Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Oem

Kapsül Haber Ajansı - Oem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Oem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akıllı Fabrikaların Yükselişi Sensörlerin Üretimdeki Rolünü Dönüştürüyor Haber

Akıllı Fabrikaların Yükselişi Sensörlerin Üretimdeki Rolünü Dönüştürüyor

Günümüzde otomasyonun hızla değiştiğini söyleyen Telemecanique Sensors Pazarlama Müdürü Melisa Altuntaş Karanlık, "Otomasyonda tek bir sensör teknolojisinin her uygulamaya cevap vermesi mümkün değil. Makinenin çalışma koşulları, algılanacak nesne, ortam şartları ve ihtiyaç duyulan veri seviyesi doğru teknolojinin seçiminde belirleyici oluyor. Biz de mekanik algılamadan akıllı ve bağlantılı sensörlere kadar geniş bir teknoloji portföyünü bir arada sunarak OEM'lerin uygulamaları için doğru çözüme daha hızlı ulaşmasını hedefliyoruz" diyor. Endüstriyel otomasyon yatırımları hız kazanırken, üretim hatlarının daha akıllı ve bağlantılı hale gelmesi sensörlerin rolünü de güçlendiriyor. Robotlardan akıllı üretim hatlarına uzanan bu dönüşümde makinelerin çevresini doğru algılaması, üretimin sürekliliği ve güvenilirliği açısından kritik önem taşıyor. Telemecanique Sensors Pazarlama Müdürü Melisa Altuntaş Karanlık, otomasyon teknolojileri gelişirken farklı uygulamaların ihtiyaçlarına uygun sensör seçiminin üreticiler açısından stratejik hale geldiğine dikkat çekiyor. Doğru sensör seçimi üretimin sürekliliğini güçlendiriyor Otomasyon yatırımlarının hızlandığı günümüzde sensörlerin makinelerin kritik bileşeni haline geldiğine dikkat çeken Karanlık, "Üretim hattında bir ürünün doğru noktaya ulaştığını, bir parçanın konumunu, bir makinenin hareketinin sonlandığını veya belirli bir koşulun gerçekleştiğini güvenilir biçimde algılamak üretim sürecinin devamlılığı açısından büyük önem taşıyor. Bugün OEM'ler (Orijinal Ekipman Üreticisi), çok farklı çalışma koşullarına ve makine tasarımlarına uygun çözümlere ihtiyaç duyuyor. Telemecanique Sensors olarak fotoelektrik, endüktif, ultrasonik, kapasitif, RFID ve emniyet sensörlerinin yanı sıra nihayet şalteri çözümlerini de kapsayan geniş bir portföy sunuyoruz. Böylece paketleme makinelerinden konveyörlere, gıda ve içecek üretiminden pompa sistemlerine, mobil ekipmanlardan asansör ve yürüyen merdivenlere kadar farklı uygulamalara uygun algılama çözümleri geliştirebiliyoruz. Geniş ürün çeşitliliğimiz, OEM'lerin farklı makine tasarımları ve çalışma koşulları için ihtiyaçlarına uygun çözümleri aynı portföy içerisinde değerlendirmesine olanak sağlıyor. Mekanik ve elektronik sensörler üretimde birbirini tamamlıyor Sensör teknolojilerindeki gelişimin mekanik algılamanın üretimdeki yerini ortadan kaldırmadığına dikkat çeken Karanlık, "Aksine doğru uygulamada her iki yaklaşımın birbirini tamamladığını görüyoruz. Özellikle bir makinenin fiziksel olarak belirli bir konuma ulaştığının veya hareketin son noktasının algılanması gereken uygulamalarda elektromekanik algılama çözümleri uzun yıllardır güvenilir bir çözüm olarak kullanılıyor. Bu nedenle yeni teknolojiler ortaya çıktıkça mekanik algılamanın değerini de uygulamanın ihtiyacı üzerinden değerlendirmek gerekiyor. Örneğin üretimde kullanılan sensörlerin bağlantılı ve akıllı hale gelmesiyle birlikte veri tarafında da önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Bu tablo, sensörlerin üretim hatlarında algılama işlevinin ötesinde veri sağlayan önemli bir noktaya dönüştüğünü gösteriyor. Biz de elektromekanik ve elektronik sensör teknolojilerini aynı çatı altında sunarak müşterilerimizin uygulamaya göre en uygun çözümü seçmesine odaklanıyoruz" ifadelerini kullandı. Sensör seçiminde belirleyici olan ihtiyaca uygun teknoloji Üreticilerin sensörlerden beklentisinin artık üretimin bir sonraki aşamasına hazırlanmayı kapsadığına vurgu yapan Karanlık, şunları söyledi: "Grand View Research'in son araştırmasına göre küresel endüstriyel sensörler pazarının 2026'da 30,3 milyar dolara ulaşması ve 2033'e kadar yıllık ortalama yüzde 8,5 büyümesi bekleniyor. Araştırmada üretim sektörü, sensör kullanımında öne çıkan alanlardan biri olarak gösterilirken, akıllı fabrikaların yaygınlaşmasıyla gerçek zamanlı izleme, süreç optimizasyonu ve kestirimci bakım uygulamalarının sensör talebini desteklediği belirtiliyor. Bu dönüşümde önemli olan, her uygulamada en yeni teknolojiyi tercih etmekten ziyade makinenin ve üretim sürecinin ihtiyaçlarına en uygun sensör teknolojisini belirlemek. Biz de Ar-Ge çalışmalarımız ve geniş ürün portföyümüzle üreticilerin bugünkü algılama ihtiyacını güvenilir şekilde karşılıyor, uygulamaya en uygun teknolojiyi seçerek daha bağlantılı, verimli ve esnek üretim süreçlerine geçişlerini destekliyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Safkar, IAA Transportation 2026'da Yeni Nesil Mobil İklimlendirme Teknolojilerini Dünyayla Buluşturacak Haber

