Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Onkoloji

Kapsül Haber Ajansı - Onkoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Onkoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Koç Üniversitesi Hastanesi, Dünyanın En İyi Hastaneleri Arasında Yer Aldı Haber

Koç Üniversitesi Hastanesi, Dünyanın En İyi Hastaneleri Arasında Yer Aldı

Koç Üniversitesi Hastanesi, Newsweek ve küresel araştırma şirketi Statista işbirliğiyle hazırlanan 2026 “World’s Best Hospitals” listesinde 91.80 puanla Türkiye’nin 1 numaralı hastanesi seçildi. Statista’nın bağımsız ve tarafsız sağlık sektörü uzmanları tarafından yürütülen bu değerlendirmede Koç Üniversitesi Hastanesi, dünya genelinde ilk 250 hastane arasına girerek küresel ölçekte yükselen konumunu ve hasta odaklı ileri düzey tıbbi mükemmeliyet anlayışını bir kez daha ortaya koydu. Newsweek Dergisi ile küresel veri platformu Statista’nın işbirliğiyle hazırlanan ve 32 ülkeden 2.500’den fazla hastanenin performansının analiz edildiği araştırmada, Koç Üniversitesi Hastanesi, 213. sırada yer alarak küresel sıralamada en iyiler arasına adını yazdırdı. Hastanelerin belirlenmesinde 2.530 sağlık kuruluşunun performansı analiz edildi. Değerlendirme sürecinde doktor ve hastane yöneticilerinin önerileri, tedavi kalitesi, hijyen standartları ve doktor ya da hemşire başına düşen hasta sayısı gibi veriler araştırıldı. Ayrıca, hasta deneyimi anketleri ve Statista’nın Hasta Bildirimli Sonuç Ölçütleri (PROMs) Uygulama Araştırması gibi önemli kriterler değerlendirme sürecine dahil edildi. “Mükemmellik, güven ve inovasyonun sonucudur” Bu önemli başarıya ilişkin değerlendirmede bulunan Koç Healthcare CEO’su Dr. Erhan Bulutcu şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin lider hastanesi olarak tanınmak klinik mükemmeliyet, hasta güvenliği ve inovasyona olan sarsılmaz bağlılığımızın bir göstergesidir. Koç Üniversitesi Hastanesi, ülkemizin en kapsamlı entegre eğitim alanlarına, klinik araştırma birimlerine ve tıp laboratuvarlarına sahiptir. Ekibimiz, kanıta dayalı en güncel uygulamaları ve ileri teknolojileri kullanarak on binlerce hastaya dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmaktadır. Newsweek ve Statista tarafından verilen bu takdir, sağlık alanında güvenilir bir paydaş olarak rolümüzü pekiştirmekte ve araştırma, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarımızı sürdürme konusundaki kararlılığımızı güçlendirmektedir.” Ulusal ve uluslararası ölçekte referans noktası Koç Üniversitesi Hastanesi, ileri tıbbi teknolojileri akademik mükemmeliyetle entegre ederek onkoloji, organ nakli, kardiyovasküler tıp ve robotik cerrahi alanlarında bölgesel bir referans merkezi olarak hizmet vermektedir. Hastane, PROMs uygulamalarını klinik süreçlerine entegre ederek hasta tarafından bildirilen sonuçların doğrudan tıbbi karar alma süreçlerine yansımasını sağlamaktadır. Yapay zekâ destekli tanı sistemleri, robotik cerrahi platformları ve kişiselleştirilmiş tedavi modelleri sayesinde bölge genelinde sağlık hizmet sunumunda yeni standartlar belirlemeye devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026 Sağlık Trendleri Belli Oldu Haber

