Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Operasyonel Veri

Kapsül Haber Ajansı - Operasyonel Veri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Operasyonel Veri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bir Ürün Gerçekten Ne Kadar Enerji Tüketiyor?  Haber

Bir Ürün Gerçekten Ne Kadar Enerji Tüketiyor? 

Üretim şirketleri için enerji maliyeti, uzun yıllar boyunca ay sonunda gelen fatura üzerinden görülen ve genel üretim giderleri içinde dağıtılan bir kalem olarak değerlendirildi. Ancak enerji talebinin arttığı, maliyet baskısının sürdüğü ve karbon düzenlemelerinin üretim kararlarını daha fazla etkilediği yeni dönemde bu yaklaşım şirketlere yeterli bir öngörü sağlamıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Electricity 2026 raporuna göre küresel elektrik talebinin 2026-2030 döneminde yıllık ortalama yüzde 3,6 artması bekleniyor. Bu tablo, sanayi şirketleri için enerji yönetiminin dönemsel bir maliyet takibi olmaktan çıkıp operasyonel karar alma süreçlerinin merkezine yerleştiğini gösteriyor. Bugün üreticiler açısından kritik soru “Bu ay ne kadar enerji faturası ödedik?” değil. Asıl ihtiyaç hangi ürünün, hattın, siparişin ve üretim koşulunun bu maliyeti yarattığını görebilmek. Üretim hattındaki bir makinenin beklenenden fazla enerji tüketmesi, plansız duruşlar, verimsiz çalışma süreleri ya da sipariş bazlı kapasite kullanımı, ürün kârlılığını doğrudan etkileyebiliyor. Ancak operasyonel veri ile finansal veri birbirinden kopuk ilerlediğinde, bu etki çoğu zaman dönem sonunda fark ediliyor. Enerji verisi üretim maliyetiyle birlikte okunmalı Kurumsal kaynak planlama (ERP) pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS), enerji maliyetinin üretim süreçlerinden bağımsız bir gider kalemi olarak değil, ürün ve sipariş bazlı maliyet analizinin izlenebilir bir bileşeni olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Canias ERP’nin siparişe göre gerçek birim maliyet takibi, malzeme izlenebilirliği, kapasite planlaması ve operasyonel kalite kontrol gibi kabiliyetleri; enerji tüketimi verisinin de üretim performansı ve maliyet analiziyle aynı zeminde değerlendirilmesine imkan tanıyor. Canias IoT altyapısı ise üretim sahasından gelen verilerin ERP süreçleriyle bütünleşmesini destekliyor. Canias IoT Gateway; ERP sunucuları ile kontrol birimleri, sensörler ve akıllı cihazlar arasında iki yönlü bağlantı kurarak kaynak tüketimi ve çevresel değerler gibi verilerin gerçek zamanlı izlenmesini, analiz edilmesini ve görselleştirilmesini sağlıyor. Önceden tanımlanmış kurallara bağlı olaylarda izlenen veriler otomatik olarak ERP çözümüne aktarılabiliyor. Böylece enerji tüketimi, sahadan gelen ayrı bir teknik veri olarak kalmıyor; üretim emri, makine durumu, hat performansı, sipariş ve maliyet bilgisiyle birlikte yönetilebiliyor. Bu veri akışı, Canias ERP’nin Sürdürülebilirlik Yönetimi (ESM) modülüyle birlikte ele alındığında enerji tüketiminin maliyet analizinin yanı sıra karbon hesaplaması ve sürdürülebilirlik raporlamasında da kullanılmasını mümkün kılıyor. Bu sayede sahadan gelen enerji verisi; üretim emri, makine durumu, sipariş ve maliyet bilgisiyle birlikte karbon ayak izi hesaplamasını besleyen izlenebilir bir veri katmanına dönüşüyor. Ay sonu faturası yerine anlık karar verisi IAS CAO’su (Chief Automation Officer) Nuri Aycan, enerji tüketiminin ERP ve IoT entegrasyonuyla birlikte üretim şirketleri için daha yönetilebilir bir karar verisine dönüştüğünü