Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Önemli

Kapsül Haber Ajansı - Önemli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Önemli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İBB’den Kentsel Dönüşümde Stratejik Hamle Haber

İBB’den Kentsel Dönüşümde Stratejik Hamle

İBB Meclisi’ne sunulan teklifle, güçlendirme ruhsatı alan binalar kira yardımı kapsamına alınırken; Bakanlığın kira yardımı vermediği İBB yetkisindeki riskli ve rezerv yapı alanlarında da yardım miktarları artırıldı. İBB, saha çalışmalarında kentsel dönüşümü yavaşlatan mali ve teknik engelleri gidermek adına mevcut uygulamalarında önemli düzenlemeler yaptı. Yapılan çalışma, özellikle kentsel dönüşüm alanlarındaki uzlaşma süreçlerini hızlandırmayı ve riskli yapıların tahliyesini kolaylaştırmayı hedefliyor. GÜÇLENDİRME ÇALIŞMALARI KAPSAMA ALINDI Düzenlemedeki en önemli yeniliklerden biri güçlendirme yöntemine yönelik oldu. İBB’nin “Hızlı Tarama” yöntemiyle incelenen ve statik açıdan riskli olduğu tespit edilen binalar için Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği standartlarına uygun güçlendirme ruhsatı alınması halinde, hak sahipleri kira yardımı sistemine dahil edilecek. Bu sayede, binasını tamamen yıkarak yeniden inşa etmek yerine teknik olarak güçlendirmeyi tercih eden vatandaşların üzerindeki mali yük hafifletilerek, güvenli yapı stokuna geçiş süreci desteklenecek. BAKANLIK DESTEĞİ OLMAYAN ALANLARDA GÜNCELLEME İkinci düzenleme ise Bakanlık tarafından kira yardımı yapılmayan “Riskli Alan” ve “Rezerv Yapı Alanı” sınırlarındaki binaları kapsıyor. Sadece İBB tarafından kira yardımı sağlanan bu riskli ve rezerv yapı alanlarında, mevcut tutarların İstanbul’daki kira rayiçleri karşısında düşük kalması nedeniyle miktarların artırılması talep edildi. Yapılacak kira artışı ile söz konusu riskli alanlardaki tahliye süreçlerinin hızlandırılması öngörülüyor. VERİLERLE İBB’NİN DÖNÜŞÜM DESTEĞİ İBB, bugüne kadar toplam 4.287 bağımsız birimde 5.223 hak sahibine 372.181.307,56 TL kira yardımı ödemesi gerçekleştirdi. Yeni düzenlemelerle birlikte, özellikle uzlaşma görüşmelerinin tıkandığı bölgelerde çözüm üretilmesi ve İstanbul’un deprem direncinin artırılması hedefleniyor. Süreç, İBB’nin yetki alanındaki projeler dahilinde şeffaf ve çözüm odaklı bir şekilde yönetilmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa’da Gençler Bilimle Buluştu Haber

Bursa’da Gençler Bilimle Buluştu

Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde düzenlenen ‘Bilim ve Teknoloji Şöleni’, yüzlerce öğrenciyi bir araya getirerek festival havasında geçti. 8-14 Mart Bilim ve Teknoloji Haftası kapsamında ikinci kez gerçekleştirilen etkinlik, bilim ve teknoloji meraklısı çocuklar ve gençler tarafından yoğun ilgi gördü. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de etkinlik alanındaki atölyeleri gezerek öğrencilerle birlikte bilim yolculuğuna çıktı. Çocuklar, aileleriyle birlikte gün boyu çeşitli atölyelere katılarak hem eğlendi hem öğrendi. Sanal gerçeklik (VR) deneyimlerinden havacılık teknolojilerine, ahşap atölyesi uygulamalarından bilim şovlarına kadar pek çok etkinlikte yer alan öğrenciler, bilgi yarışmaları ve oyun alanlarıyla becerilerini sergiledi. Gün, Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası’nın konseri ile taçlandı. “ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞE HAZIRLANMASI ÇOK ÖNEMLİ” Günümüzde bilimin her zamankinden daha fazla önem kazandığını ve her gün yeni bir teknolojik gelişmeyle karşılaştıklarını söyleyen Başkan Bozbey, “Çocuklarımızın bu hızlı çağa uyum sağlaması ve geleceğe hazırlanması bizim için çok önemli. Bu tür etkinliklerle çocuklar yeni ilgi alanları keşfediyor, paylaşmayı ve dayanışmayı öğreniyor. Aileler de çocuklarıyla birlikte oyun ve atölye çalışmalarına katılarak iletişim becerilerini güçlendiriyor” dedi. Etkinlik sonunda katılımcılar, yeni bilgiler ve unutulmaz anılarla alandan ayrılarak Başkan Bozbey ve emeği geçenlere teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BMW Group'tan 2025’te Güçlü Finansal Performans ve Elektrifikasyon Atağı Haber

