Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Orta Doğu

Kapsül Haber Ajansı - Orta Doğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orta Doğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye, Avrupa’nın 3. Büyük Meyve-Sebze İhracatçısı Olarak Küresel Sahneye Çıkıyor Haber

Türkiye, Avrupa’nın 3. Büyük Meyve-Sebze İhracatçısı Olarak Küresel Sahneye Çıkıyor

11–14 Mayıs 2026 tarihleri arasında Milano’da düzenlenecek TUTTOFOOD 2026, Türkiye’nin Avrupa’nın 3’üncü büyük meyve-sebze ihracatçısı olarak sahip olduğu üretim gücünü ve ihracat potansiyelini uluslararası alıcılarla buluşturan stratejik bir ticaret buluşması olacak. Fuarda yeniden yapılandırılan ve kapsamı genişletilen TUTTO Fruit & Veg alanı, Türk üreticiler ve ihracatçılar için Avrupa ve küresel pazarlara doğrudan erişim imkânı sunacak. Trade Data Monitor verilerine göre Türkiye, 2024 yılında 6 milyon tonun üzerinde meyve ve sebze ihracatı gerçekleştirerek dünya genelinde 11’inci, Avrupa’da ise 3’üncü sırada yer aldı. Bu performans, Türkiye’yi hem taze hem de işlenmiş meyve-sebze kategorilerinde küresel tedarik zincirlerinin kritik oyuncularından biri haline getiriyor. TUTTOFOOD 2026, bu güçlü üretim ve ihracat kapasitesinin uluslararası alıcılar, perakende zincirleri ve dağıtım kanallarıyla doğrudan temas kurmasını sağlayacak önemli bir platform olarak öne çıkıyor. TUTTOFOOD 2026’nın öne çıkan yeniliklerinden biri olan TUTTO Fruit & Veg alanı, artan uluslararası talebe yanıt olarak yüzde 30 oranında büyütülerek yeniden kurgulandı. Taze ve ultra taze ürünlere özel olarak ayrılan Pavilion 4’te konumlanacak alan, Türk firmalarının private label, perakende, foodservice ve horeca kanallarından profesyonel alıcılarla doğrudan buluşmasına olanak tanıyacak. Bu yapı, farklı ürün kategorileri ve dağıtım kanalları arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesini hedefliyor. Alan kapsamında; taze ve egzotik meyvelerden işlenmiş meyve-sebze ürünlerine, IV ve V gama taze kesilmiş ve tüketime hazır çözümlerden kurutulmuş, organik ve dondurulmuş ürünlere kadar geniş bir ürün yelpazesi sergilenecek. Bu çeşitlilik, Türkiye’nin tarımsal üretimdeki derinliğini ve katma değerli ihracat potansiyelini uluslararası ölçekte görünür kılacak. TUTTO Fruit & Veg alanı içerisinde yer alan özel Business Lounge ise Fransa, İspanya ve Polonya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinden; Orta Doğu, Güney Amerika ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen yüzlerce taze ürün alıcısı ve satın alma yöneticisini ağırlayacak. Bu alan, Türk firmaları için birebir iş görüşmeleri gerçekleştirme ve uzun vadeli ticari iş birlikleri kurma açısından kritik bir temas noktası sunacak. TUTTOFOOD 2026, sergi alanının ötesinde, Türk gıda ve tarım sektörü için kapsamlı bir iş ve bilgi platformu olmayı hedefliyor. Fruit & Veg Arena kapsamında düzenlenecek konferanslar, seminerler ve panel programlarında; Avrupa pazarlarında tüketim eğilimleri, IV ve V gama ürünlerin gelişimi, perakende dinamikleri ve taze ürün tedarik zincirlerinin dönüşümü gibi başlıklar ele alınacak. Programda ayrıca yenilikçi ürün sunumları, vaka analizleri ve canlı mutfak gösterileri de yer alacak. Fiere di Parma CEO’su Antonio Cellie, Türkiye’nin uluslararası fuarlardaki rolüne ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: “Meyve ve sebze sektörünü TUTTOFOOD 2026’nın merkezine almak, Avrupa genelinde hızla dönüşen bir üretim ve tüketim ekosistemini bir araya getirmek anlamına geliyor. Bu alanın büyümesi, Türkiye gibi stratejik üretim ülkeleri için yeni iş birlikleri ve çapraz kategori bağlantıları açısından güçlü fırsatlar sunuyor.” Bidfood Kategori Direktörü Gilbert Jreige ise şu değerlendirmede bulundu: “TUTTOFOOD’un taze meyve ve sebze odağını güçlendirmesi, üreticiler, tedarikçiler ve alıcılar arasında benzersiz bir etkileşim alanı yaratıyor. Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesi ve çeşitliliği, bu ekosistemin önemli bir parçasını oluşturuyor ve küresel tedarik zincirlerinde yeni büyüme fırsatlarına zemin hazırlıyor.”

