Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Operasyonel Teknoloji

Kapsül Haber Ajansı - Operasyonel Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Operasyonel Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ulaşım ve Lojistik Şirketleri Üçlü Tehdit Kıskacında: İnsan, Teknoloji ve Mevzuat Haber

Ulaşım ve Lojistik Şirketleri Üçlü Tehdit Kıskacında: İnsan, Teknoloji ve Mevzuat

Kaspersky ve VDC Research tarafından gerçekleştirilen Ulaşım ve Lojistik Sektöründe Siber Dayanıklılığın Güçlendirilmesi başlıklı araştırmaya göre, ulaşım ve lojistik (T&L) sektöründeki kuruluşların üçte ikisinden fazlası (%68), önümüzdeki iki yıl içinde tamamen dijital bir yapıya geçmeyi bekliyor. Bugün bu düzeyde dijitalleşmiş kuruluşların oranı ise %5'in altında. Gerçek zamanlı filo takibi, kestirimci bakım ve merkezi terminal operasyonları gibi uygulamaları mümkün kılan bağlantılı yapı, aynı zamanda siber-fiziksel sistemler (CPS), uzaktan erişim kanalları ve üçüncü taraf entegrasyonları genelinde saldırı yüzeyini genişletiyor. Nitekim katılımcıların %36'sı, dijital teknolojilerin hayata geçirilmesinin önündeki en önemli engel olarak siber güvenlikle ilgili kaygıları gösteriyor. Taşımacılık ve Lojistikte Dijitalleşmenin İtici Güçleri Neler? Dönüşümü yönlendiren dört temel faktör bulunuyor. Yatırım kararlarında ilk sırada operasyonel kapasiteyi ve ağ verimliliğini artırmak (%31) yer alıyor. Bunu siber dayanıklılığı güçlendirmek (%27), yeni iş modellerini mümkün kılmak (%16) ve operasyonel maliyetleri düşürmek (%10) izliyor. Bu oranlar, sektör oyuncularının güvenliği dijitalleşmenin önünde bir engel değil, aksine vazgeçilmez bir ön koşul olarak kabul ettiğini ortaya koyuyor. Sevkiyat sistemleri, terminal yönetim platformları ve depo kontrol ortamları iş hacminin merkezine yerleştiğinde, bu sistemlerde meydana gelebilecek en ufak bir aksaklık doğrudan şirket gelirlerine ve verilen taahhütlere yansıyor. Dönüşümü güvence altına almanın önündeki engeller ise ciddiyetini koruyor. Kuruluşlar siber güvenlik kaygılarının yanı sıra; paydaşlar arası koordinasyon eksikliğini (%28) ile yetkinlik, uzman personel ve bütçe kısıtlarını (her biri %26) aşılması gereken başlıca pürüzler olarak tanımlıyor. Bu veriler, sektördeki siber güvenlik sınavının teknik olduğu kadar organizasyonel boyutta da yaşandığını gösteriyor. Taşımacılık ve lojistik; her biri farklı standartlar, risk eşikleri ve sorumluluk modelleri benimseyen işletmeciler, liman ve terminal otoriteleri, altyapı sahipleri, hizmet sağlayıcılar ve düzenleyici kurumların oluşturduğu çok parçalı bir yapı üzerinde faaliyet gösteriyor. Operasyonların Güvenceye Alınmasında İnsan ve Teknoloji Faktörleri Teknolojik sorunlar çoğu zaman tek başına ortaya çıkmıyor. Ulaşım ve lojistik sektöründe siber güvenlik açıklarının kalıcı olmasının ardında, insan kaynağının sınırlı olması, kurumsal yönetişim süreçlerindeki uyumsuzluklar ve kesintisiz çalışması gereken operasyonel ortamların yapısal karmaşıklığı bulunuyor. Araştırmaya katılanların %48'i, operasyonel teknoloji (OT) sistemleri ve cihazlarının güvenlik yamalarının güncel tutulmasını en önemli güvenlik sorunları arasında gösteriyor. Katılımcıların %36'sı ise OT güvenliği konusunda bilgi ve deneyime sahip uzmanların yetersizliğine dikkat çekiyor. Kuruluş içindeki birimler arasındaki uyumsuzluk da sorunu derinleştiriyor. Operasyon ekipleri güvenliği, zamanında