Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ön Lisans

Kapsül Haber Ajansı - Ön Lisans haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ön Lisans haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üsküdar’da Üniversite Öğrencilerine Ulaşım Desteğinde Başvuru Süresi 30 Eylül’e Uzatıldı Haber

Üsküdar’da Üniversite Öğrencilerine Ulaşım Desteğinde Başvuru Süresi 30 Eylül’e Uzatıldı

Üsküdar Belediyesi, üniversite öğrencilerinin ulaşım giderlerine katkı sağlamak amacıyla yürüttüğü Aylık İstanbulkart Abonman Desteği’ni 2026-2027 eğitim öğretim döneminde de sürdürüyor. Daha önce 15 Eylül’de sona ermesi planlanan başvurular, 30 Eylül 2026 tarihine kadar devam edecek. AYLIK DESTEK TUTARI 653 TL, ÖDEMELER SEKİZ AY BOYUNCA SÜRECEK Üsküdar’da ikamet eden ön lisans ve lisans öğrencilerini kapsayan uygulamada, 2026-2027 eğitim öğretim yılı için aylık destek tutarı 653 TL olarak uygulanacak. Sekiz ay boyunca sürecek ödemelerle öğrenci başına toplam destek 5 bin 224 TL’ye ulaşacak. Destek, öğrencilerin aylık İstanbulkart abonman ücretlerinin iadesi şeklinde gerçekleştirilecek. İstanbulkart yüklemesini öğrenci kendisi yapacak, destek tutarı ise öğrencinin kendi adına kayıtlı IBAN hesabına aktarılacak. Ödemeler Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında gerçekleştirilecek. Böylece öğrencilerin eğitim öğretim dönemi boyunca ulaşım giderlerine düzenli katkı sağlanacak. Üsküdar Belediyesi’nin üniversite öğrencilerine yönelik abonman desteği ilk kez 2022 yılında hayata geçirildi. İlk ödeme 23 Kasım 2022 tarihinde gerçekleştirildi ve uygulamanın ilk döneminde 4 bin 805 öğrenci destekten yararlandı.2025 yılında ise uygulamadan aylık ortalama 5 bin 102 öğrenci faydalandı. DESTEKTEN KİMLER YARARLANABİLECEK Destekten, İstanbul il sınırları içerisindeki devlet üniversitelerinde örgün eğitim gören öğrenciler ile İstanbul’daki özel üniversitelerde yüzde 50 ve üzeri bursla örgün eğitimine devam eden öğrenciler yararlanabilecek. Marmaray ile ulaşım sağlanabilmesi nedeniyle Gebze Teknik Üniversitesi öğrencilerinin başvuruları da kabul edilecek. Başvuru yapacak öğrencilerin Üsküdar’da ikamet etmesi ve ön lisans veya lisans programında aktif örgün eğitim öğrencisi olması gerekiyor. Açık öğretim, uzaktan eğitim, yüksek lisans ve doktora öğrencileri destekten yararlanamayacak. Öğrencilerden ikametgâh belgesi, öğrenci belgesi, öğrenci adına kayıtlı IBAN bilgisini gösteren belge ile barkodlu SGK Tescil ve Hizmet Dökümü istenecek. Başvurular uskudar.bel.tr adresi üzerinden online olarak alınacak ve 30 Eylül 2026 tarihinde sona erecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mezuna Kalmak Yerine Üniversite Yolculuğuna Başlayın! Haber

Mezuna Kalmak Yerine Üniversite Yolculuğuna Başlayın!