Filistin’in Hikâyesi Nilüfer’de Beyazperdeye Yansıdı Haber

Filistin’in Hikâyesi Nilüfer’de Beyazperdeye Yansıdı

Nilüfer Belediyesi tarafından Filistin halkının yaşadığı zorlukları, kültürel direnişi ve insan hikayelerini sinemanın gücüyle anlatmak için düzenlenen “Filistin Sinema Günleri”, Konak Kültürevi’nde devam ediyor. 15 Ocak’a kadar sürecek gösterimlerdeki özel buluşmalardan biri, Nawras Abu Saleh’in “Büyük Gelen Palto” gösterimiyle gerçekleşti. Gösterime ve ardından yapılan söyleşiye Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir de katıldı. Filistin’deki 1987 – 2011 yılları arasını kapsayan, İntifada ve Oslo Anlaşması süreçlerine tanıklık eden bir gencin hikâyesini konu alan film, ismini eski bir Filistin inanışından alıyor. İnanışa göre rüyada kendisine büyük gelen bir palto giydiğini gören kişi, taşıması zor ve büyük bir sorumluluk üstlenir. Yönetmen Saleh, Filistin davasını “masumların üzerine giydiği ve onlara büyük gelen bir palto” olarak betimlediği filminde, kahramanın çocukluktan gençliğe uzanan değişimini ve işgal altındaki yaşam mücadelesini beyazperdeye taşıyor. “FİLİSTİNLİLER ZOR ZAMANLARDA BİLE GÜLÜMSEYEBİLİR” Gösterimin ardından düzenlenen söyleşide izleyicilerin sorularını yanıtlayan yönetmen Nawras Abu Saleh, filmin yapım sürecini ve sinemaya bakış açısını izleyicilerle paylaştı. Mühendislik eğitimini yarıda bırakarak sinemaya yöneldiğini belirten Saleh, bu kararının nedenini şu sözlerle açıkladı: “Batı sinemasında Filistinliler sürekli kötü ve terörist olarak gösteriliyor. Kendi kendime sordum; en temel haklarımız elimizden alınırken, bu kadar eziyet görürken nasıl kötü taraf biz oluyoruz? Eğer biz kendi hikâyemizi anlatmazsak, zalimler tersini anlatacak. Bizim görevimiz kendi hikâyemize sahip çıkmak.” Filistinlilerin sadece acı çeken insanlar olarak görülmemesi gerektiğini, zor zamanlarda bile gülebilen, normal insanlar olduklarını vurgulayan Saleh, filmde bu yüzden mizahi unsurlara da yer verdiğini belirtti. “SANAT, DİRENİŞİ ANLATMANIN EN GÜÇLÜ YOLU” Söyleşinin ardından yönetmen Nawras Abu Saleh’i tebrik eden Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sanatın toplumsal olaylardaki birleştirici gücüne vurgu yaptı. Başkan Şadi Özdemir, “Orta Doğu’da süregelen zulme karşı sinema; acıları dünyaya duyurmanın ve direnişi anlatmanın en güçlü yollarından biri. Nilüfer Belediyesi olarak, insanlık onurunu ve adaleti merkeze alan, kültürel belleği diri tutan tüm sanatçıların yanındayız” ifadelerini kullandı. Başkan Şadi Özdemir, günün anısına Nawras Abu Saleh’e hediye verdi. Filistin Sinema Günleri, 15 Ocak tarihine kadar Konak Kültürevi’ndeki gösterimlerle devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emirates Premium Ekonomi Hizmetini Yeni Destinasyonlara Taşıyor Haber

