Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ormancılık

Kapsül Haber Ajansı - Ormancılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ormancılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TSM Global, Doğu Avrupa’da 9 Ülkede Global Markalarla Büyüyor Haber

TSM Global, Doğu Avrupa’da 9 Ülkede Global Markalarla Büyüyor

Yaygın satış ve satış sonrası hizmetler ağıyla öne çıkan TSM Global, 21 ülkede faaliyet gösterirken Doğu Avrupa’daki güçlü varlığını da sürdürüyor. TSM Global İş Makinaları Bölümü Genel Müdürü Burak Ertuğrul, bölgedeki faaliyetleri hakkında şöyle bilgi verdi: ‘’Doğu Avrupa, TSM Global’in uluslararası büyüme stratejisinin en önemli merkezlerinden biri. Bölgedeki varlığımızı yalnızca ürün satışıyla sınırlı görmüyor; güçlü bayi yapılanmamız, satış sonrası hizmetlerimiz ve müşteri odaklı yaklaşımımızla uzun vadeli bir iş ortaklığı modeli oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde Doğu Avrupa’daki etkinliğimizi yeni iş birlikleri ve yatırımlarla daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Ertuğrul, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Doğu Avrupa’daki varlığımız Polonya, Romanya, Macaristan, Çekya, Bulgaristan, Hırvatistan, Estonya, Letonya, Sırbistan gibi 9 kilit ülkeyi kapsıyor. Bununla birlikte vizyonumuz sadece bu bölgeyle sınırlı kalmayıp, Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS) ülkelerini de dahil ettiğimiz toplam 21 ülkelik çok daha geniş bir coğrafyada faaliyet göstererek bu büyük pazarın sunduğu devasa potansiyeli başarıyla değerlendirmeye çalışıyoruz. İnşaat, lojistik, madencilik, tarım ve ormancılık bölgenin en hızlı büyüyen lokomotif sektörleri. TSM Global olarak biz de tam bu noktalara çözüm üretiyoruz; portföyümüzdeki ekskavatörler, iş makinaları ve istifleme ekipmanları ile ağır sanayi, inşaat, ormancılık ve lojistik alanlarında yoğun bir şekilde faaliyet gösteriyoruz.’’ ‘’Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat’ı (Green Deal) Motive Etti’’ Burak Ertuğrul, ülke seçiminde rol alan önemli faktörler hakkında bilgi verdi: ‘’Avrupa Birliği (EU) kapsamında hızla gelişen ve ciddi yatırımlar alan bu ülkeleri seçmemizdeki temel etken, artan inşaat ve madencilik faaliyetlerinin yüksek kapasiteli iş makinalarına yarattığı talep. Burada özellikle Türk müteahhit şirketlerinin her geçen gün Doğu Avrupa'da çok daha fazla söz sahibi olmalarının altını çizmek isteriz. Türk şirketlerinin dinamik, esnek ve çözüm odaklı yapısı, Doğu Avrupa'nın hızlı refleks bekleyen değişken pazar şartlarına mükemmel uyum sağlıyor. Özellikle kaliteli ürün, hızlı servis ve kesintisiz iletişim sunabilen firmalar için kalıcı pazar payları elde etme fırsatı çok yüksek. Türkiye'deki köklü başarılarımız ve güçlü referanslarımız sayesinde, yurt dışı projeleri yürüten müteahhitlerimizin de önde gelen tercihi olmaktan gurur duyuyoruz. Tüm bu dinamiklerin yanı sıra, Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat (Green Deal) vizyonu ve Yapısal Uyum Fonları gibi güncel uygulamaları bu pazarlara yönelmemizde belirleyici bir katalizör rolü oynadı.’’ ‘’Ciromuzda Stratejik Payı Var’’ Doğu Avrupa operasyonlarının toplam cirolarında stratejik ve büyüyen bir paya sahip olduğunun altını çizen Burak Ertuğrul, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Doğu Avrupa bölgesi için uzun vadeli iş planlarımız halihazırda hazırlanmış olup, tüm yatırımlarımız bu vizyon doğrultusunda hız kesmeden devam ediyor. Bölgedeki bayi ağımızın genişlemesi ve pazar payımızın artmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde bu oranın daha aktif büyüme rakamlarıyla ivmelenerek artmasını öngörüyoruz. Bu bölgeyi kesinlikle uzun vadeli bir yatırım ve büyüme bölgesi olarak konumlandırıyoruz. Sadece ekipman tedarik etmekten ziyade, Sumitomo gibi temsil ettiğimiz küresel markaların bölgedeki distribütörlük ve hizmet ağını kalıcı olarak kök salacak şekilde güçlendirmek ana önceliğimizdir. ’’ Hedef: Antrepo Gibi Lojistik Üs Anlaşmaları TSM Global’in stratejisinin merkezinde “yerel güçlerle entegre olma” hedefinin yattığını vurgulayan Ertuğrul, ‘’Bu doğrultuda, bölgedeki kilit ülkelerde yer alan iş makinesi bayilerimizle güçlü ortaklıklar kurmaya ve mevcut bayi ağımızı derinleştirmeye odaklanıyoruz. Satış sonrası hizmet kalitemizi maksimize etmek adına yerel partnerlerimizle birlikte yedek parça ve lojistik altyapısını geliştiriyoruz. Ayrıca Doğu Avrupa için jeopolitik önemi yüksek olan bazı alternatif aday ülkelerde, lojistik merkez anlaşmaları planlıyoruz. Bölgedeki yapılanmamızı genişletmek adına yeni bayi adayları için yürüttüğümüz görüşmeler de tüm hızıyla devam ediyor’’ dedi. ‘’Avrupalı Bayilerle Entegresyonu Güçlendiriyoruz’’ Burak Ertuğrul, bölgedeki temel hedeflerini şöyle anlattı: ‘’Önümüzdeki 3-5 yıllık projeksiyonda temel hedefimiz; pazar payımızı istikrarlı bir şekilde artırmak ve Avrupalı bayilerimizle olan entegrasyonumuzu güçlendirmek. Aynı zamanda mevcut siyasi ve ekonomik yapıya paralel bir şekilde TSM Global ve Sumitomo’nun bilinirliğini rekabette en üst seviyelere çıkartıp, 5 yıl içerisinde pazardaki oyuncular arasında ilk 3’te yer almak en önemli stratejik vizyonumuz. Bölgede gözlemlediğimiz en önemli değişim, AB fonlarının da etkisiyle altyapı, enerji ve sanayileşme projelerindeki büyük ölçekli artışlar. Tedarik zincirlerinin yeniden yapılanması da bölgedeki lojistik ve depolama ihtiyaçlarını, dolayısıyla endüstriyel ekipman talebini doğrudan tetikledi. Bunlar bizim için pozitif anlamda destekleyici oldu.’’ Dijitalleşme Operasyonel Verimliliği Artırdı Ertuğrul, dijitalleşmenin bölgedeki faaliyetleri üzerine etkisi hakkında şöyle konuştu: ‘’Dijitalleşme hem uluslararası bayilerimizle olan iş iletişimimizi hızlandırıyor hem de operasyonel verimliliğimizi artırıyor. Satış tahminlemeleri, bayi performansı analizi, lojistik optimizasyonu ve satış sonrası hizmetlerde veri odaklı hareket ederek pazarın ihtiyaçlarını önceden tespit edebiliyoruz. Aynı zamanda tekliften siparişe kadar tüm süreci uçtan uca dijital yöneteceğimiz projemiz de hayata geçmek üzere.’’ Dünya Devleri ile 120'den Fazla Ülkede "En İyi Distribütörler" Listesindeyiz Dünya devi markaları 21 ülkeye ulaştıran TSM Global’in globaldeki başarıları da dikkat çekti. ’’En büyük başarımız; Sumitomo gibi kendi alanında, iş makinaları sektöründe global oyuncu olan markamızın bölgesel yönetimini üstlenerek, Avrupalı bayilerimizle karşılıklı güvene ve yüksek standartlara dayalı, sürdürülebilir bir bayilik ağı kurmuş olmamız. Sumitomo’nun ‘En İyi Temsilci’ kategorisinde yer almamız, uzun yıllara dayanan bu karşılıklı güven ve iş birliği neticesinde Sumitomo'nun Doğu Avrupa pazarına TSM Global ile birlikte ilk defa doğrudan girmesi bizim için önemli ve gurur verici bir başarıdır. Bu adım, şirketimizin tarihindeki en önemli kilometre taşlarından biri olarak yer alacaktır. Katıldığımız fuarlar ve düzenlediğimiz bayi organizasyonlarıyla da bu güçlü entegrasyonu başarıyla yönetmeye devam ediyoruz.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hantavirüsün Pandemiye Dönüşme Riski Var Mı? Haber

Hantavirüsün Pandemiye Dönüşme Riski Var Mı?

