Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Operasyonel

Kapsül Haber Ajansı - Operasyonel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Operasyonel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Link, 2025’te 1,4 milyar TL Hasılat Elde Etti ​​​​​​​ Haber

Link, 2025’te 1,4 milyar TL Hasılat Elde Etti ​​​​​​​

Şirket, yıl boyunca sürdürdüğü ürün ve müşteri odaklı büyüme stratejisi, bulut tabanlı çözümlerine yönelik artan talep ve yüksek katma değerli projelerin katkısıyla istikrarlı bir ivme yakaladı. Yazılım çözümleri alanında 40 yılı aşkın deneyimiyle faaliyet gösteren Link, 2025 yılına ilişkin finansal verilerini açıkladı. 2025 yılı verilerine göre şirketin brüt kârı yüzde 9 artışla 386,1 milyon TL’ye, FAVÖK’ü yüzde 16 artışla 299,7 milyon TL’ye ulaştı. Esas faaliyet kârı 186 milyon TL olarak gerçekleşirken, yılın son çeyreğinde 163,4 milyon TL net dönem kârı elde edildi. Böylece 12 aylık toplam net kâr 320,1 milyon TL seviyesinde gerçekleşti. Finansal yapısını güçlendirmeyi sürdüren Link’in, toplam varlıkları 2025’in son çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 3 artarak 2 milyar TL’ye, özkaynakları ise yüzde 11 artışla 1,6 milyar TL’ye yükseldi. 655,6 milyon TL net nakit pozisyonu, şirketin güçlü likidite yapısını ve sürdürülebilir büyüme kapasitesini destekleyen önemli göstergeler arasında yer aldı. “Müşteri odaklı yaklaşımın doğal sonucu” Link Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Geyik, 2025 sonuçlarını değerlendirerek şunları söyledi: “Elde ettiğimiz finansal sonuçlar, stratejik olarak doğru alanlara odaklandığımızı ve uzun vadeli büyüme vizyonumuz doğrultusunda attığımız adımların somut karşılığını aldığımızı açıkça ortaya koyuyor. 2025 yılı, yalnızca hasılat artışıyla öne çıkan bir dönem olmadı; aynı zamanda operasyonel verimliliğimizi artırdığımız, ürün portföyümüzü daha yüksek katma değerli çözümlerle güçlendirdiğimiz ve ölçeklenebilir iş modelimizi pekiştirdiğimiz bir yıl oldu. Hasılatımızdaki yüzde 84’lük artış; bulut tabanlı çözümlerimize yönelik artan talebin, dijital dönüşüm projelerimizde yakaladığımız ivmenin ve müşteri odaklı yaklaşımımızın güçlü bir yansımasıdır. Bununla birlikte, mali disiplin anlayışımız ve etkin kaynak yönetimimiz sayesinde kârlılık göstergelerimizi dengeli biçimde korumayı başardık.” “Uluslararası pazarlara iddialı adımlar atacağız” Geyik, Link’in gelecek vizyonuna ilişkin değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı: “Önümüzdeki dönemde teknoloji yatırımlarımızın etkisini çok daha net göreceğimize inanıyoruz. Yapay zekâ destekli çözümlerimiz, bulut mimarimiz ve sürdürülebilirlik odaklı platformlarımız, yalnızca mevcut müşterilerimize daha yüksek değer sunmamızı sağlamayacak; aynı zamanda yeni pazarlara açılmamızın da temelini oluşturacak. Güçlü nakit pozisyonumuz ve sağlam özkaynak yapımız bize stratejik esneklik kazandırıyor. Bu finansal güçle birlikte hem Türkiye’deki lider konumumuzu pekiştirmeyi hem de uluslararası pazarlarda daha görünür ve rekabetçi bir oyuncu olmayı hedefliyoruz. Amacımız, yenilikçi ürünlerimiz ve yüksek mühendislik gücümüzle global ölçekte sürdürülebilir büyüme yakalayarak paydaşlarımıza uzun vadeli ve kalıcı değer yaratmaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Atakey Patates 2025’i 69,3 Bin Ton Satış Hacmiyle Tamamladı Haber