Emirates Premium Ekonomi Hizmetini Yeni Destinasyonlara Taşıyor

Emirates, yenilenen Boeing 777 ve yeni nesil A350 uçaklarını Avrupa, Kuzey Amerika, Asya, Orta Doğu, Afrika ve Avustralya’daki önemli noktalarda hizmete sunarak, Premium Ekonomi sınıfını daha fazla şehre ulaştırmaya devam ediyor. Emirates aynı zamanda, Kopenhag, Phuket ve Cape Town’a A350 uçaklarıyla günlük yeni seferler ekleyerek hem kapasiteyi artırıyor hem de yolcularına daha üst düzey bir uçuş deneyimi sunuyor. Yaz sezonunda artması beklenen seyahat talebini karşılamayı hedefleyen bu ek frekanslar, şirketin mevcut uçuş programlarını da tamamlayıcı nitelik taşıyor. Yolcular, Emirates’in ödüllü Premium Ekonomi kabin deneyimiyle daha geniş diz mesafesi, ilave konfor özellikleri ve zenginleştirilmiş ikram hizmetlerinden faydalanabilecekler. Havayolu, 1 Temmuz itibarıyla Premium Ekonomi donanımlı A380, Boeing 777 ve A350 uçaklarıyla 84’ten fazla hatta hizmet vererek, uçuş ağı genelinde aynı standartta ve kaliteli bir premium deneyim sunma hedefini pekiştiriyor. Kopenhag, Phuket ve Cape Town’a ek seferler Emirates, 1 Haziran’dan itibaren Dubai–Kopenhag hattında ikinci günlük seferlere başlarken, Dubai–Phuket ve Dubai–Cape Town hatlarında da 1 Temmuz itibarıyla üçüncü günlük seferleri devreye alacak. Tüm bu uçuşlar, Premium Ekonomi’nin yanı sıra yeni Business ve Ekonomi Class kabinlerine sahip A350 uçaklarıyla gerçekleştirilecek. Yeni Kopenhag seferi, Dubai üzerinden Asya ve Afrika’daki birçok önemli noktaya bağlantıları güçlendirirken; Phuket’e eklenecek sefer, Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen yolcular için daha esnek seyahat seçenekleri sunacak. Cape Town’a eklenen üçüncü günlük sefer ise hem turistik hem de kurumsal seyahat taleplerine cevap verecek şekilde planlandı. Son bir yılda yüksek doluluk oranlarıyla dikkat çeken Cape Town hattında özellikle Körfez ülkelerinden gelen talep artarken, Avrupa ve ABD’nin doğu kıyılarına yönelik çıkış trafiği de güçlü seyrini sürdürüyor. Emirates ayrıca A350 uçaklarını 29 Mart’tan itibaren Roma, 1 Mayıs’tan itibaren ise Taipei hattında uçurmaya başlayacak. Premium Ekonomi için planlanan yeni hat genişlemeleri Emirates, Premium Ekonomi sınıfını 2026 yılı içinde kademeli olarak yeni hatlara yaymayı planlıyor. Bu kapsamda: Avrupa ve Kuzey Amerika’da Barselona, Mexico City, Roma ve Kopenhag hatlarında Premium Ekonomi donanımlı Boeing 777 ve A350 uçaklarıyla seferler artırılacak Asya’da Cochin, Karaçi, Taipei ve Phuket gibi destinasyonlarda belirli seferler Premium Ekonomi kabinleriyle gerçekleştirilecek. Avustralya’da Brisbane hattında yenilenmiş dört sınıflı Boeing 777-300ER uçakları devreye alınacak. Afrika’da Addis Ababa ve Cape Town hatlarında Premium Ekonomi sunan uçaklarla günlük seferler planlanıyor. Orta Doğu’da Basra, Kuveyt ve Tahran hatlarında yenilenmiş kabinlere sahip uçaklarla Premium Ekonomi hizmeti kademeli olarak sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric'te Üst Düzey Atama Haber

Schneider Electric'te Üst Düzey Atama

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, organizasyonunun üst yönetiminde gerçekleşen stratejik görev değişikliğini duyurdu. Yapılan açıklamaya göre, 21 yıldır Schneider Electric’te çeşitli rollerde görev alan Mehmet Özalp, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya Bölge Başkanı olarak atandı. Mevcut Bölge Başkanı İsmail Yamangil, Schneider Electric Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Ticari Dönüşüm Projeleri Lideri olarak devam edeceği yeni rolü ile Schneider Electric’e değer katmayı sürdürecek. Şirketten yapılan açıklamada, Mehmet Özalp’in köklü deneyimi, bölgeye ve sektöre olan hakimiyeti ile şirketin iş ortaklarıyla kurduğu güçlü iş birliğini daha da ileriye taşıyacağına inancın tam olduğu belirtildi. Bu görev devriyle birlikte Schneider Electric’in kurumsal hedeflerine doğru aynı başarı, istikrar ve kararlılıkla yürümeye devam edeceği vurgulandı. Schneider Electric’te 21 yıllık deneyim İstanbul Erkek Lisesi mezunu olan Mehmet Özalp, 1999 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Ardından Marmara Üniversitesi Almanca İşletme Bölümü’nde Yüksek Lisans Programı’nı 2002 yılında tamamladı. Kariyer yolculuğuna 2004 yılında Proje Müdürü olarak Schneider Electric’e katılarak başlayan Özalp, geçen 21 yılda ulusal ve uluslararası pek çok kritik rol üstlendi. Türkiye, İran ve Orta Asya Bölgesi Endüstri İş Birimi’nden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yerine getiren Özalp; Ortadoğu, Afrika Bölgesi Endüstri İş Biriminden sorumlu Başkan Yardımcılığı gibi üst düzey görevleri de başarıyla yürüttü. Mehmet Özalp, yeni görevi öncesinde, 2021 yılından bu yana Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya Bölgesi Güç Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı olarak bölgeye liderlik ediyordu.

