Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Operasyonel Disiplin

Kapsül Haber Ajansı - Operasyonel Disiplin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Operasyonel Disiplin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şirketler Yapay Zekada Nereden Başlamalı? Haber

Şirketler Yapay Zekada Nereden Başlamalı?

Birçok şirkette yapay zeka gündemi, bir yönetim kurulu sunumunda başlayan heyecanın birkaç ay sonra sessizce sönmesiyle ilerliyor. Sorun genellikle teknoloji eksikliği değil. Asıl sorun, şirketlerde yapay zeka dönüşümü konusunun bir yazılım alımı gibi ele alınması. Oysa yapay zeka, kurumsal yapılarda tek başına çalışan bir araç değil; karar alma biçimini, operasyon akışını, risk yönetimini ve rekabet pozisyonunu etkileyen bir dönüşüm katmanı. Bu nedenle konuya sadece BT bütçesi, lisans sayısı ya da pilot proje adedi üzerinden bakmak yetersiz kalıyor. Şirket için gerçek soru şu: Yapay zeka hangi işi daha hızlı değil, hangi işi daha doğru, daha ölçeklenebilir ve daha karlı hale getirecek? Şirketlerde yapay zeka dönüşümü neden farklı bir yönetim konusu? Kurumsal dönüşümlerde en zor başlıklar genellikle teknoloji değil, koordinasyon ve önceliklendirme oluyor. Yapay zekada da tablo benzer. Finans, insan kaynakları, hukuk, operasyon, satış ve bilgi teknolojileri aynı masaya oturmadan kalıcı sonuç üretmek zor. Çünkü yapay zeka projeleri çoğu zaman birim sınırlarını aşıyor. Satış tahmini modeli yalnızca satış ekibini ilgilendirmiyor; tedarik planlamasını, stok yapısını, nakit akışını ve müşteri deneyimini de etkiliyor. İnsan kaynaklarında özgeçmiş tarama sistemi sadece işe alım hızını artırmıyor; ayrımcılık riski, veri gizliliği ve işveren markası üzerinde de sonuç doğuruyor. Bu yüzden şirketlerde yapay zeka dönüşümü, CIO veya BT direktörünün tek başına taşıyacağı bir dosya değil. Üst yönetim sponsorluğu, süreç sahipliği ve yönetişim çerçevesi olmadan ilerleyen girişimler, çoğunlukla iyi niyetli denemeler olarak kalıyor. İlk hata: Araç seçip problem aramak Piyasada üretken yapay zeka araçlarından tahminleme platformlarına kadar geniş bir ekosistem oluştu. Ancak birçok kurum, önce aracı seçip sonra buna uygun kullanım alanı arıyor. Bu yaklaşım hem kaynak israfına yol açıyor hem de organizasyonda "yapay zeka işe yaramıyor" algısını hızlandırıyor. Sağlıklı başlangıç, teknoloji kataloğu çıkarmak değil, iş etkisi yüksek karar noktalarını belirlemek olmalı. Nerede yoğun manuel iş var? Nerede tahmin hatası maliyet yaratıyor? Nerede bilgi dağınıklığı müşteri kaybına neden oluyor? Nerede uzman personelin zamanı düşük katma değerli işlerde harcanıyor? Doğru kullanım alanları genellikle çok parlak görünenler değil, etkisi ölçülebilenler oluyor. Talep tahmini, bakım planlama, teklif hazırlama, müşteri hizmetleri sınıflandırması, belge analizi, sahtekarlık tespiti ve iç bilgiye erişim gibi alanlar bu yüzden öne çıkıyor. Veri kalitesi olmadan dönüşüm hızlanmıyor Yapay zekanın kurumsal hayatta karşılaştığı en sert duvar veri tarafında yükseliyor. Dağınık veri kaynakları, düşük etiketleme kalitesi, güncel olmayan kayıtlar ve departmanlar arası