Üniversitede okurken yeniden YKS’ye hazırlanmanın mümkün olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Güngör, “Aldıkları puan her ne olursa olsun açıkta kalmamayı denesinler. Bir programa başlasınlar, üniversite eğitimlerine devam ederken hedeflerine de yeniden hazırlanabilirler. Mezuna kalmak yerine bir yola girsinler; o yolda ilerlerken yeni hedeflerle geleceklerini yeniden şekillendirsinler.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, adayların tercih döneminde mevcut olanakları mutlaka gözden geçirmelerini önerdi. Bugün verecekleri karar bütün hayatlarını etkileyebilir Gençlerin çok özel ve kritik bir karar döneminden geçtiğini dile getiren Prof. Dr. Nazife Güngör, “Bir karar verecekler şu sıralarda ve o karar onların bütün hayatını etkileyecek. Dolayısıyla heyecanları da çok haklı, tedirginlikleri de çok haklı, kaygıları da çok haklı. Ama benim onlara önerim, bütün bu kaygıyı, tedirginliği, heyecanı ve gelecek kaygısını muhteşem bir gelecek stratejisine dönüştürmeleri. Çünkü bugün verecekleri bir karar bütün hayat boyu onları etkileyecek; bundan sonraki yaşam tarzlarını, yaşam pratiklerini ve vizyonlarını belirleyecek.” dedi. “Düşük puan, yüksek puan” diye bakmıyoruz Sınava giren bütün gençleri gösterdikleri emek nedeniyle kutladığını ifade eden Prof. Dr. Güngör, “Düşük puan alanları da yüksek puan alanları da kutluyorum. Çünkü bunu düşük ve yüksek puan ya da başarı ve başarısızlık olarak nitelemiyoruz. Sonuçta her bir genç arkadaşımız bir puan aldı. Şunu bilsinler ki aldıkları puanla girebilecekleri mutlaka bir yer vardır. Bir programa, bir bölüme, bir üniversitenin programına girebilirler.” diye konuştu. Aldığınız puan ne olursa olsun açıkta kalmamayı deneyin İstediği bölüm için yeterli puanı alamayan adayların ilk seçenek olarak “mezuna kalmayı” düşünmesinin doğru olmayabileceğini belirten Prof. Dr. Güngör, şöyle devam etti: “Bazen tatmin edici bir puan alamıyorlar ya da bir hedef koyuyorlar, sonra o hedefle örtüşen bir puan alamadıkları zaman ‘mezuna kalmak’ gibi bir kavram kullanıyorlar. Ama ben onlara diyorum ki kısa vadede bu aldıkları puanla bir yere girmeyi denesinler. Eğer istiyorlarsa tekrar üniversite sınavının yolu açıktır; bir üniversitede okurken de üniversite sınavına girebilirler. Bir yandan üniversite eğitimlerine başlasınlar, öte yandan hedeflerine yine baksınlar.” Mezuna kalmak değil, bir yola girmek önemli Üniversiteye başlayan bir öğrencinin hedeflerini değiştirmesinin veya yükseltmesinin önünde bir engel olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Güngör, üniversite eğitiminin tek yönlü ve değiştirilemez bir yol olarak görülmemesi gerektiğine işaret etti. “Mezuna kalmayın; bir bölüme girin, herhangi bir programa başlayın. Ondan sonra da gelecek planınızı o program odaklı ileriye doğru tekrar yeni hedeflerle besleyebilirsiniz, hiçbir problem yok.” diyen Prof. Dr. Güngör, öğrencilerin kendi yeteneklerini, yeterliliklerini, becerilerini ve hayata ilişkin motivasyonlarını iyi tanımalarının doğru strateji kurmak açısından önemli olduğunu kaydetti. Üniversitede okurken yeniden YKS’ye hazırlanmanın mümkün olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Güngör, “Aldıkları puan her ne olursa olsun açıkta kalmamayı denesinler. Bir programa başlasınlar, üniversite eğitimlerine devam ederken hedeflerine de yeniden hazırlanabilirler. Mezuna kalmak yerine bir yola girsinler; o yolda ilerlerken yeni hedeflerle