Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ödeme Sistemleri

Kapsül Haber Ajansı - Ödeme Sistemleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ödeme Sistemleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Elektrikli Araçlar Dijital Kimlik Kazanıyor Haber

Elektrikli Araçlar Dijital Kimlik Kazanıyor

İstanbul Elektrikli araç şarjında kart, QR kod veya farklı uygulamalar arasında geçiş yapma ihtiyacını azaltacak yeni dönem Avrupa’da şekilleniyor. Uyumlu araç ve şarj altyapılarında Plug & Charge teknolojisi sayesinde kullanıcı kabloyu taktığında araç kendisini güvenli biçimde tanıtabiliyor, bağlı olduğu sözleşme üzerinden yetkilendiriliyor ve şarj ile ödeme süreci otomatik olarak başlayabiliyor. Avrupa Birliği’nin alternatif yakıt altyapısına ilişkin teknik düzenlemesi, 8 Ocak 2026’dan itibaren yeni kurulan veya yenilenen halka açık AC ve DC şarj noktaları için EN ISO 15118 iletişim standardını zorunlu kılıyor. 1 Ocak 2027’den itibaren EN ISO 15118-20 standardı yeni veya yenilenen halka açık noktaların yanı sıra özel Mode 3 ve Mode 4 şarj noktalarını da kapsayacak. Otomatik kimlik doğrulama sunan halka açık Plug & Charge noktalarının ise EN ISO 15118-2 ve EN ISO 15118-20’yi birlikte desteklemesi gerekecek. Yeni rekabet alanı: kimlik, yetki ve birlikte çalışabilirlik Bu takvim teknik bir güncellemeden daha fazlasını ifade ediyor. Yapının ilk katmanında, uyumlu aracın teknik sertifikası ve araç–şarj noktası iletişimi ISO 15118 standartlarına dayanıyor. İkinci katmanda ise teknik olarak tanımlanan aracın doğrulanmış kullanıcı, sözleşme, işlem yetkisi ve ödeme hesabıyla güvenli biçimde ilişkilendirilmesi gerekiyor. Spark Connect, bu unsurları hizmet sağlayıcılarıyla birlikte tek ve kesintisiz bir deneyimde buluşturmayı hedefliyor. KOBIL Trusted SuperApp teknolojisi ile geliştirilen mobilite platformu Spark Connect’e göre, elektrikli mobilitenin bir sonraki rekabet alanı soket sayısından önce güven ve birlikte çalışabilirlik olacak. Spark; şarj ağı operatörleri, ödeme sistemleri, otomotiv üreticileri, enerji şirketleri ve farklı mobilite hizmetlerini kapalı bir yapı içinde toplamak yerine, kullanıcının bunlara tek ve güvenilir bir deneyim üzerinden erişmesini sağlayan bir orkestrasyon katmanı geliştiriyor. “Elektrikli mobilitenin ilerlemesi yalnızca istasyon sayısıyla kazanılmayacak. Asıl değer; aracı, kullanıcıyı, sözleşmeyi ve ödemeyi güvenli biçimde birbirine bağlayabilmekte. Spark, sektör oyuncularının yerine geçmek için değil, onları tek ve kesintisiz bir kullanıcı deneyiminde buluşturmak için var. KOBIL’in yaklaşık 40 yıllık dijital güven birikimi, bu birleştirici katmanın temelini oluşturuyor.” Bankacılıkta güçlü kimlik doğrulama, uygulama güvenliği ve işlem yetkilendirme teknolojileriyle başlayan yaklaşık 40 yıllık KOBIL deneyimi; KOBIL