2026 Sağlık Trendleri Belli Oldu

HOP Health CEO'su Eyüp Kartal, 2026 yılında sağlık turizminde teknolojik entegrasyonun, uzmanlaşmış tedavilerin, kişiselleştirilmiş tıbbın ve sağlıklı yaşam odaklı seyahatlerin ön plana çıkacağını vurguluyor. 2025 yılında, Türkiye'yi sağlık hizmeti almak amacıyla ziyaret eden kişi sayısı TUİK verilerine göre 2,5 milyona ulaşırken, Uluslararası Sağlık Hizmetleri A. Ş.'nin (USHAŞ) resmi kayıtlarına yansıyan doğrudan tedavi odaklı hasta sayısı 1,4 milyon olarak gerçekleşti ve elde edilen sağlık turizmi geliri ise 3 milyonu aştı. Bu rakamların, Türkiye'nin sağlık turizminde güçlü büyümesini ve Avrupa'nın önde gelen sağlık merkezlerinden biri olarak konumunu pekiştirdiğini gösterdiğini söyleyen HOP Health CEO'su Eyüp Kartal, "Türkiye'nin plastik cerrahi, saç ekimi ve diş tedavilerinde küresel bir merkez olduğu artık dünya genelinde biliniyor. Bunun yanı sıra kardiyoloji, onkoloji ve tüp bebek tedavisi de yoğun talep gören alanlar arasında. Estetik dışındaki sağlıklı yaşam tedavileri ve ileri düzey tıbbi tedaviler de Türkiye'de sağlık turizminin sürekliliğini ve gelişim potansiyelini ortaya koyuyor" diyor. Yapay zeka, uluslararası hasta sürecini kolaylaştıracak Sağlık turizmi ekosistemine yönelik 2026 beklentilerini paylaşan Kartal, hastaların artık sadece 'tedavi' değil, gelişmiş teknoloji, uygun fiyat ve üst düzey deneyimin kusursuz bir karışımını aradıklarını söylüyor. 2026'da sınır ötesi sağlık hizmetlerinin gidişatını etkileyecek birkaç önemli trendin ortaya çıkacağını belirten ve teknolojik gelişmelerin hastaların tıbbi yolculuğunun ilk aşamalarında uzaktan uzman görüşü ve hasta takibi sağlayan sanal hastane modellerine imkan verdiğini belirten Kartal, "Yapay zeka sağlık turizmini dönüştürmeye, tanı koymayı geliştirmeye ve sınır ötesi triyaj ve randevu planlamasından laboratuvar sonuç analizine ve ameliyat sonrası bakım yönetimine kadar tüm uluslararası hasta sürecini kolaylaştırmaya, bakım kalitesini iyileştirmeye hazırlanıyor. Bu noktada HOP Health ile sağlık turizmini yenilikçi çözümler ile buluşturuyoruz ve yapay zeka entegrasyonu ile hasta yönetimini dijitalleşen dünyanın hızına adapte ediyoruz" diyor. Kişiselleştirilmiş tıp hizmetleri hayati önem kazanıyor Kişiselleştirilmiş tıp hizmetlerinin genel tedavi yaklaşımlarının ötesine geçtiğini vurgulayan Kartal, genetik testlerin ve kişiye özel AI analizlerinin entegrasyonu sayesinde; cerrahi veya farmakolojik müdahalelere verilecek yanıtların önceden tahmin edilebildiğini belirtiyor. Kartal, bu teknolojik yeteneğin iyileşme sürelerini hızlandıran ve yan etkileri minimize eden 'Kişisel AI Destekli' özel bakım planlarının oluşturulmasını sağladığını ifade ediyor. Kartal, bu dönüşümü şu sözlerle özetliyor: "Amacımız, hasta yolculuğunu şeffaf, hatasız ve tamamen kişiye özel bir standartta sunmak. Yapay zeka destekli sistemimizle hem tedavi kalitesini artırıyor hem de süreci dijitalleşen dünyanın hızına adapte ediyoruz." Bu yenilikçi çözüm; dünyanın dört bir yanından gelen başvuruları analiz ederek hastaları anında doğru tedavi grubuna yönlendiriyor. İletişim sürecinde sadece onaylı veri kütüphanesini kullanarak en doğru bilgi akışını sağlayan sistem, tedaviye özel ön değerlendirme soruları ve belge toplama süreçlerini de otomatiğe bağlıyor. Böylece 7/24 kesintisiz, hızlı ve tutarlı bir iletişim köprüsü kurarken, operasyonel bağımlılığı azaltıp hasta deneyimini dijitalleşen dünyanın hızına adapte ediyor. "Türkiye'nin güçlü konumunu daha da ileriye taşımak için çalışıyoruz" Dünyanın her yerinden doktorlar ile hastaları bir araya getiren yeni nesil sağlık platformu HOP Health olarak uzmanlıklarını dünya çapında kanıtlamış hekim kadrosu, ileri teknolojik altyapıya sahip hastane ve klinikleri, Türkiye'nin kültürel zenginlikleri ve danışanlara özel kişiselleştirilmiş hizmetleri ile dünyanın her köşesinden hastalara güvenle hizmet sunduklarını belirten Kartal, sözlerine şöyle devam ediyor: "HOP Health olarak amacımız, danışanlarımızın 'sağlık yolculuklarını' şeffaf, anlaşılır ve yüksek kalite standartlarında geçirmelerini sağlamak. Yalnızca yetki belgesine sahip, akredite edilmiş klinikler ve alanında uzman doktorlarla çalışıyoruz; hasta ile doktor arasındaki engellerin ortadan kalkmasına yardımcı oluyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kişiye özel tedaviler  onkolojide yeni bir dönem başlatıyor Haber

