Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Operasyonel Kapasite

Kapsül Haber Ajansı - Operasyonel Kapasite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Operasyonel Kapasite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dijital Yayıncılar İçin Telifsiz İçerik Rehberi Haber

Dijital Yayıncılar İçin Telifsiz İçerik Rehberi

Bir dijital haber sitesinin en pahalı kaynağı her zaman bütçesi değildir. Çoğu zaman asıl maliyet, gündemi kaçırmamak için harcanan editoryal zaman, doğrulama yükü ve sürekli içerik üretme baskısıdır. Dijital yayıncılar için telifsiz içerik, bu baskıyı azaltırken haber akışını düzenli, güvenilir ve ölçeklenebilir hale getiren stratejik bir yayıncılık aracıdır. Ancak telifsiz içerik, her metnin her biçimde ve hiçbir kontrol yapılmadan kullanılabileceği anlamına gelmez. Yayın hakkının kapsamı, kaynak güvenilirliği, görsel kullanım koşulları ve editoryal doğrulama; içerik hacmi kadar önem taşır. Doğru model kurulduğunda telifsiz haberler yalnızca sayfa sayısını artırmaz, yayın organının sektörel uzmanlık iddiasını da güçlendirir. Dijital yayıncılar için telifsiz içerik neden stratejik? Dijital yayıncılıkta hız tek başına rekabet avantajı değildir. Okur, özellikle ekonomi, teknoloji, enerji, savunma, lojistik ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda hızlı olduğu kadar güvenilir bilgi de bekler. Editörler ise bu beklentiyi, sınırlı ekiplerle ve gün boyu değişen bir haber gündeminde karşılamak zorundadır. Telifsiz kullanım izniyle sunulan profesyonel içerikler, yayıncıya bu noktada operasyonel kapasite sağlar. Haber merkezi, sıfırdan her konu için kaynak aramak, kurum açıklamalarını yeniden kurgulamak veya her gelişme için ayrı muhabir görevlendirmek yerine doğrulanmış ve yayıma hazır içerik akışından yararlanabilir. Böylece ekip, kendi özgün dosyalarına, yerel haberlere, analizlere ve özel röportajlara daha fazla zaman ayırabilir. Bu modelin değeri özellikle dikey yayıncılıkta belirginleşir. Sanayi yatırımları, yeni nesil teknolojiler, ihracat, yapay zeka politikaları veya savunma sanayii projeleri gibi başlıklar, genel gündem haberciliğine göre daha fazla terminoloji, arka plan bilgisi ve kurumsal kaynak disiplini gerektirir. Sektörel odağı olan telifsiz haber akışı, yayıncıların uzmanlık alanlarını daha tutarlı biçimde büyütmesine yardımcı olur. Telifsiz içerik, ücretsiz içerik değildir Yayıncılıkta sık yapılan hata, “telifsiz” ifadesini sınırsız ve koşulsuz kullanım hakkıyla eş tutmaktır. Oysa içerik sağlayıcının verdiği izin; haber metnini yayımlama, başlık değiştirme, kısaltma, sosyal medya hesabında paylaşma, görselle birlikte kullanma veya başka bir dile çevirme gibi farklı hakları ayrı ayrı kapsayabilir. Bu nedenle bir içerik akışını yayına almadan önce kullanım koşulları editoryal süreçlerin parçası haline getirilmelidir. İçeriğin kaynak gösterme zorunluluğu bulunup bulunmadığı, metinde düzenleme yapılıp yapılamayacağı, fotoğraf ve video varlıklarının aynı izin kapsamına girip girmediği net olmalıdır. Özellikle ajans fotoğrafları, kurumların basın görselleri ve üçüncü taraf videoları için metinden farklı lisans şartları uygulanabilir. Bir diğer kritik başlık güncelliktir. Haber ilk yayımlandığı anda doğru olabilir; fakat gelişen bir soruşturma, değişen finansal veri ya da revize edilen kurum açıklaması metnin bağlamını kısa sürede değiştirebilir. Telifsiz içerik, editoryal sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Yayıncı, içeriği