Safkar, IAA Transportation 2026'da Yeni Nesil Mobil İklimlendirme Teknolojilerini Dünyayla Buluşturacak

Mobil iklimlendirme sektöründe öncü mühendislik 1988 yılından bu yana Türkiye'nin mobil iklimlendirme sektöründeki ilk yerli üreticisi olarak faaliyet gösteren Safkar; otomotiv, raylı sistemler ve savunma sanayine yönelik geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle sektörüne yön veren öncü kuruluşlar arasında yer alıyor. Ticari araç klimaları, frigorifik soğutucular ve mobil iklimlendirme çözümleri alanındaki yüksek mühendislik gücüyle faaliyetlerini sürdüren şirket, IAA Transportation 2026'da yeni nesil ürün ve teknolojilerini uluslararası sektör profesyonellerinin beğenisine sunacak. Savunma sanayinin zorlu operasyonlarından ticari araçların kesintisiz hizmet verdiği uzun yol taşımacılığına kadar farklı ihtiyaçlara özel geliştirdiği teknolojilerle Türkiye'nin mühendislik kabiliyetini uluslararası arenada başarıyla temsil eden Safkar, kurulduğu günden bu yana OEM ticari araç ve otobüs üreticilerinin öncelikli tercihleri arasında yer alıyor. Şirket, yüksek performanslı ürünleri ve Türkiye genelindeki yaygın servis ağı sayesinde son kullanıcıların da güvenini kazanmaya devam ediyor. Yüzde 100 yerli sermaye ile küresel teknoloji ortağı Yüzde 100 yerli sermayesi, köklü ana tedarikçi kimliği ve güçlü üretim altyapısıyla küresel ölçekte stratejik teknoloji ortağı olarak faaliyet gösteren Safkar, sermaye piyasalarının güvenini arkasına alan Borsa İstanbul'a kote köklü yapısıyla da dikkat çekiyor. İzmir'de bulunan toplam 15 bin metrekare kapalı alana sahip Ulukent S1 tesisinde yıllık 15 bin 360 adet klima ve soğutucu üretim kapasitesiyle faaliyet gösteren şirket, büyüme vizyonu doğrultusunda 2024 yılında devreye aldığı 6 bin metrekare kapalı alana sahip Emiralem S2 tesisinde ise eşanjör, boru ve rakor üretimi gerçekleştiriyor. Dünyanın dört bir yanından üreticileri, OEM firmalarını, filo yöneticilerini ve sektör profesyonellerini bir araya getiren IAA Transportation 2026 kapsamında Safkar; mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini güçlendirmeyi, yeni ihracat pazarlarına ulaşmayı ve uluslararası iş birliklerini geliştirmeyi hedefliyor. Güveni, yüksek mühendisliği, sürdürülebilir bir geleceği, yüzde 100 yerli sermayeyi ve milli üretim gücünü temsil eden Safkar, IAA Transportation 2026 Fuarı'nda Türkiye'nin mobil iklimlendirme alanındaki üretim gücünü ve mühendislik yetkinliğini küresel ölçekte bir kez daha ortaya koyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GE Aerospace ile Türk Hava Yolları Teknik’ten Türkiye’de Elektronik MRO Hamlesi Haber

