Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Organik Tarım

Kapsül Haber Ajansı - Organik Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Organik Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk İhracatçıları Çin’e 10 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor Haber

Türk İhracatçıları Çin’e 10 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor

Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracatın 2026 yılının ocak – eylül döneminde yüzde 41’lik artışla 2,1 milyar dolardan 3 milyar dolara çıktığını, hedeflerinin orta vadede Çin’e ihracatı 10 milyar dolara çıkarmak olduğunu dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na 9. kez Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yapacaklarını, gıda, kozmetik, tekstil ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren 15 firmayla Türkiye’nin Çin’e ihracatının artması için mesai vereceklerini belirtti. Çin’in, 2025 yılında 3 trilyon 772 milyar dolar ihracatla dünya lideri olduğuna dikkati çeken Öztürk, “Çin, ithalat için uzak bir ülke olmadığı gibi ihracat içinde uzak bir ülke değil. Çin, 2025 yılında 2 trilyon 583 milyar dolarlık ithalatla dünyanın en büyük ikinci ithalatçısı ülke konumunda. Çin’i bir ülke olarak değil, bir kıta olarak değerlendirmek gerekiyor” şeklinde konuştu. Çin’de sağlıklı ürünlere talep artıyor “Son yıllarda Çin pazarına yönelik yoğun çalışma yürüyoruz” diyen Öztürk şöyle devam etti; “Çin pazarında özellikle gıda ürünlerine yönelik tüketim alışkanlıklarında önemli bir dönüşüm yaşanıyor. “Sağlıklı ürünler”, ürün içeriğinin açık ve şeffaf biçimde belirtildiği clean label yaklaşımı ve doğal koruyucuların kullanımı gibi trendler giderek güçleniyor. İhracatımızı mevcut hammaddeden yüksek katma değerli ve tüketici odaklı ürünlere kaydırmakta. Burada üç alan özellikle öne çıkıyor: Kozmetik ve kişisel bakım ürünleri: Türk gülünden elde edilen doğal kozmetik ürünleri, doğal içerikli bakım ürünleri, aromatik ürünler ve premium kişisel bakım ürünleri. Sağlıklı ve fonksiyonel gıda: Kuru meyveler, Antep fıstığı, bal, zeytinyağı, doğal atıştırmalıklar, sağlıklı/organik ürünler ve hazır tüketilebilir gıdalar. Premium Türk gıda ürünleri: Zeytinyağı, kuru meyve, fındık, Antep fıstığı, bal ve seçilmiş işlenmiş gıda ürünleri. Çin'de sağlık odaklı, hazır tüketilebilir ve hazır pişirilebilir gıdalara yönelik talebin arttığına ilişkin güncel tüketim araştırmaları bulunuyor. Türkiye bu sektörlerde güçlü üretici. Çin pazarında sağlıklı gıda ürünleri sektörlerinde büyüyecek potansiyele sahibiz.” Çin’de 300 milyon alım gücü yüksek tüketici var Çin’de alım gücü Avrupalı tüketiciler seviyesinde 300 milyon insan yaşadığını paylaşan Öztürk, “Türk firmalarının Çin pazarında başarılı olması için Çin'in Z kuşağı tüketicilerine kişiselleştirilmiş ve niş ürünlerle ulaşabiliriz. Firmalarımız Çince ambalajları olan Z kuşağının taleplerine uygun ürün gamıyla Çin pazarında daha kalıcı olabilirler. Çin pazarında batı benzeri tüketim alışkanlıkları hızla artmakta. Eskiden tasarruf odaklı olan Çinli tüketiciler, artık kaliteli ve sağlıklı ürünlere daha çok harcama yapıyor, dünyayı geziyor, farklı mutfakları ve yaşam tarzlarını deneyimliyor. Biz de bu değişime cevap verebilmek için, Türk zeytinyağı, kuru incir, üzüm, kayısı, şarap gibi Ege Bölgesi’nin öne çıkan ürünlerini, ayrıca organik tarım ürünlerimizi ve yüksek kaliteli sanayi ürünlerimizi Çinli tüketiciler için potansiyel arz ediyor. Çin’de sosyal medya kullanımı çok yaygın ve Çinlilerin tüketim