Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Operasyon Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Operasyon Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Operasyon Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

VOBI Co-Living Genel Müdürü Filiz Akçay oldu Haber

VOBI Co-Living Genel Müdürü Filiz Akçay oldu

Son dönemde tüm dünyada yükselen alternatif gayrimenkul yatırımları arasında yer alan öğrenci evi yaklaşımını Türkiye’ye getiren VOBI Co Living’te Genel Müdürlük görevine Filiz Akçay getirildi. Finans, konut finansmanı ve operasyon yönetimi alanlarında uzun yıllara dayanan deneyimi bulunan Filiz Akçay, kariyeri boyunca risk yönetimi, tahsilat süreçleri, portföy yönetimi, kredi tahsis, yeniden yapılandırma ve operasyonel verimlilik alanlarında önemli sorumluluklar üstlendi. Yeni görevinde Akçay; VOBI Co-Living'in operasyonel süreçlerinin geliştirilmesine, öğrenci yaşam deneyiminin güçlendirilmesine ve şirketin stratejik büyüme hedeflerine liderlik edecek. Gerçekleşen bu atama ile VOBI Co-Living, Türkiye'de hızla gelişen alternatif gayrimenkul yatırımları ve öğrenci yaşam projeleri başta olmak üzere toplu yaşam projelerindeki konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Finans sektöründeki 26 yıllık deneyimi VOBI’ye taşıyor Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunu olan Filiz Akçay; alacak yönetimi, risk izleme, operasyon ve finansal süreçlerde 26 yıllık deneyime sahip. Akçay; kariyer hayatı boyunca ulusal ve global finans kuruluşlarında risk yönetimi, kredi riski analizi, tahsilat, yeniden yapılandırma, operasyon yönetimi ve BDDK uyum süreçlerinde önemli sorumluluklar üstlendi. Profesyonel kariyerinde, özellikle finansal kiralama şirketlerinde stratejik sorumluluklar üstlenen Akçay, en son Sinpaş Holding bünyesinde edindiği 10 yıllık yöneticilik deneyim ve ardından Arı Finansal Kiralama A.Ş.’de Genel Müdür Yardımcısı (Risk İzleme ve Operasyon) olarak görev aldı. Stratejik operasyon yönetimi, süreç geliştirme, gelir optimizasyonu ve müşteri ilişkileri yönetimi alanlarında uzmanlaşan Filiz Akçay, sahip olduğu çok yönlü finansal deneyimi, VOBI Co-Living'in sürdürülebilir büyüme yolculuğuna taşıyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ertuğrul Tuna Arıncı Kimdir? Valeo Türkiye Ülke Müdürü ve Otomotiv Sektörünün Deneyimli İsmi Haber

Ertuğrul Tuna Arıncı Kimdir? Valeo Türkiye Ülke Müdürü ve Otomotiv Sektörünün Deneyimli İsmi