kopukluk, model performansını doğrudan aşağı çekiyor. Burada sık yapılan varsayım şu: Önce modeli kuralım, veri zamanla düzelir. Pratikte çoğu zaman tersi geçerli. Veri kalitesi kötü olduğunda model yalnızca hatayı hızlandırıyor. Yönetici ekranında güven vermeyen bir sistem ise kısa sürede kullanım dışı kalıyor. Bu nedenle veri yönetişimi, şirketlerde yapay zeka dönüşümü için teknik bir alt başlık değil, işin merkezidir. Hangi veri kritik, kim sorumlu, ne sıklıkla güncelleniyor, hangi kaynak doğrulanmış kabul ediliyor, hangi verinin kullanımı hukuken sınırlı? Bu sorular netleşmeden kalıcı ölçekleme beklemek gerçekçi değil. İnsan faktörü: En büyük direnç teknolojiye değil belirsizliğe Kurumsal yapılarda çalışanlar çoğu zaman yapay zekaya ilkesel olarak karşı çıkmıyor. Asıl tedirginlik, rol tanımının nasıl değişeceğini bilmemekten kaynaklanıyor. Bir ekip için yapay zeka verimlilik aracı olabilirken, başka bir ekip için performans baskısı ya da yetki kaybı gibi algılanabiliyor. Bu yüzden iletişim dili kritik. "Sizi değiştirecek sistem" algısı ile "işin tekrarlı kısmını azaltacak yardımcı katman" anlatısı arasında ciddi fark var. Gerçekçi kurumlar, bu teknolojinin bazı görevleri azaltacağını kabul ederken yeni beceri ihtiyacını da açıkça tanımlıyor. Eğitim burada tek seferlik bir seminer olarak değil, rol bazlı bir adaptasyon programı olarak ele alınmalı. Bir satış ekibinin ihtiyacı ile hukuk ekibinin ihtiyacı aynı değil. Bir üretim tesisindeki vardiya yöneticisinin kullanacağı karar destek sistemi ile kurumsal iletişim ekibinin içerik üretim araçları da aynı eğitim çerçevesiyle yönetilemez. Şirketler en çok bu noktada zorlanıyor: Teknolojiyi ortaklaştırırken kullanım senaryolarını özelleştirmek gerekiyor. Yönetişim olmadan ölçekleme risk üretir Yapay zeka kullanımının artması, beraberinde kurumsal riskleri de büyütüyor. Hatalı çıktı, önyargılı karar, fikri mülkiyet ihlali, müşteri verisinin yanlış kullanımı ve regülasyon uyumsuzluğu artık teorik riskler değil. Özellikle finans, sağlık, savunma, enerji ve kamuya temas eden sektörlerde hata toleransı düşük. Bu nedenle yapay zeka yönetişimi, yalnızca hukuk departmanının kontrol listesine bırakılamaz. Şirketin hangi araçları kullanabileceği, hangi verilerin modele verilemeyeceği, hangi çıktılarda insan onayı gerekeceği ve hangi kararların tamamen otomatikleştirilemeyeceği açık kurallarla tanımlanmalı. İyi bir yönetişim yapısı, inovasyonu yavaşlatmak zorunda değil. Aksine, kuralları net olan kurumlar daha hızlı ilerliyor. Çünkü ekipler neyin serbest, neyin hassas, neyin yasak olduğunu bildiğinde deneme alanı daha güvenli hale geliyor. Hangi şirketler daha hızlı sonuç alıyor? Sektör farkı belirleyici olsa da yalnızca büyük ölçekli şirketler avantajlı değil. Hatta bazı orta ölçekli firmalar, daha az hiyerarşi ve daha net karar hatları sayesinde daha hızlı sonuç alabiliyor. Burada belirleyici olan bütçe büyüklüğünden çok operasyonel disiplin. Hızlı sonuç alan şirketlerde ortak bazı özellikler görülüyor. Öncelikle tek bir büyük dönüşüm vaadi yerine, sınırlı ama yüksek etkili kullanım alanları seçiliyor. İkinci