Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Onarıcı Tarım

Kapsül Haber Ajansı - Onarıcı Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Onarıcı Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Barilla’dan Sürdürülebilirliğe 168 Milyon Avroluk Yatırım Haber

Barilla’dan Sürdürülebilirliğe 168 Milyon Avroluk Yatırım

Türkiye'deki Bolu fabrikası dahil olmak üzere dünya genelindeki 30 üretim tesisinde faaliyet gösteren Barilla, gıda sektöründe dünyanın en itibarlı şirketi seçildiği RepTrak 2026 listesinin açıklanmasından hemen ardından Dünya Çevre Günü'nde 2025 Sürdürülebilirlik Raporu'nu yayımladı. Nakliye emisyonlarını yüzde 20 oranında azaltan yeni ambalaj tasarımları, fabrikalarda dört katına çıkarılan güneş enerjisi kapasitesi ve 816 bin tonluk onarıcı tarım hasadı dönüşümün merkezinde yer alıyor. Gezegenin geleceğinin sadece niyetlerle değil, üretim sistemlerinin ne kadar hızlı değiştirilebildiğine bağlı olduğunu belirten Barilla Grubu Başkan Yardımcısı Paolo Barilla; "Bizim için sürdürülebilirlik; topraktaki sağlığı koruyan teknolojilere yatırım yapmak, paketlemedeki her bir gramı hesaplamak ve faaliyet gösterdiğimiz topluluklara gerçek bir fayda sağlamak demek. İyi gıda üretme tutkumuzu, doğaya ve insana karşı sorumluluğumuzdan ayrı düşünmüyoruz" dedi. AR-GE VE İNOVASYON SÜREÇLERİNE 47 MİLYON AVROLUK BÜTÇE Barilla, küresel ürün portföyünün besin profilini geliştirmek amacıyla 2025 yılında araştırma, geliştirme ve kalite alanına 47 milyon avro yatırım yaptı. Çalışmaların merkezini, şirketin Parma'daki tarihi fabrikasının hemen yanında faaliyete geçen yeni inovasyon merkezi BITE (Barilla Innovation & Technology Experience) oluşturuyor. 84 üniversite ve araştırma merkeziyle entegre çalışan tesiste; gıda teknologları, araştırmacılar ve şeflerden oluşan 200'ü aşkın uzman yeni ürün formülleri geliştiriyor. Yürütülen bu laboratuvar çalışmaları sonucunda şirket, küresel satış hacminin yüzde 89’unda porsiyon başına şeker miktarını 5 gramın, yüzde 90’ında ise tuz miktarını 0,5 gramın altına çekti. Mevcut ürün portföyünün yüzde 90'ı ise artık lif kaynağı niteliği taşıyor. GÜNEŞ ENERJİSİNE 30 MİLYON AVROLUK YATIRIM Barilla, 2030 yılına kadar tamamlamayı planladığı 168 milyon avroluk enerji ve su yönetimi paketinin ilk büyük adımını attı. Şirket 2025 yılı içinde 30 milyon avro yatırımla beş yeni tesisi devreye aldı. Gerçekleşen yatırımla üretim bantlarındaki fotovoltaik kapasite 8 MW'ı aşarak 2022 yılına göre dörde katlandı. Operasyonel verimlilik su tarafına da doğrudan yansıdı; su stresi yaşanan bölgelerdeki fabrikalarda geri kazanılan su miktarı aynı döneme göre yüzde 196 artırıldı. Şirketin 2030 hedefi bu geri kazanım oranını yüzde 250'ye taşımak. 7 BİN ÇİFTÇİYLE TARIMSAL DÖNÜŞÜM Barilla, sürdürülebilir gıda üretiminin temelini oluşturan sözleşmeli çiftçilik ağını FAO standartlarındaki onarıcı tarım uygulamalarıyla güncelliyor. Bugüne kadar yaklaşık 7.000 çiftçiyle iş birliği yaparak tahıl ve fesleğen gibi 816 bin tonun üzerinde ana ham maddeyi tedarik eden şirket, toprak sağlığını ve biyoçeşitliliği doğrudan iyileştiren yöntemlere geçiş yaptı. Dönüşümün ilk somut adımı olarak 2025 yılında asgari toprak işleme ve organik gübreleme yöntemleriyle yetiştirilmiş 4.160 ton yumuşak buğday satın alındı. Sistemin tüm değer zincirine yayılmasıyla, 2030 yılına kadar tarladan rafa ulaşan onarıcı tarım mahsulünün 250 bin tona çıkarılması hedefleniyor. STK'LARA 4 BİN TON GIDA VE 2 MİLYON AVRO KAYNAK Yerel topluluklarla güçlü bağ kurmayı küresel stratejisinin bir parçası yapan Barilla, 2025 yılında sivil toplum ağlarıyla yürüttüğü ortaklıkları genişletti. Yıl boyunca 4.000 ton ürün gıda desteği olarak sivil topluma aktarılırken, eğitim ve sosyal kapsayıcılık odaklı girişimlere 2 milyon avroluk özel bir bütçe tahsis edildi. Şirket, sağladığı bu sosyal refahı, kendi üretim tesislerinde uyguladığı fırsat eşitliği ve istihdama entegrasyonu programlarıyla eş zamanlı yürütüyor. 30 FABRİKADAN DÜNYAYA 2 MİLYON TON GIDA Küresel tedarik krizleri ve maliyet artışlarına rağmen Barilla, 100 farklı ülkedeki 2 milyon tonluk gıda satış hacmini koruyarak yılı 4,837 milyar avro ciroyla kapattı. Döviz kurundan bağımsız olarak yüzde 1 oranında büyüyen şirket, üretimde verimliliği ve çevresel etkiyi merkeze alan sürdürülebilirlik hedeflerine sağdık kalarak 2030 yılı hedeflerine emin adımlarla ilerliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çiftçilere Eğitim, Mentorluk ve1 Milyon Liralık Destek Haber

