Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Olimpiyat

Kapsül Haber Ajansı - Olimpiyat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Olimpiyat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu’na Olimpik Görev Haber

Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu’na Olimpik Görev

Genel kurulda yapılan seçimle birlikte Prof. Dr. Veli Ozan Çakır, TMOK Başkanlığı’na seçilerek yeni dönemin başkanı oldu. TMOK’ta Yeni Yönetim Belirlendi İstanbul Olimpiyatevi’nde gerçekleştirilen genel kurulda, spor dünyasının farklı branşlarından isimlerin yer aldığı yönetim, kurul ve denetim yapısı şekillendi. Yeni dönemde TMOK Yönetim Kurulu Üyeleri şu isimlerden oluştu: Duriye Özlem Akdurak (Türkiye Yelken Federasyonu Temsilcisi),Taha Akgül (Türkiye Güreş Federasyonu Temsilcisi),Hamide Bıçkın,Suat Çelen (Türkiye Cimnastik Federasyonu Temsilcisi),Prof. Dr. Bilge Donuk,Murat Kaya,Bahar Mert (Türkiye Voleybol Federasyonu Temsilcisi),Şafak Müderrisgil (Türkiye Tenis Federasyonu Temsilcisi),Ahmet Olmuştur (Türkiye Golf Federasyonu Temsilcisi),Elif Özdemir Şankaya,Seyit Bilal Porsun,Hüseyin Ersan Topbaş,Hasan Engin Tuncer (Türkiye Binicilik Federasyonu Temsilcisi)Hidayet Türkoğlu (Türkiye Basketbol Federasyonu Temsilcisi) yer aldı. Emin Müftüoğlu’na Sicil Kurulu’nda Görev Türkiye Olimpiyat Komitesi temel kurullarından birisi olan Sicil Kurulu’nda; Opr. Dr. Hüsnü Müjdat Enginsu, Aybars Hünalp, Emin Müftüoğlu, Bahri Tanrıkulu ve Ayşe Ayda Uluç görev aldı. Uluslararası Deneyim, Olimpik Katkı Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanlığı’nın yanı sıra uluslararası spor yönetiminde de aktif görevler üstlenen Müftüoğlu, edindiği deneyimi TMOK çatısı altında Türk sporunun gelişimi ve olimpik değerlerin güçlendirilmesi için değerlendirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İlham Veren Kadınlar “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” İçin Buluştu Haber

İlham Veren Kadınlar “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” İçin Buluştu

Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenen “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” paneli, farklı alanlarda önemli başarılar elde etmiş kadınların deneyimlerini aktarmalarına, bireysel gelişim ile toplumsal dönüşüm arasındaki ilişkinin farklı bir boyutta ele alınmasına vesile olmak amacıyla dört yıldır düzenleniyor. Bu yılki etkinliğin Beslenme uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu, The Godwild Kurucu Ortağı Dilara Koçak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Dönüşüm: Topraktan Geleceğe” başlıklı ilk oturumunda sürdürülebilir yaşama yaptıkları katkılarla dikkat çeken konuşmacılar yer aldı. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur ABD’deki akademik kariyerini bırakarak annesinin kuraklıkla mücadele eden köyünde başlattığı susuz tarım dönüşümünü anlatırken; Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın sürdürülebilir yaşama geçiş için küçük adımların önemine değindi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise gıda israfının önlenmesine yönelik çalışmaları hakkında bilgi verdi. Gazeteci Gülay Afşar moderatörlüğündeki “Kendi Hikâyesini Yazanlar” oturumunda Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler kadın şef olarak bazı zorluklar yaşamış olsa da emek ve istikrarın iyi bir yere gelmek için büyük önem taşıdığını anlattı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney kadınların teknolojide ve yaşamın her alanında daha etkin roller üstlenmesinin önemine dikkat çekti. Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de kadınlara yönelik bir alanda başladığı girişim yolculuğunda karşılaştığı önyargılara değindi. SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sınırların Ötesinde” oturumunda Ödüllü Oyuncu Fadik Sevin Atasoy Türkiye’nin ilk kadın samurayı olma sürecinde yaşadığı değişim ve dönüşümleri anlatırken; Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli başarılarındansa yenilgilerinin kendisi için daha öğretici olduğunu söyledi. Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse de dijital sanat alanında Japonya’ya uzanan başarılı kariyer yolculuğunu aktardı. Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda ise Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula beyaz yakalı kadınlar arasında yaptıkları araştırmanın Türkiye’de kadınlar için bir potansiyel sorununa değil bir sistem sorununa işaret ettiğini belirtti. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem kız çocuklarının doğru rol modellerle yönlendirilmesinin önemine işaret etti. PANEL KONUŞMALARI Dönüşüm: Topraktan Geleceğe Panelin “Dönüşüm: Topraktan Geleceğe” oturumu Beslenme Uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu ve The Good Wild Kurucu Ortağı Dilara Koçak moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Toprağın, suyun, havanın hasta olduğu bir ortamda insanların iyi olmasının mümkün olmadığını söyleyen Koçak, “Karnımızı doyuramadığımız, gıdaya erişemediğimiz bir ortamda barış, istihdam, eşitlik, eğitim de olmaz. Hem kendimizi hem geleceği iyi beslemek konusunda dönüşüm yaratmış kadınların hikayeleri bu açıdan çok ilham verici” diye konuştu. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur, ABD’de akademik kariyerini sürdürürken dedesinin vefatının ardından annesinin doğduğu köye döndüğünde, köyün adeta savaşa maruz kalmış gibi bir yıkıntıya uğradığını gördüğünü belirterek, şöyle konuştu: “Burada birileri bir şeyler yapmalı, biz yapmazsak kim yapar diye düşündüm. Kullanılabilir suyun yüzde 80’inin tarımda kullanıldığını, bu suyun neredeyse yarısının da israf edildiğini öğrenince su kullanmadan üretim yapabilir miyiz diye yola çıktık. Önce kuraklık canavarıyla savaşmaya çalıştım ama fark ettim ki kuraklıkla savaşamam. Doğayla barışırsam savaşmama da gerek kalmayacak. Akademik araştırmalarımı Anadolu kadınlarının kadim bilgisiyle birleştirince dönüşüm başladı. Bugün köyde Toprağın Melekleri kolektifiyle 42 çeşit tıbbi aromatik bitki, 6-7 çeşit baharat ve çay üretimini zehirsiz ve sulama olmadan yapıyoruz. Bugün gençlerin susuz tarıma ilgi duyduğunu görmek; köyde tekrar istihdam yaratmak, gençlerin, çocukların cıvıltılarını duymak çok güzel.” Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın, sadeleşme yolculuğunda öncelikle kişinin kendisinden ve evinden başlaması gerektiğini belirterek, “Sürdürülebilirlik sadece bireyle ilgili bir süreç değil ama devletler ve kurumların yanında bireylerin de yapabilecekleri var. Akıllara bir fikir düşürmek ve yüzde 5-10 değişim bile değerli. Eşyaları azaltınca evlerimizdeki alan artıyor. Evi derleyip toplamak, hayatla ilgili işleri yönetmek pratiklik gerektiriyor, eşyaları azaltmak bu pratikliği getiriyor ve zaman kazandırıyor. Gereksiz alışverişlerin daha fazla farkına vardığınızda eşya değil deneyimi önceliklendiriyorsunuz böylece para kazanıyorsunuz. O yüzden sadeleşmek aslında zenginleştiriyor” dedi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise, gıda kaybına dikkat çektiği konuşmasında “100 birim üretim yapıyorsak 25’ini yiyoruz, geri kalanı israf oluyor. Ancak burada değişim kesinlikle mümkün. Bunun için doğru satın alma ve saklama, bozulan ürünleri anlama, bozulduysa dönüştürme ve değerlendirme yollarını da içeren 9 adımdan oluşan bir rehber oluşturduk” dedi. Kurtuluşun topraktan olduğuna inandığını söyleyen Birgül, “Youtube kanalımızın adı Yemek Okuluydu; hedefim onu yavaş yavaş Tarım Okuluna çevirmek, toprağa dönmek ve bu yolculuğu daha iyi anlayarak matematikselleştirip, başkalarına da anlatabilmek” diye konuştu. Kendi Hikayesini Yazanlar Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler, yeme-içme sektörüne yönetici olarak başladığını ve hayatın evrilmesiyle restoranda şef olduğunu anlatarak, şunları söyledi: “Aslında yemek yapmakla ilgili bir eğitim almadım. Öğrendiklerim annemin evde öğrettiklerinden ibaretti. Bir nevi okyanusta çırpınarak yüzmeyi öğrendim. İlk zamanlar elbette kadın şefe pek alışkın olunmadığı için meraklı gözleri, ataerkil yaklaşımı hissettim. Halbuki mutfakta cinsiyetin değil emeğin ve istikrarın yarışması gerekiyor.” Kadınların görünür olmasının, tabuları yıkmalarının kendi ellerinde olduğunu ifade eden Özler, kadınların hayallerini gerçekleştirdiği süreçte emek ve istikrarın yanı sıra hiç vazgeçmemenin çok büyük önem taşıdığını, ancak bu yaklaşımla kadınların toplumda iyi bir yerlere gelebileceğini vurguladı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney de bir insanın en büyük gücünün anlık değişim, dönüşümle uyum sağlayabilmesi olduğuna dikkat çekerek, “Ben 12 yıl kadar turizm alanında çalıştıktan sonra bir GSM şirketinde çalışmaya başladım. Sürekli öğrenip gelişmek, hiçbir riskten ve sorundan korkmamak sayesinde bambaşka bir sektöre geçiş yapabildim” dedi. Öney, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz artık bir teknoloji servisi ya da ürün çağının içinde değil yepyeni bir sistemin içindeyiz. Bunu öğrenmek yetmeyecek, içini dizayn etmemiz gerekecek. Kadınlar da sadece teknolojik değil toplumsal, psikolojik, felsefi bütün unsurların bir araya toplandığı etik dizaynın yaratıcıları olmalı. ‘Ben bunu öğreneyim’ yaklaşımı yerine tavır değiştirip, “yardım etmeyelim, biz kadınlar olarak kolları sıvayalım, bu konuyu gerçek bir konu olarak üstlenelim” demeliyiz. Binlerce yapay zekâ aracına verdiğimiz bilgiler yarın insanlar açısından etik sorunlar yaratabilir. O yüzden sadece öğrenmekle kalmayalım yapay zeka dünyasında etik kısmın dizaynında da çalışalım.” Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de özellikle bir erkek olarak kadınlara yönelik bir alanda girişim yolculuğuna başladığında etrafında birçok kişinin bu durumu anlamlandıramadığını, garipsediğini söyledi. İyi bir ekiple ürünü ortaya çıkarıp hangi noktalarda farklı oldukları bilinir hale geldikçe olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Akpek, “Şirketimizde çalışanların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Zaten cinsiyetten bağımsız bir iş ortamı söz konusu olduğunda, insana ‘kadın’ veya ‘erkek’ değil de ‘insan’ olarak yaklaştığınızda sorunlar da azalıyor” diye konuştu. Sınırların Ötesinde “Sınırların Ötesinde” oturumunun moderatörlüğünü üstlenen SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin, “Sınırları aşmak derken hem uluslararası düzeyde başarılara imza atmak hem de kadınların önüne konulan sınırların ötesine geçmekten bahsediyoruz. Sınır dediğimiz şey bazen kendi içimizde başlıyor ama bunları aşmak da kadınların süper güçlerinden biri. Bunu çoğu zaman normalleştiriyor olsak da günlük hayattan kariyere kadar bu süper güç hepimizin omuzlarında” dedi. Ödüllü Oyuncu ve Türkiye’nin ilk kadın samurayı Fadik Sevin Atasoy, kendisini bir arketip olarak tanımladığı konuşmasında, “Ben farklı coğrafya ve zaman dilimlerinde birbirlerinden habersiz olmasına rağmen aynı onurlu duruşu paylaşan kadınların bir arketipiyim. Tarihin bir döneminde feodal bir coğrafyada savaşa giden kadınlar varken, başka bir zamanda Anadolu’da sırtında bebeğiyle cephane taşıyan kadınlar vardı. Bu kadınlar ortak bir duruş sergilediler” dedi. İçindeki bu arketiple tanışmasının vücudunda yayılmaya hazır bir tümör bulunduğunu haber almasının ardından gerçekleştiğini söyleyen Atasoy, samuray eğitimi ve sonrasındaki dönüşümünü şöyle anlattı: “16 onurlu duruşu olan kadın ile eğitim alırken 4,5 yıllık kanser mücadelemi kimseyle paylaşmamıştım. Son gün zihnim ve bedenim arasında bir mücadele başladı. Sınırları aşmak uğruna kendi sınırlarımı ihlal mi edecektim? Gerçeğimi reddetmedim, daha fazla devam edemeyeceğimi söyleyip bir ağaç gölgesinin altına oturdum. Ne kadar kırılgan, zaafları olan, yardıma muhtaç biri olduğumu o ağacın altında anladım. Gerçek gücüm kırılganlığımda, onu reddetmekte değil kabullenmekte saklıydı.” Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli ise, acının insanın hayatındaki yol gösterici rolüne işaret eden konuşmasında, “Doktora omuzum ağrıyor dediğimde, ‘Sınırını bilmemişsin, çok zorlamışsın’ demişti. Sonrasında yine çok zorladım. Üç ameliyat geçirdim. Şimdi sınırımı biliyorum. Bence hem psikolojik hem fiziksel anlamda acı hepimiz için bir yol arkadaşı. Nerede durmamız nerede harekete geçmemiz gerektiğini söylüyor” diye konuştu. Öte yandan acısız başarının da mümkün olmadığını; en büyük madalyalarını en kötü yenilgilerine borçlu olduğunu söyleyen Sürmeneli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ringe çıkıyorsun ve tek başınasın. Gününde olmayabilirsin, yenilebilirsin. Sonuçta hepimiz insanız, duygularımız var ama anda kalmak önemli. Kazandıklarımın değil kaybettiklerimin bana çok şey öğrettiğini düşünüyorum. Tokyo’da olimpiyat şampiyonu oldum. O zaman bu yolun güzelliğini anlayamamıştım. 2024 Paris Olimpiyatları’nda yenildim. Soyunma odasına gittim, ağladım, dışarıda ekibim bekliyordu. 17 senelik hocama sarıldım ve ‘Şu an ağlıyorum ama bu yenilgiden çok şey kazandığımı biliyorum’ dedim. 4 ay sonra da dünya şampiyonu oldum. Önemli olan düşmek değil tekrar tekrar kalkmayı bilebilmektir.” Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse, sanat dünyasını “sanatçı arkadaşlarıyla yarışmadığı, sadece herkesin farklı olduğu bir ortam” şeklinde gördüğünü belirterek, “Bizim kariyerimizde bir sergiyle kendinizden vazgeçersiniz, diğer serginizde yeniden inşa edersiniz. Yakın zamanda bir sergi yaptım. Orada bir Ecem’i bitirdim, bir Ecem’i gösterdim, bir sonrakinde yeniden bir Ecem kuracağım. Ben, daha iyi bir dünya olabileceğine inanıyorum. Teknolojinin yanında ve karşısında insanın nereye gideceğini düşündüğüm genel bir bakışla eserlerimi üretiyorum. Daha iyi bir insan topluluğu için daha iyi bir dünya kurulabilir gibi bir niyetle kendi sanatımı yapıyorum” diye konuştu. Son kişisel sergisini Japonya’da gerçekleştirdiğini ve burada teknoloji ile samimiyet arasındaki ilişkiyi sorguladığını aktaran Köse, Samimiyeti Japonya’da aradığım bir sergi yaptım. Kültürlerinde bunu saklamak var. O yüzden termal kameralarla çektiğim günlük hayat fotoğraflarını sergiledim. En sonunda bilgisayarımı da çekmeye başladım çünkü o da ısınıyordu. Böylece insan ve teknoloji arasında birbirine dönen, birbirini sorgulayan bir sergi oldu” dedi. Kız çocukları için doğru rol modellerin önemi Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula da Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, beyaz yakalı kadınlar arasında bir araştırma yaptıklarını belirterek, araştırmaya ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Araştırmaya katılan beyaz yakalı kadınların %73’ü ‘cinsiyet eşitliği yok’, %75’i ‘şirketimin sistemi erkeklere göre kurulmuş’, %72’si ‘hayatımın en az bir mülakatında cinsiyetçi sorularla karşı karşıya kaldım’, %40’ı çocuk sahibi olmam kariyerimi ciddi şekilde etkiledi’ dedi. İstifa edenlerin %25’i ‘erkek sisteminden dolayı istifa ettiğim için ‘istifa ettim’ gibi değil ‘istifa ettirildim’ gibi hissettim’ düşüncesinde. Ayrıca yükselen kadınların önemli bir kısmında sistemin cam tavanlarını yıkmak için erkek mentöre destek duyulmuş.” Abdula, bu sonuçlara bile bakıldığında Türkiye’de çok net bir şekilde kız çocukları ve kadınlarla ilgili bir potansiyel sorunu değil sistem sorunu olduğunun görüldüğünü, bu konuda daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Türkiye’deki doğurganlık oranlarıyla ekonominin erkek işgücü üzerine oturtulamayacağını, sitemin sürdürülebilirliği için çok hızlı bir şekilde kadın istihdamının %50’lere çıkarılması gerektiğini ifade eden Abdula, şirketlerden önce evlerde özellikle iş yükü, çocuk bakımı gibi konularda sosyolojik bir dönüşümün şart olduğunu söyledi. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem de kız erkek fark etmeksizin her çocuğun hayal kurma potansiyeliyle doğduğunu, ancak bu potansiyelin sürdürülebilirliğinin büyük ölçüde çevre etkenlerine bağlı olduğunu söyleyerek şöyle konuştu: “Süreç içerisinde kız çocukları okula başladığında bir yerde sistematik olarak başarı/başarısızlıklar, doğru/yanlışlar derken yavaş yavaş geriye çekilme oluyor. Doğal öğrenme sürecinde aslında ‘yapabilirim’ diye başlıyor, ‘ama’larla kitleniyor, öz yeterlilik dediğimiz duygu yavaş yavaş yok oluyor. Bu nedenle doğru rol modellerin mutlaka kız çocuklarını yönlendirmesi çok önemli. Sıkıştığında kendini güvenli alanlara kaydırıyor, kendi sınırlarını koyuyor. Böylelikle ‘ben ancak bu kadarını yapabilirim’ gibi yaklaşımla toplumsal algı kodlamaları oluyor. Sistem eşit bir güven zemini oluşturmuyorsa bireysel cesaret yavaş yavaş yorgunlaşıyor, kırılıyor.” Hiçbir zaman umutsuz olmadıklarını dile getiren Erdem, “Özellikle eşit koşullar, destek mekanizmaları sağlandığında kadınların yapamayacağı hiçbir şey olmadığına inanıyoruz. Yeter ki eşitlik politikalarını içselleştirelim. Sorunumuz kültürel kodlamalarda ve bunlar için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

30 Kuruluşu Egeli İhracatçılar Yönetiyor Haber

30 Kuruluşu Egeli İhracatçılar Yönetiyor

Vizyoner kimlikleriyle ürettikleri binlerce ürünü 200’den fazla ülkeye ihraç ederek Türkiye’ye her sene 44 milyar dolar döviz kazandıran, Türkiye’nin kalkınmasına ve büyümesine büyük katkılar sağlayan Egeli ihracatçılar, deneyim ve vizyonlarıyla farklı kurumların gelişimi için mesai harcıyorlar. Ege İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurullarında 30 farklı kurumda üst düzey görev yapan 20 ihracatçı yer alıyor. Ege İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulları’nda görev yapan 23 ihracatçı Ticaret Odası Başkanlığı, Üniversite Mütevelli Heyet Başkanlığı, Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı, Dernek ve Kooperatif başkanlıkları yaparken, uluslararası kuruluşların yönetimlerinde görev yapan ihracatçılarda var. Mahmut Özgener iki koltuğa 5 karpuz sığdırıyor Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nde 19 yıl başkanlık yapan, halen başkan yardımcılığı görevini sürdüren Mahmut Özgener, 2018 yılında İzmir iş dünyasının en büyük kurumu İzmir Ticaret Odası’nın Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. 2022 yılında güven tazeledi. İzmir iş dünyasının sevilen ismi Özgener aynı zamanda İzmir Ticaret Odası Eğitim ve Sağlık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı görevlerini başarılı bir şekilde devam ettiriyor. Özgener son olarak Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Yönetim Kurulu’na girdi. Mahmut Özgener, Ege İhracatçı Birlikleri’nde 27 yıllık görev süresi boyunca, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekilliği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği, EXPO 2020 İzmir Adaylık sürecinde Yürütme Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulundu. İhracatçı kimliği yanında spor insanı kimliğiyle de öne çıkan Özgener Altay Spor Kulübü’nde de dört dönem başkanlık yaptı. Sabri Ünlütürk, iki kuruma başkanlık yapıyor Ege İhracatçı Birlikleri’nde 2006-18 yılları arasında Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanlığı, 2014-18 yılları arasında Koordinatör Başkanlık yapan, halen Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Sabri Ünlütürk, iş hayatındaki 40 yıllık deneyimini günümüzde Torbalı Karma ve Mobilya Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı ve İzmir Bilimpark Yönetim Kurulu Başkanlığı görevleriyle sanayici ve ihracatçılara aktarıyor. Ünlütürk, geçmiş yıllarda TARGEV Yönetim Kurulu Başkanlığı, Ege Giyim Sanayicileri Derneği Başkanlığı, TİM Denetim Kurulu Üyeliği, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcılığı yapmıştı Birol Celep Egeli 8 bin 500 ihracatçıyı TİM YK’da temsil ediyor Ege İhracatçı Birlikleri’nde 2018-22 yılları arasında Koordinatör Başkan Yardımcılığı, 2014-22 döneminde Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanlığı yapan halen EKMİB Yönetim Kurulu üyeliği görevi devam eden Birol Celep, Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu’nda Ege İhracatçı Birlikleri üyesi 8 bin 500 ihracatçıyı tek başına temsil ediyor. Toyga Narbay Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Toygar Narbay, Türk moda endüstrisinin geleceğini şekillendiren kurumların başında gelen Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nde Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapıyor. Narbay, kısa süre önce Buca Ege Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Üyesi Bilgehan Seyfeli’ye bıraktı. EHKİB Yönetim Kurulu Üyesi Fesih Demirer, İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu’nda da görev alıyor. EHKİB Denetim Kurulu’na girmenin ön koşulu Dernek Başkanı