Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Operasyonel Verimlilik

Kapsül Haber Ajansı - Operasyonel Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Operasyonel Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Panda Alüminyum’dan Karbon Nötr Gelecek İçin Güçlü Taahhüt Haber

Panda Alüminyum’dan Karbon Nötr Gelecek İçin Güçlü Taahhüt

Türkiye alüminyum sektörü, artan ihracat hacmi ve Avrupa pazarındaki payını büyütmesiyle bölgesel bir üretim üssüne dönüşürken, CBAM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) uygulamalarıyla birlikte düşük karbonlu üretim artık rekabetin kaçınılmaz bir gerekliliği olarak öne çıkıyor. Bu dönüşüm sürecinde Panda Alüminyum, Ankara Kahramankazan’daki tesislerinde ambalajdan otomotive uzanan geniş bir ürün yelpazesinde, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli çözümler sunuyor. Avrupa’nın önde gelen yassı alüminyum üreticilerinden biri olan şirket, düşük karbonlu üretim altyapısıyla uluslararası pazarlarda rekabet gücünü güçlendiriyor. Enerjide kendi kendine yeten üretim modeli Panda Alüminyum, enerji yönetimini karbonsuzlaşma stratejisinin merkezine alarak, tesislerinde tükettiği elektriğin 1,8 katını kendi güneş enerji sahalarıyla üretiyor. Panda Alüminyum iştiraklerinden Panab Enerji ile yürütülen projeler kapsamında ise metan gazı enerjiye dönüştürülerek, 330.000 hanenin elektrik ihtiyacına karşılık gelen temiz enerji üretiliyor. Bu entegre yapı sayesinde Panda Grubu genelinde yıllık 520.000 ton karbon emisyonu azaltımı sağlanıyor. “Karbon yönetimini kalıcı bir sanayi standardı olarak görüyoruz” Panda Alüminyum Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüseyin Seherli, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, atıktan enerji üretimi ve geri dönüştürülebilir üretim modelleri, üretim anlayışımızın temelini oluşturuyor. Elektriğini kendi üreten ve tükettiğinin üzerinde enerji üretebilen bir sanayi yapısı kurduk. Karbon yönetimini geçici bir gündem maddesi olarak değil, kalıcı bir sanayi standardı olarak ele alıyoruz. Avrupa’da uygulanacak karbon vergilendirme mekanizmaları, firmaların bu alandaki hazırlık seviyesini net biçimde ortaya koyacak. Biz de uzun süredir attığımız adımlar sayesinde bu sürece güçlü bir şekilde hazır olduğumuza inanıyoruz.” 2030 vizyonu: karbonsuzlaşma ve küresel rekabet gücü Panda Alüminyum’un 2030 vizyonunun merkezinde karbonsuzlaşma, operasyonel verimlilik ve sürdürülebilir büyüme yer alıyor. Hüseyin Seherli, bu vizyonu şu sözlerle özetledi: “Karbon emisyonlarımızı yüzde 50 oranında azaltmayı, 2050 yılında ise sıfır karbon hedefine ulaşmayı amaçlıyoruz. Operasyonel verimlilik, enerji yönetimi ve ileri üretim teknolojileri alanındaki yatırımlarımızı artırarak sürdürüyoruz. ‘Daha az tüketerek üretmek’ anlayışıyla hareket ediyor; çevreye, insana ve iş ortaklarımıza uzun vadeli değer yaratmayı önceliklendiriyoruz. Bu yaklaşımın, küresel pazarlarda giderek sıkılaşan düzenlemeler karşısında şirketimizi tercih edilen bir iş ortağı haline getireceğine inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TP Türkiye, İnsan Kaynakları ve İş Gücü Yönetiminde Dış Kaynak Hizmetlerini Daha Kapsamlı ve Kurumsal Bir Yapıya Taşıyor Haber

TP Türkiye, İnsan Kaynakları ve İş Gücü Yönetiminde Dış Kaynak Hizmetlerini Daha Kapsamlı ve Kurumsal Bir Yapıya Taşıyor

Dijital iş hizmetlerinin küresel lideri TP, insan kaynakları süreçlerindeki operasyonel uzmanlığını bugüne kadar birçok sektörde başarıyla uyguladı. Şimdi bu tecrübeyi, Dış Kaynak İnsan Kaynakları Hizmetleri (HRO) başlığı altında daha sistematik ve bütünsel bir yaklaşımla şirketlerin hizmetine sunuyor. Yeni yapılanma, farklı sektörlerden işletmelere esnek kapasite yönetimi, mevzuat uyumu ve operasyonel verimlilik gibi kritik avantajlar sağlarken; TP Türkiye, bu süreçlerde sadece hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda stratejik bir iş ortağı olarak konumlanıyor. İşe alım çözümleri kapsamında TP Türkiye; aday bulma, ön değerlendirme, mülakat süreçlerinin yönetimi, profil doğrulama ve referans kontrolleri gibi uçtan uca seçme ve yerleştirme hizmetlerini sürdürüyor. Dış kaynak kullanımında ise müşteri şirketlerin ihtiyaç duyduğu iş gücü, TP bordrosunda istihdam edilerek tüm yasal ve idari süreçler TP’nin uzman ekipleri tarafından yönetiliyor. Operasyonel sevk ve idare ise müşteri kontrolünde ilerliyor. Bu model, hem esneklik hem de mevzuat uyumluluğu açısından şirketlere ciddi avantaj sağlıyor. Çalışan ve iş ortağı şirket arasında sürekli iletişim sağlanarak sürecin kesintisiz, sağlıklı ve yüksek memnuniyetle ilerlemesi güvence altına alınıyor. HRO yapılanması kapsamında TP Türkiye, ofis rolleriyle sınırlı kalmayan; sahada yaygın organizasyon gerektiren iş gücü ihtiyaçlarına da uçtan uca çözümler sunuyor. 81 ilde yönetilebilen saha operasyonları ile perakende satış ve uygulama yönetimi, deneyimsel aktivasyonlar ve saha ekiplerinin işe alımı, eğitimi ve yönetimi tek çatı altında yürütülüyor. Bu kapsamda; FMCG, zincir mağazalar, teknoloji, kozmetik, sağlık, telekom, e-ticaret, otomotiv, finans, sigorta, enerji, eğitim, dijital platformlar, turizm ve hizmet sektörlerinde faaaliyet gösteren iş ortaklarımıza destek veriliyor. Sahadan gelen veriler online/offline raporlama sistemleriyle takip edilerek denetimler, KPI ölçümleri, heatmap ve davranışsal analizler ile yönetime periyodik raporlar sağlanıyor. Konuya ilişkin açıklamada bulunan TP Türkiye ve Azerbaycan CEO’su Tülay Doğrular, “TP olarak yıllardır büyük ölçekli iş gücü yönetimi konusunda güçlü bir uzmanlık geliştirdik. Bu deneyimi artık daha kurumsal bir hizmet çerçevesinde yapılandırarak, şirketlere uçtan uca HR çözümleri sunuyoruz. Hedefimiz; operasyonel yükü azaltan, maliyet avantajı sağlayan ve şirketleri daha çevik hâle getiren güçlü bir iş ortağı olmak” dedi. Doğrular açıklamasında ayrıca şu ifadeleri kullandı: “HRO yapılanmamız sadece operasyonel süreçleri üstlenen bir yapı değil; aynı zamanda iş gücünün geleceğini, öne çıkacak becerileri ve rekabet avantajlarını birlikte tasarladığımız bir yol arkadaşlığı modeli. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin farklı bölgelerinde yeni müşteri kümelerini kapsayan ölçeklenebilir bir HRO ekosistemi kurmayı, dijital işe alım, saha ve bordro yönetimi teknolojilerini sürekli geliştirmeyi ve şirketlerin tüm HR operasyonlarını tek elden, bütüncül bir yaklaşımla yönetecek 360° dış kaynak modelimizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Lojistik Firmaları Avrupa’da Büyüyor Taşımacılık Sektöründe 2026 Fırsatları Haber