Çiftçilere Eğitim, Mentorluk ve1 Milyon Liralık Destek

Sürdürülebilirlik çalışmaları ile tanınan Etki Çemberleri Vakfı tarafından başlatılan Harman Projesi, onarıcı tarım ve besicilik alanında üreticileri, uzmanları, gıda profesyonellerini, kurumları ve destekçileri bir araya getiriyor. Bir hareket, öğrenme ağı ve uygulama programı olarak öne çıkan Harman, toprağı iyileştiren, suyu koruyan, üreticiyi güçlendiren ve iyi, temiz, adil gıdayı çoğaltan uygulamaları görünür kılmayı amaçlıyor. Proje kapsamında hayata geçirilen “Harman Onaran Çiftçi Kapasite Programı” başvuruları açıldı. Programın ana çağrısı ise çok net: Toprağı onaranları arıyoruz. Ödülden daha fazlası: Kapasite Programı Harman Onaran Çiftçi Kapasite Programı, onarıcı üretim yapan ya da bu yöne geçmek isteyen çiftçilere 6 aylık ücretsiz eğitim, dijital izleme, mentorluk, gastronomi bağlantısı ve ödül desteği sunuyor. Bu yapı yalnızca ödül vermeye odaklanmıyor; çiftçiyi eğitim, veri, pazar bağlantısı ve iletişim desteğiyle güçlendirmeyi hedefliyor. Programa, kadın çiftçiler, 35 yaş altı genç çiftçiler, kooperatifler ve aile çiftlikleri başvurabiliyor. Bitkisel üretim, hayvancılık, arıcılık veya karma üretim yapan çiftçiler de değerlendirmeye alınacak. Eğitim, izleme ve veriye dayalı değerlendirme Başvuru sürecinin ardından seçilen çiftçiler 6 aylık eğitim ve dijital izleme havuzuna dahil edilecek. Bu süreçte toprak ve su yönetimi, atalık tohum ve biyoçeşitlilik, dijital izleme, veri, pazarlama ve değer zinciri gibi başlıklarda eğitimler verilecek. Kazananlar, program sonunda toplanan performans verileri ve saha değerlendirmeleriyle belirlenecek. Toplam 1 Milyon liralık ödül havuzu, kazanan çiftçilerin ürünlerinin gastronomi sektöründe görünürlük kazanmasıyla desteklenecek. Programda Yılın Onaranı 350 bin liralık ödülün yanı sıra, bir yıllık mentorluk ve restoran menülerinde görünürlük kazanacak. Dört kategori birincisine ise 150’şer bin liralık ödül, teknoloji desteği ve pazarlama atölyesi sunulacak. Üç bölgesel öncü çiftçi ise 75’er bin lira ödül ve saha ziyaret programından yararlanacak. Eğitim havuzuna dahil edilen çiftçiler, ödül kazanmasalar bile 6 aylık eğitim, dijital izleme erişimi, sertifika ve Harman Ağı’na katılım imkanına sahip olacak. Pazar bağlantısı ve görünürlük fırsatı Harman, iyi örneklerin yalnızca ödüllendirilmesini değil; daha fazla kişiye ulaşmasını, çoğalmasını ve güçlü bir ekosisteme bağlanmasını hedefliyor. Gastronomi sektörüyle kurulacak ilişkiler sayesinde çiftçiler için finansal ödülün yanında pazar bağlantısı da yaratılması amaçlanıyor. Onarıcı tarım, gıdanın geleceği için kritik Etki Çemberleri Vakfı Kurucusu Aylin Gezgüç, toprağı onarmanın yalnızca tarımsal üretimle sınırlı olmadığını; gıda güvenliğin de ekonomik dayanıklılık ve toplumsal gelecek açısından kritik bir başlık olduğunu vurguladı. Gezgüç, şöyle devam etti: “Onarıcı tarım, yalnızca toprağı nasıl işlediğimizle ilgili değil; neyi nasıl ürettiğimiz, gıdaya nasıl ulaştığımız ve üreticiyi nasıl desteklediğimizle de ilgili. Harman Onaran Çiftçi Kapasite Programı ile sahada üretimi dönüştüren çiftçileri görünür kılmayı, onları eğitim, veri ve pazar bağlantısıyla güçlendirmeyi hedefliyoruz. Türkiye’nin toprağını onaran çiftçilerini arıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı Haber