tercihlerinde etkili oluyor. Bu kapsamda Birliğimizin wechat hesabı üzerinden firmalarımızı ve ürünlerini tanıtmaya devam ediyoruz. İsteyen firmalarımıza da kendi hesabımızdan üzerinden tanıtım yapma olanağı veriyoruz” ifadelerini kullandı. Ülkemizde yetişen pek çok ürünün Çin'in karantina listesinde olduğu için ihraç edilemediğini aktaran Öztürk, Türkiye ile Çin arasında 15 Ekim 2025 tarihinde yetiştiricilik ve avcılık yoluyla elde edilen su ürünlerini kapsayan iki yeni protokol hayata geçirildiğini bu gelişme sonrasında Türkiye’den Çin’e su ürünleri ihracatının 2026 yılının ocak – eylül döneminde 3 kat artışla 18 milyon dolara ulaştığını ifade etti. Türkiye’den defne yaprağı ihracatına olanak sağlayacak anlaşmanın kısa süre önce imzalandığını hatırlatan Öztürk, “Ülkemizden Çin’e yapılan defne yaprağı ihracatı geçtiğimiz yıllarda 15 milyon doları aşmıştı. Bu anlaşmayla defne yaprağı ihracatında bu parlak günlere geri dönmeyi hedefliyoruz. Ülkemizde yetişen pek çok ürün Çin’in karantina listesinde olduğu için ihraç edilemiyor. Kanatlı sektörü, Çin’in karantina listesinden çıkmayı bekliyor. Ülkemizin yıllara göre değişmekle birlikte, yıllık 60–75 bin ton arası işlenmiş tavuk ayağı ihracat kapasitesi bulunmakta. Buna benzer anlaşmaların hızla yürürlüğe girmesi iki ülke arası ticaret dengesi açısından kritik öneme sahip. Çin’e ihracat için bitki sağlığı sertifikası yapılmasını beklediğimiz bir diğer ürün kiraz. Türk ürünlerinin Çin’e ihracatıyla ilgili karşılıklı anlaşmalar hayata geçtiği takdirde Çin’e orta vadede ihracatımız 10 milyar dolara ulaşacak. Çin İthalat Fuarı’nda bu zeminin oluşması için çaba göstereceğiz” dedi. “Türkiye’nin Çin’e yaptığı her 100 dolarlık ihracatın 18 dolarında Ege İhracatçı Birlikleri’nin imzası var” diye konuşan EİB Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Çin Uluslararası İthalat Fuarı sırasında Çin’in en büyük e-ticaret platformlarından JD.com, China General Chamber of Commerce ve Çin’in en büyük kargo firmalarından YTO Express firması ile görüşmeler yapacaklarını sözlerine ekledi. Türk ihracatçılarla Çinli ithalatçılar 9 Kasım’da networking etkinliğinde buluşacak Ege İhracatçı Birlikleri, Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda geçen yıllardaki gibi 2026 yılında da, Türk ihracatçılarla, Çinli ithalatçıların ikili iş görüşmeleri yapabilmesine zemin hazırlayacak Türkiye’nin Çin’e ihracatının ivme kazanmasını sağlayacak networking etkinliği düzenleyecek. EİB, 9 Kasım 2026 Pazartesi günü yapılacak bu etkinlikte Türkiye’nin Çin’e ihracatta sektörel çeşitliliğin artması için mesai verecek. EİB 2026’da Çin pazarında dört kez boy gösterdi Ege İhracatçı Birlikleri 2026 yılında Xiamen International Stone Fuarı ve Çin’in Batıya açılan kapısı olan Urumçi’de ‘2026 Çin Avrasya Expo Fuarı’nın Milli Katılım organizasyonu gerçekleştirmiş, Türkiye İhracatçılar Meclisi’yle iş birliğinde gıda ihracatçılarına yönelik Guanco Gıda Sektörel Ticaret Heyeti düzenlemişti. Türkiye’nin Çin’e ihracatı yüzde 41 arttı Türkiye’nin Çin’e ihracatı, 2026 yılının ocak-eylül döneminde yüzde 41’lik artışla 2 milyar 121 milyon dolardan 2 milyar 994 milyon dolara yükseldi. Madencilik sektörü Çin’e 1 milyar 648 milyon dolarlık ihracatla açık ara zirvede yer alırken, kimya sektörü 618,5 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Türk gıda ihracatçıları Çin’e yaptıkları ihracatla 210 milyon doları hanelerine yazdırdı. 2026 yılının Ocak – Eylül döneminde Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çin’e yapılan ihracat yüzde 43’lük artışla 378 milyon dolardan 542 milyon dolara ulaştı. Madencilik sektörü 454 milyon dolarlık ihracatla Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çin’e yapılan ihracatın aslan payını aldı. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Çin’e 25,5 milyon dolar ihracat yaparken, Çin’e ihracatta üçüncü 10,5 milyon dolarla Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TOÇEV’in Sosyal Girişim Projesi PAYAM’da İlk Hasat Haber

