozyumda "Nükleer Enerjinin Ölçeklendirilmesi: Ortak Eylem İçin Öncelikler" başlıklı bir sunum yaptı. Lion, Rosatom projelerinden örnekler vererek, küresel nükleer enerji kapasitesinin üç katına çıkarılması hedefi kapsamında öncelik verilmesi gereken başlıca alanlara dikkat çekti. Bu kapsamda, projelerin hayata geçirilmesinde müşteri ülke, düzenleyici kurum ve nükleer teknoloji tedarikçisi arasındaki iş birliğinin öneminin yanı sıra tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi, yerlileştirme, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve nükleer alandaki mesleklerin gençler için daha cazip hale getirilmesi konularını öne çıkardı. Lion ayrıca, uluslararası kalkınma bankaları ile nükleer üretimin geliştirilmesine yatırım yapma potansiyeli bulunan büyük enerji tüketicileri de dahil olmak üzere finans kuruluşlarıyla yürütülecek çalışmaların önemine dikkat çekti. Rosatom Latin Amerika Bölge Merkezi Direktör Yardımcısı Ruan Nunes de Souza ise nükleer enerji sektörü açısından yeni bir müşteri segmenti oluşturan büyük ölçekli nihai elektrik tüketicilerinin ele alındığı soru-cevap oturumuna katıldı. "Sistemik Bakış" başlıklı oturuma katılan BRICS Nükleer Enerji Platformu Baş Koordinatörü Elsie Pule de yapımı devam eden nükleer enerji kapasitesinin yüzde 70'inden fazlasını oluşturan BRICS ülkelerinin nükleer enerji alanındaki başlıca iş birliği alanlarını anlattı. Polina Lion konuya ilişkin şunları söyledi: "Nükleer enerji topluluğu, devletler, finans kuruluşları, bilim dünyası, üniversiteler ve iklim alanındaki uzmanlar arasındaki etkileşim ne kadar güçlü olursa, nükleer enerji kapasitesini üç katına çıkarmaya yönelik küresel hedefe ulaşmamızı sağlayacak somut çözümleri de o kadar hızlı geliştirebiliriz. Rosatom'un deneyimi, nükleer enerjinin geliştirilmesine yönelik iddialı planların ortaklık, karşılıklı güven ve diyalog olmadan hayata geçirilemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor." Ruan Nunes de Souza da değerlendirmesinde şunları kaydetti: "Rosatom, Brezilya'daki çeşitli şirketlerle aktif şekilde iş birliği yapıyor. Ortaklarımıza her bir projenin kendine özgü koşullarına en uygun teknolojik çözümü sunmaya hazırız. Yüzer nükleer santraller hiç kuşkusuz birçok proje için uygun bir çözüm olabilir. Amazon'un izole bölgelerinde yüzer nükleer santral kurulmasına ilişkin potansiyeli daha önce değerlendirdik. Ayrıca yüzer nükleer santrallerinin denizlerde petrol arama ve üretim faaliyetlerini desteklemek amacıyla kullanılmasına yönelik de önemli bir potansiyel görüyoruz." Sempozyum kapsamında yeni nükleer enerji projelerinin finansmanına da özel önem verildi. Dünya Nükleer Birliği, devletlerin, proje geliştiricilerinin ve finans kuruluşlarının nükleer enerji projelerini daha etkin şekilde yapılandırmalarına, projelerin yatırım açısından cazibesini değerlendirmelerine ve sermaye çekilmesine yönelik uygun koşullar oluşturmalarına yardımcı olmayı amaçlayan uygulamaya dönük bir rehber olan World Nuclear Investment Guide'ı tanıttı. Rosatom adına rehberin hazırlanmasına Uluslararası İş Projeleri Yönetimi Başkanı Irina Skvortsova katkı sağladı. Rehber, projelerin yatırıma hazır hale getirilmesi, uygulama modelleri ve devletler, sektör ile finans dünyası arasındaki etkileşime ilişkin tavsiyeleri bir araya getiriyor. WNA'nın değerlendirmelerine göre, nükleer enerjinin ölçeklendirilmesi için gereken finansman ihtiyacı 2030'lu yılların ortalarına gelindiğinde yılda 250 milyar ABD dolarını aşabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ren ve Tuna Nehirlerindeki Düşük Su Seviyeleri Avrupa Ekonomisini Baskı Altına Alıyor    Haber