belirterek şunları söyledi: “Enerji yönetimi artık üretimden ayrı takip edilen bir maliyet başlığı olarak ele alınamaz. Şirketler hangi ürünün, hattın ya da siparişin ne kadar enerji tükettiğini görebildiğinde, maliyet optimizasyonu ve sürdürülebilirlik aynı veri zemini üzerinde yönetilebilir hale geliyor. Canias, ERP ve IoT entegrasyonuyla üretim, enerji ve süreç verilerini gerçek zamanlı olarak birbirine bağlıyor. Böylece enerji tüketimi yalnızca dönem sonunda raporlanan bir gider değil; üretim planlamasını, fiyatlandırmayı, kârlılık analizini ve karbon hesaplamasını besleyen operasyonel bir karar verisine dönüşüyor.” Bu yaklaşım, özellikle dar marjlarla çalışan üretim şirketleri açısından kritik önem taşıyor. Enerji maliyetinin doğru ürünle, doğru hatla ve doğru siparişle ilişkilendirilememesi, kârlılık analizlerinde görünmeyen sapmalara yol açabiliyor. Ürün bazında enerji tüketimini izleyebilen şirketler, hangi üretim koşullarının maliyeti artırdığını daha hızlı görebiliyor; verimsiz çalışan hatları, yüksek tüketim yaratan makineleri veya planlama kaynaklı sapmaları daha erken tespit edebiliyor. Karbon düzenlemeleri enerji verisinin değerini artırıyor Enerji tüketiminin üretim verisiyle ilişkilendirilmesi, yalnızca maliyet yönetimi açısından değil, karbon raporlaması ve ihracat rekabeti açısından da önem kazanıyor. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nda geçiş dönemi 2023-2025 arasında tamamlandı; mekanizmanın mali sonuçlar doğuran yeni uygulama dönemi ise 1 Ocak 2026 itibarıyla başladı. Bu yeni dönem, enerji ve emisyon verilerinin izlenebilir, doğrulanabilir ve raporlanabilir biçimde yönetilmesini özellikle ihracatçı üreticiler açısından daha kritik hale getiriyor. Canias ERP’nin Sürdürülebilirlik Yönetimi (ESM) modülü, sürdürülebilirlik verilerinin manuel tablolar üzerinden toplanması yerine üretim, satın alma ve finans süreçleriyle bağlantılı biçimde yönetilmesini destekliyor. ESM’nin Fatura Kontrol modülüyle entegrasyonu, karbon tüketim değerlerinin satın alınan ürünlerin faturaları üzerinden hesaplanmasına olanak tanırken; Temel Veriler entegrasyonu karbon tüketim değerlerinin malzeme ve malzeme-tedarikçi ikilisi bazında saklanmasını sağlıyor. Bu yapı, şirketlerin enerji tüketimini ve karbon verisini daha güvenilir, karşılaştırılabilir ve denetlenebilir biçimde yönetmesine yardımcı oluyor. Kapsam 1, 2 ve 3 seviyelerindeki tüketimlerin ayrı ayrı raporlanabilmesi; karbon ayak izinin daha sağlıklı hesaplanmasına, sürdürülebilirlik performansının daha şeffaf izlenmesine ve ihracat süreçlerinde gerekli veri altyapısının güçlenmesine zemin hazırlıyor. IAS CAO’su (Chief Automation Officer) Nuri Aycan, enerji maliyeti ve sürdürülebilirlik yönetiminin artık aynı operasyonel çerçevede ele alınması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerji tüketimi, CO₂ emisyonları ve kaynak kullanımı artık üretimden bağımsız izlenebilecek başlıklar değil. Bu veriler üretim süreçleriyle birlikte okunduğunda şirketler hem maliyetlerini hem de sürdürülebilirlik performanslarını daha doğru yönetebiliyor. Canias ERP, IoT ve ESM Sürdürülebilirlik Yönetimi modülüyle sahadan gelen veriyi üretim planlaması, maliyet optimizasyonu ve karbon hesaplamasıyla aynı zeminde buluşturarak bu dönüşümü destekliyor.” Enerji, maliyet ve sürdürülebilirlik aynı dijital omurgada buluşuyor IAS’ın Almanya’da Factory Innovation Awards’ta “Sürdürülebilir Akıllı Fabrika” kategorisinde Altın Ödül’e layık