olmak Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Yasin Akçakaya, 21 Şubat 2025 tarihinde Ege Giyim Sanayicileri Derneği Başkanlığına seçilirken EHKİB’in diğer Denetim Kurulu Üyesi Şahika Aşkıner, Ege İş Kadınları Derneği Başkanlığı’nı 2023 yılından bu yana başarılı bir şekilde sürdürüyor. İPUD Muzaffer Turgut Kayhan’a emanet Türk moda endüstrisinin ana hammaddesi pamuğun Türkiye'de pamuğun daha iyi, daha sürdürülebilir üretimi için çaba harcayan, pamuğun yetiştirilmesinden giyim sektörüne kadar tedarik zincirindeki herkesi bir araya getiren İyi Pamuk Uygulamaları Derneği’nde başkanlık görevini Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Muzaffer Turgut Kayhan üstleniyor. Dikili TDİOSB Mehmet Şahin Çakan’a emanet İzmir’de sivil toplum kuruluşlarına yoğun mesai veren isimlerden birisi de Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şahin Çakan. Balık sektörünün duayen ismi Mehmet Şahin Çakan, tarım sektöründe Türkiye’nin yüz akı kurumlardan biri haline gelen Dikili Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığı, İzmir Balıkçi İş Adamları Derneği Başkanlığı, İZTO Balıkçılık Meslek Komitesi Başkanlığı, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu üyeliği ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyeliği görevlerini başarıyla devam ettiriyor. Balık sektöründe uluslararası otorite Ufuk Atakan Demir Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Atakan Demir’de STK’larda arı gibi çalışan bir diğer ihracatçı. Demir, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyeliği, İzmir Su Ürünleri Yetiştiricileri ve Üreticileri Birliği Başkanlığı yanında Avrupa Su Ürünleri Yetiştiricileri Federasyonu’nda ülkemizi Başkan Yardımcısı olarak temsil ediyor. Demir, Balık sektöründe uluslararası otorite konumunda. Yumurta sektörü Bedri Girit’ten sorulur Geçtiğimiz süreçte YUMBİR- Yumurta Üreticileri Merkez Birliği İzmir Başkanlığı görevinde bulunan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, bu dönem YUMBİR- Yumurta Üreticileri Merkez Birliği İzmir Başkan Vekili olarak yumurta sektörü için emek harcıyor. Haluk Tezcan STK’larda güven veriyor Egeli ihracatçılar içinde en aktif isimlerden birisi de Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Haluk Tezcan. Halen Aliağa OSB Yönetim Kurulu Başkanı olan Tezcan, 2025 yılına kadar Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu Başkanlığı, Ege Un Sanayicileri Derneği Başkanlığı görevlerini sürdürdü. Geçtiğimiz süreçte Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu’nda çalıştı. Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Moiz Hemsi ise İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkan Yardımcılığı görevini sürdürüyor. EKMİB’te iki kooperatif başkanı, iki uluslararası görev yapan ihracatçı var Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ferhat Şen, TARİŞ Üzüm Kooperatifleri Birliği Başkanı olarak Türkiye’nin üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu kuru üzümün üretim ve ihracatına omuz veriyor. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Ersin Kacar ise; TARİŞ İncir Kooperatifleri Birliği Başkanı olarak cennet meyvesi kuru incirin ihracat yolculuğuna katkıda bulunuyor. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Bilge Göksan, Uluslararası Kuru ve Kabuklu Meyveler Konseyi’nde Türkiye Büyükelçisi olarak görev yaparken, Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu Başkanı Osman Öz, Uluslararası Kuru ve Kabuklu Meyveler Konseyi Bilimsel ve Kamu Politikaları Komitesi’nde uluslararası düzeyde Türk kuru meyve sektörünü temsil ediyor. Güngör Şarman’a Cumhurbaşkanlığı’ndan görev Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Güngör Şarman, TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Kooperatifleri Birliği Genel Müdürlüğü görevi yanında; Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından Türk tarımına yön verecek politikalar geliştirecek Cumhurbaşkanlığı Tarım Politikaları Kurulu Üyeliğine atandı. Şarman, öte yandan İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi olarak yoğun mesai harcıyor. Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi İmran Yük, Ege Mobilya Sanayici ve İş Adamları Derneği Başkanı olarak mobilya sektörüne ikinci koldan hizmet vermek için gece gündüz çalışıyor. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Vecih Fakıoğlu, Hatay Sosyal Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanı olarak Hatay’ın sosyal ve kültürel alanda gelişimi için çaba gösteriyor. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halil Gündoğdu, İzmir Ticaret Odası’nda Deri Konfeksiyon ve Sarayice Grubu’nda Komite Başkanı ve Meclis Üyesi olarak görev yapıyor. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Fırat Güler, Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği Başkan Yardımcısı olarak ayakkabı sektörüne hizmet ediyor. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu’nda uzun yıllar görev yapan, deri sektörünün duayen ismi Eyüp Sevimli, İzmir Serbest Bölgesi İşleticisi A.Ş. İZBAŞ Yönetim Kurulu Başkanı olarak İZBAŞ’ın ihracat ve üretime daha fazla katkı sağlaması için tecrübelerini sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın Önde Gelen Tenisçilerinden Jannik Sinner Allianz’ın Küresel Marka Elçisi Oldu Haber