BMW Group'tan 2025’te Güçlü Finansal Performans ve Elektrifikasyon Atağı

7,4 milyar euro net kâr elde eden BMW Group, 2025 yılında global pazarda 2,46 milyon araç teslimatı gerçekleştirirken, elektrikli araç satışlarını artırarak premium segmentteki liderliğini güçlendirdi. Yeni BMW iX3 ile NEUE KLASSE dönemini başlatan şirket, 2027 yılına kadar 40’tan fazla yeni modeli pazara sunmayı hedefliyor. BMW Group, zorlu küresel ekonomik koşullar ve artan gümrük tarifelerine rağmen güçlü ürün portföyü, dengeli küresel operasyonları ve disiplinli maliyet yönetimi sayesinde 2025 yılında istikrarlı performansını sürdürdü. 2025 yılında BMW Group’un vergi öncesi kârı 10,2 milyar euro olarak gerçekleşirken, şirketin vergi öncesi kâr marjı yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti. Grup net kârı ise 7,45 milyar euro ile bir önceki yılın üzerinde gerçekleşen güçlü performansını korudu. BMW AG Yönetim Kurulu Başkanı Oliver Zipse, sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde şirketin uzun vadeli stratejik yaklaşımının önemine dikkat çekerek, “Teknolojiye açık yaklaşımımız, küresel ölçekte güçlü operasyonel yapımız ve ilham veren markalarımız sayesinde geleceğe yönelik doğru stratejik konumlanmayı yıllar önce oluşturduk. Bugün zorlu bir ortamda dahi yön değiştirmek zorunda kalmadan stratejimizi kararlılıkla uygulamaya devam edebiliyoruz. Güçlü finansal performansımız, geniş ürün portföyümüz ve teknolojiye açık yaklaşımımız sayesinde 2025’te premium segmentteki liderliğimizi daha da güçlendirdik. NEUE KLASSE ile başlattığımız yeni dönem, şirketimizin gelecekteki büyümesi için önemli bir ivme yaratıyor” dedi. Elektrifikasyon Büyümenin İtici Gücü Olmaya Devam Ediyor BMW Group’un elektrifikasyon stratejisi 2025 yılında da büyümenin önemli itici güçlerinden biri olmayı sürdürdü. Şirket, yıl boyunca dünya genelinde 442 binin üzerinde tamamen elektrikli araç teslimatı gerçekleştirdi. Böylece satılan her altı BMW Group aracından biri tamamen elektrikli oldu. Plug-in hibrit modellerle birlikte değerlendirildiğinde ise toplam elektrikli araç teslimatı 642 bin adedi aşarak toplam satışların yaklaşık yüzde 25’ini oluşturdu BMW Group, elektrikli mobilite yolculuğunda önemli kilometre taşlarına da ulaştı. 2013 yılında BMW i3 ve BMW i8 modelleriyle başlayan elektrikli mobilite sürecinde Haziran 2025’te 1,5 milyonuncu tamamen elektrikli araç teslim edildi. Şirket, 2026 yılı içinde iki milyonuncu tamamen elektrikli aracını teslim etmeyi hedefliyor. Dünya Genelinde 2,4 Milyon Teslimat BMW Group, 2025 yılında dünya genelinde toplam 2,46 milyon premium araç teslimatı gerçekleştirerek satışlarını bir önceki yıl seviyesinde korudu. BMW markasında en güçlü büyüme gösteren modeller arasında BMW 5 Serisi ve kompakt sınıfta yer alan BMW X2 öne çıktı. Performans odaklı BMW M markası ise üst üste on dördüncü kez satış rekoru kırarak 213 binin üzerinde araç teslimatı gerçekleştirdi ve marka tarihindeki en yüksek satış seviyesine ulaştı. Tarihte ilk kez, teslim edilen her 10 BMW’den biri BMW M modeli oldu. MINI, yeni model ailesinin etkisiyle satışlarını yüzde 17,7 artırarak 288 bin adedin üzerine çıkarırken, satışların yüzde 36’dan fazlasını tamamen elektrikli modeller oluşturdu. Böylece dünya genelinde satılan her üç MINI’den biri elektrikli oldu. BMW Motorrad ise global motosiklet pazarındaki daralmaya rağmen üst üste dördüncü yıl 200 bin adedin üzerinde satış gerçekleştirdi. Özellikle R 1300 GS ve F 900 GS modelleri markanın büyümesinde önemli rol oynadı. 2027 Yılına Kadar 40 Yeni Model BMW Group’un geleceğe yönelik stratejisinin merkezinde yer alan NEUE KLASSE, şirketin elektrikli mobilite dönüşümünde yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. Platformun ilk modeli olan tamamen elektrikli Yeni BMW iX3, 2025 yılında gerçekleştirilen dünya prömiyerinin ardından özellikle Avrupa pazarında güçlü talep gördü. Avrupa’daki tamamen elektrikli BMW siparişlerinin yaklaşık üçte biri BMW iX3 modeline yönelik gerçekleşti. Yüksek talep nedeniyle Macaristan’ın Debrecen kentindeki üretim tesisinde üretim iki vardiya halinde gerçekleştirilmeye başlandı. NEUE KLASSE ailesinin ikinci modeli olan tamamen elektrikli BMW i3’ün tasarım tanıtımının ise 18 Mart’ta Münih’te gerçekleştirilmesi planlanıyor. BMW Group, 2027 yılına kadar 40’tan fazla yeni veya yenilenmiş modeli pazara sunarak ürün gamını genişletmeyi hedefliyor. Bu modeller arasında BMW 3 Serisi ve BMW X5’in yeni nesilleri de yer alacak ve tüm sürüş teknolojilerini kapsayan seçeneklerle sunulacak. 2026’da İstikrarlı Büyüme BMW Group, 2026 yılında küresel otomotiv pazarının genel olarak istikrarlı bir seyir izlemesini bekliyor. Avrupa ve Amerika pazarlarında büyüme potansiyelinin devam etmesi öngörülürken Çin’de satışların önceki yıl seviyesine yakın gerçekleşmesi bekleniyor. Şirket, 2026 yılında küresel teslimatların 2025 yılı seviyesine yakın gerçekleşmesini ve tamamen elektrikli araçların toplam satışlar içindeki payını korumasını öngörüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Nefroloji Derneği’nden Dünya Böbrek Günü’nde Uyarı Haber

