Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ölüm Oranı

Kapsül Haber Ajansı - Ölüm Oranı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ölüm Oranı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hantavirüsün Pandemiye Dönüşme Riski Var Mı? Haber

Hantavirüsün Pandemiye Dönüşme Riski Var Mı?

Yeditepe Üniversitesi Hastanelerinden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hantavirüsler, kemirgenler ve bazı böcekçil hayvanlar aracılığıyla taşınan, zarflı RNA yapısına sahip virüslerdir. Bunyaviridae ailesi içerisinde yer alan bu virüs grubu, farklı türleriyle insanlarda çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir. Bugüne kadar en az 40 hantavirüs türü tanımlanmış olup bunların en az 22'sinin insanlarda hastalık yapabildiği biliniyor. Her hantavirüs tipi genellikle belirli bir kemirici türü ile ilişkilidir ve virüs doğada bu hayvanlar arasında dolaşımını sürdürür” diye konuştu. Prof. Dr. Sönmnezoğlu, "Virüs adını, ilk kez izole edildiği Hantaan Nehri'nden alıyor. 1978 yılında Ho Wang Lee tarafından Kore'de bu nehir çevresinde yaşayan bir kemiriciden izole edilerek bilim dünyasına kazandırılmıştır. Bu keşif, hastalığın nedeninin anlaşılmasında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Hantavirüs yeni bir virüs değil. Hastalık ilk olarak Kore Savaşı sırasında dikkat çekiyor. O dönemde Amerikan askerleri arasında yüksek ateş, şiddetli kanamalar ve böbrek yetmezliği ile seyreden vakalar görülüyor ve hastalık 'Kore Kanamalı Ateşi' olarak adlandırılıyor. Amerikan ordusu 1951-1952 yılları arasında 3500'den fazla vaka ve yaklaşık 400 ölüm kaydetmiş. Savaş sonrası asker hareketliliği ve lojistik faaliyetler nedeniyle hastalığın belirtileri dünyanın farklı bölgelerinde de görülmeye başlanmış" dedi. ‘BÖBREK YETMEZLİĞİ GÖRÜLEBİLİR’ Prof. Dr. Sönmnezoğlu,"Hantavirüsler, coğrafi dağılımına ve virüs tipine bağlı olarak iki ana klinik tabloya neden olur; Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS). Daha çok Amerika kıtasında görülür. Akciğer tutulumu ön plandadır. Hastalık ani başlangıçlı olup hızla ağırlaşabilir. Öksürük, nefes darlığı, akciğerlerde sıvı birikimi ve dolaşım yetmezliği gelişebilir. Bu formun ölüm oranı oldukça yüksektir. Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) ise Avrupa ve Asya'da yaygındır. Böbrek tutulumu ile karakterizedir. Hastalarda düşük tansiyon, kanama eğilimi ve böbrek yetmezliği görülebilir. Türkiye'de bildirilen vakalar genellikle bu klinik tablo ile uyumludur" diye konuştu. ‘ÇİFTÇİLİK VE ORMANCILIK GİBİ FAALİYETLER BULAŞ RİSKİNİ ARTIRIR’ Hantavirüslerin çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, "Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğü ile çevreye yayılan virüs, kuruyarak havaya karışabilir ve solunum yoluyla insanlara geçebilir. Kontamine partiküllerin solunması, kemirgen atıklarıyla temas, nadiren kemirgen ısırıkları ile bulaşabilir. Kapalı ve yetersiz havalandırılan alanların temizlenmesi, kemirgen istilasına uğramış ortamlarda bulunmak, çiftçilik ve ormancılık gibi faaliyetler bulaş riskini artırır. Genel olarak hantavirüsler insanlar arasında bulaşmaz. Ancak Amerika kıtasında görülen Andes virüsü için nadir de olsa insandan insana bulaş bildirilmiştir. Bu bulaşın genellikle aynı evde yaşayan kişiler veya yakın temaslılar arasında, uzun süreli temas sonucu gerçekleştiği belirtilmektedir" ifadelerini kullandı. 