Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ölçek Ekonomisi

Kapsül Haber Ajansı - Ölçek Ekonomisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ölçek Ekonomisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAB Gıda, 2026 Yılının İlk Yarısında Güçlü Operasyonel Performansıyla Büyümesini Sürdürdü Haber

TAB Gıda, 2026 Yılının İlk Yarısında Güçlü Operasyonel Performansıyla Büyümesini Sürdürdü

Türkiye'nin lider hızlı servis restoran operatörlerinden TAB Gıda, 2026 yılının ilk altı ayında performansındaki güçlü seyrini sürdürdü. Çok markalı yapısı, yaygın restoran ağı ve disiplinli büyüme stratejisiyle faaliyetlerini sürdüren şirket; satışlarını, misafir trafiğini ve kârlılığını artırırken, yatırımlarına da hız kesmeden devam etti. İlk altı ayda sistem genelinde satışlar yıllık bazda nominal %45 artarak 40,6 milyar TL'ye ulaşırken, toplam fiş sayısı %12 artışla 132 milyon olarak gerçekleşti. Reel ciro %13 artarak 30,3 milyar TL’ye ulaşırken, FAVÖK 6 milyar TL, FAVÖK marjı ise %20 oldu. Şirketin net dönem kârı 1,8 milyar TL olarak gerçekleşti. TAB Gıda, yılın ilk yarısında 78 yeni restoran açarak büyümesini sürdürürken, bu büyümenin önemli bir kısmını franchise ortaklarıyla birlikte hayata geçirdi ve restoran ağı içindeki franchise payını artırmaya devam etti. Dijitalleşme, operasyonel verimlilik ve misafir deneyimini geliştirmeye yönelik uygulamalar, şirketin büyümesini destekleyen temel unsurlar arasında yer aldı. Çok markalı yapısı, güçlü franchise ekosistemi ve teknoloji odaklı iş modeliyle faaliyetlerini sürdüren TAB Gıda, yılın ikinci yarısında da yeni restoran yatırımlarını hızlandırmayı, dijital kanallardaki büyümesini sürdürmeyi ve operasyonel verimliliğini daha da güçlendirmeyi hedefliyor. "Disiplinli finansal yönetimimiz güçlü sonuçlar üretmeye devam ediyor" TAB Gıda Finans, Mali İşler, Franchise ve Yatırımcı İlişkilerinden Sorumlu Genel Müdür Özgür Çetinkaya, ilk yarı performansını değerlendirirken şunları söyledi: "2026 yılının ilk yarısında elde ettiğimiz sonuçlar, sürdürülebilir büyüme stratejimizin ve disiplinli finansal yönetim anlayışımızın güçlü bir yansıması oldu. İlk altı ayda sistem genelinde satışlarımız yıllık bazda nominal olarak %45 artarak 40,6 milyar TL'ye ulaşırken, reel ciro büyümemiz %13 olarak gerçekleşti. FAVÖK'ümüz 6 milyar TL seviyesine ulaşırken, %20 FAVÖK marjı elde ettik. Net dönem kârımız ise 1,8 milyar TL oldu. Güçlü nakit yaratma kapasitemiz, etkin maliyet yönetimimiz ve franchise yapımızın sağladığı ölçek ekonomisi sayesinde operasyonel verimliliğimizi korurken, uzun vadeli değer yaratmaya devam ediyoruz. Finansal yapımızı güçlendiren bu yaklaşım, yatırımcılarımız ve tüm paydaşlarımız için sürdürülebilir büyümenin temelini oluşturuyor. TAB Gıda olarak, franchise sistemimizin gelişimini desteklemeye, yatırımcılarımız için sürdürülebilir değer üretmeye ve finansal yapımızı daha da güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz." "Büyümemizin temelinde güçlü operasyonel yapımız ve insan odağımız bulunuyor" TAB Gıda Operasyon, İnsan Kaynakları, İç Denetim, İdari İşler ve Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Gökhan Asok ise şu değerlendirmede bulundu: "Yılın ilk yarısında operasyonel büyümemizi kararlılıkla sürdürdük. Toplam fiş sayımız geçen yılın aynı dönemine göre %12 artarak 132 milyona ulaşırken, restoran ağımızı 78 yeni restoranla daha da genişlettik. Büyüme stratejimizi yalnızca yeni yatırımlarla değil, mevcut