teslimatı ve operasyonel kapasiteyi önceliklendirirken BT ekipleri gizlilik, bütünlük ve erişilebilirliğe odaklanıyor. Bu birimler riskleri ortak bir çerçevede değerlendiremediğinde ve OT siber güvenliğine ilişkin yönetişim ağırlıklı olarak BT'nin sorumluluğunda kaldığında sorunlar daha da belirginleşiyor. Araştırmaya göre, güvenlik politikalarının yönetimi %54 oranında BT ekiplerinin, yalnızca %12 oranında ise OT ekiplerinin sorumluluğunda bulunuyor. Bu durum, güvenlik yamalarının uygulanması, ağ segmentasyonu kararları ve uzaktan erişim yönetimi gibi kritik konularda iki birim arasındaki koordinasyonu zorlaştırıyor. Yetersiz OT Güvenliği Ağır Sonuçlar Doğuruyor Kaspersky ve VDC Research araştırmasının finansal ve operasyonel bulguları, bu risklerin boyutunu somut biçimde ortaya koyuyor. Katılımcıların %68'i, siber güvenlik olaylarının ölçülebilir finansal kayıplara yol açtığını belirtiyor. Her bir olayda 1 milyon doların üzerinde zarara uğradığını tahmin edenlerin oranı ise %40'ın üzerinde. Siber güvenlik olaylarından kaynaklanan operasyonel kesintiler ortalama 12 saate yaklaşıyor. Aktarma merkezleri üzerinden işleyen bir yük taşımacılığı ağında 12 saatlik kesinti, yalnızca tek bir sevkiyatın 12 saat gecikmesi anlamına gelmiyor. Böyle bir kesinti; bağlantılı taşımacılık planları ve iş ortakları arasındaki bağımlılıklar nedeniyle zincirleme yoğunluğa, aktarma bağlantılarının kaçırılmasına ve birikmiş iş yükünün giderilmesi günler sürebilen bir toparlanma sürecine yol açabiliyor. Bu koşullarda kuruluşlar, siber-fiziksel sistemlerin (CPS) güvenliğini ikincil bir işlev olarak değerlendiremez. CPS güvenliği; hizmet sürekliliğinin, ağ güvenilirliğinin ve nihayetinde ekonomik istikrarın temel bileşenlerinden biridir. Sektörde CPS Güvenliğini Güçlendirmenin Yolları Bu zorlukların üstesinden gelebilmek adına kuruluşların izlemesi gereken üç ana adım bulunuyor: Kurumsal risk planlaması: Siber-fiziksel sistemlerin güvenliği, kurumsal risk ve dayanıklılık planlamasının bir parçası olarak ele alınmalı; saha koşullarına, terminallere ve kontrol merkezlerine yeterince hakim olamayabilecek IT ekiplerine tek başına bırakılmamalıdır. Kesintiye tahammülsüz ortamlara uygun koruma: Güvenlik mimarisi; kesintisiz çalışma (uptime), can/mal emniyeti ve zincirleme ağ etkileri dikkate alınarak tasarlanmalıdır. Kontroller 7/24 yaşayan sistemlere entegre edilmeli, yama ve bakım süreçleri dar zaman aralıklarına sığdırılmalıdır. Gelişmiş saldırıların erken işaretleri belirgin anomalilerden ziyade sistem davranışındaki ince değişimlerde saklı olduğundan, tehdit algılama mekanizmaları mutlaka OT dinamiklerine duyarlı olmalıdır. Yetkin teknoloji ortaklarıyla operasyonel dayanıklılık: Operasyonel dayanıklılığı güçlendirmek için CPS alanında uzmanlaşmış sağlayıcılarla çalışılmalıdır. Araştırma bulguları sektörün bildiği bir gerçeği teyit ediyor: Hizmet/destek kabiliyetleri ve toplam sahip olma maliyeti (TCO), tedarikçi seçiminde en belirleyici iki unsur (%58) konumunda. İşletmeciler, sadece laboratuvar koşullarında iyi sonuç veren noktasal araçlara değil; güvenle kurulabilen, farklı tesislerde tutarlı biçimde yönetilebilen ve kriz anında etkin destek sunan çözümlere ihtiyaç duyuyor. Ulaşım ve lojistik kuruluşlarının gerçek zamanlı varlık görünürlüğü ve anomali tespiti sağlayan, endüstriyel ortamlara uygun güvenlik çözümlerine ihtiyacı bulunuyor. Kaspersky OT Siber Güvenlik Ekosistemi de bu ihtiyaca yönelik çözümler sunuyor. Ekosistemin merkezinde yer alan Kaspersky Industrial CyberSecurity (KICS), kritik altyapıların korunması için özel olarak geliştirilen, yerel bir Genişletilmiş Tespit ve Müdahale (XDR) platformu olarak öne çıkıyor. Platform, OT ağlarının görünürlüğünü ve izlenmesini uç nokta koruma ve tehdit tespit yetenekleriyle bir araya getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin Yeni Siber Güvenlik Riski Görünmeyen "Kör Noktalar" Oldu Haber

