Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Organ Nakli

Kapsül Haber Ajansı - Organ Nakli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Organ Nakli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Günümüzde Yağlı Karaciğere Bağlı Siroz Artıyor Haber

Günümüzde Yağlı Karaciğere Bağlı Siroz Artıyor

Son yıllarda sağlıksız yaşam alışkanlıklarının etkisiyle karaciğer hastalıklarının görülme sıklığı artarken, ileri görüntüleme yöntemleri sayesinde, daha önce fark edilemeyen kitle ve lezyonlar artık daha sık ve ayrıntılı şekilde saptanabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz, “Geçmişte, yapısal özellikleri iyice kötüleşen ve belirli bir boyutun üzerinde olan karaciğer lezyonları fark edilebiliyordu. Bu gecikmeli farkındalık, toplumda ‘karaciğerde kitle varsa kötüdür’ önyargısının oluşmasına neden olmuştur. Oysa her kitle, kanser anlamına gelmemekte, doğru tanı için hastanın bütüncül şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir” diyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Yılmaz, karaciğerde kitleye yol açabilen etkenleri anlattı, doğru tanı ve erken tedaviye yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Vücuda giren toksik maddelerin ve enfeksiyonların temizlenmesinden yağ, şeker ve proteinlerin sentezlenip yönetilmesine dek çok sayıda kritik görev üstlenen karaciğer, vücudun adeta bekçisi gibi çalışıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz “Karaciğer’in görevlerini düşününce onun ne kadar mucizevi organ olduğunu anlıyoruz. Karaciğer fonksiyon ve yapı olarak çok dinamiktir. Hasar aldığında kendini hızla yenileyebilir. Bu özelliği sayesinde karaciğer cerrahisinde çok büyük karaciğer parçaları çıkarılabiliyor ve karaciğer kendisini tekrar eski boyutuna ulaştırabiliyor” diyor. Günümüzde yağlı karaciğere bağlı siroz daha sık görülüyor Son yıllarda sağlıksız yaşam alışkanlıkları ve çevresel faktörlerin de etkisiyle karaciğer hastalıklarının görülme sıklığının arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Yılmaz şöyle konuşuyor: “Özellikle alkol tüketimi, toksik maddeler, sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve çağımızın hastalığı obezite karaciğerde hasar oluşturabilmektedir. Daha önceki yıllarda Hepatit B ve Hepatit C gibi hastalıklara bağlı siroz vakaları daha çok görülürken, günümüzde yağlı karaciğere bağlı siroz daha sık görülmektedir. Sebebini bilmediğimiz adına ‘kriptojenik karaciğer siroz’ dediğimiz bir siroz daha var. Kriptojenik siroz vakaları da artış göstermektedir. Her ne kadar sebep net olmasa da, katkılı besinler, pestisitler ve kimyasal maddelerin karaciğer hasarından sorumlu olduğu düşünülüyor. Bu nedenle sağlıklı beslenmek, zararlı alışkanlıklardan uzak durmak ve spor yapmak karaciğer sağlığı açısından önem taşımaktadır.” Her kitle kanser değil! Teknolojideki hızlı gelişmenin etkisiyle karaciğerde artık çok daha fazla lezyonun görülebilir ve ayırt edilebilir hale geldiğini belirten Doç. Dr. Yılmaz, her kitlenin kanser anlamına gelmediğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Karaciğerin dinamik ve çok yönlü yapısı onun hormon, enfeksiyon, toksik madde gibi dış etkenlere bağlı bazı değişiklikler göstermesine neden olabiliyor. İşte karaciğer lezyonlarının bir bölümü bu faktörlere bağlı olarak oluşabiliyor. Önceleri yapısal özellikleri belirginleşen ve belirli bir boyutun üzerinde olan karaciğer lezyonları fark edilebiliyordu. Bu gecikmeli farkındalık, toplumda karaciğerde kitle varsa kötüdür önyargısının oluşmasına neden olmuştur. Gelişen teknoloji sayesinde artık çok daha fazla lezyonu görebiliyor ve ayırt edebiliyor hale geldik. Bu noktadan bakınca aslında karaciğerin iyi huylu lezyonları kötü huylu lezyonlardan daha fazladır.” Karaciğerde her kitle kötü huylu değil! Karaciğer hastalıklarının tanı ve tedavisinde tek bir yöntemin geçerli olmadığını, çünkü karaciğerde her bir lezyonun veya hastalığın kendine özgü yapısı ve davranışı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yılmaz “Ek hastalıklar, hastalığın bulgusu, lezyonun özellikleri, risk faktörleri ve lezyonun yerleşimine göre tetkik planlaması yapılmaktadır. Bazı durumlarda karaciğer kitlelerine yaklaşım için konseyde Radyoloji, Onkoloji, Hepatoloji, Genel Cerrahi, Organ Nakli ve Girişimsel Radyoloji ile birlikte ortak karar vermek gerekebilmektedir. Karaciğer lezyonlarında ekip çalışması çok önemlidir” diyor. Hastaya bütüncül yaklaşım önemli! İyi huylu olduğu belirlenen ve hastaya risk oluşturmayan kitlelerde takip yeterli olabilirken, kitlenin özellikleri, hastanın risk faktörleri, eşlik eden hastalıkları ve yaşam tarzı tedavi kararını değiştirebiliyor. Doç. Dr. Yılmaz “Hastaya bütüncül yaklaşmak gerekiyor. Konu sadece kitle değil, hastadır. Örneğin, doğum kontrol hapı kullanımı ile oluşan veya boyut artışı gösteren karaciğer kitleleri olan bir hastada bütüncül yaklaşımımız sebebe yönelik olmalıdır. Karaciğer kitlesi iyi huylu olsa da, doğum kontrol hapı yerine farklı korunma önerilmelidir.” Her kitlede biyopsi gerekmiyor! Günümüzde yapay zekanın tıpta da birçok alanda yol gösterici ve yardımcı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yılmaz “Yapay zeka sayesinde artık Radyoloji tetkikleri o kadar ilerledi ki, biyopsiye gerek kalmadan doku yapısı ile ilgili ayrıntılı cevaba ulaşılabilmektedir. Radyolojinin diğer faydası ise; o dokunun yapısı değil fonksiyonu hakkında da bilgi verebilmesidir. O doku nasıl fonksiyon gösteriyor, ne kadar aktif, çevre ile ilişkisi nasıl? Bu, dokuya isim vermekten daha fazla öneme sahiptir. Biyopsi lezyonun yerine göre kendine özgü riskleri de barındırmaktadır. Damarların yanında derinde olan dokudan biyopsi yapmak bazen kanama riski taşıyabilmektedir. Bu nedenle biyopsi altın standart olarak görülmemelidir. Her tetkikin yeri ve zamanı vardır” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allianz Türkiye’den Kritik Hastalıklarda Yurt Dışında Tedaviye Uzanan Yeni Güvence Haber