Türk Lojistik Firmaları Avrupa’da Büyüyor Taşımacılık Sektöründe 2026 Fırsatları

Avrupa içi yük taşımalarının %75’ten fazlası karayolu ile gerçekleştirilirken, Türk lojistik şirketleri de bu pazarda her geçen yıl daha görünür hale geliyor. Birlik içi lojistik hacmi sürekli büyüyor ve AB ülkeleriyle ticaret yapan firmalar için ölçeklenebilir fırsatlar sunuyor. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak isteyen lojistik ve taşımacılık şirketleri için bu süreç artık sadece bir hedef değil — ölçeklenebilir bir stratejiye dönüşüyor. Peki son dönemde neden Çekya, Türk taşımacılık şirketleri için stratejik bir merkez olarak öne çıkıyor? Avrupa Lojistiğinin Kalbinde Bir Ülke: Çekya Çek Cumhuriyeti; Almanya, Avusturya, Polonya ve Slovakya ile komşu konumu sayesinde Batı ve Orta Avrupa’nın tam merkezinde yer alıyor. Berlin, Viyana, Budapeşte ve Varşova gibi ekonomik merkezlere sadece birkaç saatlik mesafede yer alması sayesinde lojistik erişimi benzersiz. Aynı zamanda Avrupa içi yük trafiğinin önemli bir transit akış noktası haline geliyor. Bu coğrafi avantaj, Çekya’yı yalnızca bir transit ülke değil, aynı zamanda Avrupa içi operasyonların yönetildiği bir lojistik üs haline getiriyor. 55.000 km’yi aşan gelişmiş karayolu ağı OECD ülkeleri arasında km² başına en yoğun demiryolu altyapısı Prag Havalimanı üzerinden Avrupa’nın tamamına direkt erişim Bu altyapı sayesinde Çekya, Türk lojistik firmaları için operasyonel verimlilik ve maliyet avantajını aynı anda sunuyor. Öte yandan Çekya, Batı Avrupa ülkelerine kıyasla daha sade, öngörülebilir ve esnek bir mevzuat yapısına sahip. Lojistik şirketleri için: Şirket kuruluş süreçleri hızlı Vergi ve yükümlülükler şeffaf Operasyonel maliyetler Almanya ve Avusturya’ya göre daha dengeli Tüm bunların yanı sıra, Çek Cumhuriyeti yabancı yatırımcılar için cazip düzenlemeler ve teşvikler ile birlikte nitelikli iş gücü vaat ediyor. Bu da Çekya’yı, Avrupa’ya açılmak isteyen Türk lojistik firmaları için “ilk adım ülkesi” konumuna getiriyor. Prag merkezli bir iş geliştirme ve uluslararası büyüme partneri olarak, ülkemiz ile Avrupa’yı birbirine yakınlaştıran YeYe Agency’nin, 2025 yılında Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasında güçlenen işbirlikleri ve fırsatlar üzerine yayınladığı bir analize göz atmanızda yarar görüyoruz. Türkiye ve Çekya Arasında 2025’te Güçlenen İşbirlikleri ve Yeni Fırsatlar Türk Lojistik Sektörünün Avrupa Yolculuğu Türkiye’nin lojistik firmaları, Avrupa pazarında giderek daha görünür hale geliyor. Türkiye, Avrupa Birliği ile olan Gümrük Birliği sayesinde lojistik ve taşımacılıkta doğal bir avantaja sahip. 2021 itibarıyla Türkiye–AB ticaret hacmi 164 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda. Bu büyüme, Türk taşımacılık firmalarının Avrupa içinde daha kalıcı ve kurumsal yapılara yönelmesini kaçınılmaz kılıyor. Ancak Avrupa pazarına giriş yalnızca araç göndermekten ibaret değil, Avrupa’nın içinde resmî şirket kurma, lisanslar, pazar içi operasyon ve regülasyonlara tam uyum süreçlerini içeriyor. Rekabet halindeki firmalar fark yaratacak stratejilere ihtiyaç duyuyor: Şirket kuruluşu Taşıma lisansları ve EU yetkilendirmeleri CEMT defteri ve 3. ülke dozvaları KDV numarası, muhasebe ve vergi süreçleri İnsan kaynağı, vize ve oturum izinleri Avrupa İç Operasyon Yönetimi Güzergâh ve Maliyet Optimizasyonu İşte bu noktada doğru ülke ve doğru iş ortağı seçimi, başarının anahtarı haline geliyor. YeYe Agency: Avrupa’ya Açılmada Stratejik Partneriniz Bugüne kadar birçok Türk lojistik firmasının Çekya üzerinden Avrupa’da kalıcı operasyonlar kurmasına destek vermiş olan YeYe Agency, Türk lojistik şirketlerinin Avrupa pazarına girişinde uçtan uca stratejik partner olarak konumlanıyor. Şirketiniz genişlemek veya yeni pazarlara açılmak istediğinde, yolculuk AB’de bir taşımacılık işi kurmanın karmaşık sürecini anlamakla başlar. Lojistik ve operasyonel labirentte gezinmek incelikli bir anlayış ve stratejik planlama gerektirir – YeYe Agency tam da bu noktada uzmanlaşmıştır. YeYe Agency’nin yaklaşımı son derece basit ama sistematik: Planla: Pazar analizi, fizibilite, doğru ülke ve operasyon modeli seçimi. Uygula: Şirket kuruluşu, lisanslar, banka hesapları, KDV numarası, insan kaynağı, araç ve sigorta süreçleri. Büyüt: Yeni hatlar, iş ortaklıkları, finansman çözümleri ve sürdürülebilir büyüme stratejileri. Bu kapsamlı yaklaşım, Türk lojistik şirketlerinin sadece Avrupa’ya açılmasını değil, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir şekilde büyümesini sağlıyor. YeYe Agency'nin 360° Lojistik Çözümleri Şirket Kurulumu & Lisans Süreçleri: Tüm Avrupa operasyonlarınız için şirket kurulumunu, Eurolisans, CEMT(UBAK) defteri ve diğer belgelerin teminini A’dan Z’ye biz üstlenir. Araç Leasing & Finansman: Küçük ya da büyük araç filoları için leasing çözümleri sunmakta. Finansman konusunda Türkiye-Çekya ortak bankacılık modellerine, uzun vadeli leasing anlaşmalarına ulaşabilmeniz için opsiyonlar yaratıyor. Yakıt & Geçiş Ücreti Yönetimi: DKV (https://www.dkv-mobility.com) ve Eurowag (https://www.eurowag.com) gibi Avrupa'nın en yaygın yakıt ve geçiş kart sistemlerine entegre çözümlerle firmalarınızın giderlerini kontrol altına alıyor. Yük Bulma & Dijital Platformlara Kayıt: TimoCom (https://www.timocom.com), Trans.eu (https://www.trans.eu) gibi Avrupa'nın önde gelen yük pazarlarına kayıt işlemlerinizi tamamlayarak, daha fazla yükle daha fazla iş hacmi yaratmanızı sağlıyor. Hızlı Ödeme Sistemleri & Factoring: Avrupa’da nakit akışında yaşanan zorluklara karşı, yerel partner bankalarıyla hızlı ödeme ve factoring çözümleri sunarak gecikmeleri minimuma indiriyor. Uzaktan Operasyon Yönetimi (ScaleOffice): YeYe Agency'nin sunduğu en büyük fark, ScaleOffice adlı dijital yönetim platformu. Bu platform sayesinde: Muhasebe ve vergilendirme işlemleriniz düzenli takip edilir, Belgeler ve yasal süreçler çevrimiçi kontrol edilir, Personel dosyaları ve araç dokümanları eksiksiz şekilde yönetilir, Tüm süreçler hem Türkçe hem Çekçe destekli takip edilir. "Sıfırdan bir lojistik şirketi kurmak isteyen bir girişimci için idari ve mali işler departmanıyız. Mevcut şirketler için ise Avrupa'daki Dış Kaynaklı Operasyon Ofisi görevini üstleniyoruz." Yalın Yüregil YeYe Agency’nin, Avrupa pazarına girmek ve orada başarılı olmak isteyen lojistik ve taşımacılık firmaları için hazırladığı rehberde daha detaylı bilgiler ve ipuçlarına göz atmanızı öneririz. (Rehberi aşağıdaki linkten ücretsiz olarak indirebilirsiniz.) Lojistik ve Taşımacılık Şirketleri için Rehber YeYe Agency’nin rehberliğinde Avrupa’da kurulan lojistik oyuncular, yerel pazarda hızla konum aldı ve büyüme odaklı stratejiler geliştirdi. Örneğin, Piano Logistics için şirket kurulumundan günlük operasyonlara kadar Çekya’daki varlıklarının kurulmasında rol alarak, yılda yüzlerce tur düzenleyen uluslararası bir işletme yaratıldı. Bugün Piano Logistics Avrupa’da büyümeye devam ediyor. Piano Logistics, Çekya’da büyük bir sermaye artırımına giderek TIR ve dorse yatırımlarını genişletti. Türkiye’nin en büyük lojistik firmalarından biri olan Barsan Global Lojistik, Avrupa operasyonlarını geliştirmek için stratejik bir hamle olan Çekya’ya genişlemek üzere, uzun süredir YeYe Agency ile işbirliği yapmakta. Yönetim ekibi için uzun süreli oturma ve çalışma izinlerinin alınması, kurumsal banka hesaplarının oluşturulması, AB çapında bir KDV numarası alınması ve uluslararası taşımacılık için gerekli lisansların alınması da dahil olmak üzere genişlemelerinin kritik adımlarını YeYe Agency rehberliğinde gerçekleştirdiler. Bu stratejik işbirliği Barsan’ın Avrupa lojistik sektöründe önde gelen bir oyuncu olarak konumunu sağlamlaştırdı. “Çek Cumhuriyeti menşeili bir lojistik firmasının tüm ihtiyaçlarına cevap veren tecrübeli kadrosuyla iş birliği içinde olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Her zaman yenilikçi ve çözüm odaklı yaklaşımları için Barsan Global Logistics s.r.o. olarak teşekkür ederiz.” Nazim Berk Özbek Barsan Global Lojistik Bölge Direktörü Avrupa’ya Açılmak Bir Risk Değil, Doğru Kurgulanırsa Bir Avantajdır Avrupa lojistik pazarı dinamizmini korurken, Türk taşımacılık firmalarının bu pazarda planlı, stratejik ve partner destekli bir şekilde yer alması kritik. Ancak bu pazarda başarılı olan firmalar, süreci doğru ülke, doğru yapı, doğru partner üçgeniyle yönetenler oluyor. Eğer siz de 2026’ya Avrupa’da güçlü bir başlangıç yapmak istiyorsanız, Çekya merkezli lojistik modelini ve bu süreci nasıl yöneteceğinizi mutlaka değerlendirmelisiniz. Detaylı bilgi almak ve YeYe Agency uzmanlarından görüş almak için: ???? https://transport.yeyeagency.com/