Şirketlerin Yeni Siber Güvenlik Riski Görünmeyen "Kör Noktalar" Oldu

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY tarafından dünya genelinde farklı sektörlerden 800’ü aşkın siber güvenlik yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirilen Küresel Siber Güvenlik Araştırması, gelişmiş yapay zekâ (Frontier AI) teknolojilerinin siber tehdit ortamını köklü biçimde değiştirdiğini ortaya koyuyor. Yapay zekâ destekli siber saldırılar, sistemlerdeki zafiyetlerin tespit edilmesi ve bunlara etki edilmesi için gereken süreyi saniyelere indirirken, birçok şirketin mevcut güvenlik yaklaşımları bu hız ve ölçek karşısında yetersiz kalabiliyor. Araştırma sonuçları, siber güvenliğin artık yalnızca bilgi teknolojileri alanının değil; operasyonel dayanıklılığın, iş sürekliliğinin ve kurumsal güvenin temel unsurlarından biri haline geldiğini gösteriyor. Özellikle operasyonel teknoloji (OT) ve fiziksel varlıklar (%57), üçüncü taraf ekosistemleri (%49), yapay zekâ sistemleri ve araçlar (%47) şirketlerin en çok güvenlik açığıyla karşı karşıya kaldığı alanlar olarak öne çıkarken; bu alanlara yönelik gerçek zamanlı görünürlük ve sürekli izleme mekanizmalarının güçlendirilmesi şirketlerin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor. İzleme mekanizmalarının yetersizliği işletmeleri siber risklere daha açık hale getiriyor Araştırmaya göre küresel çapta en fazla zafiyet oranına sahip olan sektör altyapı endüstrisi olarak öne çıkıyor. Demiryolu sistemleri, trafik altyapıları ve yapısal izleme sensörleri gibi kritik varlıklar giderek daha çok ağa bağlanırken, bu sistemlerin kapsamlı bir şekilde izlenmesi önem kazanıyor. Araştırmanın dikkat çektiği bir diğer sektör ise yaşam bilimleri oluyor. Bu sektördeki kritik iş varlıklarının %64’ü güvenlik açığı bölgesinde yer alıyor. Araştırma, klinik operasyonlardan ilaç keşfi süreçlerine, üretimden laboratuvar otomasyonuna kadar yapay zekâ kullanımının hızla yaygınlaştığını gösterirken, buna paralel olarak siber güvenliğin de stratejik öneminin arttığına işaret ediyor. Madencilik ve metal sektöründe zafiyet oranı %67’ye ulaşırken, perakende sektöründe bu oran %43, endüstriyel ürünlerde %46 ve tüketici ürünlerinde %36 olarak ölçülüyor. Bulgular, yapay zekâ destekli dijital dönüşüm hız kazanırken, siber güvenlik uygulamalarının bu dönüşüme aynı hızda eşlik edemediğini ortaya koyuyor. Özellikle enerji ve sanayi gibi operasyonel teknolojilerin yoğun kullanıldığı sektörlerde siber risklerin fiziksel üretim süreçlerine kadar ulaşması, bilgi teknolojileri (BT) ve operasyonel teknoloji (OT) ekipleri arasındaki koordinasyonu her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Araştırmaya göre şirketlerin %59'u ortak risk değerlendirmeleri yürütürken, %56'sı fonksiyonlar arası ekipler oluşturuyor ve %51'i ortak görünürlük sağlayan izleme teknolojilerden yararlanıyor. Buna karşın, kurumsal risklerin tek