Kişiye özel tedaviler onkolojide yeni bir dönem başlatıyor

İmmünoterapiler, kanser tedavisinde çığır açan yenilikler arasında yer alıyor. Hedefe yönelik ve kişiye özel olan bu tedaviler, hastaların yaşam süresini uzatırken yaşam kalitesini de yükseltiyor.  Günümüzde kanser tedavileri, tümörün genetik yapısını analiz ederek geliştirilen yenilikçi yöntemler ve yapay zeka uygulamalarıyla da giderek daha etkili hale geliyor. Peki, geleceğin kanser tedavileri hangi yönde ilerliyor? Yeni keşifler, kanserle mücadelede nasıl bir fark yaratıyor? Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Batu Erman ile Dr. Tolga Sütlü, bu alandaki yeni gelişmeleri özellikle de immünoterapilerin kanser tedavisindeki rolünü anlatıyor.  Bağışıklık sistemini harekete geçirerek kanserle savaşan immünoterapiler giderek daha fazla önem kazanıyor. Sağlıklı bir insanda bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini baskı altında tutarak yok ettiğini söyleyen Prof. Dr. Batu Erman, “Bağışıklık sistemi kanser hücreleriyle savaşamaz hale geldiğinde hastalık gelişiyor. İmmünoterapi ise bağışıklık sistemini yeniden harekete geçirerek bu hücreleri yok etmeye yönlendiriyor. 2018 yılında James P. Allison ve Tasuku Honjo'nun Nobel Ödülü kazandığı bu alan, kanser tedavisinde yeni umutlar anlamına geliyor” diyor. Prof. Dr. Batu Erman, kanser hastalarında başarıyla uygulanan dört temel immünoterapi yöntemini şu şekilde açıklıyor: Bağışıklık Sistemini Harekete Geçiren İmmünoterapiler Laboratuvar ortamında üretilmiş bir antikor proteini hastaya enjekte edilerek gerçekleştirilen bu yöntemde bağışıklık sistemi hücreleri aktive edilerek tümöre karşı daha güçlü bir savaş başlatılıyor. Sadece kanser hücrelerini yok eden, diğer dokulara zarar vermeyen bu  yöntem, özellikle metastatik melanom, akciğer ve böbrek kanseri gibi türlerde etkili ve farklı kanserlerde de klinik araştırmalar devam ediyor. Hücresel İmmünoterapiler (CAR-T Teknolojisi) Hastadan alınan bağışıklık sistemi hücreleri (T lenfositler), laboratuvar ortamında genetik olarak değiştirilerek kansere karşı daha güçlü hale getiriliyor ve tekrar hastaya enjekte ediliyor. Hücresel immünoterapiler özellikle lenfoma gibi kan kanserlerinde etkili. Ancak lenfoma dışında yakın bir gelecekte solid tümörlerde, yani akciğer kanseri, kolon kanseri ve malign melanoma gibi kanserlerde de uygulanabilecek, araştırmalar sürüyor. Hücresel immünoterapilerde tümörle iyi bir şekilde savaşabilmeleri için lenfositlere ayrıca CAR-T adlı bir reseptör de ekleniyor. Acıbadem Üniversitesi’nin İzmir Biyotıp ve Genom Enstitüsü ile ortak yürüttüğü bir CAR-T projesi ve bununla ilgili bir patent başvurusu da var.  