Valeo Türkiye Ülke Müdürü ve Bursa Fabrikaları Genel Müdürü olarak görev yapan Arıncı, otomotiv üretimi, ihracat, teknoloji ve sanayi yönetimi alanındaki deneyimiyle sektörün yakından takip ettiği isimler arasında yer alıyor. Küresel otomotiv şirketlerinde edindiği uluslararası yönetim tecrübesini Türkiye'deki üretim operasyonlarına taşıyan Ertuğrul Tuna Arıncı, aynı zamanda otomotiv sektörünü temsil eden önemli sivil toplum kuruluşlarında ve ihracat odaklı organizasyonlarda da aktif görev üstleniyor. Peki, Ertuğrul Tuna Arıncı kimdir? İşte kariyeri ve iş dünyasındaki çalışmaları… Ertuğrul Tuna Arıncı kimdir? Ertuğrul Tuna Arıncı, mühendislik eğitiminin ardından profesyonel iş hayatına 1987 yılında otomotiv teknolojileri alanında faaliyet gösteren küresel şirket Valeo bünyesinde başladı. Kariyerinin ilk yıllarından itibaren hem Türkiye hem de Fransa'da farklı görevler üstlenen Arıncı, otomotiv üretimi, fabrika yönetimi ve uluslararası operasyonlar konusunda önemli deneyim kazandı. Uzun yıllara yayılan kariyeri boyunca üretim süreçlerinin geliştirilmesi, verimlilik artışı ve küresel operasyon yönetimi alanlarında çeşitli yöneticilik görevlerinde bulundu. Grammer Koltuk Sistemleri'nde genel müdürlük yaptı Valeo'daki başarılı kariyerinin ardından Ertuğrul Tuna Arıncı, 2006 yılında Grammer Koltuk Sistemleri'ne geçti. 2012 yılına kadar şirketin Genel Müdürü olarak görev yapan Arıncı, otomotiv yan sanayisinde üretim kapasitesinin geliştirilmesi, operasyonel verimlilik ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalara liderlik etti. Bu dönemde edindiği üst düzey yöneticilik deneyimi, Türkiye otomotiv tedarik sanayisindeki önemli profesyoneller arasında yer almasını sağladı. Valeo Türkiye Ülke Müdürü olarak görev yapıyor 2012 yılında yeniden Valeo bünyesine katılan Ertuğrul Tuna Arıncı, bu tarihten itibaren Valeo Türkiye Ülke Müdürü ve Valeo Bursa Fabrikaları Genel Müdürü görevlerini yürütüyor. Bu görev kapsamında Türkiye'deki Valeo operasyonlarının yönetiminden sorumlu olan Arıncı, üretim süreçleri, teknoloji yatırımları, kalite yönetimi, sürdürülebilir üretim ve ihracat faaliyetlerinin koordinasyonunu sağlıyor. Türkiye'nin otomotiv üretim üssü konumundaki Bursa'da faaliyet gösteren Valeo tesislerinin yönetimini üstlenen Arıncı, şirketin küresel üretim ağı içerisindeki rekabet gücünün artırılmasına yönelik çalışmalar yürütüyor. Otomotiv sektörünün önemli kuruluşlarında görev alıyor Ertuğrul Tuna Arıncı, şirket yöneticiliğinin yanı sıra Türkiye otomotiv sanayisini temsil eden birçok önemli kuruluşta da aktif görev üstleniyor. Arıncı, Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) Yönetim Kurulu Üyesi olarak sanayi politikaları, çalışma hayatı ve üretim süreçlerine yönelik çalışmalara katkı sunuyor. Aynı zamanda Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Üyesi olarak Türkiye otomotiv sektörünün ihracat performansının artırılmasına yönelik faaliyetlerde yer alıyor. Bunun yanında Bursa Türk-Fransız Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olarak iki ülke arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlıyor. Ayrıca BUSİAD (Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği) üyesi olarak Bursa iş dünyasının çalışmalarında aktif rol alıyor. Uluslararası eğitim ve yönetim deneyimine sahip Makine mühendisliği alanındaki lisans eğitimini Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü'nde tamamlayan Ertuğrul Tuna Arıncı, akademik kariyerini uluslararası düzeyde sürdürdü. Yüksek lisans eğitimini dünyanın önde gelen işletme okullarından biri olarak kabul edilen INSEAD Business School'da yönetim alanında tamamlayan Arıncı, teknik bilgi birikimini küresel yönetim anlayışıyla birleştirdi. Uluslararası eğitim geçmişi, çok kültürlü çalışma deneyimi ve uzun yıllara dayanan yöneticilik kariyeri sayesinde otomotiv sektörünün stratejik karar süreçlerinde etkin rol üstlenen isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Türkiye otomotiv sanayisinin öne çıkan yöneticilerinden biri Türkiye'nin otomotiv üretim merkezlerinden biri olan Bursa'da faaliyet gösteren uluslararası bir şirketi yöneten Ertuğrul Tuna Arıncı, özellikle üretim teknolojileri, dijital dönüşüm, kalite yönetimi ve sürdürülebilir sanayi uygulamaları konularındaki çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Otomotiv sektöründe yaşanan elektrikli araç dönüşümü, mobilite teknolojileri ve akıllı üretim süreçlerine yönelik çalışmaları yakından takip eden Arıncı, Türkiye'nin küresel otomotiv tedarik zincirindeki konumunun güçlendirilmesine yönelik projelerde de aktif rol alıyor. Ertuğrul Tuna Arıncı neden merak ediliyor? Valeo Türkiye Ülke Müdürü ve Bursa Fabrikaları Genel Müdürü olarak görev yapan Ertuğrul Tuna Arıncı, uluslararası yöneticilik deneyimi, otomotiv sanayisindeki uzun yıllara dayanan kariyeri ve sektörel kuruluşlardaki görevleri nedeniyle iş dünyasının yakından takip ettiği isimler arasında yer alıyor. Üretim, ihracat, teknoloji ve sürdürülebilir sanayi alanlarında yürüttüğü çalışmalarla öne çıkan Arıncı, hem Bursa hem de Türkiye otomotiv sanayisinin gelişimine katkı sağlayan önemli sektör temsilcilerinden biri olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Küresel Fuarlarda Markalar Artık Standlarıyla Konuşuyor Haber