bir çatı altında izlenmesini sağlayan "ortak risk kayıt envanteri" kullanan işletmelerin oranı yalnızca %27 seviyesinde kalıyor. Bu durum, şirketlerin teknoloji yatırımlarını artırırken entegre risk yönetişimi alanında önemli gelişim fırsatları bulunduğunu ortaya koyuyor. Yapay zekâ ve kuantum teknolojileri siber risk yönetimini yeniden şekillendiriyor Araştırma sonuçları, yapay zekânın yeni fırsatların yanı sıra, yeni siber risk alanları da oluşturduğunu gösteriyor. Teknoloji şirketleri siber güvenlik bütçelerinin ortalama %20'sini yapay zekâ entegrasyonlarına ayırırken, diğer sektörlerde bu oran %14 seviyesinde kalıyor. Aynı zamanda teknoloji yöneticilerinin %83'ü, kuantum bilişim destekli siber tehditlerin önümüzdeki beş yıl içinde iş dünyası üzerinde önemli etkiler oluşturacağını öngörüyor. Araştırmaya göre, şirketlerin siber dayanıklılıklarını artırmak için odaklanması gereken 6 temel alan şu şekilde sıralanıyor: Şirket genelindeki kritik varlıklar için sürekli görünürlük ve gerçek zamanlı izleme sağlanmalıSiber saldırı olasılığındaki temel güvenlik açıkları kapatılmalıKurumsal dayanıklılığı güçlendirmek için kritik iş varlıkları belirlenerek korunmalıModern siber güvenlik teknolojilerine yatırım hızlandırılmalıÜçüncü taraf risk yönetiminde sürekli ve kimlik odaklı bir yaklaşım benimsenmeliDayanıklılık stratejisinde ağ ve ortam güvenliği önceliklendirilmeli EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı ve Siber Güvenlik Hizmetleri Lideri Ulvi Cemal Bucak konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Günümüzde siber saldırılar yalnızca daha karmaşık hale gelmekle kalmıyor; aynı zamanda yapay zekânın hızla benimsenmesiyle birlikte, siber olaylar insan ölçeğinin çok ötesinde bir hızda gerçekleşiyor. Bu nedenle şirketlerin karşılaştığı en büyük zorluk, yalnızca mevcut riskler değil, siber tehdit ortamının dönüşüm hızı olarak da öne çıkıyor. Geleneksel güvenlik yaklaşımları belirli siber riskleri engellemeye odaklanırken, günümüzün ihtiyaçları görünmeyen risk alanlarını yönetebilen, sürekli öğrenebilen ve operasyonel dayanıklılığı merkeze alan bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Araştırmamıza göre; siber güvenlik artık bilgi teknolojileri ekiplerinin sorumluluğunun ötesinde; şirketlerin büyümesini, itibarını ve iş sürekliliğini doğrudan etkileyen stratejik bir yönetim konusu haline geliyor. Geleceğin başarılı şirketlerı, yalnızca en güçlü güvenlik teknolojilerine sahip olanlar değil; yapay zekânın hızına uyum sağlayabilen, kritik süreçlerini koruyabilen ve herhangi bir kriz anında operasyonlarını kesintisiz şekilde sürdürebilecek kurumsal dayanıklılığı bugünden inşa edenler olacaktır." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Türkiye’den, İzmir’de  “Binalarda Dijital Servisler ve Siber Güvenlik” Etkinliği Haber

Siemens Türkiye’den, İzmir’de “Binalarda Dijital Servisler ve Siber Güvenlik” Etkinliği