FNSS Savunma Sistemleri’nde Bayrak Devri Haber

FNSS Savunma Sistemleri’nde Bayrak Devri

1 Ocak itibarıyla görevini devreden Kadir Nail Kurt, FNSS’de 18 yıl boyunca sürdürdüğü liderliği ile FNSS ve Türk Savunma Sanayii’ne önemli katkılarda bulunmuştur. FNSS’deki kariyerine Savunma Sanayii Başkanlığı’nın ilk projesi olan Zırhlı Muharebe Araçları Projesi ile başlayan Nail Kurt; CEO’luk döneminde birçok “ilk”e imza atmıştır. Kurt’un yönetiminde; TSK envanterine giren Türkiye’nin ilk özgün tasarım zırhlı kara araçları projeleriyle, Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaç duyduğu kritik platformların hayata geçirilmesine öncülük edilmiştir. Kurumsallaşma sürecini başarıyla yürüten ve şirket öz kaynaklarıyla sürdürülen Ar-Ge projelerine büyük önem veren Kurt, FNSS’i bugün sektörün en geniş ürün portföyüne sahip, önde gelen kara sistemleri şirketi konumuna taşımıştır. Görevi devralan Selim Baybaş, 27 yılı aşkın üst düzey yöneticilik kariyerinde DaimlerChrysler, Sabancı Holding, İnci Holding, Doğan Holding ve Nurol Holding bünyesinde stratejik görevler üstlenerek, vizyoner liderliğiyle, farklı sektörlerdeki firmaları önemli başarılara taşımıştır. Son olarak 2019–2025 yılları arasında Nurol Teknoloji’de CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Baybaş, şirketin yeni yatırımlar ve stratejik ortaklıklarla büyümesine liderlik etmiştir. Baybaş’ın yönetiminde; Ar-Ge, inovasyon, operasyonel verimlilik, satış, sürdürülebilir kâr ve ihracat alanlarında gerçekleşen kapsamlı dönüşüm sayesinde Nurol Teknoloji, alanında öncü ve güçlü bir marka konumuna taşınmıştır. 2023 yılında gerçekleştirdiği stratejik büyüme yolculuğunda, ABD’de kurulan Nurol Technology USA ve Almanya’nın köklü seramik-toz hammadde üreticisi IndustrieKeramik Hochrhein (IKH) şirketinin Nurol Teknoloji bünyesine katılmasıyla dikey entegrasyon stratejisini başarıyla gerçekleştirmiştir. Nurol Teknoloji, Baybaş liderliğindeki yolculuğunda ileri teknik balistik seramiklerle yeni nesil zırh sistemlerine öncülük ederek Türk Savunma Sanayii’ne önemli kabiliyetler kazandırmıştır. FNSS’de CEO değişikliğini değerlendiren, Nurol Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğuz Çarmıklı küresel büyüme ve dönüşüm odaklı yönetim anlayışına dikkat çekti: “Bu değişiklik, FNSS’nin küresel varlığını güçlendirme, dijital dönüşümü hızlandırma ve ürün portföyünü genişletme hedeflerini içeren uzun vadeli stratejisinin doğal bir parçasıdır. FNSS’de bayrağı devralan, Selim Baybaş; güçlü liderlik vizyonu, küresel tecrübesi ve dönüşüm odaklı yönetim anlayışıyla topluluğumuzun sürdürülebilir büyüme hedeflerine önemli katkılar sunmuştur ve FNSS’de üstlendiği yeni sorumlulukla bu katkıyı daha da ileri taşıyacaktır. Kendisini tebrik ediyor, yeni görevinde başarılar diliyoruz. 38 yıldır Nurol Holding ailesinin değerli bir üyesi olan ve 18 yıl boyunca FNSS’nin liderliğini üstlenen Nail Kurt’a çok değerli katkıları için teşekkür ediyoruz.” dedi. Selim Baybaş liderliğinde, FNSS Savunma Sistemleri A.Ş., köklü tarihi, güçlü mühendislik yetkinlikleri ve yenilikçi vizyonu doğrultusunda; ileri teknolojiler odağında büyümesini sürdürecek, küresel rekabet gücünü artırmaya ve uluslararası pazarlardaki konumunu daha da güçlendirmeye kararlılıkla devam edecektir. Selim Baybaş Hakkında 1974 doğumlu Selim Baybaş, Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra MBA derecesini 2000 yılında Bilkent Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Kariyerine Finansbank Hazine Bölümü’nde başlamış olup, 2001 yılından itibaren DaimlerChrysler şirketinde Satış Sonrası, Bayi Geliştirme ve Pazarlama Stratejisi alanlarında yönetici olarak görev almıştır. 2006 yılında Temsa Global’de Operasyon ve Tedarik Zinciri Müdürlüğü görevini yürüten Selim Baybaş, 2008 yılında Temsa Europe NV’de Uluslararası Müşteri Hizmetleri Başkanı ve Temsa Austria GmbH Ülke Müdürü olarak görev yapmıştır. 2010–2015 yılları arasında İnci Holding’de Holding İcra Kurulu üyeliği ile grup şirketlerinde Yönetim Kurulu Başkanlığı ve üyelikleri üstlenmiştir. 2015–2019 yılları arasında Borsa İstanbul’da halka açık Çelik Halat ve Tel San. A.Ş. ile Ditaş Doğan Yedek Parça İmalat ve San. A.Ş. şirketlerinde Yönetim Kurulu Başkanı, Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Murahhas Aza ve İcra Kurulu Başkanı görevlerini yerine getirmiştir. 2019 yılı Ekim ayında Nurol Teknoloji ve Nurol Solar şirketlerinin Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak göreve başlamış olup, Nurol Teknoloji tarafından satın alınan Alman IKH GmbH ile ABD’de kurulan Nurol Technology US LLC şirketlerinde de Murahhas Aza olarak görev yapmaktadır. Kariyeri boyunca “Dönüşüm Yöneticisi” vizyonuyla hareket eden Selim Baybaş, görev aldığı şirketlerde küresel operasyonları genişleterek güçlü bir finansal büyüme başarısına imza atmıştır. Altı yıllık sürede Nurol Teknoloji; gerek Türk emniyet güçlerinin gerekse müttefik ülkelerin ihtiyaçlarını tamamı patentle korunan ürünleriyle karşılamış, Türkiye’nin savunma sanayii ihracat hacmine önemli katkılar sağlamıştır. Nurol Teknoloji’deki Genel Müdürlük görevini 2025 yılı Eylül ayında devretmiş ve 1 Ocak 2026 itibarıyla FNSS’de CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi görevini üstlenmiştir. Yönetici akademisyen Gonca Börekçi Baybaş ile evlidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Divan Grubu’nda Üst Düzey Atama Haber