geleceklerini yeniden şekillendirsinler.” dedi. Hedefinizden vazgeçmek zorunda değilsiniz Bir programa yerleşmenin asıl hedeften vazgeçmek anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Güngör, “Genç arkadaşlarımızdan biri tıp fakültesi istiyordu diyelim. Öyle bir puan geldi ki tıp fakültesine girme şansı yok ama iki yıllık ön lisans programlarından birine girebilecek düzeyde. İdealler, hedefler büyük kurulmuştur ama sınavda bir terslik olmuştur, o gün odaklanamamıştır, beklediğinin altında bir puan almıştır. Üzülmesin. Hedef tıp olabilir ama ön lisanstan başlar; bir yandan bir program okur, öte yandan çalışmaya ve üniversite sınavına hazırlanmaya devam eder, sonraki yıl tekrar girer.” ifadelerini kullandı. Alternatif eğitim yollarının da araştırılması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Güngör, “Örneğin sağlık hizmetleriyle ilgili iki yıllık bir programa girebilir, onu başarılı şekilde bitirip dikey geçiş olanaklarını değerlendirebilir ve sağlık bilimleri içerisinde kendisine yeni bir yol oluşturabilir. Burada başarıyı yalnızca puanlarla ölçmekten çok hedefleri doğru koymak gerekiyor.” dedi. Bir yıl beklemek kararsızlığı da sürdürebiliyor Mezuna kalan adaylarla bir sonraki yıl sınava girecek yeni adayların aynı sınav havuzunda buluştuğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Güngör, “Arkadaşlarımız ‘Bu sene yeterli puan alamadık’ diye mezuna bırakıyor. Sonraki yıl mezuna bırakılanlarla alttan gelenler tekrar birikiyor, sayı daha da katlanıyor.” diye konuştu. Bekleme sürecinin gençlerdeki belirsizliği uzatabileceğini ifade eden Prof. Dr. Güngör, “O bekleme devam ediyor; o kararsızlık, hedefe giden yoldaki muğlaklık, sis perdesi devam ediyor. Onun için bir an önce yollarını açsınlar, bir yola girsinler. O yolda bir yandan da hedeflerine doğru yeni stratejiler belirlesinler.” ifadelerini kullandı. Gençlerin yalnızca puan ve sıralamaya bakarak karar vermemeleri gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Güngör, üniversitelerin akademik kadrolarını, bölümlerini ve sundukları olanakları yakından tanımalarını önerdi. Üniversite tercihinde önce insan Üniversite eğitiminin yalnızca meslek ve kariyer edinmekten ibaret olmadığına işaret eden Prof. Dr. Güngör, “İnsanlar hayatta istedikleri başarıya ulaşabilirler, hedeflerine ulaşabilirler, istedikleri kadar para kazanabilirler, prestijli konumlara yükselebilirler ancak hepsinden önemlisi iyi bir insan olmak.” diye konuştu. Teknolojinin ve yapay zekânın hızla geliştiği bir çağda üniversite öğrencilerinin teknolojiden uzak durmak yerine onu yönetebilecek donanıma sahip olması gerektiğini belirten Güngör, “Her şeyi bilin, teknolojiyi takip edin, teknolojinin içinde olun, teknolojiyi yönetin ama insan olduğunuzu unutmadan.” mesajını verdi. Hayatın önünüze çıkardığı fırsatı değerlendirin Gençlere tercih sürecinde tek bir sınav sonucunun bütün geleceklerini belirlediği düşüncesine kapılmamaları çağrısında bulunan Prof. Dr. Nazife Güngör, önemli olanın harekete geçmek, eğitim hayatının içine girmek ve hedefleri süreç içerisinde yeniden şekillendirmek olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Güngör, “Bir yola girsinler, o yolda bir yandan da hedeflerine doğru yeni stratejiler belirlesinler. Hayat onlara şu anda hangi fırsatı getirdiyse o fırsatı en iyi şekilde değerlendirsinler.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Son Sınıfların Yüzde 45’i Tercih Yapmadı!  Haber