Allianz Türkiye’den Kritik Hastalıklarda Yurt Dışında Tedaviye Uzanan Yeni Güvence

Bu yeni plan kapsamında sigortalılar, 22 farklı kritik hastalık için maddi tazminat teminatının yanı sıra 4 özel hastalık modülü üzerinden yurt dışında ileri tedavi, ikinci tıbbi görüş, kişiselleştirilmiş tıp ve tedavi koordinasyonu gibi kapsamlı hizmetlerden yararlanma imkanı buluyor. Plan, yurt dışı tedavi, seyahat, konaklama, ilaç ve takip giderlerini yıllık 1 milyon avro limitle karşılayarak, 36 aylık tedavi sürecinde toplamda 3 milyon avroya kadar güvence sağlıyor. Allianz Türkiye, bu yenilikle müşterilerinin kritik sağlık süreçlerinde hem mali yükten kurtulmasına hem de en ileri tıbbi imkanlara erişimine destek oluyor. Türk sigorta sektörünün öncü şirketlerinden Allianz Türkiye, kritik hastalıklarla karşılaşılması durumunda müşterilerinin yalnızca finansal açıdan değil, ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerine erişim açısından da desteklenmesini hedefleyen Yarınlara Umut Kritik Hastalık Sigortası Avantajlı Yurt Dışı Planı’nı müşterileriyle buluşturdu. Kanser, Kalp ve Damar Cerrahisi, Beyin Cerrahisi ve Organ Nakli alanlarını kapsayan dört özel tedavi modülünü içeren bu yeni plan, poliçe limitleri ve kapsamı dahilinde yurt dışındaki sağlık kuruluşlarına erişim, uluslararası uzmanlardan ikinci bir tıbbi görüş ve tedavi koordinasyonu gibi kritik hizmetler sunmaktadır. Doğru tedavi seçeneğine ulaşma sürecinde de müşterisinin yanında Planın sunduğu güvence yalnızca tedavinin finansmanına değil, doğru tedavi seçeneğinin belirlenmesi ve sürecin yönetilmesine de uzanıyor. Hastalığın özellikleri ve güncel tıbbi gelişmeler doğrultusunda kişiselleştirilmiş tedavi seçenekleri değerlendirilebilirken, uluslararası uzmanlardan ikinci tıbbi görüş alınabiliyor; moleküler profilleme, ileri genetik testler ve uygun durumlarda klinik araştırmalara yönlendirme gibi hizmetlerden yararlanılabiliyor. Yurt dışındaki tedavi sürecinde seyahat, konaklama, hastane ve doktor organizasyonları, tercümanlık ve tedavi planlaması gibi operasyonel süreçler de anlaşmalı destek ekipleri tarafından koordine edilebiliyor. Allianz Türkiye Sağlık Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı Emrah Gökmen, yeni planla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Kritik hastalıklar, sağlık endişesinin yanı sıra bireylerin ve ailelerin finansal hayatını da önemli ölçüde etkileyebiliyor. Bu nedenle kritik hastalık sigortasını yalnızca bir tazminat ödemesi olarak değil, müşterinin ihtiyaç duyduğu anda doğru sağlık hizmetine ve tedavi seçeneklerine ulaşmasını destekleyen daha bütüncül bir güvence yaklaşımı olarak ele alıyoruz. Yarınlara Umut Kritik Hastalık Sigortası’nın Avantajlı Yurt Dışı Planı ile müşterilerimize 22 kritik hastalığa karşı finansal tazminat güvencesi sunarken aynı zamanda 4 hastalık modülüne özel uluslararası uzman görüşlerinden kişiselleştirilmiş tıbba, yurt dışında tedaviden, tedavi sürecinin koordinasyonuna ve masraflarına kadar uzanan kapsamlı bir maddi ve organizasyonel destek sağlıyoruz. Böylece kritik bir sağlık durumunda müşterilerimizin hem finansal dayanıklılığını hem de ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerine erişimini desteklemeyi amaçlıyoruz.” Kritik hastalıklarda finansal güvenceyi sağlık desteğiyle tamamlıyor Yarınlara Umut Kritik Hastalık Sigortası; kanser, kalp krizi, inme, Alzheimer, Parkinson ve Multipl Skleroz (MS) gibi yaşamı önemli ölçüde etkileyebilen kritik hastalıklara karşı müşterilere toplu maddi destek sunuyor. Bu destek, tedavi giderlerinin yanı sıra gelir kaybı veya günlük yaşam ihtiyaçları gibi farklı ihtiyaçlar için de kullanılabiliyor. Müşteriler ihtiyaçlarına göre 10 kritik hastalığı kapsayan Temel Plan, 22 kritik hastalığı kapsayan Kapsamlı Plan veya 22 kritik hastalığa ek olarak yurt dışı tedavi hizmetlerini içeren Avantajlı Yurt Dışı Planı arasından seçim yapabiliyor. Tüm planlarda sunulan 7/24 Dr. Allianz hizmetiyle de müşteriler sağlıkla ilgili ihtiyaçlarında anlaşmalı doktor ve hemşirelerden uzaktan tıbbi danışmanlık desteği alabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Memorial Sağlık Grubu, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