Divan Grubu’nda Üst Düzey Atama

Divan Grubu’nun Genel Müdürlük görevine sektörün önemli isimlerinden Ziya Alper Önder getirildi. Divan Grubu, bu stratejik atama ile hizmet mükemmeliyeti ve çok sektörlü değer yaratma vizyonunu güçlendirmeyi hedefliyor. İstanbul Erkek Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olan ve iyi derecede İngilizce ve Almanca bilen Ziya Alper Önder, profesyonel kariyerine 1995 yılında PwC’de başladı. Şirket bünyesinde farklı kademelerde görev alarak 2006 yılında ortaklığa kabul edildi. Denetim, finansal analiz ve kurumsal dönüşüm alanlarında önemli bir uzmanlık geliştiren Önder, 2012 yılından itibaren Doğuş Holding ve Doğuş Yeme-İçme, Turizm ve Perakende Grubu çatıları altında iç denetim, bilgi teknolojileri, finans, satın alma, tedarik zinciri, operasyon, teknik ve yatırım süreçleri gibi kritik fonksiyonların yönetiminden sorumlu üst düzey rollerde görev aldı. Çok fonksiyonlu operasyon yapılarının optimizasyonu, organizasyonel dönüşüm, finansal yapılanma ve operasyonel verimlilik gibi alanlarda geniş ölçekli projelere liderlik etti. Divan Grubu’nun gelecek vizyonunda önemli katkı sunacak olan Önder, uzun yıllara dayanan yurt içi ve yurt dışı yönetim ve kurumsal deneyimi; finans, operasyon, tedarik zinciri ve kurumsal dönüşüm alanlarındaki uzmanlığıyla grubun hedeflerini ileriye taşıyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tailwind Havayolları, 2026’da Türkiye’ye Taşıdığı Turist Sayısını 2 Katına Çıkaracak Haber

Tailwind Havayolları, 2026’da Türkiye’ye Taşıdığı Turist Sayısını 2 Katına Çıkaracak

Kuruluş vizyonu ve temel değerlerini referans alarak yürütülen yeniden yapılanma sürecinde, mali disiplinin güçlendirilmesi, yalın yönetim anlayışının organizasyon geneline yayılması ve operasyonel çevikliğin artırılması önceliklendirildi. Bu süreçte Tailwind Havayolları, Doğu Avrupa başta olmak üzere yeni pazarlarda bilinirliğini artırırken, sadık iş ortaklarıyla ilişkilerini daha da pekiştirdi. “Mali disiplini güçlendirdik, yalın ve çevik bir organizasyon oluşturduk” 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tailwind Havayolları Genel Müdürü Efe Erten, şirketin kuruluşunun 20. yılında hayata geçirilen dönüşüm sürecini şu sözlerle değerlendirdi: “Bize verilen en önemli görev, havayolumuzun mali yapısını güçlendirmek ve kuruluş vizyonumuz ile değerlerimizi referans alarak şirketimizi yeniden yapılandırmaktı. Havacılıkta tecrübeli genç ekiplerimizin üstün gayreti ve üst yönetimimizle tam uyum içinde çalışmamız sayesinde, mali disiplinden ödün vermeden hedeflerimizi gerçekleştirdik. Yıl sonunda elde ettiğimiz pozitif sonuçlar ve göstergeler, 2025 yılının Tailwind için çok başarılı bir yıl olduğunu net biçimde ortaya koyuyor.” 2026’da operasyonel verimlilik odaklı büyüme 2026 yılı için ana temayı operasyonel verimlilik olarak belirlediklerini ifade eden Erten, planlarına ilişkin şu bilgileri paylaştı: “2026 yılında önceliklerimizden biri uçuş ağımızı genişletmek olacak. Şirketimizi optimum kaynak kullanımı ve yüksek verimlilikle yönetmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız için yürüttüğümüz uçuş operasyonlarını, grubumuzun sağladığı sürekli bakım ve teknik destek avantajını da kullanarak, zamanında ve beklenen kalitede sunmaya devam edeceğiz.” Yeni sezon başında üçüncü Boeing 737-800 uçağını filoya katmayı planladıklarını belirten Erten, bugüne kadar yer alınmayan pazarlar da dahil olmak üzere operasyon ağını genişletmeyi hedeflediklerini ifade etti. Bu kapsamda filodaki dönüşüm süreci doğrultusunda üçüncü Boeing 737-800’ün aktif edilmesinin ardından, her yıl aynı uçak tipinden bir veya iki uçak eklenerek 2027 yılı sonunda en az yedi uçaklık bir filoya ulaşılması hedefleniyor. 2026’da Türkiye’ye taşıdığı turist sayısını iki katına çıkaracak 2026 yılında yoğun bir operasyon dönemine hazırlanan Tailwind Havayolları, 23 farklı şehirden Türkiye’ye uçuşlar gerçekleştirmeyi hedefliyor. Mevcut ve yeni iş ortakları için yapılacak full charter seferlerle, 2026 yılında Tailwind ile Türkiye’ye seyahat edecek yolcu sayısının iki katına çıkarılması amaçlanıyor. Bu genişleme, uçuş ağının dengeli ve sürdürülebilir biçimde büyütülmesi stratejisinin önemli bir parçası olarak ele alınıyor. AMAC Aerospace Grubu çatısı altında yeni dönem Tailwind Havayolları’nın 2026 yol haritasında heyecan verici başlıklardan birini, yakın zamanda Grup İcra Kurulu Başkanı Kadri Muhiddin tarafından İsviçre'de duyurusu yapılan AMAC Aerospace Grubuna katılım süreci oluşturuyor. Bu sürecin tamamlanması ile Tailwind Havayolları’nın küresel ölçekte bakım, onarım ve uçak modifikasyonu alanında güçlü bir konuma sahip olan AMAC Aerospace Grubunun teknik uzmanlığı ve kurumsal know-how’ını da referans alarak grup çatısı altında önemli bir vizyon değişikliği yapılması planlanıyor.