Trusted SuperApp Platform ile kimlik, güvenli iletişim, elektronik imza, ödeme ve farklı dijital hizmetleri ortak bir mimaride buluşturan hizmet yapılarına taşındı. Spark Connect, KOBIL’in kimlik, yetkilendirme ve güvenli işlem teknolojilerini mobiliteye genişletiyor. Aracın teknik sertifikası ile doğrulanmış kullanıcıyı, sözleşmeyi, işlem yetkisini ve ödeme hesabını güvenli bir hizmet deneyiminde buluşturmayı hedefliyor. Elektrikli araç şarjı, otopark, sigorta, filo, araç kiralama, mikro mobilite ve şehir hizmetleri bu bütünleşik deneyimin farklı bileşenlerini oluşturuyor. GIREVE OCPI 2.2.1 birlikte çalışabilirlik altyapısı da Türkiye’deki şarj ağlarını Avrupa’daki roaming yapısıyla buluşturmak için teknik zemin sağlıyor. Araç, enerji sisteminin de aktif oyuncusuna dönüşüyor Avrupa Komisyonu’nun Akıllı Enerji Uzman Grubu ve Sürdürülebilir Ulaşım Forumu ile Almanya tarafından kurulan Avrupa Çift Yönlü Şarj Koalisyonu, 20 Mayıs 2026’da akıllı ve çift yönlü şarj için veri paylaşımını kolaylaştırmayı amaçlayan ortak önerilerini açıkladı. Avrupa Komisyonu, elektrik ve e-mobilite sektörünün pazar organizasyonu ile standartlar, dijital kimlik, işleyiş ilkeleri ve yönetişimi kapsayan ortak birlikte çalışabilirlik gereksinimlerinde aynı yönde buluşmasını Avrupa ölçeğinde bir dönüm noktası olarak tanımladı. Çift yönlü şarjın uygulandığı bir sistemde araç yalnızca enerji tüketmiyor; bataryasındaki elektriği eve, binaya veya şebekeye geri aktarabiliyor. Uygun pazar ve mevzuat koşullarında enerji satabilen bir varlığa dönüşmesi ise aracın hangi kullanıcıya, sözleşmeye ve ödeme hesabına bağlı olduğunun güvenli biçimde doğrulanmasını zorunlu kılıyor. Bu nedenle dijital kimlik, enerji işleminin yanında sunulan ek bir özellik değil; işlemin güvenli biçimde gerçekleşmesinin ön koşulu haline geliyor. Türkiye için fırsat: mobilitenin güven katmanını kurmak Türkiye’de elektrikli araç gündemi ağırlıklı olarak araç satışları, istasyon sayısı, soket kapasitesi, şarj gücü ve fiyatlandırma üzerinden ilerliyor. Yeni dönemde rekabet; araç sertifikalarının hangi güven zincirine bağlandığı, işlem yetkilerinin nasıl yönetildiği, farklı hizmetlerin ne ölçüde birlikte çalışabildiği ve ortaya çıkan verilerin hangi hukuki çerçevede işlendiği üzerinden şekillenecek. Spark Connect, bu hedef doğrultusunda şarj ağı operatörlerini, otomotiv ve enerji şirketlerini, finans kuruluşlarını, mobilite hizmet sağlayıcılarını ve şehirleri ortak bir güven ve birlikte çalışabilirlik katmanında buluşturmayı amaçlıyor. Bu mimaride başarı, kullanıcıyı tek bir kapalı ağda tutmakla değil; farklı ağlara ve hizmetlere tek, güvenli ve kesintisiz bir deneyimle erişebilmesini sağlamakla ölçülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İşletmeler Dijital Ödeme Çözümlerine Hazır, Dönüşümün Anahtarı Güven Haber