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin ikincisi, 27 Nisan günü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Bahar Özay, Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu ve Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce oldular. Mete İmer: “Artık Gerçekleştirilebilenlerin Samimi Bir Muhasebesini Yapma ve Uygulamayı Öne Çıkarma Zamanı” İklim krizinin etkisini artırmaya devam ettiğini ve COP31’in zor küresel koşullar altında toplanacağını vurgulayan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre son 10 yıl, kayıtlara geçen en sıcak yıllar arasında yer aldı. Diğer taraftan dünyadaki olumsuz politik ve ekonomik gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, bölgesel savaşlar ve iklim finansmanındaki yetersizlikler devam ediyor. Antalya’da Kasım ayında gerçekleşecek 31. Taraflar Konferansı bu koşullar altında toplanacak. Bu nedenle zor bir gündemle karşı karşıyayız,” dedi. Paris İklim Anlaşması’ndan bu yana geçen 10 yılda hedeflere ne kadar yaklaşıldığının samimi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Mete İmer, “Uygulama artık belirleyici bir aşama haline geldi. Geride kalan dönemde hedeflere ne kadar yaklaşıldığını, uygulamanın ne ölçüde başarılı olduğunu açık biçimde muhasebe etmeliyiz. Türkiye olarak da bu muhasebeyi yapmalı; yasal düzenlemelerimizi ne kadar hayata geçirdiğimizi, iklim finansmanını ne ölçüde temin edebildiğimizi ve toplumu harekete geçirmek için neler yaptığımızı sorgulamalıyız. Eksikliklerimizi gidermemiz büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu. Özellikle kentlerin iklim krizine karşı dirençli hale getirilmesinin giderek daha acil bir başlık haline geldiğine işaret eden Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumu yakından ilgilendiren ve giderek daha acil hale gelen konu, kentlerin ve yaşam alanlarının iklim krizine karşı direnç kazanmasıdır. Yaşadığımız seller, afetler ve kuraklıklar; şehirlerde bundan sonra daha güvenli bir yaşam için altyapı yatırımlarını, bu alana yönelik finansman ihtiyacını ve yerel yönetimlerin rolünü öncelikli hale getirdi. Bu nedenle bu toplantıda ve bundan sonraki söyleşilerimizde belediye temsilcilerine de söz vermek, onları dinlemek istiyoruz. Çünkü burada belediyelerin sorumluluğu ve yapacakları çalışmalar çok önemli.” Selda Susal Saatçi: “Her 5 Saniyede Bir Futbol Sahası Kadar Verimli Toprak Kaybediliyor” İklim krizinde “uygulama” ve “sonuç” odaklı yeni bir döneme girildiğini vurgulayan Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’e doğru ilerlerken aslında bir kırılma noktasındayız. Yıllarca hedefleri ve taahhütleri konuştuk; artık bu hedeflerin sahadaki karşılığını, uygulamaların somut çıktılarını görmeye ihtiyaç duyuyoruz. COP31’in de bu yaklaşım üzerine kurulduğunu yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede döngüsel ekonomi, atık yönetimi, iklim finansmanına erişim, tarım, su ve gıda güvenliği, adil dönüşüm ve gençlik katılımı öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor,” dedi. Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan bir yaklaşım benimsediklerini belirten Selda Susal Saatçi, “Biz Anadolu Efes olarak ‘7. nesil düşünce’ yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Yani bugün aldığımız her kararın, yaptığımız her eylemin gelecek nesiller üzerindeki etkisini gözetiyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca bir başlık değil, iş yapış biçimimizin merkezinde yer alan ve uzun vadeli değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olan dönüştürücü bir strateji. Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasını ilk gerçekleştiren şirketlerden biri olarak çevresel, sosyal ve yönetişim performansımızı şeffaf şekilde paylaşıyoruz ve son iki yıldır entegre raporlama yaklaşımını benimsiyoruz,” diye konuştu. Selda Susal Saatçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım, iklim krizinden en çok etkilenen ve aynı zamanda krizi etkileyen alanlardan biri. Küresel ölçekte tarımsal faaliyetler emisyonların yaklaşık yüzde 13’ünü oluştururken, su kaynaklarının yüzde 70’inden fazlasını tüketiyor. Her yıl yaklaşık 75 milyar ton verimli toprak kaybediliyor; bu, her 5 saniyede bir futbol sahası büyüklüğünde alanın yok olması anlamına geliyor. Artan nüfusla birlikte 2050’ye kadar tarımsal üretimin iki katına çıkması gerekiyor. Bu tablo, tarımda daha dayanıklı ve sürdürülebilir yöntemlere geçişi zorunlu kılıyor. Bu kapsamda biz de onarıcı tarım uygulamalarına odaklanıyoruz. Yaptığımız pilot çalışmalarda somut ve cesaret verici sonuçlar elde ettik. Toprak organik maddesinde yüzde 25’e varan artış, su tutma kapasitesinde yüzde 13 iyileşme ve hektar başına 6,7 ton karbon tutulumu sağladık. Bu sonuçlar ışığında bu yıl onarıcı tarım uyguladığımız alanları genişletme kararı aldık. Bununla birlikte, çiftçilere sağladığımız 220 milyon TL’yi aşan teşvik paketi, gençlere yönelik sürdürülebilir tarım eğitim programları ve kadınların güçlenmesine katkı sunan döngüsel ekonomi projeleriyle bütüncül bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Tarım, gıda güvenliği, sıfır atık, gençlik ve eğitim başlıklarında atılan adımların tek başına değil, iş birlikleriyle ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz; COP31’in de bu anlamda güçlü bir sinerji yaratma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz.” Dr. Bahar Özay: “Sürdürülebilirlik Artık Sadece Çevresel Değil, Ekonomik ve Jeopolitik Bir Mesele” Sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir gündem değil, ekonomik, teknolojik ve jeopolitik boyutları olan çok katmanlı bir dönüşüm alanı haline geldiğini vurgulayan BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Dr. Bahar Özay, “Bugün içinde bulunduğumuz tablo, sürdürülebilirlik ve iklim konularının ekonomi politikalarından enerji ve gıda güvenliğine, toplumsal refahtan küresel rekabet gücü ve dış politikaya kadar uzanan yapısal bir dönüşüm gündemi haline geldiğini açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın başarılması için belirlenen 2030 takvimi bağlamında yapılan değerlendirmeler, amaçların yalnızca yaklaşık yüzde 17’sinin hedeflenen hızda ilerlediğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Küresel ölçekte sürdürülebilirlik hedeflerinin önündeki en temel engelin kalkınma ve iklim finansmanındaki açık olduğuna dikkat çeken Dr. Bahar Özay, “Bugün geldiğimiz noktada finansman konusu belirleyici bir kırılma alanı. 