Atakey Patates 2025’i 69,3 Bin Ton Satış Hacmiyle Tamamladı

Atakey Patates İcra Kurulu Başkanı Ahmet Özgül, konuya ilişkin değerlendirmesinde: “2025 yılı, Atakey’in üretim yetkinliğini ve operasyonel esnekliğini kanıtladığı bir yıl oldu. TAB Gıda ekosistemiyle sağlanan talep görünürlüğü sayesinde üretim planlamamızı daha etkin yönettik ve tesislerimizde yüksek kapasite kullanım oranına ulaştık. Yılı hedeflediğimiz 69,3 bin tonla kapatmış olmaktan gurur duyuyoruz. Bu sonuçlar, sadece hacimsel bir büyüme değil, aynı zamanda hammadde tedariğinden stok yönetimine kadar tüm süreçlerimizi ne kadar verimli yönettiğimizin bir göstergesidir,” dedi. Şirketin ekosistem gücü ve portföy çeşitliliği, stratejik iş ortaklıkları ve grup içi satışların sağladığı istikrarlı talep ile birlikte operasyonel performansının temel belirleyicileri arasında yer aldı. Grup satışları, 2025 yılında toplam hacmin %78’ine ulaşarak Atakey’e üretim planlamasında yüksek görünürlük sağladı. Ana iş kolu olan dondurulmuş patates üretiminin yanı sıra, şirketin katma değerli ürün stratejisi de meyvelerini vermeye devam ediyor. Soğan halkası ve peynir çubuğu gibi kaplamalı ürünler segmenti, 2025 yılında 5,2 bin tonu aşan bir hacimle toplam performansa stratejik bir katkı sundu. Bununla birlikte, üretim süreçlerindeki yan ürünleri katma değeri yüksek çözümlere dönüştürerek tüketicilerin yeni lezzet beklentilerini karşılayan patates kroket gibi inovatif ürünlerin portföye eklenmesi; şirketin verimlilik ve inovasyon odaklı vizyonunu destekleyen önemli adımlar oldu. 2026 Yılı 80 Bin Ton Satış Hedefi Atakey, 2026 yılında operasyonel ölçeğini daha da büyüterek toplam satış hacmini 80 bin tona çıkarmayı hedefliyor. Bu büyüme planında dondurulmuş patatesin ana hacimdeki liderliğini koruması, katma değerli ürünlerin ise portföy içindeki payının artırılması bekleniyor. Şirket, 2026 yılında perakende kanalındaki varlığını yeni ürün gruplarıyla güçlendirmeyi ve ulusal satış ağları üzerinden daha geniş kitlelere ulaşmayı planlıyor. Üretim tarafında ise, altyapı verimliliğini artıran yatırımların devreye alınmasıyla birlikte enerji sürekliliğinin korunması ve yıllık bazda ek kapasite yaratılması hedefleniyor. Ahmet Özgül sözlerini şöyle tamamladı: “2026 yılına sektör liderliğimizi pekiştirerek ve 80 bin tonluk yeni satış hedefimize odaklanarak giriyoruz. Entegre tarım modelimiz kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerinde birlikte çalıştığımız üreticilerimiz, iş modelimizin en güçlü unsurlarından birini oluşturuyor. Çiftçi ekosistemimizle kurduğumuz bu uzun vadeli iş birliği, üretim planlamamızın temelini oluştururken sürdürülebilir büyüme vizyonumuzu da destekliyor. Verimlilik, kalite ve sürdürülebilir değer üretme ilkelerimizden ödün vermeden tüm paydaşlarımız için değer yaratmayı sürdüreceğiz. 2025 yılındaki operasyonel hedeflerimize ulaşmamızı sağlayan ekibimize, müşterilerimize, çiftçilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum.” Atakey Hakkında: Atakey Patates, hâkim ortağı TFI TAB Gıda Yatırımları’nın (TFI) iştiraki olan TAB Gıda bünyesindeki tüm hızlı servis restoranlarına ürün tedariki sağlamak amacıyla 2012 yılında kurulmuştur. Şirket, Afyon-Susuz’da 157 bin m2 arazi içinde 75 bin m2‘lik alana sahip üretim tesisinde 90 bin ton dondurulmuş patates ve 10 bin ton dondurulmuş kaplamalı ürün işleme kapasitesiyle Türkiye’nin lider, Avrupa’nın ise en büyük dondurulmuş patates üreticilerinden biridir. Yurt içinde ve yurt dışında grup dışı müşterilere de ürün satışı yapılmakta, ayrıca, çeşitli otel ve restoran gruplarına ve indirim marketlerine de ürün temin edilmektedir. İhracat pazarları arasında yakın çevre veya uzak rotalar dikkate alınmadan Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya, Bulgaristan, Çin, Güney Kore, Gürcistan, Irak, Kuzey Kıbrıs ve Kuzey Makedonya gibi birçok ülkeye ihracat gerçekleştirilmiştir. Atakey, 100’ün üzerinde çiftçisi ile 20 farklı şehirde sözleşmeli tarım yapar. Sezonda yaklaşık 40.000 dekarlık zirai alanda patates tohumunu kendi ziraat mühendisleriyle Atakey standartlarına uygun kalitede ve verimde yetiştirir. Ayrıca Atakey, 7.500 m²’lik tohum, 32.000 m²’lik hammadde ve 15.000 m²’lik soğuk hava depoları gibi soğutma ve iklimlendirme üniteleri ile su arıtma ve su deşarj üniteleri gibi altyapıları içeren tesisler bütününden oluşur. Verimli ve tam entegre üretim modeli ile çalışan Atakey, tohumdan tarlaya, tarladan sofraya değer zincirini sürdürülebilir bir şekilde yönetmeye önemserken FSA Sürdürülebilir Tarım, BRCGS gıda güvenliği, TSE Helal Gıda, Sıfır Atık belgeleri ile ISO50001, ISO14001 ve ISO45001 sertifikaları sahibidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard, MSP Güvenlik Standartlarını Belirlemede 30. Yılını Kutluyor Haber