GE Aerospace ile Türk Hava Yolları Teknik’ten Türkiye’de Elektronik MRO Hamlesi

GE Aerospace (NYSE: GE) ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. bugün, Veri Bağlantısı Kontrol ve Görüntüleme Üniteleri (DCDU) için GE Aerospace’in yetkili bakım, onarım ve revizyon (MRO) desteğini ilk beş yıllık süre için genişletecek bir Hizmet ve Lisans Anlaşması imzaladıklarını duyurdu. Bu anlaşma, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin, dünyanın önde gelen havacılık hizmetleri sağlayıcılarından biri olarak İstanbul’da yer alan dünya standartlarındaki tesislerinden yerli ve küresel havayolu müşterilerine OEM onaylı hizmetler sunmasını sağlıyor. Anlaşma kapsamında GE Aerospace Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’ye; özel test ekipmanları, OEM parçaları ve yapılandırılmış teknik destek sağlayacak. GE Aerospace’in teknik verileri ve teknik bilgisinin lisanslanmasını içeren bu ortaklık, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.'nin GE Aerospace tarafından yetkilendirilmiş DCDU MRO işlemlerinin en yüksek küresel standartlara uygun olarak gerçekleştirilmesini sağlayacak ve kokpit veri bağlantısı iletişim ekipmanları için güvenilir, yüksek performanslı bakım hizmeti sunacak. Yasin Birinci, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. Genel Müdür (Mühendislik ve Planlama) Yardımcısı yaptığı açıklamada, “Bu anlaşma, elektronik hizmet kapasitemizi genişletme yolunda önemli bir adım. GE Aerospace ile imzaladığımız bu anlaşma sayesinde müşterilerimize daha kapsamlı uçak bakım hizmetleri sunacak olmaktan mutluluk duyuyoruz. İş birliğimiz öncelikli olarak hizmet kullanılabilirliğini artırarak havayolu işletmelerinin uçak duruş sürelerini azaltmalarına ve filo performanslarını optimize etmelerine yardımcı olacak, ” dedi. Kris Shepherd, GE Aerospace Elektrik Güç Sistemleri Başkanı ve Genel Müdürü, gerçekleştirilen bu anlaşmanın önemini, “GE Aerospace olarak Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ile uzun süredir devam eden ortaklığımızı genişletmekten gurur duyuyoruz. Bu iş birliği, elektronik hizmetlerini müşterilere daha yakın hale getirmekte ve Türkiye’nin havacılık ekosistemini daha da güçlendirmektedir. Küresel DCDU onarım kapasitesinin genişletilmesini destekleyerek bölgesel erişimi artırmayı ve hizmet sürekliliğini güçlendirmeye kararlıyız,” sözleriyle ifade etti. DCDU, kokpit veri bağlantısı iletişimini destekleyerek uçuş ekiplerinin modern uçak iletişim sistemlerinin bir parçası olarak dijital mesajları yönetmesine yardımcı olur. GE Aerospace tarafından yetkilendirilmiş DCDU MRO kapasitesinin dahil olmasıyla birlikte, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. küresel onarım kapasitesinin artırılmasına, operatörler için onarım sürelerinin kısaltılmasına ve dünya çapındaki havayolları için uzun vadeli hizmet erişilebilirliğinin sağlanmasına katkıda bulunacaktır. Anlaşma; özel test ekipmanlarına, OEM (orijinal ekipman üreticisi) parçalarına ve güçlü teknik desteğe erişimi içermekte olup, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin İstanbul’daki son teknoloji merkezlerinden küresel havayollarına yönelik elektronik bakım onarım kabiliyetlerini verimli bir şekilde genişletmesine olanak tanımaktadır. GE Aerospace, 60 yıldır Türkiye’nin güvenilir bir ortağıdır. İstanbul, Ankara ve Gebze’deki ofis ve tesisleriyle GE Aerospace’in Türkiye’deki 500 çalışanı ile ülke genelindeki 3100’den fazla ticari ve savunma motorundan oluşan kurulu filoyu desteklemektedir. Türkiye Teknoloji Merkezi’ndeki yüksek nitelikli mühendisler, GE Aerospace’in yeni motor programları, yazılım geliştirme ve katmanlı imalat gibi küresel mühendislik çalışmalarına katkıda bulunarak ülkenin gelişmiş bir havacılık merkezi olma konumunu desteklemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’den Otomotiv Sektöründe 41,5 Milyar Dolarlık Tarihi İhracat Rekoru Haber