kendi yayınında kullanırken başlığın doğruluğundan, güncelliğinden ve kamuoyunu yanıltmayacak biçimde sunulmasından sorumludur. Sağlıklı bir içerik tedarik modeli nasıl kurulur? İyi bir içerik ortaklığı, yalnızca günlük haber adedine bakılarak seçilmez. Asıl soru şudur: Bu akış, yayın organının hedef kitlesine her gün anlamlı bir değer üretiyor mu? Bir ekonomi portalı için şirket açıklamaları, yatırımlar ve piyasa etkisi taşıyan gelişmeler öncelikliyken; bölgesel bir yayın için tarım, lojistik, istihdam ve yerel sanayi haberleri daha yüksek karşılık bulabilir. İçerik sağlayıcının konu çeşitliliği de önemlidir. Tek tip basın bültenlerinden oluşan bir havuz, kısa sürede tekrar hissi yaratır. Haber, röportaj, uzman görüşü, fotoğraf galerisi, video ve çok dilli içerik formatlarının birlikte sunulması; yayıncının farklı okuma alışkanlıklarına cevap vermesini kolaylaştırır. Buna karşılık her içeriğin aynı değerde olduğunu varsaymak da doğru değildir. Editoryal seçki, markanın çizgisini koruyan temel filtredir. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı içerik akışları, özellikle karar verici okura hitap eden yayınlar için bu seçkiyi destekleyebilir. Enerji dönüşümünden yapay zekaya, savunma sanayiinden kurumsal liderliğe uzanan alanlarda düzenli haber üretimi; yayın organının gündem takibini daha sistemli hale getirir. Editoryal kontrol için üç aşamalı yaklaşım Telifsiz içeriğin yayın sürecine girmesi için karmaşık bir sistem gerekmez, ancak sorumluluk noktaları açık olmalıdır. İlk aşamada içerik, yayın politikasına ve okur ilgisine göre seçilir. Her gün gelen tüm metinleri kullanmak yerine, hedef sektörlerle doğrudan ilişkili gelişmeler önceliklendirilmelidir. İkinci aşama doğrulama ve bağlam kontrolüdür. Kurum adı, yönetici unvanı, tarih, yatırım tutarı, pazar verisi ve teknik iddia gibi unsurlar gözden geçirilmelidir. Özellikle sayısal verilerde eski tarihli açıklamaların yeniden dolaşıma girmesi, yanlış algı yaratabilir. Başlık da metnin söylediğinden daha iddialı olmamalıdır. Üçüncü aşama ise yayın biçimidir. Metin, sitenin yazım dili ve kategori yapısına uygun şekilde düzenlenebilir. Ancak düzenleme, haberdeki anlamı değiştirmemeli; kaynakta yer almayan yorumlar haberin içine eklenmemelidir. Bu denge, hem içerik sağlayıcının emeğine hem de yayıncının itibarına hizmet eder. Hız ile özgünlük arasındaki denge Bazı yayıncılar telifsiz içerik kullanımının özgünlük algısını zayıflatacağından endişe eder. Bu risk, içerik yalnızca kopyala-yapıştır mantığıyla kullanıldığında gerçektir. Aynı haberin çok sayıda sitede aynı başlık, aynı görsel ve aynı metinle yer alması; hem okur açısından fark yaratmayı zorlaştırır hem de yayın markasının editoryal karakterini görünmez kılar. Çözüm, telifsiz haberi temel akışın yerine değil, editoryal yapının verimli bir bileşeni olarak konumlandırmaktır. Örneğin bir enerji yatırımı haberi yayımlandıktan sonra editör, yatırımın bölgesel etkisini açıklayan kısa bir analiz, ilgili sektörün önceki verileri veya yerel iş dünyasının değerlendirmesini ekleyebilir. Böylece haber güncel kalırken yayın organı kendine ait bir katman oluşturur. Bu yaklaşım arama görünürlüğü açısından da daha sağlıklıdır. Arama motorları için içerik üretmenin ötesinde, okuyucunun aynı haberi neden sizin yayınınızdan takip etmesi gerektiği sorusuna cevap vermek gerekir. Özgün başlık seçimi, doğru kategori yerleşimi, tutarlı etiketleme ve bağlam sunan editoryal notlar bu farkı