Şehirlerin Yeni Sessiz Gücü: Volvo Trucks'tan 14 Tonluk Elektrikli Hamlesi! Haber

Şehirlerin Yeni Sessiz Gücü: Volvo Trucks'tan 14 Tonluk Elektrikli Hamlesi!

Dünya devlerinden Volvo Trucks, şehir içi taşımacılıkta kuralları yeniden yazmaya hazırlanıyor. Şirketin en popüler orta segment kamyonu olan Volvo FL Electric, şimdi 14 tonluk giriş seviyesi versiyonu ve yenilenen batarya konfigürasyonuyla yollara çıkıyor. Özellikle dar şehir sokaklarında kapıdan kapıya teslimat yapan lojistik firmaları için tasarlanan bu yeni model, sessiz çalışması ve sıfır egzoz emisyonu ile "geleceğin şehir içi iş makinesi" olarak tanımlanıyor. İhtiyacın Kadar Batarya, Maksimum Verim Volvo Trucks Ürün Yönetimi Başkanı Jan Hjelmgren, yeni modelin felsefesini şu sözlerle özetliyor: "Müşterilerimize her zaman işleri için en iyi elektrikli kamyonu bulmalarında yardımcı oluyoruz. Verimliliği ve karlılığı maksimize etmek için sadece göreviniz için ihtiyacınız olan batarya kapasitesini satın almalısınız." Yeni 14 tonluk versiyon, sadece çevre dostu olmakla kalmıyor, aynı zamanda işletme maliyetlerini düşüren stratejik bir çözüm sunuyor: Daha Çevik: Aracın genişliği 2.4 metreye kadar düşürülebiliyor, bu da onu en dar sokaklarda bile son derece kıvrak hale getiriyor. Esnek Yapı: Bataryaların yerleşimi, aracın şasisi üzerine yapılacak üst yapı (kasa, soğutucu vb.) kurulumlarına engel olmayacak şekilde tasarlandı. Geniş Ürün Gamı: Yeni nesil bataryalar sadece bu modelde değil; 16, 18 ve 26 tonluk Volvo FE Electric modellerinde de kullanılabiliyor. 5.000’den Fazla Satışla Elektrikli Devrimi Volvo Trucks, 2019 yılından bu yana elektrikli kamyon pazarında liderliğini koruyor. Avrupa'dan Asya'ya, Orta Doğu'dan Avustralya'ya kadar geniş bir coğrafyada satışa sunulan Volvo FL ve FE modelleri, markanın sürdürülebilirlik vizyonunun temelini oluşturuyor. Şu an seri üretimde sekiz farklı bataryalı elektrikli kamyon modeli bulunan Volvo, dünya genelinde 5.000'den fazla elektrikli kamyon satışı gerçekleştirerek bu alandaki rüştünü ispatlamış durumda. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kozmetik Sektörü 2025’i 1,7 Milyar Doların Üzerinde İhracatla Kapatmaya Hazırlanıyor Haber

Kozmetik Sektörü 2025’i 1,7 Milyar Doların Üzerinde İhracatla Kapatmaya Hazırlanıyor