Küresel Fuarlarda Markalar Artık Standlarıyla Konuşuyor

Uluslararası fuarlarda ürün kalitesi kadar markanın kendisini nasıl sunduğu da ticari başarının belirleyicileri arasına girdi. Bir zamanlar ürünlerin sergilendiği geçici alanlar olarak görülen fuar stantları, bugün ziyaretçi deneyimini yöneten ve şirketin küresel iddiasını ortaya koyan stratejik iletişim merkezlerine dönüşüyor. Türkiye ve Avrupa’da projeler gerçekleştiren Trias Design ise tasarımdan üretime, lojistikten kuruluma kadar uzanan bütünleşik hizmet modeliyle bu dönüşümün dikkat çeken temsilcileri arasında yer alıyor. Uluslararası fuar takviminin yeniden hareketlenmesiyle birlikte şirketler, yeni pazarlara ulaşmak ve küresel iş bağlantıları kurmak için daha yüksek bütçeler ayırmaya başladı. Ancak dünyanın önde gelen fuarlarında yer almak, tek başına görünürlük sağlamaya yetmiyor. Aynı salonda yüzlerce rakibin ziyaretçilerin dikkatini çekmeye çalıştığı organizasyonlarda markaların kendilerini anlatabilmek için yalnızca birkaç saniyesi bulunuyor. Bu kısa süre, fuar standının tasarımını basit bir mimari tercihten çıkararak doğrudan pazarlama stratejisinin parçası haline getiriyor. Sektör temsilcilerine göre artık başarılı stand; yalnızca uzaktan fark edilen değil, ziyaretçiyi içeri alan, ürünle buluşturan ve ticari görüşmeye yönlendiren stand olarak tanımlanıyor. Büyük stant her zaman güçlü etki anlamına gelmiyor Fuar alanlarında en sık karşılaşılan yanılgılardan biri, yüksek metrekarenin otomatik olarak daha güçlü marka algısı oluşturacağı düşüncesi. Oysa iyi planlanmamış büyük bir alan, ziyaretçinin markayla iletişim kurmasını zorlaştırabiliyor. Daha küçük ancak doğru kurgulanmış bir stand ise hedef kitlenin dikkatini çok daha etkili biçimde çekebiliyor. Bu nedenle tasarım sürecine “Stand nasıl görünmeli?” sorusuyla değil, “Marka bu fuarda neyi başarmak istiyor?” sorusuyla başlanması gerekiyor. Yeni müşteri kazanmak, distribütör görüşmeleri yapmak, teknolojik bir ürünü tanıtmak veya marka bilinirliğini artırmak isteyen şirketlerin ihtiyaçları birbirinden ayrılıyor. Ürün sergileme alanları, karşılama noktaları, toplantı odaları ve dijital sunum sistemleri de bu hedefe göre biçimleniyor. Türkiye’de ve Avrupa’da fuar standı projeleri gerçekleştiren Trias Design, tasarım öncesinde markanın hedeflerini, ziyaretçi profilini ve fuarın yapısını birlikte değerlendiriyor. Ortaya çıkan proje böylece yalnızca görsel beklentilere değil, ölçülebilir ticari amaçlara da cevap veriyor. Stand, markanın üç boyutlu kimliğine dönüşüyor Uluslararası fuarlarda ziyaretçilerin önemli bir bölümü, katılımcı şirketle ilk kez standında karşılaşıyor. Şirketin üretim kabiliyeti, teknoloji seviyesi ve kurumsal yapısı hakkındaki ilk izlenim de büyük ölçüde bu alanda oluşuyor. Bu nedenle logonun görünür bir noktaya yerleştirilmesi veya kurumsal renklerin kullanılması, güçlü bir marka deneyimi meydana getirmek için yeterli kabul edilmiyor. Mimari formdan kullanılan malzemeye, aydınlatmadan dijital içeriğe kadar bütün unsurların aynı marka hikâyesini anlatması gerekiyor. Savunma sanayisinde güven, mühendislik ve kontrollü erişim öne çıkarken; medikal alanda hijyen, sadelik ve teknolojik yetkinlik önem kazanıyor. Otomotiv stantlarında hareket ve performans, enerji sektöründe ise yenilikçilik ve sürdürülebilirlik daha belirgin hale geliyor. Trias Design’ın projelerinde de hazır bir tasarım kalıbını farklı şirketlere uygulamak yerine