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Büyümeye Devam Ediyor Haber

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Büyümeye Devam Ediyor

Türkiye'nin 2'nci, Avrupa'nın 9'uncu en yoğun havalimanı İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın hızlı büyümesine paralel olarak ek kapasite sağlayacak olan Terminal 1’in, yapımı tamamlanan Faz-1 bölümü düzenlenen törenle hizmete açıldı. Yenilenen Terminal 1’de düzenlenen açılış törenine, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, İstanbul Valisi Davut Gül, Sabiha Gökçen Havalimanı Mülki İdare Amiri Halil Avşar, AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir, HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır, Sabiha Gökçen Havalimanı'nın (ISG) terminal işletmecisi Malezya Havalimanları Holdings Berhad (MAHB) Yönetici Direktörü Dato' Mohd Izani Ghani, havalimanı ekosistemindeki paydaş kurumların üst düzey yöneticileri ile çok sayıda davetli katıldı. T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı iştiraki Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ ile İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Yatırım, Yapım ve İşletme A.Ş. (ISG) iş birliğinde toplam 70 milyon euro yatırımla hayata geçirilen Terminal 1 Renovasyon Projesi’nin Faz-1’i açılırken, tüm hızıyla devam eden Faz-2 ve Faz-3 çalışmaları ise 2026 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor. Havalimanının ilk terminal binası olan ve 16 yıldır operasyon dışında olan Terminal 1’in tam kapasite hizmete girmesiyle birlikte Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, İstanbul’un büyüyen ulaşım ihtiyaçlarına çözüm sunmakla kalmayıp, ülkemizin uluslararası hava trafiğindeki payını artırarak küresel havacılık arenasındaki konumunun daha da güçlenmesine önemli katkılar sağlayacak. Bakan Uraloğlu: Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı yalnızca bir altyapı projesi değil Çağımızda ulaşımın sadece bir ihtiyaç değil aynı zamanda bir medeniyet göstergesi, bir kalkınma dinamosu olduğunu belirten Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, havacılığın insanları, kültürleri ve ekonomileri birbirine bağlayan güçlü bir köprü olduğunu söyledi. Bakan Uraloğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkemiz, Asya, Avrupa ve Afrika’nın kesişim noktasında, Afro-Avrasya coğrafyasının tam ortasındaki stratejik konumuyla dünyanın en avantajlı coğrafyalarından birine sahip. Dört saatlik uçuş mesafesinde, 1,5 milyar insanın yaşadığı ve toplam ekonomik büyüklüğü 55 trilyon doları aşan 67 ülkenin merkezinde yer alıyoruz. Bu avantajı doğru okuyarak da son 23 yılda hayata geçirdiğimiz cesur ve vizyoner politikalarla, Türkiye’yi havacılıkta dünyanın parlayan yıldızı haline getirdik. 2002’de 26 olan aktif havalimanı sayımızı 58’e çıkardık. Yani her yıl ortalama 1,4 havalimanını hizmete açarak, gökyüzünde sınır tanımayan bir Türkiye inşa ettik. Yapım çalışmaları devam eden Yozgat Havalimanı ve Bayburt–Gümüşhane Bölgesel havalimanı ile bu sayıyı 60’a çıkaracağız. Yine iç ve dış hatlarda toplam yolcu trafiğimiz yaklaşık 34 milyon seviyesindeydi; 2024 yılı sonunda 231 milyon yolcuya çıkarak Avrupa’da 3’üncü, dünyada 7’nci sıraya yükseldik. Bu yılın ilk 11 ayı içinde 229,7 milyon yolcuya hizmet sunduk.” Bugün dış hat uçuş noktasının 132 ülkede 355’e ulaştığını söyleyen Bakan Uraloğlu, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak” hedefiyle ülkemizi dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden birine dönüştürdük. Dış hat uçuş ağımızda; 2003’te 50 ülkede 60 noktaya uçabiliyorduk. Hava Ulaştırma Anlaşması yaptığımız ülke sayısını da 81’den 175’e çıkardık. Bu alanda dünyada en çok anlaşma bulunan ülkelerin başında geliyoruz.” dedi. Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın, sadece bir havalimanı değil; İstanbul’un büyüyen ulaşım ihtiyaçlarına çözüm sunan, uluslararası hava trafiğindeki payını artırarak Türkiye’nin küresel havacılık arenasındaki konumunu güçlendiren, sınırları zorlayan stratejik bir merkez olduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Avrupa’da “Major Havalimanları” kategorisinde en hızlı büyüyen havalimanı unvanını taşıyan bu eşsiz tesis, operasyonel verimlilik, müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik alanlarında sektör standartlarını yükseltmeye de devam etmektedir. Bildiğiniz üzere neredeyse tam iki yıl önce, 25 Aralık 2023’te Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışını yaptığı ikinci pistin devreye alınmasıyla, Sabiha Gökçen daha hızlı, daha güçlü bir ivme kazandı. 3 bin 540 metre uzunluğundaki bu pist, geniş gövdeli uçakların inişine imkan sağladı; yeni taksi yolları, yüksek kapasiteli apronlar, trafik kontrol kulesi ve son teknoloji üstyapılarla hava trafik kapasitesi büyük ölçüde arttı. Havalimanımız, bu yatırımla gerçek potansiyelini ortaya koydu. Bu gelişimin katkıları rakamlara çarpıcı biçimde yansıdı: 2023’ün ilk 11 ayında 33 milyon 716 bin yolcuya hizmet verilirken, 2025’in aynı döneminde yolcu sayısı yüzde 31 artarak 44 milyon 217 bine ulaştı. Sadece 11 ayda, 2024 yılının tamamında kırılan 41 milyon 449 bin yolcu rekorunu geride bıraktık. Hatta, Aralık ayının ortası itibarıyla yolcu sayımız 46 milyonun üzerine çıktı. Yıl sonuna kadar ise bu rakamın 48 milyona ulaşmasını bekliyoruz. Bu rakamlar, ikinci pistin Sabiha Gökçen’e ve Türk havacılığına ne kadar büyük bir doping etkisi yaptığını, sınırları nasıl zorladığını açıkça gösteriyor.” Bakan Uraloğlu, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın, yalnızca bir altyapı projesi değil; İstanbul’un ve ülkemizin havacılık vizyonuna adanmış, geleceğe uzanan bir miras olduğunu kaydetti. Doğal olarak artan yolcu trafiğini karşılamak, daha hızlı, daha güçlü ve daha konforlu hizmet sunmak için Terminal 1 Renovasyon Projesi’ni hayata geçirdiklerini kaydeden Bakan Abdulkadir Uraloğlu, “Bugün açılışını yaptığımız 1. fazı ile havalimanımız hem kapasite hem konfor açısından büyük bir ivme kazanacak. Yeni yapılan çalışmalarla, ilk terminal binası T1 modern mimarisi, gelişmiş teknolojik altyapısı, yolcu konforuna yönelik çözümleri ve sürdürülebilir yapısıyla yeniden hayat buldu. Yapılan düzenlemelerle yolcularımızın metro–otobüs–terminal geçişleri daha hızlı ve konforlu hale getirildi. Eşsiz ve kesintisiz hizmet için her detay titizlikle tamamlandı. Faz 2 ve Faz 3’teki çalışmalar da tamamlandığında Terminal 1, havalimanımıza yıllık ilave 5,5 milyon yolcu kapasitesi kazandıracak. Terminal 1 Renovasyon Projesi 1. Fazının İstanbul’umuza, ülkemize ve havacılık sektörümüze hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.” “ISG, savunma sanayiimizin kritik altyapı ihtiyaçlarını destekleyen stratejik bir platform” Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ise konuşmasında, Sabiha Gökçen Havalimanı'nın, sadece sivil havacılığa yönelik bir yatırım olmanın ötesinde; savunma sanayiimizin kritik altyapı ihtiyaçlarını destekleyen stratejik bir hamle olarak şekillendiğini söyledi. Prof.Dr. Görgün, “Bugün burada yalnızca bir terminal binasının açılışını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda; artan yolcu talebine cevap veren, erişilebilirliği güçlendiren, şehirle, ülkeyle ve dünyayla kurduğumuz bağlantıları daha sağlam bir zemine taşıyan bütüncül bir vizyonun önemli bir adımına hep birlikte şahitlik ediyoruz.” dedi. Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın, Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından yürütülen “İleri Teknoloji Endüstri Parkı ve Havaalanı Projesi – İTEP” kapsamında, havacılık, savunma ve ileri teknoloji ekosistemlerinin entegre biçimde gelişmesini hedefleyen özgün bir modelin ilk adımı olarak planlandığını vurgulayan Prof. Dr. Haluk Görgün sözlerine şöyle devam etti: “Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan elde edilen gelirlerin, Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na aktarılarak ülkemiz savunma sanayiinin teknolojik altyapısının geliştirilmesine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik kritik projelerde kullanılması, projenin ülkemiz ve savunma sanayii açısından önemini daha da artırmaktadır. Havalimanı, bünyesinde barındırdığı Havacılık Bakım Onarım Merkezleri, Teknopark İstanbul ile organik bağlantısı ve sunduğu entegre altyapı ile Başkanlığımızın savunma sanayiinde sürdürülebilirlik, teknoloji derinliği ve küresel rekabet gücü oluşturma hedeflerinin, havaalanı ölçeğinde hayata geçirildiği stratejik bir platformdur.” Yolcu deneyimini önceliklendiren, teknolojiyi stratejik bir araç olarak kullanan ve operasyonel verimliliği sürekli ileriye taşıyan güçlü dönüşüm vizyonuyla atılan her adımın, Sabiha Gökçen’i modern havalimanı işletmeciliğinin güçlü örneklerinden biri hâline getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Haluk Görgün, “Ulaştığımız yolcu trafiği seviyesi, havalimanlarımızda pist ve hava tarafının yanı sıra terminal altyapılarının da bütüncül bir anlayışla geliştirilmesini beraberinde getirmiştir. Bu anlayış doğrultusunda, uzun yıllar hizmet verdikten sonra farklı amaçlarla kullanılan Terminal-1 binası; Başkanlığımızın öncülüğünde, HEAŞ Meydan Otoritesi ve terminal işletmecisinin iş birliğiyle yeniden değerlendirilmiş ve “Terminal-2 – Terminal-1 Entegrasyon Projesi” hayata geçirilmiştir. Bu yapı, yolcu akışının terminal geneline dengeli biçimde yayılmasını sağlayarak hem operasyonel verimliliği hem de yolcu deneyimini ileri bir seviyeye taşıyacaktır.” dedi. HEAŞ tarafından yürütülen çalışmaların yalnızca mevcut kapasiteyi artırmakla sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Haluk Görgün, Terminal-3 ve Mütemmimleri Projesi ve Kuzey Hava Sahası Gelişim Projesi gibi yatırımların, önümüzdeki dönemde havalimanının uzun vadeli ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde planlandığını açıkladı. HEAŞ Genel Müdürü: Sabiha Gökçen Türkiye’nin dünyaya açılan güçlü bir kapısı haline geldi Sabiha Gökçen Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın yıllar içerisinde yalnızca uçakların iniş kalkış yaptığı bir meydan olmanın ötesine geçerek Türkiye’nin dünyaya açılan en güçlü kapılarından biri hâline geldiğini söyledi. Genel Müdür Kacır sözlerine şöyle devam etti: “HEAŞ olarak bizler; bu büyük ve dinamik yapının güvenli, kesintisiz ve sürdürülebilir şekilde işletilmesinden sorumlu meydan otoritesiyiz. Pistlerden aprona, hava sahasından enerji altyapısına; kar ve buzla mücadeleden taksi yollarına, acil durum yönetiminden çevresel sürdürülebilirliğe kadar her alanda 7 gün 24 saat görev başındayız. Çünkü havalimanı dediğimiz yapı; durağan değil, her an yaşayan ve anlık kararlar gerektiren bir ekosistemdir. Sabiha Gökçen, 2001 yılında sivil havacılığa açıldığında 44 bin yolcuya ev sahipliği yapıyordu. 