Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Oecd

Kapsül Haber Ajansı - Oecd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Oecd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel İşlerin Yaklaşık Yüzde 40’ı Yapay Zekâ Etkisi Altında Haber

Küresel İşlerin Yaklaşık Yüzde 40’ı Yapay Zekâ Etkisi Altında

Vatansever, istihdam rakamları korunurken görevlerin ve yetkinliklerin algoritmalara devredildiği bu sürecin, klasik işsizlik tartışmalarının ötesinde, mesleklerin içeriden dönüşümü perspektifiyle ele alınması gerektiğini vurguladı. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre yapay zekâ, küresel ölçekte istihdamın yaklaşık yüzde 40’ını etkileyebilir. IMF, gelişmiş ekonomilerde bu oranın yüzde 60’a kadar çıkabileceğini belirtirken, söz konusu etkinin büyük ölçüde doğrudan iş kaybı değil, işlerin içeriğinde ve görev dağılımında dönüşüm şeklinde gerçekleşeceğine dikkat çekiyor. Bu tablo, istihdam rakamları korunurken mesleklerin içinin kademeli olarak boşalabildiğini gösteriyor. Bu bağlamda sessiz dijital işsizlik, bireyin istihdamda kalmasına rağmen karar alma, üretim ve mesleki katkı kapasitesinin yapay zekâ destekli sistemler tarafından aşamalı biçimde devre dışı bırakılması sürecini ifade ediyor. Sorun, insanların işsiz kalması değil; çalışmaya devam ederken mesleki değerlerinin görünmez biçimde aşınması olarak tanımlanıyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verileri, küresel ortalamada istihdamın yaklaşık yüzde 28’inin yüksek otomasyon riski altında bulunduğunu ortaya koyuyor. OECD, bu riskin kısa vadede kitlesel işten çıkarmalardan ziyade rol ve görev dönüşümü yoluyla ortaya çıkabileceğini vurguluyor. Bu durum, çalışanların karar verici pozisyonlardan daha sınırlı uygulayıcı rollere kaymasına neden olabiliyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile NASK tarafından hazırlanan küresel endeks ise dünya genelinde işlerin yaklaşık dörtte birinin (yüzde 25) generatif yapay zekâ tarafından dönüşüm riski taşıdığını gösteriyor. ILO, bu dönüşümün çoğu durumda işlerin tamamen ortadan kalkması anlamına gelmediğini; ancak işin içeriğinin, gereken becerilerin ve çalışma biçimlerinin köklü biçimde değiştiğini belirtiyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Future of Jobs 2025 raporu da benzer bir eğilime işaret ediyor. Raporda, yapay zekânın yalnızca bazı iş rollerini azaltmakla kalmayacağı; aynı zamanda meslek tanımlarını, beceri gereksinimlerini ve kariyer yollarını yeniden şekillendireceği vurgulanıyor. Bu yaklaşım, iş kaybı tartışmalarından çok iş dönüşümü kavramını öne çıkarıyor. Günlük iş pratiklerinde bu dönüşüm, birçok kurumda somut biçimde hissediliyor. Analist, muhasebeci, editör veya idari uzman gibi unvanlar korunurken; raporlama, veri sınıflandırma, içerik üretimi ve ön analiz gibi görevlerin giderek yapay zekâ destekli sistemler tarafından üstlenildiği görülüyor. Çalışanlar istihdamda kalmaya devam etse de mesleğin karar ve üretim merkezinden uzaklaşma riski artıyor. Klasik otomasyon çoğu zaman işten çıkarma odaklı bir tehdit olarak ele alınırken, sessiz dijital işsizlik yerinde tutarak dönüştürme pratiğiyle ilerliyor. Bu nedenle etkileri daha yavaş, daha görünmez ve ölçülmesi daha zor; ancak uzun vadede kurumsal verimlilik, mesleki kimlik ve karar alma kapasitesi üzerinde daha derin sonuçlar doğurabiliyor. Türkiye açısından bakıldığında, beyaz yaka istihdam oranının görece yüksek olması ve yapay zekâ yatırımlarının hız kazanması bu eğilimi daha kritik hâle getiriyor. Uzmanlar, sürecin yalnızca ekonomik değil; motivasyon kaybı, aidiyet zayıflaması ve mesleki kimlik erozyonu gibi psikososyal etkiler de ürettiğine dikkat çekiyor. Bu tabloya ilişkin değerlendirmelerde, mesleklerin yapay zekâ karşısındaki kırılganlığını ortaya koyan göstergelerin, farklı ülkelerden gelen verilerin ortak bir analitik çerçevede birlikte okunmasıyla anlam kazandığı belirtiliyor. Yapay zekânın istihdam üzerindeki etkilerini tekil raporlar üzerinden değil, görev, yetkinlik ve karar alma süreçlerindeki yapısal değişimi birlikte ele alan bir yaklaşımla değerlendirmek gerektiği vurgulanıyor. Vatansever Platformu ve Dijital Biz editoryal ekipleri tarafından, IMF, OECD, WEF ve ILO başta olmak üzere uluslararası kurumların güncel rapor ve verileri esas alınarak derlenen bu değerlendirmede, istihdam göstergeleri korunurken mesleklerin içeriden dönüştüğü ve “sessiz dijital işsizlik” olarak tanımlanan risk alanının orta ve uzun vadede belirleyici bir yapısal mesele hâline geldiği vurgulanıyor. İstihdam rakamları ayakta kalırken mesleklerin içi boşalıyorsa sorun hâlâ görünmezdir. “Sorun işsiz kalmak değil, çalışırken mesleğini kaybetmek.” Bu yaklaşım, sessiz dijital işsizliğin bir kriz söyleminden ziyade istatistiklerin henüz yakalayamadığı bir dönüşüme dair erken uyarı kavramı olarak ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Tartışmanın önümüzdeki dönemde hangi mesleklerin değil, hangi yetkinliklerin ayakta kalacağı sorusu etrafında derinleşmesi bekleniyor.