Yeditepe Üniversitesi Hastanelerinden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hantavirüsler, kemirgenler ve bazı böcekçil hayvanlar aracılığıyla taşınan, zarflı RNA yapısına sahip virüslerdir. Bunyaviridae ailesi içerisinde yer alan bu virüs grubu, farklı türleriyle insanlarda çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir. Bugüne kadar en az 40 hantavirüs türü tanımlanmış olup bunların en az 22'sinin insanlarda hastalık yapabildiği biliniyor. Her hantavirüs tipi genellikle belirli bir kemirici türü ile ilişkilidir ve virüs doğada bu hayvanlar arasında dolaşımını sürdürür” diye konuştu. Prof. Dr. Sönmnezoğlu, "Virüs adını, ilk kez izole edildiği Hantaan Nehri'nden alıyor. 1978 yılında Ho Wang Lee tarafından Kore'de bu nehir çevresinde yaşayan bir kemiriciden izole edilerek bilim dünyasına kazandırılmıştır. Bu keşif, hastalığın nedeninin anlaşılmasında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Hantavirüs yeni bir virüs değil. Hastalık ilk olarak Kore Savaşı sırasında dikkat çekiyor. O dönemde Amerikan askerleri arasında yüksek ateş, şiddetli kanamalar ve böbrek yetmezliği ile seyreden vakalar görülüyor ve hastalık 'Kore Kanamalı Ateşi' olarak adlandırılıyor. Amerikan ordusu 1951-1952 yılları arasında 3500'den fazla vaka ve yaklaşık 400 ölüm kaydetmiş. Savaş sonrası asker hareketliliği ve lojistik faaliyetler nedeniyle hastalığın belirtileri dünyanın farklı bölgelerinde de görülmeye başlanmış" dedi. ‘BÖBREK YETMEZLİĞİ GÖRÜLEBİLİR’ Prof. Dr. Sönmnezoğlu,"Hantavirüsler, coğrafi dağılımına ve virüs tipine bağlı olarak iki ana klinik tabloya neden olur; Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS). Daha çok Amerika kıtasında görülür. Akciğer tutulumu ön plandadır. Hastalık ani başlangıçlı olup hızla ağırlaşabilir. Öksürük, nefes darlığı, akciğerlerde sıvı birikimi ve dolaşım yetmezliği gelişebilir. Bu formun ölüm oranı oldukça yüksektir. Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) ise Avrupa ve Asya'da yaygındır. Böbrek tutulumu ile karakterizedir. Hastalarda düşük tansiyon, kanama eğilimi ve böbrek yetmezliği görülebilir. Türkiye'de bildirilen vakalar genellikle bu klinik tablo ile uyumludur" diye konuştu. ‘ÇİFTÇİLİK VE ORMANCILIK GİBİ FAALİYETLER BULAŞ RİSKİNİ ARTIRIR’ Hantavirüslerin çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, "Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğü ile çevreye yayılan virüs, kuruyarak havaya karışabilir ve solunum yoluyla insanlara geçebilir. Kontamine partiküllerin solunması, kemirgen atıklarıyla temas, nadiren kemirgen ısırıkları ile bulaşabilir. Kapalı ve yetersiz havalandırılan alanların temizlenmesi, kemirgen istilasına uğramış ortamlarda bulunmak, çiftçilik ve ormancılık gibi faaliyetler bulaş riskini artırır. Genel olarak hantavirüsler insanlar arasında bulaşmaz. Ancak Amerika kıtasında görülen Andes virüsü için nadir de olsa insandan insana bulaş bildirilmiştir. Bu bulaşın genellikle aynı evde yaşayan kişiler veya yakın temaslılar arasında, uzun süreli temas sonucu gerçekleştiği belirtilmektedir" ifadelerini kullandı. 