İşletmeler Dijital Ödeme Çözümlerine Hazır, Dönüşümün Anahtarı Güven

Garanti BBVA'nın ödeme ve elektronik para kuruluşu Tami'nin, Ipsos Türkiye iş birliğiyle gerçekleştirdiği araştırma, Türkiye'deki işletmelerin ödeme teknolojilerinde önemli bir dönüşüm potansiyeli taşıdığına işaret ediyor. Türkiye genelinde 1.207 işletmeyle gerçekleştirilen araştırmaya göre işletmelerin yüzde 80'i hâlâ yalnızca banka POS'larıyla çalışırken, yüzde 83'ü ödeme kuruluşlarıyla entegre herhangi bir ek çözüm kullanmıyor. Buna rağmen yeni nesil ödeme çözümlerini henüz kullanmayan işletmelerin yüzde 68'i bu çözümleri değerlendirmeye açık olduğunu ifade ediyor. Bulgular, işletmelerin teknolojiye kapalı olmadığını; ancak güven veren, kolay yönetilebilen ve işletmelerine somut fayda sağlayan çözümleri tercih ettiğini ortaya koyuyor. Ödeme sistemlerinde dönüşümün ön koşulu güven Araştırma, ödeme sistemlerinin artık yalnızca tahsilat süreçlerini yöneten araçlar olmaktan çıkarak müşteri deneyiminden operasyonel verimliliğe, nakit akışından büyüme performansına kadar işletmeler için stratejik bir rol üstlendiğini gösteriyor. İşletmeler ödeme yöntemi seçiminde müşteri beklentilerini ön planda tutarken, güvenilirlik de en önemli karar kriterlerinden biri olarak öne çıkıyor. İdeal bir ödeme platformundan beklentiler arasında hızlı ve kesintisiz ödeme deneyimi ile güçlü güvenlik altyapısı ilk sıralarda yer alıyor. Araştırmaya göre işletmeler yalnızca ödeme altyapısını değil, hizmeti sunan kurumun güvenilirliğini de değerlendiriyor. Güven; finansal sağlamlık, teknik süreklilik, güçlü güvenlik altyapısı ve ihtiyaç duyulduğunda kolayca ulaşılabilecek bir muhatap anlamına geliyor. Bulgular, ödeme teknolojilerinde ürün özelliklerinin yanı sıra, ürünün arkasındaki kurumun güvenilirliğinin de tercihleri doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Araştırma aynı zamanda ödeme ve e-para kuruluşları kategorisinde farkındalığın hâlâ gelişime açık olduğuna da işaret ediyor. İşletmelerin yüzde 35'i ödeme ve e-para kuruluşları kategorisinde herhangi bir marka adı söyleyemezken, bu durum sektör açısından güven kadar farkındalık ve doğru bilgilendirmenin de önemini ortaya koyuyor. Sorunsuz ödeme deneyimi artık büyümenin de parçası Araştırmaya göre ödeme deneyimi, işletmeler açısından yalnızca operasyonel bir süreç değil; büyümeyi destekleyen stratejik bir unsur olarak görülüyor. İşletmelerin yüzde 72'si sorunsuz ödeme deneyiminin müşteri memnuniyetini artırdığını belirtirken, yüzde 59'u satış gelirlerine olumlu katkı sağladığını, yüzde 55'i ise müşteri sadakatini güçlendirdiğini ifade ediyor. Bulgular, ödeme süreçlerinin işletmeler için rekabet avantajı yaratan önemli bir alan haline geldiğini gösteriyor. Araştırmayı değerlendiren Tami Genel Müdürü Melda Çetin, şunları söyledi: "Araştırmamız bize işletmelerin teknolojiye değil, belirsizliğe mesafeli olduğunu gösteriyor. İşletmeler yeni nesil ödeme çözümlerine açık; ancak bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için öncelikle güven duymaları, kesintisiz hizmet alacaklarını bilmeleri, kullanım kolaylığını deneyimlemeleri ve işletmelerine sağlayacağı somut faydayı görmeleri gerekiyor. Önümüzdeki dönemde sektörün en önemli sorumluluğu, gelişmiş teknolojileri işletmeler için daha anlaşılır, erişilebilir ve güven veren çözümlere dönüştürmek olacak." Çetin sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz de Tami olarak işletmelerin ihtiyaçlarından hareketle ödeme süreçlerini daha görünür, daha yönetilebilir ve daha verimli hale getiren çözümler geliştiriyoruz. Çoklu banka POS, CepPOS, linkle ödeme ve cüzdan gibi çözümlerimizle işletmelerin ödeme süreçlerini kolaylaştırırken, dijital dönüşüm yolculuklarında güvenilir bir iş ortağı olmayı hedefliyoruz. İşletmelerin ödeme teknolojilerindeki dönüşümünü hızlandıracak ürünler geliştirmeye, bunları işletmelere anlatmak ve öğretmek üzere aksiyonlar almaya, sektöre veri ve içgörü sunmaya ve işletmelerin daha güçlü büyümesine katkı sağlamaya devam edeceğiz." Araştırma ayrıca güçlü ve güvenilir bir finansal kurum tarafından desteklenen ödeme çözümlerinin işletmeler nezdinde güven algısını anlamlı ölçüde artırdığını ortaya koyuyor. Bulgular, ödeme sistemleri alanında yalnızca ürün ve hizmetlerin değil, bunları sunan kurumların deneyimi ve finansal gücünün de tercihleri etkileyen önemli faktörler arasında yer aldığını gösteriyor. Bu doğrultuda Garanti BBVA'nın finansal deneyimi ve güven altyapısı, Tami'nin işletmelere sunduğu ödeme çözümlerini destekleyen önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. ### Araştırma künyesi: Ipsos tarafından 18 Mart-16 Nisan 2026 tarihinde hedef kitle NUTS-1 12 bölge nüfus dağılımı dikkate alınarak 1207 işletme ile bilgisayar destekli CAPI yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Veriler kotalı örnekleme yöntem; %90’ı 1-9 çalışanı olan, %80’i çoklu POS entegrasyonunu kullanmayan ve %20’si ise çoklu POS entegrasyonunu kullanan ve market-gıda, hizmet, yemek, giyim ve aksesuar, elektronik eşya, bilgisayar vb. sektörlerde olup, %98’i B2C müşteriler için faaliyet gösteren işletmelerle görüşülmüş ve NUTS-1 12 bölge dağılımına göre kota takip edilmiştir. Sonuçlar, araştırmanın hedef kitlesini temsil etmek üzere tasarlanmış örneklem üzerinden elde edilmiştir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Araç Ekosisteminde Yeni Dönemi Blockchain ve RWA Şekillendirecek Haber