WatchGuard, MSP Güvenlik Standartlarını Belirlemede 30. Yılını Kutluyor

Şubat ayı itibarıyla, iş dünyasını değişen tehdit ortamının her döneminde korumaları için MSP'lere destek vermesinin 30. yılını kutlayan WatchGuard, kanal trend haline geldiğinde MSP'lere yönelen bir marka olmadı. Şirket, temel BT desteğinden tam ölçekli yönetilen güvenliğe dönüşen MSP'lerle birlikte büyüdü. Bu gerçeklik, iş ortağı öncelikli ürün stratejisi, kârlı ölçekleme için oluşturulan programlar ve pazar dalgalanmalarına dayanacak şekilde tasarlanmış uzun vadeli ilişkiler gibi her büyük kararı şekillendirdi. 30 yılı boyunca 50.000'den fazla siber güvenlik sağlayıcısıyla ortaklık kuran şirket, bugün dünya çapında milyonlarca uç noktayı güvence altına alarak 1,5 milyondan fazla müşteriyi koruyor “Hedefimiz Sadece Uzun Ömürlü Olmak Değil, İvme Kazanmak” Sektördeki 30 yıllık geçmişlerini değerlendiren WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski, “30 yıl boyunca, MSP'ler için oluşturulmuş kurumsal düzeyde güvenlik sağlayarak, hızlı uyum sağlayarak ve en çok ihtiyaç duyulduğu anda her zaman iş ortaklarımızın yanında durarak güveni zor yoldan kazandık. Odak noktamız çok basit. En iyi korumayı sağlamak, otomasyon ve daha az gürültü ile operasyonları kolaylaştırmak ve iş ortaklarımızın kârlı bir güvenlik pratiğini ölçeklendirmesine yardımcı olmak. Hedefimiz sadece uzun ömürlü olmak olarak değerlendirilemez. İvme kazanmak. İvmemizi de tehdit ortamı nasıl değişirse değişsin, müşterilerini koruyabilmeleri için iş ortaklarımızın etrafında değil, doğrudan onlarla birlikte inşa etmekten alıyoruz.” şeklinde konuştu. WatchGuard'ın MSP'lerin nasıl çalıştığını, yani standart hale gelmiş, tekrarlanabilir ve daha azıyla daha fazlasını yapma konusunda sürekli baskı altında olduklarını gerçekten anlayan az sayıdaki üreticiden biri olduğunu belirten Verteks Consulting, Inc. Başkanı ve CEO'su Don Gulling, “Bizi karmaşıklığa boğmadan gerçek bir koruma sunmamıza yardımcı oluyorlar ve bu tutarlılık onları yıllardır güvenlik altyapımızın temel taşlarından biri haline getirdi.” dedi. Pazara Uyum Sağlamak İçin Tasarlandı WatchGuard, yeni saldırı tekniklerine, değişen altyapılara ve artan müşteri beklentilerine karşı dayanıklı bir güvenlik inşa ederek tehdit ortamıyla birlikte sürekli gelişti. Diğerleri en yeni kategori etiketini kovalarken WatchGuard, MSP'lerin gerçekte neye ihtiyacı olduğuna odaklandı. Her gün yönettikleri ortamlarda uyum sağlayan, ölçeklenen ve sonuç üreten güvenlik. Pazar her değiştiğinde, iş ortaklarını terk etmeden veya yıkıcı sıfırlamalara zorlamadan onlarla birlikte değişen marka yeni tehditler, yeni mimariler ve MSP'ler üzerindeki yeni talepler gibi gerçek dönüm noktalarından geçen bir adaptasyon rekoru kırdı. WatchGuard'ın hiçbir zaman sadece dünün ortamlarını korumakla ilgilenmediğini vurgulayan Omdia Baş Analisti Jay McBain, “Siber güvenlik, pazar değişene kadar güçlü görünen satıcılarla doludur. Sonra ortadan kaybolurlar, satın alınırlar veya yenilik yapmayı bırakırlar. WatchGuard'ın dayanıklılığı yaştan daha önemli bir şeye işaret ediyor. MSP ekonomisiyle, operasyonel gerçeklerle ve müşteri sonuçlarıyla uyumlu kalırken siber güvenliğin birçok döneminde evrimleşme yeteneği.” diyerek markanın sektördeki farklı konumunun altını çizdi. 30 yılın ardından WatchGuard, asla yavaşlamayan bir pazarda liderlik etmek için gereken istikrar, ölçek ve sürekli yatırımla iş ortaklarının gerçek güvenlik sonuçları sunmasına yardımcı olmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone’dan 5G Yolunda Yeni Teknoloji Yatırımı Haber