'BELİRTİLER 1 İLA 8 HAFTA İÇİNDE ORTAYA ÇIKAR' Prof. Dr. Sönmezoğlu, "Belirtiler genellikle virüse maruz kalındıktan sonra 1 ila 8 hafta içinde ortaya çıkar. Erken dönem belirtileri; ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, karın ağrısı, bulantı ve kusma. İleri dönem belirtileri; HCPS'de: öksürük, nefes darlığı, akciğer ödemi. HFRS'de: düşük tansiyon, kanama bozuklukları, böbrek yetmezliği. Hastalık bazı hastalarda hızla ağırlaşarak hayati risk oluşturabilir. Hantavirüs enfeksiyonunun erken tanısı, belirtilerin diğer birçok hastalıkla benzerlik göstermesi nedeniyle zor olabilir. Bu nedenle hastanın öyküsü büyük önem taşır. Özellikle kemirgen teması, mesleki riskler ve seyahat geçmişi sorgulanmalıdır. Tanı yöntemleri olarak serolojik testler (IgM ve IgG antikorlarının tespiti), PCR ile viral RNA'nın gösterilmesi kullanılır. Laboratuvar çalışmaları yüksek biyogüvenlik önlemleri gerektirir" dedi. 'DÜNYA GENELİNDE HER YIL BİNLERCE VAKAYA NEDEN OLUR' Prof. Dr. Sönmezoğlu, "Hantavirüs enfeksiyonu için onaylanmış spesifik bir antiviral tedavi veya aşı bulunmuyor. Tedavi tamamen destekleyicidir. Solunum desteği, sıvı ve elektrolit dengesi, böbrek fonksiyonlarının izlenmesi, gerekli durumlarda yoğun bakım desteği yapılır. Erken dönemde uygun tıbbi müdahale, özellikle ağır vakalarda hayatta kalma şansını artırır. Hantavirüs enfeksiyonları nadir görülmekle birlikte dünya genelinde her yıl binlerce vakaya neden olur. Yıllık tahmini vaka sayısı; 10.000 - 100.000 civarındadır. Vakaların büyük çoğunluğu Asya ve Avrupa'da görülür. Amerika kıtasında daha az vaka olmasına rağmen hastalık daha ağır seyreder. Ölüm oranları Avrupa ve Asya'da yüzde 1 - yüzde 15, Amerika kıtasında yüzde 20 - yüzde 50 arasındadır" diye konuştu. Prof. Dr. Sönmezoğlu, "Hantavirüs enfeksiyonları dünya genelinde farklı bölgelerde görülüyor. Çin en yüksek vaka sayısına sahip ülke. Güney Kore düzenli olarak vaka bildiriliyor. Kuzey ve Orta Avrupa'da her yıl binlerce vaka görülüyor. Güney Amerika daha az vaka ancak daha yüksek ölüm oranına sahip. Türkiye'de hantavirüs vakaları 2009 yılından bu yana bildiriliyor. 2009-2025 yılları arasında yıllık vaka sayıları 4 ile 58 arasında değişmiş. Türkiye'de görülen vakalar genellikle böbrek tutulumu ile seyreden HFRS formundadır. Hantavirüs enfeksiyonu açısından risk altında olan gruplar; çiftçiler, orman işçileri, depo, ahır ve kapalı alan çalışanları, kemirgenlerle temas riski olanlardır. Ayrıca uzun süre kapalı kalmış alanları temizleyen kişiler de risk grubunda yer alır" ifadelerini kullandı. 'KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU KEMİRGENLERLE TEMASI AZALTMAKTIR' Prof. Dr. Sönmezoğlu, "Yaşam alanlarının temiz tutulmalıdır. Kemirgen girişleri engellenmelidir. Gıdalar güvenli şekilde saklanmalıdır. Temizlik sırasında toz oluşumu önlenmelidir. Kirli alanlar temizlenmeden önce nemlendirilmelidir. El hijyenine dikkat edilmelidir" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.