2015 yılında yıllık 2,5 trilyon dolar olarak hesaplanan ihtiyaç, bugün 4 trilyon dolar seviyesine ulaşmış durumda. Mevcut kaynakların adil, etkin ve verimli kullanılamaması ve çok taraflı iş birliklerinde yaşanan sorunlar, bu süreci daha da zorlaştırıyor. Aynı zamanda jeopolitik gelişmeler, çatışmalar ve küresel yönetişim mekanizmalarındaki zayıflama, sürdürülebilirlik gündeminin ilerlemesini doğrudan etkiliyor” dedi. Dr. Bahar Özay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çok katmanlı kriz ortamında Türkiye’nin ‘orta güç’ olarak farklı bölgeler, ekonomiler ve aktörler arasında köprü kurabilecek önemli bir rol üstlenme potansiyeli bulunuyor. COP31 süreci, Türkiye’nin hem yeşil dönüşüm hem de kalkınma ve iklim finansmanı ile uluslararası diyalog açısından konumunu güçlendirebileceği kritik bir fırsat sunuyor. Türkiye gibi ‘zanaatkar devlet’ olarak tanımlanabilecek ülkeler, değişen küresel koşullara daha hızlı uyum sağlayabilen, mevcut araç ve kurumları yeniden şekillendirme kapasitesine sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda hem sanayi politikalarının daha düşük karbon yoğunluklu ve yüksek katma değerli bir yapıya evrilmesi hem de eğitim ve gençlik odaklı iklim eylemlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle COP31 kapsamında iklim eğitimi ve gençlik katılımının değerlendirilmesi, Türkiye’nin avantajlı olduğu alanlardan biri olarak öne çıkıyor.” Pelin Kıvrıkoğlu: “İklim Eyleminde Yerel Yönetimler Uygulamanın Doğrudan Sahasında” Yerel yönetimlerin iklim eyleminde doğrudan uygulayıcı rol üstlendiğini vurgulayan Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu, “Yerel yönetimler olarak sürecin tam sahasındayız ve doğrudan vatandaşla temas eden bir yapı olarak iklim politikalarının uygulamadaki karşılığını üretmekle sorumluyuz. Üsküdar Belediyesi olarak 2021 yılında hazırlanan sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planımız kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefiyle ilerliyoruz. Ancak eylem planlarının yalnızca raflarda kalan stratejik dokümanlar olmaması, izlenebilir ve ölçülebilir uygulamalarla desteklenmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni dönem ihtiyaçlarını da kapsayan güncel bir iklim eylem planı çalışmasını başlatmış bulunuyoruz” dedi. Emisyon kaynakları ve yerel yönetimlerin sınırlılıklarına da dikkat çeken Pelin Kıvrıkoğlu, “2024 yılı itibarıyla sera gazı emisyonumuzu 1.832.339 ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesapladık. Bunun yüzde 70’i enerji, yüzde 23’ü ulaşım ve yüzde 7’si ise atık kaynaklı. Ancak enerji tüketiminin önemli bir bölümü hane ve sanayi kaynaklı olduğu için yerel yönetimlerin doğrudan müdahale alanı dışında kalıyor. Bu durum, özellikle enerji başlığında tüm ilçe belediyeleri için ortak bir zorluk yaratıyor. Buna rağmen CDP raporlamasında B skoru elde ettik ve uluslararası ağlara üyeliklerimizle birlikte iyi uygulamaların paylaşımı ve görünürlüğü açısından önemli bir ilerleme sağladık” şeklinde konuştu. Pelin Kıvrıkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uyum ve dirençlilik başlıkları yerel yönetimler için giderek daha kritik hale geliyor. Bu kapsamda enerji yönetimi, sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi projelerini hayata geçiriyoruz. Avrupa Birliği destekli ‘RISE Üsküdar – Riskten Hazırlığa: Üsküdar’da İklim Direncine Giden Kurumsal Yollar’ projesiyle iklim direncine yönelik doğal tabanlı çözümler geliştirirken, ‘Atıksız Üsküdar Atıksız Pazar’ projesiyle semt pazarlarında oluşan organik atıkları komposta dönüştürerek yeniden kullanıma kazandırıyoruz. Bu proje hem ödüller aldı hem de diğer belediyeler için örnek bir uygulama haline geldi. Bunun yanı sıra bitkisel atık yağların toplanması, çevre festivalleri, gıda israfını azaltmaya yönelik çalışmalar ve mahalle buluşmalarıyla vatandaşın sürece aktif katılımını sağlamaya odaklanıyoruz. Yerel ölçekte bu tür somut uygulamaların yaygınlaşmasının iklim mücadelesinde gerçek etki yarattığına inanıyoruz. Ayrıca COP sürecinde yerel yönetimlerin daha görünür olması ve özellikle kadın liderler olarak bu alanda söz söyleyebilmemiz için aktif rol almaya hazırız.” Asya Yüce: “Gençler Sürecin İzleyicisi Değil, Aktif Katılımcısı Olmak İstiyor” Türkiye genelinde 208 üniversiteyi kapsayan iklim elçileri ağını temsil eden Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce, iklim krizinin gençler için teorik bir tartışma değil, doğrudan deneyimlenen bir gerçeklik olduğuna dikkat çekti. Gençlerin iklim sürecinde yalnızca izleyici değil, aktif bir paydaş olduğunu vurgulayan Asya Yüce, “2021 yılından bu yana her üniversiteden seçilen temsilciler olarak kampüslerimizde sürdürülebilirlik ve iklim kriziyle mücadele alanında öncülük ediyoruz. COP31 sürecinde genç katılımının en az yüzde 10 seviyesinde hedeflenmesiyle birlikte kapasitemiz ve etki alanımız da her geçen gün artıyor,” şeklinde konuştu. İklim elçilerinin sahadaki rolüne dikkat çeken Asya Yüce, “Bakanlığımız tarafından düzenlenen eğitim kamplarında iklim değişikliği, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıklarda yoğun eğitimler alıyor; ardından bu bilgi birikimini hem üniversitelerimizde hem de toplum genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Amacımız, iklim krizini teorik bir tartışma alanı olmaktan çıkararak herkesin sahiplendiği bir çevre kültürüne dönüştürmek. Bu kapsamda söyleşiler, paneller ve farkındalık etkinlikleri düzenliyor, aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda iklim diplomasisi yürütüyoruz” dedi. Asya Yüce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraflar Konferansı’nda yalnızca katılımcı değil, çözüm ortağı olarak yer alıyoruz. Birleşmiş Milletler’in gençlik yapılanmalarıyla koordineli çalışarak ulusal gençlik bildirilerini küresel karar vericilere iletiyor, gençlerin taleplerinin ulusal katkı beyanları gibi resmi politika metinlerine dahil edilmesini hedefliyoruz. COP süreci bizim için bir zirve noktası; Türk gençliğinin organize, donanımlı ve çözüm odaklı yapısını uluslararası alanda göstermek istiyoruz. Bu süreçte gençlerin karar mekanizmalarında yalnızca temsil edilmesi değil, kararları doğrudan etkileyen bir konuma gelmesi gerektiğine inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Efes, 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nu “Derinleşen Etki” Odağında Yayımladı Haber