Türkiye’den Otomotiv Sektöründe 41,5 Milyar Dolarlık Tarihi İhracat Rekoru

Dünyada Ticari alacak sigortası lideri Allianz Trade, farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlere rehberlik eden raporlarından bir yenisini daha Otomotiv Sektörü odağında hazırladı. Raporda yeni "Made in Europe" çerçevesinin hâlen birçok belirsizlik içerdiği, bu belirsizlikten Türkiye’nin de etkilenebileceği belirtiliyor. Küresel otomotiv sektöründe güç dengesinin ise Asya’ya kaydığı vurgulanıyor. Küresel otomotiv sektöründeki güç dengesinin hızla değiştiği belirtilen raporda, Çin’in tek başına artık dünya otomobil satışlarının yüzde 37’sini gerçekleştirdiği ve bu oranın, 2024 yılına göre 2 puan, 2019 yılına göre ise 8 puan artış anlamına geldiği belirtiliyor. Aynı dönemde Avrupa'nın küresel pazar payının yüzde 20'nin altına, Kuzey Amerika'nın payının ise yüzde 21'e gerileyerek her iki bölge için de yeni tarihi düşük seviyelere ulaştığı raporda vurgulanıyor. Öte yandan yine Allianz Trade’in raporuna göre; küresel otomotiv pazarı 2025 yılında üst üste üçüncü kez büyüme kaydetti. Pazarın yaklaşık yüzde 5 büyüyerek, 2024 yılındaki yüzde 3'lük büyümenin de üzerine çıktığı bilgisi verilen raporda bu büyümenin lokomotifinin artık belirgin şekilde Asya'ya kaydığı belirtiliyor. Dünyanın iki büyük olgun pazarı olan Avrupa ve ABD’nin sınırlı bir performans sergilediği, Avrupa pazarı yatay seyrederken, ABD’nin yalnızca yüzde 2 büyüyebildiği de verilen bilgiler arasında bulunuyor. Öte yandan Çin pazarının yüzde 9 büyüyerek dikkat çekici bir performans ortaya koyduğunun altı çiziliyor. Rapora göre Güney Amerika, Orta Doğu ve diğer gelişmekte olan ülkeler de küresel büyümeye önemli katkı sağladı. Çin hariç Asya-Pasifik bölgesi ile Japonya’nın ise daha sınırlı düzeyde, yaklaşık yüzde 3 büyüme gösterdiği raporda belirtiliyor. Dolayısıyla 2025 yılının yalnızca daha fazla aracın satıldığı bir yıl değil; aynı zamanda küresel otomotiv sektörünün ağırlık merkezinin belirgin biçimde Asya'ya ve özellikle Çin'e kaydığı bir dönüm noktası olarak öne çıktığı bir yıl olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Made in Europe’un Türkiye’ye etkileri Allianz Trade’in raporunda Made in Europe’un içerdiği belirsizlikleri Türkiye otomotiv sektörü açısından 2026 yılının en önemli risklerinden biri olarak öne çıktığı vurgulanıyor. Türkiye'nin Avrupa'nın yeni otomotiv üretim çerçevesine dahil edilip edilmeyeceğinin henüz netlik kazanmadığı verilen bilgiler arasında… Araçların "Made in Europe" statüsü kazanabilmesi için uygulanacak mevcut yüzde 70 AB katma değer eşiğinin, Türkiye'de gerçekleştirilen üretimin bu kriterin dışında kalmasına neden olabilecek kadar yüksek bir seviye olduğu belirtiliyor. Ayrıca raporda; Türkiye'nin "Made in EU" statüsü kazanması durumunda, Çin menşeli içeriklerin AB teşviklerinden dolaylı olarak yararlanabileceği bir geçiş noktası hâline gelebileceğine yönelik endişelere dikkat çekiliyor. Allianz Trade Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, ekonomimizin lokomotifi olan otomotiv sektöründeki stratejik varlığımızı ve otomotiv üreticileri ile tedarikçilerine verdiğimiz desteği kararlılıkla sürdürüyoruz. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılını 41,5 milyar dolarlık tarihi bir ihracat rekoru ve 1,37 milyon adetlik zirve satışla kapatan sektörümüz, ODMD (Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği) raporlarının da işaret ettiği üzere 2026'nın ilk yarısında sıkı finansman koşullarına bağlı olarak iç pazarda yüzde 8,2'lik dönemsel bir dengelenme ve hacim kaybı sürecinden geçiyor. Bu dinamik dönüşüm ve risk ortamında, alacak sigortası tarafında otomotiv üreticileri ve tedarik zincirindeki paydaşlarımız için üstlendiğimiz toplam risk büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemine göre döviz bazında yaklaşık yüzde 15 artırarak desteğimizi bir kez daha ortaya koyduk. Sektördeki elektrifikasyon dönüşümünü, değişen tedarik ekosistemini ve maliyet yönetimini yakından takip ediyor; proaktif risk yönetimi çözümlerimizle Türk otomotiv sanayisinin hem küresel pazarlardaki rekabet gücünü hem de finansal sürdürülebilirliğini güvence altına almaya devam ediyoruz.” Raporda, Türkiye’de Çinli otomotiv üreticilerinin giderek güçlenen varlığının; elektrikli araç ve batarya sektörlerine yönelik destekleyici mali politikalar ile Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara uygulanan gümrük tarifeleri sayesinde daha da belirginleştiği, bu durumun Türkiye'nin Avrupa otomotiv tedarik zincirindeki rolüne ilişkin tartışmaları da artırdığı vurgulanıyor. Öte yandan Avrupa pazarına tam erişimin kaybedilmesinin Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekilen raporda; Avrupa Birliği’nin, Türkiye'nin açık ara en büyük otomotiv ihracat pazarı konumunda bulunduğu hatırlatılıyor. 2025 yılında otomotiv ihracatının, 30,11 milyar dolar ile yüzde 72,5'isinin AB ülkelerine gerçekleştirildiği bilgisi raporda veriliyor. Almanya’nın ise tek başına 6,61 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ve yıllık bazda yüzde 36'lık artışla en büyük pazar olmayı sürdürdüğüne dikkat çekiliyor. Allianz Trade’in raporunda; Türkiye'nin AB menşei statüsünün yalnızca kısmen dışında bırakılmasının bile Türkiye'de üretilen araç ve otomotiv parçalarının en büyük ihracat pazarındaki tercihli ticaret avantajlarını kaybetmesine yol açabileceğine dikkat çekiliyor. Bu durumun ise küresel otomotiv üreticilerinin (OEM) Türkiye'ye yatırım yapma gerekçelerini zayıflatabileceği, tedarik zincirlerinin yeniden Avrupa'ya taşınan üretim merkezlerine yönelmesi riskini de beraberinde getirebileceği raporda öngörülüyor. İç Talebin Gücü Allianz Trade’in Otomotiv Sektörü Raporu’na göre; Türkiye'nin rekor düzeye ulaşan iç pazar satışları bir diğer deyişle 2025 yılında toplam araç satışlarının yıllık bazda yüzde 10,5 artarak 1,37 milyon adede ulaşması, dış talebin zayıfladığı bir dönemde sektör açısından önemli bir denge unsuru oluşturuyor. Brüksel'in AB menşei kriterlerini sıkılaştırması ve küresel otomotiv üreticilerinin (OEM) tedarik zincirlerini yeniden değerlendirmesiyle birlikte, iç pazarın daralan ihracat fırsatlarına yönelmesi beklenen üretim hacmini absorbe edebilmesi sektör için önemli bir avantaj sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karel’in Bağlı Ortaklığı Daiichi’den Otomotiv Elektroniğinde 100 Milyon Dolarlık Yeni İş Hacmi Haber

Karel’in Bağlı Ortaklığı Daiichi’den Otomotiv Elektroniğinde 100 Milyon Dolarlık Yeni İş Hacmi