restoranlarımızın verimliliğini artıran uygulamalarla da destekledik. En önemli unsurlar, çalışma arkadaşlarımızın özverisi ve güçlü kurum kültürümüzdür. İnsan kaynağımıza yaptığımız yatırımları, eğitim programlarımızı ve teknolojiyi operasyonlarımızın merkezine alan yaklaşımımızı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz." "Markalarımızı büyütmeye ve misafir deneyimini geliştirmeye devam ediyoruz" TAB Gıda Pazarlama ve Strateji, Paket Servis ve Kurumsal Ticari İlişkilerden Sorumlu Genel Müdür Sinan Ünal ise açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "İlk yarıda tüketici beklentilerini merkeze alan stratejimiz sayesinde markalarımızla daha fazla misafire ulaşmayı sürdürdük. Dijital kanallarımızın toplam satışlar içindeki payı %56 seviyesine ulaşırken, paket servis operasyonlarımız büyümemizi destekleyen en önemli alanlardan biri olmaya devam etti. Paket servis kanalının toplam satışlar içindeki payı %30’u aştı. Aynı zamanda self-order ekranlarımızın satışlar içindeki payını da büyütmeye devam ettik ve bu teknolojiyi restoranlarımızın önemli bir bölümüne yaygınlaştırdık. Sadakat platformlarımız, dijital sipariş kanallarımız ve veri odaklı pazarlama uygulamalarımız sayesinde müşteri etkileşimimizi güçlendirirken, kampanyalarımız ve değer odaklı ürün stratejimizle geniş bir misafir kitlesine ulaşmayı başardık. Çok markalı yapımızın sağladığı sinerji, güçlü dijital altyapımız ve müşteri deneyimini sürekli geliştiren uygulamalarımızla yılın ikinci yarısında da sürdürülebilir büyümemizi desteklemeye devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Birleşme ve Satın Alma Pazarı 2,4 Trilyon Dolar Haber

Küresel Birleşme ve Satın Alma Pazarı 2,4 Trilyon Dolar

Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company’nin ‘2026 Yıl Ortası Birleşme ve Satın Alma (M&A) 2026’ raporuna göre şirketlerin stratejik dönüşüm ihtiyacı ve mega satın almalardaki sıçrama, M&A piyasasını tarihinin en güçlü dönemlerinden birine taşıyor. 10 milyar doların üzerindeki işlemlerin sayısı yüzde 52, toplam değeri ise yüzde 53 yükselerek küresel M&A piyasasında yeni bir büyüme dönemine işaret ediyor. Küresel birleşme ve satın alma (M&A) pazarında geçtiğimiz yıl başlayan güçlü toparlanma, kalıcı bir yükseliş trendine dönüşüyor. Rapora göre, 2025’te yüzde 40 artışla 4,9 trilyon dolara ulaşarak tarihindeki en yüksek ikinci seviyeyi gören pazar, 2026’nın ilk beş ayında da ivmesini korudu. İşlem hacmi geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 41 artarak 2,4 trilyon dolara yükseldi. Mevcut hızın sürmesi halinde yıl sonunda toplam hacmin 5,3 trilyon doları aşması ve 2026’nın, 2020 rekorunun ardından tarihin en güçlü ikinci yılı olarak kayda geçmesi bekleniyor. Bain & Company'ye göre bu büyümenin arkasında, farklı sektörlere ve bölgelere yayılan güçlü bir stratejik dönüşüm dalgası bulunuyor. Hızla değişen rekabet ortamında şirketler, büyüme, dayanıklılık ve rekabet güçlerini artırabilmek için birleşme ve satın almaları yeniden temel stratejik araçlardan biri olarak konumlandırıyor. Yapay zekâ odaklı ekonomiye geçişin hız kazanması, ekonomik büyümedeki yavaşlama, enflasyonist baskılar ve küresel ticarette artan jeopolitik belirsizlikler de şirketleri ölçek ekonomisi sağlayacak ve operasyonel verimliliklerini artıracak stratejik satın almalara yönlendiriyor. Ancak Bain, sermaye kullanımında önceliklerin giderek daha fazla rekabet ettiği bu dönemde, şirketlerin gündemine giren her satın alma