sektör, ürün ve marka karakterine göre özgün bir mimari dil oluşturulması amaçlanıyor. Ziyaretçinin izleyeceği rota önceden belirleniyor Başarılı fuar tasarımının görünmeyen tarafını ziyaretçi akışı oluşturuyor. Standın kaç cephesinin açık olduğu, ana koridorun yönü, komşu stantların yüksekliği ve ürünlerin hangi açıdan görüleceği tasarımın temel kararlarını etkiliyor. Ziyaretçinin önce markayı fark etmesi, ardından standın içine yönelmesi ve ürünle temas kurması gerekiyor. Bu yolculuğun son aşamasında ise marka temsilcileriyle görüşme yapılabilecek doğru ortamın hazırlanması önem taşıyor. Dar geçişler, gereğinden fazla mobilya, görünürlüğü azaltan kapalı yüzeyler ve yanlış konumlandırılmış toplantı alanları ziyaretçi deneyimini zayıflatabiliyor. Tasarımın yalnızca bilgisayar ekranında etkileyici görünmesi bu nedenle yeterli olmuyor; alanın fuar süresince nasıl çalışacağının da önceden hesaplanması gerekiyor. Her ürüne aynı sergileme yöntemi uygulanamıyor Küresel fuarlarda yaşanan yoğun rekabet, şirketleri daha fazla ürün göstermeye yöneltebiliyor. Ancak sınırlı alanda çok sayıda ürün ve mesaj kullanılması, ziyaretçinin dikkatini dağıtma riski taşıyor. İyi planlanmış bir stantta ziyaretçinin kısa sürede üç soruya cevap bulabilmesi bekleniyor: Şirket ne sunuyor, rakiplerinden nasıl ayrılıyor ve bu markayla neden görüşülmeli? Büyük bir sanayi makinesinin sergileneceği alan ile hassas bir medikal cihazın tanıtılacağı standın teknik ihtiyaçları aynı değil. Benzer şekilde savunma sanayisine yönelik bir ürünle tüketiciye dönük bir ürünün sunum dili de farklılaşıyor. Ürün ölçüleri, güvenlik mesafeleri, taşıma kapasitesi, elektrik bağlantıları, aydınlatma ve demonstrasyon koşullarının tasarım başlamadan belirlenmesi gerekiyor. Ürünün sonradan standa yerleştirilmesi yerine, mimarinin doğrudan ürünün çevresinde geliştirilmesi daha etkili bir sunum sağlıyor. Dijital ekranlar gösterişten çok işleve hizmet etmeli LED ekranlar, interaktif yüzeyler, artırılmış gerçeklik uygulamaları ve holografik sunumlar, yeni nesil fuar stantlarında giderek daha fazla kullanılıyor. Ancak uzmanlar, teknolojik donanımın tek başına yenilikçi bir deneyim oluşturmadığı görüşünde. Ekranların yanlış konumlandırılması, uzun videolar veya aynı anda verilen çok sayıda mesaj iletişim karmaşasına yol açabiliyor. Dijital içeriğin mimari tasarımla birlikte planlanması ve ziyaretçiyi belirli bir eyleme yönlendirmesi gerekiyor. Fuar alanına taşınması mümkün olmayan büyük üretim hatlarının dijital ortamda gösterilmesi, ürünlerin çalışma prensiplerinin animasyonlarla anlatılması ve ziyaretçinin farklı modelleri interaktif olarak inceleyebilmesi, teknolojinin işlevsel kullanım örnekleri arasında bulunuyor. Tasarım kadar üretim ve operasyon da belirleyici Yurt dışındaki fuar projeleri, estetik kararların yanında ciddi bir operasyon yönetimi gerektiriyor. Her fuar merkezinin yükseklik sınırları, yangın güvenliği kuralları, elektrik standartları, kurulum saatleri ve malzeme şartları farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle etkileyici bir projenin hazırlanmış olması, standın aynı kalitede uygulanacağı anlamına gelmiyor. Tasarımın üretilebilir olması, parçaların lojistiğe uygun hazırlanması ve kurulumun belirlenen sürede tamamlanması gerekiyor. Kendi üretim altyapısına sahip olan Trias Design; tasarım, teknik projelendirme, üretim, nakliye, kurulum ve söküm aşamalarını tek bir operasyon zinciri içinde