Ren ve Tuna Nehirlerindeki Düşük Su Seviyeleri Avrupa Ekonomisini Baskı Altına Alıyor   

Coface, su seviyelerinin kısa vadede düşük kalmasının beklendiğine, ekonomik etkilerin ise önümüzdeki aylarda devam ederek kırılgan ekonomilerde büyümeyi olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Öne çıkan veriler 8 cm: Ren Nehri’nin Kaub ölçüm istasyonundaki su seviyesi 18 Ağustos’ta 8 santimetreye kadar geriledi. Bu seviye, nehir taşımacılığının kısıtlanmaya başladığı 78 santimetrelik eşiğin oldukça altında kalırken, 2018’de kaydedilen 25 santimetrelik tarihi dip seviyeyi de geride bıraktı. Yüzde 20: Ağustos ayı başında Ren Nehri’ndeki bazı yük gemileri normal taşıma kapasitelerinin yaklaşık yüzde 20’siyle sefer yapabildi. Yüzde 72: Avrupa’daki iç su yolu taşımacılığının yüzde 60’ı Ren, yüzde 12’si ise Tuna üzerinden gerçekleştiriliyor .Büyümede 0,4 puana varan kayıp: 2018’de yaşanan son büyük düşük su seviyesi döneminde Almanya’nın reel GSYH büyümesi 0,3 ila 0,4 puan gerilemişti. Avrupa’nın nehirlerinde tarihi düşüş Avrupa’da aylardır devam eden olağanüstü sıcak ve kurak hava koşulları, birçok nehirde su akışının önemli ölçüde azalmasına yol açtı. Bu durumun etkileri, kıtanın taşımacılık ve ekonomik faaliyetlerinde stratejik rol oynayan Ren ve Tuna nehirlerinde daha belirgin şekilde görülüyor. Ren Nehri’nin su seviyesi, ağustos ayı başında Almanya’daki Kaub ölçüm istasyonunda tüm zamanların en düşük seviyesine inerken Tuna’nın Macaristan ve Romanya’daki bazı kesimlerinde de daha önce görülmemiş seviyeler kaydedildi. Düşük su seviyeleri çevresel etkilerin yanı sıra ekonomi üzerinde de doğrudan sonuçlar yaratıyor. Yük taşımacılığındaki aksamalar ve bazı enerji tesislerinin faaliyetlerinde yaşanan sorunlar, bu altyapılara bağımlı sanayi sektörlerinin üretimini de etkiliyor. Tedarik zincirlerinde lojistik baskı artıyor İç su yolu taşımacılığının Avrupa’daki toplam yük taşımacılığındaki payı sınırlı olsa da Ren ve Tuna’nın geçtiği ülkelerde bu yöntem stratejik önem taşıyor. Nehir taşımacılığının yük taşımacılığındaki payı Almanya’da yüzde 5,4, Romanya’da ise yüzde 19,2’ye kadar çıkıyor. Nehir taşımacılığının diğer ulaşım yöntemleriyle ikame edilmesi de kolay görünmüyor. Bir nehir gemisi yaklaşık 2 bin ton yük taşıyabilirken bu miktar bir yük treninde 1.500 tona, bir tanker kamyonunda ise 25 tona kadar düşüyor. Düşük su seviyelerinin taşınan yük miktarı ve maliyetler üzerindeki etkileri şimdiden görülmeye başladı. Ağustos ayı başında Ren’de seyreden bazı yük gemileri normal kapasitelerinin yaklaşık yüzde 20’sini kullanabildi. Tuna’nın Romanya bölümünde ise taşınan yük miktarının bazı kesimlerde yüzde 40’a varan oranlarda azaltılması gerekti. Benzer koşulların yaşandığı 2018’de yükleme kısıtlamaları ve operatörlerin uyguladığı ek ücretler nedeniyle nehir taşımacılığı maliyetleri kuru dökme yüklerde 2,5 katına, sıvı dökme yüklerde ise 4,5 katına kadar yükselmişti. Orta Avrupa’da enerji sektörü de baskı altında Kuraklığın etkileri taşımacılıkla sınırlı kalmıyor. Tuna Nehri, bazı nükleer enerji santrallerinin soğutma sistemleri açısından da kritik önem taşıyor. Macaristan’daki Paks ve Romanya’daki Cernavodă nükleer santrallerinin faaliyetleri düşük su seviyelerinden etkilenmeye başladı. Ülkelerindeki tek nükleer enerji üretim kaynakları olan bu santraller, Macaristan’ın elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını, Romanya’nın ise yüzde 20,5’ini karşılıyor. Üretimdeki düşüşü telafi etmek isteyen işletmecilerin elektrik ithalatına veya daha yüksek maliyetli doğal gaz santrallerine yönelmesi gerekiyor. Geniş çaplı elektrik kesintilerine ilişkin yakın vadeli bir risk bulunmasa da mevcut tablo enerji maliyetlerini yükseltiyor ve bölgesel enerji piyasaları üzerindeki baskıyı artırıyor. Romanya’da ithal elektriğin maliyeti, ülke içinde üretilen elektriğin 2 ila 2,5 katına kadar çıkıyor. Macaristan ve Romanya hükümetleri, sistem üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla bazı büyük sanayi kuruluşlarının elektrik tüketimini geçici olarak düşürmeye yönelik önlemler de aldı. Bu uygulamaların otomotiv, kimya ve yapı malzemeleri gibi enerji yoğun sektörleri daha fazla etkilemesi ve ağustos ayındaki sanayi faaliyetleri üzerinde baskı oluşturması bekleniyor. Alman kimya sektörü risklerin odağında Üretim tesislerinin önemli bir bölümü Ren Nehri boyunca konumlanan Alman kimya sektörü, nehir taşımacılığına en fazla bağımlı sektörlerin başında geliyor. Ludwigshafen’daki BASF tesisi bu bağımlılığın önemli örneklerinden biri. Kaub’daki kritik noktanın güneyinde bulunan tesis, yük taşımacılığının yaklaşık yüzde 40’ını nehir yoluyla gerçekleştiriyor. Su seviyelerinin daha da düşmesi, tesisin tedarik zinciri açısından kritik öneme sahip Amsterdam, Rotterdam ve Antwerp limanlarıyla bağlantılarında yeni aksamalara yol açabilir. Bu gelişmeler, Alman kimya sektörünün yüksek enerji maliyetleri ve rekabet gücündeki kayıpla mücadele ettiği bir dönemde yaşanıyor. Sektörün üretimi 2018’den bu yana yaklaşık yüzde 20 gerilemiş durumda. Avrupa ekonomisinin iklim kaynaklı risklere karşı kırılganlığı artıyor Kısa vadeli hidrolojik tahminler koşullarda sınırlı bir iyileşmeye işaret ediyor. Ren Nehri’nde düşük su seviyelerinin görüldüğü dönem genellikle sonbahara kadar devam ettiği için taşımacılık ve üretimdeki aksamaların önümüzdeki haftalarda da sürmesi bekleniyor. Kar örtüsündeki azalma, buzulların geri çekilmesi ve aşırı sıcak hava dalgalarının daha sık görülmesi ise benzer olayların gelecekte daha fazla yaşanabileceğine işaret ediyor. Mevcut tablo, şirketlerin ve kamu otoritelerinin iklim kaynaklı riskleri lojistik, sanayi ve enerji stratejilerinde daha fazla dikkate almasının önemini ortaya koyuyor. İç su yolu taşımacılığına bağımlı şirketler açısından konu, tek bir kuraklık döneminin yarattığı sorunları yönetmenin ötesine geçiyor. Tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve iklim kaynaklı kesintilere karşı dayanıklılığın artırılması giderek daha önemli hale geliyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface Ekonomisti Eve Barré, “Ren ve Tuna’daki düşük su seviyeleri, aşırı hava olaylarının çevresel etkilerinin yanında ekonomik sonuçlarının da giderek belirginleştiğini gösteriyor. Lojistik, enerji ve sanayi faaliyetleri aynı anda etkilenebiliyor. Mevcut durumun 2018’e kıyasla daha erken ortaya çıkması ve daha şiddetli seyretmesi, Avrupa ekonomisindeki zayıf büyüme görünümüyle birleştiğinde endişeleri artırıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayraktar: İklim Finansmanı Enerji Güvenliğini De Güçlendirmeli Haber

Bayraktar: İklim Finansmanı Enerji Güvenliğini De Güçlendirmeli