Siemens Türkiye Binalar Bölümü Ülke Yöneticisi Tolga Afşin, etkinlikte yaptığı konuşmada, “Geleceğin binaları artık dijital servislerin ve siber güvenliğin iç içe geçtiği ekosistemler haline geldi. Bu etkinlikle, insan odaklı otonom binalar çözümlerimiz, yapay zekâ destekli veri analitiği, dijital servisler ve çok katmanlı siber güvenlik stratejilerimizle sektör yöneticilerinin gelecek vizyonlarına katkıda bulunurken, somut uygulamalarla rekabet güçlerini artırma imkânı da sunduk” dedi. Programda, yapay zekâ destekli veri analitiği, dijital servisler, öngörücü bakım ve çok katmanlı siber güvenlik stratejilerinin binaların verimliliği, sürdürülebilirliği ve operasyonel dayanıklılığı üzerindeki etkileri ele alındı. Siemens Türkiye, 9 Temmuz’da İzmir Renaissance Otel’de sektör profesyonelleri ile teknik sorumlular için “Dijital Servisler ve Siber Güvenlik” başlıklı bir etkinlik düzenledi. Gün boyu süren programda; geleceğin binalarını tanımlayan Siemens’in insan odaklı Otonom Binalar çözümünden, binalarda dijital servislerin sunduğu verimlilik fırsatlarına ve endüstriyel tesisler açısından kritik öneme sahip Operasyonel Teknoloji (OT) siber güvenlik yaklaşımlarına uzanan kapsamlı sunumlar yapıldı. Etkinliğin açılışını yapan Siemens Türkiye Binalar Bölümü Ülke Yöneticisi Tolga Afşin, “Geleceğin binaları, dijital servislerle siber güvenliğin iç içe geçtiği ekosistemler olacak. Bu etkinlik, sektör yöneticilerimize yalnızca yeni perspektifler sunmakla kalmayıp, aynı zamanda somut uygulamalarla rekabet güçlerini artırma fırsatı sunacak” sözleriyle programın amacını özetledi. Afşin, konuşmasında yapay zekâ destekli veri analitiği ve öngörücü bakım yetenekleriyle enerji tüketimini nasıl optimize ettiğini örneklerle aktardı. Oturumlarda Siemens uzmanları, Otonom Binalar yaklaşımının sensör ağları ve merkezi yönetim panelleri aracılığıyla binanın tüm teknik sistemlerini nasıl tek bir çatı altında birleştirdiğini anlattı. Ayrıca gerçek zamanlı raporlamayla işletme maliyetlerinin azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılması konularına da değinildi. Ardından gelen sunumlarda Siemens’in akıllı bina yönetimine yönelik dijital platformu Building X genelinde sunulan çözümler ele alındı. Etkinliğin devamında endüstriyel tesislerin dayanıklılığını korumak üzere tasarlanmış Operasyonel Teknoloji (OT) siber güvenlik çözümleri ele alındı. Siemens’in siber güvenlik uzmanları OT ağlarında izinsiz erişime ve veri manipülasyonuna karşı çok katmanlı savunma stratejilerini paylaştı. Endüstriyel protokollerin güvenli iletişime nasıl dönüştürüldüğü, sürekli zafiyet taramaları ve saldırı tespit sistemlerinin tesis operasyonlarına entegrasyonu örnek olaylarla detaylandırıldı. Günün sonunda düzenlenen panelde katılımcılar, Siemens uzmanlarıyla birebir görüşme fırsatı bularak kendi projelerine özel dijital yol haritaları üzerine uzmanlardan geri bildirim aldı. Siemens Türkiye, bu etkinlikle sektörde dijital dönüşümü hızlandırmayı ve işletmelere geleceğin yapılarında rekabet avantajı kazandırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa’da Siber Hasar Bildirimlerinin Yüzde 73'ü Gizlilik Olayları Kaynaklı Haber

Avrupa’da Siber Hasar Bildirimlerinin Yüzde 73'ü Gizlilik Olayları Kaynaklı

Küresel siber risklerin seyri değişiyor: Dünyanın lider sigorta brokeri ve risk danışmanı Marsh, Avrupa genelindeki risk haritasını ortaya koyan çarpıcı "Global Siber Hasar Trendleri Raporu"nu yayımladı. Raporun en dikkat çekici bulgusuna göre; 2026 yılında Avrupa genelindeki siber hasar sayısında bir önceki yıla göre bir düşüş kaydedildi. Ancak Marsh müşterilerinin 2025 yılı boyunca yaptığı siber hasar ve olay bildirimlerini analiz eden rapor, bu niceliksel düşüşe rağmen siber tehditlerin niteliğinin korkutucu boyutlara ulaştığını gösteriyor; olay sayılarındaki gerilemeye karşın siber şantaj, gizlilik ihlalleri, artan üçüncü taraf güvenlik açıkları