Son Sınıfların Yüzde 45’i Tercih Yapmadı! 

2026 YKS yerleştirme sonuçlarını değerlendiren Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, gençlerin üniversite tercihlerinde önemli bir zihniyet değişimi yaşandığını söyledi. Özgür Akoğlan, “2026 YKS yerleştirme sonuçları, adayların istihdam olanaklarını ve rasyonel tercih stratejilerini merkeze aldığı, devlet üniversitelerinde ise rekor doluluk oranlarının kaydedildiği güçlü bir tablo ortaya koymaktadır.” dedi. Yerleşen adayların yaklaşık yüzde 52’sinin mezun grubundan oluştuğunu ifade eden Özgür Akoğlan, “Tercih hakkı kazanan son sınıf öğrencilerinin yüzde 45’ten fazlasının hedeflerini sonraki yıla erteleyerek tercih yapmaması dönemin en belirgin dinamiklerinden birini oluşturmuştur.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarını değerlendirdi. Adaylar artık mezun olduklarında ne yapacaklarını da düşünüyor Sınava yaklaşık 2 milyon 255 bin adayın girdiğini hatırlatan Özgür Akoğlan, “2026 YKS yerleştirme sonuçları, adayların istihdam olanaklarını ve rasyonel tercih stratejilerini merkeze aldığı, devlet üniversitelerinde ise rekor doluluk oranlarının kaydedildiği güçlü bir tablo ortaya koymaktadır. Sınava katılan yaklaşık 2 milyon 255 bin adaydan 1 milyon 279 bin 439’u tercihte bulunmuş; açık ve uzaktan öğretim dahil olmak üzere toplam 730 bin 854 öğrenci yükseköğretim kurumlarına yerleşmiştir.” dedi. Tercih hakkı olduğu halde tercih yapmayan adaylar dikkat çekti Yerleşen adayların yaklaşık yüzde 52’sinin mezun grubundan oluştuğunu ifade eden Özgür Akoğlan, şunları söyledi: “Yerleşen adayların yaklaşık yüzde 52’sinin mezun gruptan oluşması ve tercih hakkı kazanan son sınıf öğrencilerinin yüzde 45’ten fazlasının hedeflerini sonraki yıla erteleyerek tercih yapmaması dönemin en belirgin dinamiklerinden birini oluşturmuştur. Adayların yüzde 40’ının ilk üç, yüzde 55’inin ise ilk beş tercihine yerleşmesi, hazırlanan listelerin oldukça stratejik ve isabetli olduğunu göstermektedir.” İki yıllık teknik eğitime olan ilgi arttı Devlet üniversitelerinin örgün programlarında doluluk oranının yüzde 99,52’ye ulaştığını belirten Akoğlan, “Üniversite ve program türlerine göre doluluk oranları değerlendirildiğinde, devlet üniversitelerine yönelik talebin zirveye ulaştığı görülmektedir. Devlet üniversitelerinin örgün programlarında doluluk oranı yüzde 99,52 olarak gerçekleşirken, devlet meslek yüksekokullarında açılan 481 bin kontenjandan yalnızca 37’sinin boş kalması iki yıllık teknik eğitime olan ilginin somut bir kanıtı olmuştur. Artan eğitim maliyetlerinin etkisiyle vakıf üniversitelerinde doluluk oranı yüzde 79,70 seviyesinde kalmış, ülke genelinde boş kalan yaklaşık 35 bin kontenjanın ağırlıklı bölümünü vakıf kurumlarının ücretli ve kısmi burslu programları oluşturmuştur.” diye konuştu. Tıp ve sağlık alanlarına ilgi sürüyor Başarı sırası barajı uygulanan Tıp, Hukuk, Diş Hekimliği ve Eczacılık gibi geleneksel meslek alanlarının devlet üniversitelerindeki kontenjanlarının tamamen dolduğunu belirten Akoğlan, şöyle devam etti: “Bölüm bazındaki yönelimlerde başarı sırası barajı bulunan Tıp, Hukuk, Diş Hekimliği ve Eczacılık gibi geleneksel kariyer alanları devlet üniversitelerindeki kontenjanlarının tamamını eksiksiz doldurmuştur. Mühendislik fakültelerinde doluluk yüzde 98’in üzerine çıkarken; Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji gibi temel bilimler ile temel eğitim ve öğretmenlik programları fire vermemiştir. Ön lisans düzeyinde ise İlaç Üretim Teknolojisi, Paramedik, Bilişim Güvenliği ve Mekatronik gibi doğrudan iş gücü piyasasına ve saha uygulamalarına yönelik branşlar en çok talep gören alanlar arasında yer almıştır.” Yapay zekâ programlarına ilgi yüksek 2026 YKS’nin en çarpıcı sonuçlarından birinin yapay zekâ ve dijital teknolojiler alanındaki programlarda görüldüğünü ifade eden Özgür Akoğlan, “Gençlerin tercihlerinde mesleki gelecek güvencesi ve dijital dönüşüm birincil karar mekanizması haline gelmiştir. Bu doğrultuda Yapay Zekâ Mühendisliği, Makine Öğrenmesi, Veri Mühendisliği, Robotik Sistemler, Yapay Zekâ Destekli Kodlama ve Yapay Zekâ Operatörlüğü programlarının tamamında yüzde yüz doluluk sağlanmıştır. Adaylar istihdam piyasasında karşılığı belirsiz kalan alanlardan uzaklaşarak doğrudan teknik uzmanlık, veri analitiği ve siber güvenlik odaklı disiplinlere yönelmiş; ilk kez öğrenci kabul eden İşletme ve Yapay Zekâ gibi hibrit programların üst sıralardan dolması da iş dünyası ile teknolojiyi birleştiren profillere olan ilginin somut bir yansıması olmuştur.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üsküdar Üniversitesi SHMYO'da 3+1 Dönemi Başlıyor! Haber

Üsküdar Üniversitesi SHMYO'da 3+1 Dönemi Başlıyor!