görülmesi de Canias’ın sürdürülebilirliği üretim süreçlerinde ölçülebilir ve yönetilebilir bir performans alanına dönüştüren yaklaşımının uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösterdi. Canias’ın bütünleşik yapısı, şirketlerin enerji tüketimini yalnızca maliyet kontrolü için değil, verimlilik, sürdürülebilirlik ve rekabet gücü açısından da yönetmesini mümkün kılıyor. Üretim sahasından gelen veriler ERP içinde işlendiğinde ve ESM Sürdürülebilirlik Yönetimi modülüyle karbon hesaplamalarına bağlandığında, enerji artık ay sonunda dağıtılan görünmez bir gider olmaktan çıkıyor; üretim planlamasını, ürün kârlılığını, fiyatlandırmayı ve karbon yönetimini etkileyen stratejik bir veri katmanına dönüşüyor. IAS, Canias ERP, IoT ve ESM çözümleriyle üretim şirketlerinin enerji, maliyet ve sürdürülebilirlik verilerini aynı dijital omurga üzerinde yönetmesine katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek Haber

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, 2026 Küresel CPG Sektöründe Endüstriyel Yapay Zekâ Anketi’nin yeni bulgularını yayımladı. Anket, ambalajlı tüketim ürünleri (CPG) üreticilerinin 2030 yılına kadar üretimdeki verimsizliklerde ve maliyet baskılarında önemli artışlar beklediğini ortaya koyuyor. Çoğu üretici, dalgalanmaların hızlandığı bu on yılda rekabet gücünü pekiştirmek için endüstriyel zekâya (yapay zekâ, veri ve otomasyonun birleşik gücü) yöneliyor. Yapısal üretim maliyetlerinin 2030'a kadar artması bekleniyor CPG üreticilerinin hızlanan bir kar marjı krizi beklediğini ortaya koyan ankete göre üretim gecikmeleri, duruş süreleri ve ekipman arızaları gibi verimsizlikler, halihazırda nihai ürün maliyetinin tahmini olarak %20,3'ünü oluşturuyor. Katılımcılar, günümüzde gecikmeler, duruş süreleri, yeniden işleme, kalite sapmaları veya varlıkların optimal olmayan kullanımı nedeniyle ortalama üretim gelirlerinin %15,2’sinin kaybedildiğini bildiriyor. Bu önlenebilir kayıpların keskin bir şekilde kötüleşerek gelecek yıl %21,37’ye ulaşması ve 2030 yılına kadar %29,14’e doğru yükselmesi bekleniyor. Birçok CPG üreticisi, önlenebilir üretim kayıplarındaki bu öngörülen artışı azaltmak için endüstriyel yapay zekâya yöneliyor. Yapay zekâ beklentileri artarken hazırlık seviyesi geride kalıyor Bugün her sekiz CPG üreticisinden sadece biri (%13), yapay zekânın temel operasyonlara ve karar alma süreçlerine uçtan uca entegre edildiğini söylüyor. 2030 yılına gelindiğinde ise üreticilerin üçte birinden fazlası (%37) yapay zekânın operasyonlarının merkezinde olmasını bekliyor ki bu, kullanım oranının sadece dört yıl içinde üç katına çıkması anlamına geliyor. Katılımcılar ayrıca yapay zekâ destekli Yatırım Getirisinin (ROI) de keskin bir şekilde artmasını bekliyor: Üçte biri (%32,7), yapay zekâ projelerinden 2030 yılına kadar %50-74 oranında getiri elde etmeyi öngörüyor.Yaklaşık onda biri (%7,9), %100’ün üzerinde getiri tahmin ediyor; bu da yapay zekâ yatırımlarının bir yıldan kısa sürede kendi maliyetini çıkaracağı anlamına geliyor. Bu performans seviyesi günümüzde yalnızca WEF Lighthouse veya otonom fabrikalarında görülmektedir. Buna karşın, katılımcıların yüzde yetmişi mevcut yapay zekâ yatırım getirisinin %20’nin altında olduğunu, yaklaşık üçte biri ise (%28,4) %5 veya daha düşük bir getiri gördüğünü belirtiyor. Bu durum, sektörün henüz erken aşamadaki uygulamalardan sınırlı bir değer elde ettiğini yansıtıyor. Schneider Electric CPG Başkanı Neil