Dünyanın Önde Gelen Tenisçilerinden Jannik Sinner Allianz’ın Küresel Marka Elçisi Oldu

Dünyanın önde gelen sigorta ve varlık yönetimi şirketlerinden Allianz Grubu, 4 kez Grand Slam Şampiyonu olarak adını tenis tarihine altın harflerle yazdıran Jannik Sinner’ın küresel çapta ortağı ve destekçisi oldu. Yapılan anlaşma kapsamında Allianz, Sinner'ın resmi ortağı olacak ve FC Bayern Münih futbol takımı ve Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları gibi uzun süreli bağları bulunan spor portföyüne, dünya sıralamasında 2. sırada bulunan tenis yıldızını da ekleyecek. Bu küresel iş birliği ile sporun birleştirici gücünü teşvik eden ve sporu dünya çapında bir etkileşim platformu olarak kullanma stratejisini güçlendiren Allianz, Jannik Sinner’ın kurucusu olduğu vakıf aracılığı ile de çocukları ve gençleri eğitim ve spor yoluyla güçlendirmeyi hedefliyor. Ünlü tenisçi Jannik Sinner yaptığı açıklamada, “Allianz ile iş birliğimizden dolayı büyük mutluluk duyuyorum. Tecrübelerim bana şunu öğretti ki, sporda olduğu gibi hayatta da azimli olmak, iyi hazırlık yapmak ve konfor alanınızın biraz dışına çıkmak başarıyı da beraberinde getiriyor. Bunun için de güçlü bir ekibe sahip olmak ve daha iyisini yapmak için hem sahada hem de saha dışında sürekli çalışmak gerekiyor. Allianz'ın da bu vizyonu paylaştığını biliyorum ve özellikle Vakfım aracılığıyla yapacağımız ortak projeler için şimdiden heyecan duyuyorum” dedi. Allianz SE CEO'su Oliver Bäte ise şunları söyledi: “Allianz'da güven, bireyleri, toplumları ve kurumları daha aydınlık bir gelecek için güçlendirme misyonumuzun merkezinde yer alıyor. Özgünlük, dayanıklılık ve mükemmellik gibi değerleri paylaştığımız Jannik Sinner ile güçlerimizi birleştirmekten heyecan duyuyoruz. Bu iş birliği, çocukları ve gençleri güvenle geleceğe hazırlamaya dair misyonumuzun da devamı niteliğinde. Birlikte, güvene ve ortak başarıya dayalı bir gelecek inşa ediyoruz.” Allianz, bu uzun soluklu ortaklık ile çocukların eğitim ve spor yoluyla dünyayı ve kendi potansiyellerini keşfetmelerini sağlamak için Jannik Sinner Vakfı'na da destek olacak. Allianz Türkiye’den ilham veren sporculara tam destek 2021 yılından bu yana Olimpiyat ve Paralimpik Hareketlerinin ana ortağı olan Allianz, bu ortaklığı 2032 yılına kadar sürdürecek. Yaklaşan Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları'nın Resmi Sigorta ortağı olan Allianz, 25 yılı aşkın bir süredir FC Bayern Münih takımının yanı sıra yüzlerce yerel spor kulübü ve derneğiyle de iş birliği yapıyor. Sporun sosyal ve kültürel bariyerleri aşma gücüne inanan Allianz Türkiye de Ceren Reyhan Yıldırım, Sümeyye Boyacı, Merve Dinçel ve Mete Gazoz gibi insanlığa ilham veren sporcularla iş birliklerini güçlendirerek, olimpiyat ruhunu tüm Türkiye'ye yaymak ve daha fazla genci spora teşvik etmeyi amaçlıyor. Son olarak Dağ Gibi Arkandayız projesiyle Erzurumlu kız çocuklarını kayak sporuyla tanıştıran Allianz Türkiye, 3 başarılı kız çocuğunu ilk antrenörlük sınavına dek, yaklaşık 10 yıl boyunca destekleyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa Pist Bisikletinin Yıldızları Konya’da Buluşuyor Haber

Avrupa Pist Bisikletinin Yıldızları Konya’da Buluşuyor

2026 UEC Elit Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası, 1–5 Şubat 2026 tarihleri arasında Konya Olimpik Velodromu’nda, pist bisikletinin dünya çapındaki en büyük yıldızlarını ağırlamaya hazırlanıyor. Olimpiyat madalyalı, dünya ve Avrupa şampiyonu isimlerin katılımıyla Konya, beş gün boyunca Avrupa pist bisikletinin merkez üssü olacak. Olimpiyat ve Dünya Şampiyonları Konya Olimpik Velodromu’nda Buluşuyor Almanya’nın tecrübeli yıldızı Roger Kluge, olimpiyat gümüş madalyası, dünya ve Avrupa şampiyonlukları ile pist bisikletinin en önemli isimleri arasında yer alıyor. Aynı zamanda Grand Tour etap galibiyeti bulunan Kluge, 2026 UEC Elit Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası’nda Konya’da piste çıkacak yıldız sporcular arasında bulunuyor. Fransa adına yarışacak olan Benjamin Thomas, Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda elde ettiği şampiyonluğun yanı sıra kariyerindeki 5 dünya ve 9 Avrupa şampiyonluğu ile dikkat çekiyor. Uluslararası arenada istikrarlı başarısıyla öne çıkan Thomas, Konya’daki şampiyonanın en merakla beklenen isimlerinden biri olacak. Modern pist sprintinin simge isimlerinden biri olarak gösterilen Hollandalı yıldız Harrie Lavreysen ise çok sayıda Olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonluğu ile Konya’da yarışacak. Pist bisikletinin son yıllardaki en baskın sporcularından biri olan Lavreysen’in Konya Olimpik Velodromu’ndaki performansı, şampiyonanın en büyük heyecan başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Belçika bisikletinin dünya çapındaki yıldız isimlerinden Lotte Kopecky, yol ve pist disiplinlerinde elde ettiği uluslararası başarılarla modern bisikletin en etkili sporcuları arasında yer alıyor. Dünya ve Avrupa şampiyonluklarının yanı sıra prestijli klasik yarışlardaki zaferleriyle dikkat çeken Kopecky, Olimpiyat madalyalı kariyeri ve çok yönlü performansıyla Avrupa bisikletinin son yıllardaki en öne çıkan figürlerinden biri olarak gösteriliyor. Avrupa’nın Gözü Konya Olimpik Velodromu’nda Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda başta olmak üzere birçok ülkeden elit sporcuların katılımıyla gerçekleştirilecek şampiyona, uluslararası medya ilgisiyle birlikte Konya’nın ve Türkiye’nin spor organizasyonları alanındaki küresel görünürlüğüne önemli katkı sağlayacak. 