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı tarafından ön lisans programları için hayata geçirilen 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim (İME) Modeli, 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı itibarıyla Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda 8 programda uygulanmaya başlanıyor. Eğitim ile sektör arasındaki köprü güçleniyor Sağlık alanında nitelikli ara insan gücü yetiştirmeyi hedefleyen Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, yeni eğitim modeliyle öğrencilerini yalnızca akademik bilgiyle değil, aynı zamanda güçlü bir saha deneyimiyle mezun etmeyi amaçlıyor. Yeni model kapsamında öğrenciler, ilk üç dönem boyunca üniversitede teorik bilgi ve uygulamalı eğitim alacak, son dönemlerini ise tam zamanlı olarak sektörün içinde geçirerek gerçek çalışma ortamlarında mesleki deneyim kazanacak. Böylece öğrenciler, mezun olmadan önce iş hayatını yakından tanıyacak, bilgi ve becerilerini uygulamaya dönüştürecek ve kariyerlerine önemli bir avantajla başlayacak. Mezun olmadan deneyim kazanacaklar 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim (İME) Modeli kapsamında öğrenciler, ilk 3 dönem boyunca üniversitede teorik bilgi ve uygulamalı mesleki eğitimlerini alırken, son dönemlerini ise tam zamanlı olarak sektörün içinde, gerçek çalışma ortamlarında geçirerek mesleki deneyim kazanacak. Model sayesinde öğrenciler, mezun olmadan önce çalışma hayatını deneyimleme fırsatı bulacak; bilgi ve becerilerini gerçek iş ortamında geliştirerek mesleki yetkinliklerini artıracak ve kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapacak. Aynı zamanda üniversite-sektör iş birliği güçlenecek, mezunlarımızın istihdam edilebilirliği önemli ölçüde artacak. 8 programda uygulanacak 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı itibarıyla Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim Modeli uygulanacak programlar şunlar; “Biyomedikal Cihaz Teknolojisi, Eczane Hizmetleri, Gıda Teknolojisi, Laboratuvar Teknolojisi, Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği, Optisyenlik, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler ve Yaşlı Bakımı.” "İş hayatına hazır mezun" hedefi 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim Modeli ile öğrenciler, ilk üç dönemde üniversitede aldıkları teorik ve uygulamalı eğitimi son dönemde iş yaşamında pekiştirecek. Böylece mezun olduklarında yalnızca diplomaya değil, aynı zamanda gerçek iş deneyimine de sahip olacak. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, bu uygulamayla öğrencilerini sektörün ihtiyaç duyduğu bilgi, beceri ve deneyime sahip sağlık profesyonelleri olarak yetiştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de İlk Kez “İlaç Üretim Teknolojisi”  Programı Açıldı Haber