Karel’in bağlı ortaklığı Daiichi Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş., otomotiv elektroniği alanındaki büyüme hedefleri doğrultusunda önemli bir iş birliğine daha imza attı. Daiichi; küresel ölçekte faaliyet gösteren lider bir otomotiv orijinal ürün üreticisi (OEM) ile araç bileşenlerinin geliştirilmesi, doğrulanması (validasyon) ve seri üretimini kapsayan yeni bir proje için nominasyon aldı. Yaklaşık 5 yıllık dönem için toplam 100 milyon dolar seviyesinde iş hacmi oluşturması beklenen iş birliği kapsamında Daiichi; otomotiv elektroniği alanındaki mühendislik deneyimi, teknoloji geliştirme yetkinliği ve proje yönetimi kabiliyetiyle sürece katkı sağlayacak. Otomotiv teknolojilerinde güçlü mühendislik ve teknoloji yetkinliği Karel’in teknoloji geliştirme, mühendislik ve elektronik alanındaki birikiminin farklı sektörlerde değer yaratma potansiyelini ortaya koyan bu gelişmeyle ilgili Karel Genel Müdürü Altay Doğu şu açıklamayı yaptı: “Karel olarak uzun yıllardır geliştirdiğimiz mühendislik yetkinliğimizi ve teknoloji geliştirme gücümüzü farklı sektörlerde değer yaratacak şekilde büyütmeye devam ediyoruz. Daiichi’nin otomotiv elektroniği alanında aldığı bu yeni proje; mühendislik birikimimizin, kalite yaklaşımımızın ve teknoloji yetkinliklerimizin farklı pazarlarda yeni fırsatlara dönüşme potansiyelini ortaya koyuyor. Önümüzdeki 5 yılda 100 milyon dolarlık iş hacmi yaratmasını öngördüğümüz bu stratejik iş birliğiyle, Daiichi’nin otomotiv elektroniği alanındaki konumunu güçlendirmeyi ve Karel’in teknoloji, mühendislik ve inovasyon odaklı büyüme yolculuğuna katkı sağlamayı hedefliyoruz. Otomotiv teknolojilerinde elektronik sistemlerin dönüşümü; güçlü Ar-Ge altyapısı, uzmanlık ve yüksek kalite standartları gerektiriyor. Biz de sahip olduğumuz yetkinliklerimizle; 40 yıldır yaptığımız gibi Türkiye’de ve dünyada farklı sektörlerdeki iş ortaklarımız için küresel standartlarda, değer yaratan çözümler geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yüksek Teknoloji ve Katma Değerli Üretim, Maysan Mando’yu İSO 500’e Taşıdı Haber

Yüksek Teknoloji ve Katma Değerli Üretim, Maysan Mando’yu İSO 500’e Taşıdı

Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, sektör arenasındaki başarılarına bir yenisini daha ekledi. Maysan Mando, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” listesine adını yazdırarak, Türkiye’nin sanayi devleri arasında yerini aldı. Türkiye ekonomisinin en önemli referans çalışmalarından biri olarak kabul edilen İSO 500 araştırması, şirketleri net satışlar, üretimden satışlar, ihracat, brüt katma değer ve faaliyet performansları gibi birçok kriter doğrultusunda değerlendiriyor. Maysan Mando’nun bu prestijli listede yer alması, yalnızca üretim gücünün değil, aynı zamanda uzun vadeli büyüme vizyonunun da bir yansıması niteliği taşıyor. Yüksek Katma Değerli Üretim Stratejisi Sonuç Veriyor Son yıllarda odağını yüksek katma değerli ürünlere yönlendiren Maysan Mando, otomotiv sektöründeki dönüşüme paralel olarak teknoloji yatırımlarını ve ürün geliştirme çalışmalarını hızlandırıyor. Özellikle modül sistemleri ve ileri valf teknolojileri alanında yürütülen çalışmalar, şirketin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. Katma değeri yüksek ürünlere yönelik stratejik dönüşüm, şirketin sadece üretim hacmini değil, ürün kalitesini ve teknolojik yetkinliklerini de ileri taşıyor. Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maysan Mando, Automechanika İstanbul’da Yüksek Teknolojili Ürünleriyle İlgi Odağı Oldu Haber

Maysan Mando, Automechanika İstanbul’da Yüksek Teknolojili Ürünleriyle İlgi Odağı Oldu