yaratır. Görsel, video ve çok dilli içerikte dikkat edilmesi gerekenler Haber metninin kullanım hakkı açık olsa bile fotoğraf ve video tarafında aynı rahatlıkla hareket edilmemelidir. Görselin telifsiz kullanım kapsamı, kişi hakları, marka görünürlüğü ve üçüncü taraf materyaller mutlaka kontrol edilmelidir. Bir etkinlik fotoğrafı haber için uygun olabilir; fakat reklam amaçlı kullanım için ayrıca izin gerekebilir. Video içeriklerinde de benzer bir ayrım vardır. Yayına gömülen videonun sesi, müziği, konuşmacı izinleri ve platform kuralları değerlendirilmelidir. Kurumsal açıklama videoları çoğu zaman haber değeri taşır; ancak kesilerek farklı bir bağlamda kullanılması, yanlış anlaşılma riski yaratabilir. Çok dilli yayın yapan kuruluşlar için çeviri yetkisi ayrıca önemlidir. Metni başka bir dile aktarmak yalnızca sözcükleri çevirmek değildir; finansal terimler, kurum isimleri ve teknik ifadeler hedef dilde doğru karşılık bulmalıdır. Özellikle uluslararası yatırımcıya veya ihracat pazarlarına seslenen yayınlarda, hızlı ama denetimsiz çeviri kurumsal güveni zedeleyebilir. Ölçülmesi gereken şey yalnızca trafik değil Telifsiz içerik stratejisinin başarısı, yayımlanan haber sayısıyla ölçülmemelidir. Elbette görüntülenme, sayfada kalma süresi ve organik erişim değerlidir. Fakat B2B odaklı yayınlarda kategori bazlı okur sadakati, bülten aboneliği, sektörel içeriklerin tekrar okunması ve kurumsal paylaşımlar daha anlamlı göstergeler olabilir. Editörler aylık değerlendirmelerde hangi sektörlerin istikrarlı ilgi gördüğünü, hangi içerik türlerinin abonelik veya geri dönüş ürettiğini ve hangi başlıkların yüzeysel trafik sağladığını ayırmalıdır. Böylece içerik tedariki nicelik üzerinden değil, yayın hedefleri üzerinden yönetilir. Telifsiz içerik, doğru kaynaktan geldiğinde dijital yayıncının sesini azaltan değil, o sesi daha düzenli duyurmasını sağlayan bir altyapıdır. Asıl farkı ise haber akışını hızlandırırken her metne aynı soruyu sormaya devam eden yayınlar yaratır: Bu bilgi, okurun kararını, perspektifini veya gündem takibini gerçekten geliştirecek mi?

Mars Logistics, 2025’i Büyük Ölçekli Yatırımlar ve 633,9 Milyon Euro Ciro ile Kapattı Haber

Mars Logistics, 2025’i Büyük Ölçekli Yatırımlar ve 633,9 Milyon Euro Ciro ile Kapattı

Mars Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Garip Sahillioğlu, 2025 yılı performansına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “2025 yılı, Mars Logistics için yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, aynı zamanda geleceğe yaptığımız stratejik yatırımlarla öne çıkan bir yıl oldu. Operasyonel gücümüzü artırırken sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve insan odaklı dönüşüm alanlarında attığımız adımlarla sektörümüzde fark yaratmaya devam ettik. Bu yaklaşımımızla önümüzdeki dönemde de istikrarlı büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz.” Operasyonel Gücü Artıran Yatırımlar Mars Logistics, 2025 yılı boyunca gerçekleştirdiği yüksek hacimli araç ve ekipman yatırımlarıyla operasyonel kapasitesini önemli ölçüde artırdı. Şirket, filosuna kattığı 308 adet çekici ve 850 treyler ile hem yurtiçi hem de uluslararası taşımacılık operasyonlarında verimlilik ve esneklik sağladı. Bu yatırımlar, Mars Logistics’in büyüyen müşteri portföyü ve iş hacmine daha hızlı yanıt verebilmesini sağlarken, aynı zamanda uzun vadeli stratejik iş birliklerini de güçlendirdi. Sahillioğlu, konuya ilişkin olarak: “Filo yatırımlarımızı yalnızca kapasite