Elektrikli Araç Ekosisteminde Yeni Dönemi Blockchain ve RWA Şekillendirecek

Küresel elektrikli araç pazarı 2026 yılında yeni rekorlara hazırlanırken Türkiye'de de elektrikli otomobil satışları hız kesmeden büyümeye devam ediyor. Artan araç sayısı yalnızca şarj istasyonlarına olan talebi değil, bu altyapının nasıl finanse edileceği sorusunu da sektörün gündemine taşıyor. Blockchain teknolojisi ve RWA tokenizasyonu ise şarj altyapısını daha şeffaf, erişilebilir ve yatırım yapılabilir hale getirecek çözümler arasında öne çıkıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan SAFEbit İş Geliştirme Direktörü Leo Enes Şahin, elektrikli araç ekosisteminin artık yalnızca otomotiv sektörünün değil, enerji ve dijital finans dünyasının ortak dönüşüm alanı haline geldiğini söyledi. Elektrikli araç pazarı yeni bir büyüme evresine giriyor "Elektrikli araç pazarı artık niş bir segment olmaktan çıktı ve küresel otomotiv sektörünün ana büyüme alanına dönüştü. Uluslararası Enerji Ajansı'nın öngörülerine göre 2026 yılında küresel elektrikli araç satışlarının 23 milyon adede ulaşması bekleniyor. Türkiye'de de ilk dört ayda yaklaşık 55 bin elektrikli otomobil satıldı ve elektrikli araçların toplam pazardaki payı yüzde 19 seviyesine yükseldi. Togg, BYD ve Tesla'nın aynı pazarda güçlü şekilde büyümesi, Türkiye'nin elektrikli mobilite dönüşümünde önemli bir merkez haline geldiğini gösteriyor. Bu büyüme doğal olarak şarj altyapısına olan ihtiyacı da aynı hızla artırıyor. Elektrikli araçlara geçişi destekleyen en önemli faktörlerden biri de yükselen akaryakıt maliyetleri. Benzin fiyatlarının yüksek seyretmesi ve küresel enerji piyasalarındaki belirsizlikler, bireysel kullanıcıları ve filo şirketlerini daha düşük işletme maliyetine sahip elektrikli araçlara yönlendiriyor. Elektrikli araç sahipliği artık yalnızca çevresel bir tercih değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomik karar haline geliyor. Bu eğilim devam ettikçe şarj altyapısı yatırımlarının da çok daha hızlı büyümesi gerekecek. Şarj altyapısının finansmanı yeniden tanımlanıyor Bugün sektörün en büyük sorusu daha fazla elektrikli araç değil, bu araçları destekleyecek şarj altyapısının nasıl finanse edileceği. Türkiye'de AC ve DC şarj soketlerinin sayısı hızla artarken, bayram dönemlerinde şarj işlemleri ve elektrik tüketiminde yüzde 100'ün üzerinde büyüme görülmesi mevcut yatırımların daha da hızlanması gerektiğini ortaya koyuyor. Geleneksel finansman modelleri bu büyüme hızını tek başına karşılamakta zorlanabilir. Bu nedenle yeni nesil finansman modellerine ihtiyaç duyuluyor. Gerçek Dünya Varlıkları'nın tokenizasyonu, şarj istasyonu yatırımlarını çok daha geniş bir yatırımcı kitlesine açabilecek önemli bir model sunuyor. Bir şarj istasyonunun yatırım maliyetinin dijital tokenlara bölünmesi, yatırımcıların küçük paylarla altyapı yatırımlarına ortak olabilmesini sağlayabilir. İstasyonun elde ettiği gelir ise akıllı sözleşmeler aracılığıyla token sahiplerine otomatik olarak dağıtılabilir. Böylece operatörler daha hızlı finansmana ulaşırken yatırımcılar da gelir üreten somut altyapı varlıklarına erişebilir. Blockchain şarj ekosistemini daha verimli hale getirecek Blockchain teknolojisi yalnızca finansman tarafında değil, şarj altyapısının işletilmesinde de önemli avantajlar sunuyor. Şarj işlemleri, ödeme sistemleri, enerji mutabakatı ve araçtan şebekeye enerji aktarımı gibi süreçler merkezi yapılara ihtiyaç duymadan daha şeffaf ve güvenli biçimde yönetilebilir. Akıllı sözleşmeler sayesinde hem kullanıcı deneyimi iyileşirken hem de enerji ticaretinde verimlilik artabilir. Özellikle V2G modelleriyle elektrikli araçlar yalnızca enerji tüketen değil, gerektiğinde enerji sağlayan mobil depolama ünitelerine dönüşebilir. Bugün tokenize edilmiş gerçek dünya varlıkları pazarı hızla büyüyor ve enerji altyapısı bu alanın en güçlü kullanım senaryolarından biri olmaya aday görünüyor. Elektrikli araç şarj ağları düzenli nakit akışı üreten, ölçeklenebilir ve yatırımcı açısından anlaşılabilir altyapılar sunuyor. SAFEbit olarak blockchain ve RWA teknolojilerinin elektrikli araç ekosisteminde kalıcı bir finansman modeli oluşturacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde şarj istasyonlarının token bazlı sahiplik modelleriyle finanse edilmesi hem sektörün büyümesini hızlandıracak hem de dijital varlık yatırımcılarına reel ekonomiye bağlı yeni yatırım fırsatları sunacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’ya Global Finance’ten Bir Kez Daha “Türkiye’nin En İyi Nakit Yönetimi Bankası” Ödülü Haber