Smith, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Üreticiler, 2030 yılına kadar uçtan uca yapay zekâ benimsenmesinde üç katlık bir artışın yanı sıra, görmeyi bekledikleri getirilerde de önemli bir değişim öngörüyor ve günümüzde yalnızca en gelişmiş Lighthouse ve otonom fabrikaların ulaştığı seviyeleri hedefliyorlar. Bu beklenti uçurumu, acilen harekete geçilmesi gerektiğini gösteren en güçlü işarettir. Yapay zekâ, ancak gerçek endüstriyel zekâyı sunduğunda dönüştürücü olabilir: Yani gerçek zamanlı operasyonel verileri, modern otomasyonu ve yapay zekâyı ölçekli olarak verimliliği artıran senkronize kararlara dönüştürme yeteneği. Birçok kuruluş hala yapay zekânın değerini ve benimsenmesini sınırlayan parçalanmış veriler ve eski sistemlerin bulunduğu mevcut tesisleri (brownfield) işletiyor. Bu hazırlık açığını kapatmak, artık CPG sektörü için en önemli rekabet önceliklerinden biridir.” Engel yapay zekâ teknolojisi değil, endüstriyel zekâ için gerekli temel hazırlık seviyesi Yapay zekânın potansiyeline duyulan güçlü güvene rağmen, anket katılımcıları yapay zekâyı ölçeklendirmenin önündeki temel engeller olarak teknolojik değil yapısal zorlukları öne çıkarıyor: Yapay zekâ veya veri bilimi alanındaki beceri açıkları (%43,0),Eski otomasyon sistemleri ve altyapı (%37,5),Bağlamlandırılmış operasyonel veri eksikliği (%36,3),İş gücü direnci (%25,7). Tüm bu unsurlar, siber güvenlik veya uyumluluk endişelerinin (%21,7) de önünde yer alıyor. Schneider Electric Endüstriyel Otomasyon Hizmetleri Kıdemli Başkan Yardımcısı Cecile Vercellino konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sonuçlar çok net: Endüstriyel yapay zekâ için beklenen o dönüştürücü yatırım getirisini sadece dört yıl içinde elde etmek; iş birliği, şeffaflık ve ortak standartlar konusunda köklü bir değişim gerektiriyor. SE Danışmanlık Hizmetleri (SE Advisory Services) aracılığıyla, kendi ‘Lighthouse’ üretim bilgi birikimimizi halihazırda dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimizle paylaşıyor ve onların dijital hedeflerini ölçülebilir etkilere dönüştürmelerine yardımcı oluyoruz. En iyi uygulamaların ve sektöre özel uzmanlığın paylaşılıp hayata geçirilmesinin, endüstriyel dijital dönüşümün bir sonraki dalgasını hızlandıracağına inanıyoruz.” Schneider Electric'in AVEVA iş birliğiyle bugün yayımladığı “Abartının Ötesinde: Rekabetçi Tüketici Ürünleri Üretimi İçin Pratik Yapay Zekâ” (Beyond the Hype: Practical AI for Competitive Consumer Goods Manufacturing) başlıklı yeni rapor; yiyecek-içecek ve yaşam bilimleri sektörlerinde yapay zekânın başarılı bir şekilde uygulanması konusunda rehberlik sunuyor. Rapor; endüstriyel veri, modüler otomasyon, elektrifikasyon ve Endüstriyel Yapay Zekâ uygulama adımları aracılığıyla otonom operasyonlara giden yolu ana hatlarıyla çiziyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek Haber

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, 2026 Küresel CPG Sektöründe Endüstriyel Yapay Zekâ Anketi’nin yeni bulgularını yayımladı. Anket, ambalajlı tüketim ürünleri (CPG) üreticilerinin 2030 yılına kadar üretimdeki verimsizliklerde ve maliyet baskılarında önemli artışlar beklediğini ortaya koyuyor. Çoğu üretici, dalgalanmaların hızlandığı bu on yılda rekabet gücünü pekiştirmek için endüstriyel zekâya (yapay zekâ, veri ve otomasyonun birleşik gücü) yöneliyor. Yapısal üretim maliyetlerinin 2030'a kadar artması bekleniyor CPG üreticilerinin hızlanan bir kar marjı krizi beklediğini ortaya koyan