44 binden 44 milyona ulaştığımız bir ekosistemden bahsediyoruz.” Havacılığın; ticaretten turizme, yatırımdan istihdama kadar pek çok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir sektör olduğunu vurgulayan Faruk Kacır, bu alandaki her kapasite artışının, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü bir adım daha ileri taşıdığını belirtti. Avrupa’daki birçok köklü havalimanının tek haneli büyüme oranlarıyla ilerlediği bir dönemde, Sabiha Gökçen’in çift haneli artışlarla zirvede yer aldığını hatırlatan Kacır, bu sonuçların Türkiye’nin havacılıktaki rekabet gücünün açık bir göstergesi olduğunu söyledi. HEAŞ Genel Müdürü Kacır, açılışı yapılan Terminal 1’in, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın hafızası olduğuna dikkat çekerek “İlk yolcuları karşılayan, ilk uçuşlara ev sahipliği yapan bu yapı; operasyon dışı kaldığı dönemlerde dahi bu meydanın ruhundan hiçbir zaman kopmamıştır. Bugün Terminal 1’i yeniden hayata geçirirken, aslında geçmişle geleceği aynı çatı altında buluşturuyoruz.” ifadelerini kullandı. İkinci pistin tam kapasiteyle devreye alınması, apron park pozisyonlarının artırılması, yeni hangarlar, bakım tesisleri, akaryakıt çiftlikleri ve hava sahası gelişim projelerinin, meydanın operasyonel dayanıklılığını güçlendiren stratejik adımlar olduğunu dile getiren Faruk Kacır, “Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu yeni kapının, Türkiye’nin geleceğine açılan daha büyük kapılara vesile olmasını temenni ediyorum.” dedi. “Türkiye-Malezya iş birliğinin gücünü yansıtıyor” İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nın (ISG) işletmecisi Malezya Havalimanları Holdings Berhad (MAHB) Yönetici Direktörü Dato' Mohd Izani Ghani, Türkiye – Malezya dostluk ilişkilerine dikkat çekerek ISG’nin en önemli yatırımlarının başında geldiğini söyledi. İstanbul’da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Dato İzani, “Bugünkü tören, Sabiha Gökçen Havalimanı için önemli bir altyapı dönüm noktasının ötesinde bir anlam taşımaktadır. Aynı zamanda güvene, ortak hedeflere ve uzun vadeli büyüme vizyonuna dayanan bir iş birliğinin gücünü yansıtmaktadır. Bu yatırım, her iki ülke açısından da stratejik bir önem taşımaktadır. Türkiye için, ulusal havacılık hedeflerini ileriye taşımakta ve İstanbul’un küresel ölçekte lider bir merkez olma konumunu daha da güçlendirmektedir. Malezya açısından ise bu proje; güçlü ortaklıklar, karşılıklı güven ve paylaşılan uzun vadeli vizyon temelinde hayata geçirilen önemli bir yurt dışı havalimanı yatırımının başarısını yansıtmaktadır. Türkiye’de bize duyulan güven için tüm ilgili kurum ve kuruluşlara en içten teşekkürlerimizi sunuyorum. Bu güven sayesinde havalimanı, küresel havacılığın en dinamik başarı hikâyelerinden biri hâline gelmiştir.” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından kurdele kesimi gerçekleştirilerek yenilenen vizyonuyla Terminal 1’in Faz-1 bölümü hizmete açıldı. Terminal 1 Özellikleri ve İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Hakkında: 2024 yılını 41,5 milyon yolcu ile tamamlayan Sabiha Gökçen, Avrupa Havalimanları Konseyi (ACI Europe) verilerine göre geçen yıla kıyasla yüzde 27,7’lik yolcu büyümesiyle Ekim ayında Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanı oldu. Açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gerçekleştirilen 2. pistin devreye alınmasıyla Türkiye genelindeki uçuş trafiğinin yaklaşık yüzde 15’ini karşılayan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın kapasitesini artırmak, yolculara konforlu bir seyahat deneyimi yaşatmak amacıyla yenilenen T1 terminalinde 5,5 milyona kadar yolcuya hizmet verilecek. 2025 Kasım ayı itibarıyla toplam yolcu sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17’lik artışla 44,2 milyona ulaşan Sabiha Gökçen’de bu trafiğin 19,4 milyonu iç hat, 24,8 milyonu dış hat yolcularından oluştu. Toplam yolcu trafiğinin yüzde 56’sının dış hatlardan gelmesi, Sabiha Gökçen’in artık net biçimde uluslararası ağırlığı olan bir havalimanı haline geldiğini gösteriyor. 11 aylık sonuçlara göre, iç hat yolcu trafiğinde yüzde 21’lik pay ile birinci sırada yer alan Sabiha Gökçen Havalimanı, dış hatlarda da ülke toplamının yüzde 18’ini karşılıyor. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nda Kasım ayında iniş-kalkış yapan uçak trafiği iç hatlarda 9 bin 409, dış hatlarda 13 bin 680 olmak üzere toplamda 23 bin 89 olarak gerçekleşti. Yolcu trafiği ise iç hatlarda 1 milyon 758 bin 618, dış hatlarda 2 milyon 387 bin 864 olmak üzere toplamda 4 milyon 146 bin 482 oldu. Sabiha Gökçen Havalimanı'nda bu süreçte, iç hatlarda 105 bin 978, dış hatlarda 144 bin 560 olmak üzere toplamda 250 bin 538 uçak trafiği gerçekleşti. Bu ivmeyle birlikte toplam yolcu sayısının hedeflenenin üzerine çıkarak 2025 yılında yaklaşık 48 milyona ulaşması bekleniyor. Bugün yenilenerek hizmete açılan T1 terminali ile mevcut terminal T2’nin toplam kapasitesi böylece 50 milyonu aşacak. 2025 yılı içerisinde toplam 23 dış hat, 2 iç hat olmak üzere toplam 25 hat açılışı gerçekleştiren İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı, bugün 54 ülkede 39 iç hat, 115 dış hat olmak üzere toplam 154 destinasyonu İstanbul’a bağlıyor. İstanbul ve çevresindeki destinasyonlara yakınlığıyla “Şehrin Havalimanı” olan İSG, kara, deniz ve raylı sistem bağlantılarıyla ideal bir transfer noktası olarak öne çıkarken, kapasiteyi arttıracak T1 terminali ile daha fazla sayıda uçuşu çatısı altında toplayacak. 24 bin m²’lik T1, özel bir köprü sistemiyle T2’ye bağlandı İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda titizlikle yürütülen T1 yenileme ve aktivasyon projesinin bel kemiğini özel bağlantı köprüsü oluşturuyor. T1 ve T2 terminal binaları, Türkiye’de ilk kez uygulanan iki ayak açıklığı arası 80 mt olan, 240 metre uzunluğunda çelik bir köprüyle birbirine bağlandı. Yapımında 1100 ton çelik kullanılan köprü, pistleri ve apronu gören özel manzarasıyla da havalimanları arasında benzersiz noktalardan biri olmaya aday. Toplam 24 bin m²’lik büyüklüğe sahip olan uydu terminal T1, mevcut terminal T2’nin Dış Hatlar 201 no’lu kapısından köprüyle bağlanarak havalimanına mevcut kapılara ek olarak 9 noktada toplam 18 biniş kapısı kazandıracak. Açılan Faz1 bölümünde 5 noktada 10 biniş kapısı bugün itibarıyla hizmete alındı. Önümüzdeki günlerde uçuş planlamalarına bu kapılar dahil edilecek. Yenilenen T1 terminalinde 1300 kişilik oturma kapasitesinin yanı sıra çocuk oyun alanları, yeme – içme - alışveriş kioskları, hac ve umre yolcusu misafirler için ihram giyinme odası ve mescit bulunuyor. Yolcular ana terminal binasından (T2) check-in, bagaj ve pasaport işlemlerini tamamladıktan sonra T1’e yürüyen bantlar sayesinde kolaylıkla geçiş yapabilecek. Afet durumlarında kesintisiz hizmet verilebilmesi için ileri seviye sismik izolatör teknolojileriyle inşa edilen ve dünyada depreme en dayanıklı yapılar arasında yer alan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın mevcut terminal binasına uyumlu olarak T1 terminali de sondaj ve jeofizik araştırmalar; zemin iyileştirme-iksa-veri ve geoteknik proje uygulamalarıyla güçlendirildi. Proje kapsamında sürdürülebilirlik açısından mevcut bina yapısı yeni ihtiyaçlara hizmet edecek biçimde olabildiğince korunarak yenilendi. Sökümü yapılan tüm birincil ve ikincil çelikler, MKE’ne (MKE Geri Dönüşüm İşletme Müdürlüğü) teslim edilerek geri dönüşüme kazandırıldı. Mevcut T2 terminalimizde yer alan fakat kullanımda yer almayan yürüyen yollarımızın tüm parça değişimleri ve bakımlarını yaparak T1&T2 bağlantı köprüsünde kullanıldı. Gün ışığından mümkün oldukça yararlanmak adına, aydınlatma otomasyonu sistemi kurularak, enerji tüketiminin minimuma indirilmesi hedeflendi. Tüm elektrik ve mekanik ekipmanlar, en yüksek enerji sınıfı olan IE5 verimlilik standardına göre seçildi. Yaklaşık 8 ay gibi kısa bir sürede yapımı fazlı olarak tamamlanan projede, ortalama günde 400 ve maksimumda da 550 kişi sınırlı alanda çalıştı. Bu süreçte herhangi bir iş kazası yaşanmadan açılış safhasına ulaşıldı. Projenin ilerleyen safhasında, ISG Ofisleri’nin Terminal 1’de konumlandırılması ve mevcut ofislerin bulunduğu asma kat alanlarının tamamen yolcu trafiğine açılması planlanıyor. Ofislerden boşalan alanların dahil edilmesiyle kara ve hava tarafında yolcular için ek alanlar oluşturularak misafirlerin seyahat konforunun artırılması hedefleniyor. Türkiye ve Avrupa havacılık sektöründe önemli rekor ve başarılara imza atan; 40 milyonun üzerinde yolcuya hizmet veren “Major Havalimanları” kategorisinde Avrupa’da en hızlı büyüyen havalimanı olan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, operasyonel verimlilik, müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik alanlarında sektör standartlarını yükseltme ve en yenilikçi havalimanı olma hedefine uyumlu adımlar atmayı kararlılıkla sürdürecek.