ve siber olayların yol açtığı devasa maddi zararlar konusundaki endişeler tüm ciddiyetiyle sürüyor. Avrupa’da Siber Hasarlarda Düşüş Yayımlanan raporda yer alan başlıca bulgular, siber risklerin sektörel dağılımına ve hasar türlerine ışık tutuyor. Buna göre, büyük ölçekli sistematik olayların azalması ve siber güvenlik uygulamalarındaki sürekli iyileşmelerin bir yansıması olarak, Avrupa’daki siber hasarların sayısında bir önceki yıla göre düşüş kaydedildi. Yapılan siber hasar bildirimlerinin yaklaşık %73'ünün gizlilik olaylarıyla ilgili olduğu raporlanırken, küresel ortalamanın önemli ölçüde üzerinde seyreden bu durumun, Avrupa’nın kendine özgü düzenleme ve uyum ortamıyla da ilişkili olduğu değerlendiriliyor. Tedarik Zinciri Kaynaklı Siber Vakalarda Artış Sürüyor Rapora göre; gasp/fidye yazılımı ve veri hırsızlığı tehditlerini de içeren siber şantaj kaynaklı hasarlar, toplam bildirimlerin yaklaşık %15'ini oluşturarak müdahale, toparlanma maliyetleri ve iş kesintisi kayıplarının önemli bir nedeni olmaya devam ediyor. Üçüncü taraf ve tedarik zinciri kaynaklı siber vakalardaki artış trendi sürerken; hasar bildirimlerinin %14’ünün dijital hizmet sağlayıcıları, iş ortakları ve tedarikçiler dahil olmak üzere üçüncü taraflarla bağlantılı olduğu görülüyor. Sektörel bazda incelendiğinde ise siber hasar bildirimlerinin yaklaşık %20’sinin üretim sektörü kaynaklı olduğu ve bu oranın geçen yıla göre arttığı belirtiliyor. Gıda ve içecek sektöründe de dikkat çekici bir hasar artışının kaydedildiği raporda, bu tablonun söz konusu sektörlerin bilişim teknolojileri (BT) ve operasyonel teknoloji risklerine karşı artan maruziyetini yansıttığı vurgulanıyor. Siber Tehditlere Karşı Güçlü Bir Dayanıklılık Stratejisi Kurmak Şirketler İçin Bir Gereklilik Raporda ayrıca, şirketlerin GDPR gerekliliklerini yerine getirme ve Avrupa Birliği genelinde yeni bildirim ile dayanıklılık yükümlülükleri getiren NIS2 yönergesine uyum sağlama sürecinde, yasal düzenleme hazırlıklarının artan önemi vurgulanıyor. Bu bulgular, şirketler için güçlü siber güvenlik kontrollerinin, olay anında bant dışı iletişim yeteneğini de kapsayan müdahale hazırlığının, üçüncü taraf risk yönetiminin ve uygun sigorta korumasının bir arada yürütüldüğü siber dayanıklılık stratejilerinin zorunlu olduğunu gösteriyor. “Gizlilikle İlgili Riskler Siber Riskleri Şekillendirmeye Devam Ediyor” 2025 yılında Avrupa genelinde siber hasar sayısının azaldığını ancak olayların ciddiyetinin hala önemli bir endişe kaynağı olmayı sürdürdüğünü belirten Marsh Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, “Gizlilikle ilgili riskler, Avrupa’daki siber riskleri şekillendirmeye devam ederken; şantaj, sosyal mühendislik ve üçüncü taraf olayları giderek daha karmaşık ve maliyetli hasar senaryolarına yol açıyor. Siber tehditler geliştikçe ve yasal düzenlemelere yönelik beklentiler arttıkça, şirketler sadece olayları önlemekle kalmamalı; olaylar meydana geldiğinde etkili bir şekilde müdahale etmeye ve durumu düzeltmeye de hazırlıklı olmalıdır. Siber sigortalar, bu süreç boyunca şirketlere destek olarak kritik bir rol üstleniyor ve bir siber olayın öncesinde, olay sırasında ve sonrasında risk uzmanlığına, olay müdahale araçlarına ve finansal korumaya erişim sağlıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savaşların Yeni Cephesi Elektrik ve Su Altyapıları Haber

Savaşların Yeni Cephesi Elektrik ve Su Altyapıları