2026 yılı itibarıyla “Avrupa Bisiklet Başkenti” unvanına sahip Konya, bu büyük organizasyonla birlikte bisiklet kültürünü ve spor altyapısını uluslararası spor kamuoyuna bir kez daha güçlü biçimde yansıtacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Brand Week Istanbul 2025'ten   Görkemli Başlangıç  Haber

Brand Week Istanbul 2025'ten  Görkemli Başlangıç 

Kendi alanlarında çığır açan sektör öncüleri ve yaratıcı dehalar, zirveye giden yolun stratejilerini paylaştı. Başarı hikayelerinin perde arkasını aralayan liderler; azim, stratejik disiplin ve vizyonun, bir fikri nasıl küresel bir başarıya dönüştürdüğünün altını çizdi. İlk gün, yarının dünyasını tasarlamak için gereken ilhamı ve somut başarı stratejilerini bir araya getirdi. Reklamcı Andrey Tyukavkin, “Kronik Yaratıcı Bozukluk: Nörolojik Bir Durum Olarak Hayal Gücü” başlıklı oturumunda, yaratıcı insanların beyninin gerçekten farklı çalışıp çalışmadığı sorusuna yanıt aradı. Kendi “tuhaf” çocukluk deneyiminden yola çıkan Tyukavkin, beynin kısa yolları tercih eden tembel doğasına karşı gelmenin yaratıcılığın özü olduğunu vurguladı. Nörolojik vakalardan örneklerle, “sapak” düşünmenin, yani kestirme yoldan sapmanın, büyük fikirlerin doğduğu alan olduğunu belirtti. “Yaratıcılık, beynin kolay yolu seçmesine izin vermemekte ısrar etmektir,” diyen Tyukavkin, “çılgın” ya da “tuhaf” olarak nitelendirilen fikirlerin aslında yaratıcı zekânın en doğal çıktısı olduğunu söyledi. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Ahmet Gülüm, milli sporcularımız Buse Naz Çakıroğlu ve Ferhat Arıcan’ın Yekta Kopan moderatörlüğünde gerçekleştirdiği “İstanbul ve Olimpiyatlar: Bir Şehrin Vizyonu ve Bir Şampiyonun Hikâyesi” oturumu, sporun ekonomik ve kültürel gücünü merkeze aldı. Gülüm, 2,6 trilyon dolarlık küresel spor endüstrisinin artık moda, medya, turizm ve markalaşma ile iç içe geçtiğini vurguladı. Türkiye’nin spor iletişimi yatırımlarında hâlâ gelişme potansiyeli olduğunu belirterek, İstanbul’da gerçekleşecek 2027 Avrupa Oyunları ve 2036 Olimpiyat adaylığının ülke için stratejik bir fırsat olduğunu söyledi. Sporcular ise olimpiyat hazırlıklarını, zihinsel dayanıklılığı ve genç nesillere ilham olmanın değerini anlattı. Ekonomi alanında ise Prof. Dr. Hakan Kara, “Türkiye Gündemi: Ekonomide Küresel Dalgalar ve Yerel Gerçekler” oturumunda, 2026’ya yaklaşırken küresel ve yerel ekonominin gidişatını değerlendirdi. Türkiye’nin yönetilen kur politikasıyla geçici bir denge yakaladığını, ancak bunun uzun vadede sürdürülebilir olmadığını vurguladı. Enerji fiyatlarındaki düşüşün “piyango etkisi” yarattığını belirten Kara, 2025 sonunda enflasyonun %30-33 bandında kalacağını öngördü. Türkiye’nin küresel dalgalanmalar arasında “ortalamanın altında kaybedenlerden biri” olabileceğini söyleyerek, rasyonel politikalara bağlı kalmanın kritik önemine dikkat çekti. Dr. Pınar Balcı, “Yeni Dünyanın Yeni Pandemisi: Brain Rot” başlıklı sunumunda, dijital çağın görünmez salgınını anlattı. Sürekli bildirim, içerik ve ekran maruziyetinin insan beynini yorduğunu, odaklanma, derinleşme ve dinlenme kapasitesini azalttığını belirtti. Sosyal medyanın kalabalıklar içinde yalnızlaşmayı tetiklediğini söyleyen Balcı, dopamin dengesinin bozulmasının motivasyon kaybı ve kilo artışıyla doğrudan ilişkili olduğunu aktardı. Çözüm olarak dijital detoks, gerçek sosyal etkileşimler ve kaliteli uyku rutinlerini önerdi: “Hiçbir dijital uyarı, gerçek bir kahkahanın yerini tutamaz.” Filozof Wilhelm Schmid, “Yaşam Sanatı: Modern Zamanlarda Nasıl Yaşanır” başlıklı etkileyici konuşmasında, modern insanın özgürleşme arayışının beraberinde getirdiği yönsüzlük ve boşluk duygusuna değindi. Schmid, anlamlı bir yaşam için yedi temel ilke sundu: ilişkileri güçlendirmek, deneyimleri kabullenmek, amaç belirlemek, değerleri yaşatmak, alışkanlıkları yönetmek, acıyı hayatın parçası olarak görmek ve güzelliği aramak. “Mutluluk değil, doyum önemlidir,” diyerek yaşamın çelişkileri içinde anlam bulmanın asıl sanat olduğunu ifade etti. “Sağlıkta Yapay Zekânın Dönüştürücü Etkisi: New Born” oturumunda Zehra Öney ve Çiçek Çizmeci, kişiselleştirilmiş sağlık çağını anlattı. Artık “herkese uyan tek beden” anlayışının sona erdiğini vurgulayan konuşmacılar, DNA temelli, veri odaklı ve bireyin kendi sağlığının mimarı olduğu bir döneme girildiğini belirtti. “Süper Sağlık Zekâsı” kavramıyla, teknolojinin insanı merkeze alarak sağlık hizmetlerini demokratikleştirdiğini paylaştılar. David Tiltman, “Kaosa Karşı Tutarlılık: Strateji, Eylem, Etki” başlıklı sunumunda, dijital çağın içerik bombardımanı