WatchGuard Uç Nokta Güvenliğinde Yapay Zeka Vizyonunu Paylaştı Haber

WatchGuard Uç Nokta Güvenliğinde Yapay Zeka Vizyonunu Paylaştı

Yapay zeka kullanımı, güvenlik ekipleri için iki ucu keskin bir bıçak gibidir. Pazarlama söylemlerinde yapay zeka her yerde olsa da gerçek başarı daha fazlasını tespit etmekte değil, kararları daha hızlı ve hassas alabilmektedir. Uç nokta güvenliğinde verimlilik, gürültüyü kaynağında kesebilme yeteneğine dayanır. WatchGuard Advanced EPDR, yapay zekayı en büyük etkiyi yarattığı noktada konumlandırarak, bulut zekası ile cihaz üzerindeki davranışsal yapay zekayı birleştiriyor. Bulut, devasa veri kümeleri üzerinde modelleri sürekli eğitirken, bu modellerin damıtılmış hafif sürümleri uç noktalara gönderilerek cihazların çevrimdışı olduklarında bile anlık kararlar almasını sağlıyor. Bu sayede analistler binlerce düşük öncelikli alarmla uğraşmak yerine, yapay zeka bağlamıyla zenginleştirilmiş nitelikli olaylara odaklanabiliyor. “Korumayı Gürültülü Değil, Akıllı Hale Getiriyoruz” Yapay zekanın asıl gücünün tespit sayısını artırmakta değil, insan kaynağının zamanını verimli kullanmasını sağlamakta yattığını belirten WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez, “Siber güvenlikte gerçek yapay zeka, sadece daha fazlasını tespit etmekle ilgili değildir; insanların zamanlarını gerçekten önemli olan konulara harcayabilmeleri için kararları daha hızlı ve hassas bir şekilde almakla ilgilidir. WatchGuard olarak vizyonumuz korumayı daha gürültülü değil, daha akıllı hale getirmek. Gürültüyü kaynağında filtreleyerek ve sürekli öğrenerek, uç nokta güvenliği verimliliğini bir teoriden günlük bir gerçekliğe dönüştürüyoruz. Böylece analistlerimiz binlerce alarm yerine, sonuç odaklı ve net olaylarla çalışabiliyor.” dedi. WatchGuard'ın Yapay Zeka Yaklaşımı, Uç Nokta Güvenliğinde 3 Temel Avantaj Sağlıyor: 1. Çalışmayan Tehdit Gürültü Yaratmaz (Önleyici Kontrol): Bir yürütülebilir dosya veya komut dosyası belirdiğinde, uç nokta yapay zekası bunu en son istihbaratla anında değerlendirir. Sıfır Güven Uygulama Hizmeti (Zero-Trust Application Service) tarafından uygulanan bu ön kontrol, güvenilmeyen yazılımları daha çalışmadan engeller. Tehditler çalışmadığı için alarm da üretmezler, böylece gürültü kaynağında kesilir. 2. Kendi Kendini Geliştiren Kolektif Zeka: Bulut yapay zekası, her cihazdan dönen telemetri ve kararlardan öğrenmeye devam eder. Modelleri sürekli olarak birleştirir, ilişkilendirir ve yeniden eğitir. Bu döngüde her uç nokta bir sensöre dönüşür ve alınan her karar kolektif zekayı besler. Zamanla doğruluk artar, yanlış pozitifler (false positives) azalır ve operasyonel verimlilik yükselir. 3. MSP'ler için Karmaşıklık Olmadan Ölçeklenebilirlik: Yönetilen Hizmet Sağlayıcıları (MSP'ler) için bu yaklaşım, karmaşıklık yaratmadan ölçeklenebilirlik sunar. Tek bir uç noktayı koruyan yapay zeka kararları, yüzlerce müşteriyi de aynı anda korur ve tüm süreç tek bir bütünleşik konsoldan (Unified Console) yönetilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone, Gaziantep’teki Yeni Teknoloji Merkezi İle Anadolu Sanayisini Geleceğe Hazırlayacak Haber