Yerli üreticilerin artan kapasitesi, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türk-i Cumhuriyetlerdeki canlı pazar dinamiği ve AB mevzuatına uyum sürecinde kaydedilen ilerleme, sektörün küresel rekabet gücünü yılın sonunda belirgin şekilde yukarı taşıyor. KÜAD (Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği), sektörün bu ivmesinin, 15–17 Aralık 2025’te Antalya’da düzenlenecek 9. Uluslararası Kozmetik Kongresi’nin teması olan “Holistik Kozmetik” yaklaşımıyla doğrudan örtüştüğünü ve Türkiye’nin yalnızca üretimde değil, inovasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında da bölgesel bir merkez hâline geldiğini vurguluyor. Kongre programı; bütünsel güzellik anlayışından sürdürülebilir üretim modellerine, dijital etiketlemeden etik formülasyon süreçlerine kadar uzanan kapsamıyla, ihracattaki büyümeye paralel şekilde sektörün dönüşüm yolunu şekillendiriyor. Sektörün ticaret verileri, özellikle sabun, ıslak mendil ve saç bakım ürünlerinin hem değer hem de hacim açısından ihracatta başı çektiğini gösteriyor. En yüksek talep; ABD, Irak, İran ve Rusya gibi pazarlardan gelirken, makyaj ve cilt bakım ürünlerinde çok daha geniş bir coğrafi çeşitlilik dikkat çekiyor. Yerli üreticilerin artan ölçek yatırımları, kalite standartlarını yükselten Ar-Ge çalışmaları ve global tedarik zincirlerinde elde edilen avantajlar, ithalat bağımlılığının düşüşünü desteklerken ihracattaki ivmeyi de besliyor. TÜRKİYE KOZMETİĞİ BÜTÜNSEL BİR DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE Sektörün güncel verilerini değerlendirirken holistik yaklaşımın artık yalnızca bir trend değil, zorunlu bir dönüşüm olduğunu belirten KÜAD Kongre Başkanı Fuat Arslan; “Türkiye kozmetik sektörü artık sadece üretim kapasitesiyle değil, sürdürülebilirlik kültürü, inovasyon becerisi ve bütünsel bakış açısıyla bölgesel bir güç hâline geliyor. İhracatta 1,7 milyar dolar seviyesini aşmak değerli bir başarı; son beş yılda istikrarlı biçimde artan dış ticaret performansı da bu yükselişin kalıcı olduğunu gösteriyor. Ancak asıl kritik olan, üretimden tüketime uzanan tüm süreçlerde çevre dostu modelleri benimseyen, şeffaf içerik politikalarıyla güven veren ve global regülasyonlarla uyum içinde ilerleyen bir yapının inşa edilmesidir. Bu nedenle Antalya’da gerçekleştireceğimiz 9. Uluslararası Kozmetik Kongresi, yalnızca yılın akademik ve sektörel buluşması değil, Türkiye kozmetiğinin geleceğini şekillendiren stratejik bir çalışma masası niteliği taşıyor. Üç gün boyunca AB mevzuat güncellemelerinden yeşil dönüşüm politikalarına, dijital etiketlemeden inovatif formülasyon tekniklerine kadar geniş bir yelpazede hem sektör hem de akademi tarafından paylaşılan bilgiler, önümüzdeki beş yılın yol haritasını belirleyecek. Ar-Ge, sürdürülebilir üretim, ihracat stratejileri, tüketici eğilimleri ve global pazarlarda konumlanma gibi başlıkların çok disiplinli bir bakışla ele alınacağı bu kongre, Türkiye kozmetiğinin geleceğini belirleyecek dönüşümün ortak akılla tartışıldığı en önemli platform olacak.” dedi. REGÜLASYON, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE İNOVASYON KONGRENİN ODAK NOKTASINDA Kongre kapsamında AB Kozmetik Ürünler Tüzüğü’nün güncel gereklilikleri, yeşil dönüşümün üretim süreçlerine etkileri, dijital etiketleme sistemleri, sürdürülebilir ambalaj tasarımları, biyoteknolojik aktif bileşenler ve tüketici davranışlarında yaşanan hızlı değişim ele alınacak. Üniversite–sanayi iş birliklerinin artırılması, Ar-Ge yatırımlarının derinleştirilmesi ve global pazarlara erişimde inovasyonun oynadığı rol de programın temel gündemleri arasında yer alıyor. Aynı zamanda bu yıl da gerçekleştirilecek Innovation Zone & Upcycle Proje Yarışması ile çevre dostu yaklaşımlar odağında geliştirilen projeler görünürlük kazanacak ve sürdürülebilir üretim vizyonunun sektördeki karşılığı güçlendirilecek. Kongrede atölye ve deneyim programları; koku tasarımından duyusal algıya, doğal içerik geliştirmeden dijital süreç yönetimine kadar uzanan geniş bir yelpazede katılımcılara hem teknik hem de yaratıcı bir öğrenme alanı sunacak. “Kokunu Keşfet”, “İmza Parfüm Atölyesi” ve “Holistik Parfüm Workshop” gibi uygulamalı etkinlikler, kongreye deneyimsel bir boyut kazandırırken; bilgi paylaşımının yanı sıra sektör profesyonelleri arasında güçlü bağların kurulmasını sağlayacak. KÜAD, TÜRKİYE’NİN KÜRESEL KOZMETİK VİZYONUNU GÜÇLENDİRİYOR Türkiye kozmetik sektörü; üretim kapasitesi, genç Ar-Ge ekosistemi, ihracat kabiliyeti, mevzuat uyumundaki kararlılığı ve tüketiciye ulaşan yenilikçi ürün çeşitliliğiyle bölgesel bir inovasyon merkezi olma yolunda hızla ilerliyor. KÜAD, düzenlediği uluslararası kongreyle sektörün bilimsel, ticari ve inovatif tüm bileşenlerini bir araya getirerek Türkiye’nin küresel kozmetik sahnesindeki sesini daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