Türk Nefroloji Derneği’nden Dünya Böbrek Günü’nde Uyarı

Kronik böbrek hastalığı son yıllarda tüm dünyada artış gösteren ciddi hastalıklar arasında yer alıyor. Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kişinin kronik böbrek hastalığıyla yaşadığı tahmin ediliyor. Türkiye’de ise kronik böbrek hastalığı prevalansı yaklaşık %15,7 olarak hesaplanıyor. Bu oran, Türkiye’de yaklaşık her 6–7 yetişkinden birinin kronik böbrek hastası olduğunu ortaya koyuyor. Kronik böbrek hastalığı yalnızca önemli bir sağlık sorunu oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere birçok ciddi hastalığın gelişimine de zemin hazırlayabiliyor[3]. Hastalığın ortaya çıkmasında hipertansiyon, diyabet, ileri yaş, ailede böbrek hastalığı öyküsü, sık idrar yolu enfeksiyonları ve böbrek taşı gibi faktörler önemli rol oynarken; hipertansiyon hastalarında kan basıncının ve diyabet hastalarında kan şekerinin kontrol altında tutulmaması da hastalığın ilerlemesine neden olabiliyor.[4] Türk Nefroloji Derneği, Dünya Böbrek Günü kapsamında düzenlediği basın toplantısında, dünyada ve Türkiye’de görülme sıklığı giderek artan kronik böbrek hastalığında erken teşhisin önemine ve kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekti. “Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al” temasıyla gerçekleştirilen basın toplantısı; Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ve derneğin yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla, Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla düzenlendi. Toplantıda kronik böbrek hastalığına ilişkin toplumsal farkındalığın artırılması, hastalığa yol açan risk faktörleri ve erken tanının böbrek fonksiyonlarını korumadaki kritik rolü hakkında bilgiler paylaşıldı. Toplantıda ayrıca Türk Nefroloji Derneği’nin destekleyici olduğu Boehringer Ingelheim Türkiye tarafından gerçekleştirilen KRM United projesine de start verildi. Futbolun takım ruhundan ilham alan KRM United kardiyovasküler, renal (böbrek) ve metabolik hastalıklar arasındaki güçlü ilişkiye vurgu yaparak bu sistemlerden birinde ortaya çıkan sorunun diğerlerini de etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Proje kapsamında sağlık profesyonelleri, kurumlar ve toplum arasında farkındalık yaratmaya yönelik iletişim ve bilgilendirme çalışmaları yürütülmesi planlanıyor. Kronik Böbrek Hastalığı Önemli Bir Halk Sağlığı Sorunudur Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, böbrek yetmezliğinin ileri evrelerinde en etkili tedavi yönteminin böbrek nakli olduğunu belirterek şunları söyledi: “İleri evre böbrek yetersizliğinde en ideal tedavi yöntemi böbrek naklidir. Böbrek transplantasyonu diyalize kıyasla hem daha uzun yaşam süresi hem de daha iyi bir yaşam kalitesi sunar. Ancak ülkemizde her yıl 10 binden fazla hasta diyalize başlarken yılda yaklaşık 3.500–4.000 civarında böbrek nakli yapılabiliyor. Organ bağışı bilincinin artırılması hem hastalarımız hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.” Türkmen ayrıca Türkiye’de gerçekleştirilen böbrek nakillerinin %80’den fazlasının canlı donörlerden yapıldığını, kadavradan organ bağışının artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Obezite, Diyabet ve Kalp Hastalıkları Böbrek Sağlığını Etkiliyor Türk Nefroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Elif Arı Bakır, kronik böbrek hastalığının küresel ölçekte artışına dikkat çekerek; “Dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası bulunuyor ve bu hastaların önemli bir kısmında diyabet kaynaklı kronik böbrek hastalığı görülüyor. Diyabetin giderek yaygınlaşması kronik böbrek hastalığını daha görünür bir sağlık sorunu haline getiriyor. Son yıllarda geliştirilen yeni tedavi seçenekleri sayesinde böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Bu tedavilerin yaygınlaştırılması ve erken tanı ile kronik böbrek hastalığının hem bireyler hem de sağlık sistemi üzerindeki yükünü azaltabileceğimize inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu Kardiyovasküler, böbrek ve metabolik hastalıkların birbirini tetikleyen bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Türk Nefroloji Derneği İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Savaş Öztürk ise; “Kronik böbrek hastalığı tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu. Obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları böbrek hastalığının en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Özellikle obezitenin artışı diyabet ve hipertansiyon sıklığını artırarak böbrek hastalıklarının görülme oranını da yükseltiyor. Böbrek hastalığı ile kalp-damar hastalıkları arasında çift yönlü bir ilişki bulunuyor. Bu nedenle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, düzenli sağlık kontrolleri ve erken tanı böbrek fonksiyonlarının korunmasında kritik rol oynuyor” ifadelerini kullandı. Nefroloji Alanında Uzman İhtiyacı Artıyor Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özkan Güngör ise nefroloji alanının sağlık sistemi açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti: “Diyabet, hipertansiyon ve obezitenin giderek artması böbrek hastalıklarının görülme sıklığını da artırıyor ve bu durum nefrolojiyi sağlık sistemi açısından kritik bir branş haline getiriyor. Ancak nefroloji uzmanı sayımız mevcut ihtiyacın oldukça altında. Ülkemizde yaklaşık 500 erişkin nefroloji uzmanı bulunuyor ve bu oran Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça düşük. Artan hasta yükü ve azalan uzman sayısı önümüzdeki yıllarda ciddi bir sağlık hizmeti sorunu yaratabilir. Bu nedenle nefroloji branşının güçlendirilmesi ve uzmanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi büyük önem taşıyor.” Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ulusoy ise; “ Kronik böbrek hastalığı sinsi bir hastalıktır ve birçok kişi yıllarca herhangi bir belirti hissetmeden yaşamına devam edebilir. Oysa böbrekler yalnızca vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlamaz; sıvı ve elektrolit dengesinin korunmasından kan basıncının düzenlenmesine, kemik sağlığından kan yapımına kadar yaşam için hayati pek çok görevi üstlenir. Bu nedenle kronik böbrek hastalığı yalnızca böbrekleri değil, kalp-damar sağlığını, kemik yapısını, yaşam kalitesini ve hatta yaşam süresini etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ancak sevindirici olan şu ki hastalık erken dönemde basit kan ve idrar testleriyle saptanabilir. Erken tanı sayesinde tansiyon ve diyabet kontrolü, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve uygun tedavi yaklaşımlarıyla hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir, komplikasyonlar azaltılabilir ve hastaların yaşam kalitesi korunabilir. Biz nefrologlar sadece böbrek yetmezliğini tedavi etmek istemiyoruz; böbrek hastalığını erken fark etmek, ilerlemesini önlemek ve toplumda böbrek sağlığı bilincini güçlendirmek istiyoruz. Dünya Böbrek Günü’nün bu açıdan çok önemli bir farkındalık fırsatı olduğuna inanıyoruz. Çünkü böbrek hastalığı sessiz ilerleyebilir; ama toplumun, hekimlerin ve sağlık sisteminin bu konuda sessiz kalmaması gerekir.” Kalp, Böbrek ve Metabolizma Bir Takım Gibi Çalışıyor Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü ve İnsan Sağlığı Direktörü Okan Güner ise, dünya çapında yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası, 589 milyon diyabet hastası[5] ve 64 milyon kalp yetersizliği[6] hastasının bulunduğunu ancak FIFA verilerine göre, dünyanın en yaygın takip edilen sporu olan futbolun, yaklaşık 5 milyar kişi tarafından ilgiyle takip edildiğini söyledi. Bu içgörüden hareketle KRM United projesini başlattıklarını vurgulayan Güner şunları söyledi: “Kardiyovasküler, renal ve metabolik sistemler arasındaki ilişki, aslında bir takım oyunu gibidir. Tıpkı sahadaki bir futbol takımında olduğu gibi, diyabet, kalp yetersizliği ya da kronik böbrek hastalığı gibi sorunlar yalnızca tek bir organı değil, tüm sistemi ve dolayısıyla tüm vücudu etkileyebilir. KRM United projesiyle bu bağlantıyı odağımıza alıyor, Türk Nefroloji Derneği gibi değerli paydaşlarımızla iş birliği yaparak, bu hastalıklarda erken teşhisin önemine dair farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bugün yeni tedavi seçenekleri sayesinde bazı hastalarda diyalize gidişin 10–15 yıla kadar geciktirilebildiğini görüyoruz. Bu gelişme, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırırken aynı zamanda sağlık sisteminin üzerindeki yükün de ciddi oranda azalmasına katkı sağlıyor. Çünkü Boehringer Ingelheim olarak sadece ilaç geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda sağlığa katkı sunmayı da faaliyetlerimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Manisa Elektrikli Ulaşımda Vites Yükseltiyor Haber