Türkiye'de İlk Kez “İlaç Üretim Teknolojisi” Programı Açıldı

Ülkemizde alanında ilk olma özelliğine sahip ve YÖK tarafından onaylanan bu anlaşma ile Kocaeli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu bünyesinde “İlaç Üretim Teknolojisi Ön Lisans Programı” kuruldu. Türkiye’nin köklü ilaç firmalarından Santa Farma İlaç, nitelikli insan kaynağı yetiştirme ve üniversite-sanayi iş birliği vizyonu ile sektör için önemli bir adıma imza attı. Santa Farma’nın ilk safhalarından itibaren akademik ve stratejik destek sağladığı, Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Kocaeli Meslek Yüksekokulu bünyesinde açılacak olan “İlaç Üretim Teknolojisi Ön Lisans Programı”, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylanarak resmi olarak kuruldu. Türkiye’deki üniversiteler arasında sektör odaklı ilk ihtisas programı olma unvanını taşıyan bu iş birliği, ülkemizde ilaç endüstrisinin dönüşümüne destek olacak "İlaç Üretim Teknikerleri" yetiştirmeyi hedefliyor. Çalıştayla Başlayan Süreç YÖK Onayıyla Taçlandı Programın temelleri; 25 Kasım 2025 tarihinde Kocaeli Üniversitesi Kocaeli MYO, GEBKİM MTAL temsilcileri ve fabrika, Ar-Ge, kalite direktörlüklerinin katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı bir çalıştayla atıldı. Sektörün ve akademinin ihtiyaçlarının ortaklaşa masaya yatırıldığı bu çalıştayda, 4 yarıyılı kapsayan ders programları ve öğrenme kazanımları ayrıntılı bir şekilde tasarlandı. 25 Aralık 2025’te Rektörlüğe ve YÖK’e sunulan müfredat mimarisi, 14 Mayıs 2026 tarihinde YÖK tarafından onaylanarak resmiyet kazandı. Klasik Kimya Eğitiminden Yapısal Ayrışma ‘İlaç Üretim Teknolojisi Programı’ ilaç üretim süreç ve tekniklerinin yanı sıra, hijyen GMP/GLP gereklilikleri, validasyon süreçleri ve temiz oda disiplini gibi geleneksel kimya endüstrisinden çok daha katı ve hassas dinamiklere sahip olmasından yola çıkılarak hazırlandı. Mevcut genel Kimya Teknolojisi müfredatının sınırları yerine, tamamen ilaç endüstrisinin uluslararası standart ve uygulamalarına hizmet edecek bir uzmanlık alanı kurgulandı. Türkiye’de Referans Model: %100 İstihdam ve İME Modeli Program, sadece teorik eğitimle sınırlı kalmayıp öğrencileri doğrudan üretim sahalarında, ilaç üretimi ile ilgili laboratuvar uygulamalarına entegre olmuş “İşletmede Mesleki Eğitim” (İME) modelini benimsiyor. Bu doğrultuda öğrenciler: İkinci sınıfta haftanın 2 gününü üniversitede zorunlu teorik derslerle geçirirken, haftanın kalan 3 gününü ise protokol imzalanan ilaç üretim tesislerinde mentor gözetiminde, gerçek üretim ve laboratuvar koşullarında, uygulama ile tamamlayacaklar.Sahada öğrenme modeli sayesinde, ilaç firmalarının genel mezunlarda karşılaştığı 6 ila 12 aylık uzun oryantasyon ve adaptasyon süreçlerine gerek kalmayacak.İlaç endüstrisinin spesifik uzmanlık gerektiren teknik konularında, ihtiyaç duyulması halinde; SANTA FARMA İlaç Sanayi A.Ş. tarafından sağlanacak destekle, sektörden gelen deneyimli profesyonellerden "Misafir Öğretim Elemanı" statüsünde destek alınarak eğitim süreci zenginleştirilecek; ayrıca akademik kadroya yönelik "Eğiticinin Eğitimi" programları organize edilecek.Mezun olan öğrenciler "İlaç Üretim Teknikeri" unvanı alarak, işe başlamaya hazır ve "aranan eleman" profiliyle doğrudan iş bulabilecek. Aynı zamanda Kimya Teknolojisi programıyla karşılıklı Çift Ana Dal (ÇAP) entegrasyonu sağlanarak hibrit yetkinliğe sahip uzmanlar yetiştirilecek. "İlaçta Yerlileşme ve Küresel İhracat Vizyonumuza Stratejik Katkı" Santa Farma İlaç İnsan Kaynakları Direktörü Sema Yetkiner, Türkiye'de bir ilk olan bu vizyoner projenin hayata geçmesinden gurur duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: "80 yılı aşkın köklü geçmişimizden aldığımız güçle, dünya pazarlarındaki yerel ihtiyaçları global standartlarla buluşturan referans şirket olma vizyonumuz doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. İlaç sektörü, hata kabul etmeyen yapısı ve küresel otoritelerin yüksek regülasyon beklentilerini, denetimler ile sorgulayan ve sürekliliğini takip eden, çok spesifik bir iş gücü kültürü gerektiriyor. Kocaeli Üniversitesi ile birlikte hayata geçirdiğimiz bu program; ulusal ve uluslararası standartların talep ettiği yetkin, belgelendirilmiş ve pratikten gelen beşerî sermayeyi Türk ilaç sanayisine kazandıracaktır. 'Sıfır Hata' prensibiyle çalışacak bu yeni nesil profesyoneller, ülkemizin ilaçta yerlileşme, operasyonel mükemmellik ve katma değerli ihracat vizyonuna çok stratejik bir katkı sunacaktır. Türkiye’de bir ilk olan bu eğitim modelinin sektöre ve gençlerimize hayırlı olmasını diliyoruz." Santa Farma Fabrika Direktörü Vedat Özbek ise şu değerlendirmeyi yaptı: "GEBKİM OSB’de yer alan, yüksek teknolojiyle donatılmış ve EU/EAEU/ANVISA-GMP belgelerine sahip modern üretim tesisimiz, bu programın en büyük uygulama alanı olacaktır. İlaç üretimi; katı hijyen kuralları, temiz oda disiplini ve hassas regülasyonlar doğrultusunda yüksek operasyonel disiplin ve süreklilik gerektirir. İşletmede Mesleki Eğitim (İME) modeli sayesinde öğrencilerimiz, teorik bilgilerini henüz mezun olmadan üretim sahası koşullarıyla pekiştirme şansı yakalayacaklar. Bu sayede, sektöre adım attıkları ilk gün itibarıyla uzun oryantasyon süreçlerine ihtiyaç duymadan 'Sıfır Hata' kültürüyle çalışabilecek yetkinliğe ulaşacaklar. Santa Farma olarak, hem deneyimli profesyonellerimizle eğitime destek vermekten hem de geleceğin ilaç endüstrisi çalışanlarını küresel standartlardaki tesisimizde sektöre kazandırmaktan büyük bir heyecan ve mutluluk duyuyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEKNOFEST’te Lojistikte Verimlilik İçin Yenilikçi Çözümler Aranıyor Haber