'BELİRTİLER 1 İLA 8 HAFTA İÇİNDE ORTAYA ÇIKAR' Prof. Dr. Sönmezoğlu, "Belirtiler genellikle virüse maruz kalındıktan sonra 1 ila 8 hafta içinde ortaya çıkar. Erken dönem belirtileri; ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, karın ağrısı, bulantı ve kusma. İleri dönem belirtileri; HCPS'de: öksürük, nefes darlığı, akciğer ödemi. HFRS'de: düşük tansiyon, kanama bozuklukları, böbrek yetmezliği. Hastalık bazı hastalarda hızla ağırlaşarak hayati risk oluşturabilir. Hantavirüs enfeksiyonunun erken tanısı, belirtilerin diğer birçok hastalıkla benzerlik göstermesi nedeniyle zor olabilir. Bu nedenle hastanın öyküsü büyük önem taşır. Özellikle kemirgen teması, mesleki riskler ve seyahat geçmişi sorgulanmalıdır. Tanı yöntemleri olarak serolojik testler (IgM ve IgG antikorlarının tespiti), PCR ile viral RNA'nın gösterilmesi kullanılır. Laboratuvar çalışmaları yüksek biyogüvenlik önlemleri gerektirir" dedi. 'DÜNYA GENELİNDE HER YIL BİNLERCE VAKAYA NEDEN OLUR' Prof. Dr. Sönmezoğlu, "Hantavirüs enfeksiyonu için onaylanmış spesifik bir antiviral tedavi veya aşı bulunmuyor. Tedavi tamamen destekleyicidir. Solunum desteği, sıvı ve elektrolit dengesi, böbrek fonksiyonlarının izlenmesi, gerekli durumlarda yoğun bakım desteği yapılır. Erken dönemde uygun tıbbi müdahale, özellikle ağır vakalarda hayatta kalma şansını artırır. Hantavirüs enfeksiyonları nadir görülmekle birlikte dünya genelinde her yıl binlerce vakaya neden olur. Yıllık tahmini vaka sayısı; 10.000 - 100.000 civarındadır. Vakaların büyük çoğunluğu Asya ve Avrupa'da görülür. Amerika kıtasında daha az vaka olmasına rağmen hastalık daha ağır seyreder. Ölüm oranları Avrupa ve Asya'da yüzde 1 - yüzde 15, Amerika kıtasında yüzde 20 - yüzde 50 arasındadır" diye konuştu. Prof. Dr. Sönmezoğlu, "Hantavirüs enfeksiyonları dünya genelinde farklı bölgelerde görülüyor. Çin en yüksek vaka sayısına sahip ülke. Güney Kore düzenli olarak vaka bildiriliyor. Kuzey ve Orta Avrupa'da her yıl binlerce vaka görülüyor. Güney Amerika daha az vaka ancak daha yüksek ölüm oranına sahip. Türkiye'de hantavirüs vakaları 2009 yılından bu yana bildiriliyor. 2009-2025 yılları arasında yıllık vaka sayıları 4 ile 58 arasında değişmiş. Türkiye'de görülen vakalar genellikle böbrek tutulumu ile seyreden HFRS formundadır. Hantavirüs enfeksiyonu açısından risk altında olan gruplar; çiftçiler, orman işçileri, depo, ahır ve kapalı alan çalışanları, kemirgenlerle temas riski olanlardır. Ayrıca uzun süre kapalı kalmış alanları temizleyen kişiler de risk grubunda yer alır" ifadelerini kullandı. 'KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU KEMİRGENLERLE TEMASI AZALTMAKTIR' Prof. Dr. Sönmezoğlu, "Yaşam alanlarının temiz tutulmalıdır. Kemirgen girişleri engellenmelidir. Gıdalar güvenli şekilde saklanmalıdır. Temizlik sırasında toz oluşumu önlenmelidir. Kirli alanlar temizlenmeden önce nemlendirilmelidir. El hijyenine dikkat edilmelidir" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kümes Hayvancılığında Bitki Bazlı Performans Dönem Haber