ankete göre üretim gecikmeleri, duruş süreleri ve ekipman arızaları gibi verimsizlikler, halihazırda nihai ürün maliyetinin tahmini olarak %20,3'ünü oluşturuyor. Katılımcılar, günümüzde gecikmeler, duruş süreleri, yeniden işleme, kalite sapmaları veya varlıkların optimal olmayan kullanımı nedeniyle ortalama üretim gelirlerinin %15,2’sinin kaybedildiğini bildiriyor. Bu önlenebilir kayıpların keskin bir şekilde kötüleşerek gelecek yıl %21,37’ye ulaşması ve 2030 yılına kadar %29,14’e doğru yükselmesi bekleniyor. Birçok CPG üreticisi, önlenebilir üretim kayıplarındaki bu öngörülen artışı azaltmak için endüstriyel yapay zekâya yöneliyor. Yapay zekâ beklentileri artarken hazırlık seviyesi geride kalıyor Bugün her sekiz CPG üreticisinden sadece biri (%13), yapay zekânın temel operasyonlara ve karar alma süreçlerine uçtan uca entegre edildiğini söylüyor. 2030 yılına gelindiğinde ise üreticilerin üçte birinden fazlası (%37) yapay zekânın operasyonlarının merkezinde olmasını bekliyor ki bu, kullanım oranının sadece dört yıl içinde üç katına çıkması anlamına geliyor. Katılımcılar ayrıca yapay zekâ destekli Yatırım Getirisinin (ROI) de keskin bir şekilde artmasını bekliyor: Üçte biri (%32,7), yapay zekâ projelerinden 2030 yılına kadar %50-74 oranında getiri elde etmeyi öngörüyor.Yaklaşık onda biri (%7,9), %100’ün üzerinde getiri tahmin ediyor; bu da yapay zekâ yatırımlarının bir yıldan kısa sürede kendi maliyetini çıkaracağı anlamına geliyor. Bu performans seviyesi günümüzde yalnızca WEF Lighthouse veya otonom fabrikalarında görülmektedir. Buna karşın, katılımcıların yüzde yetmişi mevcut yapay zekâ yatırım getirisinin %20’nin altında olduğunu, yaklaşık üçte biri ise (%28,4) %5 veya daha düşük bir getiri gördüğünü belirtiyor. Bu durum, sektörün henüz erken aşamadaki uygulamalardan sınırlı bir değer elde ettiğini yansıtıyor. Schneider Electric CPG Başkanı Neil Smith, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Üreticiler, 2030 yılına kadar uçtan uca yapay zekâ benimsenmesinde üç katlık bir artışın yanı sıra, görmeyi bekledikleri getirilerde de önemli bir değişim öngörüyor ve günümüzde yalnızca en gelişmiş Lighthouse ve otonom fabrikaların ulaştığı seviyeleri hedefliyorlar. Bu beklenti uçurumu, acilen harekete geçilmesi gerektiğini gösteren en güçlü işarettir. Yapay zekâ, ancak gerçek endüstriyel zekâyı sunduğunda dönüştürücü olabilir: Yani gerçek zamanlı operasyonel verileri, modern otomasyonu ve yapay zekâyı ölçekli olarak verimliliği artıran senkronize kararlara dönüştürme yeteneği. Birçok kuruluş hala yapay zekânın değerini ve benimsenmesini sınırlayan parçalanmış veriler ve eski sistemlerin bulunduğu mevcut tesisleri (brownfield) işletiyor. Bu hazırlık açığını kapatmak, artık CPG sektörü için en önemli rekabet önceliklerinden biridir.” Engel yapay zekâ teknolojisi değil, endüstriyel zekâ için gerekli temel hazırlık seviyesi Yapay zekânın potansiyeline duyulan güçlü güvene rağmen, anket katılımcıları yapay zekâyı ölçeklendirmenin önündeki temel engeller olarak teknolojik değil yapısal zorlukları öne çıkarıyor: Yapay zekâ veya veri bilimi alanındaki beceri açıkları (%43,0),Eski otomasyon sistemleri ve altyapı (%37,5),Bağlamlandırılmış operasyonel veri eksikliği (%36,3),İş gücü direnci (%25,7). Tüm bu unsurlar, siber güvenlik veya uyumluluk endişelerinin (%21,7) de önünde yer alıyor. Schneider Electric Endüstriyel Otomasyon Hizmetleri Kıdemli Başkan Yardımcısı Cecile Vercellino konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sonuçlar çok net: Endüstriyel yapay zekâ için beklenen o dönüştürücü yatırım getirisini sadece dört yıl içinde elde etmek; iş birliği, şeffaflık ve ortak standartlar konusunda köklü bir değişim gerektiriyor. SE Danışmanlık Hizmetleri (SE Advisory Services) aracılığıyla, kendi ‘Lighthouse’ üretim bilgi birikimimizi halihazırda dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimizle paylaşıyor ve onların dijital hedeflerini ölçülebilir etkilere dönüştürmelerine yardımcı oluyoruz. En iyi uygulamaların ve sektöre özel uzmanlığın paylaşılıp hayata geçirilmesinin, endüstriyel dijital dönüşümün bir sonraki dalgasını hızlandıracağına inanıyoruz.” Schneider Electric'in AVEVA iş birliğiyle bugün yayımladığı “Abartının Ötesinde: Rekabetçi Tüketici Ürünleri Üretimi İçin Pratik Yapay Zekâ” (Beyond the Hype: Practical AI for Competitive Consumer Goods Manufacturing) başlıklı yeni rapor; yiyecek-içecek ve yaşam bilimleri sektörlerinde yapay zekânın başarılı bir şekilde uygulanması konusunda rehberlik sunuyor. Rapor; endüstriyel veri, modüler otomasyon, elektrifikasyon ve Endüstriyel Yapay Zekâ uygulama adımları aracılığıyla otonom operasyonlara giden yolu ana hatlarıyla çiziyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hepsiburada’dan TEKNOFEST’te Yapay Zeka Destekli Lojistik Yarışması Haber

Hepsiburada’dan TEKNOFEST’te Yapay Zeka Destekli Lojistik Yarışması

Hepsiburada, T3 Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücüsü olduğu TEKNOFEST 2026 kapsamında gerçek operasyonel problemlere çözüm üretmeyi hedefleyen “Yapay Zeka Destekli Lojistik Anahat Optimizasyonu Yarışması” gerçekleştirecek. Genç katılımcılardan kapasite, hacim ve servis seviyesi kısıtlarını gözeterek teslimat atamalarını gerçekleştirebilen, transfer merkezleri arasındaki rotaları en verimli şekilde planlayabilen ve makine öğrenmesi yöntemleriyle teslimat hacimlerini öngörebilen bütüncül çözümler tasarlamaları bekleniyor. Gerçek Veri Setleriyle Ölçülebilir ve Uygulanabilir Çözümler Yarışma sürecinde takımlar, gerçek operasyonel veri setleri üzerinden çalışarak maliyet, gecikme riski, kapasite kullanımı ve operasyonel kısıtları birlikte ele alan modeller geliştirecek. Bu doğrultuda ekipler karşılaştırılabilir, ölçülebilir ve sahada uygulanabilir bir anahat optimizasyon yaklaşımı sunacak. Gençler tarafından ortaya çıkarılan projeler; lojistik operasyonlarda verimliliğin artırılmasına, hizmet seviyesinin iyileştirilmesine ve sürdürülebilir planlama modellerinin ortaya çıkmasına odaklanacak. Yarışmada finale kalan takımlar, çözümlerini fiziksel sunum aşamasında jüriye aktaracak. Kazanan ekipler ise 30 Eylül - 4 Ekim tarihleri arasında Şanlıurfa’da düzenlenecek TEKNOFEST 2026 sahnesinde ödüllerini alarak projelerini geniş kitlelerle paylaşma fırsatı yakalayacak. Son Başvuru Tarihi 22 Mart Son başvuru tarihi 22 Mart 2026 olan yarışmaya ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde eğitim gören öğrenciler ve mezuniyet tarihinden 1 yıl geçmemiş kişiler başvurabiliyor. Takımların en az 2, en fazla 4 kişiden oluşması şartı bulunuyor. Yarışmada birinci seçilen takım 150 bin, ikinci takım 120 bin, üçüncü takım ise 100 bin liralık ödüle hak kazanacak. Yarışma takvimi, şartlar, süreçler hakkında detaylı bilgi ve başvuru için: https://teknofest.org/tr/yarismalar/yapay-zeka-destekli-lojistik-anahat-optimizasyonu-yarismasi/ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.