Garanti BBVA’ya Global Finance’ten Bir Kez Daha “Türkiye’nin En İyi Nakit Yönetimi Bankası” Ödülü

Garanti BBVA, dünyanın önde gelen finans yayınlarından Global Finance’in “Dünyanın En İyi Hazine ve Nakit Yönetimi Ödülleri”nde geçen yılın ardından bu yıl da “Türkiye’nin En İyi Nakit Yönetimi Bankası” seçildi. Banka, tahsilat, ödeme, finansman ve entegrasyon çözümlerinden oluşan geniş nakit yönetimi ekosistemi, dijital bankacılık altyapısı ve müşterilerine sunduğu yenilikçi ürünlerle ödüle layık görüldü. Garanti BBVA, nakit yönetimi alanında üst üste kazandığı bu ödülle sektördeki lider konumunu bir kez daha pekiştirdi. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, ödülle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Garanti BBVA olarak müşterilerimizin tahsilat, ödeme ve finansman süreçlerini daha verimli, hızlı ve güvenli hale getiren çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Global Finance tarafından bir kez daha Türkiye’nin En İyi Nakit Yönetimi Bankası seçilmek, müşteri deneyimi, teknoloji ve inovasyon odağında yürüttüğümüz çalışmaların uluslararası ölçekte takdir görmesinden dolayı bizim için son derece değerli. Dijitalleşmeyi yalnızca süreçleri dönüştüren bir araç olarak değil, müşterilerimizin iş yapış biçimlerine doğrudan değer katan stratejik bir unsur olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de nakit yönetimi alanındaki liderliğimizi yeni nesil teknolojiler ve yenilikçi çözümlerle güçlendirmeye devam edeceğiz.” Dijitalleşme ve inovasyon odağında liderlik Garanti BBVA, Türkiye’de nakit yönetimi alanında birçok yeniliğe öncülük eden bankalar arasında yer alıyor. Banka; Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DCS), Garantili Ödeme, tedarik zinciri finansmanı çözümleri, toplu ödeme sistemleri, SWIFT tabanlı entegrasyonlar, API servisleri ve dijital tahsilat altyapılarıyla şirketlerin finansal süreçlerini daha etkin yönetmelerine katkı sağlıyor. Yaklaşık 650 bin müşteriye nakit yönetimi hizmeti sunan Garanti BBVA, tahsilat, ödeme, finansman ve entegrasyon sistemleri aracılığıyla yıllık trilyonlarca liralık işlem hacmine aracılık ediyor. Banka ayrıca SWIFT GPI, SWIFT Go, sanal IBAN, talep edilen ödeme (Request to Pay API), tedarik zinciri finansmanı ve dijital başvuru çözümleri gibi birçok yenilikçi uygulamayı Türkiye'de ilk hayata geçiren kurumlar arasında bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Türkiye'den Yapay Zekâ ve Ödeme Sistemleri Alanlarında Üst Düzey Atamalar Haber