Bakan Bayraktar, 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) kapsamında düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi’ne katıldı. Programa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da iştirak etti. 3 Hedef Burada bir konuşma yapan Bakan Bayraktar, Türkiye’de enerji dönüşümü için aynı anda enerji arz güvenliğini sağlamayı, ithal enerjiye bağımlılığı azaltmayı, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi başta olmak üzere iklim taahhütlerini yerine getirmeyi hedeflediklerine vurgu yaptı. Enerji Güvenliği ile Enerji Dönüşümü Birlikte İlerlemek Zorunda Son yıllarda dünyanın pandemi, tedarik zinciri aksaklıkları, jeopolitik gerilimler, konvansiyonel savaşlar, ticaret anlaşmazlıkları ve küresel emtia piyasalarındaki ciddi dalgalanmalarla karşı karşıya kaldığını anımsatan Bakan Bayraktar, “Bu tablo bize temel bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Enerji dönüşümüyle birlikte enerji güvenliği gündemden çıkmış değildir. Tam tersine, enerji güvenliği ile enerji dönüşümü birlikte ilerlemek zorundadır. Türkiye açısından bunun anahtarı elektrifikasyondur.” dedi. Çok daha fazla elektrik üretmeleri gerektiğini belirten Bakan Bayraktar, bunu da daha temiz, daha güvenli ve daha rekabetçi bir şekilde gerçekleştirmek zorunda olduklarını vurguladı. Yenilenebilir Enerji Dönüşümün Merkezinde Yenilenebilir enerjinin bu dönüşümün merkezinde yer alacağını kaydeden Bakan Bayraktar, “Türkiye; güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve jeotermal kaynaklar bakımından önemli bir potansiyele sahiptir. Yenilenebilir kurulu gücümüzü hızla artırıyor, aynı zamanda çok daha yüksek miktarda değişken yenilenebilir üretimi sisteme entegre edebilecek bir elektrik altyapısı inşa ediyoruz. Ancak arzı artırmak denklemin yalnızca bir tarafıdır” diye konuştu. Yeni Eylem Planı Hazırlayacağız Enerji verimliliğini de başlı başına stratejik bir enerji kaynağı olarak değerlendirmek gerektiğine işaret eden Bakan Bayraktar, mevcut Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planının 20 milyar doların üzerinde yatırım öngördüğünü belirterek, “Üstelik hedefimiz 2030 ile sınırlı değil. Bir sonraki 10 yıl için çok daha iddialı hedefler içeren Üçüncü Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nı hazırlayacağız.” İfadelerini kullandı. Nükleer ile Yenilenebilir Rakip Değil Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinin yanında, nükleer enerjinin de Türkiye’nin karbon içermeyen elektrik üretim portföyünün vazgeçilmez unsurlarından biri olacağını vurgulayan Bakan Bayraktar, “Nükleer enerji; güvenilir, büyük ölçekli ve düşük karbonlu baz yük elektrik üretimi sağlamakta. Bu nedenle mevcut nükleer programımızı kararlılıkla sürdürürken, küçük modüler reaktörler dahil yeni nesil teknolojileri de yakından takip ediyoruz. Giderek daha fazla elektrikleşen bir ekonomide, nükleer enerji ile yenilenebilir enerjiyi rakip değil; güvenli ve temiz bir enerji sisteminin birbirini tamamlayan iki temel bileşeni olarak görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Şebekeler Değişen Elektrik Talep Modellerine Yanıt Verebilmeli Yalnızca üretim yatırımlarına odaklanmanın yeterli olmadığını ifade eden Bakan Bayraktar, hem iletim hem de dağıtım şebekelerinde çok büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç olduğunu belirtti. Bakan Bayraktar, “Elektrik şebekelerimizin daha büyük, daha güçlü, daha akıllı ve daha esnek hale gelmesi gerekiyor. Bu şebekeler; yeni yenilenebilir enerji yatırımlarını sisteme bağlayabilmeli, depolama çözümlerini entegre edebilmeli, elektrikli araçları destekleyebilmeli ve değişen elektrik talep modellerine