TOÇEV’in Sosyal Girişim Projesi PAYAM’da İlk Hasat

1994 yılından bu yana çocukların eğitim hakkını savunan TOÇEV, sivil toplum kuruluşlarının kaynak geliştirme süreçlerine yenilikçi bir yaklaşım getiren PAYAM Ekolojik Badem Köyü Projesi’nde önemli bir milada ulaştı. 2021 yılında toprağa dikilen fidanlar, sürdürülebilir tarım, doğa ve sosyal etkinin buluştuğu bir modele dönüşerek ilk ürünlerini verdi. PAYAM, yalnızca bir badem bahçesi olmanın ötesinde; yetişen bademlerin ürüne, ürünün kaynağa, kaynağın ise çocukların eğitim hakkına dönüştüğü uçtan uca sürdürülebilir bir sosyal girişim modeli olarak öne çıkıyor. "PAYAM, Birlikte Büyüttüğümüz Bir Değer" Projenin yalnızca badem satışı geliriyle sınırlı kalmadığını, derin bir sosyal etki odaklı yürütüldüğünü belirten TOÇEV yetkilileri, projenin geldiği aşamayı şu sözlerle değerlendirdi: "TOÇEV olarak 1994’ten bu yana çocukların eğitim hakkını kesintisiz savunuyoruz. Bu hakkı destekleyecek sürdürülebilir kaynaklar yaratmak en büyük sorumluluğumuz. PAYAM, 2021 yılında çocukların eğitimine katkı sağlayacak bağımsız ve sürdürülebilir bir kaynak fikriyle doğdu. Bugün ilk hasadımızı yaparken, sadece bir bahçenin ürününü değil; bir fikrin gerçeğe dönüşmesini ve paydaşlarımızla birlikte büyüttüğümüz ortak bir değeri kutluyoruz." Veri Odaklı ve Ölçülebilir Sosyal Etki Hedefleniyor PAYAM projesinin bundan sonraki döneminde etki odaklı yönetim anlayışı güçlendirilecek. Modelin sunduğu değeri daha ölçülebilir, görünür ve paylaşılabilir kılmak adına teknik analiz, veri toplama, ölçme, karşılaştırma ve iyileştirme çalışmalarına ağırlık verilecek. Ayrıca projenin iletişim ve stratejik iş birlikleri boyutu da yeni bir evreye taşındı. Tamamlanan “PAYAM Görünürlük ve Stratejik Katılım Analizi” ve oluşturulan “PAYAM İletişim ve Stratejik İlişki Planı” doğrultusunda, uluslararası ve ulusal platformlarda yeni paydaş görüşmelerine başlandı. Projenin tarımsal süreçleri ve Organik Tarım sertifikasyon çalışmaları Karaoklar ekibinin uzmanlığıyla yürütülürken, TOÇEV tüm destekçilerini ve ekosistem üyelerini bu büyüyen değeri çocukların geleceği için birlikte daha da büyütmeye davet ediyor. TOÇEV (Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı) Hakkında: 1994 yılında kurulan TOÇEV, okumak isteyen ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle eğitime erişim güçlüğü çeken çocuklara ilköğretimden üniversite hayatlarının sonuna kadar eşit ve kesintisiz eğitim hakkı sağlamak amacıyla faaliyet göstermektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuru Meyve Sektör Kurulu Malatya’da Üst Düzey Temaslarda Bulundu Haber

Kuru Meyve Sektör Kurulu Malatya’da Üst Düzey Temaslarda Bulundu

Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Bayram Özgür başkanlığındaki heyette; Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gabay, İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Semih Ergüder, Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yalçın Geyik ile üç ihracatçı birliğinin yönetim kurulu üyeleri ve sektör temsilcileri yer aldı. Program boyunca kuru kayısı üretiminin ve ihracatının sürdürülebilirliği, lisanslı depoculuk, ürün arzında devamlılık, gıda güvenliği, markalaşma, Ar-Ge ve kurumlar arası iş birliği başlıkları değerlendirildi. “Malatya kayısısının geleceğini ortak akılla şekillendireceğiz” Programın ardından değerlendirmelerde bulunan Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Bayram Özgür, Malatya kayısısının Türkiye’nin dünya pazarlarındaki en önemli tarımsal prestij ürünlerinden biri olduğunu söyledi. Özgür, şu değerlendirmede bulundu: “Geçtiğimiz yıl yaşanan zirai don, sektörümüz açısından son derece zorlu bir dönem oldu. Buna rağmen üreticimiz, ihracatçımız ve tüm paydaşlarımız güçlü bir dayanışma sergileyerek ihracat pazarlarımızdaki varlığımızı korumak için büyük çaba gösterdi. Yaşanan süreç, doğru depolamanın ve ürün arzında devamlılığın ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koydu. Tarımsal üretimde iklim koşullarına bağlı rekolte kayıpları yaşanabilir. Bu nedenle ürünün bol olduğu yıllarda güvenli koşullarda muhafaza edilmesi ve dünya pazarlarına kesintisiz şekilde sunulabilmesi büyük önem taşıyor. Yeni dönemde önceliğimiz, kaybettiğimiz pazarları yeniden kazanmak, mevcut pazarlardaki gücümüzü artırmak ve Malatya kayısısını daha yüksek katma değerle ihraç etmektir. Gıda güvenliği, kalite, izlenebilirlik ve hedef pazarların beklentileri bu süreçte temel önceliklerimiz olacaktır. Kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz, üreticilerimiz, ihracatçılarımız, meslek kuruluşlarımız ve araştırma kurumlarımızla güçlü iş birliği içinde hareket ederek Malatya kayısısının geleceğini ortak akılla şekillendireceğiz.” Depolama ve analiz altyapısı incelendi Program kapsamında Recep Tayyip Erdoğan Dünya Kayısı Ticaret Merkezi ile Malatya Ticaret Borsası bünyesindeki lisanslı kuru kayısı deposu, soğuk hava tesisleri ve analiz laboratuvarında incelemelerde bulunuldu. Heyete, kuru kayısının uygun sıcaklık ve nem koşullarında muhafaza edilmesi, kalite kayıplarının azaltılması ve piyasalara yıl boyunca düzenli ürün sunulmasına yönelik çalışmalar hakkında bilgi verildi. 2025 yılında yaşanan zirai donun ardından önceki yıllardan kalan stokların ihracatın sürdürülmesinde oynadığı rolün, lisanslı depoculuğun sektör açısından taşıdığı stratejik önemi bir kez daha ortaya koyduğu değerlendirildi. İklim değişikliğine bağlı rekolte dalgalanmaları karşısında, ürünün bol olduğu sezonlarda doğru koşullarda depolanmasının hem arz devamlılığı hem de ihracat pazarlarının korunması bakımından kritik olduğu vurgulandı. İhracatçılarla sektörün öncelikleri görüşüldü Malatya Ticaret Borsasında bölgedeki kuru kayısı ihracatçıları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla bir istişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, 2025 yılındaki zirai donun üretim ve ihracata etkileri, 2026 hasat sezonuna ilişkin beklentiler, fiyat istikrarı ve kaybedilen ihracat pazarlarının yeniden kazanılması için atılabilecek adımlar ele alındı. Üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, ihracatçının rekabet gücünü koruduğu ve tüketicinin kaliteli ürüne makul koşullarda ulaşabildiği dengeli bir piyasa yapısının oluşturulmasının önemine dikkat çekildi. Malatya’nın stratejik önemi ve yeniden yapılanma süreci değerlendirildi Malatya Valiliğine gerçekleştirilen ziyarette, Malatya’nın Türkiye’nin tarımsal üretimi, ihracatı ve bölgesel ekonomisi açısından taşıdığı önem ele alındı. Kayısı başta olmak üzere şehrin güçlü üretim