Memorial Sağlık Grubu, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

GRI Standartları doğrultusunda hazırlanan rapor; Memorial’ın 2025 yılı boyunca sağlıkta sürdürülebilir büyüme, çevresel etki yönetimi, dijitalleşme, klinik araştırmalar, çalışan deneyimi, toplumsal fayda ve uluslararası sağlık hizmetleri alanlarında yarattığı değeri kapsamlı biçimde ortaya koyuyor. Memorial, raporda sürdürülebilirliği sağlık hizmetinin tamamlayıcı bir unsuru değil; daha güvenli, daha erişilebilir, daha nitelikli ve geleceğe hazır sağlık hizmeti sunmanın temel bileşeni olarak konumlandırıyor. Sağlıkta büyüme, yalnızca kapasite artışı değil; daha fazla hayata erişim 2025 yılı, Memorial Sağlık Grubu için büyüme vizyonunun güçlü yatırımlarla hayata geçtiği önemli bir dönem oldu. Grup; Bodrum ve Göztepe’de açtığı yeni nesil hastaneler ve Romanya’da hizmete aldığı Memorial City Gate Kliniği ile sağlık hizmet ağını genişletti. Memorial Bodrum Hastanesi bölgenin sağlık altyapısına stratejik katkı sunarken, Memorial Göztepe Hastanesi ileri teknoloji altyapısı, multidisipliner yapısı ve yüksek kapasitesiyle grubun sağlıkta ulaştığı yeni seviyeyi temsil eden yatırımlardan biri oldu. Memorial, bu yatırımları yalnızca fiziksel büyüme olarak değil; daha fazla insana, doğru zamanda, doğru tedaviye ve yüksek standartlı sağlık hizmetine erişim sağlama sorumluluğunun bir parçası olarak ele alıyor. “Yeni nesil sağlık merkezleri kurma kararlılığımızın güçlü bir yansıması” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz, şunları söyledi: “2025 yılı, Memorial Sağlık Grubu’nun stratejik büyüme vizyonunu önemli yatırımlarla sahaya yansıttığı ve sağlıkta etki alanını belirgin şekilde genişlettiği bir yıl oldu. Sağlıkta sürdürülebilir büyümenin; doğru lokasyonlarda, doğru ihtiyaçlara, doğru altyapı ve kalite standartlarıyla cevap verebilmek anlamına geldiğine inanıyoruz. Bu anlayışla biri Bodrum’da, diğeri İstanbul’da olmak üzere iki büyük yatırımı hayata geçirerek hizmet ağımızı genişlettik, sağlık hizmetlerine erişimi artırdık ve ileri tıp teknolojileriyle donatılmış yeni merkezlerimizi sağlık ekosistemine kazandırdık. Memorial Bodrum Hastanemizle bölgenin sağlık altyapısına stratejik katkı sunarken, Memorial Göztepe Hastanemizle ülkemizin sağlıkta kalite, verimlilik ve sürdürülebilirlik hedeflerine de güçlü bir ivme kazandırdık. Bu yatırımlar bizim için yalnızca fiziksel kapasite artışı anlamına gelmiyor. Aynı zamanda hasta güvenliğini, klinik mükemmeliyeti, dijitalleşmeyi, sürdürülebilir altyapıyı ve nitelikli insan kaynağını bir araya getiren yeni nesil sağlık merkezleri kurma kararlılığımızın güçlü bir yansımasını oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde de sağlıkta sürdürülebilir büyüme vizyonumuz doğrultusunda; insanı merkeze alan, teknolojiyle güçlenen, bilim üreten ve toplum için uzun vadeli değer oluşturan bir sağlık modeli geliştirmeye devam edeceğiz.” Çevresel sürdürülebilirlikte ölçülebilir hedefler Memorial Sağlık Grubu, çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarını daha sistematik, ölçülebilir ve hedef odaklı bir yapıya taşıyor. Enerji verimliliği, su yönetimi, atık yönetimi ve emisyon azaltımı alanlarında yürütülen çalışmalarla çevre dostu hastane yaklaşımı tüm operasyonlara entegre ediliyor. 