dinamik biçimde yanıt verebilmeli” dedi. Kritik Minerallere Yatırım İletim altyapısı ve depolamaya yatırım yapmak kadar önemli olan bir diğer alanın da iletim hatları ve bataryalar için gerekli olan kritik minerallere yatırım olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, bu minerallerin çıkarılması ve madencilik projelerinin finansmanının stratejik öneme sahip olduğuna dikkat çekti. İklim Finansmanı, Direnci ve Uyum Yatırımlarını Da Finanse Etmeli Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle elektrik altyapısını yeniden tasarlamak ve güçlendirmek gerektiğini ifade eden Bakan Bayraktar, “Bugün dünyanın birçok bölgesinde sıcak hava dalgaları, seller, fırtınalar, kuraklıklar ve orman yangınları daha sık ve daha şiddetli yaşanmaktadır. Bu aşırı hava olayları elektrik üretimini, iletimini ve dağıtımını doğrudan etkileyebilmektedir. Dolayısıyla iklim finansmanı yalnızca emisyonların azaltılmasına odaklanmamalı, aynı zamanda iklim direncini ve uyum yatırımlarını da finanse etmelidir. Bugün inşa ettiğimiz altyapı, geçmişin iklim koşullarına değil, gelecek on yılların iklim gerçeklerine göre tasarlanmalıdır. Bunun için ise çok büyük finansman kaynaklarına ihtiyaç vardır” dedi. Kamu finansmanının tek başına yeterli olmayacağını belirten Bakan Bayraktar, özel sektör sermayesini, uluslararası finans kuruluşlarını, kalkınma bankalarını ve uzun vadeli kurumsal yatırımcıları harekete geçirmek zorunda olduklarını kaydetti. Bakan Bayraktar, özellikle gelişmekte olan ekonomiler için uygun maliyetli ve uzun vadeli iklim finansmanına erişimin hayati önem taşıdığını vurguladı. En Az 80 Milyar Dolar Yatırım Dünyayı eşi benzeri görülmemiş ölçekte bir enerji dönüşümünün beklediğine işaret eden Bakan Bayraktar, “Daha fazla yenilenebilir enerjiye, daha yüksek enerji verimliliğine, nükleer enerjiye, depolamaya, elektrifikasyona ve iletim ile dağıtım şebekelerine yönelik devasa yatırımlara ihtiyaç var. Enerji altyapımız, Türkiye’de 20235 yılına kadar en az 80 milyar dolar yatırım gerektiriyor.” değerlendirmesinde bulundu. Doğru Finansman Mimarisi Bakan Bayraktar, şunları da kaydetti: Tüm enerji sistemimizi iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli hale getirmeliyiz. Bu yalnızca çevre gündemi değil, aynı zamanda bir enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve sanayi rekabetçiliği gündemidir. Gerekli yatırımları harekete geçirir ve doğru finansman mimarisini kurabilirsek daha güvenli bir enerji sistemini, daha rekabetçi bir ekonomiyi ve daha temiz bir geleceği çocuklarımıza bırakabiliriz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rosatom Kazakistan’da Nükleer Santral İnşası İçin Sözleşme İmzaladı Haber

Rosatom Kazakistan’da Nükleer Santral İnşası İçin Sözleşme İmzaladı

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom ile “Kazakistan Nükleer Elektrik Santralleri” şirketi (KAES), toplam 2400 MW elektrik kapasitesine sahip iki güç ünitesinden oluşacak Balkaş NGS’nin inşası için EPC sözleşmesi imzaladı. Nükleer güç santrali, Kazakistan’ın Almatı Bölgesi, Jambıl ilçesine bağlı Ülken köyü yakınlarında inşa edilecek. Rus tarafı adına sözleşmeyi Rosatom Genel Müdür Birinci Yardımcısı ve Atomstroyexport A.