işleminin ölçülebilir değer yaratması ve iş performansına somut katkı sunması gerektiğine dikkat çekiyor. Öte yandan Bain, özellikle büyük ölçekli satın almalara imza atan şirketlerin yeni bir “kazanan paradoksu” ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor. Şirketler bir yandan daha büyük ölçek ve dayanıklılık kazanmak amacıyla satın almalar gerçekleştirirken, diğer yandan yapay zekâ dönüşümünü de eş zamanlı yürütmek zorunda kalıyor. Bu durum yöneticileri, iki büyük dönüşüm programını aynı anda nasıl yönetecekleri sorusuna yanıt aramaya zorlarken, bu dönüşümleri ertelemenin de artık mümkün olmadığını gösteriyor. Bain & Company Türkiye Yönetici Ortağı Onur Candar, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “2025 yılında başlayan güçlü M&A toparlanması geçici bir yükseliş değildi. Bu eğilimi besleyen stratejik gerekçeler bugün daha da güçlenmiş durumda. Şirketler hızla değişen dünyada ihtiyaç duydukları ölçeği ve yetkinlikleri kazanabilmek için cesur satın almalara yöneliyor. Ancak yapay zekâ yatırımlarının hızlanması yeni bir paradoks yaratıyor. Büyük ve karmaşık işlemleri başarıyla tamamlamak hiç olmadığı kadar zorlaştı; buna karşın doğru yönetildiğinde en büyük değer yaratma fırsatını da yine bu işlemler sunuyor.” Sektörler ve bölgeler genelinde güçlü büyüme Rapora göre stratejik birleşme ve satın alma işlemlerinin toplam değeri yılın ilk bölümünde yüzde 36 artarken, şirket değerleme çarpanları medyan bazda 11,6 FAVÖK seviyesinde yatay seyretti. İşlem sayısı ise yalnızca yüzde 2 yükseldi. Enerji ve doğal kaynaklar, sanayi ile sağlık ve yaşam bilimleri sektörleri işlem hacmindeki büyümeye en yüksek katkıyı sağladı. Finansal yatırımcıların gerçekleştirdiği işlemler yüzde 9 gerilerken, girişim sermayesi ve kurumsal girişim sermayesi yatırımlarının toplam değeri yüzde 206 artış gösterdi. Bu artışta OpenAI'ın 122 milyar dolarlık yatırım turu önemli rol oynadı. Mega satın almalar da büyümenin ana itici gücü olmayı sürdürdü. 10 milyar doların üzerindeki işlemlerin sayısı yüzde 52, toplam değeri ise yüzde 53 arttı. İşlemlerde hisse ve nakit kombinasyonunun payı tarihi zirve olan yüzde 35'e yükselirken, tamamen nakit finansmanlı işlemlerin payı döngüsel olarak en düşük seviyelerden biri olan yüzde 55'e geriledi. Bölgesel bazda ise Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesi küresel M&A faaliyetlerinin en hareketli merkezlerinden biri haline geldi. Bölgedeki mega satın almalar sayesinde işlem hacmi mayıs sonu itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 77 arttı. Avrupa şirketleri hem kendi ülkelerinde konsolidasyonu güçlendirecek hem de bölgesel ve küresel ölçekte rekabet avantajı sağlayacak işlemlere imza attı. Yapay zekâ M&A stratejilerini yeniden şekillendiriyor Rapora göre yapay zekânın birleşme ve satın alma süreçlerine etkisi artık teknoloji sektörünün çok ötesine taşınmış durumda. ABD'li enerji şirketleri NextEra Energy ile Dominion Energy arasında planlanan 119 milyar dolarlık birleşme bunun önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Artan veri merkezi yatırımları nedeniyle yükselen enerji talebi, şirketleri daha büyük ölçekli enerji altyapıları oluşturmaya yönlendiriyor. Bain'e göre CFO'lar ve üst düzey yöneticiler için asıl soru, büyük ölçekli entegrasyon süreçlerini yürütürken yapay zekâ dönüşümünü de aynı anda nasıl gerçekleştirecekleri. Raporda, başarılı şirketlerin uzun vadeli sermaye planlarını hem M&A odaklı büyüme stratejilerini