yönetiyor. Bu model, şirketlerin farklı tedarikçiler arasında koordinasyon sağlamak zorunda kalmasını önlerken tasarım ile uygulama arasındaki olası farklılıkları da azaltıyor. Trias Design Kurucu Ortağı Ferdi Yılmaz, şirketlerin fuar standını geçici bir dekorasyon olarak görmemesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bir şirket küresel fuarda yalnızca ürünlerini sergilemez; üretim kültürünü, kalite anlayışını ve gelecek vizyonunu da ziyaretçiye sunar. Standın bütün unsurları markanın uluslararası pazardaki iddiasını desteklemelidir.” Sürdürülebilir stantlara ilgi artıyor Şirketlerin çevresel hedefleri ve maliyet yönetimi, yeniden kullanılabilir fuar sistemlerine yönelik ilgiyi de artırıyor. Tek kullanımlık uygulamalar yerine farklı metrekarelere uyarlanabilen, parçaları tekrar değerlendirilebilen ve lojistik avantaj sağlayan sistemler tercih ediliyor. Ancak bu noktada her marka için tek bir doğru çözüm bulunmuyor. Özel tasarım ahşap stantlar özgün bir mimari kimlik sunarken, Maxima ve modüler sistemler farklı organizasyonlarda yeniden kullanılabilmeleriyle öne çıkıyor. Doğru sistemin belirlenebilmesi için markanın yalnızca katılacağı ilk fuarın değil, yıllık organizasyon takviminin de değerlendirilmesi gerekiyor. Katılım sıklığı, hedef ülkeler, stand ölçülerindeki değişiklikler, depolama koşulları ve nakliye maliyetleri seçimi doğrudan etkiliyor. En düşük teklif, en ekonomik proje olmayabilir Fuar standı seçiminde yalnızca başlangıç fiyatına bakılması, şirketleri uygulama aşamasında ek maliyetlerle karşı karşıya bırakabiliyor. Malzeme kalitesi, teknik hizmetler, elektrik uygulamaları, nakliye, kurulum ve sökümün teklif kapsamında olup olmadığı her zaman net biçimde incelenmeli. Fuarın açılışına yetişmeyen, onaylanan tasarımdan farklı üretilen veya teknik sorunlar yaşanan bir standın şirkete vereceği zarar, ilk aşamada elde edilen fiyat avantajından çok daha yüksek olabiliyor. Alan kirası, ulaşım, konaklama, personel, lojistik ve tanıtım harcamaları birlikte düşünüldüğünde stand, toplam fuar yatırımının ziyaretçiye görünen en önemli yüzünü oluşturuyor. Bu nedenle kararın metrekare fiyatından çok yatırımın sağlayacağı ticari geri dönüş üzerinden verilmesi gerekiyor. Trias Design, markaların küresel vitrinini tasarlıyor 2023 yılında kurulan Trias Design; fuar standı tasarımı ve üretimindeki çalışmalarını Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’daki organizasyonlara da taşıyor. Şirket, özel tasarım ahşap stantların yanında Maxima ve modüler sistemlerle farklı bütçe ve kullanım ihtiyaçlarına yönelik projeler hazırlıyor. Otomotivden enerjiye, savunma sanayisinden medikale, makineden gıdaya kadar farklı sektörlere çözüm geliştiren Trias Design, her projeyi ilgili sektörün sergileme koşullarına göre ele alıyor. Tasarımın dikkat çekmesi kadar işlevsel, uygulanabilir ve marka stratejisiyle uyumlu olması da öncelikler arasında tutuluyor. Küresel fuarlarda rekabetin giderek arttığı bir dönemde şirketin sunduğu yaklaşım, “stand yaptırmak” ile “marka deneyimi tasarlamak” arasındaki farkı ortaya koyuyor. Çünkü günümüzde doğru fuar standı yalnızca ürünleri sergilemiyor. Markayı görünür kılıyor, ziyaretçiyi yönlendiriyor, nitelikli ticari temasları destekliyor ve şirketin uluslararası pazardaki konumuna ilişkin güçlü bir mesaj veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tepe Kurumsal, Perakende Günleri'nde Sektör Profesyonelleriyle Buluştu Haber