Vodafone’dan 5G Yolunda Yeni Teknoloji Yatırımı

Vodafone’un yerli mühendislik gücüyle geliştirdiği platform, gelecekte farklı ülkelerdeki operasyonlara da uyarlanabilecek stratejik bir teknoloji yatırımı olma niteliği taşıyor. Vodafone, bulut, telco ve network operasyonlarında uçtan uca görünürlük, dayanıklılık ve operasyonel mükemmellik hedefiyle geliştirdiği Heimdallr Projesi’ni hayata geçirdi. Karmaşık ve yüksek hacimli şebeke altyapılarında proaktif izleme, erken risk tespiti ve operasyonel karar destek mekanizmalarını tek çatı altında toplayan yeni nesil bir platform olarak konumlanan Heimdallr; klasik izleme çözümlerinden farklı olarak, alarm üretmenin ötesine geçerek, kök neden analizi, servis etkisi değerlendirmesi ve operasyonel önceliklendirme gibi kritik yetkinlikler sunuyor. Platform, hem bulut tabanlı hem de fiziksel altyapılarda çalışan telco sistemleri için ortak bir operasyon dili oluşturmayı hedefliyor. Vodafone, Heimdallr ile birlikte; operasyonel verimliliği artırmayı, servis sürekliliğini güçlendirmeyi, 5G öncesi ve sonrası dönemde müşteri deneyimini daha da ileri taşımayı amaçlıyor. Proje, aynı zamanda Vodafone’un yerli mühendislik gücüyle geliştirdiği, gelecekte farklı ülkelerdeki operasyonlara da uyarlanabilecek stratejik bir teknoloji yatırımı olma niteliği taşıyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Yago Lopez, şunları söyledi: “5G’ye geçiş sürecinde artan trafik hacmi, mikroservis tabanlı mimariler ve dağıtık bulut altyapıları; operasyon ekipleri için daha yüksek hız, doğruluk ve öngörülebilirlik ihtiyacını beraberinde getiriyor. Bu ihtiyaca yanıt olarak geliştirdiğimiz Heimdallr Projesi; bulut, OpenShift, network ve telco katmanlarından gelen verileri gerçek zamanlı analiz eden, korelasyon ve anomali tespiti yapabilen bütünleşik bir yapı sunuyor. Proje kapsamında geliştirilen mimari; yüksek erişilebilirlik, ölçeklenebilirlik ve operasyonel dayanıklılık prensipleri üzerine inşa edildi. Heimdallr yalnızca mevcut sistemlerin izlenmesini değil, aynı zamanda potansiyel risklerin hizmeti etkilemeden önce tespit edilmesini ve aksiyon alınmasını mümkün kılıyor. Bu sayede operasyon ekiplerimiz reaktif değil, proaktif bir çalışma modeline geçiş yapabiliyor.” Ağ deneyiminde somut ve ölçülebilir iyileşme Heimdallr’ın devreye alınmasıyla birlikte, Vodafone müşterileri için ağ deneyiminde somut ve ölçülebilir bir iyileşme hedefleniyor. Sistem, ağdaki potansiyel sorunları henüz kullanıcıyı etkilemeden önce öngörerek proaktif aksiyon alınmasını sağlıyor; bu da kesinti sürelerinin azalması, servis kalitesinin daha istikrarlı hale gelmesi ve özellikle yoğun saatlerde yaşanan performans dalgalanmalarının minimize edilmesi anlamına geliyor. 5G’ye geçiş sürecinde kritik öneme sahip olan bu yaklaşım, veri, ses ve dijital servislerin daha düşük gecikme süreleriyle ve daha yüksek süreklilikle sunulmasına katkı sağlıyor. Heimdallr sayesinde ağ operasyonları yalnızca hataları gideren değil, müşteri deneyimini sürekli iyileştiren bir yapıya dönüşüyor. Bu da müşterilerin günlük iletişim, eğlence ve iş ihtiyaçlarını daha güvenilir bir altyapı üzerinde, kesintisiz ve öngörülebilir bir deneyimle karşılamasını mümkün kılıyor. Teknolojik bir dönüşümün ötesinde, müşterilerin Vodafone şebekesinden beklentilerini karşılayan ve uzun vadeli müşteri memnuniyetini destekleyen Heimdallr, Vodafone’un bulut ve şebeke operasyonlarında görünmeyeni görünür kılan, riskleri öngören ve operasyonel zekâyı bir üst seviyeye taşıyan yeni nesil yaklaşımının somut bir göstergesi olarak konumlanıyor.