2025 yılında yapılan iyileştirmelerle metrekare başına düşen karbon ayak izinde %4,2 oranında iyileşme sağlandı. İlk kez gerçekleştirilen su ayak izi analiziyle su yönetiminde verimlilik odağını güçlendiren Memorial, 2027 yılına kadar metrekare başına karbon ayak izini %10 azaltmayı hedefliyor. Teknoloji, veri ve bilimle geleceğin tıbbına katkı Memorial Sağlık Grubu, teknolojiyi sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor. Yapay zekâ, veri analitiği, dijital sağlık çözümleri ve uzaktan sağlık uygulamaları; tanıdan tedaviye tüm süreçlerde daha hızlı, etkin ve erişilebilir bir hizmet modeli oluşturmanın temel unsurları arasında yer alıyor. Klinik araştırma merkezi altyapısına yapılan yatırımlar ise Memorial’ın yalnızca sağlık hizmeti sunan değil, aynı zamanda bilim üreten, yeni tedavi yöntemlerinin gelişimine katkı sağlayan ve geleceğin tıbbını destekleyen bir sağlık grubu olma hedefini güçlendiriyor. Memorial Talks platformu kapsamında gerçekleştirilen akademik buluşmalar ve bilgi paylaşımı çalışmaları da sağlık alanındaki bilimsel birikimin yeni nesillere aktarılmasına katkı sağlıyor. Uluslararası sağlık hizmetlerinde güçlü konum Memorial, Türkiye’deki hastaneleri, Romanya’daki sağlık yatırımları ve yurt dışı ofisleriyle uluslararası sağlık hizmetleri alanındaki güçlü konumunu sürdürüyor. 2025 yılında Romanya’da hizmete açılan Memorial City Gate Kliniği; modern altyapısı, uzman kadrosu ve çok branşlı yapısıyla Memorial’ın uluslararası ölçekte erişilebilir ve yüksek standartlı sağlık hizmeti sunma vizyonunun önemli bir parçası oldu. Memorial Sağlık Grubu, bugün 190’dan fazla ülkeden gelen 50 binin üzerinde uluslararası hastaya hizmet sunarken; onkoloji, hematoloji, organ nakli, genel cerrahi, gastroenteroloji ve ortopedi gibi yüksek uzmanlık gerektiren alanlarda uluslararası ölçekte güçlü bir konumlanma sergiliyor. İnsan odaklı kurum kültürü ve toplumsal fayda Memorial, sürdürülebilir sağlık hizmetinin güçlü bir insan kaynağı, kapsayıcı kurum kültürü ve toplumsal sorumluluk anlayışıyla mümkün olduğuna inanıyor. 8 bini aşkın çalışanıyla kapsayıcılığı, fırsat eşitliğini, çalışan gelişimini ve iş sağlığı güvenliğini destekleyen Memorial; kadınların güçlenmesini merkeze alan projeleriyle de toplumsal fayda alanındaki etkisini büyütüyor. “Kadınlar Omuz Omuza” projesinin yanı sıra “Sağlığa Kulaç At” ve “Pembe Yürüyüş” gibi sosyal sorumluluk projeleriyle aktif yaşam, koruyucu sağlık, erken teşhis ve sağlıklı yaşam farkındalığının toplumun daha geniş kesimlerine ulaşması hedefleniyor. Sağlıkta öncü uygulamalarla güçlenen sürdürülebilirlik yaklaşımı Memorial Sağlık Grubu, sağlık sektöründeki öncü konumunu yatırımlarının yanı sıra tıbbi başarıları, ileri teknoloji altyapısı ve uluslararası standartlardaki uygulamalarıyla da sürdürüyor. Türkiye’de JCI akreditasyonu alan ilk hastane olan Memorial Şişli Hastanesi ile başlayan kalite yolculuğu; robotik cerrahi, organ nakli, tüp bebek, ileri tanı teknolojileri ve sürdürülebilir hastane uygulamaları alanlarındaki öncü çalışmalarla devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Üniversitesi Hastanesi, Dünyanın En İyi Hastaneleri Arasında Yer Aldı Haber