Şirket, dört gün boyunca dünyanın farklı ülkelerinden gelen sektör profesyonellerini standında ağırlarken, gerçekleştirdiği iş görüşmeleri ve yeni bağlantılarla fuarı verimli bir şekilde tamamladı. 19-22 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen ve bu yıl 25’inci yılını kutlayan Automechanika İstanbul, otomotiv satış sonrası sektörünün küresel oyuncularını İstanbul’da bir araya getirdi. Maysan Mando, Salon 8 A165 numaralı standında sergilediği ileri teknoloji ürünleriyle fuarın yoğun ilgi gören markaları arasında yer aldı. Yüksek katma değerli ürünler yoğun ilgi gördü Maysan Mando’nun fuarda öne çıkan en önemli başlıklarından biri, yüksek katma değerli ürünlere yönelik stratejik dönüşümü oldu. Şirketin özellikle modül sistemleri ve ileri valf teknolojileri alanında geliştirdiği ürünler, ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Otomotiv sektöründe değişen ihtiyaçlara paralel olarak Ar-Ge yatırımlarını güçlendiren Maysan Mando, üretim altyapısını da ileri mühendislik çözümlerine göre şekillendiriyor. Fuarda sergilenen teknolojiler, şirketin sadece üretim kapasitesiyle değil, mühendislik gücü ve inovasyon yaklaşımıyla da sektörde güçlü bir konumda bulunduğunu ortaya koydu. Automechanika İstanbul’da küresel iş birlikleri öne çıktı Fuar süresince Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya başta olmak üzere dünyanın birçok farklı bölgesinden sektör temsilcileriyle temas kuran Maysan Mando, yeni iş birlikleri açısından önemli görüşmelere imza attı. Mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini güçlendiren şirket, uluslararası pazarlardaki büyüme hedefleri doğrultusunda yeni bağlantılar geliştirme fırsatı da yakaladı. OEM ve aftermarket alanındaki güçlü üretim yetkinliğiyle dikkat çeken Maysan Mando, küresel otomotiv sektörünün dönüşümüne uyum sağlayan ürün gamıyla fuarın en yoğun ziyaret edilen stantlarından biri oldu. Ar-Ge ve ileri teknoloji odağı güçleniyor Maysan Mando, son dönemde özellikle ileri amortisör teknolojileri, valf sistemleri ve modül çözümleri alanındaki yatırımlarını artırarak yüksek teknolojili üretime odaklanıyor. Şirketin Ar-Ge merkezinde yürütülen çalışmalar, sürüş konforu, dayanıklılık, güvenlik ve performans kriterlerini aynı anda geliştiren yeni nesil ürünlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Fuarda sergilenen çözümler, Maysan Mando’nun sadece bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin mobilite beklentilerine yönelik çalışmalar yürüttüğünü de ortaya koydu. Yenilikçi yaklaşımıyla dikkat çeken şirket, sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda teknoloji yatırımlarını artırmaya devam ediyor. Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maysan Mando, Yüksek Katma Değerli Ürün Stratejisini Automechanika İstanbul’da Sergileyecek Haber

Maysan Mando, Yüksek Katma Değerli Ürün Stratejisini Automechanika İstanbul’da Sergileyecek

Türkiye’nin en büyük uluslararası ticaret fuarı olma özelliğini taşıyan ve bu yıl 25. yılını kutlamaya hazırlanan Automechanika İstanbul, 19-22 Mayıs 2026 tarihleri arasında sektörün önde gelen markalarını bir araya getirecek. Maysan Mando da fuar kapsamında Salon 8, A165 numaralı standında ziyaretçilerini ağırlayarak, ileri teknolojiye sahip, çevreci ve sürdürülebilir çözümlerini tanıtacak. Odağını yüksek katma değerli ürünlere yönlendiriyor Otomotiv sektöründeki dönüşüme paralel olarak odağını yüksek katma değerli ürünlere yönlendiren Maysan Mando, özellikle modül sistemleri ve ileri valf teknolojileri alanındaki Ar-Ge ve yatırım faaliyetleriyle dikkat çekiyor. Şirket, geliştirdiği yenilikçi çözümlerle hem orijinal ekipman üreticilerine (OEM) hem de satış sonrası pazara yönelik ürün kalitesini sürekli ileri taşımayı hedefliyor. Fuar süresince Maysan Mando, sahip olduğu mühendislik gücünü ve üretim yetkinliğini yansıtan teknolojilerini sergilerken; iş ortakları, sektör profesyonelleri ve ziyaretçilerle bir araya gelerek yeni iş birlikleri için de önemli bir platform oluşturacak. Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Danfoss’ta Üst Düzey Atama Haber