artışı olarak değil, hizmet kalitemizi ve operasyonel esnekliğimizi ileriye taşıyan stratejik bir kaldıraç olarak görüyoruz. Güçlü iş ortaklıklarımızla birlikte müşterilerimize daha rekabetçi ve sürdürülebilir çözümler sunuyoruz.” dedi. Avrupa’da Büyüme Sürüyor Şirket, Avrupa’daki yapılanmasını güçlendirme hedefi doğrultusunda İspanya’daki varlığını genişleterek Tarragona’da yeni bir şube açtı. Bu yatırım, Mars Logistics’in Avrupa içi taşımacılık operasyonlarında koordinasyonu artırırken, bölgesel uzmanlık gerektiren taşımalara daha etkin çözümler sunmasını sağladı. Sahillioğlu, Avrupa yapılanmasına ilişkin olarak: “Avrupa, büyüme stratejimizin en önemli odak noktalarından biri. Yerinde yapılanma modelimiz sayesinde müşterilerimize daha hızlı, daha entegre ve daha katma değerli hizmetler sunuyoruz.” açıklamasında bulundu. Depo Yatırımları Devam Ediyor Türkiye genelinde gerçekleştirdiği depo yatırımlarıyla da dikkat çeken, Bursa’da İzinli Gönderici Yetkili depo ve Erzurum, Trabzon ve Van’da açtığı yeni lojistik merkezleri ile şirket, hem ihracat süreçlerini hızlandırdı hem de bölgesel dağıtım kabiliyetini güçlendirdi. Bu yatırımlar, Mars Logistics’in müşterilerine sunduğu uçtan uca lojistik çözümleri daha entegre ve verimli hale getirirken, aynı zamanda operasyonel hız ve esneklik avantajı sağladı. “Sürdürülebilirlik, sektörün geleceğini belirleyen temel bir gereklilik” Intermodal çözümlerini sürekli geliştiren ve genişleten Mars Logistics, haftalık yüksek frekanslı tren seferleriyle hem operasyonel verimlilik hem de düşük karbon ayak izi avantajı sağladı. “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, sektörün geleceğini belirleyen temel bir gereklilik” diyen Sahillioğlu, “Demiryolu ve intermodal yatırımlarımızla hem olumsuz çevresel etkilerimizi azaltıyor hem de müşterilerimize daha verimli ve güvenilir çözümler sunuyoruz” diyerek, yeşil lojistik çalışmalarından bahsetti. Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını 2025 yılında daha da ileri taşıyan, enerji verimliliği, sıfır atık uygulamaları, yağmur suyu geri kazanımı ve dijitalleşme projeleriyle karbon ayak izini azaltan Mars Logistics, “Dünyaya Değer” yaklaşımıyla sektörde örnek uygulamalara imza attı. I-REC sertifikasyon kapsamını genişleterek yenilenebilir enerji kullanımını artıran ve karbon ayak izini azaltma yönündeki kararlılığını sürdüren Mars Logistics, her sene yayınlanan Türkiye’nin yeşil izlenebilirlik raporu Sürdürülebilir 500 Şirket (S-500) listesinde bu sene de yerini korudu. Çeşitlilik, Eşitlik, Kapsayıcılık Manifestosu Yayınlandı “Başarının temelinde güçlü bir kurum kültürü ve mutlu çalışanlar yer alıyor. Farklılıkların değer yarattığı bir çalışma ortamı oluşturarak sürdürülebilir başarının önünü açıyoruz” diyen Sahillioğlu, 2025 yılında yayımladığı Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık Manifestosu ile insan odaklı kurumsal yaklaşımını daha da güçlendirdiklerini belirterek, kapsayıcı bir iş ortamı oluşturmayı stratejik öncelik olarak gördüklerini belirtti. İkinci Kez Hizmet İhracatı Şampiyonu Mars Logistics, hizmet ihracatındaki başarısını 2025 yılında da sürdürerek, Hizmet İhracatçıları Birliği’nin düzenlediği “Hizmet İhracatının Şampiyonları Ödülleri”nde Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri kategorisinde bu sene ikinci kez şampiyon oldu. Firmaların ülkeye kazandırdıkları döviz tutarına göre belirlenen sıralamadaki başarı, Mars Logistics’in global pazarlardaki güçlü