Manisa Elektrikli Ulaşımda Vites Yükseltiyor

Manisa Büyükşehir Belediyesi, çevre dostu ulaşım çözümleri kapsamında elektrikli araçlar için şarj istasyonu sayısını artırmaya devam ediyor. Şehrin farklı noktalarında kurulan yeni şarj istasyonlarıyla birlikte vatandaşların elektrikli araçlarını şarj etmeleri kolaylaşırken, karbon salınımının azaltılmasına da önemli katkı sağlıyor. Yapılan yatırımlar ile sadece bugünün ihtiyaçlarının karşılanmasının yanında, geleceğin ulaşım altyapısının da inşası sağlanıyor. Kurulan her yeni şarj istasyonu ile çevreye duyarlı bir şehir için önemli adımlar atılıyor. Elektrikli araçların artık bir tercih değil, küresel ölçekte bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Manisa Büyükşehir Belediyesi, bu dönüşümde öncü rol üstlenerek enerji verimliliğini artırmayı ve kenti yarının teknolojilerine hazırlamayı hedefliyor. Önümüzdeki süreçte kent genelinde daha fazla şarj noktası kurulması planlanıyor. Manisa’da Güçlü Bir Altyapı Kuruldu Manisa Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Alper Ayan, Manisa’ya güvenli ve erişilebilir elektrikli araç altyapısı kurmak için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi. Hedeflerinin Manisa’ya güvenli ve erişilebilir bir elektrikli araç altyapısı kurmak olduğunu ve bunun için çalıştıklarını belirten Ayan, “Şu an 6 lokasyonda 62 araçlık şarj istasyonuyla Manisalılara hizmet ediyoruz. İlk şarj istasyonumuzu tam otomasyonlu otoparkın önüne kurmuştuk. Hızlı bir otomasyon sistemi sayesinde araçlar 40-45 dakika içerisinde şarj edilebiliyor. Şehrimizin dört bir yanını şarj istasyonları ile donatarak, geleceğin teknolojisi olan elektrikli araç altyapısını hızlı bir şekilde sağlıyoruz. Bir yıl içerisinde kurmuş olduğumuz 60’tan fazla cihazla şehrimizin elektrikli araçlara uyum sağlaması yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu bizleri bu konuda cesaretlendiriyor ve her aşamada destek oluyor. Biz de Manisa’ya hizmet etmeye aynı kararlılıkla devam ediyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TANAP, Enerji Jeopolitiğini Yeniden Şekillendirdi Haber

TANAP, Enerji Jeopolitiğini Yeniden Şekillendirdi

Enerjinin “İpek Yolu” olarak anılan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP), Avrupa'ya açıldığı 30 Kasım 2019 tarihinden günümüze bölgenin enerji akışında kilit rol oynamayı sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in katılımıyla Edirne İpsala'daki MS4 Ölçüm İstasyonu'nda gerçekleştirilen açılış töreniyle Avrupa yolculuğuna başlayan proje, bugün Azerbaycan, Türkiye ve Avrupa Birliği'ni birbirine bağlayan kritik enerji koridoru olarak öne çıkıyor. Güney Gaz Koridoru’nun en önemli halkasını oluşturan TANAP, Azerbaycan'ın Şah Deniz-2 sahasından çıkarılan doğal gazı 1.811 kilometrelik Anadolu güzergâhından geçirerek Türkiye-Yunanistan sınırında Trans Adriyatik Doğal Gaz Boru Hattı'na (TAP) teslim ediyor. Buradan hareketle gaz, Yunanistan, Arnavutluk ve İtalya üzerinden Avrupa pazarına ulaşıyor. 20 İL VE 600 KÖYDEN GEÇEN ENERJİ KORİDORU Ardahan Posof'tan başlayarak Edirne'ye uzanan boru hattı, Kars, Erzurum, Erzincan, Bayburt, Gümüşhane, Giresun, Sivas, Yozgat, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara, Eskişehir, Bilecik, Kütahya, Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Tekirdağ olmak üzere toplam 20 ilden, 67 ilçe ve 600 köyden geçiyor. Proje hem kaynak hem de güzergâh çeşitliliği sağlayarak Avrupa'nın enerji tedarikini güçlendiriyor. 16 YENİ TÜR BİLİM DÜNYASINA KAZANDIRILDI TANAP, enerji altyapısının yanı sıra çevre ve biyoçeşitlilik alanında da önemli çalışmalara imza attı. Türkiye'de ilk kez 500 metrelik güzergâh koridorunda EUNIS Seviye 3 habitat haritaları hazırlanarak geniş bir veri tabanı oluşturuldu. Yapılan kapsamlı çalışmalar sonucunda daha önce bilinmeyen 9 böcek ve 7 bitki türü olmak üzere toplam 16 yeni canlı türü bilim dünyasına kazandırıldı. Projenin güzergâhında yapılan ağaçlandırma çalışmaları ile orman ve step habitatlarında hayata geçirilen biyoçeşitlilik dengeleme çalışmaları, geçilen habitat alanlarına pozitif katkı sağladı. TANAP, bu çalışmaları nedeniyle sürdürülebilirlik kategorisinde birçok ödüle layık görüldü. TANAP’ın çevresel etki değerlendirmesi ve temel tasarım sürecinde yürütülen arkeolojik ve kültürel miras alanlarının tespitine yönelik saha çalışmaları neticesinde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları envanterlerinde daha önce kayıtlı olmayan 106 yeni alan tespit edildi ve bu alanlar ilgili Koruma Kurullarınca tescil edilerek koruma altına alındı. BİNDEN FAZLA ARKEOLOJİK ESER KÜLTÜR ENVANTERİNE KATILDI Projenin inşaat sürecinde gerçekleştirilen kurtarma kazıları kapsamında, toplam 48 adet arkeolojik alan ve yaklaşık 1.000 adet arkeolojik eser Türkiye kültür envanterine kazandırıldı. Özellikle boru hattı güzergâhının 335. kilometresinde rastlantısal olarak tespit edilen Alaybeyi Arkeolojik Alanı, Karaz Kültürünü de içeren çok katmanlı yapısıyla bölge arkeolojisinin tarihini yeniden yazacak bulgularla karşımıza çıktı. TÜBİTAK laboratuvarlarında yapılan karbon analizi sonuçlarına göre Alaybeyi'nde en eski yerleşimin M.Ö. 4720-4553 tarihlerine kadar uzandığı belirlendi. 1.000'İN ÜZERİNDE SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ TANAP, sadece enerji taşımakla yetinmeyip geçtiği bölgelerde sosyal ve ekonomik kalkınmaya da önemli katkılar sundu. Proje kapsamında hayata geçirilen Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları (SEİP) ile boru hattının geçtiği 20 il, 67 ilçe ve 600 köyde eğitimden altyapıya, sağlıktan çevreye kadar geniş bir yelpazede toplam 1.000'in üzerinde proje desteklendi.