Knauf’un Üst Yönetiminde İlk Defa Bir Türk Yönetici Haber

Knauf’un Üst Yönetiminde İlk Defa Bir Türk Yönetici

Türkiye’de Ankara, İzmit ve Eskişehir’de toplam 4 üretim tesisiyle faaliyet gösteren şirket, ülkemizde kapasite arttırımı, yeni tesis yatırımları ve Ortadoğu & Afrika bölgesine hizmet verecek bir AR-GE merkezi kurulmasını değerlendiriyor. 1932'de Almanya’da kurulan ve bir aile şirketi olarak başlayıp, dünyanın önde gelen yapı malzemeleri şirketlerinden biri haline gelen Knauf'un tepe yönetiminde Ocak 2026 itibariyle ilk kez bir Türk yer alacak. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü'nden 1993 yılında mezun olan Murat Akyıldız, farklı sektörlerde faaliyet gösteren global şirketlerde başlangıçta satış ve pazarlama alanlarında görev alırken, sonrasında üst düzey yönetici sorumlulukları üstlendi. 2021 yılında Knauf’a katılan Akyıldız; Türkiye, Orta Doğu, Afrika ve Güney Asya’dan sorumlu bölge CEO’su olarak göreve başladı ve şirkette bu göreve atanan ilk Türk oldu. Akyıldız, şirketin bölgedeki yönetim takımını geliştirme, pazardaki rekabetçi konumunu güçlendirme ve yenilikçi stratejiler oluşturma konularında liderlik sergiledi. Bu başarılı çalışmalar ve elde edilen üstün sonuçlar Akyıldız’ı şirketin üst düzey dört yöneticisinden biri olan “Global Yönetici Ortak” görevine taşıdı. Türkiye stratejik öneme sahip Knauf’un 90 ülkede, toplam 320 üretim tesisi, 43.5 bin çalışanı ve 15 milyar Euro’yu aşkın cirosu bulunuyor. Oldukça geniş çapta madencilik, üretim ve dağıtım ağına sahip olan Knauf, alçı ve yalıtım malzemelerinde dünya çapında çok önemli bir konumda yer alıyor. Türkiye hem coğrafi konumu hem de kayda değer büyüklükteki inşaat sektörü sayesinde, Knauf'un global planlarında stratejik önem taşıyor. Türkiye'deki pazar dinamiklerini ve gelişmeleri yakinen izleyen Knauf, kapasite artırımı, yeni tesis yatırımları ve Ortadoğu & Afrika bölgesine hizmet verecek bir AR-GE merkezi kurulmasını değerlendiriyor. Knauf, alçı ürünlerinde Ankara’da 2, İzmit’de 1; yalıtım ürünlerinde ise Eskişehir’de 1 olmak üzere toplam 4 üretim tesisiyle Türkiye’de faaliyet gösteriyor. "Türkiye'de üretime ve istihdama katkı sağlıyoruz" Murat Akyıldız, Knauf ailesi olarak hem bireysel hem de kurumsal seviyede iki ülke arasında uzun yıllara dayanan dostluk ve iyi ilişkilere ekonomik alanda katkı sağlamaktan mutlu olduklarını söyledi. Knauf, halihazırda 500'den fazla kişiye doğrudan istihdam sağlamakla birlikte bugüne kadar Türkiye'ye 250 milyon Euro’luk yatırım yaptı. Bir Türk olarak, Knauf gibi 90 yılı aşan tarihçeye sahip saygın bir dünya devinde en üst düzeyde görev almaktan gurur duyduğunu vurgulayan Akyıldız, grup olarak Türkiye'de üretime ve istihdama katkı sağlamaya devam edeceklerini ifade etti. Dijitalleşme ve AR-GE çalışmaları sayesinde faaliyetlerinin ivme kazanmaya devam ettiğini vurgulayan Akyıldız, 2026 Türkiye konjonktürüne ilişkin şunları kaydetti: "Knauf olarak ekip çalışmasını, güveni ve dayanışmayı temel alan insan odaklı bir şirketiz. Çalışanlarımıza yatırım yaparak güvenli ve sıcak bir çalışma ortamı oluşturuyor, onlar için en iyi işveren olmayı hedefliyoruz. Şirket bilinirliği ve sektörel uzmanlığımızı aynı zamanda işveren marka çalışmalarımızla birleştirerek global alanda lider bir marka olarak kabul görüyoruz.” “Amacımız yarının yaşam alanlarını birlikte inşa etmek. Bu bağlamda iş ortaklarımızla birlikte müşterilerimizin projelerine güvene dayalı, uygulama odaklı, yüksek performanslı ve sürdürülebilir sistem çözümleri sunmaya devam edeceğiz. Köklü değerlerimiz, yetkin çalışma arkadaşlarımız, güçlü finansal yapımız ve üstün teknik tecrübemiz sayesinde 2026 yılını da doğru değerlendirerek, mevcut riskleri stratejik avantajlara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda müşterilerimizin gözünde, 'birlikte çalışması en kolay marka' olma gayemizi gelecek yılda daha da güçlendirmek istiyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BASF Türk Kimya'da Liderlik Değişimi Haber