Kümes Hayvancılığında Bitki Bazlı Performans Dönem

Trouw Nutrition'ın Selko markası altında geliştirilen Fytera Perform, hayvanın bağırsağını güçlendirerek besinlerden daha iyi yararlanmasını sağlıyor. Ayrıca yem dönüşüm oranını iyileştiriyor ve stres koşullarına karşı direnci artırıyor. Üç farklı bitkiden elde edilen ve 15'ten fazla doğal bileşen içeren bu özel formül hem laboratuvar hem de saha çalışmalarında düşük kullanım dozlarında bile dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Trouw Nutrition, bitkilerin doğal gücünü bilimle buluşturan bu ürünüyle üreticilere maliyet avantajı sunarken, hayvan refahını ve sürdürülebilir üretimi destekleyen pratik bir çözüm sağlıyo r. Küresel ölçekte hızla değişen üretim koşulları, kümes hayvancılığı sektörünü verimlilik, sürdürülebilirlik, hayvan refahı, gıda güvenliği ve regülasyonlara uyum gibi çok boyutlu başlıkları aynı anda yönetmeye zorluyor. Geleneksel tek hedefe odaklanan besleme yaklaşımlarının yerini artık hayvanın biyolojik dayanıklılığını merkeze alan bilim temelli ve bütüncül çözümler alıyor. 'Geleceği Beslemek' misyonuyla sağlıklı çiftlik hayvanları yetiştirilmesine yönelik çalışmalar sürdüren Trouw Nutrition da bitki bazlı bilimsel yaklaşımlarla sektöre yön vermeye devam ediyor. Nutreco'nun İsviçre'de konumlanan ileri Ar-Ge merkezinde, Trouw Nutrition'ın yem katkı maddesi markası Selko çatısı altında geliştirilen Fytera Perform, bu yaklaşımın sektörde somut karşılık bulan öncü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. PhytoComplex çözümleri modern v e bütüncül hayvan beslemenin temel taşlarından biri Günümüzde kümes hayvanı üreticilerinin çok daha karmaşık bir tabloyla karşı karşıya kaldıklarına dikkat çeken Trouw Nutrition Teknik Ticari Müdürü Marlien de Kock, "Üretimi maksimize etmeye odaklanan geleneksel yaklaşımlar artık tek başına yeterli değil. Sürdürülebilirlik hedefleri, yasal düzenlemeler, tüketici beklentileri ve hayvan refahı standartlarıyla birlikte ele alınmak zorunda. Bu noktada fitoteknoloji, hayvan sağlığını ve dayanıklılığını destekleyen güçlü bir çözüm alanı sunuyor. PhytoComplex çözümleri, bitkilerden elde edilen biyoaktif bileşiklerin doğal ve karmaşık yapısını koruyarak, tek bir aktif bileşenin izole edilmesine dayanan yaklaşımlardan ayrışıyor. Bitkilerin çevresel streslere karşı geliştirdiği zengin metabolit spektrumu, hayvan fizyolojisiyle karmaşık biyokimyasal sinyal yolları üzerinden etkileşime giriyo r. Bu biyolojik zekâdan yararlanan PhytoComplex yaklaşımı, patojenleri doğrudan hedeflemek yerine bağırsak sinyal yolları aracılığıyla bağışıklık fonksiyonunu, metabolizmayı ve stres yanıtını düzenleyen konakçı aracılı bir mekanizma sunuyor. Böylece hayvanın içsel direnci ve refahı desteklenirken, modern ve bütüncül hayvan beslemenin temel taşlarından biri ortaya çıkıyor" diye konuştu. Yem dönüşüm oranını yüzde 4,3 artırıyor Yenilikçi ürünleri Fytera Perform'un Trouw Nutrition ilkelerinin sahadaki karşılığını net biçimde ortaya koyduğunu söyleyen Marlien de Kock, "Doğanın karmaşıklığını korumak, belirli biyolojik mekanizmaları hedeflemek ve hayvan sağlığına ölçülebilir katkılar sağlamak bu yaklaşımın temelini oluşturuyor. Üç farklı bitkiden elde edilen ve 15'ten fazla hedeflenmiş fitoaktif bileşen içeren mikro kapsüllenmiş uçucu yağ karışım ı olan Fytera Perform'un etkileri hem laboratuvar hem de saha çalışmalarında bilimsel olarak doğrulandı. Yapılan araştırmalarda; bağırsak ve sistemik inflamasyonun azaldığı, yem dönüşüm oranının iyileştiği, bağırsak mukus tabakasının yapısal bütünlüğünün güçlendiği ve besin emiliminin desteklendiği ortaya kondu. Kontrollü bir karşılaştırma çalışmasında yalnızca ton başına 25 gram Fytera Perform kullanılan broilerlerde, yem dönüşüm oranında 4,3 puanlık iyileşme ve nihai canlı ağırlıkta 112 gramlık artış elde edildi. Bunun yanı sıra çalışma bize performans artışının, ölüm oranı ya da yem tüketimini etkilemeden sağlanabildiğini gösteriyor. Trouw Nutrition olarak bitki bazlı bilimsel çözümlerle hayvan sağlığını, üretici verimliliğini ve sürdürülebilirliği aynı potada buluşturuyor, hayvan beslenmesinin geleceği için yeni standartlar belirliyoruz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.