Ş. Başkanı Andrey Petrov, Kazak tarafı adına ise KAES Genel Müdürü Yernat Berdigulov imzaladı. İmza töreni, Rosatom Genel Müdürü Aleksey Lihachev ile Kazakistan Cumhuriyeti Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Almasadam Satkaliev’in katılımıyla gerçekleştirildi. İmzalanan sözleşme, gelecekte inşa edilecek Balkaş NGS projesinde Rus ve Kazak taraflarının sorumluluklarını belirliyor. Uluslararası konsorsiyumun lideri olarak Rosatom, tasarım ve tedarikten inşaat, işletmeye alma çalışmaları ve tamamlanan tesisin müşteriye teslimine kadar projenin tüm uygulama döngüsünden sorumlu olacak. Gelecekteki santralin temelini, her biri 1200 MW elektrik kapasitesine sahip modern III+ Nesil VVER-1200 reaktörleri oluşturacak. Bu teknoloji, en sıkı uluslararası güvenlik gerekliliklerini karşılıyor ve Rusya, Belarus, Türkiye, Bangladeş, Macaristan, Mısır ve Çin’de işletmede olan veya inşası devam eden tesislerde başarıyla uygulanıyor. İşletme ömrü 60 yıl olacak olan reaktörlerde bu sürenin 20 yıl daha uzatılması mümkün. Rosatom Genel Müdürü Aleksey Lihachev, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “İmzalanan sözleşme, Kazakistan ile iş birliğimizde yeni bir aşamanın başlangıcını oluşturuyor. Yakın dönemde Rosatom’un tasarım çalışmalarını gerçekleştirmesi ve ekipman tedarikçisi şirketlerden oluşan uluslararası bir konsorsiyum kurması gerekiyor. Bununla birlikte projenin tüm aşamalarında en sıkı uluslararası güvenlik ve verimlilik gerekliliklerini karşılayan güç ünitelerini inşa etmek ve işletmeye almak yönündeki temel hedefimize bağlı kalıyoruz. Rus nükleer teknolojilerinin Kazakistan Cumhuriyeti’nin enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınması için güvenilir bir temel oluşturacağına inanıyoruz.” Santralin kurulacağı bölgede, Ağustos 2025’te başlatılan etüt çalışmaları halen devam ediyor. Uzmanlar bugüne kadar derinliği 120 metreye ulaşan 60’tan fazla kuyu açarak analiz için gerekli numuneleri aldı. Güç ünitelerinin yerleşimi açısından en uygun sahanın belirlenmesi amacıyla malzemeler laboratuvar koşullarında inceleniyor. Bu çalışmaların 2027 yılında tamamlanması, ardından mühendislerin güç ünitelerinin inşasına başlanması için gerekli izin belgelerinin alınmasına yönelik dokümantasyonu hazırlamaya başlaması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rosatom Yeni Radyofarmasötik Üretim Tesisinin İlk Üretim Hatlarını Devreye Alıyor Haber

Rosatom Yeni Radyofarmasötik Üretim Tesisinin İlk Üretim Hatlarını Devreye Alıyor

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Kaluga Bölgesi’nde Avrasya Ekonomik Birliği’nin (AEB) uluslararası İyi Üretim Uygulamaları (İÜU) standartlarına uygun olarak inşa etmekte olduğu modern radyofarmasötik üretim tesisinde, iki üretim hattı devreye alındı. Devreye alma dolayısıyla düzenlenen etkinlikte konuşan Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Bilim Bölümü’nün yönetim şirketi Rosatom Nauka A.Ş. Genel Müdürü Pavel Zaytsev, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Şu anda Rosatom’a bağlı şirketler, iyot-123, iyot-131, teknesyum-99m ve samaryum-153 izotopları temelinde tanı ve tedavi amaçlı 10’dan fazla ruhsatlı ilaç üretiyor. Yeni tesisin üretim programı, Rusya Sağlık Bakanlığı ile yakın iş birliği içinde, sağlık kuruluşlarının 2030 yılına kadar radyoizotop ürünlerine yönelik ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlandı. On yılın sonunda yaklaşık 1,5 milyon işleme ulaşması beklenen ülke genelindeki sağlık hizmetleri ihtiyacını neredeyse tamamen karşılayabileceğiz. Rosatom, üretici olarak sağlık kuruluşlarının radyonüklid tedavi ve tanı hizmetlerini yılda yüz binlerce hastaya ulaştırmasına imkân sağlayacak güvenilir bir hammadde ve teknoloji altyapısı oluşturuyor.” Etkinliğin açılışını yapan Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Bilim Bölümü’nün yönetim şirketi Rosatom Nauka A.