Danfoss’ta Üst Düzey Atama

Danfoss Türkiye İklimlendirme Çözümleri Segmentinde organizasyonel değişikliğe gidildi. Danfoss, iklimlendirme alanında stratejik ve rekabetin yoğun olduğu bir pazar olarak konumlandırdığı Türkiye operasyonlarında OEM ve bayi kanalı ekip yapısını tek bir çatı altında birleştirdi. Bu değişiklikle birlikte Danfoss’un OEM, Bayi, Endüstriyel Soğutma, Gıda&Perakende ve Proje kanallarının tek bir çatı altında yönetilmesi kararı alındı. Bu kapsamda Türkiye & Orta Asya OEM ve Gıda Perakende bölümleri satış direktörlüğünde görev alan Sertan Genç; 1 Mart 2026 tarihi itibariyle Danfoss Türkiye & Orta Asya İklimlendirme Çözümleri Shared Sales Satış Direktörlüğü (tüm soğutma iş kolları) görevine atandı. Yapılan açıklamada, Danfoss’un yeni yönetim biçiminin organizasyona çeviklik katmasının ve yeni liderler çıkarmanın önünü açacağı belirtildi. Açıklamada ayrıca, kanallar arasında koordinasyonun ve işbirliğinin artmasıyla, tüm müşteri gruplarının pozitif etkileneceği, bu sayede organizasyonun hacminin yükseleceği ve yeni iş kollarının hayata geçeceğinin beklendiği de ifade edildi. Yeni organizasyonel değişikliğe dair açıklamalarda bulunan Danfoss Türkiye & Orta Asya İklimlendirme Çözümleri Shared Sales Satış Direktörü Sertan Genç, "Türkiye’nin, iklimlendirme alanında büyük bir potansiyeli var. Danfoss olarak bu potansiyeli karşılayacak ve geliştirecek durumdayız. Türkiye’de soğutma sistemleri ekipman tedariğinde öncülüğümüz güçlenerek perçinleniyor. Buna paralel olarak da bölge olarak cesur ve iddialı bir büyüme hedefimiz var. Ekibime ve stratejilerimize güvenim tam. Konusuna hakim ve deneyimli teknik ekibimiz, Danfoss Soğutma Sistemleri Eğitim Akademimiz, Uygulama ve İnceleme merkezlerimiz ile Türkiye’deki partnerlerimize de bu güveni verdiğimize inanıyorum. Çevik kararlar alabilen, yaratıcılığı seven ve açık görüşlü bir kişiliğim var. Bu doğrultuda yaratıcı yeni projeler ile partnerlerimizin karşısına çıkacağımıza emin olabilirsiniz. Partnerlerimize “Siz satın, biz destekleyelim” değil; “Beraber planlayalım, Beraber Kazanalım” mesajını ileteceğiz” dedi. Sertan Genç Kimdir: 1983 yılında İstanbul Kadıköy’de doğan Sertan Genç, Lisans ve Yüksek Lisansını Makine Mühendisliğinde tamamlamıştır. Evli ve 2 çocuk babasıdır. Soğutma Sektörü ve Spor faaliyetleri ile ilgili birçok dernekte görevler almaktadır. 20 yıllık kariyer hayatı boyunca Üretim, ArGE, Kalite, Proje ve Satış fonksiyonlarında görev almıştır. 2014 senesinde Friterm firmasından geçiş yaparak, Danfoss Otomasyon’a Soğutma Departmanı Satış Mühendisi olarak başlamış, 2016 senesinde OEM ve Kilit Müşteriler Satış Müdürü, 2020 senesinde Kıdemli Satış Müdürü, 2024 senesinde OEM & Gıda Perakende Satış Direktörü görevlerini yerine getirmiş, 2025 senesinde de bu sorumluluklarına artı olarak CAU (Orta Asya) bölgesinin yönetimini eklemiştir. 1 Mart 2026 tarihi itibariyle tüm soğutma iş kollarının direktörlüğüne atanmıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.