konumunu pekiştirdi. Yatırımlar Devam Edecek 2026 yılına 70 milyon Euro’yu aşan yatırım programı ile girdiklerini söyleyen Sahillioğlu, yeni tren hatları, artan filo kapasitesi ve genişleyen depo ağı ile entegre lojistik çözümlerini daha da ileri taşımayı planladıklarını belirtti ve sözlerini şu şekilde tamamladı: “Mars Logistics olarak hedefimiz; teknolojiyi, sürdürülebilirliği ve insan odaklı yaklaşımı merkeze alarak lojistik sektörünün geleceğini şekillendiren global bir oyuncu olmaktır. Bugüne kadar elde ettiğimiz başarıyı daha ileriye taşımaya kararlıyız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şarj Altyapısında Yeni Dönem: Eşarj, İkinci Fazın Standartlarını Belirliyor Haber

Şarj Altyapısında Yeni Dönem: Eşarj, İkinci Fazın Standartlarını Belirliyor

Elektrikli araç pazarı Türkiye’de ve dünyada hızla büyürken, şarj altyapısı da yeni bir evreye giriyor. Türkiye’de kurulan ilk elektrikli araç şarj ağı operatörü olan Eşarj, ekosistemin oluşumunda öncü rol üstlenmiş bir marka olarak, bu yeni dönemin ihtiyaçlarını okuyarak dönüşümde aktif rol almayı hedefliyor. Enerjisa Enerji’nin tamamına sahip olduğu Eşarj, elektrikli araç kullanımını daha erişilebilir ve cazip hale getirme hedefiyle hayata geçirdiği yatırımlarla, pazarda önemli bir deneyim birikimi oluşturdu. Bugün Eşarj, Türkiye genelinde yaklaşık 1.500 istasyon ve 2.500’e yakın soketle faaliyet gösterirken, şarj altyapısının yaklaşık yüzde 85’ini hızlı (DC) şarj istasyonları oluşturuyor. Bu yapı, kullanıcıların günlük kullanımda ve uzun yolculuklarda ihtiyaç duyduğu pratikliği destekleyen bir şarj deneyimi sunuyor. Bir kahve süresinde sorunsuz şarjlanma Eşarj’ın yaklaşımı, yalnızca hızlı büyümeye değil; çalışırlık, süreklilik ve kullanıcı deneyimine odaklanıyor. Yaklaşık 200 operatörün faaliyet gösterdiği pazarda, güvenilir ve sorunsuz bir şarj deneyimi kullanıcılar için giderek daha belirleyici hale gelirken; Eşarj, güçlü operasyonel yapısı, geniş teknik ekibi ve stabil dijital altyapısıyla bu ihtiyaca yanıt vermeyi amaçlıyor. Genel kullanım koşullarında, DC şarj istasyonlarında araçların yüzde 20’den yüzde 80 doluluk seviyesine ortalama bir kahve molası süresinde ulaşabilmesi, bu yaklaşımın sahadaki yansıması olarak öne çıkıyor. Aydilek: “E-mobilitenin başarısını belirleyecek en önemli unsur güven ve sürdürülebilirlik” Türkiye’de ve dünyada elektrikli araç pazarının çok hızlı büyüdüğünü belirten Eşarj Genel Müdürü Yakup Aydilek, sektörün geleceği hakkında şunları söyledi; “Uluslararası projeksiyonlar, önümüzdeki yıllarda satılan araçların büyük bir bölümünün elektrikli olacağını gösteriyor. Bu büyüme, şarj altyapısında da yalnızca daha fazla istasyon kurmayı değil; daha sağlam, daha güvenilir ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı zorunlu kılıyor. Bugün şarj altyapısı, ikinci fazına girmiş durumda. Artık sadece ‘kaç istasyon var’ sorusu değil; bu istasyonların ne kadar çalışır olduğu, nasıl işletildiği ve kullanıcıya ne kadar güven verdiği konuşuluyor. Bu dönüşümün önemli adımlarından biri de EPDK’nın hayata geçirdiği lisans düzenlemeleri. Lisanslama süreciyle birlikte sektör daha net kurallara kavuşurken, operasyonel kapasite, finansal dayanıklılık ve marka itibarı çok daha belirleyici hale geliyor. Eşarj olarak 2 milyon 650 bin şarjlanmayı aşmış durumdayız. Sektörün ilk oyuncularından biri olmanın getirdiği deneyimle, bu dönüşümü uzun süredir öngörüyoruz. Amacımız hızlı büyümenin ötesinde; kullanıcıların yolda kalmadığı, hizmetin kesintisiz sürdüğü ve her noktada aynı güven duygusunun yaşandığı bir şarj ekosistemi oluşturmak. Önümüzdeki dönemde elektrikli mobilitenin başarısını belirleyecek en önemli unsurun da bu güven ve sürdürülebilirlik yaklaşımı olacağına inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çelebi Havacılık,  Asya-Pasifik’teki Konumunu Güçlendiriyor Haber