Günümüzde savaşlar yalnızca sahada değil, dijital sistemler üzerinden de yürütülüyor. Elektrik şebekeleri, su dağıtım sistemleri, enerji santralleri, ulaşım ağları ve telekomünikasyon altyapıları artık siber saldırıların öncelikli hedefleri arasında yer alıyor. YEO Teknoloji iştiraki olan ve kritik altyapı güvenliği alanında çözümler sunan CBERNET’in Genel Müdürü Gökay Türksönmez, kritik altyapıların korunmasının artık yalnızca bir BT güvenliği meselesi olmadığını vurguluyor. Türksönmez, elektrik üretimi, su dağıtımı ve endüstriyel üretim süreçleri bugün büyük ölçüde endüstriyel kontrol sistemleri (ICS), SCADA ve OT ağları üzerinden yönetildiğini belirterek, “Bu sistemler operasyonel süreçleri doğrudan kontrol ettiği için gerçekleştirilecek bir siber saldırı yalnızca veri kaybına değil, fiziksel süreçlerin kesintiye uğramasına da yol açabiliyor” diyor. Türksönmez’e göre kritik altyapılara yönelik saldırılar artık teorik bir risk olmaktan çıktı. Dünya genelinde enerji şebekelerini, petrol ve gaz tesislerini veya su arıtma sistemlerini hedef alan çok sayıda saldırı yaşanıyor. Bu saldırılar elektrik kesintileri, üretim duruşları veya fiziksel ekipman hasarı gibi sonuçlar doğurabiliyor. Enerji ve endüstriyel sistemler en kritik hedefler Kritik altyapıların büyük bölümü operasyonel teknoloji (OT) ortamlarında çalışıyor. Bu sistemler genellikle uzun yıllar boyunca kesintisiz çalışacak şekilde tasarlandığı için klasik BT güvenliği yaklaşımları çoğu zaman yeterli olmuyor. Türksönmez bu noktaya dikkat çekerek şunları söylüyor: “Bir elektrik santraline, su arıtma tesisine veya enerji iletim altyapısına yönelik siber saldırı yalnızca veri ihlali anlamına gelmez. Bu tür saldırılar operasyonların durmasına, üretimin kesilmesine ve hatta fiziksel hasara yol açabilir. Bu nedenle kritik altyapı güvenliği artık ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.” Siber güvenlikten siber dayanıklılığa Artan tehdit ortamı, kritik altyapılarda yalnızca saldırıları önlemeye odaklanan klasik güvenlik yaklaşımının yeterli olmadığını gösteriyor. Uzmanlara göre kurumların artık siber dayanıklılık (cyber resilience) yaklaşımını benimsemesi gerekiyor. Bu yaklaşım; saldırıları önlemeyierken tespit etmeyioperasyonların kesintiye uğramasını engellemeyisaldırı sonrasında hızlı toparlanmayı birlikte ele alıyor. Kritik altyapıların güvenliğinde IEC 62443, NIST SP 800-82 ve ISO 27001 gibi uluslararası standartlar da giderek daha fazla önem kazanıyor. CBERNET kritik altyapıların güvenliğini güçlendiriyor CBERNET, kritik altyapıların siber güvenliği alanında enerji, üretim, petrol ve gaz ile su ve atık su yönetimi gibi sektörlerde faaliyet gösteriyor. Şirket; endüstriyel kontrol sistemlerinin güvenliği, risk analizi, güvenlik mimarisi tasarımı, test hizmetleri ve eğitim çalışmalarıyla kurumların siber dayanıklılığını artırmayı hedefliyor. Türksönmez, “YEO Teknoloji ekosistemi içinde CBERNET olarak kritik altyapı güvenliğini yalnızca bir teknoloji meselesi olarak değil, iş sürekliliği ve ulusal güvenlik perspektifiyle ele alıyoruz. Enerji santrallerinden endüstriyel üretim tesislerine kadar birçok kritik sistemin siber güvenliğini sağlamak için Türkiye’de ve farklı ülkelerde projeler yürütüyoruz. Dijitalleşen altyapıların güvenliğini en baştan tasarlamak artık projelerin ayrılmaz bir parçası haline geldi” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.