Vodafone, Gaziantep’teki Yeni Teknoloji Merkezi İle Anadolu Sanayisini Geleceğe Hazırlayacak

Şirket, iki yıl boyunca üstleneceği ana sponsorluk kapsamında kurduğu Vodafone Business Tech Hub Teknoloji Merkezi ile işletmelere akıllı fabrika, enerji güvenliği ve siber güvenlik gibi yenilikçi teknoloji çözümlerini gerçek bir üretim ortamında deneyimleme fırsatı sunacak. İşletmelerin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren “Vodafone Business Tech Hub Teknoloji Merkezi”, Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde açıldı. Türkiye’nin sanayide dönüşüm kapasitesini artırmayı hedefleyen ve Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iş birliğiyle kurulan Uygulamalı KOBİ Yetkinlik Merkezi (Model Fabrika) içinde açılan merkez, işletmelerin gerçek üretim ortamında dijital dönüşüm teknolojilerini deneyimlediği bir alan olarak faaliyet gösterecek. Vodafone Business Tech Hub Teknoloji Merkezi’nin açılışına Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi ve Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu’nun yanı sıra kamu kuruluşları, sivil toplum ve akademi temsilcileri ile çok sayıda iş insanı katıldı. Açılış töreninde konuşma yapan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin Gaziantep’in güçlü sanayisine vurgu yaptı. Şahin sözlerine şöyle devam etti: “Dijital dönüşüm artık sadece bir tercih değil, şehirlerin geleceğini belirleyen en stratejik alanlardan biri. Gaziantep olarak akıllı şehir teknolojilerini sanayimizle, üretim kapasitemizle ve genç insan kaynağımızla entegre eden güçlü bir model oluşturduk. Vodafone Business Tech Hub, bu vizyonun önemli bir ayağını tamamlıyor. Burada geliştirilecek çözümler hem işletmelerimizin verimliliğini artıracak hem de gençlerimize teknoloji tabanlı istihdam ve girişim fırsatları sunacak. Gaziantep’in üretimdeki gücünü dijitalleşmeyle daha ileriye taşıyacak bu iş birliğini şehir adına çok kıymetli buluyoruz.” “5 kıtadaki 5G deneyimimizi Türkiye’ye taşıyoruz” Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, Gaziantep Model Fabrika’nın Anadolu sanayisi için önemli bir adım olduğunu belirterek şunları söyledi: “Artık 5G geleceğin değil bugünün teknolojisi. 5G’yi 1 Nisan 2026 itibarıyla tüm Türkiye’de hayata geçireceğiz. 5 kıtadaki 5G deneyimimizi ülkemize taşıyarak Türkiye’nin 81 ilinde, 922 ilçesinde en kapsamlı 5G hizmetini sunacağız. Model Fabrika içinde yer alan Vodafone Business Tech Hub, işletmelerimizin 5G’yi ve dijitalleşmenin tüm olanaklarını yerinde deneyimleyeceği, üretim verimliliğini ve rekabet gücünü artıracağı stratejik bir merkez olacak. Vodafone Business olarak Türkiye’deki her işletmenin yanında olmaya ve onları geleceğin teknolojileriyle buluşturmaya devam edeceğiz.” Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu da 5G’nin özellikle işletmelerin dijitalleşme yolculuklarını hızlandıracağını söyledi. “Bugün attığımız adım, sadece bir teknoloji merkezi açılışı değil; Gaziantep’in üretim gücünü ileri teknolojiyle buluşturarak yeni bir döneme taşıyan bir başlangıç. Bugün zeka çağında, işletmelerin dünyada rekabetçi olabilmeleri ve varlıklarını geleceğe taşıyabilmeleri için dijitalleşme artık bir zorunluluk. Yapay zekâ, bulut bilişim, 5G ve siber güvenlik gibi teknolojiler en büyük dönüştürücü etkiye sahip teknolojiler olarak öne çıkıyor. Biz de bu sebeple Vodafone Business Tech Hub ile bu teknolojileri işletmelerin deneyimine sunuyoruz. Özellikle 5G, tüm işletmelere daha düşük maliyet, daha yüksek verimlilik ve küresel rekabette güçlü bir konumlanma fırsatı sunuyor. Vodafone Business olarak bugün 1,7 milyon küçük işletmenin, 70 bin KOBİ’nin ve 5 bin büyük işletmenin teknoloji iş ortağıyız. Türkiye’deki veri merkezlerimiz ve küresel altyapımızla işletmelere uçtan uca teknoloji çözümleri sağlıyoruz. Gaziantep Model Fabrika’da hayata geçirdiğimiz Vodafone Business Tech Hub, bu vizyonun bu bölgedeki en güçlü adımı. Bu merkezde işletmeler; akıllı fabrika uygulamalarını, görüntü işleme, enerji verimliliği, bulut ve siber güvenlik çözümlerini gerçek üretim ortamında deneyimleyebilecek. Başta Gaziantep olmak üzere bölgedeki tüm işletmeleri Vodafone Business Tech Hub merkezimizi ziyaret etmeye ve tüm bu teknolojileri deneyimlemeye davet ediyorum.”dedi. Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi ise konuşmasında şu mesajları verdi: “Bugün şehrimiz sanayisinin ileri teknolojiye geçişine katkıda bulunacak çok önemli bir merkezin açılışını, Gaziantep Sanayi Odası ve Vodafone iş birliğinde gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Gaziantep Sanayi Odası Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi’nde kurulan “Vodafone Business Tech Hub”, firmalarımızın en büyük ihtiyacı olan ve hedeflerimiz arasında yer alan dijitalleşme konusunda; Vodafone’nin kurumsal ağı, teknoloji altyapısı ve sunduğu hizmetler ile bu süreci güçlendirecek, somut sonuçlar alınmasını ve farkındalık oluşmasını sağlayacak. Şirketlerimiz doğrudan hizmet aldıkları için işletmelerine özel iş modelleri ile dijital çözümlere çok daha kolay ulaşma imkanına sahip olacaklar. Gaziantep Sanayi Odası olarak bizler de Model Fabrikamızın tüm imkanlarını seferber ederek entegre bir anlayışla firmalarımızın dönüşüm süreçlerine destek olmaya devam edeceğiz. Sanayi kültürü, üretim çeşitliliği ve işlem hacmiyle örnek olan şehrimiz sanayisinin teknoloji ve katma değerli üretime geçişinde önemli bir işlevi yerine getirecek olan bu merkezin kurulmasında Vodafone Ailesine ve emeği olan herkese teşekkür ediyor, sanayimize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum.” Vodafone Business Tech Hub’da her işletmeye özel çözümler var Vodafone Türkiye, proje kapsamında Model Fabrika’ya iki yıl boyunca sponsor olarak Gaziantep’te “Vodafone Business Tech Hub” kurdu. Bu alan; işletmelerin, siber güvenlik, görüntü işleme, akıllı fabrika altyapıları ve enerji verimliliği gibi yenilikçi çözümleri fiziksel olarak deneyimlemesine olanak sağlayacak yeni bir teknoloji merkezi olarak konumlandı. Vodafone Business Tech Hub’da Akıllı Fabrika, Görüntü İşleme, İş Sağlığı ve Güvenliği, Red Enerji, Operasyonel Verimlilik ve Siber Güvenlik başlıklarında hazırlanan uygulama örnekleri, ziyaretçilerin dönüşüm süreçlerini yerinde gözlemleyebileceği gerçek kullanım senaryolarıyla sunuluyor. Ayrıca merkezde iş toplantıları, eğitimler, seminerler ve sanayiye yönelik büyük ölçekli etkinlikler düzenlenecek. Gaziantep Model Fabrika, sanayi işletmelerine dönüşümün üç evresi olan yalın üretim, dijitalleşme ve ileri analitiği üretim hattında birebir deneyimleyerek öğrenme fırsatı sunuyor. Bu yapı, özellikle KOBİ’lerin verimlilik artışı, rekabet gücü kazanımı ve sürdürülebilir üretim için ihtiyaç duyduğu teknoloji adaptasyonunu hızlandırmayı amaçlıyor. Gaziantep ve bölgedeki tüm işletmelerin, iş problemlerini getirerek, merkezde bulunan yerleşik Vodafone teknoloji uzmanları ile ihtiyaçlarına özel çözümler bulmaları hedefleniyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.