Çelebi Havacılık, Asya-Pasifik’teki Konumunu Güçlendiriyor

Bu iki stratejik adım, Çelebi Havacılık’ın Asya-Pasifik bölgesindeki varlığını güçlendirirken, şirketi Endonezya havacılık pazarının merkezine taşıyor. 65 yılı aşkın deneyimiyle üç kıtada faaliyet gösteren ve 400’ün üzerinde havayolu müşterisine hizmet sunan Çelebi Havacılık, yeni yıl ile birlikte Bali ve Jakarta operasyonlarını devreye alarak bölgenin en yüksek yolcu ve uçuş trafiğine sahip iki ana havalimanında tarifeli uçuşlara hizmet vermeye başladı. Bu genişleme, şirketin uluslararası büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak, Asya-Pasifik’te uzun vadeli ve sürdürülebilir bir değer yaratma hedefini yansıtıyor. 60 milyondan fazla yolcunun buluştuğu iki havalimanı Bali’de yer alan I Gusti Ngurah Rai Uluslararası Havalimanı, Endonezya’nın en önemli turizm kapılarından biri olarak öne çıkarken; Jakarta Soekarno-Hatta Uluslararası Havalimanı ise ülkenin ana havacılık merkezi ve iş seyahatleri için kritik bir bağlantı noktasında bulunuyor. Yolcu trafiği verileri de bu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor. Ocak–Ekim 2025 döneminde I Gusti Ngurah Rai Uluslararası Havalimanı, iç ve dış hatlarda 20 milyonu aşkın yolcuya hizmet verirken, aynı dönemde Soekarno-Hatta Uluslararası Havalimanı’ndan geçen yolcu sayısı yaklaşık 46 Milyon olarak kaydedildi. Bu veriler, Bali’nin turistleriçin kritik bir giriş kapısı olma özelliğini ortaya koyarken Jakarta’nın, Endonezya için en yoğun ve stratejik ulusal havacılık merkezlerinden biri olduğunu da net biçimde gösteriyor. Güçlü pazar dinamikleri üzerine konumlanan Çelebi Havacılık, her iki havalimanındaki operasyonel varlığını genişleterek yolcu hizmetleri, rampa hizmetleri, güvenlik ve genel havacılık alanlarında faaliyet gösteriyor. İlk etapta her iki lokasyonda da iç hat uçuşlarını kapsayan operasyonlar yürüten Çelebi Havacılık, bu yatırımıyla Endonezya pazarındaki konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Bali ve Jakarta’daki eş zamanlı olarak devreye alınan operasyonlar, Çelebi Havacılık’ın Asya-Pasifik bölgesinde benimsediği seçici ve odaklı büyüme stratejisinin somut bir yansıması olarak öne çıkarken; bu operasyonlar, yüksek yolcu hacmine sahip, stratejik önemi bulunan havacılık merkezlerine öncelik veren küresel genişleme yaklaşımını da destekliyor. Planlanan operasyonel kapasite doğrultusunda, Bali’de yıllık 1.800 uçuş ve 650 bin yolcu, Jakarta’da ise 4.500 uçuş ve 1,6 milyon yolcu seviyesine ulaşılması öngörülüyor. Operasyonlar kapsamında Bali’de yaklaşık 150’den fazla, Jakarta’da ise 200’den fazla Çelebi Havacılık çalışanı görev yapıyor. Sürdürülebilirlik Odaklı Bir İlk Çelebi Havacılık, Endonezya operasyonlarını sürdürülebilirliği merkezine alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor. Şirket, yer hizmetlerinde tamamen elektrikli ekipman filosu kullanan Endonezya’daki ilk yer hizmetleri şirketi (GHA) olarak, havalimanlarında karbon emisyonlarının azaltılmasına ve “yeşil havalimanı” hedeflerine somut katkı sağlamayı amaçlıyor. Bu yaklaşım, Endonezya’nın