hem de yapay zekâ destekli iş süreçleri ve iş gücü dönüşümü yatırımlarını kapsayacak şekilde birlikte planlamaları gerektiği belirtiliyor. Rapor ayrıca beklemenin artık bir seçenek olmadığını vurguluyor. Bain verilerine göre büyük ölçekli birleşmelerde iki şirketin tam entegrasyonu çoğu zaman 36 ayı aşarken, 10 milyar doların üzerindeki işlemlerde anlaşmanın duyurulmasından kapanışına kadar yaklaşık yedi ay, beklenen maliyet sinerjilerinin büyük bölümünün hayata geçirilmesi ise ilave 24-36 ay sürüyor. Bu nedenle entegrasyon süreçlerinin aynı zamanda yapay zekâ dönüşümünü hızlandıracak kritik fırsatlar olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bain'e göre bu yeni “kazanan paradoksu”, aynı zamanda önemli bir değer yaratma fırsatı da sunuyor. Yapay zekâ kullanan entegrasyon ekipleri, maliyet sinerjisi fırsatlarını geleneksel yöntemlere kıyasla iki ila üç kat daha hızlı tespit edebiliyor ve çok daha iddialı hedefler belirleyebiliyor. Raporla ilgili değerlendirmesinde, Bain & Company Türkiye Ortaklarından Armando Guastella ise şöyle konuştu: “Entegrasyon süreçleri her zaman hem risk hem fırsat barındırıyordu. Yapay zekâ ise bu iki unsuru da çok daha kritik hale getiriyor. Başarılı şirketler, satın alma işlemlerini yapay zekâ dönüşümlerini hızlandıracak stratejik bir fırsat olarak değerlendirenler olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ücretsiz haber kaynağı mı, abonelik mi? Haber

Ücretsiz haber kaynağı mı, abonelik mi?

Sabah toplantısında en kritik soru çoğu zaman haberin kendisi değil, haberin nereden ve hangi modelle geleceğidir. Özellikle dijital yayıncılar, kurumsal iletişim ekipleri ve sektör odaklı medya yöneticileri için ücretsiz haber kaynağı mı abonelik mi sorusu yalnızca bütçe tercihi değildir. Bu karar, yayın temposundan editoryal bağımsızlığa, içerik çeşitliliğinden operasyonel verimliliğe kadar doğrudan etki yaratır. Geleneksel yaklaşım, ücretli olanın daha kaliteli, ücretsiz olanın ise daha sınırlı olduğu varsayımına dayanır. Ancak dijital medya ekonomisi bu çizgiyi büyük ölçüde değiştirdi. Bugün bazı ücretsiz kaynaklar yüksek yayın hacmi, telifsiz kullanım, sektör bazlı ayrışma ve yeniden yayına uygun içerik yapısıyla ciddi bir iş avantajı sağlayabiliyor. Buna karşılık abonelik tabanlı servisler de doğrulama disiplini, özel dosyalar, veri setleri ve derin analizlerde belirgin üstünlük sunabiliyor. Ücretsiz haber kaynağı mı abonelik mi sorusunu belirleyen ana ölçütler Doğru tercih, önce haber tüketicisinin değil haber kullanıcısının ihtiyacını tanımlamaktan geçer. Bir internet gazetesi için temel mesele sürekli akış ve ölçek olabilir. Bir holdingin kurumsal iletişim birimi için hız kadar kurumsal risk yönetimi öne çıkar. Yatırımcı ilişkileri ekipleri ise çoğu zaman yüzeysel haber akışından çok bağlamsal analiz ister. Bu nedenle mesele tek başına fiyat değildir. Asıl belirleyici olan içerikten hangi iş sonucunun beklendiğidir. Trafik mi hedefleniyor, marka görünürlüğü mü, sektörel otorite mi, yoksa karar desteği mi? Aynı içerik modeli her kurum için aynı değeri üretmez. Hız ve yayın sürekliliği Ücretsiz kaynakların en güçlü tarafı, çoğu zaman erişim bariyerini ortadan kaldırmalarıdır. Editör bir ek abonelik prosedürüyle uğraşmaz, satın alma birimi bütçe onayı beklemez, küçük ekipler gündemi daha rahat doldurur. Özellikle yüksek frekanslı dijital yayıncılıkta bu yapı ciddi bir operasyon avantajı sağlar. Abonelik modeli ise genelde hızdan çok seçicilik