Tepe Kurumsal, Perakende Günleri'nde Sektör Profesyonelleriyle Buluştu

Şirket, etkinlik boyunca entegre hizmet yaklaşımını ve teknoloji destekli operasyon yönetimi çözümlerini ziyaretçilerle paylaşırken, perakende sektörünün dönüşen ihtiyaçlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Perakende Günleri süresince güvenlik, tesis yönetimi, profesyonel temizlik, yemek hizmetleri ve iş sağlığı ve güvenliği alanlarındaki çözümlerini sektör temsilcilerine aktaran Tepe Kurumsal, sektör profesyonelleriyle gerçekleştirdiği temaslarda perakendenin değişen operasyonel ihtiyaçlarını ve entegre hizmet yönetimine yönelik beklentileri ele aldı. İki gün boyunca yoğun ziyaretçi trafiğine sahne olan stantta iş ortakları, müşteriler ve sektör paydaşlarını ağırlayan Tepe Kurumsal, perakende sektörünün geleceğine ilişkin fikir alışverişlerinde bulunurken yeni iş birliği fırsatlarını da değerlendirme imkanı buldu. Fuarın dinamik atmosferi içerisinde gerçekleşen görüşmeler, sektörün dönüşen beklentilerine yönelik önemli içgörüler sunarken, Tepe Kurumsal’ın entegre hizmet yaklaşımına duyulan ilgiyi de ortaya koydu. Perakendede yeni dönem akıllı operasyonlarla şekilleniyor Fuarı değerlendiren Tepe Kurumsal İcra Kurulu Başkanı Murat Altıkardeşler, perakende sektöründe yaşanan dönüşümün artık yalnızca müşteri deneyimiyle sınırlı olmadığını belirterek şunları söyledi: “Perakende sektöründe rekabet artık yalnızca ürün ve fiyat üzerinden şekillenmiyor. Operasyonların ne kadar verimli, sürdürülebilir ve öngörülebilir yönetildiği de kurumların başarısında belirleyici hale geliyor. Perakende Günleri boyunca gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, özellikle yapay zeka destekli operasyon yönetimi, güvenlik teknolojileri ve veri odaklı karar mekanizmalarına yönelik ilginin önemli ölçüde arttığını gördük” dedi. "Entegre hizmet yönetimi artık bir tercih değil, ihtiyaç" Altıkardeşler, entegre hizmet yönetiminin kurumlar için stratejik bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: “Kurumlar bugün farklı hizmetleri ayrı ayrı yönetmek yerine, tüm operasyonlarını ortak standartlarla ve tek merkezden yönetebilecekleri çözümlere yöneliyor. Tepe Kurumsal olarak güvenlikten tesis yönetimine, profesyonel temizlikten iş sağlığı ve güvenliğine kadar geniş hizmet ekosistemimizi teknolojiyle destekliyoruz. Perakende Günleri’nde gördüğümüz yoğun ilgi de bu yaklaşımın sektörde giderek daha fazla karşılık bulduğunu gösteriyor” dedi. Tepe Kurumsal, önümüzdeki dönemde de teknoloji destekli entegre hizmet yaklaşımıyla perakende sektörünün operasyonel dönüşümüne katkı sunmaya ve kurumların değişen ihtiyaçlarına yenilikçi çözümler geliştirmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Saat&Saat'te Yeni Üst Yönetim Atamaları Haber

Saat&Saat'te Yeni Üst Yönetim Atamaları

Dünyaca ünlü markaların Türkiye’deki tek yetkili distribütörü olan Saat&Saat, büyüme stratejisi ve kurumsallaşma vizyonu kapsamında üst yönetim yapılanmasını güçlendirmeye yönelik önemli adımlar atıyor. Bu kapsamda, Nisan ayı itibariyle Saat&Saat’e Genel Müdür Yardımcısı olarak katılan, farklı sektörlerde edindikleri kapsamlı deneyim ve liderlik bakış açılarıyla öne çıkan Tuğba Gilan ve Can Kalafat, aynı zamanda İcra Kurulu Üyesi olarak görev alacak. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği mezunu olan Tuğba Gilan, MBA derecesini Kanada’da tamamladı. Kariyerine ilaç sektöründe başlayan Gilan, satış ve pazarlama alanlarında üstlendiği farklı sorumlulukların ardından Eczacıbaşı bünyesinde portföy yönetimi ve pazarlama alanlarında yönetsel roller üstlendi. Sonrasında Abdi İbrahim’de uluslararası pazarlarda pazarlama ve analitik süreçlerin yönetimini üstlenen Gilan, Karaca’da Uluslararası Pazarlar, Portföy ve Kategori Geliştirme ile Planlama alanlarından sorumlu Direktör olarak görev yaptı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Avrupa Birliği destekli bir projede Global Pazarlama Takım Lideri olarak görev alan Gilan; farklı sektörlerde edindiği deneyimle global pazarlama, portföy yönetimi, ürün ve kategori stratejileri ile markaların uluslararası büyüme ve globalleşme süreçlerinin yönetimi alanlarında güçlü bir uzmanlık geliştirdi. Saat&Saat’te marka yönetimi, tedarik ve stok planlama, ürün geliştirme ve yurt dışı pazarlar gibi kritik alanlardan sorumlu olacak olan Gilan, uçtan uca değer zinciri yönetimi, operasyonel mükemmeliyet ve global büyüme odağıyla şirketin kurumsal yapılanmasına katkı sağlayacaktır. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu olan Can Kalafat, kariyeri boyunca satış, pazarlama, strateji ve operasyon yönetimi alanlarında üstlendiği kritik rollerle dikkat çekti. P&G’de Satış, Pazarlama ve E-ticaret Direktörlüğü görevlerini üstlenen Kalafat, veri odaklı karar alma, stratejik planlama ve dijital dönüşüm süreçlerinde önemli bir deneyim kazandı. Ardından J&J’de İş Birimi Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Kalafat, yönettiği iş birimlerinde sürdürülebilir büyüme ve operasyonel verimlilik odaklı çalışmalara liderlik etti. Saat&Saat bünyesinde Pazarlama, E-Ticaret, Müşteri Hizmetleri ve CRM departmanlarından sorumlu olacak olan Kalafat, stratejik ve müşteri odaklı büyüme, dijitalleşme ve entegre kanal yönetimi alanlarında şirketin kurumsal yapısının daha da güçlendirilmesine katkı sağlayacak. Can Kalafat ve Tuğba Gilan, Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi olarak üstlendikleri görevler ile Saat&Saat’in kurumsal yönetim yapısını daha da güçlendirirken, şirketin stratejik hedeflerine daha entegre, çevik ve sürdürülebilir bir organizasyon yapısıyla ilerlemesine katkı sağlayacak. Deneyim ve vizyonlarını Saat&Saat’in dinamik yapısıyla buluşturan bu iki önemli atama, Saat&Saat’in sektördeki güçlü konumunu daha da ileriye taşıma hedefinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Eğitim Vakfı’da Üst Düzey Atama Haber