TEKNOFEST’te Lojistikte Verimlilik İçin Yenilikçi Çözümler Aranıyor

Yarışma, makine öğrenmesi ve matematiksel optimizasyon tekniklerini bir araya getirerek, anahat taşımacılığında maliyet ve verimliliği artırmayı hedefliyor. Gerçek Dünya Problemlerine Dokunan Fırsat Katılımcılardan, günlük kargo talebini tahmin eden modeller geliştirmeleri ve bu verileri kullanarak sabit kiralık araç filosu ile spot araç havuzu arasında en düşük maliyetli taşıma planını oluşturan algoritmalar tasarlamaları bekleniyor. Takımlar, gerçek lojistik problemleriyle birebir çalışarak yenilikçi ve uygulanabilir çözümler sunma imkânı bulacak. Kimler Katılabilir? Yarışma en az iki, en fazla dört kişiden oluşan takımların katılımına açık. Danışmanlar ise takım sayısına dahil değil. Ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri yarışmaya katılabilirken, mezunlar da mezuniyetlerinin üzerinden bir akademik yıldan fazla geçmemişse başvuru yapabiliyor. Ödüllerle Geleceğe Yatırım, Son Başvuru 31 Mart Dereceye giren takımlar büyük ödüller kazanacak: birinci takım 150.000 TL, ikinci takım 120.000 TL, üçüncü takım ise 100.000 TL ile ödüllendirilecek. Bunların yanı sıra katılımcılar, sektör profesyonelleriyle tanışma, projelerini geliştirme ve kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapma fırsatına sahip olacak. Yarışmaya başvurular 31 Mart’a kadar kabul edilecek. Geleceğin lojistik çözümlerini geliştirecek genç yetenekler için bu, hem kariyer hem de teknoloji üretme fırsatını bir araya getiren kaçırılmayacak bir fırsat. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Otonom Drone Sistemleri İçin Büyük Yarış Haber

Geleceğin Otonom Drone Sistemleri İçin Büyük Yarış

FPV Drone İzleme Yarışması’nın temel amacı, geliştirilen otonom hava araçlarının görüntü temelli algılama, karar verme ve dinamik hedef takibi kabiliyetlerinin gerçekçi bir görev ortamında değerlendirilmesini sağlamak. Yarışma, özellikle görüntü işleme ve otonom kontrol algoritmalarına dayalı teknolojilerin geliştirilmesini teşvik ederken, katılımcılardan Küresel Uydu Navigasyon Sistemi (GNSS) kullanılmadan hareketli bir hedefin başarıyla takip edilmesini sağlayan sistemler geliştirmeleri bekleniyor. Bu kapsamda yarışmacı ekipler, hareket halindeki bir hedef drone’u yalnızca görüntü tabanlı algılama yöntemleriyle tespit ederek otonom şekilde takip eden sistemler tasarlayacak. Böylece yarışma, katılımcıların insansız hava araçlarında ileri seviye hedef takibi, kadraj merkezleme, kaybolan hedefi yeniden tespit edebilme ve dinamik uçuş performansı gibi kritik yetkinlikler kazanmalarına da katkı sağlayacak. Üniversite Öğrencileri, Mezunlar ve Özel Sektör Ekipleri Katılabiliyor FPV Drone İzleme Yarışması, teknoloji geliştirme ekosisteminin farklı kesimlerinden katılımcıları bir araya getiriyor. Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri, mezunlar ile özel sektör ekipleri yarışmaya takım halinde başvurabiliyor. Takımların danışman dahil en az 4, en fazla 10 kişiden oluşması gerekiyor. Bu yapı sayesinde farklı disiplinlerden gelen katılımcılar birlikte çalışarak güçlü ve yenilikçi çözümler ortaya koyma fırsatı yakalıyor. Yarışma sonunda dereceye giren takımlar önemli ödüllerin de sahibi olacak. Birincilik elde eden takım 300 bin TL, ikinci olan takım 250 bin TL, üçüncü olan takım ise 200 bin TL ödül kazanacak. Maddi ödüllerin yanı sıra katılımcılar, geliştirdikleri projeleri geniş bir teknoloji ekosistemine tanıtma ve alanında uzman isimlerle bir araya gelme fırsatı da yakalayacak. Otonom sistemler, görüntü işleme teknolojileri ve insansız hava araçları alanında kendini geliştirmek isteyen gençler için önemli bir fırsat sunan FPV Drone İzleme Yarışması, yeni nesil mühendislerin gökyüzüne yön verecek projelerini bekliyor. Teknolojiye ilgi duyan ve geleceğin otonom sistemlerini geliştirmek isteyen ekiplerin 25 Mart tarihine kadar başvurularını tamamlamaları gerekiyor. Gökyüzünde rekabetin ve inovasyonun buluşacağı bu heyecana katılmak isteyen tüm teknoloji tutkunları için geri sayım başladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AFAD’dan Dev İstihdam Hamlesi: 1250 Yeni Arama ve Kurtarma Personeli Alınacak! Haber