Koç Üniversitesi Hastanesi, Dünyanın En İyi Hastaneleri Arasında Yer Aldı

Koç Üniversitesi Hastanesi, Newsweek ve küresel araştırma şirketi Statista işbirliğiyle hazırlanan 2026 “World’s Best Hospitals” listesinde 91.80 puanla Türkiye’nin 1 numaralı hastanesi seçildi. Statista’nın bağımsız ve tarafsız sağlık sektörü uzmanları tarafından yürütülen bu değerlendirmede Koç Üniversitesi Hastanesi, dünya genelinde ilk 250 hastane arasına girerek küresel ölçekte yükselen konumunu ve hasta odaklı ileri düzey tıbbi mükemmeliyet anlayışını bir kez daha ortaya koydu. Newsweek Dergisi ile küresel veri platformu Statista’nın işbirliğiyle hazırlanan ve 32 ülkeden 2.500’den fazla hastanenin performansının analiz edildiği araştırmada, Koç Üniversitesi Hastanesi, 213. sırada yer alarak küresel sıralamada en iyiler arasına adını yazdırdı. Hastanelerin belirlenmesinde 2.530 sağlık kuruluşunun performansı analiz edildi. Değerlendirme sürecinde doktor ve hastane yöneticilerinin önerileri, tedavi kalitesi, hijyen standartları ve doktor ya da hemşire başına düşen hasta sayısı gibi veriler araştırıldı. Ayrıca, hasta deneyimi anketleri ve Statista’nın Hasta Bildirimli Sonuç Ölçütleri (PROMs) Uygulama Araştırması gibi önemli kriterler değerlendirme sürecine dahil edildi. “Mükemmellik, güven ve inovasyonun sonucudur” Bu önemli başarıya ilişkin değerlendirmede bulunan Koç Healthcare CEO’su Dr. Erhan Bulutcu şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin lider hastanesi olarak tanınmak klinik mükemmeliyet, hasta güvenliği ve inovasyona olan sarsılmaz bağlılığımızın bir göstergesidir. Koç Üniversitesi Hastanesi, ülkemizin en kapsamlı entegre eğitim alanlarına, klinik araştırma birimlerine ve tıp laboratuvarlarına sahiptir. Ekibimiz, kanıta dayalı en güncel uygulamaları ve ileri teknolojileri kullanarak on binlerce hastaya dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmaktadır. Newsweek ve Statista tarafından verilen bu takdir, sağlık alanında güvenilir bir paydaş olarak rolümüzü pekiştirmekte ve araştırma, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarımızı sürdürme konusundaki kararlılığımızı güçlendirmektedir.” Ulusal ve uluslararası ölçekte referans noktası Koç Üniversitesi Hastanesi, ileri tıbbi teknolojileri akademik mükemmeliyetle entegre ederek onkoloji, organ nakli, kardiyovasküler tıp ve robotik cerrahi alanlarında bölgesel bir referans merkezi olarak hizmet vermektedir. Hastane, PROMs uygulamalarını klinik süreçlerine entegre ederek hasta tarafından bildirilen sonuçların doğrudan tıbbi karar alma süreçlerine yansımasını sağlamaktadır. Yapay zekâ destekli tanı sistemleri, robotik cerrahi platformları ve kişiselleştirilmiş tedavi modelleri sayesinde bölge genelinde sağlık hizmet sunumunda yeni standartlar belirlemeye devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülkemizde Organ Nakli Bekleyen Hasta Sayısı Alarm Veriyor! Haber

Ülkemizde Organ Nakli Bekleyen Hasta Sayısı Alarm Veriyor!