QNB Türkiye'den Yapay Zekâ ve Ödeme Sistemleri Alanlarında Üst Düzey Atamalar

2015 yılından bu yana QNB Türkiye’de Ödeme Sistemleri ve Analitik Ar-Ge Merkezi Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Murat Koraş, Yapay Zekâ ve Kurumsal Dönüşümden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görevine devam edecek. 1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Koraş, yeni görevinde banka bünyesinde yürütülen yapay zekâ ve kurumsal dönüşüm çalışmalarının ortak bir vizyon ve strateji doğrultusunda yönetilmesine liderlik edecek. QNB Türkiye bünyesindeki 25 yılı aşkın kariyeri boyunca stratejik iş geliştirme ofisi, ödeme sistemleri ve analitik alanlarında çok sayıda yenilikçi projeye liderlik eden Koraş, sektörde öncü uygulamaların geliştirilmesine önemli katkılar sundu. Uzun yıllardır üstlendiği yöneticilik sorumluluklarıyla bankanın stratejik dönüşümünde ve yenilikçi uygulamalarının hayata geçirilmesinde önemli rol üstlendi. QNB Türkiye ödeme sistemleri alanındaki yapılanmasını güçlendiriyor Gerçekleştirilen organizasyonel değişiklik kapsamında, QNBpay Genel Müdürü Alp Baydar ise Ödeme Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. Baydar, yeni görevinde QNB Türkiye'nin ödeme sistemleri alanındaki stratejilerine, yenilikçi ürün ve hizmetlerin geliştirilmesine ve dijital ödeme ekosisteminin büyümesine liderlik edecek. 2004 yılında Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Alp Baydar, 2011 yılında Özyeğin Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. Kariyerine 2004 yılında başlayan Baydar, 2007 yılında QNB Türkiye’ye katıldı. İş Geliştirme ve Strateji Ofisi’ndeki görevinin ardından İşletme ve KOBİ Bankacılığı ile Kurumsal ve Ticari Bankacılık ekiplerinde yöneticilik görevleri üstlendi. Son olarak Tüzel Ödeme Sistemleri ve Direkt Saha Bankacılığı Direktörü olarak görev yapan Baydar, QNBpay’in kuruluş ve yapılanma sürecinde önemli rol oynadı. Ödeme sistemleri alanında hayata geçirilen stratejik projelere ve yenilikçi çözümlerin geliştirilmesine liderlik eden Baydar, dijital ödeme ekosisteminin büyümesine ve dönüşümüne önemli katkılar sundu. 2022 yılından bu yana QNBpay Genel Müdürü olarak şirketin büyümesine ve ödeme teknolojileri alanındaki faaliyetlerinin gelişimine liderlik etti. QNB Türkiye, gerçekleştirilen bu görevlendirmelerle birlikte yapay zekâ, dijital dönüşüm ve ödeme sistemleri alanlarındaki yetkinliklerini daha da güçlendirerek müşterilerine sunduğu yenilikçi çözümleri geliştirmeyi ve sürdürülebilir büyüme hedeflerini desteklemeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Girişimi Promake 212 Liderliğinde 4 Milyon Dolar Yatırım Aldı Haber