Beydağ İncirinin Katma Değeri Artıyor Haber

Beydağ İncirinin Katma Değeri Artıyor

Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Beydağlı incir üreticilerin mahsulünü kurutma sürecinde kalite kaybını önlemek için yüksek kaliteli 1034 incir kurutma kasası dağıttı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üreticileri güçlendirerek yerelde kalkınma modelini desteklemek için hayata geçirdiği projeler, çiftçinin alın terini katma değere dönüştürmeye devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, İzmir’in incir ihracatında önemli paya sahip Beydağlı üreticiye incir kurutma kasası (kerevet) desteği sağladı. Beydağ 2 Eylül Kurtuluş Parkı’ndaki dağıtımı Beydağ Belediye Başkanı Şakir Başaran ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür birlikte başlattı. İncirlerin olumsuz koşullarda kurutulmasına engel olmak ve kalite kaybını engellemek için verilen kerevetler, ürün kalitesinin artırılması, kurutma sürecinde hijyen koşullarının iyileştirilmesi, sürdürülebilir üretiminin desteklenmesi, üreticilerin daha yüksek katma değer elde etmesine katkı sağlayacak. 212 üreticiye gıda kodeksine uygun 1034 kerevet Proje hakkında bilgi veren Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı personeli Mert Kandemir, “Beydağ’daki üreticilere incir kurutmada çok önemli olan kerevet dediğimiz incir kasaları dağıtıyoruz. Hem ürünün kalitesinde, hem değerinin artmasında çok önemli. Üretici için maliyetli bir ürün. Biz, gıda kodeksine uygun, plastik kalitesi olarak da üst düzey bir kasa üretimi yaptırdık. Beydağ’da 212 üreticimize toplamda 1034 adet kasa dağıtıyoruz. Böyle günler bizim için bayram havasında geçiyor. Herkes mutlu, herkes umutlu. Tarım ülkemizde çok önemli. Üreticilere desteklerimiz devam edecek” ifadelerini kullandı. “Daha beyaz, daha kaliteli olmasını sağlıyor” İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni her zaman yanlarında hissettiklerini ifade eden üretici Demet Duru, “Ben daha önce de almıştım, çok memnunum. Daha önce naylonlara döküyorduk incirlerimizi. Bu kasalar incirlerimizin beyaz olmasını, daha kaliteli olmasını sağlıyor. Çok memnunuz, sağ olsunlar. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi’nin pek çok desteğini gördüm” diye konuştu. “Daha güzel kuruyacak, kalitesi artacak” Beydağ incirinin bölgenin en kaliteli incirlerinden olduğunu söyleyen Kemal Boncuk, “İncir bu şekilde kuruduğu zaman çok daha kaliteli bir incir oluyor. En kaliteli incir bu bölgede yetişiyor. Çiftçinin devamlı desteklenmesi lazım. İncir daha güzel kuruyacak, kalitesi artacak, ihracat olacak. Yere temas etmeyecek. Buraların havası zaten uygun. Çalışmalar çok iyi, devamını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. “Buraya kadar gelmişler daha ne isteyelim” Münevver Serinkan ise “Çok iyi, çok seviniyoruz. Toprağın üstüne sereceğimize kasaların üstüne sereceğiz, çok daha iyi olacak. Kurutmakta çok faydası oluyor. Bir de alttan hava alıyor. Büyükşehir’in çalışmaları çok güzel, buraya kadar gelmişler daha ne isteyelim. Allah razı olsun” diye konuştu.