olarak başarı kriteri en başta tanımlanıyor. Maliyet düşüşü mü hedefleniyor, çevrim süresi mi kısalacak, satış dönüşümü mü artacak? Üçüncü olarak pilot proje ile üretim ortamı arasındaki fark ciddiye alınıyor. Kurumsal hayatta pilotların başarılı, gerçek kullanımın zayıf kalmasının nedeni de burada yatıyor. Test ortamında çalışan model, saha gerçekliğinde veri akışı, kullanıcı alışkanlığı, sistem entegrasyonu ve güvenlik gereksinimleri nedeniyle aynı performansı vermeyebiliyor. Bu nedenle ölçekleme planı, pilot tamamlandıktan sonra değil, pilot başlarken düşünülmeli. Şirketlerde yapay zeka dönüşümü için gerçekçi yol haritası Kurumsal karar vericiler için en sağlıklı yaklaşım, yapay zekayı tek bir proje olarak değil, aşamalı bir dönüşüm portföyü olarak ele almak. İlk aşamada iş etkisi yüksek 2-3 kullanım alanı seçilmeli. Bu alanların veri uygunluğu, entegrasyon ihtiyacı ve hukuki riskleri birlikte değerlendirilmelidir. İkinci aşamada sahiplik netleşmeli. Her projenin bir iş birimi sponsoru, bir teknik sahibi ve bir risk sorumlusu olmalı. Sadece teknoloji ekibine bırakılan girişimler, iş sonuçları üretmekte zorlanır. Sadece iş birimi tarafında kalan projeler ise teknik sürdürülebilirlik sorunu yaşar. Üçüncü aşamada ölçümleme devreye girmeli. Yapay zekanın değeri genel memnuniyet cümleleriyle değil, somut göstergelerle izlenmeli. İşlem süresi, hata oranı, çalışan başına verim, müşteri yanıt süresi, kayıp önleme oranı veya teklif hazırlama hızı gibi göstergeler burada belirleyici olur. Son aşama ise kurumsallaşmadır. Başarılı bulunan kullanım alanları için politika, eğitim, güvenlik ve entegrasyon standartları oluşturulmadan yaygınlaşma sağlıklı olmaz. Bu noktada içerik üretiminden sektör analizine kadar karar vericilere düzenli bilgi akışı sağlayan yayın ekosistemleri de önemli hale geliyor. Özellikle iş dünyası ve teknoloji ekseninde uzmanlaşan platformlar, örneğin Kapsül Haber Ajansı gibi yapılar, kurumların dönüşümü yalnızca teknoloji haberi olarak değil, stratejik bir iş gündemi olarak takip etmesine katkı sunuyor. Beklenti yönetimi neden kritik? Yapay zekanın kurumsal etkisi yüksek, ancak her problemi çözen sihirli bir katman değil. Bazı süreçlerde dramatik verimlilik sağlar, bazı süreçlerde ise katkısı sınırlı kalır. Özellikle düşük hacimli, istisna oranı yüksek ve standardizasyonu zayıf işlerde beklenen fayda daha düşük olabilir. Benzer şekilde her şirketin olgunluk seviyesi farklıdır. ERP verisi güvenilir olmayan, süreçleri standartlaşmamış ve departmanlar arası sahiplik modeli zayıf olan bir kurum için ilk ihtiyaç ileri modelleme değil, temel dijital düzen olabilir. Bu durum yapay zekanın değerini azaltmaz; yalnızca sıralamayı değiştirir. Önümüzdeki dönemde şirketler arasındaki fark, kimlerin yapay zekayı daha erken denediğiyle değil, kimlerin onu kurumsal disiplinle yönettiğiyle açılacak. Teknolojiye hızla girmek avantaj sağlayabilir, fakat kalıcı üstünlük veri kalitesi, insan adaptasyonu ve karar mimarisi üzerinden kurulacak. Yapay zekadan gerçek değer üretmek isteyen kurumlar için asıl mesele başlamak değil, doğru yerden başlamaktır.