net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda ICAO’nun Uzun Vadeli Hedefleri (LTAG) ve ülkenin Ulusal Katkı Taahhüdü (NDC) ile uyumlu şekilde, havacılık sektöründe sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik küresel iklim hedeflerine de doğrudan katkı sunuyor. Yüksek güvenlik standartları, operasyonel mükemmeliyet ve çevre dostu uygulamalar ise Çelebi Havacılık’ın Endonezya’daki hizmet anlayışının temelini oluşturuyor. Çelebi Havacılık Güneydoğu Asya Başkanı Murali Ramachandran, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: ‘’Bali ve Jakarta gibi Endonezya’nın en yüksek yolcu ve uçuş hacmine sahip iki kritik merkezinde eş zamanlı olarak operasyon kurmak, güçlü bir operasyonel altyapının yanında aynı zamanda derin bir bölgesel öngörü ve kusursuz bir koordinasyon kabiliyetini de beraberinde gerektiriyor. Endonezya’da hayata geçirdiğimiz bu yapı, Çelebi Havacılık’ın farklı coğrafyalarda edindiği küresel deneyimi, yerel dinamikler ve ihtiyaçlarla bütünleştiren yaklaşımının somut bir yansıması. Bölgedeki ekiplerimizle birlikte, güvenliği, operasyonel sürekliliği ve hizmet kalitesini en üst standartlarda ele alıyor, havacılık ekosisteminin tüm paydaşları için güvenilir, tutarlı ve uzun vadeli değer üreten bir hizmet anlayışıyla ilerliyoruz.’’ Çelebi Havacılık Endonezya Genel Müdürü Andy Dias ise şu ifadeleri kullandı: “Bali ve Jakarta’da başlattığımız operasyonlar, Endonezya genelinde halihazırda hizmet verdiğimiz 25 havalimanına ek olarak, bu pazara yönelik uzun vadeli bağlılığımızın güçlü bir göstergesi. Çelebi Havacılık Akademisi kapsamında yürüttüğümüz yapılandırılmış eğitim programlarıyla, sertifikalı içerikler, sahada operasyonel deneyim ve küresel uygulamalar odağında Endonezyalı yeteneklere yatırım yapıyoruz. Havayolu iş ortaklarımız ve havalimanı paydaşlarımızla yakın iş birliği içinde, Endonezya sivil havacılık otoritelerinin destek ve rehberliğiyle yolculara güvenli, güvenilir ve zamanında yer hizmetleri sunmayı hedefliyoruz. Operasyonlarımızın kurulması ve genişletilmesi sürecinde gösterdikleri iş birliği ve güven için ilgili otoriteler ve düzenleyici kurumlara teşekkürlerimizi sunuyoruz. Amacımız, Endonezya’nın havayolu yolcu ve kargo akışını daha güçlü ve verimli hale getirerek sürdürülebilirlik hedeflerini ve turizm büyümesini desteklerken, ulusal havacılık ekosisteminin uzun vadeli güçlenmesine katkı sağlamak.”

Türkel: Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek Haber

Türkel: Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek

Lojistik sektörü, 2026 yılında “veri, yapay zeka, otomasyon” ile “sürdürülebilirlik ve intermodal” olarak ifade edilen iki ana trend üzerinde şekillenecek görünüyor. Her iki alanda da şimdiden “sahada” olan Sürat Lojistik, 2026 ve sonrası için güçlü hedefleri ile yoluna devam ediyor. 2025 yılı içinde yatırımlarını depolama ve dağıtım altyapısı, dijitalleşme ve otomasyon, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanlarında yoğunlaştırdıklarını ifade eden Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, “Bugün geldiğimiz noktada; ciro ve hacim bazında Türk menşeli lojistik firmalar içinde ilk 10’da olduğumuzu ön görüyoruz. Hedef tarafında iki çıpamız var; 5 yıl içinde yerli firmalar arasında ilk 5, global oyuncuların da olduğu ölçekte ilk 10’a girmek” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Sürat Lojistik olarak 2026 yılı sonu için hedefimiz ise operasyonel kapasite artışı, dijitalleşme ve