kültürü, girişimcilik kapasitesi ve ülke ekonomisine sağladığı katkılar değerlendirilirken, 6 Şubat depremlerinin ardından hayata geçirilen yatırımlar ile ticari ve sosyal hayatın yeniden canlandırılmasına yönelik çalışmalar hakkında bilgi alışverişinde bulunuldu. Görüşmede ayrıca Malatya’nın yeni bir şehircilik anlayışı doğrultusunda yeniden inşa edilme süreci ele alındı. Şehrin yeniden yapılanmasının fiziki yatırımların yanı sıra üretim, ticaret, istihdam ve ihracat altyapısını da kapsayan bütüncül bir yaklaşımla sürdürülmesinin önemine vurgu yapıldı. Malatya Kayısısı’nın marka değerinin artırılması ele alındı Malatya Ticaret ve Sanayi Odasında gerçekleştirilen görüşmede, Malatya Kayısısı’nın uluslararası pazarlardaki bilinirliğinin artırılması ve katma değerinin yükseltilmesine yönelik çalışmalar değerlendirildi. Avrupa Birliği coğrafi işaret tesciline sahip Malatya Kayısısı’nın marka değerinin korunması, ihraç edilen ürünlerin ambalajlarında “Malatya Kayısısı” ibaresi ile coğrafi işaret logosunun kullanımının yaygınlaştırılması ve ortak tanıtım faaliyetlerinin geliştirilmesi gündeme geldi. İhracatçı firmaların yeni pazarlara erişimi, uluslararası fuar ve ticaret heyetleri ile ihracatçı birlikleri ve yerel kurumlar arasında geliştirilebilecek ortak projeler de görüşmede ele alınan konular arasında yer aldı. Yerel yönetimlerle iş birliği imkânları görüşüldü Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ziyaretinde, kayısı sektörünün şehir ekonomisindeki yeri ve üretimden ihracata uzanan değer zincirinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar değerlendirildi. Malatya’nın uluslararası pazarlardaki görünürlüğünün artırılması, sektörün tanıtımı ve üretici ile ihracatçıların desteklenmesi amacıyla yerel yönetimler ve sektör kuruluşları arasında geliştirilebilecek iş birliği imkânları üzerinde duruldu. Ar-Ge çalışmaları hakkında bilgi alındı Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne gerçekleştirilen ziyarette, iklim değişikliğinin kayısı üretimine etkileri, çeşit geliştirme, verimlilik, hastalık ve zararlılarla mücadele ile ürün kalitesinin artırılmasına yönelik yürütülen bilimsel çalışmalar hakkında bilgi alındı. Araştırma sonuçlarının üretici ve ihracatçılara daha etkin şekilde aktarılması ve sektör ile araştırma kuruluşları arasındaki bilgi paylaşımının güçlendirilmesinin önemi vurgulandı. Gıda güvenliği ve bilinçli üretim gündeme alındı Malatya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde gerçekleştirilen toplantıda, 2025 yılındaki zirai donun ardından kayısı bahçelerindeki mevcut durum, ağaçların gelişimi ve yeni sezona ilişkin üretim beklentileri değerlendirildi. Malatya kayısısının iç ve dış pazarlardaki kalite standartlarının korunması amacıyla bitki koruma ürünlerinin doğru kullanımı, ilaç kalıntısının önlenmesi, pestisit ve okratoksin risklerine karşı alınan tedbirler ele alındı. B-Reçete Sistemi, kontrollü ilaç kullanımı, üreticilere yönelik eğitim ve yayım faaliyetleri, izlenebilirlik ve organik tarım uygulamaları hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Hedef ülkelerin mevzuatı, gıda güvenliği kriterleri ve tüketici beklentilerinin üretimin ilk aşamasından itibaren dikkate alınması gerektiği belirtildi. Program Sektör Kurulu Toplantısıyla tamamlandı Kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla gerçekleştirilen temasların ardından program, günün sonunda düzenlenen Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Toplantısıyla tamamlandı. Toplantıda, gün boyunca