üretir. Her içerik daha değerli olabilir ama her an her boşluğu doldurmaz. Eğer yayın organizasyonu günde onlarca içerikle akıyorsa, yalnızca abonelik bazlı bir yapı maliyet baskısı ve içerik hacmi sorunu yaratabilir. Güvenilirlik ve doğrulama katmanı Burada genel geçer bir hüküm vermek doğru olmaz. Ücretsiz olması, bir kaynağın zayıf olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde ücretli olması da otomatik olarak yüksek editoryal kalite garantisi vermez. Asıl fark, kaynağın editoryal standardı, uzmanlık alanı ve kaynak yönetimi disiplininde ortaya çıkar. Özellikle ekonomi, savunma, enerji, lojistik, tarım ve yapay zeka gibi alanlarda yüzeysel içerik hızla görünür hale gelir. Sektörün iç dinamiğini bilen okuyucu, başlıktaki iddia ile haberin gerçek bilgi yoğunluğu arasındaki farkı hemen anlar. Bu yüzden ister ücretsiz ister abonelik modeli olsun, asıl soru şu olmalı: Bu kaynak yalnızca haber yayıyor mu, yoksa sektörü gerçekten okuyabiliyor mu? Ücretsiz model hangi senaryolarda daha güçlüdür? Ücretsiz haber kaynağı, özellikle içerik üretim yükü yüksek ama bütçe ve insan kaynağı sınırlı yayıncılar için rasyonel bir çözümdür. Telifsiz ve yeniden kullanıma uygun içerik sunan yapılar, dijital haber siteleri açısından yalnızca maliyet avantajı yaratmaz. Aynı zamanda yayın takvimini daha öngörülebilir hale getirir. Küçük ve orta ölçekli medya kuruluşlarında en büyük sorunlardan biri sürekli içerik açığıdır. Her kategoride muhabir bulundurmak, her sektörde uzman editör çalıştırmak veya her gelişmeye özgün saha haberi üretmek pratik değildir. Bu durumda güvenilir ve yayınlanabilir ücretsiz içerik, haber akışını ayakta tutan temel omurgaya dönüşebilir. Kurumsal tarafta da benzer bir durum vardır. Şirketlerin iletişim ekipleri, sektör gündemini hızlı takip etmek ve gerektiğinde kendi iletişim stratejisini buna göre güncellemek ister. Her ekip premium veri platformlarına sürekli bütçe ayıramaz. Bu noktada düzenli, profesyonel ve sektörel ayrışması olan ücretsiz haber servisleri işlevsel hale gelir. Burada önemli olan ücretsiz modelin plansız, dağınık ve düşük değerli bir akış sunmamasıdır. Eğer içerik baştan yayıncı mantığıyla paketlenmişse, doğru başlık yapısına, temiz bilgi akışına ve yeniden kullanıma uygun dile sahipse, ücretsiz model sadece ekonomik değil stratejik de olabilir. Kapsül Haber Ajansı gibi telifsiz ve ücretsiz kullanıma odaklanan yapılar tam da bu ihtiyaca karşılık verir. Ölçek ekonomisi ve yeniden yayın değeri Dijital medyada içerik artık sadece okunmak için değil, hızla işlenmek, yeniden konumlandırılmak ve farklı mecralarda değerlendirilebilmek için üretiliyor. Ücretsiz bir kaynağın asıl değeri, bu yeniden kullanım kabiliyetinde ortaya çıkar. Metin, fotoğraf, video, sektör etiketi ve çok dilli sunum gibi unsurlar birlikte geliyorsa, kurum aynı içerikten birden fazla çıktı üretebilir. Bu durum özellikle yayın ağı geniş olan platformlarda önemlidir. Tek bir içerik, ana sitede haber, sosyal medya akışı için kısa format, e-bülten için özet ve sektörel alt kategoride arşiv değeri taşıyan ayrı bir parça haline gelebilir. Abonelik servisleri bazen derinlikte güçlü olsa da bu kadar esnek yeniden kullanım imkanı her zaman vermez. Abonelik modeli hangi durumda daha doğru seçimdir? Abonelik modeli, sıradan haber ihtiyacından çok karar kalitesi gerektiren ortamlarda öne çıkar. Eğer hedef sadece gündemi yakalamak değil, gündemin arka planını çözmekse; sadece duyuruyu görmek değil, o duyurunun