Ş. Teknik Direktörü Yuri Lemekhov da tesiste ağustos ayının başından bu yana devreye alma ve işletmeye alma çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Lemekhov, bu çalışmaların test amaçlı ürün partilerinin üretilmesi ve ürünlerin tüm gerekliliklere ve kalite standartlarına uygunluğunun doğrulanmasına yönelik testlerin gerçekleştirilmesiyle tamamlanacağını ifade etti. Tesisin 2028 yılında tam kapasiteye ulaşması planlanıyor. Lemekhov, “En çok talep gören radyonüklidler açısından Rosatom şirketlerinin, hammadde üretiminden İyi Üretim Uygulamaları gerekliliklerine tam uyumlu yüksek teknolojili ilaç üretimine geçmesi gerekiyor. İzotop üretiminden nihai ilacın elde edilmesine kadar tüm üretim döngüsünün gerçekleştirilmesi, yalnızca ithalatın ikame edilmesini sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda kalite üzerinde tam kontrol kurulmasına ve yeni yerli ürünlerin pazara sunulma süresinin kısaltılmasına da imkân sağlayacak. Bu da sağlık sisteminin istikrarlı şekilde işlemesi için güvence oluştururken radyofarmasötik ürünler alanındaki teknolojik gelişimin devamı için de sağlam bir temel sağlayacak,” dedi. İÜU Üretim Kompleksi Müdürü Vladislav Golovin, medya temsilcilerine radyum-223 bazlı radyofarmasötik ürünlerin üretileceği hattın çalışma prensiplerini anlattı. Başta kemik metastazları olmak üzere kanser tedavisinde kullanılan radyonüklid, metastazları yok ediyor, antitümör etki sağlıyor ve ağrıyı azaltıyor. Böylece hastaların ağrı kesici tedavisini bırakabilmelerine olanak tanıyor ve yaşam kalitelerini önemli ölçüde artırıyor. Yeni Ürünler ve Teknolojiler Bölümü Müdürü Gleb Loktev ise tesiste aktinyum-225 bazlı radyofarmasötik ürünlerin nasıl üretileceğini anlattı. Nükleer fizik özellikleri ve hedefe yönelik taşıma amacıyla moleküllere bağlanabilmesi sayesinde alfa yayıcılar arasında özel bir yere sahip olan bu radyonüklid, izotopu kanser hücrelerine taşıyan özel bir moleküle bağlanıyor. Alfa parçacıkları tümör hücrelerinin DNA’sına zarar vererek bu hücrelerin ölümüne yol açıyor. Böylece doktorlar, mikrometastazlar dahil tüm patolojik odakları yok edebiliyor. Gleb Loktev, “Üretim hatlarımızda Rusya’da üretilen otomatik sentez modülleri kullanılıyor. Bu modüllerin en önemli özelliği ve piyasadaki mevcut benzerlerinden temel farkı, aynı anda çok sayıda radyofarmasötik ürünün sentezlenmesine imkân sağlaması. Üretim hattımız, tek vardiyada en az 100 flakon radyofarmasötik ürün üretecek şekilde tasarlandı. Otomasyon sayesinde her üretim serisinin tekrarlanabilirliği sağlanıyor, insan faktörünün etkisi en aza indiriliyor ve nihai ürünün sterilitesi güvence altına alınıyor. Ayrıca sentez algoritmalarının değiştirilmesiyle, İyi Üretim Uygulamaları gerekliliklerine uygun koşullarda gelecek vadeden radyofarmasötik ürünlerin geliştirilmesi de mümkün hale geliyor,” dedi. Heyete ayrıca radyoaktif atıkların depolanması ve yönetimine yönelik yüksek teknolojili sistem de tanıtıldı. Rosatom Nauka A.Ş. Teknik Direktör Yardımcısı İvan Sotnikov, katı radyoaktif atıkların depolandığı alanlarda atıkların özel konteynerlere yüklenmesinin, kontrol odasındaki bir operatör tarafından yönetilen özel bir robotik manipülatör aracılığıyla gerçekleştirildiğini anlattı. Bu sistem, atık malzemelerin tamamen güvenli şekilde depolanmasını ve işlenmesini sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.