gerçekleştirilen ziyaretlerden elde edilen değerlendirmeler ışığında sektörün öncelikleri ve yeni dönemde yürütülebilecek çalışmalar ele alındı. Kuru Meyve Sektör Kurulu, Malatya programı kapsamında gösterdikleri yakın ilgi ve nazik ev sahiplikleri dolayısıyla Malatya Valiliğine, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığına, Malatya Ticaret Borsasına, Malatya Ticaret ve Sanayi Odasına, Malatya İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne, Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne, bölge ihracatçılarına ve programa katkı sağlayan tüm sektör paydaşlarına teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Antalya Büyükşehir’den Organik Tarıma Destek Haber

Antalya Büyükşehir’den Organik Tarıma Destek

Antalya Büyükşehir Belediyesi yerelden kalkınma hedefleri doğrultusunda örtü altı üretim yapan çiftçilere desteklerini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, tripsler ve beyaz sinek gibi bitki zararlılarıyla mücadele amacıyla sera üretimi yapılan bölgelerde üreticilere yapışkan tuzak desteği vermeye devam ediyor. Kaş ilçesinde 80 çiftçiye 2 bin 400 tuzağın dağıtımı yapıldı. ÇİFTÇİLERE EĞİTİM DE VERİLDİ Ziraat Mühendisleri koordinesinde sürdürülen çalışmalarda çiftçilere tuzakların kullanımı hastalık ve zararlılarla mücadele eğitimi de verildi. Sera ve bahçelerde incelemelerde bulunan ekipler tuzakların kullanım şekillerini ve hangi ürünlerde kullanılması gerektiğini anlattı. Organik tarım içinde tercih edilen yapışkan tuzak desteklerinden üreticiler memnun duyuyor. SERALARDA KİMYASAL ÜRÜN KULLANIMINI AZALTIYOR Yapışkan tuzak destekleri ile ilgili bilgi veren Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görevli Ziraat Mühendisi Mehmet Özer “Örtü altı sera üreticiliğinin yoğun olduğu Kaş ilçemizde 80 üreticimize tripsler, beyaz sinek ve zararlılar için tuzak dağıtımı yaptık. Bu desteklemelerimizle örtü altı üreticilerimizin biyoteknik mücadeleye önem vermesini istiyoruz. Seralarda kimyasal kullanımını azaltarak girdi maliyetlerini azaltmaya çiftçilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi. BÜYÜK KOLAYLIK SAĞLIYOR Çiftçilerin her zaman kullandığı bir ürün olduğunu söyleyen üretici Ali Kaplan “Böceklerin ilaçsız bir şekilde yakalanmasını sağladığı için bize büyük bir kolaylık sağlıyor. Devamlı kullandığımız bir yöntem gayet başarılı. Kapya biber ve domates seramda kullanıyorum. Ürünü ilk diktiğimiz aylarda ve son dönemlerinde çok tripsler ve beyaz sinek oluyor. İhtiyaç duyulan bir ürün, çiftçiler olarak sürekli ihtiyaç duyuyoruz. Çiftçilerin üretim yapması bir ülke için çok önemli her zaman desteklenmesi gereken bir kesim. Muhittin Böcek gibi çiftçinin yanında olan kişiler oldukça, Büyükşehir Belediyemizin desteklemeleri devam ettikçe çiftçiler üretimlerine devam edecektir” diye konuştu. ÇİFTÇİ’YE DESTEK ÖNEMLİ Üreticiler için maliyetlerinin her geçen gün arttığını belirten çiftçi Musa Zeybek “Çiftçiler olarak giderimiz fazla, işçi yevmiyeleri yükseldi, fide fiyatları arttı, ilaç, gübre her şeyin maliyeti arttı. Böyle bir zamanda çiftçinin yanında olmak çok önemli. Benim aldığım bu tuzakları dışardan alsak en az 1.500 TL’dir. Bizim için güzel bir maddi destek. Mahallemiz olarak bu yıl organik üretim yapıyoruz ihracata yönelik böcekli üretim yapıyoruz. Sineklere karşı bu doğal mücadele ürünlerini kullanarak ürünlerimizin doğallığını korumuş oluruz. Organik tarım için güzel bir çalışma desteklemeleri için Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ederiz” dedi.