otomasyon, Avrupa’da doğrudan yapılanma, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik diye sıralayabilirim. Yatırım tarafında dijital ve otomasyon yatırımları 2026 sermaye planımızda en büyük paya sahip olacak. Yıl içinde Avrupa’da doğrudan yapılanma için adımlar atmayı da planlıyoruz. İlk odağımız Doğu Avrupa ve özellikle Polonya-Romanya hattı. Polonya’yı Avrupa’ya açılan kapı olarak görüyoruz; Romanya ise Türk şirketlerinin güçlü karşılık bulduğu bir pazar. Ancak aceleci değiliz, önce ticaretimizin o pazarlarda konsolide şekilde büyümesini istiyoruz. Baktığımızda 2026’da iki ana trendin olacağını görüyoruz. İlki; veri, yapay zekâ, otomasyon. Bu tahmin, rota, kapasite, fiyatlama kararlarının algoritmalarla güçlenmesi demek. İkincisi ise sürdürülebilirlik ve intermodal. Yani karbonu ölçen, azaltan, raporlayan, modlar arası entegre çalışan ağlar öne çıkacak. Biz bu iki eksende hazır olmaktan öte, zaten sahada uygulayan taraftayız.” “OPERASYONEL KABİLİYETİMİZİ GENİŞLETİRKEN AYNI ANDA DİJİTAL OMURGAYI KURDUK” 2025 yılında sektörde hız kadar öngörülebilirlik ve maliyet yönetimi sınavının öne çıktığını yakıt, işçilik ve kapasite maliyetlerinin şirketleri daha verimli çalışmaya ittiğini belirten Türkel, bu ortamda farkı, veriyi doğru kullanan, ağı doğru kuran ve sürdürülebilirliği işin merkezine koyan oyuncuların yarattığına işaret etti. Türkel, “Biz de tam bu nedenle 2025’te odağımızı veriyle yönetilen operasyon, intermodal ve uçtan uca görünürlük ekseninde büyüttük” değerlendirmesinde bulundu. Sürat Lojistik için 2025’in ölçeği büyütürken sistem kurma yılı olduğunu kaydeden Türkel, “Operasyon kabiliyetimizi genişletirken aynı anda dijital omurgayı kurduk; yani işi sadece büyütmedik, yönetilebilir hale getirdik” diyerek şunları söyledi: “Türkiye’de 81 ile yaygın hizmet yapımızı güçlendirdik, depolama ve dağıtım yatırımlarımızı hızlandırdık; talebe göre yeni depo alanları için de çalışıyoruz. Operasyon tarafında ayrıca; dökme yük operasyonları, soğuk zincir, intermodal ve Avrupa ekspres hatları gibi çok modlu yapıyı daha entegre çalıştırdık. 2025’in ilk yarısında tonaj bazında iki katın üzerinde büyüme kaydettik; bu ivmenin arkasında kadro, operasyon disiplini ve dijitalleşme var. Ayrıca yılın ilk altı ayında iş hacmi ve ciroda da geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde büyüme gerçekleştirdik.” “SİSTEM; TRAFİK, HAVA DURUMU VE HAT YOĞUNLUĞUNA GÖRE KENDİNİ GÜNCELLİYOR” Müşteri deneyiminde en büyük farkı görünürlük ve dinamik planlamada yarattıklarını belirten Tarkan Türkel, rota planlama, yük optimizasyonu, filo takibi ve müşteri görünürlüğünü tek platformdan yönettiklerini, bu sayede hem hız kazandıklarını hem de hata oranlarını düşürüp teslimat sürelerini kısalttıklarını kaydetti. Sürat Lojistik’i bugün bulunduğu noktaya taşıyan en büyük gücü, “doğru kadro, operasyonel disiplin ve dijitalleşme” olarak özetleyen Türkel, “Biz şirketin temel yapı taşlarını yani sistemler, süreçler ve ekibi sıfırdan kurduk. Hiyerarşiden çok sorumluluğa dayalı, hızlı karar alan bir kültür inşa ettik. Dijitalleşme ve otomasyon sahada karşılığı çok somut oldu. “Hangi gün, hangi bölgede, ne kadar taşıma olacak” gibi kararları algoritmalar önden hesaplıyor; biz de kapasiteyi, rotayı, yakıtı buna göre yönetiyoruz. Özetle: sezgiyle değil, sayılarla hareket ediyoruz; sistem trafik, hava durumu, hat yoğunluğu gibi etkenlere göre kendini güncelliyor” ifadesini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.