Anadolu Efes, 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nu “Derinleşen Etki” Odağında Yayımladı

Anadolu Efes, 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nu “Derinleşen Etki” temasıyla yayımladı. Rapor, şirketin sürdürülebilirliği iş modeline nasıl entegre ettiğini, yarattığı etkiyi nasıl yönettiğini ve uzun vadeli değere nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. 2010 yılından bu yana sürdürülebilirlik performansını şeffaf bir şekilde paylaşan şirket, ikinci entegre faaliyet raporunda stratejik hedeflerini, değer yaratma modelini ve sürdürülebilirlik vizyonunu bütüncül bir çerçevede aktarıyor; finansal sonuçlar ile çevresel ve sosyal performansın birbirini tamamlayan unsurlar olarak birlikte değerlendirildiği bir yaklaşım benimsiyor. Anadolu Efes, sürdürülebilirlik stratejisini; çevresel etkisini azaltma, sosyal etkisini güçlendirme ve fırsat eşitliğini yaygınlaştırma hedefleri doğrultusunda şekillendiriyor. Bu kapsamda su ve enerji yönetimi, yenilenebilir enerji kullanımı, döngüsellik ve atık yönetimi, onarıcı tarım, inovasyon, eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık ile toplumsal fayda odaklı yatırımlar öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Bira Grubu Başkanı ve Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk “Anadolu Efes’te entegre düşünme kültürü, iş yapış şeklimizin merkezinde yer alıyor. İşimizin yalnızca sonuçlarına değil, bu sonuçları mümkün kılan yapıya, karar alma biçimlerimize ve değer yaratım modelimize bütüncül bir perspektifle bakıyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda, finansal gücümüzü; inovasyon kabiliyetimiz, güçlü operasyonel yapımız ve sürdürülebilirlik odağımızla birlikte ele alıyoruz. Bu anlayışla, finansal performansımızı çevresel ve sosyal etkilerimizle birlikte değerlendiriyor; paydaşlarımız için uzun vadeli, dengeli ve kalıcı değer yaratmayı sürdürüyoruz” dedi. Anadolu Efes’in 2025 Entegre Faaliyet Raporu’na buradan ulaşabilirsiniz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker, “2050 Net Sıfır” Hedefine Emin Adımlarla İlerliyor     Haber

Ülker, “2050 Net Sıfır” Hedefine Emin Adımlarla İlerliyor   

Türkiye’nin lider gıda şirketi Ülker, sürdürülebilirlik vizyonu kapsamında yürüttüğü çevresel, ekonomik ve sosyal dönüşüme katkı sunan çalışmalarıyla “2050 Net Sıfır” hedefine kararlılıkla ilerliyor. Sürdürülebilirliğin dünyanın geleceğine yön veren, ülkemizin kalkınmasını ve toplumun refahını doğrudan etkileyen kritik bir konu olduğunu belirten Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, bu alanda başarının ortak sorumluluk almakla mümkün olduğunu söyledi. Kaynakları koruyarak, israfı önleyerek, uzun vadeli düşünerek büyümeyi hedeflediklerini dile getiren Kölükfakı, “2050, yalnızca bir tarih değil; çocuklarımıza bırakacağımız dünyanın şekilleneceği kritik bir eşik. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2050’de artan nüfus ve iklim olayları nedeniyle gıda üretiminin %70 artırılması gerekiyor. İklim kriziyle mücadelede gıda sektörünün; sahip olduğu önemli değişim ve uyum potansiyeline rağmen, bundan en çok etkilenecek sektörler arasında yer aldığının farkındayız. Bu tablo da sürdürülebilirliğin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı. “Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı temel alıyoruz” “Kurucumuz Sabri Ülker’den miras kalan unun gramını, suyun damlasını, emeğin değerini koruyan ‘İsrafsız Şirket’ kültürü, 1944’ten bu yana DNA’mızda yer alıyor” diyen Özgür Kölükfakı, sürdürülebilirlik çalışmalarının izlenebilir ve denetlenebilir olması için Birleşmiş Milletler’in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını (SKA) temel aldıklarını vurguladı. Kölükfakı, “Çalışmalarımızla bu 17 amaçtan 11’ine hizmet ediyoruz. Sürdürülebilirlik stratejimizi Dünyamız, Değer Zinciri, Çalışanlar ve Toplum başlıkları altında topladık. Uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerimizi açıkladığımız 2014’ten bu yana karbon salım artışı olmadan büyüyen, birim başına su tüketimimizi yüzde 42,2 azaltmış, ham maddelerin yüzde 99,5’ini bitmiş ürüne dönüştüren bir şirketiz” değerlendirmesinde bulundu. Plastik ambalajlarımız yıl sonunda %100 geri dönüştürülebilir olacak Bugün itibarıyla plastik ambalajlarının %99’undan fazlasını geri dönüştürülebilir, tekrar kullanılabilir veya