Türk Organik Sektörü, Çin’le İş Birliklerini Artırmak İstiyor Haber

Türk Organik Sektörü, Çin’le İş Birliklerini Artırmak İstiyor

Son yıllarda organik sektörünün büyük gelişim gösterdiği Çin Halk Cumhuriyeti ile Türk organik sektörü, iş birliklerini artırmak ve Asya ile Batı ülkeleri arasında köprü görevi üstlenmek istiyor. Çin’de organik sektörü 15 milyar dolarlık hacme ulaştı Çin’in organik tarım sektörünün son yıllarda güçlü bir büyüme gösterdiğini belirten Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, 2024 yılı Çin Organik Ürün Sertifikasyonu ve Organik Sanayi Gelişimi Raporu verilerine göre Çin’de organik ürün etiketlerinin sayısının ilk kez 5 milyarı aştığını dile getirdi. Işık, Çin’de organik ürün satışlarının da 15 milyar dolara ulaştığını ve bu pastadan pay almak istediklerini kaydetti. Çin’de organik sektörünün 2018 yılına göre 1,6 katlık bir artış hızı yakaladığını vurgulayan Işık, “Çin’de 2018–2024 dönemi boyunca organik ürün satışlarının yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 9,3 olarak gerçekleşti. Bu gelişmeler, Çin’i dünyanın üçüncü büyük organik pazarı konumuna taşıdı. Çin ile organik sektöründe daha güçlü bağlar kurmak için 2nd IFOAM Organic Industry & Organic Product Market Development Conference etkinliğine Ege İhracatçı Birlikleri olarak ‘Expanding Sino-Turkish Organic Food Trade’ başlıklı sunumu yapmak üzere IFOAM Organics Asia tarafından davet edildik. Bu temasların meyvelerini önümüzdeki süreçte alacağımıza inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Çin’de organik tarımın 3,42 milyon hektar alana ulaştığını ve Asya’da Hindistan’dan sonra ikinci sırada yer aldığını belirten Başkan Işık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çin, hem iç pazar büyümesi hem de uluslararası iş birlikleriyle organik ürünlerin üretimi ve ticaretinde stratejik bir merkez hâline geldi. Konferans, organik sektöründe küresel iş birliğini güçlendirmeyi, ticarette sürdürülebilirliği desteklemeyi ve yeni pazarlara erişim konusunda ortak stratejiler geliştirmeyi amaçlıyor. Konferansın ana teması ‘Organik Ticareti Genişletmek: Fırsatlar, Yenilik ve Küresel Ortaklıklar’ olarak belirlendi. Çin tarafı, organik tarımı yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; ülkeler arasında bilgi, güven ve iş birliği köprüleri kuran bir sistem olarak görüyor. ‘Bir Kuşak, Bir Yol’ girişimiyle organik tarımın değerleri örtüşüyor. Organik sektörün büyümesinde genç girişimciler, teknoloji ve inovasyonun önemi büyük. Türkiye, Asya ve Avrupa arasında köprü kuracak, yeni ticari modeller geliştirecek bir noktada.” Konferans süresince organik ticaretin büyümesi, karşılıklı sertifikasyon tanınırlığı, sürdürülebilir üretim modelleri, e-ticaretin rolü, tüketici bilinci ve izlenebilirlik sistemlerinin güçlendirilmesi gibi konular ele alındı. Üç gün süren etkinlikte, farklı ülkelerden gelen temsilciler organik pazarların mevcut durumunu paylaştı, yeni ortaklıklar için görüşmeler yaptı ve organik tarımın geleceği üzerine fikir alışverişinde bulundu. EİB tarafından yapılan “Expanding Sino-Turkish Organic Food Trade” başlıklı sunumda, Türkiye ile Çin arasında organik gıda ticaretinin sürdürülebilir kalkınma modeli çerçevesinde geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye’nin güçlü tarım ve sanayi altyapısı, AB eşdeğer organik sertifikasyon sistemi ve “Bir Kuşak, Bir Yol” girişimi kapsamındaki stratejik konumunun, iki ülke arasındaki iş birliği için önemli fırsatlar sunduğu belirtildi. Ege İhracatçı Birlikleri’nin uluslararası fuar katılımları, tanıtım projeleri, sürdürülebilirlik girişimleri ve küresel kuruluşlarla yürüttüğü ortak çalışmalar sayesinde Türk organik ürünlerinin dünya pazarındaki görünürlüğünün güçlendiği ifade edildi. Türkiye’nin 200’ün üzerinde organik ürünle 36 bin üreticiye ve 1,3 milyon ton üretime ulaştığı hatırlatılarak, Çin ile karşılıklı sertifikasyon tanıma mekanizmalarının geliştirilmesi, e-ticaret kanallarının ve B2B iş birliklerinin artırılması önerildi. Sunumda, Ege İhracatçı Birlikleri’nin Türkiye’nin organik ihracatında öncü kurum olduğuna vurgu yapılarak, özellikle kuru meyveler, bakliyatlar, zeytinyağı, susam ve fındık gibi ürünlerde ihracatın artırılmasına yönelik çalışmalar özetlendi. Konferans salonunun fuaye alanında, katılımcıların ürünlerini tanıtabileceği özel bir sergi alanı oluşturuldu. Bu alanda Türk kuru meyveleri, Antep fıstığı ve zeytinyağı numuneleriyle birlikte hediyelik eşyalar ve Turkish Tastes kitabı sergilendi. Türk ürünleri, üç gün süren etkinlik boyunca ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği ve beğeni topladığı ürünler arasında yer aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.