BASF Türk Kimya'da Liderlik Değişimi

BASF Türk Kimya'da liderlik değişimi gerçekleşiyor. Tolga Demirözü BASF Türk Kimya Genel Müdürlük görevini 1 Aralık 2025 itibariyle Oğuz Bayrak'a devrediyor. Demirözü, 1 Mayıs 2022'de başladığı BASF Türk Genel Müdürlüğü görevinde, BASF'nin Türkiye grup şirketlerinde sürdürülebilir etki odağıyla başarılı bir liderlik sergilemiş, Türkiye'nin önde gelen iş ve sektör derneklerinde liderlik görevleri üstlenerek, BASF'nin kamu nezdindeki varlığını güçlendirmiş ve ülke kalkınmasına yönelik çalışmalarda aktif rol almıştır. BASF Ev Bakımı, Kurumsal ve Endüstriyel Temizlik İş Birimi Türkiye, Orta Doğu ve Orta Asya'dan sorumlu direktörü Oğuz Bayrak, mevcut görevine ek olarak 1 Aralık 2025'ten itibaren BASF Türk Genel Müdürlüğü ve BASF İnovasyon Teknoloji Merkezi Genel Müdürlüğü görevini üstlenecektir. Bayrak, 30 yıla yakın sektör tecrübesi, güçlü liderlik deneyimi ve bilgi birikimiyle şirketin stratejik hedeflerine katkı sunmaya devam edecektir. İlk ve orta öğrenimini Almanya'da tamamlayan Oğuz Bayrak, Kimya Mühendisliği kariyerine kozmetik sektöründe başlamıştır. İlerleyen yıllarda Fransa'da ve Türkiye'de Ar-Ge alanında çeşitli rollerde çalışmıştır. Daha sonra satış alanına geçen Bayrak, bu alandaki çalışmalarını 2011 yılından itibaren BASF Türk Kimya Evsel Bakım, Kurumsal ve Endüstriyel Temizlik bölümünde sürdürmektedir. Pazarlama, ürün müdürlüğü, üretim lokalizasyon faaliyetleri ve çeşitli bölüm projelerinde yer alan Bayrak, 2020 Şubat ayından sonra Evsel Bakım, Kurumsal ve Endüstriyel Temizlik ve Endüstriyel formülatörler iş biriminin yöneticiliğini üstlenerek temizlik sektörünün yanında tekstil, yapı kimyasalları, tarım, boya, plastik ve kauçuk gibi birçok endüstride faaliyetlerde bulunmuştur. Bayrak, Ocak 2025'den bu yana, Türkiye, Orta Doğu ve Orta Asya bölgesinden sorumlu olarak BASF Evsel Bakım, Kurumsal ve Endüstriyel Temizlik İş Birimi bölgesel yönetimini yürütmektedir.

2025’te Küresel Üretimde Fidye Yazılımı Tehdidi: Potansiyel Kayıp 18 Milyar Dolar Haber

2025’te Küresel Üretimde Fidye Yazılımı Tehdidi: Potansiyel Kayıp 18 Milyar Dolar