Kanser Hücresi ve T Lenfositleri Birleştiren Moleküller (BİTE Teknolojisi) Bu üçüncü sınıf immünoterapi, “BİTE” denilen “Bispesifik T hücre bağlayıcıları”, kanser tedavisi için tasarlanmış bir immünoterapötik molekül sınıfı. Bu moleküller, fiziksel olarak bir yandan kanser hücrelerine, diğer yandan da hastanın T lenfositlerine bağlanarak savunma sistemini doğrudan harekete geçirerek kanser hücresini kolayca öldürmesini sağlıyor. Bu proteinler de antikorlar gibi laboratuvarda üretilip hastaya enjekte ediliyor. Kanser Aşıları ve Onkolitik Virüsler Kanser aşıları ve onkolitik virüs terapileri sayesinde tümörler doğrudan hedef alınabiliyor. Bazı prostat kanserleri, melanoma ve mesane kanserlerinde bu terapilerin başarılı olduğu biliniyor. RNA aşılarının gelişmesiyle bu yöntemlerin yaygınlaşması bekleniyor. Hücresel İmmünoterapi ile onkolojide yeni bir sayfa açılıyor Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tolga Sütlü, daha spesifik, hastanın tümörüne özel geliştirilen hücresel immünoterapilerden söz ederek, “Tümörlerin üzerindeki belli molekülleri hedefleyen immünoterapiler, akıllı ilaçlar, biyolojik moleküller ve antikorlar da mevcut. Acıbadem Üniversitesi İmmünoloji Laboratuvarı'nda CAR-T, CAR-NK, TCR-NK ve BİTE tipi tedaviler geliştiriyoruz” diyor. Bu bilimsel çalışmaların sonucunda ortaya çıkan ürünlerin yalnızca özel GMP laboratuvarlarında üretilebildiğini ve bundan sonra FDA ve EMEA gibi denetleyici kurumlar tarafından onaylanmaları gerektiğini belirten Dr. Sütlü, “Antikorları hastaya enjekte ettiğimizde, bunlar en fazla bir ay içinde vücuttan yok oluyor. Ancak hücresel tedavilerde bağışıklık sistemi hücreleri, kansere karşı ömür boyu savaşacak şekilde programlanıyor ve uzun yıllar hastanın vücudunda dolaşmaya devam ederek koruyuculuk gösterebiliyor. Lösemi, lenfoma ve multiple miyelom gibi hematolojik kanserlerde hücresel immünoterapiler oldukça başarılı. Önümüzdeki yıllarda hücresel terapileri uygulamalarının meme kanseri, akciğer kanseri ve kolon kanseri gibi solid tümörlerde de onaylanmasını bekliyoruz” diyor.  Türkiye’de CAR-T hücrelerini klinik olarak kullanıma uygun kalitede üreten tek kurumun Acıbadem olduğunu ifade eden Dr. Tolga Sütlü, ekibiyle özellikle deri kanseri (malign melanom), lösemi ve lenfoma gibi kanser türlerinde hücresel immünoterapi çalışmaları yürüttüklerini söylüyor: “En çok T hücreleri ve NK hücrelerini kullanıyoruz. Bunlar bağışıklık sisteminin 'katil hücreleri' olarak bilinir. Normalde enfeksiyonları tanıyarak yok eden bu hücreleri kanseri yok etmek için genetik olarak programlayarak kullanıyoruz”... Yapay Zeka ile Kişiselleştirilmiş Tedaviler Daha Hızlı Gelişecek Kemoterapi gibi yöntemlerin giderek azalacağını ve immünoterapinin gelecekte daha fazla yer edineceğini belirten Dr. Tolga Sütlü, “Her hastaya aynı ilacı verme devri geçti. Artık hastaların genetik yapısı taranarak en uygun tedavi belirleniyor. Tümör analizi yapılıyor ve buna göre hangi terapilerin verileceği tartışılıyor. Yapay zekanın gelişmesiyle kişiye özel tedavi süreçleri, DNA analizleri ve veri işleme yöntemleri de hızlandı. Hangi hastanın hangi tedaviye nasıl yanıt vereceğini artık daha iyi tahmin edebiliyoruz” diyor. Dr. Sütlü, bilimsel çalışmaların gelişmesiyle birlikte, daha etkili, yan etkileri azaltılmış ve hastaların yaşam süresini uzatan yeni nesil tedavi yöntemlerinin ön plana çıkacağını vurgulayarak, kişiye özel tedavilerin onkolojide çığır açtığını ifade ediyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.