Her 3 Kişiden Biri Komşuluk İlişkilerinin Sona Erdiğini Söylüyor! Haber

Her 3 Kişiden Biri Komşuluk İlişkilerinin Sona Erdiğini Söylüyor!

Komşuluk, sosyal bir yakınlık Komşuluğun, sosyolojik açıdan insanların yaşadıkları çevrede birbirleriyle kurdukları sosyal ilişkileri ifade ettiğini dile getiren Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Bu ilişkiler, duygusal destek, yardımlaşma, güven ve karşılıklı sorumluluk gibi unsurlarla şekillenir. Komşuluk, yalnızca coğrafi bir yakınlık değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve psikolojik bağların oluşturduğu bir kavramdır. İnsanlar, genellikle benzer yaşam biçimleri, değerler ve ihtiyaçlar etrafında bir araya gelirler ve bu, komşuluk ilişkilerinin temellerini oluşturur.” dedi. Geleneksel toplumlarda komşuluk kritik rol oynuyordu Geleneksel toplumlarda komşuluğun, güçlü bir sosyal ağ oluşturduğunu ve toplumsal bağların pekişmesinde önemli bir rol oynadığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar, komşularıyla sürekli etkileşimde bulunur, karşılıklı yardımlaşır ve güvenlik konusunda birbirlerine destek olurlardı. Komşuluk ilişkileri, aynı zamanda psikolojik destek sağlamak ve aidiyet duygusu açısından da büyük bir işlev görürdü. Bu tür ilişkiler, toplumsal uyumun sağlanmasında da kritik bir rol oynardı.” diye anlattı. Şehirlerde komşuluk bağları zayıflıyor Ancak modern kent yaşamı ile birlikte, apartmanlarda ve yüksek binalarda yaşayan insanların sayısının artması, anonimleşme ve sosyal izolasyon gibi olguların komşuluk ilişkilerini yüzeysel hale getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti: “İnsanlar artık komşularını tanımamakta ve karşılıklı etkileşimde bulunmamaktadır. 2024 yılında Areda Survey'in Türkiye genelinde yaptığı geniş çaplı bir araştırma, Türk halkının yüzde 63,3'ünün komşuluk ilişkilerinin eskisi kadar güçlü olmadığını, yüzde 31,2'sinin ise bu ilişkilerin tamamen sona erdiğini düşündüğünü ortaya koymuştur. AVM kültürü esnaf komşuluğunu da dönüştürdü Çarşıda ve esnaf komşuluklarında da benzer bir dönüşüm yaşanmıştır. Eskiden mahalle ve çarşı esnafı, sıkı sosyal bağlar kurarak alışveriş ve karşılıklı yardımlaşma ilişkilerini güçlendirirdi. Ancak günümüzde işyerlerinin anonimleşmesi, alışveriş merkezlerinin (AVM) yaygınlaşması ve müşteri ilişkilerinin daha işlevsel hale gelmesiyle birlikte, esnaf komşulukları da daha yüzeysel ve çıkar odaklı bir hale dönüşmüştür.” Şehirleşme ve bireyselleşme, komşuluk ilişkilerinde dönüşüm yarattı Şehirleşme ve bireyselleşmenin, komşuluk ilişkilerinde belirgin bir dönüşümü beraberinde getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Şehirleşme, insanları fiziksel olarak birbirinden uzaklaştırmış, yüksek katlı binalarda yaşayanlar arasında komşuluk bağları zayıflamıştır. Ayrıca, bireyselleşme eğilimleri, kişisel alanın ve mahremiyetin artmasına neden olmuş, komşularla etkileşimde bulunma isteği azalmıştır. Bu bağlamda, komşuluk gürültüsü gibi sorunlar, komşuluk ilişkilerini olumsuz yönde etkileyerek komşuların birbirlerinden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Zamanla, bu tutumlar komşuları daha izole bir yaşantıya sürükler ve sosyal bağların giderek zayıflamasına yol açar. Yalnızlık ve güven kaybı, sadece Batı toplumlarına ait bir sorun olmaktan çıkmış, küresel bir problem haline gelmiştir.” diye konuştu. Komşularla artık yalnızca ihtiyaç duyulduğunda iletişim kuruluyor Apartman kültürü ve site yaşamının, fiziksel yakınlık sağlasa da sosyal etkileşimi azalttığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar daha çok kendi özel alanlarına çekildi ve komşularla yalnızca ihtiyaç duyduklarında iletişim kurmaya başladı. Bu durum, geleneksel komşuluk bağlarının zayıflamasına yol açtı. Eskiden mahallelerde yaygın olan sıcak, samimi ilişkiler ve yardımlaşma, apartmanlarda daha yüzeysel hale geldi. Özellikle site yaşamındaki ortak alanlar (park, otopark, sosyal tesisler), insanların bir araya gelmesini sağlamayı hedeflese de bu alanlarda bile ilişkiler yüzeysel kaldı. Ayrıca, dijitalleşme süreci, komşulukları daha bağımsız ve geçici hale getirdi; geleneksel sıcak ilişkilerin yerini ise daha sanal ve mesafeli bağlar aldı.” şeklinde konuştu. Komşular arasında dayanışma duygusu azaldı