Emirates Flight Catering, Dubai Airshow’a Küresel Tatlar Taşıyor Haber

Emirates Flight Catering, Dubai Airshow’a Küresel Tatlar Taşıyor

Dubai Airshow, tüm ihtişamıyla 17 Kasım Pazartesi günü kapılarını ziyaretçilere açıyor. Etkinliğin resmi catering sağlayıcısı Emirates Flight Catering (EKFC), fuar alanında sıfırdan iki tam donanımlı merkezi mutfak kurarak yaklaşık 2.600 kişilik bir ekibi görevlendirdi. 150’den fazla şale, ülke pavyonu ve sergi standına hizmet verilecek organizasyonda, küresel havacılık ve uzay topluluğunun çeşitliliğini yansıtan menüler hazırlanıyor. Şaleler ve pavyonlar için 35 bini aşkın öğün şimdiden rezerve edilirken, seçkin otelcilik okullarından 74 stajyer EKFC ekibine katıldı. Tüm saha altyapısı ise iki haftadan kısa sürede tamamlandı. “Benzeri görülmemiş bir operasyonu hayata geçiriyoruz” EKFC CEO’su Shahreyar Nawabi şunları söyledi: "Dubai Airshow 2025’te odak noktamız, havayolu ikramcılığındaki uzmanlığımızı büyük ölçekli etkinlik yönetimiyle birleştirerek nelerin mümkün olduğunu göstermektir. Mutfağımızın çeşitliliği sayesinde Fransız, Orta Doğu, Hint, Rus, Çin ve Japon mutfakları dâhil olmak üzere pek çok lezzeti otantik biçimde sunabiliyoruz. Şeflerimiz yalnızca tarifleri değil, yaklaşık 100 farklı ülkenin kültürel hassasiyetlerini ve gastronomik tercihlerini de çok iyi anlıyor. Sahada kurduğumuz iki tam donanımlı mutfak ve Dubai World Central’daki 150.000 öğün kapasiteli tesisimizin desteğiyle, operasyonel mükemmelliği benzeri görülmemiş bir ölçekte hayata geçirmeye hazırız." İki haftada tamamlanan dev operasyon hazırlığı Emirates Flight Catering’in Airshow hazırlıkları kapsamında yaklaşık iki haftada tamamladığı mutfaklarda; soğuk odalar, bulaşık alanları, özel depolar, bağımsız enerji kaynağı ile pastane, soğuk mutfak ve ana mutfak üretimi için özel soğutmalı alanlar yer alıyor. Ayrıca personel için kantinler, giriş noktaları, refah çadırları, üniforma dağıtım merkezleri ve dinlenme alanlarıyla kapsamlı bir destek altyapısı oluşturuldu. Ekim ayı sonunda başlayan planlı çalışmalar sayesinde, tüm operasyonel sistemler etkinlik öncesinde eksiksiz biçimde devreye alındı. Dubai World Central (DWC) tesisi ile fuar alanı arasındaki lojistik süreçler; güvenlik kontrolleri, erişim izinleri ve doğrudan ulaşım imkanlarıyla optimize edierek operasyonel verimlilik arttırıldı. Airshow’dan bir hafta önce ise operasyonların sorunsuz