AFAD’dan Dev İstihdam Hamlesi: 1250 Yeni Arama ve Kurtarma Personeli Alınacak!

ANKARA – Türkiye'nin afet ve acil durum müdahale kapasitesini güçlendirmek amacıyla Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), taşra teşkilatına önemli sayıda personel alımı yapacağını duyurdu. Yayımlanan ilana göre, toplam 1.250 sözleşmeli personel alımı gerçekleştirilecek: Sözleşmeli Arama ve Kurtarma Teknikeri: 77 kişi Sözleşmeli Arama ve Kurtarma Teknisyeni: 1.173 kişi Personel alımları, "Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar" çerçevesinde, KPSS puan sıralamasıyla belirlenecek adaylar arasından yapılacak uygulama ve sözlü sınav sonucuna göre gerçekleştirilecek. Başvuru Detayları ve Genel Şartlar Adaylar başvurularını 5 Kasım 2025 saat 10:00 ile 11 Kasım 2025 saat 17:00 tarihleri arasında e-Devlet üzerinden Kariyer Kapısı-Kamu İşe Alım adresi üzerinden elektronik ortamda yapacaklar. Genel Başvuru Şartlarından Öne Çıkanlar: Yaş Sınırı: Son başvuru tarihi itibarıyla 30 yaşından gün almamış olmak (11.11.1996 tarihinde veya sonrasında doğmuş olmak). Sürücü Belgesi: En az B sınıfı sürücü belgesine sahip olmak. Boy/Kilo Şartı: Erkeklerde en az 1.65 m, en fazla 1.90 m; kadınlarda ise en az 1.60 m, en fazla 1.85 m boyunda olmak. Boyun 1 metreden fazla olan kısmı ile kilo arasında (+,-) 10 kg’dan fazla fark olmamak. Sağlık: Fiziksel, ruhsal, görsel ve işitsel engelli olmamak ve her türlü koşulda arama ve kurtarma görevini yapmaya engeli bulunmamak. Tekniker pozisyonu için çok geniş bir yelpazedeki ön lisans programlarından mezuniyet aranırken (Bilgisayar, Elektrik, Makine, İnşaat Teknolojisi, Acil Durum ve Afet Yönetimi vb.), Teknisyen pozisyonu için Mesleki ve Teknik Ortaöğretim kurumlarının ilgili alanlarından mezuniyet şartı aranmaktadır. Türkiye Geneli Dağılım ve Sınav Süreci Alımlar, 71 farklı ilde yapılacak olup, en fazla personel alımı sırasıyla İstanbul (302 kişi), İzmir (150 kişi) ve Ankara (154 kişi) için planlanmıştır. Giriş Sınavı İki Aşamalıdır: Uygulama Sınavı (Fiziki Yeterlilik): 26 Ocak - 13 Şubat 2026 tarihleri arasında Bursa, Diyarbakır, İzmir ve Samsun illerindeki bölgesel merkezlerde yapılacaktır. Adayların 9 etaptan oluşan zorlu bir parkuru erkekler için en fazla 180 saniyede, kadınlar için ise en fazla 185 saniyede tamamlaması gerekmektedir. Başarılı sayılmak için en az 70 puan almak şarttır. Sözlü Sınav: 4 - 15 Mayıs 2026 tarihleri arasında uygulama sınavının yapıldığı merkezlerde gerçekleştirilecektir. Adaylar; kavrama yeteneği, mesleğe uygunluk, stres yönetimi ve arama kurtarma farkındalığı gibi konularda değerlendirilecektir. Uygulama sınavı puanının %60'ı ve sözlü sınav puanının %40'ı alınarak başarı puanı belirlenecek ve atamaya esas listeler ilan edilecektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.