piyasaya, regülasyona veya rekabet dengesine etkisini anlamaksa ücretli servisler ciddi bir avantaj sağlayabilir. Örneğin yatırım, satın alma, dış ticaret, regülasyon takibi veya üst düzey stratejik planlama yapan ekipler için derinlemesine analiz kritik olabilir. Bu ekipler çoğu zaman ham haberi zaten pek çok yerden görür. Onların ihtiyacı, filtrelenmiş içgörü, özel veri, uzman yorumu ve bazen de kapalı kaynaklardan doğrulanmış bilgi setleridir. Abonelik servisleri ayrıca arşiv düzeni, gelişmiş tarama özellikleri, analitik paneller ve özel rapor formatlarıyla da fark yaratır. Eğer kurum haberi sadece yayımlamıyor, aynı zamanda karar mekanizmasına veri olarak işliyorsa, bu tür altyapı unsurları ücretin karşılığını verebilir. Risk yönetimi ve itibari hassasiyet Bazı kurumlarda yanlış ya da eksik bir bilginin maliyeti, abonelik ücretinden çok daha yüksektir. Halka açık şirketler, kamuya açık kurumlar, düzenlemeye tabi sektörler veya yüksek itibari hassasiyet taşıyan markalar için bu fark belirleyicidir. Böyle alanlarda yalnızca ucuz ya da ücretsiz olduğu için içerik kaynağı seçmek, kısa vadede tasarruf gibi görünse de uzun vadede risk üretebilir. Fakat burada da tek çözümün abonelik olduğunu söylemek doğru olmaz. Doğru yapı çoğu zaman katmanlıdır. Hızlı ve geniş akış için ücretsiz kaynaklar kullanılır, kritik alanlarda ise abonelik servisleri devreye alınır. Böylece hem maliyet kontrolü sağlanır hem de yüksek etkili konularda doğrulama ve derinlik kaybedilmez. Ücretsiz haber kaynağı mı abonelik mi kararında hibrit model neden öne çıkıyor? Bugünün medya ve iletişim ortamında en verimli yaklaşım çoğu kurum için tek seçenekli bir model değil, hibrit bir kurgudur. Çünkü içerik ihtiyacı tek tip değildir. Aynı ekip bir yandan günlük yayın akışını sürdürmek, diğer yandan belirli başlıklarda derin analiz üretmek zorundadır. Hibrit modelde ücretsiz kaynaklar hacim, hız ve kategori çeşitliliği sağlar. Abonelik tarafı ise özel gündemlerde doğrulama, analiz ve rekabet avantajı üretir. Özellikle sektör medyası, ekonomi yayınları, B2B platformlar ve kurumsal içerik ekipleri için bu denge daha sürdürülebilir bir yapı kurar. Burada kritik nokta, hangi içeriğin hangi katmanda değerlendirileceğine dair editoryal bir çerçeve oluşturmaktır. Her habere aynı maliyet mantığıyla bakmak verimsizdir. Rutine giren gündemlerde ücretsiz ve telifsiz içeriklerden faydalanmak akıllıcadır. Buna karşılık yatırım kararı, regülasyon etkisi veya kriz iletişimi gibi yüksek hassasiyetli başlıklarda premium kaynak desteği anlamlıdır. Karar verirken sorulması gereken gerçek soru Aslında ücretsiz haber kaynağı mı abonelik mi sorusunun tek başına eksik bir çerçeve sunduğunu kabul etmek gerekir. Daha doğru soru şudur: Kurumunuz haberden ne bekliyor? Eğer amaç düzenli yayın akışı kurmak, içerik maliyetini kontrol altında tutmak, geniş kategori yayını yapmak ve profesyonelce paketlenmiş haberleri hızla değerlendirmekse ücretsiz model güçlüdür. Eğer amaç rekabet avantajı sağlayacak içgörü, özel veri ve derin arka plan bilgisi üretmekse abonelik tarafı öne çıkar. Çoğu profesyonel yapı için ise en iyi cevap ya o ya bu değil, doğru kombinasyondur. Haber kaynağı seçimi artık sadece editoryal değil, operasyonel ve stratejik bir karardır. Bu kararı verirken etiket fiyatına değil, haberin kurum içinde hangi değeri ürettiğine bakmak gerekir. Doğru kaynak, sadece sayfa doldurmaz; tempo kurar, güven üretir ve kuruma daha net bir görüş alanı açar.