kompostlanabilir hale getirdiklerini kaydeden Özgür Kölükfakı, “ Hedefimiz %100’dü. Sene sonunda bunu yakalayacağız. Bu sayede ambalaj kullanımı kaynaklı emisyonlarımızı düşüreceğiz. Üretimden tedarik zincirine, Ar-Ge’den ambalaja, inovasyondan dijital dönüşüme kadar her alanda sürdürülebilirliği işimizin merkezine koyuyoruz. İşimizin devamlılığını sağlamak ve iklim değişikliğinin operasyonlarımız üzerindeki etkisini azaltmak için hayata geçirdiğimiz onarıcı ve sürdürülebilir tarım uygulamalarında teknolojiyi etkin kullanıyoruz. Bu projelerle çevresel ve sosyal etkimizi bütüncül bir yaklaşımla yönetiyor, çiftçilerimizin refahını artırmak, teknoloji ve yeni metotlarla ilgili bilgi seviyesini yukarı taşımak için birlikte çalışıyoruz” diye konuştu. “Çalışmalarımızla uluslararası seviyede takdir görüyoruz” Ülker’in çalışmalarının uluslararası platformlarda da takdir gördüğünü dile getiren Kölükfakı sözlerine şöyle devam etti: “Sürdürülebilirlik çatısı altında yaptıklarımızla Standard&Poor’s Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde üst üste 5 kez yer almamız, London Stock Exchange Group (LSEG) sürdürülebilirlik endeksinde kategorimizde dünya birincisi* olmamız doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Sürdürülebilirlik her zaman işimizin merkezinde olacak. İsrafsız şirket kültürümüzle, çevreye ve insana saygılı üretim anlayışımızla, her lokmada mutluluk vererek, daha yaşanabilir bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz. Toplumsal etkimizi genişlettiğimiz, performansımızla kimseyi beklemeden dünyamızın yarınları için ürettiğimiz bir geleceğe hazırlanıyoruz. Hedefimiz 2050 Net Sıfır şirket olmak. “Sürdürülebilir tarımı destekliyoruz” Ülker Operasyonel Mükemmellik, ISG, Kalite ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı Süheyl Aybar da 2014’te koydukları uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerine ilerlerken öncü uygulamalara imza attıklarını söyledi. Aybar, buğday, fındık, kakao gibi tarımsal ham maddelerin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak projeler geliştirdiklerine işaret ederek, şu bilgileri aktardı: “Sürdürülebilir buğday tarımına destek olmak için Onarıcı Tarım, yeni buğday türleri ıslahı ve buğdayın tarlada mineraller bakımında zenginleştirilmesini sağlayan Biyofortifikasyon projelerini sürdürüyoruz. “Fındıktan Fazlası” projemize fındıkta iyi tarım uygulamaları eğitimleri, toprak analizleri, mikrobiyal gübre ve fidan temini, zararlılarla mücadeleyi kapsayacak şekilde devam ediyoruz. Kakaodan Fazlası projesiyle ise kakao tedarik zincirinde iklim değişikliğinin oluşturduğu çevresel etkileri azaltmaya ve projenin, iş birliği içinde olduğumuz çiftçiler üzerindeki sosyal etkisini artırmaya odaklanıyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için bütüncül bir bakış açısı. Bu bakış açısıyla 2014’te açıkladığımız sürdürülebilirlik hedeflerimizde önemli sonuçlar elde ettik: 2024’te Türkiye fabrikalarımızda elektrik tüketimimizin tamamını yenilenebilir** kaynaklardan sağladık. Böylece 101 bin ton sera gazı salımını engelledik. Plastik kullanımını 140 ton, kâğıt kullanımını 220 ton düşürdük; lojistikte Yeşil Rota projemizle 4.849 ton karbon salımını önledik.” “Orta vade hedefimiz 2030” 2030’a kadar tüm fabrikalarında olduğu gibi depolarında da elektrik tüketiminin %100’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı hedeflediklerine dikkat çeken Süheyl Aybar, konuşmasına şöyle devam etti: ”Lojistik kaynaklı karbon salımını 2019’a kıyasla %30 azaltmak, birim su tüketimini 2014’e kıyasla %45 düşürerek 250 bin metreküp su ve atık suyu geri kazanmak, gıdadaki net kayıpları %0,5’in altına düşürmek, 2030’a kadar onarıcı tarım uygulamalarını 10 bin dekar alana çıkarmak gibi hedeflerimiz var.2050 yolunda ise elektrikli fırın dönüşümleri, yeşil enerji yatırımları, karbon yakalama teknolojileri ve ürünlerimizin nakliyesinde kullandığımız elektrikli araçlar gibi yenilikçi çözümler üzerinde çalışıyoruz. 2050 Net Sıfır hedefimize ulaşmak için, %90’lık emisyon azaltımına ulaştıktan sonra, kalan zorunlu emisyonları dengelemek için karbon kredileri ve yenilikçi teknolojilere yatırım yapacağız. Sürdürülebilirliği işimizin merkezinde tutarak daha yaşanabilir bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker Sürdürülebilirlikte 10 Yıllık Hedeflerini Aştı Haber