Tahminler, APAC, Avrupa, Orta Doğu, Afrika, BDT ve LATAM bölgelerinde, fidye yazılımı girişimlerinin tespit ve önlenme oranı, her bölgede toplam üretim kuruluşu sayısı, gerçek saldırılarda ortalama kesinti süresi, kuruluş başına ortalama çalışan sayısı ve ortalama saatlik ücret esas alınarak yapıldı. Kaspersky, VDC Research iş birliğiyle yaptığı açıklamada, 2025’in ilk üç çeyreğinde üretim kuruluşlarına yönelik fidye yazılımı saldırılarının 18 milyar dolardan fazla kayba yol açabileceğini duyurdu. Bu rakam, yalnızca üretim hattının durması nedeniyle iş gücünün boşta kalmasının doğrudan maliyetini yansıtıyor; operasyonel ve finansal etkiler ise çok daha yüksek olabiliyor. Kaspersky Security Network verilerine göre, Ocak-Eylül 2025 döneminde üretim sektöründe fidye yazılımı tespitlerinde bölgesel sıralama şu şekilde gerçekleşti: Orta Doğu (%7) ve Latin Amerika (%6,5) ilk sırada yer alırken; APAC (%6,3), Afrika (%5,8), BDT (%5,2) ve Avrupa (%3,8) bu sıralamayı izledi. Bu saldırıların tamamı Kaspersky çözümleri tarafından engellendi. Aşağıdaki potansiyel zarar tahmini, bu saldırılar başarılı olsaydı oluşabilecek finansal etkiyi gösteriyor. Fidye yazılımı üretim tesislerini hedef aldığında, üretim hatları durur ve bu durum, hem iş gücünün boşta kalması nedeniyle anlık gelir kaybına hem de üretimdeki azalma nedeniyle uzun vadeli eksikliklere yol açıyor. Ortalama saldırı süresi 13 gün (Kaspersky Olay Müdahale Raporu temel alınmıştır). 2025’in ilk üç çeyreğinde fidye yazılımı nedeniyle boşta kalan iş gücünün maliyeti bölgeler bazında şu şekilde hesaplanmıştır: Avrupa: 4,4 milyar dolarLATAM: 711 milyon dolarOrta Doğu: 685 milyon dolarBDT: 507 milyon dolarAfrika: 446 milyon dolar Tedarik zinciri aksaklıkları, itibar kaybı ve kurtarma masrafları gibi ek faktörler göz önüne alındığında, gerçek işletme kayıpları çok daha yüksek olabiliyor. VDC Research, Endüstriyel Otomasyon ve Sensörler Araştırma Direktörü Jared Weiner: “Araştırmamız, fidye yazılımının dünya genelindeki üretim sektöründe yaratabileceği finansal etkiyi tahmini olarak ortaya koyuyor. Üretim ortamlarının giderek karmaşıklaşması, uzmanlık açıklarının genişlemesi ve sürekli değişen iş gücü dinamikleri, çoğu kuruluşun siber güvenliği etkin bir şekilde yönetmesini zorlaştırıyor. Ancak bu konuda başarısız olmak, hem finansal kayıplara hem de itibar zedelenmesine yol açabilir. Etkin bir BT, OT ve IIoT koruması için güvenilir siber güvenlik sağlayıcılarıyla iş birliği yapmak kritik önem taşıyor,” yorumunda bulundu Kaspersky GReAT, Rusya ve BDT Araştırma Merkezi Başkanı Dmitry Galov konuya ilişkin şunları söyledi:“Hiçbir bölge fidye yazılımından muaf değil; ister Orta Doğu, LATAM, APAC, BDT, Afrika ya da Avrupa olsun, tüm üretim merkezleri sürekli hedef alınıyor. Daha önce tehdit aktörleri tarafından göz ardı edilebilecek orta ölçekli üreticiler de artık hedefte çünkü güvenlik bütçeleri daha küçük ve tedarik zinciri aksaklıklarının etkisi çoğu kişinin tahmin ettiğinden daha büyük olabiliyor. Üretim sektörü ve diğer tüm kuruluşlar, güvenilir ve kanıtlanmış savunma sistemlerine ve sürekli kullanıcı eğitimi programlarına ihtiyaç duyuyor.” Farklı bölgelerde fidye yazılımı ile ilgili daha fazla bilgi, Kaspersky’nin 2025 Fidye Yazılımı Durum Raporu’nda yer alıyor Kaspersky, kuruluşların fidye yazılımına karşı korunmaları için şu en iyi uygulamaları takip etmelerini öneriyor: Tüm uç noktalarda fidye yazılımı korumasını etkinleştirin. Ücretsiz Kaspersky Anti-Ransomware Tool for Business ,bilgisayar ve sunucuları fidye yazılımı ve diğer kötü amaçlı yazılımlardan korur, istismar girişimlerini engeller ve mevcut güvenlik çözümleriyle uyumludur.Endüstriyel ve kritik sektörlerin kapsamlı korunması için Kaspersky, OT sınıfı teknolojiler, uzman bilgi ve tecrübeyi birleştiren özel bir ekosistem sunar. Bu ekosistemin merkezinde, kritik altyapı koruması için tasarlanmış) is Kaspersky Industrial CyberSecurity (KICS) platformu bulunur. KICS, güçlü ağ trafiği analizi ve uç nokta koruma, tespit ve müdahale yeteneklerini sağlar. Geleneksel BT güvenlik önlemleri ile endüstriyel güvenlik teknolojilerini birleştirerek şirketinizi her türlü tehdide karşı donanımlı hâle getirir.Endüstriyel olmayan sektörlerdeki şirketler, gelişmiş tehdit tespiti, araştırma ve hızlı müdahale yetenekleri sağlayan anti-APT ve EDR çözümlerini kullanabilir. Kuruluşlar ayrıca SOC ekiplerine en güncel tehdit istihbaratına erişim sağlayabilir ve profesyonel eğitimlerle ekiplerini düzenli olarak geliştirebilir. Tüm bunlar Kaspersky Next Expert çatısı altında sunulmaktadır.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.