Europcar’ın Türkiyeden sonra Norveç temsilciliği de FDN Grubu’na emanet Haber

Europcar’ın Türkiyeden sonra Norveç temsilciliği de FDN Grubu’na emanet

Avrupa’nın en büyük araç kiralama şirketi Europcar Mobility Group’un Türkiye temsilciliğini 2002 yılından beri yürüten Faz Oto Kiralama A.Ş.’yi bünyesinde bulunduran FDN Grubu; alanında yaptığı öncü atılımlarla global arenada yeni bir atılıma imza atarak Europcar Norveç’in franchise haklarını resmi olarak devraldı. Europcar Mobility Group yönetimiyle yürütülen kapsamlı değerlendirme sonucunda, 13 aday arasından öne çıkan FDN Grubu’nun tercih edilmesinde, şirketin güçlü sektörel temsil yeteneği ve pazardaki güvenilir konumu etkili oldu. 1.5 yılda 2 milyar TL yatırım hedefi Norveç operasyonunda ölçek ekonomisi, optimizasyon ve müşteri memnuniyetine odaklanarak 2026 ve sonrasında güçlü bir büyüme hedeflediklerini aktaran FDN Grubu Yönetim Kurulu Üyesi ve Europcar Türkiye CEO’su Fırat Fidan, ‘’ Europcar’ın Türkiye’den sonra Norveç operasyonunu da üstlenerek grubun global büyümesinde önemli bir adım attık. Bu gurur verici başarıda, güçlü vizyonumuz ve ekip olarak ortaya koyduğumuz özverili çalışma büyük rol oynadı. Önümüzdeki 1.5 yıllık dönemde yaklaşık 2 milyar TL’ lik bir yatırım hedefliyoruz. Aynı dönem içerisinde Türkiye’de izlediğimiz başarılı stratejiyi Norveç’e aktararak güçlü bir franchise ağı kurmayı planlıyoruz. Norveç, son yıllarda artan turist ilgisiyle Avrupa’nın kendi nüfusundan daha fazla turist misafir eden nadir ülkelerinden biri haline geldi. Ülkede turizmin yıllık büyüme oranının yaklaşık yüzde 13 seviyesinde olması, enflasyonun yüzde 3 ve ülke büyüme hızının ise yüzde 3.5 olarak gerçekleşmesi yatırım kararımızı daha cazip kılıyor.’’ dedi. Europcar Mobility Group CEO’su Sebastian Birkel ise şu değerlendirmede bulundu:‘’ Sektördeki 35 yılı aşkın tecrübesi, kaliteye koşulsuz bağlılığı ve operasyonel mükemmelliği ile FDN Grubu’nu, Norveç’teki yeni franchise ortağımız olarak aramızda görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. 2002 yılından bu yana Europcar markasını Türkiye’de temsil eden FDN Grubu, Avrupa’nın en rekabetçi pazarlarından birinde sergilediği üstün ticari performans ve müşteri odaklı yaklaşımıyla yetkinliğini defalarca kanıtladı. Grubun Norveç’teki yeniden konumlandırma sürecini üstlenmesiyle, markamızın bizim için stratejik İskandinav pazarında kısa sürede güçlü bir konum elde edeceğine güvenimiz tam’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.