Ülker Sürdürülebilirlikte 10 Yıllık Hedeflerini Aştı

Ülker Bisküvi, ekonomik, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansına ilişkin 10. Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Ülker’in Türkiye ve yurt dışı operasyonlarını kapsayan 1 Ocak-31 Aralık 2024 dönemine ilişkin rapor, şirketin 2014’te belirlediği uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerini aşan kazanımlara imza attığını ortaya koydu. Kölükfakı: Küresel gıda sisteminin dönüşümüne sürdürülebilirlikle katkı sağlıyoruz Zorlu küresel koşullara rağmen yıl boyunca sürdürülebilirlik stratejilerini kararlılıkla uyguladıklarını belirten Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, 10 yıl önce koydukları hedefleri aşmış olmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi. Sürdürülebilirlik yolculuğunun devam ettiğini vurgulayan Kölükfakı sözlerine şöyle devam etti: ‘‘Aşırı hava olaylarıyla ekosistem kayıpları, gıda üretim zincirini doğrudan etkileyerek tarımsal verimliliği düşürüyor, ham madde tedarikinde aksamalara yol açıyor ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Artan sıcaklıklar ve değişen yağış rejimleri, temel tarımsal ham maddelerin üretimini olumsuz etkiliyor. Biz de bu şartları dikkate alarak sadece kendi şirketimiz için değil sektör genelinde ve toplumsal düzeyde de olumlu örnekler oluşturacak uygulamaları hayata geçirmeye devam ediyoruz. 2014’te ivme kazanan sürdürülebilirlik çalışmalarımızla, gıda sektöründe lider konumumuzu koruyor; Dünya, Değer Zinciri, Çalışanlar ve Toplum ana başlıkları altında şekillenen yaklaşımımızla 2050 hedeflerimize kararlılıkla ilerliyoruz. 2014 yılından bu yana sürdürülebilirlik çalışmalarımızla küresel gıda sisteminin dönüşümüne katkı sağlarken, yönetişim yapımızı sürekli geliştiriyor ve risklere karşı dayanıklılığımızı artırıyoruz.” Kölükfakı, 2014'te belirlenen birim üretim başına su azaltma hedefini 2024’te yüzde 12,2 oranında aştıklarını ve yüzde 42,2’lik su tasarrufu sağladıklarını kaydederken, birim üretim başına karbon salımını %40 azaltma hedefini geride bırakarak 2014 yılına göre %51,4 azaltım başardıklarının da altını çizdi. Özgür Kölükfakı “Ülker’in uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerine yönelik projelerle 2024’te 8 bin 70 MWh enerji ve 46 bin 595 m3 su tasarruf sağlandığını, Türkiye’deki fabrikalarında I-REC sertifikalı %100 yenilenebilir elektrik enerjisi kullandıklarını, bu fabrikalardaki Kapsam 2 emisyon salımlarını sıfırlayarak, 101 bin 35 ton karbon emisyonunun önüne geçtiklerini kaydetti.” ‘‘İnovasyonlarımızla hem çevresel etkiyi azaltıyor hem de toplumsal fayda sağlıyoruz’’ Kölükfakı, Ülker’in inovasyon faaliyetleriyle 2024’te sadece tüketici beklentilerine yanıt vermekle kalmadığını, çevresel etkisini azaltmayı ve toplumsal faydasını artırmayı da hedeflediğini belirterek şöyle devam etti: “Buğdayda Onarıcı Tarım Projesi’ni Kırıkkale’de belirlenen 180 hektarlık alanda başlattık. İnovasyon eksenindeki çalışmaların bir diğer ayağında Sabancı Üniversitesi ortaklığıyla yürüttüğümüz ‘Biyofortifikasyon Projesi’ ilk sonuçlarını verdi. Bu kapsamda yapraktan çinko ve selenyum uygulanan buğdayla üretilen sınırlı sayıda ‘Saklıköy Tarlada Zenginleştirilmiş Tahıllı Bisküvi’miz 2025 Temmuz ayında raflarda yerini aldı... Doğu Karadeniz’de sürdürdüğümüz “Fındıktan Fazlası”, İç Anadolu’da buğday çiftçileriyle birlikte yürüttüğümüz “Onarıcı Tarım” ve Afrika’da kakao çiftçilerine ulaştığımız “Kakaodan Fazlası” projelerimizle; eğitim programları, ekipman, yeni fidan desteği ve mikrobiyal gübre uygulamalarıyla değer zincirimizin tüm paydaşlarını kapsayan projelere devam ediyoruz. Sürdürülebilirlik başarıları uluslararası listelerde liderliği getirdi Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, 2015’ten bu yana Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer aldıklarını hatırlatarak 2024’te S&P Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’ne (The Sustainability Yearbook) üst üste 5. kez girme başarısı gösterdiklerini belirtti. Kölükfakı, “Listedeki 9 Türk şirketinden biri ve gıda ürünleri kategorisindeki 26 global şirket arasında tek Türk şirketi ünvanını koruyoruz. LSEG (London Stock Exchange Group) sürdürülebilirlik endeksinde yer alan 450’den fazla küresel şirket arasında Ocak 2023’te olduğu gibi Ocak 2024’te de kategori lideri olduk. Borsa İstanbul genelindeyse tüm sektörlerde birinci sırada yer aldık. Sürdürülebilirlik bağlantılı ilk tahvil ihracımız büyük ilgi gördü. 2023 yılında 410 milyon ABD doları tutarında bir sürdürülebilirlik bağlantılı kredi sağlarken, 2024’te 550 milyon ABD doları tutarında sürdürülebilirlik bağlantılı tahvil ihracını gerçekleştirdik. Uzun vadeli hedeflerle kurumsal yapımızın kalıcı parçası haline getirdiğimiz sürdürülebilirlik vizyonumuzla istikrarlı büyümemizi devam ettirmekte kararlıyız.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

1000 Çiftçi 1000 Bereket Programı, Kadın Çiftçi Modülü ile Tarımın Geleceğine Yön Veriyor Haber

1000 Çiftçi 1000 Bereket Programı, Kadın Çiftçi Modülü ile Tarımın Geleceğine Yön Veriyor