yürütülmesini sağlamak amacıyla genel bir prova gerçekleştirilecek. Dünyaca ünlü lezzetler, isteğe göre servis Fransız, Orta Doğu, Hint, Rus, Çin ve Japon mutfaklarından otantik lezzetlerin bulunduğu menüde; siyah trüf soslu dana yanağı, kuzu köfte kebabı, safranlı pilav eşliğinde Emirati tandoori ıstakoz, fıstıklı tavuk korma ve wok ile hazırlanan seçkin Asya yemekleri yer alacak. Sergi salonlarında ise önceden belirlenmiş menüler yerine, anlık taleplere göre kişiseleştirilmiş siparişler sunulacak. EKFC ayrıca, Origami (Japon mutfağı), Onda (premium kahve deneyimi), Yann Couvreur Pastane & Barista Deneyimi, Dibba Oyster Bar, ev yapımı somon ve havyar lounge’u, Bustanica Salata Bar ve Orta Doğu & İran Barbekü alanı gibi yedi farklı gastronomi konseptiyle ziyaretçilere eşsiz bir tat yolculuğu yaşatacak. Emirates Leisure Retail (ELR) ise SkyView alanında Costa Coffee noktaları ve yiyecek kamyonları köyünün işletmesini üstlenecek. Toplamda 2.600 personel hizmet verecek Emirates Flight Catering (EKFC), Dubai Airshow kapsamında prestijli eğitim kurumlarından 74 stajyeri altı aylık kültürel eğitim programına dahil edecek. Katılımcılar arasında GLION Switzerland, EHL Lausanne, Swiss Education Group, Bukhara State University (Uzbekistan), Dubai College of Tourism, Ajman University, Les Roches Abu Dhabi, Zayed University ve NEST College (UAE) gibi prestijli eğitim kurumları bulunuyor. Stajyerler, yalnızca mutfak ve servis alanlarında değil; finans, insan kaynakları, satış ve etkinlik operasyonları gibi farklı departmanlarda da görev alacak. Program, Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlarının da katılımıyla geniş bir uluslararası öğrenci grubuna ev sahipliği yapacak. EKFC’nin Dubai Airshow operasyonunda, 1.800 kişilik ana ekibin yanı sıra 500 DWTC personeli, 280 Emirates mutfak ve lounge ekibi ile diğer EKFC departmanlarından gelen desteklerle toplamda 2.600 personel görev yapacak. Tüm personel, etkinlik için özel olarak tasarlanan kobalt mavisi üniformalar giyecek ve hizmet verecek. Artan yiyecekler kompost edilerek geri dönüştürülecek Organizasyon boyunca sürdürülebilirlik konusunu da operasyonlarının merkezine alan EKFC, Dubai Airshow’da plastik şişelerin kullanımını tamamen kaldırarak cam şişeler ve geri dönüşüm sistemlerine geçiş yapacak. Artan yiyecekler kompost edilerek, Dubai Belediyesi aracılığıyla gıda bankalarına bağışlanacak.