Yapay Zekâ Girişimi Promake 212 Liderliğinde 4 Milyon Dolar Yatırım Aldı

Şubat ayında ürününü küresel kullanıma açan yapay zekâ girişimi Promake, yaklaşık dört ay içinde yeni yatırım turunu tamamlayarak, toplam 4 milyon dolar yatırım aldı. Türkiye’nin öncü girişim sermayesi fonu 212’nin liderlik ettiği yatırım turuna Ak Portföy GSYF, Arya VC, Gelecek Etki Fonu, JIMCO Jameel ailesinin global yatırım kolu ve Maxis Ventures katıldı. Promake aldığı yatırımla; ürününü farklı pazarlara taşımayı, yapay zekâ altyapısını güçlendirmeyi, ekibini büyütmeyi ve küçük işletmeler için iş kurma ile yönetim süreçlerini uçtan uca kapsayan yeni ürün katmanları geliştirmeyi planlıyor. Promake, yapay zekâyı küçük işletmeler için yeni bir teknoloji olmaktan çıkarıp günlük iş akışlarının doğal bir parçası haline getiriyor. İşletmelerin dijitalleşme ihtiyacına odaklanan platform, web sitesi, alan adı, e-posta, e-ticaret altyapısı, ödeme sistemleri ve dijital reklamların tek sohbet ekranı üzerinden, sade bir akış içinde kurulmasını ve yönetilmesini sağlıyor. Kullanıcılar, klasik yazılımlardaki teknik detayları ve yönetim panellerini öğrenmek zorunda kalmıyor; ürün ekleme, kampanya oluşturma, sayfa güncelleme ve ödeme alma gibi işlemleri sistemle konuşarak yapabiliyor. Promake böylece bir yazılım değil, işletmenin yanında çalışan “dijital ekip arkadaşı” olarak konumlanıyor. Dünya genelindeki 500 milyondan fazla KOBİ için ürününü geliştiren Promake, uzun vadede, küçük işletmelerin büyük şirketlere benzer dijital kapasiteye erişmesini sağlayan yapay zekâ tabanlı iş yönetimi platformu olmayı hedefliyor. Hedef 500 milyondan fazla KOBİ’nin büyük şirketlerle yarışan dijital kapasiteye erişmesi Promake Kurucu Ortağı ve CEO’su Emre Tekin, konuyla ilgili şöyle konuştu: “Tamamladığımız yeni yatırım turuyla birlikte, küçük işletmelerin iş kurma ve yönetme süreçlerini yapay zekâyla uçtan uca yeniden tanımlayan vizyonumuzu küresel ölçekte daha hızlı hayata geçiriyoruz. Amacımız yalnızca ürünü farklı pazarlara açmak değil; işletmelerin dijitalleşme biçimini temelden değiştirmek. Bu doğrultuda yapay zekâ omurgasını derinleştiriyor, ürünümüze iş kurma sonrası süreçleri de kapsayan yeni katmanlar ekliyoruz. Ekip ve altyapı yatırımlarımızı güçlendirerek ölçeklenebilir bir küresel büyüme dönemine giriyoruz. Uzun vadeli hedefimiz; 500 milyondan fazla KOBİ’nin tek bir sohbet ekranı üzerinden büyük şirketlerle aynı seviyede operasyon yürütebildiği yeni nesil bir küresel platform inşa etmek.” Yapay zekâyla işletme yönetiminde yeni dönem başlatıyor 212 Bölgesel Fon Ortağı Kıvanç Aydın, konuyla ilgili şunları söyledi: “Promake’e yaptığımız yatırımla, yapay zekâ üzerine inşa edilmiş ve küresel ölçekte güçlü büyüme potansiyeli taşıyan bir girişimi portföyümüze kattık. Yatırımımızın temelinde, dünya genelindeki milyonlarca işletme için dijitalleşmeyi teknik bir proje olmaktan çıkarıp, doğal dil komutlarıyla yönetilebilen bütüncül bir operasyon modeline dönüştürmeleri yer alıyor. Promake, işletmeleri yalnızca dijital ortama taşıyan değil; yapay zekâyla operasyonlarını yöneten, büyüten ve sürekli geliştiren bir platform sunuyor. Bu yaklaşımın, tek bir kişinin dahi küresel ölçekte rekabet edebilen işletmeler kurabildiği yeni bir dönemin kapısını araladığına inanıyoruz. Emre, Eren, Evren ve Dinçer’in bu vizyonu hayata geçirebilecek güçlü bir ekip olduğunu düşünüyor, bu yolculuklarında yanlarında olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.