Diğer organlar da eklendiğinde 30 binin üzerinde hastanın büyük bir umutla organ nakli için beklediği görülüyor. Ancak, geçen yıl ülkemizde 2 bin 79 beyin ölümünün sadece yüzde 17’si organ bağışıyla sonuçlanmış durumda. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, oysa organ nakli bekleme listesinde kayıtlı hastaların sayısının her yıl daha da arttığına ve hastaların bir kısmının bu bekleme sürecinde hayatlarını kaybettiklerine dikkat çekerek, “Başta karaciğer, böbrek ve kalp gibi hayati organlar olmak üzere birçok organın son dönem yetmezliğinin tedavisinde organ nakli tek tedavi seçeneğidir. Unutulmamalı ki kalp gibi bazı organ nakli bekleyen hastaların canlı verici gibi bir alternatifleri de yoktur. Bugün Türkiye’de binlerce hasta için organ bağışı tek yaşam umududur. Her bir bağış, birçok kişiye yaşam şansı kazandırır” diyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayarak, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Türkiye nakil başarısında dünya liginde Ülkemizde erişkin ve çocuk hasta gruplarında yapılan nakillerde sağ kalım oranları yüzde 90’ın üzerinde seyrediyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, bu yüksek başarı sayesinde her yıl çok sayıda yabancı hastanın karaciğer veya böbrek nakli olmak için Türkiye’yi tercih ettiklerini belirterek, “Üstelik yurt dışından gelen hastaların önemli bir bölümünü zorlu vakalar oluşturmaktadır. Yurt içi ve yurt dışındaki hastalarda elde ettiği bu başarılar ile ülkemiz dünyada organ naklinde öncü ülkeler arasında yerini almıştır. Bir başka deyişle, ülkemiz nakil başarısında dünya ligindedir. Bu nedenle, sadece hastalar değil, dünyanın birçok ülkesinden hekimler, cerrahlar da organ nakli ameliyat yöntemini öğrenmek için ülkemize gelmektedir” diyor. Hedef kadavradan organ bağışını artırmak! Ülkelerin nüfus sayılarına göre organ bağışı oranını gösteren pmp değeri (her bir milyon nüfus başına düşen organ bağışı sayısı), İspanya, Fransa ve İtalya’da sırasıyla 47, 26 ve 25 iken, bu değer ülkemizde sadece 3.6’da kalıyor. Bu oranlar, yapılan organ nakillerine de yansıyor. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yaklaşık yüzde 80’i kadavradan yapılırken, Türkiye’de bu oran yüzde 15–20 civarında seyrediyor, yani ülkemizde nakillerin büyük bölümü hâlâ canlı vericilerden yapılıyor. Bu tablo, kadavra bağışının artırılmasının ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Organ nakli ekiplerinin en büyük hedefinin kadavradan bağış sayısının artması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kadavra bağış oranları, bir ülkenin toplum sağlığı konusunda duyarlılığının en temel göstergelerinden biridir. Her hastanın uygun canlı verici bulamadığı, kalp gibi bazı organ bekleyen hastalarda canlı verici şansı olmadığı ve bekleme listelerindeki ölüm oranları göz önüne alındığında, bu duyarlılığın yaygınlaştırılması yaşamsal önem taşımaktadır.” Organ bağışıyla yaşam armağan edin! Bekleme listelerindeki ölüm oranları da dikkate alındığında, organlara ihtiyacı olan hastaların yaşama tutunmalarının tek yolunun organ bağışı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, “Organ bağışında bulunmak isteyen vatandaşlar, en yakın hastanenin organ nakli koordinatörlüğüne ve il sağlık müdürlüklerine başvurabilecekleri gibi, bu ay içinde yürürlüğe giren bir uygulama neticesinde organ bağışlarını e-Devlet üzerinden de yapabilirler” bilgisini veriyor. En büyük engel: Yanlış inanışlar! Toplumda, organ bağışı konusunda gelenek- göreneklere dayalı eksik bilgilerin ve duyulan güvensizliğin bağışların artmasını önleyen en önemli sebepler olduğunu vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, “Örneğin, beyin ölümünde hastaların iyileşebileceğine yönelik hatalı bir kanı var. Oysa, beyin ölümü tıbben geri dönüşsüzdür, yani kişi yaşamını yitirmiştir. Dolayısıyla, organları yoğun bakım cihazlarının desteğiyle sadece kısa bir süre için canlı tutulabilmektedir. Organ nakli de bu süreçte yapılabilmektedir. Ayrıca, ölüm gerçekleştiği için nakil sırasında acı veya başka bir his algılanması söz konusu olamaz” bilgisini veriyor. Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, ayrıca ülkemizin organ bağışından nakline kadar olan tüm süreçte dünyaca kabul edilmiş en güvenli ülkelerden biri olduğunu da aktararak, “Tüm organ nakilleri Sağlık Bakanlığı’nın gözetiminde, ulusal koordinasyon sistemiyle yapılmaktadır. Dolayısıyla, organların kötüye kullanılması mümkün değildir” diyor.