Geleneksel anlamda "komşu komşunun külüne muhtaçtır" sözünün, komşuluk ilişkilerinin ne denli yakın ve önemli olduğunu vurguladığını ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar, zor zamanlarında birbirlerine maddi ya da manevi anlamda yardımcı olurdu ve bu anlayış, sosyal dayanışmanın ve karşılıklı güvenin temelini oluşturuyordu. Ancak günümüzde bu anlayış giderek zayıflamış durumda. Özellikle büyük şehirlerde, bireyselleşme ve kişisel alanın ön plana çıkmasıyla birlikte, ‘komşunun külüne muhtaç olmak’ gibi bir dayanışma anlayışı daha nadir görülüyor. Komşuluk ilişkileri, genellikle yalnızca ihtiyaç anlarında şekillenmeye başlamış, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma duygusu ise giderek azalmıştır.” dedi. Büyük şehirlerde komşuluk ilişkilerinin bazen sosyal statüyle de ilişkilendirilmeye başlandığını söyleyen Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Yüksek gelir gruplarının yaşadığı yerlerde, komşular arasındaki ilişkiler daha yüzeysel ve rekabetçi hale gelebiliyor. Bu durum, komşuluğun geleneksel anlamda ‘yardımlaşma’ ve ‘paylaşma’dan ziyade, ‘toplumsal görünürlük’ ve ‘sosyal statü’ üzerinden şekillenmesine neden olabiliyor.” ifadesinde bulundu. Komşuluk ilişkilerini sürdürenler hala var Türk toplumunda, hatta metropollerde bile, sıcak ve dayanışmacı komşuluk ilişkilerini sürdürenlerin hala var olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Özellikle mahalle kültürünün güçlü olduğu yerlerde veya küçük apartmanlarda, insanlar arasında güven ve yardımlaşma hala önemli bir yer tutuyor.” dedi. Çat kapı misafirlik anlayışı tamamen kayboldu Modern yaşamda mahremiyetin giderek daha değerli hale geldiğini ve bunun, komşuluk ilişkilerine yansıdığını anlatan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar, özel hayatlarına daha fazla saygı gösterilmesini istemekte ve bu yüzden komşularıyla daha az etkileşimde bulunmayı tercih etmektedirler. Mahremiyetin artan önemi, komşuluk mesafelerini genişletmiş ve insanlar arasında daha çekingen, yüzeysel ilişkiler oluşmuştur. Çat kapı misafirlik anlayışı da neredeyse tamamen kaybolmuştur. Eskiden komşular birbirlerine rahatlıkla misafir olabiliyorken, günümüzde izinsiz ziyaretler genellikle hoş karşılanmamaktadır.” diye konuştu. WhatsApp komşu grupları istenmeyen gerginliklere de neden oluyor Dijital çağ, komşuluk kavramını sanal ortamda yeniden şekillendirildiğini de ifade eden Prof. Dr. Süleymanlı, “WhatsApp grupları, sosyal medya ve çevrim içi forumlar, komşuların sadece bilgi paylaşımında bulunmalarını değil, aynı zamanda güvenlik sorunları ya da acil durumlar gibi durumlarda ortak çözümler üretmelerini sağlıyor. Bu sayede fiziksel olarak bir araya gelmeden de etkileşimde bulunulabiliyor. Yine de tüm bu kolaylıklara rağmen sanal komşuluklar, geleneksel ilişkilerin sıcaklığını ve samimiyetini yansıtamıyor. Bu dönüşüm, komşuluk ilişkilerinin daha yüzeysel ve dayanışmanın daha zayıf olmasına yol açıyor. Ayrıca dijital etkileşimler bazen yanlış anlaşılmalara veya gerginliklere de yol açabiliyor. Bir bilgi paylaşımı ya da yorum, komşular arasında istenmeyen gerginliklere de neden olabiliyor.” ifadesinde bulundu. Yalnız yaşayan yaşlılar veya çocuklu aileler için komşuluk hala önemli Komşuluk ilişkilerinin, toplumsal dayanışmanın temeli olan önemli bir sosyal olgu olduğunu belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Ancak modern toplumun dinamikleri, şehirleşme, bireyselleşme ve dijitalleşme gibi faktörler bu bağları zayıflatmış, yerine daha izole bir yaşam tarzı getirmiştir. Komşuluk ilişkilerinin yeniden güçlendirilmesi için yüz yüze etkileşimin teşvik edilmesi büyük önem taşır. Sosyal izolasyonun arttığı günümüzde, komşuluk ilişkileri yalnızlıkla başa çıkmak adına önemli bir araç olabilir. Basit bir selam bile bu ilişkileri güçlendiren etkili bir adım olabilir. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılar veya çocuklu aileler için komşular arasında sıcak bir selam bile hayati önem taşır. Bu açıdan, Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın ‘Komşuluk ilişkisi toplumu ayakta tutar’ sözü, yalnızlık ve güvensizlik gibi toplumsal sorunların önüne geçmek adına daha da anlam kazanıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.