Türk Eğitim Vakfı’da Üst Düzey Atama

Kurulduğu günden bu yana başarılı ve imkânları kısıtlı öğrencilerin eğitim yolculuğuna eşlik eden Türk Eğitim Vakfı’nın (TEV) Genel Müdürü Melike Koçoğlu oldu. 1 Nisan 2026 itibarıyla görevine başlayan Koçoğlu, farklı sektörlerde edindiği yönetim deneyimi ve stratejik bakış açısıyla Vakfın eğitimde fırsat eşitliği hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği çalışmalara liderlik edecek. Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde tamamlaya Koçoğlu, kariyeri boyunca iş geliştirme, operasyon yönetimi, organizasyonel dönüşüm ve paydaş ilişkileri alanlarında aktif rol aldı. Yaklaşık 25 yıllık kariyerinde FMCG, perakende ve üretim başta olmak üzere farklı sektörlerde üst düzey yöneticilik görevlerini üstlendi. Son olarak Alarko Tarım Grubu’nda Grup Genel Müdürü olarak görev yapan Koçoğlu, daha önce Tamek, Umur Basım ve Eczacıbaşı Profesyonel’de Genel Müdür olarak görev yaptı. TEV Genel Müdürü Melike Koçoğlu şu sözleri söyledi: “Türk Eğitim Vakfı’nın köklü birikiminin parçası olmak benim için hem büyük bir sorumluluk hem de güçlü bir motivasyon kaynağı. Gençlerin hayatına umut olan bu güçlü yapının içerisinde, hep birlikte kalıcı bir değer yaratan TEV etkisini büyüteceğimize inanıyorum”. Kurulduğu günden bu yana eğitimde fırsat eşitliği hedefiyle çalışmalarını sürdüren Türk Eğitim Vakfı; burs programlarından eğitim yatırımlarına, gençlerin sosyal, kültürel ve mesleki gelişimlerini destekleyen çok boyutlu çalışmalarıyla faaliyetlerine devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tarık Serhatlı EPSA Genel Müdürü Oldu Haber

Tarık Serhatlı EPSA Genel Müdürü Oldu

Otomotiv ve endüstriyel üretim sektörlerinde uzun yıllara dayanan uluslararası deneyime sahip Tarık Serhatlı, şirketin Genel Müdürü olarak göreve başladı. Uluslararası ekiplerle yürüttüğü projeler ve global yönetim deneyimiyle dikkat çeken Tarık Serhatlı ile organizasyonel yapısını şekillendiren EPSA Yönetim Kurulu Başkanı Nurcan Özdemir atamaya ilişkin değerlendirmesinde, “EPSA olarak 27 yılı aşkın deneyimimizle yalıtım ve yapı kimyasalları alanındaki gücümüzü ileri mühendislik malzemeleri ve endüstriyel üretim çözümleriyle genişletiyoruz. Otomotivden beyaz eşyaya, savunma sanayiden ısıtma soğutma sistemlerine dek farklı sektörlere yüksek katma değerli çözümler sunan güçlü bir üretim altyapısına sahibiz. Tarık Serhatlı’nın uluslararası üretim ve operasyon yönetimi alanındaki deneyiminin EPSA’ nın global büyüme hedeflerine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Yeni görevine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tarık Serhatlı ise EPSA’nın üretim gücüne ve vizyonuna dikkat çekerek şunları ifade etti. “Yenilikçi üretim yaklaşımı ve güçlü mühendislik altyapısıyla sektöründe önemli bir konuma sahip olan EPSA ailesine katılmaktan büyük heyecan ve mutluluk duyuyorum. Şirketin üretim gücü, Ar-Ge yetkinliği ve uluslararası pazarlardaki büyüme potansiyeli önemli fırsatlar sunuyor. Ekip arkadaşlarımız ve paydaşlarımızla birlikte EPSA’nın global pazarlardaki konumunu daha da güçlendirmek için çalışacağız.” Tarık Serhatlı, İngilizce Makine Mühendisliği mezunu olup Endüstri Mühendisliği yan dalına sahiptir. Uluslararası şirketlerde özellikle Expanded Polipropilen (EPP) ve Expanded Polistiren (EPS) malzemeleri üzerine üretim ve uygulama süreçlerinde önemli deneyim kazanan Serhatlı, kariyeri boyunca operasyonel yönetimin yanı sıra yönetim kurulu üyeliği görevleri de üstlenmiştir. Görev aldığı uluslararası şirketlerde Türkiye ve Avrupa’daki üretim operasyonlarının yönetiminde aktif rol alan Serhatlı, bütçe, P&L ve nakit akışı yönetimi alanlarında güçlü bir yönetsel deneyime sahiptir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Denizcilikte Kadın Gücü Yükseliyor Haber