Ülkemizde Organ Nakli Bekleyen Hasta Sayısı Alarm Veriyor! Haber

Ülkemizde Organ Nakli Bekleyen Hasta Sayısı Alarm Veriyor!

Diğer organlar da eklendiğinde 30 binin üzerinde hastanın büyük bir umutla organ nakli için beklediği görülüyor. Ancak, geçen yıl ülkemizde 2 bin 79 beyin ölümünün sadece yüzde 17’si organ bağışıyla sonuçlanmış durumda. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, oysa organ nakli bekleme listesinde kayıtlı hastaların sayısının her yıl daha da arttığına ve hastaların bir kısmının bu bekleme sürecinde hayatlarını kaybettiklerine dikkat çekerek, “Başta karaciğer, böbrek ve kalp gibi hayati organlar olmak üzere birçok organın son dönem yetmezliğinin tedavisinde organ nakli tek tedavi seçeneğidir. Unutulmamalı ki kalp gibi bazı organ nakli bekleyen hastaların canlı verici gibi bir alternatifleri de yoktur. Bugün Türkiye’de binlerce hasta için organ bağışı tek yaşam umududur. Her bir bağış, birçok kişiye yaşam şansı kazandırır” diyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayarak, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Türkiye nakil başarısında dünya liginde Ülkemizde erişkin ve çocuk hasta gruplarında yapılan nakillerde sağ kalım oranları yüzde 90’ın üzerinde seyrediyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, bu yüksek başarı sayesinde her yıl çok sayıda yabancı hastanın karaciğer veya böbrek nakli olmak için Türkiye’yi tercih ettiklerini belirterek, “Üstelik yurt dışından gelen hastaların önemli bir bölümünü zorlu vakalar oluşturmaktadır. Yurt içi ve yurt dışındaki hastalarda elde ettiği bu başarılar ile ülkemiz dünyada organ naklinde öncü ülkeler arasında yerini almıştır. Bir başka deyişle, ülkemiz nakil başarısında dünya ligindedir. Bu nedenle, sadece hastalar değil, dünyanın birçok ülkesinden hekimler, cerrahlar da organ nakli ameliyat yöntemini öğrenmek için ülkemize gelmektedir” diyor. Hedef kadavradan organ bağışını artırmak! Ülkelerin nüfus sayılarına göre organ bağışı oranını gösteren pmp değeri (her bir milyon nüfus başına düşen organ bağışı sayısı), İspanya, Fransa ve İtalya’da sırasıyla 47, 26 ve 25 iken, bu değer ülkemizde sadece 3.6’da kalıyor. Bu oranlar, yapılan organ nakillerine de yansıyor. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yaklaşık yüzde 80’i kadavradan yapılırken, Türkiye’de bu oran yüzde 15–20 civarında seyrediyor, yani ülkemizde nakillerin büyük bölümü hâlâ canlı vericilerden yapılıyor. Bu tablo, kadavra bağışının artırılmasının ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Organ nakli ekiplerinin en büyük hedefinin kadavradan bağış sayısının artması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kadavra bağış oranları, bir ülkenin toplum sağlığı konusunda duyarlılığının en temel göstergelerinden biridir. Her hastanın uygun canlı verici bulamadığı, kalp gibi bazı organ bekleyen hastalarda canlı verici şansı olmadığı ve bekleme listelerindeki ölüm oranları göz önüne alındığında, bu duyarlılığın yaygınlaştırılması yaşamsal önem taşımaktadır.” Organ bağışıyla yaşam armağan edin! Bekleme listelerindeki ölüm oranları da dikkate alındığında, organlara ihtiyacı olan hastaların yaşama tutunmalarının tek yolunun organ bağışı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, “Organ bağışında bulunmak isteyen vatandaşlar, en yakın hastanenin organ nakli koordinatörlüğüne ve il sağlık müdürlüklerine başvurabilecekleri gibi, bu ay içinde yürürlüğe giren bir uygulama neticesinde organ bağışlarını e-Devlet üzerinden de yapabilirler” bilgisini veriyor. En büyük engel: Yanlış inanışlar! Toplumda, organ bağışı konusunda gelenek- göreneklere dayalı eksik bilgilerin ve duyulan güvensizliğin bağışların artmasını önleyen en önemli sebepler olduğunu vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, “Örneğin, beyin ölümünde hastaların iyileşebileceğine yönelik hatalı bir kanı var. Oysa, beyin ölümü tıbben geri dönüşsüzdür, yani kişi yaşamını yitirmiştir. Dolayısıyla, organları yoğun bakım cihazlarının desteğiyle sadece kısa bir süre için canlı tutulabilmektedir. Organ nakli de bu süreçte yapılabilmektedir. Ayrıca, ölüm gerçekleştiği için nakil sırasında acı veya başka bir his algılanması söz konusu olamaz” bilgisini veriyor. Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, ayrıca ülkemizin organ bağışından nakline kadar olan tüm süreçte dünyaca kabul edilmiş en güvenli ülkelerden biri olduğunu da aktararak, “Tüm organ nakilleri Sağlık Bakanlığı’nın gözetiminde, ulusal koordinasyon sistemiyle yapılmaktadır. Dolayısıyla, organların kötüye kullanılması mümkün değildir” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Cerrahlar Hollanda’da İlk Canlı Donör Naklini Gerçekleştirdi! Haber