altında markaların tutarlılığı nasıl koruyabileceğini anlattı. Kısa ömürlü kampanyalar yerine uzun vadeli “yaratıcı platformlar” oluşturmanın önemine değinerek, Desperados ve Duolingo örnekleriyle “gizli tekrar” stratejisinin markalara sürdürülebilir etki sağladığını gösterdi. Institute for Growth İçerik Direktörü Mariana Peneva, “Yapay Zeka Çağında İnsan Odaklı Büyüme” başlıklı konuşmasında, yapay zekâyı artık bir risk değil büyüme fırsatı olarak gören markaların “insan merkezli” bakış açısıyla öne çıkacağını belirtti. L’Oréal, Audible ve Suncorp örnekleriyle, şirketlerin yalnızca müşteri değil, çalışan, topluluk ve yatırımcı değerini artırarak uzun vadeli başarı yakalayabileceğini vurguladı. Deeper Kurucu Ortakları İhsan Özçıtak ve Viktor Kuzu, “AI Agent Teknolojisiyle Yaşayan Türkiye’yi Modellemek” oturumunda, insan davranışlarının ağ bilimi ve veri bilimiyle nasıl modellenebileceğini anlattı. 130 binden fazla kişiyle yürütülen çalışmalar sonucu 160 farklı davranışsal segment tanımladıklarını paylaşan konuşmacılar, bu verilerin “Deeper Alive” platformunda yaşayan personalara dönüştürülerek Türkiye’nin sosyal dinamiklerini gerçek zamanlı modellemeye olanak sağladığını açıkladılar. Oxford Üniversitesi’nden Prof. Andrew Stephen, “Vicdan mı Cüzdan mı? Kapsayıcı Pazarlamanın Finansal Etkisi Kanıtlandı!” başlıklı sunumunda, dört yıl süren küresel araştırma sonuçlarını paylaştı. 58 ülke ve 392 markayı kapsayan çalışmaya göre kapsayıcı reklamcılık, markalara %16’dan fazla satış artışı, %54 fiyatlandırma gücü ve %15 müşteri sadakati kazandırıyor. Stephen, “Kapsayıcılık ek bir maliyet değil, stratejik bir tercih. Pazarınızdaki çeşitliliği keşfedin ve bunu reklam olarak geri sunun,” diyerek konuşmasını sonlandırdı. “AI Agent Teknolojisiyle Yaşayan Türkiye’yi Modellemek” başlıklı oturumda Viktor Kuzu ve İhsan Özçıtak, Türkiye’de yaşayan insanların kişilik özellikleri ve ilgi alanlarını yapay zekâ destekli veri analizleriyle modelleyen yenilikçi projelerini anlattı. Beş temel kişilik özelliği —sorumluluk, dışa dönüklük, uyumluluk, duygusal denge ve açıklık— üzerinden 130.000 kişiyle yürütülen araştırma, bireylerin kişilikleriyle ilgi alanları arasındaki bağlantıları ortaya koyuyor. Konuşmada, bu verilerin insanların hangi markalarla etkileşim kurduğunu, hangi trendleri takip ettiğini ve farklı durumlarda nasıl davrandıklarını anlamak için nasıl kullanılabileceği örneklerle aktarıldı. Bu kapsamda Türkiye’de 160 anlamlı davranışsal segment tanımlandığı ve bu segmentlerin yıllar içinde toplumsal eğilimleri izlemek için kullanıldığı paylaşıldı. Pandemi döneminde çalışmalarını daha da derinleştirdiklerini belirten Kuzu ve Özçıtak, her bir segmentin çözünürlüğünü artırarak bireylerin davranışlarını daha detaylı ve dinamik biçimde analiz etmeyi hedeflediklerini ifade ettiler. İlgi kümeleri arasındaki ilişkileri inceleyerek bu segmentlerin dijital ayak izlerini sürekli güncellediklerini söyleyen konuşmacılar, 44 farklı kategorideki ilgi alanlarının artık gerçek zamanlı olarak izlenebildiğini vurguladılar. Elde edilen bu bulgular, markalar için stratejik bir içgörü aracı sunuyor. Böylece şirketler, hedef kitleleriyle nasıl iletişim kurmaları gerektiğini daha net biçimde belirleyebiliyor; pazarlama yatırımları ise veri temelli, davranış odaklı ve ölçümlenebilir bir zemine oturuyor. “Benim Adım Mücadele: Pes Etmeyen Bir Kadının Özgürlük Şarkısı” başlıklı oturumda Afganistanlı rap sanatçısı, yazar ve aktivist Sonita Alizadeh, özgürlüğe ve dayanışmaya adanmış ilham verici hikâyesini Brand Week Istanbul sahnesinde paylaştı. Oturumun moderatörlüğünü gazeteci Afşin Yurdakul üstlendi. Taliban yönetimi altındaki Afganistan’da çocuk yaşta iki kez evliliğe zorlanan Alizadeh, yaşadıklarını içten bir dille anlattı: “O anlarda her şeyimi kaybetmiş gibi hissediyordum. Hayallerim boğuluyordu. Ama o acı, beni sesimi kullanarak savaşmaya çağırdı,” dedi. Rap müziğiyle tanışmasının hayatındaki dönüm noktası olduğunu vurgulayan sanatçı, “Müzik yapmayı hiç düşünmemiştim; çünkü benim ülkemde müzik haramdı. Ama sonunda anladım ki, kelimelerim ve sesim benim özgürlük yolumdu,” sözleriyle müziğin dönüştürücü gücünü anlattı. İran’a kaçış sürecinden eğitime erişim zorluklarına, göçmenlik deneyiminden toplumsal baskılara kadar uzanan yolculuğunu paylaşan Alizadeh, tüm zorluklara rağmen umudun asla kaybedilmemesi gerektiğini vurguladı: “Umut ve dayanışma olduğu sürece hiçbir şey imkânsız değildir.” Bugün dünyanın birçok ülkesinde çocuk yaşta evliliklerle mücadele eden bir aktivist olarak çalışmalarını sürdüren Sonita Alizadeh, müziğini bir “çağrı” olarak tanımlıyor: “Benim şarkılarım sadece ritim değil; özgürlüğün, direnişin ve umudun sesi.” Yılın en ilham verici haftası Brand Week Istanbul, “Brand New World” temasıyla 10-14 Kasım tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşiyor. Festivalin ilk günü Türkiye’nin ve dünyanın en yaratıcı isimlerini, iş dünyasının ezber bozan uzmanlarını ve trendlere yön veren düşünce liderlerini bir araya getirerek görkemli bir buluşmaya imza attı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.