Denizcilikte Kadın Gücü Yükseliyor

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, küresel ekonomide kadın emeğinin rolü ve kadın istihdamı konusu yeniden gündemin merkezine oturdu. Özellikle geleneksel olarak erkek egemen sektörler arasında gösterilen denizcilik, son yıllarda kadınların artan varlığıyla dönüşüm sürecine giriyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) verilerine göre dünyada yaklaşık 2 milyona yakın aktif gemi insanı bulunuyor. Ancak bu sayının yalnızca %2’sini kadınlar oluşturuyor. Türkiye’de ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre 135 binden fazla aktif gemi insanı bulunurken kadın çalışanların sayısı yaklaşık 5 bin civarında seyrediyor. Uzmanlara göre bu oranların artması, yalnızca sektörel çeşitlilik açısından değil, aynı zamanda denizcilik operasyonlarının kalitesi ve sürdürülebilirliği açısından da kritik önem taşıyor. Turizmde Büyüme, Denizcilikte Yeni İstihdam Kapıları Açıyor Kruvaziyer turizmi, denizcilikte kadın istihdamının artması için önemli fırsatlar sunan alanların başında geliyor. Türkiye’de kruvaziyer turizmi son yıllarda yeniden yükselişe geçerken bu yılın yolcu sayısı hedefi 3 milyon. Bu büyüme, gemi işletmeciliğinden operasyon yönetimine, turizm hizmetlerinden misafir deneyimine kadar birçok alanda yeni iş fırsatları yaratıyor. Kruvaziyer sektörünün kadın istihdamı için önemli bir alan sunduğunu belirten Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “Deniz turizmi yalnızca gemi işletmeciliğinden ibaret değil. Operasyon yönetimi, turizm hizmetleri, güvenlik, mühendislik ve misafir deneyimi gibi pek çok alanda uzmanlığa ihtiyaç var. Kadınların bu alanlarda daha fazla yer alması sektörün gelişimi için çok değerli.” Dedi. Atatürk’ün Denizcilik Vizyonu Kadınlarla Yükseliyor Türkiye’de denizcilik sektörünün gelişmesinde Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonu önemli bir yer tutuyor. Atatürk’ün “Denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız” sözleri, Cumhuriyet döneminde denizcilik politikalarının temelini oluşturdu. Aynı şekilde Atatürk’ün kadınların toplumsal hayattaki rolüne dair söylediği “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” sözleri, bugün iş hayatında kadınların yükselen rolünü anlatan en güçlü ifadelerden biri olarak kabul ediliyor. Bu iki vizyonun bugün denizcilikte birleştiğini vurgulayan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “Denizcilik Türkiye için stratejik bir sektör. Atatürk’ün çizdiği denizcilik vizyonunu bugün kadınların emeği ve enerjisiyle büyütmek zorundayız.” İfadelerini kullandı. Cam Tavanı Olmayan Bir Şirket Modeli Camelot Maritime bünyesinde kadın çalışan oranının sektör ortalamasının üzerinde olduğunu belirten Çavuşoğlu, şirket kültürlerinin eşitlik temeline dayandığını vurgulayarak, “Ofislerimizde ve gemilerimizde farklı pozisyonlarda görev yapan çok sayıda kadın çalışanımız bulunuyor. Bugün şirketimizde çalışanların yaklaşık %40’ını kadınlar oluşturuyor. Kadınların sektörde daha fazla yer almasını destekliyoruz.” dedi. “Denizler Artık Kadınların Da Rotası” Kadınların iş gücüne katılımının yalnızca sosyal değil aynı zamanda ekonomik bir gereklilik olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Kadınların emeği, üretkenliği ve liderliği olmadan güçlü bir ekonomi kurmak mümkün değildir. Denizcilik sektörü de bu dönüşümün dışında kalamaz. Türk denizciliğinin geleceğinde kadınların daha güçlü rol alacağına inanıyoruz. Camelot Maritime olarak denizci Türk kadınlarını desteklemeye devam edeceğiz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.