Türk Cerrahlar Hollanda’da İlk Canlı Donör Naklini Gerçekleştirdi!

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı ve Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz ile Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yaman Tokat, Hollanda’da ilk defa yapılan canlı vericili karaciğer nakline imza attılar. Türkiye geçmişte yabancı cerrahların bilgi ve deneyimlerinden faydalanan bir ülke iken, bugün Türk cerrahlar, özellikle canlı vericiden yapılan organ nakilleri alanında dünyaya rehberlik ediyor. Bilgi birikimleri ve deneyimleriyle uluslar arası alanda örnek gösterilen hekimler, eğitimler gerçekleştiriyor, operasyonlara öncülük ediyor. Bunun son örneği, 250 bin nüfuslu üniversite şehri olan Leiden’de, 450 yıl önce kasabaya ödül olarak kurulan Leiden Üniversitesi’nin hastanesinde gerçekleşti. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı ve Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz ile Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yaman Tokat, Hollanda’da ilk defa Leiden Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan canlı vericili karaciğer nakline imza atarken, üniversitenin tıp tarihinde yeni bir sayfa açan başarısına da ortak olmanın mutluluğunu yaşadılar. Geçen yıl Türkiye’ye gelmişlerdi Türkiye kadavradan nakilde dünya genelinde son sıralarda yer alırken, canlı vericiden organ naklinde ise ilk sırada bulunuyor. Bu alanda kazandıkları bilgi ve deneyimleri günümüzde yabancı meslektaşlarına aktarır duruma gelen Türk hekimler, önemli başarılara imza atıyor. Prof. Dr. Hamdi Karakayalı geçtiğimiz günlerde Hollanda’da Leiden Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirdikleri canlı vericiden karaciğer nakline yönelik şöyle konuştu: “Geçtiğimiz yıl Leiden’in organ nakli ekibi (cerrahlar, gastroenterologlar, radyologlar, patologlar, anestezi ve yoğun bakım uzmanları, ameliyat hemşireleri) bizleri Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’mizde ziyaret etmiş, bir hafta boyunca yanımızda bulunarak üç karaciğer nakli ameliyatımızı gözlemlemişti. Ülkelerine döndükten sonra nihayet ilk vaka için alıcı, verici hazırlandı, online olarak yaptığımız konseyde uygun olduklarına karar verip ameliyat gününü kararlaştırdık. 45 yaşındaki Hollandalı hastaya, 29 yaşındaki donör olan yeğeninden karaciğeri naklettik ve 13 saat süren ameliyatı başarı ile tamamladık. Bu arada verici ameliyatı, ekibe Tayvan’dan katılan bir cerrahın katkısıyla robotik olarak gerçekleştirildi. Leiden Üniversitesi Tıp Fakültesi gibi dünyada iyi bilinen prestijli bir kuruma böyle bir destek vermekten ülkemiz adına gurur duyduk.” Türkiye canlı vericili nakil başarısında dünyada 1. sırada Halen resmi verilere göre, Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Bekleme Listesi’ne kayıtlı 35 bine yakın hastanın çoğunun acil organ nakline ihtiyaçları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karakayalı “Organ bağışı ihtiyacı karşılamaya yetmiyor ve hastaların çoğu bekleme sürecinde ne yazık ki hayatını kaybediyor, bu sırada listeye sürekli yeni hastalar ekleniyor. Buna karşın donör bulan hastaların tedavi edilmesini sağlayan canlı vericili karaciğer nakli sayılarına bakıldığında ülkemiz 1. sırada yer alıyor. Oysa ideal olan kadavradan bağış oranının yüksek olması. Bu nedenle ülkemizde kadavradan nakilleri mutlaka artırmalıyız” dedi. Prof. Dr. Karakayalı, Sağlık Bakanlığı’nın yeni yayınladığı yönetmeliğe göre artık, organ bağışı beyanlarının E-Devlet ve E-Nabız üzerinden yapılabileceğini de belirterek bunun kadavradan bağışın artmasında umut verici bir gelişme olduğunu söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.