Cargill’in çiftçilerin refahını ve ürünlerinin verimini artırmak, onarıcı tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla başlattığı 1000 Çiftçi 1000 Bereket programı yedinci yılına girdi. 2019 yılında 6 ilde 1.072 çiftçinin katılımıyla 264.780 dekarlık mısır tarlasında başlayan program yedinci yılında 27 ilde, 1 milyon dekardan fazla bir alanda 7 binin üzerinde mısır, ayçiçeği ve kanola üreticileriyle büyümeye devam ediyor. Adana, Afyon, Aksaray, Amasya, Ankara, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Bursa, Çanakkale, Edirne, Eskişehir, Hatay, İstanbul, İzmir, Karaman, Kırıkkale, Kırklareli, Kocaeli, Konya, Manisa, Mersin, Osmaniye, Samsun, Sinop, Tekirdağ ve Tokat illerinde uygulanan program kapsamında katılımcılara özel tarımsal eğitim, dijital tarım araçlarına erişim ve ihtiyaçlarına yönelik danışmanlık hizmetleri ücretsiz olarak sunuluyor. Bu sayede, çiftçilerin veriminde yüzde 20’leri aşan, kârlılıklarında yüzde 39’lara varan oranlarda artış yaşanırken, iklim değişikliğinin olumsuz etkileri de azaltılıyor. Kadın Çiftçi Modülü Tarımın Geleceğine Kadınların Gücüyle Yön Veriyor Tarımsal üretimde kadınların gücünü görünür kılmak amacıyla 2024 yılında programın en önemli sosyal dönüşüm boyutlarından birini oluşturan Kadın Çiftçi Modülü de eklendi. 2019–2024 arasında 167 kadın çiftçinin yer aldığı programa 2024’te Kadın Çiftçi Modülü ile birlikte 100 kadın çiftçi daha eklendi. Kadın çiftçilerinin sayısının her yıl üç katına çıkarılması hedefleniyor. Modül ile kadın çiftçilere tarımda verimlilik ve sürdürülebilirlik için eğitimler, teknoloji desteği ve danışmanlık hizmetleri sağlanıyor: Filiz Sensör İstasyonu: Toprak ve hava koşullarını izleyerek sulama optimizasyonu desteği sağlanıyor. PestTrap: Zeytin güvesine karşı erken uyarı sistemi desteği sağlanıyor, böylece gereksiz ilaçlama önleniyor. Flowmeter: Sulama ve su tüketiminin gerçek zamanlı takibiyle verimlilik desteği sunuluyor. Dijital Toprak Analizi ve Gübreleme Programı: Dijital toprak analiz verilerine göre tarlaya özel danışmanlık ve doğru gübreleme desteği sağlanıyor. Ziraat Mühendisleri Ziyaretleri: Rutin ziyaretlerle onarıcı tarım uygulamaları ve saha desteği sunuluyor. Zeytin Ürünleri Satış ve Pazarlama Eğitimleri: Katma değerli ürün geliştirme, satış ve dijital pazarlama desteği sağlanıyor. Katma Değerli Satış Destek Hattı ve Portal: Çiftçilerin üretim ve satış verilerinin analizine dayalı ihtiyaçlarına özel satış desteği sunuluyor. Kadın Çiftçi Modülü ile birlikte mısır, ayçiçeği ve kanola üreticilerinin yanı sıra zeytin üreticileri de ilk kez programa dâhil edildi. Önümüzdeki yıllarda ise farklı bitkisel üretim alanlarında faaliyet gösteren kadın çiftçiler de programa katılabilecek. Programla ilgili olarak Cargill Gıda Türkiye, Orta Doğu ve Afrika Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Murat Tarakçıoğlu, “1000 Çiftçi 1000 Bereket, Türkiye tarımının dijitalleşmesinde önemli bir dönüm noktası oldu. Kadın Çiftçi Modülü ile bu dönüşümün odağına kadınları alıyoruz. Kadınların tarımdaki rolünü görünür kılmak, üretimde sürdürülebilirliği artırmanın en güçlü adımı. Cargill olarak çiftçilerimizin ürünlerinin verimliliğini artırırken, toplumsal eşitlik ve kapsayıcılıkta da değer yaratmaktan gurur duyuyoruz” dedi. Gıda sisteminin hızla artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarını sorumlu ve sürdürülebilir bir şekilde karşılamaya devam etmesine katkı sunan program kapsamında çiftçilere tarımsal faaliyetlerini, yaşamlarını ve toplumu daha ileri taşımak için gereken araç ve olanakları sunmayı bir görev saydıklarını belirten Tarakçıoğlu, “Dijital tarım teknolojileriyle su kullanımını optimize ediyor, toprak sağlığını koruyor ve biyolojik çeşitliliği artırıyoruz. Dünyayı güvenli, sorumlu ve sürdürülebilir besleme hedefimiz doğrultusunda gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışıyoruz” dedi. Programın Kadın Çiftçi Modülüne dâhil olan ve Bandırma’da zeytin üretimi yapan kadın çiftçilerden İpek Zivane de deneyimini ve başarı hikâyesini şu sözlerle paylaştı: “Bu programa katılmaktaki amacım sadece verimi artırmak değil, tarlamı daha bilinçli yönetmekti. Bu program sayesinde, tarımda teknolojiyle buluşmanın aslında hepimiz için mümkün olduğunu gördüm. Ailemizin 150 yıllık tarım geleneğini modern teknolojilerle buluşturmak hem geçmişimize saygı hem de geleceğimize yatırım anlamına geliyor. 1000 Çiftçi 1000 Bereket programı sayesinde zeytin bahçelerimizde dijital tarım teknolojilerini kullanarak hem verimlilik artışı sağladık hem de sürdürülebilir üretim yöntemlerini hayata geçirdik. Kendi arazimde verimliliği artırırken çevreye daha duyarlı üretim yapabiliyorum. Artık hem toprak hem biz kazanıyoruz”. Programa katılan kadın çiftçilerden Belma Dağara ise şunları söyledi: “Program sayesinde tarımda daha bilinçli ve sürdürülebilir yöntemler kullanmayı öğrendim. Dijital tarım araçları ve uzman desteğiyle artık toprağımı koruyarak daha verimli üretim yapabiliyorum.” 50’ye yakın ödül aldı Program kapsamında sunulan hizmet ve eğitimlerin çevresel, sosyal ve ekonomik anlamda yarattığı etkiler Yatırımın Sosyal Geri Dönüşü (SROI – Social Return On Investment) yöntemi kullanılarak finansal değere dönüştürülüyor. SROI programın başlangıcından bu yana her yıl artarak 2023 yılı itibarıyla ana paydaşları olan çiftçiler üzerinde her 1 TL’ye karşılık 3,72 TL değerinde etki yarattı. Türkiye’deki tarım ve gıda alanında sosyal etki araştırması ve ölçümlemesi yapılan ilk kurumsal sosyal sorumluluk program niteliğini taşıyan 1000 Çiftçi 1000 Bereket Programı; bugüne kadar, aralarında dünyanın en inovatif ürünlerine ve iş dünyası liderlerine verilen Edison Ödülü’nün de bulunduğu ulusal ve uluslararası 50’ye yakın ödüle layık görüldü. Rakamlarla 1000 Çiftçi 1000 Bereket: 27 il 7.000’in üzerinde çiftçi 1 milyon dekardan fazla bir arazide ayçiçeği, mısır ve kanola ekimi yapıldı. 2024 yılında çiftçilerinin karlılığında %39'a varan artış sağlandı. (kanola: %21, mısır: %28, ayçiçeği %39) Gübre yönetimi sayesinde 2023 yılında %50,6’lık tasarruf yapıldı. 2024 yılında karbon salımında %53’e varan düşüş sağlandı. (kanola: %53, mısır: %45, ayçiçeği: %39) Program kapsamında 460.000 saatlik veri toplandı. 43.630 hektar alan uydularla gözlemlendi. Çiftçilere 180.000’in üzerinde uydu görüntüsü sunuldu. 50.600 dakikalık çiftçi görüşmesi ile teknik destek sağlandı. 400’den fazla dijital tarım cihazı kuruldu. 2023 sezonunda çiftçiler üzerinde finansal okuryazarlıkta %69, tarımsal teknik bilgide %73, veriye dayalı iş yapışta %81, dayanışmada %74 ve çevre faaliyetlerinde %62 oranında değişim gözlemlendi. Program 2019’dan bugüne kadar ulusal ve uluslararası 50’ye yakın ödül kazandı.30’dan fazla paydaş görüşü içeren 2 kapsamlı İlerleme Raporu hazırlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.