Kordsa  Lastik Güçlendirme ve Kompozit Teknolojileri İşlerine Odaklanıyor Haber

Kordsa  Lastik Güçlendirme ve Kompozit Teknolojileri İşlerine Odaklanıyor

Sabancı Holding iştiraklerinden, ileri malzeme teknolojilerinde dünyanın önde gelen şirketlerinden Kordsa, küresel ölçekte pazara uyumlanmak ve rekabetçi gücünü korumak için ana iş kolları olan lastik güçlendirme ve kompozit teknolojilerine odaklanma sürecine girdi. Yeni dönemde Kordsa, müşteri ihtiyaçlarını farklılaşan ürün ve hizmetleri ile karşılamaya devam ederken, operasyonel olarak artan verimlilik, nakit ve maliyet yönetimi yaklaşımı ile rekabetçiliğini koruyarak değişen küresel pazar dinamiklerine uyumlu hale getiriyor. Son yıllarda Asyalı oyunculardan gelen fiyat rekabetinin, sektördeki oyuncuları daha odaklı ve verimli bir yapıya geçmeye zorladığını ifade eden Kordsa CEO’su Ergun Hepvar, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Bugün ana iş kolumuz olan lastik güçlendirmede küresel üretimin önemli bir bölümü Asya’ya, özellikle Çin’e kaymış durumda. Bu oyuncuların yüksek kapasiteli yatırımlarını hızla doldurmaya yönelik rekabetçi yaklaşımları, küresel pazar dinamiklerini de tamamen değiştirmiş durumda. Kordsa olarak, küresel etkinliğimizi artırmak için stratejimizi ‘farklılaşarak müşterisine değer yaratan ortak’ ve ‘pazardaki değişimi yöneten taraf olmak’ üzerine kuruyoruz. Bu kapsamda lastik güçlendirme ve kompozit teknolojilerindeki odağımızı artırıyoruz. İnşaat güçlendirme iş kolumuzu ve Kratos markamızı geçtiğimiz ay içerisinde Sabancı Topluluğu şirketlerinden Çimsa’nın bağlı ortaklığı olan Afyon Çimento’ya devretmemiz de bu odaklı büyüme stratejimizin bir parçası.” “OPERASYONEL SÜREÇLERİMİZİ DAHA VERİMLİ HALE GETİRİYORUZ” Kordsa’nın 52 yıldır köklü bir geçmişe sahip olduğunun altını çizen Ergun Hepvar, “Kordsa bu dönemde her zaman müşterileriyle var olan bir şirket oldu. Müşteri odaklılık, yüksek kalite tutkusu, belirsizlikler karşısında hızlı ve çevik olabilme yetkinliği, Kordsa’yı ana iş kolu olan lastik güçlendirmede küresel lider konumuna getirdi. Bugün dünyada tüm müşterilerimizin kendi tedarik zincirlerini ve üretim planlamalarını gözden geçirdiği bir dönemdeyiz. Kordsa olarak, bizim de tıpkı müşterilerimiz gibi operasyonel süreçlerimizi yeniden yapılandırmamız, piyasa gerçeklerine uyumlu olarak daha verimli hale getirmemiz gerekiyor. Amacımız, küresel ölçekte rekabetçiliğini koruyan, teknolojisiyle öne çıkan, bilançosunu ‘finansal sürdürülebilirlik’ odağında güçlendiren ve liderlik vizyonunu sadece satışlarıyla değil iş kültürüyle de ortaya koyan bir Kordsa yaratmak” ifadelerini kullandı. Kordsa’nın dönüşüm sürecinde temel stratejilerinin, katma değerli ürünlerde mükemmeliyet ve müşteri memnuniyetinde süreklilik üzerine kurulu olduğunu da sözlerine ekleyen Ergun Hepvar, “Tüm paydaşlarımıza sürdürülebilir katma değer yaratmak geleceğimizin formülü” dedi. “KORDSA HİKAYESİNDE SABANCI’NIN VİZYONU VE GÜVENİ ÇOK ÖNEMLİ” Kordsa’nın lastik güçlendirme pazarındaki etkin rolünün, Sabancı Holding’in ortaya koyduğu vizyonun ve Kordsa’ya duyduğu güvenin çok önemli olduğunu da ifade eden Ergun Hepvar, “Geçtiğimiz ay içerisinde alınan sermaye artırım kararına, Sabancı Holding’in ana hissedarımız olarak katılmaya karar vermesi, bu güvenin en somut ve en güncel örneklerinden biri. Öte yandan, bu sermaye artışından elde edilecek fon, Kordsa’nın finansal borçlarının azaltılması amacıyla kullanılacak. Söz konusu finansal yapılanma, Kordsa’nın içinde bulunduğu dönüşüm sürecinin de en büyük itici güçlerinden biri olacaktır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Supply Chain Türkiye, Kadınların Gücüyle Lojistik Sektörüne Öncülük Ediyor Haber