2026’da Asgari Ücret Ne Olacak? Haber

2026’da Asgari Ücret Ne Olacak?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ekim 2025 Enflasyon Raporu’na göre, yıl sonu enflasyonunun %43,4 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu tablo, hane halkı bütçelerinde reel gelir kaybının sürdüğüne işaret ediyor. TÜİK’in 2025 ikinci çeyrek verilerine göre işgücü maliyetleri bir önceki yıla göre %44,3 arttı. İSO’nun Eylül 2025 İmalat PMI raporu ise liradaki değer kaybının üretici maliyetlerini son üç ayın en hızlı artış seviyesine taşıdığını gösteriyor. KOBİ’ler için de işveren maliyeti 2025’te çalışan başına 30.556 TL seviyesine yükselmişti. Bu maliyetin, 2026’da yapılacak olası zamla birlikte 40 bin TL bandına yaklaşması bekleniyor. Bu veriler, şirketlerin 2026 planlarında daha temkinli harcama ve tasarruf odaklı adımlara yöneleceğini ortaya koyuyor. Asgari Ücret 27.000TL Olacak Mı? Küresel enflasyonun kademeli olarak düşmesine rağmen, Türkiye’de ücret artış baskısının süreceği öngörülüyor. Trading Economics’in modellemesine göre, Türkiye’de asgari ücretin 2026 yılında yaklaşık 32.000 TL/ay (brüt) seviyesine yükselmesi bekleniyor. Bu, mevcut brüt tutara kıyasla %23–25 civarında bir artış anlamına geliyor. Benzer biçimde, OECD 2025 Economic Outlook raporunda Türkiye için 2026 yılı ortalama fiyat artışının %21 civarında seyredeceği öngörülüyor. Bu oran dikkate alındığında, net asgari ücretin 27.000 TL civarında belirlenmesi ihtimalini güçlendiriyor. Bu durumda, enflasyon da göz önüne alındığında olası 2026 artışı, çalışanların yaşam maliyetlerindeki reel kaybı tamamen telafi etmeyebilir. Ekonomistler, yeni asgari ücretin yalnızca enflasyona endeksli değil, alım gücü temelli bir yaklaşımla belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Bu durum, 2026’da maaş artış oranlarının özel sektörde de referans alınacağı anlamına geliyor. Özellikle giriş seviyesi pozisyonlarda beyaz yakalı ücretlerin yeniden dengelenmesi gündemde. Ücret Politikalarında Yeniden Kalibrasyon Dönemi İnsan Kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Kurucusu Jilda Bal, 2026 asgari ücret beklentilerini şu şekilde değerlendirdi: “2026, ücret politikalarında yeniden kalibrasyon yılı olacak. Enflasyon düşse bile, çalışanların alım gücü henüz toparlanmadı. Şirketler artık maaş artışlarını yalnızca piyasa ortalamasına göre değil, çalışan deneyimine ve sürdürülebilir motivasyona göre kurgulamak zorundadır. Önümüzdeki dönemde, ücret şeffaflığı, yan hakların genişletilmesi ve performansa dayalı ödül sistemleri çok daha belirleyici hale gelecek. Kısa vadeli zamlar değil, uzun vadeli güven inşası çalışan bağlılığını koruyacak.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.