Doğan Holding’den Güçlü Büyüme Haber

Doğan Holding’den Güçlü Büyüme

Doğan Holding’in Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdiği konsolide finansal tablolara göre; yılın dördüncü çeyreğinde 23,7 milyar TL gelir elde eden Doğan Holding’in bu çeyrekteki FAVÖK’ü (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr) 3,4 milyar TL ve net kârı da 2,2 milyar TL oldu. Süregelen makroekonomik dalgalanmalar, sıkı finansal koşullar ve sektörel zorluklarla geçen bir yılda; Doğan Holding portföyü dayanıklılık, operasyonel disiplin ve sağlam bir kârlılık yapısı sergiledi. Sonuçları değerlendiren Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, “2025 yılı, makroekonomik belirsizliklere rağmen sadeleşme, odaklanma ve konsolidasyonun ölçülebilir finansal sonuçlara dönüştüğü bir yıl oldu. 2025’te stratejik iş kollarımızı yapılan yatırımlarla daha da güçlendirdik ve aynı zamanda konsolidasyona devam ettik. 2025 yılını geride bırakırken, stratejik odak alanlarımızın yıl başında belirlediğimiz beklentileri karşıladığını, hatta birçok noktada aştığını bildirmekten mutluluk duyuyoruz. Bu güçlü performans, bize yolculuğumuzun bir sonraki aşamasına daha büyük bir güvenle girme imkanı verdi” dedi. Çağlar Göğüş: “Stratejik odak alanlarımızda güçlü performans kaydettik” Doğan Holding’in stratejik odak alanları olan madencilik, finansal hizmetler ve yenilenebilir enerjinin 2025 performansına damga vurduğunu belirten Göğüş, bu alanlardaki başarıları şöyle özetledi: "Madencilikte, satın alma sonrası yeniden yapılandırdığımız Gümüştaş Madencilik, dördüncü çeyrekte geçen yılın aynı dönemine kıyasla %81 gelir büyümesi ve beklentilerin oldukça üzerinde, yıllık %44 FAVÖK marjı ile en güçlü değer katan iştiraklerimizden biri oldu. Bu başarıya olan inancımızla, 2026 yılında 70 milyon ABD doları yatırım yapmayı planlıyoruz. Yapılan yatırımlarla madenciliğin Grubumuzun karlılığına yüksek etkisini sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz. Dijital finanstaki güçlü ivmemizi ise tamamen dijital ve yapay zeka temelli altyapısıyla ayrışan Hepiyi Sigorta temsil etti. Hepiyi Sigorta, brüt yazılan primlerini yüzde 56 artırırken, yönetilen portföy büyüklüğünü 764 milyon ABD dolarına taşıdı. Kasko pazar payını 110 baz puan artıran Hepiyi Sigorta, 2025’te Türkiye’nin en büyük altıncı zorunlu trafik ve dokuzuncu kasko sigortası şirketi konumuna yükseldi. Yenilenebilir enerjide de hedefleri aşan bir performans sergiledik. Galata Wind, 50 MW’lık kapasite artış hedefine kıyasla portföyüne 57 MW kurulu güç ekledi ve Almanya ile İtalya’daki yatırımlarımızın ‘inşaata hazır’ aşamaya gelmesiyle global büyüme hedeflerimizde önemli bir eşiği geçti.” Çağlar Göğüş: “2026’da odağımız finansal performanstaki iyileşmeyi ivmelendirerek gelecek yıllara sürdürülebilir şekilde taşımak olacak” Başarılı geçen 2025’in ardından gelecek vizyonunu da paylaşan Göğüş, “Güçlenen bilançomuz, artan operasyonel disiplinimiz ve daha öngörülebilir kazanç profilimizle, odağımızı finansal performansın ivmelenerek sürdürülebilir şekilde artışına çeviriyor, yolculuğumuzun bir sonraki aşamasına artan bir güvenle giriyoruz. Bu güvenle, 2030 yılı Net Aktif Değer hedefimizi 4,0 milyar ABD dolarından 4,5 milyar ABD dolarına yükseltiyoruz. Paydaşlarımız için sürdürülebilir değer yaratma yolculuğumuza kararlılıkla devam edeceğiz” diye konuştu. Doğan Holding hisselerinde yabancı yatırımcı payı yükseldi Doğan Holding’in 2025 performansı, Borsa İstanbul’daki yatırımcı profiline ve endeks getirisine de yansıdı. 2025 yılında toplam yüzde 19 getiri sağlayarak BIST-100 Endeksi’ne kıyasla 4 puanlık bir endeks üstü getiri kaydeden Doğan Holding’in fiili dolaşımdaki yabancı yatırımcı payı da Aralık 2025 itibarıyla yıllık bazda 6,1 puan artışla yüzde 18’den yüzde 24’e yükseldi. BIST-100 endeksindeki yabancı yatırımcı payının azaldığı bir ortamda Doğan Holding’e duyulan güvenin bir göstergesi olduğu vurgulanan bu artışın; stratejilerin hayata geçirilmesindeki güçlü disiplinin yanı sıra kamuyu aydınlatmadaki şeffaflık ve kurumsal yönetime verilen tavizsiz özene bağlı olduğu belirtildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.