DHL Supply Chain Türkiye, Kadınların Gücüyle Lojistik Sektörüne Öncülük Ediyor

Türkiye lojistik sektöründe kadın çalışan oranı ortalama yüzde 11,2 seviyesindeyken, DHL Supply Chain Türkiye’de bu oran yüzde 34 ‘e ulaşıyor. DHL Supply Chain Türkiye, faaliyetlerini DHL Grup bünyesinde Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesindeki tek kadın genel müdür olan Buket Cox liderliğinde yürütüyor. DHL Supply Chain Türkiye’nin ilk kadın yöneticisi olarak bölgesel düzeyde önemli rol üstlenen Cox, son üç yıldır Orta Doğu ve Avrupa (CEE) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmasının ardından, şu anda Orta Doğu ve Afrika (MEA) Yönetim Kurulu üyesi olarak bölgesel konularda fark yaratan bir kadın lider olarak öne çıkıyor. Cox, Türkiye sınırlarını aşan kadın rol modelliğiyle, yalnızca kendi kariyer yolculuğunda değil, aynı zamanda şirket içinde de ilham verici bir etki yaratıyor. Bölgesel seviyedeki yoğun iş ajandasına rağmen, orta ve üst düzey kadın çalışanlara yönelik düzenli ve etkili mentorluk seansları gerçekleştirerek, kadın yöneticilerin kariyer gelişimlerine doğrudan katkı sağlıyor. DHL Supply Chain Türkiye, Cox liderliğinde yalnızca operasyonel başarılarıyla değil; kadınların sektördeki temsilini güçlendiren politikalarıyla da fark yaratıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği, sürdürülebilir bir kültürün yansıması DHL Supply Chain Türkiye Genel Müdürü Buket Cox, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Kadınların iş dünyasında daha fazla yer almaları, özellikle lojistik gibi zorlu sektörlerde büyük önem taşıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği, yalnızca rakamlara yansıyan bir hedef değil; kapsayıcı, adil ve sürdürülebilir bir kurum kültürünün sonucu. Bu kültürü oluşturmak sadece kadınların veya liderlerin değil, tüm çalışanlarımızın, kadın ve erkek birlikte, değişim için çaba göstermesiyle mümkün oluyor. DHL olarak biz, bu değişimi sahada, ofiste ve tüm projelerimizde hep birlikte yaşatıyoruz.” Cox, kadın liderliğinin kuruma kattığı değeri de şöyle özetledi: “Kadınların liderlik becerileri, stratejik bakış açıları ve ekip yönetimindeki başarısı iş sonuçlarına doğrudan yansıyor. Bugün çalışanlarımızın üçte biri kadın; yönetim kurulumuzda ise kadın lider oranı yüzde 40’a ulaştı. Bu sadece bir sayı değil, şirketimizdeki dönüşümün güçlü bir göstergesi.” Kadınların Sesiyle Şekillenen Dönüşüm DHL Supply Chain Türkiye, toplumsal cinsiyet eşitliği stratejilerini şekillendirirken kadın çalışanlarının geri bildirimlerini merkeze aldı. Yapılan odak grup çalışmalarıyla kadınların deneyimleri, ihtiyaçları ve beklentileri dinlenerek gerçek etki yaratacak adımlar atıldı. Bu yaklaşım sayesinde, kadın ve erkek dengesi gözetilen ekiplerin performanslarının hem hedeflere ulaşma hem de KPI (Anahtar Başarı Göstergesi) başarı oranlarında belirgin şekilde daha yüksek olduğu gözlemlendi. Kadın çalışanların özellikle iletişim, dikkat, titizlik ve liderlik becerileriyle operasyonel süreçlere katkı sundukları; bu sayede verimlilik artışı ve iş kazalarında azalma sağlandığı tespit edildi. Cox, konuyla ilgili olarak, “Kadın çalışanlarımız iş sağlığı ve güvenliği alanında fark yarattılar. Onların güçlü iletişim becerileri, sahadaki güven kültürünü daha da güçlendirdi.” dedi. Kadınlar İçin En İyi İşveren Toplumsal cinsiyet eşitliği odağındaki insan kaynakları stratejileriyle DHL Supply Chain Türkiye, Great Place To Work Enstitüsü tarafından hazırlanan "Kadınlar İçin En İyi İşverenler" listesinde 2024 yılında birinci sırada yer aldı. Şirket, son iki yıldır bu listede zirvedeki yerini koruyarak, kadınların iş gücünde ve liderlik kademelerinde daha fazla temsil edilmesini sağlayan projelere öncülük ediyor. Kadınların Kariyer Yolculuğunu Destekleyen Projeler DHL Supply Chain Türkiye, kadın çalışanlarının gelişimini desteklemek amacıyla çok yönlü projeler hayata geçiriyor: MentHer: Kadın yöneticilere birebir mentorluk sağlayarak onları geleceğin liderleri olarak yetiştiriyor.Shift Up a Gear: Kadın liderlerin görünürlüğünü artırıp liderlik pozisyonlarına hazırlıyor.ALP (Accelerating Leadership Program): Kıdemli kadın liderlerin liderlik becerilerini derinleştiriyor.İşler Değişti Projesi: Kadınları forklift operatörlüğü, kamyon şoförlüğü gibi operasyonel rollere teşvik ediyor. Bu programa katılan kadın çalışanların yüzde 86’sı gönüllü olarak bu rolleri üstlenerek sektördeki kalıpları yıktı.Women Networking Event: Kadın çalışanların deneyimlerini paylaşarak birbirlerine ilham verdikleri güçlü bir ağ oluşturuyor. Kadın ve Erkek El Ele, Aynı Hedef İçin DHL Supply Chain Türkiye, kadın istihdamını artırmanın ötesinde, herkesin potansiyelini ortaya koyabileceği eşitlikçi bir çalışma ortamı yaratıyor. Cox, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu başarı, yalnızca kadınların değil; kadın ve erkeklerin el ele vererek yarattığı bir başarı. Biz bu kültürel dönüşümle gurur duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.